1. Bölüm
Allâh gecenizi hayır eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırla eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırla eylesin inşâAllah. Kim dua ederse bir hatim varmış. Onu bağışlasın inşâAllah. Tevhil edilmeyen veya tevhili çok gecikmiş rüyanın hükmünü lütfedermişsiniz. Tevhil edilmiyorsa tevhil edilmemiştir. Vakti geçtiyse vakti geçmiştir. O yüzden rüya semada asılı durur. Nasıl tevhil edilirse öyle tecelli eder diye. Hadîs-i şerif var. Tevhil edilmediyse tevhil eden kimse bu noktada onun kalbine gelen şeyi söyleyecek. Bunu mümana. Gelmemiştir bir şey. Bir şey dememiştir. İkinci faslı var. Bazen tevhil edince karşıdaki kimse aşırı derece etkilenecek. Yine tevhil edilmez. Bazen normalde bunun değişik bu noktada kalbi meseleleri var.
Şimdi bunları söyleyince de birisinin rüyasını tevhil etmeyince vesvese yapıyor kendi kendine. Acaba konuşulmayan benim hakkımda ne var? Acaba söylenmeyen benim hakkımda ne var? Acaba şu şöyle mi? Acaba bu böyle mi? Vesvese de vesvese. Vesvese de vesvese. Bizim hiç öyle dervişliğimiz, benim kendi çapımda, kendi nefsimde hiç öyle bir dervişliğimiz olmamalı. Anlatırız. Bir şey söylerse söyler. Söylemezse bitti mesele. Şimdi insanlarda öyle bir vesvese var ki. İnsanlarda öyle bir vesvese var ki. Allâh muhafaza eylesin. Hele kadınlar. bir bakmışsın kadın kendi kendine kanser hastası etmiş. Bir bakmışsın kadın kendi kendine dersinin alındığını düşünüyor. Birisi senin dersin alınmış olabilir sana bir şey demediyse demiş.
O diyor ki benim dersim alındı. En sonunda Şeyh Efendi Hazretleri’nin geldiği noktaya geleceğiz. Biz rüya tevilini ve hal tevilini kaldıracağız. Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi son dönemde, Mustafa Efendi oğlum halini, rüyasını tevil ediyorsun. Bir esma veriyoruz. Bozuluyor dedi. Bozuluyor dedi. Resmen söylediği şey bu. Oğlum kime esma verdiysem hepsi de bozuldu hemen hemen dedi. O zaman normalde derganın içerisinde bazı nakib, nukabbak abilerimiz var. Onlar da esma veriyorlar o zaman. Hakkı verir. Bunda bir sıkıntı yok. Veya kendilerince makam veriyorlar. Kimisini nakip ediyorlar, kimisini çavuş ediyorlar. Kimisine icazet yazıyorlar. Bir şeyler yapıyorlar böyle. Bir şeyler ediyorlar kendilerince.
Şeyh Efendi’nin bana söylüyor. Oğlum hemen hemen hepsi de bozuldu dedi. İcazet verdikleri dahil. Dedi bak filanca dedi. Şuna nakiplik verdi, buna nakiplik verdi, buna nakiplik verdi, hepsi bozuldu dedi. Filanca şunu nakip etti, şunu nakip etti, şunu nakip etti, bozuldu dedi. Filanca şunu nakip etti, bunu nakip etti, bunu nakip etti, bozuldu, kendisi de bozuldu dedi. Bunları konuşan mesele mi? Bunları konuşamıyoruz. Dedikodu olacak, gıybet olacak. ne bileyim böyle şey olacak diye sustuk. Susuyoruz hâlâ da. Şeyh Efendi’nin benimle paylaştığı şeyler. Bir başkasını bağlamaz deyip susuyorum. Dersimi alıyorum oradan. Aynı şey. İnegöl’den birisi. Şimdi onlar dergahı bıraktılar. Beni aradı. Neyse. Anlattı.
2. Bölüm
Hâlâ anlatıyor. Hayırlısı olsun dedim. Ne Şeyh Efendi’ye anlat dedim. Ne başka bir şey dedim. Bu Şeyh Efendi’ye akışmış telefon. Şeyh Efendi anlatmış. Ondan sonra Mustafa Ağabey’e telefon açtım, bunu anlattım. Anlamadı efendim halimden demiş. Bana hayırlısı olsun dedi, bıraktı demiş. Şeyh Efendi de bana söyledi Şeyh Efendi’nin. Ona demiş Mustafa Ağabey’in hayırlısı olsun dediğine, biz de hayırlısı olsun deriz evladım demiş. Hayırlısı olsun demiş. Efendim rüyamda şu esmayı verdiler ona demiş ona. Verirler oğlum önemli değil demiş. Sen ahlakını düzeltmeye çalış demiş ona. Ardından Şeyh Efendi de bana telefon açtı. İnegöl’den dedi, birisi aradı oğlum dedi. Sana anlatmış halini dedi. Evet efendim.
Hayırlısı olsun demişin dedi. Evet efendim dedi. Bana da anlattı dedi. En son bunu söyledi. Ben Mustafa Ağabey halimi anlattım. O da anlamadı benim halimi, hayırlısı olsun dedi. Ondan sonra ben de Mustafa Ağabeyinizin hayırlısı olsun dediği şeye, ben de hayırlısı olsun derim dedim dedi. Haberin olsun Mustafa Efendi dedi. Dedikodu gıybet eden çok olur oğlum dedi. Bu aynı adam ne dedi biliyor musunuz? Şeyh Efendi bana dedi ki, Mustafa Ağabey sizin halinizden anlamaz. Bana rüyamda ondan sonra hak diyeceksin dediler. O yüzden Mustafa Ağabey hak esmasında olduğundan ondan sonra nefsine uydu, karnı kabardı. benim hak esmamı vermedi, Şeyh Efendi de ona kızdı. Bu da dön, dolaş, ben hiçbir şey demiyorum, Şeyh Efendi’nin kendisine git.
Bu söz. Bunu da bana Şeyh Efendi söyledi. Şimdi o adam hala da Şeyh Efendi’nin çok iyi dervişi. Oğlum bu kadar olur mu dedi bana. Haberim yok efendim dedim. Sana söylemediler mi dedi. Yok efendim ben kimseyi dinlemiyorum dedim. Oğlum ben böyle demişim ona sözde dedi. Ona da gene İnegöl’den oradan başka bir arkadaş telefon atıyor Şeyh Efendi’ye. Diyor ki efendim siz böyle dediniz mi? Bu bir kimse rüyayı birisine anlattı. Anlattı. Ne dediyse dedi. Halini anlattı veya anlatmadı. Ne dendi ise dervişlik bu. WhatsApp’tan rüyayı anlatıyorlar. Manası ne? Cevap almıyor ya. Efendim ne diyeceksiniz? Cevap yok. Bir şey söylemeyecek misiniz? Cevap yok. Bir şey deseydiniz. Ya bırak cevap yoksa yok. Bunu defalarca söylüyorum.
Mail’den asla rüya yazmayın. WhatsApp’tan rüya yazmayın. Mübarek insanlar. Herkes bayan erkek herkese söylüyorum. Ne yapayım günümü bütün gün, saattirimi bütün gün mail’lerden rüya teviline, mail WhatsApp’tan rüya teviline mi ayırayım? Ne anlamı kaldı? Senin rüyan kıymetli olduğu kadar buradaki zikrullah kıymetli değil mi? Senin rüyandan daha mı kıymetsiz senin gelip de zikrullah halakasına gelip oturmam? Senin halinden daha mı kıymetsiz gelip burada kardeşlerine beraber zikrullah yapman? Oturduğun yerden nerede çıkmış böyle bir dervişlik? Oturduğun yerden WhatsApp’tan yaz rüyanı, mail’den yaz rüyanı ondan sonra ne olur mesajdan al esmanı, hayat devam etsin. Yok böyle bir şey. Allâh muhafaza eylesin.
3. Bölüm
O yüzden bir rüya tevil edilmemiş. Allâh mübarek eylesin. Allâh yoluna açık etsin. İşe gücü rast gelsin. Rüyanın, rüyanın. O kimsenin değil. Rüyayı Allâh mübarek eylesin. O rüyanın işe gücü rast gelsin. Bir şey denecekse denir size. Bir şey denilmiyorsa bunun hakkında ne diyorsun? Bunun hakkında ne diyorsun? Ne sünnette var? Böyle bir şey ne de tasavvufun adabında, erkanında var. Siz dediniz ki krem sürmek orucu bozar. Peki oruçluyken zeytinyağı gibi bitkisel ürünlerdir. Sürmek orucu bozar mı? Kıymetli kardeşler, bir kimse oruçluyken bir şeyden fayda buluyorsa o orucu bozar. Bunda sünnetle sabit olanlar vardır. çok böyle sıcak gününde bir kimsenin üzerine su sepelemesi. Bununla alakalı hadiste var.
Zedeleyebilir. Dikkat et. Azamet ehli, o kimse oruçluyken hususi gölgelenmeyecek dahi. Hususi gölgelenmeyecek dahi. Dikkat edecek. Oruç tutuyorsun. Orucu uykuya tutturmayacak. Oruç tutuyorsun. Orucu yemeye tutturmayacak. Savur yemek sünnet, tıka basa yemek değil. Çatlayıncaya kadar değil. Şimdi kremle alakalı eski fıkıh kitaplarında kremle alakalı fetva bulabilirsiniz. veya yenilerde de var. krem orucu bozmaz diye. böyle kenardan kıyıdan söylüyorlar şimdi. O göze krem diye eskilerde vardır. Göze damla damlatmak, göze krem sürmek oruca zarar değildir. Neden? Siz hanefiler demişler ki bir kimse gözüne sürülen kremden faydalanmaz. E şimdi kreme müsaade ettik. Şimdi açlığı hissettirmeyen kremler var.
Askeri teknoloji olarak üretildi. Vücudunu komple kremlesen acı hissetmiyor. Teknolojik olarak üretildi. Piyasada yok. Adam midesinin bulunduğu yere böyle bir kremlicek kremliyor. Yirmi saat açlık hissetmiyor. İki gün açlık hissetmiyor. Yirmi saat açlık hissetmiyor. İki gün açlık hissetmiyor. Öyle kremler var şimdi. Sürüyor. Vücudu çalıştırıyor. Zırhlı zırh gibi. Aktif ediyor vücudu. Daha hızlı çalışıyor. Kuvvetlendiriyor. Ama onun etkisi bittiğinde dadan pelte gibi kalıyor. Bunları geliştiriyorlar şimdi. Uluslararası askeri sistemen içerisinde olanlar bunları geliştiriyorlar. O hale getirecekler bir asker sürecek kremi. Üşümek nedir anlamayacak. Yirmi saat üşümeyecek hiç. Hissetmeyecek. Yirmi saat, yirmi beş saat açlık hissetmeyecek.
İki gün açlık hissetmeyecek. Sürecek kremi. Doktor haberin var mı bunlardan? Babacığım mantığını anlayabiliyorum yani. Mantığını anlıyorsun. Kendisi yok daha değil mi? Kendim de gelmedim. Söyleyecek yani. Bunlar çıkınca bu fetvayı ne yapacağız o zaman? O yüzden vücuda faydalı olan bir şeyse bunlar fıtri şeyler değil. Yıkanmak, fıtri. Kusletmek, fıtri. İbadet zaten. Abdest almak, fıtri. İbadet. Bunlarda sıkıntı yok. Ama sıcaktan çok bunaldı o kimse. Suyun altına girivereyim. Bu azameti terk etti. Dikkat edecek. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden zeytin yanından da vücudun faydası var mı? Evet. Hamile kadınların hamileliklerini saklayabildikleri kadar, saklamaları ne kadar gizlerse çocuk o kadar hayalı olacağı söyleniyor.
4. Bölüm
Söylenirse nazardan dolayı düşme ihtimali olacağı söyleniyor, doğru mu? Hadîs-i şeriflerde yok böyle bir şeyler. Kadınların tesettürü belli, kadınların vücut hatları belli olmayacak şekilde örtülmelere gerekir. O yüzden hamile kadınların hamilelikleri fıtri bir şey. Neden saklasınlar hamilelik ayıp bir şey mi? Bayanlar hamile olduklarında biraz böyle bol elbise giyerler. Ama hamile olduğu herkes bilir ki onu. Bu saklanılacak bir şey değil. Bu dinen sakıncalı, sıkıntılı bir şey de değil. Bu biraz heva heves olur. Kadın tesettürüne riayet etsin, çocuk hayalı olur. Erkek tesettürüne riayet etsin, çocuk hayalı olur. Tesettür bir tek kadınlara bir de, bir de o o. Adamların hepsi de daracık kot, daracık pantolonlar giyiyorlar.
Önleri arkaları meydanda belli düşük bel pantolon giyiyorlar. Koskoca adam eğiliyor, görüncek olanın arkadan yerleri görünüyor. Haram. Sanki erkeklere dar giymek serbest, erkekler de dar giyiyorlar şu anda. Erkeklerin de pantolonları daracık. Önleri meydanda, arkaları meydanda. Düşük bel giyiyorlar, o Tarkan çıkardı bunu Türkiye’de. Amerika’dan çıktı buraya geldi. Bu Türk milleti o düşük bel modasının ne olduğunu bilse, kadını erkeği hiç kimse giymez. Amerikan hapishanelerinde eşcinsel olan erkekler düşük bel pantolon giyiyorlar. Düşük bel pantolon Amerikalı eşcinsellerden çıkma. Çıkış noktası da ceza önünde yatan eşcinseller. Kendisini kadın hükmünde gören veya kendisini kadın gibi kullandıran erkeklerin pantolonları düşük.
Düşük bel modasının çıkış noktası burası. Şimdi desen ki o düşük bel giyen adama, sen kardeşim öyle misin desen adam seni vurmaya kalkacak. Giydiğin don ne ayağındaki? Sonra bu düşük bel pantolon modası aynı bu şekilde kadınlara sıçrıyor Amerika’da. fuhuş yapan kadınlar düşük bel modası pantolon giymeye başlıyor. Çıkış noktası bu. Kimse bunun nereden çıktığına bakmıyor ki. Aa moda olmuş ay hadi gidelim. Harıl harıl alıyor. Koskoca adam 35-40 yaşında biraz da kilosu varsa düşük bel bir tane kot pantolon olmuş eğilmiş. Kabak gibi meydanda her şey. Adama diyorum toparla kendini ne oldu Hacı abi diyor. Oğlum toparla kendini her tarafın görünüyor diyorum ben. Bakıyor böyle. Dedim görünmesinden rahatsızlık duymuyorsun herhalde dedim.
Yok. Giyiyor herkes. Erkeklerde de aynı erkeklerin önleri arkaları belli oldu mu vücut atı belli oldu mu caiz değil haram. Bizde kadınlara haram sadece dar pantolon kadın keylü haram işledi adam da haram işledi. Adam da haram işledi. Allâh muhafaza eylesin. Vesvese yapıp veya yapmamak insanın elinde olan bir şey midir evet. Biz istemiyoruz çok dua ediyoruz ama dönüp dolaşıp yine vesvese gelir ne tavsiye edersiniz. Allâh’ı zikredin. Vesvese edeceğinizi zikirle iştigal edin. Vesveseyi kendi kendinize böyle ya bu vesvese benden değil kimden o zaman. Sizin iş niyatifinizin haricinde kolunuz kalkıp yandan geçen bir kimseye vuruyor mu? Adım atarken cüzi iradeniz noktasında atmıyor musunuz? Bir yere bakarken cüzi irade noktasında bakmıyor musunuz?
5. Bölüm
Vesvese de cüzi irademiz. Bir derviş gece teheccüh namazına kalkamıyorsa bu dervişin günah işlemesinden midir yoksa samimiyeti zayıf olduğundan mıdır? Tembelliğindendir. Biz kimseyi ne samimiyetsiz ne de zayıf görürüz. Tembellik başa dert. Bir insanın hasreti vuslata döner mi dönüşür mü bu nasıl olur? Bilmiyorum ki dönüşen bir kimseye sormak lazım. Hasreti vuslata dönüşen varsa ona sormak lazım. Arkadaşlar bana neden sesti zikir yapıyorsunuz halbuki aksi yönde âyet var dediler. Cehaletime istinaden cevap veremedim bu konuda bizi aydınlatır mısınız? Siz haç farizasını yerine getirdikten sonra geçmişte hatırlarınızı andığınızdan daha şedid bir şekilde Allâh’ı zikredin. Yakında evleneceğim bir kız var şu an nişanlıyız aramızda bir sorun var sanki sürekli arkamdan iş çeviriyormuş gibi geliyor.
Hatta bazen aldatılıyormuşum gibi geliyor. Bu da bende sinir hali oluşturuyor. Nişanlımın üstüne gidiyorum ama elimde delil yokken o da yanlış bir şey olmadığını söylüyor. Ancak içimi kemuren düşünceler engel olamıyorum sorunum nedir sizce? Az önceki vesvese İslam hukukla konuşur vesveseyle değil elinizde bir şey yoksa söyleyecek hiçbir şey yok. Kalbiniz ısınmadıysa bir kimse benim kalbim ısınmadı. Her hatta naminde çekil kenara. Ama bu böyle şeyin şizofreninin başlangıcı bu değil mi doktor? Şizofreni başlangıcı değil mi bu? Bu normal değil. Başlangıç, obsesyon, tablantı o haline başlar. İlerlerse? Evet. Vesvesenin öyle bir hali vardı ki şizofrenik başlangıçtır o. Bu kardeş bu noktada şu anda.
Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Beklenilen şeyler için harcanan zaman zayı olur mu, neyi beklemeliyiz, beklemek nedir aslında? Bir bekleyene sormak lazım ona. Hiç beklemeyi sevmem. Allâh beni affetsin. Hiç ama. Bunlar böyle zayıflık emaresi benim için. Bir adam evlenecekse üç dakikada evlenir, boşanacaksa beş dakikada boşanır. Bu kadar. Neyi bekleyecek, yemek mi? Kalkarken pişirir yersin. Çay mı? Kalkarken demler içersin. Ne bekler insan hayatında başka? Sıraya girip de pide almam, ekmek almam, yemek almam. Beklemem sırada, kuyrukta, orada, burada. Yok, haleti ruhiyen bozulur. Savaş geldi mi? Nasıl bankada olay çıktı değil mi? Yazıyı veremediler bize değil mi, parayı ödeyemiyoruz diye. Sorun karıştı zaten.
Yok bekleyemem. O yüzden normalde beklenilen şeyler için harcanan zaman. Ya ne zaman harcayayım? Harcayamam. Yarına çıkacağım ne malum benim. Ne demiş Hazreti Pir? Ben açım, beni şimdi doğuyor. Yarın demek demiş. Yarın demek. Yarın demek. Her kişinin işi değil. Yarın demek neymiş? Her kişinin işi değilmiş. Ben açım, beni şimdi doyur diyor. Devam ediyor. Ben güzelle elbiseli yatmak istemem. Felsefe bu. Yarın demek neymiş? Her kişinin işi değilmiş. Bu tuhaf geliyor insanlara. Alıştıkları bir şey değil. Adam kimse üzerine alınmasın. Ama bana tuhaf. evlenecek üç yıl sonra gün. Evlenecek bir yıl sonra düğün. Evlenecek altı yıl sonra, altı ay sonra düğün. Nerede bizim İzmitli geldi mi? Geçenlerde en son evlenen nerede şey?
6. Bölüm
Gelmedi mi? Ha? Kaç ay bekledin? Değil mi baba gitti kayınpeder yok Rusya’ya gitti. Yok geliyordu değil mi? Kaç ay dört ay oldu. Bekledi. Gene iyi o dört ay. Daha fazla bekleyenler var değil mi? Başka açından daha fazla bekleyen. Kim var bu? Kaç? Ali sen ne kadar bekledin? Ne? Allâh muhafaza eylesin. En kestirmesi bizde. Hüseyin geldi mi? Damat Hüseyin burada mı? Nerede Damat Hüseyin? Yok Hüseyin. Sen Hüseyin değil. Sen Damat Hüseyin değil. Yeğen Hüseyin’sin. En kestirmesi senin ki zaten. Salih saçını başını yolda mı? Boş derse. Olan oldu bitti. Sen kestirmeden gitti. Salih saçını başını yoldun bizim. Bizim kuyucunun damat Hüseyin burada mı? Geldi mi? Gelmedi mi daha? Hacı Mehmet’e telefonda diyorum.
Hacı Mehmet diyorum ben. Bu adam bak diyorum. Normalde bir daha diyorum. Yok sözlü nişanlı. Gelirse diyorum ben. Ondan sonra gider gelirse dükkanda ben çalışmak zorunda kalacağım diyorum. Benim de çalışacak halim, ahvalim yok. Dedim sen nikahlarını kıy gönder oradan dedim. Dakka bir gol bir. Allâh kıymet bildirsin onlara da. Bir kimsenin keşfi bu yoldaki mücadelesi ile mi açılır? Yoksa Allâh’a direk ihsanı ve lütfü ile mi açılır? her şey onun lütfü, ihsanı. Ama neden öyle? Yolun kenarındakini açmıyor da mücadele edeni açıyor. Mücadele edenlere lütf eder, ikram eder, ihsan eder. Annenin maneviyatı, gebelikte de emzirirken de bebeğine etkiler mi? Evet. Ticarette rızkımızın artması için önericiniz, zikir var mı?
Neden ki? Neden günahlarının tövbesi için zikir istemez de insan ticareti artsın diye ister? Peygamber ve veliler hariç herkesin alacağı yol vuslata uzaklığı verdiği mücadele aynı mıdır? Herkes bir yolda koşturacaklar. Allâh herkesi yolda koşanlardan eylesin. Norveç’te yaşıyorum. İmsak ve sahur arası aşağı yukarı iki buçuk saat oruç tutmakta zorlanıyorum. Yapamıyorum, tutamayacağım. Lakin parasını mı ödemeliyim yoksa kısa günlerde kazasını mı yapmalıyım? Normalde Norveç’te zannediyorum gece ve gündüz olmuyor orada. Belli bir zamanlarda böyle bir problem var. O yüzden bu problemi aşmakta yapmamalıyım. Gece ve gündüzün normal şartlarda çalıştığı normal şartlarda olan en yakın yerin vakitlerine uyacak bu arkadaşlar Hanefi’ye göre.
Normalde diyelim ki altı ay gece altı ay gündüz olanlar var veya böyle gece gündüz arasındaki dengenin iyice bozulduğu böyle bir saate iki saate bir saniye. Ya böyle gece gündüz arasındaki dengenin iyice bozulduğu böyle bir saate iki saate indiği yerler var. Buradaki arkadaşlar vakitlerini normal gece gündüz noktasında olan en yakın o coğrafi olarak en yakın yer neresiyse oraya saat olarak uyaraktan bunu ibadetlerini icra edecekler. Oğlum 14 yaşında ve bu soruyu size sormamı istedi ayakta yemek içmek haram mı? Ayakta yemek içmek haram değil. Bir kimse ayakta yiyip içerekten haram işlemiş olmaz. Oturma sünnetini terk etmiş olur. Zaman zaman Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayakta içtiği görülmüş.
7. Bölüm
Ama genel itibariyle oturaraktan yer içermiş. Ama ayakta da içtiği görülmüş mü? Evet. Bineğin üzerinde yiyip içtiği görülmüş mü? Evet. Bineğin üzerinde. Bineğin üzerinde yer içer mi bir kimse? Evet. Ayakta içebilir mi? Zorunu kalırsa evet. Zorunu kalırsa evet. işte öyle bir an gelir, öyle bir şey denk gelir. Orada oturarakta içecek bir yer yoktur. Ayakta içebilir bir kimse. O ayakta içen bir kimseyi de kakıp da kem gözle bakmayın. Gerek yok. Bu noktada haram mı işlemiş olur bir kimse? Bir kimse bu tip fiili sünnetleri, bu tip meselelerde yemede, içmede, giymede bunları terk etmesinde normalde bir kimse haram işlemiş olmaz. Almanya’dan kardeş yazdırmış, Norveç’ten bu soruyu sormuşlar. Zekatımızı ömreye gitmek isteyen fakat maddi durumu iyi olmayan dergâh kardeşlerimize vermemiz uygun olur mu?
Normalde bir fukaraya fakir bir kimseye zekat verilir, o nereye harcayacaksa oraya harcar. Bir kimseye şartlı zekat verilmez öyle. Sana zekat veriyorum sen ömreye git. Adam açsa, adamın borcu varsa, adamın bilmediğin ailevi bir sıkıntısı var ise böyle şartlı zekat verilmez. Veya ben seni ömreye gönderiyorum zekatımdan düşeceğim. Böyle olmaz. İnsanlar ne hale geldiler böyle yapmaya çalışıyorlar. Veya birisinden adamın alacağı var zekatımı asaydım. Böyle zekat verilmez. Olmaz. Adamı götüreceksin eline vereceksin, adam aç belki de ya. Belki de nereden biliyorsun ailesi ona öyle bir şey söyledi ki evi bozulacak adamın. Adamın borcu var belki de her gün sabahleyin öyle edepsiz insanlar da var kapısının önünde bekliyor.
Böyle insanlar var gidip adamın gidiyor mesela kimde, ilk kimsede alacağı var. Adam gidiyor oturuyor adam orada dükkanında. İki saat, üç saat, dört saat, beş saat, altı saat, yedi saat, sekiz saat, akşam oluyor adam oturuyor orada da. Adam eve gidecek diyor ki benim gidecek bir yerim yok ben alacağımı almaya geldim. Benim gidecek bir yerim yok ben alacağımı almaya geldim. Ben de evine götüreceğim diyor. Değil mi Murtaza? Birisi öyle yapmıştı değil mi? Hatırladın mı? Adam aldıydı değil mi alacağını ama? Biz alamadık. Biz alamadık alacağımızı. Bunu yapan adam aldı öyle değil mi? Adam bir gün, iki gün, üç gün adamla beraber sabahleyin geliyor dükkanı açıyormuş. Dükkan kapanıyor dosdoğru ve ikisi beraber eve gidiyor.
Biz bunu duyduğumuzda şok olduk. Zaten o adam da o adam olan borcunu ödedi bizimkini ödemedi zaten. Böyledir bu işler bir kimse bizim Türk toplumumuz bizim Anadolu toplumu enteresan. Böyle kendisine edepsiz eden kendisine saygısız davranan kendisine böyle zulmeden bir kimseye borcunu ödüyor. Sen öbür tür öbür küsü edeble terbiyeyle davranacağım diye uğraşıyor. Onu ödemiyor. Onu ödemiyor adam. Geçen adama diyorum ki ben diyorum edepsiz bir adam olsaydım şimdi ödemiştim bana borcunu diyorum. On yılı geçti diyorum. On yıl oldu mu o kadar ya diyorum. Yahudi’ye para lazım olunca eski alacakları karıştırılmış yani. Benimki de o hesap oluyor bazen. Arada bir hatırlatıyorum kendimi ben. On yıl geçmiş.
Diyorum ya on yılı geçti. On yıl oldu mu ya diyor bir de bana. Diyorum bütün faizcilere borcunuzu ödediniz bak diyorum ben susuyor şimdi. Ne kadar güzel diyorum mübarek olsun. Benim neden ödemediniz? Duruyor. Ses yok. Ne konuşsan haklısın bir gün tekkeye geleceğim senin elini öpeceğim. Gelme dedim istemiyorum benim elimi öpmese. Dedim gelme benim elimi öpmek için gelme. Diyorum bir tanesi de ne diyor televizyonlardan sizi izliyoruz hocam çok mutlu oluyoruz. Öyle mi diyorsun dedim bana borcum olduğum adam mı diyorsun dedim ben ya ona borcum mu? Öyle mi diyorsun dedim ben sustu Allâh muhafaza eylesin. Olmaz zekatınızı düzgün gidin verin adam nereye kullanıyorsa kullansın. Adam ömreye gider veya gitmez hacca gider gitmez zekata tekrar söylüyorum.
Zekat almaya müsait olan bir kimse ömreyi mi düşünür? Çalışarak kocama evime çocuğuma maddi anlamda destek olmak istiyorum. Israr etmeliyim günah mı? Bir erkek evlenirken belli bir hayat standartını eşinin önüne söylediyse eşi de o hayat standartını kabul ettiyse eşine, eşinin kalkıp da ben bu standartın üzerinde bir standart oluşturmak için çalışmak istiyorum dediğinde eşinin kabul edip etmeme noktası olur. Eşi bunu ister kabul eder ister kabul etmez. İsterse şunu diyebilir ben evlenirken 2 TL maaş alıyordum ben 2 TL maaş alıyorum bu 2 TL maaşla geçinmeyi göze alıyorsan ben seninle evlenirim dedi kadın da bunu kabul ettiyse adamın 2 TL’lik hayat standartını kabul etmiş oldu. Adamdan 2.2 TL’lik hayat standartı isteyemez.
Bunun üstüne kadın dedik ya ben de destek olabilirim ben de destek olmak istiyorum. Bak standartımız biraz daha yükselebilir. Müsaade edersen burada da uygun İslam noktasında uygun bir iş var. Çalışmama müsaade eder misin dediğinde erkeğin müsaadesine bağlı.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Kalb, Sünnet, Şeyh, İcâzet, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı