Riyâ: Erken Seçim Kararı ve İttifaklar
Erken seçim kararı ve ittifaklar hakkında ne düşünüyorsunuz diye soruldu. Hayırlı uğurlu olsun milletimize. İnşaAllah Rabbim en hayırlı yönetime çevirir. İnşaAllah Kur’an’a, sünnete, Kur’an ve sünnet mücadelesine, vatan ve millet mücadelesine hayırlı bir yönetim seçilir. İnşaAllah hayır olur.
Her seçim döneminde ‘oy kullanmayın’ diye bir kampanya başlatıyorlar. ‘Demokrasi bâtıldır, oy kullanmak haramdır’ diyorlar. Böyle enteresan bir video dolaştırıyorlar yine.
Riyâ (Gösteriş) Meselesi — Hadis-i Şerifler
Hüzün Kuyusu Hadisi
‘Hüzün kuyusundan Allah’a sığının.’ Ashâb: ‘Yâ Resûlallah, hüzün kuyusu nedir?’ dediler. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Cehennemde bir vadidir. Cehennem bile günde yüz defa bundan Allah’a sığınır’ buyurdu. Ashâb: ‘Yâ Resûlallah, buraya kim girecektir?’ diye sordular. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Amelleri ile gösteriş yapan okuyucular girecektir’ dedi.
Bu okuyucular; bir yere çağrılıp Yâsîn okuyanlar, Kur’an okuyanlar, Mevlid okuyanlar, cenazelere gidenler… Bunlardan olmaktan Allah muhafaza eylesin.
Taberânî Rivayeti — Cehennemde Riyâkârlar İçin Hazırlanan Yer
Taberânî’nin rivayetinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu: ‘Cehennemde öyle bir yer vardır ki, cehennem günde dört yüz defa onun şerrinden Allah’a sığınır. Burası riyâkâr hâfızlar, gösteriş için sadaka verenler, gösteriş için hacca gidenler, gösteriş için Allah yoluna çıkanlar için hazırlanmıştır.’
En önemlisi bu son nokta beni ve kardeşlerimi ilgilendiren bir şey: Allah yoluna çıkarken riyâ yapmak, gösteriş yapmaktan uzak durmak. Rabbim muhafaza eylesin.
Süm’a — Amelini Başkalarına Duyurmak
Ameli ile süm’a eden, yani başkalarına duyurmayı kastedene Allah-u Teâlâ süm’a cezasını verir. Riyâ edene de riyâ cezasını verir. ‘Biz bugün açları doyurduk’, ‘ben günde kaç aç doyuruyorum biliyor musun?’, ‘ben kaç tane yetim bakıyorum?’, ‘filancaya da ben yardım ettim’… Yaptığı ameli bir başkasına duyurmak, anlatmak — Allah muhafaza eylesin.
Gece teheccüde kalktığını anlatmak: ‘Ben her gece teheccüde kalkarım da bu gece teheccüde kalktığımda…’ Bir amel işlediğinde amelini bir başkasına duyurmak, bir başkasına anlatmak — işte bu süm’adır.
İki Şöhretten Sakının
Abdurrahman es-Sülemî, ‘Tabakâtü’s-Sûfiyye’ adlı eserinde ve Deylemî rivayetlerinde Resûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur: ‘İki şöhretten sakının. Sûfî ve derviş kılığına girip kaba kumaş giyerek sûfîlerden görünmekten sakının. Kıyamet günü şiddetli azap olacak olanı, kendisinde hayır olmadığı halde insanlara kendisini hayırlı gösterendir.’
Bunlar ne yapıyorlar? Dış kıyafetleri sûfî, derviş kıyafeti. Ama içleri sûfî değil, içleri derviş değil. Dışı derviş, içi derviş değil. Dışı iyiymiş gibi görünüyor, içi kötü. Allah rahmet eylesin Şeyh Efendi Hazretleri öyle derdi: ‘Dışı yeşildir ama içi…’ — estağfurullah — tövbe derdi.
Dervişliğin Dışı Değil İçi Önemlidir
O yüzden bizim yolumuzda beraber yol giden kardeşler, dışlarını dervişliğe çevirmeye çok özenmesinler. Asıl içlerini derviş diye özendirecekler, içleri derviş olacak.
Sakal Bırakma Meselesi ve Şeyh Efendi’nin Uygulaması
Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi bize sakalı rüyada görmedikten sonra bıraktırmazdı. Ben birkaç sefer sakal bırakayım diye yüksündüm, ama hiç seslenmedi bana. Ondan sonra bir gün rüyamda sakalımı toplatıyorum, sakalım uzamış; kendisine dedim, ‘rüyamda sakalımı toplatıyordum’ dedim. ‘Şimdi bırak sakalını’ dedi.
Sohbetlerde de derdi: ‘Sakal bırakınca bir kimsenin ağzından yalan çıkmayacak, yemîn çıkmayacak, gıybet çıkmayacak, kötü söz çıkmayacak.’ Çünkü sakal o kimsenin kimliği olur. O bir İslam kimliğidir. Sarık İslam kimliğidir.
Sûfî Kimliği ile Dışarıda Dolaşmanın Sorumluluğu
Biz dışarıda sarıkla dolaşmayız, dışarıda haydariyle dolaşmayız. Bunlar sûfî kimliğidir. Olur ki bir hata, bir kusur işlersen yola zarar verirsin. Sen kocaman sakalınla bir kadına, bir kıza bakarsan yola zarar verirsin. Sırtındaki haydariyle, kafandaki sarıkla bir yanlışlık yaparsan yola zarar verirsin. ‘Biz de dervişiz, bizden hata çıkmaz’ dediğin an yola zarar verirsin.
Riyâkârlara Cennet Haramdır
Deylemî rivayet etmiştir: ‘Allah riyâ yapanlara cenneti haram kılmıştır.’ Yine Deylemî rivayet etmiştir: ‘Gösteriş için sûfî kılığına girenlerin şerrinden yeryüzü Allah’a sığınır. Onların şerrinden kurtulmak için yüksek sesle Allah’a yalvarır.’
İbn Mâce Rivayeti — Oruç ve Gece İbadeti
İbn Mâce rivayet ediyor: ‘Nice oruç tutanlar var ki onlar için oruçlarında açlıktan başka bir şey yok. Nice gece ibadet edenler var ki kıyamlarında onlar için uykusuz kalmaktan başka bir kâr yok.’
Cennetin Güzel Kokusunu Alamayanlar
Deylemî rivayet etmiştir: ‘Cennetin güzel kokuları beş yüz yıllık mesafeden alınır. Ancak âhiret ameli ile dünyalık arayanlar bu kokuyu alamazlar.’ Namaz kıldığını gösterip daha ucuz bir mal almayı hesaplamak, herhangi bir dünyalık metâya ulaşmak için ibadetini öne çıkarmak, dünyaya kavuşmak için ibadetlerini o dünyaya ulaşmaya basamak etmek — Allah muhafaza eylesin.
Namazda Riyâ — Taberânî ve Beyhakî Rivayeti
Taberânî ve Beyhakî ikisi rivayet etmişler: ‘İnsanların gördüğü yerde namazını güzel kıldığı halde, yalnız kalınca aynı şekilde güzel kılmayan kimsenin bu hareketi, Rabbisine karşı yapılmaz bir ihanettir.’ İnsanların arasında namazı tâdîl-i erkân ile kılıp, evde tek başına kalınca çabuk çabuk beş dakikada kılmak — Allah muhafaza eylesin.
Ümmette Gizli Şirk — Hakîm ve Tirmizî Rivayeti
Hakîm ve Tirmizî rivayet etmiştir: ‘Ümmetimde şirk, taş üzerinde yürüyen karıncanın ayak sesinden daha gizlidir.’ Allah muhafaza eylesin.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden dua ederek sohbetin bu bölümünü bitirelim: ‘Allah’ım, bilerek ve bilmeyerek işlediğimiz günahlarda senden mağfiret dileriz. Bilmeyerek sana şirk koşmuşsak sana sığınır ve senden af dileriz.’ Âmin.
Şeytanın Hileleri ve Nefisle Mücadele
İnsanın nefsine bir şey hoş geliyorsa, nefsin işi hak ve hakikate giden yolda bizim önümüze engel çıkarmaktır. O yüzden nefsimize ağır gelen muhakkak bir şeyler olur, bu da imtihanın sırrıdır. Hayır ve hasenâta, doğruya, hak ve hakikate doğru yönelirken nefsimiz her daim herhangi bir meselede bir engel çıkarır.
Nefis seni ibadette alkışlayabilir, cömertlikte canını sıkabilir; veya namazda seni alkışlayıp oruçta canını sıkabilir. O hep oyun peşindedir. Nefis yapması gereken bir şeyi ya öteler ya reddeder, ikisinden biri.
Nefis Bazen Eşten, Bazen Çocuktan, Bazen Kayınvalideden Vurur
Şeytanla beraber olur, birine oradan vurur. Evde hanım yemeği geç hazırlar, bir oyunla yemekten uğraşıyordur. Adam bekler. Hanımının üzerinden şeytanın didişiğini görmez. Onu görecek, hanımına diyecek ki: ‘Getir şuraya peynir, zeytin, ben yiyeceğim. Beklemeyeceğim yemeği.’ Hanımına kızmayacak; hanımına kızarsa o esnada yine kaybeder.
Veya derse gelecek; şunu da yapayım, bunu da yapayım diye nefis ve şeytan onu tehir ediyor. Ona doğruymuş gibi geliyor söylediği şey; oysa tehir ettiriyor nefis ona. Nefsin bu noktada türlü türlü hilesi, destesi, oyunu vardır.
Şeytanla beraber oturur; sana söz geçiremezse senin etrafındaki bir kimseye söz geçirir, oradan vurur seni. Sen dersin ki ‘derse gideceğim’; öbür taraftan dolaşır, babanla vurur, annenle vurur, eşinle vurur, çocuğunla vurur, kayınvalidenle vurur, kayınpederinden vurur — bir yerden vurur sana.
Herkesin zayıf olduğu bir nokta vardır; şeytan o zayıf olduğu noktadan onu tuş etmek ister. Direkt bize vurmasa dahi etrafımızdan vurur, yanı başımızdan vurur, bir yerden vurur. Herkese aynı noktadan vuracak diye bir kaydı yok. Herkese farklı noktadan vurur, herkese farklı nefes verir, herkese farklı bir tecelliyata bürünür.
Sûfî Vaktin Çocuğudur
Allah yolunda koşturacak olan, kimseyi koruyacak olan tek şey; kendini disiplin etme açısından ‘benim şu anda ne yapmam lazım?’ sorusunu kendi kendine hesaba çekmektir. Çünkü İslam’da bütün hayırlar, hasenâtlar, ibadetler vakte bağlıdır. Vakit önemlidir.
Yatsı namazının vakti girdi, sen ondan önce namaz kılamazsın. Akşam namazının vakti çıkacak, vakti geçirme. Oruç tutulacak, orucun vakti var: ayı belli, yılı belli, günü belli, saati belli, dakikası belli. Sen o vakte tâbi ol. Günlük virdin var, onun vakti var; o vakti kaçırmamaya gayret et.
Çocuk dahi belli bir zamanda emiyor: iki yıl emecek. Onun vakti; sen çocuğunu emzirmene bak. O çocuk dört yaşına gelince emmeyecek zaten. Sonra ’emzirseydim’ diye düşünmeyeceksin. O esnada vakit, o vakitte.
Hac Parası Eline Geçtiğinde Gitmeyenin Hükmü
Bir kimsenin eline hac parası geçti mi geçti. Hac parası geçtiği anda hacca gidecek. Onun için vakit tamam oldu. Hac parası eline geçtiği halde hacca gitmezse, hadis-i şerifte ‘Hristiyan ve Yahudi olarak ölmesinde bir beis yoktur’ buyurulmuştur. Para eline geçtiği anda ona hac farz oldu. ‘Yazıldım çıkmadı’ deme hakkın yok; işçi vizesinden gidiyor millet çatır çatır.
Ramazan Ayında Oruç Tutmayanın Hükmü
Ramazan ayı gelir, biter, affolmamıştır — lanet olsun o kimseye. Annesi babasının yaşlılığına yetişmiştir de affolmamıştır — lanet olsun o kimseye. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in adı anılır da orada salâtü selâm getirilmez — lanet olsun o kimseye. Vaktinde Ramazan ayında sağlığın yerindeyse orucunu tut.
Anne-Babaya Bakma Meselesi
Annenin babanın bakımına ihtiyacı var mı? Evet. Erkek evlat mısın? Evet. Annene babana bakmakla mükellefsin. Annen baban vefat etti; senin yaşlılığına rastladığı halde onların bakımıyla ilgilenmediysen, helâlliğini almadıysan yandı çikketen evlat. ‘Lanet olsun’ diyor; Allah’ın lanetiyle dolaşıyor ortalıkta. Allah muhafaza eylesin, Allah kimsenin başına vermesin.
Son Nefesini Veremeyen Sahâbî Kıssası
Ashâbtan birisi son nefesini veremiyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine söylerler. Koşa koşa gider, bakar son nefeste. ‘Annesi nerede?’ derler: ‘Medine’nin dışında kenar mahallede yaşıyor.’ Gider annesini bulur, der ki: ‘Oğluna hakkını helâl et.’ O da der ki: ‘Etmem. Eşinin sözüne bakarak benimle hiç ilgilenmedi. Eşinden korktu, eşinden çekindi, eşinin ağzına baktı. Benimle hiç ilgilenmedi. O yüzden hakkımı helâl etmem.’
Bir rivayette ateş yaktırdı, hasta sahâbeyi ateşin içine atacak gibi yaptı: ‘Ben ümmetimin mahşerde yanmasına içim dayanmaz; burada yansın’ diyor. O zaman annesi: ‘Ben evladıma kıyamam; hakkım helâl olsun’ diyor. Ve o sahâbî ‘Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü’ diyerek son nefesini veriyor.
Şimdi erkekler bunu duyunca eşlerine ‘benim anneme bakmakla mükellefsin’ demesin. Buradan bunu çıkarmasınlar. Erkeklere farz; annesine babasına bakacak. Anneye itaat olmaz; anneye bakılır. Babaya itaat ise Kur’an ve sünnet dairesinde makul ise itaat vardır. Makul olmayan şeye itaat yoktur.
Öfkeye Hâkim Olmak
Sinirlendin, o esnada tam tokat vuracaksın. O esnada nefsinle mücadele edeceksin; elini indirmesini bileceksin. Diyeceksin ki: ‘Bu benim eşim, vurmayayım. Bu benim çocuğum, vurmayayım.’ O esnada sakin ol.
Efelik, kabadayılık öfkelendiğinde öfkene hâkim olmaktır. Yiğitlik, öfkesine hâkim olan insana yakışır. Öfkelendi, ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Üç dakika sonra söylediğine pişman: ‘Hakkını helâl et, ben sinirlendim bunu söyledim.’ Ne anlamı kaldı yiğitliğinin? Pişmanlıkla mı kalmadı? Nerede kaldı adamlığın senin?
Sakin ol, bekle. Öfkeni yut. Sakinleştir kendini. Kur’an ve sünnet ölçüsüne vur, dinle. Ondan sonra ne söylemen gerekiyorsa söyle; doğru olan budur.
Şeker Hastasının Orucu
Şeker hastası bir kişi sıcaklarda uzun yaz günlerinde oruç tutamazsa, günlerin kısa olduğu kış aylarında oruç tutmasında bir sakınca yoktur. Şeker hastasına oruç tutması zaten doktorların çoğu ‘tutmayın’ diyor. Tutabiliyorsa tutacak; tutamıyorsa varsa malî durumu fidyesini verecek. Kışın tutabiliyorsa kışın tutmaya gayret edecek; onu da tutamıyorsa varsa malî durumu fidyesini verecek.
Bu sadece şeker hastası için değil, bütün hastalar için geçerlidir: tansiyon hastası, kalbinde rahatsızlık olan, çok zayıf gücü yetmeyen… Bunlar kendilerini zorlamayacaklar. Çünkü daha büyük sıkıntılara yol açabilirler.
Şaban Ayı Orucu ve Ramazan’a Geçiş
Hazreti Âişe annemizin rivayeti: ‘Biz hiç iftar etmeyecek zannederdik’ diyor Şaban ayında. O kadar çok tutardı. Ama son iki üç gün kala tutmazdı. Pazartesi-Perşembe orucu tutanlar son on beş günde bırakmasınlar; devam edecekler. Ancak Ramazan’a iki-üç gün kala orucu kesecekler. Ramazan’la Şaban’ın arası ayrılsın diye.
O zaman için insanlar ne zaman Ramazan başlıyor belli değildi. Ay’a göre hareket ediyorlardı; ilân edeceklerdi. Şaban’ın son iki-üç gün oruç tutmazlardı, haber beklerlerdi. Ay’ı gözetleyenlerden haber bekliyorlardı.
Davul ve Selâ — Haberdâr Etme Aletleri
Ashâb zamanından haberdâr etme aletlerinden birisi davul çalmaktır; birisi selâ okumaktır. Selâ okundu mu önemli bir şey vardır: Cuma önemlidir, önceden selâ okunur. Bayram namazı önemlidir, selâ okunur. Perşembe geceleri yatsı namazından önce selâ okunur. Gündüz aniden selâ okunursa önemli bir haber var demektir; Müslümanlar hemen selâ okunan yerlere toplanırlar.
Aşûre Orucu ve Ashâb’ın Uygulaması
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de Yahudilerin oruç tuttuğunu gördüğünde sordu. ‘Mûsâ aleyhisselâm’ın Firavun’dan kurtulduğu günü şükür amacıyla oruç tutuyorlar’ dediler. ‘Bu oruca biz de lâyıkız, onlardan fazla’ dedi ve hemen haber verilmesini istedi: ‘Şimdi niyetlensin niyetlenmek isteyen.’
Oruç, Mekke’de farz değildi. Medine’ye hicret edildiğinde de henüz farz değildi. Oruç farz kılınmadan önce Medine-i Münevvere’de aşûre orucu tutulurdu. Oruç farz kılındıktan sonra aşûre orucuyla ilgili serbest bıraktı: ‘Bundan sonra isteyen aşûre orucu tutsun, isteyen tutmasın’ dedi.
Üç Aylar Orucu ve Şaban-Ramazan Arası
Bir kimse üç aylar orucu niyetlenirse; mesela borcu altmış altı gün tutacaksa, üç aylardan önce başlar, yani iki ay öncesinde başlar. Ramazan’a gelirken birkaç gün ara vermesi lazım. Ramazan’a giderken birkaç gün ara vermek sünnettir; ara vermemek mekruhtur. Şaban’dan Ramazan’ı eklemek, hemen bitişik tutmak sünnete aykırıdır.
Kaynakça
- Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr — Cehennemde riyâkârlar için hazırlanan yer hadisi
- Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs — ‘İki şöhretten sakının’ hadisi
- Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs — ‘Allah riyâ yapanlara cenneti haram kılmıştır’ hadisi
- Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs — ‘Gösteriş için sûfî kılığına girenlerin şerrinden yeryüzü Allah’a sığınır’ hadisi
- Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs — ‘Cennetin güzel kokuları 500 yıllık mesafeden alınır’ hadisi
- İbn Mâce, Sünen, Kitâbü’s-Sıyâm — ‘Nice oruç tutanlar var ki açlıktan başka bir şey yok’ hadisi (No: 1690)
- İmam Ahmed, Müsned — Aynı hadisin farklı rivayeti
- Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr — Aynı hadisin farklı rivayeti
- Taberânî ve Beyhakî — ‘İnsanların yanında namazını güzel kılıp yalnızken güzel kılmayan’ hadisi
- Hakîm ve Tirmizî, Nevâdirü’l-Usûl — ‘Ümmetimde şirk karıncanın ayak sesinden daha gizlidir’ hadisi
- Abdurrahman es-Sülemî, Tabakâtü’s-Sûfiyye — İki şöhret rivayeti
- Hüzün kuyusu hadisi — Cehennemde riyâkâr okuyucular için hazırlanan vadi
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’d-Da’avât — ‘Allah’ım bilerek bilmeyerek şirk koşmuşsak senden af dileriz’ duası
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Hac — ‘Yol bulabilen hacca gitsin’ (Âl-i İmrân, 3/97 tefsiri)
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’d-Da’avât — ‘Ramazan ayı gelir biter affolmamıştır lanet olsun’ hadisi (No: 3545)
- Ahmed b. Hanbel, Müsned — Anne hakkını helâl etmeyen sahâbî kıssası
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Edeb — ‘Yiğit, öfkelendiğinde nefsine hâkim olandır’ hadisi (No: 6114)
- Hazreti Âişe (r.a.) rivayeti — Peygamber’in Şaban ayında en çok oruç tutması (Buhârî, Savm, 52; Müslim, Sıyâm, 176)
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’s-Savm — Şaban’ın son günlerinde orucu kesme sünneti
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’s-Savm — Aşûre orucu: ‘Biz buna daha lâyıkız’ hadisi (No: 2004)
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’s-Sıyâm — Aşûre orucu rivayeti (No: 1130)
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Kalb, Sünnet, Şeyh, Şükür, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı