Çocuk: Çocuk Eğitimi ve Dergah Disiplini
Çocuk yetiştirmek, çocuk terbiye etmek dünyanın en kutsal görevidir. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ‘Cennet annelerin ayağının altındadır’ buyururken bunu sadece doğurmak olarak değerlendirmemiştir. O doğurduğu çocuğu Kur’an ve Sünnet dairesinde yetiştiren, dine, imana, vatana, millete hayırlı evlat haline getiren kimseyi kastetmiştir. Birinci derecede çocuğun yetişme sorumluluğu anne ve babanın üzerinedir.
Anne ve babalar çocuklarının yanında konuşurken, hareket ederken olabildiğince titiz davranmalı, kılı kırk yarmalıdır. Dergah içerisindeki abi ve ablalar da çocukları eğitirken aynı titizliği göstermelidir. İnsan eğitmek, insanı Kur’an ve Sünnet dairesinde yaşatmaya çalışmak, bütün insanların, meleklerin ve cinlerin yaptığı ibadetten daha üstün bir ibadettir.
Anne Babaların Sorumluluğu
Zaman zaman anne ve babalar şefkat ve merhametlerinden kaynaklanan gevşeklikle çocuklarının disiplinine yardımcı olamıyorlar. Çocuk dergahta disipline edilirken anne ve babalar bu disipline ayak uydurmalı, eğitimin yolunu açmalıdır. Biz burada sosyal medya tehlikelerinden bahsediyoruz; ama eve gidip çocuğunun profilinde uygunsuz fotoğraflar duruyorsa, genç çocuklarının gayri meşru ilişkileri anne baba tarafından bilindiği halde bir şey yapılmıyorsa, o anne baba çocuğunu diri diri günah bataklığına gömüyor demektir.
Biz Mekke müşriklerini kızlarını diri diri gömdüler diye hep aşağılarız. Belki de Allah alem, kızını diri diri gömmekten kasıt, insanların çocuklarını manevi ölümle baş başa bırakmalarıdır. Dergahın eğitiminden çocuğu kaçırıp da sonra çocuğun perişan bir vaziyete geldiğini, anne babanın çaresizliğini çok gördüm. Paranız, pulunuz, zenginliğiniz, ilminiz çocuğunuzu kurtarmaya yetmez. O çocuğu disiplin etmelisiniz.
Dervişlik Edeptir
Dergahın kapısı önünde on iki-on beş yaşında genç kızların dolaşması, çocukların başıboş gezmesi, yetişkin insanların havai bir şekilde oturup kahkaha atması, sigara içmesi, gruplaşması tasavvuf adabı ve erkanının içerisine konacak bir şey değildir. Bu sufi disiplini değildir.
Dervişlik edeptir. Herkes edebince davranmalı, herkes Kur’an ve Sünnet dairesinde hareket etmelidir. Kendi derviş kardeşine Kur’an ve Sünnet dairesinde davranamayan bir kimse hiç dervişlikten, sufilikten bahsetmesin. Kendi kardeşine zulmeden dışarıdaki insanı katleder. Kendi dergahındaki birini harama teşvik eden dışarıdakilere ne yapar? Sufilik edepten ibarettir. İslam güzel ahlaktır. Dini sadece namaz, abdest, oruç üçgenine bağlayanlar tam bir mümin olamazlar.
Siyaset ve Zamanın Kutbu
Zamanın kutbu illaki sarıklı, cübbeli olacak diye bir şart yoktur. Cenab-ı Hak sizin suretlerinize değil siretinize bakar. Yunus Emre demiş: ‘Dervişlik olsaydı taç ile hırka, alırdım bunu üçe beşe.’ Cenab-ı Hak bu zamanın kutbunu, üçlerini, beşlerini, yedilerini kendisi seçmiştir. Bunlar Kur’an ve Sünnete bağlılıkları ve takvaları ile önde olurlar. Takva dış görüntü değildir; Hz. Peygamber takvanın yerinin göğsü olduğunu göstermiştir.
Siyasetçiden kutup çıkabilir mi? Cenab-ı Hakkın takdiridir. Ömer bin Abdülaziz’e bakın: Hz. Ömer Efendimizin torunu, devlet idare etmiş; bütün İslam dünyası ittifakla onu zamanın kutbu hükmünde kabul etmiştir. Hem siyasi hem manevi kutupluk bir noktada toplanmıştır. Gönül arzu eder ki siyaset yapan insanlar Kur’an ve Sünnete sımsıkı bağlı kalıp Allah ve Resulullah yolunda kararlar alsınlar.
Siyasetten Uzakız Diyenlerin İkiyüzlülüğü
Bazıları ‘biz siyasetten uzakız’ derken siyasetin dik alasını yaparlar. Risale-i Nur’un bir kısmı siyasetten uzakız derken Demirel’i destekliyordu. Sonra bir kısmı Özal’ı destekledi. Siyasetten uzakız diyenler Özal vefat ettikten sonra Ecevit’i, sonra AK Parti’yi desteklediler. Şimdi yine siyasetten uzakız diyenler bir siyasi partiye şamar vurmaya çalışıyorlar. Bunların hepsi aldatmacadır.
Bizim tavrımız bellidir: Kim Kur’an ve Sünnete, vatana, millete, ümmete hizmet ediyorsa biz onunla manevi bağ kurmaya çalışırız, elimizden gelen desteği veririz. Siyaset yapmıyorum diyenlerin ikiyüzlülüklerine gönlümüz razı değildir. Aldatan bizden değildir.
Ölülerden Yardım ve Himmet Meselesi
‘Ancak Sana ibadet eder, ancak Senden yardım dileriz’ ayeti ile himmet meselesi farklı şeylerdir. Himmet, birisinin birisine kefil olması, dua etmesi, özelliğini öne çıkarmasıdır. Bedir Savaşı’nda yaşı küçük olan çocukların savaşa alınmasını bir sahabe himmet ederek sağlamıştır. Hz. Peygamber o sahabenin himmet ettiğini ifade etmiştir.
‘Siz kabir ehlini vesile ediniz’ hadis-i şerifi mucibince biz ehli kabri vesile ederiz. Ancak ehli kabirden doğrudan yardım istemeyiz. ‘Ey Emir Sultan Hazretleri, vesile ol, halimi arz et’ deriz. Vesile kılmak, büyüklerin de her daim müracaat ettiği bir yoldur. Hz. Ömer Efendimizin yağmur duasında Hz. Abbas Efendimizi vesile ettiği gibi. Bunu şirk noktasına koyanlar Vahhabi düşüncesindedir.
Kalp Temizliği
Kalp temizliğinin dört şartı vardır: Birincisi, hiç kötülük düşünme. İkincisi, hiç kimse üzerinde suizan besleme. Üçüncüsü, hüsnüzan besle. Dördüncüsü, iyilik yap.
Kötülük düşündüğünde şeytana kapı açmış olursun. Suizan beslediğinde kalbin paslanmaya başlar. Hadis-i şerifte ‘Kalbin cilası La ilahe illallah’tır’ buyrulmuştur. Kalbine bir vesvese, bir suizan geldiğinde bil ki zikrullaha koşma zamanıdır. Hemen Euzü Besmele çekip tevhide devam et. Yoksa suizan seni yalayarak uyuşturacak, farkında olmadan günah-ı kebaire doğru yol aldıracaktır.
Ayet-i Kerime’de buyruluyor: ‘Ey iman edenler! Suizannın çoğundan kaçınınız.’ Mümin kardeşlerin üzerinden suizan besleme. Elinde delilin yoksa suizan besleme. Hüsnüzan besle, iyilik yap; böylece kalbin temizlenir.
Güneşin Batıdan Doğması Alameti
Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. Bu kıyametin son alametlerindendir ve müminlerin göreceği bir alamet değildir. Çünkü güneşin batıdan doğmasından önce Cenab-ı Hak bir sis, bir duman gibi bir şey yayar. O gece bütün müminlerin canı alınır. Sabah olduğunda dünya üzerinde mümin diye kimse kalmaz. Gece bir türlü kararmaz, insanlar güneşin batıdan doğduğunu zannederler. Artık yapacak hiçbir şey yoktur.
Bizim de güneşimiz bir gün batıdan doğar. O da gözümüzün önünden perdenin kaldırıldığı andır. O anda bu alemle irtibatımız kesilir, ahiret alemine doğru pencere açılır. Artık o kimsenin imanı fayda vermez. Allah cümlemizi o hale gelmeden önce imanı kemale erenlerden eylesin.
İnsanlar Ölünce Kıymetleniyor
Ne yazık ki bizim toplumumuzda insanlar ölünce kıymetleniyor. Diriyken değil. Erbakan Hoca’nın cenazesinde bir milyon kişi saf tuttu. Keşke 28 Şubat’ta o bir milyon kişi onun arkasında dimdik dursaydı. Aynı şey Şeyh Efendi için de oldu. Allah rahmet eylesin. Sağlığında eleştirenler, sağlığında peşinde gitmeyenler, her türlü lafı söyleyenler ölünce kıymete bindirdiler. Sağlığında ders almayanlar öldükten sonra ondan şeyhlik aldılar.
Güler Yüzlü Olmak ve Sufi Adabı
Güler yüzlü olmak fıtri değildir, eğitilir ve öğrenilir. Tebessüm edin, tebessüm etmeyi bilin. Etrafınıza, eşinize, çocuklarınıza tebessüm edemeyen hiç kimseye tebessüm edemez. Kendinize yol arkadaşı olarak tebessüm edenleri seçin. Bir dava götüreceksiniz, insanlara bir şey anlatacaksınız; yanınıza asık suratlı insanları almayın.
Gittiğiniz yerden bir şey istemeyin. ‘Ya şu gömlek ne hoşuma gitse, ya bundan da alın bakalım bize getirin, ya biraz harçlık toplayın Şeyh Efendi’ye götürelim’ — bunlar yolumuzun adabı ve erkanı değildir. Alan olmamak, isteyen olmamak, dilenen olmamak yolumuzun şiarıdır. Hiç kimseden hiçbir şey istemeyin, güler yüzlü olun, tatlı dilli olun.
Kaynakça
Ayet-i Kerimeler
- Fatiha Suresi (1): 5 — ‘Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım dileriz.’
- Hucurat Suresi (49): 12 — ‘Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.’
- En’am Suresi (6): 52 — ‘Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na dua edenleri yanından kovma.’
- Bakara Suresi (2): 115 — ‘Ne tarafa yönelirseniz yönelin, Allah’ın vechi oradadır.’
- Al-i İmran Suresi (3): 159 — ‘Sen onlara karşı yumuşak davrandın. Kaba ve katı kalpli olsaydın etrafından dağılırlardı.’
- Nahl Suresi (16): 58-59 — Cahiliye döneminde kız çocuklarının diri diri gömülmesi
Hadis-i Şerifler
- “Cennet annelerin ayağının altındadır.” — Nesai, Cihad, 6; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/429
- “Kalbin cilası La ilahe illallah’tır.” — Beyhaki, Şuabü’l-İman, No: 522; Deylemi, Müsned, II/408
- “Siz kabir ehlini vesile ediniz.” — Taberani, el-Mu’cemü’l-Kebir; Münziri, et-Tergib ve’t-Terhib, IV/274
- “Takva buradadır” (göğsüne işaret ederek) — Müslim, Birr, 32; Tirmizi, Birr, 18
- “Bir kimsenin iyiliğine yedi komşusu şehadet ederse cennet ona vaciptir.” — Buhari, Cenaiz, 86; Müslim, Cenaiz, 60
- Hz. Ayşe (r.a.): “Resulullah’ın eli mahrem olmayan kadına dokunmamıştır.” — Buhari, Ahkam, 49
- “Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz.” — Müslim, İman, 248-249; Buhari, Rikak, 39
Tasavvufi Kaynaklar
- Yunus Emre, Divan — ‘Dervişlik olsaydı taç ile hırka, alırdım bunu üçe beşe’
- Himmet ve vesile kavramı — Kuşeyri, er-Risale, Himmet Bahsi; İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, I/193
- Kalp temizliği ve zikrullah — İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabü Şerhi Acaibi’l-Kalb
Tarihsel Kaynaklar
- Ömer bin Abdülaziz ve zamanın kutbiyeti — İbn Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye, IX/192-220
- Hz. Ömer’in yağmur duasında Hz. Abbas’ı vesile etmesi — Buhari, İstiska, 3
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı