Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: İman ve İtikad — Sayfa 21

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

İman ve İtikad(2302) — Sayfa 21/28

İnsanın kendine zulmetmesi ne anlama gelir?

İnsanın kendine zulmetmesi: ‘iyilikler Rabbinizden, kötülükten nefsinizdendir.’ ‘Sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır.’ Ayeti kerime. Sen Allah’ın ipine sımsıkı yapış. Sen habibinin yoluna sımsıkı yapış. Sen haramlardan kendini uzak tut. Kendini hayır yoluna adapte et. Haramlardan uzak dur. Senin başına gelen bir şey, işlemiş olduğun bir haramdan mütevellittir. Sen bir yerde haram işlemişsindir, sen bir yerde yanlış yapmışsındır, sen bir yerde eksik yapmışsındır. Kendini Eyyüb aleyhisselam ile eş değerde tutma. Kendini ibrahim aleyhisselam ile eşdeğerde tutma. Kendini Yusuf aleyhisselam ile eşdeğerde tutma. Kendini Abdülkadir Geylani hazretleriyle eş değerde tutma. Kendine Hz. Pir Ahmed Er Rufai hazretleri ile eşdeğerde tutma.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1297-1310. Beyitler Şerhi

Allah’ta kusur arama nedir?

Tevhitte kusur arama. Dua ibadetinde kusur arama. Zikirde kusur arama. Namazda kusur arama. Sensin kusurlu. Allah’ta kusur arama. Sensin kusurlu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Adem’in kusurunu nasıl kabul etti?

Adem kendisini kusurlu gördü. Ne dedi? ‘Rabbena zalemna’ dedi. ‘Ya Rabbi! Ben kendime zulmettim’ dedi. Demedi sen bana zulmettin diye Allah’a. Demedi bu kazayı sen benim başıma ördün. Demedi Cenab-ı Hakka bu gafleti bana sen verdin. Demedi Cenab-ı Hakka bunu sen yarattın, o ağaca yaklaşıncaya kadar veya o yasakladığın şeye yaklaşıncaya kadar sen yarattın demedi. Üzerine aldı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Görünüşte bir şeyin hakikati ne olabilir?

Biz bakarız bir kimse insandır, insan suretindedir. Biz onu nedir, Ahmet’tir Mehmet’tir ismi ile söyleriz ama onun gerçekte ne olduğunu bilmeyiz. Sen onu senin arkadaşın Ahmet olarak görürsün. Doğrudur gördüğün ama hakikat midir? Şüphelidir. Sebep? Çünkü Cebrail Aleyhisselam Dıhye suretinde geliyordu. Dıhye aleyhisselam, tabiri caizse erkek güzeliydi, yakışıklıydı, boyu posu böyle albenisi vardı, cazibeliydi. Meşhur ya, iman islam, ihsan hadisi şerifi. En sonunda Allah resulü sahabeye sordu. Bu soruları soran kimdi, tanıdınız mı? Sahabe dedi ki Dıhye idi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki ‘hayır, o Dıhye değildi, o Cebrail kardeşimdi, size dininizi öğretmeye geldi’ dedi. Demek ki görüntüde Dıhye ama gerçekte ne? Cebrail Aleyhisselam. Ayeti kerime, Meryem annemizle alakalı: ‘Derken biz de ona ruhumuzu göndermiştik de tam bir insan olarak görülmüştü ona.’ Cenab-ı Hak Meryem’e; bu bazı rivayetlerde ve hadisi şeriflerde Cebrail Aleyhisselam olarak geçer, Cebrail Aleyhisselam’ı gönderdi isa’yı üflemek için ve Meryem annemiz onu bir insan suretinde gördü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1231-1249. Beyitler Şerhi

İnsan suretinde görünen varlıkların hakikati ne olabilir?

Çünkü Cenabı Hak Cebrail’i ona insan suretinde gördü ve meşhurdur ya Meryem dedi ki: ‘Ben iffetli bir kadınım, benden uzak dur, eğer Allah’tan korkuyorsan’ dedi ona. Ondan sonra Cebrail aleyhisselam açıkladı ona, dedi ki ‘Ben Allah’ın elçisiyim. Ben sana bir oğul üflemeye geldim, ben Allah’ın elçisiyim.’ dedi. ‘Allah’tan kork’ diye. Meryem annemiz öyle söyledi ki tabiri caizse Cebrail aleyhisselamın tüyleri diken diken oldu. Hani biz öyle tabir ederiz ya yani korkudan tüylerimiz diken diken oldu, irkildik, ürperdik. Cebrail Aleyhisselam’a öyle Allah’tan kork dedi. Cebrail Aleyhisselam tabiri caizse irkildi ve ondan sonra ona dedi ki ben Allah’ın elçisiyim. Demek ki bu varlık tecelliyatında mümkün. Cebrail Aleyhisselam insan suretinde görünebiliyor veya bir melek insan suretinde görünebiliyor, Dıhye suretinde görüldüğü gibi. Meryem annemize bir insan silueti şeklinde Cebrail aleyhisselamın göründüğü gibi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1231-1249. Beyitler Şerhi

İnsanın son nefesinde küfre gitip gitmeyeceği bilinmektedir mi?

Biz onun son nefesinde küfre gidip gitmeyeceğini bilmiyoruz ama Allah biliyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1231-1249. Beyitler Şerhi

Kâfirlikten diyor k harfi, kef, bir nokta, onun üzerine tecelli ederse ne olur?

O kimse pisliktir. inanmayanlar pislikten ibarettir, necistir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Allah’ın lütfu ikramı olmadan dinimizi yaşayabilir miyiz?

Cenab-ı Hakkın yardımı olmaksızın, Cenab-ı Hakkın lütfü ikramı olmaksızın, onun ihsanı olmaksızın, onun yukarılardan, ötelerden gelen bir eli olmaksızın, onun ötelerden gelen bir nefesi olmaksızın, dinimizi yaşayamayız, imanımızı koruyamayız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1185-1200. Beyitler Şerhi

Hakkı hak, batılı batıl bilme nedir?

“Sarhoşluk nedir? Ilgın ağacı göze sandal ağacı görünecek kadar duy-guların değişmesidir.” Yani sen öyle bir noktaya geldin ki hakkı hak bilemedin, batılı batıl olarak bilemedin. Yer değiştirdin hakla batılı. Batılı hak görmeye başladın. Ona diyorsun ki kardeşim bu Kur’an ve sünnetin dışında, o onu hak görüyor. Kur’an ve sünnetin dışında olan herhangi bir şeyi hak görüyor. Haramı hak görüyor. Haramı doğru görüyor. ibadetsizliği doğru görüyor. O zaman ne oldu? Yer değiştirdi ve bunu Hz. Pir sekiz yüz yıl önce söylüyor ama Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bin dört yüz yıl önce söylemiş. Taaa Âdem’den beri böyle bu. O zaman hakkı hak görmek, batılı batıl görmek ayrı bir erdemlilik. Burda kalbin çalışması lazım. Burda nefis, oynamaması lazım hakkı hak batılı batıl bilmek için. O zaman batıl kimden gelirse gelsin yanlış demen lazım. Hak nerden gelirse gelsin doğru demen lazım. Eğer hak Ahmet’ten geldi, Mehmet’ten geldi, ben onu sevmiyordum o yüzden ondan geldi, kabul etmiyorum diyorsan, sen yine yanlıştasın. Evet, benim dostumdu, arkadaşımdı batıl ama ya batıl ama benim arkadaşım ya onu kabul ettiysen yine bâtıla düştün. Hakkı hak, batılı batıl bilmedin. E şimdi de toplumlar öyle değil mi? Avrupa’dan donsuzluk modası çıkıyor, bizim Müslüman ülkelerde bütün herkes donsuz oluyor. Avrupa’dan başka bir moda çıkıyor, geliyor, bizim hepimizde var bu. Hakkı hak, batılı batıl bilmiyoruz biz. Kur’an ve sünnetin dışında her şeyi reddedeceğiz diyoruz ama ne yazık ki olmuyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisi şerifi tecelli ediyor. Ne diyor? Kertenkele deliğine girseler diyor sizler de kertenkele deliğine girmeye çalışacaksınız diyor. Ümmetin düştüğü hal bu. Kardeşim ya, bu haram. Neden bu haramın içerisinde duruyorsun? Bakıyor sana bön bön. Onun haram olarak ona tebliğ edilmesinden dahi rahatsız. Ya ikide bir de annem bana namaz kıl diyor. Ya nedesin sana annen? ikide bir de babam bana namaz kıl diyor. E nedesin sana, içki iç mi desin sana, ne desin sana? Bu haram, bunu yapma. Ya bu haram bunu yapma. Hep hayatın senin haram mı helal mi olacak! He öyle olacak. Hakkı hak, batılı batıl bilmekten uzak, kör. Oysa Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri kendisi dua ediyordu. Diyordu ki: ‘Allah’ım bizlere hakkı hak gösterip ona tabi olmayı, batılı da batıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasip eyle.’ Peygamber dua ediyor böyle ama biz hakkı hak, batılı batıl bilmekten uzak durdu. Allah muhafaza eylesin. Bu neden oldu? Biz çünkü heva ve hevese, nefsimize uyduk. Böyle olunca o sarhoşluk bizi hakkı hak, batılı batıl bilmekten uzaklaştırdı. Rabbim muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1185-1200. Beyitler Şerhi

İslamın ne olduğu?

Müslüman dilenci değildir. Hiç kimse peygamberlik taslayıp Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri cihada gideceği zaman işte Müslümanlardan yardım topladı deyip de onun arkasına sığınıp para toplamasın. Onun arkasına sığınıp para toplamasın. Hadi cihada gideceksen, silah mı alacaksın cihada gitmek için, Allah Resulü (s.a.v.) hazretleri silah almak için para topladı. Zırh almak için para topladı. Silah almak için, zırh almak için topladı, sen ne için topladın? Ne için topladığın belli değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1082-1090. Beyitler Şerhi

Heva ve hevesin iman üzerindeki etkisi nedir?

Heva ve heves tazeliğini korudukça iman taze değildir. Çünkü heva iman kapısının kilididir. işte bunlar heva ve heveslerine uydukları için bunlar şeytanın desiselerine kandıkları için, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizelerini kabul etmiyorlar. Bu mucizelerini kabul etmeyenler, heva ve heveslerini tazeleyen ve iman dairesinden dışarı çıkan kimselerdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1075-1081. Beyitler Şerhi

İman kalbde yerleşmemiş birinin durumu nedir?

O iman kalbe yerleşmedikçe, iman dilde kaldığı müddetçe, bizi kurtaracak olan şey değil. imanın kalbe de yerleşmesi lazım. iman kalbe yerleşirse, Kuran’ın bütün hükümlerini, Kuran’ın bütün ayetlerini o kimse alır kabul eder ve o kimsede iman yerleşti ise Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sünnetlerini ve yolunu kabul eder ama o kimse kendi iç âleminde heva ve hevese kandıysa, kendi iç âleminde şeytanlaştıysa, kendi iç âleminde küfre düştüyse, şirke düştüyse, o hiçbir şey kabul etmeyecektir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1075-1081. Beyitler Şerhi

Müslümanlar arasında iman dairesinden dışarı çıkanlar kimlerdir?

Kıymetli Dostlar! islam dünyası ne çekiyorsa, Müslüman görünümlü münafıklardan, Müslüman görünümlü kâfirlerden çekiyor ve ne çekiyorsak biz Müslüman görünümlü münafıklardan ve Müslüman görünümlü kâfirlerden çekiyoruz. Onlar gizlice çünkü önceden gizleyiciymiş, şimdi açıktan heva ve heveslerine uyuyorlar, açıktan. Şimdi açıktan insanlar ayeti kerimeleri ne yapıyorlar? Reddediyorlar. Açıktan reddediyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1075-1081. Beyitler Şerhi

Heva ve hevese uyan kişilerin örnekleri nelerdir?

Hani var ya, kim var mesela işte televizyonlarda dolaşan Caner Taslaman gibi. Bütün hadislere uydurma deyip çıkıyor ya işin içinden! Yani düşünebiliyor musunuz? Yani hadis düşmanı, reformist bir kimse, bütün hadisleri inkâr edip çıkıyor. Bir gün böyle müthiş ya hadis tartışmaları falan yapıyorlar ya televizyonlarda, bunun gibi. Veyahut da işte bir kimse ehlisünnet olmadığını ifade ediyor. Ben ehlisünnet değilim diyor veyahut da işte vardı ya bir tane şey, neydi onun adı? Ebu Hanzala mı diyorlardı? Ebu Hanzala diyorlardı. Ne o, Allah göktedir diye iddiası vardı ya onun. Onun normalde bu kasetlerini cd’lerini bana gönderiyorlardı, onun öyle bir sohbetini. işte Allah’ın eli ayağı vardır, gözü kulağı vardır diye böyle bir şey vardı, ne o bir kimse vardı. Veyahut da işte işid’e islam Devleti diyordu, örneğin. (Ne oldu? Ses gitmiyor muymuş? Gayet iyi, anladım.) Bunlar mesela böyle heva ve heveslerine gizlice veya açıktan düşen insanlar ama bunlar ne yazık ki bunlar da Kuranı Kerimi yorumluyorlar, dini yorumluyorlar kendilerince veyahut da işte mesela bir tanesi yine Amerika’da ya? Kim mesela? Çok onun da Türkiye’de şeyleri var, müritleri var veyahut da takip edenleri. Ahmet Hulusi örneğin. Yani ayetleri hiç hadislere bakmaksızın, hadislere itibar etmeksizin kendi kafasına göre hani manalandıran, meal yazan kimselerden birisi. Veyahut da şimdi ortalık ayağa kalkacak, herkesin çok sevdiği, herkesin böyle çok şey yaptığı, methettiği, hatta milli görüşün ülkemize getirdiği Seyyid Kutup örneğin mesela. Ehlisünnet olduğundan dahi şüphemiz var bizim. Benim kendimce var. O yüzden bunun gibi bunlar böyle tabii bizim insanlarımız böyle bunlara bakarken, gerçekten sağlam bir bilgi birikimimiz olmadığından dolayı dini meselelerde, biz onları ehlisünnet vel cemaat olarak görüyoruz veya birisi mesela işte Muhammed Eset adı da güzel ya ama dinler arası diyalogcunun tekidir kendisi. Ali Şeriati, bunlar aynı tabaktan su içenler veya Muhammed Abduh.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1075-1081. Beyitler Şerhi

İman dairesinden dışarı çıkan kişilerin etkisi nedir?

Bunları söylüyorum ya zaman zaman, bunlar aynı silsile, aynı yolun yolcusu bunlar. ingiliz ajanı, masonun tekidir Muhammed Abduh mesela. Ama Abduh’un birçok böyle ortalıkta eserleri dolaşır mı? Evet. Veyahut da işte Cemalettin Afgani. Bunlar böyle birbirlerinin izinde giderler, birbirlerinin talebesi bunlar. O da ingiliz ajanı masonun tekidir mesela veya Reşit Rıza. Bu da Afgani’nin ve Muhammed’in ondan sonra Abduh’un mason öğrencisidir. Bunlar böyle, bakın bu isimleri artık açıktan açıktan sıralıyorum. Bunların izini takip eden, bunları takip eden, Türkiye’de ilahiyat profesörleri var. Bu ilahiyat profesörleri bunların fikirlerini, sapıklıklarını, fikre çünkü hakaret olmuş olur. Bunların sapıklıklarını bizim ülkemizde yaşayan insanlar var. Mesela işte televizyonlarda çıkıyor ya, neydi o? Şeyi de vardı onun böyle kitapları falan da var onun. Hayri Kırbaşoğlu muydu? Hayri Kırbaşoğlu. Evet evet, Hayri Kırbaşoğlu. Mesela o mütevatir hadisleri inkâr edenlerden birisidir. Ondan sonra, Mehdi’nin geleceğini inkâr eder, isa’nın geleceğini inkâr eder. Böyle bir bidat ehli bir kimse, Allah muhafaza eylesin. Ondan sonra veya işte bu şeyler çok takip ediyorlar onu, Vahhabi o kimse. O Vahhabi şey, Ubeydullah Arslan mesela. Ehli sufiye düşman, tasavvufa düşman Vahhabi bir kimsedir ama millet normalde onu da takip ediyor mu? Takip ediyor. Bunlar bakın heva ve heveslerine uyan insanlar bunlar. Gizlice veya açıktan ve bunlar şimdi bunları söylüyorum, Hz. Pir’in bundan sonraki beyiti çok önemli çünkü veya işte yine Muhammet Nur Doğan var. Bu da meşhurlardan.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1075-1081. Beyitler Şerhi

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizelerini reddedenlerin durumu nedir?

Aklıma geldikçe söylüyorum. O da mesela cinleri reddeder örneğin, ayetlerin bir kısmını reddeder. Ayetle sabit olan cinni tarifesini reddeder. Böyle işte gözümün önüne geliyor şimdi o kimse de ondan sonra bir ara 28 Şubat’ın televizyonlardan hiç kalkmayan ismail Nacar’ı vardı yani araştırmacı işte yazar filan. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sakalı şerifine hürmet etmeyen, ondan sonra Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine, normal helal hadi bir insanmış gibi gören sapığın tekiydi. Mesela şey, onun bir de o mezhepleri de inkâr eder o ismail Nacar. Bu böyle mezhep inkârcısı bir kimsedir. Ondan sonra işte kim o, diyalogcu vardı? Reşit Haylamaz mı? Neydi Haylamaz mı? Haylam, Haylamaz mı ne? O da diyalogcuydu mesela. Dinler arası diyalogcuydu. Bu dinler arası diyalogcuları kuranlar, onu savunanlar, onların hepsi de hepsi de sapkındır onların. Tövbe etmedilerse ve bunlar böyle üniversite çevresinde, yazar çevresinde, ilahiyat çevresinde çok önemli kişilerdir veyahut da yine televizyonlarda meşhur ya ne Karataştı o? Mustafa Karataş, Mustafa Karataş. Evet, televizyonlarda program yapıyor ya, ya normalde mesela mütevatir hadisleri reddetme noktasında olan bir kimsedir. Mütevatir hadisleri reddeder. Yani bu meşhurdur ya böyle, işte o da mesela isa Aleyhisselam’ın geleceğine inanmaz. isa aleyhisselam öldü der. Bir daha gelmeyecek der. O da öyle bir şey, öyle bir kimse. Veyahut da işte şimdi çok kızacaksınız arkadan, sizler değil de takipçileri kızacak, Nurettin Yıldız değil mi? Ülkenin bir entelektüel, herkesin islam âlimi olarak gördüğü bir kimse. Allah gökte midir yoksa mekândan münezzeh midir belli değil, diyen bir kimse. Tövbe ettiyse, geri döndüyse bunlar bu söylediklerinden, bir şey diyemem ama tövbe etip geri döndüklerine dair elimde benim bir belge yok. Böyle bir a bunlar tövbe etmişler diye böyle bir şey yok. Allah her şeyden münezzehtir ama normalde o böyle o münezzehliği de reddeden bir noktada o. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sahabenin bir kısmına dahi dil uzatan bir kimse Nurettin Yıldız. Allah muhafaza eylesin. Şimdi burdan milli görüşçü kardeşleri de onları eleştirmek için söylemiyorum ama hani Abdurrahman El Hümeysi var ya, o da milli görüşçülerin içinde. O da bir Vahabi. O da bir ne yazık ki ehl-i sünnetin dışında bir kimse. Allah muhafaza eylesin. Mesela bizim gençliğimizin, neydi onun yazdığı, yazarı ya, şey Minyeli Abdullah’ı yazan? Emine Şenlikoğlu. Mustafa islamoğlu’nu çok metheder mesela. Ondan sonra sahih hadisleri inkâr eder, ondan sonra Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin bir şeyi haram etme yetkisini ortadan kaldırır. Ondan sonra işte Ali Bardakoğlu, Hayrettin Karaman… Bunlar diyanetle beraber, dinler arası diyalogculardan birileri. Bunun gibi. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1075-1081. Beyitler Şerhi

Dil ile imanın sınırları nelerdir?

Dil ile iman, dünyalık işler için geçerlidir. Bir kimse iman ettim der Müslüman hukukuna ve hükmüne uymuş olur. Biz? Bizi ilgilendirmez geri kalan. Biz zahiren onu Müslüman olarak görürüz ama o kimse içinden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizelerini reddettiyse, bütün hadisi şerifleri reddettiyse, Mütevatir hadisleri reddettiyse, o kimse heva ve hevesine uydu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1075-1081. Beyitler Şerhi

İman eden bir kimse ne yapmalıdır?

O yüzden Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği Kur’an’a ve öbür diğer peygamberlere ve onlara indirilene ve meleklere ve kitaplara, bütün ahiret gününe imanı kâmil olarak iman etmesi lazım. Allah muhafaza eylesin ve normalde o iman eden kullarını, o imanın şartlarına çağırıyor tekrar Cenab-ı Hak. Diyor ki siz iman ettiniz ama o imanın şartları var ya, hani Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, kaderin var olduğuna, kaderi de inkâr ediyorlar sapıklar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1075-1081. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnetin dışına çıkan bir kimse ne yapar?

Kur’an ve sünneti seniyyenin dışına çıktığında da sapkınlığa gittin. Bütün ibadetlerin heba oldu. Kur’an ve sünneti seniyyenin dışına çıktığında, imanını kaybettin. Her şeyini kaybettin. O yüzden yap yapma, bu ayrı mesele ama sen iman et. Kur’an ve sünnete tab, tabi ol ve Kur’an ve sünnetin her hangi bir emrini reddetme.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1075-1081. Beyitler Şerhi

İnancın ve imanın eşit olamayacağı nedir?

Secde suresi ayet 18, Cenabı Hak buyuruyor ki: ‘Hiç iman eden kimse fasık gibi olur mu?. Elbette eşit olamazlar.’ Demek ki iman edenle hiç iman etmeyen bir kimsenin eşit olması mümkün değildir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1018-1027. Beyitler Şerhi

Bilgi ve adalet sahibi manada mıdır?

Bilgi ve adalet sahibi manadadır. Bir kimsenin normalde biz bilgi ve adalet sahibi olduğunu hükmederiz. Neden? Onu sıfatsal tecelliyatından o yüzden ve bunlar bu manalar, bu mana da lamekan yani mekansızlıktan gelir ve bu zata ait yani Cenab ı Hakk’ın kendi zatına ait sıfatlardır ve bu Cen,ab ı Hakk’ın zatına ait bu sıfatlar, o kulların üzerinde tecelli eder ve o kulların üzerinde tecelli ederse o zaman zaten o kullar gerçekten Adem olmuş olur ve Alim Adil sıfatları birer manadan ibarettir yani çünkü onları normalde bir odanın içerisinde senin böyle bir vücuda bürünmüş bir şekilde görmem mümkün değil. Ancak insanın üzerinde o görünür. insanın üzerinde bir vasıftır. insanın üzerinde bir sıfattır. O yüzden mü’minlerin sıfatları vardır. Mesela müminlerin kaşları, gözleri tarif edilmez kur’an-ı kerimde. Kur’an-ı kerimde müminlerin sıfatları tarif edilir bize ve baktığımızda kur’an bize hep sıfatsal tecelliyatlarla gelir bize. Örneğin Enfal Suresi ayet iki: ‘Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir.’ Onun ayetleri kendilerine okunduğu zaman, onların imanlarını arttırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. Bakın burada müminlerin en önemli sıfatları bize tanıtılıyor. Kimmiş mümin? Allah zikredildiği zaman kalbi ürperen kimseymiş. Yani bir yerde ‘La ilahe illallah, Allah, Allh diye zikredilirken veya bir yerde kuran ı kerim okunurken veya bir yerde namaz kılınırken veya bir yerde hac ibadeti yerine getirilirken veya herhangi bir yerde Allah anıldığında o mümin kimsenin kalbi ne yapacakmış? Kalbi titreyecekmiş. Eğer kalbi ürperir, kalbi titrerse, işte o kimsenin üzerinde müminlik sıfatı tecelli etti ama ne yazık ki şimdi Allah’ı zikredilen mekanlar Allah’ı zikredilen zikreden insanlar tu -kaka görülüyor. Alay ediliyor. Onun nesi mümin? Allah’ı zikreden, küçük gören bir kimse mü’min değil, Allah’ın zikrini küçük gören bir kimse mü’min değil Allah’ın zikrini duyduğunda kalbi ürperen kimse mü’min. Allah’ı zikreden gördüğünde Allah hatıra gelen kimse mü’min. Bakın burda kur’an bize direkt sıfat anlatıyor ve sıfatları bize aktarıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1018-1027. Beyitler Şerhi

Müminlerin sıfatları nelerdir?

Demek ki bize lazım olan şey neymiş? Sıfatmış. ‘iman edenler ancak Allah’a ve peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. işte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.’ Hücurat onbeş, bakın yine Cenab ı Hak iman edenlerin sıfatlarını bizi anlatıyor. Diyor ki ‘Bu iman edenler, Allah’a ve peygambere iman edip bunda şüphe düşmeyip, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir’ diyor. Allah yolunda cihad edenler, bakın müminlik vasıflarını, müminlik sıfatlarını Cenab ı Hak bize kur’an’da beyan ediyor. Müminin bize kaşını gözünü beyan etmiyor. Müminin bize kadınlığını, erkekliğini beyan etmiyor. Sıfatsal tecelliyatını beyan ediyor. Birincisi neydi ilk anlattığımız ayet i kerime? O kimseler Allah’ın zikri duyulduğunda kalpleri ürperiyordu. ikincisi şimdi söylediğimizde o kimseler ne yapıyordu? Mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad ediyorlardı. Bakın, müminin üç vasfı çıktı. Yani dört beş tane vasfı çıktı da çok önemli. Ne? O bir kimse Allah anıldığında kalbi ürperecek, içi ürperecek, ondan sonra şüpheye düşmeyecek ve Allah yolunda cihad edecek. Allah yolunda malıyla, canıyla cihad edecek ve Bakara, ayet üç: ‘Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.’ Bakın, yine müminlerin sıfatı çıktı. Onlar gaybe inanırlar. Biz gaybe iman ederiz. Biz mahşer geleceğine, mahşerin kurulacağını iman ederiz. Biz kaybe iman edenlerdeniz. Biz hesap gününe iman ederiz. Biz din gününe iman ederiz ve din gününde hesaba çıkarılacağımıza iman ederiz. Biz gayba iman etmişiz ve de namazlarını dosdoğru kılarlar. iman edenler, müminlerin vasfıdır. Müminlerin sıfatıdır ki namazı dosdoğru kılarlar. O yüzden Hz. Muhammed i Mustafa Sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki ‘dinde yıkılan son kaledir namaz’ dedi. ‘Namaz dinin direğidir. Namazsız bir müslümanın, müslüman olması düşünülemez’ dedi. Demek ki bakın kur’an bize müminlerin sıfatlarını anlatıyor. Müminlerin bize resmini anlatmıyor. Bize mana resmi çiziyor ve mana resmi çizerken onlar gaybe inanırlar, namazlarını dosdoğru kılarlar ve rızık olarak kendilerine verdiklerimizden harcarlar. Yani rızık olarak Cenab ı Hak bunu sana vermiş. Bu senin kendi emanında, bu senin kendi tasarrufunda. Ondan sen bir başkasına tasadduk ediyorsun, bir başkasına yardımda bulunuyorsun, açı doyuruyorsun, çıplağı giydiriyorsun, kimsesizin kimsesi olmaya çalışıyorsun hep bana diye düşünmüyorsun. Lüks binalarında, lüks evlerinde, lüks katlarında, lüks yatlarında yataraktan, günlerini geçirmiyorlar. Mallarını normalde tasadduk ediyorlar. Fakir fukaraya yardımcı oluyorlar. Devasa binalar da oturup fakir fukarayı düşünmemezlik etmiyorlar. Ben zenginlik düşmanı değilim. Ben fukara düşkünüyüm ama ben zenginlik düşmanı değilim. Allah bütün Ümmet i Muhammedi zekat veren zenginlerden eylesin ama dosdoğru zenginlerden eylesin. Zekatını dosdoğru veren, sadakasını dosdoğru veren zenginliği ile etrafı ezmeye çalışmayan, zenginliği ile şatafata şatata düşmeyen, zenginliği ile ne oldum delisi olmayan, sonradan görme olmayan kültürlü, eğitimli, tevazulu, sofrasında fukaranın eksik olmadığı zenginlerden olsun. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Yine bir vasfını daha söylüyor. ‘Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. Mümin, Allah’tan korkar. Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmaz. Mümin Allah korkusuyla yanar tutuşur. Korkacaksa eğer. Mümin başka bir tauttan, şeytani yoldan gidenlerden korkmaz. Mümin hırsızlardan, adaletsizliklerden, zalimlerden korkmaz. Mümin Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmaz ve yine Müminin Suresi ayet iki: ‘Onlar ki namazlarında derin bir huşu içindedirler.’ Demek ki mümin, öylesine ki namazda derin bir huşu içinde. Hani namaz müminin miracıdır hadis i şerifinin tecelli ettiği kimselerdir. O müminler öğle namaz kılarlar ki onun kığı namaz, o kimsenin miracı olur. Allah bu sıfatlarla sıfatlanan, bizleri mümin kullarından eylesin inşallah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1018-1027. Beyitler Şerhi

Müslümanların dünya üzerindeki değeri nedir?

Yani dünya üzerindeki müslümanların hiçbir değeri yok. Eğer ölen müslümansa hiç kimse kılını kıpırdatmıyor. Bakın, Ermenistan sivillerin üzerine bomba atıyor, sivillerin üzerine kimyasal bombalar atıyor, sivillerin üzerine misket bombaları atıyor, o Azeri kardeşlerimizi katlediyor, Şehid ediyor, kundaktaki çocukları şehit ediyorlar, dünya suskun bakın. Yani onlara dokunulmadığı müddetçe kimsenin bir şeysi yok ama birisi abilik yapmaya kalkarsa, birisi onu korumaya, muhafaza etmeye kalkarsa bütün dünya ayağa kalkıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 992-1007. Beyitler Şerhi

Müslümanlar neden kendi aralarında zulüm ve haksızlık yapmaya devam ediyor?

Bizim Azerbaycan’da ne işimiz var diyenlerimiz var içimizde. Bizim Irak’da ne işimiz var. Ne yapsın, pkk gelsin hala da şehirlerimizi yaksın, yıksın mı? Askerlerimizi mi şehit etsin veya Suriye’de bizim ne işimiz var? Neden işimiz olmasın, pkk ordan gelip değişik isimler altında bizim askerimizi mi şehird etsin, bizim polisimizi mi şehid etsin, bizim vatandaşlarımızı mı şehid etsin! Seyirci mi kalalım veya Kıbrıs’ta seyirci mi kalalım! Yunanistan burnumuzun dibine kadar bütün adaları silahlandırmış. Biz seyirci mi kalalım! Kırım’ın çektiği bu çile ne? Kırım’ın çektiği bu dert ne? Kırım’ın çilesi bitmesin mi? Komünist Rusya zamanından itibaren kırım çile çekiyor ve komünist Rusya zamanında Kırımlılar sürgüne uğradılar, telef oldular, buzların içerisinde kaldılar, soğukların içerisinde kaldılar. Açlıktan hastalıklardan hepsi de telef oldu. Neden unutuyoruz tarihimizi biz? Neden canımız yanmaz bizim, neden canımız yanmaz hale geldi? Hani bir müslüman bütün hepsi de kardeştik ya biz! Yani hangi dinden olursa olsun, hangi ırktan olursa olsun, nerde olursa olsun yani bir çocuğun başına gece yarısı bomba atılıyorsa ve insanlık bunu izliyorsa, bu insanlık nerde ki! Hangi dinden olduğu önemli değil. Hangi dinden olduğu önemli değil. Hangi ırktan olduğu önemli değil. Sivillerin başına bomba yağıyorsa ve insanlar, dünya insanlığı buna bir tepki göstermiyorsa, insanlık diye bir şey kalmamış ve sokaklarda uyuşturucu bağımlılığı olanlar böyle ne yazık ki şeytan çarpmış gibi yamuk yamuk yolda yürüyorsa ve müslümanlar bunlara karşı herhangi bir tavır ve davranış sergileyemiyorsa, bunların normalde eğitiminden tutun da bunların öğretiminden tutun da tedavisine kadar ilgilenilmiyorsa, yani bizim canımız yanmıyor mu?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 992-1007. Beyitler Şerhi

Müslümanlar neden diğer dinden gelenleri savunmamalı mı?

Biz müslümanlar olarak dünya üzerinde nerede bir zulüm var ise biz onun acısını çekmeliyiz. Nerede bir haksızlık hırsızlık uğursuzluk var ise biz onun acısını çekmeliyiz. Bir hristiyanın dahi hakkını savunabilmeliyiz. Bir yahudinin hakkını savunabilmeliyiz. Bir dinsizin hakkını savunabilmeliyiz. Bir ateistin hakkını savunabilmeliyiz. Ülke için söylüyorum. Bir Atatürkçünün hakkını savunabilmeliyiz. Bir solcunun hakkını savuna bilmeliyiz. Bir, örneğin farklı bir mezhebe, meşrebe sahip bir kardeşimizin hakkını savuna bilmeliyiz. Bir alevinin hakkını savunabilmeliyiz. Evet, biz hakkını savunabilmeliyiz. Bir kimseye haksızlık yapıldıysa, adaletsizlik yapıldıysa, bir kimsenin hakkına ve hukukuna riayet edilmedi ise biz onun hakkını savunabilmeliyiz. O zaman biz müslüman oluruz. O zaman biz insan oluruz. işte tavşan sıra kendine gelinceye kadar hiç seslenmedi. Ne zaman ki can verme sırası ona gelince, nereye kadar bu zulüm dedi. Hz. Mevlana Celaleddin Rumi hazretleri, mesnevisinde hayvanları konuşturarak, bize ders veriyor. Hayvanları konuşturuyor. Sufiler enteresandır. Hayvanları konuştururlar, ağaçları konuştururlar, ölmüş geçmiş kimseleri konuştururlar. Kendilerini koymazlar orta yere. Hani ene gelecek, nefis gelecek diye. işte şeyhimiz şöyle dedi derler veyahut da bir şeyh efendi böyle demiş derler veya bir sufi şöyle demiş derler veya Yunus gibi ‘sordum sarı çiçeğe annen baban var mıdır’, sarı çiçekle konuşurlar veya işte Hz.Pir gibi tavşanları, aslanları, ondan sonra, konuşturur veyahut da papağanı konuşturur Hz.Pir veya bir eşyayı konuşturur. Aslında her şeyin bir ruhu her şeyin de bir dili vardır. Bu da ayrı bir Allah affetsin sanat dalıdır, öyle söyleyelim. Hadisi şerifler sıraladım, müslümanlarla alakalı. inşallah onların aralarından kısa kısa olanlardan okuyayım: ‘Kişiye şer olarak müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her müslümanın malı kanı ve ırzı diğer müslümanlara haramdır. Allah sizin suretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Takva şuradadır dedi, göğsünü gösterdi. Ondan sonra devam etti. Sakın ha birbirinizin satışı üzerine satış yapmayınız. Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz. Bir müslüman kardeşine üç günden fazla küsmesi de helal olmaz dedi.’ Bunlar Buhari’den benim toparlamış olduğum hadis i şerifler. ‘Müslümanlar kardeştir, dünya insanlığına hani ne diyor: ‘Ey Allah’ın kulları kardeş olun.’ Bakın, bu bütün insanlara ait bu, yani bunu veda hutbesinde de söylüyor. ‘Ey insanlar hepiniz bir tarağın dişleri gibisiniz, birbirinizden üstününüz yok. Arabın aceme, acemin araba üstünlüğü yok. Üstünlük takvadadır dedi. Bakın veda hutbesinde din kemale erdi artık. Din kemale erince, artık din evrenselleşti ve din ilk önce aslında başından itibaren evrenseldi ama veda hutbesine geldiğinde, hukuku, sosyal hukuku, devlet hukuku, ekonomi hukuku, nikah hukuku yani evlilik hukuku, anne baba, çocuk hukuku, hepsi yerleşti, oturdu artık. Yerleşim oturduktan sonra, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bütün insanlığa hitap etti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 992-1007. Beyitler Şerhi

Zulümün sonucu nedir?

Zulmedenler, zulmedenlere Allah hidayet etmez. Son nefesiniz tehlikede gidersiniz. Son nefesiniz tehlikede olur. O yüzden bu dünya geçip gidici. Makamlarınız kalıcı değil, mevkileriniz kalıcı değil, hiçbir şeyiniz kalıcı değil. Zulmedenler asla iflah bulmazlar ve son nefesleri tehlikelidir. Çünkü birçok ayet ve hadis vardır ki zulmedenler Allah’ın hidayetine erişemezler. Kendinize dikkat edin ve Allah’ı inkâr edenler, peygamberini inkâr edenler Kur’an’ı inkar edenler, Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniyyesini inkar edenler, bunlar asla hidayete eremezler. Sebep? Bunlar çünkü inkarcıdır. Allah inkarcıları, Kur’an inkarcıları, peygamber inkarcıları, Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hadislerini ve sünnet-i seniyyesini inkar edenler, asla son nefeslerinizde hidayet bulamazsınız ve hidayete eremezsiniz. inkârcılar hidayete eremezler. Allah muhafaza eylesin inşallah ve yalancılar, yalan söyleyenler, yalancılıkta ısrar edenler, her şeyini yalana döndürenler, her şeylerini. Asla hidayete eremezler. Asla hidayetten nasiblerini alamazlar. Sebep? Çünkü Allah Resulü(s.a.v.) hazretlerine dediler ki: ‘Ey Muhammed(s.a.v.), müslümanlar içki içer mi? içer dedi. Zina yapar mı? Yapar dedi. Yalan asla söylemezler dedi, asla.’ Yalan söyleyen bizden değildir dedi. O yüzden hangi makam sahibi olursanız olun. Yalan kime söylenir? Devlet sırrını vermemek için yalan söylenir. Karı kocayı barıştırmak için, anne, baba, çocukları barıştırmak için yalan söylenir. Caizdir, cevazdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 992-1007. Beyitler Şerhi

Hidayet ne demektir?

Hidayete erdirilmeyecek olanlar, bir kavim de bunlardır. Bunlar kavim kavimdir. Allah nankörleri hidayete erdirmez. Hidayete erdirilmeyecek olanlar, bir kavim de bunlardır. Bunlar kavim kavimdir. Allah nankörleri hidayete erdirmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 992-1007. Beyitler Şerhi

Allah yolunda yürüyenlerin ne gibi zorluklarla karşılaşacağı söylendi?

İman ehli ise, gerçekten iman ehli ise ve gerçekten o kimse Eşhedü Enla ilahe illallah Ve Eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu dediyse o sıkıntıyı beklesin, o derdi beklesin, o gamı beklesin. Muhakkak onun başına bir şey gelir gerçekten dediyse, gerçekten iman ettiyse ve gerçekten iman edip imanını yaşıyorsa muhakkak ki ona bir sıkıntı bulaşacak. Muhakkak ona bir dert, gam, kasavet bulaşacak. Muhakkak münafıklar ona sataşacak, kafirler ona sataşacak. Muhakkak o kur’an ve sünnet diyorsa, hadis inkarcıları ona sataşacak. Münafıklar, mürtetler ona sataşacak. Kafirler ona sataşacak. Ne yazık ki ne yazık ki muhakkak ona sataşacaklar ve Allah yolunda yürüyorum diyen bir kimse Allah için yürüyorum diyorsa, o muhakkak ki onun yollarına dikenler serilecek. Muhakkak ki onun yollarına tuzaklar serilecek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Allah’a olan imanımızdan, Allah’a olan sevgimizden dolayı haramı yapmıyorsak ne olur?

İste bir şey haram, o haramı Allah’a olan imanımızdan, Allah’a olan sevgimizden dolayı yapmıyorsak, Cenab ı Hak ahiretteki menfaat, mükafatımızı arttıracak ve Cenab ı Hak vuslat yolumuzu açacak. Cenab ı Hak bize yakinlik yolumuzu açacak. Cenab ı Hak bize kavuşma yolumuzu açacak. Allah namazı farz kılmış. Namazı Allah için kılıyoruz, Allah’a yakinlik kapımızı açacak. Allah’a yakinlik, kapımızı açacak. O yüzden kim dünya hayatı için ahiretini terk etti. Her şey dünya için, onun için geçerli. O her şey, o bir villaya sahip olmak için herşeyden vazgeçti. O zengin olmak için her şeyden vazgeçti. Var, vazgeçenler. Zengin olacak ya o kimse, adam virdinden vazgeçiyor, zikrinden vazgeçiyor, adam dergahından vazgeçiyor, adam kur’an ve sünnet çalışmalarından vazgeçiyor, adam Allah yolunda mücadele etmekten vaz geçiyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Allah muhafaza eylesin ne anlama geliyor?

Allah muhafaza eylesin inşallah ama herkes kendi günahını taşıyacak merak etmeyin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Dünya sevgisinden kurtulmanın yolu nedir?

Bu dünyadan, dünya sevgisinden kurtulacağına, dünyaya aşıklığa kurtulmaya çare arayacağına veya dünyaya olan meylini, meylini kur’an ve sünnet dairesinde tutmaya çare arayacağına, daha önce bu konuda yol açılmış, daha önce bu konuda bir delik açılmış, bir yol açılmış olan şeyin yolu tıkamaya çalışıyorlar bu dünyaya haris olanlar, yani bu dünya sevgisi ile yanıp tutuşanlar, bu makam sevgisi ile yanıp tutuşanlar, dünya ve makam aşkına işlemiyecekleri, yapmayacakları melanet kalmayan kimseler, yani sufilik yolunu tıkamaya çalışıyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

Ehli sünnet cebriyeci mi?

Ehli sünnet, ehli sünnetin içerisinde Maturidiler, bu konuda çok önemli bir kural koymuşlar. imam Maturidi derki fiiliyatın fiilin üzerinde iki tecelliyet, iki kuvve vardır. Birincisi Allah’a aittir ki o yaratmadır, ikincisi kula aittir, kesb, istemedir der. Bunu eski o bir hac zamanında bir facia olmuştu, o hac faciasında ölen müslümanlar olmuştu. O şeytan taşlamada müslümanlardan ölen olunca Mehmet Sait Yazıcıoğlu diye diyanet işleri eski başkanı vardı. Ben çok tebrik ediyorum onu, çok böyle ilim ehli bir kimseydi. Sağsa Cenab ı Hak ona hayırlı nefes nasip eylesin inşallah, o meşhur Vali Yazıcıoğlu’nun kardeşiydi o da. O çok böyle ilmiyle amil, iyi bir profesörlerden birisiydi. Onun bir doçentlik tezi var. insan hürriyeti üzerine. O yüzden o kitabı okumalısınız muhakkak, ordan incelemelisiniz ve o böyle Maturi’den, ondan sonra Nesefi’den, Sabuni’den böyle insan fiiliyatındaki hürriyeti ne kadar onları böyle toplamış, çok düzgün bir eserdi. Çok uzun yıllar önce elime geçmişti öyle bir eser. Ordan aklımda kalanı söyleyeceğim. Fiiliyatın üzerinde iki kuvvet vardır. Birisi Allah’a aittir, bu yaratmaktır. ikincisi de kula aittir, kesb, istemektir. Yani çalışmaktır. Bir şeye doğru yönelmek, bir şeye koşturmak, bir şey istemektir, bir şey için mücadele etmektir. Onu yaratacak olan da Allah’tır. O yüzden burda ehli sünnet, bilhassa hanefiler, cebriyeyi kabul etmezler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 929-947. Beyitler Şerhi

İnsan fiiliyatında hürriyetin ne demektir?

Maturidi derki fiiliyatın fiilin üzerinde iki tecelliyet, iki kuvve vardır. Birincisi Allah’a aittir ki o yaratmadır, ikincisi kula aittir, kesb, istemedir der. Bunu eski o bir hac zamanında bir facia olmuştu, o hac faciasında ölen müslümanlar olmuştu. O şeytan taşlamada müslümanlardan ölen olunca Mehmet Sait Yazıcıoğlu diye diyanet işleri eski başkanı vardı. Ben çok tebrik ediyorum onu, çok böyle ilim ehli bir kimseydi. Sağsa Cenab ı Hak ona hayırlı nefes nasip eylesin inşallah, o meşhur Vali Yazıcıoğlu’nun kardeşiydi o da. O çok böyle ilmiyle amil, iyi bir profesörlerden birisiydi. Onun bir doçentlik tezi var. insan hürriyeti üzerine. O yüzden o kitabı okumalısınız muhakkak, ordan incelemelisiniz ve o böyle Maturi’den, ondan sonra Nesefi’den, Sabuni’den böyle insan fiiliyatındaki hürriyeti ne kadar onları böyle toplamış, çok düzgün bir eserdi. Çok uzun yıllar önce elime geçmişti öyle bir eser. Ordan aklımda kalanı söyleyeceğim. Fiiliyatın üzerinde iki kuvvet vardır. Birisi Allah’a aittir, bu yaratmaktır. ikincisi de kula aittir, kesb, istemektir. Yani çalışmaktır. Bir şeye doğru yönelmek, bir şeye koşturmak, bir şey istemektir, bir şey için mücadele etmektir. Onu yaratacak olan da Allah’tır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 929-947. Beyitler Şerhi

Dinde cebriyecilik var mı?

Dinde cebriyecilik yok çünkü. Sen ister iyiliklerde bulun, ister bulunma, hürsün. Sen ister namaz kıl, ister kılma, hürsün, dini açıdan bakılacak olursa. Dinde zorlama yok. ister iman et ister iman etme. Cehennemi de dolduracak insanlar olacak, cenneti de dolduracak insanlar olacak. Ne Allah’ın cenneti boş kalır, ne de Allah’ın cehennemi boş kalır. Cehennemi yarattıysa, oluşturduysa muhakkak ki cehenneme gidecek kullar olacak. Cennetini yarattıysa, yaratmış çünkü, e cennetine de gidecek kullar olacak. O yüzden herkes bunlar kendi iradesiyle yönelecek, kendi iradesiyle ama cennetliğini kazanacak ama cehennemliğini kazanacak. Cebri yeciler öyle düşünmez. Cebriyeciler insanı bir makine gibi görür. Cebriyeciler insanı makinalaştırır. Sufilerde makinalaşmak yoktur. O yüzden sufiler cebriyeci değildir, gerçek manada.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 929-947. Beyitler Şerhi

Din, akıllı olanlaradır mı?

Din, akıllı olanlaradır, akılsız olanlar zaten dini inkar ederler. Din, iman etmek aklın işidir çünkü. Akıllı olanlar iman ederler. Akılsız olanlara değil. Akılsız olanlar dini reddedenlerdir. Çünkü din, akıl sahiplerinedir, akılsız olanlara değil. Din, iman etmek aklın işidir çünkü. Akıllı olanlar iman ederler. Akılsız olanlara değil. Akılsız olanlar dini reddedenlerdir. Çünkü din, akıl sahiplerinedir, akılsız olanlara değil. Din, iman etmek aklın işidir çünkü. Akıllı olanlar iman ederler. Akılsız olanlara değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 929-947. Beyitler Şerhi

Dinsizlerin psikolojik durumu nedir?

Bir kimse Allah’ın varlığını kabul etmiyorsa, gerçekten o kimsenin psikolojik problemleri vardır. Tedavi olması lazım. Aklı ile alakalı problemi vardır. Tedavi olması lazımdır. Dinsizler onu akıllı görürler. Bakın dinsizler, dindarı akılsız görürler. Mesela dinsizler, dindarı akılsız görürler. Bu enteresan bir bakış açısıdır. Oysa akılsız olanlar, dini reddedenlerdir. Çünkü din, akıl sahiplerinedir, akılsız olanlara değil. Din, iman etmek aklın işidir çünkü. Akıllı olanlar iman ederler. Akılsız olanlara değil. Akılsız olanlar dini reddedenlerdir. Çünkü din, akıl sahiplerinedir, akılsız olanlara değil. Din, iman etmek aklın işidir çünkü. Akıllı olanlar iman ederler. Akılsız olanlara değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 929-947. Beyitler Şerhi

Kendini Allah’a vakfetmek ne anlama gelir?

O kendisini Allah’a vakfetmiş, kendisini taberi caizse Allah’a borç vermiş. Kendinden geçmiş ama bunda böyle nefsine uyaraktan, kibirlenerekten değil, o halini kimseye anlatmayacak. Benim param vardı, benim param yoktu, şuna ihtiyacım vardı, buna ihtiyacım vardı, beni şuraya götürür müsün, beni buraya getirir misin…Bir şeye ihtiyaç hissettirmeyecek hiç kimseye.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 929-947. Beyitler Şerhi

Allah’ın nimetlerine şükretmek ne demektir?

Allah’ı zikretmek, Allah’a tövbe etmek. Allah’a hamd etmek, nimete şükretmek, ne demek? Allah’a karşı olan vazifelerini yerine getirmek demek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 929-947. Beyitler Şerhi

Allah’ın nimetlerine şükretmek, Allah’a dua etmek ve Allah’a zikretmek ne anlama gelir?

Allah’ın nimetlerine şükretmek, Allah’a dua etmek ve Allah’a zikretmek, ayetle hadisle sabittir. O yüzden: ‘Bana kulluk etmeyi, büyüklüklerine yediremeyenler, hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir.’ buyurdu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 929-947. Beyitler Şerhi

Ümmet kavramı ne anlama gelir?

Biz bütün Ümmeti Muhammed’e dua ederiz, biz bütün Ümmet i Muhammed’in iyiliğini isteriz, biz bütün Ümmet i Muhammed’in affını isteriz. Biz bütün Ümmeti Muhammed’in kuvvetli olmasını, Ümmeti Muhammed’in kudretli olmasını, biz bütün Ümmet i Muhammed’in dünyaya hakim olmasını isteriz. Biz bunu isteriz. Ya siz ümmetçisiniz diye diye diye insanlar Ümmeti Muhammed’e dua etmeyi bıraktı ümmeti Muhammed’in salahını istemeyi, Ümmet i Muhammed’in mutluluğunu istemeyi bıraktı ve öyle bir 1700’lerden itibaren öyle bir ırkçılık furyası başladı şimdi o ırkçılık furyasının altında bütün dünya insanlığı inim inim inliyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 922-929. Beyitler Şerhi

İslam, fıtrat değişikliğini nasıl görür?

İslam, fıtrat değişikliğini küfür olarak görür. Allah muhafaza, öyle o yüzden Hz. Peygamber kadınlaşmaya çalışan erkeklere lanet eder. O yüzden yine Cenab ı Hak erkekleşmeye çalışan kadınlara lanet eder. Sebep? Onlar çünkü Cenab ı Hakkın yaratmış olduğu o fıtrata, karşı gelirler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 910-916. Beyitler Şerhi

Cibril hadisini inkar etmek ne anlama gelir?

Cibril hadisini inkar etmek, Cibril hadisinin üzerinde şüphe beyan etmek ve müslümanların kalbine bu manada fitne sokmak küfürdür. Allah muhafaza eylesin ve kadere bu noktada ve hayri ile şerriyle bunun Allah’tan olduğuna biz iman ederiz ve bu imanımızda da dururuz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 910-916. Beyitler Şerhi

Rıza ne demektir?

Rıza kalbin, Allah’ın hükümleri altında sükunet bulmasıdır. Sufiler Allah’tan razı olmanın yolunu seçerler. Hani herkes Allah’ı razı etmeye çalışır. Sufiler de Allah’tan razı olmaya çalışırlar. Bizim için doğru, Allah’tan razı olmaktır. Neden? Çünkü o bizim başımıza bir çorap örerse de biz ondan razı olmamız gerekir. isyan etmememiz gerekir. O yüzden yine büyük sufilerden Cüneyd-i Bağdadi: ‘Rıza, kazanın zuhuru neticesinde, kalbin sürur duymasıdır.’ der, yani başınıza bir şey geldi bir bela geldi, müsibet geldi, sıkıntı geldi veya sevinç geldi. O zaman bizim kalbimiz hem sıkıntıya, hem sevince sürur içerisinde olmalı, teslim olmalı ve başına gelenlerden, Cenab-ı Hakka şikayet etmemeli. Başına gelenlerden razı olmalı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 910-916. Beyitler Şerhi

Allah’ın sevgisini nasıl kazanmak mümkündür?

Muhammed’i olanlar, birbirlerini daha fazla severler, birbirlerine daha fazla birbirlerinden zevk alırlar. Örneğin örnekliyorum iseviler de birbirlerinden daha fazla zevk alırlar, birbirlerinden daha fazla mutlu olurlar. Demek ki ya kinen her cins kendi cinsiyle beraber oluyor. Yine Riyazüs Salihin’de geçer bu hadis-i Kutsi: ‘Allahu Teala; sırf benim için birbirini seven, benim rızam için toplanan, benim rızam uğruna birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızam için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi hak ederler.’ buyurmuştur. O zaman normalde bakın bu Allah’ın sevgisini hak eden ve hak etmek isteyenler, hak etme topluluğu ne yapacakmış? Sırf Allah için birbirlerini sevecekler ve sırf Allah için birbirlerini sevip, onlar bir yerde toplanacaklar. Bakın, başka bir hadis-i kutside toplanıp, Allah’ı zikrederler diyor. ilave metinler var bununla alakalı. Şimdi ve ‘benim rızam uğrunda birbirini ziyaret eden ve Allah rızası için birbirlerini ziyaret eden, birbirinin yanına giden, birbirini yoklayan, birbirini kollayan’… işte, o yüzden hani müritlerin, mürşidini ziyaretlerini, bu hadis-i kutsiye bağlamışlar. Allah için birbirini sevecek. Yani üstadını Allah için sevecek ve Allah için onu ziyaret edecek ve ziyaret ettiğinde orda da muhakkak bir toplantı olur, orda da Allah’ı zikredecek ve ‘rızam için, benim rızam için sadaka verip iyilik edenler ve Allah’ın rızası için etrafına sadaka verenler.’ ilim de bir sadakadır, bir soruya cevap vermek de sadakadır, tebessüm etmek de sadakadır, ayriyeten mali olarak da yardım etmek de sadakadır, bir misafiri yedirip içirmek de sadakadır, bir misafiri yatırmak da sadakadır, bir kimsenin ihtiyacını görmek de sadakadır. Her iyilik bir sadakadır, her tebessümlü yüz, bir sadakadır. O zaman bunu yaparken de sırf Allah’ın rızası için yapıp da normalde bir de iyilik ediyorsa o kimse, işte Cenab ı Hakkın sevgisini hak etmiş oluyor. Bakın, tekrar söylüyorum kıymetli Dostlar. Allah’ın sevgisini hak etmek istiyorsanız; Bir: Allah için insanlar birbirlerini sevecekler. iki: Allah için toplanacaklar. Üç: Allah için birbirlerini ziyaret edecekler. Dört: Allah için sadaka verecekler. Beş: Allah için iyilik yapacaklar. Bunları yapanlarsa eğer, o zaman Cenab ı Hakkın sevgisini hak etmiş oluyorlar. Cenab ı Hakkın sevgisini hak etmiş oluyorlar. Yani Allah onları seviyor, bakın Allah onları seviyor! Rabbim sevdiği kullarından eylesin cümlemizi inşallah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 888-894. Beyitler Şerhi

Cihadın en eftali nedir?

Cihadın en eftali, zalim bir kimsenin yanında adalet sözü konuşmak, zalim bir valinin yanında adaleti tavsiye etmek, adaleti hakkı ona tebliğ etmek veyahutta bir zalim, yalancı bir fakihe, hakkı tebliğ etmek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

Mazluma yardımcı olmak, zalime düşman kesilmek neyi ifade eder?

İslamın şiarıdır. Eğer bir alim, bir ulema, bir mümin mazluma yardımcı olmuyorsa, zalime düşman kesilmiyorsa, Allah’ın hakkını yerine getirmemiş olur. Batıla yardım ediyorsa, Allah’ın hakkını yerine getirmemiş olur. Çünkü müminler batılla savaşmakla emrolunmuşlar. Müminler, zalimlerle savaşmakla emrolunmuşlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

Müslümanlar, kuranın hükümlerine itiraz etmek, kuranın hükümlerini değiştirmeye çalışmak, kuranın hükümlerinin dışında hüküm oluşturmaya çalışmak ne anlama gelir?

Hakka zulmetmektir. Hazreti Muhammed i Mustafa’ya zulmetmektedir. Hem müslümanım deyip hem onun sünneti seniyesine karşı gelmek, Hazreti Muhammed i Mustafa’ya zulmetmektedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

İslamın şiarı nedir?

O yüzden kötülüklerle savaşmak, yanlışlıklarla savaşmak, zalimlerle savaşmak, batılla savaşmak, mücadele etmek islamın şiarıdır. Allah muhafaza eylesin. Bir yerde hak çiğneniyorsa, bir yerde hukuk çiğneniyorsa, bir yerde adalet çiğneniyorsa ve ona karşı insanlar susuyorsa, onlar birer dilsiz şeytan olmuştur. Bakın birer dilsiz şeytan olmuştur. Mümin batıla, zulme, haksızlığa, hayrın iyiliğin, doğruluğun ortadan kaldırılmasına ses çıkarmayan kimse değildir. Mümin, bunlara ses çıkarır. Mümin bunlara karşı mücadele eder ve normalde bunlara razı olan yani bir yerde hak çiğnenirken susan, bir yerde haksızlık tecelli ederken ona susan, banane diyen ve hatta birilerinin hakkı hukuku çiğnenirken banane diyen, birilerinin namusu, şerefi, haysiyeti, değişik platformlarda ayağa düşürülmeye çalışılırken, mümin buna banane diyorsa ve bu bananecilik devam ediyorsa ne yazık ki her müslüman, her mümin dilsiz şeytan gibi olmuştur. Çünki haksızlıklar karşısında susan, dilsiz şeytandır. Bu, bazı kimseler tarafından zayıf hadis olarak nitelendirilir ama mana açısından sahihtir. Oyüzden haksızlıklar karşısında müslümanların, susmaması gerekir. Haksızlıklar karşısında alimlerinin, susmaması gerekir. Haksızlıklar karşısında bu mesele de bilgi sahibi olanların, susmaması gerekir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

Haksızlıklar karşısında ne yapmak gerekir?

Bakın, diyanet teşkilatı, ilahiyat fakültelerinde ki profesörler veyahut da bu meselede kalem yürüten, bu meselede akıl yürütenler ve hatta ülke içerisindeki ehli tarikat, ehli şeyh efendiler, ehli sufiler, ehli dervişler, bu meselede pay sahibi olanlar, kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar, sözüm hepinize ve hepimize. Nerde kuran ve sünnet çiğneniyorsa, nerde kuran ve sünnetin hükümleri alaşağı ediliyorsa, nerde kuran ve sünnetle alay ediliyorsa ve nerde hak ve hakikat çiğneniyorsa, bütün müslümanlar tek yürek olup, bu zulme karşı baş kaldırmaları lazım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

Zalimlerle mücadele etmek neden önemlidir?

Bir yerde haksızlık, hırsızlık, uğursuzluk, batıliyet şeytaniyet, deccaliyet kol geziyorsa, müslümanların bunlarla mücadele etmesi gerekir. Müslüman, bunlarla mücadele etmezse deccaliyet ve şeytaniyet onun yatak odasına gelir, çöreklenir. Kendisini kurtarması mümkün olmaz. Bakın kendisini kurtarması mümkün olmaz! işte o yahudi padişahının yanındaki nasihatçiler, ellerinin bağlanıp, hapse atılmayı göze aldılar. Ellerini bağlanıp hapse atılmayı göze alaraktan, o yahudi zalim padişaha nasihat ettiler. Bakın yahudinin etrafındaki büyücüler, yahudinin et, firavunun etrafındaki büyücüler kalktılar, firavuna nasihat ettiler ve parmaklarının ve kollarının çaprazlama kesilmesini umursamadılar. Parmaklarının ve kollarının, ellerinin çaprazlama kesileceklerini bile bile, Musa aleyhisselamın dinine iman ettiler. Dediler ki Musa’nın Rabbine iman ettik. Ey ümmeti Muhammed’in alimi gibi görünen kimseler. Siz yahudilerin etrafındaki büyücüler kadar değil misiniz ki hak ve hakikat noktasında parmaklarınızı feda edemiyorsunuz. Siz firavunun etrafında ki büyücüler kadar değil misiniz ki siz hak ve hakikati haykıramıyorsunuz. Bütün din toplum önderi, cemaat önderi gibi olanlar. Nerde bir adaletsizlik varsa, nerede bir zulüm varsa, nerde bir haksızlık varsa, nerde bir uğursuzluk varsa, nerde bir hırsızlık varsa, dünyanın neresinde olursa olsun buna karşı niçin bir sözünüz dahi yok? Buna karşı neden ayağa kalkmıyorsunuz? Bunlara karşı neden tebliğler yayınlamıyorsunuz? Biz sizden kuran ve sünnet dairesinde tebliğ istiyoruz. Bu islama uygun mudur değil midir, bu kurana uygun mudur değil midir, kuran ve sünnet bu noktada bize ne emrediyor bunları neden beyan edip, neden sokaklara çıkmıyorsunuz?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

Zalimlerin sonu ne olur?

Neden? Onlar çünkü zulmediyorlardı. Zulme sessiz kalmışlardı. Zulmediyorlardı, o zulmeden zalimin yanında zalimi destekliyorlardı. ihyada çok hoşuma giden bir hadise vardır. Birisi gelir sorar, derki ben haccaca elbise dikiyorum. Haccaca elbise dikmem, zulme yardım etmek mi der. ihya’ da bir fetva var. O zat der ki asıl zulmeden, zulme yardımcı olan, kumaşı üreten, sen dikiyorsun, sen zalimin ta kendisisin. Bakın, zalim bir hükümdara elbise dikmek dahi zulmetmektir. Zalim bir başkana, zalim bir devlet başkanına, zalim bir amire, zalim bir müdüre hizmet etmek, zalim bir adama hizmet etmek, o zalime yardım etmektir ki zulmetmektir. O yüzden o yahudiler de sessiz kalıyorlardı. O zalimin zalimliğine sessiz kalmak, zalimin zalimliğine sessiz kalmak. Onu normalde ayıplamamak, ona buğzetmemek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

Zulme karşı ne yapmak gerekir?

Hani bir hadis i şerif varya, meşhur. Siz bir kötülüğü gördüğünüzde mümkünse elinizle, o da mümkün değilse dilinizle, o da mümkün değilse kalben buğz ederekten önlemeye çalışınız ki bu da imanın en zayıf noktasıdır denilen hadis i şerif. işte siz bir zulmeden, haksızlık yapan, adaletsizlik yapan, işi ehline vermeyen, liyakatsızlık eden, işte ona buna peşkeş çeken bir şeyleri, onu gördüğünüzde, eğer onun etrafındaysanız, onu alkışlıyorsanız, onun bu noktada zulmüne, haksızlığına, adaletsizliğine, hukuksuzluğuna göz yumuyorsanız, göz yumuyorsanız dahi ona yardım ediyorsunuz. O yüzden aynen zulmetmiş gibi oluyorsunuz ve nasıl o yahudileri ateş yaktıysa sizi de cehennem ateşi yakacak, bunu bilmiş olun. Çünkü tarih boyunca görülmüştür ki hem islam tarihinde, hem Roma tarihinde, Avrupa tarihinde hem de işte Farisi tarihinde hem de ilere doğru gittiğimizde, doğu tarihlerine baktığımızda; zulmeden krallar, zulmeden padişahlar, zulmeden ülkeler, milletler, en sonunda helake uğramışlardır ve bunların misali çoktur. Bunu kuran ı kerimden de değişik hadiselerden dinlemek mümkündür ve Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

Dindeki iyilikler bu dünyaya ait midir?

Dindeki iyilikler, dindeki iyilikler bu dünyaya ait değildir. Hani güzel sözler, iyilikler iyi hareketler, hani kökü neredeydi? Kökü rahmandandı. Kökü ötelerdendi, bakın kökü ötelerdendi ve nereye gitti? Yine ötelere gitti. Bu dünyaya ait değil. O zaman her şey aslına rücu edecek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

İbadetler bu dünyaya ait midir?

Yaptığımız ibadetler bu dünyaya ait değildir. Namaz müminin miracıdır ya. Namaz müminin miracıdır deyince, namaz bu dünyaya ait olmadı. Oruç, oruçlunun sevabını ben veririm. Oruç benim katımda değerlendirilir. Bakın oruç bu dünyaya ait olmadı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi

Kur’an’ın ahkâmını reddeden bir kimse ne olur?

Kur’an, altıbinaltıyüz ayeti kerimenin herhangi birisini reddediyorsa bir kimse küfre düşmüş olur, kafir olur ama bu kimse hem Müslümanım diyorsa hem reddediyorsa, münafıktır o.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

İman edenlerin Allah’a ibadet etmesiyle ilgili bir şey var mı?

Tabii iman edenler o orta yerdeki puta secde etmediler, onu kabullenmediler. Çünkü mümin insan Kur’an ve sünnete, islam’a iman etmiş bir kimse için başka bir şeyin önünde secde etme, başka bir şeye ibadet etme, başka bir şeyi güç kuvvet kudret olarak görme, başka bir şeyi, Allah’tan başka herhangi bir şeyi normalde gözünü ona çevirmesi, Allah’tan başka bir şeyi kendince kuvvet addetmesi bu noktada şirk olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

Müslümanlar arasında münafıkların varlığı nasıl açıklanır?

Tarih boyunca bu tip insanlar hep olagelmiştir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında da öyle insanlar vardı. Sahabenin içerisinde dışı sahabe içi münafık kimseler de vardı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

Münafıkların listesini bilenlerin davranışları nasıl?

Hüzeyfetül Yamani eğer bir kimsenin cenaze namazını kılıyorsa, onlar da kılarlardı. Eğer Hüzeyfetül Yamani bir kimsenin cenaze namazını kılmazsa onlar da kılmazlardı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

Tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder mi Cenabı Hak?

O tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder. Sen iman ettin de Cenab-ı Hak imanını mı kabul etmedi? Sen tövbe ettin de Cenabı Hak senin tövbeni mi reddetti? Sen dua ettin de duanı senin kafana mı çaldı? Sen Allah’ı tanımazsan, Allah seni hiç tanımaz. Sen Allah’a sırtını dönersen, Allah da sana sırtını döner. Sen Allah’tan yüz çevirirsen Allah da senden yüz çevirir, kalbin mühürlenir. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

Hakikat ilmine sahip olan peygamberlerin özellikleri nelerdir?

Allah Kur’anında bir şeyi emreder. Onun nasıl icra edileceğini, ondan ne anlamamız gerektiğini, peygamberler bize anlatırlardı. Çünkü onlar, hakikatin hakikatin hakikatine ram olmuş, o hakikati bilen, o hakikatten konuşan, o hakikatten davranan seçilmiş insanlar vardı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 840-845. Beyitler Şerhi

Hakikat sebeplerinin peygamberlere rehber olduğu?

‘Bu sebebe akıllar mahremdir.’ Akıl, sebeplerin üzerinde delil arar, mahrem olur, yani inanç olur. Aynı zamanda mahrem yani bu sebebe akıl böyle gizliymiş gibi orta yerde, akıl onu araştırır. Akıl ehli, delil ister. illa ki sebebini öğrenecek. Sebebini öğrenmezse kabul etmez, akıl ehli. O, sebep araştırmakla yürür. O şüphe etmekle yürür. O, şüphe edecek sebebini araştıracak. Şüphe edecek şüphesini araştıracak. Araştıracak Allah araştıracak. Akıl ehli! Hikmet ehli, işaret arar. O, işaretle yol arar. O ne? Onun için rüya işarettir. Onun için keramet işarettir. Vay ya! Ben gittim, benim kalbimden bir soru geçiyordu, şakkadak cevap verdi. O işaret arıyor. Hikmet ehli. Bunu kim arar? Ehl-i tasavvuf arar. Ehli tarikat onu arar. Kendi kendine der. Benim gittiğimde, sohbetine gittiğimde, benim kalbimden geçenleri cevaplandırması lazım. Vardır ya öyle. Ona diyeceksin ki sen hikmet ehli misin? Yok. Ya nesin? Hangi esmaya kadar geldin? Hangi esmadasın? Senin bir önceki şeyhin hangi esmaya kadar çıkardı? E kem küm. E sen geliver ayvazım, gidi ver dingozum yapmışsın! Sen bir esma da almamışsın? Kalbin de açılmamış, içinde yarılmamış senin, eee? Ama o gene de derviş ya! Önemli derviş bir de. Ona hikmet lazım ! Ne? işaret lazım. Ona işaret lazım, o muhakkak o işareti görecek, o işareti görmezse, o kendince o, bu şeyh efendi, olgun değil, kemale ermemiş, doğru değil. Neden? O kendince o hikmet ehli işareti görecek! Hakikat ehli ise şehadet arar. O, marifetullah arar. O hakikat ehli, işin marifetini arar o. Onlar da ayrıdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 840-845. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları