Giriş
31 Aralık 2011 tarihinde Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde gerçekleştirilen bu sohbet, cemaatten gelen çeşitli soruları cevaplandıran zengin bir oturumdur. Parlamenter sistemde haram-helâl meselesi, kibrin tedâvisi, Mevlevî tekkelerindeki terbiye usûlü, kabak yemenin sünneti, aile içi kibir ve beğenmeme hastalığı ile sabır ve gönül cilâsı gibi konular ele alınmaktadır.
1. Parlamenter Sistem ve İslâm Hukuku
Dünya genelinde uygulanan parlamenter sistemde kanun koyucuların haram-helâl belirlemesi, İslâm hukuku açısından problemli bir durumdur. Ancak bu sorun tek bir yere özgü değildir — dünya genelinde hâkimdir. Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde İslâm’ın devlet tarafından hukukî mânâda uygulanması gerçekleşmiş, sonraki sistemlerin hiçbiri İslâm’ı tam bir hukuk olarak tanımlamamıştır.
Osmanlı Devleti dînî bir devlet değil, dîne hizmet eden bir devlettir. İçinde çok din, çok ırk, çok hukuk barındırmıştır. Bu buhran, Müslümanların gerçek mânâda dirilişi gerçekleşinceye kadar devam edecektir. Herkes kendi içtihâdıyla bu mücadeleyi sürdürür — bir kimse içtihâd ediyorsa ona “neden böyle davranıyorsun” diye sorgulama hakkımız yoktur.
2. Kibrin Tedâvisi ve Mevlevî Terbiyesi
Kibirlilik şeytan ahlâkıdır. Kendini insanlardan üstün, faziletli veya kıymetli gören herkes kibirlidir. Bir meyveyi beğenmemek, bir elbiseyi beğenmemek, bir yemeği beğenmemek dahi kibirliliktir — Allah’ın nimetine kibirliliktir. Namaz kılmamak kibirlilik, oruç tutmamak kibirlilik, Allah’ın emirlerini yerine getirmemek kibirliliktir. Biz insanlara olan kibri geçtik — Allah’a da kibirliyiz.
Kibrin tedâvisi: kime karşı kibirleniyorsan git ona hizmet et. Mevlevî tekkelerine gelen dervişin ayakkabıları koltuğunun altına verilir, ilk üç gün en halı hizmetler yaptırılır. Dayanamayacaksa “ayakkabını al çık git” denirdi. Bu terbiye sistemi tevâzu’nun fiilî eğitimidir.
3. Aile İçi Kibir ve Beğenmeme Hastalığı
Sohbetin en cesur bölümlerinden biri aile içi kibir ve beğenmeme hastalığına ayrılmıştır. Kıyafet beğenmemek, yemek beğenmemek, ev beğenmemek, mahalle beğenmemek — bunların hepsi içimize işlemiş. Üç kuruşumuz olunca mahallede duramayız, semt değiştiririz. Koltuğu değiştirdiğimizde gelen komşuyu beğenmeyiz.
Eşler yalnız kaldıklarında birbirlerini çocuklarına kötülerler. Nineler torunlarını sevemiyor, dedeler öpemiyor. Bütün silahlar ayağa kalkıyor. Bu hâlimize toptan tövbe etmemiz gerekir. Peygamber Efendimiz günahsız olduğu hâlde günde en az yüz kez tövbe etmiştir — biz her an yanlışlıkların içine batıp çıkıyoruz.
4. Sabır: Hayatın Anahtarı, Dînin Yarısı
“Sabır dînin yarısıdır” hadîsine atıfla, sabrın yalnızca hastalık ve belâya tahsis edilmemesi gerektiği vurgulanır. İbâdetlere de sabır gereklidir: oruç tutuyorsun, akşama kadar sabrediyorsun. Haramlardan uzak durmaya sabır gereklidir — haramlar oluk oluk sokaklarda, evlerde, damarlarımızda dolaşıyor.
Her sabredilen haramda gönülde bir beyaz sayfa açılır. Her sabırda gönül parlar, Allah yardım eder, içi ferahlatır, îmânın tadı alınır. Gönül cilâlandığında — zikrullah ile parladığında — “hem resmi görürsün, hem de ressâmı”: meleğin sûreti gönle düşer, cennetin sûreti gönle düşer, Peygamber Efendimiz’in sûreti gönle düşer.
Mevlânâ’nın “Harisler gibi hızlı hızlı yürüme; yavaş ol, ağır hareket et” nasîhati ile sabırda ağır ve vakarlı davranmanın önemi vurgulanır. Sohbet, Mesnevî’den bir beyitle nihâyetlendirilir: “Sevgilimin hayâli Halîl gibi geldi çattı; görünüşte put, gerçekte put kırandı.”
Soru ve Cevaplar
Soru: İnsan kibrini nasıl yener?
Cevap: Kendini herkesle eşit düzeyde gör. Kime karşı kibirleniyorsan git ona hizmet et. Bir meyveyi beğenmemek bile kibirliliktir — Allah’ın nimetine kibir. Namaz kılmamak Allah’a kibirliliktir. Mevlevî tekkelerinde dervişlere ilk günlerde en mütevâzı hizmetler yaptırılarak kibir fiilen kırılırdı.
Soru: Parlamenter sistemde seçimlere katılmak câiz midir?
Cevap: Bu mesele içtihâd alanıdır. Bir kimse içtihâd ederek bu mücadelenin içinde yer alıyorsa, o şuurla birisini seçiyorsa, ona zarar gelmez. “Neden böyle içtihâd ediyorsun” diye sorgulama hakkımız yoktur. Herkes kendi anlayışı ve şuuruyla bu mücadeleyi sürdürür.
Soru: Peygamberimiz’in kabak sevmesi hadîsi nasıl anlaşılmalıdır?
Cevap: Hangi cinsi olursa olsun adı kabaktır. Peygamber Efendimiz kabak sevmiş ve kabakla yapılan yemekleri yemiştir. Mevsiminde kabak yemeye gayret edin, çocuklarınıza da sevdirin. Ancak herkesin kendi sağlık durumuna göre hareket etmesi gerekir.
Soru: Sabır yalnızca belâ ve musîbete mi mahsustur?
Cevap: Hayır. İbâdetlere de sabır gereklidir — oruç sabırdır, namaz sabırdır. Haramlardan uzak durmak sabırdır. Her sabredilen haramda gönülde bir beyaz sayfa açılır, gönül parlar. Gönül zikrullah ile cilâlandığında hem resim hem ressam görülür — mana âlemi gönle tecellî eder.
Kaynakça
Hadîs-i Şerîfler
- “Kişi mümin sabahlar kâfir akşamlar, kâfir sabahlar mümin akşamlar”
- Peygamber Efendimiz’in günde yüz kez tövbe etmesi
- Kabak sevmenin sünneti hadîsi
- “Sabır dînin yarısıdır”
- Kudsî Hadîs: “Hiçbir yere sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdım”
Tasavvufî Kaynaklar
- Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî — Mesnevî-i Şerîf (sabır, gönül cilâsı, put kıran hayâl)
- Mevlevî tekke terbiyesi — Ayakkabı hizmeti ve tevâzu eğitimi
Sohbetin Özeti
Bu sohbet, kibrin şeytan ahlâkı olduğunu ve bir meyve beğenmemekten Allah’a ibâdet etmemeye kadar her alanda tezâhür ettiğini ortaya koymuştur. Mevlevî tekkelerindeki fiilî tevâzu eğitiminden ilham alınarak, kime karşı kibirleniyorsan ona hizmet etmenin tedâvî yolu olduğu gösterilmiştir. Aile içindeki beğenmeme hastalığı cesurca eleştirilmiş, toptan tövbe çağrısı yapılmıştır. Sabır yalnızca belâya değil, ibâdete ve haramlardan uzak durmaya da gereklidir — her sabırda gönül parlar, zikrullah ile cilâlanan kalbe mana âlemi tecellî eder.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Tecellî, Sabır, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı