Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

435. Dergâh Sohbeti — Kalpler Zikrullahla Mutmain Olur: İman, Zikir ve Hz. Muhammed Ölçüsü

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 435. Dergâh Sohbeti — Kalpler Zikrullahla Mutmain Olur:…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Mutmain: Giriş: Kalpler Zikrullahla Mutmain Olur

Selâmünaleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşaAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşaAllah.

“Allah’a yönelenler îmân edip Allah’ı zikrederekten kalpleri huzura kavuşanlardır. Ayık olun! Kalpler Allah’ı zikretmekle mutmain olur.” (Ra’d Sûresi, 13/28). Cenâb-ı Hak kendisine yönelenleri tarif ediyor: Kendisine yönelenler, îmân edip Allah’ı zikredenlerdir.


İman ve Zikrullah: Allah’a Yönelişin İki Kanadı

İnsanlar isteseler de istemeseler de yüzleri Allah’a yöneliktir. Bu tabîî bir yöneliştir. Ama îmân edip Allah’a yönelmek isteyenler, husûsî bir yöneliş içindedirler. Çünkü onlar ayne’l-yakîn noktasında ilme’l-yakînin bir tik üstünde, Allah’a yönelişlerini cüzî irâdeleriyle, idraklerini açaraktan, farkına vararaktan yönelirler.

Bunun birinci adımı îmân etmektir. İman etmek; Allah’ın varlığına, birliğine, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, hayra şerre, din gününe, kıyâmete, hesaba kitâba inanmaktır. İman esaslarını, îmân kâidelerini, îmân akâidini o kimse kendi üzerinde tecellî ettirmesi gerekir ki cüzî irâde noktasında farkına vararaktan, isteyerekten kendisi bir adım atmış olsun.


Kalbin Mutmain Olması: İbrâhim Aleyhisselam ve Dört Kuş

İman edenler aynı zamanda Allah’ı zikrederekten kalplerini huzura ulaştıracaklar. O huzura ulaşması ancak zikrullah ile mümkündür. İbrâhim (aleyhisselam) der ya: “Ya Rabbi, ben senin yeniden dirilteceğine inanıyorum. Ama görmek istiyorum. Kalbimin mutmain olmasını istiyorum.” (Bakara Sûresi, 2/260).

Cenâb-ı Hak o meşhur dört kuş meselesini söyler. “Dört tane kuş tut, onları kes, etlerini birbirine karıştır, dört tepenin üzerine dağıt. Sonra onlara çağır; koşa koşa sana geleceklerdir.” Dört tane kuş, dört tepeden uçaraktan İbrâhim (aleyhisselam)ın önüne kondu. Bu mutmain olmaktır: Cenâb-ı Hak’ın sıfatlarının tecelliyâtına aşina olmaktır.

Hadîs-i Kudsî’de buyurulur: “Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım.” Cenâb-ı Hak’ın sığması, o mümin kulun kalbine sıfatlarıyla tecellî etmesidir. Sıfatlarıyla tecellî eden Allah o mümin kulunu ihata eder. Kulun kalbi Allah’ın sıfatlarıyla ihata olunca; artık sıfatın tecelliyâtını, hem içsel hem dışsal o kul aşina olmuş olur.


Hz. Muhammed Mustafa: Zahir ve Bâtında Tek Ölçü

“Andolsun ki Allah’ın Resûlü’nde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için en güzel örnek vardır.” (Ahzâb Sûresi, 33/21). Bu hâle kavuşan kimse artık kendisine bir prototip oluşturması gerekir. Bu prototip, o kimsenin önünde Muhammed Mustafa’dır (sallallâhu aleyhi ve sellem).

İster zâhirî ayakla gitsin, ister bâtınî ayakla gitsin, ister şerîat kanadını taksın, ister hakîkat kanadını taksın; bütün herkes o ölçüye uymakla mükellef, o ölçünün peşine düşmekle mükelleftir. Nereye giderseniz gidin, hangi hâle kavuşursanız kavuşun; eğer onun ayak izini görmüyorsanız ya ayağınızda yanlışlık var, ya yolunuzda yanlışlık var, ya da sizi oraya gönderen de yanlışlık var.

Bir üstâd, Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazretlerinin yolunu anlatmakla mükelleftir. Eğer bir kimse “Benim yolum bu” diyorsa, o yolda sıkıntı vardır. Yol Kur’ân ve Sünnet’tir.


Müferridûn: Allah’ı Çok Zikredenler

Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu: “Yürüyünüz, bu cümleden dahaıdır. Müferridûn geçti.” “Müferridûn kimlerdir ya Resûlallah?” diye sordular. “Allah’ı çok zikredenlerdir” buyurdu. Tirmizî’deki rivâyette: “Allah’ı zikretmeye düşkün olanlardır. Zikir onların ağırlıklarını hafifletir. Böylece kıyâmet gününe hafif olarak gelirler.”

Allah’ı çok zikredenler bu dünyada hafiflerler: Bir, zâhirî mânada günahları affolunarak. İki, dünya hevâ ve hevesinden duygu noktasında kurtularaktan; artık dünyanın ağırlığını hissetmez hâle gelir.


Şeytanın Kalbe Yerleşmesi ve Zikrullahın Koruması

Hadis-i şerîfte buyurulur: “Şeytan ağzını Âdemoğlunun kalbine koymuştur. O Allah’ı zikredince şeytan çekilir. Gaflete düşüp zikri bırakırsa kalbini yutar.” Demek ki şeytan bizim kalbimizin kapısında diréktir. Eğer Allah’ı zikredersek şeytan bizim kalbimizi bırakır gider. Zikrullahı bıraktığımız anda gaflet başlar ve şeytan kalbimize yerleşir.

Şeytanın kalbimize yerleşmesi demek; ağzımızdan, burnumuzdan, kulağımızdan, elimizden, ayağımızdan, aklımızdan, fikrimizden, düşüncemizden harama gidiş yolumuzun açılması ve haram işlememizdir. Allah muhafaza eylesin.


Zikrullah: Allah’ın En Faziletli Sadakası

Hadis-i şerîfte buyurulur: “Her gündüz ve gecede Allah Azze ve Celle’nin bir sadakası vardır. Bunu kullarından dilediğine verir. Allah’ın bir kula verdiği en faziletli şey, ona zikrini ilham etmesidir.” Demek ki zikir ilhamdır. Bir kimsenin zikrullaha gelmesi Cenâb-ı Hak’ın ilhamıdır, Cenâb-ı Hak’ın sadakasıdır.

Sûfîler kendi içlerinde şöyle düşünürler: “Allah’ı zikrediyorsak bu O’nun lütfudur. Biz zikrullah kapısında durduysak bu O’nun lütfudur. Biz zikrullah halakasına oturduysak bu O’nun lütfudur.” Bu noktada kendi cüzî irâdelerini kenara koyarlar. “İyilikleri Rabbinizden, kötülükleri de nefsinizden bilin” (Nisâ Sûresi, 4/79) âyet-i kerîmesinin tecelliyâtıdır.


Zikredenler Bütün Hayrı Alıp Gittiler

Hazreti Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimize bir adam: “Allah yolunda savaşanların hangisinin ecri daha büyüktür?” diye sordu. “Allah-u Teâlâ’yı en çok zikredenin” buyurdu. Adam oruçu, namazı, zekâtı, haccı, sadakayı sordu. Her defasında Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Allah-u Teâlâ’yı en çok zikredenin ecri daha büyüktür” buyurdu.

Bunun üzerine Hazreti Ebû Bekir (radıyallâhu anh), Ömer’e dedi ki: “Ey Ebû Hafs! Zikredenler bütün hayırı alıp gittiler.” Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Evet” buyurdu. İşte zikredenler bu noktada bütün herkesten faziletli olup bütün sevapları aldılar, gittiler. Allah cümlemizi onlardan eylesin inşaAllah.


Kaynakça

Âyet-i Kerîmeler

  • Bakara Sûresi, 2/260 — Hz. İbrâhim’in dört kuş kıssası, kalbin mutmain olması
  • Nisâ Sûresi, 4/79 — “İyilikleri Rabbinizden, kötülükleri nefsinizden bilin.”
  • Ra’d Sûresi, 13/28 — “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur.”
  • Ahzâb Sûresi, 33/21 — “Allah’ın Resûlü’nde sizin için en güzel örnek vardır.”

Hadis-i Şerîfler

  • Müferridûn hadisi: “Allah’ı çok zikredenlerdir” — Müslim, Zikir, 4; Tirmizî, Da’avât, 128
  • Şeytanın kalbe yerleşmesi: “O Allah’ı zikredince şeytan çekilir” — Nesâî, Amelü’l-Yevm ve’l-Leyle; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef
  • Allah’ın en faziletli sadakası zikir ilhamıdır — Beyhakî, Şu’abü’l-İman; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat
  • Her ibadetin en faziletlisi Allah’ı en çok zikredenindir — Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/438; Taberânî
  • Hz. Ebû Bekir’in sözü: “Zikredenler bütün hayırı alıp gittiler” — Ahmed b. Hanbel, Müsned
  • Hadîs-i Kudsî: “Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım” — Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, II/195

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

Ek kaynaklar:

  • Kalplerin Allah’ı zikirle mutmain olması ve Ra‘d 13/28 tefsiri için bkz. Ra‘d 13/28; Taberî, Câmi‘u’l-Beyân; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb.
  • Allah’a yönelme, iman ve zikir birlikteliği için bkz. Zümer 39/17-18; Enfâl 8/2-4; Ahzâb 33/41-42; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Zikir” maddesi.
  • İman esasları ve Cibrîl hadisi bağlamı için bkz. Bakara 2/285; Nisâ 4/136; Müslim, Îmân 1; Buhârî, Îmân 37.
  • İlme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve kalbin tatmini kavramları için bkz. Tekâsür 102/5-7; Vâkıa 56/95; Kuşeyrî, er-Risâle, “Yakîn” bölümü.
  • Hz. İbrahim’in kalbinin mutmain olması ve dört kuş kıssası için bkz. Bakara 2/260; Taberî, Câmi‘u’l-Beyân; İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’ân.
  • “Mümin kulun kalbine sığma” şeklinde meşhur kudsî rivayetin kaynak ve sıhhat değerlendirmesi için bkz. Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ; Süyûtî, ed-Dürerü’l-Müntesire; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kalb” maddesi.
  • Allah Resûlü’nün zahir ve bâtında ölçü oluşu için bkz. Ahzâb 33/21; Âl-i İmrân 3/31; Haşr 59/7; Buhârî, İ‘tisâm 2; Ebû Dâvûd, Sünnet 5.
  • Kur’ân ve sünnetten ayrılmayan mürşid/üstad ölçüsü için bkz. Tevbe 9/119; Kehf 18/66-70; Kuşeyrî, er-Risâle; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mürşid” maddesi.
  • Müferridûn, Allah’ı çok zikredenler ve zikirle hafifleme rivayetleri için bkz. Müslim, Zikir 4; Tirmizî, Deavât 128; Nevevî, el-Ezkâr.
  • Zikrin günahları hafifletmesi, dünya sevgisini azaltması ve kalbi diriltmesi için bkz. Hadîd 57/16; Ankebût 29/45; Buhârî, Deavât 66; Müslim, Zikir 2.
  • Şeytanın kalbe vesvese vermesi ve zikirle geri çekilmesi için bkz. Nâs 114/1-6; A‘râf 7/16-17; Mücâdele 58/19; İbn Kayyim, İğâsetü’l-Lehfân.
  • Şeytanın kalbe yerleşmesi anlamındaki rivayetlerin kaynak kontrolü için bkz. Taberî ve İbn Kesîr’in Nâs sûresi tefsirleri; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, vesvese rivayetleri.
  • Şeriat-hakikat, zahir-bâtın ve sünnet merkezli tasavvuf anlayışı için bkz. Câsiye 45/18; Mâide 5/48; Hucvîrî, Keşfü’l-Mahcûb; Gazzâlî, İhyâ.
  • Hac, ibadet ve zikir birlikteliği için bkz. Bakara 2/196-203; Hac 22/27-29; Diyanet Hac ve Umre rehberleri.

İlgili Sözlük Terimleri: Hakîkat, Zikir, Kalb, Sünnet, Yakîn, Tecellî, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı