Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: İman ve İtikad — Sayfa 11

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

İman ve İtikad(2302) — Sayfa 11/28

İbn Arabi’nin hayal alemi teorisi nedir?

İbn Arabi’nin hayal alemi teorisi, yaratılış fiili ve yaratılanın kendi fiili arasındaki ilişkiyi açıklar. Bu teoriye göre, Allah her an bir şeye olur ve yaratılanın kendi fiili, Allah’ın sifatlarının tecelliyatıdır. Bu fiil, yaratılanın kendi bilgisi ve hukuku çerçevesinde hareket eder.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A

Yaratılanın kendi fiiliyle Allah’ın fiili arasındaki fark nedir?

Yaratılanın kendi fiili, yaratılanın kendi varlığına ait olan, kendi bilgisi ve hukuku çerçevesinde hareket ettiği fiildir. Bu fiil, Allah’ın sifatlarının tecelliyatıdır, ancak birey düzeyinde o kendi fiili kendi oton, bu fiil, Allah’ın sifatlarının tecelliyatıdır, ancak birey düzeyinde o kendi fiili kendi otonom bir biriminde işler.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A

İman, dil ile ikrar ve vücut dili olarak tanımlanır mı?

Efendi Hazretleri imanı tarif ederken klasik kelam kitaplarında geçen tarife döner: "İman kalp ile tasdik ve dil ile ikrar ve vücut dili olarak tanımlanır."

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Müminin günlük yaşamında dini nasıl bir rol oynar?

Cibran’ın daha önce zikrettiğimiz bir sözü bu başlıkla doğrudan alakalıdır: “Günlük yaşamımız tapınağımız ve dînimizdir.” Yani mü’min için dîn sadece namaz vakitlerine sıkıştırılmış bir ibadet yığını değildir; günlük yaşamının her bir dakikasıdır dîn. Hz. Peygamber’in abdestsiz yere basmama sünneti ile Cibran’ın bu güzel tarifi bir arada ele alınınca, mü’minin hayatında dışarıda bir tarıf, içeride başka bir tarıf olamayacağı anlaşılır. Efendi Hazretleri bu nokta üzerinde önemle durur.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Efendi Hazretleri kendi silsilesini nerede başlattığını belirtir?

Efendi Hazretleri kendi silsilesini Mezopotamya’nın ilim geleneklerinin bir devamı olarak bu coğrafyaya başlar.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Efendi Hazretleri kendi metodolojisini nasıl benimsediğini anlatır?

Efendi Hazretleri kendi metodolojisini kendi tavrı için bir ölçüm olarak benimsediğini söyler: "Ben, ben kendim imamların ictihâdına da bakarım. Asaba bakarım, imamların ictihâdına da bakarım. Varsa bir şey, bir şey derim. Kendime derim en azından. Size demek zorunda değilim ama kendime derim." Bu söz, Efendi’nin ilmî inceliğini en güzel şekilde ifade eder.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

İmanın üç derecesi nelerdir?

Efendi Hazretleri imanın üç derecesini ilme’l-yakın, ayne’l-yakın, hakka’l-yakın olarak belirtir. İlme’l-yakın, bir şeyi ilim vasıtasıyla bilme; ayne’l-yakın, onu gözle görme; hakka’l-yakın ise onu yaşıyor, onun içinde yok olmaktır.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

İmanın kemalini nasıl tanımlar?

İmanın kemali, soru sormadan, hüâçrîye kapanıp araştırmadan, emredileni hemen uygulamaktır. Efendi Hazretleri bu tarif bize bugünün müminin halini de gösterir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Cebriye mezhebinin temel yanlışını neden belirtir?

Efendi Hazretleri Cebriye mezhebinin temel yanlışını, Allah’ın bizde "dileme duygusunu yaratmasın" gormemektir. Yani Allah bizde bir dileme kabiliyeti yaratmış; bu kabiliyet üzerinden biz kendi hesabımızıza dilediklerimizi dileriz.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Tekvîr Sûresi 29. ayetini ele alan bir iddia neden reddedilir?

Bir dinleyici, Efendi Hazretleri’ne Tekvîr Sûresi’nin 29. ayetini hatırlatıp "Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz." ayetini alıntılayarak bir iddia getirir. Efendi Hazretleri bu iddiayı Cebriye ekolunun temel yanlışını olarak teşhis eder.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Kıyamet sahnesinin tefsirini neden önemli bulur?

Efendi Hazretleri sohbetin en dramatik kısmını Tekvîr Sûresi’nin başında yer alan kıyamet sahnesinin kendine has bir tefsiriyle açar. Bu ayetler sadece dünyanın son gününü değil, insanın kendi iç dünyasındaki kıyameti de anlatır.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

İnsanın ruhu neyi temsil eder?

Efendi Hazretleri’nin tefsirine göre insanın ruhu onun kendi güneşidir, onun benliğinin merkezidir. Bir gün o ruh geri çekilecek, kendi makamına dönecek, insan fenâya erecektir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Duyguların neyi temsil ettiğini belirtir?

Efendi Hazretleri, duyguların insanın diri diri gömdüğü, sevdanın gömdüğü, bakir sevdanın kirlettirdiği, öylesine zalimsin, öylesine hainsin olarak belirtir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Tekvîr Sûresi’nin hangi ayetleri birlikte okunmalıdır?

Efendi Hazretleri bu ayetin ve ondan hemen sonra gelen “Allah alemlerin Rabbi’yi dilemeden siz dileyemezsiniz” ayetinin birlikte okunması gerektiğini vurgular. Çünkü bu iki ayet birlikte okununca ortaya çıkan mânâ şudur: Sen bu dost-doğru olmak dileğini dileyebiliyorsan, bu Allah’ın sana o dilemeyi nasîp etmesinden dolayıdır. Yoksa sen kendi başına bu dileği dileyecek kudrete sahip değilsin. Ama Allah bunu sana bahşetmiş olduğu için şimdi sen dos-doğru olmak isteyebiliyorsun.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Dost-doğru olmak istemek ne anlama gelir?

Efendi Hazretleri bu ayetin ve ondan hemen sonra gelen “Allah alemlerin Rabbi’yi dilemeden siz dileyemezsiniz” ayetinin birlikte okunması gerektiğini vurgular. Çünkü bu iki ayet birlikte okununca ortaya çıkan mânâ şudur: Sen bu dost-doğru olmak dileğini dileyebiliyorsan, bu Allah’ın sana o dilemeyi nasîp etmesinden dolayıdır. Yoksa sen kendi başına bu dile,87;i dileyecek kudrete sahip değilsin. Ama Allah bunu sana bahşetmiş olduğu için şim, dos-doğru olmak isteyebiliyorsun.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Dost-doğru olmak istememiz ne anlama gelir?

Efendi bu sohbetini bir teslimiyet nüktesi ile kapatır: “Bu dileme bu dilemedir.” Yani bizim dos-doğru olmak istememiz, aslında Allah’ın bize lutfu ile kendi iradesinin bizde tecelli etmesidir. Hürriyetimiz vardır, ama bu hürriyet bile Allah’ın bir bahşişidir. Cebriye’nin hatası, bu inceliği görmemesidir; onlar sanki Allah bize hiç bir hürriyet vermemiş gibi işerlerdir. Hanefî’nin ve tasavvuf ehlinin güzelliği ise bu ikisini bir arada tutabilmesidir: Allah bize hürriyet vermiştir, ama bu hürriyet bile O’ndandır.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 26 Ocak 2013 | İlahi Enstrümanı, Kader ve İmanı

Bu ölçü hem velileri tanımak hem de onları peygamberle karşştırmamak için hayati önem taşır mı?

Veliler, Peygamberin sıfatlarıyla sıfatlanan insanlardır; onlar “Güneş gibi”dirler ama güneşin kendisi değillerdir. Bu ölçü hem velileri tanımak hem de onları peygamberle karşştırmamak için hayati önem taşır.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Her insan kendi delili midir?

Her insan kendi delilidir; kendisinin hayata dökülüşü onu cennete veya cehenneme delil olarak gösterir.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

İnsan ne ise, onu çeker mi?

İnsan ne ise, onu çeker; etrafını izlerse, aslında kendisini izlemiş olur.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

İbâdetler bir bütündür mi?

İbâdetler bir bütündür — yarısı kabul, yarısı değil şeklinde ayrılmaz.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (30 Temmuz 2011) — Kızılay Verileri, Deccaliyetin

Mümini küfürle itham etmek ne demektir?

"Lâ ilâhe illallah Muhammeden Resûlullah" diyen bir mümini küfürle ithâm eden kimse kendisi küfre düşer. "Sen ne Yahudiymişsin" gibi sözler sarfetmek tehlikelidir. Evli ise tecdîd-i imân ve tecdîd-i nikâh gerekir; evli değilse sadece tecdîd-i imân meseleyi kurtarır.

Kaynak: 10. Dergâh Sohbeti — Tevhîdi Bırakmamak, Kulluk ve Gıybet Sınırları

İntiharın hükmü nedir?

İslâm intiharı küfür olarak hükmetmiştir. Aklı yerinde bir kimse intihâr ederse cenaze namazı kılınmaz. Ancak şuurunu kaybetmiş, aklını kaybetmiş kimse intihâr ederse cenaze namazı kılınır.

Kaynak: 13. Dergâh Sohbeti — Ölümü İstememek, Velîlik ve İntiharın Hükmü

"Yoksa görmeden mi iman edeceksiniz?

Hz. Ali Efendimiz buyurmustur: "Gormedigim Allah’a iman etmem." Bu, kalbinin gozuyle gormeden iman etmem manasinadir. Iman gormek manasinadir; sadece kelime tekrarlamak degil. İman ettiginiz seyleri görmenin yollari nelerdir?" Iman ilkin bilgi olarak baslar (ilm-el yakin), sonra gozle goruse cikar (ayn-el yakin), nihayetinde yasayarak hakk-el yakin’a ulasir.

Kaynak: 22 Aralık 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Kadının şâhitliği neden iki kişiyle sayılır?

Bu mesele îmân gözüyle görülmelidir. Akıl gözüyle bakmak ayağımızı yere bastırtmaz. Hz. Âişe’nin "Aklıma uyacak olsaydım ayağımın altını mest ederdim" sözü bu prensibin ifâdesidir. Allah farklı hükmetseydi yine îmân ederdik. Kur’ân üzerinde tartışma yapılmaz.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Eylül 2011) — Akıl ve Gönül, Leylâ-Mecnûn ve

İslâm akıl dini midir?

Hayır. Hiçbir İlâhî dîn akıl dîni değildir. Aklın hududu vardır; gönlün hududu yoktur. Akıl mânâdan anlamaz, rûhtan anlamaz — akılla "Sen atmadın, Ben attım" âyetinin içinden çıkamayız. Akıl îmânın başlangıcıdır; gönül îmânın kemâlidir. Leylâ-Mecnûn kıssası bu hakîkatin en güzel ifâdesidir — "Mecnûn’un gözü sende yok."

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Eylül 2011) — Akıl ve Gönül, Leylâ-Mecnûn ve

Müslümanların doğum sancısı nedir?

Dünya üzerindeki Müslümanlar doğum sancısı çekiyor. Annenin hâmileliği 9 ay ise Müslümanların doğum sancıları 9 yıldan fazla olur. İnşaallah önümüzdeki yıllarda Müslümanlar söz sahibi olacaklar. Eğer dinlerine sahip çıkar, iyi öğrenir, üzerinde titiz davranırlarsa gelecek onlarındır.

Kaynak: 22. Dergâh Sohbeti — Doğum Sancısı, Muhabbet Yolu ve Dilin Muhafazası

Müminlerin diliyle, eliyle, gözüyle, ayağıyla, kalbiyle, cinsel organlarıyla kimseye zarar vermeleri neden önemlidir?

Mümin diliyle, eliyle, gözüyle, ayağıyla, kalbiyle, cinsel organlarıyla kimseye zarar vermez. Hadîs-i şerîfte Bedevî gelir Peygamber Efendimiz’e: “Bana dinimi söyle.” Cevap: “Beş vakit farz namazını kıl. Otuz Ramazan orucunu tut. Hiç kimseye kötülük yapma.” Bedevî söz verir ve cennetten çıkmaz.

Kaynak: 22. Dergâh Sohbeti — Doğum Sancısı, Muhabbet Yolu ve Dilin Muhafazası

Sohbetin özeti neden önemli bir mesaj içerir?

Bu sohbet, Müslümanların doğum sancısı çektiğini, dinlerine ahlâk olarak sahip çıkıp birbirlerine kenetlenirlerse geleceğin onların olacağını, yolumuzun muhabbet ve ahlâk üzerine kurulu olduğunu ve "dilini muhafaza et, dinini muhafaza edersin" hakîkatini ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: kimseye zarar verme — bu sana din olarak yeter.

Kaynak: 22. Dergâh Sohbeti — Doğum Sancısı, Muhabbet Yolu ve Dilin Muhafazası

İman ve salih amel neden ayrılmaz ikilidir?

Kur’an-ı Kerim’de "iman edenler" ifadesinin geçtiği hemen her yerde "salih amel işleyenler" terkibi de yer alır. Bu birliktelik tesadüfi değildir; birinin diğerinden ayrı düşünülemeyeceğinin ilahi bir beyanıdır. İman, sadece dil ile ikrar değil, kalbin tasdikinin ardından amele dönüşen canlı bir süreçtir.

Kaynak: 25 Ağustos 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Vel-Asr Suresi’nin dört temel direği nelerdir?

Sure-i Asr, insanlığın kurtuluş reçetesini dört maddede özetler: İman etmek , salih ameller işlemek , hakkı tavsiye etmek ve sabrı tavsiye etmek . Efendi Hazretleri bu dört ayağı bir masanın dört bacağına benzetir — biri eksikse masa devrilir, kişi hüsrana düşer.

Kaynak: 25 Ağustos 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

İslam’da eşitlik mi yoksa adalet mi vardır?

Efendi Hazretleri, İslam’ın bir "eşitlik dini" değil, bir "adalet dini" olduğunu vurgular. Eşitlik kavramı, farklılıkları görmezden gelen bir yaklaşım iken; adalet, her hak sahibine hakkını vermektir. Rağıb el-İsfahani’nin tanımıyla adalet, "eşit muamele" değil, "herkese hak ettiğini vermek"tir.

Kaynak: 25 Ağustos 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri’nin metodolojisi nedir?

Efendi Hazretleri, İslam dünyasındaki iki temel yaklaşımı şöyle formüle eder: Yukarı Mezopotamya İslam anlayışı (Hanefilik) hadislere Kur’an gözlüğüyle bakar; Aşağı Mezopotamya İslam anlayışı (Şafii, Maliki, Hanbeli) ise Kur’an’a hadis gözlüğüyle bakar. İmam-ı Azam’ın meşhur usulü: "Biz bir meseleye bakarız. Kur’an’da var mı? Kur’an’a göre hükmederiz. Yoksa Peygamber’in sünnetine bakarız. Onda da yoksa Ashab’a bakarız. Onda da yoksa ‘Ahmet şunu dedi, Mehmet şunu dedi’ demeyiz — biz deriz." Bu "biz deriz" ifadesi, içtihad kapısının açık olduğunun en güçlü delilidir.

Kaynak: 25 Ağustos 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Tekkelerin çürümesi ve taklitçilik tehlikesi neden ortaya çıkmıştır?

Efendi Hazretleri, tekkelerin vazifesini yerine getirememesinin de aynı sebepten kaynaklandığını ifade eder: "Bizim şeyhimizin şeyhimizin şeyhimiz böyle yapardı, biz de böyle yapardık." Oysa üç yüz yıl önceki toplumun örfü, bilgisi, teknolojisi, eğitime erişimi bugünkünden tamamen farklıdır. Kur’an ve Sünnet dairesinde kalarak çağın ihtiyaçlarına cevap vermek, taklitçiliğe saplanmaktan çok farklıdır.

Kaynak: 25 Ağustos 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Zahir ve batın ilişkisi nasıldır?

Sohbetin kapanışında Efendi Hazretleri, zahir-batın ilişkisini güneş metaforuyla açıklar: Güneşe bakan güneşte kalır, ama güneşi üç yüz altmış beş gün boyunca dünya üzerine salıp gece geri çekeni göremez. Dünyanın dönmesine bakıp "kendi kendine dönüyor" diyen, döndüreni görememiştir.

Kaynak: 25 Ağustos 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

İnanç ile iman arasında ne fark vardır?

İnanç, bütün toplumun kendince kendi kendisine inandığı bir kavramdır — herkes inanıyor bugün. Bir Müslüman inancıyla bir Hristiyan inancının arasında, bir Müslüman inancıyla bir Musevî inancının arasında çok fazla fark yoktur. Bu cemaatın içine üç beş Hristiyan, üç beş Musevî koymuş olsak dışarıdan birisi fark edecek mi? Kıyafetleri, hayat tarzları, hayata bakışları bir fark olmayıp inançları da birbirine yakın. Fark imandadır. İman, inanç değildir — iman yaşanandır, içselleştirilmiş hakikattir. Nasıl ki bir İsevî İncil’i anlamıyor ve uygulamıyorsa, onun İsevîliği o kadardır. Müslümanlar da bu gece toplanmış ama "Kur’ân’ın neresini anladınız ve neresini uyguladınız?" sorusu cevaplanmadıkça inanç ile iman arasındaki uçurum kapanmaz.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Temmuz 2012 (Berât Kandili)) — Berât Gecesi: İ

Berât Gecesi’nin sebebi nedir?

Bugün toplanmamızın sebebi, Kur’ân-ı Kerîm’in levh-i mahfuzdan emir âlemine — varlık âlemine — indirilmesidir. Öyle bir Allah ki kendi kitabının semâya indirilmesi hürmetine Müslümanların hepsini affediyor. Şu kişiler hariç: anne-babasının rızasını almayanlar, içkiye devam edenler, şirk ehli olanlar, zinaya devam edenler, büyücülük-sihircilik yapanlar — yani günah-ı kebâire devam edenler.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Temmuz 2012 (Berât Kandili)) — Berât Gecesi: İ

Allah’ın tevazusu nedir?

Herkes tevazuyu kendinde görür ama asıl tevazu sahibi Allah’tır. Allah kullarına tevazu eder — onları muhatap kabul eder, karşısına alır. Kulun bir adım Allah’a gitmesi, Allah’ın ona tevazu göstermesidir. Zengin olduğunu düşünüp başkalarına "tevazu gösterdiğini" sanan aslında gizli şirkin içindedir — kendini yüksek gördü de bir başkasına eğildi. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Temmuz 2012 (Berât Kandili)) — Berât Gecesi: İ

Kandilleri reddetmek ne ifade eder?

Kandillerin olup olmadığını tartışanlar, kandilleri reddedenler, Müslümanların inançlarıyla oynayan insanlardır. Bu tartışmalar Müslümanların içerisine atılmış fitne tohumlarıdır. "Biz nefesimiz olduğu müddetçe kandillerin var olduğunu, kutlanacağını ve bir hak ve hakikat olduğunu savunanlardan olacağız."

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Temmuz 2012 (Berât Kandili)) — Berât Gecesi: İ

Affetmeyen affı bulamaz ne demektir?

Affetmeyen affı bulamaz, affetmeyen affa mazhar kalamaz. Efendi Hazretleri bu gece tüm kardeşlerin derslerini iade eder: "Derslerini iade ettim — Allah mübarek etsin. Tekrar çekmek isteyenler benimle yeniden biatlaşmalarına gerek yok." Kalbinizde affedemediğiniz hiç kimse kalmasın — Allah Kur’ân’ın hürmetine bu gece Müslümanları affedecek, siz de affedin ki o kardeşiniz de affolsun.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Temmuz 2012 (Berât Kandili)) — Berât Gecesi: İ

Dini sadece ibâdet etmek noktasına koyarsanız ne olur?

Dini sadece ibâdet etmek noktasına koyarsanız, geri kalan tarafını rafa kaldırırsanız yönlendirilmeye ve yönetilmeye hazırsınız. Kur’ân’ın getirdiği bireysel ve toplumsal özgürlükleri sağlamak, Muhammed Mustafa’nın getirdiği hukuku çalıştırmak, toplumda dinamik hâline getirmek — işte asıl mücâdele budur.

Kaynak: 38. Dergâh Sohbeti — Baskın Kültür, Yönlendirme ve Din Sadece İbâdet Değildir

Allah’tan nasıl korkulur, nasıl sevilir?

Mümin Allah’tan haramlara düşmeme noktasında korkmalıdır. Bu korku öcü gibi değil, severek korkmaktır. Bir kimse Allah’tan korkuyorsa harama girmez, Allah’ı seviyorsa harama düşmez. Allah’ın yapma dediklerini yapmıyorsan Allah’tan korkuyorsun, Allah’ın yap dediklerini yapıyorsan Allah’ı seviyorsun. Çok basit. İnancından endişe duymak tehlikelidir ama hâlinden endişe duymak normaldir. "Son nefeste hâlim ne olur?" diye düşünmek imana zarar vermez. Allah’ın azâbına dayanacak hiçbir kimsenin gücü yoktur — Allah’ın azâbından korkmak gayet normaldir.

Kaynak: 39. Dergâh Sohbeti — Bîat, İtâat, Allah Korkusu ve Fıkhî Meseleler

Allah Eşittir, Ne?

Sohbetin zirvesi bu sorudur: "Allah eşittir, ne? Ne kadardır? Nereye kadardır?" Bu sorunun cevabı, kişinin Allah’ı bilme noktasında nerede olduğunu gösterir. Eğer Allah senin için sadece namaz kılınan, oruç tutulan, haramları yasaklayan bir Rab ise — bu da bir tanımdır ama sınırlıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (2 Haziran 2012) — Varlığın Hakikati: "Âlem Bir H

Materyalizm ve İbn Arabî’nin Görüşü Arasındaki Fark Nedir?

Materyalizm yaratıcıyı reddeder; İbn Arabî ise varlığın kendisinin bile bir hayal olduğunu, gerçek varlığın yalnızca Hakk’a ait olduğunu söyler. Perdenin arkasındaki hakikat — gerçekliğin kaynağı — yalnızca O’dur.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (2 Haziran 2012) — Varlığın Hakikati: "Âlem Bir H

İnancımızı kim belirleyecek?

Bir siyâsî partinin başkanı benim nasıl inanmam gerektiğini anlatmaya başladıysa mesele normal dâiresinden çıkmıştır. Müslümanların nasıl inanmaları gerektiğini dikte edecek dünya üzerinde hiçbir kurum yoktur. Benim neye nasıl iman edeceğimi belirleyecek olan başta Kur’ân, sonra sünnet-i Resûlullah, sonra ashâbın sünneti, sonra müctehid imamların ictihâdlarıdır.

Kaynak: 42. Dergâh Sohbeti — İman, Ahlâkî Çöküş ve Merhamet ile Tebliğ

Muhafazakârlaşma ve İslâm’ın geleceği nedir?

İnsanlar hızla muhafazakârlaşıyor. Daha önce namaz kılmayan kadın, çocuğunun hâlini görünce namaza başlıyor. Yeryüzü dindarlanacak ve muhaf,azakârlaştıkça İslâm’ı tanıyacaklar. Hristiyan Hristiyanlaştıkça Muhammedîleşecek, Musevî dindarlaştıkça eksikliklerini görecek ve bunu Kur’ân tamamlayacak.

Kaynak: 42. Dergâh Sohbeti — İman, Ahlâkî Çöküş ve Merhamet ile Tebliğ

42. Dergâh Sohbeti — İman, Ahlâkî Çöküş ve Merhamet ile Tebliğ nedir?

Bu sohbet, Müslümanların inançlarını belirleyecek tek merciin Kur’ân ve sünnet olduğunu, çağdaşlık adı altında yaşanan ahlâkî çöküşün boyutlarını, yeryüzünün dindarlanacağı müjdesini ve tebliğ ederken sertlikle değil merhametle yapılması gerektiğini ele almıştır. Toplumun içindeki acı gerçekler — aileler dağılıyor, çocuklar kaybediliyor, insanlar umutsuzluğa düşüyor — bizzat yaşanmış örneklerle anlatılmıştır. Sohbetin temel mesajı: imanınızı Kur’ân ve sünnetten alın, tebliğ ederken merhameti elden bırakmayın ve sahâbe ahlâkıyla örnek olun.

Kaynak: 42. Dergâh Sohbeti — İman, Ahlâkî Çöküş ve Merhamet ile Tebliğ

Müşrik gerçek ilâhı tanımadığından kendi derecesinde bir ilâh tanımı oluşturmuştur?

Ârif bu hâle bakar ve onun kendi derecesinde doğru olduğunu görür; ama Allah ibadet ve iman noktasında yüksek dereceden baktığında bunu kabul etmez.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (24 Mart 2012) — Derviş Uyanık Olur, Ârif’in Tari

Efendi, insanların büyük çoğunluğunun maddî rahatsızlıklarının aslında psikolojik olduğunu belirtmiştir?

Bu psikolojik rahatsızlıkların sebebi, insanların iman ile hayat arasındaki dengeyi kuramamaları ve iç-dış dengelerini sağlayamamalarıdır. Herkes kendini yarış atı gibi hazırlıyor; bu yarışçı hayat insanları sendroma itiyor. Umutsuzlukta "takdîr böyleymiş" diyemiyorlar, umutlulukta "şükür Elhamdülillah" diyemiyorlar.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (17 Mart 2012) — Kıyâmet Alâmetleri, Zikrullahın

Ruhun ebedîliği nedir?

"Her nefis ölümü tadacaktır" âyetini açıklayan Efendi, ruhların bedenden ayrılırken ölümün acısını hissettiklerini (ölümü tattıklarını) ama asla öldürülmediklerini, ruhların ebedî olarak yaratıldığını belirtmiştir. Kayyim el-Cevziyye’ye göre ruh ölmez çünkü ebediyet için yaratılmıştır; İbn Sînâ’ya göre ruh bedenin ölmesiyle ölmez; Gazâlî’ye göre ölüm sadece bir hâl değişimidir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Mart 2012) — Tebliğ Sorumluluğu, Ruhun Ebedîl

Günâh-ı kebâirler nelerdir?

Günâh-ı kebâirler bazı rivâyetlerde yedi, bazılarında dokuz, bazılarında on olarak sayılmıştır: Allah’a şirk koşmak, haksız yere adam öldürmek, anne-babaya âsî olmak, savaş meydanından kaçmak, zinâ etmek, faiz yemek, iffetli kadınlara iftirâ atmak, içki içmek ve kumar oynamak. Bu büyük haramları üzerinde bulundurmayan ve gücü yetince ibâdetlerini yerine getiren kimse iyi mümin olur.

Kaynak: 45. Dergâh Sohbeti — Kevâirler, Akîka Kurbanı ve Şeyhi Olmayanın Şeyhi

Akîka kurbanı nedir ve ne tür inançlarla ilişkilidir?

Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri akîka kurbanı kesti ve fukarâya tasadduk etti. Kız çocuğu için bir, oğlan çocuğu için iki akîka kurbanı kesmek sünnettir, vâcip değildir. Ancak kurbanın kanını çocuğun alnına sürmek, kapının önüne kan bulaştırmak, arabanın önüne kan sürmek — bunların hepsi şamanlıktan kalma bâtıl inanışlardır. Peygamber Efendimiz böyle bir şey yapmamıştır.

Kaynak: 45. Dergâh Sohbeti — Kevâirler, Akîka Kurbanı ve Şeyhi Olmayanın Şeyhi

Şerîat ve Hakîkat nedir?

Şerîat ve hakîkat bazı ehl-i tasavvufça cevize benzetilmiştir. Cevizin dış kabuğu şerîattır, içindeki öz ise hakîkattir. Şerîat Kur’ân ve sünnettir, dinin kendisidir. Hakîkat ise bunun içerisindeki hikmettir, özüdür. Bu öz, kabuk tarafından muhafaza edilir.

Kaynak: 51. Dergâh Sohbeti — Şerîat ve Hakîkat, Nefse İktidâr ve Flört Hükmü

Fiiliyâtın Allah’a aidiyeti nedir?

Sen atmadın ben attım âyet-i kerîmesini temel alan Efendi, fiiliyâtın tamamının Allah’a ait olduğunu, bunu görmemenin gizli şirk olduğunu söylemiştir. Bütün âlemdeki işlerde Hakk’ı görmek tevhîdin gereğidir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Şubat 2012) — Fiiliyâtın Allah’a Aidiyeti, Vah

Nefis kâfir midir?

Nefis hiçbir zaman kâfir değildir. İnsan nefsinin kâfir olduğunu söylediğimizde bütün insanlar doğduklarında kâfir doğmuş olur. Bu felsefe Hristiyanların felsefesidir — onlar doğan çocuğun günahkâr doğduğuna inanır, vaftiz suyuyla temizlendiklerine inanırlar.

Kaynak: 53. Dergâh Sohbeti — Taklit, Nefis, Mutmainlik ve Allah’ın Boyası

Îmân ve Güvenlik kavramları arasında nasıl bir ilişki vardır?

‘Lâ ikrâhe fi’d-dîn’ — Dinde zorlama yoktur. Çünkü dînin makamı-mevki yeri kalptir. Hiç kimsenin kalbini mengeneye almamız mümkün değildir. Cenâb-ı Hak da öyle. Biz önce kendi göğsümüzde, sonra evimizde, sonra mahallemizde, sonra şehrimizde, sonra ülkemizde, sonra dünyamızda — ‘Belde-i Emîn teorisi’ işte budur. Harem-i Şerîf’ten başlayarak dış dâirelere doğru güveni kuramadığımız müddetçe, gerçek mü’min ve gerçek Müslüman olduğumuzu iddiâ edemeyiz. İç içe daîrelerden hareketler. Dünyanın güvenliği benim omuzlarımda değil, Birleşmiş Milletler’in omuzlarında diyebilirsiniz — ama senin kalbin, göğsün senindir. Senin evin senindir. Buralarda güveni tesis etmek-oluşturmak bizim meselemizdir; Birleşmiş Milletler ne belki en son halka olabilir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (27 Şubat 2011) — Tîn Sûresi Tefsîri, Îmân ve Güv

Müslim ve Mü’min kavramları arasında nasıl bir fark vardır?

Peygamber Efendimiz hadîslerde Müslüman’ı iki şekilde tanımlar: Birinci hadîs: ‘el-Müslimu men selime’l-müslimûne min lisânihî ve yedihî’ — Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden sâlim (güvenlikte) olduğu insandır. İkinci hadîs: ‘el-Mü’minu men eminehü’n-nâsu ale dimâihim ve emvâlihim’ — Mü’min, bütün insanların canlarının ve mallarının emniyette olduğu insandır. İnsanlardır Cenâb-ı Hakk’ın yemini — bindiseli hibe, onun elinden ve dilinden emniyette olduğu kimsedir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (27 Şubat 2011) — Tîn Sûresi Tefsîri, Îmân ve Güv

Müslim ve Mü’min kavramları arasında sosyal psikoloji açısından nasıl bir fark vardır?

Dîn psikoloğu Recep Hoca bu hadîsin ikinci kısmına çok önemli bir yorum getirir: ‘Ben Yirmi-otuz senedir sosyal psikolojide çalışan bir hocayım. Son dönemde çalıştığım konu ‘gruplar arası ilişkiler’ konusudur — bugün dünyanın en çok dikkatini çeken meseledir. Bir Boğaziçi profesörü hocamla birlikte araştırma yapma aşamasındayız. Bakın: ‘Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden.’ Müslüman — aynı grup içindeki insanlar, aynı şeye-Allah’a inanıyorlar. Ama ‘mü’min bütün insanları kapsayan bir algı dünyâsına sahiptir.’ Yani bir başka dînden kişi dahi ‘Bu mü’min kişi’ dediğinde ondan emîn olduğunu peşinen biliyor. ‘Bu mü’min insandan bana hiç zarar gelmez — ne malıma ne canıma.’ Gruplar arası ilişkiler tartışmasında iki temel olgu vardır: grup içi barış ve gruplar arası barış. Bu hadîs-i şerîf işte buna işâret ediyor: ‘Ey Müslümanlar, siz tamam, Allah’a ve Peygamber’e îmân eden insanlar olarak birbirinizden emîn olacaksınız. Ama o îmân kalplerinize yerleştiği zaman farklı bir inanan olacaksınız — sâdece inanan kardeşiniz değil, sizden emîn olan. Sizin gibi inanmayanlar da, grubunuzun dışındaki insanlar da sizden emîn olacak. İşte o zaman siz mü’min sıfatını kazanırsınız.’

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (27 Şubat 2011) — Tîn Sûresi Tefsîri, Îmân ve Güv

Îmân ve şüphenin hikmeti nedir?

Şüphe bir yere kadar sağlıklılık işâretidir. Düşüncenin çalıştığını gösterir. Her şeye gözü kapalı inanmak çok sağlıklı bir güven duygusu değildir. Îmânın içinde güven ve şüphenin niçin birlikte hareket ettiğinin sebebi de budur.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (27 Şubat 2011) — Tîn Sûresi Tefsîri, Îmân ve Güv

İman artar mı eksilir mi?

Hanefîlere göre iman artmaz eksilmez; iman kemâle erer. Bir şeyin kemâle ermesi, olgunlaşması ile artıp eksilmesi farklı kavramlardır. Şâfiîler ise ibâdetleri imandan görmüşler; ibâdet artarsa iman artar, eksilirse eksilir demişlerdir. Hanefîler ise imanla ibâdeti ayırmışlardır: iman sâbittir, ibâdetlerle kemâle erer veya olgunlaşır ya da olgunluktan uzaklaşır.

Kaynak: 60. Dergâh Sohbeti — İman, Aldatan Bizden Değildir ve Dergâh Âdâbı

"Bizden Değildir" Hadîsinin Doğru Anlaşılması nedir?

Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri "Bizden değildir" sözünü çeşitli durumlarda kullanmıştır: göbekli şişman insanlar, aldatanlar, yalan söyleyenler, çok yiyenler için. Bu söz, o kimsenin kâfir olduğu anlamına gelmez. O sıfatın, o hâlin, o ahlâkın Müslümanlıktan olmadığını gösterir.

Kaynak: 60. Dergâh Sohbeti — İman, Aldatan Bizden Değildir ve Dergâh Âdâbı

Mümin ile Müslüman ayrımı nedir?

Müslüman, "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlühû" diyen kimsedir. Mümin ise Allah’ın emirlerini yerine getiren, haramlardan uzak duran, farzları ihyâ etmeye çalışan kimsedir. Her mümin Müslümandır ama her Müslüman mümin olmayabilir. Bir kimse günah-ı kebâir işleyebilir; haramı helal görmediği müddetçe iman dâiresindedir, tövbe etmesi gerekir.

Kaynak: 60. Dergâh Sohbeti — İman, Aldatan Bizden Değildir ve Dergâh Âdâbı

Merhametten Maraz Doğar mı?

"Merhametten maraz doğar" diyen insanlar Allah’ı sevmeyen insanlardır. Merhamet İslâm’ın temelidir ve merhametten asla zarar doğmaz.

Kaynak: 60. Dergâh Sohbeti — İman, Aldatan Bizden Değildir ve Dergâh Âdâbı

Peygamber Efendimiz’in şefaati neden büyük günahkârlara yöneliktir?

"Şefaatim ümmetimin büyük günahkârlarınadır." Çünkü ümmetin küçük günahlarını beş vakit namaz arasında Allah affeder. Oruç tutan kimsenin Ramazan’dan Ramazan’a biraz daha büyük günahlarını Allah affeder. Büyük günahlar ise — haksız yere adam öldürmek, şirk, anne-babaya isyan, zinâ, hırsızlık, gıybet, iftirâ — bunlar kebâir günahlardır ve Resûlullâh’ın şefaati onların üzerine olacaktır.

Kaynak: 65. Dergâh Sohbeti — Ortadoğu, Deccâliyet, Tarikat ve Uyanış

Kebâir günahlar nelerdir?

Büyük günahlar ise — haksız yere adam öldürmek, şirk, anne-babaya isyan, zinâ, hırsızlık, gıybet, iftirâ — bunlar kebâir günahlardır.

Kaynak: 65. Dergâh Sohbeti — Ortadoğu, Deccâliyet, Tarikat ve Uyanış

İman nedir ve nasıl tahkîkî olur?

İman, "âmentü" ile öğretilen altı esasa inanmaktır. Ancak imanın asıl bir iç boyutu vardır, kalple alâkalı bir boyutu vardır. İmanın en önemli özelliği Allah’ın varlığına iman etmektir. Bir yaratıcının, bir kudretin, bir kuvvetin var olduğuna iman etmektir.

Kaynak: 66. Dergâh Sohbeti — İman, Kâfirlere Benzemek, Aşk ile Namaz ve Edep

İmanı her an tâzeleme ve hayret makamı nedir?

Kur’ân-ı Kerîm’de "Ey iman edenler, iman edin" buyurulur. İman eden insan nasıl tekrar iman eder? Her anına ayrı iman edecek. Çünkü bir hadîs-i şerîfte "Günü gününe müsâvî olan zarardadır" buyurulmuştur. Bugünkü iman kemâlâtın yarınkiyle aynı noktadaysa zararda kalmışsın demektir.

Kaynak: 66. Dergâh Sohbeti — İman, Kâfirlere Benzemek, Aşk ile Namaz ve Edep

Sabah Müslüman akşam kâfir hadîsi nedir?

"Ümmetim akşamleyin Müslüman olarak yatacak, sabah kâfir olarak kalkacak" hadîs-i şerîfi gösteriş imanı olanlar içindir. Sabah iman ediyorlar, akşam televizyonda duydukları bir fikir tartışmasıyla imanlarını kaybediyorlar. Bu âhir zaman hastalığıdır.

Kaynak: 66. Dergâh Sohbeti — İman, Kâfirlere Benzemek, Aşk ile Namaz ve Edep

Ancak ilham ettikleri, ancak lütfettikleri, ikram ettikleri O’nu tanırlar, bilirler mi?

Rabbim bizi kendimize bırakmasın. Eğer bizi bize bırakırsa bataklığa düşeriz, toprakların içerisinde bulanır gideriz. Bizi bize bırakırsa biz O’nu hatırlayamayız, unuturuz. Ancak ilham ettikleri, ancak lütfettikleri, ikram ettikleri O’nu tanırlar, bilirler. Çünkü O’nu tanımak için yine O’na ihtiyâcımız var; O’nu bilmek için yine O’na ihtiyâcımız var.

Kaynak: 71. Dergâh Sohbeti — Elest Bezmi, Kabir Suâli, Sevgi ve Müşâhede

Bilgi önce neye geçer?

Bilgi önce dinini bilmekten geçer, yaradanını bilmekten geçer, nereye adım atmanı bilmekten geçer.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Zanın çoğundan kaçınmak neden önemlidir?

Zannın çoğundan kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Allah’a ve Resûlüne itaat etmenin sonucu nedir?

Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, onlar sıddîklarla, şehitlerle, sâlihlerle beraberdir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Allah’tan hakkıyla korkmanın faydası nedir?

Allah’tan hakkıyla korkarsanız Allah size bilmediklerinizi öğretir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Allah, Muhammed Mustafa’ya uymayı kendine uymak olarak görmüş, Muhammed Mustafa’yı sevmeyi kendisini sevmek olarak görmüştür?

O hâlde yol arama; yol sensin. Bak içine, içinde yolunu gör. En çok sevdiğin Allah ise, Allah buyurmuştur: "De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (Âl-i İmrân, 3/31). Allah, Muhammed Mustafa’ya uymayı kendine uymak olarak görmüş, Muhammed Mustafa’yı sevmeyi kendisini sevmek olarak görmüştür.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (15 Ocak 2011) — Kur’ân ve Sünnet Yolu, Kişi Sevd

Allah’a vefâsızlık nedir?

Farzları terk etmek, haramları işlemek Allah’a vefâsızlık; Peygamber’in sünnetini terk etmek, deccâliyetin yolunu tercih etmek vefâsızlık

Kaynak: 90. Dergâh Sohbeti — Vefâ, Vefâsızlık ve Âşığın Allah’tan Korkusu

Allah’a güvenmek ve kâinatın hesabı nedir?

Uzayın büyüklüğü, samanyolları, ışık yılları düşünüldüğünde Allah’ın hesabında sapma olmaz. Kromozom sapması iddiası yanlıştır; homoseksüellik doğuştan değildir.

Kaynak: 91. Dergah Sohbeti — Tevekkül, Kader ve Eşleri Tehdit Etmemek

Din, bir meta, alışveriş, menfaat, makam veya şöhret vasıtası hâline getirilmemeli midir?

Din, bir meta, alışveriş, menfaat, makam veya şöhret vasıtası hâline getirilmemelidir. Namaz kılarken yalnızca Allah için kılmak esastır. Dindairliğiyla müdür, vali veya başkan olmak isteyen kimse dinini hâlis kılmamış demektir.

Kaynak: 92. Dergah Sohbeti — Dini Allah İçin Hâlis Kılmak ve Muhammed Mustafa Yörüngesi

Gizli şirk tehlikesi nedir?

İnsan ibadetini ve dindalığını dünyevî bir kariyere, bir mevkiye, bir iş fırsatına çevirdiğinde gizli şirke düşmüş olur. Bu son derece tehlikeli bir hâldir.

Kaynak: 92. Dergah Sohbeti — Dini Allah İçin Hâlis Kılmak ve Muhammed Mustafa Yörüngesi

Allah için sevmek ve yardım etmek nedir?

Birini severken Allah için sevmek, yardım ederken Allah için yardım etmek ve bunu reklam etmeden yapmak gerekir. Hadis-i şerîfte bir sahâbe “Hem Allah için hem de insanlar sevsin diye yapıyorum” dediğinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “Dini Allah’a hâlis kıl” buyurmuştur.

Kaynak: 92. Dergah Sohbeti — Dini Allah İçin Hâlis Kılmak ve Muhammed Mustafa Yörüngesi

Dini hâlis kılanların hâli nedir?

Dinini Allah için hâlis kılanlar her türlü zorluğa, belâya ve cefâya Allah için göğüs gererler. Menfaatlerine bakmazlar, dünyevî hesapları yoktur.

Kaynak: 92. Dergah Sohbeti — Dini Allah İçin Hâlis Kılmak ve Muhammed Mustafa Yörüngesi

Her şey ve herkes sizi terk etmeden ne yapmalısınız?

Bir gün her şey ve herkes sizi terk edecek. Malınız, mülkünüz, sevdikleriniz, sağlığınız… Hepsi bir gün gidecek. Siz her şeyi Allah için tutun, yalnız Allah kalsın. Her şeyi ve herkesi terk etmeden önce onları Allah için tutmuş olun ki o büyük ayrılık gününde yalnız Allah size yetsin.

Kaynak: 92. Dergah Sohbeti — Dini Allah İçin Hâlis Kılmak ve Muhammed Mustafa Yörüngesi

Küfrün mertebeleri nelerdir?

Hepsinin hükmü aynı değildir; farklı mertebeleri vardır: Bazısı tüm ibadetleri siler. Bazısı hac hariç tüm ibad, etkileri geçersiz kılar. Bazısı tövbe ile hallolur.

Kaynak: 100. Dergah Sohbeti — Küfür Mertebeleri, Namazın Önemi ve Eş-Çocuk Hakları

Allah’ın emirlerini yerine getirmek ne anlama gelir?

Siz zikrettikçe, namaz kıldıkça, oruç tuttukça, Allah’ın emirlerini yerine getirdikçe, iyilikleri emredip kötülüklerden nehyettikçe Cenâb-ı Hakk’ın size salatını artıracak, rahmetini bereketini artıracak, hidayetini artıracak, nurunu artıracak ve parlatacaktır.

Kaynak: 113. Dergah Sohbeti — Hakikî Sevgi, Zikrin Kıymeti ve Kurban İbadeti

Allah’ın şefkatli olması ne anlama gelir?

Allah Mü’minlere Karşı Şefkatlidir. Senin yapamadığın şeyleri O merhametiyle yapacak. Sen O’nu seviyordun ya; O’nu sevmek de O’nun üzerine vacip. Sen O’nu zikrettiğin için ihtiyaçlarına zaman bulamıyordun ya; Allah mü’minlere karşı şefkatli.

Kaynak: 113. Dergah Sohbeti — Hakikî Sevgi, Zikrin Kıymeti ve Kurban İbadeti

Allah’ın kâfidir ne demektir?

Allah kâfidir. Allah yeter, Allah kâfi. Allah yeter, Allah hakîm. Allah yeter, Allah kudret sahibi. Allah bizi affetsin. Cenâb-ı Hak içimizi dışımızı aşkıyla, sevgisiyle, muhabbetiyle doldursun; o uğurda yol göstersin inşallah.

Kaynak: 113. Dergah Sohbeti — Hakikî Sevgi, Zikrin Kıymeti ve Kurban İbadeti

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları