1. Bölüm
Bu futbolla alakan başka bir pencere açabilir aslında da, futbol muhakkak ki oynayanlara da, seyredenlere de boş bir şey. Ama dünyanın üzerinde bir kültür var şu anda. Dünya üzerindeki kültürle, öbür kültürlerin üzerinde başka bir kültür olsun diyor. Yalnız siz bunu böyle bir kültüre, ya ne olacak, bundan bize ne deyip geçemiyorsunuz, reddedemiyorsunuz. reddetseniz dahi sizin o reddettiğiniz şey sizin içinize gelip bulaşıyor. Bu bulaşan şey sizin için baskın kültür oluyor veya dünyanın üzerinde o baskın bir kültür oluyor. Bazı şeylerde böyle onu reddetmek kesin çözüm değil, reddet istediğin kadar. Ya işte, şimdi yakalı gömlekler giyiyoruz, bu gömleği reddetmiş daha önce uleman. Demiş ki bunlar krenk gömleği, o yüzden giyinmesi caiz değildir demiş.
Şimdi giymeyen kaldı mı? Hayır, giymeyen kaldı mı? Kalmadı. normalde baskın kültür haline geldi. Veyahut da giydiğimiz pantolonları, normalde böyle bir pantolon kültürü var mıydı? İslam kültüründe yoktu. Reddettik biz bunu. Şu anda giyiyor. Bütün İslam dünyası giyiyor. Bir şey bütün İslam dünyasının yapması onu caizleştirmez, onu meşrulaştırmaz. Veyahut da insanların çoğunluğunun onu yapması bir şeyin meşru bulmaz. Ama bir baskın kültür oluşuyor. Belki de şöyle şuradan da bakılabilir. Bazı baskın kültürleri bazılarına, bazı şeylere insanlar iyi icra ederek de öbür insanların üzerinde bir baskın kültür oluşturabilir. Haram olmadığı müddetçe. işte çıplak baskın kültür, biz daha çıplak olalım, onları bastıralım bu anlayışta değil.
Ama örneğin bazı spor dalları var, baskın kültür. o bazı spor dalları, normalde meşruiyete yakın olan spor dallarında biz bir baskın kültür oluşturabiliriz. Bu sadece bir böyle şey, test. reddetmektense bazı şeyleri, bazı şeyleri iyi yaparaktan baskın kültür oluşturulabilir. Bir tezgur. Tekrar söylüyorum. Bunun böyle şimdi futbol oynamak haramlık değil. Birisi futbol oynamaya haram deme noktasında durmaz ki. Ama bunun üzerinden bir sürü haram olan şeyler var. Onlara bir şey demiyorum. Çıplak futbol oynamayı söylüyorum. Veya masa tenisi oynamak. Veya basketbol oynamak. Veya veleybol oynamaz. bir çeşit spor dalları. Bunların normalde spor dallarının herhangi bir şeysine haram demek mümkün değil.
İnsan vücuduna, azalarına zarar vermediyse, karşıdaki kimsenin azasına, karşıdaki kimsenin vücuduna, aklına mağduruna zarar vermediyse biz ona haram demeliyiz. Mümkün değil. Ama kullandıkları kıyafet açısından bakarsak, veya tabi kullanılan kültür açısından bakılırsa, kullanıldığı alanlar açısından bakılırsa bir sürü sakıncalı noktaları var. Yok. Ama bunlar temizlenebilir veya bunlar dizayn edilebilir. Ya da hiç uğraşılmaz, reddedilirsin. Uğraşmazsın, reddedersin. Dersin ki böyle bir şey, ben uğraşmıyorum, reddedersin. Dersin çekilirsin. Ama sonuçta ondan sen etkileniyorsun. Toplum olarak etkileniyorsun ondan. Toplum olarak etkilenmemiz, resik edemiyorsun. Reddetmek bazı şeylerde çözüm olmuyor.
2. Bölüm
Reddedip dediğin şey senin içerisinde, içinde o çözüm olmuyor. Belki de o söz konusu olan şeyle makul dairede barışık durup, onun senin üzerinde baskın kültürü olmasını engelleyebilirsin. Bir tezbelik hissi sadece. Bu kutbolla alakalı. Bir de tabii dünya arenasında devletlerin gücü veya bir felsefenin gücü, bir inançın gücü sadece inanç noktasında kalmıyor. Devletin gücü sadece devletin zengin olmasında kalmıyor. Uluslararası arenada o devletler büyük devlet olduklarını, iyi devlet olduklarını, üstün devlet olduklarını veya o ülkelerin zengin olduğu, kültürlerinin üstün olduğu, inançlarının üstün olduğunun değişik etkinliklerle sergiliyorlar. Spor bunlardan birisi, askeri teşkilatlanma bunlardan birisi, eğitim bunlardan birisi, teknoloji bunlardan birisi, bilgiye sahip olma bunlardan birisi. siz futbolla sadece bir sportalı olarak bakmayın şu anda dünya üzerinde.
Futbolla ülkeler kendi reklamlarını yapıyorlar. Futbolla ülkeler kendi kültürel baskınlıklarını ortaya koyuyorlar. Futbolla insanları büyütüyorlar. Bir de bu taraf var. Futbolla insanları eğlendiriyorlar. Futbolla insanların önünde Franco’nun dediği gibi ben İspanya’ya 30 yıl 40 yıl futbolla idare ettim demiş. Bu tip şeyler de oluyor. Eyvallâh oluyor. bu bir şeyin seni kullanıp veya senin onu kullanmanla alakalı bir şey. Bir şey seni mi kullanıyor, sen de onu kullanıyorsun. Eğer bir şey seni kullanıyorsa o zaman bu tehlikeli bir şey. Seni istediği tarafa yönlendirebiliyorsa tehlikeli bir şey. Ama mahkum olan bir şeyi sen kullanıyorsan, sen yönlendiriyorsan bu senin için tehlikeli değil. O zaman başkaları için tehlikeli.
O başkaları kim? Burası önemli. Ama gönül arz eder ki dünya üzerindeki bütün insanlar yönlenme ve yönlendirmeden uzak dursunlar. Ama dünya üzerindeki bütün insanlar ne yazık ki yönlendirilir, yönlendirilir veya yönetilir. Bu kaçınılmaz son. Dünya üzerindeki bütün insanlar, tekrar söylüyorum, yönlendirmeye ve yönetilmeye açık. biz bir şekilde hepimiz de yönlendiriyoruz ve yönetiliyoruz. Bunun ne kadar farkına varır, ne kadar bazı şeylerden kendimizi dışarı çıkarırsak o kadar yönlendirmeden ve yönetilmekten uzak duracağız. Ama bu insanların bireysel fikri özgürlükleriyle alakalı. Biz dini, İslam dinini, bireysel fikri özgürlüğümüzün alanı olarak görmediğimiz müddetçe yönlendirmeden ve yönetilmekten kurtulamayız.
Altını çiziyorum tekrar. İslam dinini, bireysel özgürlüklerimizin alanı olarak görmediğimiz müddetçe yönlendirmeden ve yönetilmekten uzak duramayız. İslam dünyası dini sadece namaz kılmak olarak biliyor, oruç tutmak olarak biliyor, ibadet etmek olarak biliyor. Dinin fikri yapısına bakmıyor. Mesela İslam dini, şimdi insanlar İslam dininin dünyayı dizayn eder. Devletleri dizayn eder. Devletin hukukunu dizayn eder. İnsanların ikili hukuklarını dizayn eder. Alışveriş hukukunu dizayn eder. İnsan haklarını dizayn eder. Hayvan haklarını dizayn eder. Doğanın, tabiatın haklarını dizayn eden bir düşünce sistemi, bir inan sistemi olarak görmek istemiyor. İslam dünyası da görmek istemiyor. bunu böyle görürseniz mücadele etmek zorunda kalacaksınız.
3. Bölüm
Bunu böyle görürseniz sizin tavrınız ve tarzınız değişecek. Namaza yaklaşmanız değişecek, insanlara yaklaşmanız değişecek. Devletle olan, devletle olan ilişkiniz değişecek. Hukukla olan ilişkiniz değişecek. İnsanlarla olan ilişkiniz değişecek. Hayvanlarla, doğayla, sokakla, böceklerle, her şeyle olan ilişkiniz değişecek. Ama İslam dinini sadece namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, ve insanları sadece belli ibadetleri etmekle mükellef bir noktaya koyar da, geri kalan tarafını kenara atarsak, unutursak, rafa kaldırırsak, biz yönlendirmeye ve yönetilmeye hazırız. Mesela, siyasetçiler konuşurlar ya, camiler açık değil mi? Namazınızı kılmıyor musunuz? İnancınız serbest değil mi? İstediğiniz gibi inanmıyor musunuz?
Bu yönlendirme ve yönetilmedir. sizin istediğiniz namaz kılmak. Camiler açık, birer tane de oraya memur koyduk, gidin namazınızı kılın. Bizi müsaade ettiğimiz zamanlarda. Ya ne zaman? Öğlen namazı mesaiye dek gelirse kılamazsın. İkindi namaz mesaiye dek gelirse kılamazsın yine. Cuma namazı mesaiye dek gelirse kılamazsın yine. Ama cami açıktır orada. Der ki sana cami açık değil mi? Topaşka olursan namazı kılamazsın. Renat olursan namazı kılamazsın. Boşta çalışırsan namazı kılamazsın. O fabrikaların önüne devasa fabrikalar yaparlar, önlerine birer tane mescit yapmazlar. Mescite olmuş olsa da yine namazı kılamazsın. Namaz kılacak Müslüman toplumunda, namaza özgür bir şekilde gidebilecek zaman, mekkaim yoktur.
Ama ulu cami açıktır. Gece namaz kılacaksan yine kapalı ha. yastığından sonra cami yine kapalı. Yastığından sonra sen camide yine namaz kılamazsın. Gece saat 1’de sen gidip orada namaz kılamazsın yine. Ama söz olarak bütün İslam dünyasında şunu söylerler. Camiden açık değil mi kardeşim? Git namazını kıl, sana namaz kılma mı diye ama. İyi, topaş işçilerinin topunca cumaya gittiğini gördünüz mü hiç? Renov işçilerinin topunca cumaya gittiğini gördünüz mü hiç? Veya hangi bir global bir şirketin, mümessirlerinin topunca namaza gittiğini namaza müsaade ettiğini gördünüz mü hiç? Hayır. Ama söylem olarak var, namazınızı kılın. İslam’ın bakış açısı, insanın durduğu noktayı bilirler. Eğer biz dine bakış açımız sadece ibadet etmek maksadıyla duruyorsa ve sadece boş bir inanç, boş bir iman etme.
Ya biz Allâh’a inandık, biz Kur’ân’a da inandık. Ama Kur’ân’ın getirdiği özgürlükleri sağlamak, o özgürlüklere sahip olman, Muhammed Mustafa’nın getirdiği özgürlüklere, bireysel özgürlüklere, toplumsal özgürlüklere sahip olman, onları yerine getirmen, onları çalıştırman, onları gayretle, toplumun içerisinde dinamik haline getirmen, bir kural haline, bir hukuk haline getirmen böyle bir şey olursa senin alnı gömenden durdururlar. Burada her şey akan sular durur. Dinin yeryüzünde şu anda durduğu yer sadece ibadet noktasındadır. Ahlak noktasında bile değildir. Ne Hristiyanlık, ne Musevilik, ne İsevilik, ne de Muhammedilik, ne Hudislik, ne Hinduluk, hiçbirisi de, bakın hiçbirisi de diyorum, ahlak noktasında dahi değildir.
4. Bölüm
Çünkü herhangi bir felsefenin, dinin ahlakı dahi decyaliyetin hoşuna gitmeyecekler. Biz dini ahlaki noktadan dahi yaşamamıza müsaade etmezler bizim. Yaşayamazsınız. İslam dinini ahlaki noktadan dahi yaşayamazsınız. İddia ediyorum. Bırakın ibadeti. Zaten ibadet noktasından yaşayamazsınızlar. Ahlak içili ilişkilerdir, öyle değil mi? Ahlaki noktadan dahi yaşayamazsınız. Yaşatmazlar. Siz onu yaşamaya kalkarsanız, başkaların ahlaksızlığına dokunuş olursunuz. Sizin ahlaklı duruşunuz, başkasının ahlaksız duruşunu ortaya ve çıkarın, bu kimse rahatsız olur. Ve der ki böyle yaşayamazsın sen. Şimdi kadınlar ördülüyor ya, kadınlar ördününce örtüsüz olan kadınlar rahatsız oluyorlar. Diyorlar ki ördülmesinler.
Niçin? Kendi örtüsüzlüklerini ahlaksızlık olarak görüyorlar. O yüzden örtülmeye karşı çıkıyorlar. Erkekler de o yüzden karşı çıkıyor. Kendi hanımlarının ahlaksız duruşlarına bir işaret olmuş oluyor. Diyor ki örtülmesinler. Niçin? Ya kardeşim bu kadının örtülmesinden sana ne? ne var bunda? Türkiye’yi humayonileştirecekler. Örtüyle humayonileşecek Türkiye. Hayır, onun arkasında şu var. Siz dinin ahlakını da yaşayamazsınız. Siz dinin ahlakını yaşarsanız, dinin ahlakının arkasında kalan insanlar sizden rahatsız olurlar. O zaman siz dinin ahlakını da yaşayamazsınız. dinin ibadetini yaşayamadığınız gibi. Çünkü dinin ibadetini yaşarsanız, ibadet etmeyenleri rahatsız etmiş olursunuz. Diyeceksiniz ya bu enteresan bir oldu. ben ibadet ederken başkasına nasıl rahatsız olur?
Evet senden rahatsız oluyor lan. Ve senin ibadet etmeni istemiyor. Yok ibadet etmeyeceksin. Sen ahlaklı durursan ahlaksız rahatsız oluyor senden. Diyor ki hayır böyle ahlaklı olmayacaksın ya bana benzeyeceksin. ahlaksız olacaksın. O yüzden burada başkalarıyla işim yok. Sizin üzerinizde konuşuyor. Siz dini, dini tekrar söylüyorum. İslam dinini sadece ibadet olarak görüyorsanız yanılıyorsunuz. İmanınız eksik kaldı. Kemali armeniz mümkün değil. Bunu sadece ahlak olarak görürseniz yanılıyorsunuz. Kemali armeniz mümkün değil. İslam dinini bir bütün olarak alacaksınız. Kur’ân-ı Kerim’in Türkçe’sini okuyun. Bakın tekrar söylüyorum. Açın okuyun. Meal olarak açıp okuyun. Meal olarak oturup hadîs okuyun.
Ve hayatınızı, düşünce sisteminizi, inanç felsefenizi âyet ve hadislere göre yönlendirin. Hiç Ahmet’e Mehmet’e göre bakmayın. Hatta daha ileri gideceğim sizler. beni daha iyi dinlemeyin. Evet net çıplak olarak âyet ve hadîs okuyun. Anlayamadığınız yerlere gidin imamların iştahatlerine bakın. İmamların kitaplarından okuyun. Hanefisiniz imam ağzından okuyun. Bak hanefisiniz imam ağzından okuyun. Takıldığınız yerlere. Bu nedir ibadetle alakalı? Açın imam ağzından okuyun. hukukla alakalı. Açın imam ağzından okuyun. nedir bireysel hukuk? Açın imam ağzından okuyun. Eğer takıldığınız yerlere. Ve göreceksiniz ki dünkü inandığınız din ile dünkü inandığınız dinin arasında fark var. Ve şunu göreceksiniz.
5. Bölüm
Aslında burada dahi aynıleşiyorsunuz. İslam dünyasının en büyük problemlerinden birisi aynıleşmesi. Cemaat farklarının aynıleşmesi. Cemaatlerin aynıleşmesi. Aile farklarının aynıleşmesi. Aynı şirkette çalışan insanlarının aynıleşmesi. Aynı topluluğu, aynı havayı teneffüs eden insanlarının aynıleşmesi. Ve içlerinde aykırılığın olmaması. Ailede aykırılık yok. İş yerinde aykırılık yok. Toplumda aykırılık yok. Cemaatın içerisinde aykırılık yok. Hiçbir yerde aykırılık yok. Aykırılığı olabilmesi için bir kimsenin ayrı bir düşünce, ayrı bir tarz olması lazım. bir kimsenin oradaki insanların içinden değişik bir düşüncesi olması lazım. Değişik bir fikir olması lazım. Değişik bir düşüncesi ve fikir olabilmesi için o kimsenin kendisini yetiştirmesi, okuması lazım.
Kendisinin geliştirmesi lazım. Okumadığına göre, geliştirmediğine göre o cemaatın içerisindeki insanlar da aynıleşecektir. Aynileştiği zaman o insanlar, oradaki o topluluğun yeni bir fikir üretmesi, yeni bir düşünce üretmesi, yeni bir jenerasyon üretmesi, yeni bir şey üretmesi, yeni bir hamle yapması mümkün değildir. Bu dergahda, evde, iş yerinde bütün her yerde vardır bu. Adamın işi aynıleşir. Mesela benim kendi özel işim aynıleşmiş vaziyette. Ben kendimi de eleştiriyorum bu noktada. Tekrar söylüyorum, benim işim aynıleşmiş vaziyette. Automotoya bağlanmış gibi, robot gibi al, getir, yap, sat, bu kadar. Aynileşmiş vaziyette. Ben şimdi koysam oraya 15 yaşındaki bir tane çocuk, o çocuk da benim işimi götürür.
Aynileşmiş vaziyette işim çünkü. Değişen bir şey yok. Ben buraya aynileştirmemek için mücadele ediyorum. Cemaatta aynileşiyor. Ya bütün soruların hepsine bakmış olsanız, 3 aşağı 5 yukarı hepsi de birbirine yakın sorularda. Her hafta soruların 3 aşağı 5 yukarısı değişmez içerik olarak. Aynileştiğinin resmidir. Kadınlarının sohbetine gittiğinde hala da kaşı aldırmak caiz mi değil mi? Saçı boyamak caiz mi değil mi? Tırnağı boyamak caiz mi değil mi? Aynileştiğinin resmi. Otursak buradaki cemaatin içerisindeki dini perspektifte sizin şahsi özgürlükleriniz nereye kadar hiç bilmiyorsunuz. Evli olanlar eşleriyle olan münasebetlerinde şahsi özgürlüklerinin nereye kadar olduğunu bilmiyorlar. Çocuklarınızla olan münasebetlerinde çocuğunuzun şahsi özelliği nereye kadar, özgürlüğü nereye kadar, sizin çocuğunuzun üzerindeki şahsi özgürlüğünüz nereye kadar bilmiyorsunuz.
Evet. Arkadaşlıklarınız da aynı, dostluklarınız da aynı. Bu komple bir aynileştirme programa. Bu sadece sizin üzerinizde değil, dünya üzerinde var bu. Mercedes fabrikasında çalışan işçinin aynileşmesi neyse buradaki Tovaş fabrikasında çalışan işçinin aynileşmesi de aynı. orada Alman da aynileşmiş, buradaki Türk de aynileşmiş. Oradaki Almanın da değişik bir şey düşünmeye, değişik bir şey fikretmeye, değişik bir şey yapmaya hakkı yok. Dönen çarkı bozar çünkü. Anında oradan işten atarlar, bir soruşturma tutarlar, bilmem ne yaparlar. Fırlatırlar atarlar Alman Hamsı. Mercedes fabrikasında öyle bir şey yapamaz o adam. Orada aynileşmiş sabahleyin saat dörtte kalkacak, yedi buçukta iş yerine varacak, yedi buçukta girecek, dört buçukta çıkacak.
6. Bölüm
Dört buçukta çıktığında aldığı parayı öbür büfede verecek. Onun düşünmeye, onun fikir üretmeye, onun herhangi bir şeyi, dünya üzerinde bir şeyi değiştirmeye, kendi hayatının üzerinde bir şeyi değiştirmeye müsaadeci yok. Hafta sonu olunca alacak hanımının çocuğunun çocuğunu, o bir tane bilmem kaç aylık taksitle aldığı arabaya binecek. Gidecek kocaman global şirketin, Mercedes’in, öbür ortanın alışveriş mağazasına arabasına oraya dayayacak. Bir haftalık yiyeceğini alacak, hazır gıdalarla beraber gelecek evine oturacak, pirasını içecek, maç seyretcek, yatacak, seks yapacak. Ondan sonra sabah da tekrar işine gidecek. Çocuklarını yine sistem başka bir yerden yetiştirecek diyecek, bu çocuğu ben yetiştireceğim senin, sen yetiştirmeyeceksin diyecek.
Çocuk doğacak, iki yıl sonra, üç yıl sonra götürecek kreşe, kreşle çocuk hamileşecek yine. Sistemin bir parçası gibi büyüyecek, sistemin parçası olacak. Sistem bunu alacak, oraya bir yere mont edecek, ne iş yapıyor, o da Mercedes fabrikasında civata sıkıyor. Sabahtan akşama kadar civata sıkacak. Akşam olunca çıkacak, tekrar gidecek, binecek arabaya, bira içecekse bira içecek, kafeye gidecekse kafeye gidecek, kahve içecek. O adam giden giderken ben yatacağım. Onun uyumama özgürlüğü yok. Onun yememe özgürlüğü yok. Onun içmeme özgürlüğü yok. Onun telefonla konuşmama özgürlüğü yok. Onun araba almama özgürlüğü yok. Onun ev almama özgürlüğü yok. Onun gizi almama özgürlüğü yok. Sizin de yok. Sizin de yok.
Benim de yok. Hiç buraya değişik kıyafet girmesi giriyor mu? Var mı değişik kıyafet girmesi? Yok. Benim evimde yemek de var, ekmek de var, su da var, içmek de var. Ama ben bugün yemedim. Var mı? Rahatsız olmadı müddetçe? Yok. Yok. Demek ki özgür değilsiniz. Demek ki bireysel özgürlük deneyici vermişsiniz. Ne kendinizi özgür zannediyorsunuz? Hayır. Özgür değilsiniz. En fakirinin evinde belki koltuk var mı şu anda? Var. Hadi almayın. Evlenecekseniz kız vermezler, evliyseniz hatun bırakıp gidersiniz. Siz ya kızı almak için alırsınız ya da hatun gitmesin diye evde tutarsınız. Özgürlüğünüz yok. Biz kaybediyoruz. Dini sadece ibadet olarak görmeyeceğiz. Çıkaracağız. İbadetten dışarı çıkaracağız. Sadece namaz kılmak değil.
Sadece namaz kılmak değil ve kendinizi özgürleştirin. Cep telefonunuzu kapatıp günlerce kapalı tutabiliyor musunuz kenarda? Telefonun fişini çekip koyabiliyor musunuz kenara? Arabanız var oldu halde kilitleyip hiç binmeyeceğim diye biliyor musunuz? 15 gün. Araba ile gitmeniz gereken yere yeğen gidebiliyor musunuz hiç? Yürüyebiliyor musunuz? Parasızlıktan değil, özgürlüğünüzden dolayı. Bakın parasızlıktan dolayı değil. Parasız olunca mecbunsuz olur. Ya diyeceksiniz ya bundan özgürlük olur mu? Ya bir deme bir olur bak kendini daha iyi hissedecek. Dini ibadetten çıkarın. Din bir düşünce sistemi başlangıçta. İnanış düşünmekle alakalı, kalple alakalı. Dini düşünce sistemi olarak algılayın. Düşünce sistemi olarak algılarsanız bazı şeyleriniz değişecek.
Hakkınızı helal edin inşâAllah. Cömertlik, cömürlük, edep ve tahsil gibi özellikler kişide hep vardır yoksa kişi belli bir zamanda bu huyları edinir mi? Ya normalde bunların hepsi ahlakla alakalı ve insanlar ahlaklarını güzelleştirdiler. Cömertlik de cömürlük de ahlaktır. Bir kimsenin normalde ahlakını güzelleştirir. Bu noktada bir problem yok. Bakara 10, kalplerinde hastalık vardır. Allâh hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylemeye geldikleri için onlara evvel bir cezaf vardır. Her yalan kalpteki hastalığı artırıyor mu? Bu normalde bu âyet-i kerime kafirlerle alakalı. Bu normal yalanla alakalı değil. Onlar Allâh’ı inkar ettiler. O yüzden Cenâb-ı Hak diyor ki onlar yalan söylüyorlar. O yüzden hastalıklarını Allâh artırdı.
İnkarcılarla alakalı. Onlara bunların cennet birbirlerini hızlık olarak verildiğinde bir daha önce hızlıklandığım bu daha önce hızlıklandığınızdır derler. Cennetin birbirini oraya gitmeden tadılır mı tadılır. Cenâb-ı Hak Musa Aleyhisselâm’ın kavminen tattırdığı gibi. Üç ihlas bir Fatiha şerif. Âmîn. Lâ ilâhe illâllah. Fatiha. Âmîn.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube