Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Tasavvuf(5877) — Sayfa 42/60
Nübüvvet ve velayet arasındaki ince fark nedir?
Gönülden geçen kötülükler, şeytanın vesvesesidir. Şeytan üfler. Gönlünüzden geçirdiklerinizden sorumlu değilsiniz; ayet-i kerime var, bu bize bir ümit kapısıdır. Her ne kadar Sufiler onunla da mücadele ederler, gönülden gelen sesleri durdurmaya çalışırlar.
Kaynak: 348. Dergah Sohbeti — İç Ahlak, Sevgide Acı Yoktur ve Soru-Cevap
Tasavvufta ihtiyar meselesi nedir?
Cüneyd-i Bağdadi buyurmuş: ‘Tasavvuf ihtiyarını terk etmektir.’ Bu öyle bir haldir ki herkese has değildir. Bunu edebiyat noktasında söyleyip sakın ihtiyarınızı terk etmeyin. Bu ancak Allah’ın size giydireceği bir elbisedir.
Kaynak: 352. Dergah Sohbeti — Dergahlar Arası Kardeşlik, İhtiyar Meselesi, Sevenin Alame
Makam peşinde koşmama ve Şeyh Efendi vasiyeti nedir?
Size vasiyetim olsun: Bir şey verilse dahi ‘bana şu verildi’ demeyiniz. Makama gözünüzü dikmeyin, mevkiye gözünüzü dikm, Allah için hizmet edin. İlk sufiler bunu söylememişler; bilinmezliğin yolu budur. Şeyh Efendi Hazretleri bana vasiyet etti: ‘Oğlum, ben vefat ettikten sonra sakın ha bana şunu verildi, bunu verildi deme. Herkese söyle istihare yapsınlar, istiharelerinde kimi görüyorlarsa ona intisap etsinler.’ Bu sözü verdim, tutuyorum.
Kaynak: 352. Dergah Sohbeti — Dergahlar Arası Kardeşlik, İhtiyar Meselesi, Sevenin Alame
Tasavvufta teslimiyet ne demektir?
Ben sufi hayatım boyunca rüyamda veya halimde herhangi bir kimseye itiraz edebildiğim anı ve zamanı bilmiyorum. Abdülkadir Geylani Hazretlerine, Hazreti Ebubekir Efendimize, geçmiş pirlerden birisine, peygamberlerden birisine, sahabelerden birisine itiraz edebileceğine inanmıyorum. Bunu büyük bir edepsizlik ve küstahlık olarak görüyorum.
Kaynak: 355. Dergah Sohbeti — Sıkıntıların Kaynağı Nefis, Evlilik Sünneti, Mürşid-i Kami
359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi nedir?
359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi, kalbin zikir halinde tutulmasıyla ilgili bir mücadele sürecini anlatan bir sohbettir. Bu sohbet, kalbin zikrullah anında sapmalarla karşılaşıldığında bu sapmaların nasıl engellenebileceği ve bu mücadelelerin bir eğitim niteliğinde olduğu konusunu ele alır. Ayrıca, İstanbul’un kalbin bir metaforu olarak ele alınmasıyla, kalbin fethi sürecini anlatır.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
Kalbin zikir halinde tutmaya çalışırken neden sapmalar yaşanır?
Kalbin zikir halinde tutmaya çalışırken, gün içerisinde binlerce olayla karşılaşıyoruz: iş, alışveriş, insanlar, fikirler… Bu sapma nasıl engellenebilir?
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
Zikre oturduğunda, namaz kılarken, Kuran-ı Kerim okurken veya salatü selam getirirken kalp sapar mı?
Zikre oturduğunda, namaz kılarken, Kuran-ı Kerim okurken veya salatü selam getirirken kalp sapar. Bir anda o kimsenin kalbine, aklına başka şeyler gelir. Bu başka şeylerin gelmesi sufi için bir taraftan zahmet, bir taraftan gaflettir.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
Her sapışta o kimse ne yapar?
Her sapışta o kimse tekrar kendini toplayıp yeniden zikreder. Bu, o kimseyi mücadeleci bir kimliğe koyar. O kimse kendisini eğitmeye, dikkatini bir odak üzerinde toplamaya çalışır. Kendisini başka şeylerden çekip bir noktaya götürmesi manevi bir hicrettir.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
Allah’ı zikretmekle ilgili bir mücadele var mı?
Bu kimse Allah’ı zikrettiği için şeytan ve nefis onunla uğraşıyor. Her zikrullah anında onu mücadele edecek bir şeytan vardır. Bu hal, onun zikrini ve mücadelesini daha kıymetli hale getirir.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
İstanbul metaforu nedir?
‘Ne güzel komutandır o, Konstantiniyye’yi fetheden komutan. Ne güzel askerdir o asker.’ Bu hadis-i şerifin manevi boyutunu düşünün. Bir İstanbul var, bütün padişahların, sultanların gözü orada. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dahi gözü orada.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
İstanbul’un kıymetli olmasıyla ilgili bir ifade var mı?
İstanbul mu kıymetlidir, senin kalbin mi kıymetlidir? O zaman o kalbi fetheden komutan ne büyük komutandır.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
Konstantiniyye’de ne tür bir durum vardı?
Konstantiniyye’de ne vardı? Her türlü fitne, her türlü eksiklik, yalan dolan vardı. Küfrün payitahtıydı, nefsaniyetin, şeytaniyetin, deccaliyetin payitahtıydı.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
Kalbin fetih planı nedir?
Yedi Tepe: Kalbin Fetih Planı. Her sabah ordularını düzenleyeceksin. Sabah namazından önce kalkıp askerlerini uyandırıp meydana salacaksın. Sabah namazından sonra askerlerine rızkını verip, kuvvetlendirip, ‘Allah Allah’ nidalarıyla kaleye doğru yürüyeceksin. Bu mücadele her gün yapılacak.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
Kalbin yedi tepe nedir?
İstanbul yedi tepedir. Kalbin içerisinde de yedi tepe vardır. Birinci tepeyi fethedince oradaki hakimiyetini tam kuracaksın, arkadan vurmalarına fırsat vermeyeceksin. Sonra ikinci tepeye, üçüncü tepeye… Her birinin hakimiyetini kurarak yedinci tepeye ulaşacaksın. Yedinci tepe sultanın tepesidir.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
Padişah oraya gelince şehrin her şeyi ne olur?
Padişah oraya gelince şehrin bütün tepelerinde asayiş ve kemal yerinde olacak. Caddeler düzgün, temiz. Evlerde mutlu insanlar. Hiç kimsenin şikayetli olmadığı, eksiğin noksanın bulunmadığı bir ahali. O şehre Sultanlar Sultanı gelecek. Şehrin her şeyini O’nun teşrifi için hazır edeceksin.
Kaynak: 359. Dergah Sohbeti — Kalbin Fethi: İstanbul Metaforu ve Zikrullah Mücadelesi
Nefis mertebeleri ve kalp mertebeleri nedir?
Nefis mertebeleri ve kalp mertebeleri: Kuşeyrî, er-Risâle; Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, III (Rub’u’l-Mühlikât)
Kaynak: 361. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı, Siyaset ve Oy Kullanma, Nikah ve Mehir Hükümle
Sufi edep ve adabı nedir?
Sufi edep ve adabı: Sülemî, Âdâbü’s-Sohbe; Sühreverdî, Avârifü’l-Meârif, Edep bahsi
Kaynak: 361. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı, Siyaset ve Oy Kullanma, Nikah ve Mehir Hükümle
Yunus Emre ve Mevlana hakkında uydurma sözler neden kabul edilemez?
‘Yunus Emre, Mevlana’nın Mesnevi’sini okuyunca çok uzun olmuş demiş ve ben olsam ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm derdim demiş.’ Bu tür sözler insanların kendi kendilerine, kendilerince uydurdukları sözlerdir. Yunus gibi bir kimse, Hazreti Mevlana gibi bir arifi küçümseme noktasında durmaz. Bu ariflerin, bu dostların sözleri değildir.
Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad
Güler yüzlü olmak ve sufi adabı nedir?
Güler yüzlü olmak fıtri değildir, eğitilir ve öğrenilir. Tebessüm edin, tebessüm etmeyi bilin. Etrafınıza, eşinize, çocuklarınıza tebessüm edemeyen hiç kimseye tebessüm edemez. Kendinize yol arkadaşı olarak tebessüm edenleri seçin. Bir dava götüreceksiniz, insanlara bir şey anlatacaksınız; yanınıza asık suratlı insanları almayın.
Kaynak: 363. Dergah Sohbeti — Çocuk Eğitimi, Dervişlik Edebi, Siyaset ve Kalp Temizliği
İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına yaşamak mıdır?
İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına yaşamaktır. Sen göremesen dahi O’nun her daim seni gördüğünü hissedip öyle yaşamaktır. Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri rüyayı evliyanın handikaplarından görür. Nice veliler rüya ve hal dairesinde ayakları kaymıştır. Niceleri için rüya ve hal, meselenin özüne vakıf olmasına, hakikate ulaşmasına bir engel, bir perde olmuştur. Veyahut da o kimsenin benliğine dokunmuş, o kimse kendisini bir şey zannetmiştir. Allah muhafaza eylesin. Biz rüyayı ve hali ne tamamen reddederiz ne de tamamen ona bağlanırız. Sünnet-i Resulullah çerçevesinde sahih rüyaların ümmete mübeşşirat, yani müjdeci ve haberci olduğuna, bir delil ve hüccet olduğuna inanırız. Ancak maksat o değildir. Maksat Kur’an ve Sünnet dairesinde kalıp ihsanı yaşamaktır. Tasavvuf bu manada ihsan derecesine ulaşıp ihsan derecesinde hayatı yaşamaktır.
Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ
Meseleyi sadece rüyaya ve hale bağlamak yolumuz değil midir?
Rüya görmek, hal görmek yolun içerisindeki hediyelerdir; yolun aslı değildir. Meseleyi sadece rüyaya ve hale bağlamak yolumuz değildir. Yolumuz Kur’an ve Sünnet dairesinde kalıp Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin hadis-i şerifinde buyurduğu ihsanı yaşamaktır. İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına yaşamaktır. Sen göremesen dahi O’nun her daim seni gördüğünü hissedip öyle yaşamaktır.
Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ
Peygamber’e dediler ki: ‘Yanındaki fakir fukara takımını gönder, biz onların yanında seninle konuşmak istemiyoruz?
Cenab-ı Hak buyuruyor: ‘Bizim ayetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara selam size de.’ ‘Sabah akşam Rablerine yalvaranları yanından kovma.’ ‘Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber oturmaya sabret.’ Bu ayetler sufi adabının temellerindendir. Mekkeli müşrikler Hz. Peygamber’e dediler ki: ‘Yanındaki fakir fukara takımını gönder, biz onların yanında seninle konuşmak istemiyoruz. Bizim makamımız, şanımız buna müsait değil.’ Cenab-ı Hak hemen uyardı: ‘Gece gündüz Rabbinin rızasını dileyenlerin yanından sakın olma!’ Demek ki gece gündy Rabbinin rızası için koşanlarla beraber olacağız; evlerinde, salonlarında keyif edenlerle değil.
Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ
Dostunuz Allah yolunda koşanlar, hizmet edenler, zikredenler midir?
Dostluk kuracağınız kimseler özünde sözünde, istikameti düzgün, Kur’an ve Sünnete bağlı insanlar olacak. Yalpalayan, dedikodu çıkaran, fitne üreten, laf üreten ama iş üretmeyen, hizmet etmeyen insanlarla değil. Dergah tatilcileri, hizmettekiler, koşuşturanlar, Allah için pervane olanlar; bunlarla dost olun. Kadınlar günlerde dolaşıyorlar; pastalar, börekler, tuzlu yağlı yiyecekler. Onlar değil dostunuz. Adamlar alışveriş merkezlerinde dolaşıyorlar; sinema, kebapçı. Onlar değil dostunuz. Dostunuz Allah yolunda koşanlar, hizmet edenler, zikredenlerdir.
Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ
Hadis-i kudsîde buyruluyor: ‘Kim benim dostlarıma savaş açarsa buna savaş açmış gibi midir?
Kardeşler, yol uzun. İnişler olacak, çıkışlar olacak, hatalar yapılacak. Ama bir şey yapmayın: İhanet. Yola ihanet etmeyin. Bir dervişe ihanet etmeyin. Sufilere ihanet etmeyin. Hadis-i kudsîde buyruluyor: ‘Kim benim dostlarıma savaş açarsa buna savaş açmış gibidir. Yırtıcı aslanın aldığı intikam gibi ondan intikamımı alırım.’ Dervişlik yoluna zarar verenlerin parçası bir araya gelmez. Adam bir daha bir dergaha gidemez, gittiği yer doğru yer olmaz. Rüyalarında bir yol görmezler. ‘Oradaki tadı, oradaki aşkı, oradaki muhabbeti bulamıyoruz’ derler. Allah ile zikredenlerle beraber olmayan, karanlık mahfiller kuran, yol arkadaşlarına ihanet eden kimse artık Allah dostu arayamaz.
Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ
Bunlar bizde hiç kullanılmadığından manalarını da gerek duymuyoruz?
Tasavvufi terimler olarak çok duyulan şah, pir, devran, baba kelimelerinin manaları soruldu. Bunlar bizde hiç kullanılmadığından manalarını da gerek duymuyoruz. Bizde ne şah var, ne pir var, ne devran var, ne baba var. Bizde hiçbir makam olmadığından bu tip makamsal kelimelerin üzerinde durmuyoruz. Biz kul olmaya çalışıyoruz. Kul olmaya çalıştığımızdan dolayı bu makamları anlamıyoruz.
Kaynak: 365. Dergah Sohbeti — Fitne Zamanlarında Temkinli Olmak, İhlas ile Hizmet ve Zik
366. Dergah Sohbeti — Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in Teşrifi nedir?
Yapılan zikrullah sırasında Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in Teşrifi konuları ele alınmıştır. Efendimle beraber zikrullahı yaptırdılar. Efendime dokuz tarikatin tacını giydirdiler. ‘Evladım, dünya üzerinde bir numara zikrullah aldı. Beni böyle çekip dünyada başka bir yer yok’ dedi. Allah razı olsun dedi, Efendimin alnından öptü, tacını giydirdi. Beyaz taç üzerinde dokuz tarikatın işaretleri vardı. Bütün peygamberler, sahabeler ve bütün geçmiş evliyaullah oradaydı; çok kalabalık, mahşer gibi bir yerdi. Melekler, ucu bucağı yoktu bu zikrullah meclisinin. ‘Evladım, sizin duruşunuz çok güzel. Efendime yürüyüşünüz çok güzel Mustafa’ dedi. ‘Yolumuz açık olsun, aydınlık olsun’ dedi.
Kaynak: 366. Dergah Sohbeti — Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in
Hz. Peygamber ile Zikrullah Müşahedesi nedir?
Büyük bir zikrullah halkası vardı. Bu halkayı geçtik. Ortasında Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri boynunu bükmüş duruyordu. Yavaş yavaş yüzünü kaldırdıkça etraf ışıldamaya başladı. Cehennemin ateşi sönmeye başladı. Söndükçe nur oldu. Tamamen söndü, cehennemin ateşi söndü. Daha sonra Ravza-i Mutahhara’nın selamlama kapısında, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin türbesinin köşesine geldiğimizde bir kapı açıldı. ‘Hadi gir oğlum’ dedi. ‘Ya Resulallah, arkadaşlarım, kardeşlerim de var’ dedim. Geriye baktığımda bütün kardeşlerimizi de aldı. Daha sonra bütün Müslümanları da içeri aldık. Kapıda bir kişi varmış, biraz sakat, gelemiyor, yetişemiyor. Kapı kapanacak. Ben oradan uçtum, o kişiyi tuttum elinden, kaldırdım ki o milyonlarca kişi oldu. Hepsini de içeri soktum. İçeriye girdik, nurlu bir zikrullah halkası vardı. Bütün arkadaşlar, kardeşler oradaydı. Oturuyorlardı, zikrullah yapılıyordu.
Kaynak: 366. Dergah Sohbeti — Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in
Fethullah Gülen Meselesi Hakkında Manevi İşaret nedir?
Zikrullah yapılırken Fethullah Gülen Hoca da orada köşede oturuyordu. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri dedi ki: ‘Oğlum, bunun çok cezası var. Bu yanlış bir kelam kullandı, dediği kelam çok yanlış.’ O da boynunu bükmüş, Hz. Peygamber’in huzurunda pişman bir şekilde oturuyordu. Bütün sahabeler, bütün evliyaullah oradaydı. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ile karşı karşıya zikrederken, nefes alışverişlerimiz birbirimize geçmeye başladı. Hz. Peygamber’in ağzı büyüdü, büyüdü, bütün zikrullah halkasını kendi içine aldı. Cemaat olarak zikrullahı Hz. Peygamber’in göğsünün arasında, kalbinin hemen yanında devam ettirmeye başladık.
Kaynak: 366. Dergah Sohbeti — Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in
Sufi Meselesini Maneviyatla Çözer nedir?
Anlatılmasının sebebi şatahat değildir. Sufi, işini maneviyatla çözer. Maneviyattan kasıt, herkesin haline durumuna göre görmüş olduğu sahih hallerdir. O sahih hallere göre sufi kendine yol tayin eder. Bu günleri meşgul eden mesele ile alakalı zikrullah esnasında şöyle yalvardım: ‘Ya Resulallah, ikisinin ortasını bulsak, helalleştirsek, barıştırsak.’ Sükut etti, hiçbir şey söylemedi. Birkaç teklif daha sundum, yine sükut etti. Madem sükut var dedim, ‘Ya Resulallah, senin desteklediğinin, senin arkanda durduğunun arkasında durmak isteriz.’ Bu meselede kardeşin gördüğü gibi, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri Fethullah Hoca’nın arkasında durmadığını, Başbakan’ın arkasında durduğunu söyledi, destekledi. Fethullah Hoca orada boynu bükük kaldı; Başbakan ile beraber ayağa kalktı, yukarı doğru nur şeklinde yükselmeye başladılar.
Kaynak: 366. Dergah Sohbeti — Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in
Manevi Müşahede ile Yol Çizmek nedir?
Allah rahmet eylesin, şeyhim sağlığında bu tür meseleleri sorardı. Biz de anlatırdık. Bu tür meseleleri anlattıktan sonra bize veya bütün cemaate yol çizerdi. Bu meseleyi sulh yoluna götürmek istedim, ancak Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri sükut etti. Sükut ise bunun işareti ‘hayır’ demektir. Birkaç teklif daha sundum, onlara da sükut edildi. Demek ki bu meselede yapılacak fazla bir şey kalmamış. Bu meseleyi açıklıkla ve net bir şekilde söylemek istedim. Dışarıda dedikodusunu yapın diye değil, bir fitne çıksın diye de değil söylüyorum. Sadece dua edin, nerede durduğumuz belli olsun. Bizim duruşumuz nefsimizden değil, heva ve hevesimizden değil, bir taraflardan bir şey beklediğimizden de değil. Biz Kur’an’a, Sünnete, Allah’a ve Resulüne bağlıyız. Memleketimizi ve memleketimizin insanlarını severiz.
Kaynak: 366. Dergah Sohbeti — Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in
Başka Bir Kardeşin Rüyası nedir?
Bir kardeşimiz şöyle bir rüya görmüş: Bir yanda Fethullah Gülen Hoca, bir yanda Recep Tayyip Erdoğan. İkisinin de davasının kendilerine göre hak olduğunu hissetti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de oradaydı. Fakat rüyada geçen şuydu: Her ne kadar yapılan yanlışlar olsa da bu millet bir nevi o yanlışları hak ettiği için o yanlışlar yapılıyor. Zaman geçtikçe, nasıl ki Kur’an’da güzel günlerin geleceğinden bahsediliyorsa, o şekilde gelecek diye bir ümit ve ışık doğdu.
Kaynak: 366. Dergah Sohbeti — Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in
Büyük Zikrullah Halkası Müşahedesi nedir?
Başka bir müşahedede bir daire şeklinde, yüzlerce kat, binlerce kat, belki milyonlarca kat zikrullah halkası görüldü. Her bir dairenin etrafında insanlar vardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri bütün daireyi komple kontrol edip oradaki insanları denetim ediyordu. Milyonlarca, belki trilyonlarca insan her katta farklı farklı gruplar halinde zikirdeydi. Hz. Peygamber bütün herkesi tek tek denetim ediyordu ve her daire hızlı hızlı inip çıkıyordu. ‘Ameller niyetlere göredir’ buyurdu Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri. Kim ne yapıyorsa muhakkak Allah niyetini bilmektedir. Mükafatlandırılmış insanlar oradaydı, cezalandırılmış insanlar ise yoktu. Bu noktayı fitneye götürmeyin. Sadece dua edin, Cenab-ı Hak en güzel yolu açsın.
Kaynak: 366. Dergah Sohbeti — Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in
Türkçe Olimpiyatları ve Zikrullah nedir?
Türkçe Olimpiyatlarına Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin teşrif ettiğini ve desteklediğine inananlar, zikrullah halkasında da Hz. Peygamber’in teşrif ettiğine inanmaları gerekir.
Kaynak: 366. Dergah Sohbeti — Manevi Müşahedeler, Zikrullah Halkası ve Hz. Peygamber’in
Orta yol ve Sufi yaşam tarzı nedir?
Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurmuştur: ‘Kah oruç tutarım, kah iftar ederim. Kah nafile namaz kılarım, kah kılmam. Kah uyurum, kah uyumam.’ Bizim yolumuz da orta yoldur. Sufi bir hayat yaşarken orta yolu tercih ederiz. Bizde komple uykuyu terk etmek, komple şehveti terk etmek, yemeyi-içmeyi terk etmek yol adabından değildir.
Biz az yemek, az uyumak, az konuşmak hadis-i şerif mucibince kendimizi disiplin ederiz. Üç öğün yememek bizim şiarımızdır. Günde bir öğün, en fazla iki öğün yemeye gayret ederiz. Farz ibadetlerimizi yerine getirir, yapabildiğimiz nafile ibadetleri ifa ederiz. Hiç kimseye zarar vermemek için gayret eder, ahlakımızı güzelleştirmeye çalışırız.
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
Sufi geleneğinde evlendirme uygulaması var mıydı?
Önceden sufi geleneğinde mürşidlerin birilerini alıp başkalarıyla evlendirmesi uygulaması vardı.
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
Şeyh Efendi evlendirme uygulamasını neden bıraktı?
Şeyh Efendi de bunu bir dönem uyguladı, ancak sonradan bazı sıkıntılar yaşanınca bu uygulamadan vazgeçti.
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
Derviş kardeşlerin özel hayatlarında saklamaları mümkün olan unsurlar var mı?
Derviş kardeşlerin özel hayatlarında sakladıkları, bilmedikleri unsurlar olabiliyor.
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
Mürşidin birinin Allah yolunda kabiliyetli olup olmadığını anlayacağı söylenir mi?
Bazı sufi kitaplarında yazıldığı üzere bir mürşidin, birinin Allah yolunda kabiliyetli olup olmadığını anlayacağı söylenir.
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
Fena Fillah ve Seyri Süluk nedir?
Sufilerin içerisinde bir adab ve erkan vardır ki buna ‘fena olma’ denir. Fena, Allah’ın sıfatlarında fena olmaktır.
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
Fena olmanın yolu nedir?
Allah’ın sıfatlarında fena olmanın yolu, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin üzerinde tecelli eden hal ile hallenmektir.
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
Hz. Peygamber’in haliyle hallenmeyen insanların kendilerini fena makamında görmeleri doğru mudur?
Hz. Peygamber’in haliyle hallenmeyen insanların kendilerini fena makamında görmeleri gerçekten aldatıcıdır.
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
Fani olmayan, fena olmayan derviş kardeşlerin ne yapması gerekir?
Derviş kardeşlerinde fani olmayan, fena olmayan, onların hatalarını kusurlarını örtüp affetmeyen, onlarla kardeşliğini üst seviyeye çıkarmayan kimse nasıl seyri süluk edecektir?
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
Sufilerin cihad anlayışı nedir?
Sufilerin durduğu nokta şudur: Söz konusu olan Kur’an, Sünnet, vatan, milletse, savaşılması gerekiyorsa en ön safta savaşırlar. Osmanlı döneminde şeyhler katılabilecekleri bütün gazalara dervişleriyle beraber katılmışlardır. Ölenler şehadet şerbetini içmiş, geriye dönenler gazi unvanıyla dönmüşlerdir.
Kaynak: 368. Dergâh Sohbeti — Cihat Meselesi, Uluslararası Oyunlar ve Hakk’el-Yakîn
Hakk’el-Yakîn nedir?
Hakk’el-Yakîn olmak ne demektir? Hakk’el-Yakîn olmanın somut tecelliyatı Hz. Peygamber’in haliyle hallenmektedir. O mümin kardeşlerine beddua etmedi, onlarla beraber oldu, fakirlerle beraber oldu, Allah’ı zikredenlerle beraber oldu, Allah yolunda koşanlarla beraber oldu.
Kaynak: 368. Dergâh Sohbeti — Cihat Meselesi, Uluslararası Oyunlar ve Hakk’el-Yakîn
Vehim: Manevi Hastalık ve Hüsnüzan İlacı nedir?
Vehim, olmayan bir şeyi varmış gibi görmektir. Kendi kendine kuruntuyu varmış gibi görmektir. Tehlike yoktur ama tehlike varmış gibi görürsünüz. Vehim şeytanîdir. Vehim öylesine bir şeydir ki insanın içini kurt gibi boşaltır. Sûfîler bunu manevi hastalık olarak görmüşler. Vehim sahibi kendi kendine oturup negatiflik yayar: ‘Çocukların sana bakmaz, paranı kaybedersin, bu arkadaşlar seni terk eder.’ Bu biraz kendisini zeki gören, akıllı görenlerde daha fazladır. Hep şüpheyle davranırlar. Vehimden kurtulmanın ilacı hüsnüzandır. Allah’a hüsnüzan besleyiniz. ‘Bu kardeşler Allah’ın izniyle bana kötülük yapmaz. Hepsi de beni severler. Eşim beni sever. Çocuklarım bana itaat ederler.’ Her şeye pozitif bakmak, kendi kendini negatife kapı kapatmak.
Kaynak: 372. Dergâh Sohbeti — Kader ve Cüzî İrade, Günlük Virdin Hükmü ve Vehimden Kurtu
Ruhların Tanışması ve Dünyada Buluşma nedir?
Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: ‘Ruhlar askerî birlikler gibidir. Tanıştıkları ölçüde bir araya gelirler, kaynaşırlar. Tanışmayanlar da ihtilafa düşerler.’ Hazret-i Peygamber ile ruhlar halinde tanışanlar Müslüman olurlar, mümin olurlar. Abdülkadir Geylânî hazretleriyle tanışan onu dünyada da sever. Hazret-i Mevlana Celaleddin Rûmî hazretleriyle tanışan dünyada da onunla tanışır. Ruhlar halinde hangi velilerle tanıştıysan burada da onların yolundan gidersin. Her gün burada bir araya geliyorsanız demek ki ruhlar halinde tanışmışsınız.
Kaynak: 372. Dergâh Sohbeti — Kader ve Cüzî İrade, Günlük Virdin Hükmü ve Vehimden Kurtu
Şeyhini Gizlemenin Sakıncası ve Paranoya nedir?
Müslümanın gittiği yol bellidir. Şeyhi de bellidir, üstadı da bellidir. Her şey bellidir. Bir şeyi böyle saklayıp gidenler, gizleyenler aslında nefis yapıyorlar. Kendilerinin ne kadar önemli olduğunu düşünüp etrafa böyle bir şey yapıyorlar. Kendi kendine kibirlilik yapıyorlar. ‘Aman takip ediliyoruz, biz çok önemliyiz çünkü. Aman sohbetlerinizi kimseye söylemeyin.’ Eğer dinleniyoruz diye düşünüyorsan uluslararası kaçakçı mısın? Bu bir tezgah, etrafındaki saf Müslümanları kandırma oyunu. Paranoya sahip olanlar etrafındaki insanları da paranoyaya sürükler.
Kaynak: 372. Dergâh Sohbeti — Kader ve Cüzî İrade, Günlük Virdin Hükmü ve Vehimden Kurtu
Vehim nedir?
Vehim, olmayan bir şeyi varmış gibi görmektir. Kendi kendine kuruntuyu varmış gibi görmektir. Tehlike yoktur ama tehlike varmış gibi görürsünüz. Vehim şeytanîdir. Vehim öylesine bir şeydir ki insanın içini kurt gibi boşaltır. Sûfîler bunu manevi hastalık olarak görmüşler.
Kaynak: 372. Dergâh Sohbeti — Kader ve Cüzî İrade, Günlük Virdin Hükmü ve Vehimden Kurtu
Velilik İddiası ve Tevazu nedir?
Bir kimsenin kendisini veli, mürşid-i kamil, evliya olarak görmesi çok methedilmiş bir şey değildir. Tövbeye müstahak olur. İlk sûfîler, kendilerini hiçbir zaman bu noktada görmemişler. Mürşid-i kamil olmalarına rağmen, her biri veli olmalarına rağmen kendilerini Allah’a tevazu edip ‘Ya Rabbi bizi bir veli kulunla buluştur’ demişler.
Kaynak: 372. Dergâh Sohbeti — Kader ve Cüzî İrade, Günlük Virdin Hükmü ve Vehimden Kurtu
Dervişler arasında suizan ve şeytanın vesvesesi nedir?
Dervişlerin arasında şeytan vesvese verir. Üfler onların gönüllerini: ‘Seni fazla sevmiyor bak. Hiç kimseyi sevmiyor.’ Neden? Gerekçesini söyler: ‘O yakışıklı, o zengin, ona yardım ediyorlar.’ Böyle sıralar şeytan. Nefis bir taraftan maddi bir menfaate bağlamaya çalışır sevgiyi.
Kaynak: 373. Dergâh Sohbeti — Feraset, Sevgide Suizan ve Ümmetin Fitne İmtihanı
Bir dervişin başka bir dervişe şeyhinin hatasını söylemesi ne anlama gelir?
Bir dervişin başka bir dervişe şeyhinin hatasını söylemesi, onun yol kesici olduğunu gösterir. Nefsine uymuştur o, şeytanın işini yapıyordur.
Kaynak: 373. Dergâh Sohbeti — Feraset, Sevgide Suizan ve Ümmetin Fitne İmtihanı
Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine sarılırsanız beni bulursunuz ne anlama gelir?
‘Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine sarılırsanız beni bulursunuz.’ Bu manayı İbn Arabî hazretleri zamanın yaşayan velilerine de teşmil eder. Zamanın yaşayan velileri de o yıldız mesabesindedir.
Kaynak: 373. Dergâh Sohbeti — Feraset, Sevgide Suizan ve Ümmetin Fitne İmtihanı
Dergâh kültürü ve sünnet merkezli adap nedir?
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından bu yana yaklaşık yüz yıl geçmiştir. Osmanlı’nın gerileme dönemiyle beraber tasavvuf ehlinin işlevini görmemesi üç-dört yüz yıllık bir kesintidir. Dergâhlar tarikatlaşınca, tekkelere hapsolunca işlevini yitirmiştir. Biz adabı ve erkânı Kur’ân ve Sünnet-i Resulullah’ın edebi üzerine koyacağız.
Kaynak: 377. Dergâh Sohbeti — Faiz ve Dâr-ı Harp, Hafî Zikir ve Dergâh Adâbı
Hafî zikir ve cehrî zikir nedir?
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Sevr Mağarasında Hazreti Ebû Bekir Efendimize ‘Dilini damağına daya, Allah’ı zikret’ diye hafî zikri talim ettirdiği rivayet edilir. Hafî zikrin âyet-i kerimedeki karşılığı Zekeriyâ aleyhisselâma verilen susma orucudur: ‘Biz sana sus dedik, Allah’ın zikrini bırakma dedik.’ Gerçek hafî zikir, o kimsenin zikrettiğine dair elinde zâhirî bir delil olmamasıdır. Kadın mutfakta yemek karıştırırken içinden ‘Lâ ilâhe illallah’ diyordur; sıvacı duvarı sıvarken içinden devam ediyordur. Hiç kimse o esnada onun zikir yaptığını bilmez; ancak kalp ehli olanlar bilir.
Kaynak: 377. Dergâh Sohbeti — Faiz ve Dâr-ı Harp, Hafî Zikir ve Dergâh Adâbı
Deccal meselesi nedir?
Deccal, Âdem aleyhisselâmdan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine kadar bütün peygamberlerin kendi ümmetlerini korkuttukları bir şahıstır. Bir tarafı şahsı mânevîdir, bir tarafı şah ki zâhirdir. Her dönemin kendine ait bir deccalı olmuştur. Her sokağın, her evin deccalı vardır. Evin deccalı kimdir? Seni Kur’ân ve sünnetten uzaklaştırandır. ‘Hadi camiye gidelim’ dediğinde ‘Bu hafta gitmeyelim’ diyendir. Her insanın da içinde bir deccal vardır: namaz kılalım dediğimizde ‘biraz sonra’ diyen duygudur. Deccaliyeti yalnızca büyük deccali bekleyerek anlamak eksik tevil olur. ‘Benden sonra 33 tane yalancı peygamber gelmedikçe kıyamet kopmaz’ hadis-i şerifindeki 33 yalancı peygamber, her dönemde bulunur. Dinde var olan bir şeyi yok sayan, dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi gösteren veya dinde var olan bir şeyi değiştiren kimse deccaliyet vazifesi yapmış olur.
Kaynak: 377. Dergâh Sohbeti — Faiz ve Dâr-ı Harp, Hafî Zikir ve Dergâh Adâbı
Zikrullah yapanın kıymeti nedir?
‘Kim Allah’ı zikrederse, Allah da onu zikreder.’ Allah’ı gerçek mânâda tesbîh ve tenzîh eden ancak Allah’ın kendisidir. İmam-ı Âzam Hazretleri der ki: ‘Allah’ın sıfatlarını gerçek mânâda ancak Allah bilir.’ O zaman Allah’ı zikreden bir kimsenin kıymetini biz tespit edemeyiz. Siz Allah’ı zikreden bir kimsenin gönlünü kırdığınızda, kimin gönlünü kırdığınızı bilmiyorsunuz. Allah’ı zikreden bir kimseyi buradan kovarsanız, gitmesine sebep olursanız, kimin gitmesine sebep olduğunuzu bilmeyeceksiniz. Dikkatli olun. Hadis-i kudsîde ‘Bir hastanın yanına gitseydin beni görecektin; bir açı doyursaydın beni doyuracaktın’ buyurulmuştur. İnsanlara hizmet etmek, Allah’a hizmet etmektir.
Kaynak: 377. Dergâh Sohbeti — Faiz ve Dâr-ı Harp, Hafî Zikir ve Dergâh Adâbı
Dergâha gelen herkese hizmet nedir?
Buraya kim gelirse hizmet edin. Gelenlerin kıyafetleriyle, sosyal statüleriyle ilgilenmeyin. Sorgulama memuru olmayın. Kimsenin partisini, mesleğini, evli mi bekâr mı olduğunu sormayın. Kim Allah diyorsa ona hizmet etmekle mükellefiz. Bu kapıdan giren herkese hizmet edin. Buraya gelen herkesi memnun bir şekilde döndürün. Kimseden ücret talep etmeyin, ima etmeyin. Zikir halakası hiçbir partiye, hiçbir kesime kapalı değildir. CHP’li de gelir, MHP’li de gelir, AKP’li de gelir; hepsi başımızın tacıdır.
Kaynak: 377. Dergâh Sohbeti — Faiz ve Dâr-ı Harp, Hafî Zikir ve Dergâh Adâbı
Allah dostları nasıl konuşur?
Allah dostları şifreli konuşmazlar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri şifreli konuşmadı. Mirâcı anlatıyor; şifreli değil. Kur’ân-ı Kerîm apaçık bir din anlatıyor, örtülmüş değil. Allah dostları da kendi yaşadıkları çevrede Kur’ân’ın iyi anlaşılması ve yaşanması için birer sebep ve vesiledir.
Kaynak: 378. Dergâh Sohbeti — Tevâzu, Ölmeden Önce Ölmek ve Allah Dostlarının Açıklığı
Şeyhin Gerekliliği: Manevi Hallerde Rehberlik nedir?
Şeyhin Gerekliliği: Manevi Hallerde Rehberlik Bir kimse zikrullaha oturur, bir hal görür, bir ses duyar, bir çocuk gelir dizinin önüne oturur. Ne yapacak? Şeyhine müracaat edecek. ‘Böyle bir ses duyuyorum, ne yapayım?’ Üstadı diyecek ki: ‘Böyle bir ses geldiğinde şunu söyle.’ Şeyhi olmayan kimse bu hallerde kaybolur, tuzağa düşer. Şeyhi vefat etmiş, bir yere bağlanmamış kimseler; bakın çok iddialı bir söz söylüyorum: orada hiçbir manevi hal yaşanmıyor. Rüya görüyorlar bol bol, şeyhlerini görüyorlar ama bir şey sorabiliyorlar mı? Hayır. Şeyh lazım derken, bu işleri bilen şeyh lazım. Şeyh çok, bu işleri bilen az.
Kaynak: 380. Dergâh Sohbeti — Vahdet-i Vücud, Üç Yakınlık Derecesi ve Kulluk Bilinci
Şükrün hakikati nedir?
Şükür sadece dil ile değildir; kalp ile, fiil ile olması gereken şeydir. Allah’a şükür, ibadet ve haramlardan uzak durma ile olur. Cenab-ı Hakk’ı tanımayla, bilmeyle, zikretmeyle, insanlara tebliğ etmeyle olur. Bir kimse diliyle ‘Elhamdülillah’ dedi, ama hamdın bedelini fiyatı namaz kılmaktır, oruç tutmaktır, Allah’ı tanımaktır, haram çizgisine düşmemektir.
Kaynak: 381. Dergâh Sohbeti — Şükrün Hakikati, Şeyh-Mürid Bağı ve Sufinin Adabı
Sufinin adabı nedir?
Sufilerin âdâbından birisi de kendilerinde dünya malı varken fakirlik satmamaktır. Bir kimsenin hali vakti yerindeyse, hali vakti yerinde gibi olacak. Yeni elbise giyebilecek haldeyken eski elbiselerle dolaşmayacak. Düzgün yiyip içebilecek halde kendi kendisine açmış gibi davranmayacak. Olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Cüneyd-i Bağdâdî anlatılır: İbrahim, Serî es-Sakatî’ye geldi, kendisi bir asâya sarılmıştı. Serî yanındaki kimseye işaret etti, cübbe getirdiler. İbrahim giymedi. Serî dedi ki: ‘Al, yanımda helalinden on bir dirhem vardı, onu verip bunu almıştım.’ İbrahim dedi ki: ‘Demek ki sen on bir dirhemin olduğu hâlde fakirlerle oturuyorsun ha!’ ve giymedi. Demek ki bir kimsenin cebinde parası varsa parası varmış gibi davranacak. Parası olduğu hâlde yokmuş gibi davranmak sufilik değildir.
Kaynak: 381. Dergâh Sohbeti — Şükrün Hakikati, Şeyh-Mürid Bağı ve Sufinin Adabı
Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol nedir?
Taklid: Taklid ve Tahkik Meselesi Sufilerin önemli meselelerinden biri taklid ve tahkik ayrımıdır. Bazı sufiler taklidi terk edip tahkike geçeceğim derken dinin olmazsa olmazlarını terk ederler. Bu, dinin hukukunu bozmak demektir. Taklidi sağlam olanın tahkiki sağlam olur, taklji çürük olanın tahkiki sağlam olmaz. Televizyonlarda sufi düşüncesinin felsefesini yapan bazı kimseler taklidi yerden yere vururlar ve önemsemezler. ‘Biz işin hakikatindeyiz, siz zahirindesiniz’ derler. ‘Biz her zaman sevgiliyle muhabbetteyiz, o yüzden bine namaz farz değil’ veya ‘biz o hali geçtik’ gibi sözler söylerler. Bunların hepsi boş laftan ibarettir. Bir ömür boyu sapkınlıkla yaşamaktansa bir ömür boyu taklidde yaşamayı tercih ederiz. Bizim için zahir de önemlidir. Gönül arzu eder ki zahirde kalmayalım, işin hakikatine doğru yol alalım. Ama zahir de hakikatin içindedir, taklid de hakikatin içindedir. Yol başından sonuna kadar Kur’an ve sünnete uygun olmalıdır: içiyle, dışıyla, zahiriyle, batınıyla, maddesiyle, manasıyla.
Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol
Sufi Bozuntuları nedir?
Üç beş kelime öğrenip namazı hafif alan, orucu hafif alan, haram-helal çizgisini hafif alan kimseler sufi bozuntusudur. Başında sarığı, üzerinde cübbesi olsa da İslam’ın olmazsa olmazlarını hafife alıyorsa o kimsenin sufi kıyafetlerinden soyulup gerçek haliyle ortaya çıkarılması gerekir.
Kaynak: 385. Dergâh Sohbeti — Halkın İçinde Durmak, Zikrullahın Değeri ve Kaç Göç Adabı
Arkadaşlara zarar vermeyen ve hizmet etmeyen bir Sufi nasıl davranmalıdır?
Sülemî’nin Risâlesi’nden: Sufi, arkadaşlarına zarar vermemeyi kendi üzerinde vazife görecektir. Güzel arkadaşlık etmenin birinci derecede en önemli şartı zarar vermemektir. Dilimizden, gözümüzden, kulağımızdan, elimizden, ayağımızdan arkadaşlarımıza zarar vermeyeceğiz. ‘Sizin en hayırlınız etrafına zarar vermeyeninizdir.’ Zarar vermemenin ardından ikinci adım yardım etmektir. ‘Sizin en faydalınız etrafına en fazla faydası dokunanınızdır.’ Üçüncü olarak arkadaşların dünya geçimliğine hıyanet etmemek: birisinin ticaretine göz dikmemek, birisinin hakkını yememek, birisinin işine el uzatmamak.
Kaynak: 386. Dergâh Sohbeti — Haram İşlememek, Gayret ve Dervişlikte Boşanma Meselesi
387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu nedir?
Yapman gereken: Metinde bir konu tartışılmaktadır. Bu konu, zan ve hayret kavramları üzerinden saplantıdan kurtulma ve Sufi yolculuğunun anlatıldığı bir sohbet şeklidir. Zan, kişinin kendi zannına göre karar vermesi ve bu zanın kalbin sınırlayıcı etkisi, hayret ise bu zanın üstesinden gelmek ve sürekli manevi tekamül içinde bulunmak anlamına gelir. Saplantıdan kurtulmak, bu zan ve hayret kavramları üzerinden ele alınmaktadır.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Saplantıdan kurtulmanın yolu nedir?
Saplantıdan kurtulmanın yolu, zan noktasında saplantı oluştuğunda kişi bir dairede kalır, kemalatı durur. Hayret ise durmak bilmez, sürekli yürüyüştür. Bu yüzden saplantıdan kurtulmak için hayretten hayrete geçmek gerekir. Her daim hayret halinde durup manevi tekamülüne devam etmek demektir. Zan noktasında saplantı oluşur; kişi bir dairede kalır, kemalatı durur. Hayret ise durmak bilmez, sürekli yürüyüştür.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Doğu’nun şatafatı ve çökmesi konusunda ne söylendi?
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: ‘Küfrün başı doğu tarafındandır. Kendini beğenme ve büyüklenme at ve deve sahibi yaygaracı bedevilerdedir. Vakar ise koyun sahiplerindedir.’ Doğu gösterişi, şatafatı, süsü sever. Bu yerleşmiş bir karakterdir. Pakistan, İran, Hindistan’dan Orta Doğu’ya kadar bu şatafat görülür. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki mescidleri süslemeye başladıklarında iç dünyaları çökmeye başlar. Bir kimse evinin süsüne, dışına dikkat ediyorsa dışa yönelik yaşıyordur. Dışa yönelik yaşayan kimseler çökmeye, batmaya mahkumdur. Aile sisteminizi kurarken ‘ne derler, bunlar gelecek, koltuğumuz değişmeli, perdelerimiz değişmeli’ diye kendinizi şatafata sürüklüyorsanız sıkıntı vardır.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Cin taifesi ve psikolojik rahatsızlıkların tedavisi nedir?
Bir kimseye ciddi okuma yapılacaksa, yedi gün ona okunacak, yedi gün de okuyanın kendisini koruması için kendini okuması gerekir. Bazı okunması gerekenler kırk gün riyazat gerektirir. Kırk gün riyazat demek: kimseyle konuşmamak, kimseyle görüşmemek, güneş yüzü görmemek, ocakta pişmiş bir şey yememek demektir. Ortalıkta dolaşanların büyük çoğunluğu şarlatandır. Bu tip problemlere düşenlerin yüzde sekseni vesveseli kimselerdir. Kadınların büyük çoğunluğu bu hale vesveseden düşerler: temizlik takıntısı, çamaşır suyu bağımlılığı, her yeri dezenfekte etme saplantısı. Bunlar psikolojik rahatsızlıklardır. Erkeklerde ise kendini önemli kılma, telefonlarının dinlendiğini zannetme, takip edildiğini düşünme şeklinde tezahür eder. Hepsinin tedavisi psikiyatridir.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Adem Aleyhisselam ve Hz. Muhammed Mustafa’nın yaratılışı hakkında ne söylendi?
Varlık derecesinde bütün yaratılışın son halkası Adem aleyhisselamdır. Cenab-ı Hak varlık alemini komple yarattıktan sonra Adem’i yaratmıştır. Meleklerden, cennet mahlûkatından, hayvanlardan, ağaçlardan, bütün varlıkların sonuncusu insandır. Adem aleyhisselam varlık aleminin ahsen-i takvîmi, en son ve en mükemmel yaratılışıdır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ise fiziki kemalat açısından insanlığın ve varlığın içerisinde en ahsen-i takvîm olanıdır. Varlığın bilgisi Adem’e verilmişti ancak bu bilgi varlıkla sınırlıdır. Hz. Peygamber’in kemalatı ise varlıkla sınırlı değildir; onun kem,alatı Cenab-ı Hak ile sınırlıdır. Allah sınırlı olmadığına göre onun kemalatı da sınırsızdır.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Velilerin kemalatı hakkında ne söylendi?
Veliler de bu bakımdan farklılaşır: kimi velinin kemalatı eşya ile sınırlıdır, kiminin kalbiyle sınırlıdır, kiminin ise ne eşya ne de kalbiyle sınırlıdır. Onların kemalatı nefisleriyledir ve nefsin kemalatının sonu yoktur. Kalp ne zaman sınırsızlaşır? Nefsin sınırsızlığını yakaladığında.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Koşucu metaforu nedir?
Bir maraton koşucusu düşünün. Yolda giderken birisi içecek verir, birisi sandviç verir, birisi su verir. Koşucu bunları alır ama durmaz, koşmaya devam eder. Çünkü finale gitmesi lazımdır. Yolda ona yardım edenler varlığın içerisindeki vazifelilerdir; insan görünümünde melek olabilir, ağaç görünümünde melek olabilir. Siz Allah yolunda koşucuysanız etrafınıza melekleri doldurur Cenab-ı Hak. Bir kimse abdestli dolaşırsa bir melek, zikirle yürürse on melek görevlendirilir koruması için. Allah yolunda mücadele ediyorsanız gökten melekler ordusu iner. Bedr’ler bitmez, Uhud’lar bitmez. Ama bir yerde durursanız, kahvede kalırsanız, hürmet ve hizmette takılırsanız kaybedersiniz. Rüyada kalırsanız, halde kalırsanız, zanda kalırsanız saplantıya düşersiniz. Her ikram, her hal, her rüya yolda bir nefestir, bir delildir; ama saplantı halinde kalırsa körlüktür.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Mevlana’nın Çinliler ve Türkler hikâyesi nedir?
Mesnevi’de anlatılan hikâyeye göre padişah bir saray yaptırmış ve en güzel işlemeyi yapana ödül vereceğini ilan etmiş. Çinliler bir duvarı, Türkler diğer duvarı alıp araya perde çekmişler. Çinliler envai çeşit boya ile bin bir figür yapmışlar. Türkler ise sadece zımpara ve cila ile duvarlarını parlatmışlar. Padişah gelip Çinlilerin tarafına bakmış, harika bulmuş. Sonra Türklerin tarafına geçince hiçbir şey görememiş. Türkler ‘Perdeyi kaldırın’ demişler. Perde kalkınca Çinlilerin yaptığı bütün figürler karşı duvara yansımış, üstelik padişahın kendi sureti de orada görünmüş.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Saplantı psikolojisi nedir?
Toplumda yerleşmiş bir anlayış vardır: bir bayan örtülü değilse namaz kılamaz, oruç tutamaz, ibadetleri kabul olmaz. Bunları Teymiyeciler, Selefiler, Cebriyeciler, Hariciler koymuştur aramıza. Pardösü giyenler çıplak sayılır, çarşaf giyenler örtülü. Bunların hepsi saplantıdır. Din Allah’ın dinidir. Dini cemaatleştirmek, tarikatlaştırmak, mezhepleştirmek, mahalleleştirmek, kavimleştirmek saplantıdır. Dini kendi cemaatinin dışından bakmamak, kendi tarikatının dışından görmemek büyük bir problemdir. Bir kimse haram işliyorsa tövbe gerektirir; ama tek bir haram sebebiyle bütün ibadetlerinin silinmesi diye bir şey yoktur. Küfür noktasını Hz. Peygamber bile görmemiştir ümmetinde. Bu problemler hallolmazsa çocuklarımız büyük sıkıntılar yaşayacaktır. Hariciler bir tarafta, Şia bir tarafta, Mürciyeciler bir tarafta, Eşariler bir tarafta, Maturidiler bir tarafta; bir kaos ortamına doğru yürüyor gibi görünmektedir.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Dergâh adabı nedir?
Dergâha gelen bazı kardeşler, başı açık gelen bir bayanın selamını almıyor, tuhaf tuhaf bakıyorlar. Bu tutum yanlıştır. Burası kırık bir yerdir, hepimiz kırık dökük insanlarız. Sıfırdan dini ibadetlerle terbiye olmuş, anadan gelme her şeyi bilen insanlar buraya gelmezler zaten. Necran’lı Hristiyanlar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip ibadet etmek istediklerini söylediklerinde, Efendimiz Mescid-i Nebevi’nin kapısını açıp ‘Burada ibadet edin’ demiştir. Hristiyanlar Peygamber Efendimizin mescidinde kendi adetlerine göre ibadet etmişlerdir. Hristiyanlar mescide girip ibadet edebiliyorsa, başı açık bir Müslüman bayan neden camiye giremesin? Kimsenin kültürüne, kıyafetine bakarak hüküm vermek dervişliğe yakışmaz. Burada herkes kendi dairesinde kendi haliyle gelir. Dervişlik, edepsizliği edep olarak görmek değildir; ama insanları dış görünüşleriyle yargılamak da değildir. Kapımız herkese açıktır.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Allah’tan isteyenin yolu nedir?
Bu bizim yolumuzdur. Allah’tan istersin, inanarak istersin. Bazıları vardır ki kendi nefisleri için istemezler; ümmet için, kardeşleri için, dostları için isterler.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Yardımın Allah’tan geldiğini nasıl anlarız?
Birisine vesile olarak gelen yardım Allah’tandır; vesileye teşekkür Allah’a teşekkür, vesileye nankörlük Allah’a nankörlüktür.
Kaynak: 387. Dergâh Sohbeti — Zan ve Hayret: Saplantıdan Kurtuluş ve Sufi Yolculuğu
Sufi adabları, nasihat, paylaşım ve büyüklere hürmet gibi konular ele alınmakta mıdır?
Sufi adabları, nasihat, paylaşım ve büyüklere hürmet gibi konular ele alınmaktadır. Sufilerin kimsenin yüzüne kötülük etmemesi, yemek paylaşımı, kardeşlere dua etme, büyüklere saygı ve küçüklerin şefkat alması gibi adabları tartışılmaktadır. Ayrıca, vazifelerin silsile içinde korunması ve büyüklerin hareketlerine dikkat etme gibi konular da eleştirilmiştir.
Kaynak: 388. Dergah Sohbeti — Sufi Adabları: Nasihat, Paylaşım ve Büyüklere Hürmet
Kimsenin yüzüne kötülüğünü söylememek neden önemlidir?
Sufilerin adablarından birisi kimsenin yüzüne kötülüğünü söyleyip utandırmamaktır. Enes radıyallahu anh buyurur: ‘Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem kimsenin yüzüne hoşlanmadığı bir şey söylemezdi.’ Sufiler insanların hoşlarına gitmeyecek şeyleri yüzlerine söylemezler. Bu ayet-i kerime ile de yasaklanmış bir haldir.
Kaynak: 388. Dergah Sohbeti — Sufi Adabları: Nasihat, Paylaşım ve Büyüklere Hürmet
Yemek paylaşımı neden bir Sufi adabıdır?
Hz. Ali radıyallahu anh hazretleri buyurur: ‘Bir kap yemek için dostlarımdan insanları toplasam, benim için çarşıya gidip köle satın alarak onu azad etmekten daha iyidir.’ Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: ‘Göğe en çok ulaşan sadaka, kişinin ortaya helal bir yemek koyması ve kardeşlerinden bir grup insanı başına toplayıp onlarla beraber yemesidir.’ Sufiler yalnız başlarına yemek yememeye gayret ederler. Topluluk hareket edilen yerlerde topluca yerler, topluca içerler, topluca dinlenirler, topluca hareket ederler.
Kaynak: 388. Dergah Sohbeti — Sufi Adabları: Nasihat, Paylaşım ve Büyüklere Hürmet
Kardeşlere dua etmek neden bir Sufi adabıdır?
Hiçbir günümüz geçmemeli ki kardeşlerimize dua etmemiş olalım. Beş vakit namazımızın hiçbiri geçmemeli ki kardeşlerimize dua etmeden geçirelim. Bu duayla manevi kardeşliği tesis etmiş oluruz. İslam enteresan bir dindir: Her namazda bütün namaz kılanlara dua ederiz, selam verirken bütün peygamberlere, meleklere ve müminlere selam veririz. Bu Cenab-ı Hakk’ın üzerimizde tecelli ettirdiği şeydir. Ama insanın kendi cüzi iradesiyle yaptığı dua, işin hakikat noktasıdır.
Kaynak: 388. Dergah Sohbeti — Sufi Adabları: Nasihat, Paylaşım ve Büyüklere Hürmet
Büyüklere saygı ve küçüklere şefkat neden bir Sufi adabıdır?
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: ‘Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygılı davranmayan bizden değildir.’ Yine buyurmuştur: ‘Sevgi büyükten küçüğe iner.’ Birisi yaşça büyükse ona hürmet ve hizmet edilir; bu evrenseldir. Birisi yaşça küçükse ondan şefkat ve merhamet hak eder. Sufilerin kendi içerisindeki vazifelilere de yaşı ne olursa olsun hürmet edilir.
Kaynak: 388. Dergah Sohbeti — Sufi Adabları: Nasihat, Paylaşım ve Büyüklere Hürmet
Şeyhin tayin ettiği vazifelere dokunmamak neden önemlidir?
Şeyhin tayin ettiği vazifelere dokunmamak, silsilede vazifelerin korunmasını sağlar. Üsame bin Zeyd Örneği: Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, vefatından önce genç sahabi Üsame bin Zeyd’i ordu komutanı tayin etti. İnsanlar ‘Bu çocuk, tecrübesiz’ dediler; Hz. Ömer’i sözcü tuttular. Ama Peygamber Efendimiz kararından dönmedi. Vefatından sonra Hz. Ebubekir radıyallahu anh halife seçildi. Medine halkı yine itiraz etti ama Hz. Ebubekir: ‘Hazreti Peygamber’in tayin ettiğinin vazifesini vallahi ben geri almam’ dedi. Silsilede Vazifelerin Korunması: Sufiler buradan çok pay çıkarırlar. Şeyhleri bir kimseye vazife tevdi ettiyse, onun yerine geçen şeyh efendi o vazifeyi geri almaz.
Kaynak: 388. Dergah Sohbeti — Sufi Adabları: Nasihat, Paylaşım ve Büyüklere Hürmet
Büyüklerin hal ve hareketlerine dikkat etmek neden bir Sufi adabıdır?
Edeplerin en güzeli insanın sözünden değil, hareketinden alınan edeptir. Büyükler gevşek otururlarsa küçükler ayaklarını uzatır. Büyükler yan gelip yatarlarsa küçükler orada davul çalar. O zaman büyükler adab ve erkanı önce kendi üzerlerinde uygulamalıdır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: ‘İbadetlerinizi benden gördüğünüz gibi yapınız.’ Küçükler de büyük abilerinden gördüklerini yapacaklardır. O zaman büyük abiler oturmalarıyla, kalkımlarıyla, yemekleriyle, yolculuklardaki hal ve hareketleriyle sufi adabını ve erkanını riayet edeceklerdir. Hazreti Mevlana buyurur: ‘Edebe riayet etmeyen yol vurucu olur.’ Biz yol vurucu olmayacağız. Büyükler Kur’an ve Sünnetten uzaklaşmayacak, ibadetlerde gevşemeyecek ki arkadan gelenler onlara bakarak kendilerine çeki düzen versinler.
Kaynak: 388. Dergah Sohbeti — Sufi Adabları: Nasihat, Paylaşım ve Büyüklere Hürmet
Sufiliğin adablarından biri bütün hallerde Allah’a itaat etmek, uyanık olmak ve gafletten uzaklaşmaya çalışmak mıdır?
Uyanıklık: Giriş Selamun aleyküm. Sufiliğin adablarından biri bütün hallerde Allah’a itaat etmek, uyanık olmak ve gafletten uzaklaşmaya çalışmaktır.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Sufi uyanıklık halini nasıl arar?
Sufi uzun uyanıklık halini arar. Namaz kılmak uyanıklıktır, Allah’ı zikretmek uyanıklıktır, oruç tutmak uyanıklıktır. Sufi, vakitlerin ibadetlerini eda ederek her daim uyanık olmaya çalışır; gafletten uzaklaşmaya gayret eder.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Her vakit bir ibadeti vardır mı?
Her vakit bir ibadeti vardır sufinin. O vaktin ibadetini yaparken diğer vaktin ib,adeti kendisini bekler. Bu arada mümin, Allah’ı zikirle, salih amellerle ve günahlardan uzak durarak vaktini geçirmeye gayret eder. Bu uyanıklık arttıkça Allah’a olan yakınlık devam eder.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Nefsi suçlamak ve kaderi suçlamamak nedir?
Adem Aleyhisselam’ın Yolu Ayet-i kerime buyurur: ‘İyilikler Rabbinizdendir, kötülükler nefsinizdendir.’ Üzerimizde bir iyilik tecelli ederse bunu Cenab-ı Hakk’a nispet ederiz. Bizden sudur eden bir sıkıntı varsa bunu kendi nefsimize nispet ederiz: ‘Biz nefsimize uyduk da böyle oldu.’ Adem aleyhisselam nefsini zem etti. ‘Ben nefsime zulmedenlerden oldum, beni affet’ dedi. Kaderi suçlamadı, ‘Sen bunu kaderime yazdın’ demedi. Kader böyleymiş demek, direkt yazanın üzerine suç yüklemektir; direkt Allah’ı suçlamaktır. Sufiler kaderi suçlamazlar.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Miraç Hadisesinde görme meselesi nedir?
Hazreti Ayşe validemiz, Miraç’ta Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Cenab-ı Hakk’ı çıplak gözle görmediğini söyler. İbn Abbas radıyallahu anhuma ise gördüğünü rivayet eder. Burada şunu ayırt etmek gerekir: Bir sahabenin kendi yorumu ayrıdır, Hazreti Peygamber’in direkt söylediği ayrıdır. Ayet-i kerime diyor ki: ‘Gözünün gördüğünü kalbi tasdik etti.’ Bir şey görmemiş olsaydı kalbi neyi tasdik edecekti? Göz gördü ve kalp tasdik etti. Burada akıl değil kalp tasdik ediyor; çünkü akıl yanılabilir ama Hazreti Peygamber’in kalbi yanılmaz.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Sufi vaktin çocuğudur ne anlama gelir?
Hazreti Mevlana buyurur: ‘Sufi vaktin çocuğudur.’ Her vaktin kendine ait kıymetli bir işi vardır. Öğle namazı kıymetli, ikindi namazı kıymetli. İkindi vaktinde ikindi namazı kıymetli, öğle vaktinde öğle namazı kıymetli. Namazlar arası çalışmak da kıymetli.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Uzuvları haramdan korumak nedir?
Dil Sufinin uzuvlarını muhafaza etmekte en önemli, en dikkat edeceği uzuv dilidir. ‘Ya hayır söyle ya sus.’ Dilin afetleri: yalan, yemin, gıybet, dedikodu, iftira, küfür, ağır söz, insanların kaldıramayacağı şaka, lakap takma, yüzüne karşı eleştirme. Bir sözden dolayı cehenneme girilir, bir sözden dolayı cennete girilir. Bugün İslam dünyasının en büyük handikaplarından birisi ağzına geleni söylemektir. Kinini, nefretini, siyasetini, cemaatini, tarikatını dinin önüne koyanlardır.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Göz, el, ayak ve kalp afetlerinden nasıl korunur?
Gözünün afetlerinden kendini koru. Birinci bakış Allah’tandır, ikincisi nefistendir, üçüncüsü şeytandandır. Yaz geldiğinde imtihan artar; bakma, gözünün afetlerinden sakın. Elini harama bulaştırma, elini kaldırma vurmak için. Ayağının afetlerinden koru; arama, gitme, koru kendini. Cinsel uzuvlarının afetlerinden kendini koru. Kalbini zikrullahla, tövbeyle temiz eyle. Kalbini hüsnüzanla besle. Allah üzerine ümit besle. Kalbinden günah-ı kebairler geçirme. Hazreti Mevlana’nın dediği gibi: ‘Boş hayallere kaptırma kendini; o hayallere kaptırırsan şeytanın huyunu görürsün.’
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Edep: Büyüklerin kınamayacağı hal üzere olmak nedir?
İmam Tirmizi buyurur: ‘Edep, o şekilde hareket etmektir ki büyükler onu kınamasın.’ Öyle edepli olacağız ki büyüklerimiz, abilerimiz bizi kınamayacak. Nefsimize uymayacağız, heva ve hevesimize uymayacağız. Yalnız kaldığımızda da edebimize, erkanımıza, ibadetimize, zühdümüze devam ettireceğiz. Herkesin içerisinde takvalı, yalnız kalınca gevşek olunmaz. Yurt dışına çıktın, başka şehre gittin diye Allah değişmez. Nerede olursan ol sufiliğine, abidliğine, zahidliğine devam et.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Abidlik, zahidlik ve sufilik üçlüsü nedir?
Bu üç sıfat kardeşlerimizin üzerinde bulunacaktır: Abidlik: Farz ibadetleri yerine getirmek. İbadetimize zarar gelmeyecek şekilde sufilimizi yaşarız. ‘Bizim zikrimiz yeter, namaz kılmasak da olur’ gibi düşünceler sapıkça anlayışlardır. Zahidlik: Haramlardan uzak durmak, dünyayı sevmemek, dünyaya aşık olmamak. Dünyaya aşık olanın sarhoşluğu gitmez. Sufilik: Allah’ı sevmek ve edeb-i erkanı riayet etmek.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Az yemek ve az uyumak nedir?
Sufiliğin adablarından biri de az yemek ve az uyumaktır. Cüneyd-i Bağdadi buyurmuştur: ‘Sufi, hastanın yemesi gibi yer, boğulanın uykusu kadar uyur.’ İmam Tirmizi de buyurur: ‘Uykudan ve yemekten uzak kal. Zira yersen tembelleşirsin, uyursan gaflete düşersin.’ Az yersek uykumuz da az olur, gafletten de korunmuş oluruz.
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Günlük hayatta ibadet nasıl yapılır?
Sufi için günlük yaşantı tespih tanesi gibidir; akla gelen her anı ibadetle süslenir. Namazdan Namaza İbadet: Bir sufi sabah namazını kılar, öğle namazına niyet eder. İkisinin arasında iaşesini temin etmek için çalışması ibadet üzerinedir. Öğle namazını kılar, ikindi namazına niyet eder; çoluğunun çocuğunun nafakası için uğraşmak ibadet üzerinedir. Akşamı yatsıyı kılar, evine gelir; eşiyle, çocuklarıyla, ailesiyle geçirdiği zaman ibadet üzerinedir.
Kaynak: 390. Dergah Sohbeti — Sufiliğin Adabları ve Günlük Hayatta İbadet
Haramlarla sufilik yan yana yürümez mi?
Sufi dergah dairesi ile ev dairesi ayrı değildir. Her halinde Allah’a ibadeti tercih edecek, her halinde haramlardan uzak duracak. Haramla iç içe sufilik olmaz. Haramla iç içe dervişlik olmaz. Ağzında haramla dervişlik olmaz. Elin haramda sufilik olmaz. Gözün haramda sufilik olmaz.
Kaynak: 390. Dergah Sohbeti — Sufiliğin Adabları ve Günlük Hayatta İbadet
Nefsi suçlamak ve Adem Aleyhisselam’ın yolu nedir?
Sufi için ‘Ben haklıyım’ yoktur. Sufi ‘Hata benim, kusur benim, yanlışlık benim, eksiklik benim, ben nefsime uydum’ der. Adem aleyhisselam’ın yolunu tercih eder. Adem aleyhisselam, şeytanın yolunu izlemedi; ‘Ben haklıyım’ demedi. ‘Ben nefsime uydum, ben günahkarlardan oldum’ dedi.
Kaynak: 390. Dergah Sohbeti — Sufiliğin Adabları ve Günlük Hayatta İbadet
Büyüklerine hürmet ve nasihat adabı nedir?
Büyüklerin nasihatini kabul etmek yolun adabındandır. Bir gün önce gelen bizim büyüğümüzdür, abimizdir. Onun Kur’an ve Sünnet dairesinde, dergahın adab ve erkanı dairesinde söylediği bir şeyi kabul ederiz. ‘Büyüklerine hürmet etmeyen bizden değildir’ buyurmuştur Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. ‘Küçüklerine merhametle, şefkatle davranmayan bizden değildir’ buyurmuştur.
Kaynak: 390. Dergah Sohbeti — Sufiliğin Adabları ve Günlük Hayatta İbadet
Kardeşlerin hata ve kusurlarını örtmek nedir?
Etrafımızdaki insanlardan hata, kusur, eksiklik sudur ederse biz onları mazur göreceğiz. Onların affedilmesi için dua edeceğiz. ‘Ya Rabbi, kardeşimin üzerinde böyle bir şey gördüm. Muhakkak bizde de o kusur vardır ki bize gösterilmiştir. Allah onu da beni de affetsin.’ Hata ve kusurları örtmekte gece gibi olunmalıdır. Onları başkalarına aktarmayalım, başkalarının önünde rezil etmeyelim, bir başkasına aktararak o kardeşin gözünden düşmesini sağlamayalım.
Kaynak: 390. Dergah Sohbeti — Sufiliğin Adabları ve Günlük Hayatta İbadet
Nasihat etmenin adabı nedir?
Bir kardeşinizin günah-ı kebairini gördüyseniz ancak o kardeşe nasihat edebilirsiniz. Arkasından konuşamazsınız. Yüzüne karşı ‘Sen bu günahı işliyorsun, nasıl bu günahı işlersin?’ deyip utandıramazsınız. Ona namazın faziletini anlatırsınız, namazın tatlılığını anlatırsınız, namazın ehemmiyetini anlatırsınız. ‘Neden namaz kılmıyorsun, namazını kıl!’ denmez. Kardeş kardeşe nasihat eder.
Kaynak: 390. Dergah Sohbeti — Sufiliğin Adabları ve Günlük Hayatta İbadet