1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Allâh ruhları yarattığında cennete ya da cehenneme gideceğimizi biliyordu. Madem dünyadan önce bunlar belli ise, dünyada kendi irademizle yaptığımız iyi ya da kötü ameller dünyadan önce belli olan sonuçları değiştirebilir mi? Madem belli ise bu dünyadaki irademiz ne derecede geçerlidir? Geriden bakın. siz şimdi normalde ileriye doğru bakıyorsunuz. İleriye doğru bakınca sizin için ilerisi gayp. Ama geriye doğru baktığınızda sizin için gerisi gayp mı? Değil. O zaman varlık sürecinde kendi varlığınızda sizi yaratan, sizin son nefesinizden geriye doğru baktığında veyahut da varoluşunuzdan son nefesinize kadar baktığında bütününü görüyor ne yapacağınızı.
Ne yapacağınızı bütününü görünce diyor ki bu bütünün içerisinde o kimse cehennemlik ameller işleyecek. Cehennemlik ameller işleyecek. Cehennemlik ameller işleyeceği için onu cehennemlik yazdı. Sizin cehennemlik amel işleyeceğinizi biliyor çünkü. Veya bütününe baktığında sizin cennetlik ameller işleyeceğinizi de biliyor. Cennetlik ameli işleyerekten son nefesinde lâ ilâhe illâllah Muhammedun Rasulullah diyerekten son nefesinizi vereceğini de biliyor. O yüzden onu yazdı. Öyle yazdığı için öyle yaşamıyoruz. Eğer öyle yazdığı için yaşamış olsak cebriyeye giriyor. Öyle yaşayacağımızı biliyor bizim. Öyle yaşayacağımızı bildiği için sonucunu yazdı. Ne yapacağımızı bildiği için. Biz onun emirlerini bu noktada onun daha doğrusu yazdığı gibi hareket etmiyoruz.
Cebri değil. Allâh hiç kimsenin yazısını kötü yazmaz. Bu noktada cüzi irademiz var. Maalum yeni. Başbakan Binali Yıldırım bundan sonra partili cumhurbaşkanı mı yoksa başkanlık sistemi? Memleketimiz için hangisi hayırlıdır, görüşlerinizi lütfeder misiniz? Bizim gibi ülkelerde başkanlık sistemi her zaman için başkanlık sistemi her zaman için başkanlık sistemi her zaman için uygun. Doğru bir başkanlık sistemi şu anda çok acil gerekli hem. Böyle arada olmaması lazım. Bu ara dönemsiz geçmesi lazımdı bunu. Türkiye milletvekili seçimlerinden hemen sonra koyacaktı başkanlık sistemini normalde kanun madde anayasa neyse nasıl olması gerekli. Ama bu konuda böyle çok donanımlı bir bilgilendirme yapmıyorlar.
Burada sıkıntı var. adı var sadece, adı da güzel. Bu noktada İslam ve Türk kültürüne, inanışına uygun başkanlık sistemi. Doğru uygulanırsa bunda bir sıkıntı yok. Ama geç kalındı. Bunda artık hangi dengeleri, hangi hesapları, kitapları yapıyorlar bilemem. Ama geç kalındı. Belki de geç kalındığı için Cumhurbaşkanı bir değişikliğe gitti. Bu konuda ayak bireten ayak sürüyenler olduysa Cumhurbaşkanı o yüzden de bir değişikliğe gitmiş olabilir. Geç kalınmış bir şey. Bunu normalde şimdi çok eski ülkücüler bilirler. Başkanlık sisteminin temeli ülkücülere aittir. Şu anda MHP’nin karşı çıkmasını da böyle hayretle bakıyorum zaten. biz eski ülkücüler gençliğimizde başkanlık sistemini bu noktada savunan, söyleyen bir sistemin içerisindeydik.
2. Bölüm
Şu anki MHP, şu anda eski ülkücülerin bu noktada yolunda değil. Yine de enteresan noktası da bu zaten. O yüzden devlet bahçeli bizden birkaç yaş, bizden bir jenerasyon dahakide öndedir. Devlet bahçeli Türkiye’nin yanındaydı. Olaylara, molaylara karışmadı hiç. Ceza ve hayatı yoktur, çilesi yoktur onun. Ama normalde tabii MHP’nin böyle daha önce Türkiye’nin zamanında savunduğu bir şeye şimdi nasıl böyle karşı çıkıyor o da hayretle bakılacak bir şey. Bir şey doğrusa doğrudur. bu noktada, evet Türkiye’nin gerçekten başkanlık sistemine geçmesi lazım, hızla. Yine milletvekilli sisteminin değiştirilmesi lazım. Doğru dediğim şey o. normalde milletvekillerini eğer genel merkez seçecekse yine, millet de gidip genel merkezini seçen, seçtiği milletvekillerini tasdikleyecekse o çok şey değil.
Şu anki seçim sisteminin de değişmesi lazım. Bu seçim sistemi değil. Bu seçim sistemine göre halkın kendisi kendi hür iradesiyle kendi milletvekilini çıkaramıyor. Halk kendi hür iradesiyle kendi belediye başkanını seçemiyor. Hür iradesiyle milletvekilini de seçemiyor. Hür iradesiyle il milli eğitim müdürünü seçemiyor. Hür iradesiyle, örneğin valisini seçemiyor. Hadi dedik ki valisi, emniyet müdürü devlete ait, devletin devamiyeti için bunlar seçimli olmasın. İyi. Güzel. E belediye başkanını da millet evlemeyin kendisi seçsin ya. Onu da yapmıyorlar. E milletvekilini de millet kendisi seçmiyor. Neymiş? Demokrasiymiş. Aldatıyorlar bizi. Kaç tane parti başkanı var? Beş tane. Beş tane parti başkanı oturuyorlar, milletvekili adaylarını belirliyorlar, koyuyorlar.
Birinci sıra bu, ikinci sıra bu, üçüncü sıra bu, dört, beş, altı, yedi. Kaç tane bursa çıkarır? sekiz tane, dokuz tane. Sekiz dokuz taneyi genel merkez kafasına göre tespit ediyor. Ondan sonra orada koşuşturacak, yerlerde insanlar lazım. dokuza onu koyuyor, onuncuya onu koyuyor. Onlar koşturacak, gırgat gibi. O yüzden başkanlık sistemi düzgün bir sistem olursa, mesela şeyi, mecliste gidecek olan milletvekillerini halkın kendisi belirleyecek. Mesela tercih çıkarabilirler ortaya. Örneğin. Herkes tercih kullanabilmeli. Daha tercih kullandırmıyorlar. Bunun gibi. O yüzden bu cumhurbaşkanı olduğu müddetçe başbakanın kim olduğu da önemli değil zaten. Cumhurbaşkanı olduğu müddetçe birisi de çok fazla başbakanlık yaparsa onu da değiştirir zaten.
Orada başbakanlık yapacak bir kimse lazım değil. Normal bakanlar koordine edecek, koordinasyoncu lazım bir tane. Koordine edecek ortamı. Hele başbakanlık yaparsa ipini çekerler adamın. Şunu unutmayın. Başbakanlık yaparsa, başbakanlık yaparsa, başbakanlık yaparsa, başbakanlık yaparsa, şunu unutmayın. Sizi birisi lütfedip bir yere getirdiyse, o getiren kimsede sizi bir gün oradan alır, indirir aşağı. Bu değişmez bir şey. Birisi sizi bir at getirmiş emanet, biniyorsunuz üstüne. E at benim diye kurulma. At senin değil. Kimi? Ağa verdi sana. Ağanın atıyla hava atılır mı? Atılmaz. Öyle şey yok. İyi. Türkiye burası her şeyi götürür ve kaldırır. Sıkıntı yapmayın. Bir şey olmaz. Öyle problem problem de çıkmaz, hiçbir sıkıntı yok.
3. Bölüm
Sıkıntı olmaz, merak etmeyin. Kimsede dağılmaz, öyle minnet, parti dağılacak mı olacak zannediyorlar. Hiç öyle bir şey olmuyor. Dağılmaz, hiçbir şey olmaz. Hiç kimse hiçbir yere gitmez. Sebep? İnsanların büyük bir kısmı güce tapar. Beş. Avam için üç tane put devam eder. Laat, menat, uzza. Avam her ne kadar ben Allâh ve Resulüne inandım dese de, avamın içindedir bu laat, menat, uzza. Bu gerçek tahkiki noktada imana eremediğinden kaynaklanır bu. O yüzden o kimse otoriteden korkuyorsa, gücün karşısında iyiliyorsa, paradan bozuluyorsa, kadından bozuluyorsa, dünyadan bozuluyorsa, bunları kaybetmekten korkuyorsa, o zaman o kimse hakikatiyle, o zaman o kimse hakikate doğru değil, korkularına doğru koşar.
O yüzden Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, korkaklığın şerrinden Allâh’a sığınırım dedi. Bu elindekini kaybetme korkusu da bir korkaklıktır. Makamını kaybetme korkusu korkaklıktır. Sermayesini kaybetme korkusu korkaklıktır. Eşini kaybetme, çocuğunu kaybetme, arkadaşını kaybetme. Korkusu hep korkaklıktır. Sen hakikati söylersin, yalnız kalırsan yalnız kalırsın. Ama öyle ben hakikati söylüyorum deyip de yanlış bir şekilde, yanlışa doğru, kendi yanlışında hakikat görme. Söylediğin şey Kur’ân ve sünnet noktasında olsun. Doğru yerde doğru şeyi söyle, doğru yerde doğru şeyi söyle. Hikmete uygun söyle, yalnız kalıyorsan kal, bu ayrı. O yüzden avam insanlar bu korkulardan vazgeçemezler.
Vazgeçemedikleri için güce eğilirler, otoriteye boyun bükerler, menat, paranın da esiri olurlar. Bunlardan vurulmazsa olmazsa bir de kadın girer devreye, böylece o kimseyi esir alır bir şekilde. O yüzden ancak mesela böyle bir fikir noktasında buluşanlar, bir dava noktasında buluşanlar, bunlar ayrı şeylerdir. Ama şunu unutmayın hiçbir zaman, bir kimse dava olarak yola çıkar da bir müddet sonra, bir müddet sonra davayı kendine basamak eder, kendine ileriye yönelik maldı, müktü, paradı, makamdı, mevkiydi, o tarafa doğru döndürürse sonuçta o kimse dava diye yola çıkıp kendisini lat, uzla, menata peşkeş çekmiş bir kimse olur. Bugünkü dünyada ne yazık ki böyle samimi dava ehli insanlar çok az. Siyasetin içerisinde hemen hemen yok denecek kadar az.
Bu acı bir şey. Ama sonuçta dava denilen şeyler de bir müddet sonra hep bozulmaya uğruyor. Müslümanlar bu manada yorgunlar. Müslümanlarda bir üç yüz yıllık bir yorgunluk var. Bu yorgunluk iyice şu anda böyle ümitsizliğe doğru götürüyor insanları. Yorgun. Yorgun olmasının sebebi hep aldatılmak. Bu bilhassa Anadolu Müslümanları yorgun, iki yüz yıldan beri yorgun. İnşâAllah Cenâb-ı Hak derleyip toparlatır. Âmîn. Yorgunluğunun sebebi sonuçta hep aldanmasından kaynaklanıyor. Dava diye yola çıkan insanlar bir müddet sonra bir bakıyorsun ki milletvekili olmuş, belediye başkanı olmuş veya bir yerlere bir amir memur bir şeyler olmuş ve kendisini oraya peşkeş çekmiş, unutmuş. Savunduğu bütün her şeyi kaybetmiş.
4. Bölüm
Savunduğu bütün her şeyi unutmuş. Bu dervişlerde dergahlarda da aynı, partilerde de aynı, ne bileyim siyasetçilerde de aynı, her yerde aynı bu. Bundan dolayı yorgun Müslümanlar. Bundan dolayı bıkkınlar. Bir bakıyorsun, harika böyle duygu, düşünce, fikriyat, hedef, muhteşem ama Uhud okçuları gibi. Uhud okçuları ne yaptılar? Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin emrettiği mevzileri bıraktılar. Mevzileri bırakmalarının bir sebebi galibiz. Ee, ganimetlerden, ganimetlerin bize kötürleri düşebilir. Ganimetten biz hakkıyla pay alamayabiliriz. Hakkıyla pay alamazsak diye yerlerini terk ettiler. Oysa Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki benim emrimi bekleyin.
Ben emretmedikçe mevzilerinizi terk etmeyin dedi. Ama onlar ganimete gözlerini diktiler. Ganimete gözlerini dikince bıraktılar mevzilerinizi terk etmeye. Mevzilerinizi terk etmeye, mevzilerinizi terk etmeye. Ganimete gözlerini dikince bıraktılar mevzilerini. Mevzilerini bırakınca Halid bin Velid deha, askeri deha. Bir an galibiyet sarhoşuyla Müslümanların ciddiyetini kaybedeceğini tahmin etti. En vurucu askerlerini, en güzel silahşörlerini etrafında topladı, bekledi. Ne zamanki Müslümanlar galibiyet sarhoşuyla malın başına üşüştüler, arkadan geldi, tavrı mar etti ortalığı. Müslümanlar ne olduklarını anlayamadılar. Bu edebiyat olarak orada duruyor. İnanış olarak değil. Müslümanlar da bu edebiyat olarak orada duruyor.
Herkes yola çıkarken dava diye yola çıkıyor. Bu acı bir şey. Ben bunu gördüğümden dolayı benim de korkum, bu manada budur. Dava diye yola çıkıp, dava deyip yola çıkıp bozulanları eleştirirken kendimin ve bizlerin bozulmasından korkarım. Benim de korkum budur. Bursa’da yaklaşık 26 yıl olmuş. E, bayındır ödemişe de koyarsan 28 yıl, 29 yıl, 29 yıldan beri dava olarak yola çıkmışız. Bir gün gelir bu bozukluktan, bu gefrini, gevşeklikten nasip dar oluruz diye korkum. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde hep böyle bir müddet sonra ne yazık ki bu hale geliyor insanlar. Bu işin acı tarafı. O yüzden yorgun Müslümanlar. Bu böyle, Allâh korusun, her yerde gördüm bunu. Gittiğim cemaatlerde gördüm, gittiğim tarikatlarda gördüm.
Görüştüm, konuştum, yerlerde gördüm. Kendi içinde büyüdüm. Ülkücü camiada gördüm. Gördüm ben açıkım bu noktada. Refah Partisi’nde gördüm. Gördüm. Örneğin Büyükbirlik Partisi’nin içinde gördüm. Gördüm. Görmedim, bir yer kalmadı. Kendi dergamızın içinde gördüm. Gördüm. Ufak büyük gördüm. Bizde de farklı tezahür ediyor. Adam geliyor, efendim ne olursun hizmet edeceğim, hizmet edeceğim, hürmet, hürmet edeceğim. ben bir araba alayım dua edin. Adam arabayı alıyor, dergahı unutuyor. Gördüm. Geliyor, ne aşklı, ne aşklı. Efendim, anam da sensin, babam da sensin. Senden başka beni evlendirecek kimse yok. Şeyh Efendi, evlendirelim oğlum diyor. Evlendiriyoruz. Adam evlendikten sonra yok. Gördüm. Gibi. Veyahut da bir yere bir kimse bir işe girmek istiyor. siz onu tanıyorsunuz, bunu tanıyorsunuz.
5. Bölüm
Bir telefon açın, bir söyleyin. Hasbel Kader söyleniyor. Adam dergahı unutuyor. Unutuyor. Dava diyor, yola çıkıyor. Oo ne bahadır. Bir düdük, önce o gidiyor Şeyh Efendi’ye. Biz yakalanırsak, basılırsak, Mustafa abim ödeyecek bizim çeklerimizi, senetlerimizi diyor. Bu her yerde var. Bakın bu her yerde var. Bu her yerde var. Bakın bu her yerde var. Ya bizde olmaz deme. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin asabında oldu. Bundan, kendi kendine temizliği, kendini temiz tutabildiğin yere kadar tut. E şimdi düşünün. Refah Partisi öyle değil mi? Davaydı, ne oldu? MHP davaydı, ne oldu? Ülkücü Gençlik davaydı, ne oldu? Siyasetçi Anap davaydı, ne oldu? Ahak Parti davaydı, ne oldu?
Şimdi dergahlara da gireriz. Cemaata girelim, Risale-i Enveriyye’ye de gireriz. Cemaata girelim, Risale-i Nur davaydı, ne oldu? Fethullah Gülen Hoca’nın cemaatı davaydı, ne oldu? Esat Coşan’ın kayınpederi olan, neydi adı? Mehmet Zahit Kodki Efendi. koskoca Gümüşhanevi’nin silsilesi, davaydı, ne oldu? Mahmut Esat Coşan’ın kayın, damat diye getirdiler, koydular başa. Vefat edince ne oldu? 28 yaşında oğlan, 28 yaşındaki oğlu, babasının cenaze tepkisiyle ömründe, hiç unutmuyorum, babasının cenazesinde İstanbul sosyetesi gibi siyah gözlükleri taktı, geldi. Ondan sonra da ona intisap ettiler herkes. Şirketlerin başına oturacak birisi lazım. Davaydı, ne oldu? Davaydı. Bütün dergahları alın önünüze.
Türkiye’deki en böyle meşhur dergahların hepsini de önünüze alın. Hepsinin de başlangıç noktası dava, muhteşem. Bak sonunu seyreyle. Menzil davaydı, öyle değil mi? Kaç tane şey var şimdi? Ben hiç gitmedim, gidenler söylüyorlar, otel, lokanta, bilmem ne, hepsi de orada sıralı diyorlar. Var mı gideniniz içinizde? Öyle mi? Evet, son haliyle öyle. Eskiden öyle değil, 15 yıldır önce bayağı bir savaş yöndeydi. Herkes camide kalıyordu, şimdi ama öyle değil. Herkes otelde kalıyor. Şimdi tamamıyla, şey gibi olmuş. Şeyh Efendi’nin otelinde kalıyor herkes, lokantada yemek yiyorlar. Zahkirler çok farklı, bir de Orhan’ın benzeri şeyhin, bir de kardeş babada kendini şeyh ilan etmişler. Onun da zahkileri var.
Davaydı, değil mi? Ben böyle söylüyorum diye çok eminim. Ama o da çok eminim, çok eminim, çok eminim, çok eminim. Ben böyle söylüyorum diye çok eleştiriyorlar beni. Umurumda değil benim. Bakın, umurumda değil. Hepsi de bunlar davaydı. Zahkirler, ehli tasavvuf olan bir yerde, bir dergahta zahkirler oradan maaş almaya başladılarsa, halifeler orada bir para üleşiyorlarsa, millet şeyhin cebine para katıyorsa bir yerde, şeyhim cebine para katmak için yarışıyorsa millet, orada davama hava kalmaz. Anladınız? Bunları topladığınızdan sonra, bunları topladığınızdan yoruruyor Müslümanlar. Yorgun. Yorgun olmasının sebebi aldatılmışlıktan kaynaklanıyor. Bakın, aldatılmışlıktan kaynaklanıyor. Aldanıyor Müslümanlar.
6. Bölüm
Aldanınca bir müddet sonra bakıyor, ilk önce aldandığının farkında değil. 10 yıl sonra bakıyor, aldanmış adam. 20 yıl sonra bakmış, aldanmış. Adam vermiş senetleri, vermiş senetleri, davada vermiş senetleri. İşi bozulmuş. Bir tane senedi ödeyemedi diye bütün senetlerin hepsini de haczetmişler. Adam koşa koşa geliyor, ya ben bunu Allâh rızası için verdim diyor. Böyle bir şey caiz mi? Kardeş. Dedim vermişim. Onlar da böyle yapıyorlar. Ne diyeyim sana şimdi dedim. Ne söyleyeyim? Dedim bir fukaraya git ver deseler vermezsiniz dedim. Ama şeyhin yanına gideceksin, oturacaksın ya sen. Veyahut da şeyhin evinde misafir olacaksın ya sen. Şeyhin yanında misafir olmak, evinde misafir olmak bir ayrıcalık ya senin için.
Öyle bakıyor bana. E yoruluyor insanlar. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Bunu böyle yeniden ümmeti bu noktada heyecanlandıracak, ümmeti bu noktada yeniden harekete geçirecek, ümmeti bu noktada gerçekten inandıracak insan çok az. Çok az. Aklın ayaklar doluysa bitmez ağrısı. Ümmeti bu noktada heyecanlandıracak çok az. E bizim Anadolu’daki Müslümanlar da yorgun. Yorgunuz hep beraber. Yorgun. Siyaseten yorgun, ilmen yorgun, her taraftan yorgun. E şimdi bir tek şu anda Anadolu’daki insanların kafasında siyasi bir lider var, o da Tayyip Erdoğan. Alternatifi de yok, önü de yok, önü de yok, arkası da yok. O da bunun farkında. O yüzden Anadolu’daki Müslümanlar bir hamle daha yapıp başkanlık sistemini getirmeleri gerekiyor.
Bir hamle daha lazım. Bu memleket, bu ben bunu memleket için söylüyorum. Bir hamle daha lazım, öyle bir hamle lazım ki hatta ben öyle diyorum ki geri dönüşü olmasın diye buradan geri dönüşü 400 milletvekili koysunlar, 367 değil. 400 koysunlar, 450 koysunlar. Buradan geri dönüş için yüzde 70 oy istesinler. Buradan geri dönülmesin, yüzde 51 referandumdan yüzde 51’le yetmesin. Buradan geri dönüş için yüzde 70 istesinler. Desinler ki buradan geri dönmek için yüzde 70 oy alması lazım. Geri dönüşü. Yolda çarpık taraflarını düzeltsinler, ayrı mesele. Ama zaman yok şu anda. Bu konuda da millete gerekli olan açıklamalar yapılmadı. Millet bu noktada bilgisiz. Nasıl bir sistem olacağından da haberi yok.
Sistemi yazıp milletin tartışması için koymadılar önüne. iyi, bir tane başkan seçecekler de alt kadro meclis nasıl oluşacak? Örneğin. Kimse bilmiyor. Meclis oluşacak mı? Kimse bilmiyor. Atamalar nasıl yapılacak? Kimse bilmiyor. Kim atacak? E kimse bilmiyor. Bilmiyor, ben de bilmiyorum. Hiç kimse bilmiyor. E hiç kimse bilmeyince millet bakıyor şimdi öyle. Ha başkanlık sistemi, ne ki bu? İyi, ne bu? Kimse bilmiyor. Ben başkanlık olması lazım diyorum. Çok önceden bir öğreti bu. Ben de. Ama ben de nasıl yapacaklarını bilmiyorum sonuçta. E milletvekilleri de bilmiyor. E il başkanlarını da bilmiyor. İlçe başkanlarını zaten bilmiyor. E il ve ilçe başkanı zaten kim Bursa il başkanı bilen var mı? Bir kişi kaldırdı evini.
7. Bölüm
İkinci kişi kaldırdı. Üçüncüsü kaldırdı. Dördüncüsü, dört kişi. Koca cemaatten AK Parti il başkanını tanıyan dört kişi var. Beş kişi, yok dört kişi saydım. Aha beş kişi oldu. Kimse tanımıyor. Bu neden kaynaklanıyor biliyor musunuz? Adamın sizde işi yok. Yerelle işi diyor adamın. Yerel merkezden birisi atacak onu, bitecek işi. Aha o oldu il başkanı. Aynı şey. MHP il başkanını bilen var mı? Bir kişi. İl başkanı. Bir kişi. İki kişi. MHP il başkanı. Üç, dört. Bu kadar bakın. CHP il başkanını bilen var mı? Bir kişi. Bir kişi. CHP’li yok mu elimizde? Yanım içimizde hiç yok. Bir kişi. Bizim Hakan da CHP’li değil ki bir tane de o olsaydı. Bakın bu aslında neyi gösteriyor biliyor musunuz? Yereldeki siyasetçilerin gerçek manada yerel siyaseti yapmadığını gösteriyor.
İhtiyaç yok çünkü. Sebep yukardan atanıyor. Milletvekillerini tanıyor mu millet? Tanımıyor. Sebep yukardan atanıyor. Aşağıdan yırta yırta, çalışa çalışa gelmiyor. Kendisi öyle geldi ama. Efendim, muhakkakiyen bir partinin başına oğlu kumarda olan milletvekillerimizi ne kadar görüyoruz sizce? İnsanlar, biz Hazreti Lut’u çocuklarından sonra unututar mıyız? Adem’i çocuğundan sonra unututar mıyız? İslam hukukla konuşur. Nasıl Adem’i çocuğundan sorumunu tutamıyorsak, nasıl Lüt Aleyhisselâm’ı unutur? Bu, Adem’i çocuğundan sorumlu tutamıyorsak nasıl Lüt Aleyhisselâm’ı çocuklarından ve eşinden sorumlu tutamıyorsak Lüt’ta Nuh’ta O yüzden bir kimseyi çocuğundan sorumlu tutmamız mümkün değil Bu işin İslam hukuku Bizi ilgilendirme zorası Biz bu noktada Söçüyor insanlar kendilerince Veya da o atanmışı kabul ediyorlar mı?
Ediyorlar neden siyasetin içinde değiliz? Birisi bize bir şey atacaksa Biz onun manevi olmasını isteriz O yüzden atanmışı kabul edemem O yüzden bir Sûfî’yi atanmıştan kuvvetli ve üstün görürüm Bu biraz abes olacak ama Ben herhangi bir yerdeki bir zakirimi Herhangi bir yerdeki milletvekilinden Genel Başkan Yardımcısından üstüm görürüm Beni ilgilendirmez O genel başkanmış genel başkan yardımcısıymış Hiç ilgilendirmez O genel başkanmış genel başkan yardımcısıymış Hiç ilgilendirmez Benim için bizim zakirimiz ondan kıymetlidir Bizim dervişimiz onlardan kıymetlidir Biz o yüzden gidip de bir siyasi oluşumun emrine girmeyiz Yok Bugün atar yarın alır Hakkı mı adam? Hakkı Adam çalışmış didinmiş Mücadele etmiş hala da çalışıyor didiniyor İpleri kimsenin eline bırakmıyor Devam ediyor haklı İlham sadece kalbe mi gelir?
Evet Aslında düşüncelerimizden yaptığımız çıkarımları ilham mu zannediyoruz? Bazen Yoksa akla ilham gelir mi? Evet Bizi yanıltan bu ikisini ayırt edemememiz mi? Evet Kul tam manasıyla vusrata erebilecek mi? Her daim Allâh’la beraber olabilecek mi? Böyle olacağını söyleyenler var Ben buna inananlardan değilim Evladımız pazar günü KPSS sınavına girecek Allâh rızası için dua Allâh hepsine de zihin açıklığı verse Âmîn Hangi fıkıh kitabını okumamızı tavsiye edersiniz? El ihtiyar uygun mudur? El hidaye okuyun Dört ciltlik eğer okuyacaksanız el hidaye uygun Tek ciltlik kuduri var o uygun Sabah namazını yataktan kalktığımız eşofmanla kılabilir miyiz? Eşofman tesettürlü değil mi ki? Nasıl tövbe etmeliyiz ellerimizi açmadan da tövbe edebilir miyiz?
Sen günahı terk et O tövbedir zaten en güzeli odur Dini nikahta babanın rızasını alma şartı var mıdır? Şafilerde vardır bu hanefilerde yoktur İmam-ı Ali radellahu anh hazretlerinde yoktur Hazreti Ayşe annemizde yoktur Bu noktada velinin izni Hanefilerde de velinin izni gerekmez nikahta Ama şafilerde velinin izni gerekli Hadîs Allâh-u Teala şöyle buyurdu Ey Ademoğlu hasta oldum ziyaretime gelmedin Ademoğlu sordu Ya Rabbi sen alemlerin Rabbi’sin Seni nasıl ziyaret edeyim? Allâh-u Teala buyurdu Bilmiyor musun falan kulum hasta oldu Ama sen onu ziyaret etmedin Eğer onu ziyaret etseydin beni yanında bulacaktın Yemek ve su ile de aynı anekdot geçtikten sonra Bunu da mı anlayamadım diyor Soru bir şey istendiğinde veya ziyaret gerektiğinde Zengin fakir iyi kötü demeden her canlıyı bir görüp Az çok helal ölçüde istediğini vermeli miyiz?
Bu noktada vermekle alakalı Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Hadisi var isteyene vermekle emrolundum diye Eğer onun haliyle hallenebiliyorsa bir kimse Her kim ne istiyorsa vermesi gerekir az çok Ama işin bir de fıkıh boyutu var Fıkıh boyutunda da lazım olan isteyen Dilenciye verilmeyeceğini hükmetmişler bu noktada Bir günlük yiyeceği var olan kimseye verilmeyeceğini Dilense dahi verilmemesi gerektiğini hükmetmişler Niçin? Bu istismar edilir Her isteğini verince ortalık tembelden geçilmez manasında Hadisteki istenileni hayatına düstur edilse dahi Seri sülükten geçmeden hakikat anlaşılmayacak mı? Her şey bir kimse Kur’ân ve sünneti yaşamaya çalışıyorsa O seri sülükün içindedir O yüzden seri sülükün dışında değildir Haklarınızı helal edin Ömreyle alakalı son demeye gelmeye başladık Listeler üç aşağı beş yukarı hazır veya hazırlanacak gibi O yüzden Oturum üçlü dörtlü ikili odalar İkililer belli eşleriyle beraber gelenler de Öbür türlü üçlüler de dörtlüler de bazen değişiklikler oluyor Gelen giden oluyor, iptal eden oluyor O yüzden iptal edenlerin yerine yedeklerden aldıklarımız oluyor Üçlü dörtlü odalar bazen böyle şey olabiliyor Ne o?
Değişebiliyor işte kimisi dörtlüydü üçlüye geçiriyoruz Kimisi üçlüydü dörtlüye geçiriyor zaman Arkadaşlarından, eşinden, dostundan, akrabalarından veya aynı Şehirdeki kardeşlerinden ayrılmasın diye Bu üçüncü, Cafer nerede? Üçüncü oldu Bir daha tekrar bugün elden geçirmeye kalktık benim kafam olmadı artık Dedim ki kalsın pazartesi gün tamamlayalım Üçüncüye uğraştık değil mi bugün? Üçüncüye uğraştık O yüzden normalde bunu bütün arkadaşlar herkes birbirine duyursun gelmek isteyen varsa bu normalde yedeklere ismini yazdırsın herhangi bir sebepten dolayı gelemeyecek olan varsa da Bu noktada şey yapsın, ne olur geriye dönsün Desin ki ben gelemeyeceğim, iptal edeceğim, iptal ediyorum Bu şekilde biz bu manada odaları son şeklini vereceğiz Listeyi son şekline getirmeye gayret ediyoruz, getireceğiz inşâAllah Bu nokta, bu normalde cumartesi var önümüzde Pazar var, pazartesi var, üç dört gün içerisinde Arkadaşlar son hallerini son bu noktada durumlarını analiz edip Ona göre kararlarını versinler Bu mesele de inşâAllah bitmiş olsun Bu manada haklılarınızı da helal edin Kimisini böyle belki de yerleştirirken bazısına telefon açıyoruz Bazısına telefon açmıyoruz telefon açtığımızı söylediğimizi normalde ona göre kendi mizce Daha doğrusu ben açık açık konuşayım kendimce Kendi kafamdan o oraya ondan iyi geçinir, bu buraya bundan iyi geçinir diye Kendi kafamdan analiz ederek kendimce öyle bir düzen tutturmaya çalışıyorum Şimdiden herkes hakkını helal etsin Arabaların normalde bu otel yerleşim düzenini hazırlayınca Arabaların da düzenini hazırlayacağız Kafamdan geçen öyle hayalim o, herkes binecek olduğu kaç numaralı araba Kaçıncı koltuk bilerekten oturacak herkes bilecek mesela 3 nolu araba, 35 nolu koltuk gidecek Koltuğu oturacak buradan giderken de Medine’de de, Gezi’de de, Medine’den Mekke’ye gelirken de Mekke’de iki tane dışarıdan ömrümüz var onlara da gider gelirken Herkesin arabası, arabanın numarası, koltuğu, koltuk numarası belli olacak Oda numaraları belli olacak Herkes gittiğinde oda numarasını buradan daha henüz yola çıkmadan Herkes kaçıncı kat kaçıncı oda bunları görecek Arkadaşlarını zaten daha öncesinden görecek Bunları son haline getirince açıklayacağız bütün herkese oda arkadaşlarını Onu da görecek herkes İnşâAllah kafamda hayalimdeki şey o buradan yola çıkarken de Herkes otobüsteki koltuk numarasını kaç nolu otobüse bineceğini Ondan sonra kaç nolu odada kalacağını kaçıncı katta kalacağını Ve oda arkadaşlarını hepsini de bilecek görecek Allâh’ın izniyle öyle bir ömre hayal ediyordum ben kendimce Hatta böyle bir çıt daha üstüne istiyorum da inşâAllah bakalım Kafamdan geçen o eğer şirkete kabul ettirebilirsem Dört beş tane diyeceğim eleman al getir Bu millet gitsin tavaf etsin Valizle uğraşmasın Herkes valizlerin üzerine birer tane kağıt Ondan sonra üçüncü kat dört nolu oda Örneğin Gibi valizlerini taşısınlar orada üç dört tane de millet gitsin tavaf etsin işine Valiz taşımakla onunla bununla uğraşmasın İnşâAllah Haklarınızı helal edin bu konuyla bir kafasına takılan bir şey varsa sonra sorsun Ömre ile alakalı Salim’e telefon açıyorlarmış ne kadar olacak diye En düşük fiyatı belli nasıl olsa siz başlayın parayı getireceksiniz Paraları ödemen Onun için ben üçlüde mi kalacağım dörtlüde mi kalacağım filan diye düşünmeyin ne olacak ki merak etmeyin Siz eksik olanı istenecek nasıl olsa ödeyecek olan ödesin Dolar da gidiyor valla aldı başını Allâh yardımcınız olsun inşâAllah cümlemize yardımcısı olsun Ne yapalım yapacak bir şey yok biz bir ömrüye niyet ediyoruz Dolar üç bin liraya çıkıyor dua edin dört bin liraya çıkmadı o da benim yüzümden oluyor Öyle mi oldu Valla hiç Evet ömreye gideceğimiz sırada Dolar da bak haşta da aynı olmuş haberim yok benim Haşta da mı çıktı Dolar mı mübarek Mübarek de var bir mübarek ama çözemedik o tarafı Allâh iyisin inşâAllah Evet durum bu var mı bu konuda bir şey diyecek olan Yok La ilaha illAllah Fatiha Fatiha
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Şeyh, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı