Mustafa Özbağ Efendi, 10 Mart 2012 tarihli Karabaş-ı Velî Tekkesi sohbetinde “Lâ ilâhe illâllah diyenler kardeşimiz, demeyenler kardeş adayımızdır” ilkesinden hareketle tebliğ sorumluluğunu, Hz. Peygamber’in Ebû Leheb’e karşı bile gösterdiği üstün ahlâkı, mezhep farklılıklarının zenginlik olduğunu, darül harp meselesini, evliliğin sünnet ölçüsünü, ruhun ebedîliğini ve kavz hâlini, cehennem azabının ebedîliği tartışmasını ve cüzi irâde ile üç secde meselesini ele almıştır.
Ebedîliği Hakkında
Lâ İlâhe İllâllah Diyen Kardeşimiz, Demeyen Kardeş Adayımızdır
Efendi, daha önce söylediği bu sözü tekrar vurgulayarak şöyle açıklamıştır: Kim lâ ilâhe illâllah Muhammedün Resûlullâh diyorsa bizim kardeşimizdir; demeyen insanlar ise kardeş adayımızdır. Eğer insanlar İslâm olmamışlarsa bunun sorumluluğu Müslümanlardadır. Müslümanlar Kur’ân’ı ve Hz. Muhammed’in sünnetini düzgün yaşayıp tebliğ edemedikleri için diğer insanlar İslâm olmamıştır.
Bütün Müslümanlar arzın tamamını İslâm etmekle mükelleftir; ancak Müslümanlar karşıdaki insanlara tebliğ yerine düşmanlık yapmayı seçmişlerdir. Birisine düşmanlık besleyen kimsenin aklı gitmiştir; nitekim sinirli olan kimsenin boşaması bile kabul edilmez çünkü sarhoş hükmündedir.
Hz. Peygamber’in Ebû Leheb’e Karşı Üstün Ahlâkı
Hz. Peygamber’e en çok zorluk çıkaran Ebû Leheb bir kuyuya düşünce hiç kimse çıkaramamış, “Yeğenin Muhammed’e söyleyin, o beni çıkarır” demiştir. Hz. Peygamber koşa koşa kuyunun başına gitmiş, “Yâ amca, seni buradan çıkarsam Allah’ın varlığını, birliğini ve benim resulü olduğumu iman eder misin?” demiştir. Ebû Leheb kabul edip çıkınca “Bir şey daha göster” deyince Hz. Peygamber duâ etmiş ve ay ikiye bölünmüştür (kamer mucizesi). Ebû Leheb yine iman etmeyip “Sen tam bir sihirbazsın” demiştir.
Mezhep Farklılıkları Zenginliktir, Darül Harp Meselesi
Mezheplerin arasındaki farklılıkları zenginlik olarak gören Efendi, bunların dinin yaşanmasını kolaylaştırıcı unsurlar olduğunu belirtmiştir. Din kolaylıktır; farklı mezhepler farklı konularda farklı ictihâdlar yaparak bu kolaylığı sağlamışlardır.
Darül harp meselesinde ise Osmanlı’nın son Şeyhülislâmı ve Cumhuriyet’in ilk Diyânet İşleri Başkanı Mehmet Sabri Efendi’nin Türkiye’nin dârülharp olduğuna fetvâ verip hicret ettiğini hatırlatmıştır. O günden bugüne yetkili ve dirâyetli herhangi bir kimse “Dârülislâm’dır” fetvâsı vermemiştir. Zaten mevcut hukuk düzeni içinde böyle bir fetva vermek hukuki sonuçlar doğurur.
Evlenmek Sünnete Göre İki Dakikadır
Sünnet-i Resûlullah’a göre evlenecek olan kişilerin üç sefer görüşme hakları vardır. Görüşmenin sonucunda evlenmeye karar verilirse anne-baba o esnada nikâhı kıymakla mükelleftir. Adam taliptir, kız kabul ediyorsa nikâh kıyılır ve biter. Velîme yemeği, kına, çeyiz sünnettir — ama bunlar evliliğin önünde engel yapılmamalıdır.
Efendi, evliliğin Everest tepesine tırmanmak hâline getirildiğini, oğlanın-kızın sülâlesinin nefsini ortaya koyup prosedür ürettiğini eleştirmiştir. Terlik yüzünden düğünlerin bozulduğunu bizzat şâhit olduğunu anlatarak, evlenecek iki kişinin işine on beş kişinin karıştığını vurgulamıştır.
Ruhun Ebedîliği, Kavz Hâli ve Kıyâmet
“Her nefis ölümü tadacaktır” âyetini açıklayan Efendi, ruhların bedenden ayrılırken ölümün acısını hissettiklerini (ölümü tattıklarını) ama asla öldürülmediklerini, ruhların ebedî olarak yaratıldığını belirtmiştir. Kayyim el-Cevziyye’ye göre ruh ölmez çünkü ebediyet için yaratılmıştır; İbn Sînâ’ya göre ruh bedenin ölmesiyle ölmez; Gazâlî’ye göre ölüm sadece bir hâl değişimidir.
Kıyâmet gününde Cenâb-ı Hak bütün ruhları “kavz” eder — yani emrinin ve ihtiyârının altına alır, hiçbir hareket ve söz söyleme yetkisi vermez. “Bugün mülkün sâhibi kim?” diye sorduğunda hiçbir ruh cevap veremez; cevabı Allah kendisi verir: “Cebbâr olan Allah’tır.” Bu, ilk yaratılıştaki “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusundaki cebriyetin aynısıdır. Tasavvufta kavz hâli — yemek yemek istememe, konuşmak istememe, uyumak istememe — bu ilâhî baskının bir yansımasıdır.
Cehennem Azabının Ebedîliği Meselesi ve Üç Secde
Efendi, cehennemin ebedî olduğuna, cennetin ebedî olduğuna, ruhların ebedî olduğuna ama cehennemdeki azabın ebedî olmadığına inandığını açıkça belirtmiştir. “Allah zâlim değildir, zâlimleri sevmez” diyerek bu görüşünü temellendirmiş, Bursa’da bu görüşü sebebiyle tekfîr edildiğini ama aynı noktada olduğunu söylemiştir.
Üç secde meselesini şöyle açıklamıştır: Birinci secde — ruhların yaratılışta “Sen bizim Rabbimizsin” demesi (cebrîdir, cüzî irâde yoktur). Bütün insanlar mümin olarak doğarlar. Birinci secdeye gidip mümin yaşayıp mümin ölen üç secdenin üçüne de girmiştir. Mümin doğup mümin yaşayıp kâfir ölen ise üçüncü secdeye gidememiştir.
Kaynakça
Âyet-i Kerîmeler
- Âl-i İmrân 3:185 — “Her nefis ölümü tadacaktır.”
- Mü’minûn 23:99-100 — “Onlardan birine ölüm gelince ‘Rabbim beni geri çevir’ der… Tekrar diriltilecekleri güne kadar geriye dönmekte bir engel vardır.”
- Mâide 5:69 — “İnananlar, Yahûdîler, Sâbiîler ve Hristiyanlarden Allah’a ve âhiret gününe inanan ve yararlı iş yapanlara korku yoktur.”
- A’râf 7:172 — “Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Evet, şâhit olduk dediler.”
Hadîs-i Şerîfler
- Buhârî, Menâkıb, 27 — Kamer (Ay’ın ikiye bölünmesi) mucizesi.
- Hadîs-i Şerîf — “Bütün insanlar mümin olarak yaratılırlar.”
- Hadîs-i Şerîf — İnsanın kuyruk sokumundaki hücrenin (acbü’z-zeneb) yok olmayacağı ve Cenâb-ı Hakk’ın o hücreden vücudu yeniden bina edeceği.
Tasavvufî ve Kelâmî Kaynaklar
- İbn Kayyim el-Cevziyye — “Ruh ölmez, çünkü ebediyet için yaratılmıştır.”
- İbn Sînâ (Necât) — “Ruh bedenin ölmesiyle ölmez.”
- İmâm Gazâlî — “Ölüm sadece bir hâl değişimidir.”
- Mehmet Sabri Efendi — Osmanlı’nın son Şeyhülislâmı; Türkiye’nin dârülharp olduğuna fetvâ verip hicret etmesi.
Sohbetin Özeti
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Müslümanların tebliğ sorumluluğunu, Hz. Peygamber’in düşmanına bile gösterdiği üstün ahlâkı, mezhep farklılıklarının zenginlik olduğunu, darül harp meselesini tarihî bağlamda ele almış, evliliğin sünnet ölçüsünde ne kadar kolay olduğunu göstermiş, ruhun ebedîliği ve kavz hâlini, cehennem azabının ebedîliği tartışmasını ve üç secde meselesini kelâmî ve tasavvufî perspektiften açıklamıştır.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Nefs, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı