Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: İman ve İtikad — Sayfa 20

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

İman ve İtikad(2302) — Sayfa 20/28

Allah’ın izinde ve Resulullah’ın izinde yürmenin önemi nedir?

Yani sen Allah’tan korkup da Kur’an ve sünnet dairesinde durmaya çalışırsın, Kur’an ve sünnet dairesinde hareket edersin, bakın boşanmayla alakalı bir meselenin, surenin içerisinden bu, ‘Allah sana bir kurtuluş yolu gösterir’, sen yeter ki bu noktada Allah’ın izinde, Resulullah’ın izinde yürümeye çalış. Bu meseleyi, bu normalde kalbe gelen ilhamın içine aldım. Bir de günümüzün meselelerine ışık tutacak. Evli olan eşler, evliliğinizi yürütmenin yollarını arayın. Siz eğer samimiyetle, ihlasla evliliğinizi yürütmeye çalışırsanız, Allah size bir kurtuluş yolu gösterecek. Sizin samimiyetinizden ve ihlasınızdan dolayı. Sizin Allah’ın Kur’an ve sünnet ölçülerindeki bir evliliği methettiğinden ve Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri, Kur’an ve sünnet dairesindeki bir evliliği methettiğinden, alkışladığından dolayı, siz evliliğinizi yürütmek için yürütmek için çareler ararsanız, eğer evleneceği yürütmek için böyle bir azmederseniz, bu konuda gayret gösterirseniz, Cenabı Hak size bir kurtuluş yolu gösterir. Kurtuluş yolu. Sen yeter ki bir konuda gayret et. Sen yeter ki bir konuda Allah’tan korkaraktan hareket et. Allah’ın sınırları içerisinde kalarak hareket etmeye çalış. Bu, hangi işin olursa olsun, evliliğin, eşin, çoluğun, çocuğun, malın, mülkün, iş hayatın hiç önemli değil. Sen bu konuda Kuran ve sünnet ölçüsünde durmaya gayret et. Kuran ve sünnet ölçüsünde hareket etmeye gayret et. Dergahında, işinde, sokağında, ilinde, ilçende, devletinde, hiç önemli değil. Sen halisane, muhlisane, samimi bir şekilde, Kur’an ve sünnet dairesinde duraraktan ben hayatımı idame ettireceğim dersen, Cenab-ı Hak zorunu kolaya eriştirir, zorluğunu kolaylaştırır, çıkmazını çıkar yapar. Bir bakmışsın bir anda her şeyi değiştirir, bir anda değiştirir. Sen onu görmekten uzak olabilirsin, sen ihlasla, samimiyetle davran. Sen onu anlamayabilirsin. Neden? Kalbin çalışmadığından. Kalbinde feraset nuru olmadığından, kalbinde zikrullah nuru olmadığından, kalbinde muhabbetullah nuru olmadığından. Açık açık konuşuyorum. Bunun oluşması için Allah’ı seveceksin, Resulünü seveceksin, Kur’an’ı seveceksin, sünneti seniyyeyi seveceksin, islam’ı seveceksin. Bilmen yetmiyor, seveceksin ve çalışacaksın ve onu yaşayacaksın. Yaşayacaksın ve göreceksiniz. Hayatınız boyunca dama dediğiniz yerde, bu yolun sonu göründü dediğiniz yerde, Cenab-ı Hak yeni bir yol açacak size. En tıkandığınız noktada Cenab-ı Hak bir kapı aralayacak size. Bu fakirin öyle olmuştur hep. Hiç ümitsizliğe düşmeyin Allah var ümitsizlik yok. Allah var! Bedende nefes duruyor mu, ümid et. Allah sıra dağlar gibi senin arkanda ama sen Kur’an ve sünneti yaşamak için azmet, her meselede. Evinde, işinde, aşında, çoluğunda çocuğunda, dergâhında, sokağında, şehrinde, ilindeSen doğru olursan seni kimse yıkamaz. Sen yıkılmazsın. Sen Kur’an ve sünnete uygun davranmazsan o zaman kork. Allah bizleri affetsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1925-1926. Beyitler Şerhi

İbrahim aleyhisselamın ateşin içinden seslenmesi ne anlama gelir?

Kim attı kendini ateşin içerisine? Sare annemiz attı. Öyle Sare olmak kolay değil. Sare annemiz ibrahim’e inanıyorum dedi, kendisi girdi ateşin içine. Sonra ne yaptı? Annesini çağırdı, anneciğim gel, burası dışardan gördüğün gibi değil dedi. Cenab-ı Hak ne yaptı? Ateşe vahyetti. Allah ateşe de vahyeder, ateşe de emreder. Ateşe vahyetti: ‘Ey ateş, soğuk ve selamet ol dedik.’ Ayeti kerime böyle, (Enbiya69). 70: ‘Onlar ibrahim’e bir tuzak kurmak istediler fakat biz kendilerini en büyük hüsrana uğrayanlar kıldık.’ Yani ne oldu? Ateş soğuk ve selamet oldu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Ayanı sabitesi ne anlama gelir?

Artık o ayanı sabitesinde neyi istediyse ayanı sabitesinde, o istediğini aslında kendi istediğini yaşar ve hakikatte insanlar kendi ayanı sabitelerine koşarlar. Bu belki de cüzzi irade yokmuş gibi gelir insanlara ama burada cüzzi iradesiyle ayanı sabitedeki iradesine koşar ve insanoğlu ayanı sabitedeki iradesine koştuğunu bilmez ama ayanı sabitede ne yaşadıysa neyi istediyse kendi cüzzi iradesiyle bu dünyada da oraya doğru koşar. Bu ayanı sabitede senin aklın vardı yoktu, kalbin vardı yoktu bu ayrı bir meseledir ama belli bir hale gelen insanların burdaki ayanı sabitedeki idrakleri kendi idrakleri değildir. O idrak elbisesi ona giydirilmiştir. O seçilmiştir çünkü. Peygamberler ayanı sabitede seçilmiştir. Büyük mürşidi kamiller ayını sabitede seçilmiştir. O elbiseler onların kendi isteyerekten giydiği elbiseler değildir. O elbiseler onları giydirilmiştir. O yüzden hazreti Pir durur, hazreti Pir der ki ‘ey istikametin medarı iftiharı sende istikamet, sen bize istikamet çiz’ der. Çünkü kendisinin idraki değildir. Kendisinin isteği değildir. O istikamet ama celalde durmak ama cemalde durmak, o zatın kendi isteği değildir. O zatın kendi idraki de değildir. Onun kendi idraki ve isteği olmadığından ayanı sabitedeki istek ve ayanı sabitede giydirilen elbise onda tecelli ettiğinden dolayı hazreti Pir ama hüznün içinde ama kederin içinde ama sevincin içinde ama gamın içinde o sevgililer sevgilisine feryat eder. Der ki ‘istikametin medarı iftarı sensin, sen bizde istikamette bulun’, bizim istikametimizi sen seç. Bizim istikametimizi önümüze sen koy.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1781-1783. Beyitler Şerhi

Müminlerin Allah’ı methetmesi neye sebep olur?

Müminlerin Allah’ı methetmesi, Allah’ın hoşuna gitmesine sebep olur. Çünkü Allah’ın hoşuna gitmesi, kullarına merhamet etmesi, lütfetmesi, ikram etmesi, ihsan etmesi olarak geri döner. Allah’ın hoşuna giden bir işi yapan bir kimse Allah’ın lütfuna, keremine mazhar olur. Hani Allah tövbe edenleri sever. Yani tövbe edenleri sever, senin tövbe etmen Allah’a bir katkıda bulunmak değildir. Sen kendi kendine affedilmeyi görürsün veyahut da Allah zikredenleri sever. Sen zikretmekle Allah’a bir katkıda bulunmazsın. Sen zikrettiğinde Allah da seni zikreder. Bunun gibi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1760-1765. Beyitler Şerhi

Müminlerin Allah’ı kemal sıfatıyla anması neye sebep olur?

Müminlerin Allah’ı kemal sıfatıyla anması, zikretmesi, müminlerin faydasına sebep olur. Çünkü Allah’ın hoşuna gitmesi, kullarına merhamet etmesi, lütfetmesi, ikram etmesi, ihsan etmesi olarak geri döner. Allah’ın hoşuna giden bir işi yapan bir kimse Allah’ın lütfuna, keremine mazhar olur. Hani Allah tövbe edenleri sever. Yani tövbe edenleri sever, senin tövbe etmen Allah’a bir katkıda bulunmak değildir. Sen kendi kendine affedilmeyi görürsün veyahut da Allah zikredenleri sever. Sen zikretmekle Allah’a bir katkıda bulunmazsın. Sen zikrettiğinde Allah da seni zikreder. Bunun gibi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1760-1765. Beyitler Şerhi

Her şeyin Allah’a muhtaçlığı nedir?

Rahman suresi, ayet 29: ‘Göklerde ve yerde bulunan herkes ihtiyacını ondan ister.’ O her an bir iştedir, şe’ndedir, gökte ve yerde her ne var ise her şey Allah’a muhta, her şey! Senin canlı veya cansız gördüğün bütün varlık Allah’a muhtaçtır ve Allah her an bir şe’n üzerine, bir yaratma üzerinedir. Eğer Allah o yaratmayı herhangi bir şeyin üzerinde keserse o yokluğa doğru yol gider. Onun varlığı, onun canlılığı Allahladır. Eğer Allah onu sıfatsal tecelliyatının altında tutmazsa bir anda yok olur gider. Göklerde ne varsa melekler, değişik varlıklar, gezegenler, bütün varoluşun gök kısmında kalan her şey, varoluşun dünyayla alakalı her şey ve dünyanın dışındaki bütün varlık Allah’a muhtaçtır ve o varlığın içersinde yaşayan melekler, cinni taifesi, diğer böyle cinni taifesinin ayrı ayrı kolları, şeytan taifesinin ayrı ayrı kavimleri, ayrı ayrı tarikatları, öyle diyelim, onlar da öyle ayrı ayrı ve semavatta veyahut da varlığın değişik perdelerinde, değişik kademelerinde var olan değişik varlıklar, böyle kelama gelmeyecek şekilde, dile gelmeyecek şekilde olan o varlıklar, onlar bütün her şey Allah’a muhtaç ve her şeyi diri tutan veya öldüren veya yok eden yine Allah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1760-1765. Beyitler Şerhi

Neden iki gören Allah’ı iki şekilde görür?

Ey iki gören, sen nasıl Allah’ı göreceksin! Neden? Sen henüz daha vahdete ulaşmadın. Oysa Allah göründü mü? Evet. Bunu da kabul etmiyor ya Türkiye’deki şimdi alim, ulema kesimi, Allah görülmez diyor. Ben de bastırıyorum, Allah görülür, rüyada da görülür, zahirde de görülür, batında da görülür, halde de görülür, her türlü şekilde Allah görülür. Çünkü Allah var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1753-1759. Beyitler Şerhi

Ümmetin bir taifesinin devamlı olarak hakkın yanında yer alması ne anlama gelir?

‘Ümmetimden bir taife olacak, bu ümmetten taife devamlı hakkın yanında olup onu savunacak. Yani Kur’an ve sünneti seniyyeye azı dişleriyle sımsıkı tutunup onu savunacak, onu hem yaşayacak hem de yaşatmaya çalışacak. Onlara muhalefet edenlerin kendilerine bir zararı dokunmayacaktır. Yani bu ümmetinden o taife yani ümmetinden Kur’an ve sünneti seniyyeye sımsıkı yapışıp hakkı tebliğ eden, hakkı tebliğ eden o taifeye hiç kimsenin zararı dokunmayacak yani onlara zarar veremeyecekler. Zarar veremeyecek demek, zorluk çekmeyecek, sıkıntı çekmeyecek manası değil. Öyle anlaşılmasın. Onlar tebliğlerine, hakkın yanında durmaya devam edecekler. Zorluklar, sıkıntılar, belalar, musibetler, baskılar, şunlar, bunlar, onları yıldırmayacak. Onlar geri adım atmayacak. Paraydı, maldı, mevkiydi, kadındı, oydu, buydu onları bozmayacak. işte adam çok yakışıklıymış! Bozmayacak o mümine kızı, mümine kadını. işte kadın çok güzelmiş! Adam bozulmayacak ona. Para bozmayacak o kimseyi. Mevki o kimseyi bozmayacak. Onu hangi mevkiye getirirsen getir, o hakkı savunacak. E tabii islam sisteminin dışında da onların bir mevkiye gelmeleri mümkün değil. istemezler oraya, ne milletvekili öyle olsun isterler, ne genel müdür, ne herhangi bir yerde, memur dahi öyle olmasını istemezler. Sebep? Yiyen yiyen yiyecek çünkü içen içecek. Hırsızlık yapan hırsızlığını yapacak. Üç kağıt yapan yapacak, beş kağıt yapan yapacak. Adaletsizlik yapan yapacak, yiyecek içecek. Yalıyacak, yutacak. Haram mı helal mi dikkat etmeyecek! Böyle olunca ona namuslu, şerefli, haysiyetli bir insan lazım değil öyle yerlere. Öyle altına her şeyin imza atacak bir insan lazım. At imza, atacak. Bu hak mıydı değil miydi hakikat miydi bakmayacak. Lgbt’ye de el kaldıracak, eşcinselliğe de el kaldıracak, ibneliğe de el kaldıracak. Olur diyecek, geç ne olursan ol. Tabi! Allah lanet ediyormuş, önemli değil. O ona el kaldıracak. Lanetli işlere de el kaldıracak, tasdik edecek, aracı olacak. Adam gidiyor sabahleyin ulu camide sabah namazı kılıyor, akşama dansözlerle beraber. Ne? Siyasetçi! E bu ne? Sabah namazında ulu camide milletin önünde namaz kıldın, e ondan sonra git Allah’a, peygambere, dine, imana, ondan sonra atan tutan laf söyleyen sanatçı bozuntusuyla poz ver, ona para ver belediyeden. Bunu biz söyleyince muhalif oluyoruz. Tabii! Alkışlayacaksın sen de sen de onlardan olacaksın. Yani bir şeyi, neyi alkışlıyorsan ondansın. Alkışladın, neyi alkışladıysan ondansın. Hani geldi bedevinin birisi kıyameti sordu. Şimdi kıyametten laf açıldı ya bugün, dedi ki: ‘Ey Muhammed! Kıyamet ne zaman kopacak’ dedi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle onun o sorusundan biraz böyle tabiri caizse, hani bizim tabirimizle canı sıkıldı deriz ya, canı sıkıldı. ‘Kıyamet için ne biriktirdin’ dedi ona, ‘kıyameti soruyorsun kıyamet için ne biriktirdin’ dedi. O bedevi durdu, dedi ki: ‘Ya Resulallah, ben çokça ibadet eden bir kimse değilim, çokça namaz kılan, çokça oruç tutan, çokça böyle can hıraş ibadetin içinde olan birisi değilim ama dedi ben Allah ve Resulünü çok seviyorum.’ Bu hadisi şerif benim ümidimi arttırıyor. Ben o yüzden böyle hadisi şerif ezberimde. Dedi ki ben Allah ve Resulünü çok seviyorum. Öyle deyince Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin de yüzünde bir yumuşaklık, bir tebessüm oluştu böyle. Dedi ki ona: ’Kişi sevdiğiyledir.’ Bu tabii müjde oldu o bedeviye. Rabbim bizi de bu konuda müjdelesin inşallah. Biz de Allah ve Resulünü çok sevelim inşallah. Bizim de ben kendi nefsim için söyleyeyim amellerimiz o kadar fazla değil. Hatta yok hükmünde görünür onların amellerinin yanında. Yani bedevi öyle söylemiş, bedeviyi sakın ha siz böyle ameli az olarak görmeyin. Onun çıtası yüksek. O kendi zamanındaki yüksek çıtayı gördüğünden diyor ki benim amelim o kadar yok. Benim amelim o kadar yok diyor. Kendi zamanındaki çıtayı görüyor çünkü kendi zamanındaki çıtayı. O çıtayı görünce diyor ki benim o kadar amelim yok, benim fazla namazım yok, fazla orucum yok. yani kendinizi bedevi ile kıyaslamayın. Biz onun atının burnunun üzerindeki terinin tozu olamayız. Öyle demiş ya imamı Azam, imamı Az, öyle demiş. Kim? Tabiinden, selef alimi, fıkıhın babası, imamların babası, imamların babası. Kendi zamanını bırakmış, kıyamete kadar gelecek olan meselelere fıkh eden adam. Yani oturuyorsunuz bugünkü meseleye, meselelere ışık tutan, bugünkü meselelere ışık tutan bir fıkıh babası. Muhteşem üstü bir kimse. Bakmayın şimdiki böyle sonradan olmalara, sonradan yetmelere, ‘ben de bir imamı Azam gibiyim’ veyahut da bir kısım böyle ehli tarikat olanların bir kısmı, ‘bizim alimlerimiz imamı Azam’dan üstün, bizim hocalarımız, mollalarımız imamı Azam’dan üstün’ sözlerini söylüyorlar söylemiyorlar bilmiyorum, onların müntesiplerinden duyuyorum. Bu küstahlık, bu kibirlilik, bu cehaletin dik alası, bu cehaletin dibi! Yani bir kimse üç kitap okuyup da yani ben de bugünün imamı Azam’ıyım! Yok bizim hocalarımız, bizim mollalarımız, bizim cemaatin işte mollaları imamı Azam’dan üstün…Bu sözler çok böyle kibir kokan, bu sözler böyle cahillik kokan sözler. Allah muhafaza eylesin. Bu onun sözüydü. Yani biz diyor sahabenin atının burnunun üzerindeki derinin tozu olamayız. Tevazuya bakın, tevazuya bakın! Oysa hadisi şerif: ‘Ümmetimin alimleri beni israil peygamberlerinden üstündür.’ Bu hadisi şerif orda dururken, o tevazu ediyor, diyor ki ben sahabenin atının burnunun üzerindeki ter damlacığının üzerindeki tozu olamam, diyor. Allah bizi affetsin. işte demek ki o Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışanlar, bunlara zarar veremeyecekler. O topluluk kıyamete kadar, kıyamete kadar o toplum böyle bir topluluk olacak. O topluluk Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışıp kıyamete kadar Kur’an ve sünnetin öğrenilmesi ve yaşatılması için mücadele edecek. Demek ki bunlar normalde peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin gelecek gayba ait olan hadisleri, yani öyle kalkıp da ‘gaybın anahtarı Allah’ın elindedir, başka hiç kimse bilmez’ sözü peygamberleri bağlamıyor ama o peygamberlerin de işte kıyametin kopması gibi yağmurun ne zaman yağacağını bilmesi gibi insanın nerde öleceğini bilmesi gibi bu tip gaybi meselelerden onlara da kapalı. Eyvallah. O zaman biz baktığımızda bütün bizim kendi üzerimizde, bizi ilgilendiren şey ne? O zaman bizim kendi üzerimizden sadır, olan zuhur eden bizim yaptığımız işlemler bu manada bizim yarattığımız şeyler değildir. Bunları yaratan Allah’tır. Bizim bu kolumu oynatmam benim mahlukum değildir, benim yaratmam değildir. Bunun yaratması Allah’a aittir. Bunı kesb, bunu istemek yani, bunu düşünmek bunu normalde düşünerekten, tasarlayaraktan bir şey yapmak, yaratmak Allah’a aittir ama onun tasarısını da bizde yaratan, düşünceyi de biz de yaratan Allah’tır. Burda şimdi tartışma şu, bu düşünceyi yaratan Allah ise bu düşünce bizde cebri mi değil mi? Ben bunu düşünüyorum. Burası böyle tabiri caizse insanın beynini dağıtan, kalbini yoran bir yer. Herkes diyor ya, ne, düşünce hürriyeti. Evet, insanlar ne kadar hür düşünme. insanlar düşüncede ne kadar hürler. Şimdi bir ayeti kerimeden not almıştım, Zümer 62: ‘Allah her şeyin yaratıcısıdır ve o her şeyi idare edenler.’ Ben hep böyle derim ya Allah affetsin ben demekten böyle, o manada değil. Bir şeyin adı varsa, yani kendisi var, kendisi varsa onu bir yaratan var. Düşünce, adı var. Düşünüyor muyuz? Evet. Ne düşüneceğimizi o mu emrediyor yoksa biz ne düşüneceğimize kendimiz mi karar veriyoruz? Çok basit alabilirim, ben kendim ne düşüneceğime ben kendim karar veriyorum, istediğimi düşünebilirim. istediğimi düşündüğüm için de onun sorumlusu benim ama o düşünceyi yaratan Allah. O zaman Hâlik mahlukun emrine mi girdi? Mahluk ne düşünüyorsa onu mu yaratıyor? Eğer programlanmış paket olarak ben onun istediğini düşünüyorsam o zaman cebriyeyim. O zaman özgür değilim. O zaman öyle bir şey olmuş olsaydı o zaman şunu demezdi “Allah’ın zatı bütün tefekkürden uzaktır, tefekkür edilemez, münezzehtir bilinmez.’ O zaman başka bir şey çıktı ama her şeyin yaratıcısı o. O zaman şuna geleceğiz. Onun yaratmadığı hiçbir şey yok. Her şeyi en ince detay ve ayrıntısına kadar o yaratıyor. Bu yaratmada kulların bir dahli var mı? Yok. Bu yaratmada kulların ortakçılığı var mı? Yok. Yaratma direkt Allah’ın kendi zatı uluhiyetinde. Hiçbir şeyde yok ama düşünce olarak, bu ben şimdi meseleyi hafifletmek için öyle söylüyorum. Yani hürüz ama gelecek olan beyite bakın: ‘Onların bize nispeti varsa da hepsi ancak tek Allah tarafından yaratılmıştır. Yani o gayb alemindeki işlerin bir kısmı, işlerin bir kısmı insanlara, halka nispet edilse de (şimdi onu birazdan açıklayacak zaten, beyin yakan yerler buraları) onları halka nispet edilse de bunların diyor hepsini de yaratan tek Allah’tır. Halka nispet edilse dahi. işte ne getirdi? içecek getirdi, Adnan abi içecek getirdi, halka nispet ettik, öyle değil mi? Adnan abi çay getirdi, halka nispet ettik öyle değil mi? Ancak böyle örnekleyebileceğiz ama diyor bunlar halka nispet edilse de o tek Allah tarafından yaratılmıştır. Bir şey halka nispet edilebilir. işte ben burdan fareyi ondan sonra Erdoğan’a attım. Kim attı?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1661-1667. Beyitler Şerhi

Iman ne?

Allah’a iman ettim de, sonra dosdoğru ol. Allah’a iman ettim de. Yani iman ne? ‘Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu’ Tabi Allah’a iman ettim deyince Kur’an ve sünnetin komple getirdiklerini iman ediyor ve sonra dosdoğru ol.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1650-1660. Beyitler Şerhi

İnanç ve imanın kılma yolu nedir?

İnanç ve imanın kılma yolu, Allah’ı sevme, Resulünü sevme, Allah’ı sevenleri sevme, Resulünü sevenleri sevme, onları sevdirenleri sevme ve can çocuğunu, şeytan sütünden kesmektedir. Bu sayede melek sütünden içmeye başlayacaksın. Doğuştan veli olan bir çocuk, haramı emmez, ramazan ayında gündüz oruç tutar. Allah dilediğini seçer kendisine. Bu doğuştan veli olan kişi, şeytanla olan ilişkisini keserse melekle olan ilişkinin başlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1639-1641. Beyitler Şerhi

Dilin insanlar üzerindeki etkisi nedir?

O yüzden Cenab-ı Hak birinci derecede insanları yarattı ve insanı yaratınca da insana bir dil verdi. O dilin arkasına akıl verdi, o dil ve akılla insanlar anlamayı ve anlatmayı sağladı, Cenab-ı Hak insanların üzerinde. insan aklıyla anladı, diliyle anlattı anladığını ve bunu yaratan kim? Allah. Bakın tekrar söylüyorum, aklıyla anladı, anladığını diliyle anlattı. Bu Cenab-ı Hakkın insanların üzerine vermiş olduğu bir fıtrat. Bu bütün insanların üzerinde var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1586-1597. Beyitler Şerhi

Akıl ve can arasındaki fark nedir?

Akıl ve bahsi bil ki eser yahut sebeptir. Can bahsi ise büsbütün şaşılacak bir şeydir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1496-1506. Beyitler Şerhi

Aklın dinin karşısında nasıl bir rol oynadığı açıklanır?

Aklın dinin karşısında, iman ettiyse hayrette kalıyor, iman etmediyse şaşırıp apışıp kalıyor, reddediyor. Din söz konusu olursa akıl mat oluyor, akıl mat oluyor ama aynı zamanda da akıl dinin karşısında iman ettiyse hayrette kalıyor, iman etmediyse şaşırıp apışıp kalıyor, reddediyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1496-1506. Beyitler Şerhi

Hadislerin aklın mantığa uygun olup olmamasına göre kabul edilmesi nasıl açıklanır?

Hadislerin aklın mantığa uygun olup olmamasına göre kabul edilmesi, aklı ilahlaştırmak anlamına gelir. Aklın mantığa uygun olmayan hadisleri reddetmek, aklı dinin üstünde görmek ve onu dinin yerine koyan bir tutumdur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1496-1506. Beyitler Şerhi

Aklın dinin üstünde olup olmaması tartışması nasıl açıklanır?

Aklın dinin üstünde olup olmaması tartışması, dinin aklın üstünde olması, aklın dinin karşısında iman ettiyse hayrette kalması, iman etmediyse şaşırıp apışıp kalması, reddedmesi gibi fikirlerle ele alınır. Din söz konusu olursa akıl mat oluyor, akıl mat oluyor ama aynı zamanda da akıl dinin karşısında iman ettiyse hayrette kalıyor, iman etmediyse şaşırıp apışıp kalıyor, reddediyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1496-1506. Beyitler Şerhi

İman-ı Maturidi ve imam Nesefî’nin görüşleri nedir?

Maturidi, bu konuda imamı Azam’dan başlayan o bu konudaki ekol, ‘bu fiiliyatın üzerinde iki kuvve vardır. Birisi Allah’a aittir, yaratmadır, öbürküsünde de kula aittir. Hani istemedir, işlemedir, işlem hani işlem yapmaktır diye, ne Mutezile tarafına dönmüş ne de Cebriye tarafına dönmüş. Her iki tarafa da set çekmiş, hatta her iki tarafa da tabiri caizse savaş açmış. Bu savaşı daha da şiddetlendiren imam Nesefî’dir. imam Nesefî, Mütezile’nin küfrüne fetva verir. O kadar böyle serttir. Ondan sonra tabii Cebriye’nin de küfrüne fetva verir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1480-1490. Beyitler Şerhi

Allah’ın kudret ve kuvvetiyle yaratılan her şeyin nedeni, niçini, nasılı nasıl açıklanır?

O kimse Allah’ı sevme yolunda olması gerekir. Allah’ı sevme yolunda değil ise o kimse başına gelen veyahut da tabiat dediğimiz, bu kainatta tecelli eden şeylerde eksiklik, noksanlık, fazlalık ne bileyim işte bu zamanda da böyle mi olur, şu neden böyle oldu, bu neden böyle oldu, bir sürü neden, niçin, nasıl ekleyecektir. Oysa bir kimse Allah’ı sever, Allah’a yakınlık peyda ederse yaratılan her şeyin Allah’ın takdiri Kuvveti ve yaratmasıyla olduğu için nedeni, niçini, nasılı kaldıracaktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1470-1477. Beyitler Şerhi

Allah’a yaklaşma sürecinde ne gibi bir durum söz konusudur?

Ey oğul! Allah kimlerin gönül gözünü açtıysa bu cebri onlar anlar. Gayb ve istikbal onlara apaçık görünmektedir. Maziyi anış onlarca değersiz bir şeydir. Onların ihtiyarı da başka türlüdür cebri de.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Sıfatsal tecelliyat ne demektir?

Bakın onun üzerinden Cenab-ı Hak sıfat olarak tecelli etti. işte burda onun ihtiyarı kalmadı ya, o Allah dostunun, bu Hz. Pir’in bahsettiği cebriye hali bu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

İtikat ve cebriye arasındaki ilişki nedir?

O kendi iç sisteminde, bakın tekrar söylüyorum, onun kendi iç sisteminde bir cebriye yaşıyor. Bu cebriye dışardaki nefsine zebun olmuş, heva hevesine kapılmış kimselerin anladığı cebriyeden değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Allah’ın üzerinde olumsuzluk atfedilmemesi nedir?

Allah’ın üzerinde olumsuzluk atfedilmez. Size böyle bir ölçü olarak kalsın bu. ‘Gayb ve istik ki bu zatlara gayb ve gelecek onlara görünür. O nefsi emmareden, kötü ahlaktan kurtuldu, onlardan sıyrıldı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Cebriye mezhebi nedir?

Cebriye, kısaca açıklamak gerekirse insanların kendilerine has bir iradeye sahip olmadığını, zihni ve ameli bütün fiillerinin, ilahi gücün zorlayıcı tesiriyle meydana geldiğini savunanların mezhebidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1461-1466. Beyitler Şerhi

Cebriye meselesi ne anlama gelir?

"Cebir meselesi aşkımı ihtiyarsız bir hale getirdi. Sabrımı elden aldı." Hz. Pir burdaki cebriyeden kastın, bildiğimiz bu zahiri cebriye mezhebi ile alakalı değil. Yani bunu neden burda bu beyiti söylemiş diye kendimce daha önce okunan beyitlere bakınca ben bu beyiti oraya bağladım. Yanlışlık yapabilirim, tekrar söylüyorum.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1461-1466. Beyitler Şerhi

Cebriye meselesinin manevi anlayışı nedir?

Eğer bunu zahir olarak biz bunu anlamaya çalışırsak bunda cebriye kokusu var ama yok bunu yine manevi akıl, manevi göz, manevi kulak üzerinden yürürsek o zaman burda iş değişmiş oldu. O manevi gözle, manevi akılla bu meselenin içerisinden çıkmaya çalışacağız ve bu beyiti hani daha önceki o iki yoldan birisine de gitse o haktır beyiti, o zaman cebir olarak görmemeliyiz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1461-1466. Beyitler Şerhi

İlmi şüphe nedir?

Yani ilmi şüphe nedir? işte örnekliyorum. Su H2O1’dir, ilmi şüphe, böyle olmayabilir deyip onu tekrar tekrar incelemek, tekrar tekrar araştırmak. Bu ilmi şüphedir. Bu hak mıdır? Evet. Bilim bu konuda hiçbir zaman sonu yoktur ve hiçbir şeyinde kesinliği yoktur bilimde. Bilimde bu manada kesinlik yoktur. Buna biz ilmi şüphe diyoruz. Zaten ilim ehli de bunu zaten kendisi söylüyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Rabbim cümlemizi ve cümle Ümmet-i Muhammed’i Kur’an ve sünnet-i seniyyeye sımsıkı yapışanlardan eylesin neden söylenir?

Kur’an ve sünneti seniyyeye sımsıkı yapışıp yaşayan ve yaşatanlardan eylesin. Rabbim bizleri ve cümle Ümmeti Muhammed’i hakkı hak batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Bereket ne demektir?

Bereket neymiş? Yağmur yağmasa dahi toprak veriyorsa o zaman bereketli veyahut da Cenab-ı Hak yağmur yağdırmadan topraktan bütün her türlü bitkiyi, her türlü meyveyi büyütür mü? El-cevap büyütür. Yağmura ihtiyacı yoktur Allah’ın, toprağa bir şey verdirecekse verdirir. O sebeptir yağmur veya toprağın kendi içerisindeki mineraller sebepdir. Cenab-ı Hak yağmursuz da topraksız da normalde bize bir şeyler verir mi? El-cevap verir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

İlmi şüphe ve imanla ilgili bir ilişki var mı?

O yüzden bilim sonuç olarak tam bir gerçek değildir. Bilimde şüphe devamlı olması gerekir. Bakın bu şüphe. Bir de iki doğru da şüphe olur, üç doğru da şüphe olur. Sen doğrunun doğrusunu ararsın. Bu da bir şüphedir. Bu da insanı hakikate götürür. Ama bir şüphe vardır, imanla alakalıdır, bu sıkıntılıdır. Bu nedir? Yani imanla imansızlık arasında gidip gelmek, münafıklık gibi. Bu sıkıntılı. işte bu tereddüt, bu tereddüt insanı helak eder. insanı manevi helake götüren bu tereddüttür ve bu iman ile inkar arasında bocalayıp durur bunlar. Bu tip şüpheciler ve bu bocalayıp duranlar psikolojik olarak da kendilerini hasta ederler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Allah’ın sevdiği fiiller nelerdir?

‘Bir kimse iman üzerine içki içemez’, hadisi şerif. ‘Bir kimse iman üzerine hırsızlık yapamaz’, hadisi şerif. ‘Bir kimse iman üzerine zulmedemez’, hadisi şerif. ‘Bir kimse iman üzerine fuhuş yapamaz’, hadisi şerif. ‘Bir kimse iman üzerine kumar oynayamaz’. Biz onlarla dost oluyorsak, biz dolaylı direkt veya indirek onları destekliyorsak o zaman kendimize gelelim. Bu halimizle bizim kalp gözümüz açılmaz. Biz bu halimizle hak ve hakikati bilemeyiz. Hak ve hakikat noktasında duramayız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1401-1409. Beyitler Şerhi

Allah’ın sevdiklerini sevmek ve sevmediğini sevmemek nedir?

Uyanık olalım, Allah’ın sevmediklerini sevmeyelim, Allah’ın sevdiklerini sevelim. Hani Musa’ya demiş ya, demiş dostumla dost oldun mu ki, düşmanımla düşman oldun mu ki! Allah’tan razılık, Allah’ın razılığı budur. Allah’ın dostuna dost olmak, düşmanına düşman olmaktır. Açıktan haram işleyenle, açıktan haramların içerisinde dolaşanlarla dostluk kurulmaz. Onlara din tebliğ edilir. Onlara hak ve hakikat tebliğ edilir. Onlar bir müminin dostu olamaz. Allah’a isyan eden bir kimse Mümin’in dostu olamaz. Allah’a isyan yolu, müminin yolu değildir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1401-1409. Beyitler Şerhi

Zalimler ve hainlerin müminlerle dost olmaları mümkün mü?

O zaman zalimler müminlerin dostu olamaz. Hainler müminlerin dostu olamaz. Yalancılar, müminlerin dostu olamaz. Riyakârlar, müminlerin dostu olam, müminlere iftira atanlar, müminlerin dostu olamaz. Müminlere zulmedenler, müminlerin dostu olamaz. Sebep? Allah zalimleri sevmez. Sen zalim bir kimseyi kendine dost tutarsan seni de sevmez. Beş vakit namaz kılsan ama sen zalim bir kimsenin dostuysan ve o benim dostum diyorsan senin kıldığın namaz paçavra gibi yüzüne atılacak namazlardandır. O yüzden Allah’ın sevdiklerini severiz. Allah’ın sevdiği fiiliyatları severiz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1401-1409. Beyitler Şerhi

Münafıklar ne demektir?

Münafıklardan olursun. Onun da ayet-i kerimesi var mı? Evet. Onlar için de diyor ki Allah yani onlarla alakalı: ‘onların ışığını giderdi, karanlıklar içerisinde görmez halde bırakıverdi.’ Bu münafıklar da onların Cenab-ı Hak onların kalplerinden nurunu aldı. Kalplerinden nurunu alınca onlar karanlığın içinde kaldılar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1396-1398. Beyitler Şerhi

Münafıkların durumu nedir?

Ayeti kerime ile Bakara ayet 17-18: ‘Allah onların ışığını giderdi, karanlıkların içerisinde görmez halde bırakıverdi. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar dönmezler.’ Bunlar münafıklarla alakalı. O münafıklığın içerisinde kaldı. Müslüman göründü ama mün, dikkat edin, o Müslüman görünümlü kimseler, Müslümanların aleyhine, müminlerin aleyhine, sufilerin aleyhine, doğrunun aleyhine çalışır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1396-1398. Beyitler Şerhi

Allah’ın affetmeyeceği günahlar nelerdir?

Tövbe eden herkesi Allah affeder ama bir kimse içkiye devam ediyorsa Allah onu affetmez. Kumara devam ediyor, fuhuşa devam ediyor, Allah onu affetmez. Zinaya devam ediyor, Allah onu affetmez. Eşcinselliğe devam ediyor, Allah affetmez onu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1396-1398. Beyitler Şerhi

Allah’ı sevmenin ne anlama gelir?

Allah’ı seven kimse de doğru yola girer ve işte eğer ki Allah’tan korkar, peygambere inanırsa bir kimse Cenab-ı Hak Rahmetini iki katına çıkarır size ve aynı zamanda da 1ışığında yürüyeceğiniz, aydınlığında yürüyeceğiniz, Cenab-ı Hak kalbinize bir nur verir. Asıl önemli olan yer burası. Eğer bir kimsenin kalbini nurlanmadıysa onun karanlığını aydınlatacak kalbinde bir nur yok ise onun yolunu aydınlatacak kalbinde bir nur yok ise o her an çuvallamaya hazırdır. Her an batmaya hazırdır. Her an günahı kebair işlemeye hazırdır. Her an serkeşlik yapmaya hazırdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1355-1370. Beyitler Şerhi

Müslümanlar neden dini bilgiyi öğrenemiyorlar?

Böyle olunca Ümmeti Muhammed ferasetten uzak. iyiyi, doğruyu, güzeli seçmekten uzak, hayrı hakikati seçmekten uzak. Cahil, bilmiyor çünkü. Hele bir de daha da zır cahil, böyle dini biliyormuş gibi geçinen bir kimsenin de önüne gitti mi yandı keten helva.Zır cahil bir Müslüman çıkıyor orta yere,kaba saba, ne dediğini bilmeyen, ölçüsüz,andaval bir Müslüman çıkıyor, acı bir şey bu, acı ! Nerde nasıl konuşacağını bilmeyen, nerde nasıl davranacağını bilmeyen, kime nasıl davranması gerektiğini bilmeyen, ferasetsiz, ilimsiz, akılsız, bir Müslüman tipi çıkıyor. Acı olan bu. O bizim din kardeşimiz mi? Evet, buna üzülüyoruz zaten biz. Başka bir şey değil, adı Müslüman çünkü buna üzülüyoruz biz. O bir şey yaparken bir de dini kullanaraktan yapıyor, yani bir saygısızlık yapıyor, ben de namaz kılıyorum diyor. Canım kardeşim, senin namaz kılmanı, bu saygısızlık, namaz kılman ayrı, saygısızlık ayrı. Örtmüyor bu saygısızlığını senin. Hırsız da namaz kılıyor. Diyor ki ben de namaz kılıyorum. Canım kardeşim, sen hırsızsın ama! Bu kıldığın namaz, seni kötülükten alıkoymalı. Eğer namaz seni kötülükten alıkoymuyorsa sen dosdoğru namaz kılmıyorsun. Senin namazın senin tamam değil. Namazı, yüzüne paçavra gibi atılacak olan namazlardan kıldın çünkü ayeti kerimede: ‘namaz seni kötülüklerden alıkor’ diyor. Allah yalan söylemez. Namaz insanı kötülüklerden alıkor. Sen eşine kötülük yapıyorsan, çocuklarına kötülük yapıyorsan, komşularına kötülük yapıyorsan, arkadaşlarına kötülük yapıyorsan, annene babana kötülük yapıyorsan, çevrene kötülük yapıyorsan, sokağına kötülük yapıyorsan, devletine milletine kötülük yapıyorsan, iman ettiğin dine kötülük yapıyorsan, senin namazın namaz değil. Sıkıntı bu. Müslümanlar için sıkıntı bu. Benim gibi sakalı bırakmış ama kötülük akıyor sakalının her damlasından. Cübbeyi giymiş, kötülüğü örtüyor. Cübbenin altı kötü. Sarığı sarmış, takkeyi koymuş, altında kötülük yatıyor. Konuşurken bizim dilimizden konuşuyor. Hadis-i şerif var ya, hep söylüyorum:‘Ahir zamanda öyle insanlar olur ki sizin dilinizden konuşurlar. Sizinle beraber namaz kılarlar, sizinle beraber namaz kılarlar ama onlar insanları helake götürür.’ Onların ahlakları düzgün değildir. Muamelelere düzgün değildir, alışverişleri düzgün değildir, aile ilişkileri düzgün değildir, çocukları ile olan ilişkileri düzgün değildir ama konuşurken senin dilinden konuşur, onların siyasetleri düzgün değildir, onların devletleri düzgün değildir, onların sistemleri düzgün değildir. Aldatırlar, aldatmanın üzerine, adaletsizlik üzerine, hukuksuzluk üzerinedir ama konuşurken senin dilinden konuşur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1355-1370. Beyitler Şerhi

İnsanın üzerinde iyilikler ve kötülükler neden bulunur?

İnsanın üzerinde iyilikler de bulunur kötülükler de bulunur ama iyilikleri biz Rabbimizden biliriz. Çünkü ayet-i kerimede: ‘iyilikler Rabbinizdendir, kötülükler nefsinizdendir.’ der.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

İman eden kişi ne olur?

İnan eder, dosdoğru bir din yaşarsanız, ışığında yürüyeceğiniz Cenab-ı Hak size bir nur bahşeder ve siz o nurla tanımlarsınız her şeyi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin feraset nuru nedir?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin feraset nuru dediği nur, işte bu nurdur. Bu iman edip iyi amel işleyen.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Tövbe ve salih amel ne anlama gelir?

Söndürelim. Neyle? Ancak tövbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin, Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir ve Allah Gafur ve Rahimdir. Furkan Suresi ayet 70: ‘Ancak tövbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiye çevirir.’ iman edip iyilik yapar, salih amel işlerseniz tövbe ederseniz, Allah sizin iyiliklerinizi ne yapacak? Kötülüklerinizi iyiliğe çevirecek. Neydi hadisi şerif? ‘Kim toplanır da cemaat halinde Allah’ı zikrederse ordan af olmuş olarak kalkınız.’ Kim cema, cemaat halinde toplanır orda Allah’ı zikrederse günahları iyiliğe çevrilmiş olarak kalkınız. Çünkü cemaatle zikrullahtan daha eftal büyük bir amel yoktur. Daha keskin bir amel yoktur. ‘Oruç tutanların hangisi daha faziletli Ya Resulallah? Allah’ı zikredenler. Namaz kılanların hangisi daha faziletli Ya Resulallah? Allah’ı zikredenler. Hac? Allah’ı zikredenler. Kim? Allah’ı zikirindenler’. Hz. Ömer efendimiz diyor, Hz. Ebubekir efendimize: ‘Ya Ebu Hafz! Allah’ı zikredenler her şeyi aldı götürdü. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri oturduğu yerden seslendi. Neam! Evet! Allah’ı zikredenler her şeyi aldı götürdü. Allah’ı zikir en keskin yoldur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Allah’a olan ümidin ne anlama gelir?

Allah’tan ümidini kesmek, bu kalbin afatıdır. Bu bir kimsenin afatıdır. Bu en önemli meseledir. Bu günün insanı Allah’tan ümidini kesiyor. Allah’tan ümidini kestiği için zikri bırakıyor, namazı bırakıyor, orucu bırakıyor, duayı bırakıyor. Allah’tan ümidini kestiği için yerle yeksan oluyor, yeniliyor. Ey Ümmet-i Muhammed! Allah var. Allah’tan ümidini kesme. Dua et, yalvar, zikrullah yap, mücadele et, koş, kafanı dik. Sen Ümmet-i Muhammed’in, Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’in ümmetisin, sen ne kafanı eyiyorsun, sen ne kendi kendini yenilgiye bırakıyorsun. Kendini yenilgiye bırakma.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Ümitsizlik ne anlama gelir?

Dervişi ümitsiz, sufisi ümitsiz, osu ümitsiz, busu ümitsiz, borca düşen ümitsiz, sıkıntıya düşen ümitsiz. Allah’ı unutmuş herkes! Allah’ı hatırla, Allah’ı zikret. Allah’ı zikretmek şudur: Her daim Allah’a güvenmek, her daim Allah’a inanmak, her daim Allah’ı önünde, ardında, altında, üstünde hissetmek. Sıfatlarının her daim seni çepeçevre sardığını görmektir. Bu ümitsizlik ne? Dolar yükseldi ümidi kes, dolar alçaldı ümidi kes, işler bozuk ümidi kes, işler düzgün ümidi kes, fuhuş çoğaldı ümidi kes, uyuşturucu, çoğaldı ümidi kes, kâfirler kuvvetlendi ümidi kes… Nereye kadar! Nereye Kadar? Kalk, yürü, kafanı dik. Ben çok günahkârım. Ben senden daha fazla günahkârım! Ne yapacaksın? Otur hadi gel beraber ikimiz de çok günahkârız diyelim eşelim kendimize bir mezar, gömelim oraya kendimizi. Evet! Benden daha günahkârı yok. Hadi gömün beni! Ne bu ümitsizlik! Şirk, şirk, şirk! Ümidi kesmek şirk! Ümitsizlik yok. Mücadeleye devam. Ümitsizlik yok. Savaşmaya devam Allah yolunda! Ümitsizlik yok. Şeytan bizi yüz sefer aldatsa yüzbirincisinde yine dikileceğiz. Ümitsizlik yok. Şey, tan bizi aldatacak. Biz yine diyeceğiz ki Allah var, ümitsizlik gene yok. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Adaletin eksikliği neden Allah’a karşı bir suçtur?

Allah bizi muhafaza eylesin ama normalde Rabbim tabii affa davet eder, affedenleri üstün tutar amma ve lakin o suça maruz kalan kimsenin affetmesi gerekir. Allah bizi affetsin inşallah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Zulümün sonuçları nelerdir?

‘Ey zulümle bir kuyu kazan! Sen kendin için tuzak hazırlıyorsun.’ O zaman sen bu zulmeden; sana geçici bir kuvvet verilmiş, geçici bir kuvvet verilmiş, senin kuvvetin kudretin, şanın şöhretin, şatafatın geçici. Bu alemde kalıcı olan Allah. Sen eğer ki bu geçici dünyada sana verilen geçici bir kuvvetle, kudretle, güçle, zulmediyorsan bil ki kendine zulmediyorsun ve bil ki o zulüm kuyusunu kendine hazırlıyorsun, başkasına değil. Sen kendince başkasının zulmettiğini düşünüyorsun, başkasını kandırdığını düşünüyorsun, başkasını aldattığını düşünüyorsun, başkasını yaraladığını düşünüyorsun, başkasının sen zarar verdiğini düşünüyorsun. Değil. Ya? Sen kendi zulüm kuyunu hazırlıyorsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

İyilik ve kötülük nasıl etki eder?

‘İpek böceği gibi kendi etrafını örme; kendine kuyu kazarsan bari kararlıca kaz. Zayıfları sen yardımcısız, kimsesiz sanma. Kuran’dan ‘İza cae nasrullah’ı oku.’ ipek böceği ne yapar? Kendince etrafına ipek örer, örer, örer, örer; ördükten sonra kozanın içerisinde kendini hapseder ve ölür. Sonunda ölür. Şimdi ipekçilik yapanlar ne yapar? O koza, ipek kendisi içinde öldüğünde, hemen onu sıcak suyun içerisine atarlar. Neden? içinden tekrar onun bir kurtçuk çıkacak, bütün ipeği keser dışarı çıkmak için. Böylece kozanın hiçbir anlamı kalmaz. Onun içerdeki o nüveyi, kurtçuğu öldürürler. Ondan sonra ipeği tekrar çıkarırlar. Demek ki normalde Sen de kendi etrafına ya zulüm kuyusu örüyorsun kazıyorsun ya da sen bahar bahçesi kuruyorsun. iyilik yaparsan etrafa, adaletli davranırsan, sen iyilik kuyusu kazmış olursun. Kötülük yaparsan, sen etrafına kötülük kuyusu kazmış olursun. O yüzden kimsenin hakkına hukukuna tecavüz etme, kimseyi aldatma, kimseyi kandırma. Hiç kimsenin malına, mülküne, karısına, kızına elini uzatma. Haksızlık yapma. Yapma! Tuzak kurma. O tuzağı kendine kuruyorsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Kötülük yapmanın sonuçları nelerdir?

Allah muhafaza eylesin ve Müdessir Suresi, ayet 38: “ Her nefis kazandığı ile bağlıdır.” Yani sen ne kazanıyorsan ona bağlısın. iyilik yaptıysan sen o iyiliğe bağlısın, kötülük yaptıysan sen o kötülüğe bağlısın ve kötülük yaptıysan senin önüne gelecek o. Ayeti kerime: “Zerrece iyilik yapanın iyiliği mükafatsız kalmaz, zerrece kötülük yapanın kötülüğü cezasız kalmaz.” O zaman sen zerrece kötülük yaparsan tövbe edip geri dönüp kötülük yaptıklarınla helallaşmazsan cezanı çekersin ama iyilik yaptıysan muhakkak ki iyiliğin mükafatını alırsın. ‘Kıyamet günü herkes dünyada iken yaptığı iyilik ve kötülükleri önünde hazır bulacak ama kendisi ile günahları arasında çok uzun bir mesafe olmasını isteyecek. Allah sizi azabından sakındırıyor çünkü Allah kullarına çok şefkatlidir.’ O zaman kıyamet günü iyilikler de kötülükler de senin önüne gelecek. Kıyameti bekleme canım kardeşim. Sen daha bu dünyada iken yapmış olduğun kötülükler senin önüne gelecek. Sen daha bu dünyada iken yapmış olduğun iyilikler senin önüne gelecek. Bunun üzerinde şüphe etme. Bunun üzerinde şeytanın vesvesesine kanma.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

İyilik yapmanın sonuçları nelerdir?

Zerrece iyilik yaparsan onun mükafatını alacaksın ama o mükafatı dünyada almaya çalışma, acele etme, haris olma. ‘insan acelecidir’ ayeti kerimesi sende tecelli etmesin. Bekle, o iyiliklerinin karşılığını ahirette iste. O mahşer yerinde iste. Hiç kimsenin hiç kimseye yardım edemeyeceği o hesap anında, o hesap gününe sakla iyiliklerini. Burda da insanlara anlatma. Hava atma. Şuna yardım ettim, bunun karnını doyurdum, şuna şunu verdim, buna bunu verdim, şurda şöyle koştum, burda böyle koştum… bunu dillendirme, sus! Yapmış olduğun kötülükleri de dillendirme, yapmış olduğun yanlışlıkları ve günahları da dillendirme, onu şahitlendirme. Onu şah命lendirerekten Allah’ın af ve mağfiretine kesik atma. Allah örtmüş senin o günahını, sen onu açma, bir başkasına anlatma. Zamanın birinde bir günah işlemişsin, bunu anlatmak zorunda değilsin. Anlatma! Tövbe etmişsin, geri dönmüşsün, anlatma ihtiyacı duyma. Bu ancak peygamberlere. Ancak bu Allah velilerine mahsus bir şeydir. Ölçü olsun diye anlatırlar. Biz de bunu böyle böyle yaptıydık, siz yapmayın manasındadır o. Sen kendini velilerden sanma, veliler sınıfına koyma. Sen kendini üstad sınıfına koyma. Sen kendini mürşit sıfatına koyma. Anlatma yaptıklarını, sakla. iyiliğini de sakla kötülüğünü de sakla, ört üstünü. Birine iyilik yapmışsın, iyilik yaptığın kimse senin iyiliğini anlatıyorsa anlatsın, sen ona da tavsiyede bulunma. Benim iyiliğimi anlat deme, bırak, o iyiliğini anlatıyorsa anlatsın, anlatmıyorsa anlatmasın. Vefalıysa nankör değilse senin iyiliğini anlatacaktır. Vefasızsa, nankörse, sütsüzse anlatmayacaktır, senin iyiliğini saklayacaktır. Yok, nankör değilse vefasız değilse sütsüz değilse o zaman senin iyiliğini yedi cihana anlatır zaten, sıkıntı yapma. Sen anlatma, sen ört, Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları