Mustafa Özbağ Efendi, 15 Ocak 2011 tarihli bu Karabaş-ı Velî Tekkesi sohbetinde yolun Kur’ân ve sünnet olduğunu, hiçbir tarikat veya cemaatin tek başına kurtuluş kapısı olmadığını, Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri’nin hidâyetine tâbi olmanın gerekliliğini anlatmaktadır. Sohbette ayrıca “Kişi sevdiğiyle beraberdir” hadîsinin derinliği, helâl gıdânın insan ahlâkına etkisi, duânın kaderi değiştirmek için değil kulluğu göstermek için olduğu ve Mesnevî’den Dâvûd aleyhisselâm ile öküz hikâyesi üzerinden hakîkat erbâbının önemi ele alınmaktadır.
Kur’ân: Yol Kur’ân ve Sünnettir
Bütün insanlar ister kabul etsin ister etmesin Allah’ın kuludur. Mü’min, Allah’a kul olduğunun idrâkinde olan kimsedir. Kendine bir kapı arıyorsan Muhammed Mustafa’nın hidâyetini kendine kapı et; kendine bir yol arıyorsan Muhammed Mustafa’nın yolunu kendine yol et. Bunun hâricinde kapı ve yol olarak gördüğün her şey bâtıldır; seni selâmete erdirmez, sükûnete erdirmez.
Birileri “bizim yolumuza gelin” diyorsa bu çok uygun bir davranış değildir. Çağırılacak olan, tavsiye edilecek olan, tebliğ edilecek olan yol Kur’ân ve sünnettir. Kim Kur’ân ve sünnete sıkı sıkıya yapışırsa felâha kavuşur, kurtuluşa kavuşur. Kur’ân ve sünnete uymayanlar dalâlete, bataklığa, sapkınlığa giderler.
İsmini Mevlevî diyebiliriz, Kâdirî, Rufâî, Bektâşî, Nakşibendî diyebiliriz; Nurcu, Süleymancı da koyabiliriz. Ama bir kimse “benim yolum doğru, buraya gel” derse yanlıştır, eksiktir. Bütün deliller Kur’ân ve sünneti anlatmak zorundadır. Doğru olan Kur’ân’a tâbi olmaktır; doğru olan Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri’nin hidâyetine tâbi olmaktır.
Bütün güneşler batar, Muhammed Mustafa’nın güneşi batmaz. Bütün kitaplar eskir, Kur’ân eskimez. Kur’ân’ı tefsîr edenler geçer, Kur’ân geçmez. Her gün yeniden Kur’ân taze doğuyor; her gün Muhammed Mustafa’nın hidâyeti yeniden taze doğuyor.
Hazret-i Mevlânâ’nın dediği gibi: “Dün dündür, dün geçti cancağızım.” Dünkü anlayışında duruyorsan zarârdasın, dünkü fikrindeysen zarârdasın. Her gün Kur’ân-ı Kerîm’in meâlini oku, her gün bir hadîs oku — istersen aynı hadîsi binlerce kez oku, binlerce kez ayrı bir anlayışa sâhip olacaksın.
Kişi Sevdiğiyle Beraberdir
Hazret-i Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri’ne bir sahâbî ağlayarak gelir: “Yâ Resûlallah, ümit ediyorum ki cennetlik olacağım. Ama orada seni göremem diye üzülüyorum; senin aynı katta olamam.” Allah’ın Resûlü buyurur: “Kişi sevdiğiyle beraberdir.”
İnsanlar gerçekten sevdikleriyle beraberdir. Gıybeti seven gıybette, dedikoduyu seven dedikoduda, futbolu seven futbolda, kafeyi seven kafede, avı seven avdadır. İnsan sevdiğinden keyif alır; sevmediğinden keyif almaz. Neyi seviyorsanız o sizin yolunuz, kimliğiniz, kişiliğiniz ve renginizdir.
O hâlde yol arama; yol sensin. Bak içine, içinde yolunu gör. En çok sevdiğin Allah ise, Allah buyurmuştur: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân, 3/31). Allah, Muhammed Mustafa’ya uymayı kendine uymak olarak görmüş, Muhammed Mustafa’yı sevmeyi kendisini sevmek olarak görmüştür.
Helâl Gıdâ ve Doğal Yaşam
Hazır gıdâ, hazır içecek, hazır konserve — bunların hepsi insanları aldatmak için üretilen şeylerdir. Kola içenlerin kültürleri ve ahlâkları birbirine benzer; cips yiyenlerin, yolda sandviç atıştıranların kimliği aynı kalıba girer. İnsan yediğinden etkilenir, içtiğinden etkilenir.
Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri yazın yazlık yemiş, kışın kışlık yemiştir. Yerli mevsim ürünü bittiğinde bir daha almamak, serada yetişen hormonlu ürünlerden uzak durmak, tohumları kendi üretmek gerekir. İnsanların ahlâkı bozulduysa yedikleriyle de ilgisi vardır; yiyeceği bozuk olanın ahlâkı da bozulur, giyeceği bozuk olanın yaşantısı da bozulur.
Kadınlar çocuklarınıza hazır gıdâ ikrâm etmeyin; erkekler evlerinize hazır yiyecek almayın. Natürel yaşayın, otantik yaşayın. Evde şerbet yaptırın, yoğurt yaptırın, ayran yaptırın — ahududu şerbeti, demirhindi şerbeti, ıhlamur, zencefil, nane, kekik… Dikkat edin yediğinize, içtiğinize; o sizin önünüze çıkar.
Dua ve Kader: Kulluk Göstergesi
Biz yarınımızın ne olacağını bilmiyoruz. Yarının ne olacağını bilen bir kimse zâten Allah’a dost olmuştur; o, O’ndan râzıdır, O da ondan râzıdır. Yarını bilmiyorsak dua edelim — ama duânın mâhiyetini anlayalım.
Kulluğumuzu göstermek için dua ederiz. Yalvarışımız O’na kulluğumuzu göstermek içindir. Yakarışımız O’na muhtaçlığımızı göstermek içindir. Fakirliğimizi, aczimizi O’nun önüne sermek içindir. Duâmız kaderi değiştirmek için değil, başımıza geleni değiştirmek için değildir.
O’ndan her ne geldiyse başımız gözümüz üstüne. O bize iyi göndermiştir, hayır göndermiştir, tatlı göndermiştir, güzel göndermiştir. Biz O’ndan geleni nasıl değiştirmeye kalkacağız? “Yâ Rabbî, bize âfiyet ver, bize hidâyet ver, biz senin kulunuz, âciziz, fakiriz” — şikâyet değil, kulluk budur.
Başınıza gelenden şikâyet etmeyin. Allah’a mağfiret dileyin, Allah’a hamd edin. Ölen ölecek, kalan kalacak; hastalık gelecek, belâ gelecek, musîbet gelecek, dert gelecek — ama bu senin zenginliğin olsun, tadın olsun, lezzetin olsun. Dolu dolu yaşa.
Hakîkat Erbâbı: Mesnevî’den Dâvûd (a.s.) ve Öküz Hikâyesi
Dâvûd aleyhisselâm zamanında genç bir delikanlı gece gündüz yalvarır, yakarırdı: “Yâ Rabbî, bana zahmetsiz rızık gönder. Senin fazlın geniş; ben hiçbir iş yapmayayım, sen bana kendinden rızık gönder.” Arkadaşları, komşuları onunla alay ederlerdi: “Çalışmadan rızık mı olur?”
Bir gün çocuk hücresinde dua ederken kapıdan bir öküz girer. Çocuk ellerini açar: “Yâ Rabbî, duâmı kabul ettin!” Bismillah çekerek öküzü keser, şükür namazı kılar. Tam namazı bitirirken öküzün sâhibi gelir: “Benim öküzümü nasıl kesersin!” Çocuk: “Rabbim gönderdi, bu benim hakkım” der. Mesele Dâvûd aleyhisselâma götürülür.
Dâvûd aleyhisselâm gece Rabbine münâcaat eder. Sabah hükme oturur ve öküz sâhibine: “Bütün malını mülkünü bu gence bağışla” der. Adam feryâd eder: “Bu nasıl adâlet!” Dâvûd aleyhisselâm hakîkati açıklar: “Bu adam, gencin babasının yanında köleydi. Babasının câriyesiyle zinâ etti. Suçunu örtmek için gencin babasını şu ağacın dibinde katletti. Üstelik ismi yazılı bıçağını orada unuttu.”
Mezar açılır, kemikler ve adamın ismi yazılı bıçak bulunur. Gerçekte kesilen öküz, gencin kendi babasının — dolayısıyla kendisinin — öküzüymüş. Bunu ancak hakîkat erbâbı bilir; ancak “kanalı değişik olanlar” diğer kanallardan haber verirler.
Var git bir hakîkat erbâbı bul. Onun önünde diz çök. Tövbe ve mağfirette dur. Rabbini zikret, ona tâbi ol, yürü. O senin işini ayarlasın. Ama ona tâbi ol, ona teslim ol, onu dinle. Verdiğin sözü tut, yapma dediğini yapma, gitme dediğine gitme.
Ruhlar Âlemi ve Tanışma
Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri buyurur: “Ruhlar âleminde birbirleriyle tanışanlar, sevişenler, bu dünyada da birbirleriyle tanışırlar, sevişirler.” Cenâb-ı Hak mâneviyâtınızı açarsa bundan haberiniz olur. Bakarsınız sırada tanışacak olduklarınız var; rüyâlarda, mânâ âleminde görürsünüz. Ama bunu anlamak için kanal değiştirmek lâzım — mevcut dünya kanâliyle olmuyor.
Soru ve Cevaplar
Sefer Ayının Uğursuzluğu
Böyle bir şeyin hiçbir alâkası yoktur. Hiçbir ay uğursuz değildir.
Diş Dolgusu ve Gusül Abdesti
İmâm Muhammed ve İmâm Yûsuf’un fetvâsı vardır: Diş dolgusu gusül abdestine mâni değildir, câizdir.
Gözler Kapalı Namaz
Bir kimse namazın farzlarını yerine getiriyorsa “senin namazın kabul değil” demek Allah’lık yapmak demektir. Namazı kabul edip etmediğine hükmetmeyin. Birisi dînî bir mesele sorarsa biliyorsanız hükmedersiniz, bilmiyorsanız susarsınız.
Şehîtlik
Suda boğulanlar, ateşte yananlar, hastalıktan ölenler, vebâdan ölenler, karın ağrısından ölenler, depremde ölenler şehît hükmündedir. Hadîs-i şerîfle sâbittir. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri buyurur: “Genişletin, daraltmayın.”
Hamamlar
Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri: “Siz içlerinde hamam adı verilen yerler bulunan beldeler fethedeceksiniz. Oralardan uzak durun.” Ama evinde banyo yapamayacak noktadaysa, yolcuysa, şifâ için ihtiyâcı varsa hamama gidebilir.
Kaynakça
Âyet-i Kerîmeler
- Âl-i İmrân Sûresi, 3/31 — “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.”
- Âl-i İmrân Sûresi, 3/31 — Sebeb-i nüzûlü: Hristiyan ve Yahudilerin “Biz de Allah’ı seviyoruz” iddiâlarına cevap
- Enfâl Sûresi, 8/17 — “Sen atmadın, Allah attı.”
- Mâide Sûresi, 5/3 — “Bugün sizin dîninizi tamamladım ve din olarak size İslâm’ı seçtim.”
Hadîs-i Şerîfler
- “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96; Müslim, Birr, 165)
- “Ruhlar âleminde birbirleriyle tanışanlar bu dünyada da tanışırlar.” (Buhârî, Enbiyâ, 2; Müslim, Birr, 159)
- “Her devirde kırk abdâl vardır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned; Taberânî)
- Hamamlar hakkındaki hadîs — “İçlerinde hamam bulunan beldeleri fethedeceksiniz, oralardan uzak durun.” (Tirmizî, Edeb)
- Şehîtlik hadîsi — suda boğulan, ateşte yanan, vebâdan ölen, karın ağrısından ölen (Buhârî, Cihâd, 30; Müslim, İmâre, 164)
- “Genişletin, daraltmayın.” (Buhârî, İlim, 12; Müslim, Cihâd, 6)
Tasavvufî Kaynaklar
- Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf — Dâvûd (a.s.) ve öküz hikâyesi (Defter III)
- Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî — “Dün dündür, dün geçti cancağızım” sözü
- Kuşeyrî, er-Risâle — Tasavvuf usûlü
Fıkhî Kaynaklar
- İmâm Muhammed ve İmâm Ebû Yûsuf — Diş dolgusu ile gusül abdestinin geçerliliği fetvâsı
- Hanefî-Şâfiî mezhep farklılıkları — Gusülde niyet meselesi
Sohbetin Özeti
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbetinde tek doğru yolun Kur’ân ve sünnet olduğunu, hiçbir tarikat, cemaat veya şahsın Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem Hazretleri’nin hidâyetinin yerine geçemeyeceğini vurgulamıştır. “Kişi sevdiğiyle beraberdir” hadîsinin ışığında insanın neyi seviyorsa onunla beraber olduğunu, Âl-i İmrân 3/31 âyetiyle Allah’ı sevmenin Peygamber’e uymaktan geçtiğini anlatmıştır. Helâl ve doğal gıdânın insan ahlâkını doğrudan etkilediğini, hazır gıdâlardan uzak durulması gerektiğini öğütlemiştir. Duânın kaderi değiştirmek için değil kulluğu göstermek için olduğunu, başa gelenden şikâyet etmeyip hamd edilmesi gerektiğini ifâde etmiştir. Mesnevî’den Dâvûd (a.s.) ve öküz hikâyesiyle hakîkat erbâbının önemini, zâhirin ötesini görmenin ancak mânevî bir rehberle mümkün olduğunu anlatmıştır.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Hakîkat, Sünnet, Şükür, Hamd, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı