Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
İman ve İtikad(2302) — Sayfa 10/28
Efendi bu tezin tehlikeli olduğunu kabûl eder mi?
Efendi bu tezin tehlikeli olduğunu kabûl eder: "Burası tehlikeli bir nokta, susuyorum." Ancak dayanağı açıktır: "Âyet-i Kerîme vardı ya Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem için: ‘Ben seni âlemlere rahmet olarak yarattım.’ Bu, klâsik "Hakîkat-i Muhammediyye" doktrininin Efendi’nin kendi diliyle bir ifâdesidir: İlk yaratılan şey Hazret-i Peygamber’in nûrâniyetidir.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Efendi reenkarnasyon meselesine ne şekilde yaklaşır?
Efendi reenkarnasyon — bir kimsenin rûhunun öldükten sonra başka bir şeyin üzerinde tecellî etmesi. Bu mânâdaki reenkarnasyona asla inanmıyorum. Bir kimsenin rûhunun at, eşek, kedi olarak geleceği veya daha mükemmel bir insân olarak geleceğine — buna inanmıyorum. Asla.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Efendi daha ince bir tespite geçer mi?
Efendi daha ince bir tespite geçer: "Ama o insânın rûhâniyetinin veya o insânın başka bir âlemde, başka bir boyutta, başka bir şekilde tecellî edeceğine inanıyorum. Bu sûfîlerde görülen bir hâldir.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Efendi bu tezini nasıl açıklar?
Efendi bu tezini çok sistematik bir şekilde açıklar: "Bu varlık komple hayaldir. Kendi inanışım mı? Evet. O hayâlin içerisinde bir hayâl de biz miyizdir? Evet. O hayâlin içerisinde hayâli var mıdır? Evet. O hayâl içerisindeki hayâlin, hayâline tepeden müdâhâle hayâl var mıdır? Muhteşemdir. İşte bu da keşfin zirve noktasıdır.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Tavâ’nın kelebek rüyâsına cevâbı nedir?
Tavâ’nın kelebek rüyâsına cevâbı: "Bu alemde değil, yaşadığı bu âlemde değil — başka bir âlemde, başka bir boyutta kelebek olarak uçmuş olabilir mi? Evet. Ama o rüyânın mânâsı bu mu? Hayır. Bizce tevili farklı.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Efendi sohbetin sonunda nasıl bir cevap verir?
Sohbetin sonunda çok dokunaklı bir cevap verir. Bir kardeş "Şeyhsi ile ayrılık acısına nasıl dayanılır?" diye sorar. Efendi acıyı kendisi yaşamadığını itiraf ederek cemaatteki Salih’e yönelir: "Bir ayrılık acısı çeken birisine sormak lâzım. Şemsinden ayrı düşen bir kimseye sormak lâzım. Biz nereden bileceğiz ayrılık acısını? Değil mi Salih? Sen hiç ayrılık acısı çektin mi?" "’Çektim efendim.’ ‘Çektin? Maşallâh öylesine sevdin demek ha. E ne oldu, geçti mi acı? Daha duruyor mu acı içinde?’ ‘Hiç.’ ‘Hiç mi geçmiyor? Duruyor desene orada. Vay be. An ve an — gün ve gün değil mi? Askıdaki et gibi değil mi? Koksa kokmuyor değil mi? Bir müddet sonra kokusu çıkar askıda olan her şeyin vardır.’
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Gazâlî ile İbn Rüşd arasındaki meşhûr "âlemin ezelîliği" tartışması nasıl aktarılır?
Gazâlî ile İbn Rüşd arasındaki meşhûr "âlemin ezelîliği" tartışması sistematik olarak aktarılır. Gazâlî "Allâh özgür irâdesiyle yoktan ve sonradan yarattı" derken, İbn Rüşd "âlem zaman yönünden ezelîdir" teziyle üç varlık çeşidi ortaya koyar. Efendi Gazâlî’nin "sonradan yaratılma" tezine katılır ama İbn Rüşd’ün "halk içinde tartışılmamalıdır" prensibine kısmî bir itirâz getirir: "Bilene bildiğini söylemek farzdır — Allâh’ın ilmini saklayanlar Firavun’dan daha zâlimdir.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Efendi’nin en özgün katkısı nedir?
Efendi’nin en özgün katkısı Fâtiha sûresinin "Elhamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn" âyetinden çıkardığı "çok âlem" doktrinidir. Âlemlerin çoğul olduğu, 14 milyar ışık yıllık bu âlemin Allâh’ın ilminin önünde "fasafiso, dudakta kürdan bile kalın" olduğu, bizden önce milyarlarca âlem geçtiği ve bizim âlemimizle eş zamanlı başka âlemlerin olduğu söylenir. Bu, kuantum fiziğindeki "paralel evrenler" kavramı değildir; klâsik sûfî kozmolojisinde nâdir ama muazzam bir açılımdır.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Yaratmanın mâhiyeti konusunda Efendi ne önerir?
Yaratmanın mâhiyeti konusunda Efendi "rûhundan ve nûrundan yarattı" doktrinini ortaya koyar. Cenâb-ı Hak bir maddeden veya cevherden değil, mâhiyetini bilemediğimiz rûhundan ve nûrundan bir şey yaratmıştır. Bu ilk yaratılan "bir şey", Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in rûhâniyeti-nûrâniyeti olarak yorumlanır.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Sahâbenin "hiçbir şey yok iken Allâh neredeydi?" sorusuna Efendi ne cevap verir?
Sahâbenin "hiçbir şey yok iken Allâh neredeydi?" sorusuna Hazret-i Peygamber’in verdiği "âmâda idi" cevâbı da Efendi tarafından "Nûr-i Muhammedî" olarak yorumlanır — bu klâsik "Hakîkat-i Muhammediyye" doktrininin Efendi’nin kendi diliyle bir ifâdesidir.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Tavâ’nın (Zhuangzi) kelebek rüyâsına dâir reenkarnasyon meselesi nasıl açıklığa kavuşturulur?
Tavâ’nın (Zhuangzi) kelebek rüyâsına dâir reenkarnasyon meselesi de açıklığa kavuşturulur. Efendi klâsik reenkarnasyona inanmaz — rûh at/eşek/kedi olmaz. Ama bir kimsenin rûhâniyetinin başka âlemlerde, başka boyutlarda farklı şekilde tecellî edebileceğine inanır. Bu yine "çok âlem" doktrininin bir tezâhürüdür.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Sohbetin sonundaki Salih’le "ayrılık acısı" diyaloğu ne gösterir?
Sohbetin sonundaki Salih’le "ayrılık acısı" diyaloğu sûfî gelenekteki bu derin mevzuuyu somut bir şekilde gösterir: Gerçek âşıkın ayrılık acısı zamanla geçmez, askıdaki et gibi "hiç" cevâbı aşkın sâhihliğinin en büyük ölçüsüdür.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Kur’ân-ı Kerîm: "Elhamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn" âyeti ne anlama gelir?
Kur’ân-ı Kerîm: "Elhamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn" (Fâtiha 1). "Ben insânları ve cinnî cinsîni ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım" (Zâriyât 56). "Allâh göklerin ve yerin nûrudur" (Nûr 35). "Seni âlemlere rahmet olarak gönderdik" (Enbiyâ 107).
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Hadîs-i Kudsî: "Ben bilinmez bir hazîneydim, bilinmekliği istedim ve mahlukâtı yarattım" hadîsi nedir?
Hadîs-i Kudsî: "Ben bilinmez bir hazîneydim, bilinmekliği istedim ve mahlukâtı yarattım" — "Küntü kenzen mahfiyyen" hadîsi. Sahîh olup olmadığı tartışmalıdır ama İmâm Aliyyü’l-Kârî dahî mânâsının sahîh olduğunu kabûl etmiştir. "Allâh ilk aklı yarattı" hadîsi. "Âmâda idi" hadîsi — "Hiçbir şey yok iken Rabbimiz neredeydi?" sorusuna verilen cevap.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Plato (M.Ö. 427) ve Aristo (M.Ö. 384): Plato’nun "tanrının âlemi ezelî bir maddeden yaratmış olması" tezi nedir?
Plato (M.Ö. 427) ve Aristo (M.Ö. 384): Plato’nun "tanrının âlemi ezelî bir maddeden yaratmış olması" tezi. Aristo’nun "âlem maddesiyle-sûretiyle-zamanıyla ezelîdir" tezi. Heyûlâ kavramının kökeni.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Yahyâ en-Nahvî (Philoponos, M.S. 490): Hristiyan yeni-plâtoncu filozofu nedir?
Yahyâ en-Nahvî (Philoponos, M.S. 490): Hristiyan yeni-plâtoncu filozof. Aristo’nun "âlemin ezelîliği" tezine karşı "sonluluklar delili" ile sonsuzca art arda gelişin imkânsızlığını ortaya koyan reddiye yazmıştır.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Eşarî Kelâmcılar: Aristo’nun "dünyânın ezelîliği" iddiâsını reddeder mi?
Eşarî Kelâmcılar: Aristo’nun "dünyânın ezelîliği" iddiâsını reddeder. Allâh’ın fâil-i muhtâr olduğunu savunur. Efendi Eş’arî tezine yakın bir duruş sergiler.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
He Sarıoğlu: "İbn-i Rüşt Felsefesi" eseri nedir?
He Sarıoğlu: "İbn-i Rüşt Felsefesi" eserinin yazarı. Efendi tarafından alıntılanan Türkiye’deki çağdaş İbn Rüşd araştırmacısı.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Şeyh Ali Düzgün, Eren Erdem, Koplesto, Karl Jaspers, Paul Davies, Richard Swinburne: Efendi’nin alıntı yaptığı çağdaş filozof-araştırmacılar mı?
Şeyh Ali Düzgün, Eren Erdem, Koplesto, Karl Jaspers, Paul Davies, Richard Swinburne: Efendi’nin alıntı yaptığı çağdaş filozof-araştırmacılar. Nesefî ve İslâm filozoflarının Allâh-âlem ilişkisi üzerine.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Tavâ (Zhuangzi, M.Ö. 369-286): Çin Taoist filozofu nedir?
Tavâ (Zhuangzi, M.Ö. 369-286): Çin Taoist filozofu. Meşhûr "kelebek rüyâsı": "Rüyâmda kelebektim — uyandım. Ben kelebekken rüyâmda insân mı oldum, yoksa insânken rüyâmda kelebek mi oldum?" Metafizik idrâkin en temel sorularından birini sorar.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Hakîkat-i Muhammediyye Doktrini: Klâsik sûfî kozmolojisinde ilk yaratılanın "Nûr-i Muhammedî" olduğu tezi nedir?
Hakîkat-i Muhammediyye Doktrini: Klâsik sûfî kozmolojisinde ilk yaratılanın "Nûr-i Muhammedî" olduğu tezi. Abdülkerîm Cîlî, İbnü’l-Arabî, Sadreddîn Konevî gibi büyük sûfîlerin işlediği mevzu. Efendi’nin "âmâda idi" hadîsini Hazret-i Peygamber’in rûhâniyeti-nûrâniyeti olarak yorumlaması bu doktrinin kendi diliyle ifâdesidir.
Kaynak: 35. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Âlemlerin Rabbi: Ezelîyet, Yaratılış Tartış
Allah’ın bilgisi ve âlemin bilgisi arasında fark var mı?
Hakk’ın bilgisi sonsuzdur. Âlemin bilgisi sınırlıdır. Siz bütün âlemin parçalarını toplasanız, âlemi bir bütünlük haline getirseniz, o âlem bir bütünlük olarak Hakk’ın bilincini yansıtmez. Hakk’ın bilinci tecellidir o. Hakk’ın bilinci tam olarak değil, Hakk’ın bilinci sonsuzdur.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 16 Mart 2013 | İbn Arabî’nin Âlem Görüşü, İnsan
Sünnîlik bir din midir?
Sünnîlik diye bir din yok ki zâten. Allâh din olarak ‘ben size İslâm’ı seçtim’ dedi. Sünnîlik olarak seçtim demedi. Ancak bir yol olabilir sünnîlik. Din adı olmaz.
Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Gönüllü Dönüş: İhtiyarî ve Icbârî Rucû, Hay
Şahıslar üzerinde konuşmak uygun mudur?
Biz şahıslar üzerinde konuşmayız genel olarak. Şahısların üzerinde herhangi bir sözümüz olmaz. O yüzden şahıslar üzerinde konuşmamayı kendimize şiar edindik. Bize Kur’ân ve Sünnet noktasında bir şey sorarsanız biz cevap veririz.
Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Gönüllü Dönüş: İhtiyarî ve Icbârî Rucû, Hay
Kâmil Mü’min ne demektir?
Mahşerde "Allâh’ın gölgesine oturan" bir kavim vardır — peygamberler bile onlara kıptayla bakar. Bunlar "birbirleriyle akraba olmadıkları hâlde, birbirlerinden menfâatleri olmadıkları hâlde Allâh için birbirlerini sevenler"dir.
Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Gönüllü Dönüş: İhtiyarî ve Icbârî Rucû, Hay
Nefis ile mücâdele nedir?
Nefisle mücâdele bahsinde "arşın gölgesinde yerin hâzır" olanlar anlatılır: Gecenin yarısında kimse görmezken bir kadına "Allâh’tan korkarım" diyen kimse, namâz-oruç-zikirle bile ulaşılmayacak bir mertebeye ulaşmıştır.
Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Gönüllü Dönüş: İhtiyarî ve Icbârî Rucû, Hay
Sohbetin en dokunaklı bölümü ne anlatır?
Sohbetin en dokunaklı bölümü tekkeye yeni gelenlere edepsizlik gösterenlere bir ihtârdır: "Buraya gelen herkes ‘on numara din biliyor’ diye bir kâide yok. Ümmet 300 yıldan beri din câhili — onlara kızmaya değil, öğretmeye gelin. Lokantada ‘çay gelmedi’ diyemediğinizi burada diyorsunuz — bu iki yüzlülüktür. Gücünüz yettiğini ezmeye çalışıyorsunuz. Sûfîlik böyle değildir."
Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Gönüllü Dönüş: İhtiyarî ve Icbârî Rucû, Hay
Kâmil Mü’min ne zaman emin olur?
Kâmil Mü’min emin olur. "Kâmil Mü’minin Emin Olması" konusu sohbetin başlığındaki bir konudur.
Kaynak: 33. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Gönüllü Dönüş: İhtiyarî ve Icbârî Rucû, Hay
Kur’ân-ı Kerîm’de zannın fazlasından sakınmak neden önemlidir?
Kur’ân-ı Kerîm: "Zannın fazlasından sakınınız, zannın fazlası günâhtır" (Hucurât 12). "Sen bütün insanlara îmân ettirmeye mi çalışıyorsun?" (Kasas 56).
Kaynak: 26. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Mürşid-Mürid Edebi, Üstâdı Töhmet Altında B
Bana dostunu söyle, sana dinini söyleyeyim hadisi nedir?
Hadîs-i Şerîf: "Bana dostunu söyle, sana dinini söyleyeyim" (Tirmizî, Zühd 45 benzeri).
Kaynak: 26. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Mürşid-Mürid Edebi, Üstâdı Töhmet Altında B
Demirci dükkânına girenden iz kokar, ıtırcıdan da ıtır kokar hadisi nedir?
Hadîs-i Şerîf: "Demirci dükkânına girenden iz kokar, ıtırcıdan da ıtır kokar" (Buhârî, Büyû’ 38; Müslim, Birr 146).
Kaynak: 26. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Mürşid-Mürid Edebi, Üstâdı Töhmet Altında B
Hanzala radıyallâhu anh hâdisesi nedir?
Hanzala radıyallâhu anh hâdisesi ve "eğer yanımdaki hâlinizi dışarıda korusanız melekleri görürdünüz" hadîs-i şerîfi (Müslim, Tevbe 12-14).
Kaynak: 26. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Mürşid-Mürid Edebi, Üstâdı Töhmet Altında B
Cenâb-ı Hakk’ın yedi günde yaratma hikmeti ve teennî ile davranma prensibi nedir?
Teennî ile davranmak Allâh’ın âdetullâhıdır. Teennî ile davranmak, bu tip meselelerde yerli yerinde davranmaktır. Cenâb-ı Hak isteseydi bir günde yaratırdı, isteseydi bir anda yaratırdı. Cenâb-ı Hak bu noktada teennili davrandı. Yâni yerli yerinde yaptı.
Kaynak: 25. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Teennî, Mîrâs Hukûku, Namaz Tembelliği ve A
Hidâyet Allâh’ın elindedir mi?
Hidâyet Allâh’ın elindedir. Siz kendi kafanızdan bir adâlet çıkarıp ‘adâlet bu’ diyemezsiniz. Kendi kafanızdan bir hukuk çıkarıp ‘hukuk da bu’ diyemezsiniz. Allâh adâletle hükmetmemizi ister. Adâlet de Allâh’ın adâletidir, hüküm de Allâh’ın hükmüdür.
Kaynak: 25. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Teennî, Mîrâs Hukûku, Namaz Tembelliği ve A
Mesnevî’den ‘Yaratılış ve Âdem’ üzerine seçmeler nelerdir?
Sohbetin son bölümünde Mesnevî’den ‘Yaratılış ve Âdem’ üzerine seçme beyitler okunur. Birinci metin: ‘Ey oğul! Bütün dünyâyı ağzına kadar ilimle, güzellikle dolu bir testi bil. Fakat bu ilim ve güzellik fevkalâde dolu olduğundan derisine sığamayan kişinin zuhûru, zâtının muktezâsı olan ve zuhûr etmemesine imkân bulunmayan Tanrı’nın Dicle’sinden bir katredir.’
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Mesnevî’deki metafor ne anlama gelir?
Bu metnin bilinmezlikten hissesi var mıdır? Bu metnin bilinmezlikten bir hissesi yoktur. Yâni bütün varoluş, bütün varlık bu mânâda güzelliklerle ve ilimle doludur. Ama bu bütünlüğüyle kocaman bir varlık, Allâh’ın yaratılışında bir katre kadar kıymeti var. Katre bile büyüktür. Bunun bilinmezlikle alâkası yoktur. Bilinmezlik bir şeyin varlığın üzerinden konuşuluyorsa bilinmezlikten çıkılmıştır orada.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Gizli Hazîne hadîsi ne anlama gelir?
O gizli bir defîneydi, pek dolu olduğundan yarıldı, kendisini izhâr etti. Gizli hazîneyken coştu, toprağı atlas giyen bir sultan hâline soktu.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Nâr meyvesi örneği ne anlama gelir?
Nâr meyvesini biliyorsunuz. Şimdi bildiğiniz için nârın içinde ne olduğunu biliyorsunuz. Nârı bilmiyorsunuz. Orta yere bir nâr koydunuz. Bir kimse diyecek ki ‘bunun içinde ne var?’ Bilinmeyi istedi. Nâr. Bilinmeyi istemesi — nâr. Bir şey yarattı. Nârı bilmiyorsunuz. Orta yere bir nâr koydunuz. Bir kimse diyecek ki ‘bunun içinde ne var?’ Bilinmeyi istedi. Nâr. Bilinmeyi istemesi — nâr. Bir şey yarattı. Nârın ucundan bir yarık açtı, nârlar dökülmeye başladı. Nârın arkası bilinmezdi. Nâr değil, nârın arkası bilinmezdi. Nârın içerisinden tanelere dökülmesi bilinirlik.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Âdem’e vâsıtasız rûh üflenmesi ne anlama gelir?
Hiçbir şey yoktu, insanlar da yoktu. İnsanın öncesi de yoktu. Cenâb-ı Hak insânı öncesizlikten yarattı. Yoktu. Allâh insanı yoktan yarattı. Bütün varlık olarak varlık da yoktu. Bütün varlığı da yoktan yarattı. Varlığın içerisinde insanı da yoktan yarattı.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Cenâb-ı Hak insana rûh üflediğinde ne anlama gelir?
Ve Cenâb-ı Hak böylece o yoktan yarattığı varlığı kendi rûhundan üfledi. Hem insâna kendi rûhundan üfledi, hem de yoktan yaratmış olduğu varlığı rûhundan üfledi.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Âdem’e esmâ ve sıfatların öğretilmesi nedir?
Cenâb-ı Hak Âdem’e kendi esmâ ve sıfatlarını bizzât bildirdi. Yâni Âdem vasıtasıyla açığa vurdu. Cenâb-ı Hak Âdem’i yarattı, Âdem’i yarattıktan sonra toprak hâlinde onu pişirdi. Onu pişirdikten sonra ona rûh üfledi. Ona rûh üfledikten sonra ona akıl verdi, ona ilim verdi, ona bilgi verdi.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Âdem aleyhisselâma Cenâb-ı Hakk’ın doğrudan hitâbının olduğunu gösterir mi?
Bu, peygamberlik silsilesindeki ilk peygamber olan Âdem aleyhisselâma Cenâb-ı Hakk’ın doğrudan hitâbının olduğunu gösterir. Cebrâil aleyhisselâm veya başka bir melek aracılık yapmamıştır; Âdem aleyhisselâm ilk tecellîyi bizzât Cenâb-ı Hak’tan almıştır.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Azrâil aleyhisselâm vazîfesi nedir?
Azrâil aleyhisselâm vazîfesi belli olan bir melektir, izin almaya ihtiyâcı yoktur.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm
Eğer bu hadîs reddedicileri siz tâzim etmez midir?
Efendi, hadîs inkârcılığının teolojik özünün "aklı ilâhlaştırmak" olduğunu söyler: "Siz hadîsleri inkâr ediyorsunuz. Hadîsleri inkâr ederekten kendi aklınızı ilâhlaştırıyorsunuz. Akıl perestler bunlar. Bunlar kendi akıllarını ilâhlaştıran, kendi akıllarını Allâhlaştıran, kendi akıllarını peygamberleştiren zararlılar." Efendi bu konuda devletin tutumundan da şikâyetçidir: "Buradan devleti idâre edenlere sesleniyorum. Eğer bu hadîs reddedicileri siz tâzim etmez, düzeltmez, terbiye etmezseniz, insanların dinlerini ifsâd etmelerini durduramazsanız, bu memlekete en büyük zararı verdirirsiniz."
Kaynak: 22. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Hadîs İnkârcılarına Reddiye: Akıl Perestler
İmam Mâtürîdî’nin temel ilkesi nedir?
İmam Mâtürîdî’nin şöyle bir tespîti vardır: Bir kimse ‘Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh’ diyorsa Müslümândır. Bir Müslümân, herhangi bir farzları yerine getirmediğinden veya herhangi bir günâh-ı kebâire işlediğinden dolayı ona küfür isnâd edilmez. Küfür isnâde yapılmaz. Hanefîler bu konuda târih boyunca bu ölçüde, bu dâirede durmuşlar.
Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik, Cehennem-Cennet Kavramı ve "Ol" Em
Bir bilen ve bilinen olması gerekir mi?
Bir bilen bir de bilinen olmazsa ve her ikisi de tecellî etmezse bu sefer mükemmelliğe ulaşılmaz. Vücût kelimesi Cenâb-ı Hakk’ın kendi zâtına değil, O’nun yaratısına uygulanır.
Kaynak: 20. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Cehennem Ateşi Temizleyicidir: Rahman Sûret
Kime benzerseniz onlarla haşr olunursunuz hadîs-i şerîfi ne anlama gelir?
Siz adım adım kendinizden önceki ümmetlere benzemedikçe kıyâmet kopmaz. Kime benzerseniz onlarla haşr olunursunuz.
Kaynak: 19. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Şâirlere Sormak: Türk Milletinin Tarihi, Ne
Siz Değişmedikçe Allah Sizi Değiştirmez ne anlama gelir?
Bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onlara âit bir durumu değiştirmez âyet-i kerîmesi, Cenâb-ı Hakk’ın kullar üzerinde Cebriyye anlayışında bir zorlama göstermediğinin delîlidir. İşin cüz’î irâde noktası vardır. Mâtürîdî ekolü — yâni İmâm-ı Âzam’dan gelen Hanefî ekolü — cüz’î irâdeye ehemmiyet verir. Biz Kaderiyye veya Cebriyye anlayışını kabul etmeyiz.
Kaynak: 9. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Siz Değişmedikçe Allah Değiştirmez, Âlim-Emî
Her şey ikiden oluşmuştur iddiası doğru mudur?
"Her şey ikiden, iki birden, bir hiçlikten oluşur" gibi sözler boş felsefî sözlerdir. Din Kur’ân ve sünnettir. Bir şeyin yaratılışını öğrenmek Allah’ı bilme çabasıdır; varlığın üzerindeki tecellîyâtı öğrenme çabamız Allah’ın sıfatsal tecellîsini bilmektir. Biz laftan laf üretmeyiz — bunlar felsefecilerin işidir.
Kaynak: 6. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kızılay Programı, Rüyâ ile Amel ve Toplumun
Tağut nedir?
Allah’ın hükmünü ve sisteminin dışında kalan, buna itiraz eden, bunu kabul etmeyen her şey tağuttur. Bu genelde sistemler açısından ele alınır. Sistemler açısından ele alınırsa, Allah’ın hükmünü ve hukukunu kabul etmeyen bu noktadaki bütün sistemler tağut olmuş olur.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
Fikirlerimizden, inancımızdan emin olmadığımız zamanlarda sorgulama yoluna gitmeli miyiz?
Müslüman fikirsiz değil, Müslüman mantıksız değil, Müslüman akılsız değil. Muhakkak zaman zaman bir şeyleri sorgulayacağız, araştıracağız. Bunların hepsi de lazım. Kerih görmeyin. Bunlar imani noktada kemale ermenin işaretidir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Mart 2013 | Erkek-Kadın Aşkı, Tağut, Ötekileş
İslamiyet’te mezheplerin yeri nedir?
Bütün dinlerin mezhepleri vardır. Sadece İslamiyet’te, yani Muhammedilerde mezhep yoktur; mezhepsiz hiçbir inanış da yoktur — bunu sadece zannederler. Yani ‘mezhep’ kavramı İslam’a sonradan yamanmış bir bolluk değil; her dini anlayış kendi içinde yorum kollarına ayrılır, bu da o dinin doğası gereğidir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Mezhebe inanmayan kâfir midir?
Hiçbir şey olmaz. O gelsin benimle sohbet etsin; desin ki ‘ben mezhebe inanmıyorum’. ‘İyi kardeşim, kalk namazını kıl’ derim. Abdest alırken kalk abdestini al. Mezhebe inanmayan kimse sünnet-i Resulullah’a uymak zorunda. Sünnetten bir şeye uyacak mı, uyacak. O da onun mezhebi olacak sonuçta, o da onun görüşü olacak.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Şeyh tövbe verir mi, günahları siler mi?
Bunu hiçbir hadis kitabında okumadım. Hiçbir tefsir kitabında okumadım. Hiçbir fıkıh kitabında okumadım. Hiçbir tasavvuf eserinde de okumadım. Ben 25 yaşımdayken tasavvufla, tarikatla tanıştım. 51 yaşındayım şu anda. Bu zaman zarfında yakinen beni bilenler bilir; zannetmiyorum benim kütüphanem kadar geniş bir kütüphanesi olan bir kimseyi… yaklaşık bu zaman zarfında 60-70’in üzerinde şeyh tanımışımdır. Hiç böyle bir şey görmedim, az önce anlatılan olayı okumadım bu yerde; böyle sohbet olarak da duymadım.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Tövbenin gerçek sahibi kimdir?
Cenab-ı Hak, kim Allah’a samimi bir tövbe ile tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder — Ayet-i Kerime. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Kim tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir’ der. Yine: ‘Günah işleyenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir’ der. Tövbe bir büyücülük değil, Allah’ın kendi lütfuyla kabul ettiği bir dönüştür. Hiçbir aracı yok, sadece samimiyet var.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Şefaatin gerçek sahibi Allah’ mıdır?
Evet şefaatin gerçek sahibi Allah’tır. Nasıl merhametin, rahmetin gerçek sahibi Allah ise ve Allah rahmet ve bereketini insanların içerisinde yaydıysa; ve Allah’ın rahmetini ve bereketini bazı insanlar kendi üzerlerinde tecelli ettirip etraflarına Allah adına, Allah için rahmet ve bereket yağdırıyorlarsa; nasıl cömertliğin özü sahibi Allah ise ve Allah cömertlik duygusunu kullarının üzerinde tecelli ettirip o kullarını cömertler olarak nitelendiriyorsa; nasıl Allah Alim ise ve el-Alim isminin tecellisini ilmi isteyenlerin üzerinde gezdiriyorsa; nasıl Allah’ın el-Veli ismi tecelli ederek bir kısım kullarını velilik sıfatıyla donatıyorsa… şefaat sahibi olan Allah da o şefaatinden Hz. Peygamberlere, velilere, şehitlere, cennetliklerin üzerinde tecelli ettirip o şefaatinden faydalandırır.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Tövbe eden açısından bakıldığında ne söylenir?
Efendi Hazretleri dürüst ve incelikli bir ayırım yapar: "Tövbe eden açısından bakılırsa senin dediğine katılabilirim; ama tövbe edilen açısından kabul edilmez." Diyalog şöyle açılır: "— Ya tahtaya da günahımı itiraf edebilirim ama ben… — Tahta senin tahta derse ki ‘senin günahını affettim’ — o benim meselem değil ki. — Tehlikeli yer tövbe edilen yer noktasındadır. — ‘Eğer ki Allah’ın haricinde bir şey ‘senin günahlarını sildim’ derse burası tehlikeli diyorum. Bu, sildim diyen için tehlikeli.’"
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Tövbe eden ve tövbe edilen arasında nasıl bir ayırım yapılır?
İnce ayırım net olarak şöyledir: "‘Silindi’ demek farklı bir şey, ‘sildim’ demek farklı bir şey. Günahını itiraf etmek erdemliliktir, bu noktada bir sıkıntım yok. Tövbe eden günahını itiraf ettiği müddetçe kime ettiği önemli değildir onun için; sana katılıyorum." Yani tahtaya karşı ‘Rabbim ben şu günahı işledim, bağışla beni’ demek tam kulluğtur; tahtanın "Allah seni affetsin" demesi de güzeldir. Problem, tahtanın "Ben affettim" demesidir. Bu, konuşan tahtayı Allah’ın yerine koyar; hem konuşan hem de dinleyen şirke sokulur.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Papazın günahını affetmesi ne anlama gelir?
Efendi Hazretleri konuya bir Hristiyan papaz örneği ile döner: "Bir Hristiyan gidiyor papaza, papaza günahlarını itiraf ediyor. O kimse kendince doğruyu o biliyor. O günahını itiraf ediyor. Papaz orada ‘ben ne olduğunu bilmiyorum bu günah çıkarma şansını’. Papaz orada ‘günahını affettim’ diyorsa yandı ki yandı. Ama ‘ben Allah’a münacaat edeyim, Rabbim seni affetsin’ diyorsa bu farklı bir şey."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Günahı başkalarıyla paylaşmak ne anlama gelir?
Bir başka tehlike de şudur: "O günahı başkalarıyla paylaşmak o pişmanlığı değil de, o yapmış olduğu günahtan mutlu, başkalarıyla paylaşıyor — o farklı bir şey." Yani bir kişi günahını pişmanlık için değil, övünmek için de paylaşabilir — bu ikincisi itiraf değil, şeytanlıktır. Şer’in bu incelikleri yüzünden "itiraf" ve "tövbe" arasında gönül seviyesinde net bir ayırım gerekir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Cenaze okunurken nurdan kefen: ruhaniyet görmek meselesi nedir?
Efendi Hazretleri sohbete nefes katacak bir tablo çizer: "Herkes cenazeye gider. Cenazeye gittiğinizde cenaze musallada durur. Musallada duran cenazeyi herkes okur genelde. Okunurken birileri içinden vefat eden kimsenin ruhaniyetini görse ve ruhaniyeti okundukça bir müddet sonra karanlıktan aydınlığa, hakkınlığa doğru rengi değişse — bir müddet sonra melekler gelse, görse adamının günahı siliniyor. Karanlıktan hakkınlığa döndü diye onu tekrar yıkasalar, nurdan mahşapalar getirseler, onu nurdan tekrar kefenleseler ve tekbirlerle o kimsenin ruhaniyetini alıp yukarı doğru çekseler."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Dervişin ruhaniyeti nasıl görülebilir?
Ya bir derviş ise: "Hatta o bir derviş olsa, o dervişin üzerindeki karanlılığı alıp hakkın hale getirseler. Ve onun başına nurdan sarığını sarsalar, takkesini giydirseler, onun tarikatına, dergahdaki haline göre cübbesini giydirseler, halka ya zikrullah oturmuş halde göğe yükselseler." Bu bir muhayyile değil — sufi tecrübesinde kalp gözü açık olan kimselerin şahit olduğu gerçek tablolardandır.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Manevî şehadet ile ‘şeyh günah siliyor’ iddiası arasında fark nedir?
Bunu birisi görürse ne yapar? "Bunu birisi görse ve o cenazenin bir yakın arkadaşına, akrabasına, etrafına, birisinin kulağına fısıldasa: ‘Elhamdülillah, böyle böyle gördüm. Allah’ın izniyle hoş bir noktada gitti’ dese, görünse — bunda bir beis yok. Adam gördüğünü söylüyor, yalan değil. Görmedi güvendi — bu gene farklı değil. Bunlarda önemli bir şey yok, bunlarda bir sıkıntı yok." Yani manevî şehadet ile ‘şeyh günah siliyor’ iddiası özde birbirinden ayrıdır: ilk gören tanıklık eder, ikincisi açıkça Allah’ın yerini alır.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Ağaca tövbe edemezler, ama itiraf edebilirler mi?
Genel kural da şöyle özetlenir: "Ağaca tövbe edemezler. Ağaca itiraf edebilirler. Ağaca ‘Ey ağaç, benim günahımı affet’ diyemezler. Bir şeyhe gidip bir kimse ‘Efendim benim gün, ahah, benim günahımı affet, ben çok zina ettim’ diyemez. Ama şeyhine şunu der: ‘Efendim ben çok günahkârım, benim için tövbe eder misiniz? Efendim bana dua edin. Efendim ben çok günahkârım, Allah beni affetsin’ — eyvallah. Ama ‘Efendim benim günahımı affet’ derse, şeyhini Allah yerine koydu. Olmadı. Tövbe Allah’a."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Şeyh ile mürşid-i kâmil arasındaki fark nedir?
8. Şeyh ile Mürşid-i Kâmil Farkı — Sigara, Ağız Kokusu ve Takva: Bir kardeşin sorusu sohbeti sert bir noktaya çeker: "Günümüzde bazı tarikatlarda şeyhler müritleriyle beraber karşılıklı sigara tütürüyorlar. Hani bunun normal bir şey olduğunu söylüyorlar ve gösteriyorlar. O zaman şeyhler müritlerini günaha mı sürüklüyorlar? Bu tarikatlar yaklaşık on bin, yüz bin kişilik cemaat katılıyor." Efendi Hazretleri önce net duruşunu ortaya koyar: "Orası beni ilgilendirmiyor çok. Beni ilgilendiren şey benim bildiğim — sigara haram."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Sigaranın haramlığı neden dolayı kabul edilir?
Sigaranın haramlığı için üç katmanlı delil sunar: Kur’an delili: "Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz." İsrafa tekabül eden her tüketim kalıpça yasaktır; sigara hem para israâfı hem sağlık israfıdır. Hz. Peygamber delili: "Soğan, sarımsak yiyen mescidimize uğramasın — kokusundan dolayı." Soğan-sarımsak gibi mubah olan bir şeyin bile kokusu dolayısıyla mescidin dışına çıkarıldığı bir Peygamber mesajında, sigaranın ağız, nefes, giysi, el kokularıyla mescide sokulması kabul edilemez. Aklî delil: "Bugün tıp dünyası üst solunum yollarındaki rahatsızlıkların yüzde 99’unun sigaradan olduğunu söylüyor. Akığer kanserinin yüzde 85’inin sigaradan olduğu söyleniyor. Bir şey zararlı — zararlı olduğu tıbben tespit edilmiş, ilmî olarak tespit edildiyse aklî olarak bizim ona uymamız gerekir. Bu da işin akıl noktası."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Şeyh içiyor olması bir delil midir?
Şeyh içiyor olması bir delil değildir: "Şeyh içiyormuş — şeyh gıybet de eder. Mürit içiyormuş — mürit zina da eder. Şeyh sigara içmez diye bir şey yok, kaydı yok. Şeyhler içer." Acı bir taraf daha: "Şeyh ihtiyar adam demek. İhtiyar adamlar sigara içerler, her türlü haltı da karıştırırlar. Lanet olsun o ihtiyarlara ki gençlere özenirler, gençliğe özenirler." Şeyh ‘mürşid-i kâmil’ demek değildir; "şeyh" aslında "ihtiyar" manaşıyla kullanılır — sokaktan bir demirci, demirciler işinde üstalaşmış ise demircilerin şeyhidir; bir kaportacı, kaportacıların şeyhidir. Bunda bir beis yok, ama buna mürşid-i kâmil denmez.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Toplumumuzun şeyh ile mürşid-i kâmil ayrımını karıştırması neden olur?
Toplumumuzun bu ayrımı karışıstırdığını da tespit eder: "Bizim toplumumuz bunu bilmediginden her ‘şeyhim’ diyeni mürşid-i kâmil zannediyor. Her şeyhim diyen mürşid-i kâmil değildir. Mürşid-i kâmiller ‘biz mürşid-i kâmiliz’ de demezler. Şeyhler der ama — ‘biz mürşidiz’ de derler, onların hakkıdır. Şeyh adam her şeyi yapar, hakkıdır onun. O yüzden şeyhlerle mürşid-i kâmilleri karıştırmayalım." Özetle: şeyh unvanı işte bir branş ustalığına benzer; mürşid-i kâmil ise Kur’an ve sünnete azı dişleriyle yapışmış, dervişlerin malında, makamında, eşinde-kızında-çocuğunda gözü olmayan, Hz. Peygamber’in ahlakıyla ahlaklanmış bir insandır.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Aşıkın ağzı kokmaz mı?
9. Aşıkın Ağzı Kokmaz — Sevgili, Göz Süzme ve Sigara Tiryakiliği: Efendi Hazretleri burada alışılmadık ama çok etkili bir teşbih yapar: "Ayrıntıdır çünkü yeni aşık bir erkek düşünün, evleniyor. Böyle size cinsel içerikli, erotikmiş gibi gelebilir — o erkek, ağzının kokmasını ister mi kadına karşı? İstemez. Bir kadın düşünün, evleniyor; evlendiği adama vücudunun ve ağzının kokmasını ister mi? İstemez. Sevgilisiyle buluşmayı, sevgilisiyle görüşmeyi an ve an bekleyen bir aşık her an her şeyle tertemiz durmak zorundadır. Nasıl ağzını kötü kokularla kokulandırır? Nasıl vücudunu kötü kokularla kokulandırır?"
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Aşkın kulunun Allah’a olan aşkına benzerliği nedir?
Aslında bu anlatılan bir insanın bir insana duyduğu aşk değil, kulun Allah’a duyduğu aşkın tam analojisidir: "O sevgili uzaktan da olsa onun ağzının kötü kokusunu alsa, dudağını dudağına yaslar mı onun? Yanağını yanağına yaslar mı? Gelir ona ‘ne yapıyorsun?’ dediğinde, o ‘hamdediyorum’ derken dahi ağzından necis koku çıksa — ne olur ki acaba hali? Bir kez yüzünü ekşitse ona ölüm olur onun için. Bir göz süzse olumsuz olarak ölüm gelir o aşıya. Ve o bir göz süzüşünü göstermiştir ona daha önceleri — onu yetiştirme, bildirme, nasıl olduğunu gösterme noktasından bir göz süzmüştür."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Aşıkın geçmişte yaşadığı tecrübeyi nasıl açıklar?
Bu ince nokta aşıkın geçmişinde yaşadığı bir tecrübeye dayanır: "O aşık onun o göz süzüşünü görmüştür. Erimiştir, bitmiştir, yerlerde sürünmüştür, günlerce deli-divane dolaşmıştır. ‘Bir daha görür de yine o gözünü öyle bana bir göz süzerse, ben halim nice olur’ diye, o bırak sigara içmeyi, sigara içilen bir yerden dahi geçmez." İşte mürşid-i kâmil veya hakiki bir sufi için Allah’ın rahmet nazı böyledir: onu bir kez tatmak, sonra onu kaçırırsa bütün dünyayı kaybetmiş gibi tehlikeyi göğüsleyecek hale gelir. Sigaradan uzak durması bir "sağlık davranışı" değil, sevgiliye karşı aşk nezaketidir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Kaderi inkâr etmek ne anlama gelir?
10. Kaderi İnkâr Küfürdür; Ezan Edebi, Süt Babalık, Fasık İmam: Sohbette kısa ama kilit bir fetva da verilir: "Kaderi yalanlamak ve inkar etmek küfürdür. Bir kimse ‘kader yok’ derse, ‘kader yalan’ derse, ‘kadere inanmıyorum’ derse küfür ehlidir. Tecdid-i iman, tecdid-i nikah gerekli ona." Kader, İslam itikadının altı esasından biridir; onun inkarı, imanın silinmesini ve nikâhın da buna bağlı olarak düşmesini gerektirir. Bu yüzden "kader yok" sözü sosyal bir tartışma argümanı değil, şer‘î bir duruştur ve sahibini iman yenileme mecburiyetine sokar.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Ezan okunurken hayır konuşulması gerekir mi?
Bir diğer soru ezan edebi ile ilgili: tekkede bir arkadaş cemaatin ezan dinlemesine engel oluyor — ne yapmalı? Cevap: "Aslında ezan-ı şerif okunurken bir kimsenin konuştuğu, ettiği, yaptığı şey dini bir şeyse bunda beis yok, ama dini bir şey değilse ezanı dinlemesi şart. Sohbet varsa, orada dini bir sohbet, bu şartı ortadan kaldırıyor. Hayır konuşuluyorsa ezan okunurken hayır konuşulurken susulmaz." Hatta bir ince testi vardır: "Siyasiler mitingler yaparlarken ezan okunurken susarlar ya — ben hemen şunu söylüyorum: demek hayır konuşmuyormuş diyorum. Adam kendi konuştuğunun hayır olduğuna kendisi inanmıyor. Eğer inansaydı, ezan-ı şerif okunurken o da konuşmaya devam edecekti."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Süt babalık var mı?
Süt babalık sorusu da sorulur: "Bir çocuğu emziren kadın ve o kadının çocukları emzirdiği bebekler bir bağ ve hukuk sahibi oluyor. Peki o kadının kocası da emzirilen bebeklere bir bağ sahibi oluyor mu? Süt babalık tarzı bir şey var mı?" Cevap: "Sonuçta bir kimse eşinin emzirdiği ne kadar çocuğu varsa onların hiçbirisiyle ebediyen evlenemez. Harun Hoca, süt babalık var mı? Aferin Harun Hoca." Süt babalık şer‘î olarak sabittir ve ebedi haramhaklığı doğurur.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Fasık imam meselesi nedir?
Fasık imam meselesi: "Sigara içen imamlar aşikare haram işliyor — bu imamların görevden az edilmesi gerekmez mi? Sakatsız staj yapan bir öğrenci cemaate imamlık yapabilir mi?" Cevap net: "Sigara içen bir kimse ister imam olsun ister olmasın günahı kebair işliyor — bunda hem fikir. Ama fasıkların arkasında da namaz kılınabilir; bunu da bilin. Fasık olması bir kimsenin imam olmasına engel değil. Görevden azledilmesi gerekmez."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Mart 2013 | Mezhepler, Tövbenin Sahibi ve Şef
Şeytanın kâfirlikten nasıl olduğu ve “kâfirlerden” ifadesindeki çoğulun anlamı nedir?
Efendi Hazretleri işe en baştan, küfrün tanımını yeniden çerçeveleyerek başlar. Günümüzde “kâfirlik” denildiği zaman akla sadece Allah’ı inkâr etmek gelir; oysa kâfirlik bu kadar dar bir kavram değildir. İslâm dünyasında yeniden bir şeyleri yapılandırmaya çalışanlar vardır ve bu yapılandırmanın temel amacı, Muhammed Mustafa’nın peygamberliğini veya Allah’ın ayetlerinden bir ayeti inkâr eden bir kimseyi “kâfir” noktasında göstermemektir. Efendi Hazretleri bu yapılandırmayı açıkça reddeder. Muhammedîlerin inancı nettir: Bir kimse Allah’ın varlığını ve birliğini kabul edebilir; ama Allah’ın hükmünü kabul etmezse, o yine kâfirlerden olur. Bu noktada en temel ayet-i kerîme meşhurdur: “Kim Allah’ın hükmü ile hükmetmezse, o kâfirin tâ kendisidir; o zalimin tâ kendisidir; o fâsıkın tâ kendisidir.” Efendi Hazretleri bu üçlü tasnifin kimi ilgilendirdiğini de teker teker açıklar: Hükmetme yetkisi olanlar kâfirlik dâiresine; kendi elinin altındaki bir şeye Allah’ın hükmü ile hükmetmeyenler zâlim dâiresine; kendi bireysel dâiresinde işlediği günâh-ı kebâirlerle kendini hükümlendiremeyen sıradan mümin ise fâsık dâiresine girer. “Ben bunları böyle açık açık konuşurum, korkacağımı düşünmeyin.”
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 23 Şubat 2013 | Şeytanın Küfrü, Darül İslam-Dar
İki şâhid huzûrunda karşılıklı anlaşarak imam olmadan evlenmeleri câiz mi?
Erkek üç kez ‘ben seni karım olarak aldım’ dese, kadın da üç defa ‘ben sana vardım’ dese nikâh sahîh olur mu?
Kaynak: 4. Dergâh Sohbeti — Tövbenin Hakîkati, Kâr Ederek Yatma, Allâh’a Yakînlik, Faiz
Allâh’a yakînlik ne demektir?
Allâh’a yakîn hissetmek câizdir — gönlünüzde sultân olarak oturduğunu hissedin Ama yakîn hissi sizi gevşekliğe-şatahata-Sünnet’ten sapmaya sevk etmesin
Kaynak: 4. Dergâh Sohbeti — Tövbenin Hakîkati, Kâr Ederek Yatma, Allâh’a Yakînlik, Faiz
Allâh’a yakîn olmanın üç şartı nelerdir?
Farzları yerine getirmek : Namaz, oruç, hac, zekât. Nâfilelerle Allâh’a yaklaşmak : Sünnetlere tâbî olmak. Allâh’ı sevmek : Gerçek-kalbî bir sevgi.
Kaynak: 5. Dergâh Sohbeti — Hasta Namazı, Borçlu Cenaze, "Oldum" Tehlikesi, Sigara Haram
Bu üçlülük, İbn Arabi’nin zâtî tecelli teorisinden farkını ortaya koymakta mıdır?
Efendi Hazretleri sohbetin açılışında İbn Arabi’nin hilkat teorisini anlatmaya başlar ve "hilkat, yani yaratılma teorisiyle ilgili olarak dikkatimizi çeken ilk şey üçlülük kavramının rolüdür" der. Bu üçlülük, İbn Arabi’nin zâtî tecelli teorisinden farkını ortaya koymaktadır. Hareket noktasının müttehit olduğu vece ile yine Hakk’tır. Varlığın antolojik temeli, artık bilmekte olduğumuz gibi vâhit olan Hak tır. Vâhit, her şeyi kendi zâtında toplayan, her şeyi kendinde cem eden demektir. Ama vâhit, yani tek olan, kevnî veçe ile göz önünde tutulacak olursa farklı üç veçe takdim eder.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
İbn Arabi söze, hilkatin kökünde Hakk’ta ferdiyetin bulunduğunu söyleyerek başlar mı?
İbn Arabi söze, hilkatin kökünde Hakk’ta ferdiyetin bulunduğunu söyleyerek başlar. Efendi Hazretleri bu noktayı özellikle vurgular: "Arabi Hakk’ta vâhit olarak değil de fert olarak söz etmiş olmasının önemlidir." Yani ferdiyet, vahdeti kabul etmekle beraber onu iliskisel bir yapı içinde ele alan başka bir idrak mertebesidir. Şimdilik ilme tecelli etmiş Hak olarak fert vasfıyla Hak, zaruri olarak üç şeyi içerir: ilim, Âlim, malûm.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Bu üçlülük, yaratılanın bütün hepsinde de tecelli etmiştir?
Ve yaratılan her şey bu üçlül tecelliyattan geçer. Hala da yaratılanların üzerinde bu üçlül nokta devam etmektedir. Bunu, "ilmel-yakin, aynel-yakin, hakkel-yakin" diyerek yine meseleye farklı bir anahtar sunar: her varlıkın hakikatinde zât, irade ve emir şeklinde bir tecelli üçlüsü sürekli işlemektedir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
İslam dünyası bu iki yolun her ikisini de kullanmıştır?
Efendi Hazretleri ilim’in iki istikametinden bahseder. Der ki: "Bir kimse yaratılan bir şeyin üzerinde tecelli eden hem iradeyi, hem ilmi, hem de ol emrini görebilir. Allah’ın kudretini, kuvvetini, o noktadaki cebrini, kahrını görebilir." Bunu felsefi açıdan bakanlar genelde yol olarak yaratılanla değil, yaratandan itibaren onu aşağı doğru indirirler. İslam dünyası bu iki yolun her ikisini de kullanmıştır. Zahiri manada yaratılmışla alakalı ulemânın bir kısmı konuştukça yaratılanın yaratana doğru gitmiştir — Celleddin Rûmî’nin, Cüneyd-i Başdâdî’nin, Abdülkâdir Geylanî’nin metinlerinde bu yön daha göz çarpar.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Sufilerin yaratıcıdan yaratılana gelme yaklaşı mı?
Sufilerin ise, Efendi Hazretleri’nin ifadesiyle, "büyük bir çoğunluğu yaratıcıdan yaratılana gelmiştir." Bunun arasında, dışardan bakıldığında çok fark yokmuş gibi görünürken aslında hareket etme noktasında, düşünceyi oturtma noktasında temel farklara sahiptirler. "İkisi de doğru noktada, doğru yerde aynı sonuca götürür. Yaratılanın üzerinde yaratanın tecelliâtını görmekerek yürürsek gideceğimiz yer Hakk’tır. Yaratandan yaratılmış olana doğru gelirsek, zaten Hak’tan gelen bir şeyi görürüz, onun sonucu yine Hakk’a döndürülür."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Arabî ve Arabîçilerin Yol Ayrımı nedir?
Efendi Hazretleri bu noktada büyük bir ayrım koyar ve "Arabîçilerin Arabî’den ayrıldı yer" diye tanımlar: "Arabîçiler, ayın-ı sabiteden emire, küün noktasını da bu zâtın içine alırlar. Net olarak kendi Füsus’unda ve Fütühât’ında Arabî böyle etmemiştir." Sonradan gelen vahdet-i vücudcular, ayın-ı sabiteden zuhur eden "küün" sözünü, varlık zâtın içinde görürler. Hatta bazılar, varlık bütünü vücutunu zâtın vücutu olarak da görürlerdir. Bunlara "panteistler" denir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Panteist yorumun özeti nedir?
Efendi Hazretleri panteist yorumun özeti olarak şunu verir: "Zâtı komple, yani varlık ve varlığın hareketini ve sükûnunu, varlığın var oluğunda zâtın içinde alırlar. Bütün var bu manada zâtın içinde-dir." Oysa Arabî, varlık tam zâtın içinde aldığını söylemez, daldan dala geçerek de olsa, ama bunu zâtın dışında da göstermez. Zâtın içinde de göstermez. Burada Arabî herkesten ayrılır: varlık komple hayal olarak görür.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Arabî ile Arabîçilerin yol ayrımı nedir?
Ve bu varlık âlemi içinde yaşayan insanların büyük bir çoğunluğunu uyku da görür. Efendi Hazretleri bunu şöyle anlatır: "Uykuda görürken de hadis-i şerifi patlatır: ‘İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar.’" Arabî ile Arabîçilerin yol ayrımı burasıdır. Ve Arabî bunu anlatırken, bunu Arabî’nin ekolünde giden ilk Sufilerden tutun da Arabîden öncekilerde de işlenmiştir. Mesela Hazret-i Mevlâna Arabîden öncekilerdir, bu varlık bu âlemi hayal üzerine yürümek dedi.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Mevlâna’nın "hayal" dediği şeyin ayın-ı sabite olup olmadığını netleştirmektedir?
Efendi Hazretleri Mevlâna’nın "hayal" dediği şeyin ayın-ı sabite olduğunu netleştirir: "Hayal dedi ayın-ı sabitedir. Ve varlık ayın-ı sabitenin tecelliyatı olarak, ve onun varlık ayın-ı sabitenin üzerinde yürür olarak görür." Bu önemli bir anahtardır: Mevlâna’nın "hayal", Arabî’nin "ayn-ı sabite", aynı hakikatin iki isimidir. Böylece Arabî’nin özgün öğretisi, çadada sonraki yorumcular tarafından çarpılmıştır; bu çarpma, Efendi Hazretleri’nin Füsus okumalarının en belirgin kaygılarından biridir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Nür-u Muhammedî ve Akıl-ı Evvel nedir?
Efendi Hazretleri burada, yaratılmış insani buudunu ortaya koyar. "Allah bir şey yarattı, bu yarattığın şeyin içinde ilim var, âlimlik var, malûmluk var. Sonu belli. Yaratılmış olan varlık, ilim noktasında bütün bilgisayar programları o varlık içinde ilim olarak verildi. Ve bu aynı zamanda âlim safatiyla tecelli etti." Yani Allah bilinmekliğini isteyince âlemi var etmiş, âlemi var edince bunu anlayacak olan Adem’i yaratmış, Adem’i yaratınca Adem’e bütün esmaları ve safatları öğretmiş, öğretince onu anlayacak olan da onun safatlarıyla safatlanmıştır.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Efendi Hazretleri varlığın bütün gizemini ve haritasını nasıl özetler?
Efendi Hazretleri varlığın bütün gizemi ve varlığın bu noktadaki haritasını öyle kısa bir beyanla özetler: "Varlığın bütün gizemi ve varlığın bu noktadaki haritası, varlığın bu noktada altı üstü ayın-ı sabitede mevcut."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Varlık tamamının gizemi ve haritası nedir?
Efendi Hazretleri varlık tamamının gizemi ve haritasını öyle kısa bir beyanla özetler: "Varlık tamamının gizemi ve varlık tamamının bu noktadaki haritası, varlık tamamının bu noktada altı üstü ayın-ı sabitede mevcut." Yani her yaratılan şey, kendi varlık biçimine bürünmeden önce, kendi kaderinin tamam harita türevleriyle ayın-ı sabitede zaten var olmuştır; yaratılmış, o batının potansiyeli zahire çıkmaktan ibarettir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Yaratılış konusunu tartışılan sohbetin nedir?
Mustafa Özbaş Efendi Hazretleri’nin 2 Şubat 2013 Cumartesi günü Karabaş-ı Veli Tekkesi’nde yaptığında sohbetin ana ekseni yaratılıştır. Efendi Hazretleri sohbeti "bu geceki konumuz yaratılış" diyerek girer ve "tabii insanlar var olduklarından beri yaratılış konusunu muşlar, gelişmemiştir" der.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A
Yaratılış felsefesinden ne konular ele alınmaktadır?
Bu sohbet, yaratılış felsefesinden kün fe yekün ayetinin derinliğine, zaman teorisinden Belkıs’ın taht kışasına, Arabî’nin özgün teorilerinden hücrenin ilmi meselesine, Efendi Hazretleri’nin en sık tevhid derslerinden biridir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A
Kün fe yekün ayetinin anlamları nasıl açıklanmaktadır?
Efendi Hazretleri "kün fe yekün" ayetini Kur’an’da defalarca geçen, Cenâb-ı Hakk’ın bir şeyi yaratma şeklini açıklayan en temel anahtar cebhelerden biri olarak yerleştirir. Efendi Hazretleri "Cenâb-ı Hak bir hadis-i kudsisinde der ki: kün fe yekün. Allah ol dedi, oldu. Bakın. Buranın altını çizeyim. Tahtayı getirseydiniz ya. Ol dedi, oldu, doldu. Cenâb-ı Hak bir şeye kun fe yekün dedi. Yani Allah bir şeye ol dedi, oldu."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A
Yaratılış anlayışıyla ilgili hangi kavramlar ele alınmaktadır?
Efendi Hazretleri, yaratılış anlayışıyla ilgili "Hiçbir şey yok iken Allah vardı" ve "ilk yaratılan zerre" kavramlarını ele alır. Efendi Hazretleri yaratılışın basamağını somut bir şekilde anlatır: "Her şey dört anasından yaratılmıştır. Dört anasından önce iki anas vardı. İki anasından önce tek anas vardı. Hiçbir şey yok iken Allah bir şey yarattı. Ondan sonra bir tane daha çıktı. Ondan sonra dört oldu. Ondan sonra hızla patladı."
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A
Yaratılış nedir?
Allah bir şeye ol dedi, oldu. Yani olan ne burada? Yaratılış işlemi bitti. Ya bitti diyeceğiz, ya da bittiğini kabul etmeyeceğiz. Diyeceğiz ki: Allah âlemi yaratmayı mürad edince bu müradını gerçekleştirdiğini söyledi. Yani yaratılış hala da devam ediyor.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A
Kozmik Arka Plan Radyasyonu nedir?
Efendi Hazretleri 1978-80 yıllarından önemli bir olayı hatırlar: “Hele bilim adamı çok iyi hatırlıyor. Yetmiş sekizlerde, seksenlerde ayrı bir radyo dalgası gibi bir dalgalanma buldular. Benim o zaman çok ilgimi çekmişti. Bu yetmiş sekiz, yetmiş dokuz, seksenlerde olan bir şey bu. O zamanlar biz siyasetle koşturduğumuzdan, bizim siyasi tartışmalarımızdan birisiydi bu.” Bu olay Arno Penzias ve Robert Wilson’un 1964’te keşfettikleri ama 1978’de Nobel Ödülü alan Kozmik Mikrodalga Arka Plan Radyasyonu (CMBR)’dir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A
Tekvin nedir?
Efendi Hazretleri bu sohbetin merkezi Arabî’den bir pasajla gelir: “Allah bir şeye varlık vermeye karar verdiğinde ona yalnızca ol der ve o şey de varlığa bürünür. Bu süreçte o şeyin tekvinini, yani varlığa bürünmesi, olgunlaşması, oluşması, Allah’ın bir fiili değil, bizzat o şeyin fiilidir.” Efendi Hazretleri bunu üç kere tekrarlar: “Allah’ın fiili değil, bizzat o şeyin fiilidir. Burası çok önemli. Burası — diyor Allah bir şey, ol der. O olan şey Allah’ın fiili deil. Olan şeyin fiilidir.” Bu İbn Arabî’nin en radikal tezlerinden biridir: tekvin, yani varlığa bürünme fiili, yaratana değil, yaratılana atfedilir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A
Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn Arabi’nin Hayal Alemi nedir?
Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn Arabi’nin Hayal Alemi başlıklı sohbet, yaratılış, kün fe yekün ve İbn Arabi’nin hayal alemi konularını ele alır. Bu sohbet, Allah’ın yaratılış fiili ve yaratılanın kendi fiili arasındaki ilişkiyi, İbn Arabi’nin hayal alemi teorisini ve bu konuların felsefi boyutlarını tartışır.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A
Allah bir şeye ol dediğinde bu ifade ne anlama gelir?
Allah bir şeye ol dediğinde bu ifade, Allah’ın varlığını ve yaratılış fiilini ifade eder. Bu ifade, Allah’ın varlığını ve yaratılış fiilini belirtirken, yaratılanın kendi fiiliyle ilişkisini de açıklamaya çalışır.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 2 Şubat 2013 | Yaratılış, Kün Fe Yekün ve İbn A