Mümin: Namazda Abdest Bozulursa Ne Yapılır?
Cemaat halinde namaz kılarken abdestin bozulursa, konuşmadan abdest alıp gelip namaza kaldığın yerden devam edebilirsin. Aynı hüküm kendi başına namaz kılarken de geçerlidir. Farz ile sünnet arasında fark etmez. Abdesti bozulduğu anda veya bozacağı anda selam verir, gider abdestini alır, dünya kelamı konuşmadan gelir ve namaza kaldığı yerden devam eder. Bu Hanefi mezhebinin görüşüdür.
Hz. Adem’in Ahdi ve Peygamberlerin Yanılmazlığı
Taha Suresi’nde Cenab-ı Hak buyuruyor ki: ‘Biz Adem’e ahit vermiştik, o unuttu.’ Hz. Adem Aleyhisselam cennette o ağaca yaklaşmaması hususunda ahit vermişti. Yaklaşmazsanız ebedi olarak cennette yiyecek, içecek, yaşayacaksınız. Ancak Hz. Adem ahdinde durmadı.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gaflette durması, yanılması düşünülemez. Eğer namazda sehiv secdesiyle ilgili bir rivayet varsa bile, hadis-i şerifte ‘Siz yanıldığınızda sehiv secdesi yaparsınız’ buyurmuştur; kendisinin yanıldığını söylediğine dair bir hadis yoktur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem din ve dinden olan hiçbir şeyde yanılmamıştır, hiçbir şeyde gaflete düşmemiştir.
Allah, Peygamberini Kur’an ile koruyor. Çünkü Peygamber korunmazsa Kur’an da korunmamış olacak. Peygamberin üzerinde bir şüphe olursa Kur’an’ın üzerinde de şüphe olacak. Necm Suresi’nde Allah buyuruyor ki: ‘O hevâ ve hevesinden konuşmadı, O ancak bizim emirlerimizi yerine getirdi.’ Bu ayetten sabittir ki hevâ ve hevese düşmeyen bir kimsenin namazda gaflete düşmesi söz konusu değildir.
Deccalın Oyunları ve İslam’a Karşı Gizli Savaş
Dünya üzerinde müşrikler ve kâfirler doğrudan İslam’a saldırmıyorlar; bunun yerine ‘terörle mücadele’ adı altında Müslümanları hedef alıyorlar. Afganistan, Irak, Pakistan’da yapılanlar bunun örnekleridir. Onların tanımlamasına göre vatanını savunan her Müslüman ‘terörist’ oluyor. Kurtuluş Savaşı’nı yapanlar da bu mantıkla terörist sayılabilir; oysaki meclisteki yüzden fazla kişinin elliden fazlası alimdi, hepsi namazında abdestinde, bir şeyhe intisap etmiş derviş insanlardı.
Hadis-i şerifte buyruluyor ki: ‘Ahir zamanda Deccal öyle bir haber çıkarır ki en kısa zamanda her yere ulaşır.’ Eski alimlerimiz bunu bir şahıs olarak tasavvur etmişlerdi; halbuki bugün bu işlevi medya yapıyor. Medya ile çok makul, dindar bir Müslüman terörist haline getirilebiliyor ve Müslümanlar da buna kanıyor.
Bu savaş İslam’ın içinden de yürütülüyor. Satılmış münafıklar avlanmış ve hadisleri reddediyorlar. ‘Bize Kur’an yeter’ diyorlar. On dokuzcular denen grup Tevbe Suresi’nin son iki ayetini bile Peygamber’in kendi kafasından uydurduğunu iddia ediyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini indirmeye çalışıyorlar ki hadisleri reddettirsinler, sonra da Kur’an’dan şüphe ettirsinler. Kâfirlerin asıl amacı budur.
Mürteci, Gerici, Yobaz Etiketleri
Türkiye’de uzun zamandır bir mürtecilik, gericilik, yobazlık söylemi vardır. Devletin belirlediği inanış sistemini kabul etmeyen herkes gerici ve yobaz sayılıyor. Hanımını örten gerici, beş vakit namaz kılan gerici. Mütedeyyîn Müslüman dedikleri ise namaz kılsa da kılmasa da olur diyen, bayramda Antalya sahilinde tatil yapan, kurbanını kızılaya yatıran tiptir.
Bir imam bayramda namahremlerle tokalaşmayın dediği için soruşturma geçirebiliyor. Yani dininiz, imanınız devletin müsaade ettiği kadar olursa eyvallah; müsaade etmediği bir inanca sahipseniz mürteci ve gericisiniz. Bu oyunları görmek lazım. Masummuş gibi görünen bu söylemler aslında imanı hedef alıyor.
Mümin Direnişçidir: Nefse Karşı Direniş
Mümin önce kendinde diriliş gerçekleştirmek için direniş göstermelidir. Direnmezsen dirilemezsin. Neye karşı direneceksin? Harama karşı, gaflete karşı, hevâ ve hevese karşı, tembelliğe karşı. Namaz kılacağın zaman tembellik basacak, sen ona direneceksin. Derse gelmen gerektiğinde nefsin ağırlık yapacak, direneceksin. Zikrullah yaptığında terleyeceksin, hasta olacaksın; ama direneceksin ve şifa bulacaksın.
Bir kimsenin kalesi direnişidir. Her tarafını tahkim edecek: şeytan ve nefis nereden vuruyorsa oraya duvar örecek. Kadından vuruyorsa kadına karşı, dünya sevgisinden vuruyorsa oraya, öfkeden vuruyorsa öfkeye karşı duvar örecek. Bu direnişi gerçekleştirirse dirilişi de gerçekleşecektir.
Mümin yalnızca kendi nefsinde değil, çevresinde de direnişini yaymalıdır. Hak olan davanı neden başkasına anlatmıyorsun? Doğruyu neden insanlara yaymıyorsun? Her bir kişiyi bu direnişe katman demek, şeytana ve deccaliyete karşı galip olmak demektir. Sen askerini çoğalt; kimin askeri? Allah’ın askeri, Resulullah’ın askeri.
Sigara ve Zararlı Madde Satışı Meselesi
Tasavvuf açısından insanlara zarar veren bir şeyin alınıp satılması sakıncalıdır. Sigaranın insanlara zarar verdiği bellidir. Burada ‘Bu haram mıdır’ diye tartışmıyoruz; ama bir derviş kardeşin bakkal dükkanında sigara bulundurması tasavvuf açısından uygun değildir. Fıkıh başka bir mesele; ancak benim uygun görmeyeceğimi tahmin edersiniz.
Kul Hakkı ve Helallık
Bir kimsenin yıllar önce beş lirasını almışsınız ve o kimseyi bulamıyorsanız, o beş lirayı onun adına hayır hasenat yapacaksınız. Peki o beş lira enflasyonla artmış mıdır? Fıkıhçılar demişlerdir ki: O zamanın değeri neyse o kadar. Beş yıl önce iki liraydı, eline geçtiğinde iki lira olarak onun adına hayır yapacaksın. Sıfır atılması, enflasyon hesabı yapılması gibi meselelere girmemişlerdir.
Duanın Fazileti ve Önemi
Allah Celle Celâluhû buyuruyor ki: ‘Ben kulumun bana olan zannı ile beraberim. Günahları bağışlayıcı olduğuma inanır, benden mağfiret talep ederse onu bağışlarım.’ Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: ‘Dua bizzat ibadettir. Bana dua ediniz size icabet edeceğim. Bana ibadetten büyüklük taslayanlar hor ve hakir cehenneme gireceklerdir.’
Sıkıntılı anlarında Allah’ın duasını kabul etmesini isteyen kimse genişlik anında çok dua etsin. Herhangi bir Müslüman günah ve akrabalık bağlarını kesme içermeyen bir dua ederse, Allah mutlaka şu üç şeyden birini verir: Ya hemen karşılığını verir, ya ahirette sevabını muhafaza eder, ya da duası mukabilinde bir kötülüğü ondan uzaklaştırır. Dua müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur.
Müslümanlar dua hususunda çok aciz kalmışlardır. Duayı yapmamamız Allah’a isyandan değil, tembelliktendir. Dua namaz kadar, zikrullah kadar, oruç kadar önemlidir. Çünkü dua bir kimsenin kulluğunu, acizliğini, zayıflığını göstermesidir. Biz şikâyet ediyoruz ama dua etmiyoruz, lanetliyoruz ama dua etmiyoruz. Namazı kılıyoruz ama dua etmeden kalkıyoruz. Duada çok büyük bir eksiğimiz var.
Dua insanın kalbini yumuşatır, rahmet deryasına çevirir. Dua ile insanlar af olurlar, isteklerini isterler ve Allah karşılar. Duayı bir ibadet haline getirin: geceleri bir saat belirleyin, sabahları dua edin, namazlardan sonra dua edin, zikrullahlardan sonra dua edin, yolda giderken dua edin. Müşterinize dua edin, çocuğunuza dua edin, eşinize dua edin.
Allah’tan sevgi isteyin, merhamet isteyin, lütuf isteyin, hidayet isteyin, iman isteyin, aşk isteyin, muhabbet isteyin. İsteğiniz bol olsun, Allah’a çok gelmez. Hepiniz yirmi dört saat isteseniz Allah’ın deryasından zerrenin zerresi eksilmez. Allah isteyeni sever, isteyeni. Fazla ibadet edeni değil, isteyeni sever. O Raûf’tur, Rahîm’dir; yumuşaktır, hoştur, güzeldir, tatlıdır, lütufkârdır. Ondan isteyin.
Kaynakça
Hadis-i Şerif Kaynakları
- “Dua bizzat ibadettir” — Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’d-Da’avât, Hadis No: 3372; Sünen-i Ebî Dâvûd, Kitâbu’s-Salât, Hadis No: 1479
- “Bana dua ediniz size icabet edeceğim” — Mü’min Suresi (Gâfir), 40:60 (ayet olarak); tefsiri için bkz. İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, c.4
- “Ben kulumun bana olan zannı ile beraberim” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’t-Tevhîd, Hadis No: 7405; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’t-Tevbe, Hadis No: 2675
- “Herhangi bir Müslüman bir dua ederse üç şeyden birini verir” — Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.3, Hadis No: 10749; Hâkim, el-Müstedrek, Kitâbu’d-Duâ
- “Dua müminin silahı, dinin direği” — Hâkim, el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn, Kitâbu’d-Duâ; Ebû Ya’lâ el-Mevsılî, Müsned
- “Sıkıntılı anlarında duasının kabul edilmesini isteyen genişlikte çok dua etsin” — Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’d-Da’avât, Hadis No: 3382
- Sehiv secdesi hükmü — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’s-Sehv, Bâb 1-6; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Mesâcid, Bâbu’s-Sehv fi’s-Salât
- Ahir zamanda Deccal’in haberleri — Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Fiten, Hadis No: 2937; Sünen-i İbn Mâce, Kitâbu’l-Fiten, Bâbu Fitneti’d-Deccâl
Kur’an-ı Kerim Referansları
- Hz. Adem’in ahdi — Tâhâ Suresi, 20:115: “And olsun ki biz daha önce Âdem’e ahit vermiştik; fakat o unuttu. Biz onda bir azim bulmadık.”
- Peygamber hevâsından konuşmaz — Necm Suresi, 53:3-4: “O hevâdan konuşmaz. O ancak kendisine vahyolunan bir vahiydir.”
- Müşriklerin suikast planı — Enfâl Suresi, 8:30: “Onlar tuzak kuruyorlardı, Allah da karşılık veriyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.”
- Dua ayeti — Mü’min (Gâfir) Suresi, 40:60: “Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, size icabet edeyim. Bana ibadetten büyüklenen kimseler yakında zelil olarak cehenneme gireceklerdir.”
- Tevbe Suresi’nin son iki ayeti — Tevbe Suresi, 9:128-129: “And olsun size kendinizden bir resul gelmiştir. Sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. Size çok düşkündür. Müminlere karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.”
Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları
- Namazda abdest bozulunca kaldığı yerden devam hükmü — İmam Merginânî, el-Hidâye Şerhu Bidâyeti’l-Mübtedî, Kitâbu’s-Salât, Bâbu’l-Hadesi fi’s-Salât; İmam Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’, c.1
- Peygamberlerin ismet sıfatı — İmam Mâtürîdî, Kitâbu’t-Tevhîd; İmam Teftâzânî, Şerhu’l-Akâid en-Nesefiyye, İsmet Bahsi
- Deccal fitnesi ve alametleri — İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, Kitâbu’l-Fiten; İmam Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim, Kitâbu’l-Fiten
- Dua âdâbı ve fazileti — İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu’d-Duâ ve’l-Ezkâr; İmam Nevevî, el-Ezkâr mine’l-Kelâmi Seyyidi’l-Ebrâr
- Nefisle mücahede ve direniş — İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu Riyâzeti’n-Nefs; İmam Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye, Mücâhede Bölümü
- Zararlı maddelerin hükmü (tasavvuf perspektifi) — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr ale’d-Dürri’l-Muhtâr, Kerâhiye Bahsi; İmam Rabbânî, Mektûbât, c.1, Mektup 73
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Nefs, Sünnet, Muhabbet, Aşk, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı