Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

361. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı, Siyaset ve Oy Kullanma, Nikah ve Mehir Hükümleri

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 361. Dergah Sohbeti — Sufi Adabı, Siyaset ve Oy Kullanma,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Adabı: Sufi Adabı: Sesi Yükseltmeme ve Edep Terbiyesi

Sufilerin adablarından birisi, Cenab-ı Hakk’ın Hucurat Suresi’nin ikinci ayetinde buyurduğu edeptir: ‘Ey inananlar, seslerinizi Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin.’ Sufiler bu ayeti kendilerine edep olarak edinmişler ve birbirlerine karşı yüksek sesle bağırıp çağırmayı yasaklamışlardır. Birbirlerine karşı yüksek perdeden konuşmaktan kaçınmışlar, insanlara bağırıp çağıranları hoş görmemişlerdir. Hatta bu manada slogan atmayı dahi hoş görmemişlerdir.

Bu ayet-i kerimenin sonunda ‘amelleriniz boşa gider’ tehdidi vardır. Eğer edebe, erkana riayet etmeyen bir kimsenin amellerinin boşa gitme tehlikesi varsa, sufiler bu tehdidi kendi üzerlerine alıp derviş kardeşlerine ve üstadlarına karşı edep ve terbiyeden asla taviz vermemişlerdir.

Tabiin imamları ‘edebi olmayanın dini yoktur’ demişlerdir. Bunun sebebi ayet-i kerimenin sonundaki tehditten kaynaklanır. Eğer bir kimse İslam’ın edep ve kurallarını kendi üzerinde uygulamıyorsa, o edeple edeplenmiyorsa, Allah muhafaza eylesin amelleri boşa gider.

Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ömer Arasındaki Hadise

Rivayet edilir ki Hazreti Ömer ile Hazreti Ebu Bekir arasında bir sahabeden dolayı küçük bir anlaşmazlık yaşanmış ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin önünde seslerini yükseltmişlerdir. Resulullah bundan rahatsız olmuş ve hemen bu meseleyle alakalı vahiy gelmiştir. Hazreti Ömer ‘helak oldum’ diyerek çok pişman olmuştur.

Daha öncesinde Hazreti Peygamber’in huzurunda sesini yükselten bir sahabe, bu ayetin inmesinden sonra evden dışarı çıkmamaya başlamıştır. Çünkü amellerinin boşa gitmesinden korkmuştur. Sahabenin üzerinde yaşanan bu hadiseler ümmete ölçü olmak içindir.


Sahabelerin Kapı Çalma Adabı ve Peygamber Huzurunda Edep

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin evi hücre hücreydi. Hazreti Aişe validemizin hücresi Mescid-i Nebevi’ye açılıyordu. Bu evler hurma dallarından, hurma kütüklerinden yapılmış, kapılarında örme kilim gibi şeylerden perdeler bulunan sade yapılardı.

Sahabeler bazen Hazreti Peygamber’e muhabbetlerinden dolayı teklifsiz içeri giriyorlardı. Cenab-ı Hak onları terbiye etti ve ‘keşke onlar sen dışarı çıkıncaya kadar bekleselerdi’ buyurdu. Bu ayetlerden sonra sahabeler Peygamber’in evine geldiklerinde yumruklarıyla değil, tırnaklarıyla kapıyı çalarlardı ki fazla ses çıkmasın. Ne zaman Peygamber dışarı çıktı, o zaman derdini söylerdi, ihtiyacını belirtirdi.

Bu edep kendi aralarında da uygulandı. Üç sefer hafifçe kapıyı tıklatırlar, dördüncüsünü vurmazlardı. Buhari’nin Edeb-ül Müfred’i bu konuda özellikle tavsiye edilir. O kitaptaki hadis-i şerifleri okuyup uygulamaya çalışmak gerekir. Çünkü insan olmak edepten geçer.


Güzel Ahlak Amelleri Kıymetlendirir

İnsanlar haramları terk ederek nefisle mücadelelerine başlarlar, bu herkesin yapması gereken şeydir. Ama asıl nefsi zorlayan şey ince edeple edeplenmektir, ince ahlakla ahlaklanmaktır. Eğer ince edep ve ahlakla ahlaklanırsanız, Allah sizin kalbinize ilham eder, kendi hakikatini indirir. Ve siz bilmeden dahi doğruyu işlersiniz.

Sufilerin adabını, erkanını anlatırken dikkat edin, nasıl ibadet ettiklerini anlatmamışlar hiç. ‘Sabahlara kadar namaz kılarlardı’ dememişler. Güzel ahlakı, güzel edebi anlatmışlar. Tıpkı Yunus Emre’nin dediği gibi: ‘Bir gönül kırdın ise, kıldığın namaz namaz değil.’ Tıpkı Hazreti Peygamber’in buyurduğu gibi: ‘Oruç tuttunuz ama dilinize sahip çıkmadıysanız, siz oruç tutmadınız, aç kaldınız.’

O yüzden dilinize, öfkenize, içinizden gelen suizanlara sahip çıkın. Helak edersiniz kendinizi bilmeden konuşmakla, görmeden konuşmakla, duyduğunuzla hükmetmekle. Sesinizi yükseltip insanlarla bağırışmayalım, kavga etmeyelim.


18.000 Alem Meselesi ve Varlığın Sırları

18.000 alem vardır denilir, var olduğunu kabul edelim. Ancak bunu sayısala sokmak çok hoş bir şey değildir. Eski eserlerin hepsinde böyle bir alem tasnifi vardır. Alem bir taneden iki değildir; siz o biri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Varlık hiçbir şey yokken Allah bir şey yaratmıştır ve o bir şeyin içerisine sonsuz sayısız alem zerk etmiş olabilir.

18.000 alem deyip de alemi sınırlamak doğru değildir. Belki eski dilde bu ‘sayısız, sonsuz’ manasında söylenmiştir. İnsanı, alemin küçüğü hükmündeki Adem’i incelediğimizde 18.000 alemden fazlasını görürüz. İlk yaratılan Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhaniyeti ve nuraniyetidir; varlığın içerisindeki bütün alemleri içinde tutan Muhammed Mustafa’nın nurudur.


Nefsin Kibri: Kendini Bir Şey Sanmanın Tehlikesi

Ne zaman ki insan kendi üzerinden çıkan hayırlı ve güzel şeyleri Allah’ın bir lütfu, ikramı olarak gördü, o zaman o kimse kendi nefsinin kibir ve taassup tuzağından yavaş yavaş kurtulmaya başlar. ‘İyilikler Rabbinizdendir.’ Sizin üzerinizden bir iyilik, bir doğru, bir güzellik tecelli ediyorsa Allah’ın size lütfudur, ikramıdır.

Sakın bunu kendi beceriniz, kendi başarınız gibi görmeyin. Çalışmak, gayret etmek şarttır ama neticesi Allah’ın lütfudur. Sufiler derler ki: ‘Biz ne kadar becerikli, ne kadar çalışkan olursak olalım, başımıza gelen iyilik Allah’ın ikramıdır.’ Kendimizi gördüğümüz müddetçe Allah’ı göremeyiz. Kendini görenler Allah’a karşı kör olurlar.


Siyaset, Oy Kullanma ve Seçim Meselesi

Bir Müslüman oy verdiği partinin haramları yasaklamamasından dolayı sorumlu mudur? Bu sorunun kendisi kökten yanlıştır. Müslüman oy vermese de sorumlu olmayacak mı? Hangi parti İslam hukukuna göre kurulabiliyor ki? Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasası İslam hukuku değildir. Biz haramın göbeğinde helal ümit eden, haramın göbeğinde helal hayal kuranlarız.

Siyasette kötünün iyisini seçmeye çalışmak gerekir. Bir partiye oy verecek olsam o partinin başındaki kimsenin dindarlığına bakarım. Hanefi fıkıhçılarının namaz kıldıracak imam kıyaslamasındaki ölçü burada da geçerlidir: Kim Kuran-ı Kerim okumasını biliyor, kim beş vakit namaz kılıyor, kim abdestli dolaşıyor, kim besmele çekiyor, kim sünnete daha fazla uyuyor?

53 yaşındayım, 12 Eylül’ü de gördüm, 28 Şubat’ı da. Kim hangi cemaati destekledi, kim Kuran kurslarının kapatılmasına göz yumdu, hepsini gördüm. Seçimler yaklaşırken yine aynı oyunlar oynanacak: dışarıdan yönlendirmeler, içeriden desteklemeler, ‘oy kullanmak haramdır’ fetvası yayınlamalar… Bunların hepsi mütedeyin insanların oylarını engellemek ve elin küfürbazının başa gelmesi içindir.

Ümmetim yanlışta toplanmaz. Sakın kafanızı bulandırmasınlar. Söyleyeceğimiz tek bir şey var: Namaz kılan bir başbakan mı, namaz kılmayan mı? Bu kadar.


Hanefi Fıkhında İmamlar Arası Fetva Farklılıkları

İmam-ı Azam, İmam Muhammed ve İmam Yusuf arasında fetva farklılıkları bulunduğunda, ikisinin bir noktada buluştuğu görüş ölçü alınır. Mesela İmam-ı Azam ile İmam Muhammed bir noktada birleşmişse o ölçü alınır. İmam Muhammed ile İmam Yusuf birleşmişse o ölçü alınır. Eğer uygulanabilirse bu uygulanması gerekir; uygulanamıyorsa bunların içerisinden uygulanabilir bir fetva tercih edilebilir. Yolumuz imamların içtihadına uymaktır.


Cihat Meselesi: Cihat Kapısı Kapanmadı

Kim demiş cihat kapısı kapandı diye? Bu fetvayı kim vermiş? Kuran ve Sünnet’in yaşanması ve yaşatılması için mücadele eden herkes cihat ediyor demektir. Cihat sadece kılıcı, kalkanı, tüfeği alıp birileriyle savaşmak değildir. Kuran ve Sünnet’in yaşanması ve yaşatılması için mücadele cihad-ı ekberdir. Çünkü onu yaşatmak için önce kendin yaşaman lazım, kendin yaşayacağın için nefisle mücadele gerekir. O yüzden cihad-ı ekberdir.


Akıl Hastalarının Ahiretteki Durumu

Akıl hastaları mükellef değildir ve sorgusuz sualsiz cennetin birinci katına gideceklerdir. İbrahim aleyhisselam orada onlara tebliğ edecek ve o tebliğe göre istidatlarına göre cennetin diğer katlarına dağıtılacaklardır. Ancak bir kimsenin aklı varken sonradan hasta olursa, aklı olduğu zamanlar için sorumludur.


İslam’da Yas ve Ölüm Sonrası Bekleme Süreci

İslam’da yas diye müstakil bir hüküm yoktur. Ancak anne babası ölen bir kimsenin çocukları için üç gün hüzünlü durmaları müsaade edilmiştir. Eşler için bu süre daha uzundur. Kocası ölen kadın için dört ay iddet bekleme hükmü vardır. Bu süre zarfında kadının süslenmesi, kokulanması hoş görülmemiştir. Erkekler için böyle bir süre yoktur.


Sevgi, Menfaat ve Evlilik Realitesi

Mevcut olan sevgiler kine dönüşebilir. Bir kimse gerçekten sevmiyordur; hakikat noktasında sevmediğinden dolayı, sevdiği kimseden yüz bulamazsa ondan nefret etmeye ve intikam almaya başlar. Bu sevgi mecazdan, menfaatten kaynaklanmaktadır.

Evlilik bir bakıma karşılıklı menfaattir. Nikahlanmak, evlenmek bu menfaatin hukuki yoludur. Sünnete uymak demek hukuka uygun demektir. Evlilikler menfaatin üzerine kurulur ve insanlar birbirlerine muhabbet beslerler. Ancak bu muhabbet hakiki sevgi değildir.

İnsanların Allah’a olan sevgileri bile menfaatle başlar. Allah bizi rızıklandıran, yediren, içiren, giydiren, ev, eş, çoluk çocuk veren bir Rab’dir. Bunları verdiği için sevilmeye hak ediyor. İki kişi birbirine ‘ben sana şunu yapmadım mı’ demeye başladıysa mesele bitmiştir. Hâşâ bunu Allah’a karşı yapmak ne büyük küfürdür.


Sema Geleneği: Eski ve Yeni Uygulama

Eski dönemde sema, zikrullahın ortasında bir arkadaşın haydari ve sarıkla sema etmesiyle yapılırdı. Şeyh Efendi’nin bir pervanesi olurdu, ona ‘üstadın pervanesi’ denilirdi. Şeyh Efendi zikrullahtayken, onun çıkmasıyla pervane de çıkardı zikrullaha. Bu bir tarikat adabıydı. Şimdi arkadaşlar tennureleriyle sema ediyorlar. Aradaki farklılık kıyafettedir ancak yapılan sema geleneğinin özü çok fazla değişmemiştir.


Canlı Nikah: Emrah ve Ayşe’nin Nikahı

Sohbet sırasında bir talep geldi: ‘Pazar günü düğünümüz var, bugün nikahımızı kıyabilir misiniz?’ Emrah ve Ayşe’nin nikahları canlı olarak kıyıldı. Hanefi fıkhına göre mehrin bir meta olması gerekmektedir. Mehrin en azı, kişinin kendi hayat seviyesine göre üç ay geçinebileceği bir meblağdır. Aylık kirası, giderleri hesaplanarak hayat standardına göre belirlenir.

Nikahta mehir olarak yüz gram yirmi dört ayar altın belirlendi. Allah’ın emri, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti üzere, İmam-ı Azam hazretlerinin içtihadı üzerinden nikah kıyıldı. Allah mübarek eylesin, hayırlı evlatlar ve huzur nasip etsin.


Kaynakça ve Referanslar

Ayet-i Kerime Kaynakları

  • Seslerinizi Peygamber’in sesinden yükseltmeyin: Hucurât Sûresi, 49/2-5
  • Peygamber dışarı çıkıncaya kadar bekleselerdi: Hucurât Sûresi, 49/5
  • Cehennemliklerin dünyaya geri dönme isteği: Secde Sûresi, 32/12; En’âm Sûresi, 6/27-28
  • İyilikler Rabbinizdendir: Nisâ Sûresi, 4/79
  • Onları bilmeyecekleri bir yönden derece derece yaklaştıracağız: A’râf Sûresi, 7/182
  • İddet bekleme süresi: Bakara Sûresi, 2/234

Hadis-i Şerif Kaynakları

  • Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in ses yükseltme hadisesi: Buhârî, Tefsîr (Hucurât), 4845; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe
  • Kapı çalma adabı (üç kere çalmak): Buhârî, İsti’zân, 6245; Müslim, Âdâb, 2153
  • Oruçluyken dile sahip çıkma hadisi: Buhârî, Savm, 1903; Müslim, Sıyâm, 1151
  • Güzel ahlak ve ibadet eşdeğerliği hadisleri: Tirmizî, Birr, 2003; Ebû Dâvûd, Edeb, 4799
  • Kim bir kavme benzerse onlardandır: Ebû Dâvûd, Libâs, 4031
  • Ameller niyetlere göredir: Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1; Müslim, İmâre, 1907
  • Ümmetim yanlışta toplanmaz: İbn Mâce, Fiten, 3950; Tirmizî, Fiten, 2167
  • Horoz hadisi (arşa uzanan horoz): Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr; Ravzu’l-Hadîs (Gümüşhânevî)
  • Nefisle mücadele cihad-ı ekber hadisi: Beyhakî, ez-Zühdü’l-Kebîr, 373; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd

Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları

  • Buhârî, el-Edebü’l-Müfred — Sahabe adabı ve kardeşlik hukuku üzerine müstakil hadis derlemesi
  • Hanefi fıkhında imam kıyaslaması: Kâsânî, Bedâiü’s-Sanâi, I/157-160; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, I/560
  • Hanefi fıkhında mehir hükümleri: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, III/150-155; Merğînânî, el-Hidâye, I/195
  • Hanefi fıkhında fetva farklılıkları (İmameyn görüşü): Kâsânî, Bedâiü’s-Sanâi, Mukaddime; Serahsî, el-Mebsût
  • Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî, Râmûzü’l-Ehâdîs — Tarikat derslerinde kullanılan hadis derlemesi
  • Nefis mertebeleri ve kalp mertebeleri: Kuşeyrî, er-Risâle; Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, III (Rub’u’l-Mühlikât)
  • Sufi edep ve adabı: Sülemî, Âdâbü’s-Sohbe; Sühreverdî, Avârifü’l-Meârif, Edep bahsi

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Nefs, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş, Dergâh, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı