Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Tasavvuf(5877) — Sayfa 41/60
Havf ve reca nedir?
Derviş korku ile ümit arasında bulunur. Ümidi fazla gelince korkuya sarılır: ‘Allah Cebbâr’dır, Kahhâr’dır, günahımı affetmezse cehennemin en alt tabakasında olurum’ der. Korku galip gelince recâya sarılır: ‘Ya Rabbi, tövbe ederim, günahlarımı affedersin’ der; Allah’tan ümidini kesmez. Havf ve recayı terk eden derviş mutlaka hataya düşer; ya Allah’tan ümidini keser ya da azabını unutur.
Kaynak: 275. Dergah Sohbeti: Tasavvufun Şartları, Tövbe ve Bâkî Olan Allah
Cömertlik ve zekât nedir?
Tasavvufta derviş cömert olacaktır ama zoraki değil, gösteriş için değil; fîsebîlillah Allah rızası için severek yapacaktır. Zekâtını düzgün hesaplayıp vereceksin. ‘Filanca yer okul yaptırıyormuş okula, cami yapıyormuş camiye’ diye değil; fukaralara, borçlulara, Allah yolunda cihat edenlere, miskinlere, yolculara, yetimlere vereceksin. Bulamıyorsan bulanı bulacaksın.
Kaynak: 275. Dergah Sohbeti: Tasavvufun Şartları, Tövbe ve Bâkî Olan Allah
Seyahat adabı nedir?
Seyahatin en ekmeli hac yolculuğudur. Sonra üstadı ziyaret, derviş kardeşleri ziyaret. Ama seyahatte kimseye ağırlık olmayacaksın. Selamünaleyküm, aleyküm selam; hoş sohbet edip döneceksin. Adamın evinde hasta mı var, sıkıntısı mı var, bilmiyorsun; gidip on gün misafir olacak değilsin. Sana gelsinler, sen harca; ama sen gidip kendini harcatma.
Kaynak: 275. Dergah Sohbeti: Tasavvufun Şartları, Tövbe ve Bâkî Olan Allah
Şeyhe tabi olmak nedir?
Şeyhe teslimiyet diye bir kavramı kabullenemiyorum. Eskiden kalma bir tabir ama yerine oturmayan bir ifadedir. Şeyhe teslimiyet yok; şeyhe tabi olmak var, şeyhi örnek almak var. Teslimiyet Allah’a ve Resulullah’adır. Müminler hürriyetlerini, akıllarını, kalplerini, idraklerini yalnızca Allah ve Resulüne teslim ederler.
Kaynak: 276. Dergah Sohbeti: Şeyhe Tabi Olmak, Kaza Namazı ve Makam Sevdası
Tasavvufta makam sevdası eleştirisi nasıl yapılır?
Tasavvuf ve tarikat, insanların çıkarlarının çatıştığı yer olmamalıdır. Plan ve proje yeri olmamalıdır. Maneviyat plan ve projeyle yürümez, Allah’la yürür. Paraya, makama, mansıba tamah edenler ahirette meydana çıkar. Dürüstlük, samimiyet ve ihlas olmazsa olmazdır.
Kaynak: 276. Dergah Sohbeti: Şeyhe Tabi Olmak, Kaza Namazı ve Makam Sevdası
276. Dergah Sohbeti: Şeyhe Tabi Olmak, Kaza Namazı ve Makam Sevdası konusunda ne tartışılmaktadır?
Kaza: Şeyhe Teslimiyet Değil, Tabi Olmak; Sigara Bırakma Çağrısı ve Nefisle Mücadele; Kaza Namazı ve Orucu Meseleleri; Kaza Orucu ve Kefaret; Selam Adabı; Duanın Hakikati; Tasavvufta Makam Sevdası Eleştirisi; Şeyh Vefatından Sonra İstihare; Kaynakça ve Referanslar.
Kaynak: 276. Dergah Sohbeti: Şeyhe Tabi Olmak, Kaza Namazı ve Makam Sevdası
Tefekkür nedir?
Tasavvufun olmazsa olmazlarından bir diğeri de tefekkürdür. Tefekkür, oturup şeyhini düşünmek değildir. Başkalarının ayıplarını düşünmek de değildir. Tefekkür, ilk olarak Allah’ın sıfatlarının tecelliyatını seyretmek de değildir. Dervişin ilk tefekkürü, kendi eksik ve noksanlıklarını tefekkür etmektir.
Kaynak: 277. Dergah Sohbeti: Vefa, Tefekkür ve Allah’a Has İman
Tefekkür kalbinin ne gibi bir rol oynar?
Tefekkür, kalbinize bakın: Hırs mı var, dünya sevgisi mi var, fitne mi var, makam sevgisi mi var, para sevgisi mi var? Tefekkür, kalpte yanan bir lamba gibidir. Kalbiniz karanlık bir odadır; o lambayı yakmadan içeri girenin çıkanı göremezsiniz. Tefekkür düğmesine basıp o lambayı yakarsınız ve kalbinize gireni tespit edersiniz: Dünya sevgisi mi girdi? Dur, girme. Makam sevgisi mi? Burası senin yerin değil.
Kaynak: 277. Dergah Sohbeti: Vefa, Tefekkür ve Allah’a Has İman
278. Dergah Sohbeti: Fitne ve Fesat Kavramları, Dervişlikte Rızık Ahlakı konusunu anlatır mı?
278. Dergah Sohbeti: Fitne ve Fesat Kavramları, Dervişlikte Rızık Ahlakı
Fitne: Fitne Kavramı: Allah’tan Uzaklaştıran Her Şey
Kişinin akrabalarını ölçünün dışında sevmesi fitnedir. İşini ölçünün dışında sevmesi fitnedir. Kendisini ölçünün dışında sevmesi fitnedir. Allah’tan ayıran her şey insanın fitnesidir. Çok makul gelebilir bize, helal bir şey olabilir; ama bizi Allah’tan alıkoyuyorsa o bizim için fitnedir. Fitnenin bir manası imtihandır, ama tasavvufta anlamamız gereken asıl mana: Allah’tan uzaklaştıran şeydir.
Fesat Kavramı: İmanda Bozulma ve Çürüme
Fesat bozulmak, çürümektir. Bir kimsenin fesada uğraması çürümesi demektir. Bunun en tehlikelisi imanda fesada uğramaktır. İmanda fesadın en önemli göstergesi, uluhiyeti başka bir şahsa, doktrine veya mekanizmaya yıkmaktır. ‘Ancak Sana ibadet eder, ancak Senden yardım dileriz’ ayetinin ruhuna aykırı her şey imani fesattır.
Dervişlikte Rızık Ahlakı: Sebepleri Terk Etmek Değil, Müsebbibe Dayanmak
Dervişlik sebepleri terk etmek değildir. Dervişlik, sebebi sebep olarak görüp Müsebbib’e yani Allah’a dayanmaktır. Sebepler dairesinde helal yoldan çalışacağız, ama dayanağımız Allah olacak. Bir şey isterken Allah’tan isteyeceğiz, bir şeye yaslanırken Allah’a yaslanacağız.
Dervişlik insanlar için geçim kaynağı olmasın. Şeyhler, alimler, vaizler, nasihatçiler için geçim kapısı olmasın. Elhamdülillah bugüne kadar da olmadı, bundan sonra da olmasın. Aslan olacağız, bir başkasının artığını yemeye tenezzül etmeyeceğiz. Önümüze ne geldiyse eyvallah deyip yiyeceğiz, ama çalışacağız, gayret edeceğiz.
Kaynak: 278. Dergah Sohbeti: Fitne ve Fesat Kavramları, Dervişlikte Rızık Ahlakı
Fiilî zikrullah nedir?
Fiilî Zikrullah: Leylek ve Baykuş Hikâyesi. Tasavvuf fiilî iş ister; çalışmak ister, gayret ister, koşuşturmak ister, Allah’ı sevmek ister, Allah yolunda koşturmak ister. Fiilî yerde geçmedikten sonra bir anlamı yok. Otur sabahtan akşama kadar ‘Ben Allah’ı seviyorum’ de, namazını kılma — bunun anlamı yok. Menkıbelerde anlatılır: Leylek Baykuş’a demiş ki: ‘Ey tembel, oturursun sabahtan akşama kadar düşünürsün ama seyrek zikredersin.’ Baykuş da demiş ki: ‘Sen de lak lak lak zikrullah edersin ama gider yılanın çiyanını yersin.’ Derken küçük bir serçe kuşu gelmiş, ‘Cik cik’ demiş, bir tek sefer zikretmiş; Allah rızkını onun önüne getirmiş. Demek ki zikrullah fiilî olacak, ciğerden olacak. Adamın dili zikredecek, gözü orada burada gezmeyecek.
Kaynak: 280. Dergah Sohbeti: Kalp Temizliği, Fiilî Şükür ve Deccaliyetle Mücadele
İslam cemaatinden ayrılmak ne demektir?
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: ‘Kim İslam cemaatinden bir karış ayrılırsa küfür üzeredir.’ Birinci derecede cemaatı nitelendirirken İslam cemaatını nitelendireceğiz. Bazı kısa görüşlü insanlar cemaatı nitelendirirken kendi tarikatını veya kendi topluluğunu nitelendiriyor; bu dar görüşlüdür. Bir kimse herhangi bir tarikattan ayrılsa küfür düşmez; ama İslam cemaatinden ayrılırsa küfür düşer. Dinde insanları yanıltmayalım.
Kaynak: 285. Dergah Sohbeti: Takva, Güzel Ahlak, Ümmet Bilinci ve Tövbenin Özü
Velayet makamı ve kerametler nedir?
Dünya sevgisinden kurtulan insan ancak velayet noktasına gelir. Velayet noktası ise seyr-i sülukta daha tamamlanmamış bir noktadır. Her velayet noktasında keramet görülebilir. Kabir haline vakıf olmak bir keramettir. Kabirdeki kimselerle görüşmek bir keramettir. Gözü açık rüya görmek keramettir. O halin içerisinde mübarek zatlarla görüşmek, onlarla konuşmak keramettir. Köşeden ömrü tahtan dönecek olanı görmek keramettir. Ama bu kerametler dervişleri ve sufileri yolda bırakır.
Kaynak: 291. Dergah Sohbeti — Hürriyet Makamı, Asıl Keramet ve Gaye Verilenlerin Hali
Asıl keramet nedir?
Asıl keramet nefsi aşağı kırmaktır. Asıl keramet nefsi toprağa döndürmektir. Asıl keramet tevazu etmektir. Keramet insanların içerisinde kalarak insanların eza ve cefasına katlanmaktır. Keramet Allah yolunda mücadele etmekte bıkmadan, usanmadan Allah’a koşmaktır. Asıl keramet sana eziyet edeni affetmendir. Asıl keramet sana kötülük yapana iyilik yapmandır. Asıl keramet seni anlamayanı hoş görmektir. Asıl keramet sana küsene senin küsmemendir. Asıl keramet sana laf söyleyenin elini sıkman, onunla yol yürümendir. Asıl keramet sana kötülük yapana bağrına yaslamandır. Asıl keramet sana hançer vurana tebessüm etmendir. Keramet şiş vurmak, şiş yemek de değildir. Keramet zehir içmek, zehir içirmek de değildir. Keramet kılıç burhanı da değildir. Keramet güzel ahlak, iyi ahlak, ince ahlaktır. İnsanların hakkını hukukuna riayet etmektir. Dilini Müslümanların aleyhine konuşmaktan muhafaza etmektir. Sen dilini Müslümanların aleyhine konuşmaktan koruyorsan en büyük hal dervişi sensin.
Kaynak: 291. Dergah Sohbeti — Hürriyet Makamı, Asıl Keramet ve Gaye Verilenlerin Hali
Kendinde bir şey görmenin tehlikesi nedir?
Kalbinize ilham geldiğinde velayetin başlangıcıdır, daha bitmemiştir. Kalbinize Allah’ın oturması lazım. "Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım" hadis-i kudsisinde Cenab-ı Hak buyuruyor: "Hiçbir yer benim sığacağım bir yer değil, Beytullah da benim sığacağım yer değil, ya mümin kulumun kalbi benim sığacağım yerdir." Sakın kendi eline güvenme, sakın kendi aklına güvenme. Sakın "Ben yaptım" deme, sakın "Ben ettim" deme. Sakın kendi üzerinden yürüdüğünü düşünme. Sakın kendi duana bir şeyi bağlama, sakın kendi eline bağlama; vallahi şirktir, şirktir, şirktir! Sakın kendi haline, kendi rüyana, kendi diline, kendi eline, kendi ayağına, kendi kalbine güvenme. Bu noktada kendinde bir şey görürsen şirkin tam karabatağındasın.
Kaynak: 291. Dergah Sohbeti — Hürriyet Makamı, Asıl Keramet ve Gaye Verilenlerin Hali
Gaye verilenlerin makamı nedir?
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur ki: "Nice eski püskü, iki parça kumaşa bürünmüş, hiç değer verilmeyen, saçı başı birbirine karışmış, yüzü gözü toprak içinde kimse vardır ki Allah’a yemin etse Allah onun yeminini doğru çıkarır." Senin beğenmediğin nice eski püskü insanlar vardır. Onların görüntüleri yoktur, şaşaaları yoktur, koltukları, kürsüleri, masaları yoktur. Onların etrafında şakşakçıları yoktur. Onlar bir toplantıya girdiğinde belki de hiç kimse onun yüzüne bakmaz. Onlar Allah’ın gaye verilenleridir. Onu kale almazsın sen; bir dergahta çay dağıtıyordur, bir derga ki tuvalet bekliyordur. Ona hiç kimse kale almıyordur. O bir köşeye çekilse, "Ya Rabbi" dese, Allah "Buyur kulum" der ona.
Kaynak: 291. Dergah Sohbeti — Hürriyet Makamı, Asıl Keramet ve Gaye Verilenlerin Hali
Allah’a dost olan bir kimse ne yapar?
Allah’a dost olan senden bir şey istemez. Allah’a dost olan sana elini açmaz. Allah’a dost olan bir lokmaya bakmaz, bir hırkaya bakmaz, bir ayakkabıya bakmaz, arabaya binem de şuraya gideyim de düşünmez. Allah yolunda olan bir kimsenin hiçbir şeye, hiçbir kimseye ihtiyacı yoktur. Bir vazife verilirse gider vazifesini yapar, atar kenara.
Kaynak: 291. Dergah Sohbeti — Hürriyet Makamı, Asıl Keramet ve Gaye Verilenlerin Hali
Allah yolunda koşan gariptir nedir?
Allah yolunda koşan gariptir. Garip garip. Onu kendi arkadaşları dahi dedikodusunu yapar. Onun lehine konuşan çok azdır. Etrafındakiler dahi onun aleyhine konuşur. Allah bizi affetsin. Cenab-ı Hak hallerimizi kabul edeceği, seveceği hallere döndürsün. Hallerimizi inşaallah Habibinin haline bezendirsin, onun yüzü suyu hürmetine affetsin inşaallah.
Kaynak: 291. Dergah Sohbeti — Hürriyet Makamı, Asıl Keramet ve Gaye Verilenlerin Hali
İlham ve Hitap Arasındaki Fark nedir?
Ilham ve Hitap Arasındaki Fark. Hitap ayrıdır, ilham ayrıdır. Cenab-ı Hak ilhamını her yerde verir. Hitap ise ayrı bir noktadır. Bunu ayırt etmek ancak mürşid-i kamillerine ve mürşid-i kamillerin izinde gidenlere aittir. İnsanlar ilhamı hitap ile karıştırırlar.
Kaynak: 292. Dergah Sohbeti — Mücadele Makamı, İlham-Hitap Farkı ve Naz-Niyaz Yolu
Naz Yolu ve Niyaz Yolu nedir?
Naz Yolu ve Niyaz Yolu. O kimseye hitap gelince o korkudan emin olur. Korkudan emin olunca bir kısmı bunu naz etmek, bir kısmı bunu mücahede etmek olarak aldılar. Velilik, velayet yolundan gidenler naz görürler. Nübüvvet yolundan gidenler mücadele olarak görürler. Nübüvvet yolundan gidenler naz ehli olamazlar. Nübüvvette naz yoktur.
Kaynak: 292. Dergah Sohbeti — Mücadele Makamı, İlham-Hitap Farkı ve Naz-Niyaz Yolu
Sufi Allah’a Koşandır mı?
Sufi Allah’a Koşandır. "Ey Habibim, de ki ey insanlar Allah’a koşunuz." Sufi Allah’a koşandır, oturup naz eden değildir. Sufi Allah’a koşandır, oturup kendi kendine kırılan değildir. Sufi Allah’a koşand, oturup kendi kendine kendinde benlik gören değildir. Sufi Allah’a koşandır, oturup da kendi nefsinin ürettiği heva ve vesveseye kanan değildir.
Kaynak: 292. Dergah Sohbeti — Mücadele Makamı, İlham-Hitap Farkı ve Naz-Niyaz Yolu
292. Dergah Sohbeti — Mücadele Makamı, İlham-Hitap Farkı ve Naz-Niyaz Yolu nedir?
292. Dergah Sohbeti — Mücadele Makamı, İlham-Hitap Farkı ve Naz-Niyaz Yolu. Mücadele: Seyr-i Süluk’ta Mücadele Makamı ve Benlik Tehlikesi. Bu mücadele, daha teslim olmamış halidir. O sufide hem zahiri hem batıni kerametler görünür. O zahiri ve batıni kerametlerin içerisinde yaşarken sufi kendisinde bir benlik görür. Daha henüz hiçliğe ulaşmamıştır. O kendisinde bir varlık görmektedir.
Kaynak: 292. Dergah Sohbeti — Mücadele Makamı, İlham-Hitap Farkı ve Naz-Niyaz Yolu
Sufilik adabının başlangıcı nedir?
Sufilik adabının başlangıcı katı yürekli olmamaktır. Hz. Enes radıyallahu anh hazretleri der ki: ‘Hz. Peygamber bir günden bir güne hizmetimden şikayet etmedi, bir günden bir güne de benim kusurumu yüzüme söylemedi.’ (Buhari, Edeb, 39; Müslim, Fedail, 51)
Kaynak: 297. Dergah Sohbeti — Af Yolu, Nübüvvet Yolu, Darül Harp ve Faiz Meselesi
Sufilerin adablarından birisi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin buyurduğu üzere: ‘Beni Allah terbiye etti, terbiyemi güzel yaptı mı?
Sufilerin adablarından birisi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin buyurduğu üzere: ‘Beni Allah terbiye etti, terbiyemi güzel yaptı. Sonra bana üstün ahlakı emrederek: Affı al, iyiliği emret, buyurdu.’ (A’raf, 7/199; Suyuti, el-Camiu’s-Sagir, 311) Hz. Peygamber kendisine gelen kişinin sözlerinden çok edebini öğrenmesini severdi.
Kaynak: 299. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı ve Edep, Güzel Ahlak, Hz. Peygamber’in Terbiyes
Tasavvuf, imandan sonra en önemli şeyi güzel ahlak olarak önüne koymuştur?
O kimse iman ettikten sonra ahlakını en güzel ahlak ile süslemeli, kendisini en güzel ve en ince ahlaka götürmelidir. Bu ahlak, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakıdır. ‘Muhakkak ki Allah’ı zikredenler için Peygamber’de güzel örnekler vardır.’ (Ahzab, 33/21)
Kaynak: 299. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı ve Edep, Güzel Ahlak, Hz. Peygamber’in Terbiyes
O zaman sufi ahlakı söyene dilsiz olmak mıdır?
Yunus Emre demiş: ‘Söyene dilsiz gerek, derviş gönülsüz gerek.’ Üstüne de ilave etmiş: kendi nefsini görmüş, ‘Sen derviş olamazsın’ demiş. O zaman sufi ahlakı söyene dilsiz olmaktır. Hakaret edene dilsiz olmaktır. Birisi sana her şeyi hak görüyorsa, senin kendini haksız görmen lazımdır.
Kaynak: 299. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı ve Edep, Güzel Ahlak, Hz. Peygamber’in Terbiyes
İnsanların arasını bozmak için laf dolaştırmışsın, ‘Biliyor musun filanca senin hakkında ne dedi’ diye — bu sufi ahlakı değil, derviş ahlakı değil mi?
Sabahlara kadar namaz kılmışsın, sabahleyin kalkıp küfür etmişsin — bir anlamı kalmadı. Sabaha kadar zikretmişsin, sabahleyin eşine küfür etmişsin — bir anlamı kalmadı. Damarına basana ağzına geleni söylemişsin — bu sufi ahlakı olmadı. İnsanların arasını bozmak için laf dolaştırmışsın, ‘Biliyor musun filanca senin hakkında ne dedi’ diye — bu sufi ahlakı değil, derviş ahlakı değil.
Kaynak: 299. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı ve Edep, Güzel Ahlak, Hz. Peygamber’in Terbiyes
Gerçek üstadın vasıfları nelerdir?
Veli, dervişin kesesine, parasına, malına gözünü dikmez. Bir üstad kalkıp da ayrılık yolunu açmaz; sufilerine hilm ile, yumuşaklıkla, tatlılıkla nefislerinin hastalıklarını anlatır. Karı koca dervişlerin arasında sıkıntı varsa onları barıştırmayı, anlaştırmayı, geçimlerini sağlamayı tavsiye etmelidir. Üstad demek, dervişlerin hizmetçisi demektir. ‘Kavmin efendisi, ümmetine hizmet edendir.’ (Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs) Üstad sufilere ve Müslümanlara hizmet eder, hizmet alan değildir. Susuzlara su, açlara ekmek götürecek; ‘Bana para getirin, bana ekmek getirin’ demeyecek. O infak edecek; takva, infak etmektir, vermektir.
Kaynak: 300. Dergah Sohbeti — Tövbe ve Helalleşme, Eşler Arası Güven, Evliyanın Üç Hali
Himmetli olmak ne demektir?
Himmetli olmak, insanlara sevgiyle, saygıyla yardım etmektir; insanlara merhametle davranmaktır; insanlara el uzatmaktır. ‘Üstadım himmet et’ demek, ‘Bana muhabbet et, bana dua et, beni sev, bana şefkat ve merhamet göster, benim muhafazam için Allah’a yalvar’ demektir.
Kaynak: 302. Dergah Sohbeti — Dergah Hiyerarşisi, Hizmet Adabı, Koruyuculuk, Vesvese
Sufi Adabı: Nefse Kötü Zan, Himmet ve Hizmet nedir?
Sufilerin adabından biri de nefisten az razı olmak, daima onu kötü zan beslemektir. Abdullah İbn Mübarek şöyle demiştir: ‘Ancak nefsinin kusurunu bilmeyen kimse nefsine iyi zan besler.’ Zünnun-ı Mısri da şöyle demiştir: ‘İnsanlar arasında nefsini en iyi bilen, nefsine en çok kötü zan besleyendir.’ (Kuşeyri, er-Risale) Sufilerin adablarından en önemlisi de himmeti korumak, güzel arkadaşlık etmek ve arkadaşlara hizmet etmektir. Himmet ne demektir? Yardım etmek, yardımlaşmak. Himmeti koruyacak, etrafına yardım edecek, güzel arkadaşlık edecek. Senin arkadaşın senin elinden, dilinden, gözünden emin olacak. ‘Sizin en hayırlınız, etrafına en fazla faydalı olanınızdır.’ (Taberani, el-Mu’cemü’l-Evsat, 5787) Bunun alt ölçüsü: ‘Sizin en hayırlınız, etrafına hiç zarar vermeyeninizdir.’ Önce zarar yolunu kapatın: eşine, çocuklarına, anne-babana, dergah kardeşlerine, komşularına, akrabalarına zarar verme. Dilini muhafaza et; arkadaşlarının gıybetini etme, iftira etme, aleyhine konuşma. Sana bir şey verildiğinde, hediye edildiğinde, ikram edildiğinde onu hemen kendine döndürme, etrafındaki insanlarla paylaş. Ama bunu yaparken ‘Ben bakıyorum, ben gözetiyorum’ deme, dilini tut. Birine bir kuruş verdiysen onu kendinden görme, ‘Allah bana nasip etti, Cenab-ı Hak bu sevabı bana verdi’ de. Senin üzerinden bir iyilik, bir cömertlik, bir nasihat, bir doğruluk sudur ediyorsa bunu Allah’ın lütfu olarak gör. Sakın ‘Ben yaptım, ben hizmet ettim, ben koşturdum, ben fedakarlık ettim’ deme. Gizli şirke düşersin. Allah muhafaza eylesin. Üzerinden tecelli eden ne kadar iyi, güzel, doğru, hakikat varsa bu Allah’ın lütfudur, bunu böyle gör.
Kaynak: 306. Dergah Sohbeti — Temizlik, Aşk ve Şevk, Emanet, Ticaret Hukuku, İslam Felse
Halvet ve Edep nedir?
Sufilerin adablarından birisi halvette Allah ile edebi muhafaza etmektir. Halvet; bir kimsenin evinde, mescidinde, dergahında murakebe etmesi, Allah’ı zikretmesi, sohbet dinlemesi, itikafa girip zikir halinde kendisini zikirhaneye kapatması gibi hallerdir.
Halvetin en uç noktası, her an ‘O beni görüyor’ deyip hayatını öyle yaşamaktır. Her an huzurullahtayım deyip hayatını öyle yaşamaktır. Sufi namazda, zikirde, toplu zikirlerde, evde edebini ve adabını korur. Kahkahalarla gülmek, el şakası yapmak, insanları hicvetmek, alay etmek İslam edebinde ve adabında yoktur. Hz. Peygamber tebessüm ederdi, hafiften şakalaşırdı ama hicvetmezdi, alay etmezdi.
Kaynak: 306. Dergah Sohbeti — Allah İçin Sevmek, Mezhep-Tarikat Meselesi, Halvet Adabı
Üstada hitap ederken nelere dikkat edilmelidir?
Hiç kimse ‘baba’, ‘babacım’, ‘üstadım’ demesin. Ben üstadıma ‘efendim’ diye hitap ediyordum. Dışarıda elini kalbinin üzerine koyup selam vermeye kalkmasın, ellerini kavuşturmasın. Bana herkesten fazla aşırı derecede hürmet gösterilmesi beni utandırıyor.
Kaynak: 307. Dergah Sohbeti — Hüsnüzan, Rüya ile Hayat, Sufi Adabı
Düşünceleri temizlemek ne ifade eder?
Düşünceleri temizlemek hüsnüzanla alakalıdır. Eğer hüsnüzan galip gelirse düşünceniz temizlenmiş olur. Şahısların, olayların üzerine hüsnüzan besleyin. ‘Hacı Erkan bana kötülük yapar’ dediğinizde düşünceniz kirlendi. ‘İyi bir arkadaşımızdır, muhabbetimiz iyidir, ondan bana kötülük geleceğini zannetmiyorum’ derseniz hüsnüzan beslediniz.
Kaynak: 307. Dergah Sohbeti — Hüsnüzan, Rüya ile Hayat, Sufi Adabı
Sufi ve dünyevi mücadeleyi nasıl açıklar?
Dünya üzerindeki bütün ideolojiler, bütün zalim sistemler, gücü elinde tutmak isteyen şeytani güçler var güçleriyle sufilerle uğraşırlar. Şeytan, nefis, deccal sufilerle uğraşır. Kapınızın önünden geçen kimse de uğraşır. Arkadaşınız, akrabanız, eşiniz, çocuğunuz sufi anlayışa yakın değilse sizinle uğraşır. Hatta sufiler dahil birbirleriyle uğraşırlar. Bir ailede dört sufi olsa, an gelir dördü de birbirine düşer. Çünkü sufi kıymetlidir. Onu kıymetsizleştirmek isteyen şeytan ve deccali güçler, sufi ahlakını bozmak için uğraşırlar. Camide namazını kılan kimseyle kimse uğraşmaz ama sufi olan kimseyle herkes uğraşır.
Kaynak: 308. Dergah Sohbeti — Sufi Çalışma Ahlakı, Kader Meselesi ve Allah’ı Tanıma
Sufi çalışmakla ilgili ne söylenmektedir?
Sufi çalışmakla emrolunmuştur. Sufi disiplinli bir şekilde kendisine çalışmayı şiar edinir. Gücünün yettiği müddetçe bir işle iştigal etmeye çalışır. Sufi hiçbir zaman kenara çekilip rahat etmeyi, emekli olmayı, hiçbir işle iştigal etmemeyi hedefleyemez. Sufi alan el değildir, dilenen değildir, istenen değildir. Sufi kendisini muhtaç noktaya götüren kimse değildir. Hatta öyle olmuş olsa dahi ihtiyacını saklayan, gizleyendir.
Kaynak: 308. Dergah Sohbeti — Sufi Çalışma Ahlakı, Kader Meselesi ve Allah’ı Tanıma
Sufi ticaret ve sanatın adabını nasıl açıklar?
Sufi ticaret yapıyorsa alırken satarken yalan söylemez, ahdine vefalı olur, hakkında dedikodu çıkmasını engellemeye çalışır. Üzerine düşen vazifeleri harfiyen yerine getirir. Bilmediği bir işe kalkışmaz. Bir sanatla iştigal edecekse gider bir ustanın yanında sabreder, çıraklık yapar, kalfalık yapar, ustalık yapar.
Kaynak: 308. Dergah Sohbeti — Sufi Çalışma Ahlakı, Kader Meselesi ve Allah’ı Tanıma
Sufi iş yerinde nasıl davranmalıdır?
Sufi iş yerindeki muhabbeti iş yerine bırakır. Sır sahibidir. İş yerini evine taşımaz, başka bir arkadaşına taşımaz. Çalışma adabını ve ahlakını uygular. Ama bunlara uymazsa gittiği yere nur götürmez, nar götürür. Sufi bir yerde çalışıyorsa abdestli dolaşacak, namaz vakti geldiğinde farz namazı kılacak. Çalışırken sünnete sünnet eklemeyecek, işin hakkını verecek.
Kaynak: 308. Dergah Sohbeti — Sufi Çalışma Ahlakı, Kader Meselesi ve Allah’ı Tanıma
Sufi adabı nedir ve başa geçmeyi bırakmak neden önemlidir?
Sufilerin adablarından birisi başa geçmeyi bırakmak, üstatlık taslamamaktır. Sufi kendi kendisini önde görmeye ve göstermeye uğraşmaz. Baş köşeye oturmaya çalışmaz. Üstatlık yapmaya kalkmaz. Kim böyle düşünürse kendi kendisini yaralar, heder eder, ziyan eder. Sufi hizmet etmeye rağbet eder. Açları doyurmaya, kimsesizlerin kimsesi olmaya, yoksullarla uğraşmaya, derviş kardeşleriyle ünsiyet etmeye gayret eder. Asla baş olma sevdasına kapılmaz. Sufi adabı hizmete rağbet olmaktır, başa geçmeye rağbet olmak değildir.
Kaynak: 308. Dergah Sohbeti — Sufi Çalışma Ahlakı, Kader Meselesi ve Allah’ı Tanıma
Seyr-i süluk noktasında dördüncü makamdan sonra beşinci makamda cinni taifesiyle irtibat kurulabilir mi?
Seyr-i süluk noktasında dördüncü makamdan sonra beşinci makamda cinni taifesiyle irtibat kurulabilir. Mümin cinnilerle görüşmesinde bir beis yoktur ama yine de tevessül etmemesi gerekir.
Kaynak: 309. Dergah Sohbeti — Büyü ve Sihir, Suizan Dereceleri, Sufilerin Seyahati
Allah’a karşı suizan ne demektir?
‘Allah bunu affetmez, Allah benim işimi denk getirmez’ gibi negatif düşünceler insanı küfre kadar götürür. Bunun karşılığında Allah’a hüsnüzan beslemek ibadettir. Allah iyiyi, doğruyu, güzeli sever. Allah zikredeni zikreder. Allah tövbe edeni affeder. Tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir.
Kaynak: 309. Dergah Sohbeti — Büyü ve Sihir, Suizan Dereceleri, Sufilerin Seyahati
Müminlere karşı suizan ne demektir?
Bir tarafta ‘tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir’ diyeceksiniz, öbür taraftan müminlerin üzerinde günahkar olduğunu, hatalarını, kusurlarını deyip suizandan ileri geçip günah-ı kebaire girip iftiraya düşeceksiniz. Bu müminleri yaralayan en önemli şeylerden birisidir.
Kaynak: 309. Dergah Sohbeti — Büyü ve Sihir, Suizan Dereceleri, Sufilerin Seyahati
Şükür, huzur ve ilaç bağımlılığı nedir?
İnsanlar huzuru yaratıcıda aramıyorlar, şifayı yaratıcıda aramıyorlar, eksikliği noksanlığı kendilerinde aramıyorlar. Şükürsüz ve hamdsiz oldukları için mutsuzdurlar. Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri Mesnevi’sinde ‘Önündeki ayran varken neyleyin başkasının yoğurdunu’ der. Kimse önündeki ayrana şükretmiyor.
Kaynak: 309. Dergah Sohbeti — Büyü ve Sihir, Suizan Dereceleri, Sufilerin Seyahati
Hz. Mevlana’nın Sözü: Her Şey Sende ne anlama gelir?
Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri şöyle buyurmuştur: ‘Ey Allah kitabının örneği insanoğlu, ey şahlık güzelliğinin aynası. Her şey senin aleminde, ne varsa senden dışarı değil. Sen ne ararsan kendinde ara, çünkü her varlık sende.’ Allah insanı ahsen-i takvim üzerine yaratmış, varlığın bütün boyutlarını insanda var etmiştir. Varlığın bütün boyutları insanda mevcut olduğu için ‘her ne ararsan kendinde ara’ buyurmuştur.
Kaynak: 309. Dergah Sohbeti — Büyü ve Sihir, Suizan Dereceleri, Sufilerin Seyahati
Sufilerin seyahati ve hicreti nedir?
Sufilerin adabından birisi ilk zamanlarda seyahat etmektir. İbn Cella şöyle demiştir: ‘Seyahat ediniz, çünkü su seyahat edince güzelleşir. Durursa bozulur ve sarar.’ Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de ‘Seyahatte şifa vardır, seyahat edin şifa bulun’ buyurmuştur. Seyahatin Çeşitleri ve Fazileti Sufilerin seyahati vacip hükmündedir. Sufiler Allah rızası için seyahat etmelidirler. Bu seyahatin nefisten değil, hizmet noktasında üstadlarının direktifleriyle yerine getirilmesi gerekir. Hicret de seyahatin ayrı bir noktasıdır. Her velinin hicreti vardır ve her veli hicret etmekle yükümlü ve sorumludur. Hicreti yaşamayanlar bu noktada nakıs hükmünde kalırlar.
Kaynak: 309. Dergah Sohbeti — Büyü ve Sihir, Suizan Dereceleri, Sufilerin Seyahati
Tövbenin tövbesi nedir?
Hz. Mevlana Mesnevi’de buyurur: Şu tövbe etmekten ne vakit tövbe edeceksin? Senin tövbenin de tövbeye ihtiyacı var. Bir kimse tövbesinde samimi durmaz, tövbesinde istikamet üzere olmaz. Tövbesinde istikamet üzere olmayınca o tövbede yalancı olmuş olur.
Kaynak: 311. Dergah Sohbeti — Vesvese, Tövbenin Tövbesi ve Sufi Adabı
Sufi kardeşlere nasihat nedir?
Allah aşkına sufi kardeşler, derviş kardeşler, yol kardeşlerim, yol arkadaşlarım, yol canlarım! Kimseye zarar vermeyin, başka bir şey istemiyorum. Diliniz rivayet etmesin, dedikodu etmesin, laf taşımasın. Kendi işlerine bak. Dergahların içerisinde kendi işine bak. Bir başkasının işi seni ilgilendirmiyor.
Kaynak: 313. Dergah Sohbeti — Namazları Cem Etme, Talak Hukuku ve İhlas
Sufi adabı ve hizmet konusunda hangi örnekler verilmiştir?
Cüneyd-i Bağdadi ve Seri Sakatî menkıbesi örnek verilmiştir. Cüneyd-i Bağdadi, Seri Sakatî’nin etrafındaki insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını ve bu sayede etrafında insan toplandığını belirtmiştir. Ayrıca, cömertlik ve dostluk konularında etrafındakilere hizmet etmenin önemine vurgu yapılmıştır.
Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı
Sufi adabında hangi ilkeler vurgulanmıştır?
Sufi adabında başa geçmeyi bırakmak, üstatlık taslamaktan kaçınmak ve etrafındakilere hizmet etmek vurgulanmıştır. Ayrıca, kendini menfaate açmak ve etrafındaki insanların ihtiyaçlarını karşılamak önemlidir.
Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı
Kendini menfaate açmak ve etrafındaki insanların ihtiyaçlarını karşılamak neden önemlidir?
Kendini menfaate açmak ve etrafındaki insanların ihtiyaçlarını karşılamak, insanlarla dostluk kurmak ve etrafında insan toplamak için önemlidir. Bu sayede, etrafındaki herkese menfaatini açmak ve gönül olarak Allah’a yaslamak, işin tadını çıkarmanı sağlar.
Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı
Sufi vaktin çocuğudur ve kendini yenilemek ne anlama gelir?
Hz. Mevlânâ Mesnevî’de buyurmuştur: ‘Sufi vaktin çocuğudur.’ Geçmişi geri getirmek mümkün değildir. Hata yaptıysan dön, hatalarından ibret al, birilerine zarar verdiysen özür dile, zararını telafi et, helallaş, işini bitir. Ama geçmişi yaşamak mümkün değildir. Dünü bugüne taşımaya çalışırsanız önünüzü göremezsiniz. Hâlâ dünü arıyorsanız, hâlâ dünde yaşıyorsanız, her şeyden geri kalırsınız. Bu, dünün dostluğunu terk etmek değildir; dünün kardeşliğini bugüne taşırsınız. Ama hiçbir şey dündeki gibi değildir; insanın kendisi bile dündeki gibi değildir. Kendini Yenilemeyen Batar. Dünya kendisini yeniler, hava kendisini yeniler, çiçekler, ağaçlar, su, toprak, hayvanlar; her şey kendisini yeniler. Kendisini yenilemeyen bu âlemde ölmüştür. İş yeri kendisini yenilemezse batar, ev yenilemezse batar, dergâh yenilemezse batar, arkadaşlık yenilemezse batar. Yedi yıl önce bir rüya görmüşsün, hâlâ onu düşünüyorsun. Yenile kendini. On gün önceki haline takılma. Arşala bile kendisini yeniledi; on gün önceki Arşala yok. Rüyalığına takılma, halini de yenile. Sufi vaktin çocuğudur; dünde kalırsa batar.
Kaynak: 316. Dergah Sohbeti: Hal mi İstikamet mi, Sufi Vaktin Çocuğudur ve Kendini Yenil
Hal görmek ne anlama gelir ve bu konuda ne söylendi?
Bazı kardeşler, peygamberleri ve şeyhini rüyada göremeyen, dördüncü makama geçemeyen kimsenin imanını kurtaramayacağını söylüyorlar. Ancak bir kimsenin hal görmesi, onun Kur’an ve Sünnet dairesinde yaşadığının delili değildir. Hal görenler kurtuldu, görmeyenler battı dersek büyük bir yanılgıya düşeriz. Asıl kurtuluş, istikametli bir şekilde Kur’an ve Sünnet’e sıkı sıkıya yapışmaktır. Takva; haramlardan uzak durup Kur’an ve Sünnet’e yapışmak, helâl dairede yaşamak, insanlara hizmet etmek, Allah ve Resulü yolunda gitmek, zikir ile hemhâl olmak ve gönlünü muhabbetullâh ile doldurmaktır. Ancak hal görmek reddedilecek bir şey de değildir; bu yolun delili hükmündedir. Muhakkak dervişânın içerisinde bu tecelliyatı yaşayanlar olacaktır. Ama sadece bunu ölçü yapmak da, sadece bunun dışında bir sufilik kurmak da doğru değildir. Sufi ve sufilik amacı, Kur’an ve Sünnet dairesinde yaşamak ve yaşatmak caddesidir.
Kaynak: 316. Dergah Sohbeti: Hal mi İstikamet mi, Sufi Vaktin Çocuğudur ve Kendini Yenil
Dünya malı varken dilencilik etmemek ne anlama gelir?
Sufilerin adablarından birisi, dünya malı ve rızkı varken hiçbir şey yokmuş gibi fakirlerle oturmamaktır. Bir kimsenin iftar yapacak mali durumu varsa, fakir fukaraya erzak dağıtılan bir yerden gidip iftar etmesi caiz değildir. Yiyeceği içeceği olmayanların yanında durup yiyecek içecek beklemek dilenciliktir. Ayet-i kerimede buyrulmuştur: ‘İçinizden öyleleri vardır ki ihtiyaç sahibidir; ama susarlar, istemezler.’ Sufi öyle olmalı ki dışarıdan görenler onun hali ahvali yerinde görmeli. Tabiri caizse ot yemeli, dudağında kürdan taşımalı. Hz. Ömer radıyallahu anh, torbasında bir günlük yiyeceği olan kimsenin dilenmesinin caiz olmadığını göstermiştir.
Kaynak: 316. Dergah Sohbeti: Hal mi İstikamet mi, Sufi Vaktin Çocuğudur ve Kendini Yenil
Manevi konuşmalar nasıl gerçekleşir?
Manevi konuşmalar önce lisan ile başlar. Bir kimse üstadını veya bir büyüğü rüyasında ya da halinde gördüğünde, karşıdaki kimse onun kendi lisanıyla konuşur. Örneğin Abdülkadir Geylânî Hazretleri’ni gören bir Türk derviş, onunla Türkçe konuşur.
Kaynak: 317. Dergah Sohbeti: Cüz’i İrade, Sevginin Korkusu ve Sırrın Hakikati
Sünnet merkezli tasavvuf nedir?
Yukarı Mezopotamya sufi anlayışında cennet sevgisiyle veya cehennem korkusuyla ibadet etmek yoktur. Hz. İsa aleyhisselam üç grup insana rastlamıştır: Birinci gruba ‘ne için ibadet ediyorsunuz?’ demiş, ‘cehennemden kurtulmak için’ demişler; ‘aradığım sizler değilsiniz’ demiş. İkinci gruba sormuş, ‘cennete vasıl olmak için’ demişler; ‘sizler de değilsiniz’ demiş. Üçüncü grup ‘O’nu sevdiğimiz için’ deyince ‘aradığım sizlersiniz’ deyip onlarla oturmuştur. Bu, din anlayışının ve yaşayışının zirve noktalarından birisidir.
Kaynak: 318. Dergah Sohbeti: Salih Rüya, Sünnet Merkezli Tasavvuf ve Beşeriyetten Eksilt
Müridin şeyhine adab ve ıslah nedir?
Müridin adabından biri, şeyhinin işaret ettiği şeyi, sebebini bilsin bilmesin, derhal kabul etmesidir. Ebu Hafs’a ‘bu hallere ne ile ulaştın?’ diye sorulduğunda cevap vermiştir: ‘Şeyhlerimin bana işaret ettikleri şeyi tereddütsüz ve kalbime hiçbir karşılık gelmeden kabul etmekle.’
Kaynak: 318. Dergah Sohbeti: Salih Rüya, Sünnet Merkezli Tasavvuf ve Beşeriyetten Eksilt
Üstadçılık eleştirisi nedir?
Türkiye’de cesaretle konuşulamayan bir mesele vardır: Üstadçılık. Üstadlar istiyorlar ki müritler üstadlarının sünnete uyup uymadığına bakmaksızın onlara tabi olsunlar. Her şey üstadın üzerine kurulsun, üstadın eksik ve noksanlıklarını yutturmaya çalışıyorlar.
Kaynak: 318. Dergah Sohbeti: Salih Rüya, Sünnet Merkezli Tasavvuf ve Beşeriyetten Eksilt
Seyahat ve hicret sufi hayatında ne ifade eder?
Seyahat etmeyen, hicret etmyn sufinin seyrüsülûkü olmaz. O yola çıkacak, aç kalacak, açıkta kalacak, yorulacak, uykusuz kalacak, kimseden istemeyecek, kimseye el açmayacak. Hiç bozulmamış, oturmuş, hiçbir şey görmemiş, hiçbir şey yaşamamış, hiç yol yürümemiş, hiç kimseyle tanışmamış, hicret etmemiş bir kimsenin kemâlâtı olmaz.
Kaynak: 318. Dergah Sohbeti: Salih Rüya, Sünnet Merkezli Tasavvuf ve Beşeriyetten Eksilt
Beşeriyetten eksiltmek ne demektir?
Züccâcî hazretleri buyurmuştur: ‘Beşeriyetimin bir zerre eksilmesi, benim için su üstünde yürümekten daha iyidir.’ Beşeriyetten eksiltmek; az yemek, az uyumak, az konuşmak, az giymek, tüketimin azını tercih etmektir.
Kaynak: 318. Dergah Sohbeti: Salih Rüya, Sünnet Merkezli Tasavvuf ve Beşeriyetten Eksilt
Sufi adabı nedir?
Ebu Bekir er-Râzî’den nakledilmiştir: ‘Tasavvuf, tekellüften kaçınmak, zarif davranmak ve resmiyeti bırakmaktır.’ Sufilerin adablarından biri daima nefse aykırı gitmek ve her zaman evlâ olanı yapmaktır.
Kaynak: 320. Dergah Sohbeti: Halvet, Çok Evlilik, Gıybetin Tehlikesi ve 28 Şubat Dersler
Sufi adabı ve inancına göre Hz. Pîr’in arkasında kim vardır?
Sufi adabı ve inancına göre Hz. Pîr’in arkasında muhakkak Hz. Resulullah, onun arkasında muhakkak Hz. Allah vardır.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Rabıtanın aslı nedir?
Rabıtanın aslı, bir kimseyi sevmek, onun hâliyle hâllenmek, onun yolundan izinden gitmek, onun hizmet düsturunu benimsemektir.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Sufi dairesinin içindeki kimselerin bazı davranışları nedir?
Ancak sufiliğin Kur’an ve Sünnet’in özünü yaşamak olduğu yeterince aktarılamamıştır. Karşımızdaki kimse bizi algılamak zorunda değildir, anlamak zorunda değildir, kabul etmek zorunda değildir.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Eleştirilerin yüzyıllardır değişmemiş olması nedeni nedir?
Bu eleştiriler yüzyıllardır değişmemiştir. Nurcular için de söylerler, nakşibendiler için de söylerler, bütün tarikat ehli için de söylerler.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Sufi adabı ve inancına göre din satıcılığı nedir?
Bir kimse bir hadis naklediyorsa ve o hadis naklini paraya bağlıyorsa, din satıyordur.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Dinî yaşantısından bir buğday tanesi kadar kendisine nemalanıyorsa ne olur?
Eğer bir kimse dinî yaşantısından, bilgisinden, eğitiminden bir buğday tanesi kadar kendisine nemalanıyorsa, o buğday tanesi ona zehir-i zemberektir.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Dinî hayatından bir buğday tanesi ağzına geçiriyorsa ne olur?
Bir kimse dinî hayatından bir buğday tanesi ağzına geçiriyorsa, o mahşerde cehennem topu olur.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Din satıcısı olmak neden yanlıştır?
Bu kimseler din satıcılarıdır. Bir kimse dini kendisine şöhret kapısı yaptıysa, geçim kapısı yaptıysa, o kimseyi dinlemek doğru değildir.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Dinî bir kitap yazıp parayla satmak nedir?
Dinî bir kitap yazıp parayla satmak da dini geçim kapısı yapmaktır.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Sufi adabına göre bir kimsenin dinî ibadetini, meşrebini, neşesini menfaate ve maddeye çevirmemesi gerekir mi?
Sufi adabına göre bir kimsenin dinî ibadetini, meşrebini, neşesini menfaate ve maddeye çevirmemesi gerekir.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Esrarı ilâhiye nerede aranır?
Tasavvufta esrarı ilâhiye, harflerin arkasında, elif lâm mîm’in içinde aranmaz.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Esrarı ilâhiyenin gerçek yolu nedir?
Esrarı ilâhiye arıyorsanız; bir kişinin daha Allah demesinin yolunu arayın, bir kişiye daha Allah sevgisini götürün.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Esrarı ilâhiye aramak için ne yapılmalıdır?
Odaların kenarlarına çekilip aramayın; baş köşelerde oturup kendi kendinize rabıta etmekte aramayın. Halkın içerisinde güzel ahlakın misali olmakta, insanların eziyet ve cefalarına katlanmakta arayın.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Esrarı ilâhiye süslü sözlerin, icazet kâğıtlarının, takke, sarık, cübbe ve şalların arkasında aranır mı?
Esrarı ilâhiye süslü sözlerin, icazet kâğıtlarının, takke, sarık, cübbe ve şalların arkasında aranmayın.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Hizmetin başlangıcı nedir?
İzmitli Hacı Bayram Velî Hazretleri’nin tuvaletini temizleyen Eşrefoğlu Rûmî’yi örnek vererek buyurmuşlardır ki: Esrarı ilâhiye dergâhın tuvaletçiliğinden başlar, çaycılığından başlar, hizmetinden başlar.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
İbadet, güzel ahlak, muhabbet ve hizmet; bu dört ayak bir kimsede birleşmezse ne olur?
Bir kimsede bu dört ayak birleşmezse o kimseden hiçbir şey olmaz.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Sufi adabının esasları nedir?
Ebu Hafs hazretleri, sufiliğin adabını şöyle sıralamıştır: Şeyhlerin haklarına riayet etmek, dostlar ile iyi geçinmek, küçüklere öğüt vermek, dünya için kimseye düşmanlık etmemek, başkalarını kendi nefsine tercih etmek, dünya malı yığmaktan kaçınmak, kendi yollarında olmayanlarla sohbeti terk etmek ve din ile dünya işlerinde yardımlaşmak.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Yetişme çağındaki sufi sadece kimlerle sohbet edecektir?
Yetişme çağındaki sufi, sadece sufilerle sohbet edecektir.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Yetiştikten sonra sufi herkesle sohbet edebilir mi?
Yetiştikten sonra herkesle sohbet edebilir; ancak yetişme çağında kalbine dünya sevgisi gelmesin diye sufilerin dışındaki kimselerle fazla haşır neşir olmamaya dikkat edecektir.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Tövbeye devam etmek neden önemlidir?
Sufi adabından biri de, üzerlerinden geçen gerek bildikleri gerek bilmedikleri gafletlerden tövbeye devam etmektir.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Bilmediklerimize tövbe edersek bildiklerimizi terk eder miyiz?
Bilmediklerimize tövbe edersek bildiklerimizi de terk ederiz; çünkü bilmediklerimizin farkına varmak, bildiklerimizi düzeltmenin anahtarıdır.
Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati
Sûfîlerin kalbî temizlik kavramı nedir?
Şerî hükümde bir kimse içinden kötülük geçirip yerine getirmediyse günah yazılmaz; hatta yapmamasından dolayı sevap bile verilir. Ancak sûfîler sanki o nesih âyeti inmemiş gibi, içlerinden geçirdikleri kötülüklerden hesaba çekilecekmiş gibi davranırlar. Sûfî ahlâkı budur: karşısındaki kimseye kötülük düşünmez, incitmek kırmak noktasında durmaz, diline, gözüne, kulağına, eline, ayağına sahiptir.
Kaynak: 330. Dergâh Sohbeti — İyilik Ahlâkı, Niyetin Gücü ve Tevhid İşareti
Hizmet anlayışı tepeden bakmak, bağırmak çağırmak değil; o kimseyi mutlu etmeye çalışmak mıdır?
Hizmet ederken birileri çayı beğenmeyebilir, gürültü yapabilir, farklı davranabilir. Bunlara sabırla, memnun etmeye çalışarak yaklaşmak gerekir. Hizmet anlayışı tepeden bakmak, bağırmak çağırmak değil; o kimseyi mutlu etmeye çalışmaktır. Eskiden dergâhlarda herkes sırayla hizmet edermiş. Şimdi de böyle olabilir; her gün bir grup kendini hizmete adamalıdır.
Kaynak: 333. Dergâh Sohbeti — Hizmette Rotasyon, Namazın Fazileti ve Allah’a Yakınlık
Bir kimsenin yaptığı Kur’an ve Sünnet tarihçesinde doğruysa ve yürüdüğü yol haksa, kimse kendi yolunun dağılacağından korkmamalı mıdır?
Sufiler, karşısındaki kimsenin hatası üzerine bir bina kurmaz. Bir kimsenin yaptığı Kur’an ve Sünnet tarihçesinde doğruysa ve yürüdüğü yol haksa, kimse kendi yolunun dağılacağından korkmamalıdır. İslam ümmetini sarıp sarmalayan bir tutum içinde olmalıdır. Din adamları ve din öğreticileri, İslam’ın kendi içindeki zenginliği olan cemaatleri, tarikatları saygıyla ve hoşgörüyle karşılamalıdır.
Kaynak: 333. Dergâh Sohbeti — Hizmette Rotasyon, Namazın Fazileti ve Allah’a Yakınlık
Ben dönüş yaptığımda, namaz kılmaya başladığımda bütün cemaatler beni bir yere alıp götürdüler mi?
Ben dönüş yaptığımda, namaz kılmaya başladığımda bütün cemaatler beni bir yere alıp götürdüler. Hoca Efendi’nin cemaatleri, okuyucular, yazıcılar, Süleymancılar, Nakşibendiler, Melamiler… Her tarafı dolaştım, hepsinin sohbetlerine katıldım. Hepsi de beni yere göğe sığdıramıyorlardı.
Kaynak: 333. Dergâh Sohbeti — Hizmette Rotasyon, Namazın Fazileti ve Allah’a Yakınlık
Sûfînin Hitap Alması ve Cennet Maka mı?
Kalbî idrake açılan sûfî ilk önce Allah’tan hitap alır. Bu hitabı aldığında bütün maddesi de manası da o hitabı duyar. Sesin ciheti yoktur o esnada, yeri merkezi de yoktur. Ama bu hitabı alması için o kimsenin önce cennete girmesi gerekir; çünkü Allah cennette olana hitap eder. Cennetteki makamını gören kimseye hitap gelir. Bazıları orada kalmak ister, cennetten çıkmak istemez. Bazılarının ise vazifesi bitmemiştir; onlar daha ileriye gitmeye devam ederler.
Kaynak: 333. Dergâh Sohbeti — Hizmette Rotasyon, Namazın Fazileti ve Allah’a Yakınlık
Hizmet, liderlik ve Sufi adabında kardeşlik konuları tartışılmakta mıdır?
Hizmet, liderlik ve Sufi adabında kardeşlik konuları tartışılmaktadır. Hizmetin mahiyeti, liderlik vasıflarının doğuşu, Sufi adabında liderlik ve hizmet arasındaki fark, dergâh hizmeti, vefat etmiş üstadın dersi çekilmesi, nefis ve sevmemek meselesi, zikir halakasına gelenin hakkı, Allah’ı zikreden bir kimseye hor bakmamak, iyiliğe teşekkür etmek, içkinin yasaklanması ve devletin rolü, Türkiye’de darbe sınavı ve cemaatlerin suskunluğu, Sufilerin adabı: kardeşlik ve sırrı saklama gibi konular ele alınmaktadır.
Kaynak: 340. Dergâh Sohbeti — Hizmet, Liderlik ve Sufi Adabında Kardeşlik
Hizmetin mahiyeti nedir?
Hizmetin mahiyeti, dergâh hizmeti ve hizmetkârlık konusunda tartışılmaktadır. Hizmetin mahiyeti, üstadın sohbetlerinde hizmetini gören kişilerin mevcut olması, başkalarının ya da diğer şehirlerdeki görevlilerin birilerini belirleyerek bu hizmeti başkalarına yaptırmaları dergâh adabına uygun mudur? Bu noktada ben kendime hizmet isteyen bir kimse değilim. O yüzden benim özel bir hizmetim yok. Ama işte örneğin Adnan kardeş kendince bunu hizmet ediyor. Veya Ali kendince bunu hizmet ediyor. Böyle başkaları da işin içine girse herkes hizmet etmek ister. Herkes bir şey yapmak ister. Bu da sıkıntılı bir nokta olur. O yüzden ben ne Bursa’dan ne dışarıda özel bir hizmet istemiyorum.
Kaynak: 340. Dergâh Sohbeti — Hizmet, Liderlik ve Sufi Adabında Kardeşlik
Liderlik vasıfları insanlara doğuştan mı Allah tarafından verilir, yoksa insan kendi iradesi ve isteğiyle kazanabilir mi?
İslami cenahtan, dini cenahtan bakılırsa bir kimse ‘ben lider olacağım’ diye yola çıkmaz. ‘Ümmetine hizmet eden’ diye buyurulmuştur. O zaman liderlik bu noktada hizmetten geçer. Hizmet eden de kendisini lider olarak görüp hizmet ediyorsa, yine nefsin ölmüştür. Sufi noktada lider yoktur. Hizmet eden kimse vardır. Hizmet ederken de o kimse ‘ben hizmet ediyorum’ diye de göremez. O der ki ‘ben dergâhtan hizmet alıyorum.’ Bu dergâh herkese hizmet eder. Bir kimse ‘ben hizmet ediyorum’ derse de nefsine ölmüş olur. O zaman ‘ben lider olacağım’ diye de yola çıkmak nefsinden, ‘ben buraya hizmet edeceğim, ben buraya hizmet ediyorum’ demek de nefsinden. Herkes dergâha hizmetçidir. Şeyhinden en son dervişine kadar, en yeni dervişine kadar herkes orada hizmet eder, herkes oraya hizmetçidir.
Kaynak: 340. Dergâh Sohbeti — Hizmet, Liderlik ve Sufi Adabında Kardeşlik
Vefat etmiş bir üstadın dersi çekilir mi?
Ehli tasavvuf, üstadı vefat eden bir kimsenin yeni bir üstada intisap edinceye kadar, yeni bir üstada bağlanıncaya kadar, geçmiş üstadın dersini çekmeye bu noktada müsaade etmişler. O kimse bir üstada bağlanıncaya kadar. Bir üstadı rüyasında görüp, halinde görüp ona bağlanıncaya kadar buna müsaade etmişler. Ama bir kimse bir üstad aramıyorsa, üstadı vefat ettikten sonra bir şey aramıyorsa, geçmiş şeyhin dersini çekeceğim diye uğraşıyorsa bu tasavvuf âdabının yolu değildir.
Kaynak: 340. Dergâh Sohbeti — Hizmet, Liderlik ve Sufi Adabında Kardeşlik
Sufi adabında liderlik yoktur, hizmet vardır mı?
Sufi adabında liderlik yoktur, hizmet vardır. Sufilikte liderlik vasıfları insanlara doğuştan mı Allah tarafından verilir, yoksa insan kendi iradesi ve isteğiyle kazanabilir mi? İslami cenahtan, dini cenahtan bakılırsa bir kimse ‘ben lider olacağım’ diye yola çıkmaz. ‘Ümmetine hizmet eden’ diye buyurulmuştur. O zaman liderlik bu noktada hizmetten geçer. Hizmet eden de kendisini lider olarak görüp hizmet ediyorsa, yine nefsin ölmüştür. Sufi noktada lider yoktur. Hizmet eden kimse vardır. Hizmet ederken de o kimse ‘ben hizmet ediyorum’ diye de göremez. O der ki ‘ben dergâhtan hizmet alıyorum.’ Bu dergâh herkese hizmet eder. Bir kimse ‘ben hizmet ediyorum’ derse de nefsine ölmüş olur. O zaman ‘ben lider olacağım’ diye de yola çıkmak nefsinden, ‘ben buraya hizmet edeceğim, ben buraya hizmet ediyorum’ demek de nefsinden. Herkes dergâha hizmetçidir. Şeyhinden en son dervişine kadar, en yeni dervişine kadar herkes orada hizmet eder, herkes oraya hizmetçidir.
Kaynak: 340. Dergâh Sohbeti — Hizmet, Liderlik ve Sufi Adabında Kardeşlik
Silsile Adabı Nedir?
Tarikat yolu, tasavvuf yolu edebe riayet etmektir. Bu manada edeplerden birisi silsileye riayet etmektir. Silsileye tabi olmayan, onu kabul etmeyen bir kimse dergahın adabını ve erkanını çiğnemiş olur. Bir kimse "Ben falancayı tanımıyorum" derse onu da kimse tanımaz. Silsiliği tanımıyorsa o kimse nefs-i emmaredededir ve hiçbir şey yapamaz.
Kaynak: 343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizm
Edep ve Adab Nedir?
Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi Hazretleri’nin yanına eski dervişler gelirlerdi. Şeyh Efendi’nin sözünü keserler, araya dalar, "Efendim öyle değildi" derlerdi. Ben onlara dedim ki: "Sizler Şeyh Efendi’nin yanındasınız. Buraya geldiğinizde insanlar sizden edep öğrenmek ister." Birisi sordu: "Biz edepsiz miyiz?" Evet dedim. Şeyh Efendi’nin konuşurken sözünü kesmeyeceksiniz, lafına laf koymayacaksınız, geniş şehir oturmayacaksınız, gülmeyeceksiniz.
Kaynak: 343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizm
İstişare Sünnettir mi?
Sufi adabında, bir kimsenin görüşüne müracaat edildiğinde görüşünü söyler. İstişareye çağrıldığında fikrini detaylı anlatır. Ama sorulmadığı halde illaki görüşünü dayatmak gaflettir. Sorulduğunda da "Siz bilirsiniz efendim" demek hiçbir işe yaramaz. İstişare sünnettir; nasıl yapılması gerektiğini biliyorsan anlat.
Kaynak: 343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizm
Güç Odağı Değil Hizmet Odağı Nedir?
Hizmet eden sevilir, hizmet veren sevilir, merhamet eden sevilir, şefkatli olan sevilir, tebessüm eden sevilir. Güçlenmek için insan toplamaya başlayan kimsenin etrafındakiler köpüktür, çürüktür. Cenab-ı Hak onun ayağını kaydırır. Hz. Mevlana buyurmuştur: "Eşeğin kuyruğunun altına bir diken dokunursa, onu çıkarmak için akıllı bir kimse lazımdır. Akıllı biri olmazsa eşek tepiştikçe hem kendine hem etrafına zarar verir."
Kaynak: 343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizm
Sırları Muhafaza Etmek Nedir?
Bir derviş asla ne kendi şahsi haliyle, ne ailesiyle, ne de dergahla alakalı bir sırrını gidip üstadından başkasına anlatmamalıdır. Birisi bir sırra vakıf olursa, sadece anlayamadığı noktada üstadıyla bunu paylaşmalıdır. Üstadının haricinde halifeler, zakirler, çavuşlar dahil hiç kimseyle paylaşılmaz.
Kaynak: 343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizm
Nübüvvet Yolunda İmtihan Yoktur, Vazife Vardır?
Nübüvvet yolundaki üstadlar dervişlerini imtihan etmezler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Hz. Huzeyfe’ye münafıkların listesini verirken onu imtihan etmek için vermemiştir; nübüvvetin hikmetinin gereği olarak vermiştir. Asla kimseyi imtihan etme noktasına gelmeyin; bu sizin ilahlaşmanız olur. Bir kimseye iş ve vazife verilir. O vazifede zorlanıyorsa, aşamıyorsa, burnunu kızdıysa nasıl atlatabileceğini sorar. Her şeyi lütuf olarak görün, ikram olarak görün. Her işi imtihan olarak görmek yanlıştır.
Kaynak: 343. Dergah Sohbeti — İşi Sağlam Yapmak, Silsile Adabı, Sırları Muhafaza ve Hizm
Tasavvufi ölçüde Fıtır sadakası nasıl hesaplanır?
Tasavvufi ölçü ise farklıdır: Bir kimse günlük kendisini ne kadar yediriyorsa, sadakasını da o miktardan vermelidir. Günlük otuz lira yiyip on liradan sadaka vermek uygun değildir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur: "Elinizin altındakileri yediğinizden yedirin, içtiğinizden içirin, giydiğinizden giydirin." Kendi yediğinden yedirmek, tasavvufun fıtır sadakası ölçüsüdür.
Kaynak: 346. Dergah Sohbeti — Hilal İzleme, İtikaf Sünneti, Kalp İlmi ve Gerçek Dostluk
Halvet, zikir ve duyuların kapanması ne anlama gelir?
Bir kimse dersini çekerken bütün duyularını kapatmalıdır. Gecenin karanlığında, bir seccadede, sessizlikte oturulur. Gözün bir şey görmez, kulak bir şey duymaz, hiçbir şeye dokunulmaz. Duyular kapanmıştır. O halde zikre başlanır. Düşünceyi zikre bağlarsın. Birinci derecede düşünceyi etkileyen duyulardır; ikinci derecede kalbe gelen vehimlerdir. Vehim kalbin kapısına kadar gelir, orada durur, içeri giremez.
Kaynak: 346. Dergah Sohbeti — Hilal İzleme, İtikaf Sünneti, Kalp İlmi ve Gerçek Dostluk
Halvet ve cevret kavramları arasında nasıl bir ilişki vardır?
İlk gün derviş zindedir, dinleniktir; on altı-on yedi saatte günlük dersini tamamlayabilir. İkinci gün ağırlaşır, üçüncü gün daha da ağırlaşır. Dördüncü gün yemek yenmediği için sindirim biter, bütün hantallik üzerinden alınır. Lafza-i celal çekilmeye başlandığında bütün kirler, ağırlıklar temizlenmeye başlar. Bir müddet sonra bütün duyular sana çalışır: taş sana çalışır, toprak sana çalışır, ağaç sana çalışır, insan sana çalışır. Bu cevret yolunun özelliğidir. Ama halvetsiz cevret, adabsız cevrettir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri halvetten cevrete geçmiştir.
Kaynak: 346. Dergah Sohbeti — Hilal İzleme, İtikaf Sünneti, Kalp İlmi ve Gerçek Dostluk
"Nefsini bilen Rabbini bilir" hadis-i kudsisi böyle başlar mı?
"Nefsini bilen Rabbini bilir" hadis-i kudsisi böyle başlar. Devam eder: "Kim beni aramak isterse bulur. Kim beni bulursa beni tanır. Kim beni tanırsa beni sever. Kim beni severse ona aşık olur. Ona aşık olana Allah da aşık olur. Allah aşık olursa onu öldürür. Onu öldürürse diyeti Allah’a düşer. Onun diyeti de Allah." Muhyiddin Arabi Hazretleri bu meseleyi Fütuhat-ı Mekkiyye’de anlatır. Muhyiddin Arabi’nin meşhur çoban ve çiçek hikayesi: Çoban çiçeği şeyhi bilir, önünde oturur, her gün zikreder. Çiçek kurur, rüzgar onu götürür. Çoban hızla çiçeğin arkasına düşer. Rüzgar kurumuş çiçeği Muhyiddin Arabi’nin Şam’daki dergahının kapısına götürür. Arabi içeri giren o çobana bakar: "Gel, sen bugüne kadar çiçeğe mi bağlandığını zannettin?" Önemli olan bağlanmaktır, aramaktır, bir yola ait olma niyetidir.
Kaynak: 347. Dergah Sohbeti — Yol ve Yolcu, Zahir-Batın Meselesi, Sevgi ve Cömertlik
Cömertlik de haldir, sevmek de haldir, aşıklık da hal mıdır?
Hal nedir? Cömertlik de haldir, sevmek de haldir, aşıklık da haldir. Gıybet etmek de haldir, sevgisizlik de haldir. Şeytani olan da hal görür, rahmani olan da hal görür. Hal noktasında yetmiş bin türlü hal vardır. Her birinin içerisinde ayrı katmanlar vardır. Bunu ancak yaşayanlar bilir. Rüya, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Salih insanlar salih rüyalar görürler. Mübeşşirattan olan rüyalar müjdecidir ahir zamanda. Ümmetin yolunu açar, ümmetin tereddütlerini kaldırır. Zikrullahta görülen haller de rüyanın bir çeşididir. Salih insanlar salih rüyalar, salih haller görürler. Biz bu manada reddiyetçilerden değiliz.
Kaynak: 347. Dergah Sohbeti — Yol ve Yolcu, Zahir-Batın Meselesi, Sevgi ve Cömertlik