Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tasavvuf — Sayfa 32

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tasavvuf(5877) — Sayfa 32/60

Hallâc-ı Mansûr’un "Enel-Hak" sözüne ne dersiniz?

"Enel-Hak"kın "E" harfinin bile sırrına eren kalbin dayanamaz. Anadan, babadan, yardan, evlâttan, uykudan, rahattan geçemeyen; karakol, kınanma, sorgulanma, horlanma görmemiş; burnu direğe kırılmamış kimsenin Hallâc’ın makamını hayâl bile etmesi mümkün değildir. Oyunda-oynaşta kalan âşık tecellîsinden nasîb alamaz.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (24 Eylül 2011) — Türk-İslâm Birliği Eleştirisi,

Tasavvuf ve dervişlikle ilgili ne ifade edilmektedir?

Dervîşliğin seyahat ve hicret gerektirdiği, Eyyûb el-Ensârî’nin İstanbul surları ve Alparslan’ın Malazgirt örnekleriyle anlatılmıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (1 Ekim 2011) — Zekât ve Sadaka, Irkçılık Yasağı

Zikir Halakası Hadîsi: Temâşâ İçin Gelenler de Affedilir mi?

Mürşid-i Kâmilin Tanımı: Sâdece Dînî Değil, Demircinin de Mürşidi Var. Velî ile Mürşid-i Kâmilin Farkı: Üç Sınıf Velî. Tekkenin Bağış Politikası: "Hiç Kimseden Bir Şey İstemedik". Cemaate Edep: Sohbet Esnâsında Konuşmamak. Zikir Halakası Hadîsi: Temâşâ İçin Gelenler de Affedilir. Çalışma Ortamındaki Bayanlara Bakmamak: Eskici Dede ve Çalı Dede. "Allah’ı Zikrettikçe Şeytan Sıraya Girer".

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ekim 2011) — Mürşid-i Kâmilin Tanımı, Velî Sın

Mürşid-i Kâmilin tanımı nedir?

Mürşid ‘öğretici’ demektir. Mürşid-i kâmil ise ‘olgunluğa ulaşmış öğretici’ demektir. Meselâ bir kimse demircidir, demircilikte ustadır, olgunluğa ulaşmıştır, otorite olmuştur. O demircilerin mürşid-i kâmilidir demircilik mesleği açısından. Tabiî biz mürşid-i kâmili sâdece dînî terminolojinin, tasavvufî terminolojinin içinde görüyoruz. Ama bu kavram her meslek için öğreticinin kemâle ermiş hâlini ifâde eder.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ekim 2011) — Mürşid-i Kâmilin Tanımı, Velî Sın

Velî ile Mürşid-i Kâmilin farkı nedir?

Her mürşid-i kâmil velîdir — ama her velî mürşid-i kâmil değildir. Allah’ın öyle dostları-velîleri vardır ki köprü altında yaşıyorlar, dağda-taşta, metrûk bir şekilde yaşıyorlar. Bir mahallenin beninde, bir köşede, kuytuda yaşıyorlar. Ama velîdirler. Velîler üç sınıftır: Birinci sınıf — Kendini bilmeyen velîler: ‘Hiçbir işe yaramazlar. Allah onlarla bir dostluk peyda etmiş, o velî olduğunun farkında değildir. Birisine denk gelir, onun işi rast gider. O sorumlu da olmaz. Yanından giderken motorun birisi gaza basar, egzozu patlar — motor patlar. O ağzından çıkandan sorumlu değildir. Yolda giderken "Boynun yıkılsın" der, adam küt yıkılır. Allah onun sözünü geri çevirmez. Böylesinden sakının.’ Bunlar günâh işlerken de görülürler — millet o yüzden onların duâsının kabul olduğunu görür, ama günâh işlediğinde görür, kafayı kırar. Günâhları onlara bir örtü, bir setir olur. Bir kısım dervîşler onlara kapılır, ama ondan bir şey alamaz — onun gibi meczûb olur gider. Ölçüsü yoktur çünkü. İkinci sınıf — Kendini bilen velîler: ‘Bir üst kategoridir. Yine mürşid-i kâmil değildir, ama kendisinin velî olduğunu bilir. Kendilerine ölçüdür, etrafa ölçü değildir. Belki bir kısım insanlar da onun velî olduğunu bilir — ama ondan bir fayda çıkmaz.’ Üçüncü sınıf — Herkesin bildiği velîler (Mürşid-i Kâmil): ‘Kıymetli olan velîler bunlardır. İnsanlar onun velî olduğunu bilir. Rüyâlarında görülürler — Allah onun üzerinden ikâz ve irşâd eder. Kendisi de velî olduğunu bilir, etrafı da, herkes bilir. Onlar mürşid-i kâmil sınıfındandır.’

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ekim 2011) — Mürşid-i Kâmilin Tanımı, Velî Sın

Tekkenin bağış politikası nedir?

Kurban bayramında kurban kesimi yapacağız; kadar derimiz var. Tekkeye bağış olarak kabul eder misiniz? sorusuna cevap: "Kıymetli dostlar, biz bu yola çıkarken hiç kimseden hiçbir şey istememeye söz verdik. Ben sözümü ilk sohbette söylediğimi gün gibi hatırlıyorum: ‘Bir şey istersek dilimizi koparsınlar, bir şey verirler de almazsak elimizi koparsınlar.’" Bir kimse Kur’ân ve Sünnet dâiresinde inandığı bir yere gidip bağış yapabilir. Biz genel olarak bu tür şeylere fazla açık değiliz. Enteresan şeyler yaşanıyor çünkü — o enteresan yaşananların bize bulaşmasını istemiyoruz. İnsanlar dilenciliğe alışmışlar: cemâatler, cemiyetler, tahmînciler… Biz bu şekilde kendi kendimize daha uygun görüyoruz ve bu şekilde kendimizi fazla dağıtmadan-bozmadan hâlimizi korumaya gayret ediyoruz.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ekim 2011) — Mürşid-i Kâmilin Tanımı, Velî Sın

Cemaate edep nedir?

Mahcedeki (bahçedeki) devamlı konuşanlar nedeniyle sohbetinizi tam dinleyemiyoruz, saygılarımla. Bu bizim en büyük handikaplarımızdan biri. Malum, burası tekke. İçlerinde muhakkak temâşâ için gelenler vardır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ekim 2011) — Mürşid-i Kâmilin Tanımı, Velî Sın

Zikir halakası hadîsi nedir?

Bir topluluk zikir için toplanır, Allah’ı zikrederler. Melekler etraflarını sarar. Allah meleklere sorar: ‘Ey meleklerim, kullarım ne yapıyor?’ ‘Seni zikrediyor yâ Rabbi.’ ‘Peki neden korkuyorlar?’ ‘Cehenneminden yâ Rabbi.’ ‘Görselerdi ağlı-ağlı zikrederlerdi. Ne istiyorlar?’ ‘Cennetini yâ Rabbi.’ ‘Görselerdi büyük bir aşkla zikrederlerdi.’ Allah der ki ‘Ey meleklerim, şâhit olun — ben orada bulunanların hepsini affettim.’ Meleklerden bir kısmı der ki: ‘Yâ Rabbi, burada filânca vardı, temâşâ için gelmişti — seyretmeye gelmişti.’ Başka rivâyette ‘Filâncayı görmek için gelmişti’ — arkadaşını-dostunu orada görecek. Allah cevap verir: ‘Orası öyle bir yüce topluluktur ki orada bulunanları ayırmak Allah’ın şanına yakışmaz. Onları da affettim.’ Muhakkak içinde yüreğinden dinleyenler olacak, sırrından dinleyenler olacak, kulağından dinleyenler olacak. Kulağından dinleyenin bir tarafından girer, öbür tarafından çıkar. Hattâ bir tarafından girerse çok iyi. Bir kısmı kalbiyle, bir kısmı yüreğiyle, bir kısmı sırrıyla dinleyecek. Muhakkak ki ‘Hatîce Teyze’yi burada gördüm’ diye sohbet eden de olacak. ‘Akşamları orası iyi oluyor, kalabalık, canımız sıkılmıyor — gidelim, oturalım, sohbet edelim, emekli tadını çıkaralım’ diyenler de olacak. Biz onların da buraya gelip burada ağırlanmasından yanayız. Buradan başka bir yere gitse muhakkak günâh işleyecek. Hiç olmazsa burada günâh işlese de az günâh işler. Gönül arzu eder ki herkes sohbeti dinlesin — ama arzû ettiğimiz gibi olmuyor.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ekim 2011) — Mürşid-i Kâmilin Tanımı, Velî Sın

Çalışma ortamındaki bayanlara bakmamak nedir?

Çalıştığım ortamda bayanlar çok var. Kendime nasıl hâkim olmalıyım ki o bayanlara bakmayayım? Biz içinde yaşıyoruz yavrum. Biz her dâim en az yüz tane bayan olan dükkânın içindeyiz. ‘Dağda evliyâlık herkesin işi’ — bizim orada ben bunu anlatırım. Bayındır’da Eskici Dede ve yukarıda Çalı Dede var. Eskici Dede eskicilik yaparmış — böyle eskicilerden muhakkak gizli bir dede vardır toplumumuzda. Çalı Dede yukarıda dağda durur, çobanlık yaparmış. Cumaları cuma namâzına iner. Bir cuma yine içeri girmiş, ‘Selâmünaleyküm, aleykümselâm’ — Eskici Dede ‘Süt geldi, dede, şuraya çiviye as’ demiş. Çalı Dede atmış çiviye sütü. O esnâda bir kadın girmiş içeri. Ayakkabısını çıkarmış. Çalı Dede’nin içi bozulmuş — ‘Ne kadar beyaz bir ayağı varmış’ demiş. Süt hemen ‘tıp-tıp-tıp’ damlamaya başlamış. Eskici Dede dönmüş: ‘Oh, kendine gel’ demiş. Dağda evliyâlık evliyâlık değil — bir şehirde, insanların içinde evliyâlık evliyâlıktır. Dağda herkes evliyâ. Önemli olan halkın içinde, insanların içinde Allah’la dostluk kurmaktır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ekim 2011) — Mürşid-i Kâmilin Tanımı, Velî Sın

Dostluk dairesi ozel bir hal mıdır?

Hz. Mevlana "adostlar dinleyin" dediginde sokaktan geceni dost gormez. Dostluk dairesi ozel bir haldir. Efendi Hazretleri bu daireye girebilmenin sartlarını sıralar: Ayrılıktan sahrem sahrem olmus bir gonul tasımak, Kur’an ve Sunnet dairesinde olmak, Asklık yolunda yurmek, Gecenin secdabını atıp tevhid okumak, Iyilikte, merhamette, sefkatte, guzel ahlakta, edepte ve terbiyede onde olmak.

Kaynak: 1 Eylül 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Efendi Hazretleri, insanlıgın fiziki gorunusle degil, idraki ve ameli ile olculdugunu vurgular: "Her iki gozu olan insan degil midir?

Efendi Hazretleri, insanlıgın fiziki gorunusle degil, idraki ve ameli ile olculdugunu vurgular: "Her iki gozu olan insan degildir. Her burnu olan insan degildir. Esekte de dil dudak vardır, esekte de kulak vardır." Insan; dinleyen, dinledigini anlayan, anladıgını idrak edip uygulayandır. Geri kalan, Ayet-i Kerime’de belirtildigi gibi hayvandan daha asagı mahluktur.

Kaynak: 1 Eylül 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Sohbetin son bolumunde Efendi Hazretleri, "insallah" sozunun ehrefi ile hakikati arasındaki ucrumu anla mıdır?

Sohbetin son bolumunde Efendi Hazretleri, "insallah" sozunun ehrefi ile hakikati arasındaki ucrumu anlatır. Gafletle soylenen "insallah" kisiyi kurtarmaz. Inanarak, yurekten, Allah’a guvenerek soylemek gerekir. Uyanık olan icin insallah sozune bile ihtiyac yoktur — cunku o zaten Allah ile beraberdir.

Kaynak: 1 Eylül 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Padisah rumuzdur, cariye rumuzdur, kuyumcu rumuzdur, doktor rumuzdur?

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri, Mesnevi’nin ilk on sekiz beytinde ayrılık atesinden yanıp kavrulan bir gonlu tasvir ettikten sonra birinci hikayeye gecer: Bir padisahın halayik-i icaza — bir cariyeye — olan askı. Efendi Hazretleri bu hikayenin zahiri bir ask anlatısı olmadıgını, her bir unsurun bir rumuz tasıdıgını vurgular. Padisah rumuzdur, cariye rumuzdur, kuyumcu rumuzdur, doktor rumuzdur. Tum sahsiyetler, cizgiler, esyalar birer rumuzdur ve arkalarında derin manalar gizlidir.

Kaynak: 1 Eylül 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Tasavvuf sohbetlerinde hangi sorular sorulmalıdır?

Kalbin, nefsin, rûhun ve sırrın hâlleri. "Nefis hangi makama geldiğinde sevgi-sülûk başlar?", "Allah’ı sevmenin yolu nedir?", "Nasıl zikredelim de Allah’ın hoşuna gitsin?", "Ahlâkımızı nasıl yükseltiriz?" — bunlar tasavvufun gerçek konularıdır. Saç boyası, tırnak boyası, saç kesimi, kulak delme gibi fıkhî meseleler ilmihâl kitaplarından öğrenilmelidir; tasavvuf sohbeti bunların yeri değildir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (15 Ekim 2011) — Kadın Hakları, Evlilikte Sevgi T

Müridin mürşid değiştirmesi nedir?

Eski ehl-i tasavvuf bunu dalâlet sayar. Ama bence dalâlet değildir. Tasavvuf sevgi meselesidir, muhabbet meselesidir. Bir kimsenin mürşidine sevgisi tam değilse, onu gözünün gördüğü her şeyden fazla sevemiyorsa — helâlleşecek, daha fazla sevdiğine gidecek. Bu onun hakkıdır.

Kaynak: 30. Dergâh Sohbeti — Müzik Hükmü, Tövbe ve Sevginin Dönüştürücü Gücü

Sevgi akıl tanımaz mı?

Seven kimse sevdiğine karşı kör ve sağırdır — Peygamber Efendimiz böyle buyurmuştur. Sevgi akıl tanımaz. Sevgili muhakkak sevenini kendisine dönüştürür. Eğer bir kimse Allah’ı seviyorum der ama hâlâ yalan söylüyor, hâlâ haram işliyorsa — o sevgi değil. Gerçek seven değişir, dönüşür.

Kaynak: 30. Dergâh Sohbeti — Müzik Hükmü, Tövbe ve Sevginin Dönüştürücü Gücü

Mânevî İrtibat Nedir?

Mânevî irtibat, bir kimsenin Allah dostlarıyla kalben bağ kurmasıdır. Ancak insanlar yaşayan üstâdlarıyla irtibatı mânevî irtibattan saymazlar; geçmiş evliyâlarla rüyada görüşmeyi daha kıymetli görürler. Oysa başındaki üstâdı tanımış olsa, o rüyasındaki gördüğünden daha yukarılarda, daha kemâlâtlıdır.

Kaynak: 34. Dergâh Sohbeti — Mânevî İrtibat, Üstâd ve Kardeşlik Hukuku

Üstâdla İrtibatın Perçinlenmesi Nedir?

Tasavvuf yolunda sıra şöyledir: Önce üstâdıyla irtibat perçinlenecek. Sonra Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’yle irtibat perçinlenecek. Sonra Allah ile irtibat perçinlenecek. Üstâdıyla perçinleştiremeyen Allah ile hiç perçinleştiremez — yol kapalı olduğundan değil, o kimse ehliyetli olmadığından.

Kaynak: 34. Dergâh Sohbeti — Mânevî İrtibat, Üstâd ve Kardeşlik Hukuku

Mânevî İrtibatın Önemi Nedir?

Bir dervişin mânevî irtibat geçeceği kimse şeyhidir. Eğer şeyhini o derecede görmüyorsa neden ona bağlı duruyor? Eğer o derecede görüyorsa neden başka mânevî irtibat kapıları arıyor? Bu çelişkiyi yaşayan derviş mânevî yol alamaz. Zâhirle irtibatı olmayanın bâtınla hiç irtibatı olmaz.

Kaynak: 34. Dergâh Sohbeti — Mânevî İrtibat, Üstâd ve Kardeşlik Hukuku

Muhabbetin Başlangıcı Nedir?

Muhabbet bir şeyi sevmektir, sevmenin başlangıcıdır. Ehl-i tasavvuf açısından muhabbetin başlangıcı şudur: buradaki kardeşlerinizin üzerine söz söylememek, arkasından konuşmamak, haklarına riâyet etmek, birbirine destek olmak, birbirine kıymamak, üzmemek. Önce bu kardeşlik hukukunu üst seviyeye çıkarmak — sonra muhabbet kendiliğinden gelir.

Kaynak: 34. Dergâh Sohbeti — Mânevî İrtibat, Üstâd ve Kardeşlik Hukuku

34. Dergâh Sohbeti — Mânevî İrtibat, Üstâd ve Kardeşlik Hukuku Nedir?

Bu sohbet, mânevî irtibatın başındaki üstâdla kurulması gerektiğini, geçmiş evliyâları rüyada görmenin üstâdı geçemeyeceğini, üstâdla irtibat perçinlenmeden Allah’la irtibatın mümkün olmadığını ve kardeşlik hukukunun komşuluk hukukunun üstünde olması gerektiğini ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: zâhirle irtibatı olmayanın bâtınla irtibatı olmaz; önce üstâdınızla işinizi bitirin, sonra kardeşlik hukukuna riâyet edin — muhabbet kendiliğinden gelir.

Kaynak: 34. Dergâh Sohbeti — Mânevî İrtibat, Üstâd ve Kardeşlik Hukuku

Allah’ın Gizli Hazinesi: İlmi Saklamak Cimriliktir — Kambaz Metaforu ve Kalbin Temizlenmesi?

Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi , Hz. Mevlânâ’nın "aşk bu sözün söylenmesini ister — ayna kambaz olmaz da ne olur?" beytinin açılımına devam eder. Allah’ın gizli hazinesinin bilinmeyi istemesini, ilmi saklamanın cimrilik ve kibir olduğunu, kalbin tövbe ve zikirle temizlenmesi gerektiğini anlatır. "Gününüzün, paranızın, hayatınızın bir bölümünü Allah’a adayın" çağrısıyla sohbeti bağlar.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Ağustos 2012) — Allah’ın Gizli Hazinesi: İlmi

Kambaz metaforu ne anlama gelir?

Hz. Mevlânâ’nın kalbinin kambaz olması, Allah’ın sırrını söylemesidir — "Benim kalbim kambaz oldu, Allah’ın sakladığını söyledi, Allah’ın kendisine gösterdiklerini ışhar etti, dışarı söyledi." Allah bir sözün söylenmesini istiyorsa o sözü bir kulunun kalbine koyar — o söz artık sır olmaktan çıkmıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Ağustos 2012) — Allah’ın Gizli Hazinesi: İlmi

İlmi saklamak ne demektir?

Bazıları kendilerini sır saklayıcı gibi göstererek ilmi saklar, yaymaz, söylemezler. Bu cimriliktir. Bilgisini, ilmini saklayan kimsenin kibirliliği bile vardır — "kibirliler asla cennete giremezler." Hz. Peygamber vaktine, saatine, yerine, şahsına göre her ilmi ışhar etti, söyledi. Eğer Allah’ın hazinesinden bir inci aldıysan, o inci senin değil — saklama hakkın yok.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Ağustos 2012) — Allah’ın Gizli Hazinesi: İlmi

Kalbin temizlenmesi nasıl sağlanır?

"Senin kalbin kambaz değil çünkü tozun-pisin içinde kalmış, kirin içinde kalmış." Hz. Peygamber günde yetmiş kez tövbe ederdi. Buyurdu ki: "Kim günde yüz sefer ‘Sübhânallahi ve bi hamdihi, Sübhânallahi’l-azîm ve bi hamdihi, estağfirullahi’l-azîm’ derse deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah affeder." Her namaz arkasında söyle, hiç olmazsa gece yatmadan önce söyle — kalbin, yüreğin parlasın. En az günde bin sefer tevhîd çek. Kalbi parlayan kullardan olmak, Allah’ın ilhamını yansıtan bir ayna olmak ancak böyle mümkün.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Ağustos 2012) — Allah’ın Gizli Hazinesi: İlmi

Allah’ın bilinmeyi istemesi ne anlama gelir?

Allah’ın ahlâkı, sıfatı budur: "Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi istedim." Bu bilinmeklik hâlâ devam ediyor — Allah gizli hazinesini kıyamete kadar değil, ebediyete kadar bilinmek istiyor. Hz. Mevlânâ diyor ki Allah bunu söyletmek istedi, anlattırmak istedi, gizli hazineden bir şeyler dışarı çıksın istedi.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Ağustos 2012) — Allah’ın Gizli Hazinesi: İlmi

İlmi yaymak ne anlama gelir?

Her ilim ehlinedir — demirciye marangozluk öğretilmez ama demirciliğin inceliklerini paylaşırsanız ona çağ atlatırsınız. Mesleğini, bilgisini ehline ulaştırmak, sır denilen hakikati yaymak Allah’ın iradesidir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Ağustos 2012) — Allah’ın Gizli Hazinesi: İlmi

Kalbin temizlenmesi için ne yapılması gerekir?

Kalbin temizlenmesi: günde 100 sefer tesbih ve istiğfar, en az 1000 sefer tevhîd. Kalbi parlayan kul, Allah’ın ilhamını yansıtan bir ayna olur.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Ağustos 2012) — Allah’ın Gizli Hazinesi: İlmi

Hz. Peygamber’in tövbe ederken nasıl bir tutum sergilediği?

"Ben günde yetmiş kez tövbe ederim." — (Buhârî, Da’avât, 3) Hz. Peygamber’in sürekli tövbesi.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (4 Ağustos 2012) — Allah’ın Gizli Hazinesi: İlmi

Tarikat Bağlılığı Günaha Kefâret midir?

Bizim şeyhimiz var, biz kurtuluruz anlayışından uzağız. Bir kimse X tarikatına bağlı diye günah işlese, günahın içinde ölse, tövbe etmese — hangi tarikata bağlı olursa olsun Cenâb-ı Hakk’ın azâbı şiddetlidir. Allah tövbe edenleri sever ve kabul eder ama günah işleyenleri, azgınlık yapanları sevmez.

Kaynak: 35. Dergâh Sohbeti — Tarikat ve Günah, Dilencilik ve Allah’ın Velîleri

Hadîs-i şerîfte buyurulur: "Kul Allah’ı sever, Allah da kulu sever mi?

Hadîs-i şerîfte buyurulur: "Kul Allah’ı sever, Allah da kulu sever. Allah kulu severse Cebrâil’e nidâ eder: Ben filancıyı sevdim, sen de sev. Cebrâil gök halkına nidâ eder, melekler mümin kulların kalbine ilham eder." Allah velîlerini kendi mahremi olarak tutar ve herkese göstermez — ancak lütfettiği, ikrâm ettiği kimselere gösterir.

Kaynak: 35. Dergâh Sohbeti — Tarikat ve Günah, Dilencilik ve Allah’ın Velîleri

Sohbetin temel mesajı: "Şeyhimiz var kurtuluruz" anlayışı yanlıştır; dîni emirleri yerine getirin midir?

Bu sohbet, tarikat bağlılığının günaha kefâret olmadığını, anne-babaya itâatin Kur’ân ve sünnet dâiresinde geçerli olduğunu, dilencilere para vermenin hükmünü ve Allah’ın velîlerini ancak sevdiklerine gösterdiğini ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: "Şeyhimiz var kurtuluruz" anlayışı yanlıştır; dîni emirleri yerine getirin, tövbe edin, haramlardan uzak durun ve Allah’ın lütfuna lâyık olmaya çalışın.

Kaynak: 35. Dergâh Sohbeti — Tarikat ve Günah, Dilencilik ve Allah’ın Velîleri

Mürşid-i Kâmil Allah’ın kambazıdır mı?

Hz. Mevlânâ der ki: "Aşk bu sözün söylenmesini ister — kambazın diline koyar." Mürşid-i kâmiller en büyük kammazlardır, peygamberler en büyük kammazlardır — ama kötü olarak gördüğünüz kammazlardan değil, kambazlığın iyisidir. Bir kimse hadis naklediyorsa peygamberin kambazıdır; âyet söylüyorsa Kur’ân’ın kambazıdır; gönlüne Allah ilham ediyorsa Allah’ın kambazıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (28 Temmuz 2012) — Ramazan’da Azamet: Modern Hırs

Aşık Beytullah Gibidir — Yönsüz, Her Yönü Sevgili nedir?

Aşığın bir anı yoktur ki sevgilisinin hayali gözünden çıkmış olsun; bir anı yoktur ki sevgilisiyle konuşmamış, tefekkür etmemiş, zikirleşmemiş olsun. Onun gözünde, dilinde, kulaklarında, elinde, ayağında, yüreğinde, kalbinde, önünde, arkasında, sağında, solunda sevgilisi vardır. O Beytullah gibidir — yönsüzdür artık. Beytullah’ın yönü yoktur, her yönü her yönedir. Aşık da öyledir: oturması, kalkması, yemesi, içmesi sevgilisinin nuruyladır. Zikrullahtan Allah bir nur peyda eder, namazdan nur peyda eder, oruçtan nur peyda eder, cömertlikten nur peyda eder.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (28 Temmuz 2012) — Ramazan’da Azamet: Modern Hırs

Aşık bir perde olarak ne anlama gelir?

Aşığın üzerinde varlığın bütün dereceleri an ve an tecellî eder — aşık bir perdedir, sinema perdesi gibi aşkın tecelliyâtı onun üzerinde açılır. Aşkın hikmetine dalacak, aşkın deryasına dalacaksınız — bunun için bir aşık gerek.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Temmuz 2012) — Ramazan: "Her Şey Sevgilidir"

Aşık, nefis ve şeytanla savaşın kutsiliğini nasıl açıklar?

Aşık, nefis ve şeytanla nefret ettiğinden değil, sevgilisinin emriyle savaşır. Ahlaksızlıklarla savaşır, ahlaksızlarla değil. Bu savaşmayı kutsî görür.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (21 Temmuz 2012) — Ramazan: "Her Şey Sevgilidir"

Mevlânâ mürşid-i kâmili neden İsâ ve Tûr-ı Sînâ ile eşitler?

Mevlânâ, bir velîye giden kimsenin İsâ’nın kendisine indiğini, Tûr-ı Sînâ’sını bulduğunu söyler. Bu, Mehdî ve İsâ beklentisinin dışarıda aranmaması gerektiğini anlatır — mürşid-i kâmil zâten bu makamların vazifesini yerine getirmektedir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (22 Ekim 2011) — Mehdî Anlayışı, Nefis-Şeytan Far

Hz. Mevlânâ’nın neyini kime söyletir?

Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi , Hz. Mevlânâ’nın "soluktaşımın dudaklarına eş olsaydın, ney gibi ben de söylenesi sözler söylerdim" beytini açarak soluktaşın Allah olduğunu ortaya koyar. Neyzenin hâlet-i rûhiyesinin neye nasıl aksettiğini, mürşid-i kâmilin sözlerinin kaynağının Allah olduğunu anlatır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Temmuz 2012) — Ney ve Soluktaş: Hz. Mevlânâ’n

İbadete yeni başlayanlar neden nefis mücadelesi yaşar?

İbadete yeni başlayan insanlarda nefis problem çıkaracaktır — ibadet ona ağır gelecektir. Hiç oruç tutmamış bir kimseye oruç ağır gelir, namaza yeni başlayana namaz ağır gelir, zikre oturana uyku gelir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Temmuz 2012) — Ney ve Soluktaş: Hz. Mevlânâ’n

Zikirin evde ne kadar önemli olduğunu anlatır mı?

Hz. Peygamber buyurur: "İçinde zikir olan ev yıkık da olsa mağmurdur; içinde zikir olmayan ev mağmur da olsa yıkıktır." Evlerde Kur’ân yok, namaz yok, zikir yok, fakir-fukara yok, anne-baba yok, ihtiyar yok. Mâmur görünen o evler aslında virânedir — asıl virânelerde yaşayan onlardır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Temmuz 2012) — Ney ve Soluktaş: Hz. Mevlânâ’n

Ney ve neyzenin ilişkisi nedir?

Ney kendi başına bir şey demez, söyleyemez, anlatamaz — ona bir neyzen gerek. Neyzenin nefesiyle can bulur, ruh bulur. Neyzen o gün hüzün deryasına daldıysa neyden derinlemesine bir hüzün gelir; kahır deryasındaysa kahır sedası çıkar; neşeye boğulduysa canlar kıpır kıpır olur neşeden.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Temmuz 2012) — Ney ve Soluktaş: Hz. Mevlânâ’n

Hz. Mevlânâ’nın "soluktaşımın dudaklarına eş olsaydın" beyti ne anlama gelir?

Hz. Mevlânâ der ki: "Soluktaşımın dudaklarına eş olsaydın, ney gibi ben de söylenesi sözler söylerdim." Soluktaş kimdir? Nefis mi? Zikir arkadaşı mı? Allah âlem, Hz. Mevlânâ’nın kastettiği soluktaş Allah’tır. Allah’a dost olsaydın, O’nun gönlünden gelen senin gönlüne gelseydi, O’nun diline dökülen senin diline dökülseydi — sen de mürşde-i kâmiller gibi, veliler gibi dinlenecek sözler söylerdin.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Temmuz 2012) — Ney ve Soluktaş: Hz. Mevlânâ’n

Kulun Hakk’a dönmesi ne anlama gelir?

"Anladım ki senden başka bakacağım kimse yok. Anladım ki senden başka elimi uzatacağım, gönlümü açacağım, yaslanacağım, dayanacağım, sevinim yok. Anladım ki dilim garip, gözüm garip, elim garip, gönlüm garip, bedenim garip, ruhum garip, sırrım garip. Anladım ki son sürgünümü beklemekteyim." Bu münâcât, kulun her şeyden soyunup yalnızca Hakk’a dönmesinin itirafıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Temmuz 2012) — Ney ve Soluktaş: Hz. Mevlânâ’n

Gül bahçesi solduğunda bülbül ne olur?

Gül bahçesi solduğunda bülbül söyleyecek hiçbir şey bulamaz — çünkü ona aşk veren, muhabbet veren gül sararmıştır. "Sevilecek senmişsin tek. Yaslanılacak senmişsin tek." Bu münâcât, kulun her şeyden soyunup yalnızca Hakk’a dönmesinin itirafıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Temmuz 2012) — Ney ve Soluktaş: Hz. Mevlânâ’n

Menfaatsiz kulluk ne demektir?

Yûnus Emre, "Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç hûrî / İsteyene ver sen onu, bana seni gerek seni" diyerek cenneti reddetmemekte; menfaatsiz kulluğu öğretmektedir. İnsanlar bir şeye menfaat gözüyle bakarlarsa, o menfaate ulaştıklarında ilgi ve alâkaları biter. Suya susayan, suya ulaşınca suyun sâhibini aramaz. Ehl-i tasavvuf ise meyveye değil ağaca, ağaca değil toprağa yönelir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (29 Ekim 2011) — Menfaatsiz Kulluk, Kurban İstism

Müzdelife vakfesinin önemi nedir?

İmâm-ı Âzam, sabah namazından sonra yapılan müzdelife vakfesinde kul hakkı dâhil affedileceğine dâir hadîs-i şerîfe dayanarak bu vakfeyi vâcip hükmünde görmüştür. Terk eden bir kurban kesmekle mükelleftir. Kolaylık fetvası ile bu ibâdetin hafife alınması büyük kayıptır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (29 Ekim 2011) — Menfaatsiz Kulluk, Kurban İstism

Türklerin din yolculuğu nedir?

Türklerin gök tanrıdan şamanizme, şamanizmden İslâm’a uzanan din yolculuğu ele alınmıştır. Gök tanrı, şamanizm ve İslâm genel unsurları itibâriyle birbirlerinden çok farklı olgular değildir. Türkler zorla değil, akıllarıyla ve kalpleriyle İslâm olmuşlardır — çünkü İslâm, yaşamış oldukları hayattan ve inançlarından çok farklı değildir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (29 Ekim 2011) — Menfaatsiz Kulluk, Kurban İstism

Sedef ve inci benzetmesiyle ne anlatılmaktadır?

Sedef ağzını açar, bir yağmur damlası alır, sonra kendini kapatır. O yağmur damlasını çok sever — sevdiği için o damla inciye dönüşür. Ama sedef eğer yuttuğunu uygun görmez ve ağzını açık bırakırsa, içinde inci oluşmaz. Sen dünyaya karşı haris olma — kim ağzını gözünü dünyaya açık bırakırsa, içinde inci oluşmaz.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Temmuz 2012) — Bağrı Çöz, Hür Ol: Mesnevî’den

Seyr ü sülûkun üç imtihanı nedir?

İlmel yakîn noktasında dünya süslenip gelecek sana — reddedeceksin. Aynel yakîn noktasında tekrar süslenip gelecek — yine reddedeceksin. Hakkel yakîn noktasında üçüncü kez süslenip gelecek — eğer bu sefer de reddedersen kemâlâta ulaşırsın.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Temmuz 2012) — Bağrı Çöz, Hür Ol: Mesnevî’den

Tekke kültürüne ne şekilde hizmet verilmektedir?

Tekke kültüründe tekkeye gelenlerden asla ücret istenmez ve beklenmez. Tekkeye hizmet eden de tekkeden ücret beklemez. Sema kursu ücretsiz, sohbet ücretsiz, çay ücretsiz, kandillerde yemek ücretsiz, buradaki hizmet ücretsizdir kardeşim.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Temmuz 2012) — Bağrı Çöz, Hür Ol: Mesnevî’den

Son bağ nedir ve ne anlama gelir?

Hz. Peygamber buyurur: "Dünya bir ağacın gölgesinde oturacak kadar zamandır." Belki de kendi bedenini kastetti — ruh buralara ait değildir, bu bedende gölgelenecek ve gidecektir. Beden yıkılınca, kül olup harmanla âleme savrulunca son bağ çözülecektir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Temmuz 2012) — Bağrı Çöz, Hür Ol: Mesnevî’den

Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ın zikrinden alıkoymasın neden önemlidir?

Münâfikûn Sûresi 9. âyette Cenâb-ı Hak buyurur: "Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ın zikriden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir." Bu bir fırsattır — elimizdeki cevâhir. Eğer Levh-i Mahfûz’da ruhlar yaratıldığında kaderimize bu nurlu şerîat ve tarikat yolunu yazmasaydı buraya gelemezdik.

Kaynak: 36. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Alıkoyma, Mahşer ve Tevhîdin Müjdesi

Allah Sizi Sevmezse Siz O’nu Sevemezsiniz neden doğrudur?

Rabbim bizi sevmezse biz O’nu sevemeyiz. Sevgi Allah’tandır. Bir derviş her hafta şeyhini ziyaret eder — sonra gelmeyi bırakır. Şeyh sorar: "Neden gelemedin?" Cevap: "Rabbim benden sevgisini kesti de onun için gelemedin." Cenâb-ı Hak buyurur: "Ey kullarım, benim rızâm için birbirinizi sevin, beni sevenleri sevin."

Kaynak: 36. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Alıkoyma, Mahşer ve Tevhîdin Müjdesi

Mahşerin şiddeti nasıl açıklanır?

Hazret-i Âişe Vâlidemiz sorar: "Yâ Resûlallah, mahşer nasıldır?" Efendimiz buyurur: "Bir anne emzikli çocuğunu atar mı?" — "Hayır." — "İki durumda atar: yırtıcı hayvan peşine düşerse canını kurtarmak için veya düşman gelirse namusunu kurtarmak için." Mahşer bundan da şiddetlidir. Güneş iki mızrak boyu inecek, sıcaklığı şimdikinin yetmiş derece fazlası olacak. İnsanlar amellerine göre tere batacak — kimisi topuğuna kadar, kimisi dizine, kimisi beline, kimisi boğazına kadar. Ama zikrullah ehli samîmî olarak Allah’ı zikredenler bu şiddeti görmeyecek inşaallah.

Kaynak: 36. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Alıkoyma, Mahşer ve Tevhîdin Müjdesi

"Lâ İlâhe İllallah" diyenin müjdesi nedir?

"Lâ ilâhe illallah" dediğin an ağzından nûr çıkar, göğe yükselir. Cenâb-ı Hak o nûra "Ey kelime-i tevhîd, ne istiyorsun?" diye sorar. O nûr "Yâ Rabbi, beni söyleyeni affetmedikçe durmam" der. Cenâb-ı Hak "Bağışladım" buyurur. Bu müjdeye lâyık olmak için "Lâ" derken hiçbir sevgili kalmayacak kalpte — ne mal, ne kâr, ne altın, ne gümüş.

Kaynak: 36. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Alıkoyma, Mahşer ve Tevhîdin Müjdesi

36. Dergâh Sohbeti hangi konuları ele almaktadır?

Bu sohbet misafir bir hoca efendinin katılımıyla gerçekleşmiş olup malların ve evlatların zikrullahtan alıkoymaması, sevginin Allah’tan gelmesi, mahşerin şiddeti ve "Lâ ilâhe illallah" diyenin müjdesi konularını ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: zikrullahı hiçbir şeyin alıkoymasına izin vermeyin, Allah sizi sevmezse siz O’nu sevemezsiniz ve kelime-i tevhîd ile affedilme kapısı açıktır.

Kaynak: 36. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Alıkoyma, Mahşer ve Tevhîdin Müjdesi

Kalbin sesi nereden gelir?

Kalbin kendine ait bir sesi yoktur. Size kalbin sesi gibi gelen ses dört kaynaktan birinden gelir: Allah’ın sesi, meleğin sesi, nefsin sesi veya şeytanın sesi.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Vicdanın sesi nedir?

Vicdanın sesi dediğimiz şey meleğin sesidir. Nefis terbiye edilmişse vicdanla melek aynı kapıdadır.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Nefsin sesi ne zaman baskınlık gösterir?

Eğer kötülenmiş nefsin sesi baskınsa — “Bu adamın hatasına bak, bu neden böyle yapmış” gibi düşünceler — bu nefsin sesidir.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Dilsiz şeytan kimdir?

Doğruların karşısında susan insan dilsiz şeytandır. “Gıybet haram” dersin, karşıdaki “Yap, o gıybet değil” der, sen susarsın — dilsiz şeytan olursun.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Müslümanlar stratejisiz neden davranıyor?

Müslümanların büyük çoğunluğu tersine mayın gibi orta yerde dolaşıyor. Kimse “Bizim üstâdımız var, ona sorun; bizim büyüğümüz var, ona sorun” demiyor.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Alevilerin cem töreni nedir?

Alevilerin cem evlerinde yaptıkları, bildiğimiz mânada zikrullah değildir. Semâ ederler, mersiye okurlar, türkü söylerler.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Kalbin sesi ayırt etmek için ne gereklidir?

Bu sesleri ayırt edebilmek için fıkıh, hadis, tasavvuf ve kalbî bilgiye ihtiyaç vardır.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Müslümanların strateji eksikliği neden ortaya çıkmıştır?

Bir imama, bir üstâda bağlı olmadıklarından stratejileri yok.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Kalbin seslerinin kaynağını belirleyen nedir?

Bütün sesler kalbe tecellî eder; gönülde dört pencere vardır — Allah’ın penceresi, meleğin penceresi, nefsin penceresi, şeytanın penceresi.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Dilsiz şeytanın davranışları nelerdir?

Canına, malına zarar gelmeyecekse orada susman yanlıştır. Ama ortada bir strateji varsa, mücâdelenin bir plânı varsa o farklıdır.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Peygamber Efendimiz’in bir sahâbe’ye ne demiştir?

Hazret-i bir sahâbe müşriklerin eziyetinden kurtulmak için “Muhammed’in dinini bıraktım” demişti. Peygamber Efendimiz’e durumu sorulunca “Kalbinle mi söyledin? Sana bir şey gelmez” buyurmuştu.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Doğruların karşısında susmanın sonucu nedir?

Doğruların karşısında susan insan dilsiz şeytandır.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Müslümanların stratejik eksikliği neden ortaya çıkmıştır?

Bir imama, bir üstâda bağlı olmadıklarından stratejileri yok.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Kalbin seslerinin tecellî eden kaynakları nelerdir?

Bütün sesler kalbe tecellî eder; gönülde dört pencere vardır — Allah’ın penceresi, meleğin penceresi, nefsin penceresi, şeytanın penceresi.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Müslümanlar strateji eksikliğinin nedeni nedir?

Bir imama, bir üstâda bağlı olmadıklarından stratejileri yok.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Müslümanların strateji eksikliğinin nedeni nedir?

Bir imama, bir üstâda bağlı olmadıklarından stratejileri yok.

Kaynak: 37. Dergâh Sohbeti — Kalbin Sesi, Dilsiz Şeytan ve Strateji

Hz. Mevlânâ’nın tövbe kapısına dair sözü nedir?

Hz. Mevlânâ: "Bin kere tövbeni bozsan da yine gel — bu kapı ümitsizlikler kapısı değildir."

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (30 Haziran 2012) — Tövbenin Mertebeleri: Şeriatt

Sema’nın hakikati nedir?

Sema’nın kendi içerisinde dereceleri yoktur; ancak Sema eden kimsenin nefis mertebesine ve seyr ü sülûkteki yerine göre hâli olur. Sema ancak ehli tasavvufa mübarek olur — tasavvuf yolunda olmayan bir kimsenin Sema etmesi haramdır, Sema ile iştigal etmesi de haramdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (9 Haziran 2012) — Rüya: Mana Âlemine Açılan Kapı

Kemâlat yolunda yarım kalmak ne anlama gelir?

Mana âleminde gözünün gördüğü ne varsa onları da açacaksın — açamazsan kemâlat noktasından sana bir pâye yoktur, yolda kalanlardan olursun. Şems-i Tebrîzî, Hallâc-ı Mansur’a "yarım kalır" demiştir. Öyle bir makama gelir ki o kimse, Mecnûn’un kumda oynadığını görür; Ferhâd’ı elinde çapayla görür; Hallâc’ı oynarken görür. Sonra Hz. Mevlânâ gibi "benden önceki ve sonraki âşıkların aşkı benim aşkıma muhtaçtır" der.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (9 Haziran 2012) — Rüya: Mana Âlemine Açılan Kapı

Velâyet meselesi nedir?

Her devirde Peygamber yerinde bir Velî vardir. Bu silsile Kıyâmete kadar devam edecektir. "Bu zamanda Velî yok" diyenler kendi körlüklerini ilan ederler.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Mayıs 2012) — Velâyet Meselesi: Her Devirde V

Velîler neden peygamberlerin vârisleridir?

Velîler peygamberlerin vârisleridir ama hiçbir zaman peygamber, nebî veya resûl değillerdir. Peygamberlik kapısı kapanmıştır; ondan sonra nebî de resûl de gelmeyecektir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Mayıs 2012) — Velâyet Meselesi: Her Devirde V

Velînin aklı ne ile ilhamdır?

Velînin aklı ilhamdır — Cebrâil onların aklıdır. Sen normal aklınla hesap edersin; o ilhamla hareket eder, ilhamla yürür. Onun aklı ilham olur, hevâ heves olmaz.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Mayıs 2012) — Velâyet Meselesi: Her Devirde V

Velî, güneşin gölgesidir ne demektir?

Velî, güneşin yeryüzündeki gölgesidir; güneş Allah veya Hz. Peygamber’dir; velî ise o güneşin yeryüzündeki gölgesidir. Hz. Mevlânâ bu beyti Şems-i Tebrîzî için söylemiştir; ancak genel manada her velî yeryüzünde güneşin gölgesidir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Mayıs 2012) — Velâyet Meselesi: Her Devirde V

Velînin emanet sorumluluğu nedir?

Velî, kendisine emanet edilen canları, malları ve namusları korumakla yükümlüdür. Eğer o üstâd emanete hıyânet ediyorsa, sûfîlerin canlarını, mallarını, namuslarını korumak için gayret etmiyorsa, insanlar onun yanında elinden, dilinden, gözünden emin değilseler — o gitsin veliyim demesin, üstâd’ım demesin, dağda taş olsun otursun.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Mayıs 2012) — Velâyet Meselesi: Her Devirde V

Velîlerin kerâmeti nedir?

Hadîs-i Kudsîde: "Onlar bir şeye ‘böyle olsun’ deseler, Allah geri çevirmez." Velîlerin kerâmeti. "Allah’tan öyle bir kudret vardır ki atılmış oku yoldan geri çevirirler."

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Mayıs 2012) — Velâyet Meselesi: Her Devirde V

Velîlerin ümmetin mehdîsi olup olmaması hakkında ne söylenir?

Velî, kişinin kendi mehdîsidir — ümmetin mehdîsi ile karıştırılmamalıdır. O veli senin için mehdîdir, senin için. Sakın bunu ümmete mal edip ümmetin mehdîsi olarak görmeyelim.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Mayıs 2012) — Velâyet Meselesi: Her Devirde V

Velînin bâtınî sırrı nedir?

Velînin zâhiri karşımızdadır ama bâtınî — iç âlemi — gizlidir; onun sırrına ancak iç âlemine girebilenler ulaşır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Mayıs 2012) — Velâyet Meselesi: Her Devirde V

Velîlerin Allah katındaki yeri nedir?

Benim velîlerime düşmanlık eden kimseye ben harp ilan ederim… — (Buhârî, Rikâk, 38) Velîlerin Allah katındaki yeri.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (26 Mayıs 2012) — Velâyet Meselesi: Her Devirde V

Melâmet Ehli ve dört mertebe nedir?

Bir kimse kelime-i şehâdet getirip iman eder — bu îmân mertebesidir. Allah’a ibadet etmeye başlar — âbid olur. Haramları terk edip şüphelilerden kaçar — zâhid olur. Allah’ı sever — âşık olur. İlk üçü kesbîdir (çalışarak elde edilir); aşıklık ise vehbîdir (Allah’ın lütfu ve ikramıdır). Yol herkese açıktır ama herkes âşık olamaz. Melâmilik bu dört mertebenin hepsini üzerinde toplar ve zirvesine oturur: "Melâmî sevdiğinden dolayı ibadet eder, sevdiğinden dolayı şüphelilerden kaçar, sevdiğinden dolayı imanını kemâle erdirir." Bu hâller Hz. Peygamber’in üzerinde de görülmüştür. Melâmilik içinde bazıları zamanla ibadeti bırakır — bu sapma, melâmiliğin kendisi değildir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (19 Mayıs 2012) — Melâmet Ehli, Sûfîlerin Zorbacı

Sûfîlerin zorbacı siyasî sistemler karşısında nasıl bir duruşu vardır?

Her siyasî organizasyon, elinin altındaki insanları kendi istediği gibi çekip çevirmeye çalışır. Çeviremezse onu yıkmaya, dağıtmaya, kötülemeye girişir. Gerçek sûfîler ise bu tür sistemlerin "anarşistidir" — Kur’ân ve Sünnet’ten ilham almayan siyasî anlayışın karşısında duran yegâne güçtür. Bu yüzden tarih boyunca nice imamlar asılmış, hapsedilmiş, çile çektirilmiştir. "Hakiki mürşid-i kâmiller ve gerçek sûfîlerin en büyük problemi budur. Yarı yarı güzün efendilerimizden sonra İslâm’ın içerisindeki en büyük handikaplardandır." Sûfîler zorba sisteme boyun eğmez; çünkü kulluklarını Allah’a yaparlar, beşere değil.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (19 Mayıs 2012) — Melâmet Ehli, Sûfîlerin Zorbacı

Kutupluk meselesi ve vahdet-i vücûd nedir?

"Ben kutbum" diyen yalancıdır. Kutupluk başkasının şahitliğiyle bilinir — rüyada Hz. Peygamber’in haber vermesiyle. Her mahallenin, her bölgenin, her şeyhin kutbu vardır; bu mânevî bir haldir ve habersiz olanlar bundan bîhaberdir. Kutuplar "hakkıyla sana kulluk edemedik yâ Ma’bûd" diyen bir peygamberin izinde yürür. Vahdet-i vücûd, Muhyiddîn İbn Arabî’nin doktrin haline getirdiği, İslâm düşüncesinin içinde zaten var olan bir anlayıştır. "Kula teşekkür etmeyen Allah’a teşekkür etmez" hadis-i şerifi, vahdet-i vücûd düşüncesinin temellerinden biridir. Kulun yaptığı iyiliğe nankörlük beslemek, Allah’a nankörlük beslemektir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (19 Mayıs 2012) — Melâmet Ehli, Sûfîlerin Zorbacı

Tövbenin hakikati nedir?

Hakiki tövbe fiilîdir: kişi günahtan fiilen uzaklaşır ve bir daha o günahı işlemez. Tövbenin kabulünün alâmeti, kişinin gönlüne o günahla ilgili hiçbir şeyin gelmemesidir. Kumar oynayan bir kimse hakiki tövbe ettiğinde, bir daha kumar aklına bile gelmez. Hadîs-i kudsîde bildirildiği üzere: "Kulum, kendisini affedecek Allah’ını hatırladı; Allah onu bağışladı." Ancak bu kapıyı çok kirletmemek gerekir; sûfîler bir daha günah işlememeye kendi kendilerine kasıt ederler.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (12 Mayıs 2012) — Tövbenin Hakikati, Gıybet Uyarı

Münafıklığın üç alâmeti nelerdir?

Hz. Peygamber’in beyanıyla münafıklığın üç alâmeti: konuştuğunda yalan söylemek, söz verdiğinde (ahd) vefasızlık göstermek ve emanete hıyanet etmek. Bu üçü bir kimsede bir arada bulunursa o münafıktır. Ancak tövbe edip geri dönen Allah tarafından affedilir. Kul tekrar günah işlerse yine tövbe eder; Allah yine affeder — ama mesele bu döngüyü kırmak ve hakiki tövbeye ulaşmaktır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (12 Mayıs 2012) — Tövbenin Hakikati, Gıybet Uyarı

Gıybet ne demektir?

Bir kimsenin hoşuna gitmeyecek bir şeyi arkasından söylemek gıybettir. Gıybet, Kur’ân’da "ölü kardeşinin etini yemek" olarak tasvir edilmiştir. Efendi Hazretleri, gıybetin zinadan daha büyük bir günah olduğunu belirtir: bir erkeğin veya kadının namusuna laf söylemek, birinin hatasını etrafa yaymak, umuma açık olmayan kusurları ifşa etmek hep gıybet kapsamındadır. "Allah cümlemizi affetsin."

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (12 Mayıs 2012) — Tövbenin Hakikati, Gıybet Uyarı

Mesnevî’nin ilk 18 beytinin hikâyesi nedir?

Mesnevî’nin ilk 18 beyti, Hz. Mevlânâ tarafından sarığının arasına yazılıp konulmuştur. Günlerden biri Hüsamettin Çelebi gelir ve "Efendim, sohbetlerinizi yazsak, bir kitap haline getirsek" der. Hz. Mevlânâ sarığının arasından bu 18 beyti çıkarıp Hüsamettin Çelebi’ye verir: "Buyur." Bu 18 beyit, hayatın anatomisi, tasavvufun özü ve Mesnevî’nin çekirdeğidir. "On sekiz beytte öylesine bir keramet, öylesine bir iksir vardır. Harf harf şerh etsen Mesnevî’yi yazmış olursun." Son beyit ise sözü bağlar: "Ham olgun kişinin halini hiç mi hiç anlayamaz; öyleyse sözü kısa kesmek gerek, vesselâm." Hz. Mevlânâ’nın "Günler geçip gittiyse geçsin, sen kal ey Dost — temizlikte sana benzer yok" ve "Balıktan başka herkes suya kandı; rızkı dar olanın günü uzadıkça uzadı" beyitleri de sohbette paylaşılır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (12 Mayıs 2012) — Tövbenin Hakikati, Gıybet Uyarı

Tövbenin kabulünün alâmeti nedir?

Tövbenin kabulünün alâmeti, kişinin gönlüne o günahla ilgili hiçbir şeyin gelmemesidir. Kumar oynayan bir kimse hakiki tövbe ettiğinde, bir daha kumar aklına bile gelmez. Hadîs-i kudsîde bildirildiği üzere: "Kulum, kendisini affedecek Allah’ını hatırladı; Allah onu bağışladı." Ancak bu kapıyı çok kirletmemek gerekir; sûfîler bir daha günah işlememeye kendi kendilerine kasıt ederler.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (12 Mayıs 2012) — Tövbenin Hakikati, Gıybet Uyarı

Mesnevî’nin ilk 18 beyti ne anlama gelir?

Mesnevî’nin ilk 18 beyti, başlı başına bir ummandır: ‘Her harfine, her kelimesine, her cümlesine binlerce sayfa şerh yazmak mümkündür. Her okunuşta ayrı bir hayret perdesi açılır.’

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (5 Mayıs 2012) — Evlilik Hukuku, Mesnevî’nin İlk

Fâtiha’nın mana okuması ne demektir?

Fâtiha’nın mana okuması, günde kırk defa okunan Fâtiha’nın her seferinde farklı bir makam açması ve namazda mihrapta Hz. Peygamber’i görmeyi içerir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (5 Mayıs 2012) — Evlilik Hukuku, Mesnevî’nin İlk

İştiyâk hâli nedir?

İştiyâk hâli, sûfînin kaybetmemesi gereken en temel hâlidir: ‘İştiyâk sûfînin ekmeği, suyu, nefesidir.’ Namaza iştiyâk duymak — devamlı namaz kılmaktan hoşlanmak, oruca doymamak, zikre doymamak, sohbete doymamak, koşmaya doymamak.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (5 Mayıs 2012) — Evlilik Hukuku, Mesnevî’nin İlk

İştiyâk kaybedildiğinde ne olur?

İştiyâk kaybedildiğinde, sahte kanlardanmışsın sen; baştan beri mana erişilmemiş demektir. Eğer manasını ersen doymayacaktın: Allah demeye, Muhammed-i Mustafa demeye, Lâ ilâhe illallah demeye, namaza, oruca, koşmaya doymayacaktın.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (5 Mayıs 2012) — Evlilik Hukuku, Mesnevî’nin İlk

İştiyâk ne demektir?

İştiyâk, sûfînin ekmeği, suyu, nefesidir. İştiyâk koşmaktır, yürümek değil; her gün yeniden diriliş, yeniden aşk. ‘Durmayın, koşun. Bu dünya gelip geçecek.’

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (5 Mayıs 2012) — Evlilik Hukuku, Mesnevî’nin İlk

Dünya gurbeti ve ebedî hayatın azığı nedir?

Bu dünyaya kendi irâdemizle gelmedik — kaderin cebrî tarafı budur. Dedemiz yok, dedemizin dedesi yok — herkes misâfir olarak gelmiş ve gitmiştir. Ev sâhibi misâfirini ana rahminden itibâren muhâfaza eder: melekler görevlendirilir, besler, büyütür, rızık endişesinden uzak tutar.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Edebi, Uyanıklık ve Fusûs

Sûfînin günlük hayattaki edep ölçüsü nedir?

Sûfî her hâlinde mükemmellik arar — elbisesinden yürüyüşüne, bakışından konuşmasına. Yolda yürürken yemez, vitrin seyretmez, bakışıyla edep gözetir. Giydiği rengin bile bir mânâsı vardır. Kelime haznesini genişletir, "şey" kelimesine sığınmaz, bol kitap okur.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Edebi, Uyanıklık ve Fusûs

Tüm inanışlardaki ortak payda nedir?

Uyanıklık. Buda, Hindu azizler, Hristiyan keşişler, şamanlar ve Peygamber Efendimiz — hepsi uyanıklığı esas almıştır. Kudsî Hadîs’te "Ey Dâvûd, uyanık ol!" buyurulmuştur. Bütün inanışlar temelde aynı şeyi ister: uyanık ol, temizlen, haramlardan uzak dur.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Aralık 2011) — Sûfî Edebi, Uyanıklık ve Fusûs

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları