Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: Siyaset ve Devlet — Sayfa 2

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Siyaset ve Devlet(303) — Sayfa 2/4

İslâm’ın değiştirilemez hükümleri nelerdir?

İslam’da herhangi bir otorite yok. Bugün dininizi tamam ettim, din olarak da sizi İslam’ı seçtim. Böyle olunca bunu değiştirecek bir organ, bir güç yok. Kilise için, Hristiyanlar için var. Kim? Papa. Papa oturur, herhangi bir Hristiyan’ın hükmünü ortadan kaldırabilir. Yeni bir hüküm koyabilir. O yüzden zaten İznik konsülünde 800-900 tane incil çıktı orta yere. Ve o günkü konsül bunu dörde indirdi. Dördün haricindekileri lav etti, yok etti. Dördün haricindeki incillere inananları da kafir olarak nitelendirdi. Ve bulunduğu yerde öldürülmesi lazım dedi. Mesela Barnabas incilini kabul etmedi. Barnabas incilinde Hz. Muhammed Mustafa’nın da gelecek peygamber olduğu geçiyor. Ve şu anda da Barnabas incili bulundu, açıklanamıyor. Bir böyle şehir efsanesi dolaşıyor.

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

Dinlerin kaideleri neden demokrasiyle bağdaşmaz?

Çünkü bu dinlerin dahi kaideleri bellidir, kuralları bellidir. Nerede insanlar duracağı, nerede yürüyeceği, nerede oturacağı bu da bilir. Kurallar manzumesidir bir din. Hangi din olursa olsun. E karşısında kurallar manzumesi gibi duran bir din dururken orada. Kuralı belli olmayan, başı ve sonu belli olmayan, durduğu yer ve zemin belli olmayan bir… Kuralı belli olmayan, başı ve sonu belli olmayan, durduğu yer ve zemin belli olmayan bir…

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

Demokrasi ile dinler arasında nasıl bir uyumsuzluk vardır?

Karışık ve kargaşe içerisindeki felsefenin nesine uyacak o din? Mümkün değil bu. Bunu bugün alsak, iesevilik adına konuşsak burada benim tarzım değişmeyecekti yine. Ben diyecektim ki, bu kimin? Diyelim ki Yuhanna İncilinden konuşalım. Yuhanna İnciline göre de demokrasi uygun değil Yuhanna İnciline. Paulosa da uygun değil. sonuçta en cezası az olan, cezası az olan… Ceza kategorisinde cezası hiç yok denecek kadar az olan iesevilik dahi uymaz demokrasiye.

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

Dinlerde seçim süreci nasıl işler?

Siz bir kilise papasınızı kendiniz seçemezsiniz. Oradaki cemaat bir papas seçemez. Oradaki cemaat kilisenin yönetimine karışamaz. Oradaki cemaat ders günlerini, ders saatlerini, ibadet saatlerini, ibadetin yapınış şeklinin şemalini iesevilikte cemaat bunları karışamaz. Mümkün değil. Siz bir papa seçimini dahi karışamaz. Cemaatin hiçbirisi karışamaz. Papayı Hristiyanların kendileri mi seçiyorlar? Hristiyanların kendileri mi seçiyorlar? Hayır. Hakanbaşını Yahudilerin kendileri mi seçiyor? Hayır.

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

Müslümanların inançları ve davranışları nasıl değerlendirilir?

Hayır. Biz Müslümanların inançları ve davranışları girift değil. Biz Müslümanların inançları ve davranışları hiç de anlaşılmaz bir noktada değil. Namazımız belli, orucumuz belli, İslam’ın hukuku belli.

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

İslam’ın cevap verme kapasitesi nedir?

Evet belki de yeniden iştahat edilmesi gereken alanlar olabilir ama girift değil, boşlukta değil. Bazen zaman zaman derim ben hangi konuyu sordunuz da onun karşılığında İslam’ın bu konudaki vermiş olduğu bir hükmü size söylemekten geri durduk? Hangi konuyla karşılaştığınızda, İslam’a bunu sordunuz da oradan cevabını almadınız? Bu mümkün değil. O zaman girift bir durum yok. O zaman Müslümanlar adına meydanda kalmış, açıkta kalmış, cevabı verilmemiş bir konu yok.

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

İslam’ın klasik eserlerinden cevap verme kapasitesi nedir?

Cahil Müslüman var, cahil bir din yok. Eğitimsiz Müslüman var, eğitimsiz bir din yok. Kendini tamamlayamamış bir Müslüman var, kendini tamamlayamamış bir din yok. Burada Müslümanların eksiklikleri dindeki eksiklikten kaynaklanmıyor. Zaman olsun, hangi profesör gelecekse gelsin zaman olsun. Ben kendimce klasik eserlerimi alayım yanıma. Bakın kendi kafamdan dahi söylemeyeceğim. O ne sorarsa, bendeki mevcut klasik eserlerin hepsinden ben ona cevap vereceğim.

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

İslam’ın cevap verme kapasitesi neden zengin?

Bendeki mevcut klasik eserlerin hepsinden ben ona cevap vereceğim. Türkiye değil, dünyadaki bütün profesörlere, bütün alimlere, herkese sesleniyorum. Bu boş bir muhabbet değil, boş kabadayılıkta değil. Gelsin kim gelecekse, ne hangi soruyla gelirse gelsin. Onu Kur’ân’dan, Sünnet’ten, Hanefi fıkhından, Şafi’den, Maliki’den, Hanbeli’den, bakın kendi kalbime gelenden değil, hepsinden de cevaplayacağım onlara. Hepsinden.

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

Siyasal İslâm ile demokrasi arasında nasıl bir uyumsuzluk vardır?

Kadınların Kur’ân-ı Kerim okumayı öğreten ve öğrenen kadınların Hainzli zamanlarında öğrenmeleri ve öğretmeleri Hanefi’ye göre caiz değil. Maliki’ye göre caiz. Bak kargaşa değil, o zenginlik kargaşa değil ya. O zenginlik o kargaşa gibi görünen şey insanlara ne oldu? Kapağı araladı. O zenginlik oldu, kargaşa olmadı. Uygulamak isteyene ne oldu? Kapağı araladı. Veya kadınların seyahatiyle alakalı. Mesela ne derdim öyle bir zaman gelecek ki filanca yerden haccını yapacak kadınlar tek başına.

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

İçtihâd zenginliği nedir?

İki kişi çıkarsa üçüncüsü şeytandır. Üç kişi yola çıktığında birinizi imam seçiniz diyor. Doğru mu hadis doğru. Neyle alakalı? Yol güvenliğiyle alakalı. Bakın yoksa erkeklere de yasak olacak. Bu sadece kadınlara ait bir şey olmayacak. Demek ki İslam bütün ahalinde her şeyle dip duru duruyor.

Kaynak: 2. Siyasal İslâm: Demokrasi ile İslâm’ın Uyumsuzluğu, Helvadan Put Kıyası, Sarı

Halifenin az edilmesi neden gerekir?

Bununla alakalı bazı padişahların az edilmesi gibi. O padişahlar az edilirken Şehri-i İslam’lık tarafından az ettirildi, fetvalarla az ettirildi. Ve yine bir maddede adalet sıfatını kaybedip fıstıka yöneldiğinde, fıstıka yönelmek, tabrica ise günah-ı kebayelere yönelmek, Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki şeylere yönelmek o zaman da halife az edilebilir.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Halifenin az edilmesi için hangi nedenler geçerlidir?

Bunlardan sıraladığım birinci ve ikinci nedenler, dördüncü neden içerisinde de ele alınacak olunursa, halifenin azini gerektiren konuları biz iki noktada birleştirebiliriz.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Halifenin adaletten ayrılması ve bedenindeki noksanlıklar neden önemlidir?

Birincisi halifenin adaletten ayrılması, ikincisinde de bedeninde noksanlıkların gelmesi. Şimdi zaten asıl sıkıntı bu az edilirken silahlı bir kalkışmanın olup olmaması ile alakalı problemler var. İslam genel manada anarşiye karşıdır ve eğer bu azle karşı bir iç savaş söz konusu olacak olursa İslam ve bugüne kadar bütün fakihlerin ortak bir anlayışıdır. Bu ortak an, kan dökülmesin, anarşi çıkmasın, anarşiye sebebiyet vermeyelim.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

İslam’da iç savaş neden engellenir?

Çünkü bu anarşiye sebebiyet verilirse, anarşi söz konusu olursa o zaman çok kan dökülmesinden dolayı fakihler bundan uzak durmuşlar. Ve uzak durarak iç savaş çıkmasını, Müslümanların kanlarının dökülmesini biraz böyle tabircay ise istememişler. Öyle olunca da silahlı bir kalkışma Müslümanların arasında çok revaçta olmamış.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Radikal İslamcı gruplar neden mevcuttur?

Buna karşılık radikalılar, mevcut Müslüman toplum ile herhangi bir uzlaşmanın mümkün olmadığını düşünür, siyasal bir kopuşu savunuyorlar. Ve 100 yılın ilerici ideolojilerinden ödün çalınan bir başka kavramı, devrim kavramını kullanıyorlar. Kopuşun teorisyenliğini yapan ve 70’li yıllarda devrimci gruplara esin kaynağı olan Mısırlı Müslüman kardeşlerden Seyyid Kutuptur. 1966’da idam edildi. Evet, Seyyid Kutup ve etrafında ve Seyyid Kutuptan sonra bir kısım böyle unsurlar olmuş. Bir kısım böyle unsurlar da Müslümanların içerisinde yayılmışlar.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Radikal İslamcı gruplar nasıl Müslüman toplumu etkiler?

Ve onlar, bunların içerisinden çıkan bazı gruplar eğer onlardan değilseniz sizi müşrik ve kafir hükmüne sokup bütün herkesi küfür dairesine sürükleyip bırakmışlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu tip insanlar olmuş mu? Olmuş. Bu tip insanlar hala da var mı? Var. Ve onlar mevcut Müslüman toplum olan la ilahe illallah Muhammeden Resulullah deyip kah namaz kılan, kah kılmayan, kah oruç tutan, kah tutmayan Veyahut da böyle İslam hukukundan çok haberi yok.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

İslam hukuku nasıl bir yapıya sahiptir?

İslam hukuku olsa da olur, olmasa da olur. Bu konuda bir bilinci yok. Cahil. Bu tip insanları direkt karşı safhını alıp, bunları küfür safhını alıp, bunlarla da mücadele etmeyi göze almışlar.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

İslami devletin modern devlet yapısına göre nasıl bir yapıya sahip olabilir?

Sonuçta 1400 yıllık bir din, 1400 yıllık bu din, devletler bazında da temsil edilmiş. Devletler kurulmuş, medeniyetler kurulmuş. Bunlar eksik noksan bazı fıkihi meseleler olsa da bunların hepsi de temeli mevcut. Anne yasamız Kur’andır. Bu sologana Mısırlı Müslüman kardeşlerden Afgan İslamcılarına kadar her yerde rastlanır.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

İslami devletin tarihsel örnekleri nelerdir?

Bunu şöyle de örnekleyebiliriz. 600 yıllık bir Osmanlı devleti var, ondan önce Selçuklu devleti var, ondan önce Abbasi’ler var, Emeviler var. İslami devlet modeli olarak baktığımızda Emevilerden önce dört halife dönemi var, dört halife döneminden Hz. Peygamber’in dönemi var. Biz bu dönemlere baktığımızda devletin bütün fonksiyonları çalışmış, devlet bizatihi bütün her dairede ihtiyaçlara cevap vermiş.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

İslami devlette emir nasıl belirlenir?

Oylama ve seçim birçok İslamcıya İran istisna tutalım. Ümmetin birliğini zayıflatan, yalnızca Allah’tan asıl olan bir şeyi nispileştiren, insanileştiren bir düşünce gibi görülür. Tabii emir nasıl seçilecek, bu işin doğrusunu söylemek gerekirse bizim önümüzde örnekler var. Bu örneklerden ilk örneğimiz Hz. Peygamber’in, hem Peygamber’i, hem Medine-i Münevvere’de aynı zamanda devlet başkanıydı. O yüzden Hz. Muhammed Mustafa’a, sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, Mekke döneminde bir devlet başkanının vazifesi yoktu.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Şeytan diye taşı taşlama ilkelliğini gösterip bu çağda hâlâ bunu din ve dinin gereği zanneden toplumlar neden var?

Şeytan diye taşı taşlama ilkelliğini gösterip bu çağda hâlâ bunu din ve dinin gereği zanneden, aklı gelişmemiş, bilime sahip olmayan toplumlar, bilimde gelişmiş ülkelerin ancak uçağı olmazlar mı çağımızda Tıpkı bizim olduğumuz gibi siz bilim bilim bilim diyerekten bilimi ilahlaştırırsanız o zaman dünya üzerinde dini inanışların hepsini yok edersiniz ve dini inanış yerine bilimi koyarsınız. Biz onlardan eliz Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Medet ya Abdülkadir demek kafir mi olur?

Geçen konuşmanızda medet ya Abdülkadir diyen kafir olur. Medet ya Allah demek gerekir dediniz. Benim videolarını izlediğim sarıklı cüppeli ölmüş bir şahıs. Konuşmalarına başlamazdan önce medet ya Sultanul Evliya diyordu. Böyle diyen kafir mi olur? Yoksa adamı çok imanlı bir Müslüman olarak tanımıştım.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Bir zattan medet ummak farklı mıdır?

Bir zattan medet ummak farklı bir şeydir. Bu Abdülkadir Geylani Hazretleri de olabilir. Abdülkadir Geylani Hazretleri’ni vesile etmek farklı bir şeydir. Yetiş ya Abdülkadir demek farklı bir şeydir. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Hamburg’tan sevgili selamlar ne ifade eder?

Hamburg’tan sevgili selamlar. İnşallah bize de gelir ve misafirimiz olursunuz. Bir el Almanya seyahatiniz olsun. İnşallah Allah nasip ederse gelirdin inşallah. Şu anda her ne kadar plan ve programımız dahilinde değilse de inşallah gelmeye gayret ederiz.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Mümkün değil hakkınızı helal edin midir?

Kenyalı kardeş görüntülü arama yapmış ama cevap verebilmez. Mümkün değil hakkınızı helal edin. Selamünaleyküm.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Atom bombasının bahsettiği meslevi 4610 ne ifade eder?

İçinde her atom bir güneş saklar derken eğer atom ağzına şöyle bir açar bu güneş bir çıkarsa şayet o pusadan gökler ve yer tuz buz olur ışıltısından meslevi 4610 yukarıda pirimiz atom bombası tarif etmiş yıllar öncesinden. Böyle ilimler hangi mertebede verilmeye başlanır? Bir de tasavvuf yolunda hayatında zina etmiş kişiye rüya ilmi verilmez diye duymuştum.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Zina etmiş bir kimseye rüya ilminin verilmez denildiğini duyduğunuzda ne düşünüyorsunuz?

Bu yolda buna benzer kurallar var mıdır? Hiç ilk defa duyuyorum zina etmiş bir kimseye rüya ilminin verilmez denildiğini. Burada da atom bombasının da bahsettiğini inanmıyorum meslevinin bu beytinde. Bu meslevinin bu beytinde farklı şeyler olabilir.

Kaynak: 25. Siyasal İslâm: Ulu’l-Emre İtâat Sınırı, Halifenin Azli, Seçim Serbestisi ve

Zü’nüvaslar ne yapmışlardır?

Zü’nüvas bir şehri yakıp yıktı. Bir şehir değil Arap yarımadasındaki şehirler yıktı. Dedi ki ya bana biat edeceksiniz kabul edeceksiniz ya da şehirleri dedi başınıza yıktı şehirleri başlarına yıktı. Komple Arap yarımadasında hüküm sürdü. Nısır’a kadar. Anadolu’ya kadar.

Kaynak: 48. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ruhun Aslına Dönüşü, Zünüvas–Ashab-ı U

Hz. Peygamber’in Taif ziyaretinin anlatımı nedir?

Hz. Peygamber’in Taif Ziyareti — Mekkeli müşrikler Taifli çocukları para vererek Hz. Peygamber’i taşlamaya kışkırttı; konuşmayı alkışla susturmak müşrik âdetidir — Hz. Nuh’tan beri süregelen bu âdet semâ ve zikir meclislerinde alkış yasağının fıkhî temeli.

Kaynak: 34. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Aşure ve Nuh Aleyhisselâm’ın Tufanı; Ş

Hz. Peygamber’in Taif yolculuğunun anlatımı nedir?

Hz. Peygamber’in Taif Ziyareti — Mekkeli müşrikler Taifli çocukları para vererek Hz. Peygamber’i taşlamaya kışkırttı; konuşmayı alkışla susturmak müşrik âdetidir — Hz. Nuh’tan beri süregelen bu âdet semâ ve zikir meclislerinde alkış yasağının fıkhî temeli.

Kaynak: 34. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Aşure ve Nuh Aleyhisselâm’ın Tufanı; Ş

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in Beytullâh’taki "remel" hareketini ve Mekke fethindeki "bin ateş" stratejisini misâl vermiş?

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, 2018 yılında Karabaş-i Velî Tekkesi’nde akdolunan bu 1. sohbet-i şerîfinde, evvelâ bir kardeşin sorusu üzerine bir ülkenin "Dârü’l-Harp" olduğunu belirten fıkhî şartları tafsîlâtıyla izah etmiş; İmâm-ı A’zam, İmâm Muhammed, İmâm Yûsuf, Serahsî ve İmâm Şâfiî’nin bu mevzudaki birbirinden farklı görüşlerini kıyâs etmiş, son Şeyhulislâm ve ilk Diyânet İşleri Başkanı Mustafa Sabri Efendi’nin Türkiye’nin demokratik-lâik hukuk devleti sistemine geçmesi sebebiyle Dârü’l-Harp olduğuna dâir fetvâsını ve onun hicret hâdisesini nakletmiş; bu fetvânın Türkiye’deki cum’a namazı için bir mâzeret teşkîl edemeyeceğini, her ne şart altında olursa olsun cum’anın terk edilemeyeceğini, Fâsık imâm arkasında dahi Hanefî mezhebine göre cum’a kılmanın câiz olduğunu beyan buyurmuştur. Ardından Enfâl sûresi 46. âyet-i kerîme olan "Birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider" âyetinin tefsîrini yapmış; Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in Beytullâh’taki "remel" hareketini ve Mekke fethindeki "bin ateş" stratejisini misâl vermiş. Sohbetin ikinci büyük bölümünde, Hz. Pîr Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’deki 770+ beyt civârındaki "taş ve demirden yapılmış çakmak" benzetmesi üzerinden nefsin terbiye edilemezliği, suyun taş-demir içindeki ateşi söndüremeyişi, küpün-testinin suyunun fânî oluşu, pınârın suyunun bâkî oluşu, Hristiyan ve Yahudi küfrünün nefsin ateşinden bir "fer" oluşu, nefsi tabiî-nebâtî-hayvânî-insânî tasnîfi, "put tezyîdi gizli kara su" mecâzı, "küçük cihâddan büyük cihâda döndük" hadîs-i şerîfi, şeyh-velî-üstâd ayrımı ve Şâh-ı Nakşib, Hazretleri başta olmak üzere bütün tarîkat pîrlerine hürmet beyânı bütün derinliğiyle izah edilmiştir. En sonunda ise Efendi hazretleri, günümüzde dini bir ticâret metâına çeviren "ders kâğıdı satanlar, şeyh yoğurdu-tesbihi-nalini satanlar, dergâh yanına otel-lokanta kuranlar, zekât memuru adı altında çek toplayanlar ve siyâsî-bürokratik kademelerde iş takîbi yapanlar"a karşı son derece sert bir uyarıda bulunmuş ve "Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz" emrini vermiş; Mustafa İslamoğlu’nun kader ve hadîs-i şerîf inkârlarına da açık bir red beyan etmiştir.

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

Son Şeyhulislâm Mustafa Sabri Efendi’nin Dârü’l-Harp meselesine dair fetvâsı nedir?

Efendi hazretleri târihî bir vesîka olarak, Osmanlı’nın son Şeyhulislâmı ve ilk Diyânet İşleri Başkanı olan Mustafa Sabri Efendi’nin (1869-1954) bu mevzuda verdiği meşhur fetvâsını nakletmiştir: "Türkiye demokratik, lâik, hukûk devleti sistemine geçtiğinden dolayı Dârü’l-Harp’tir. Dârü’l-Harp’te bir Müslümanın cihâd etmesi veya hicret etmesi farzdır." Mustafa Sabri Efendi bu fetvâyı resmî olarak vermiş, sonra kendi fetvâsına imtisâlen Türkiye’den hicret etmiştir. Önce Mısır’a gitmiş, ancak orada duramamış, ardından Suriye’ye geçmiş ve orada vefât etmiştir. Efendi hazretleri bu târihî noktayı şöyle vurgulamıştır: "Bu fetvâsı onun durur hâlâ da. Buna karşı Diyânet bir fetvâ yayınlamamıştır." Yâni resmî Diyânet literatüründe bu fetvâya karşı bir reddiye veya ta’dîl bulunmamaktadır. Ayrıca Süleymân Demirel’in televizyonda "Türkiye Dârü’l-Harp’tir" dediğini de hatırlatmıştır — ki Demirel bir Cumhûrbaşkanı olarak fetvâ verme yetkisi olmasa bile, onun da böyle bir "görüşü" kamuoyuna deklâre ettiği târihî bir vâkıâdır.

Kaynak: 1. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Dârü’l-Harp ve Dârü’l-İslâm Meselesi, E

Cumhûriyetin İslâmî temeli nedir?

2017 Karabaş-i Velî Tekkesi sohbet serisinin 10. oturumunda Mustafa Özbağ Efendi; hiperaktif çocuk, eşinin "canım" mesajları ile aile içi krizler, "Bursa esnafı"nın hizmet anlayışı eksikliği gibi pratik aile-toplum sorunlarını, Cumhûriyet bayramı vesîlesiyle Hilâfet sisteminin Hz. Hasan’dan sonra Muâviye ile bozulduğu ve İslâm’da seçim sisteminin Hulefâ-i Râşidîn ile sünnetleştiği gerçeğini, Padişahlığın bir İslâm yönetim biçimi olmadığını ve Cumhûriyetin gerçek mânâda yerine konulursa İslâm ile çatışmadığını, İbn Arabî hazretlerinin meşhûr şiirini ("Kapısını çalıp ısrarla, ümitle, pür dikkat bekledim, ta ki çehresinin azameti gözün önünde belirene kadar — gel dedi"), İbn Arabî’nin "hem o hem o değil" denkleminin yolun başında teşbîh-tenzîh olarak uygulandığını ama Hz. Pîr’in ileri makâmlarda tenzîhi atıp "lâ fâile illallâh" hakîkatine geçtiğini, "Allâh’tan gayrı her şey olan varoluş", insanın "halîfetü’l-lâh" oluşu, hayalin iki çeşidi (kişinin bilgi-istidâdından kaynaklanan vs. paketlenmiş Hakka âit hayal), beşinci esmâdan sonra dervişe açılan paketlenmiş hayal âlemini, hayal-rüyâ-ilhâm-vahiy bilgi edinme silsilesini, Hz. Mûsâ’nın yaşlı ihtiyâra yemek vermeyişi-Tûr-i Sînâ’da "geldim ya Mûsâ" cevabı kıssası ile farklı perdelerde Allâh’ın tecellîsini ve İslâm dünyâsının "emaneti ehline teslim etme" Sünnet’ini terk ettiği için kıyâmeti kendisine çağırdığını tafsîlâtlı bir şekilde açıklamaktadır.

Kaynak: 10. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Cumhûriyetin İslâmî Temeli, İbn Arabî

Vatikan-Papa "Oğul" konumunda mı?

Efendi hazretleri Hristiyan dünyâsındaki "din adamlığı" anlayışını eleştirir: "Vatikan bir devlet — ekonomisiyle, parasıyla, varlıklarıyla bir devlet. Yâni maddesel. Batıda üst insan dînsel anlamda papalıktan geçecek. Burada İslâm-sûfîliyle ayrışan yer şu: İslâm’da din adamlığı profili yok. İslâm’da halîfe var. Bu halîfe siyâsî ve askerî otoritedir. Dînî otorite değildir."

Kaynak: 4. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Hayalin Surete Bürünmesi, İslâm’da Cins

İslâm hukûkunun devletten beklediği beş emniyet nelerdir?

Efendi İslâm hukûkunun devlete koyduğu yükümlülüğü çok açık bir şekilde sıralar: "Bir Müslümân için devlette aranılacak beş özellik lâzımdır:" Cân emniyeti: Bir devlet, kendi tebaasının cân emniyetini sağlamak zorundadır. Nâmus emniyeti: Kendi tebaasının nâmus emniyetini sağlamak zorundadır. Din emniyeti: Kendi tebaasının din emniyetini sağlamak zorundadır. Akıl emniyeti: Kendi tebaasının akıl emniyetini sağlamak zorundadır. Mâl emniyeti: Kendi tebaasının mâl emniyetini sağlamak zorundadır.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Kur’ân’ı tam olarak anlayan bir kişi, Kur’ân’a aykırı hadîsleri kabul etmemektedir. Bu durumun ne anlama gelmektedir?

Efendi hadîs inkârcılarına çok keskin bir meydan okuma yöneltir: "’Kur’ân’a aykırı hadîsleri kabul etmiyorum’ demek — demek ki bu arkadaş Kur’ân’ı öylesine anladı. Nahvini, gramerini, mânâsını, öylesine Arap diline-Arap edebiyâtına hâkim. Öylesine lehçelere hâkim ki Kur’ân’ın okunuş lehçelerinden dahî mânâ çıkarabilecek hâlde. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in söylemiş olduğu hadîs-i şerîflerin lehçesine de hâkim." "Bugüne kadar bu cesârette bir kimse olmamış hiç. Ne İmâm-ı A’zam, ne İmâm-ı Şâfiî, ne İmâm-ı Mâlikî, ne İmâm-ı Hanbelî — dört mezhep imâmı. İmâm Muhammed, İmâm Yûsuf, Taberânî, Tirmizî — 1400 yıldan beri gelen bütün İslâm ulemâsının içerisinden böyle bir kimse çıkıp söyleyememiş. Câhil cesâretli oluyor."

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Mü’min laik olamaz. Bu ilkenin nedeni nedir?

Efendi çok kritik bir ilke koyar: "Mü’min laik olamaz. Neden? Bir kimse bir inanca sâhipse, o inancını yaşamak ister. Bütün inançları eşit mesafede duramaz. ‘Ben bugün Hristiyanların kilisesine gideyim, yarın Yahudîlerin havrasına gideyim, ertesi gün Hinduların tapınağına gideyim, ertesi gün de câmîye gideyim.’ Böyle bir inanç sergileyemez." "Laiklik sekülerliktir. Dinle alâkalı herhangi bir şey devletin kabul etmemesidir. Devlet dinle alâkalı hiçbir şey kabul etmez. Bu ütopyası bunun, felsefesi — yaşanan var mı? Hayır. Bir mü’min dini kabul etmezse nasıl dindar olacak? Mümkün değil. O yüzden mü’min laik olamaz, bir Müslümân."

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Türkiye’de laikliğin paradoksu nedir?

Efendi Türkiye’deki laikliğin paradoksunu çok sert bir şekilde ortaya koyar: "Laikliğin en katı savunucularından birisi — Türkiye Diyânet İşleri Başkanlığı’nı nereye koyacaksınız? Diyânet İşleri Başkanlığı’nın maaşını devlet veriyor. Peki Ortodoksların patriğinin maaşını kim veriyor? Katolik papazların maaşını kim veriyor? Onlar kendi cemaat olarak nitelendiriliyor, kendileri veriyorlar." "Neden Türkiye’de de herkes kendi câmîsinin imâmının maaşını verse ne olur? Olmaz. Neden Avrupa’daki gibi serbest bırakmamışlar Cumhûriyet kurulurken? Bırakmazlar. Neden? Burada dindarlar fazlalaşır, hâkim olurlar diye düşünmüşler."

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Osmanlı’nın çok hukuklu sistemi ve bu sistemin laiklik açısından nasıl değerlendirildiği hakkında ne söylendi?

Efendi çok cesur bir tespit yapar: "Burada hoplacak ortalık — demek ki Osmanlı en laik devletmiş bu mânâda. Daha ileri söyleyeyim: Osmanlı’nın devlet düzenini yakalayamamış hiç kimse. Osmanlı da çok hukuklu Osmanlı. Siz Kırım’da Osmanlı’nın hukûkunun geçerli olduğunu mu zannediyorsunuz? Yerel hukuk sistemleri var." "Osmanlı bunlara hiç karışmıyor. Bir tâne ibâre yok meselâ ‘filanca yerde dînî inanışlarından dönüyor, böyle davranıyorlardı Osmanlı yasakladı’ diye. Bir tâne ibâre yok." "Gerçekten İslâm hukûkuna göre bir devlet, kendi tebaasının kendi dînî inanışlarında veya inançlarındaki bayramları, seyranları, özel günleri göz önünde bulundurup onlara müsaade etmesi gerekir."

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Devlet ismi "İslâm Cumhûriyeti" olmalı mı? Bu mesele hakkında ne söylendi?

Efendi çok önemli bir tavır alır: "Devlet ismi İslâm Cumhûriyeti olmalı mı? Aslâ katılmıyorum. Bir devletin adına ‘İslâm Cumhûriyeti’ diye koyduğunuzda, o devletteki eksiklikler ve noksanlıklar İslâm’a mâl edilecek çünkü. İslâm inanış, düşünce ve yaşantısı zirve bir şeydir. Ulaşmaya çalışan her kimsede bunun eksikliği vardır." "Bir cemaatin, bir partinin, bir tekkenin, bir dînî topluluğun kendisini ‘İslâm’ın en güzel şekilde yaşandığı bir topluluk’ olarak anılmasının lanse edilmesini kabul etmiyorum. Bunlar — Allâh muhafaza eylesin — tehlikeli noktalar."

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Kimlik kartlarındaki din ibâresi meselesinde Efendi’nin ne dediği hakkında ne söylendi?

Kimlik kartlarındaki din ibâresi meselesinde de Efendi serbestlikten yanadır: "Bir kimse kendi dînini oraya yazdırmak istiyorsa yazdıracak, istemiyorsa yazdırmayacak. Bundan doğacak olan sonuçlara da imza atacak."

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Nevruz bayramının Orta Asya’dan gelen bir bahar bayramı olması ve bu bayramın Türk kültüründeki yeri hakkında ne söylendi?

Efendi sohbette 18 Mart-21 Mart aralığına denk geldiği için Nevruz bayramına ve Çanakkale Zaferi’ne değinir: "Nevruz, Orta Asya’dan itibâren oradaki bütün kavimlerin kendilerince bir bahar bayramı. Keşke bu bahar bay Ramadan olarak kutlanabilse. Bizim çocukluğumuzdaki Nevruz gibi kutlansa." Efendi çocukluk âdetlerini nostaljiyle anlatır: "Evlenmek isteyen genç kızlar evlerinin bahçelerinin bir köşesine bir maketten ev yaparlar. İçine bir tâne gelinliklik bebek, bir tâne damatlık bebek koyarlar. Kendilerince dilek tutarlar. Ateşler yakılır, ateşlerin üzerinden hoplanır. Gençler, sevgililer birbirleriyle buluşurlar." "Bir efsaneye göre Hızır ile İlyâs Peygamberin buluştukları gün. Öyleydi. Şimdi Güneydoğu’da PKK’nın kalkışması oldu Nevruz. Şimdi bu ülkede ‘Nevruz’ denilince herkesin aklına bomba geliyor. 10 yıldan beri Nevruz denilince herkesin tüyleri diken diken oluyor."

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Nevruz’un Türk kültüründeki yeri ve Ergenekon ile olan ilişkisi hakkında ne söylendi?

Efendi Türk kültüründeki Nevruz’un Ergenekon ile olan ilişkisine değinir: "Türk kültüründe Nevruz ‘doğuş, diriliş’ anlamına gelir, aynı zamanda bahar başlangıcı sayılır. Türk kültüründe Nevruz’un bir adı da Ergenekon’dur. Ergenenin mânâsı ‘dağın kemeri’, konun mânâsı ‘diktir.’ Harun, bunlar sana bak ha — ilk kıble!" Efendi Ebulgâzî Bahâdır Hân’dan bir alıntı yapar: "İlhanoğulları savaşta yenilince geride sağ kalan en küçük olan Kıyan ve eşi Nüküz ile yeğeni kaçıp dağların arasında bir yere göçtüler. Buraya da Ergenekon adını verdiler. Çoğaldıkça çoğaldılar. 400 sene sonra buraya sığmaz oldular. Çıkış yolunu bir demirci buldu. Tanrının kudretiyle demir eriyip yükle bir deve geçecek kadar bir yol açıldı. O ayı, o günü, o saati bekleyip dışarı çıktılar. O vakitten beri bugün bayram yaptılar."

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Âlemi: Nefsin Sûret Alışı konusunu ele alıyor mu?

Yapılan sohbet, Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Âlemi: Nefsin Sûret Alışı konularını ele alıyor.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Nevruz Bayramı İslam’a uygun mudur?

Nevruz mecûsî, İslâmiyet’e aykırı değildir. Nevruz sultânîdir. Örfte var olan bir âdettir.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Osmanlı’da Nevruz’a karşı fetvâ verilmesi gerekir miydi?

Osmanlı’da çok büyük zâtlardan, büyük ulemâ aslâ Nevruz’a karşı bir fetvâ verme ihtiyacı duymamıştır. Sonradan sonradan bu, Osmanlı’nın ilk zamanlarında halkın kendi içerisindeki âdet, gelenek olduğundan bunlara fetvâya bile gerek yoktu. Sonradan bunları fetvâya sormaya başladılar.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Nâzım Hikmet’in Mevlevî kökü ve Çanakkale Zaferi ile ilgili ne söylendi?

Nâzım Hikmet’in bir Mevlevî dervişi olduğunu unutmayın. Siyâsî sebeplerden dolayı Nâzım Hikmet’e karşı cephede durmayın. Mevlevîler aykırı insanlardır.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Uykunun İslam’da nasıl tanımlandığı?

İslâm ulemâsı uykuyu küçük ölüm olarak nitelendirmiş. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem de uykuyu ‘yarı ölüm, küçük ölüm, ölümün kardeşi’ olarak nitelendirmiş. Çünkü uyku esnâsında ruh bedeni terk eder gider. Eğer ruh geri dönmezse cân da alınır.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Ölüm anında Peygamberlerin Velîyi karşılanması nedir?

İbnü’l-Arabî’nin Fütûhât’tan okunan pasaja göre ölüm yaklaşırken o kimseye peygamberlerden birisi görünür. Çünkü âlimler peygamberlerin vârisleridir. Bu nedenle ölüm yaklaşırken ona Hazret-i İsâ, Hazret-i Mûsâ, Hazret-i İbrâhîm, Hazret-i Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem veya başka bir peygamber görünür.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Cenâb-ı Hak’ın ilhâmı nasıl gerçekleşir?

Cenâb-ı Hak zaman zaman ya direkt onun kalbine ilhâm eder, kalbindeki nûrun üzerinden ya da direkt Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem konuşur onunla. Her iki taraftan hangisinden gelirse gelsin, haktır. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem konuşsun veya Allâh direkt hitap etsin — ikisinin arasında fark yoktur.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Ölüm anında peygamberlerin isimlerini zikretmek ne anlama gelir?

Bunlar avâmın işidir. Kendilerince burada laf üretirler hep. Sorarlar ya: ‘Hocam, vefât ediyor, gülüyor mudur? Allâh Allâh, gülüyor olsa ne olacak, gülmüyor olsa ne olacak?’ Veya ‘Ölüm anında söylediği sözler yaptığı şeyler gördüklerini söylüyor’ — herkes oralardan bir şey çıkarır. Çünkü avâm bu müşâhede yerini aslâ bilemez. Sâdece Allâh’a yakın olan keşf sâhipleri bilir.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Güzîde Hanım Hâdisesi nedir?

Güzîde Hanım vardı ya, hâfız, yukarıda kursu olan. Onun vefât ettiğinde cenâzesine gitmiştim. Emîr Sultan Hazretlerinin hemen altına defnedildi. Ben özellikle husûsî cenâzesine gittim. Bursa’daydım o zaman. Millet telâş, tabiî cenâze gömme işlemleriyle meşgûl olurken öyle bir an böyle — Allâh affetsin, bu tip şeyleri gördüğümden değil — içimden ‘niye gömüyorlar ki?’ dedim. Herkes, ‘niye gömüyorlar ki?’

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Semerci Hâfız Efendi Hâdisesi nedir?

Tire’de Semerci Hâfız Efendi vardı. Kendisi Nazilili Ali Efendi’nin halifesiydi, bu fakîri de çok severdi. Ben o zaman Bursa’dayım, aramızda bir hukuk vardı, muhabbet vardı. Allâh affetsin — ben onun öldüğünü bir anda gözümün önüne geldi böyle. Yine melekler Kur’ân okuyor-okuyor götürüyorlar bunu. ‘Allâh’ım’ dedim, ‘bu herhâlde vefât etti galiba’ dedim içime geldi. Telefon açtım hemen, bizim Alişşan’a telefon açtım. ‘Semerci Hâfız Efendi vefât etti mi?’ dedim. ‘Cenâzesinden geliyoruz şimdi’ dedi. ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn’ dedim.

Kaynak: 32. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik Analizi, Nevruz Bayramı ve Berzah Â

Teröristler neden İslâm toplumlarından çıkıyor?

Bu teröristler lâik-demokratik nizâmın içerisinde yetişen Müslümânlar. Bu teröristler İslâm devletinde yetişmedi. Bu teröristler İslâm okullarında yetişmedi. Bu teröristler İslâm’ın tekkelerinde, medreselerinde yetişmedi. Şu anda dünyâ üzerinde bir İslâm devleti yok. İslâm hukûkunun icrâ edildiği bir yer yok.

Kaynak: 25. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Teennî, Mîrâs Hukûku, Namaz Tembelliği ve A

Tarihi darbelerin modernleşme iddiasını nasıl iflâs eder?

Efendi, tarihi darbelerin modernleşme iddiasını iflâs eder. 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 15 Temmuz 2016 darbeleri, modernleşme sürecindeki Türkiye’nin demokratik değerlerin ihlali ve darbe ile yönetilmesini gösterir.

Kaynak: 16. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kılıç Paslanınca İş Kötüleşir: Adalet, 15 T

Sahte sinnet bıyık bırakıp Müslümanların paralarını yiyen finans yöneticileri nasıl tanımlanır?

Sahte sinnet bıyık bırakıp Müslümanların paralarını yiyen finans yöneticileri "kurda bürünmüş"

Kaynak: 3. Dergâh Sohbeti — Tarîkat ile Tasavvufun Farkı, Esmâ Hiyerarşisi (Nakîb-Mukabb

Şizofrenik hastalar gibi: ‘Biri benimle konuşuyor’ der, cinle konuştuğunun farkında değil midir?

Büyük günâha çevrilmiş — adam öldürmekten sonra gelir. Önceden iftirâ sâdece kadınlara atılırdı; şimdi adamlara da atılıyor. Hiç kimsenin dedikodusuna kulak vermeyin — şeytan kulağa vesvese verebilir, cinler seslenebilir; insanlar bâzen yanlış duyduklarını da zannedebilirler. Şizofrenik hastalar gibi: Biri benimle konuşuyor’ der, cinle konuştuğunun farkında değildir. Aileleriniz, sülâlereniz, çocuklarınız, hayâtınız — iftirâ ve dedikoduyla felç etmeyin.” 8.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (20 Ağustos 2011) — Eş Seçimi, Anne Profili ve An

Hangi üç kişi Peyg, Efendimiz’in duâsıyla lânetlenir?

(1) Anne-babası yanındayken cenneti kazanmayan; (2) Ramazan ayı gelip geçerken affolmayan; (3) Peygamber Efendimiz’in adı anıldığında salâtu selâm getirmeyen. Cebrâîl Aleyhisselâm üç basamakta "Âmin" demiş, Peygamber Efendimiz de öyle.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (20 Ağustos 2011) — Eş Seçimi, Anne Profili ve An

İnsana hizmet mi daha hayırlı, i’tikâf mı?

Hadîs-i şerîf: "Bir dîn kardeşinin ihtiyâcı için koşmak on sene i’tikâfa girmekten daha hayırlıdır." Abdullâh ibn Abbâs Hazretleri bunu i’tikâftan çıkıp birinin ihtiyâcı için koşarak yaşamıştır. Sizin en hayırlınız etrafınıza en çok faydası dokunanınızdır. Ancak üstâd i’tikâfa girmeyi emrettiyse, ona uymak gerekir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (20 Ağustos 2011) — Eş Seçimi, Anne Profili ve An

Hz. Ebû Bekir Efendimiz’in sıddîklik makamına başkası ulaşabilir mi?

Hayır — ümmetten hiç kimse Hz. Ebû Bekir’in makamına ulaşamaz. Sıddîklık makamı vardır ve çok kimse bu makama ulaşır, ama Hz. Ebû Bekir sıddîklerin "ekberidir" — tıpkı Hz. Hamza’nın şehîdlerin ekberi olması gibi. Bazı dervişler tasavvuf büyüklerini bu makamda görebilirler; bu onların hüsn-i zannıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (20 Ağustos 2011) — Eş Seçimi, Anne Profili ve An

Kadir gecesi hangi gecededir?

Hadîsten sâbit olan son on günün tek gecelerinden biridir (21-23-25-27-29). Ümmet 27. gecede ittifak etmiştir. "Ümmetim yanlışta toplanmaz" gereği, ümmetin birleştiği yerde rahmet, bereket, hikmet vardır. Bu sene 27. gece Cuma gecesine denk gelmektedir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (20 Ağustos 2011) — Eş Seçimi, Anne Profili ve An

Eş seçimi, anne profili ve Anadolu’nun zulme direnişi konularında neler vurgulanmıştır?

Bu Ramazan sohbeti, eş seçiminin aslında "torunlarınıza dede-nine seçimi" olduğu çarpıcı tespitiyle başlayıp Müslüman bir toplumda "dindârını seçiniz" hadîsinin ahlâk olarak yorumlanması gerektiğini ortaya koymuştur. Anne profilinin baba profilinden önemli olduğu, "evi cennet, adamı adam edenin" kadın olduğu vurgulanmış; eşler için güzel ahlâk, israftan kaçınma, sosyal düzgünlük şart koşulmuştur.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (20 Ağustos 2011) — Eş Seçimi, Anne Profili ve An

Üç basamak hâlinde Peygamber Efendimiz’in Cebrâîl ile birlikte "Âmin" dediği üç lânet nedir?

(1) Anne-babaya hürmetsizlik; (2) Ramazan’da affolunmamak; (3) Peygamber Efendimiz’in adı anıldığında salâtu selâm getirmemek.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (20 Ağustos 2011) — Eş Seçimi, Anne Profili ve An

İtikâfta "kanlı et çıkan yemek" hâtırasıyla haram kazancın hem manevî hem maddî vahâmetine işâret edilmiştir mi?

İtikâfta "kanlı et çıkan yemek" hâtırasıyla haram kazancın hem manevî hem maddî vahâmetine işâret edilmiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (20 Ağustos 2011) — Eş Seçimi, Anne Profili ve An

Kadir gecesinin 27. gecede ümmet ittifakıyla aranması nedir?

"Ümmetim yanlışta toplanmaz" gereği, ümmetin birleştiği yerde rahmet, bereket, hikmet vardır. Bu sene 2,7. gece Cuma gecesine denk gelmektedir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (20 Ağustos 2011) — Eş Seçimi, Anne Profili ve An

Deist kimdir? Atatürk deist miydi?

Deist, Allah’ın varlığına inanan ama peygamberlere, kitaplara, dîn gününe, hesâba-kitâba inanmayan kimsedir. Türkiye’de İlhan Selçuk son deistlerden biriydi, Hacı Bektaş Velî’ye gömüldü. Atatürk hakkında herkes “bizimdendi” demeye çalışıyor — Müslümanlar da, deistler de, solcular da, ateistler de. Müslümanların Atatürk’ü neredeyse halîfe yapmaya çalışmasına üzülüyorum.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Kasım 2011) — Gölge Âlem, Deizm ve İslâm Sûfî

Ölülerin ziyareti ve ruhların serbestliği hakkında ne söylenir?

Serbest olan ruhlar ile serbest olmayan ruhlar vardır. Nefis mertebesi dördüncü makama (mutmainlik) ulaşmış ruhlar serbesttir ama tam serbest değildir. Bu ruhlar dolaşabilir; ancak ihtiyarları olsa zikir meclisine, Kâbe’ye giderler — evlerine mi yoksa meclislere mi? "Ölüler cuma akşamları evlerini ziyaret eder" demek tam doğru bir ifade değildir.

Kaynak: 53. Dergâh Sohbeti — Taklit, Nefis, Mutmainlik ve Allah’ın Boyası

Necmettin Erbakan’ın vefâtı ne zaman ve nasıl gerçekleşti?

Sohbet sırasında o gün gelen bir haber: "Biz gençken şimdi sâdece belirli bir şey. Denizdeki ileride çığmalarından birisi, uzun yıllar siyaseti müddetli siyasetinde, önemli hizmetler yapmış olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan — 11:40 itibariyle vefât etmiştir. Günâhlarını bağışlasın, rahmetiyle ihsân eylesin."

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (27 Şubat 2011) — Tîn Sûresi Tefsîri, Îmân ve Güv

İlâhî, müzik ve tekkfir meselesi nasıl ele alınmalıdır?

"Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-Resûlullah" diyen bir kimseyi veya cemaati küfürle ithâm eden kimselerden uzak durulmalıdır. Erbakan Hoca Refah Partisi’ni kurdu diye "kâfir," Bedîüzzaman Saîd-i Nursî Nûrculuk dinini kurdu diye "kâfir," Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri diye "kâfir" demek kabul edilemez. Bu isimlerin her biri bu memlekette dîne, Kur’ân’a, İslâm’a büyük hizmetler etmiştir. Birisi Kur’ân’ın öğretilmesinde, birisi Kur’ân’ın anlaşılmasında büyük fayda sağlamıştır. Erbakan Hoca siyasette Müslümanların alternatif bir ses getirmesine vesîle olmuştur. Bugün AK Parti iktidardaysa temeli Refah Partisi’dir. Bu insanlara küfür isnâd edenlere "Allah selâmet versin" deriz, bizim onlarla işimiz olmaz.

Kaynak: 68. Dergâh Sohbeti — Namazda Kıyafet, Melâmîlik, Ticaret Ahlâkı ve Siyâset

Kurbanın en aşağısı ne kadardır?

Kurbanın en aşağısı bir koyun veya keçidir. 8-9 aylık kuzu veya oğlak kurban edilebilir; 3-4 aylık hayvanları kurban etmeyin. Aslında süt kuzuları kesmek de memleketin hayvan politikasına uygun değildir.

Kaynak: 134. Dergah Sohbeti — Şükrün Hakikati, Vesvese ile Mücadele ve Kurban Ahkamı

Deccalın zahiri ve batıni boyutları nedir?

Her Devirde Deccaller Vardır. Deccal şahıs olarak, birey olarak, yaratık olarak işin sonunda çıkacaktır. Ama deccalden önce deccaller çıkacak ve bu her devirde mevcuttur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kendi devrinde bir kimsenin deccal olduğunu söylemiştir. Hangi sistem, hangi kurum, hangi devlet olursa olsun eğer insanları Kur’an ve sünnetten uzaklaştırıyorsa, bu uzaklaştırma argümanları ne olursa olsun, o deccal ve deccaliyete hizmet eder. Ekmek ve Su Meselesi. Deccalın yanında ekmek dalıyla su nehri varmış. İnsanlar kendilerini tarih boyunca ekmeğe ve suya ihtiyaçlı görmüşlerdir. İnsanlar bir midelerinden bozulurlar, iki cinsel organlarından bozulurlar. Karnını doyurmak için dinlerinden fedakarlık ederler. Deccal insanların önüne gayet muntazam bir hayat şartları koyabilir; karşılığında din alır. Dolaplarımız dolu, evlerimiz rahat ama iman yaşantımızda yok. Günlük hayatımızda rahatımızı kaybetmemek için dinimizden ve imanımızdan fedakarlık ediyoruz. İşte bu deccaliyettir. Deccalın Şaşılığı ve Kötü Kılavuzluğu. Deccal şaşıdır, Allah ise şaşı değildir. Deccal düzgün bir kılavuz değildir; şaşı olduğu için gideceği yolu karıştırır, peşine giden insanların da yollarını karıştırır. Deccal şaşı olduğu için biri iki görür, ikiyi üç görür. Tevhide ulaşamaz, Kur’an ve sünnet çizgisinde yürüyemez. Deccalın bir tarafında ateş, bir tarafında su vardır. Onun ateşi sudur, suyu ise ateştir. İman etmek ateş gibi, namaz kılmak ateş gibi, zikrullah yapmak ateş gibi gösterilir. Ama o ateşin içinde yüz bahçe vardır; İbrahim’i attıkları ateş gibidir, yakmaz. Deccal insanların imanlarını ince ince, tatlı tatlı alır götürür. İçimizdeki Deccali Katletmek. İsa aleyhisselam deccali tevhidle katledecek; onun üzerine öyle tevhid okuyacak, öyle tekbir getirecek ki deccal su gibi erimeye başlayacak. Önce gönlündeki deccali tevhidle, zikirle, aşkla, muhabbetle yok et. Eğer gönlüne Muhammed Mustafa’nın muhabbeti, sünneti, aşkı oturdu ise deccalın korkusundan emin ol, deccal ona bulaşamaz. Eğer sünnete ölümüne bir bağlılık, ölümüne bir muhabbet, ölümü,ne bir aşk varsa deccaldan korkma. Deccalın sana etkisi olmayacaktır. Deccalın Medine’ye Gelişi. Deccal gelecek, Medine’nin bir tarafına inecek, Medine üç kere sarsılacak. Orada bulunan her kafir ve münafık ona doğru çıkıp gidecek. Medine’nin içine deccal asla giremeyecektir; çünkü Medine’nin içerisinde Muhammed Mustafa var, Ebu Bekir var, Ömer var, Osman var, sahabeler var. Medine’nin yedi kapısı olacak, her bir kapıda muhafız iki melek duracaktır. Deccalın Zahiri Özellikleri. Abdullah İbn Ömer’in rivayet ettiği hadiste: Resulullah rüyasında Kabe’yi tavaf ederken esmer, düz saçlı bir kişi gördü; İsa bin Meryem olduğu söylendi. Sonra kırmızı yüzlü, uzun boylu, kıvırcık saçlı, sağ gözü sakat, dışarı doğru çıkmış üzüm tanesi gibi bir adam gördü; bu da deccal olduğu söylendi. İki kaşının ortasında ‘kafir’ yazılacaktır; bunu ancak müminler okuyabilecektir.

Kaynak: 176. Dergah Sohbeti — Deccal Meselesi, Arkadaş Seçimi ve Kibrin Tedavisi

Hidayet meselesi ve elest meclisi nedir?

Allah dilediğine hidayet eder. Ehl-i tasavvuf bir müddet sonra şöyle düşünür: Sen hidayet etmeseydin biz hidayet olmazdık. Hidayet O’nundur. Ama bunu herkes için genel olarak söylerseniz cüzi iradeyi ortadan kaldırmış olursunuz. Kalbi hal olarak böyle inanırız: Hidayete erdiren sensin, hidayetimizi artıran da sensin. Elest meclisinde Allah bütün ruhları yaratmış ve onlardan ahit almıştır: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ Bütün ruhlar ‘Evet, sen bizim Rabbimizsin’ demiştir. Biz o ahdi ruh olarak verdik, bu dünya o şahitliğimizi yerine getirme dünyasıdır. Ahde vefa da o elest halindeki ahdi yakalamak, o vefayı göstermektir.

Kaynak: 184. Dergah Sohbeti – Dervişlik, İslam Sevgi Felsefesi ve Nübüvvet Yolu

Tarikat görevleri: Çavuş, Zakir, Nakip ve Halife nedir?

Tarikat görevlileri iki şekilde tayin edilir. Birincisi: Üstad o kimsenin haline, ahvaline, davranışlarına bakar ve tayin eder. İkincisi: Manevi bir işaretle — evliyadan, ruhaniyetten gelen bir işaretle — tayin gerçekleşir. Her iki durumda da o kimse görevinin altını üstünü doldurmak zorundadır. Görev Sıralaması: Çavuşluk: Dergahın en temel hizmet görevi, üstad tarafından veya manevi işaretle tayin edilir. Zakirlik: Her namcı bir zakir değildir, her zakir de namcı değildir. Ayrı bir tayin ve liyakat gerektirir. Nakiplik: Seyr-i sülûkü başlamış kimseye verilmesi gerekir ama tarikatlarda bazen erken verilebilir. Halifelik: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine nisbet edilir, seyr-i sülûkü tamamlamış kimseye verilir. Nakiplik verilen kimse eğer altını üstünü dolduramaz, görevinin gereğini yerine getiremezse sonu iyi olmaz. ‘Nakipsin’ demekle nakip olunmaz, ‘halifeyim’ demekle halife olunmaz. Manevi tayin varsa o kimseyi top atsalar yıkılmaz; manevi değilse büyüklenmeyle gider.

Kaynak: 184. Dergah Sohbeti – Dervişlik, İslam Sevgi Felsefesi ve Nübüvvet Yolu

Afganistan, Irak, Pakistan’da yapılanlar bunun örnekleri midir?

Dünya üzerinde müşrikler ve kâfirler doğrudan İslam’a saldırmıyorlar; bunun yerine ‘terörle mücadele’ adı altında Müslümanları hedef alıyorlar. Afganistan, Irak, Pakistan’da yapılanlar bunun örnekleridir. Onların tanımlamasına göre vatanını savunan her Müslüman ‘terörist’ oluyor. Kurtuluş Savaşı’nı yapanlar da bu mantıkla terörist sayılabilir; oysaki meclisteki yüzden fazla kişinin elliden fazlası alimdi, hepsi namazında abdestinde, bir şeyhe intisap etmiş derviş insanlardı. Hadis-i şerifte buyruluyor ki: ‘Ahir zamanda Deccal öyle bir haber çıkarır ki en kısa zamanda her yere ulaşır.’ Eski alimlerimiz bunu bir şahıs olarak tasavvur etmişlerdi; halbuki bugün bu işlevi medya yapıyor. Medya ile çok makul, dindar bir Müslüman terörist haline getirilebiliyor ve Müslümanlar da buna kanıyor. Bu savaş İslam’ın içinden de yürütülüyor. Satılmış münafıklar avlanmış ve hadisleri reddediyorlar. ‘Bize Kur’an yeter’ diyorlar. On dokuzcular denen grup Tevbe Suresi’nin son iki ayetini bile Peygamber’in kendi kafasından uydurduğunu iddia ediyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini indirmeye çalışıyorlar ki hadisleri reddettirsinler, sonra da Kur’an’dan şüphe ettirsinler. Kâfirlerin asıl amacı budur.

Kaynak: 195. Dergah Sohbeti – Peygamberlerin Yanılmazlığı, Mümin Direnişçidir ve Duanın

Gazneli Mahmut ve köle kıssası nedir?

Gazneli Mahmut saraya perde yaptırmış, perdeciye bir mücevherat göndermiş. Perdeci çok kıymetli deyip sadrazama vermiş. Padişah meclisteki herkese sormuş: ‘Kırın şunu.’ Ne perdeci ne sadrazam ne de meclislerden hiçbirisi dokunmamış. ‘Efendim biz kıramayız’ demişler. Gazneli Mahmut, onu çok seven bir kölesini çağırmış. Vermiş mücevheratı eline. ‘Bu güzel değil mi?’ ‘Güzel.’ ‘Pahalı değil mi?’ ‘Pahalı.’ ‘Kıymetli değil mi?’ ‘Kıymetli efendim.’ ‘Kır o zaman onu.’ Köle kolunun altından iki taş çıkarmış, mücevheratı kırıvermiş. Herkes şaşırmış. Köle demiş: ‘Sultanımın sözünden kıymetli değil ya. Sultanım kır dedi, kırdım. Onun emri, onun sözü her şeyin üstündedir benim için.’

Kaynak: 241. Dergâh Sohbeti — Cehennemde Ebedî Kalma, Belâ ve Musîbet Hikmeti, Fedâkârlı

Peygamber’e itâat ebedî midir?

Peygamber (s.a.v.) Hazretleri bir şeye hükmettiyse, o hükme bütün Müslümanların itâat etmesi farz olur. Resûlullâh (s.a.v.) sağlığında Muâz bin Cebel’i Yemen’e vâli tâyin etmiştir. Oradaki Müslümanlar "Biz Muâz bin Cebel’in vâliliğini tanımıyoruz" demeye hakları yoktu. Böyle bir şey olsaydı, Ulu’l-Emr’e baş kaldırmaktan katledilirlerdi.

Kaynak: 254. Dergâh Sohbeti – Akıl ve Aşk Dengesi, Zikrullâh Meclisinin Fazîleti, Peygam

Rüyâda Peygamber görmek ve üstâda danışmak nedir?

Ehl-i sûfî, rüyâsında Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’ni gördüyse, ondan bir işâret aldıysa, o işâret sâlih kimselerin tâvîlinin netîcesinde kesinlikle uyulması gerekir. Uyulmayan kimse, Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’ne karşı küstahlık yapmış olur. Bir sûfî rüyâsında bir şey görürse, üstâdı varsa gidip istişâre edecek, rüyâsını anlatacak ve ne yapması gerektiğine dâir yol biçilecektir.

Kaynak: 254. Dergâh Sohbeti – Akıl ve Aşk Dengesi, Zikrullâh Meclisinin Fazîleti, Peygam

Miras davası ve hak arama nedir?

Dünyâ insanları birbirine düşürür. Dünyâ sevgisi insanların içerisinde fitneye sebep olur. "Ne olursa olsun akrabalarımla ilişkimi keseceğim" demek Kur’ân ve Sünnet mantığına ve ahlâkına uygun değildir. İlişkiyi kesenlerden olmayın; selâm verirlerse selâm alın.

Kaynak: 254. Dergâh Sohbeti – Akıl ve Aşk Dengesi, Zikrullâh Meclisinin Fazîleti, Peygam

Zorbalıkla mücâdele farzdır mı?

Karşınızdaki kimse zorbalıkla, hâinlikle, kurnazlıkla malınızı yemeye çalışıyorsa — ona karşı vazgeçmemek gerekir. Sırf zorbalığın, kurnazlığın hâkim olmaması için mücâdele edilmelidir. Bir şey hak ise hakkın arkasında durmak da haktır. Bir şey hak ise o hakkın uğruna ölmek de haktır.

Kaynak: 254. Dergâh Sohbeti – Akıl ve Aşk Dengesi, Zikrullâh Meclisinin Fazîleti, Peygam

Sakal bırakmak neden sünnet-i seniyye olarak değerlendirilmiştir?

Bütün peygamberler sakal bırakmışlardır ve bu sebeple erkeklerin sakal bırakması sünnet-i seniyye olarak görülmüştür.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Biat ve intisap arasındaki ilişki nedir?

Bir kimsenin dergâha intisap etmesi, bazı nakşî kaynaklarında ‘tövbe almak’ olarak nitelendirilmektedir. Ancak bir kimse Allah’a tövbe eder; mürşidine veya şeyhine tövbe etmez.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Biatlaşmada intisap edecek kimse hangi sözleri verir?

Biatlaşmada intisap edecek kimse; günah-ı kebâiri işlemeyeceğine, küçük günahlardan sakınacağına, namazını kılacağına, orucunu tutacağına, zekâtını vereceğine, imkânı olursa haccına gideceğine ve tarikatın âdâb u erkânına uyacağına dair söz verir.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Biatlaşmadan sonra ne yapılır?

Bu biatlaşmadan sonra o kimse Allah’a tövbe eder, tövbesinde sadık olur ve sözünde durur.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Şeyh Efendi rahmetullahi aleyh buyururdu ki?

‘Oğlum, biz böyle bir biatlaşmayı yapmıyoruz. Çünkü o biatta vermiş olduğu sözleri yerine getirmezse manen perişan olur.’

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Biatlaşmanın en sahih noktası nedir?

Biatlaşmanın en sahih noktası, o kimsenin rüyasında gerçekleşmesidir; ancak zâhirde de olabilir.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Manevi İcazet ve Vazifenin Hakikati nedir?

Bir kimse mürşid-i kâmil ise muhakkak bir şeyhi vardır ve muhakkak Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o vazifeyi ona tebliğ etmiştir.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Vazifeyi veren kimdir?

Vazifeyi gerçek manada almayan kimseler, vazifeyi kendilerine tebliğ edeni ‘vazifeyi veren’ olarak görürler. Eğer vazifeyi verenin Allah olduğunu görmüş olsa, o kimse kendisini vazifelendirenin Allah olduğunu bilecektir.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Rabıta meselesi nedir?

Rabıta meselesi geniş bir konudur. Genel olarak şeyhler, iki kaşın ortasına rabıta verirler.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Velayetten gelenlerin nuru nerededir?

Velayetten gelenlerin nuru alınlarındadır. Nübüvvetten gelenlerin ise iki nuru vardır: Biri alınlarının ortasındaki velayet nuru, diğeri sırtlarındaki nübüvvet nurudur.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Dışarıdan gelen eleştiriler ve sufiyun duruşu nedir?

Dışarıdan bakan insanlar sufi topluluklarını eleştirmişlerdir ve bazı haklı noktalar da bulmuşlardır. Sufi dairesinin içindeki bazı kimseler agresif, absürt veya eksik davranışlarda bulunmuşlardır.

Kaynak: 321. Dergah Sohbeti: Biat, Manevi İcazet, Rabıta ve Esrarı İlâhiyenin Hakikati

Siyasetten uzakız diyenlerin ikiyüzlülüğü nedir?

Bazıları ‘biz siyasetten uzakız’ derken siyasetin dik alasını yaparlar. Risale-i Nur’un bir kısmı siyasetten uzakız derken Demirel’i destekliyordu. Sonra bir kısmı Özal’ı destekledi. Siyasetten uzakız diyenler Özal vefat ettikten sonra Ecevit’i, sonra AK Parti’yi desteklediler. Şimdi yine siyasetten uzakız diyenler bir siyasi partiye şamar vurmaya çalışıyorlar. Bunların hepsi aldatmacadır.

Kaynak: 363. Dergah Sohbeti — Çocuk Eğitimi, Dervişlik Edebi, Siyaset ve Kalp Temizliği

İnsanlar ölünce kıymetlenir mi?

Ne yazık ki bizim toplumumuzda insanlar ölünce kıymetleniyor. Diriyken değil. Erbakan Hoca’nın cenazesinde bir milyon kişi saf tuttu. Keşke 28 Şubat’ta o bir milyon kişi onun arkasında dimdik dursaydı. Aynı şey Şeyh Efendi için de oldu. Allah rahmet eylesin. Sağlığında eleştirenler, sağlığında peşinde gitmeyenler, her türlü lafı söyleyenler ölünce kıymete bindirdiler. Sağlığında ders almayanlar öldükten sonra ondan şeyhlik aldılar.

Kaynak: 363. Dergah Sohbeti — Çocuk Eğitimi, Dervişlik Edebi, Siyaset ve Kalp Temizliği

Silahlı örgütlerin İslam dünyasında varlığı mümkün mü?

İlk başta Adem’den beri insanlar birbirlerini din adına katletmişlerdir. Bir kimse kendisiyle savaşmayan, kendisine silah doğrultmayan bir kimseye silah doğrultup savaşıyorsa onun haklılığı yoktur, ne adına olursa olsun. İslam dünyasında cemaatler, tarikatlar, büyük topluluklar ya yönetilir ya da yönlendirilir. Yönetemediklerini yönlendirirler. Irak’ta, Suriye’de veya herhangi bir İslam ülkesinde kendi başına kendi kendine bir silahlı örgütün oluşması mümkün değildir. PKK dahil bütün örgütlerin arkasında Yahudi, İngiliz, Amerikan parmağı olmadan o işler olmaz. Adına İslam deseler de, halifelik ilan etseler de bunların dinle alakası yoktur. Merkezinde dışarıdan yönetim vardır.

Kaynak: 396. Dergâh Sohbeti — Silahlı Örgütler, Demokrasi Eleştirisi ve Bilim-İman İlişk

Silahlı örgütlerin İslam dünyasında varlığı nasıl açıklanır?

Adem’den beri insanlar birbirlerini din adına katletmişlerdir. Bir kimse kendisiyle savaşmayan, kendisine silah doğrultmayan bir kimseye silah doğrultup savaşıyorsa onun haklılığı yoktur, ne adına olursa olsun. İslam dünyasında cemaatler, tarikatlar, büyük topluluklar ya yönetilir ya da yönlendirilir. Yönetemediklerini yönlendirirler. Irak’ta, Suriye’de veya herhangi bir İslam ülkesinde kendi başına kendi kendine bir silahlı örgütün oluşması mümkün değildir. PKK dahil bütün örgütlerin arkasında Yahudi, İngiliz, Amerikan parmağı olmadan o işler olmaz. Adına İslam deseler de, halifelik ilan etseler de bunların dinle alakası yoktur. Merkezinde dışarıdan yönetim vardır.

Kaynak: 396. Dergâh Sohbeti — Silahlı Örgütler, Demokrasi Eleştirisi ve Bilim-İman İlişk

Halifelik meselesi nedir?

Halifelik Hz. Ali Hazretlerine gelinceye kadar hem siyasi hem de dini idi. Hz. Hasan (r.a.) hutbede ‘ben siyasi olarak Muaviye’ye bağlandım’ dedikten sonra dini halifelik devam etti, siy nadir halifelik ayrıştı. İlk ayrışma budur.

Kaynak: 431. Dergah Sohbeti — İnşallah Meselesi, Zikrullahın Fazileti, İnfak ve Sadaka-i

Zikrullah halakasının fazileti ve önemi nedir?

Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Bir kimse bir zikir meclisine katılır, orada Allah’ı zikrederse, Allah bir münadi melek görevlendirir. O münadi seslenir: ‘Ey zikredenler topluluğu! Buradan af olmuş olarak kalkınız. Günahlarınız hayra çevrilmiş olarak kalkınız.’”

Kaynak: 443. Dergah Sohbeti: Allah Sevgisinin Sınırsızlığı, Tasavvufun Olmazsa Olmazları

Deniz kenarı tatil kültürü nedir?

Deniz kenarında heva ve hevesine uyan insanlar şeytanın ilk karşılaştığı kimselerdir. Bize batılılaşmadan kalma bir ölçüdür bu. Batı demokrasisinin getirdiği eğlence kültürü: deniz kenarına doldur, soy, cırılcıplak et, şampanya patlat, içkileri iç, fuhuş diz boyu olsun — bunun adı ilericilik.

Kaynak: 444. Dergah Sohbeti: Ramazan Soruları, Evlilik Meseleleri ve Deniz Kenarı Tatil

Deccaliyet Sistemi nedir?

Dünya üzerinde bir oyun var, bir tezgâh var. Bir deccaliyet sistemi var. Bu sistemin ekonomisi kapitalist sistem, para babaları. Bunun askeri sistemi NATO. Bu deccaliyet sisteminin ahtapot gibi kolları Birleşmiş Milletler. Bankası İMF. Dünya üzerinde bir sistem oturtturmuş.

Kaynak: 445. Dergah Sohbeti: Seçim Değerlendirmesi, Deccaliyet Sistemi ve Vatan Mücadele

28 Şubat Süreci ve Tasfiyeler hakkında ne söylenmektedir?

Yirmi sekiz Şubat’la planlanan şuydu: Türkiye’deki İslamî gelişmeler yok edilecek, bütün kanatlar tasfiye edilecek ve ortalıkta tek başına bir cemaat kalacaktı. Bu cemaat dünya üzerinde İslam’ın temsilcisi olacak ve başındaki kimse halife olarak tayin edilip İngiltere’ye oturtulacaktı. Tutmadı. Türkiye’deki Müslümanlar, sufiler, dervişler, şeyhler büyük bir feraset göstererek askerle ve polisle savaşmadılar. "Bizim askerimizdir, bizim polisimizdir" dediler.

Kaynak: 458. Dergah Sohbeti | Terörle Mücadele, Türk-Kürt Kardeşliği, Mehdiyyet

Hilafet Savaşları nedir?

Hilafet şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndedir. Bunun arkasında hilafet savaşları var. İngilizler hilafeti Türkiye’den götürüp Anglican Kilisesi’nde, İngiltere merkezli yapmak istiyorlardı. Uyduruk bir halife tayin edip İngiltere’de besleyip bütün Müslümanları o halifeye itaat ettirmek istiyorlar. Bunu Masonlar, İsrail, ABD, Almanya, Fransa ve Rusya destekliyor.

Kaynak: 458. Dergah Sohbeti | Terörle Mücadele, Türk-Kürt Kardeşliği, Mehdiyyet

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları