Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tasavvuf — Sayfa 34

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tasavvuf(5877) — Sayfa 34/60

Bu söz avama söylenmiş bir sözdür — Yûnus’un hâliyle hâllenenler için geçerli midir?

Hayır. Bu söz avama söylenmiş bir sözdür — Yûnus’un hâliyle hâllenenler için geçerlidir. Yûnus Emre namâzdan başını kaldırmayan bir kimsedir. Bu sözü namâzsızlığını örtmek için kullanan kimse doğru sözü yanlış yerde kullanmıştır. Hâsın gönlü yoktur — gelen ezer, giden ezer. Peygamber Efendimiz bile hiç "Gönlümü kırdınız" dememiştir. Kırılacak gönlü olanın aşk meydanında işi yoktur.

Allah’ın Âdem’i kendi sûretinde yaratması ne anlama gelir?

Cenâb-ı Hak hadîs-i kudsîde "Allah Âdem’i kendi sûretinde yarattı" buyurmuştur. Âdem’i kendi sûretinde yaratınca âlemi de Âdem’in sûretinde yaratmıştır. Tesbih tanesi gibi geriye gidildiğinde âlem de Hakk’ın sûretindedir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (18 Şubat 2012) — Hakk’ın Varlığı Âdem’dedir, Ene

Şeytan bu sırrı bildiğinden dolayı ne olur?

Şeytan, Âdem üzerindeki tecelliyâtı ve Hakk’ın sırrını gördü; o yüzden ezelden beri gam ve mâtem içindedir. Efendi sormuştur: "Peki biz şeytanla olan noktada neredeyiz? Yaptığımız davranışlarla şeytanla mı kol kolayız, Hak ile mi?" Bu soruya Nesîmî’nin çok ağır bir cevabı vardır: "Bu sözü fehmetmeyen Âdem’de var" — yani bu hakikatleri anlamayan davar gibidir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (18 Şubat 2012) — Hakk’ın Varlığı Âdem’dedir, Ene

İnsandaki her şeyin âlemde ne varsa insanda var olması ne anlama gelir?

Nesîmî’nin "Her ne yerde gökte var Âdem’de var" beytini açıklayan Efendi, kâinattaki her maddenin insanda mevcut olduğunu belirtmiştir. Ayda, güneşte, Mars’ta hangi madde varsa insanda vardır; ağaçta, böcekte, kuşta, balıkta ne varsa insanda mevcuttur. Çünkü Allah hiçbir şey yokken bir şey yaratmış, o bir şeyden bütün âlemi var etmiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (18 Şubat 2012) — Hakk’ın Varlığı Âdem’dedir, Ene

İmâm-ı Âzam’ın "şey" kavramı ne anlama gelir?

İlk yaratılan varlığa isim koymanın mümkün olmadığını, İmâm-ı Âzam Hazretleri’nin ona "şey" dediğini belirtmiştir. 1400 yıldan beri bütün varlık bilimcileri ve filozoflar, işin içinden çıkamadıkları konulara "şey" demektedirler. İslâm varlığın başlangıcına "şey" demiş, ondan sonra her şeyi açıklamıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (18 Şubat 2012) — Hakk’ın Varlığı Âdem’dedir, Ene

Batı felsefesi İslâm tasavvufu karşısında nasıl bir durumdadır?

Batı felsefesinin İslâm tasavvufuna döndüğünü, cevapları sûfizmde aradığını söylemiştir. İbn Arabî, Mevlânâ, Gazâlî gibi İslâm entelektüellerinin felsefî meselelere çözüm sunduğunu belirtmiştir. Ancak Batı’nın Gazâlî’den özellikle kaçındığını, çünkü Gazâlî’nin Sokrat dahil bütün Batı filozoflarını çürüttüğünü, hiçbir yerde Gazâlî kürsüsü olmadığını ama Fârâbî, İbn Arabî ve Mevlânâ kürsülerinin bulunduğunu ifade etmiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (18 Şubat 2012) — Hakk’ın Varlığı Âdem’dedir, Ene

Enel Hak meselesi ne anlama gelir?

Yûnus Emre’nin "Nice kim ben beni bildim, Hakk’ı buldum; Hakk’ı bulunca korkum gitti, korkudan kurtuldum" sözünü okuyan Efendi, Enel Hak meselesini detaylı biçimde açıklamıştır. Muhammedî sûfîlerin içerisinde "Enel Allah" diyen hiç yoktur; olan şey Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlanmaktır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (18 Şubat 2012) — Hakk’ın Varlığı Âdem’dedir, Ene

Sıfat tecellîsi ile zât tecellîsi arasındaki fark nedir?

Allah’ın el-Velî ismi bir kulun üzerine tecellî ederse ona velî deriz; el-Âlim ismi tecellî ederse âlim deriz. Sıfatların tecelliyâtı zâtın tecelliyâtı değildir. Görmek, duymak, tutmak zât değildir, zâtın sıfatıdır. "Enel Hak" diyen, zâtın tecellîsini değil sıfatın tecellîsini yaşamaktadır. "Ben Allah’ım, ben Tanrı’yım" diyen ya meczuptur ya da yalancıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (18 Şubat 2012) — Hakk’ın Varlığı Âdem’dedir, Ene

Allah’ın zâtı ne demektir?

Allah’ın zâtı yer, zaman, mekândan münezzehtir. Zâtı hakkında tefekkür haramdır. Zât noktasında konuşanlar haddi aşanlardır ve câhildirler. Tasavvuf bu noktada sonsuz bir ilimdir; ancak sıfat tecellîsi ile zât tecellîsi arasındaki farkı bilmek şarttır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (18 Şubat 2012) — Hakk’ın Varlığı Âdem’dedir, Ene

İbn Arabî’nin Malatya hikâyesi ne anlama gelir?

İbn Arabî’nin Malatya’ya geldiğinde şehir eşrâfının kendisine küçük bir köşk hediye ettiğini, hemen ardından kapıyı bir dilencinin çaldığını ve İbn Arabî’nin köşkün anahtarını "Az önce bana hediye etmişlerdi" diyerek dilenciye verdiğini aktarmıştır. "Her şey O’nun — hadi getirin tapularınızı" diyerek hakiki mülk sahibinin Allah olduğunu vurgulamıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (18 Şubat 2012) — Hakk’ın Varlığı Âdem’dedir, Ene

Sûfî gelenekte ölüm ne ifade eder?

Sûfî gelenekte ölüm, bedenin kendini tüketmesi değil, insanı oluşturan unsurların — nefis, akıl, can, ruh — birbirinden ayrışarak öze dönmesidir. Kişisel niteliklerin yok olması, ezelî mâşuk ile âşık arasındaki perdenin ortadan kalkmasıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (11 Şubat 2012) — Ölüm Felsefesi, Âşık İçin Vusla

Ömer Hayyâm’ın Rubâîsinin tasavvufî yorumu nedir?

Hayyâm’ın "Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok / Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok / Sabahlar, akşamlar, sevişler, tasalar yok / Ben düşündükçe var dünyanın, ben yok, o da yok" dörtlüğünü ele alan Efendi, buradaki "ben’in Hayyâm’ın kendi benliği değil, Allah’ı bilen akıl olduğunu açıklamıştır. Eğer Allah’ı bilen yoksa Allah’ın varlığının — kendi içindeki sonsuz anlama rağmen — o anlamı tanıyan bir varlık olmadıkça bir mânâsı olmayacağını söylemiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (11 Şubat 2012) — Ölüm Felsefesi, Âşık İçin Vusla

İnsân-ı Kâmil ve varlığın anlamı nedir?

Hayyâm’ın rubâîsine dönerek "İnsan hanîfe, insan ism-i a’zam, insan sıfatların tecellî ettiği mekândır" demiştir. İnsan olmayınca gülün, bahçenin, dünyanın, âhiretin, varlığın hiçbir anlamı yoktur. Allah bilinmeyi sevmiş ve tanınmak-bilinmek için insanı yaratmıştır; O’nu bilecek ve tanıyacak olan ancak insân-ı kâmildir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (11 Şubat 2012) — Ölüm Felsefesi, Âşık İçin Vusla

Muhyiddîn İbn Arabî’nin insân-ı kâmil görüşü nedir?

Muhyiddîn İbn Arabî’nin "En son insân-ı kâmildir; onun nefesi bittiğinde yerine bir daha kutbü’l-aktâb tayin edilmediğinde kıyâmet kopar" görüşünü aktararak, kıyâmetin hakiki sebebini insân-ı kâmilin yokluğuna bağlamış ve sohbeti tamamlamıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (11 Şubat 2012) — Ölüm Felsefesi, Âşık İçin Vusla

Muhyiddîn Arabî’nin Âdem faslında anlatılan hakîkat nedir?

Allah, kendisini tanıyacak Âdem âlemini yaratmıştır. Ancak "Âdem yok iken ben var idim" hadîsiyle peygamberlik âleminin Âdem âleminin üstünde olduğu anlaşılır. İslâm’da Tanrı yer değiştirmez; insan öyle bir makâma yükselir ki Allah ile konuşur — bu, diğer inanışlardaki yer değiştirme anlayışının çok ötesindedir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Ahlâkı, Nefisten Geçmek v

Peygamber vârisi olan velîlere de dervişlerin amelleri arz olunur mu?

Evet. Tasavvuf öğretisinde büyüklerimiz, gerçek mânâda velî olan bir zâta, biat edenlerin durumlarının ve amellerinin zaman zaman hâl âleminde gösterildiğini söylemişlerdir. Abdullah Efendi Hazretleri bunu teyit etmiştir. Kimine rüyâsında, kimine zikir hâlinde, kimine gözü açıkken tecelliyât olarak gösterilir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Ahlâkı, Nefisten Geçmek v

Sûfîlik nefisten geçmek midir?

Evet. Sûfîlik, helâl dâirede karşılaşılan zorluğu yalayıp yutmaktır. Üşümeyi, açlığı, yorgunluğu tercih etmek; kardeşini kendine tercih etmek; sevap beklemeden, mükâfat ummadan güzel ahlâkın temsilcisi olmaktır. "Yürü" dendiğinde ne tarafa diye sormadan yürümek, fedâkârlık yapanlardandır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Ahlâkı, Nefisten Geçmek v

Hallâc-ı Mansûr’un kestirmesi ve Hermes’in sözü ne anlama gelir?

Hallâc-ı Mansûr yolun kestirmesini söyler: "Allah’ı tanımak istiyorsan, bana bak; bendeki işâretlere bak." Hermes Trismegistos’un sözü de aynı hakîkate işâret eder: "Tanrıyla yaşamak mı istiyorsun? Öyleyse Tanrı gibi saf ve mükemmel ol." Bu saflığın yolu nefisle mücâdele, kötülüklerden uzak durma ve tövbedir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Ahlâkı, Nefisten Geçmek v

Fusûsu’l-Hikem’den Âdem Faslı ne anlama gelir?

Muhyiddîn Arabî Hazretleri der ki: Allah, kendisini tanıyacak ve bilecek olan Âdem âlemini yaratmıştır. Hindu felsefesinde Nirvanâ’nın Samsara’ya dönüşmesi — yani Tanrı’nın insanlaşması — kavramıyla karşılaştırıldığında İslâm anlayışında temel bir fark ortaya çıkar: İslâm’da Tanrı yer değiştirmez; insan öyle bir hâle gelir ki Allah ile konuşur. Bu, yer değiştirmenin daha üstündedir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Ahlâkı, Nefisten Geçmek v

Sûfînin ahlâkının temsilcisi olmak nedir?

Sevap beklemeden, mükâfat ummadan güzel ahlâkın temsilcisi olmak — sûfîlik budur. Sûfî üşümekten korkmaz, "acıktım" demez, "uykum geldi" demez, "nerede yemek yiyeceğiz" diye sormaz. Ona "yürü" dendiğinde ne tarafa yürüyeceğini bile sormaz; yürümeye başlar. Sorarsa "otur, sen yürüme" denir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Ahlâkı, Nefisten Geçmek v

Sûfînin ahlâkının fedâkârlık yapanlar ne anlama gelir?

Sûfîlik, helâl dâirede bir zorluk varsa zorluğu yalayıp yutmaktır. Dışarısı soğukken misâfirlere yer vermek için çıkanlar — onlar fedâkârlık edenlerdir, nefsinden geçenlerdir. Sûf1 üşümekten korkmaz, "acıktım" demez, "uykum geldi" demez, "nerede yemek yiyeceğiz" diye sormaz. Ona "yürü" dendiğinde ne tarafa yürüyeceğini bile sormaz; yürümeye başlar. Sorarsa "otur, sen yürüme" denir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Ahlâkı, Nefisten Geçmek v

Uzak Doğu felsefesinde bahsi geçen ‘iyi ahlâk’ ve ‘bilge’ tanımlarıyla tasavvuf’taki ‘mürşid-i kâmil’ tanımındaki iyi ahlâk tanımları aynı mıdır?

Bir metafor kullanayım: Kuru fasulye her yerde fasulyedir, ama hiçbir milletin fasulyesi birbirine benzemez. Her toplumun kendi kültürel birikimine göre kavramlara yüklediği anlam ve içerik farklı farklıdır. ‘Aynıdır’ demek yanlış olur, eksik olur. Benzer tarafları olabilir. Ama bütün gelenekler, bütün medeniyetler birbirinden etkilenmiştir — kavramlarda benzerlikler vardır ama biraz yakından bakıldığında niyet önemlidir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (27 Şubat 2011) — Tîn Sûresi Tefsîri, Îmân ve Güv

Gıybet, dedikodu ve iftirâ aileleri, cemâatleri, dergâhları yıkan en büyük âfet midir?

Bu sohbet, nasihatin önce kendi nefsimize olması gerektiğinden gıybetin zinâdan daha şedit olduğuna, tasavvufun ahlâkta ışık olmak anlamına geldiğinden İslâm’ın yasakları azaltan bir din olduğuna kadar geniş bir yelpazede ele alınmıştır. Derviş her akşam kendini hesaba çekecek, görmediğini hükmetmeyecek, duyduğunu aktarmayacak. Gıybet, dedikodu ve iftirâ aileleri, cemâatleri, dergâhları yıkan en büyük âfettir. Sohbetin temel mesajı: nasihat önce kendine, tasavvuf ahlâkta ışık olmak, gıybet ve dedikodudan uzak durmaktır.

Kaynak: 54. Dergâh Sohbeti — Nasihat Önce Kendine, Gıybet ve Ahlâkta Işık Olmak

Tasavvuf nedir ve ne anlama gelir?

Tasavvuf ahlâkta ışık olmaktır. Aşkta ışık olmaktır. Allah’a bağlılıkta ışık olmaktır. Resûlullah Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin terk edilmiş sünnetini ihyâ etmekte ışık olmaktır. Herkes gıybet ederken biz etmeyeceğiz. Herkes iftirâya düşerken biz düşmeyeceğiz. İnsanlar birbirlerinin gözlerini oyarken biz oymayacağız.

Kaynak: 54. Dergâh Sohbeti — Nasihat Önce Kendine, Gıybet ve Ahlâkta Işık Olmak

Zikrullahtan kasıtlı kaçmanın hükmü nedir?

Bir kimse zikrullahı sevmiyor, zikrullah meclislerinden kaçıyor ve kasıtlı olarak zikrullah başladığında çekip gidiyorsa Allah’ın laneti onun üzerine olur. Ama vardiyası var, işi var, belli bir saatte bir yere gidecekse — gönlü burada olduğu hâlde — on dakikalığına bile sohbet dinleyen, iki kere "Allah" diyen kimseye lânet değil rahmet edilir.

Kaynak: 57. Dergâh Sohbeti — Saygı, Cömertlik, Sıla-i Rahim ve Gelin-Kaynana

Dervişlikte alttan almak ve sınırlar neden önemlidir?

Dervişlik yapıyoruz diye herkesin her hakaretine katlanmak gerekmez. Karşıdaki insan dervişliği anlamıyorsa, seni korkak, kimliksiz, kişiliksiz görüyorsa — ârif olan cevherini boş yere saçmaz. Avâma, dervişlikten anlamayacak kimseye şerîat dâiresinden davranmak abes olmaz.

Kaynak: 57. Dergâh Sohbeti — Saygı, Cömertlik, Sıla-i Rahim ve Gelin-Kaynana

Fenâ fillah ve bekâ billah nedir?

Fenâ fillah, Allah’ta fânî olmaktır — kişinin kendi benliğinden, nefsinden geçip Allah’ın sıfatlarında erimesidir. Bekâ billah ise Allah ile bâkî olmaktır — o fânîlikten sonra Allah’ın irâdesiyle var olmaya devam etmektir.

Kaynak: 57. Dergâh Sohbeti — Saygı, Cömertlik, Sıla-i Rahim ve Gelin-Kaynana

Dergâh Âdâbı ve Boyun Kesmek nedir?

Dergâha giren derviş sağ baş parmağını sol baş parmağının üzerine koyar ya da elini kalbine koyar. Kâdirîler ve Rufâîler kalbine el koyarak boyun keserler. Bu, "Kalbimde Allah sevgisinden başka bir sevgi kalmadı, boynumu büktüm, bu dergâhın öğretimini kabul ediyorum" demektir.

Kaynak: 60. Dergâh Sohbeti — İman, Aldatan Bizden Değildir ve Dergâh Âdâbı

Talebeliğin Üç Şartı nedir?

Talebelikte üç temel esas vardır. Birincisi edeple dinlemek, öğrenmek ve öğrendiklerini hayata geçirmek. İkincisi öğrendiklerle amel etmek — namazını kılmak, ibâdetine devam etmek. Üçüncüsü bu ilmi emanet bilip başkalarına ulaştırmaya çalışmaktır. Talebe olarak ilim yoluna devam edenlere Cenâb-ı Hak iki büyük nimet verir: Birincisi nerede olursa olsun Allah’ın himâyesinde olur. İkincisi nerede vefat ederse şehitlerle beraber haşrolur — çünkü zikrine devam ederek nefisle mücâdele etmek de bir nevi şehâdettir.

Kaynak: 61. Dergâh Sohbeti — Zikir, Selâmlaşma, Talebelik ve Tarikatların Hizmeti

Takvâ ve Allah’tan Korkmak nedir?

"Ve’ttekullâhe ve yuallimukumullâh" — Allah’tan ittikâ ederseniz, Allah sizi gece gündüz okuttur, yedirir, içirir, muhabbet eder. Allah’tan korkmak demek, Allah’ın emirlerinden uzak kalmak sûretiyle nimetlerinden mahrum olmaktan korkmak ve yasaklarını yapmaktan korkmaktır.

Kaynak: 61. Dergâh Sohbeti — Zikir, Selâmlaşma, Talebelik ve Tarikatların Hizmeti

Merhamet Hadîsi: İrham Turham nedir?

"İrham turham" — Merhamet et, merhamet olunursun. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurur: "İnnemâ buistu muallimen — Ben ancak hayır muallimi olarak gönderildim." İnsanlara merhamet etmek, hayır öğretmek Peygamber Efendimiz’in asıl vazîfesidir ve bu vazîfe her mümine de emanet edilmiştir.

Kaynak: 61. Dergâh Sohbeti — Zikir, Selâmlaşma, Talebelik ve Tarikatların Hizmeti

Tarikatların Hizmeti nedir?

Tarikatlar olmasaydı bir çok yerde İslâm’ın ismi kalmazdı. Rusya’da, Sibirya’da, Hindistan’da, Filipinler’de — tarikatlar İslâm’ın korunmasında ve yayılmasında büyük hizmet etmişlerdir. Hazret-i Hâlid bin Velîd’in torunlarından mübarekler Sibirya’ya 600 kişi göndermişler, 500’ü şehit edilmiş, 100’ü kalmış — ama İslâm orada yaşamaya devam etmiştir. İstanbul’daki şeyhler, âlimler evlere gider, sohbetler yapar, zikir halkaları kurar, günahkâr insanları terbiye ederlerdi. Bunlar tekkeleri kapatılmış, şeyhleri asılmış, dervişleri asılmış olmasına rağmen devam etmişlerdir. Bir şeye bile bile asılmayı göze alarak devam eden insanların bu ısrarına bakmak lâzımdır.

Kaynak: 61. Dergâh Sohbeti — Zikir, Selâmlaşma, Talebelik ve Tarikatların Hizmeti

Himmet nedir?

Himmet, bir kimseye destek olmak, yardımcı olmak, onun önünü açmak, elinden tutmak demektir — Allah’ın izniyle. Himmet mânevî bir destektir ve edep, ahlâk, iman, Kur’ân, zikir, sünnete sadık olmakla beraber gelir.

Kaynak: 62. Dergâh Sohbeti — Kader, Haramlarla İlişkiyi Kesmek, Tövbe ve Zikrullah

İtikaf ve çile arasında nasıl bir ilişki vardır?

Tasavvufta itikaf çile hükmündedir. Bir kimsenin mânevî yükselişine, derinliğine, genişliğine sebep olacak ibâdetlerdendir. Bir günlük veya birkaç günlük itikaf programları kalplerin temizlenmesine, ruhun yükselmesine vesîle olur.

Kaynak: 65. Dergâh Sohbeti — Ortadoğu, Deccâliyet, Tarikat ve Uyanış

Melâmîlik nedir?

Melâmîlik, bir kimsenin mânevî olarak kendisinde bir makam görmemesi, şerrini meydana çıkarıp hayrını gizlemesidir. İnsanlar genellikle tersini yapar: hayırlarını meydana çıkarır, şerlerini gizlerler. Melâmîler ise hayırlarını gizlemeyi öyle bir noktaya taşımışlar ki bir kısmı farzlarını bile gizlemeye çalışmış, camide kılmamış, oruçlu olduklarını göstermemişlerdir.

Kaynak: 68. Dergâh Sohbeti — Namazda Kıyafet, Melâmîlik, Ticaret Ahlâkı ve Siyâset

Bir kimse tarîkata girme sebebi kendisini disiplin etme isteği midir?

Bir kimse tarîkata girme sebebi kendisini disiplin etme isteğidir. "Ben disiplinli bir şekilde dînimi yaşayacağım" deyecek ve o disiplin üzerine gidecek. O disiplini bozucu etkenlerden, düşüncelerden, hâllerden uzak duracak. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in en önemli özelliklerinden birisi disipliniydi. Hz. Âişe vâlidemiz: "O’nun ameli güzeldi ve sürekliydi" diye karşılık verdi. Peygamber bir ibâdet yapıyorsa onu gücünün yettiğince sürekli yapardı. Başka bir hadîs-i şerîfte: "Az ama devamlı ibâdet Allâh’ın hoşuna gider."

Kaynak: 69. Dergâh Sohbeti — Sabah Namazı, Disiplin, Peygamber Ahlâkı ve İnfâk

71. Dergâh Sohbeti — Elest Bezmi, Kabir Suâli, Sevgi ve Müşâhede konusunda ne tartışılmıştır?

Bu sohbette Elest Bezmi’ndeki "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusu ve rûhların cevabı, üç secde ile îmânın seyri, kabir suâllerinin mâhiyeti ve son imtihan detaylı şekilde ele alınmıştır. Dîni sadece emir olarak yapmak ile severek yaşamak arasındaki fark, tasavvufun müşâhedeyi yakalama sanatı olduğu, ölmeden önce ölme hadîsinin derin anlamları açıklanmıştır. "Yâ Rabbi bizi bize bırakma" duâsının önemi, Hz. Mûsâ’nın Tûr-i Sînâ tecellîsi üzerinden vurgulanmıştır. Ülfet, derviş sevgisi, üstâd sevgisi ve nihâyetinde ilâhî sevgiye ulaşma yolu; gafletin sevgisizlik olduğu, gece ibâdetinin fazîleti ve Şeb-i Arûs gecesi teşekkürü ile sohbet tamamlanmıştır.

Kaynak: 71. Dergâh Sohbeti — Elest Bezmi, Kabir Suâli, Sevgi ve Müşâhede

Bu bugünkü mesele değil mi?

Ben daha İzmir’de, Bayındır’daydım derken, rüyâlarında hallerini bir üstâd görenler vardı. Bu bugünkü mesele değil. Ödemiş’te de vardı. Kötü görenler de yeni değil. Ben tarîkata girdiğimden beri hep benim etrafımdaydı. Bayındır’da böyle bir cephe vardı, daha ben yeni derviş oldum, hiç bir tane derviş yoktu; benim cephe oluşmuştu anında. "Müftünün kızı için bu namaza başladı" demişlerdi.

Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh

Sevginin karşılıksız olması neden önemlidir?

Sevmenin karşılığını beklemek kadar ucuz, kadar kötü, kadar bayağı bir şey yoktur. "Allah’ım seni çok seviyorum, beni sev. Beni cennete koy. Bana sıkıntı verme." Bu Allah sevgisi değil, menfaate dayalı sevgidir. Ehl-i tasavvuf Allah’ı Allah için sever — O Allah olduğu için.

Kaynak: 76. Dergah Sohbeti — Karşılıksız Sevgi, Sünnet’in Önemi ve Namazın Kazası

İbadeti Allah için yapmak neden önemlidir?

Zikrullahı nefesle yapmanın, darbî yapmanın hikmeti nedir diye soranlara: Hiçbir hikmeti yok — Allah nefesle yapmamızı istediği için yapıyoruz. Peygamber böyle öğrettiği için, velîler böyle öğrettiği için yapıyoruz. Hiçbir hikmetini aramadım bugüne kadar, hiç sorgulamadım.

Kaynak: 76. Dergah Sohbeti — Karşılıksız Sevgi, Sünnet’in Önemi ve Namazın Kazası

Sûret ve sîret arasındaki fark nedir?

Bir kimse sakalını bırakırken Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin sünnetine ulaşmak ister, ona benzemek isterse, o sakalıyla ona ulaşacaktır. Ama o sakalıyla Müslümanları aldatmak isterse, o sakal onun cehennemine olacaktır. Sevene, sevdiğine benzemek yakışır — hem sûreten hem sîreten.

Kaynak: 77. Dergah Sohbeti — Sûretten Sîrete, Zikrullahla Korunma ve İnce Düşünmek

"Ameller niyetlere göredir." Bir kimsenin niyeti ne ise Allah onu o menzile ulaştırır mı?

"Ameller niyetlere göredir." Bir kimsenin niyeti ne ise Allah onu o menzile ulaştırır. Dünyaya meyleden dünyasını bulur, âhireti meyleden âhireti bulur, Mevlâ’yı niyet eden Mevlâ’yı bulur. İnsanlar aradıklarını bulurlar. Eğer görmek istediğin Allah ise Allah’ı görürsün; duymak istediğin Allah ise Allah’ı duyarsın.

Kaynak: 77. Dergah Sohbeti — Sûretten Sîrete, Zikrullahla Korunma ve İnce Düşünmek

Kalbini Muhammedîleştirmek ne demektir?

Yemek yeme isteğini yok edemezsin — ama yemeğini Muhammedîleştirirsin. Su içmeyi bırakamazsın — ama suyunu Muhambedîleştirirsin. Kıyafetsiz yaşayamazsın — ama kıyafetini Muhammedîleştirirsin. İnsanların arzuları ölmez, nefis dâimidir. Ama her arzuyu Muhammedîleştirmek mümkündür.

Kaynak: 77. Dergah Sohbeti — Sûretten Sîrete, Zikrullahla Korunma ve İnce Düşünmek

Tasavvufun ne anlama geldiği?

Tasavvuf dıştan içe geçmektir, iç temizliğini sağlamak ve devamlı muhafaza etmektir. Kalpleri Allah’ın zikrullahıyla, muhabbatiyle hemhâl olanların kalpleri devamlı Allah’la baş başa kalacaktır. Allah’la baş başa olmayan, Allah’ı zikretmeyen, Allah’ı tespih etmeyen bir kimsenin kalbi hep şeytanın vesvesesiyle olacaktır.

Kaynak: 77. Dergah Sohbeti — Sûretten Sîrete, Zikrullahla Korunma ve İnce Düşünmek

Şeytandan korunmanın tek yolu nedir?

Şeytandan kaçamazsınız. Şeytan damarlarınızda dolaşır, sağınızda solunuzda dolaşır, içinizde dolaşır. Gölge gibi sizi takip eder. İnsan gölgesinden kaçabilir mi? Nefsinizden kaçamazsınız, şeytandan kaçamazsınız. Ancak zikrullah ile ondan muhafaza olursunuz. Şeytanın sahibini zikredip O’na sığınmak — tek yol budur. Allah kendisini zikrederek muhafaza eder, kendisini zikrederek korur, kendisini zikredeni emânına alır. Allah’ı çokça zikredenlerden olun.

Kaynak: 77. Dergah Sohbeti — Sûretten Sîrete, Zikrullahla Korunma ve İnce Düşünmek

İnce düşünmenin edep olmasının sebebi nedir?

İncelik, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin ahlâkıdır. O kaba yürümez, kaba konuşmaz, kaba davranışta bulunmazdı. Eşlerine, arkadaşlarına, hatta kâfirlere bile kaba sözler sarf etmezdi. "Acaba karşımdaki kırılır mı? Acaba o üzülür mü?" — bu dervişlerin kendi aralarındaki davranışları. Ama asıl ince düşünce Allah’la kul arasında olmalıdır: "Böyle konuşursam Allah incinir mi? Böyle davranırsam Allah’ın hoşuna gider mi?" Bu ince düşünüş insanı derinleştirir, içselleştirir. Bir müddet suskunlaştırır, ama etrafınız üzerinizdeki o inceliği gördükçe muhabbeti artar.

Kaynak: 77. Dergah Sohbeti — Sûretten Sîrete, Zikrullahla Korunma ve İnce Düşünmek

Derviş ile üstadın ilişkisinde sevginin ne kadar önemli olduğu?

Hiçbir üstad dizinin dibinde birisinin olmasını istemez — bu zâhirdir. Önemli olan gönülde olmaktır, hâlde olmaktır, içte olmaktır. Yemen’deki bir derviş üstadının canındadır; yanındaki ise üstadının canında olmayabilir. Bu muhabbetle, sevgiyle mümkündür. Seven, sevdiğini icrâ eder, koşturur, hizmet eder. Uzaklık yakınlık önemli değildir — seviyorsa uzaklar ona yakın olur. Sevenin önünde hiçbir engel yoktur. Aşk öylesine bir şeydir ki önüne duvar çıksa matkap olur deler, okyanuslar çıksa dalgıç olur geçer.

Kaynak: 77. Dergah Sohbeti — Sûretten Sîrete, Zikrullahla Korunma ve İnce Düşünmek

77. Dergah Sohbeti hangi konuları ele almaktadır?

Bu sohbette sûretin araç, sîretin amaç olduğu, niyetin insanı menziline ulaştıracağı, kalbini Muhammedîleştirmenin her arzuyu Kur’ân ve Sünnet’e uydurmak olduğu vurgulanmıştır. Tasavvufun dıştan içe geçiş olduğu, şeytandan korunmanın tek yolunun zikrullah olduğu, ince düşünmenin edep olduğu ve dervişin üstadıyla ilişkisinde sevginin mesafeyi sıfırladığı ifade edilmiştir.

Kaynak: 77. Dergah Sohbeti — Sûretten Sîrete, Zikrullahla Korunma ve İnce Düşünmek

Allah’a itaat edenin mevcûdatı emrine alındığı nasıl açıklanır?

Allah’a hakkıyla itaat edenin bütün mevcûdatı emrine aldığını ve her dervişin bizzat yol olduğunu anlatmaktadır.

Kaynak: 78. Dergah Sohbeti — Allah’a İtaatin Zâhirî ve Bâtınî Boyutu

İtaatin zâhirî boyutu nedir?

İtaatin zâhirî boyutu: Allah’ın haramlarını haram bilmek, helâllerini helâl bilmek, haramlardan uzak durup farzları yerine getirmektir.

Kaynak: 78. Dergah Sohbeti — Allah’a İtaatin Zâhirî ve Bâtınî Boyutu

İtaatin bâtınî boyutu nedir?

İtaatin bâtınî boyutu — kalben teslim olmak. Bir kimse içsel manada Allah’a itaat ettiğinde bunun birinci dışsal görüntüsü farzlara uymasıdır — ama kurtuluşu sadece burada değildir.

Kaynak: 78. Dergah Sohbeti — Allah’a İtaatin Zâhirî ve Bâtınî Boyutu

Mârifetullaha erişmeden ibadetten lezzet alınabilir mi?

Nefis, mutmainneye erişinceye kadar ibadetten ve Allah’a itaatten lezzet almaz. Zikrullaha gelmek zor geliyorsa, namaz kılmak zor geliyorsa, oruç tutmak zor geliyorsa, ders çekmek zor geliyorsa — kalbî itaatin eksikliğindendir.

Kaynak: 78. Dergah Sohbeti — Allah’a İtaatin Zâhirî ve Bâtınî Boyutu

Allah’a itaat edene mahlûkat itaat eder mi?

Allah’a itaat edene mahlûkat itaat eder. Selmân-ı Fârisî radıyallahu anh bir gün misafiriyle yolda giderken geyiklere döndü: "İçinizden semiz bir geyik gelsin, misafirim var." Gökteki kuşlara baktı: "İçinizden yağlı bir kuş da gelsin." Hemen bir geyik ve bir kuş geldi.

Kaynak: 78. Dergah Sohbeti — Allah’a İtaatin Zâhirî ve Bâtınî Boyutu

Zikrullahsız geçen an ne anlama gelir?

Ehl-i tasavvuf, zikirsiz geçen zamanı, zikirsiz geçen saati, zikirsiz geçen anı Allah’a isyanla geçirilmiş gibi düşünür. "Allah’ı zikretmezler" — gâflete düşenler, şeytanın peşine takılanlar zikretmez.

Kaynak: 78. Dergah Sohbeti — Allah’a İtaatin Zâhirî ve Bâtınî Boyutu

Her derviş yoldur mu?

Her derviş yoldur. Bir kimse yürürse yürüdüğü yer yol olur. Sen yürümez oturursan yürüdüğün yer yol olmaz. Her ehl-i tasavvuf yoldur. Oturup "Allah" dersen yol olmuşsundur, bir iz koymuşsundur.

Kaynak: 78. Dergah Sohbeti — Allah’a İtaatin Zâhirî ve Bâtınî Boyutu

Allah’a itaat edenin sorumlulukları nelerdir?

Hepiniz çobanınız ve hepiniz elinizin altındakinden sorumlusunuz. Erkek ailesinden sorumlu, patron işçisinden sorumlu, imam cemaatinden sorumlu. Çünkü herkes bizzat bir yoldur — ve o yolda arkasından gelenler var.

Kaynak: 78. Dergah Sohbeti — Allah’a İtaatin Zâhirî ve Bâtınî Boyutu

79. Dergah Sohbeti — Rü’yetullah, Allah Aşkı ve Kalpteki Muhabbeti Korumak konusunu ele alıyor mu?

Muhabbeti: Giriş bölümünde Mustafa Özbağ Efendi, Allah’ın cennet halkına tecellîsi (rü’yetullah) meselesini, mârifetullah ehlinin bu tecellîyi hemen tanıyacağını, şeytanın kalbe olan haince saldırısını ve bunu durduracak tek gücün Allah aşkı olduğunu, Hz. Ebû Bekir’in sırrının mârifetullah ilmi olduğunu ve kalpteki muhabbeti korumanın dervişliğin en temel meselesi olduğunu anlatmaktadır.

Kaynak: 79. Dergah Sohbeti — Rü’yetullah, Allah Aşkı ve Kalpteki Muhabbeti Korumak

Şeytanın kalbe saldırısını nasıl durdurabilir?

Şeytanın kalbinden vurduğunu ancak mârifetullah ilmi bilir. Dışından bakarsınız nur gibi; sohbeti, kelâmı, hâli çok iyi. Ama şeytan kalbinin ta ortasından vurmuştur. Bunu durduracak olan tek şey Allah aşkıdır. Senin hizmetin, ibadetin, itaatin seni kurtarmaz — çünkü o hâin kalbinin avucunu kavramıştır içeriden. Ya Allah’a âşık olursun ondan kurtulursun, ya Resûlullah’a âşık olursun, ya bir Allah dostuna âşık olursun.

Kaynak: 79. Dergah Sohbeti — Rü’yetullah, Allah Aşkı ve Kalpteki Muhabbeti Korumak

Hz. Ebû Bekir’in sırrı nedir?

Hadis-i şerifte buyrulmuştur: "Ebû Bekir’in fazileti namaz ve orucunun çokluğuyla değil, kalbine yerleşen sır iledir." Bu sır mârifetullah ilmidir. Bu sır, Hz. Ebû Bekir Efendimiz’in dünyadan ve dünyadakilerden sevgi ve muhabbet noktasında geçmesidir.

Kaynak: 79. Dergah Sohbeti — Rü’yetullah, Allah Aşkı ve Kalpteki Muhabbeti Korumak

Kalpteki muhabbeti korumak neden önemlidir?

Kalbin ortasındaki muhabbet, sevdâ, aşk — orası senin mahremin. Senin son kalen, can davan, ruhunun durduğu yer. Oranın sahibi Allah, oranın sahibi Resûlullah, oranın sahibi üstadlar ve velîler. Sakın oraya başkasına kapıyı açma. Sakın orayı kirletme.

Kaynak: 79. Dergah Sohbeti — Rü’yetullah, Allah Aşkı ve Kalpteki Muhabbeti Korumak

Zikrullah kalbinin kalesi mi?

O kalbin kalesi, muhafazasıdır. Allah’ı zikrettikçe kalbin gelişecek, genişleyecek (inşirâh). Vücudu içine alacak, şehri içine alacak, dağlara bakacaksın — onlar da Allah diyor. Göğe bakacaksın — Allah sedâsı. Bir müddet sonra kendinden de geçeceksin.

Kaynak: 79. Dergah Sohbeti — Rü’yetullah, Allah Aşkı ve Kalpteki Muhabbeti Korumak

Şeytanın ehl-i tasavvuf üzerindeki hedefi nedir?

Şeytan bilir ki size içki içtiremez, kumar oynatamaz, zinâ ettiremez, hırsızlık yaptıramaz. Onun hedefini çevirmiş size — kalbinizdeki muhabbete, aşkınıza el uzatmaya çalışıyor. O fitursuz gelir, distursuz gelir, kalbine hançer vurur. Durdur! Aralarsan mahremini kirletmiş olursun.

Kaynak: 79. Dergah Sohbeti — Rü’yetullah, Allah Aşkı ve Kalpteki Muhabbeti Korumak

Allah için sevmek ne anlama gelir?

Hadis-i şerifte buyrulmuştur: "Allah için birbirlerini sevenler — alışverişleri olmadığı hâlde, akraba olmadıkları hâlde, aynı kavimden olmadıkları hâlde — onlara nurdan minberler ve nurdan elbiseler giydirilir." Birinci özellik: Allah için birbirini sevmek. İkinci özellik: Bir araya geldiklerinde Allah’ı çok zikretmek.

Kaynak: 79. Dergah Sohbeti — Rü’yetullah, Allah Aşkı ve Kalpteki Muhabbeti Korumak

Yangın var — ümmete koşmak ne anlama gelir?

"Bize yangın var demişler, unutmuşuz. Yangına koşarken bakamadık etrafımıza." Mustafa Özbağ Efendi, yirmi yıldan beri yanan ümmete su taşıma sevdâsında olduğunu, bir makam-mevki peşinde olmadığını ifade etmektedir. "Kim giderse gelsin, otursun. Biz yangına koşmuşuz."

Kaynak: 79. Dergah Sohbeti — Rü’yetullah, Allah Aşkı ve Kalpteki Muhabbeti Korumak

Üstada itaatin Kur’ân ve Sünnet dairesinde olması neden önemlidir?

Bir kimse bir üstadı aktab kabul ettiyse, mürşid kabul ettiyse ve o üstad Kur’ân ve Sünnet dairesinde bir şey söylediyse — kanundur. Tartışması, sözü lafı, acaba’sı ama’sı olmaz.

Kaynak: 80. Dergah Sohbeti — Üstada İtaat, Adaletle Hükmetmek ve Ölümün Yakınlığı

Allah’ın velîlerine yardım şeklini nasıl açıklar?

Hadis-i şerif sabittir: "Bütün insanlar toplansalar birisine yardım etmek isteseler, Allah izin vermedikçe yardım edemezler." Allah yardım edecekse bütün insanları seferber ettirir. Allah garip bırakacaksa bütün insanların önü kesilir.

Kaynak: 80. Dergah Sohbeti — Üstada İtaat, Adaletle Hükmetmek ve Ölümün Yakınlığı

İnsanların sûretleriyle değil halleriyle değerlendirilmesi neden önemlidir?

Mustafa Özbağ Efendi "İnsanların sûretleriyle uğraşmayın; yaptıklarına, söylediklerine bakın. Herkesin özel bir hâli, özel bir durumu vardır. O özel hâlini bilmezsiniz" demektedir. Evinden câmiye, câmiden eve gidip bıyığını kırpıp sakalını uzatıp yaşamak kolay; ama asıl dervişlik hayatın içinde yaşanır.

Kaynak: 80. Dergah Sohbeti — Üstada İtaat, Adaletle Hükmetmek ve Ölümün Yakınlığı

Farz-Nâfile-Muhabbet sıralaması nedir?

Hadis-i kudsîde buyrulmuştur: "Kulum farzları yerine getirmekle bana hoş gelecek ameli işler. Nafilelerle bana yaklaşır. Yaklaştıkça onu severim." Bizim çizgimiz ve yolumuz budur. Farzlara riâyet etmek bu işin hukukudur, şeriat dairesidir, aklın durduğu yerdir. Bunun dışında düşünmek yoktur.

Kaynak: 81. Dergah Sohbeti — Farz-Nâfile-Muhabbet Yolu, Keramet ve Hiçbir Şeye Zarar Ver

Dervişliğin farzı nedir?

Dervişliğin farzı: Hiçbir şeye zarar vermemek. Taşa zarar verme, masaya zarar verme, arabaya zarar verme, elbiseye zarar verme, bir tane pirinçe bile zarar verme. Sofra bezinin kenarına düşmüş bir tane pirinç — "Bismillahirrahmanirrahim" de, al, ye. Atma bir şeyi, attırma.

Kaynak: 81. Dergah Sohbeti — Farz-Nâfile-Muhabbet Yolu, Keramet ve Hiçbir Şeye Zarar Ver

Doğru sevgi ne demektir?

Bir kimse gerçekten ihlâslı ve samimî olarak her neyi severse sevsin zarar görmez. Ağaca bağlansa yol alır derler ehl-i tasavvuf. Sen Allah için ağacı sevsen bile, ağaca tecellî eden birisi olur, ağaç konuşur, ağaç seni doğru noktaya götürür. Ama akıl sahipleri hep "tam bir velî" ararlar, bir türlü tam bir velî bulamazlar.

Kaynak: 81. Dergah Sohbeti — Farz-Nâfile-Muhabbet Yolu, Keramet ve Hiçbir Şeye Zarar Ver

Hanzele kıssası ne anlatır?

Hanzele radıyallahu anh Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine gelip "Kendimi münafık gibi hissediyorum; huzurunuzda ayrıyım, sizden ayrılınca ayrıyım" demiştir. Resûlullah "Hâliniz burada olduğu gibi dışarıda da olsaydı meleklerle konuşurdunuz, melekler size selâm verirdi" buyurmuştur. Bu her derviş için geçerlidir. Aynı hâlde kalmak zor iştir. Ama kalp mutmain oluncaya kadar bu yanar-dönerliği yaşar. Kalpler ancak zikrullahla mutmain olur. Bu sırra erdi mi kalp sükûn bulur.

Kaynak: 81. Dergah Sohbeti — Farz-Nâfile-Muhabbet Yolu, Keramet ve Hiçbir Şeye Zarar Ver

81. Dergah Sohbeti — Farz-Nâfile-Muhabbet Yolu, Keramet ve Hiçbir Şeye Zarar Vermemek konusunu ele alan sohbetin içeriği nedir?

Bu sohbette mümin-müşrik dostluğunun sınırları, abdestin farzından sırrına dört mertebe, keramet meselesinin incelikleri, İbrâhim aleyhisselâmın kuşlar kıssasıyla gizli şirk tehlikesi, günahtan kurtulmanın dört mertebesi ele alınmıştır. Tasavvufun temel çizgisi olan farz-nâfile-muhabbet sıralaması vurgulanmış, dervişliğin farzının hiçbir şeye zarar vermemek olduğu, âdâbının faydalı olmak, sırrının ise "ölmeden önce ölünüz" olduğu ifade edilmiştir.

Kaynak: 81. Dergah Sohbeti — Farz-Nâfile-Muhabbet Yolu, Keramet ve Hiçbir Şeye Zarar Ver

Nefis merâtibi ile seyr-i sülûk ilişkisi nedir?

Nefis merâtibi ile kalbin merâtibi aynı değildir. Bir kısım büyükler ikisini birbirinin içine katarak yürütmüşlerdir: Dördüncü makama gelen kimsenin seyr-i sülûkün birinci makamı başlatılmış, beşe geçtiğinde ikincisi, altıya geçtiğinde üçüncüsü, yediye geçtiğinde dördüncü hâli yaşatılmıştır. Meselenin iyi anlaşılması için nefiste mücadelenin merâtiblériyle kalbin merâtiblerinin ayrı olduğunu izah etmek gerekir. Ama şunu unutmayın: Nefsi mutmainneye gelmeyen bir kimsenin seyr-i sülûkünün de başlaması mümkün değildir.

Kaynak: 83. Dergah Sohbeti — Ölmeden Önce Ölmek, Zât-Sıfat Tecellîsi ve Zikrullah Halkal

"Ölmeden Önce Ölünüz" hadis-i şerifinin hakikati nedir?

İnsanlara zarar vermeyi, sahiplenmekten vazgeçmeyi, kalbi güzel kokutmayı ve nefse uymamayı içerir. İnsanlara zarar vermeyi, sahiplenmekten vazgeçmeyi, kalbi güzel kokutmayı ve nefse uymamayı içerir. "Ölmeden önce ölünüz" hadis-i şerifinin hakikati, insanların içerisinde yaşayıp sadece ve sadece Allah’ı gözetmektir. Ölü insanlara zarar verir mi? Ölü etrafına zarar verir mi? Ancak ne zaman zarar verir? Kokarsa zarar verir. Kabre gir, kokma. Kokarsan insanlar senden tiksinir. "Bana dünyanızdan güzel koku sevdirildi" buyuran Peygamber Efendimiz’in asıl kastettiği, güzel ahlâkın kokusudur.

Kaynak: 83. Dergah Sohbeti — Ölmeden Önce Ölmek, Zât-Sıfat Tecellîsi ve Zikrullah Halkal

Üstadın kalbine girmek nedir?

Zikrullahta, sohbette, semâda, ibadet hâlindeyken hiçbir şey düşünmemelisin. Bu öğretinin başlangıcı üstadın kalbinin içine girmektir; orası emin yerdir. İkinci merhale Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin kalbine rücû etmektir. Bu kapının aralanması Allah’ı, Resûlü ve üstadını sevgiyle olacaktır. Allah’ın hukukuna saygı, Muhammed Mustafa’nın edebiyle edeblenme, O’nun sünnetiyle sünnetlenme ve üstadın çizgisinde gitmekle olacaktır.

Kaynak: 83. Dergah Sohbeti — Ölmeden Önce Ölmek, Zât-Sıfat Tecellîsi ve Zikrullah Halkal

Nuru nura eklemek nedir?

Allah’ın âdetullahı nuru nura eklemektir. Namazların beş vakit olup zamana yayılması, fazla ibadetlerin belli zamanlarda yapılması hep bu hikmettendir. Sen de kendine bir gün tespit et; o gün ne olursa olsun zikrullah halkasına git, otur. Allah’ın nurunu nuruna ekle. Beş vakit namazını kıl, hiçbir şey seni bundan alıkoymasın.

Kaynak: 83. Dergah Sohbeti — Ölmeden Önce Ölmek, Zât-Sıfat Tecellîsi ve Zikrullah Halkal

Zan ile hakikat arasındaki uçurum nedir?

Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden 3450. beyitle sohbete başlamıştır: "Halkın savaşı çocukların savaşına benzer; tamamıyla özsüzdür, temelsizdir. Hepsinde tahta kılıçla savaşır." Avamın hayatının bir kamışa binip "Bu benim düldülüm" demesine benzediğini, oysa gerçek Allah dostlarının bir günde dokuz kat göğü arşınladığını anlatmıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Zanla hareket etmenin insanı ne gibi bir duruma sürüklediğini anlatır?

Zanla hareket etmenin insanı helâke götüreceğini, kişinin kendini Mehdî, Nebî, Resûl, Mürşid-i Kâmil zannetmesinin kuru bir zandan ibaret olduğunu vurgulamıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

İki zan olunca ne yapılmalıdır?

İki zan olunca kuvvetlisine yapışılacağını, ancak ikisinin de zan olduğunu, asıl hedefin hakikat güneşini bulmak olduğunu söylemiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Hakikat güneşinin kalbe doğmasının önemi nedir?

Hakikat güneşi bir kimsenin kalbine doğarsa o yanılmaz; gözüne tecellî ederse o göz yanılmaz; eline tecellî ederse o el yanılmaz; ayağına tecellî ederse o ayak yanılmaz.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Hakikat güneşi kalbine doğuncaya kadar ne yapılmalıdır?

Hakikat güneşi kalbine doğuncaya kadar koşması gerektiğini, o güneş doğmadan her şeyin zandan ibaret olduğunu söylemiştir: "Hakikat güneşi gözünde parlayıncaya kadar yürü, yolun daha çok var. Hakikat güneşi eline tecellî edinceye kadar yürü, yolun daha çok var."

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Râbiatü’l-Adeviyye Hazretlerinin hırsız hikâyesi ne anlatır?

Râbiatü’l-Adeviyye Hazretlerinin evine bir hırsız girdiğini, Râbia’nın parmağını uzatıp parmağından nur saçıldığını, "Aradığın şuradadır, almak istediğini oradan al" dediğini anlatmıştır. Hırsızın utancından ve haşyetinden tiril tiril titreye titreye tövbe ettiğini, hırsızlığa değil hidâyete koştuğunu aktarmıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Niye bazen şerre diye koşarsan da hayrı bulursun?

"Bazen şerre diye koşarsan da hayrı bulursun, bazen hayra diye koşarsan da şerri bulursun" diyerek niyetin ve gönül temizliğinin önemine dikkat çekmiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Evlerin Allah Yolunda Çalışması gerektiğini ne anlatır?

Evlere fakir fukaranın, anne babanın, amca dayının, kayın validenin, Allah’ı zikredenlerin, dervişlerin, kimsesizlerin, gariplerin gelip oturması gerektiğini vurgulamıştır. "Eğer onlar evlerinizde oturmazsa, evleriniz birer Firavun evi, Nemrut evidir" demiş; arabaların, malların, paranın Allah yolunda kullanılması gerektiğini söylemiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Kuru çöpün hesabını veremediğinden dolayı meydana gelen azaba ne anlatır?

Mezardan fırlayıp "Ey ahali! Vallahi şu kuru çöpün hesabını veremedim, halinizi siz düşünün!" diye feryat ettiğini anlatarak, en küçük hak ihlâlinin bile hesabının sorulacağını vurgulamıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Fıtrata müdahale edilmesinin sonuçları nelerdir?

Rollerin değiştirilmeye çalışıldığını, erkeklerin kadınlaştırıldığını ve kadınların erkekleştirildiğini uyarmıştır. Bunun duygu, düşünce ve tavır olarak gerçekleştiğini, mesela evin hâkimiyetinin kadına geçmesi, erkeğin pısırıklaşması gibi örneklerle açıklamıştır. Bu durumun fıtrata müdahale olduğunu ve sonunun yıkım olacağını söylemiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Kadınların doğurmak istemediğini ve erkeklerin cinsel güçlerinin zayıfladığını neden belirtir?

Kadınların doğurmak istemediğini, erkeklerin cinsel güçlerinin zayıfladığını, hormonların değiştiğini belirtmiş, Müslümanların bu oyunu bozması gerektiğini vurgulamıştır. Her şeyin Allah’tan gelmesi ve fıtrata uygun olması gerektiğini, kulağın Kur’ân’a, sünnete ve zikir ehline yaslanması gerektiğini söylemiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Ocak 2012) — Zan ile Hakikat, Râbiatü’l-Adevi

Tebliğ metodu nedir ve nasıl uygulanmalıdır?

Bir kimsenin sevdiğini kötülerseniz yol alamazsınız. İçki içen arkadaşa içkiyi kötülerseniz — adam içkiyi seviyor ya — yol alamazsınız. Hadîs-i şerîfte buyurulur: "O da sizin sevdiğinize laf söyler." O zaman biz iyiyi, güzeli, doğruyu, hayrı anlatacağız. Kötünün kötülüğü zâten bellidir; onun karşılığı olan iyiliği anlatın. Hazret-i Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem putların kötü olduğunu söylemedi; insanları bir Allah’a davet etti. Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâm putları kırdı ama insanlara kendi dînini anlattı. Cenâb-ı Hak, Hazret-i Mûsâ’ya bile buyurdu: "Git, benim Allah olduğumu ve senin peygamber olduğunu ona yumuşak yumuşak, nâif bir şekilde tebliğ et."

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (29 Ocak 2011) — Haset, Tebliğ Metodu ve Dünya Po

Hikâye kültürü tasavvufî eğitimde nasıl bir rol oynar?

Ehli tasavvuf hikâye kültürüyle eğitir; sen şöylesin demez, hikâye anlatır. Kur’ân-ı Kerîm’de de peygamberlerin kıssaları bunun içindir — geçmiş ümmetlerin başından geçenleri hikâyelendirip anlatmak Kur’ân’ın emridir. Ama bu kültür kalmadı; çocuklarımıza anlatabileceğimiz bir hikâye bilmiyoruz, Mesnevî’yi methediyoruz ama ondan hikâye anlatacak kimse yok.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (29 Ocak 2011) — Haset, Tebliğ Metodu ve Dünya Po

Dünya bir pota mıdır ve neden?

Dünya bir pota değildir; dünyânın iyi ile kötünün ayrıldığı bir pota oluşu vardır. Zeytinyağı metaforuyla anlatıldığında, zeytinin içinde yağ da var, posa da var, pirina da var. Yağını elde etmek için zeytini ağaçta olgunlaştıracaksın, kırağı yedirmesini bekleyeceksin, acı suyunu akıtacaksın, kocaman değirmen taşının altında ezeceksin, tezgâh çuvallarına koyup tonlarca baskı altına alacaksın, sıcak suyla yıkayacaksın. Üçüncü süzüntüden geçen zeytinyağı — ona doyamazsın.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (29 Ocak 2011) — Haset, Tebliğ Metodu ve Dünya Po

Riyâzat ne demektir ve nasıl yaşamalıdır?

Riyâzat kendini bir odaya kapatıp insanlardan uzaklaşmak değildir. Bizim riyâzatımız insanların içerisinde yaşamak, toplumun içinde yürümek, ticarete devam etmek, arkadaşlarla dostlukla devam etmektir. Amirsen amirsin, memursan memursun, işçisen işçisin — insanların içerisinde yaşayarak Allah’ın emirlerini tutmak en büyük riyâzattır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (29 Ocak 2011) — Haset, Tebliğ Metodu ve Dünya Po

Sûfîler ile Âlimlerin Arasındaki Fark nedir?

Padişahın hanımının sûfîlerle âlimlerin farkını göstermek için kurduğu testi anlatmıştır: Ramazanda saraya âlimler davet edilmiş, sofralar kurulmuş ama yemek getirilmemiştir. Ezan okunur okunmaz âlimler kaşık ve çatallarla tabaklara vurmaya, "Kale ya Resûlallah, namazdan önce iftar ediniz" diye bağırmaya başlamışlar, büyük bir gürültü koparmışlardır. Herkes kendi başına dua etmiş, diş kirası akçeleri alıp gitmiştir. Ertesi gün aynı test sûfîlerle yapılmıştır. Sofralar kurulu, yemek yok, ezan okunmuş — çıt bile çıkmamıştır. Herkes huzur yapmış, tevhide devam etmiştir. Yemekler dağıtıldıktan sonra en yaşlı sûfî dua etmiş, "Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn, âmîn" deyip bitirmiştir. Hiç kimse kendini "sûfî" olarak yazdırmamış, hiç kimse diş kirası almamıştır. Padişahın hanımı "Sultanım, sûfîlerle âlimlerin arasındaki fark budur" demiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Ocak 2012) — Sâlih Rüya, Mürşid-i Kâmil Ölçül

Allah’a kavuşma meselesi ve herkesin sûfî olma zorunluluğu konusunda ne ifade edildi?

Bir soruya cevaben İslâm’ın beş şartını hakkıyla yerine getiren kimsenin cennetle müjdelendiğini, bunun için mutlaka bir üstada intisab etmenin şart olmadığını söylemiştir. Cemâlullâh’a kavuşmayı arzu etmenin farklı, dinin emirlerini yaşayıp hayatını devam ettirmenin farklı olduğunu, herkesin sûfî olacak diye bir kaydın bulunmadığını belirtmiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Ocak 2012) — Sâlih Rüya, Mürşid-i Kâmil Ölçül

Allah’a kavuşmanın ahiretle ilgili bir mesele olduğunu ne ifade etti?

Allah’a kavuşmanın ahiretle ilgili bir mesele olduğunu, Allah’tan ilham almanın ise bundan farklı olduğunu açıklamıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Ocak 2012) — Sâlih Rüya, Mürşid-i Kâmil Ölçül

Ehli tasavvufun amacını ne olarak ifade eder Mustafa Özbağ Efendi?

Ehli tasavvuf Allah’ı sevdiği için zikreder. Zikretmeyi sevginin tecelliyâtı olarak görür, ibâdet etmeyi yalvarmanın tecelliyâtı olarak görür. Namazımız yalvarmaktır, zikrimiz yalvarmaktır, semâmız yalvarmaktır, orucumuz yalvarmaktır. Bir iltifâttır, Allah’la sohbettir, O’na yaklaşma vesîlesidir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ocak 2011) — Aşk, Zikir ve Günâh-ı Kebâir

Sigara kokusunun melekler üzerindeki etkisi nedir?

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) "Cebrâîl ile görüşmem olmasaydı her gün soğan-sarımsak yerdim" hadisinden hareketle, soğan-sarımsak kokusu bile meleklerin uzaklaşmasına sebep olurken sigara kokusunun melekleri ne denli uzaklaştıracağını sormuştur. Soğan ve sarımsak yiyenlerin mescide girmemesi hakkındaki hadisi de hatırlatmıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Ocak 2012) — Sigaranın Haramlığı, Gönül Temizl

Sûfîlerin dervişlik âdâbına göre sigara içmek ne anlama gelir?

Sûfîlerin israftan şeytandan kaçar gibi kaçtığını, dervişlik âdâbına göre ayakta yolda bir şey yemenin dahi edepsizlik sayıldığını belirtmiştir. Helâl olan yiyeceklerin bile açıkta, göstere göstere tüketilmesinin uygun görülmediği bir yolda sigaranın hiçbir şekilde dervişliğe sığmayacağını kesin bir dille ifade etmiştir. Üstadından naklen "Sigara içen kabri haline vâkıf olamaz" sözünü aktarmış ve "Sigaracı bir derviş, sigaralı bir derviş olmaz" demiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Ocak 2012) — Sigaranın Haramlığı, Gönül Temizl

Allah’ın mümin kulunun kalbine sığması meselesi nedir?

Bir dinleyicinin "Hiçbir şeye sığmayan Allah, mümin kulunun kalbine sığıyor; bu durumu açıklar mısınız?" sorusuna Efendi, meşhur bal hikâyesiyle cevap vermiştir: "Bal yedin mi?" diye sormuşlar, "Yemedim" deyince "O hâlde asla anlayamazsın" denilmiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Ocak 2012) — Sigaranın Haramlığı, Gönül Temizl

Üstadın şahsı mâneviyâtına tâbî olmak ne anlama gelir?

Bir sûfînin üstadının huzurunda olduğu gibi huzurundan uzakken de aynı hâli koruması gerektiğini anlatmıştır. Mümin bir kimsenin imanı sadece mescidin içinde olmadığı gibi, dervişliği de tekkenin dışında devam eder. Üstadın şahsı mâne ki, mâneviyâtına mânen bağlanan dervişin her yerde, her derste üstadının nurunu gördüğünü, hangi derse katılırsa katılsın o dersi üstadının dersi olarak telakki ettiğini açıklamıştır. Böyle bir dervişin diğer dervişlerin eksik ve noksanlarıyla meşgul olmak yerine "Bu üstadımın dervişi" diyerek hizmet ettiğini ifade etmiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Ocak 2012) — Sigaranın Haramlığı, Gönül Temizl

Gönül temizliği ve temiz sözün tesiri nedir?

Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden ilhamla temiz sözün yalnızca temiz gönüllerde yer bulduğunu anlatmıştır. Kirli gönüllerin temiz sözleri anlayamadığını, o sözün önünde durmayıp yürüyüp gittiğini, o kişinin ise sözün hikmetli olmadığını zannettiğini ifade etmiştir. Hz. Muhammed Mustafâ’nın (s.a.v.) sözü temizdir, ama Hz. Ebû Bekir’in gönlü temiz olduğu için o söz onda yer bulmuş, Ebû Cehil’in gönlü pis olduğu için aynı söz onu küfre itmiştir. Sözün sahibi ve kaynağı aynıdır; fark gönüllerdedir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Ocak 2012) — Sigaranın Haramlığı, Gönül Temizl

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları