Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tasavvuf — Sayfa 45

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tasavvuf(5877) — Sayfa 45/60

Sohbet esnasında konuşma problemleri nelerdir?

Sohbeti hiçbir hafta duyamıyoruz diye şikayet ediliyor. Bayanlar ayrı, çocuklar ayrı konuşuyor. Çocuklar sürekli erkekler ve kadınlar tarafına gelip gidiyor. Bunu defalarca söylememize rağmen kardeşler bu konuda titiz davranmıyorlar. Bir konuşmacının konuşmasını kesmek, soh’te eden bir kimsenin sohbetini orta yerden kesmek; bunu bilmeyenler tamam, ama bunu bilerek yapmak Ebu Cehil ahlakıdır.

Kaynak: 508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan Suretinde Görünmesi ve Suf

Ebu Cehil’in sohbeti kesmesi neden bir ahlak sorunudur?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bütün akrabalarını topladı, yemek verdi. Cenab-ı Hakk’ın emrini yerine getirerek onlara dini tebliğ edecek. Tam anlatmak için sözü ele alıyor, konuşacak. Orta yerden Ebu Cehil çıkıyor: ‘Sen bunun için mi bizi topladın buraya?’ diyor, konuşmayı yarıda kesiyor. Hz. Peygamber tekrar başlıyor, yine Ebu Cehil çıkıyor: ‘İki lokma yemek yedirdin, bu yüzden mi bizi topladın? Lanet olsun bu yemeği yemeseydik de biz’ diyor.

Kaynak: 508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan Suretinde Görünmesi ve Suf

Sufilerin edep anlayışı nedir?

Sufiler edebe çok riayet ederler. Bilirler ki edebe riayet etmemek o kimsenin manen körelmesine sebep olur. Sufiler susmasını bilirler. Üstadı gelip oturduysa konuşmuyor ise hiç kimse konuşmaz. Herkes oturur, zikrullah yapar. Bize öyle öğretildi: Şeyhin yanında çay karıştırırken dahi ses çıkaramazsınız. Çaylar dağıtıldığında çatır çatır karıştırmak ancak ilk gelen dervişin, ilk gelen misafirin yapacağı şeydir. Kimse de dönüp bakmaz; herkes içinden ‘Bu arkadaş yeni gelmiş’ der.

Kaynak: 508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan Suretinde Görünmesi ve Suf

Hz. Peygamber’in yanındaki hırsız neden cehennemliktir?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin etrafında hizmet eden bir kimse vefat etti. Dediler ki ‘O cennetliktir, hani peygambere hizmet etti.’ Hz. Peygamber ‘Hayır, o cehennemliktir. Gidin evini araştırın’ dedi. Gittiler, baktılar ki beytülmalin malını çalmış. Onun Peygamberin yanı başında durması onu kurtarmadı. Ne dedi kızı Fatıma’ya? ‘Dikkat et. Babam peygamberdi diye kendi kendine emin olma. Babam peygamber demen seni kurtarmaz.’

Kaynak: 508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan Suretinde Görünmesi ve Suf

Dervişlikte edep ve incelik neden önemlidir?

O yüzden dervişlikte daha da incelik, daha da edep lazımdır. Eskimişlik insanı batırır. İnsan eskidikçe edebini derinleştirmelidir. Dervişlikte edep ve incelik, kişinin manevi gelişimini ve toplumda saygınlığını sağlar. Edeb, kişinin içsel ve dışsal davranışlarını düzenler ve toplumsal ilişkilerde güven ve saygı oluşturur.

Kaynak: 508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan Suretinde Görünmesi ve Suf

Tövbe edenlerin durumu nedir?

Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor: ‘Hata yapanların en hayırlısı tövbe edenlerdir. Günah işleyenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir. Tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir.’ (Tirmizi, Sünen, Kitabü’d-Daavat; İbn Mace, Sünen, Kitabü’z-Zühd)

O yüzden sufiler muhakkak her günün bitiminde; akşam namazında gün biter, İslami olarak günün bitimi akşam namazıdır, akşam namazından sonra yatmazdan önce muhakkak en az 70 kez, bir rivayette 100 kez tövbe ederler. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ‘Ben günde en az 70 kez, bir rivayette 100 kez Allah’a tövbe ederim’ buyurmuştur.

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Zevk-i sahip nedir?

Zevk-i sahip — Manevi hal yaşayanın coşkusu (kontrol edilmesi gereken hal)

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Zevk-i hakiki nedir?

Zevk-i hakiki — Kur’an ve Sünnet dairesinden taşmayan gerçek manevi zevk

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

Masumiyet karinesi nedir?

Masumiyet karinesi — Şia’nın imamlar için savunduğu hatasızlık inancı (Ehl-i Sünnet’te reddedilir)

Kaynak: 511. Dergah Sohbeti — Vesvese ve İman, Tövbe Ahlakı, Güzel Ahlak ve Allah’a Muht

512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği nedir?

Biatlaşma Sünneti ve Tarihsel Gelişimi

Hz. Peygamber’in Biatlaşması

Biz 7 veya 8 ya da 9 arkadaş Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanında idik. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bize ‘Allah’ın Resulüne biat etmez misiniz?’ dedi. Biz ellerimizi açarak ‘Biz sana biat etmiştik ya Resulallah, daha niye biat edeceğiz?’ dedik.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: ‘Allah’a kulluk edeceğinize, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza, beş vakit namazı kılacağınıza, başınızdakiler hayırla emrettiğinde itaat edeceğinize ve başkalarından hiçbir şey istemeyeceğinize biat edeceksiniz.’ Biz de bu hususlarda kendisine biat ettik.

Bundan sonra burada biat eden bu arkadaşlardan bazılarını gördüm; birinin kamçısı yere düşse hiçbir kimseden ‘şunu bina ver’ diye istemezdi. (Müslim, Ebu Davud, Nesai, İbn Mace)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zaman zaman bireysel olarak tek tek ashabından biat aldı. Bazı toplu 6-7 kişilik gruplar halinde biat aldı. Müslüman oldukları halde yeniden biat aldı. Malum Akabe biatı var, ağacın altındaki biyat var; onlar da hepsi biat ehliydi, hepsi Müslümandı ama yeniden biat aldı.

Biatın Manevi Boyutu: Allah’ın Eli

Cenab-ı Hak buyurdu ki: ‘Ellerinizin üzerinde Allah’ın eli vardı.’ (Fetih Suresi, 48/10) Yani biat edenlerin hepsi bu manada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin elinin üzerinden Allah’a biat etmiş oldu. Cenab-ı Hak, Hz. Peygamberin yapmış olduğu biatı kendi üzerine aldı fiiliyat olarak. Hz. Peygamberin elini tutan gerçekte Allah’ın elini tutmuş oldu.

Kim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tabi olursa gerçekte Allah’a tabi olmuştur. Hz. Peygamberin peygamberliğine iman etmek de Allah’a iman etmek gibidir. Çünkü başka bir hadis-i şerifte ‘Kim peygamberin peygamberliğine iman etmezse Allah’a iman etmemiş kabul edilir’ buyurulmuştur.

Dört Halife Dönemi ve Biatın İkiye Ayrılması

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri vefat ettikten sonra Müslümanlar Hz. Ebubekir radıyallahu anh hazretlerine hem siyasi olarak hem de dini olarak biat ettiler. Hz. Ebubekir’den Hz. Ömer efendimize, ondan Hz. Osman efendime, ondan Hz. Ali efendime kadar bu biatlaşma hem siyasi hem de dini olarak tek kutupda devam etti.

Hz. Ali efendimizin zamanında Muaviye ile aralarında hem hukuki hem siyasi ayrılıklar başlamıştı. Hz. Osman efendimizden sonra Muaviye uzun müddet Hz. Ali radıyallahu anh hazretlerine biat etmemişti. Malum Sıffın Vakası var, karşı karşıya kalınmalar var.

Hz. Ali radıyallahu anh hazretleri vefat ettikten sonra Kufe halkı Hz. Hasan efendime biat edip bu noktada siyasi ve dini olarak o biatı devam ettirmek istedi. Ama Muaviye savaş çıkaracak, ümmet ikiye bölünecek ve kan dökülecekti. Ümmetin ikiye bölünmesini ve kan dökülmesini engellemek için Hz. Hasan efendimiz hutbeye çıktı; Müslümanların dini olarak imamları olduklarını ama siyasi olarak Muaviye’ye biat ettiklerini söyledi.

Böylece İslam dünyasında dini biat ile siyasi biat bu noktada ayrıldı. İlk ayrılma noktası burasıdır. Oradaki Müslümanlar dini olarak Hz. Hasan efendime biat ettiler, imam olarak onu seçtiler. Siyasi olarak da biatlarını Muaviye’ye yaptılar.

Sufilerde Biatlaşma Geleneği

Hz. Hasan efendimizden sonra Hz. Hüseyin efendime dini olarak biat edildi. Sonrasında dini olarak biatlar çoğalmaya başladı. İnsanlar dini olarak hadis alimlerine, fıkıh alimlerine, züht ehli olan zahidlere, tabiinin ilk imamlarına biat etmeye başladılar. Bu ardından bir sufi yolunun oluşmasıyla artık sufiler üstadlarıyla biatlaşmaya başladılar ve üstadlarıyla biatlaşma sünneti böylece sufilerin içerisinde devam etti.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Biatlaşma nedir?

Biatlaşma: Giriş: Selamlama ve Genel Nasihatler

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah.

Uzun Kollu – Kısa Kollu Meselesi

Sufiler normalde bir şey tercih edeceklerse kısa kollu mu uzun kollu mu diye bakıldığında uzun kolluyu tercih ederler. Uzun sakallı mı kısa sakallı mı denildiğinde uzun sakallıyı tercih ederler. Sarıklı mı sarıksız mı denildiğinde sarıklıyı tercih ederler. Haydarili mi haydarisiz mi denildiğinde haydariliyi tercih ederler. Kur’an-ı Kerim’i hangisi daha güzel okuyor diye bunun gibi şeylere dikkat ederler. O yüzden normalde bu mesele uzun kollu kısa kollu meselesi değildir. Ama tercih açısından daha takva olan, daha İslami kurallara ve ritüellere tabi olan kimseler bunu tercih ederler. Hani imamiyette aranıyor ya; sakalsız imam mı sakallı imam mı, sakallı imam. Kur’an-ı Kerim’i tecrübeyle okuyor mu tecrübesiz okuyor mu, tecrübeyle okuyor. Bunun gibi ölçülerle bakılır.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Dinde aşırılık nedir?

Dinde aşırılık, sünneti Resulullah’ın çizgisini aşmaktır din adına. 30 Ramazan farz iken adam Ramazan orucunu 35’e, 40’a, 50’ye çıkarıyor. Veyahut namazın sünnetleri belli, sünnet namazlar belli, nafile namazlar belli; bunun haricinde namaz üretiyor. Zekat belli; bunun haricinde zekat belirliyor kendince. Bunun gibi dinde ölçüler bellidir. Allah dini tamam etmiştir: ‘Bugün sizin dininizi tamam ettim ve size din olarak İslam’ı seçtim’ buyurmuştur. Din tamam olmuştur.

Dinde aşırılık normalde din, Kur’an ve sünnet ile çevresi belirlenmiştir. İbadetlerin çevresi belirlenmiştir. Haramların, helallerin çevresi belirlenmiştir. Birisinin kalkıp çayı haram etmesine, birisinin kalkıp kahveyi haram etmesine, veya bir meyve suyunu haram etmesine benziyor bu. Normalde haram olanlardan değilken haram ediyor. Dinde aşırılık budur.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Toplumun ‘aşırı dinci’ kavramı nedir?

Toplum içerisindeki ‘aşırı dinci’ söylemi ise farklıdır. O söyleyen kimse, kendi dairesinde bir namaz kılanı aşırı olarak görüyor. Sakal bırakanı aşırı görüyor. Bir kimse sünnete, Resulullah’a bağlıysa onu aşırı görüyor. O yüzden ‘aşırı dinci’ dedikleri o kavramın içerisine aslında bütün Müslümanları koyuyorlar. İbadet ehli, takva sahibi bütün Müslümanlar o kavramın içerisine konuyor.

Mesela bizler onlar için aşırı dinciyiz. Bir kimse beş vakit namazını tam kılmaya devam ediyorsa, bunda titizlik gösteriyorsa aşırı dinci sayılıyor. Bir kimse 30 Ramazan orucunu tutuyorsa, ağustos veya temmuzda sıcakta da olsa tutuyorsa aşırı dinci deniyor. Kadınlar tesettüre riayet ederlerse, başını örtmekle kalmayıp vücut hatlarını belli etmeyen, içini de göstermeyen bir tesettür seçerlerse aşırı dinci sayılıyorlar.

Hanefi mezhebine göre kadının tesettürü; yüzü, elleri ve ayakları hariç herhangi bir yerini örtmesi, vücut hatlarının belli olmaması ve iç kıyafetinin görünmemesidir.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Erkeklerin dar pantolon giymesi hükmü nedir?

Ne yazık ki çocuklarımızın hepsi kız erkek etkileniyorlar. Normalde çok dar pantolon giymek erkekler için de caiz değildir. Aynı vücut hatlarının belli olmaması ölçüsü erkekler için de geçerlidir. Erkeklerin dar, streçli, vücut hatlarının önünü ve arkasını belli eden pantolon giymeleri de caiz değildir. Aynı kadınlar gibi; kadınların nasıl dar, açık, vücut hatlarını belli eden kıyafetler caiz olmadığı gibi erkekler için de caiz değildir.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Kadınların mezarlık ziyareti hükmü nedir?

Bayanlar mezarlığın içine girerek dua edebilir mi sorusuna cevap olarak; hayır, edemezler. Hanefiler buna hayır fetvası vermişlerdir. Konuyla ilgili hadis mevcuttur.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Hafıza teknikleriyle Kur’an-ı Kerim’e anlama dersi nedir?

Dergahımız bünyesinde bayanlara yönelik hafıza teknikleriyle Kur’an-ı Kerim’e anlama dersi yapılacaktır. Katılım ücretsizdir. 30 saatlik çalışma sonucunda Kur’an-ı Kerim’e mana verebilecek ve okunduğu zaman kısmen anlayabilecek noktaya gelinecektir. Çalışma cumartesi günü başlayacaktır. Kayıt ve detaylı bilgi için Bursa bayan sorumlusuna müracaat edilebilir.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Vergi ödemeden nakliye işi yapma meselesi nedir?

1500 TL maaşla çalışan ve devlet vergi olarak 250 TL civarı maaşından vergi kesilen bir kardeşimiz, kamyonetiyle vergiye girmeden nakliye türü işlerden para kazanmasının, vergi ödeyip bu işi yapanların hakkına girip girmeyeceğini sordu. Normalde sigortalı olması ve vergi mükellefiyeti olması lazım nakliye işi yapması için. Kazanç elde ederse vergi mükellefi olması gerekmektedir. Bu konuda detaylı bilgi için ilgili arkadaşla görüşülmesi uygun olur.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Zikir çekerken gözlerin kapanması nedeni nedir?

Zikir çekerken gözler kapanır çünkü normalde biz kapatırız; etrafla ilgimiz alakamız kesilsin de sırf kalbi olarak Allah’la bağlantı kuralım diye gözlerimizi kapatırız. Böylece dış dünyadan soyutlanarak tamamen kalbimizle Allah’a yönelmiş oluruz.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Namazda odaklanma ve huşu neden önemlidir?

Namaz kılarken kendini odaklayamayan kimse şöyle yapmalıdır: Namazı baştan niyet ederken abdestinizi düzgün alın. Abdesti düzgün aldıktan sonra Allah’ın hususi huzuruna, hususi yakınlığına doğru yürüdüğünüzü tefekkür edin, düşünün. Ve namaz başlamazdan önce direkt huzurullahta namaz kıldığınızı ve nam,azın O’nunla görüşmeye, konuşmaya vesile olacağını kendi kendinize niyet edin.

Çünkü ‘Kulumun bana en yakın hali secde halidir’ buyurulmuştur. Namazda secde vardır. O yüzden o secde, kulun Allah’a en yakın olduğu haldir. O hali tefekkür ederek bir kimse namaza girerse inşallah bu noktada sıkıntı olmaz.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Tefsir kitabı tavsiyeleri nelerdir?

Tefsir okumalarına hangi eserle başlanması gerektiği sorulduğunda şunu söyleyebilirim: Ben bir meseleye bakarken birinci derecede Tefsir-i Taberi’ye bakıyorum. Eğer orada bulamazsam zaman zaman Elmalılı Tefsiri’ne bakıyorum. Hadislerle Kur’an Tefsiri’ne bakıyorum. Ondan sonra Kurtubi’nin tefsiri var, Kurtubi’nin tefsirine bakıyorum. Çok az da olsa Tefsir-i Kebir var, Fahreddin Razi’nin eserine bakıyorum.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Dinde aşırılık ve toplumun ‘aşırı dinci’ kavramı aynı mıdır?

Dinde aşırılık, sünneti Resulullah’ın çizgisini aşmaktır din adına. 30 Ramazan farz iken adam Ramazan orucunu 35’e, 40’a, 50’ye çıkarıyor. Veyahut namazın sünnetleri belli, sünnet namazlar belli, nafile namazlar belli; bunun haricinde namaz üretiyor. Zekat belli; bunun haricinde zekat belirliyor kendince. Bunun gibi dinde ölçüler bellidir. Allah dini tamam etmiştir: ‘Bugün sizin dininizi tamam ettim ve size din olarak İslam’ı seçtim’ buyurmuştur. Din tamam olmuştur.

Dinde aşırılık normalde din, Kur’an ve sünnet ile çevresi belirlenmiştir. İbadetlerin çevresi belirlenmiştir. Haramların, helallerin çevresi belirlenmiştir. Birisinin kalkıp çayı haram etmesine, birisinin kalkıp kahveyi haram etmesine, veya bir meyve suyunu haram etmesine benziyor bu. Normalde haram olanlardan değilken haram ediyor. Dinde aşırılık budur.

Toplum içerisindeki ‘aşırı dinci’ söylemi ise farklıdır. O söyleyen kimse, kendi dairesinde bir namaz kılanı aşırı olarak görüyor. Sakal bırakanı aşırı görüyor. Bir kimse sünnete, Resulullah’a bağlıysa onu aşırı görüyor. O yüzden ‘aşırı dinci’ dedikleri o kavramın içerisine aslında bütün Müslümanları koyuyorlar. İbadet ehli, takva sahibi bütün Müslümanlar o kavramın içerisine konuyor.

Mesela bizler onlar için aşırı dinciyiz. Bir kimse beş vakit namazını tam kılmaya devam ediyorsa, bunda titizlik gösteriyorsa aşırı dinci sayılıyor. Bir kimse 30 Ramazan orucunu tutuyorsa, ağustos veya temmuzda sıcakta da olsa tutuyorsa aşırı dinci deniyor. Kadınlar tesettüre riayet ederlerse, başını örtmekle kalmayıp vücut hatlarını belli etmeyen, içini de göstermeyen bir tesettür seçerlerse aşırı dinci sayılıyorlar.

Hanefi mezhebine göre kadının tesettürü; yüzü, elleri ve ayakları hariç herhangi bir yerini örtmesi, vücut hatlarının belli olmaması ve iç kıyafetinin görünmemesidir.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Siyasi biat ne demektir?

Siyasi biat da kendi yolunda devam etti. Devletlerin sınırları genişledikçe Müslümanların tek tek bir devlet başkanına biat etme geleneği kalmadı. Kim devlet başkanı olduysa oldu; insanlar ona isyan etmediyse, o topraklarda yaşadıysa, o devletin tebaası olduysa, o bayrağının altında yaşadıysa ona biat edilmiş kabul edildi.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Osmanlı Dönemi’nde halifelik ve şeyhülislam nasıl bir rol oynadı?

Osmanlı’da Yavuz Sultan Selim’den sonra dini biat noktası ile siyasi biat noktası tekrar birleşti. Halifelik birleşince her Osmanlı padişahı aynı zamanda İslam halifesi oldu. İslam halifesi olunca din işlerinin yürütülmesi için çeşitli mekanizmalar kuruldu. Şeyhülislam, camilerin açılması ve kapanması, tekkelerin açılması, tekkelere şeyhlerin atanması gibi işlerin hepsine icazet veriyordu. Tek merkezden yönetiliyordu. Şeyhülislam tekkeleri, zaviyeleri, medreseleri kontrol etme, onları Kur’an ve Sünnet dairesinde çalışıp çalışmadığını denetleme, sıkıntı varsa hizaya getirme görevini devam ettiriyordu.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Meclis-i Meşayih ne işe yaradı?

Bir müddet sonra batıni meseleler zahiri meselelerden farklı olduğu için Meclis-i Meşayih kuruldu. Bu Mecl, tasavvuf yolunda giden sufi topluluklara ve tarikat topluluklarına denetim yapıyor, yapılması ve yapılmaması gereken şeyleri düzenliyordu.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Cumhuriyet Dönemi’nde biatlaşma sünneti nasıl devam etti?

Cumhuriyetle beraber halifeliğin kaldırılması, padişahlığa son verilmesi, son padişahın sürülmesi ve son halifenin azledilmesiyle beraber Müslümanlar siyasi olarak başsız kaldı. Ama sufiler öteden beri bu biatlaşma sünnetini sufilik dairesinde, dergahlarda, tarikatlarda devam ettirdiğinden dolayı bu gelenek günümüze kadar geldi.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Sufilerin Cumhuriyet dönemindeki direnci nasıl ifade edildi?

Her türlü baskıya, her türlü zulme, her türlü sıkıntıya, her türlü nahoş problemlere rağmen bu yol hiç kapanmadı. Bu yol hiç inkıtaya uğramadı. Sufiler şeyhten şeyhe; her ne kadar tasvip etmesek de babadan oğula, olmayan yerde onlar bayrağı sallandırdılar, bir şekilde yolu devam ettirdiler.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

İstiklal Mahkemeleri ne işe yaradı?

Cumhuriyetin ilk dönemindeki istiklal mahkemelerinde 700’ün üzerinde kayıtlı idam gerçekleştirildi. Kayıtsızların ne olduğu belli değil. Söylentilere göre bir gecede Konya’da 600 küsur kişi asılmış; mahallelere darağaçları kurulmuş, mahallelerde asılmışlar.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

İstiklal Mahkemeleri tutanakları neden açıklanamıyor?

İstiklal mahkemelerinin tutanakları hâlâ açıklanmaz. Meclis bu konuda çalışma yapamaz, yasaktır. İstiklal mahkemeleri tutanaklarını konuşamazsınız. Birinci ve ikinci meclisin bazı meclis konuşmaları yasaktır, tutanakları gizlidir. Bugünkü meclis başkanı bile onu okuyamaz.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Sufilik yolu nasıl korunmuştur?

Sufilik yolu, Allah’a insanları götüren özel bir yoldur. Tarih boyunca bunlarla savaşan siyasiler, askeri erkan hepsi de çökmüştür. Gerçek sufilerle uğraşan herkes kendi aptallığıyla giyotinin altına kafasını koymuştur.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Biatlaşma adabı ve biatname geleneği ne anlama gelir?

Biatname geleneğinin tarihsel önemi, Osmanlı’da biatnamesi olanlara asker alınmıyordu. Bu biatlaşma, biatnamesi önemliydi çünkü biatnamesi olan vergiden muaf oluyordu ve asker alınmıyordu. O şeyh de o biatnameyi herkese vermiyordu.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Cumhuriyet Döneminde icazet meselesi nasıl gelişti?

Bu biatlaşma Osmanlı’dan sonra da cumhuriyet döneminde de devam etti. Şeyh efendi de Allah rahmet eylesin bu biatlaşmaları devam ettirirdi. Ama şeyh diye mühür basmak son dönem cezası 13 yıldı. O yüzden icazet verilirken ‘hadim-ül fukara’ gibi ibareler kullanılırdı, şeyh ibaresi yazılmazdı.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Biatlaşma esnasında verilen sözler nelerdir?

Biatlaşma esnasında verilen sözün harfiyen yerine getirilmesi gerekir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ‘Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza, beş vakit namazı kılacağınıza’ diye tek tek söz alıyordu.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Hz. Ebubekir’in biatına sadakati nasıl ifade edilir?

Hz. Ebubekir radıyallahu anh hazretleri halife iken devesini ıhlatıyor, kamçısı düşüyor. Diyorlar ki: ‘Ya Emir-ül Müminin, biz verirdik, bize söyleseydin.’ Hz. Ebubekir diyor ki: ‘Hem arkadaşım dostum olan, hem de benim Peygamberim olan Muhammed Mustafa’ya söz verdim, biatlaştık. Bana dedi ki hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğine bana söz ver. Ben de ona söz verdim; düşen kamçımı dahi hiç kimseden istememeye.’

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Ebu Zer-i Gifari Hazretlerinin biatı nasıl ifade edilir?

Ebu Zer-i Gifari hazretleri diyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bana buyurdu: ‘Ey Ebu Zer, dikkat et, senden biatlaşma alacağım, hazır mısın?’ ‘Hazırım ya Resulallah.’ ‘İyi düşündün mü?’ ‘Düşündüm ya Resulallah.’ ‘İyi düşündün mü?’ ‘Düşündüm ya Resulallah.’ ‘Hiç kimseden hiçbir şey istememeye bana söz ver.’ ‘Söz verdim ya Resulallah.’ ‘Eğer bunu yerine getirirsen ben de sana cenneti söz verdim.’

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Hadis inkarcıları ve ilahiyatçılar meselesi nasıl eleştirildi?

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin söylediği Allah’ın söylediği gibidir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yasakladığı Allah’ın yasakladığı gibidir. Kim Peygamberin yasağına uymazsa Allah’ın hududunu, hukukunu çiğnemiştir. Kim Peygamberin sözünün hilafına söz söylerse Allah’ın sözünün hilakına söz söylemiş olur.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Sufilere yönelik saldırılar nasıl eleştirildi?

Bunlar hususi hazırlanmış proje adamlarıdır. Ve bunların saldırdıkları tek yer sufilerdir. Çünkü şu anda İslam dünyasının içerisinde selefi-vahhabi çizgisine kaymayan, İran şiasına kaymayan, dinini imanını vatanını satmayan bir tek sufiler kaldı. Saf Kur’an ve sünneti yaşayan, saf Kur’an, sünnet ve imamların içtihadında duran bir tek sufiler kaldı.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

İlahiyatçıların tutumu ve rüya meselesi nasıl eleştirildi?

Bu ilahiyatçılarda da bir hastalık var. Onlar da diyorlar ki: ‘Biz ilahiyatçıyız, biz alimiz, biz ulemayız, biz bileniz. Bizim peşimizden gelmiyorlar da cahil cühelanın peşinden, şeyhlerin peşinden gidiyorlar.’ Gel otur kardeşim, sen geldin de sohbet ettirmedik mi sana? Gel, sen geldin de kürsü, mikrofon vermedik mi sana? Gelmezler ki.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Kimin peşinden gidiyor insanlar?

İşte rüyasında görmüş, halinde görmüş, Allah’a yalvarmış: ‘Ya Rabbi, ben nefsimi tezkiye edeceğim, nefsimle mücadele edeceğim, Sana yakın olacağım, sufilik yolunda gideceğim, bana bir yol göster.’ Cenab-ı Hak ona rüyasında bir üstad göstermiş, bir veli göstermiş; ona tabi olmuş, ona teslim olmuş.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Rüya ne alakası var?

Ayet var diyorsun, ‘Peygamber misiniz siz?’ diyor. Hadis var diyorsun, ‘Sahabe misiniz siz?’ diyor. İlim yok, reddediyor; adam ilimle cevap vermiyor.

Kaynak: 512. Dergah Sohbeti — Biatlaşma Sünneti: Tarihsel Gelişimi ve Sufi Geleneği

Biatlaşma ne demektir?

Biatlaşma, bir sûfîyi daha disiplinli eder. Kur’ân ve sünnete uydurmaya, verdiği sözde durmaya çalışmasını sağlar ve onu ileriye doğru götürür. Ancak ahitleşmeyi yapan kimse bu noktada durmazsa, mânen de sıkıntı yaşar. O yüzden biatlaşmada kişi iyi düşünmeli, iyi analiz etmelidir.

Kaynak: 513. Dergah Sohbeti — Biatlaşma, İhsân Hedefi ve Helâl Ticâret

Biatlaşma sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Bir kimse bir üstâda intisap ettiyse, intisap ettiği an onun dönüm noktasıdır. Kur’ân ve sünnet dâiresinde açık bir yanlışlıkta ısrar görülmediği müddetçe, o sûfîye düşen vazife liman babası gibi oturup kök salmaktır. Ama dikkat: öyle bir fırtına eser, öyle bir gemi sana öyle sağlam bir halat atar ki, liman babasını bile söker götürür.

Kaynak: 513. Dergah Sohbeti — Biatlaşma, İhsân Hedefi ve Helâl Ticâret

Nefis bahâneleri neden önemlidir?

Nefis, şeytanla ortaklaşa çok karıştırır: ‘Şeyh Efendi bana ters baktı, telefonuma bakmadı, mesajıma cevap vermedi.’ Bir kimse biatlaştığı yoldan dönmek için bahâne aramaya başlarsa, zâkiri bahâne eder, çavuşu bahâne eder, oradaki bir kardeşi bahâne eder. Kendi istedikleri olmamıştır, nefis buradan fırsat bulur.

Kaynak: 513. Dergah Sohbeti — Biatlaşma, İhsân Hedefi ve Helâl Ticâret

Sûfîliğin hedefi nedir?

Sûfîliğin yolu, menzili ve niyeti: Îmân, İslâm, İhsân. Bu üç hâli üzerimizde bulundurmak. Kur’ânî tâbirle: ilmel yakîn, aynel yakîn, hakkel yakîn. Cebrâil aleyhisselâm’ın meşhur sorusunda: ‘Îmân nedir? İslâm nedir? İhsân nedir?’

Kaynak: 513. Dergah Sohbeti — Biatlaşma, İhsân Hedefi ve Helâl Ticâret

Hadîs-i Kudsî: Farzlar ve Nâfilelerle Yaklaşma ne anlama gelir?

Kul farzları yerine getirmekle Allah’a en sevimli işi yapar. Nâfilelerle ona yaklaşır. Allah onu sever. Allah onu sevince: gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, söyleyen dili olur. Onunla konuşur, onunla duyar, onunla görür, onunla tutar, onunla koşturur (Buhârî, Rikâk 38). İşte sûfîliğin yol düstûrları bunlardır.

Kaynak: 513. Dergah Sohbeti — Biatlaşma, İhsân Hedefi ve Helâl Ticâret

Tekkeleri kapattılar, medreseleri kapattılar, her şeyi kapattılar mı?

İslâm hâlâ tertemiz duruyorsa, o sûfîlerin kanalından geliyor. Bu Anadolu topraklarında hâlâ Kur’ân ve sünnet denkleminde yaşanıyorsa, sûfîler kanalıyla geliyor. Tekkeleri kapattılar, medreseleri kapattılar, her şeyi kapattılar. Ama o Allah âşıkları ev ev, oda oda, basıla basıla, çile çeke çeke geldiler ve ayakta duruyorlar.

Kaynak: 515. Dergah Sohbeti — Zikrullah, Sema, Sûfîlik ve Ortadoğu Siyâseti

Cenâb-ı Hak buyuruyor: ‘Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz’ (Yâsîn 36:21) mıdır?

Cenâb-ı Hak buyuruyor: ‘Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz’ (Yâsîn 36:21). Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in dilinden de: ‘Benim ücretim Allah’tandır.’ Hûd sûresinde bir başka peygamberin dilinden de: ‘Benim ücretim ancak Allah’a âittir.’ Antakyalı Habîb’in ağzından da Cenâb-ı Hak aynı emri veriyor.

Kaynak: 515. Dergah Sohbeti — Zikrullah, Sema, Sûfîlik ve Ortadoğu Siyâseti

516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık nedir?

Sünnete: Yakînlik Nedir? İlmel Yakîn, Aynel Yakîn, Hakkel Yakîn Hadîs-i Kudsî’de Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: ‘Kim farzları yerine getirirse Allah’a en sevimli işi yapmış olur. Nâfilelerle de Allah’a yaklaşır.’ Demek ki yakınlığın ilk adımı farzları yerine getirmektir. Ancak farz ibâdetleri yerine getirmek, toplumumuzda sadece namaz, oruç, hac gibi ibâdetler olarak algılanıyor. Oysa farzların en önemli kısmı haramlardan uzak durmaktır. Bir kimsenin haramdan uzak durması da farzdır.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Yakînliğin üç mertebesi nelerdir?

Yakînliğin Üç Mertebesi İlmel yakîn: Farz ibâdetleri yerine getirmek. Bu, bilgi düzeyinde Allah’a yakınlıktır. Aynel yakîn: Güzel ahlâkla ahlâklanmak, nâfilelerle yaklaşmak. Kul yaklaştıkça yaklaşır, yaklaştıkça yaklaşır. Bu mertebede kişi şevk ehlidir; Allah’ı sevmesi gerekir, çünkü sevmezse yaklaştıkça yaklaşma hâlini koruyamaz. Hakkel yakîn: Allah’ın o kulu sevmesi. Yaklaştıkça yaklaşanı Allah sever; Allah’ın sevgisinin o kimse üzerinde tecellî etmesi hakkel yakîndir. Bu mertebe kulun gayretiyle başlar ama Allah’ın fazlı ve seçiciliğiyle tamamlanır.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Nâfile ibâdetlerin yakınlık açısından önemi nedir?

Güzel Ahlâk: Nâfile İbâdetlerden Üstün Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem güzel ahlâkı çok övmüştür. Bazı rivâyetlerde nâfile namazlardan ve nâfile oruçlardan üstün olduğunu, bazı rivâyetlerde cihattan üstün olduğunu, bazı rivâyetlerde ise farz namaz ve orçla eşdeğer olduğunu buyurmuştur. Hatta zayıf sayılmış bir rivâyette farzlardan dahi üstün olduğu nakledilmiştir.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Sûfîlik ve tarikat anlayışında temel farklar nelerdir?

Sûfîlik ve Tarikat Anlayışı: Temel Farklar Pîr Efendilerin Yolu: Tarikat Değil Sûfîlik Pîr Efendilerin hiçbiri tarikat kurma noktasında yola çıkmamıştır. Abdülkâdir Geylânî Hazretleri ‘Ben Kâdirî tarikatını kuracağım’ diye oturmamıştır. Mevlânâ ‘Ben Mevlevî tarikatını kuracağım’ diye yola çıkmamıştır. Şâh-ı Nakşibend, Hacı Bayram Velî, bütün pîr efendiler — hiçbiri yolun başında tarikat kuracağım diye yola çıkmaz. Aynı şekilde mezhep imamları da böyledir; İmâm-ı Âzam ‘Ben Hanefî mezhebini kuracağım’ diye yola çıkmamıştır.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Sûfî öğretisi nasıl şekillenir?

Sûfî Öğretisi: Direkt Sünnete Resulullah Bugün için tarikat öğretisi mümkün değildir; Sûfî öğretisi gerekir. Sûfî öğretisi demek, direkt Sünnete Resulullah’tan almak demektir. Burada mezhebi terk etmek söz konusu değildir; ama mezhebin dar kaldığı yerlerde Sünnete Resulullah’a başvurup çıkış yolu bulmak esastır. Bizim öğretimiz hadisler üzerinden yürür. Arkadaşlar bolca âyet ve hadis öğrenirler. Sûfîliği hadislerin üzerinden okumaya çalışırız. Bir müddet sonra hadislerle dinini yaşamaya çalışanlar floresan lambası gibi parlar, bulundukları yerlerde insanlara ışık tutarlar. Üzerlerindeki ışık Hz. Muhammed Mustafa’dan yansıyan, Kur’ân’la yoğrulmuş bir nûrdur.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Sünnete Resulullah’a nasıl bağlanmalıdır?

Sünnete Resulullah’a Sımsıkı Bağlanmak Peygambersiz Kur’ân’ı anladığını düşünenler yalancıdır. Asla Kur’ân’ı anlayamazlar. Onlar sapıktır, sapkındır. Sünnetsiz Kur’ân’ı anlamaya çalışanlar hevâ ve heveslerine uyarak Kur’ânı yorumlarlar. Şu mecliste veyâhut ömrümün sonuna kadar yanımda hiç kimsenin kalmayacağını bilsem dahi, en şiddetli bir şekilde hadislere bağlı kalmaya, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yolunu takip etmeye devam edeceğim. Deccâliyet ve şeytâniyet kol geziyor, sapıklık kol geziyor. Bu deccâliyetten kurtulmanın yolu sımsıkı Sünnete Resulullah’a bağlanmaktır.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Anadolu Sûfîliği dışarıdan gelen öğretilere nasıl karşı çıkmaktadır?

Anadolu Sûfîliği ve Dışarıdan Gelen Öğretiler Anadolu’nun Öz Yapısı Mevlânâ’nın, Yûnus Emre’nin, Hacı Bektaş Velî’nin Anadolu kültürüne sindirdiği öğreti, toplumun genlerine işlemiştir. Din eğitimi almamış bir insan bile Mesnevî dinlediğinde ‘Sanki yüzyıllardır bildiğim bir şey bu, bu benim kültürüm, bu benim içime sinen bir şey’ der. Çünkü Anadolu âlimleri kıssaların, hikâyelerin, benzetmelerin üzerinden bu öğretiyi millete yedirmişlerdir.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Sûfîlikte ücret almamak ve istememeye söz vermek neden önemlidir?

Sûfîlikte Ücret Almamak ve İstememeye Söz Vermek Sûfîliğin özü istemeyeceğine söz vermektir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Sevbân radıyallâhu anh’a buyurmuştur: ‘İyi düşün, senden bir söz alacağım. Hiç kimseden hiçbir şey istememeye bana söz ver; ben de sana cennet sözü vereyim. Düşen ayakkabının bağı dahi olsa.’ Sevbân söz vermiştir (Ebû Dâvûd, Zekât 27; Nesâî, Zekât 84). Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh da bu biate sâdık kalmış, devesinden inerken kırbacını kendisi almış, kimseye ‘ver’ dememiştir.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Meydanda olmak, sûfîliğin şeffaflığı mıdır?

Meydanda Olmak: Sûfîliğin Şeffaflığı Bir kimse yerin altına giriyorsa bilin ki sıkıntı vardır orada. Biz meydandayız; basıla basıla geliyoruz. İstedikleri zaman basıyorlar, inceliyorlar, araştırıyorlar, bir şey bulamıyorlar, bırakıyorlar. Kapı açık, isteyen girip çıkıyor, sivil polisler de dahil.

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Yûnus Emre Dîvânı ne anlama gelir?

Yûnus Emre Dîvânı — Anadolu’nun mânevî mimarlarından

Kaynak: 516. Dergah Sohbeti — Yakînlik Mertebeleri, Sûfîlik Anlayışı ve Sünnete Bağlılık

Müşâhede ve münâfıklık hissi nedir?

Sûfîler bu hadîsi kendilerine ölçü olarak alırlar. Sahâbe, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda cenneti ve cehennemi müşâhede eder hâle geliyorlardı. Aynı şekilde dervişler de dergâha geldiklerinde, zikrullaha oturduklarında müşâhedeleri açılır; zikrullahtan ayrıldıktan sonra ise eski hâllerine dönerler.

Kaynak: 517. Dergah Sohbeti — Zekât Hesaplama, Peygamber Filmleri, Âile Hayatı ve Müşâhe

Aşırılığa kaçmanın tehlikeleri nelerdir?

Bir kısım tasavvuf ehli, dervişlerin üzerinde yirmi dört saat rabıta ve müşâhede baskısı uygular. Bu durum dervişlerin psikolojisini bozar. Devamlı rabıta edeceğim diye uğraşan, gözünü bir tarafa dikip mânevî âlemle iletişim kuracağım diye zorlanan kimseler, sûfîlik adı altında ruh sağlıklarını tehlikeye atarlar.

Kaynak: 517. Dergah Sohbeti — Zekât Hesaplama, Peygamber Filmleri, Âile Hayatı ve Müşâhe

Hanzala’nın kendisini münâfık görmesinin sebebi nedir?

Hanzala’nın kendisini münâfık görmesinin sebebi, müşâhededen bir an uzaklaşmasıdır. Cennetin ve cehennemin gözünün önünden bir an dahi olsa uzaklaşmasını münâfıklık olarak nitelendirmiştir. Ama bu, itikatta değil amelde bir eksiklik hissidir.

Kaynak: 517. Dergah Sohbeti — Zekât Hesaplama, Peygamber Filmleri, Âile Hayatı ve Müşâhe

Sûfîlerin bu hadisten çıkardığı ölçü nedir?

Sûfîlerin Bu Hadisten Çıkardığı Ölçü Sûfîler bu hadisle bir kimsenin Allah dostu olup olmadığına dair kendilerince ölçü çıkarırlar. Eğer bir kimseyi müminler sevmiyorsa onun küfrüne veya münafıklığına işarettir. Eğer bir kimseyi müminler seviyorsa o kimsenin Allah dostu olduğuna işarettir. Ama bir kimseyi kâfirler de seviyorsa müminler de seviyorsa o kimsenin münafık olduğuna işarettir. Müminlerin dostu ancak müminlerdir. Cenab-ı Hak müminlere emretmiştir ki: "Siz kâfirleri kendinize dost edinmeyin." Birbirine benzeyenler dost olurlar; birbirine benzemeyenler birbirleriyle dost olamazlar.

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

Sûfîliğin ticarileştirilmesi eleştirisi nedir?

Sûfîliğin Ticarileştirilmesi Eleştirisi Zenginler bir yerde, öğretmenler bir yerde, mühendisler bir yerde, doktorlar bir yerde, savcılar bir yerde, hakimler bir yerde… Fukaralar hiçbir yerde, parya. Hepsi de çok fazla para verenler: Amerika seyahati, muhterem hoca efendileriyle yemek yemeler. Bak Allah bir tokat vurdu, darma duman oldu. Neden? Sünnet-i Resulullah’a aykırı. Birisi anlattı: beş yıldızlı otelde sûfî sohbeti dinliyorlar. Konferans salonuna girmek için kişi başı bin dolar, on günlük program 2.500 dolar oda ücreti, toplamda 10.000 dolar adam başına. Özel ders almak istersen ayrıyeten ücret. Özel ümre programı kişi başı yaklaşık 30.000 doları buldu. "Ne anlatıyor size?" "Çok derin anlatıyor." Söylediğiniz bir tek şey var: "Çok derin anlatıyor." Bu kadar parayı aldıktan sonra derini anlatır tabii.

Kaynak: 521. Dergâh Sohbeti – Disiplin ve İstikamet, Arkadaşlık Adabı ve Zikir Halkasını

Sûfînin Sorumluluğu Nedir?

Yaptıklarımız ve Yapmadıklarımız. Avâm için ölçü hiç kimseye kötülük yapmamaktır; herkesin mecbur yapması gereken bir şey bu. Bir Müslümanın birinci derecede diğer Müslümanlar onun elinden ve dilinden emin olacaklar; bu işin zemini. Sûfî ise bir çıt üstüdür: bir şey yapabilirdi, yapmadı. Sûfî bundan sorumluluk duyacak.

Kaynak: 524. Dergâh Sohbeti — Orucun Mahşerdeki Fazîleti, Kul Hakkı ve Sûfî Sorumluluğu

Sevdiklerimizden ve Sevmediklerimizden Sorumluyuz Mu?

Sadece yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz. Sevdiklerimizden ve sevmediklerimizden sorumluyuz. Bir sûfîyi sevmediysen sorumlusun, bir zikredeni sevmediysen sorumlusun. Sarığı sevmemek, sakalı sevmemek, zikredeni sevmemek, velîliği inkâr etmek küfre götürür insanı. Haram işleyen bir kimseyi sevmek de küfre götürür. Allah’ın dostlarına düşman olmak insanı küfre götürdüğü gibi Allah’ın düşmanlarına dost olmak da insanı küfre götürür.

Kaynak: 524. Dergâh Sohbeti — Orucun Mahşerdeki Fazîleti, Kul Hakkı ve Sûfî Sorumluluğu

Sûfî Merkezli Hayat: Kurtuluş Yolu Nedir?

Bu insanlık kurtuluş yolunu bulamayacak; ne tarafa giderlerse gitsinler eninde sonunda dönüp dolaşacakları yer sûfî merkezli bir hayat yaşamaktır. Toplumu sûfî ahlâkıyla, sûfî inancıyla buluşturmaktır. Hükümetlerin, devletlerin, uluslararası güç odaklarının başka kurtuluşları yok.

Kaynak: 524. Dergâh Sohbeti — Orucun Mahşerdeki Fazîleti, Kul Hakkı ve Sûfî Sorumluluğu

Dergâhımıza müntesip olup itikâfa giren kardeşler mi?

Dergâhımıza müntesip olup itikâfa giren kardeşler, kadın erkek fark etmez, günlük virdlerini çektikten sonra ilk üç gün üst üste yetmişer bin kelime-i tevhid çekecekler. Tek güne niyet edenler yetmiş bine niyet edecek, çıkıncaya kadar ne kadar çekebildiyse çekecek. Ama o yetmiş bini sonraki zamanlarda tamamlayacak. Bu üç gün içerisinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görürse, sesini işitirse, sakalını, cübbesini, ayakkabısını, bir şeyini rüyada görürse; dördüncü gün günlük virdini çektikten sonra yetmiş bin tevhid yerine on bin salavât-ı şerîfe çekecek. Dördüncü gün zevk günü, keyif günü, dinlenme günü. Beşinci gün Lafse Celâl’den başlıyorsun: Yâ Allah, Yâ Allah, Yâ Allah… Yüz bin tane. Göremezsen dahi dördüncü gün yüz bin Lafse Celâl çekeceksin. Bu sırada lâ ilâhe illallah’ı tek tek çekeceksiniz; tespih çat çat çat diye döndürüp geçilmez. Kelime-i tevhidi "lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illallah" diye harflerini çıkararak çekeceksiniz.

Kaynak: 526. Dergâh Sohbeti — İtikâf Âdâbı, Oruç Hükümleri ve Dergâhta Ölçü

Gece karanlığında dil pertekleşmeye başlayınca, on-on iki saat geçince dil şişmiş gibi olur mu?

Gece karanlığında dil pertekleşmeye başlayınca, on-on iki saat geçince dil şişmiş gibi olur. O zaman dili dinlendirmek gerekir. Derin bir nefes alacaksınız, derin bir nefes alıp kalbinizden bu sefer lâ ilâhe illallah’ı kalpten söyleyeceksiniz. Tek nefeste yirmi bir kere lâ ilâhe illallah’ı tamamlamaya gayret edeceksiniz. Hem ciğerleriniz açılır, nefes açılır, ciğerlerinize şifa olur. Bunu deneyin, uygulamaya çalışın; bu kalbi de çalışmaya vesîle olur.

Kaynak: 526. Dergâh Sohbeti — İtikâf Âdâbı, Oruç Hükümleri ve Dergâhta Ölçü

"Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz." Ölçü bu mudur?

Zekât ve Fitrenin Kötüye Kullanımı Ölçüyü konuşalım: zekât paralarıyla han yaptıracaksın, hamam yaptıracaksın, okul yaptıracaksın, dershane yaptıracaksın; câiz değil kardeşim bu. Zekât paralarını çocukların eline vereceksin, sonra çocuklardan toplayacaksın; kimseyi aldatma kardeşim. Dergâhın yanına otel yapacaksın, gelen dervişler senin otelinde kalacak, senin lokantanda yemek yiyecek, sen de orada şeyhlik yapacaksın; bu uygun değil, sûfîlikte yok böyle bir şey. Cemaatin içerisinde bir sürü yayın organı kuracaksın, sohbetlerini kitaba çevirtireceksin, CD’ye çevirtireceksin; sonra sohbetleri, Kur’ân ve Sünneti, hadîsleri kendi derviş kardeşlerine parayla satacaksın. Yok böyle bir şey kardeşim. "Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz." Ölçü budur.

Kaynak: 526. Dergâh Sohbeti — İtikâf Âdâbı, Oruç Hükümleri ve Dergâhta Ölçü

Bu dergâh Allah’ın dergâhıdır; burası Ahmet’in Mehmet’in cirit atacağı bir yer değil mi?

Eğer bir kişi, ister semâzen başı olarak ister mıtrıban başı olarak ister ilâhîciler olarak ister tekkede çalışanlar olarak; herhangi bir yerde bir kişi eğer zâkirin ve oradaki çavuşun herhangi bir yanlışlığından, eksikliğinden, zulmünden dolayı dervişliğinden oluyorsa, o yöneticilere, o çavuşlara, o başlarındaki kimselere hakkımız helâl değil. Bu dergâh Allah’ın dergâhıdır; burası Ahmet’in Mehmet’in cirit atacağı bir yer değil.

Kaynak: 526. Dergâh Sohbeti — İtikâf Âdâbı, Oruç Hükümleri ve Dergâhta Ölçü

Ekmeğini suyunu yanında gö müdür?

Sen gittiğin yerde kalacak yatak arıyorsan gitme kardeşim. Sen gittiğin yerde yiyecek içecek arıyorsan gitme. Ekmeğini suyunu yanında götür. Kimseye yük olma; anneniz babanız dâhil buna, kayınvalideniz kayınpederiniz dâhil buna. Sûfî kimseye yük olmaz. Ben on beş, on altı yıl Şeyh Efendi’yle beraber seyahat ettim; götürür onu yatırırdım, arabada yatardım kendim.

Kaynak: 526. Dergâh Sohbeti — İtikâf Âdâbı, Oruç Hükümleri ve Dergâhta Ölçü

Derviş Ahlâkı: Kaba Davranış Eleştirisi nedir?

Hele derviş kardeşlerin eşlerine karşı olan kaba davranışları gerçekten beni çok üzüyor. Çocuklarına karşı kaba davranışlar, eşlerine karşı kaba davranışlar, anne babalarına karşı kaba davranışlar, kayınvalide kayınpederlerine karşı kaba davranışlar, etrafındaki insanlara kaba davranışlar bir dervişe yakışmıyor. Yakışmıyor. Etrafındaki arkadaşlarına kaba davranmak derviş kardeşlere yakışmıyor.

Kaynak: 527. Dergâh Sohbeti — Zikrullahın Fazîleti, İbâdetlerin Özü ve Sûfî Ahlâk

Sakal ve Sorumluluk nedir?

Ben o yüzden sakal bırakan arkadaşlara derim ki dikkatli olun. Sakal bırakmışsınız, dikkatli olun. Gözünüze dikkat edin, sözlerinize dikkat edin. Sakalınız var, sakal dinin bir simgesi. Sen bu sakalı bıraktıysan dikkat edeceksin. Başını örttüysen dikkat edeceksin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor: "Siz adım adım uymadıkça kıyamet kopmaz." Kime yâ Resulallah? Ehli Kitab’a. Ehli Kitab’a siz adım adım uymadıkça kıyamet kopmaz.

Kaynak: 527. Dergâh Sohbeti — Zikrullahın Fazîleti, İbâdetlerin Özü ve Sûfî Ahlâk

Gösteriş ve Şatafat Eleştirisi nedir?

Müslümanın Özenmesi

Bizim sakallımız, örtülümüz, muhafazakârımız, sûfîmiz, bir cemaatçimiz, nerede ne olursa olsun adım adım uydu. Kafe kültüründe, restoran kültüründe, giyim kuşamda… Anlatıyorlar, diyorlar ki kafelere gitsen de o örtülüleri, o İslâmî noktada duranları bir görsen. Cenâb-ı Hak bizi uzak tutuyor diyorum. Allah bizi muhafaza ediyor, öyle yerlere gidip gelemiyoruz biz. İyi ki gidip gelemiyoruz, habire ders var bizim elhamdülillah.

Kaynak: 527. Dergâh Sohbeti — Zikrullahın Fazîleti, İbâdetlerin Özü ve Sûfî Ahlâk

İbâdetlerin Yüzeyselleşmesi nedir?

Müslümanları gösterişe sürükledik. Böyle olunca ibadetlerin hepsi de yüzeysel kaldı. Namaz yüzeysel kaldı, oruç yüzeysel kaldı, zekât yüzeysel kaldı, sadaka yüzeysel kaldı, hac yüzeysel kaldı. Bilmem hangi firmayla, bilmem kaç yıldızlı otellerde, bilmem hangi lükslükte hacca gidecek. Otuz bin dolar hac. Otuz bin dolara bir fukaraya bir tane ev alırsın. Adam sana ömür boyu dua eder. Bir fukaraya ev alsan cennette ev alırsın kendine.

Kaynak: 527. Dergâh Sohbeti — Zikrullahın Fazîleti, İbâdetlerin Özü ve Sûfî Ahlâk

Sûfîlik, Zenginlik ve Mesnevi Paradoksu nedir?

Sûfî hayat tabii acı geliyor: herkes rengarenk giyinirken, şatafatlı yaşarken sen öyle yaşamayacaksın. Bizim en şatafatlımız, en gösterişli olanımız da gösterişsiz ve şatafatsız. Bizde böyle yüksek bürokrat, yüksek zengin kimseler gelmezler, bizi beğenmezler. Bizden onlar uzak dururlar. Sebep; biz onların kalemi değiliz. Garip insanlarız biz, garip bir topluluğuz.

Kaynak: 527. Dergâh Sohbeti — Zikrullahın Fazîleti, İbâdetlerin Özü ve Sûfî Ahlâk

İstigâse ve himmet meselesi nedir?

Sosyal medyada profesörler tasavvuf hakkında eleştiri getirirken "tarikatçılar darda kalsalar Allah’ı bırakıp şeyhlerinden medet bekliyorlar" gibi laflarla insanların kafasını karıştırıyorlar. Otuz yıldan beri sûfî bir hayatın içindeyim. Ne ben şeyhimin ağzından "yetiş yâ Muhammed, yetiş yâ Geylânî" diye bir söz duydum, ne de arkadaşlar benim ağzımdan duymuşlardır. Gittiğim dergâhlarda da bu tip kelimeleri hiç duymadım. Bir filmde Abdülkâdir-i Geylânî Hazretleri’nin hayatını anlatan sahnede, o zamanında yaşayan bir kadın çamaşır yıkarken başına bir şey gelince bunu söylüyor. Oradan yayıldı, herkes sanki ehli tarikat söylüyormuş gibi.

Kaynak: 534. Dergâh Sohbeti — Antidepresan Bağımlılığı, İstigâse Tartışması ve Sûfîlerin

Sûfîlerin topluma katkısı nedir?

Sûfîlerden bu millete zarar var mı? Yok. Gerçekten sûfîliği yaşayanlar: devlete adam kaçırmaz, soruları çalmaz, devlet dairelerini dinlemez, komplo düzenlemez. Sûfîlerden birisine böyle bir şey söylemeye kalksan adam "haram kardeşim, sen bize ne yaptırıyorsun?" der. Gerçek bir sûfîye rüşvet aldıramazsın. Cebine beş lira rüşvet koyamazsın. Onu harama sevk edemezsin. Onun için sûfîler oyun bozuyor. Devşiremedikleri için canları sıkılıyor.

Kaynak: 534. Dergâh Sohbeti — Antidepresan Bağımlılığı, İstigâse Tartışması ve Sûfîlerin

Kerîm olanın eteğine yapışmak neden önemlidir?

Benim o yüksekliklere çıkmaya gücüm yok" deme. Kerîm olanın eteğine yapış, seni çıkartacaktır. Burada kerîm olan nedir? Dîni okumak lâzım. Kerîm olanın eteğine kavuş, eteğine tut. Bir mürşide intisap et. "Benim öyle yükseklere çıkamam" diye düşünme. Bir mürşide intisap eder, onun eğitimine tâbi olursan sen de yükseklere çıkarsın inşallah.

Kaynak: 536. Dergâh Sohbeti — Dergâhların Tarihî Seyri, Atatürk Tartışmaları ve Zikir Me

Kerîm olanın eteğine yapışmak ne ifade eder?

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf — "Kerîm olanın eteğine yapış, seni çıkartacaktır"

Kaynak: 536. Dergâh Sohbeti — Dergâhların Tarihî Seyri, Atatürk Tartışmaları ve Zikir Me

Mürşid-Mürid ilişkisi nedir?

Ankara’daki arkadaşım sormamı istedi. Bazıları vardır böyle kendi kendilerini naz niyaz ederler. "Mürşid müridi arayacak" derler. Onlar öylesine kendilerini iyi mürit görürler ki, ne yazık ki kendilerindeki küstahlığı, kendilerindeki kibri görmezler. Allah affetsin. Bunları hep böyle karşılaşmışımdır ben. Onlar böyle bir mürşid gelecek onlara. Onlar kıymetli müridler çünkü. Öylesine ki aranıp da bulunulmayacak müridlerden. Onlar muhakkak kısmeti var, nasibi var. Kısmeti nasibi gelecek, bulacak onu. O çünkü cevher, okyanusun içinde bir inci. Yani mürşid neymiş, canım mürşid ayak takımı. Dolaşsın arasın o müridi arasın.

Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet

Mürşid-Mürid ilişkisi nasıl olmalıdır?

Onlar böyle bir mürşid gelecek onlara. Onlar kıymetli müridler çünkü. Öylesine ki aranıp da bulunulmayacak müridlerden. Onlar muhakkak kısmeti var, nasibi var. Kısmeti nasibi gelecek, bulacak onu. O çünkü cevher, okyanusun içinde bir inci. Yani mürşid neymiş, canım mürşid ayak takımı. Dolaşsın arasın o müridi arasın.

Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet

Sûfî hareketinin tarihçesi nedir?

Sûfî hareket, zühdî hareketin sûfîleşmesidir. Temeli Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri zamanında atılmıştır: Ashâb-ı Suffa ile. Dünyaya meyletmeyen, dünyanın metâına gözünü çevirmeyen kimseler. Zühdî hareketin çekirdeği bunlardır. Bu hareket elden ele, dilden dile, gönülden gönüle ikinci, üçüncü yüzyıla taşınmıştır.

Kaynak: 540. Dergâh Sohbeti – İmanın Kemâle Ermesi, Tüketim Toplumu, Sûfî Tarihçesi ve Z

Sûfîlerin ne gibi özellikleri vardır?

Bu sûfîler hakikatin erleri olmuşlar. Padişahlara, makama, mevkiye, mala, mülke eğilmemişler. Çıplak Kur’ân, Sünnet ve ilm-i ledünne tâbi olmuşlar. Yaşadıkları her devirde farklı görülmüşler. Kimisine ağır gelmiş, bunlarla dost olmak için mangal gibi yürek gerekmiş.

Kaynak: 540. Dergâh Sohbeti – İmanın Kemâle Ermesi, Tüketim Toplumu, Sûfî Tarihçesi ve Z

Sûfîlerin tarihsel olarak ne gibi zorluklar çekmişlerdir?

O yüzden Hallâc-ı Mansûr asılmış, kanı dökülmüş. Seyyid Nesîmî’nin derisi yüzülmüş. Hz. Hüseyin’den itibaren kanı dökülmüş, şehit edilmiş, sürgün yemiş sûfîler. Kimisinin boynuna bir fetva asılmış, hiçbir şehre girmemesi için.

Kaynak: 540. Dergâh Sohbeti – İmanın Kemâle Ermesi, Tüketim Toplumu, Sûfî Tarihçesi ve Z

Behlül Dâne ve Harun Reşit kıssası nedir?

Harun Reşit, zamanın en debdebeli halifesi, hutbede "Elhamdülillahi Rabbil âlemîn" diyor. Behlül Dâne kalkıyor: "Hayır, elhamdülillahi Rabbil mü’minîn" diyor. Üç defa aynısını yapınca Harun Reşit soruyor: "Derdini söyle." Behlül Dâne diyor ki: "Eğer Allah âlemlerin Rabbiyse, bu kıtlık zamanında sen neden Müslümanlara bir teneke buğday verdin de gayrimüslimlere yarım teneke verdin? Madem âlemlerin Rabbi, onlar da açlık çekiyor."

Kaynak: 540. Dergâh Sohbeti – İmanın Kemâle Ermesi, Tüketim Toplumu, Sûfî Tarihçesi ve Z

Hz. Mevlânâ Sözleri Üzerine Açıklamalar – Ayrılığın manası nedir?

Ayrılığın Manası "Bu gamlarla dolu olan bu canın aslı o âlemdir. Her ayrılığın aslı buluşmadır." Ayrılığa herkes bir mana verir. Hz. Pîr’in ayrılığı, Hz. Pîr’e sormak lâzım. Kimisi bunu dünya ayrılığı olarak nitelendirebilir. Kimisi ahiret ayrılığı olarak da nitelendirebilir. Kimisi Cenâb-ı Hakk’ın kendi "kün" lafzıyla insanların ilm-i ilâhiyyesinden sudûr etmesini de bir ayrılık olarak nitelendirebilir.

Kaynak: 543. Dergâh Sohbeti – Faiz ve Dârülharp, Mevlânâ Sözleri, Nefis Terbiyesi ve Zik

Aşırı vird yükü veren tarikatlar eleştirisi nedir?

Bir kimse bir cemaate intisap etmiş. Ona otuz bin tane Celâl, bilmem kaç bin tane tövbe, gecede elli rekât namaz vermişler. Adam beni arıyor. Hayırdır dedim. Bana otuz bin, elli rekât verdi dedi. Dedim: Valla sen bunları yap, ondan sonra sana derviş takkesi hediye edeceğim. Böyle baktı. Dedim: Yok, bunları yapamayacağından dolayı mı geldin buraya? O zaman dedim gideceksin, helâllik isteyeceksin. Diyeceksin ki: "Ben yapamayacağım bu kadarını. Lütfen dersimi aşağıya indirir misiniz?" Gitmiş, "Olmuyormuş" demişler. Aa neden dedim? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri için bile Musa aleyhisselâm dedi ki: "Ümmetin bunu yapamaz. Git Rabbine danış. Bu namazı aşağıya indirsin." O bir gitti, bir indirdi. Gene gitti, bir daha indirdiler. Üçüncüsünde beş vakite indi. Gene "Kaldıramaz bunu ümmetin" dendi. "Ama utandım, bir daha artık gidemem" dedi Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Demek ki sizinki böyle değilmiş.

Kaynak: 543. Dergâh Sohbeti – Faiz ve Dârülharp, Mevlânâ Sözleri, Nefis Terbiyesi ve Zik

Bazı tarikatlar cinsel ilişkiyi hayvânî bir duygudur ve uzak durmamız gerektiğini söylüyorlar. Bu durum nasıl değerlendirilmelidir?

Bazı tarikatlar "cinsel ilişki hayvânî bir duygudur, uzak durun" deyip eşlerine üç ay dört ay yaklaşmayan erkekler, kadınlar var. "Ruhen yükseleceğiz" diye. Problem büyük. İslâm toplumunda problem büyük. Dinini yaşamaya çalışanlarda problem büyük.

Kaynak: 544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve E

Dergâhta laf taşımanın tehlikesi nelerdir?

Derviş kardeşler dillerine sahip çıkacaklar. Toplumda dolaşan hastalıklar içinize sirayet ederse toplumdan farkınız kalmaz. Herkes lağım çukurunda yaşıyor, sen de lağım çukurundasın — sûfî olmanın anlamı kalmadı.

Kaynak: 546. Dergah Sohbeti — Bühtan, Karı-Koca Arasını Bozmak ve İblis’in En Sevdiği Fi

Sûfîlerin Allah sevgisiyle ibadet etmesi neden önemlidir?

Bir kimse günâh-ı kebâirlerden iki şekilde uzak durur: Allah’ı sevdiğinden veya Allah’tan korktuğundan. Sûfîler Allah’ı sevdiklerinden dolayı günâh-ı kebâirlerden uzak dururlar, farzları yerine getirirler, dosdoğru olmaya çalışırlar. Sûfî korkuyla ibadet etmez, korkuyla emirleri yerine getirmez, korkuyla haramlardan uzaklaşmaz.

Kaynak: 549. Dergah Sohbeti — Sanal Para Meselesi, Allah Sevgisi ve Sûfîlikte Gönüllülük

Sûfîlikte gönüllülük ve makam sevdası nasıl açıklanır?

Sûfîliğin en güzel yönlerinden biri: hiç kimseye zorunluluk yoktur. İsteyen dersini bırakıp gidebilir; selamun aleyküm aleyküm selam, Allah yolunu açık etsin. Arkadan lânet okuyucu, bela okuyucu olmayacağız. Burada makam yok, mevki yok, halifelik yok, şeyhlik yok, zakirlik yok. Biz fîsebîlillah toplandık buraya.

Kaynak: 549. Dergah Sohbeti — Sanal Para Meselesi, Allah Sevgisi ve Sûfîlikte Gönüllülük

Zakirliğin alınması ve kişisel deneyim nedir?

Benim zakirliğimi almıştı Şeyh Efendi, Allah rahmet eylesin. "Bundan sonra dersleri filanca yaptırsın" dediler. Ben gayet rahatımdım; dedim "kim yaptırırsa yaptırsın, fîsebîlillah buradayız, ders yaptırmak için burada değiliz." Oturdum yerime, hiçbir şey olmamış gibi Allah rızası için koşmaya devam ettim.

Kaynak: 549. Dergah Sohbeti — Sanal Para Meselesi, Allah Sevgisi ve Sûfîlikte Gönüllülük

Gerçek Sûfî nereye giderse ışık verir?

Bir kimse öyle bir sûfî olur ki; takyasız da sûfîdir, sarıksız da sûfîdir. Onu nereye oturtursan oturt, gittiği yeri kandil gibi ışık verir. İster dervişte, ister zakirde, ister halifede; hiçbir şey deme, nereye götürürsen götür fener gibi koy oraya aydınlatsın.

Kaynak: 549. Dergah Sohbeti — Sanal Para Meselesi, Allah Sevgisi ve Sûfîlikte Gönüllülük

Sûfîlerin karşılıksız hizmet ve sevgiyle yürümek neden önemlidir?

Sûfîler karşılığında bir şey beklemeksizin yürürler, severler, hizmet ederler. Karşılık beklemek insanı o şeye köle eder. Cenâb-î Hak size bir şey verecekse bütün insanlar isyan etse dahi onu size verir; bir şeye zarar uğratacaksa da bütün insanlar ayağa kalksa önleyemez. Bunu iman edin.

Kaynak: 549. Dergah Sohbeti — Sanal Para Meselesi, Allah Sevgisi ve Sûfîlikte Gönüllülük

Hadis-i şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur ki soru üç şey için sorulur mu?

Selamun aleyküm. Allah gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünuzu hayırlı eylesin inşaAllah. Hadis-i şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur ki soru üç şey için sorulur. Birincisi: bir kimse bilmediği için sorar; bilmediğini öğrenir. İkincisi: irşad için sorar; kendisi biliyordur ama yanındaki bilmiyordur, o bilmeyen kimse öğrensin diye sorar. Üçüncüsü: karşıdaki kimseyi utandırmak için sorar; utandırmak için soran da kendisi utanır.

Kaynak: 550. Dergah Sohbeti — Kudüs Meselesi, Sûfî Adâbı ve Aile Hukuku

Sûfî Adâbı — Ne Zaman Şefkat, Ne Zaman Kısas?

Ehl-i sûfî gerektiğinde şerîata göre davranmak caizdir demişlerdir. Sûfînin sûfî âdâbı sûfîleredir; avama değildir. Avama sûfîlik yapmaya kalkarsan kendini ezdirirsin; ona kısasa kısas lâzım. Çünkü o avam senin sûfî adâbından, ahlâkından anlamaz. Parmak kesilecek yerde parmak keseceksin; kol mu kesilmesi gerekiyor, kol keseceksin; baş mı kesilmesi gerekiyor, baş keseceksin. Sevilmesi mi gerekiyor, seveceksin; şefkat mi göstermen gerekiyor, şefkat göstereceksin. Zâlime şefkat gösteremezsin; mazluma zulmedemezsin. Sûfî kardeşin yanlış konuşmuşsa merhamet göster, şefkat göster. Ama dışarıdan gelen kibirleniyor, böbürleniyorsa — dur bakalım. Devlet de aynıdır: parmak kesmesi gereken yerde kesecek, baş kesmesi gereken yerde kesecek; yoksa devlet olmaz.

Kaynak: 550. Dergah Sohbeti — Kudüs Meselesi, Sûfî Adâbı ve Aile Hukuku

555. Dergah Sohbeti — Nübüvvet Nuru, Vesvese, İstidat, Keramet ve Rüya Meselesi nedir?

Keramet: Hz. Peygamber’in Allah’a olan aşkı

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Allah’a olan aşkını açıklayabilecek halimiz, ahvalimiz, dilimiz olur da ancak gördüğümüz kadar, hissettiğimiz kadar anlatırız; gördüğümüzü, hissettiğimizi dahi dile dökmekte düşük çekeriz.

Onun aşkını anlayabilmek için bir peygamber olmalı ki diğer bir peygamberin halini anlatsın. Çünkü peygamberler özeldir. Kitap verilen peygamberlerin üzerinde iki nur vardır: nebilik nuru ve velilik nuru. Bu nurlarla süslenmiş olan peygamberleri ancak aynı şekilde nebilik ve velilik nuruyla süslenmiş bir peygamber dinlendirebilir.

Peygamberlerin arkasından gelen veliler yalnızca velilik nuruna sahiptir. Velilerin, nebilerin peygamberlik nurunu tanımlaması, o nurun tecelliyatını ve hakikatini açıklaması meselenin en zor işidir. Bu kapı hemen hemen bütün velilere kapalıdır; mahrem bir yerdir.

Nübüvvet Nuru ve Hitamı

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki: "Benden sonra ne bir nebi ne bir resul gelecektir." Nebilik ve resulük nuru hitam erdi, tamamlandı, bitti. Bir daha o kapının açılması mümkün değildir. Bu nübüvvet nurunun hakikatini birisi aşina almış olsa kendisini peygamber görür; bu istidadın bunu alması mümkün değildir.

Nübüvvetin bir Hakk’a tecelliyatı vardır, bir de halka tecelliyatı. Biz nübüvvetin halka olan tecelliyatına bakıyor ve görüyoruz: Sünnetleri, hadisleri, yaşam şekli, Kur’ân’ı tefsir etmesi ve yaşaması. Belki bunları okurken onun ne kadar şiddetli bir sevgiyle sevdiğini anlamaya çalışırız.

Miraç hadisesinde iki yayın ucu kadar birbirlerine yaklaştılar. Ama Miraç’ta yaşananlarla alakalı Hz. Peygamber’in ağzı kilitlidir. Onun sustuğu bir yerde arkasından gelen Muhammedî velilerin bir laf söylemeleri boş konuşmaktır.

Vesvese ve Şeytanın Dört Kapısı

Kalpte dört pencere veya dört kapı vardır. Şeytan bu dört kapıdan girer; o yüzden insanların vesveseleri de farklı farklıdır.

Şeytanın Sağdan Girmesi

Şeytan sağdan geldiğinde senin ibadetlerini güzelleştirir, seni muhteşem bir yere götürür, tatlı damardan girer. "Sen ne güzel sohbet ediyorsun, sen olmasan olmaz, senden alası yok" der. Sana kıldığın namazı, yaptığın ibadeti büyütür. Sonra gösteriş kapısını açar: "Şurada bir hu diyelim herkes görsün, senin kıldığın namaz gibi namaz yok, sen şu cömertliğini göster" der.

Saçını, sarığını, cübbesini düzelt, şöyle bir heybetli yürü, görsünler seni ne kadar takva olduğunu bilsinler. Sakalını göbeğine kadar uzat. Allah muhafaza eylesin; şeytan seni insanların içerisinde çok takvalı, çok mükemmel bir kimse olarak göstermek ister.

Şeytanın Soldan Girmesi

Soldan geldiğinde herkesi sana kötü gösterir: "Bunun sakalı yalancı sakal, bırakma sen o sarık sarıklardayım" der. İbadet ederken şüphe düşürür: "Üç mü kıldın, dört mü kıldın? Abdestinde başını mesletmiş miydin?" Abdestte bir şeyi eksik yaptın mı yapmadın mı diye takıntı verir.

Bir kardeş geldi bana, "abdestimde kolumu yıkadım mı yıkamadım mı" diye takılıyor dedi. Ben de dedim: "Vallahi benim hiç aklıma gelmedi böyle bir şey." O da dedi ki: "Eğer hasta olursan beni de hasta edeceksin." "Tamam ben atacağım onu kafamdan" dedi. Bir ay sonra geldi, "vallahi attım, artık hiç aklıma gelmiyor" dedi.

Şeytanın Önden Girmesi

Önden geldiğinde geleceğini karanlık gösterir. "Sen yok canım ileride imanını kaybedersin. Şimdi zekâtı vereceksin ama yarın bugün düşer perişan olursun. Bu çocuklar asla sana bakmaz. Bu kadar çalıştın çabaladın ama bu çocuklar malı mülkü harcarlar" der. Gelecek hep karanlık, hiç aydınlık yok.

Şeytanın Arkadan Girmesi

Arkadan geldiğinde geçmişinle vesvese verir. "Sen zikrullaha gittin, günahların af oldu mu? Sen asla affolmazsın. Geçmişin öyle karanlık, öyle berbat, öyle bataklık ki nereden affolacaksın?" der. Hâlbuki hadis-i kutsîde anlatılır: Yüz kişi öldürmüş adam bile tövbe yoluna düşünce, iyilerin şehrine yönelince Cenâb-ı Hak iyilerin şehrini ona yaklaştırmıştır.

Kesilen Saç, Sakal ve Tırnağın Gömülmesi

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kesilen saçını, sakalını ve tırnağını gömerdi, toprağa. İnsanın saçının teli dahi alınıp satılmaz; haramdır. Kuaförler kesilen saçları peruk yapan yerlere satıyorlar; satınca siz de o haramı işlemiş olursunuz.

Bayanlar saçlarını kestirirlerse, erkekler uzun sakallarını kestirirlerse kuaföre bırakmasınlar; yanlarına götürsünler, gidip gömsünler. Mümkünse evinizde bir çiçek saksısı koyun, tırnaklarınızı onun toprağının içerisine gömün.

Hz. Mevlânâ ve Şems-i Tebrizî İlişkisi

Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri babasından gelen silsilenin şeyhidir. Şems-i Tebr, Tebrizî de kendi silsilesinin şeyhidir. Nasıl bazı peygamberlerin bir-iki inananı varsa, bazı velilerin de az dervişi olur. Bunlar meselenin tohumunu yetiştirir, dikerler; o ağaç olur, meyve verir.

Hz. Mevlânâ’nın yanına Şems-i Tebrizî gelince Konya’daki bütün herkes ondan ders alır. Sultan Veled, Hz. Mevlânâ’nın halifesi değildir; Sultan Veled Şems-i Tebrizî’nin halifesidir. Hüsâmeddin Çelebî de Şems-i Tebrizî’nin halifesidir.

Şems-i Tebrizî gelince Hz. Mevlânâ dergâhta şeyhlik yapmaz oldu. Sohbete çıkmaz, zikrullahı yönetmez oldu. Şems’i yukarı çıkarmaya başladı, Şems sohbet etmeye başladı. Meselenin hakikatine ve özüne vakıf olmayan dervişler dedikodu, haset ve kıskançlığa başladılar.

İki Şeyh Arasındaki Edeb

Peygamber ahlakıdır bu: Karşıdaki kimseyi eşdeğerde tutmak, kendini ondan faziletli görmemek. Şems-i Tebrizî Hz. Mevlânâ’ya şeyh diye davrandı; Hz. Mevlânâ da Şems’e şeyh diye davrandı. Edebi, adabı budur. Ama ne yazık ki bu edeb ehl-i tasavvuf içerisinde kalktı.

Bir şeyh efendi başka bir şeyh efendi gelince ona hürmet göstermiyor, saygılı davranmıyorsa o ham olduğundandır. Eğer kemal ehli olsa Hz. Peygamber’in ahlakına tabi olacak, karşıdakine şeyhmiş gibi hizmet ve hürmet edecek.

İstidat Meselesi

Biz bir kimsenin istidadının ne olduğunu bilmiyoruz; kendi istidadımızın ne olduğunu bilmiyoruz. İstidat perdenin gerisindedir. Zahirde erkekse erkeksel, bayansa bayan sıfatları görünür; ama bâtın manada o kimsenin istidadını bilmiyoruz.

Müşahade, idrak ve seyr ü sülük hep istidata bağlanır. Asıl bunların üçünün de bağlandığı yer istidattır. Dervişlik bile istidata bağlanır. Bir kimsenin derviş olacağım diye uğraşıp durur; ama istidat yoksa olmaz.

Velilerin de kurmay olanları vardır. Nasıl askerlerde kurmay olanın rütbe rengi kırmızıysa, velilerin de teğmenliğinde belli olur kurmaylığı. Onun bakışı, düşüncesi, tarzı, tecelliyatı, idraki, müşahadesi, istidadı hep farklıdır.

Müşahade, İdrak ve Seyr ü Sülük

Bir kimsenin seyr ü sülükü, müşahadesi, idraki ve istidadı hepsi toplandı mı o kâmil bir mürşiddir. Müşahadesi olmazsa veli olur gibi ama bir dergâh yönetemez. Hem müşahadesi hem idraki olmalı ki dergâh yönetebilsin. Bir zâkirin, bir çavuşun dahi müşahadesi, idraki ve seyr ü sülükü olması gerekir.

Keramet ve İstikamet

"İstikamet ara, keramet arama. Nefsin keramet için hareket eder; Rabbin ise senden istikamet ister." Biz ne kerameti, ne keşfi, ne ilhamı, ne müşahadeyi, ne idraki reddedenlerden değiliz.

Yeni gelen bir kimsenin mürid olacağı şeyhten keramet görmek istemesi, onun dairesinde haktır. Bir mürşid-i kâmil veliden kerametin zuhur etmesi gerekir. Ama bir kimsenin kendisinden keramet zuhur ettiğini söylemesi yanlıştır; "Ben böyle keramet gösterdim" demesi yanlıştır.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri "Ben şöyle mucize gösterdim" demedi. Mucizeler spontane gelişti. Ebû Cehil kuyuya düştüğünde "Gidin Muhammed’e söyleyin gelsin beni çıkarsın" dedi. Hz. Peygamber iki rekât namaz kıldı, elini uzattı çıkardı. Sonra "Şu ayı ikiye böl" dedi. Hz. Peygamber tekrar namaza durdu, dua etti; ay ikiye bölündü. Ebû Cehil "Vallahi şimdi inandım, tasdik ediyorum; sen bir büyücüsün" dedi.

Derviş kendisinden keramet istemeyecek, kendisini istikamete sokacak. Veli ise kerametini izhâr etmeyecek; ama üzerinden zuhur ederse "Hamdolsun" deyip geçecek. Keramet dervişlerin dervişliklerini sıkılaştırır, ümitlerini artırır.

Melâmîlik ve Sûfîlik Arasındaki Fark

Melâmîlik tatlı bir zevktir, güzel bir meşreptir. Ama sûfîlik kulluğun en ince makamıdır. Her sûfînin muhakkak bir tarafı Melâmîdir; olmalıdır da. Kâmil bir mürşid-i kâmil dahi "sûfî olamadık" der.

Melâmîler kendilerini en zirve noktada görürler; herkes sonunda Melâmî olur derler. Ben de diyorum ki herkes sonunda sûfî olur. Ama bazı Melâmî fraksiyon grupları "bizden namaz düştü, orucumuz tutuldu, ibadete gerek yok" diyorlar. Bu büyük bir vartadır.

Rüya Meselesi: Hakikat, Rumuz ve Tevil

Salih rüyalar kendi içerisinde üçe ayrılır: Peygamberlerin gördüğü rüyalar apaçık tecellî eder. Velilerin gördüğü rüyaların bir kısmı tevile ihtiyaç duyar, bir kısmı apaçıktır. Müminlerin gördüğü rüyaların hepsinin tevile ihtiyacı vardır.

Rüya peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Bu hadis-i şerif mütevâtirdir, çok sahabenin yanında söylenmiştir. "Rüyayla amel edilmez" lafı bu hadisi inkâr etmektir.

Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh hazretleri Hz. Peygamber’in bir rüyasını tevil etti: Gökten sarkıtılan ip Kur’ân’dır; sonra sırasıyla Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali tutacak; ipin kopması fitne çıkmasıdır. Hz. Peygamber bu tevile ne evet dedi ne hayır; isabet manasında bir şey söyledi.

Miraç’ta süt ve şarap getirildiğinde Hz. Peygamber sütü tercih etti. Süt imana rumuz olarak tevil edildi. Apaçık görünen rüyada dahi rumuz vardır. Salih rüya hakikattir; içerisindeki rumuzlar hakikatin hakikatidir; rumuzların şerh edilmesi de hakikatin hakikatidir.

İbn Arabî’nin Hz. İbrahim Kıssası Yorumu

İbn Arabî Fütûhât’ta der ki: Hz. İbrahim aleyhisselam rüyasını tevil etmeliydi; tevil etmiş olsaydı kurbanın farklı tecelliyatta olacağını görürdü. Ama Hz. İbrahim rüyasında gördüğü gibi hareket etti. Cenâb-ı Hak da rüyanın gerçek manasını, hakikatini ona gösterdi.

Tasavvuf Edeptir — Ama Sünnet Terk Edilmez

Ebû Hafs: "Tasavvuf tamamıyla edeptir. Her vaktin bir edebi, her makamın bir edebi vardır." Buna riayet eden âdâb ehli olur. Ama son dönem insanlarda şöyle bir hal var: Tarikatın, tasavvufun edebine riayet edeceğim derken Kur’ân ve Sünnet’in olmazsa olmazlarını terk ediyorlar.

Namazdan sonra yüz tane tehlil dersi var; ama otuz üç Sübhânallah, otuz üç Elhamdülillah, otuz üç Allahu Ekber çekmeyi atlamak doğru değildir. Tasavvufun âdâb ve erkânına riayet edeceğim derken Hz. Peygamber’in sünnetini terk etmek doğru tasavvuf değildir. Önce sünneti işle, sonra şeyhinin yaptığına gel.

Halkın Elindekinden Ümidi Kesmek

Ma’rûf-i Kerhî: "Tasavvuf, gerçekleri almak ve halkın elindekinden ümidi kesmektir." Bir kimse halkın elindekinden ümidini kesmedikçe imanı kemale ermez. Halkın elindekinden ümidini kesen kimsenin ümidi Allah olur.

Allah’ın öyle kulları vardır ki, Allah’ı zikretmekten kendi ihtiyaçlarını bildirmeye zamanları kalmaz. Allah onların ihtiyaçlarını meccânen kendilerine verir. Asıl fukara Allah’ın kapısında duran, O’ndan ümit eden kimsedir.

Kaynak: 555. Dergah Sohbeti — Nübüvvet Nuru, Vesvese, İstidat, Keramet ve Rüya Meselesi

İstidat nedir?

İstidat Meselesi

Biz bir kimsenin istidadının ne olduğunu bilmiyoruz; kendi istidadımızın ne olduğunu bilmiyoruz. İstidat perdenin gerisindedir. Zahirde erkekse erkeksel, bayansa bayan sıfatları görünür; ama bâtın manada o kimsenin istidadını bilmiyoruz.

Müşahade, idrak ve seyr ü sülük hep istidata bağlanır. Asıl bunların üçünün de bağlandığı yer istidattır. Dervişlik bile istidata bağlanır. Bir kimsenin derviş olacağım diye uğraşıp durur; ama istidat yoksa olmaz.

Velilerin de kurmay olanları vardır. Nasıl askerlerde kurmay olanın rütbe rengi kırmızıysa, velilerin de teğmenliğinde belli olur kurmaylığı. Onun bakışı, düşüncesi, tarzı, tecelliyatı, idraki, müşahadesi, istidadı hep farklıdır.

Müşahade, İdrak ve Seyr ü Sülük

Bir kimsenin seyr ü sülükü, müşahadesi, idraki ve istidadı hepsi toplandı mı o kâmil bir mürşiddir. Müşahadesi olmazsa veli olur gibi ama bir dergâh yönetemez. Hem müşahadesi hem idraki olmalı ki dergâh yönetebilsin. Bir zâkirin, bir çavuşun dahi müşahadesi, idraki ve seyr ü sülükü olması gerekir.

Kaynak: 555. Dergah Sohbeti — Nübüvvet Nuru, Vesvese, İstidat, Keramet ve Rüya Meselesi

Tasavvufun temel amacı nedir?

Tasavvuf gerçekleri almak ve halkın elindekinden ümidi kesmektir.

Kaynak: 555. Dergah Sohbeti — Nübüvvet Nuru, Vesvese, İstidat, Keramet ve Rüya Meselesi

Nübüvvet Nuru nedir?

Velilerde nübüvvet nuru olmadığı, yalnızca velilik nuruyla müzeyyen oldukları.

Kaynak: 555. Dergah Sohbeti — Nübüvvet Nuru, Vesvese, İstidat, Keramet ve Rüya Meselesi

İstidat, müşahade, idrak ve seyr ü sülük arasındaki ilişki nedir?

Tasavvuf — İstidat, müşahade, idrak ve seyr ü sülük ilişkisi; kâmil mürşidde bu dördünün toplanması gerektiği

Kaynak: 555. Dergah Sohbeti — Nübüvvet Nuru, Vesvese, İstidat, Keramet ve Rüya Meselesi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları