Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

445. Dergah Sohbeti: Seçim Değerlendirmesi, Deccaliyet Sistemi ve Vatan Mücadelesi

Nur Suresi 35-38 tefsiri, 2015 Haziran seçim değerlendirmesi, deccaliyet sisteminin kolları, ekonomik tehditler, Gülen cemaati eleştirisi, vatan mücadelesi veren tekke geleneği ve sosyal adalet meselesi.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Kendilerini ne ticaretin ne de alışverişin Allâh’ı zikretmekten namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymadığı erkekler. Onlar yüreklerin ve gözlerin dehşetten ters döneceginden korkarlar. Nur suresi otuz beş otuz altı otuz yedi otuz sekiz. Malum bu nur surenin bu otuz altı otuz beşinci ayetten itibaren der ki yerin de göğün de nuru Allâh’tır. Malum ayeti Kerim’e devam eder. Akabinde Tarif eder. Müminlerin vasıflarıyla alakalı. Bu tarifte en önemli şey onları Allâh’ı zikretmekten hiçbir şey alıkoyamaz. Ne alışveriş, ne mal, ne mülk. Hiçbir şey insanlara tatlı gelen ticarettir.

Para kazanmaktır. Dünya ile alakalıdır. Insanlara tatlı gelir. Alışveriş etmek, yüksek memlalarda para kazanmak, bu noktada dünyevi olarak kendini belli bir noktaya getirmek, rahatlığa kavuşmak bu insanlar için vazgeçilmez şeylerdir. Ama bunlardan vazgeçer. bunlardan vazgeçmek demek Allâh’ın zikrini etkileyecek noktada. Onun dersini, onun namazını, onun dini noktadaki duruşunu, mücadelesini, onun dini hayatını, yaşantısını dini olarak hem yaşamada hem yaymada ne yapacak? O kimse bu noktada Allâh’ı zikretmekten hiç geri durmayacak. Cenâb-ı Hak cümlemizi de onlardan eylesin inşâAllah. Bugün böyle bir âyet-i kerime okuyayım dedim. Bununla alakalı niyetim oydu. Çünkü burada niyetime uygun sorular da var.

Son seçimle ilgili görüşleriniz nelerdir? Bu noktada ben ümmetim yanlışta toplanmaz hükmüne tabi olanlardanım. Bir şey seçiliyorsa insanlar bir şeyi seçmekle mükelleflerse bunun iyisini, doğrusunu, güzelini seçmekle mükellef. Eğer söz konusu olan şey dindarlıksa bir kimse için ve hayatını komple dinin üzerine odaklıyorsa bir kimse her neyi seçerse sessin. Bakın her neyi seçerse sessin. Bunun dindar olanını seçmekle mükellef. Dindar olan. Mesela dinin kendi içerisinde kuralları vardır. Siz bir kimseye nasihat edecekseniz oturur, ona nasihat edersiniz. Müslüman kardeşimize. Onu eleştirmek, onun arkasından kuyu kazmak, onu bu noktada Müslümanların önüne çıkarıp rezil zebil etmek dini şey değildir.

Öğütçüyü konuşursunuz. Mümkün olduğunca aynı hatayı ben de işliyorum zaman zaman. Mümkün olduğunca Müslümanlar bu hatalardan uzak durmalı. Ama diğer Müslümanları uyarma adına orta yerde böyle olmazsa olmazlar var ise bunun uyarısını insanlar yapabilirler. Ama velakin işin içerisinde Türkiye’de çok şeyler giriyor, çok şeyler karışıyor. Türkiye’de seçimler olurken dışı dışarıdakilerin içerideki uzantılarını görmeden edemezsiniz. Dünya üzerinde bir oyun var, bir tezgah var. Dünya üzerinde bir deccaliyet sistemi var. Bu deccaliyet sisteminin ekonomisi kapitalist sistem. Para babaları. Bunun askeri sistemi NATO. Bunun bu deccaliyet sisteminin Ahtapot gibi kolları ayakları Birleşmiş Milletler. İMF o kapitalist sistemin bankası var.


2. Bölüm

İMF. O deccaliyet sistemin oturtturmuş olduğu dünya üzerinde bir sistem var. Bir kimse lâ ilâhe illâllah Muhammeden resûlullâh diyorsa bu sistemle mücadele etmekle mükellef. Biz Müslümanız, bu mücadelemiz dini stantta olur. Ben Müslüman kimseyim, kendi mevsim için söylüyorum. Lâ ilâhe illâllah Muhammeden resûlullâh demişim. Benim bu mücadelem dini stantta olacak. Dini dairede, dini atmosferde olacak. Ben bir şey yaparken kendimce bu dini dairenin içerisinde düşünerekten bir şey yapacağım. Ben dışarıdaki uluslararası oyunun oyuncusu olmamaya gayret edeceğim bile bile. Uluslararası o deccaliyet sisteminin bir parçası mı olacağım? Yoksa ben vatanım, milletim, dinim, imanım için mi duracağım? Benim için mesele bu.

Benim için Türkiye’de hangi partinin kazandığından önce benim için bu felsefe önemli. Ben on üç yaşında, on iki yaşında, on üç yaşında ülkücülükle tanıştım. Orta bire gidiyordum ülkücülükle tanıştım da. Malum bunu da açık açık söylüyorum. Bundan utanacağım, gocunacağım, pişmanlığım yok. Ben on iki Eylül bittikten sonra yaklaşık askere gitmezden önce siyasi hayatımı kapattım. O güne kadar olan siyasi hayatım bitti benim için. Ben dedim ki kendimce biz bunun mücadelesini verdik bunu açık açık söylüyorum ama bizim tepemizdeki insanlar bizi kullanmışlar. Biz bilemedik bunu. Bunu göremedik, gençlik ve kendimce kendi dairemde ben askerden sonra her şeyi tövbe edip geri döndüm. geri döndüm derken her şeyi tövbe ederek kendimce dedim ki dinimi yaşaman lazım. ııı bırakmam gereken haram unsurları bıraktım.

Kendimce namaza başladım. Bunun üzerinde kendimce dedim ki benim bir şeyhe, bir mürşideye ihtiyacım var. Bir tarikata bağlanmam lazım. Cenâb-ı Hak nasip etti, vesile etti. Nevşehirli Abdullah Gürbüz Efendi’ye bağlandım. Ondan sonra benim siyasetle alakalım iyice kapandı. Ta doksan üç bin doksan dörde kadar mı ne? Bir ittifak etmişlerdi yine. Refah Partisi yok o zaman için Milli Selamet Partisi miydi? Neydi? Ondan sonra MHP Edibali o zaman Şeyh Efendi’den geldiler beni istediler. Konuşmacımız olsun. Hem onu şey yapalım meclise alalım falan gibisinden. Şeyh Efendi de müsaade etti. Hatta dedi ki oğlum bunlar sözlerini yerine getirmezler ama seni almak istiyorlar. Ondan sonra asınlar dedi. Ben de seslenmedim zaten.

Ben nereye kaçıncı sırayı koyduklarına bile bakmadım. Bana o zaman için bir bölge verdiler bize. Biz o bölgede Allâh rızası için sohbet ettik. Kahve kahve köy köy dolaştık. O siyasi konum benim şeyhim emriyle de alakalıydı. Bitti o da. Ondan sonra ben günlük ve aktif siyaset bu noktada partisel noktasında hiç durmadım. Bundan sonra da durmayacağım. Bunun da altını çizeyim. Bunun altını çizerken öyle Cebrail kardeşim gelse bir parti kur dese ben kurmam deyip de siyasetin göbeğine de düşecek değilim. Bunun da altını çizeyim. Bir kimseye Cebrail aleyhisselâm bir şey derse çok özür dilerim ama o haddi aşan bir sözdür. O kimse gider onu kuzu kuzu yerine getirir. Çünkü Cebrail aleyhisselâm’dan gelen emir Allâh’ındır.


3. Bölüm

Bu sözden geri dönmüyorsa bir kimse küfür üzerinedir. Bakın bu sözden o kimse geri dönmüyorsa küfür üzerinedir. Bu sözü halka ilan ettiyse bu sözden geri döndüğünde halka ilan etmesi gerekir. Yine birisi bu sözden dolayı o küfür ehlidir dese günaha girmez. Neden? Söz orada duruyor. Biz o sözden geri döndük diyorsa o zaman Müslümanların bunu konuşmaları caiz olmaz. Bir kimse bir sözden geri döndü ya hata yapmışız. Heyecana kıpılmışız. Böyle bir hezeyan sonunda bunu söylemişiz, söylüyor insanlar. Çünkü bütün herkes bu noktada bir tek Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hatasızdır. Bir tek o bu noktada kusursuzdur. Geri kalan herkes hata kusur eder. O yüzden bu noktada ben bir partisel manada benim bir siyasi duruşum olmadı.

Bundan sonra da olmayacak. ben bundan sonra da olmayacak dediğim şeyler var ya bunların içinden birisi de o. Ama velakim ben bu memleketimi severim. Memleketime bu noktada bağlayayım. Memleketimin insanının refah içerisinde, huzur içerisinde, mutlulukla hayatını devam ettirmesini dünya üzerinde Kur’ân ve sünnetin hakim olması için mücadele etmesini isterim. Bu benim isteğim. Bu benim ülküm kendi dairemde. Bu toprakların insanları Kur’ân ve sünneti önce kendi nefislerinde yaşayıp ondan sonra dünya üzerinde Kur’ân ve sünnetin yaşanması için buna vesile olmalı. Dünya üzerinde nerede mazlumlar varsa o mazlumların ahını yerde bırakmamalı. Dünya üzerinde nerede bir aç varsa, nerede bir açık varsa, nerede bir vahşet varsa, nerede bir terör varsa gönlümü arzu eder ki bu insanlar bu insanların eliyle dünya nizam bulsun.

Bu benim içimde var, bu benim dışımda da var. Benim ülküm de bu kendimce. Benim hedefim de bu. Ben sadece sufili kenarda oturup Allâh’ı zikretmek, hiç etliye sütteye karışmamak olarak algılamıyorum. Böyle algılamıyorum. Buna siz ister eski alparyen ruhu deyin. Siz bunu ister Müslümanların asabı Resûlullâh’ın ilk zamanlardaki o aşkınlığı deyin. Siz buna ne derseniz deyin. Benim duruşum bu. O yüzden Türkiye’deki seçimler Türkiye’deki seçimler hiçbir zaman kendi haline bırakılacak seçimler değildir. Hele bu son seçimlerde hiç bırakmazlardı. Bırakmadılardı zaten. Türkiye’de bir on iki yıllık iktidar var. Bu on iki yıllık iktidarın getirmiş olduğu bir zenginlik var şu anda. Yaklaşık resmisi devlet ve devletin dışında iktisadi olarak ticaret olarak şirketlerin elinde ne bileyim kurum ve kuruluşlarının elinde ve devletin elinde Türkiye’de yaklaşık üç aşağı beş yukarı beş yüz elli altı yüz milyar dolar dönüyor.

Böyle bir zenginlik var şu anda. Yirmi sekiz Şubat’ta bu ülkenin yaklaşık yüz kırk yüz elli milyar doları gitti. Benim tezim ya o zaman için ne kadar Merkez Bankası’nda yirmi beş otuz milyar dolar vardı. Yirmi beş otuz milyar doları varken Merkez Bankası’nın bunlar bu yirmi sekiz Şubatçılar ülkeden yüz kırk yüz elli milyar dolar sadece devletten götürdükleri şimdi devletin kasasında ne kadar var? Yüz otuz milyar dolar. O zaman otuzmuş, yüz otuz götürmüşler. Ben öyle öyle söyleyeyim. Şimdi yüz otuzsa şimdi altı yüz otuz götürecekler demektir. Böyle hamasi nutuklara karnın top bir bu para yirmi sekiz Şubat’ta gitti mi bu para? Gitti. Şimdi de gider mi? Gider. Ben bunu üzülürüm. Ülkem için üzülürüm.


4. Bölüm

Kendi insanım için üzülürüm. Diyeceksiniz ki nasıl gider kardeş? O götüren Kemal Derviş isim olarak söylüyor. Şimdi yine CHP, MHP koalisyonu, HDP koalisyonu kurulursa ekonominin başına düşündükleri kimse yine Kemal Derviş. Kim Kemal Derviş? Unuslararası deccar sisteminin ekonomiden sorumlu, ekonomiyle alakalı ayağının, IMF’nin adamı. Orada çalışıyor gene. Yine orada çalışıyor. Oranın maaşlı elemanı. O zaman da oranın maaşlı elemanı da geldiler buraya dışarıdan bakan olarak atamasını yaptılar. Türkiye’ye ekonomik olarak felç etti, paraları aldı, gitti. Nereye gitti? Yine eski görevine gitti. Hatta talif ettiler. Daha yüksek bir göreve getirdiler. Niçin? Ödüllendirdiler. Dediler ki sen gittin kendi ülkeni soydun.

Bize peşkeş çektin bu paraları. Bu paraları bize peşkeş çektin. Al seni talif ettik. Hatta Türkiye’deki başarısından dolayı ondan sonra gittiler yine bir İslam ülkesinin başına onu danışman yaptılar bir ülkenin başına. Orayı da soydu IMF için. Orayı da götürdü. Ondan sonra bir üst kademeye daha çıktı. Şimdi bir üst kademeye çıkınca daha da şuurlandı, daha da bilinçlendi. Daha da bu işi bilir hale geldi. Şimdi olası bir böyle bir koalisyon da nereye gelecek? Yine ekonomiden maaliyet ekonomiden baş sorun olacak gelecek şeyin başına. Ne o? Birimin başına altı yüz otuz götürsek bu sefer. E bu millet ne gördü ne görmedi? Hiç itiraz etmem ben. Insanlar böyle takdir etmişler. Böyle o ayakmışlar. E dışarıdaki insanlar bunu rahat bırakırlar mı Türkiye?

Bırakmazlar. E Türkiye’deki insanlar bunları görebilecek noktada seviyede değil. Değil. İnce çizgiyi fark edebilecek ne kadar insan var? Bir de böyle bir düşman algısı da oluşturdular. Herkes o düşman algısıyla yürüdü. E şimdi bakın gazetelere, internet haberlerine, televizyon haberlerine. AK Parti’nin düşmesini oyunun düşmesine kimlerin sevindiğine bakın, yeter. Sen kimle sevindiğini gör, kiminle haşrolacağını da gör. Ha birileri bunu açık açık. Bu büyük bir organizasyondu. Büyük bir operasyondu bu. Bu organizasyon bu operasyon tam olarak başarıya ulaşmadı yine. İstedikleri olmadı. Cenâb-ı Hak koruyor şu anda hâlâ da bu insanları bu milleti, bu devleti. Dualarla, zikirlerle Allâh koruyor. onların net düşündükleri puan otuz üçlerdi.

Otuz iki yıllara, otuz üçlere düşecek. CHP büyük bir oy alacak. Ondan sonra MHP alacak. HDP alacak. Büyük bir oyla gelecekler. Kemal Derviş de gelecek. Oturacak. Mesele bitecek. Allâh koruyor. Allâh koruyor. Şu anda böyle bir türlü ne olacağını, ne gideceğini bilmiyor. Merak etmeyin. Dua edin. Memleketimiz için dua edin. Parti için değil. Bizim partiyle işimiz yok. Bizim işimiz memleketimizle alakalı. Biz memleketimize hayırlısını istiyoruz. Bizim duamız, bu noktadaki zikrimiz, fikrimiz, düşüncemiz, hareket tarzımız memleketimize hayırlı bir sonuç. Cenâb-ı Hak mümin kullarının kalbine doğruyu ilham etsin. Âmîn. Ve mümin kulların etrafında memleketimizin insanların toplanmasına yardım etsin. Âmîn.


5. Bölüm

Yoksa bizim böyle bir A partisi, B partisi, bizim derdimiz değil bu. Biz öyle partizanca bir şey yapma noktasında değiliz. Memleket faydasına ne olacaksa biz onu alkışlarız. Ona dua ederiz. O yüzden inşâAllah ülkenin insanları gün geçtikçe her ne kadar ince siyaseti göremeseler dahi değişik algılarla değişik böyle yönlendirmelerle hareket etseler dahi Cenâb-ı Hak muhafaza etti. Koruduğuna inanıyorum ben. İsrail, Amerika ve İngiltere’nin bu seçimlerdeki rolü nedir? Türkiye’den hedefledikleri, istedikleri nelerdir? Bu noktada bu İsrail’de, Amerika’da, İngiltere’de de İsrail yanlısı bu dediğim deccaliyet sisteminin kolları var. Bu deccaliyet sisteminin merkezi Londra’dır. Bunun kral tahtında kraliç oturur.

Amerika bu meselenin agresif vurucu gücü koçbaşı gibi durur. İsrail orta doğu jandarmasıdır. İsrail’e bir görev biçerler, İsrail o görevini yerine getirir. İngiltere İngilizler ortalıkta görünmezler. Onların önündeki ortalıkta perdede görünen Amerika’dır. Bu seçimlerde onlar istediklerine ulaşamadılar. Dedim ya her seçimin bir de dış etkileyicileri vardır diye bu üç devlet dış etkileyiciydi. Bunların adamları, elemanları var. Basındır, yayındır, sosyal medyadır, Türkiye içerisinde. Dini, cemaattır, tarikattır. Evet. Şimdi Kurtuluş Savaşı olmasın diyen İngiliz mandasını isteyen bir kısım tarikatlar vardı da şimdi o İngiliz mandasında devam edenler yok mu zannediyorsunuz? O gün için İngiliz mandasını kabul eden dini oluşumlar vardı da şimdi yok mu zannediyorsunuz?

Bunlar hiç kaybolmadılar. Bunlar hiç yok olmadılar. Sizin derganız sizin tekkemiz o yüzden büyümez. Bizim dergamız bizim tekkemiz vatan mücadelesi vermiş bir tekkedir. Benim şeyhimin, şeyhimin, şeyhi Kuva-i Milliye dervişleriyle beraber katılmış bir dergahtır. Hem dervişleriyle hem de bir biteneke altın göndermişler o zaman ta şeyden Afrika’da. O biteneke altını da Kuva-i Milliye’ye vererekten biz vatan mücadelesi vermiş bir tekkenin devamıyız. Biz dün kurulmadık. Biz dünkü tekke değiliz. Biz yirmi yıllık bir hareket değiliz. Biz otuz yıllık bir hareket değiliz. Biz elli yıllık bir hareket değiliz. Dikkat edin. Cenâb-ı Hak’a ben hamd ediyorum ki vatan mücadelesi vermiş bir tekkenin devamıyız.

Cenâb-ı Hak bizi hasbel kadar burada istihdam etmiş. Allâh’a hamd ediyorum bu noktada. Biz de öyle İngiliz mandalığını kabul edecek, Amerika’nın kucağına oturulacak İsrail’i otelite görecek bir fikriyata sahip değiliz. Kraliçe bizim kraliçemiz değil. Kraliçenin örtülü ödeneğinden kendilerine para devşirenler düşünsün. Saros’un vakıflarından örtülü vakıflarından kendi vakıflarına para devşirenler düşünsün. Gizli bir şekilde çok entelektüel çok dünya çapında olup da kendilerini gösterip de Saros’un emrinde fink atanlar düşünsün. O yüzden bu seçimlerde bunlar da fink attılar zaten. Hala da devam ediyorlar. Fink atmaya devam ediyorlar. Ne zamana kadar? Istediklerini alıncaya kadar. Istediklerini almak ne?


6. Bölüm

Ekonominin başına kendi tahsilatçısını koyuncaya kadar. Ekonominin başına kendi tahsilatçısını koydu. Kaç ayda? Kaç ayda? Ütebilirlerse üttüler işleri bitecek. Sen çalışacaksın, kazanacaksın, didincen askeri ücreti sekiz yüz elli liradan dokuz lirada tutacaksın. Devletim borcundan kurtulsun. Çalışsın diye ondan sonra birisi gelecek senin topladığını peşkeş çekecek. Bakın basını iyi takip edin. Şimdi işaret fişeklerini dinleyin. Sonbaharda sizi bekleyen bir ekonomik kriz varmış. Sonbaharda. Bu ne demek biliyor musunuz? Biz sizin ülkenizdeki paraları götüreceğiz kardeşim. Şimdiden de biz bunun altyapısını oluşturuyoruz. Şimdiden kriz çığırtkanlığına başlayıp işaret fişeklerini attık. Halkın algısını yerleştirdik.

Halkın algısı ne? Sonbaharda kriz gelecek. bugüne kadar yönetenler yönetemediler. Krizi hep ötelediler. Kriz şişti. Bize anlatılan bu. Eee bu işaret fişeyi verdik şimdi biz. Kriz yakın kapınızda. Bu şu demek. Biz bu ülkeden altı yüz milyar dolar alıp götüreceğiz. Ne olursunuz? Uyuyun. Eee bu seçimler muhakkak ki bu Deccâl tarafından rahat bir seçim olmayacaktı. Ürküttüler insanları, korkuttular insanları. Eee dini bir de ayakları da var. bir dini topluluk düşünebiliyor musunuz? Bir dini topluluk düşünün. Bir dini topluluk düşünün. Hep bize demiş ki biz Kur’ân’ın sünnet için varız. Hep bize demiş ki biz memleketimiz için varız. Hep bize demiş ki getirin paralarınızı kuzularım. Okul yapacağız, yurt yapacağız.

Getirin paralarınızı yavrum. Herkes götürmüş paralarına. Getirin çocuklarınızı. Herkes götürmüş çocuklarına. Daha bugün daha bir şey duydum. İçim dışıma çıktı. Karıştım. Ya bunları önceden duyuyordum. kendimce diyordum ki böyle bazı yasaklar var. işte üniversiteye girmek için başını açtırmak. Bir makama ulaşmak için başı açtırmak. Bir makamdaki bir kimsenin eşinin başını açtırması başını açması biraz da askeriye eder. böyle bir taraftan şey veriyorduk değil mi? ya belki ya ben öyle demiyordum da toplum öyle diyordu. belki ya toplumun algısı buydu öyle değil mi? Şimdi başörtüsüyle ilkokula gitmek dahi serbest. Ortaokula gitmek serbest. Liseye gitmek serbest. Üniversiteye gitmek serbest. Çalışmak serbest.

Askeri olarak gazinolar serbest. Askeri alanlar da serbest. En son genel kurmay ııı no genelge yayınladı. Başörtüsüyle alakalı. Askeri askeri alanda da ister ııı lojmanlarda ister ne bileyim lokantasında kafeteryasında askerinin bu noktada sosyal kültürel bölgelerinde başörtüsü de yasak değil. Bir soruşturma açılmıyor. Herhangi bir ne o? Şey yapılmıyor. Bildiğimiz bu şu anda. Içinde vardır eksiği noktanı. Bugün taze haber. Bir kardeş vardı. Arasını da bizim böyle benim de bire bir görüştüğüm bir kızımız İstanbul’da üniversitede okuyordu. Cemaatle bir evlilik yapması için başını açmış. Cemaatten ablular demişler ki bu asker subayla evleneceksin o yüzden de başını açacaksın. Başını açtırmışlar.


7. Bölüm

Bunları normalde Müslüman Müslümanı eleştirmeyecek, konuşmayacak hep bu ölçü dairesinde susuyorduk ya. bazen artık içim böyle kusacak gibi oluyor. Dayanamıyorum bunlara. bir makama girmek için içki içmek. Bir kendini saklıyor hesapta. İçki içecek. Kendini saklıyor hesapta. Ne yapacak? Başını açacak. Kendini saklıyor hesapta. Namaz kılmayacak hiç. Ne için? Ne için? Değil mi Mübini İslam’a hizmet edecekmiş orada. Hiç görmedik edeni. Başkalarının payendesi oldular. Kimin? İngiliz, İsrail, Amerika üçlüsünün dörtlüsünü. O yüzden eğer bu millet bu oyunu çözemezse bir on yıl daha geriye gidecek. Bir on yıl daha geriye gidecek. Cenâb-ı Hak memleketimizi korusun inşâAllah. Ticaret ile uğraşan bir kişinin bu seçimden sonra ticari hayatın nasıl olmalıdır, nelere dikkat etmelidir?

Bu noktada ticaretlerinize devam edin. Rütün işlerinize devam edin. Bu memleket bizim. Biz zarar etsek de bu memleketteyiz. Tar etsek de bu memleketteyiz. O yüzden memleketimizi bu noktada ister siyasi, ister ekonomik, inkıtaya uğratacak olanlara biz bu noktada ödün vermeyeceğiz. Ne yapmamız gerekiyorsa ticarese ticaret işimize devam edeceğiz. Bundan sonra ülkede kaos olacağını söylediniz, konuşuluyoruz, sizden dinleyebilir miyiz? Evet bu noktada şu dairede önümüzde tehlikeli aylar var. Allâh’a dua ediyoruz. Geceleri kalkın. Yapabilenler sabah namazına kadar uyumayın. Bu memleket için bu memleketin insanları için dua edin. Ama böyle olacak deyip de pılınızı pırtınızı toplamayın. Korkaklığın şerrinden Allâh’a sığınırız dedi Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadretleri.

Inşallah Cenâb-ı Hak o görünen kaosu misal aleminde geçirsin. Âmîn. AK Parti iktidar olamamasının sebebini okçular tepesi olayı ya da Hızır’ın gemiyi delişi veya başarıyı komutandan bilen sahabelerin durumuna benzetebilir miyiz? Hayır. Yok. Ama bu yola çıkanlar muhakkak ki eğer bu ne yol olursa olsun. biz bir kendi topluluğumuz olarak bir başarısızlık yaşarsak bu başarısızlığın sebebi bizizdir. Bunun sebebini kendimizde ararız. Onlar da toplanacaklar bu noktada bu sebebi kendilerinde aracaklar. Okçular tepesi olayını bağlayamayız. AK Parti topluluğu bir sahâbe topluluğu değil. Başlarında Hazreti Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri yok. Siyasi bir parti hatasıyla, kusuruyla, yanlışlığıyla, her şeyiyle bu noktada ne yapıyorsa yaptıklarından, yapmadıklarından sorumlu.

Ama bunu mesela bu benim kendimce tespitim. bunu maddeler halinde çok konuşabiliriz. Ama birinci derecede dört tane bakanın durumu. Bunları bakanlıktan ve milletvekilliğinden uzaklaştırmak yetmezdi. Suç unsuru vardır, yoktur bir şey diyemeyiz. Benim gözümle gördüğüm bir şey değil. Ama orta yerde bir şey dillendirildiyse bir şeyler var ise operasyon dahi olsa o kimse operasyon yememeli. Sen bir şeyin komutanıysan operasyon yemeyeceksin kardeşim. Operasyona açık bir mücadele olmaz. Operasyona açık oluyorsan o zaman sıkıntı var demektir. E yok. hayal böyle olmayan bir operasyon yaptılarsa onun olmadığını göstereceksin. Eğer operasyon yediysen, sende bir sıkıntı varsa döneceksin, onun hesabını göreceksin.


8. Bölüm

Bu derganın içerisinde birisi zekat toplayıp parayı cebine koyuyorsan, ben de bunu görüyorsam, buna müdahale etmiyorsam, ben de onun kadar suçluyum. Ben de onun kadar suçluyum. Birisi bunu tespit etti de bana gelip söylemezse o da suçlu. Bizim Zakir kardeşlerden birisi sohbet parası, zikir parası, geldi parası, gitti parası, yan yattı parası, çamura battı parası alıyorsa kardeşlerden istiyorsa bunu dillendiriyorsa o kardeşler de bunu bana söylemiyorsa o zaman suçlu hepsi de. E ben bunu duyduysam, gördüysem bunun gereğini yerine getirmiyorsam o zaman ben de suçluyum. Birinci derece de bu. Siz bir yol yürürken dikkat etmek zorundasınız. Hele siz Kur’ân sünnet diyorsanız hele siz kendinizce kutsal bir vazife yaptığınızı düşünüyorsanız siz herkesten fazla dikkat edeceksiniz.

E ikincisi ne? Benim nazarımda. Kardeş devlet yatırımları yapıyor. Harika. Havaalanları yapıyor, yollar yapıyor, hastaneler, sağlık, harika her şey. Ülke iki yüz yıldır görmediği hizmeti görüyor. Okulu, hastanesiyle, yardımlarıyla, her şeyle. Ama bir şey var. Bu insanlar ne kadar askerciyiz? Dokuz yüz elli. Nerede bizim müfettiş? Az önce gözüm göründüydü. Ercan nerede? Ercan en düşük bağı kurulunun emeklinin maaşı ne kadar? Sekiz yüz elli liralık, sekiz yüz dokuz, on kadar. Kaç? Eee son yedi yüz elli mi oldu? En düşük bağı kurulunun maaşı yedi yüz elli lira. Hayır yok kardeş. Hayır yok. Sen bir üçüncü havaalanını yapıyormuşsun. Yap kardeş ama en düşük bakır emeklisinin cebinde yedi yüz lira olmayacak.

En düşük bakır emeklisinin adam bakır emeklisi en düşük. yirmi beş yıl kaç yıl dokuz bin üç gün. Yirmi beş yıl adam bir fiil esnaflık yapmış olması lazım. Yirmi beş yıl adam esnaflık yapacak, vergi ödeyecek, o adam yedi yüz lira maaşı alacak. Hayır kardeş. Bunları söylüyor mu? Bunları söyledim ha onlara. Bunları onlara söyledim. Dillendirmedim insanların içerisinde. Dedim ki ev düşük emekli maaşını bin yüz lira yapın. En düşük asgari ücreti dedim bin yüz lira yapın. Bu insanlar dedim bu parayı yemeyecekler. Pardon biriktirmeyecekler. ekonomiye girmeyecek değil. Bu adam harcayacak bu parayı zaten. Ikinci problem bu benim nazarımda. Üçüncüsü ahlaki meseleler. Tavırlar her şey. Ha eyvallâh. Sonuçta inşâAllah kendilerini onlar da düzeltirler.

Ama bunları böyle başlarıyı komutandan bilmek. Bunlar sahâbe değil. Bunların başındaki Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve selam hazretleri değil. Bizde böyle her şeyi kutsallaştırmak kolay oluyor ya. Bu kadar da kutsallaştırmayın yok. HDP ve MHP’nin savaşa hazırlandığı söyleniyor. Ne dersiniz? Yok. MHP kimseyle savaşmaz. Savaşamazlar. Savaşmaz. Savaşamazlar. Asla. Asla. Daha ileri konuşacağım ama konuşmayayım şimdi. Günlük siyasete gireceğim. O yüzden konuşmayayım. Bu MHP’yle alakalı değil, devletle alakalı. Bir yerde devlete bir telefon gelir, biter devletin işi. Devlete telefon gelecek olan yerlerde bellidir. Asmada asmaz. Atar imzayı. Hükumete gir dediğinde girer. Atar imzayı. Siz önlerle çok bağırdığına bakmayın.


9. Bölüm

Biz onu tanırız öncesinden. Bizim kanat ya orası. Orayı bize bırakın sesini. Biz orayı tanırız. Bir telefona bakar. Şunu unutmayın. Mervun Türkeş ölünce İsviçre Bankaları’nda üç trilyon bilmem kaç milyar dolar çıktı. Kendisi yiyemediği para. Sonra çocuklar birbirlerine mahkemeye verdiler ya hâlâ da mahkemeleri devam ediyor galiba. Bu para nereden geldi acaba diye. Bir düşünün. Yeter size. O yüzden ona da birisi kaldırır telefonu. Şunlarla koalisyon yapıyorum der. Bugün bağırır yarın koalisyon yapar. Anladınız? HDP savaşır mı? Evet. Bu seçimde hayır görmemin bir tarafı da bu. Ben böyle on nokta bir istiyordum. On nokta bir. Barajı on nokta birle geçsin. On nokta ikiyle geçsin. İç kaos kargaşa çıkmasın diye.

Yoksa onlar barajı geçmemiş olsaydı hazırdı her şey. Ülke her yer gezi olabilirdi. Bakın bunda da bir hikmet görün. Ya devlet onu durdurmaz mı? Durdurur ama yönetelemez olurdu ülke. Bir şey durdurursunuz. Bizim normal insanlarımız böyle şöyle söyleyeyim. Fikirsel bir mücadelesi olmayanların bu olayları fazla sürdürmesi mümkün değildir. Mesela MHP bir olayı fazla sürdürmek isterse sürdürebilir. Gençliği sokağa dökmek isterse dökebilir. HDP sürdürmek isterse sürdürebilir. Ama Türkiye’deki İslami yapılanına muhafaza kar yapılanına sürdüremez. Siz yakamazsınız. Siz yıkamazsınız. Siz talan edemezsiniz. Siz öldüremezsiniz. Siz kan dökemezsiniz. O yüzden de olayları siz tırmandıramazsınız. Siz caminin önünde toplanıp dua ederken dahi polisler nerede diye bakarsınız.

Bir düdük caminin içinde dahi kalmazsınız. Ama bazıları camiye ateşe verebilir mi? Evet. Verdiler mi? Evet. Yaktılar mı camiyi? Evet. Ondan sonrada Cumhuriyet Gazetesi röportaj ediyor. Dağda yere İzmir’i dahi atmıyorlarmış. Bu kadar çevreci bir örgüt. gelmiş ya Iraklılar Hazret-i Ömer efendimizin oğlu Abdullah’a olacak herhalde. Sineğin kanıyla alakalı fetva sormuşlar ya demiş ki bir kimse üzerine sinek konsa onu da öldürse bu sineğin kanından abdest bozulur mu? Bozulmaz mı? Mübarek demiş ki Hazret-i Hüseyin efendimizin kanı mulaştı size demiş. Başka ne kan arıyorsunuz daha abdestinizi bozmasın diye? Bu da onun gibi. ülkeyi kaosa götürmüş. Otuz beş kırk bin kişi ölmüş. Şehit olmuş askeri polisi sivili.

Dağda arkadaşlar yere İzmir’i bile atmıyorlarmış. Güneydoğu’nun Türkiye’den ayrılacağı söyleniyor. Ya bunu kırk yıldan beri dinliyoruz biz. Eğer normalde böyle bir şey İngiltere, Amerika, İsrail şu anda istiyorsa zaten orada bir iç savaş çıkarıp bunu yapabilirler merak etmeyin. Veya bunu yapmak yapmayı düşünüyorlarsa eğer o yüzden o zaman Türkiye’nin gücünü kırmak istiyorlardır. Ama Türkiye böyle bir güçlü durumdayken bunu şu anda becerip başaramazlar. Bir kardeş Kürtlerin hain olduğunu söylüyor. Geçmişte veya bu seçimde hainlikleri var mıdır? Biz bir kavmi, bir topluluğu, bir ırkı hain olarak nitelendirer miyiz? Bu dil yanlış bir dil. Bakın bu dil yanlış bir dil. O yüzden bu dili kullananlar bu ülkenin kardeşliğinin altına dinamit koyuyorlar.


10. Bölüm

Bu dil yanlış. Iki bin yirmi üçte Türkiye’nin süper güç haline geleceğini söylemiştiniz. Hala geçerli mi? Ben iki bin yirmi üç uzak daha öncesinde Türkiye’nin daha iyi bir noktaya geleceğine inanıyorum. Inşallah. Inşallah. GHP ve HDP’ye oy atan Müslümanın sorumluluğu var mı? Bütün oy atanlar sorumlu. Bir şeyi seçiyorsanız sorumlusunuz. Seçtiğiniz şeyin en iyi, en güzel, en doğru olması ile mükellefsiniz. AK Parti içindeki bozukluk ve çürüklük bu işi nereye götürür? Bile bile oy atanlar mensul müdür? Normalde bir kimse örneğin o dört tane bakan hala daha orada olsaydı mensul olur da herkes. Bunların içerisinde bildikleriniz, tanıdıklarınız var ise evet mensul olur insan. Ama sonuçta beş kişi var.

Birisi namaz kılıyor, dördü kılmıyorsa siz namaz kılanı seçmekle mükellefsiniz. CHP, MHP ve Fethullah Gülen cemaatinin HDP’ye oy toplamasını nasıl yorumluyorsunuz? Bu uluslararası oyunun yurt içi tecelliyatı. Bu uluslararası bir tezgah. Az önce dedim ya Amerika, İsrail, İngiltere gibi daha bunun ilaveleri var. Bunların yurt içinde payandaları var. Bunların siyasi payandaları var, ekonomik payandaları var, basın payandaları var, dini payandaları var. Dini payandasını cemaat üstlendi. Bayadan beri üstlendi zaten. Var güçleriyle bu meselede ne yapmaları gerekiyorsa yapıyorlar. Bu artık iştahat, biz böyle iştahat ettik deme noktasından çıktı bu. Ya bir şeyde bir iştahat edersin. Bak bir iştahat etsin.

Bu mesele abdestin farzı gibi bir mesele değil ki. Ama yok bu bitti artık bu mesele. Bunun tartışması yok şu anda. HEDF Selahattin Demirtaş Amerika’ya gitti. Amerika’dan emirleri planı projeye aldı, getirdi. Dumanı bol olan gazeteci de gitti Diyarbakır’a. Onlar da planı projeyi bir güzel oturtturlar, yerleştirdiler. Mesele bitti. Bunun artık bunun lamıcımı yok. Hatta daha ileri söyleyeyim, keskinleşeyim biraz. Bu konuda artık cemaatın Türkiye’ye dönüp de söyleyecek bir sözü de yok. Bitti bu mesele. Artık bu saatten sonra çuvaldız. Mızrak çuvala sığmaz artık. Bitti. Benim nazarımda bitti. Bunu açık ve net söylüyorum. Ya bir Müslüman kardeş, dini bir cemaat konuşmayalım etmeyelim böyle dilimizi tutalım noktasında duruyordum.

Ama yok bu mesele bitti. Açık bu. Hiç hiç bu noktada artık böyle ya acaba mı diye ya ya konuşmayayım gibisinden böyle bir şey yok artık içimde. Yok kesin. ben çünkü yetmiş altıdan yetmiş yediden beri takip ettim bir şey. Ha yok. Hiç kafamda şükür, şüphe yok. Hiç yok. Bakın hiç yok. Hatta daha da böyle içim keskin ama sizi o keskinliği aktarmak istemiyorum. Bu benim kendi şahsıma ait yani. Fethullah Gülencilerin güçlü, haklı ve boyun eğme özellikleri var. Kur’ân Sünnet tarihisinin bu işin doğrusu nedir? Gülencilerin güçlü, haklı ve boyun eğme özellikleri var. Hiç de güçlü değiller. Uluslararası arkalarında bir güç var. Uluslararası arkalarında bir para var. Uluslararası bir akıl var. O uluslararası parayla akılla ve milletten topladıkları zekatle himmetle operasyon yapıyorlar.


11. Bölüm

Yurtlara oturtturmuşlar elli tane yüz tane talebeler hepsinin altında ellerinde bilgisayar, laptoplar harıl harıl sosyal hediyeyi kullanıyorlar. Bunlarda çalışan çocukların ailelerinden telefon geldi. Böyle böyle yapıyorlarmış hocamızın. Her yurtta, her dershanede, her okulda bu tip bir teşkilatlanma yapmışlar. Bununla harıl harıl çalıştılar. Çalıştılar. Ve başardılar da. Beklentilerinin üzerinde bir vazife yaptılar. Bu noktada şey yok yani. Beklentilerinin üzerinde bir vazife yerine getirdiler. Eğer Kur’ân ve sünnet noktasında insanların hidayet olması için bu kadar mücadele etselerdi Türkiye’de bayağı hidayet noktası yukarı çıkardı. AK Parti’nin geriye düşmesi için çalıştıkları kadar Allâh’a çalışsalardı.

Allâh’a çalışsınlardı. Bu ülke rengi değişirdi. Kul halini değiştirmezse Allâh onun halini değiştirmez. Türkiye’deki durum da bu yönde mi? Evet. Insanlar bunu görecekler, yaşayacaklar, tecrübe edecekler. Bir şeyi senin bilmen yeterli değil. Insanlar bunu görecek, tecrübe edecek. Şimdi kamuoyu yoklamaları araştırıyorlar ya. Ne diyorlar şimdi? Şimdi seçim olsa AK Parti kırk dokuz alacak diyorlar. Neden? Gördü insanlar. Yaşadılar. Onlar da yaşadılar şimdi. Herkes kendince dersini alacak. AK Parti’nin İslam’ın sancaktarlığı yaptığı söylentileri doğru mu? Bu abartılı bir söz. Hiçbir parti, hiçbir kimlik, hiçbir kişilik, hiçbir tarikat, hiçbir cemaat. Kendince İslam’ın sancaktarı diyemez. Böyle vasıflandırması yanlış.

Asla İslam’ın sancaktarlığı bir partiye düşmez. Bir cemaata bir tarikata düşmez. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Ancak o sancaktarlığa herkes hizmet eder. İslam’ın sancaktarlığına herkes hizmet eder kendince. CHP ve HDP’ye oy atanlarla ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? Onlar da bizim kardeşimiz. Lâ ilâhe illâllah, Muhammedin Rasulullah diyen bizim kardeşimiz. Herkes hata yapar, herkes eksik davranabilir, herkes yanlışlık yapabilir, gıybet edenlerle konuşmuyor musunuz? Iftira edenlerle konuşmuyor musunuz? Adam gitmiş bir oy atmış. AK Parti rızık dağıtan mıdır? Vesile olan mı yoksa hiçbiri mi? Rızık Allâh’a aittir. Başarı nedir sizce? AK Parti başarılı mıdır? Başarı uludur desek hata yapmış oluruz.

Başarının da başarısı vardır. Ne zaman bu ülkede Kur’ân ve sünnet hakim oldu o zaman başarılıdır o hareket. Inşallah.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Şükür, Hamd, Dervîş, Tekke, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı