Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
İman ve İtikad(2302) — Sayfa 23/28
Dinden çıkmak ne demektir?
Kim kur’an ve sünnetten bir şeyi inkar ederse, dinden çıkmış olur. Dinden çıkarsa, nikahı da düşer. Allah muhafaza eylesin evliyse. Yapmayın, yapamadığınız dini hükümler var ise deyin ki yapamadık, nefsimize uyduk. Ah biz o hale gelemedik daha. Ben namazı kılamıyorum henüz daha, ben o hale gelemedim. Allah yardımcın olsun.
Dinden çıkmış olan kişiye ne denir?
Kardeşler, ey müslümanlar, ey dinleyiciler! Kim kur’an ve sünnetten bir şeyi inkar ederse, dinden çıkmış olur. Dinden çıkarsa, nikahı da düşer. Allah muhafaza eylesin evliyse.
Kalemdeki elin sahibi kimdir?
Kalemdeki elin sahibi Allah’tır. Bu elin varlığını kabul etmek gerekir çünkü kalemdeki yazılar Allah’ın elinden gelmektedir. Bu durumda, kalem kendi kendine yazdığını düşünmek yerine, Allah’ın elinden geldiğini kabul etmek daha doğru olur.
Avamın dini neye dayanır?
Otururlar, taklittir. Birisi tesbih çekiyor. Allah Allah Allah Allah Allah. O da Allah Allah Allah Allah Allah televizyonda gözü, etrafta. Kapıyı kapat, Allah Allah Allah Allah. Taklidi! Sen nasıl böyle Allah Allah Allah Allah Allah dedin, oyyyy. Taklidi. Aaaaa! Allah Allah Allah Allah, ayrı bir yere gitmiş iş, odada değil. Allah Allah Allah Allah sesler duyuyor. Başka Allah diyenler var. Allah Allah Allah. Görüyor Allah diyenleri. Allah Allah Allah başka bir halaka varmış orada halbuki, kendisi yalnızdı ama ayrı bir halaka kurulmuş. Allah Allah Allah. Şeyhi de orda. Allah Allah. Piri de orda. Allah Allah.Vayy, sahabeler de o halakadaymış. Allah Allah Allah, yattığın yerde yatıyorsun ama yattın ya. Hani yattığınız yerde Allah’ı zikrederekten uyuyacan ya. Allah Allah. Aaa, bir sürü yatanlar var. Oooo, ayağa kalktılar. Sen bir kendine geldin, yataktasın yine. Aaaa, öyle değilmiş. Tahkiki! ibadetlerinizi ve imanınızı tahkikiyapın. Taklidi değil. Bu taklitten başlar yalnız. Burda taklidi reddemeyiz. Taklidi reddedersek zahiri reddetmiş oluruz. iman da, islam da ahlak da taklitten başlar. Üstadını taklit eder, annesini taklit eder, babasını taklit eder, bir hocasını taklir eder, taklitten başlar. Okur, ona okuturlar. Taklitten başlar. Taklidi yok etmek, gömmek değil, böyle bir şey yok. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini taklit eder. Eyvallah! Onun amellerini, onun fiiliyatlarını, onun sünnetlerini taklid eder, eyvallah. Ama işin tahkikisine gitmek için taklit yoldur, basamaktır. Kimisi taklidi, komple reddediyor. Hayır. Kimisi görüntüyü, komple reddediyor, zahiri reddediyor hayır. Biz namazda Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini taklit ederiz. Rükumuzda, secdemizde, oturmamızda, sağa selam vermemiz, sola selam vermemiz, kıyamımızda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini taklid ederiz. O çünkü bize öyle dedi. Dedi ki benden gördüğünüz gibi ibadetlerinizi ediniz.
Taklidin ve tahkikin farkı nedir?
Neye selam verdiğini bilecek. Bilmek ne? Yazdığını okuduğu. Tahkiki değil daha. Ne zaman? Neye selam verdiğini gördüğü zaman tahkiki. Allahu ekber, durdu namaza. Taklidi. Neye doğru döndün? Beytullah’a doğru döndü. Taklidi. Beytullah o tarafta mı? Ha, o tarafta. Nerden bildin? Herkes o tarafa dönüyor ya, taklidi. Gördün mü? Hayır. Gördü, tahkiki gönül işi. Tahkikinin de kendi içerisinde makamı, dereceleri var. O da derecadsız değil. O da dereceleri var. O zaman avamın inanışı, avamın dini taklididir. Tahkiki değil. Bu bütün herkes için geçerlidir. Sema edenler taklidi sema eder. Tahkiki, ooooo! Neyin etrafında sema ettiğini görür, tahkiki. Taklidi. Ya tekkede sema ettiler. Tahkiki, nerde sema etti, kaçıncı kat gökte, hangi gökte, kimlerle sema etti? Hangi melek tabakasıyla sema etti, hangi pir efendi ile etti, hangi imam efendi ile, hangi semazenle, hangi sahabeler ile, hangi Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ile görüştü, hangi peygamberle sema etti, arş ı alanın neresinde sema etti? Bakın, yer, bir sürü mekan çıktı orta yere. Beytullah’ta mı sema etti? Beytullah’ın etrafında mı sema etti? Hem kendi etrafında, hem Beytullah’ın etrafında mı sema etti? Tahkiki, değişti bak. Taklidi? Bu da sevap mı? Evet. Allah Allah Allah. Sema etti. Eyvallah, taklidi. Tahkikisi,oooo! Bir sürü semazenler varmış burda! Biz altı kişi dönüyor zannediyorduk, doluymuş. Ooooo daha öncekiler sema edenler de gelmiş, duyan gelmiş. Ne? Taa 350 yıllık 400 yıllık semazenler toplanmışlar. Siz onlara ölü demeyiniz. Başlarında şeyh efendileri. Siz onlara ölü demeyiniz. O zaman değişti bak. Taklidiyle tahkiki aynı değil. işte avamın diyor dini, taklididir. insanlar taklidi din yaşarlar. Otururlar, taklittir. Birisi tesbih çekiyor. Allah Allah Allah Allah Allah. O da Allah Allah Allah Allah Allah televizyonda gözü, etrafta. Kapıyı kapat, Allah Allah Allah Allah. Taklidi! Sen nasıl böyle Allah Allah Allah Allah Allah dedin, oyyyy. Taklidi. Aaaaa! Allah Allah Allah Allah, ayrı bir yere gitmiş iş, odada değil. Allah Allah Allah Allah sesler duyuyor. Başka Allah diyenler var. Allah Allah Allah. Görüyor Allah diyenleri. Allah Allah Allah başka bir halaka varmış orada halbuki, kendisi yalnızdı ama ayrı bir halaka kurulmuş. Allah Allah Allah. Şeyhi de orda. Allah Allah. Piri de orda. Allah Allah.Vayy, sahabeler de o halakadaymış. Allah Allah Allah, yattığın yerde yatıyorsun ama yattın ya. Hani yattığınız yerde Allah’ı zikrederekten uyuyacan ya. Allah Allah. Aaa, bir sürü yatanlar var. Oooo, ayağa kalktılar. Sen bir kendine geldin, yataktasın yine. Aa aa, öyle değilmiş. Tahkiki! ibadetlerinizi ve imanınızı tahkikiyapın. Taklidi değil. Bu taklitten başlar yalnız. Burda taklidi reddemeyiz. Taklidi reddedersek zahiri reddetmiş oluruz. iman da, islam da ahlak da taklitten başlar. Üstadını taklit eder, annesini taklit eder, babasını taklit eder, bir hocasını taklir eder, taklitten başlar. Okur, ona okuturlar. Taklitten başlar. Taklidi yok etmek, gömmek değil, böyle bir şey yok. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini taklit eder. Eyvallah! Onun amellerini, onun fiiliyatlarını, onun sünnetlerini taklid eder, eyvallah. Ama işin tahkikisine gitmek için taklit yoldur, basamaktır. Kimisi taklidi, komple reddediyor. Hayır. Kimisi görüntüyü, komple reddediyor, zahiri reddediyor hayır. Biz namazda Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini taklit ederiz. Rükumuzda, secdemizde, oturmamızda, sağa selam vermemiz, sola selam vermemiz, kıyamımızda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini taklid ederiz. O çünkü bize öyle dedi. Dedi ki benden gördüğünüz gibi ibadetlerinizi ediniz.
Dini tanımayanlar kimlerdir?
Namaz kılmayanlar, oruç tutmayanlar, zikir yapmayanlar, dini tanımayanlar, şeytanın peşinden gidenler. Onları da gördün namazda. Dedin ki Yarabbi, şu şeytanın peşinden uyup namazı, niyazı, orucu, ibadeti, ahlakı terk edenler var ya! Evet? Aman beni onlardan eyleme. Onların halini de gördün orada.
Dinin apaçık olması hakkında ne söylendi?
‘Erlerin işi apaydın oluştur, sıcaklıktır; aşağıdaki kişilerin işi ise düzenbazlıktır, utanmaktır.’ Erlerin işi, velilerin işi, peygamberlerin işi, dopdoğru giden insanların işi apaydınlıktır. Öyle saklı gizli bir şey yoktur. Aydınlık, islamda mesaj açıktır. islamda yapılan şeyler açıktır. Açık! Saklı gizli ıvır zıvır olmaz. Din açıktır. Dini hayat yaşamak açıktır. Bu fakir yirmialtı yıldan beri dinin içerisinde. Yirmialtı yıldan beri sohbet ettiğim yerin zikrullah yaptığım yerin kapısı kapanmamıştır benim. Basılırsak, basılmışızdır. Götürüldüysek, götürülmüşüzdür. Meydandadır yirmialtı yıldan beri. Ben izmir Bayındır’da ilk zikrullahı camide yaptık biz. Camide! Evde bizim zikrullah olduğunu cümle alem, bütün bayındır biliyordu. Karakol en baştan biliyordu. Ben şeyhe intisap ettim, bütün Bayındır biliyordu. Bütün akrabalar biliyordu. Saklı gizli yok. Erlerin işi apaydınlıktır. Kur’an ve Sünnet meydanda apaydınlıktır. Kur’an ve sünneti anlatırsın, apaydınlık. Din bu kardeşim. Götürülecekmişsin, götürülürsün. Dövülecekmişsin, dövülürsün. Mahkemeye verilecekmişsin, verilirsin. Kovulacakmışsın, kovulursun. Din, apaydınlıktır. Dinin saklı gizli birşeysi yoktur. Ne o, gizli ilimlermiş. Ne gizli ilmi kardeşim. Kur’an belli, sünnet belli. Nerden çıkardın gizli ilimi sen? Belli, din bu, apaydınlıktır yol. Dini yaşamak apaydınlıktır. Saklı gizli, kurullar oluşturmak, saklı gizli platformlar oluşturmak, karanlık mahfezler, karanlık bölgeler oluşturmak yok dinde. Apaydınlıktır. Aman burda kimse duymasın. Yok öyle bir şey. Duysun herkes.
Dinle alakalı işlerin apaçık olması hakkında ne söylendi?
Yedin yedim, yedin yedim, içtin içtim, içtin içtim, aldın aldım, sattın sattım, apaçık. O zaman din ve dindarlar apaçık olmalı dinle alakalı. Adamın ticareti, bana ne? Adamın evi bana ne ya. Onlar mahremi, beni ilgilendirmez. Kimseyi ilgilendirmez. Din apaçık! Burda apaçık konuşuyorum, saklım gizlim yok. Hatta ben arkadaşlara dedim ki alın kayda, yayınlayın dedim internette, saklımız, gizlimiz yok bizim. Bizim gizli bir bahçemiz, beynimizin gerisinde gizli bir şey yok. Meydanda bakın, kapı bahçe açık. isteyen oturur, isteyen çeker gider. isteyen semayı izler, zikrullahı izler. isteyen izlemez. Bu kadar basit. Apaçık olacak din. Sen dinle alakalı bir iş yapıyorsan, apaçık olacak, apaçık. Bir şeyde açıklık yok dinle alakalı, uzak dur ordan. Orda şeytan galip.
Mümince yaşarsa mümin olur mu?
Mümince yaşarsa mümin olur. Kafirce yaşarsa adı kafir olur. Allah bizi müminlerden eylesin.
Din ne olmalıdır?
Din ne? Kur’an sünnet, icma i ümmet. Ümmetin toplandığı yerde toplanmak. Siz filmi geriye sarın şimdi yavaş yavaş. Anlayacaksınız siz. Ümmetin toplandığı yerde toplanın. Bunu ister bölgesel bakın, ister cemaatsal bakın. ister mesela Bursa’da oturuyorsun. Bursa’da otururken ümmet bir yerde toplanmış. Herkes bir kimsenin arkasında toplanmış La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyor, namaz kılıyor, oruç tutuyor. Müslüman bir kimse.
Ümmetin toplandığı yerde toplanmak ne demektir?
Ümmetin toplandığı yerde toplanmak. Siz filmi geriye sarın şimdi yavaş yavaş. Anlayacaksınız siz. Ümmetin toplandığı yerde toplanın. Bunu ister bölgesel bakın, ister cemaatsal bakın. ister mesela Bursa’da oturuyorsun. Bursa’da otururken ümmet bir yerde toplanmış. Herkes bir kimsenin arkasında toplanmış La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyor, namaz kılıyor, oruç tutuyor. Müslüman bir kimse.
Ümmetin toplandığı yerde toplanmış mı?
Ümmet bu ülkede bir yerde toplanmış. Mısır’da Müslüman Kardeşler toplanmış mı toplanmış. Neydi o darbe edilen cumhurbaşkanları?Mursi. Mursi’yi seçmiş mi ümmet orda. Seçmiş. Ümmet onun arkasında toplanmış mı,mısırdakiler? Toplanmış. Sen Mursi’nin arkasında durmak zorundasın, farz sana. Farz. Farz, farz! Ben içtihat ettim, Sisi’den yanayım. Olamazsın müminsen. Müminsen, olamazsın. Mümin sen olamazsın! 28 Şubat’tan önce herkes Erbakan Hoca’nın peşinde toplandı mı müminler? Toplandı. Namaz kılanlar, oruç tutanlar, bir tarikata hasbelkader gidenler, herkes arkasında durdu mu? Durdu. Senin de onun arkasında durmam farzdı.Farzdı. Sen, ben içtihat ediyorum. Onun arkasında durmayacağım diyemezsin. Sen kardeşlik hukukunu, kardeşlik akdini bozuyorsun o zaman. Sen Muaviye gibi oluyorsun, sen o zaman Yezit gibi oluyorsun.
İnananlar ve ikiyüzlülerin sonu nasıl olur?
İnananlar namazda da oruçta da hacda da zekatta da iki yüzlülerle utup utulmadalar. İnananlar sonunda kazanırlar; ikiyüzlüyse sonunda mat olur, gider. İkisi de bir oyunun başında, ikisi de beraber amma Merv’liyle Rey’li gibi hani.
Münafıkların davranışları nedir?
Birisi Allah’a kul olduğunu göstermek için namaz kılar. Yarabbi ben sana kulum, sen emrettin, namaz kılıyorum. Sen emrettiğin için oruç tutuyorum. Sen emrettiğin için senin istediğin gibi yaşamaya çalışıyorum. Bu işin en alt zemini. Öbürkü de onların içerisinde bulunmak için bulunur. Münafık, bir düdüklen gider o. Münafık bir sıkıntıda satar seni. Münafık bir küçücük problemde akçakavak yaprağı gibi döner. Siz akçakavak yaprağını bilir misiniz? Karaağaç derler, onların bir tarafı yeşildir, bir tarafı beyazdır yaprakları. Onun ağacı serttir. Yapraklarının bir tarafı beyaz, bir tarafı yeşildir. O rüzgar estiğinde yeşilli beyazlı, yeşilli beyazlı. Ne yeşil, ne beyaz olur. Yeşilli beyazlı rüzgar estiği zaman. Rüzgarın yönüne göre ya yeşil olur, ya beyaz olur. Çivi çakamazsın o ağaca. Bildiğin çivi çakamazsın. Öyle derler, akçakavak yaprağı gibi rüzgarın estiği yere yöneliyor. Durduğu yerde durmuyor, münafık, istikameti yok. Bir düdük, eve! Birisi höt dese, haydiiii çeker gider o. Korkaktır, münafıklar korkaktır. Gizli gizli iş yapanlar korkaktır. Dini ayan beyan yaşamayanlar ya korkaktır ya sakladıkları bir şey vardır. Bir sohbetin, bir zikrullahın, bir cemaatin, bir caminin kapısı açık değilse, kapısı açık değilse uzak dur ordan. Neden? Orda kirli işler dönüyordur. Orda karanlık işler dönüyordur. Orda akçeli işler dönüyordur. Orda karanlık mahfillerde, karanlık dehlizlerde, karanlık anlaşmalar vardır. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem Hazretleri müminlerden bir şey saklamadı. Mescid i Nebevi’nin kapısı sabaha kadar açıktı. Sohbet edilecekse herkese orda, zikrullah yapılacaksa herkes orda, savaşa gidilecekse herkes orda. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, kapısını hiç bir müslümana kapatmadı. Hangi makam sahiplerine peşkeş çektin kendini? Din açık, açık! Sen dinini anlat. Sen dinini tebli et. Götüreceklerse, götürsünler. Zulme uğrayacaksan, uğra. işkenceye uğrayacaksan uğra, cezaevine atılacaksan atıl. Yerlerde mi süründürecekler, süründürsün.
Münafıkların neden korkak olduğu?
Münafıklar korkaktır. Gizli gizli iş yapanlar korkaktır. Dini ayan beyan yaşamayanlar ya korkaktır ya sakladıkları bir şey vardır. Bir sohbetin, bir zikrullahın, bir cemaatin, bir caminin kapısı açık değilse, kapısı açık değilse uzak dur ordan. Neden? Orda kirli işler dönüyordur. Orda karanlık işler dönüyordur. Orda akçeli işler dönüyordur. Orda karanlık mahfillerde, karanlık dehlizlerde, karanlık anlaşmalar vardır. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem Hazretleri müminlerden bir şey saklamadı. Mescid i Nebevi’nin kapısı sabaha kadar açıktı. Sohbet edilecekse herkese orda, zikrullah yapılacaksa herkes orda, savaşa gidilecekse herkes orda. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, kapısını hiç bir müslümana kapatmadı. Hangi makam sahiplerine peşkeş çektin kendini? Din açık, açık! Sen dinini anlat. Sen dinini tebli et. Götüreceklerse, götürsünler. Zulme uğrayacaksan, uğra. işkenceye uğrayacaksan uğra, cezaevine atılacaksan atıl. Yerlerde mi süründürecekler, süründürsün.
Münafıkların neden karanlık mahfillerde bulunmaları gerektiği?
Orda karanlık işler dönüyordur. Orda karanlık mahfillerde, karanlık dehlizlerde, karanlık anlaşmalar vardır. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem Hazretleri müminlerden bir şey saklamadı. Mescid i Nebevi’nin kapısı sabaha kadar açıktı. Sohbet edilecekse herkese orda, zikrullah yapılacaksa herkes orda, savaşa gidilecekse herkes orda. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, kapısını hiç bir müslümana kapatmadı. Hangi makam sahiplerine peşkeş çektin kendini? Din açık, açık! Sen dinini anlat. Sen dinini tebli et. Götüreceklerse, götürsünler. Zulme uğrayacaksan, uğra. işkenceye uğrayacaksan uğra, cezaevine atılacaksan atıl. Yerlerde mi süründürecekler, süründürsün.
İnanmış bir topluluk dünya sistemlerine karşı nasıl davranır?
Bu noktaya gelen bir cemaati, bu noktaya gelen bir halkı, kavmi, bu nokt, ya gelen bir inanmışlar topluluğunu dünya üzerindeki sistemlerin hiç birisi de kabul etmez. Musa Aleyhisselam’a yaptıkları gibi öldürmeye, katl etmeye, ordular toplarlar. isa Aleyhisselam’a ve havarilerineyaptıkları gibi, öldürmeye, katletmeye kalkarlar. ibrahimAleyhisselam’a yaptıkları gibi, mancınıkla ateşe atmaya kalkarlar. Yusuf gibi kuyuya armaya kalkarlar. Zekeriya Aleyhisselam’a yaptıkları gibi ne yaparlar, ağacın ortasında keserler. Asla ona müsaade etmezler. Davut Aleyhisselam’a yaptıkları gibi ordular toplarlar, karşısında savaşmaya gelirler. Hazreti Peygamber(s.a.v.)’e ve inananlara yaptıkları gibi sürerler sizi o bölgeden ve beldeden ve siz sürgün gittiğiniz yerde de rahat edemezsiniz. Ordularını toplarlar, hem kendileri sürmüşlerdir, yetmez ordu toparlayıp oraya sizi katletmeye, öldürmeye gelirler.
Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Allah’ın Her Yarattığını Sevmek nedir?
Hicr-ayet 86: ‘Hiç şüphesiz senin Rabb’in işte o her şeyi mükemmel yaratan ve her şeyi hakkıyla bilendir. O zaman yaratmada bir eksiklik görmek, yaratmada bir noksanlık görmek, mükemmeliyetçilikten dışarı çıktığı için dikkat edin insan küfre düşer. Yaratma fiiliyatı tamamıyla mükemmel bir noktadadır. O zaman biz yaradılanı sevmemiz, Allah’ın mükemmel yaratmasından dolayıdır. Biz mükemmel yaratan Allah’ın yarattığı her şeyi severiz.
Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Allah’ın Her Yarattığını Sevmek
E bir sûfî değil miyim?
Ben öyle bir sûfî değilim. Ben öyle bir derviş değilim. Hecaşamamın bir anlamı olmalı. Îmân etmemin bir anlamı olmalı. Sûfî olmamın bir anlamı olmalı. Bir yaşamamın anlamı olmalı. Yaşamamın anlamı îmândır. Îmân etim, îmânımın bir anlamı olmalı. Sûfîlik yoluna girdim, bunun bir anlamı olmalı. Eğer bunun bir anlamı olmayacak sabene, o zaman insan olmalı, îmân etmemin sûfîlik yolunda olmalı. Hiçbir kıymeti dairesi kalmadı. Yok kalmadı. Yok ben hak eri olmalıyım. Ben hak eri olarak ten yürümeliğim. Ben hem zikretmeliğim. Ben tövvetmeliğim. Hem hak hakîkat aykırmalıyım ben. Evet, yoksa benim için yaşamanın bir anlamı yok. Dervişliğin sufilim bir anlamı yok. Bir anlamı yok. O zaman ben de herkes gibi oldu. Ben de herkes gibi yaşayacağım o zaman. Kılacağım beş vakit. Namaz, ben bir görevimi bitirdim diyeceğim. Namaz kılmak değil. Bu daire de algılatır, algılatmışlar. Bu daire de algılatmışlar. Süleyman demirelim, meşhurla fı.
Kaynak: (NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 7.12.2023
Yaşamamın anlamı nedir?
Yaşamamın anlamı îmândır. Îmân etim, îmânımın bir anlamı olmalı. Sûfîlik yoluna girdim, bunun bir anlamı olmalı. Eğer bunun bir anlamı olmayacak sabene, o zaman insan olmalı, îmân etmemin sûfîlik yolunda olmalı. Hiçbir kıymeti dairesi kalmadı. Yok kalmadı. Yok ben hak eri olmalıyım. Ben hak eri olarak ten yürümeliğim. Ben hem zikretmeliğim. Ben tövvetmeliğim. Hem hak hakîkat aykırmalıyım ben. Evet, yoksa benim için yaşamanın bir anlamı yok. Dervişliğin sufilim bir anlamı yok. Bir anlamı yok. O zaman ben de herkes gibi oldu. Ben de herkes gibi yaşayacağım o zaman. Kılacağım beş vakit. Namaz, ben bir görevimi bitirdim diyeceğim. Namaz kılmak değil. Bu daire de algılatır, algılatmışlar. Bu daire de algılatmışlar. Süleyman demirelim, meşhurla fı.
Kaynak: (NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 7.12.2023
Din insan içindir mi?
Din insan içindir insan dinler için. Din, insan içindir ve insan dinler için. Bu nedenle, din adına yapılan zulüm ve haksızlıklar, insanlık için yapılan zulüm olarak değerlendirilmelidir.
Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET
Din adına yapılan zulüm ve haksızlıklar nasıl değerlendirilmelidir?
Din adına yapılan zulüm ve haksızlıklar, insanlık için yapılan zulüm olarak değerlendirilmelidir. Din adına yapılan her türlü necaset ve zulüm, insanlık için yapılan zulüm olarak kabul edilmelidir.
Kaynak: HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET
Cimrilerin Allah’a sevgisi olup olmadığı?
Cimriler Allah’ın sevmediği huylara sahiptir. Sahip olanlarla bir ya onlara tebliğ etmek için konuşursun tebliğ edersin. Ona almıyor onla arkadaşlığını devam ettirme. Sana da hastalık bulaşır Allah sevgisinin anahtarı Muhammed sevgisi.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
Allah’tan hakkıyla korkan erkeklerle kadınlara ne söylenmektedir?
Kadınlara Allah’tan hakkıyla korkan erkeklerle hakkıyla korkan kadınlara sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlara oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlara iffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlarla Allah’ı çokça zikreden erkeklerle Allah’ı çokça zikreden kadınlara. Şüphesiz ki Allah mağfiret, ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.
Kaynak: (NASİHAT/31) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 07.11.2024
Allah’ın affetmesi ve tövbe kabulüne dair ne söylenmektedir?
Bir rabbisi bulur karşısında kim tövbe ederse Allah onun tövbesine karşılık verir, ve onu affeder. Hatta yine günah işlese yine tövbe etse Allah der ki. Kendisini affedecek olan. Rabbini hatırladı affettim der yine günah işler. Biz kuluz biz şaşarız şaşmadan da. Göz göre göre nefsimize. Uyar günaha gireriz, evet ama. Ümidim ya kesmeyiz Cenâb-ı Hak muhakkak ki affedicidir muhakkak ki tövbeleri kabul edicidir. O yüzden derslerinizi çekmeye gayret edin. Ümit kapınız olsun her gün. Tövbe edin. Ümit kapınız olsun her gün.
İtikatla alakalı yolumuzu nasıl öyle gördük?
İtikatla alakalı yolumuzu öyle gördük. Sonuçta. İmam-ı. Azam. Hazretleri bir şeyin zerresini, daha doğrusu tohumunu bu meselede gömmüş toprağı. Biz. İmam-ı. Maturidi derken de bu noktada. İmam-ı. Azam’ı edepsizlik etmiş olmuyoruz Allah muhafaza eylesin. Amin. İmam. Matulü de onu tafsilatlandırmış. Işte örneğin bir anayasa var. O anayasanın içerisinde mevcut hukuk da var, ama ayrıyeten bir ceza hukuku var. Öyle değil mi? Ceza hukuku anayasadan kendisini.
İmam-ı. Azam’ın itikat yönünden görüşleri neden imam maur diye bağlıyız?
İmam-ı. Azım’ın itikat yönünden görüşleri veya yanlışı mı vardı? 200 yıl sonra. Araplarda önceden yoktu hiç. Hatta bazı yerlerde hala da yoktur. Ama Osmanlıyla beraber onlar da bu kültüre sahip çıktılar. Hayır hayır cemiyet olarak böyle düğün dernek gibi. Hazret-i Abbas, mesela düğün yaptığı zaman orada hattac ilah bizim İslâm’dan önce ha İslâm’da ha. İslamda evet ha eyvallah. Haz. Abbas. Hazret-i Abbas zamanında. Tamam ya normalde bu İslâm bunu reddetmemiş sonuçta. Bu var mı? Var, evet. Ha orada okunan mevlüt. Mevlüt okuyacak. Ilahi okuyacak. Böyle bir bunun İslâm’la çatışan bir yer yok.
İslâm’ın Devrimci Mahiyeti ve Yenileme Sistemi nedir?
İslâm, kendi özünde devrimci bir dindir. Mevcut olan bütün şirk düzen sistemini tamamen devirmiş, yerine kendi düzenini koymuş, ve bu sistem kendini her daim yenilemektedir. İslâm Devrimi hâlâ kendi içerisinde devam eder. Müslümanlar arasında gericiler, ve yobazlar olsa da, gerçekten dini anlayan insanlar vardır. Onların devrimci bir kalbe ihtiyaçları vardır. Gerçek devrimcilik, îmânı yenilemek, ve dini taze algılamaktır.
İslam’ın ırklara bakışı nedir?
İslâm dini ırk ayrımını reddeder; ibadethanelerde belirli bir millete atıfta bulunan simgeler bulunması doğru değildir. Camiler tüm Müslümanlarındır; bir milletin ya da etnik grubun mülkü değildir. Üstünlük yalnızca takvadadır: "Şüphesiz Allah katında en üstününüz en takvalı olanınızdır." (Hucurât 49:13)
Kalplerin Allah’ın elinde olması ile cüz’î irâdemizin bir ilgisi var mıdır?
Evet, vardır. Kim Allah’tan hidâyet dilerse, Cenâb-ı Hak ona hidâyet eder. Bu noktada kulun istemesi, cüz’î irâdesiyle doğruyu, iyiyi ve güzeli seçmesi son derece önemlidir. Bu hadîs-i kudsîyi tek başına ele alarak ‘Allah kulun kalbini iyiye doğru giderken kötülüğe çevirmiş’ gibi algılamak doğru değildir. Bizim dînî anlayışımız, sûfîlik anlayışımız cüz’î irâdesiz değildir; biz cüz’î irâdeye ve insanların bu irâdeyle mükellef olduğuna inanırız.
Her îmân eden şehâdet âlemine vâkıf mıdır? Îmânı yenilemek gerekir mi?
"Îmân ettim" diyen bir kimse şehâdet âlemine vâkıf değilse, îmânını yenilemesi gerekir. Hazret-i Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de "Ey îmân edenler, îmân ediniz!" buyurur. Bir kimse önce îmâna şehâdet eder; sonra bu şehâdeti güçlendikçe, bilgisi ve ilmi arttıkça, îmân ettiği şeylere şehâdet etmeye başlar. Bu âyet-i kerîme sûfîler için çok önemlidir. Bu yüzden sûfîler her an îmânlarını tâzeler, daha kâmil noktaya götürmek için mücâdele ederler ve bundan sorumludurlar.
Allah’tan korkuyor musunuz?
Ben ilme’l-yakîn noktasında bir korku tanımadım; ayne’l-yakîn noktasında da bir korku tanımadım. Beni cehennemde cezalandırmasıyla alâkalı bir korkum yok. Ama sevgilisini bekleyen insan "Acaba gelir mi, gelmez mi?" diye korkar. İşte benim korkum buysa, evet korkuyorum. Hakke’l-yakîn noktasında korku, sevgiliyle arana perde girmesidir. Sûfînin korkusu dışarıdaki insanların korkusu gibi değildir; dışarıdakiler Allah’ın azâbından korkar, oysa azap Allah’ın sıfatıdır, kendisi değildir. Sûfîlik kalp ayağıyla yürümektir, akıl ayağıyla değil.
Bilgi akla mı kalbe mi aittir?
Bilginin iki hâli vardır: Zâhir noktası akla âittir, bâtın noktası kalbe âittir. Namaz kılmak aklın işidir; ama namazın içerisinde sevgiliyle hemhâl olmak kalbin işidir. Aklımıza baktığımızda herkes namaz kılmıştır deriz; kalben baktığımızda bazılarının nam,az kılmadığını görürüz.
Münâfıkların vasfı nedir?
Âyet: Münâfıkların vasfı — Münâfikûn Sûresi, 63/1-4
Bilmekten olmaya geçiş nedir?
Bilmekten olmaya geçmek lâzım. Ama farzları tam yerine getiremeyen, haramlardan tam anlamıyla uzaklaşamayan bir kimse bilmekten olmaya nasıl geçecek? Ümmetin acı tarafı bu: Sanki farzları bitirdi, haramlardan kurtuldu da şimdi sıra nâfilelere geldi.
Yıllardır Müslümanlar acımasızca katlediliyor, namusları çiğneniyor. Bu işkence, ve şiddeti görünce ‘Allah neden müsâade ediyor?’ demekten kendimi alamıyorum. Bu konuya nasıl bakmalıyız?
Müslümanların pasifliği, cihâd rûhunun kalmaması, ölmeyi göze almamaları, kendi içlerindeki zâlimleri görmemeleri, ve zâlimlerle iş tutmaları kabahattir — kabâhat Müslümanlardadır. Cenâb-ı Hak Kur’ân’ı Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem Hazretlerinin üzerine vahiy olarak indirdi; Hazret-i Peygamber zâlimlere boyun eğmedi, zulmedenlere karşı mücâdele etti, kâfirlerle kol kola girmedi.
İlmel yakîn emanet: Şerîatin emrettiklerini öğrenmek ve yaşatmak mıdır?
İlmel yakîn emanet: Şerîatin emrettiklerini öğrenmek ve yaşatmaktır. Mürşit, müritlerine önce bu kademeyi öğretmekle yükümlüdür. Yeni başlayan dervişe hemen 33.000 zikir verip onun aklını oynatmak, tuhaf hareketler ve sesler çıkarmayı dervişlik diye sunmak doğru değildir. Aynel yakîn emanet: İlmel yakîn kademesini hakkıyla yaşayan, doğru bir mürşide intisap eden ve üstadını dinleyen derviş, aşk, muhabbet, cezbe ve ilâhî varidat hallerini meyve olarak yaşar. Bu haller de bir emanettir; mürşit bunları müritlerine aktarmalıdır. Hakkel yakîn emanet: Vasıtasız ve perdesiz feyzi ilâhînin tecellisidir; ilm-i ledündür. Bu hal çalışmayla kazanılmaz — doğrudan Allah’ın lütuf ve ihsanıdır, vehbîdir. Bu kademeye ulaşan mürşit, bu halden müritlerine de anlatmakla yükümlüdür. Mürşidin bunlardan haberi yoksa "üstatlık tasamı kendi nefsinde küfürdür" buyurulmuştur.
Kaynak: Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik onlar yüklenmekten kaçındılar
İnsanda iki akıl mevcuttur mı?
İnsanda iki akıl mevcuttur: birincisi bilinen pozit, ikincisi ise kalbin aklıdır. Genel olarak insanlarda kalbin aklı işlemez. Hazreti Pir’in söz ettiği ‘aklın zekiliği’ ile ‘kalbin zekiliği’ birbirinden farklı iki yetidir. Aklın zekiliği kısa devreden problem çözme, matematik ve teknik analizle ilgilidir. Kalbin zekiliği ise îmân, itaat, sevgi ve teslimiyetle açılan mânevî idrak kapısıdır.
Kaynak: Cep telefonlarını, interneti, bilgisayarları yerli yerinde kullanmamakla aklımız
İnsan neden hayvan değildir?
Bazı Batı filozofları insanı ‘düşünen hayvan’ olarak tanımlamıştır. Bu tanım yanlıştır; insan hayvan değildir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur: ‘Biz insanı en mükemmel bir biçimde yarattık.’ (Tîn 95/4) Ve kendi ruhundan üflemiştir. İnsanın en büyük özelliği düşünmesi, anlaması, öğrenmesi, problem çözmesi ve kıyaslamayla yetenek geliştirmesidir; bu özellik aklın ve zekanın birlikteliğinden doğar.
Kaynak: Cep telefonlarını, interneti, bilgisayarları yerli yerinde kullanmamakla aklımız
Allah’ı her şeyden, gözün gördüğü görmediği tüm yaratılmışlardan daha sevgili bulmadan kemâle ulaşılmaz mıdır?
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurur: "Gözünün gördüğü ve görmediği her şeyden benim sana daha sevgili olmadıkça gerçek anlamda îmâna eremezsin." İstikamet ve istikrar, nihayetinde bu sevgi ve kemâle açılan kapıdır. Allah’ı her şeyden, gözün gördüğü görmediği tüm yaratılmışlardan daha sevgili bulmadan kemâle ulaşılmaz. İstikamet yolunda yürüyen huzur ehli olur; yürümeyen olamaz.
Kaynak: İstikamet ehlinin hem fikri hem de ameli yapısı Kur’an ve sünnet üzeredir
Kalbi harekete geçmemiş, geçse de kemale ermemiş olan, mahlukatın ayıbını kusuru nedir?
Kalbi harekete geçmemiş, geçse de kemale ermemiş olan, mahlukatın ayıbını kusuru, mahlukatın eksikliklerini ve kusurlarını Allah’a atf etmek anlamına gelir. Bu, insanların kendi eksikliklerini Allah’ın hikmeti ve tecellileriyle açıklamaya çalışmasıdır. Bu durum, gizli şirk olarak nitelendirilir çünkü mahlukatın eksikliklerini Allah’ın varlık ve sıfatları ile bağdaştırır.
Kaynak: Kalbi harekete geçmemiş, geçse de kemale ermemiş olan, mahlukatın ayıbını kusuru
Neden mahlukatın eksiklikleri Allah’a atf edilir?
Mahlukatın eksiklikleri Allah’a atf edilir çünkü insanların kendi bilgileri ve anlayışları sınırlıdır. Bu yüzden, insanlar Allah’ın mutlak hikmetini ve tecellilerini anlayamazlar. Bu durumda, mahlukatın eksikliklerini Allah’ın hikmetiyle açıklamaya çalışırlar. Bu, gizli şirk olarak kabul edilir çünkü mahlukatın eksikliklerini Allah’ın sıfatları ile bağdaştırır.
Kaynak: Kalbi harekete geçmemiş, geçse de kemale ermemiş olan, mahlukatın ayıbını kusuru
Kemal ermiş olan kişilerin yaklaşımı nedir?
Kemal ermiş olan kişiler, mahlukatın eksikliklerini ve kusurlarını Allah’a atf etmezler. Onlar, mahlukatın eksikliklerini mahlukata ait olarak görürler. Bu eksiklikler, Allah’ın varlık ve sıfatları ile bağdaşmaz. Bu yüzden, mahlukatın eksikliklerini Allah’ın sıfatları ile ilişkilendirmezler.
Kaynak: Kalbi harekete geçmemiş, geçse de kemale ermemiş olan, mahlukatın ayıbını kusuru
Allah’a olan imanın, güvenin ve inancın tam olması nedir?
Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri sıdk ile tövbe eden gerçekten töv,be eden bir kimsenin annesinden doğduğu gün gibi saf, ve berrak olacağını söyler. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri bir hadisi şerifinde kim tövbe ederse. Allah o kimse annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olur der o yüzden. Sufi virt derinde muhakkak tövbe vardır 70 veya 100 kere hadisle sabittir.
Kaynak: Allah tövbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin kötülüklerini iyiye çevirir
Tövbe eden bir kimsenin annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olacağını söylüyor mu?
Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri. Günde 70 kez başka bir rivayette de ben 100 kez. Allah’a tövbe ederim der, ve kim. Allah’a tövbe ederse annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olur der. Îmân ederiz buna hem ayet-i. Allah günahların hepsini bağışlar ayet-i kelimesine hem de. Sallallahu. Hazretlerinin. Tövbe edenin tövbe edenin annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olacağına inanırız, ve yine. Hani bu çok hoşuma gider benim hani hadis-i. Kutsi olması lazım bunun.
Kaynak: Allah tövbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin kötülüklerini iyiye çevirir
Tövbe eden bir kimsenin günahlarının iyiliğe çevrildiğini inanıyor mu?
Kim toplulukta. Allah’ı zikrederse kötülükleri iyiliğe çevrilmiş olarak kalksın buyurdu dikkat edin buraya. Şimdi böyle olunca burada günahların silinmesi günahların dikkat edin. Bu sohbeti dinleyenler buradakiler değil kalkıp da şu günah affolmaz bu günah affolmaz. Otur oturduğun yere. Allah mısın sen. Kısacık bilginle allahlık yapma. Bütün günahları bağışlar. Allah bir de günah lı hayra çevirir. O öyle bir. Allah o yüzden buradaki. Cenabı hakın. Hakk’ın zatının rahmet tecelliyâtı zatının.
Kaynak: Allah tövbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin kötülüklerini iyiye çevirir
Allah’a yaklaştırılan kimseler kimlerdir?
Allah’a yaklaştırılan kimseler îmân edip. Salih ameller işleyenleredir, ve Allah’a yaklaştırılan insanlar mutlu insanlardır mutlu mutlu gönlünde mutluluk tohumu olan gönlünde mutluluğu yaşartan insanlardır.
Kaynak: Allah’a yaklaştırılan kimseler iman edip salih amel işleyen ve mutlu insanlardır
İslâm’ın iç-dış dengesi nedir?
İslâm zahiri de bâtını da birlikte korur. Bir kimse yalnızca dışını temizleyip içini ihmal etse olmaz; içini temizleyip dışını ihmal etse yine olmaz.
Hakka tâbi olmak ve itirazlar nedir?
Kur’an, Sünnet, mezhep imamlarının ictihadı ve sâlih âlimlerin görüşleri ekseninde söylenen hakikatler çoğu zaman insanlara ağır gelmektedir. Araştıranlar ne kadar incelerse incelesin bir para bağlantısı, bir ahlâksızlık bulamazlar. Bu, Allah’ın ihsânı ve ikrâmıdır; bir insanın kendi mücadelesiyle yapabileceği bir şey değildir.
Kaynak: Ümmet-i Muhammed’i aldatanlardan, inançlarını istismar edenlerden Allah intikamı
Müslümanları alet edenlerin akibeti nedir?
Müslümanların gözyaşını, mücadelesini, harçlıklarından biriktirdikleri parayı kendi nefsi, hevâ-hevesi ve karanlık emelleri için kullananlar hesap verecektir.
Kaynak: Ümmet-i Muhammed’i aldatanlardan, inançlarını istismar edenlerden Allah intikamı
Yolun istikameti nedir?
Hangi cemaatten, hangi tarikattan, hangi partiden olursa olsun — ayet-hadis-mezhep çizgisinde yürümeyip o yoldan sapan, mütaahhide dönüşen ve dinsizliğe düşen herkese aynı hüküm geçerlidir. Silsileyi takip eden, mücahit olarak yola çıkan kimse bu çizgiyi terk etmemeli; Allah’tan başka korku yoktur.
Kaynak: Ümmet-i Muhammed’i aldatanlardan, inançlarını istismar edenlerden Allah intikamı
İnkârcılar Çağdan Çağa Değişmiyor?
Mevlânâ Hazretleri buyurur: "Onların körlüğüne rağmen Allah dostlarının gönüllerine bağlar bahçeler bitirmiştir; gönülde kokan her gül kül sırlarından bahis açar." İnkârcılar Hz. Âdem’den bu yana var; her çağda aynı tavırlarla ortaya çıkmışlar, heva ve heveslerine uymuşlardır. Kâfirler tek millettir — Kur’ân bu gerçeği vurgular. Mekkeliler Hz. Peygamber’e deli dediler, akılsız dediler; dün de bugün de inkârcıların tutumu birbirinin aynıdır, çünkü hepsi şeytandan beslenmektedir. Allah ise dostlarını ve velilerini ilâhî ilimle desteklemeye devam etmektedir.
Kaynak: İslam aleminde yanlış örnekler var diye nasıl hepsini kötü görürsün
Allah yolunda isen Allah yolunda yürüyene düşman olmamak neden gerekiyor?
Gerçekten Allah yolunda Hakkında Hac var zekat var bunu icra edeceksin harâmlar var. Harâmlardan uzak duracaksın. Nafile ibadetler var sünnetler var. Bunları icra edeceksin iman. Ben iman ettim. Tamam kardeş senin imanını. Sonuçta biz kabul ediyoruz bizim kimseye Muhammeden Resûlullah diyene kafir deme hakkımız yok ama Allah’a dost olacaksan o zaman farzları yerine getireceksin harâmlardan uzak duracaksın, ve nafilelerle yaklaşacak ki Hak seni karanlıktan aydınlığa çıkarsın senin. Gönül dünyanı aydınlatsın senin.
Kaynak: s Gerçekten Allah yolunda isen Allah yolunda yürüyene düşman olmaman lazım
Allah’a dost olmak için ne yapmak gerekir?
Allah’a dost olacaksan o zaman farzları yerine getireceksin harâmlardan uzak duracaksın, ve nafilelerle yaklaşacak ki Hak seni karanlıktan aydınlığa çıkarsın senin. Gönül dünyanı aydınlatsın senin.
Kaynak: s Gerçekten Allah yolunda isen Allah yolunda yürüyene düşman olmaman lazım
İman eden bir kişi nasıl yaşamalıdır?
Neyi nasıl emrettiyse onu öyle içeceksin kelime-i şehadet getirdin ardından namaz var ardından oruç var. Hac var zekat var bunu icra edeceksin harâmlar var. Harâmlardan uzak duracaksın. Nafile ibadetler var sünnetler var. Bunları icra edeceksin iman.
Kaynak: s Gerçekten Allah yolunda isen Allah yolunda yürüyene düşman olmaman lazım
Münkirin kalp hastalığı nedir?
Bakara Sûresi 10. âyette buyurulur: ‘Onların kalplerinde hastalık vardır; Allah bu hastalıklarını daha da artırmıştır. Yalan söyledikleri için onlara can yakıcı bir azap vardır.’ En büyük yalan; Allah’ı, peygamberleri, Kitabullah’ı ve sünnet-i seniyyeyi inkâr etmektir. Bu inkâr hâli kalp hastalığının en ileri mertebesini oluşturur.
Kaynak: Münkirler, inkarcılar, kafirler Kur’an ve sünneti dinlemek istemezler
Müminliği sürdürebilmek için ne yapılmalıdır?
Mümince yaşamak inkârcıları rahatsız eder. ‘Araplaştı’ diye hakarete uğramak, ‘neden namaz kılıyorsun’ sorusuna muhatap olmak, hatta cezaevine girmek bile bu yolun mümkün bedelleridir. Ama münkirler bütün bu baskıyla hakikati ortadan kaldıramazlar. Allah’ın nûrunu söndürmek mümkün değildir.
Kaynak: Münkirler, inkarcılar, kafirler Kur’an ve sünneti dinlemek istemezler
Kalp düşünmesi ve Allah’ın kalbe bakması nedir?
"Kalpler Kör Olur": Kalbin Düşünmesi ve Allah’ın Kalbe Bakması
Cenâb-ı Hak el-Hac 22/46’da şöyle buyurur: "Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olsun? Şüphesiz gözler kör olmaz, lakin göğüslerdeki kalpler kör olur." Burada "düşünmek" kalbe nisbet edilmiştir; akla değil. Feraset nuru, yakîn nuru, ilmel yakîn — aynel yakîn — hakkel yakîn mertebeleri hep kalple alakalıdır. Kalbin yolu kendisine mahsustur; dış görünüş, cübbe, takke, Kur’ân hıfzı ve ilim — bunlar zahirle ilgilidir.
Kaynak: Kalp düşünür