Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Siyaset ve Devlet(303) — Sayfa 3/4
Dergahta Siyaset Yasağı ve Kardeşlik hakkında ne söylenmektedir?
Dergahın yönetiminde ve ders yapıran kimseler parti siyasetine girmeyecek, nötr olacaklar. Parti siyasetine girecek bir kimse gelip helallığını alacak. Dergahta AKP’lisi de var, MHP’lisi de var, CHP’lisi de var. Kimse birbirine partisi için bir laf söylemeyecek. Burada bir kardeşimiz HDP’li dese emindir, PKK’lı dese emindir. Allah’ı zikredilen meclisler emin meclislerdir. Kimsenin siyaseti, ırkı, rengi bu daireyi ilgilendirmez. Siyasetimiz Kur’an, Sünnet, vatan, millettir.
Kaynak: 458. Dergah Sohbeti | Terörle Mücadele, Türk-Kürt Kardeşliği, Mehdiyyet
Seçimler ve oy kullanma meselesi konusunda ne söylendi?
Oy Kullanmama Gerekçeleri ve Cevapları. Babam size oy kullanmadığınız için kendisinin de oy kullanmayacağını söylüyor. Mevcut hükümetin on üç yıldır ne zinayı, ne kumarı, ne de fuhuşu engellemediğinden oy vermenin vebal olduğunu söylüyor diye sormuşlar. Benim oy kullanmamamın sebebi bu söz konusu zinayı, kumarı, fuhuşu engellemediğinden dolayı değil. Bugüne kadar hiçbir sistem zinayı, kumarı, fuhuşu tam olarak engelleyememiştir. Bunu bir kenara koyun. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin etrafındaki sahabelerden içki içen vardı, kumar oynayan vardı, zina eden vardı. Tarih boyunca Âdem aleyhisselamın oğlu ilk katli yaşadığı günden itibaren dünya fitne içerisindedir. Hukuk sistemleri, dini sistemler dahil, suçları en aşağı aza indirebilmek için caydırıcı önlemler koyar. Dinler, insanları suçtan uzaklaştırmak için nefis terbiyesini öğretir. Bunları kökünden yok etmek mümkün değildir. Ancak Mehdiyy-i Resul geldiğinde İslam bütünüyle yaşanacaktır. Müslümanın Seçme Yükümlülüğü. Benim konumum itibarıyla bir partiye angaje olmam mümkün değil. Herhangi bir partiyle yan yana durmamak adına bu tutumumu sürdürüyorum. Ama kardeşlerin oylarını kullanmalarını istiyorum. Kardeşler oylarını kullanacaklar. Pazardan pantolon seçen, domates seçen, ayakkabı seçen, bütün hayatını kendi bireysel seçimlerinin üzerine yürüten bir kimse, memleketi idare etmesini istediği kimseleri de seçecek. Bunun sorumluluğu üzerine düşecek. Gidecek oyunu kullanacak, içinden en iyisini seçecek. Eğer iyiliğin hakim olmasını istiyorsanız, siz hep en iyisini seçmekle mükellefsiniz. Arkadaşın iyisini seçeceksiniz, eşinizin iyisini seçeceksiniz, belediye başkanının iyisini seçeceksiniz, muhtarın iyisini seçeceksiniz. Muhakkak en iyisi hangisi, soracaksınız, soruşturacaksınız, araştıracaksınız, seçeceksiniz. İmam Seçimi ve En İyiyi Tercih Etme. Nikah dört şey için yapılır: malı için, güzelliği için, nesebi için, dini için. Siz dindar olanı seçiniz buyurulmuştur. Kendine eş seçerken dindar olanı seçiyorsun. İmam seçiminde de dört aday varsa: sakalı olanı, Kur’an-ı Kerim’i güzel okuyanı, evli olanı seçeceksin. Hep pozitif artılarını koyacaksın. Bir cami derneğinde birini soruşturmaya gittim. Adamı sorduk, on numara çocuktur dediler. Babası da çok iyidir dediler, sekiz numara verdiler. Neden iki numara kesik diye sormuşlar. Hafızlığı pişkin değil dedi. Hafız bulmuş, hafızlığını beğenmediğinden not kırıyor. Müslümanın haline bakın: hafızı bulmuş, başımızın tacı demesi gerekirken not kırıyor. Seçerken bak, o kimse onu bile göz önüne alıyor. Pazardan domatesi, biberi, kabağı seçen bir kimse şeyhini seçmiyor, memleketi idare edecek kimseyi seçmiyor. Domates, kabak kadar önemsiz mi bu iş?
Kaynak: 469. Dergah Sohbeti
Cumhuriyet ve demokrasi: İslam’ın bakışı konusunda ne söylendi?
Cumhuriyet Kavramı. Cumhuriyet, cumhurun kendi kendini idare etmesi demektir. Bunda dinen bir sakınca yoktur. Cumhurun kendi içerisinden bir idareci seçip o idarecinin kanatları altında toplanıp idare olunmasıdır. Darül Harp Fıkhı ve İmam Seçimi. Darül Harp fıkhında şöyle bir hüküm vardır: Hanefiler demişler ki bir kimse Darül Harp’te kendisine bir Darül Harp imamı seçer. Darül İslam’da ise bütün Müslümanların hakkını, hukukunu, siyasetini savunacak olan bir başkan hükmünde bir kimse vardır. Halife denilince bütün dünya üzerindeki Müslümanların siyasi temsilcisidir. Şu anda halifelik Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uhdesindedir. Lozan Anlaşması’nın hüküleri içerisinde halifelik meselesi de vardır. İmam Muhammed’e göre, bir yerde İslam hukuku uygulanmıyorsa orası Darül Harp hükmündedir. Darül Harp hükümlerinin maddelerinden birisi de oradaki Müslümanların kendi haklarını savunacak, kendi içlerinden bir Darül Harp imamı seçmeleridir. Hanefillere göre bu vacip hükmünde, bazıları farz demiştir. Demokrasi Eleştirisi. Demokraside sıkıntı var bence. Demokrasi normalde halkın kendi kendini idare etmesi safsatası değil. Demokrasinin ne olduğu belli değil. Dünya üzerindeki demokrasiyle idare edilen devletlere baktığımızda, kendi ülkemiz dahil demokrasinin olmadığını görüyöruz. Bir Müslümanın demokrat olması da mümkün değil. Fethullah Gülen’in “demokrasiden geri dönüşü yoktur, demokrasi en ideal bir sistemdir” görüşüne katılmıyorum. Demokrasinin İslam’la bağdaştığını söylemek Kur’an ve Sünnet tarihine uygun görüşler değildir. Şu anda en ileri demokrasi dediğiniz zaman eşcinsellerin birbirleriyle evlenmelerine cevaz verilen bir sistem çıkıyor önümüze. Amerika’da, İngiltere’de, Hollanda’da eşcinsel evliliklere cevaz var. Demokrasiden anladığım bu değil, o yüzden kendimi demokrat bir kimse olarak görmüyorum.
Kaynak: 469. Dergah Sohbeti
Bir kimseye “şu partiye oy vermezsen kafir olursun” demek kesinlikle yanlıştır. Bu durumda tekfir meselesi nasıl değerlendirilmelidir?
Bir kimseye “şu partiye oy vermezsen kafir olursun” demek kesinlikle yanlıştır. La ilahe illallah Muhammedür Resulullah diyen bir kimseyi tekfir edemeyiz. Kim söylerse söylesin, bir kimsenin ehli bir mümine küfür isnat etmesi, o kimsenin kendi küfrüne sebep olur.
Kaynak: 470. Dergah Sohbeti
Toplum ve lider ilişkisi nedir?
Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların başındakileri de değiştirmez. Başınızdaki lider kimse siz osunuzdur; siyasi olarak söylüyorum. Saddam Hüseyin zalim diyoruz ama o toplum zalimi seçiyor, kabul ediyor; o toplum da zalimdir. Muammer Kaddafi zalimse neden toplum arkasında dimdik durmadı?
Kaynak: 494. Dergâh Sohbeti — Ehven-i Şer, Derviş Gönülsüzlüğü, Laiklik Eleştirisi ve Sı
Kanser, sağlıklı beslenme ve cüzi irade nedir?
Her şeyi yaratan Allah’tır. Ama bir şeyi biz talep ederiz, kesp ederiz. Beslenmemize dikkat etmeyiz, sağlığımıza dikkat etmeyiz, sağlığımız bozulur; kusur bizdendir. Abur cubur yeriz, çok yeriz, çok uyuruz; hepimiz besili koyunlar gibiyiz. Hazır gıdalar, hazır içecekler — bunlar toplanıyor bizde, kanser vakaları artıyor.
Şu anda toplumun büyük bir çoğunluğu rahim operasyonu geçirmeden hamile kalamıyor, erkeklerde sperm eksikliği gün geçtikçe artıyor. Yediklerine dikkat etmiyorlar, daracık pantolonlar giyiyorlar, her şey plastik ve naylon. Tohumlar genetiğiyle oynanmış; domatesin çekirdeğini çıkarıp bir daha ekemiyorsunuz, hepsi bir seferlik İsrail tohumları. Yerli tohum neredeyse kalmadı.
Kaynak: 494. Dergâh Sohbeti — Ehven-i Şer, Derviş Gönülsüzlüğü, Laiklik Eleştirisi ve Sı
Ulema arasında recm cezası konusunda içtihat farklılıkları vardır mı?
Ulema arasında recm cezası konusunda içtihat farklılıkları vardır. Bu farklılıklar, Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde yer alan farklı yorumlar üzerine kurulmuştur. Bin dört yüz yıllık İslam tarihi boyunca bu cezanın fiilen uygulandığı sadece sekiz vaka vardır.
Kaynak: 507. Dergah Sohbeti — Zikir Adabı, Cami Birlikteliği, Ticaret Ahlakı ve Recm Tar
Diyanet’in kendi bütçesi bankada mı?
Diyanet’in kendi bütçesi bankada. Diyanet Vakfı Türkiye’deki vakıfların içerisinde en zenginlerden. Bütün hac-ümre organizasyonlarını Diyanet Vakfı üzerinden yapıyorlar. İster kendinle git, ister özel şirketle; Diyanet Vakfı’na para ödeniyor. Onun mührü olmadan Mekke’ye Medine’ye gidemezsiniz. Amerika’ya giderken Diyanet’e başvurmana gerek yok ama Mekke’ye gideceksen Diyanet’e para ödeyeceksin.
Kaynak: 543. Dergâh Sohbeti – Faiz ve Dârülharp, Mevlânâ Sözleri, Nefis Terbiyesi ve Zik
Sûfîler şeyhlerini halife olarak görebilirler mi?
Bugün İslam devleti yoktur. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti devlet başkanını halife noktasında göremeyiz; İslam hukuku olmadığından dolayı. Hayır. Bu iş sulanır; her sûfî topluluğu kendi şeyhini halife görme noktasına gelir. Bu zaten batının istediği sulandırmadır. Hanefîlere göre dârülharpte Müslümanlar kendi aralarında bir dârülharp imamı seçebilirler. Ama bunu yapabilecek noktada değil Müslümanlar şu anda. Müslümanlar kendi içlerinde — hem dergâhlar hem cemaatler — birinci derecede kendi içlerindeki kardeşliklerini ve birlikteliklerini tesis edemiyorlar; ikincisi kardeş cemaat ve tarikatlarla da kardeşliklerini tesis edemiyorlar.
Kaynak: 558. Dergah Sohbeti — Hilâfet Meselesi, Sahâbe Sevgisi, Şeyh Sonrası Ölçü, Üveys
Üretime dayalı ekonomi politikasını nasıl uygulamalı?
Türkiye her alanda üretime dayalı bir politika uygulamalı. Bu hem sanayi olarak hem de tarıma dayalı üretimdir. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri ‘Sabana, sapına yapışın’ buyurmuştur.
Kaynak: 567. Dergâh Sohbeti — İslâm’da Helâl Kazanç, Borsa Meselesi ve Üretime Dayalı Ek
Şehirlerin uzmanlaştırılması ve sanayi politikası nasıl uygulanmalı?
Şehirleri ve köyleri konularında uzmanlaştırabilirler, bu harika bir şey olur. Meselâ Denizli pamukta önde ise hiç polyester yatırım yapmamaları lazım. Bursa polyesterde öndeyse Bursa’ya da pamuklu yatırım hiç vermemesi lazım. Devlet, Bursa’da polyester yatırımlı tekstil ürünlerini desteklerken, Denizli’de pamuğa dayalı tekstil ürünlerini desteklesin.
İzmit’te dört tane lastik fabrikası var; altı olsun, sekiz olsun. İzmit oto lastiğinde uzmanlatsın, dünyaya oto lastiği satsın. Bir yerde teşvik çıkarılırken o bölgenin kendine özgü potansiyeli gözetilmeli. Meselâ Tokat’ta yazmacılığa teşvik verilmeli; Tokat yazma sanayinin olduğu bir yer hâline gelsin.
Kaynak: 567. Dergâh Sohbeti — İslâm’da Helâl Kazanç, Borsa Meselesi ve Üretime Dayalı Ek
Zikir ehlini örtme politikası nedir?
İslâm dünyasında yaklaşık yüz elli yıldan beri sûfîlerle alakalı bir örtme politikası var. İslâm dünyasının dağılmışlığını, ekonomide, siyasette, askeriyede, bilimde, sanatta geri kalmışlığını önce sûfîlere, sonra medreselere, şimdi de İslâm’ın kendisine bağlıyorlar.
Kaynak: 572. Dergâh Sohbeti — Az Ama Devamlı İbadet, Cumâ Şartları, Çocuk Eğitiminde Bab
İskilipli Atıf Hoca meselesi nasıl eleştirilmektedir?
İskilipli Atıf Hoca’ya İngiliz casusu, İngiliz mandası savunucusu, Kuvâ-yi Milliye’ye karşı gibi yaftaları ilk ortaya atan Haydar Baş’tır. Tarihçi değildir, tarihî bir vesîka yayınlamamıştır. Bu, İskilipli Atıf Hoca’ya atılmış bir iftirâdır. Madem İngiliz casusuydu, neden şapka ihtilâline kadar beklediler? İstiklâl mahkemelerinin zabıtları henüz açıklanmamıştır; devlet sırrı statüsündedir. Birinci Meclis zabıtları da ulaşılamamaktadır. Konya’da bir gece içerisinde beş yüz kişinin asıldığını bilen var mı? Türkiye’de yayınlanmamış kanunlar dahi mevcuttur.
Kaynak: 578. Dergâh Sohbeti — Fıtrat, Sigara Haramlığı, Tokalaşma Hadîsleri ve Dervişler
Eleştiri mekanizması ve Hazreti Ömer Örneği nedir?
İnsanlar istişare mekanizmasını çalıştırmıyorlar. Müslümanlar sorgulamıyorlar. Necmettin Erbakan Hoca’yı eleştirecek bir kimse var mıydı? Tayyip Erdoğan’ı kendi dairesinde eleştirebilecek bir kimse var mı? Kılıçdaroğlu’nu kendi etrafındaki biri eleştirebilir mi? Devlet Bahçeli’yi, Meral Akşener’i? Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretleri hutbede ‘Ömer şaşarsa ne yaparsınız?’ diye sordu. Bir bedevî kılıcını çekti: ‘Bununla düzeltmesini biliriz.’ Hazreti Ömer: ‘Yâ Rabbi, sana hamd ediyorum. Ömer şaşarsa onu düzeltecek kardeşleri var.’ Ne Ömer şaşacak bir kimse ne de o bedevî edepsiz bir kimse ama bize ölçü bu. Ebûzer-i Gıfârî, Hazreti Osman efendimizi biraz fazla eleştirince Hazreti Osman onu Şam’a gönderdi. Şam’da da Muâviye ve etrafını eleştirdi. Muâviye oradan mektup yazdı: ‘Şam’ı istiyorsam onu buradan çek.’ Hazreti Osman, Ebûzer-i Gıfârî’yi geri çekti. Ebûzer-i Gıfârî Medîne-i Münevvere’ye girmedi; gitti dışarıda çadırda yaşadı, orada vefat etti.
Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi
Anayasa ve hukuki durum nedir?
Dinin haram kıldığı ne varsa Türkiye’de serbest. Tecavüz ediyor, öldürüyor adam. Gidiyor yatıyor içeride kaç yıl yatacaksa. Adamını buluyor, oradan buradan bir şeyler uyduruyor. On yedi-on sekiz yıl ceza olmuş. Bir af çıkarsa daha erken çıkacak. Tecavüzcüler, zaniler, katiller aramızda dolaşıyor. Sistem bu. Siz herhangi bir yerde dini olarak ‘Ben zinanın yasak olmasını istiyorum’ derseniz, bu laik demokratik hukuk devletini teokratik sisteme dönüştürmeyi istemekten savcının önünde nefeslenirsiniz. İslâm dini zinayı haram kılmıştır, bunu söyleyebilirsiniz. Ama dininizin emri olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuki sisteminde zinanın yasaklanmasını istiyorum diyemezsiniz. Seksen iki anayasası sizi çarpar. Otuz altı yıldır darbecilerin anayasası duruyor bu ülkede. Herkes darbelere karşı, herkes darbecilere karşı, darbe yapanları yargılamaya kalktık ama anayasalarını değiştiremedik. Bu anayasa İngiltere ve Amerika’nın haklarını koruyor. Ne zaman onlar değiştir derse o zaman değiştirirsiniz.
Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi
Tövbe Kapısı: Herkes Hata Yapabilir konusunu ele aldığınız metnin nedir?
Bir kimse hata yapabilir, kusur işleyebilir, yanlışlık yapabilir. Cenâb-ı Hak günahları aff-ı muğfiret edicidir. Buraya gelen kardeşlerden hiç günah işlemediydim diyen var mı? Hepimiz hayatımızın içerisinde değişik zamanlarda hata yapabiliriz. Burası tövbe edip günahlarından, kusurlarından geri dönenlerin yeri. Bir kimse daha önce bir suç işledi diye devamlı suça devam edecek diye bir kaydı yoktur.
Kaynak: 647. Dergah Sohbeti — Şerle Mücadele, Nefis, 28 Şubat ve Zikir Meclisinin Fazile
28 Şubat ve Sûfîlere Yönelik Baskılar konusunu ele aldığınız metnin nedir?
28 Şubat’ta zikir halakaları ve cemaatler medya tarafından kötü gösterildi. Benzer senaryo hiç eksilmedi, her dönem devam etti. Ehli sûfî ile ehli zâhirin, devletlerin ve sistemlerin arasında problem hiçbir dönem bitmemiş. Televizyonlarda dolaştırılan şeylerin düzmece ve algı olduğu sonradan çıktı meydana; ama toplumda o kötülük bir yerleşti. Kötülük hızlı yayılır, iyilik gibi yayılmaz; kötülük bir adımla on bin adım gider, iyilik adım adım gider.
Kaynak: 647. Dergah Sohbeti — Şerle Mücadele, Nefis, 28 Şubat ve Zikir Meclisinin Fazile
Rukiye (Okuma Tedavisi) konusunu ele aldığınız metnin nedir?
Rukiye, bir kimsenin rahatsızlığında ona bilinen duaları okumaktır. Hadîs-i şerîflerde de geçer. İstanbul literatüründe buna rukiye denilmektedir.
Kaynak: 647. Dergah Sohbeti — Şerle Mücadele, Nefis, 28 Şubat ve Zikir Meclisinin Fazile
Kapanış Duası konusunu ele aldığınız metnin nedir?
Allah bizi hak ve hakikat noktasında boyun eğmeyenlerden eylesin. Şerle mücadele eden, mazlumun ve masumun yanında duran kullarından eylesin. Lâ ilâhe illallah. El-Fâtiha. Âmin.
Kaynak: 647. Dergah Sohbeti — Şerle Mücadele, Nefis, 28 Şubat ve Zikir Meclisinin Fazile
Asıl hedef: Siyasi itaat dayatması hakkında ne söylendi?
Gelmek istedikleri nokta şudur: Başınızda bir devlet başkanı var; ona karşı gelirseniz bâğî statüsüne düşersiniz. O yüzden mevcut sisteme biat edeceksiniz, o dairenin dışına çıkmayacaksınız. Selefi-Vahhabi çizgi, buradan hareketle siyasi otoriteye mutlak itaati dayatmaktadır. Ben kendi nefsim adına söylüyorum: Hz. Hüseyin Efendimiz’in bir hatasını görmedim. Gören varsa buyursun söylesin, gerekli cevabı verecek ilmim ve özgüvenim var bu konuda.
Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis
Türkiye’de dini eğitim sistemi nedir?
Türkiye’de 150 yıldır dini bir eğitim yoktur. İmam hatipleri, diyanet, ilahiyat, tarikatlar, cemaatler ve medreseler gibi kurumlar dini eğitim vermiyor. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti’nin layık demokratik insan haklarına saygılı hukuk devleti olarak geçmesine rağmen, dini eğitim sisteminin eksikliğini gösterir.
Kaynak: 714. Dergah Sohbeti | Zaruratu Hamse — Beş Temel Hakkın Muhafazası
Vergi kelimesinin özgün anlamı nedir?
Vergi kelimesinin özgün anlamı lütuf, ikram ve bağıştır. Sen devlete vergiyi gönüllü olarak ihsan edersin; ancak gelen siyasetçiler bu vergileri hukuki görünümlü yollarla tüketirler.
Kaynak: Siyonist, deccalist sisteme karşı çıktığın anda demokrasi düşmanı, anayasa düşma
Dünya üzerindeki kanunların, vergilerin, savaşların ve hatta pandemilerin arkasında ne vardır?
Dünya üzerindeki kanunların, vergilerin, savaşların ve hatta pandyemilerin arkasında küresel bir sistematik yapı bulunmaktadır. Bu yapı kendi çıkarlarını korumak için her türlü hukuki ve sosyal mekanizmayı kullanmaktadır.
Kaynak: Siyonist, deccalist sisteme karşı çıktığın anda demokrasi düşmanı, anayasa düşma
Sistem bize özgürlük vaat ederken bizi seçimlerimizle esir aldı mı?
Dünya insanlığı olarak biz köleliği bizzat satın aldık. Sistem bize özgürlük vaat ederken bizi seçimlerimizle esir aldı. Tüketim, şöhret, konfor ve bağımlılık zincirleri altında yaşıyor ve bunlara kölelik diyemiyoruz.
Bu seçim onları hem manen hem de maddeten zarara uğratmakta mıdır?
Müslümanlar cimri insanlara, heva ve hevesini ilah edinmişlere ve dünyaya dalıp gidenlere intisap etmektedirler. Bu seçim onları hem manen hem de maddeten zarara uğratmaktadır. Gerçek bir mürşide değil, gösterişli ama özden yoksun kimselere bağlanmak kişiyi kör bir yolda bırakır.
Kaynak: Müslümanlar cimri insanlara, heva hevesini ilah edinmişlere intisab ediyorlar
Osmanlı’nın yıkılmasından sonra bu sebateist ve mason güçler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yerleşmiş ve orada konumlanmıştır?
Osmanlı Devleti’nde mason şeyhlülislamlar ve mason paşalar bulunmaktaydı. Bunlar sebateist güçlerle birlikte hareket ediyorlardı. Osmanlı’nın yıkılmasından sonra bu sebateist ve mason güçler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yerleşmiş ve orada konumlanmıştır. Cumhuriyet’in ilk Diyanet İşleri Başkanı 33 dereceli bir masondur. Benzer şekilde Süleyman Demirel de 33 dereceli masondur. Masonluktan çıkıp bunları açıklayan kişiler olmuş, Bülent Ecevit’in Londra’da mason olduğunu ve 33 dereceli mason rütbesine sahip olduğunu söylemişlerdir.
Kaynak: MOSSAD’dan CIA’den fonlanan şeyhler alimler, tarikatlar, siyasetçiler, bürokratl
İbn Revaha’nın özellikleri nelerdir?
Zikrullah’ı oturtturuyor bize. Allah. Resulü diyor ki. İbn. Rebaha’nın meclisi ne güzel meclistir. İbn. Rebaha. Allah’ı çokça zikreden, zikir konusunda çokça gayretli olan ama aynı şekilde de savaşta da çok gayretli olan bir kimse.
Kaynak: Ibn Revaha
Günümüzde İslam dünyasının temel sorunu nedir?
Din, dünyayı dizayn etmesi gerekirken, dünya dini dizayn eder hâle gelmiştir. İslam toplumları artık sadece ibadete odaklanmakta; adalet, hakkaniyet ve toplumsal sorumluluk boyutları geri plana çekilmektedir. İbadetlerin yerine getirilmesi önemlidir; ancak Kur’an’ın adalet, doğruluk ve hesap sorma çağrıları görmezden gelinmektedir.
Türkiye’de laiklik uygulanmış mı?
Türkiye zaten hiçbir zaman laik olmadı. Anayasada var mı? Evet. Laik mi? Değil. Değil. Yani Diyanet İşleri Başkanlığının maaşını devlet veriyor peki Ortodoksların p atriğinin maaşını kim veriyor? Katolik papazların maaşını kim veriyor? Onlar kendi cemaat olarak nitelendiriliyor, kendileri veriyorlar. Neden Türkiye’de de herkes kendi camisinin imamının maaşını verse ne olur? Olmaz. Neden Avrupa’daki gibi serbest bırakmamışlar cumhuriyet kurulurken? Bırakmazlar. Neden? Çünkü burada dindarlar fazlalaşır fazlalaşınca da hâkim olurlar diye düşünmüşler.
Kaynak: Nefes II — 19 Mart 2016 Sohbeti
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye’de nasıl bir rol oynadığı?
Metin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye’de bir teşkilat olarak varlığını sürdürüyor olduğunu, Cuma hutbesinin bu teşkilat tarafından verildiğini, vaizlerin tek merkezden vaaz edildiğini, cami imamlarının bu teşkilatın memurlarını olduğu ve bu teşkilatın laiklikle uyumlu olmadığını savunan görüşler içerir.
Kaynak: Nefes II — 19 Mart 2016 Sohbeti
Türkiye’de laiklik ve dinî serbestliğin nasıl bir durumda olduğu?
Metin, Türkiye’nin laik bir devlet olmadığını, laikliği getiren Atatürk’ün Diyanet İşleri Teşkilatı’nı lav etmemiş olduğunu, bu yüzden Türkiye’de din ve dindarlar serbest olmadığını, her yerde din ve dindarlar serbest olmadığını, laikliğin en katı savunucusu İsmet İnönü’nün bu teşkilatı lav etmemiş olduğunu savunan görüşler içerir.
Kaynak: Nefes II — 19 Mart 2016 Sohbeti
Modernleşmenin üç sac ayağı nedir?
Modernleşmenin üç sac ayağı: hümanizm, sekülerizm ve demokrasi olarak ifade edilir. Bu üçlü, İslam’ın özüne uygun olmayan felsefi ve siyasi sistemlerdir.
Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti
Hümanizm, sekülerizm ve demokrasi İslam’ın özüne uygun mudur?
Hümanizm, sekülerizm ve demokrasi İslam’ın özüne uygun değildir. Hümanizm, yarı insan tanrıcılığıdır; sekülerizm, dünyevileşmektir; demokrasi ise güçlülerin sadece ve sadece güçlülerin sistemidir. Bu terimler, İslam’ın temel felsefesine ve insanlık boyutuna uymaz.
Kaynak: Nefes II — 3 Ekim 2015 Sohbeti
İslam dünyasında hürriyetin oluşması neden zordu?
O farklı dünyayla karşılaşınca bunun da İslam dünyasında oluşması, bunun da İslam dünyasında böyle hürriyetin olması, fikir hürriye-tinin olması, teşebbüs hürriyetinin olması, adaletin olması ve örneğin padi-şahın yetkilerinin sorgulanabilir olması, daha ileri halifenin dahi yetkileri-nin sorgulanabilir olması, hatta halifenin Allah’ın halifesi değil milletin seçtiği halife olması gerektiğine dair böyle o gün için konuşulması zor olan ve dillendirilmesi zor olan meseleleri dillendiriyorlar.
İslamcı diye nitelendirilen kimselerin siyasi uygulamalarında emperyalist sistemin etkisi nasıl eleştirilir?
Zaten o kapitalist deccalist sistemin istediği kimse seçilmezse bir darbe ya-pıp veya darbeler silsilesi oluşturup onu yine indiriyorlar aşağı veyahut da iç kargaşa çıkarıp, iç savaş çıkarıp değişik ekonomik ambargolar uygulayarak istedikleri kimseyi yönetime getiriyorlar. Yani emperyalist sistem, istediği ül-keye istediği devlet başkanını atıyor. Eğer o devlet başkanı onun istediği gibi hareket etmezse halkı ayaklandırıyorlar. Mesela işte seçimle geldi, değil mi, neydi o, Venezüella’ydı değil mi? Neydi onun devlet başkanının adı? Ma-duro’mu oldu? ABD’nin yıkmak istediği kimse o, öyle değil mi? Bakın, Ame-rika Birleşik Devletleri seçilmiş bir kimseyi yıkmaya çalışıyor, halkı ayak-landırıyorlar. Orada seçilmiş bir devlet başkanı varken muhalefet dedikleri kimseyi devlet başkanı olarak tanımlıyorlar ve asker gönderiyorlar ve eko-nomik ambargo koyuyorlar ve Batı demokrasi dediği puttan helvasını canı sıkılınca yiyor.
İslam’da şûra sistemi nasıl uygulanır?
İslam’da şûra var, bu şûraya katılacak olanların özellikleri var. Mesela biz bunu eğer millet meclisi diyorsak örneğin, milletvekili seçi-lecek olanların özellikleri var, öyle bir üniversite diplomasıyla yeterli değil bu. Şûraya katılacak olan bir kimse bilgili, hikmetli, ahlaklı, doğru, dürüst, şerefli, namuslu, haysiyetli bir kimse olması lazım; ilim ehli olması lazım; hikmet ehli olması lazım; güzel ahlaklı olması lazım şuraya katılacak olan kimseler. Kur’an’da “İşlerle alakalı onlara danış.” Yani bir iş yapacağında onlarla istişare et. Kime söylüyor bunu? Hazreti Peygamber’e söylüyor sallal-lahu aleyhi ve selleme. Ve diyor, istişare ettikten sonra o istişareye de uy. Bir konuyu danıştın, bir konuyu istişare ettin, o istişarede çıkacak olan kararada uy, istişareye tabi ol, diyor. Kime? Hazreti Peygamber’e diyor ve “Onların iş-leri aralarında müşavere iledir.” ayeti de bu şûraya delidir. O zaman İslam yönetim biçimi kendisini geliştirememiş, diyemeyiz. Bununla alakalı Kur’an bize yol biçmemiş, bize yol çizmemiş, diyemeyiz. Ayrıca 42. surenin adı da Şûra. Ve bu Kur’an’da tavsiye edilen istişare ve şûra sadece siyasi konularla mı sınırlıdır? Hayır. İmam-ı Maturidi’ye şimdi tekrar geliyoruz. İmam-ı Matu-ridi’ye göre müşavere; muhkem nassın bulunduğu yerde değil, bulunmadığı yerde geçerlidir. Yani bir şey muhkem ayetle sabitse bir şey Kur’an ve sün-netle sabitlendiyse bunun üzerinde müşavere etmek, bunun üzerinde istişare etmenin anlamı yok. O çünkü ayet ve hadisle sabit. Örneğin bir hukuk var. O hukuk ne? İşte Kur’an’daki bir ceza, onun üzerinde sizin istişare etme söz konusu değil veya bir şey hadis-i şerifle sabit, siz onun üzerinde bir şey isti-şare edemezsiniz. Bakın, onun üzerinde bir şey istişare edemezsiniz. Çünkü bir şey Kur’an ve sünnetle sabitse onu siz şûrada şûraya sunup da onu değiştirmeniz mümkün değil. Onunla alakalı hükmü kaldırmanız veya hükmü değişikliğe götürmeniz mümkün değil. Bakın, mümkün değil bu. Zaten şu anda yeryüzünde İslam’ın insanlara acı gelen ve değiştirmeye çalıştıkları, oy-namaya çalıştıkları yer burası. Nefislerine acı gelen, nefislerini bangır ban-gır bağıttıran, şeytanla beraber kol kola gezdirip horon teptiren yer burası. Biz ayetle, hadisle sabit olan bir şeyi kim adına değiştirebiliriz? Değiştireme-yiz. Değiştirmeye kalkanlar küfür ehlidir, kafir olurlar, dinden çıkarlar, tec-didi iman tecdidi nikah gerekli. Siz orucu değiştiremezsiniz, siz namazı de-ğiştiremezsiniz, siz bunların vakitlerini dahi değiştiremezsiniz, siz bunların kılınma şeklini değiştiremezsiniz.
İslam’ın bir devlet modeli var mı?
Ya islâm’ın bir devlet modeli yok, İslam’ın bir devlet anlayışı yok. İslam böyle devletsiz, hukuksuz, mantar sanki. Ağacın dibinden mantar. Yani; siz islamın huku-kunu istemeyin, İslam yönetim biçimi de istemeyin. Gelsin, Amerikan co-nisi sizi yönetsin, gelsin, kraliçe hazretleri bizi yönetsin, başımıza bir tane de dandik halife tayin etsin tabi. Askeri olmayan, siyaseti olmayan, gücü olma-yan bir halife. Başında bir sarık tamam, halifemiz bu, bitti, alsana halife.
Düşünce ayrılıkları nasıl ele alınmalıdır?
Sorun ne devlet ne de demokrasi sorunudur. Düşünce ayrılıkları inkar edilmez ama ideal, uzlaşma ideali olarak kalır. Bunun için düşünsel tar-tışma kişiler, bireyler arasında kalmalı ve farklı partiler tarafından temsil edilmemelidir.
Yeni bir İslami toplumun gelişmesiyle ilgili ne söylenmektedir?
Yeni bir İslami toplum? Yazar devam ediyor Yaklaşık on dört yüzyıldan beri bu parantezin arasına sıkışmaları açıkça söylemek gerekirse İslami kültürü (edebiyat, felsefe ve tasavvuf ) de bir ke-nara atmak gerekecektir çünkü son adil halife Hz. Ali’nin ölümünden beri olup bitenler bir gerilemeden ve geriye dönüş çağrılarının (örneğin İbni Teymiyye’nin eserleri) dışında cehalete gömülüşten başka bir şey değildir. Tarih bir paradigmalar ve anekdotlar deposundan başka bir şey değildir. Bu arada “düşüş” daha doğrusu dört halifeyi izleyen “yeniden düşüş” anlaşılmaz kalmaktadır.
Allah, kendi cemaatinin bu gerileyişine neden izin vermiş olsun?
Oli-ver Roy (Siyasal İslam’ın İflası) Bu yazıdaki her şey alıntıdır… Evet bunların büyük bir çoğunluğuna katılıyorum. O yüzden dört halifeyi arası bugüne kadar olan aradaki hiçbir devlet kuruluşunu ve kurumu-nun İslam olarak görmüyordum. O yüzden görmüyorum. Evet Müslüman toplum dört halife devrinden çok geri çok çok geri. Ve ne yazık ki Müslüman toplum Kur’an, sünnet ve dört halife dönemi’ne bakaraktan kendisini yenile-memiş; kendisini ileriye götürememiş; kendisini tazeleyememiş bir toplu-luk. Bu demek değildir ki Kur’an ve sünnette hata var. Hata Müslümanlarda ve hata Müslümanların kendi içlerinde kendi özlerine dönmeyip Kur’an ve sünneti yeniden analiz edip yeniden içtihad edememelerinden ve yeni içtihat-lara kapı aralayamamalarından.
İslam dünyasındaki yönetimler Müslümanlardan ne istemektedir?
İslam dünyasındaki yönetimler, yönetimsel mecrada bulu-nanlar Müslümanlardan şunu istiyorlar: Ey Müslümanlar yiyin, için canınız istediğinde namaz kılın, harika oruçlar tutun, hacca gidin ama yönetimle alakalı birşeye karışmayın. Oy zamanı gidin, oy verin ama bu haramlar ne-den serbest konuşmayın, yönetim ile alakalı bunların böyle böyle böyle ol-ması lazım, bunları konuşmayın, konuşmayın.
FIS hareketi Cezayir’de nasıl bir etki yarattı?
Cezayir’deki o FIS hareketi çok kuvvetlenince -bakın tarihlerde birbirini tutar yaklaşık olarak- FIS adayları 1990’da yerel seçimlerde -90 yerel seçimleri Tür-kiye’den de siz bunları bağdaştırın- Cezayir’de FIS 90’da yerel seçimlere giri-yor ama yerel seçimlere girerken belli bir oranda milletvekilliği seçimlerinde, belli bir mecliste milletvekilleri var. Ve yerel seçimlerde belediye ve yerel mec-lislerde sandalyelerinin büyük bir kısmını kazandılar. Böylece siyasi, ekono-mik ve sosyal aşamalarda muhakeme edilmeye başlandılar ve FIS adayları-nın başarısının Cezayir’de İslami tercihin başarısı olduğunu iddia ediyorlardı FIS’cilar.
FIS liderliği neden mevcut devleti tanıdığını söylendi?
Zaman içerisinde FIS liderliği demokrasiye karşı olmadığını, zaman içerisinde FIS liderliği mevcut devleti tanıdığını, o laik sistemi tanıdığını söylese de zaman içerisinde FIS liderliği çok tavizler verdi
Türkiye Cumhuriyeti’nin dini neydi?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken dini İslam olarak kuruldu. Sonradan o ibareyi kal-dırdılar, sonradan laikliği getirdiler. Hala daha laikliğin tanımı yoktur Tür-kiye’de. Kime göre laikliktir bilinmez, neye göre laikliktir bilinmez, hangi laiklik örneğine göre biz laikiz bilinmez. Tarifi yoktur ve anayasada tarifi yoktur laikliğin. Yabancı bir kavramdır. Fransız bir kavramdır bildiğim ka-darıyla ama Türkçe karşılığı da yoktur ama biz de buna sessiz kalırız.
İslam’ın demokrasi ile uyumlu olup olmadığı?
Iddia edilmektedir. Metin, İslam’ın özünde demokrasi ile uyumlu olmadığı iddiasının tartışılması gerektiğini belirtir. Bu tartışmanın temeli, İslam’ın kutsal metinlerine ve içtihadlarına dayanan hukukunun demokrasi kavramıyla nasıl uyum sağlayabileceği veya uyum sağlayamayacağıdır.
Demokrasi kavramının içi nasıl değişmektedir?
Demokrasi kavramının içi, her etken dünya güçleri tarafından değiştirmekte. Bu etken dünya güçleri demokrasi kavramının içini ve anlayışını değiştirdikleri müddetçe biz demokrasi kavramının bugün ne, dün neydi, önceki gün ne, ileride nereye doğru gidecek bu, biz bunun yörüngesini tespit edemiyoruz.
İslam’ın hukuku demokrasi kavramına göre nasıl değerlendirilmelidir?
İslam’ın hukuku demokrasi kavramına göre değerlendirilmemelidir. İslam’ın hukuku, Kur’an ve sünnet gibi ana metinlerin doğrultusunda kalmalıdır. Demokrasi kavramının içi, yaşadığı toplum, devlet sistemi, ekonomik ve askeri güç, siyasi güce göre değişkenlik arz etmekte olmasına rağmen, İslam’ın hukuku bu kavramın içine yerleştirilmemelidir.
Şeyhlik ve şeyhlerin kendi kendine ilan etmesi nedir?
Birisi demiş ki, “Şeyh eyfendi bana rüyada verdi zakirliği.” Ha sağlığında vermediğini rüyasında verdi öyle mi? Adam kendi kendini zakir edecek ya. Kendi kendini halife edecek, kendi kendini şeyh yapacak adam. Allah muhafaza eylesin. “Ümmetim içinde deccallar ve yalancılar türeyecek. Bunlar size Allah’ın ve Resulünün hadislerinden söylenmemiş şeyler anlatacaklar. Sakının onlardan.” Müslim’de geçiyor bu hadisi şerif.
Recm cezası neden uygulanamaz?
Ne diyorlar? Recm cezası 1400 yıl önce öyleydi. Hakkında ayet de yok. O yüzden recm cezası uygulayamazsınız. Yani insanı öldüremezsiniz diyor. idam edemezsiniz. iyi, gelsin birisi senin karının ırzına geçsin, bir de öldürsün. Senin kızının da ırzına geçsin, ardından öldürsün. Sen ne yapacaksın ona? Erdemlilik gösterip af mı edeceksin yoksa diyeceksin onların da öldürülmesini, onun da öldürülmesini mi istiyorum diyeceksin? Hangisini yapacaksın.
Neden recm cezası uygulanamaz?
Şimdi desem ki buradaki evli ve kız çocuğu olanlara hangisini istiyorsunuz desem, hepsi de der ki öldürülmesini istiyoruz. Doğru mu? Doğru? Ama bu 1400 yıl önce kullanıldı, şimdi kullanılmıyor. Ne olacak? Senin hem eşine tecavüz eden, öldüren veya senin kızına tecavüz eden, öldüren kimse cezaevine girecek. Sonra bir vesileyle bir af çıkacak. Af çıkınca gelecek karşında oturacak senin. Sonra sen de yediremeyeceksin. Vuracaksın onu. Bu sefer sen katil olacaksın. Gireceksin içeri otuz üç yıl sen ceza yiyeceksin. Neden? Çünkü o bin dört yüz yıl önce kaldı. Revize edilmesi lazım.
Neden Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik bir hukuk devleti değil?
Aaaaa? Hiç görmedik. Sorguluyorum. Sorguluyorum. insan hakkı dediğinizde ne geliyor aklınıza? Normal yaşayacak kadar ücret mi aklınıza geliyor? Ne geliyor aklınıza? Yaşayacak kadar ücret ülkenin %70’i almıyor. 20.000 lirayla evlenecek bir genç göster bana. 15.000 lirayla geçinecek bir emekli göster bana.
Tacir’in dudu’nun nasihatlerinden hangilerini uyguladığı anlatılıyor?
Tacir dedi ki Allah beni insan olarak yarattı ve yeryüzüne halife kıldı. Ben bir insanım, o bir hayvan. E melekleri bana secde ettirdi. Melekleri bana secde ettirdi, ben yeryüzünde Allah’ın halifesiyim. O zaman ben de doğru yola, ben de doğru yola, yani Fatiha suresinin altı ve yedinci ayeti: ‘Bizi doğru yola ilet, kendine nimet verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapanlarınkine değil. Tacir dedi ki kendince bu dudunun gittiği yol doğru yol. O yola gideyim ben de. Ben de o yol ile ne yapayım? Kendimi düzelteyim, kendimi doğrultayım ve Allah’ın o nimet verdiği, Allah’ın o muvaffak kıldığı, Allah’ın doğru yolda tuttuğu kulların yoluna gideyim. Kendi heva ve hevesime değil. Kendi nefsimin istediği noktaya değil. Şeytanın vesvesesine doğru değil. Ya? Allah’ın çizdiği yola gideyim. Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin çizdiği yola gideyim. O şehitlerin, o velilerin, o salih kulların, o mümin kulların, o mürşidi kamillerin, o velilerin yolundan gideyim diye tacir ne yaptı? Kendi kendine o yolda yürümeye ahdetti ve kendince çünkü ölmeden önce ölünüz sırrı sufiler için çok önemlidir. Kendince dedi ki ben de bu sufilerin yolunu tutayım. O sufilerin yolunu tutayım ki benim ruhum özgürleşsin. Yoksa bu ruh bu bedende hapis kalacak. Rabbim cümlemizi özgür olanlardan eylesin. Rabb, cümlemizi kestirme yoldan Allah’a yaklaşanlardan eylesin. Kestirmeden Allah’a aşık olan, Allah’ın sıfatlarında fena olan kullarından eylesin. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz mübarek olsun.
Biat etmek ne anlama gelir?
Biat etmek, Kur’an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için biatlaşılmıştır. Biat, manada Allah’adır. Bizim biadımız da Allah’adır. Biz, biz üstadımıza, yolun gereklerini yerine getirme, disiplinlerini yerine getirme olarak biatlaşırız.
Biat etmenin manası nedir?
Biat etmenin manası, Kur’an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için biatlaşılmıştır. Biat, manada Allah’adır. Bizim biadımız da Allah’adır. Biz, biz üstadımıza, yolun gereklerini yerine getirme, disiplinlerini yerine getirme olarak biatlaşırız.
Dervişlerdeki batini hastalığın nedeni nedir?
Bir şeyi kabullenmez. Böyle inadi takılır. Mesela işte Adnan bütün semazen, mıtribandan sorumlu, öyle değil mi? Adam onu kabullenmek istemez. içinden ona karşı muhalefet götürür. Ona o vazifeyi veren kim? Üstadı. Sen üstadına muhalefet ediyorsun, ona değil. Onun farkına varmaz o. işte Erdoğan Tekirdağ’ın zakiri. Orda o kimse ona karşı içinde muhalefet besler. Ya sen aslında üstada muhalefet ettin. Neden? O bir gün sabahleyin kalkıp ben zakirim demedi ki. Onu oraya atayan var. Sen ona neden muhalefet gösteriyorsun! Dervişlerde bu batini hastalıktır. Manevi hastalıktır bu. Bayanlarda da vardır bu, erkeklerde de vardır. Hatta bir kısmı der ya, mesela işte semazenin birisi şunu der, ben şeyhime bağlıyım ya, Adnan kim oluyormuş ya! Bunlar manevi hastalıktır. Ben şeyhimi tanırım, başka kimseyi tanımam. Sen şeyhini tanıyor musun? Evet. O vazifeli kılmış onu oraya, sen vazifelisin demiş. Sen nasıl tanıyorsun şeyhini? Yok! Aslında gerçekten şeyhine de muhalefet ediyor. Manevi hastalıktır bunlar.
Türkiye’de tarikatlar ve dervişlerle ilgili mevcut durum nedir?
Bakın ben başka bir tane o da yüksek bürokrat sayılırsa, istanbul il Müdürlüğü Kültür Müdürlüğü değil benim yüksek bürokratlardan kastım, işte bir yerde müsteşar, bakan müsteşarı, müsteşar yardımcısı, genel müdür, ya bir tane şahit gösterin bana. Yok! Bir tane halife gösterin, yok! Ya ekonomi bozuluyor, sufilerin başında patlıyor. Ulan siyaset bozuluyor, kabak sufilerin başında patlıyor. Bir yerde bir böyle eksik giden bir şey var, kabak dervişlerde, sufilerde.
Nakib i nükebba icazeti ne anlama gelir?
Nakib i nükebba icazeti bir başkasına verebilir çünkü tarikat adabında bir nakib i nükebba halife hükmünde, şeyhlik yapabilir. O yüzden o nakib i nükebba icazet verebilir, icazet yazabilir, bakın icazet yazabilir. Nakiblik icazeti yazabilir ama nakib i nükebba icazeti, tekrar ediyorum, birisine sen nakibi nükebbasın diyebilir. Kendisinden sonra nakib i nükebba tayin ediyor ama icazet yazamaz ona. Neden? Kendisi de nakib i nükebba, bir üst olması lazım.
Halifelerin tarikat içindeki görevleri nelerdir?
Halifelerin tarikat içindeki görevleri, Sünnet i Resulullah’ı ihya ederler, yani kendi üzerlerinde yaşarlar. insanlara da Sünnet i Resulullah’ı öğretirler. iki vazife, iki önemli özelliği var bunların. Bunlar da tarikattaki halifeler oluyor ve tarikatta veya sufi manada tasavvuf ehlinde, halife denilince artık o son makama gelmiş oluyor. Ondan sonraki bir makam hiyerarşik olarak yok.
Halifelerin makamı nedir?
Halifelerin makamı, tarikatta veya sufi manada tasavvuf ehlinde, halife denilince artık o son makama gelmiş oluyor. Ondan sonraki bir makam hiyerarşik olarak yok. Çavuş, nakip, ondan sonra halife. Halifelik haline gelince artık o normalde ne yapmış oldu, bir şeyh, bir üstat, bir veli noktasına geldi ve dergahlarda tarikatlara yeni giren kimse, kendisine derviş dedirttirmez. O taliptir.
Din emniyetinin en temel şartı nedir?
Doğru dînî eğitim olduğunu vurgular. Yaklaşık yüz elli yıldır bu ülkede gerçek anlamda bir dînî eğitimin bulunmadığını, imam-hatip okullarının, ilâhiyat fakültelerinin, Diyânet İşleri Başkanlığı’nın, tarîkatlerin, ve cemaatlerin hiçbirinin tam anlamıyla dînî eğitim veremediğini belirtir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti ve Zikir Meclisi – 04.12.2025
Türkiye Cumhuriyeti’nin lâik, demokratik, insan haklarına saygılı bir hukuk devleti olarak tanımlanmasının sebebi nedir?
Bütün kurum, ve kuruluşlar lâik eğitim vermektedir. İlâhiyat fakültelerinde hadislerin sıhhati sorgulanmakta, âyetlerin tarihselliği tartışılmakta, ve dinde reform söylemleri üretilmektedir. Bu durum, çocuklarını dînî eğitim alsın diye gönderen ailelerin beklentileriyle taban tabana zıttır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti ve Zikir Meclisi – 04.12.2025
Faiz oranının yüksek olmasının vatandaşın kazancına etkisi nedir?
Bir ülkede faiz oranının yüzde yüz kırkları bulmasının vatandaşın kazancının emniyette olmadığı anlamına geldiğini söyler.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti ve Zikir Meclisi – 04.12.2025
Tansu Çiller döneminde çek kanununun değiştirilmesi ve çeklerin kâğıt parçasına dönüşmesi ne anlama gelir?
Tansu Çiller döneminde bir gecede çek kanununun değiştirilmesini, ve bütün çeklerin kâğıt parçasına dönüşmesini bizzat yaşadığını, altı yüz bine yakın avukatta bekleyen çekinin çöpe döndüğünü anlatır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti ve Zikir Meclisi – 04.12.2025
28 Şubat sürecinde bazı insanların mallarına el konulması ne anlama gelir?
28 Şubat sürecinde bazı insanların mallarına el konulmasını da mal emniyetinin yok edilmesine örnek verir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti ve Zikir Meclisi – 04.12.2025
Günümüz Türkiye’sinde genelev sisteminin ne anlama geldiğini açıklar?
Günümüz Türkiye’sinde genelev sisteminin yıllarca vergi rekortmeni olmasını, mâliye bakanlarının bu kişilere ödül vermesini namus emniyetinin çöküşünün sembolü olarak değerlendirir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti ve Zikir Meclisi – 04.12.2025
Valli makamı meşrum mudur?
Valli ikimat diyor. Cumhurbaşkanı. Ve çisteri bakanı. Kimat diyor şimdi? Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı. Atayın kim? Cumhurbaşkanı. Valli Cumhurbaşkanı atadı. Vallilik makamı meşrumu. Valli atandı. Cumhurbaşkanı atadı. Valli de meşrumu. Valli de meşrumu. Bakın bir meşhur diye problem yok. Şimdi o zaman Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı atayın kim? Şimdi Cumhurbaşkanı. Seçimle geldi ise. Seçimle geldi. Cumhurbaşkanı. Parti yollarden geldi ise. O da imam ağzamı fethvası var. İmamış, afı imam, mal kimam, hambelim fethvalar var. Düzene olarak konuşuyoruz bunu.
Kaynak: Gazali’den Sorular 2 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 20.12.2025
Regaib Kandili ile ilgili sohbetin amacı nedir?
Elhamdila, böylece birleştirdik. Ve regayip kandiliyle, şey bu arası bir lekte yaşamak anmak. Hem rahmet kapısının açılışını, hem de bu statkece seni aynı sofra da aynı mecliste buluşturmak gibi oldu. Bu tabirim mi hoşgörün istemekle, bu stat arasında ki yol gibi oldu. O yüzden ben bu geceki sohbetimi inşa, ve süresinin 5, 6, 7 ve 8, 9’ince ayetleriyle.
Kaynak: Mevlana’yı Anma – Regaib Kandili Sohbeti – 25.12.2025
Gazâlî’ye ne tür bir görev düşmektedir?
Fade, Gazâlî, bunun hakkını veril, bir süre, sonra, bağda, taatanır, el, ilmi, makam olur, halife, kadar ünlenir, evet, Gazâlî, parantesi içerisinde, parada, sünnün siyasetin güçlendirilmesi, sünnü bir devletin güçlendirilmesidır. Çünkü, fuki, fuku, fuku, ahlâki, bir seviyede, ve o, fuki, ve ahlâki seviye, siyaset, merkezinde de, birokratik olarak da, bilmesi, ve yaşanması gerekir. Gerekir. Bakın İslâm fıqı, düz bir fıqı olsa ahlâk olmamış olsa bir işe aramaz o. Fıqı ahlâk, ve birleşmesi gerekir. Ahlâk, ve birleşince siyasetin de siyasetin de bu.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazali’nin devletin emrinde olup olmadığı?
Gazale’nin bu noktada harunun geçen ders dedi değil mi? Hana gazale’de. Hane. Çok. Geniş bir çarçevede. Felsefik. Açılımı yoktur. Ama o gün küdüzden bir çarşın da gazale mi? İbni Rüştü mü? Gazale. Çünkü düzenin kurulması gerekir. Devlet. Millet. Kaynaşmasının olması gerekir. O yüzden, mesela gazale. Bildiğiniz Halife. Halife mağsun olarak görmek, oysa emebirlerde. Abbasilerde. Fatimilerde. Batimilerde. Şiyada. Halife mağsun dur. Şimdi siz Halife mağsun. Ettiğinizde ne gelir? Ne gelir? Ne biliyor musunuz? Pappa’da mağsun. Şimdi Halife mağsun kılarsanız. Halife herhangi bir İslâm’ın hukuksa meselesini ortadan kaldırabilir. Yetkisi vardır. Mağsun dur. Pappa’daynıdır. O yüzden.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Silsilemizde mukayyet halife tayin edilmemiştir konulu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir?
Silsilemizde mukayyet halife tayin edilmemiştir konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Silsilemizde mukayyet halife tayin edilmemiştir sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.
Aşure’nin İslam’daki önemi nedir?
Aşure pişiriyorsun dağıtıyorsun 600 tane polis bu ülkede lgbt’liler yürür. Istediklerini yaparlar popçular. Dansçılar istediklerini yaparlar her türlü İslâm dışı toplantılar hal, ve hareketler serbesttir demokrasi onlar için var. Vakfı için yok aşure dağıtacak. Dilekçe yaz oraya götür buraya götür. Bütün izinleri al 600 tane polis gelsin.
Kaynak: s Gerçekten Allah yolunda isen Allah yolunda yürüyene düşman olmaman lazım
Kayyum esmâsına gelmese dahi ona halifelik verilebilir; bu, icazetli bir şeyhin takdirine bırakılmış bir mesele midir?
Kayyum esmâsına gelmese dahi ona halifelik verilebilir; bu, icazetli bir şeyhin takdirine bırakılmış bir meseledir.
Kaynak: Hikmet ehli olacaksa bir kimse kendini nefsini koymayacak orta yere
İslâm’da yola çıkan kimseler ne oluyor?
İslâm’da yola çıkan kimseler bir belli bir makama gelince rüşvetçi olup çıkmışlar. Belli bir makama gelince istismarcı olup çıkmışlar. Belli bir makama gelince geldikleri camiaya sırtını dönüp ona ihanet etmişler. Yani normalde bütün ülkelerdeki durum ne yazık ki bu. Zaten belli ülkelerde seçim filan yok. Orada krallıklarla yönetiliyor. İngilizler öyle bir sistem oluşturmuşlar. Hani demişler ki işte bunlardan birer tane kral olsun. O kralları istediğimiz gibi yönetebilir miyiz?
Kaynak: Vatan, millet, din, iman diye yola çıkanlar mevcut sistemin kirli çarkına hizmet
Müslümanlar neden bazı lanetlik işlere karşı çıkmıyor?
Yani düşünebiliyor musunuz? Eee, bu ülke halifeliğin başkentliğini yapmış bir ülke. Bütün dünya Müslümanları bu ülkeye biat etmiş. Bağlı bir şekilde yaşanan bir ülkede 70 yıl sonra sokaklarda eşcinseller yürüyüş yapıyorlar. Kimse de onlara seslenemiyor. Biz iki kap aşureyi dağıtamıyoruz. 700 tane polis geliyor aşure dağıtacağımız zaman. Ama yürüyüş yapıyorlar. Yani düşünebiliyor musun? Halifeliğin başkenti olmuş bu topraklarda. İslâm neyi harâm ettiyse hepsi de serbest.
Kaynak: Vatan, millet, din, iman diye yola çıkanlar mevcut sistemin kirli çarkına hizmet
Parasıyla nasıl Nijerya’ya bir halife gönderir mi?
Biz bu vatan için, bu vatan için tekrar söylüyorum bu vatan için dergah olarak cihada çıkmış, Kuvay-i Milliye katılmış bir dergahız. Hem parasıyla hem dervişleriyle. Parasıyla nasıl Nijerya’ya bir halife gönderir. Nijerya’daki halife bir teneke altın gönderir dergaha. Der ki dergahtaki fakire fukaraya harcanılsın diye. Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’nin babası o dergahtaki iki altınla evlenir, ve o bir teneke altın dergahın kapısında durur. Yıllarca hiç kimse oradan bir şey atmaz. Hacı Haydar Efendi Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’ye emreder. Emrediyorum. Oradan 3 tane altın al evlender. Ve o bir teneka altın Kuvay-i Milliye verilir. Vatan savunmasına. Vatan savunmasına verilir. Benim bağlı bulunduğum dergah İngiliz yosması değil. Benim bağlı bulunduğum dergah siyah bozması değil. Mossat yosması da değil. Benim bağlı bulunduğum dergah dışarıdan sebateistlerin, masonların, İngiliz kraliyet ailesinin yöneteceği bir dergah da değil. Onların algılarıyla, onların bizim üzerimize yüklenmeleriyle yoldan dönecek olan da bir dergah değiliz biz.
Kaynak: Bağlı bulunduğum dergah sabetayistlerin,masonların, İngiliz kraliyetinin yönetec
Anadolu sufisi nasıl bir dergahın bir üyesidir?
Ben bu dergahımla kıvanş duyarırım, gurur duyarım. Benim içinde bulunduğum bu dergah Kuvay-i Milliye katılıp vatan savunmasına bir fiil katılmış dergahtır. Biz İngiliz bosması değiliz. Biz C yosması da değiliz. Biz Mossat bozması da değiliz. Biz bu vatan için, bu vatan için tekrar söylüyorum bu vatan için dergah olarak cihada çıkmış, Kuvay-i Milliye katılmış bir dergahız. Hem parasıyla hem dervişleriyle. Parasıyla nasıl Nijerya’ya bir halife gönderir. Nijerya’daki halife bir teneke altın gönderir dergaha. Der ki dergahtaki fakire fukaraya harcanılsın diye. Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’nin babası o dergahtaki iki altınla evlenir, ve o bir teneke altın dergahın kapısında durur. Yıllarca hiç kimse oradan bir şey atmaz. Hacı Haydar Efendi Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’ye emreder. Emrediyorum. Oradan 3 tane altın al evlender. Ve o bir teneka altın Kuvay-i Milliye verilir. Vatan savunmasına. Vatan savunmasına verilir.
Kaynak: Bağlı bulunduğum dergah sabetayistlerin,masonların, İngiliz kraliyetinin yönetec
Nâkıb birliklerinin törenlerini kim yapmakla ilgili bir karar verildi?
Şeyh Efendi Hazretleri bana dedi ki: "Nâkıb birliklerinin törenlerini sen yap." Bir kimsenin halîfe hükmünde olması lâzım ki töreni yapsın; o zaman benim nâkıb birliğim, ve halifeliğim Şeyh Efendi tarafından bana söyleniyor, ama cemaate açıkça ilân edilmiş değil.
Kaynak: Cafer, Adnan, Hüseyin hizmet maneviyat ve bağlılık olarak başka dergahların şeyh
Yurtdışında olan halifelere karşı edep adab nasıl olmalıdır?
Malum. Siz daha önce dergahımız üç kişiye yurt dışından halifelik icazeti vermiştiniz. Bu hafta da onlardan bir tanesi misafirimiz bu yurt dışından gelen halife misafirlerimize bizim hitap. Şeklimiz ne olmalıdır davranışımız şekil olarak ne olmalıdır ne şekilde görmemiz gerekmektedir bunda böyle bir zaman sıkıntı demeyelim, ama nasıl bir hitap şekli nasıl bir davranış şekli sergileyeceğiz bir e çekimser hal olmuştu hem. Bunu öğrenmek hem arkadaşlar, da bu konuda bilgilenmek için sormuştum ikincisi siz icazetleri verdiğinizde de böyle birkaç soru gelmişti.
Kaynak: Yurtdışında olan halifelere karşı edep adab nasıl olmalıdır?
Halifelik icazeti verildiğinde dergah ile bağlanıp bağlanılmadığı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Efendim, halifelik icazeti verdi, ama hani dergahımız bağlıyor mu bağlamıyor mu. Onlar yurt dışında onların dergahları var bizim silsilemiz de böyle geçmişte olmuş mudur ya da bundan sonra halifelik verdiğiniz. Bu kişiler dergahımız silsilesinde de halife olarak yer alacaklar mıdır.
Kaynak: Yurtdışında olan halifelere karşı edep adab nasıl olmalıdır?
Yurt dışındaki halifelerin dergah silselerine dahil olup olmayacağı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Almışlar mıdır özür dileyerek soruyorum bilgi edinmek babından. Hakkınızı helâl edin inşallah. Eyvallah. Bu birincisi. Normalde e kaçini. Kazım. Efendi. Kazım. Efendi zaten orada. Şeyh. Normalde. Kazım. Efendi şeyhlik. Yapı yapıyor. O yüzden. Kazım. Efendi’ye. Hatırladığım kadarıyla şeyhlik verildi. O yüzden. Kazım efendinin icazeti halifelik değil onunki şeyhlik icazeti bir kimseye şeyhinizi zaman o kimsenin normalde hani kendince bağımsız bir. Dergahı kendince bağımsız bir işlevi olur öbürküsü şeyde murtezan. Üsküp’te murtezan. Evet halife, ama orada halife burada dergahın iç işlerine dergahın işlerine karışma noktasında değil zaten onu da ilan ederken orada. Üsküp halifesi olarak ilan ettik burada dergahın iç işlerine alakalı dergahın işleyişiyle alakalı bir hükmü olmaz o da şeyhlik yapıyor orada. Biz ona halifelik verdik, ama kendisi orada şeyhlik.
Kaynak: Yurtdışında olan halifelere karşı edep adab nasıl olmalıdır?
Halifelik icazeti verildiğinde ona ne tür bir hürmet gösterilmelidir?
Hürmet edilir şeyhe itaat edilir gibi itaat edilir. Aslında. Şeyh değildir, ama en yakın. Şeyh adayıdır o yüzden. Normalde halife denilince bir şeyhe nasıl davranılıyor nasıl ona hürmet ediliyorsa ona da öyle davranılır hürmet edilir, ama kendisi. Şeyh değildir rabıta edilmez ona ne bileyim işte. Şeyh böyle noktasında görülmez tutulmaz. Onun da nereden ölçüsü. Allah rahmet eylesin. Efendi benden için bazı arkadaşlara. Hani bana hizmet ettiğiniz gibi. Hizmet edin. Bana yaptığınız gibi bana davrandığınız gibi davranın bizim halifemiz dirir derdi benden için. E bunu böyle hani çok herkese açıklamaz dı ben de susardım imtihan bu işler derdim bir demezdim. Ama normalde öyle davrandı, ama hiçbir zaman bir halife. Şeyh değildir. Öyle olunca da ona. Hani edep adap açısından yaklaşım açısından.
Kaynak: Yurtdışında olan halifelere karşı edep adab nasıl olmalıdır?
Halifelik icazeti verildiğinde onun dergahla alakalı işlerdeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bir ceremesi var. Allah rahmet eylesin. Efendi derim ben hani açıkladı attı yükü üstünden. Hani normalde kaynıyor musu ortalık kaynadı zıplıyor musu zıpladı dinleyen dinledi dinlemeyen. Dinlemedi herkes işine geldiği gibi baktı gibi, ama sonuçta. Efendi e bizim. Adnan hocaya da telefon açmış açıklayın diye. E normalde kendince açıklattırılması. Ben de. İsmail her gün rabıta ediyordu. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerinin başında geliyordu akşam. İftardan sonra. Şeyh efendinin yanına benim gözümün içine bakıyordu. İsmail. Ben diyordum ki şeyhine tabi ol kimseye söyleme gördüğünü orada söyleneni diye. İsmail de eli haya titriyordu. İsmail bir çok böyle saklayıp gizleyemez. Elay tüy. Tamam abi. Tamam abi diyordu. Ondan sonra diyordum koş. Şeyh efendinin yanına gidiyordu. O şimdi. Şeyh efendiye söylüyordu. Ondan.
Kaynak: Yurtdışında olan halifelere karşı edep adab nasıl olmalıdır?
Şehli icaz etti demek tören yapmak demek tarîkat adabında ya muhakkak törenine midir?
Şehli icaz etti demek tören yapmak demek tarîkat adabında ya muhakkak törenine. Vereceksin nakibini törenle vereceksin nakipliği. Çavuşlu töreni gerekmez, ama nakibini törenine vereceksin sebep ilan edeceksin. Bu benim nakibini gabbimdir icazetini vereceksin halifeliği de törenine verdi ilan edeceksin şeyhliği de ilan edeceksin diyeceksin ki ben filancaya kimseye şeylik verdim. Eyvallah. Bir de. Çünkü şeylik verince de geri alınmaz bir adama desen ki sen sana şeyhlik verdim üç gün sonra senin şehrini aldım diyemezsin. Çünkü eş değerin artık senin o. O da. Şeyh. Sen de şeysin. O senin şehrini aldım diyemez. Bu mümkün değil.
Kaynak: Tarikat adabında Şeyhlik, Halifelik, Nakib-i Nükabalık törenle verilir, verilen
İnsan-ı kâmil olmadan âlem nasıl ayakta durur?
İnsan-ı kâmil varlığın canı hükmündedir. Nasıl ki insan vücudu canı olmadan yere düşerse, âlem de insan-ı kâmilsiz anlamsız kalır. Güzeli görecek bir göz olmadan dünyanın en güzel kadını anlamsız hale gelir; âlemin güzelliğini anlayacak ve halifelik vazifesini yerine getirecek bir insan-ı kâmil olmadan, bu kocaman varlık anlamsız olurdu. İnsan-ı kâmilin zamanının kutbu olarak tayin edilmesiyle, âlem varlığını sürdürür.
İblîsin çatlamasının sebebi nedir?
İblîsin çatlamasının sebebi, insanoğlundaki halifelik güdüsüdür. İblîs başa geçmek, imam olmak istiyordu; halifelik arzusu onu mahvetti. Oysa Adem’deki en büyük sıfat kulluktur; Hz. Peygamber’in de en büyük sıfatı kulluktur. ‘Kul Peygamber mi padişah Peygamber mi?’ sorusunda Hz. Peygamber kul olmayı tercih etmiştir.
İnsan-ı kâmil ve Halifelik Makamı nedir?
Allah Adem’i, ancak şereflendirmek için iki eli arasında birleştirdi. Halifelik, ancak insan-ı kâmil için gerçekleşmiştir. Bunun sebebi şudur: İnsan-ı kâmil, kendisine ihtiyaç gösteren her şeyle kâim olmak durumundadır; aksi takdirde halife sayılamaz. Bütün âlem ona muhtaçtır; hiçbir varlık ondan müstağnî değildir.
İblîsin İtirazı ve Halifeliğin Hakikati nedir?
İblîsin çatlamasının sebebi, insanoğlundaki halifelik güdüsüdür. İblîs başa geçmek, imam olmak istiyordu; halifelik arzusu onu mahvetti. Oysa Adem’deki en büyük sıfat kulluktur; Hz. Peygamber’in de en büyük sıfatı kulluktur. ‘Kul Peygamber mi padişah Peygamber mi?’ sorusunda Hz. Peygamber kul olmayı tercih etmiştir. Halifelik, Adem’e verildi; çünkü Adem’de hem Hakk’ın sıfatları hem de âlemin özellikleri cem edilmişti. İblîs ise âlemin sureti olmakla birlikte Hakk’ın sıfatlarını taşıyamıyordu; bu sebeple gerçek anlamda halife olamazdı.
Âlem-i Kebîr Olarak İnsan ve İnsan-ı Kâmilin Vazifesi nedir?
İnsan bu âlemin içinde zerre gibi görünse de yaratılışın gayesi olması itibarıyla âlem-i kebîrdir; büyük âlemdir. Cenâb-ı Hak bu âlemlere insan için halife yarattığına göre, insan bu âlemin misafiri değil, hâkimidir. Tüm yaratılmış varlıklar, kendi kategorilerinde ne kadar mükemmel olursa olsun, insan-ı kâmilin taşıdığı hakikatlerin tümünü bir arada taşıyamaz. Bir melek, kendi sınıfında ve derecesinde ne kadar yücek olursa olsun, insan-ı kâmilin üzerinde toplanan hakikatlerin hepsine sahip olamaz. Bu yüzden bütün varlıklar, sudûr etmiş oldukları andan itibaren Adem’in önünde el pençe durur; insan-ı kâmil hem mânâ âleminin hem de zâhir âlemin kutbudur.
Şeyh Halîfe’nin ne zaman ve nerede oturuyordu?
Şeyh Halîfe’nin, bir kere rüyâmda Rasûlullah ‘ı (S.a.v.) gördüm, ve kendisine: "Yâ Rasûlullah! Şeyh Abdülkâdir: ‘Benim ayağım, bütün evliyânın boyunları üzerindedir’ dedi" diye sorduğumda bana: "Şeyh Abdülkâdir doğru söyledi, nasıl öyle olmasın ki kutup odur, ve o benim gözetimim altındadır" buyurdu.
Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (k.s.)’in ne zaman ve nerede oturuyordu?
Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (k.s.) döneminin büyük velîlerinden olan Şeyh Halîfe şöyle anlatmıştır: Bir kere rüyâmda Rasûlullah ‘ı (S.a.v.) gördüm, ve kendisine: "Yâ Rasûlullah! Şeyh Abdülkâdir: ‘Benim ayağım, bütün evliyânın boyunları üzerindedir’ dedi" diye sorduğumda bana: "Şeyh Abdülkâdir doğru söyledi, nasıl öyle olmasın ki kutup odur, ve o benim gözetimim altındadır" buyurdu.
Partiler, seçimler olsa olsa Müslümanların yaşamlarına destek olmaları, önlerini açmaları, en azından köstek olmamaları içindir mi?
Partiler, seçimler olsa olsa Müslümanların yaşamlarına destek olmaları, önlerini açmaları, en azından köstek olmamaları içindir.
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Müslümanların partileri sanki takım tutar gibi tutmaları, birbirlerine bu sebeple düşman kesilmeleri, oy veren ya da vermeyenleri, şu veya bu partiye oy verenleri tekfir etmeleri doğru mudur?
Müslümanların partileri sanki takım tutar gibi tutmaları, birbirlerine bu sebeple düşman kesilmeleri, oy veren ya da vermeyenleri, şu veya bu partiye oy verenleri tekfir etmeleri kesinlikle doğru değildir.
Kaynak: KÜFÜR SİSTEMİNDE OY KULLANMAK ve GÖREV ALMAK CÂİZ MİDİR?
Mânen biatlaşma nedir?
Bir de mânen biatlaşma vardır. Bununla alakalı -Allah râhmet eylesin-. Şeyh Efendi (Abdullah Efendi). ile başımdan geçen bir olayı anlatayım: İzmir/Bayındır’da akşam bir arkadaşın evinde sohbet, ve zikrullâh oldu, ve geç vakitte bitti. Orada. Ümit isminde bir arkadaşımız vardı. Geldi. "Abi bizim hanımla kayınvâlide illaki Şeyh Efendi’yi bir kahve içmeye bekliyorlar" dedi. Ben de aynen Şeyh Efendi’ye bildirdim. "Gidelim oğlum, biz Allah’ın rızâsı için buradayız" dedi. Saat geç olmasına rağmen gittik. Tabi bu arkadaşımız da aynı. Oktay gibi evine rahat girip çıktığım bir kimse. Sonra biz. Şeyh Efendi ile odaya girdik. Kayınvâlidesi geldi bir kenara oturdu. Bu arada Ümit’in Hanımı’nın ablası. Mahmut Efendi ‘ye bağlı. Hanımı kahve yaptı, . Ümit aldı elinden. Kadın ağlıyor, titriyor. Şeyh Efendi ‘ye dedi ki: "Efendim ben istihâre yapmıştım. İstihâremde ben sizi gördüm. Her sabah namazında geliyorsunuz beni sabah namazına kaldırıyorsunuz, beraber ders yapıyoruz. Bana da dediler ki, ‘bizim geçmiş şeyh efendilerimizi görmüşsündür sen’ deyip Mahmut Efendi’nin dersini verdiler" dedi. Daha sonra çıktık evlerinden. Ben, . Şeyh Efendi ‘ye "Efendim böyle oluyor mu?" dedim. Şeyh Efendi de "Olur oğlum, bu da mânen biatlaşmadır. Asıl önemli olan budur" dedi.
Biat etmenin şartları nelerdir?
İşte böyle bir mürşid-i kâmile biat edilir. Bu mânâda biat nedir, Kur’ân, ve Sünnet yaşamak için söz vermek, Kur’ân, ve Sün’tet’i yaşarken o topluluğun/cemaatin zorluklara katlanacağını, dayanacağını, her türlü baskılara rağmen Kur’ân, ve Sünnet’e sımsıkı sarılacağına, bugünkü deccâliyetin, şeytâniyetin, nefsâniyetin karşısında dimdik durup dirâyetle mücâdele edeceğine biat etmektir, söz vermektir.
Bu sayfa, Mustafa Özbağ Efendi’nin gençlerle yaptığı sohbette sorulan altı temel soruyu, ve verilen cevapları tez formatında içermekte midir?
Bu sayfa, Mustafa Özbağ Efendi’nin gençlerle yaptığı sohbette sorulan altı temel soruyu, ve verilen cevapları tez formatında içermektedir. Sorular, yaratılış hikmetinden peygamberlerin seçimine, Kur’ân-ı Kerîm’in kapsamından ilâhî kitapların korunmasına kadar geniş bir yelpâzede îmânın temel meselelerine ışık tutmaktadır.
Kaynak: GENÇLERİN SORULARI
Türkiye’de ekonomik, siyâsî ve kültürel dükkânlık nedir?
Türkiye’de ekonomik dükkânlık, ithalât ve ihracatın kontrolüne sahip olan gruplar tarafından yönetilir. Siyâsî dükkânlık, partilerin ve siyasi görüşlerin kontrolüne sahip olan gruplar tarafından yönetilir. Kültürel dükkânlık, sanat ve teatrın kontrolüne sahip olan gruplar tarafından yönetilir. Bu dükkânlıklar, toplumun birçok yönünü etkilemektedir ve bireylerin özgür seçimlerini kısıtlamaktadır.
Dînî dükkânlık ve şeyhlerin biât sistemi nedir?
Dînî dükkânlık, İslam dünyasında dinin yönetimi ve kontrolüne sahip olan gruplar tarafından yönetilir. Bu dükkânlık, siyaset, ilâhiyât ve diyanet üçlüsünden oluşur. Şeyhlerin biât sistemi, bu dînî dükkânlığa biat eden şeyhlerin, toplumda etkili olmalarını sağlar. Bu şeyhler, toplumda etkili olmak için bu dükkânlığa biat etmek zorundadırlar.
Abese Tefsîri ve Dinî Dükkân konusunu neden tartışıyor?
Bunlar da böylece giderler. Şimdi, bu dînî ve siyâsî ve ekonomik ve askerî vesâire dükkalıklara biat etmeyen insanların, biat etmeyen, ister bu cemâat olsun, ister tarîkat olsun, ister siyaset olsun, adına ne derseniz deyin.
Dinî dükkân ne demektir?
Bunları normalde giderler, gelirler, ziyaret ederler. Çünkü o kimse o dînî dükkânlığa biat etmiştir. Bunlar da böylece giderler.
Dinî dükkân biat etmeyen insanların nâmûs ve şerefine ne yaparlar?
Bunların nâmûs, şeref ve haysiyetleri bu dînî dükkalar tarafından alaşağı edilir. Şeref ve haysiyetlerinden laf söylenir. Bunların şeref ve haysiyetleri toplum nezdinde küçültülmeye çalışılır. bunların şeref ve haysiyetlerini dillerine pelesenk ederler. Her türlü yaftalamayı yaparlar.