Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Tasavvuf — Sayfa 31

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Tasavvuf(5877) — Sayfa 31/60

Kabir ehli gibi yaşamak ne demektir?

Kabir ehli gibi yaşamak, farzları yerine getirmek, günah kebalinden uzak durmak, gwybetten yasaklanmak ve temiz bulunmak gibi uygulamalara bağlıdır. Efendi Hazretleri, Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem’in hadis-i şerifini aktararak, dün yaşıyan kişilerin kabir ehli gibi olmaları gerektiğini vurgular. Kabir ehli gibi yaşamak, kavramların yaşandığı halin önemine dikkat çeker.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Kabir ziyareti adabı nedir?

Kabir ziyareti adabı, kabre girerken önce selam verilmesidir. Efendi Hazretleri, kabre girerken selam verilmesi gerektiğini vurgular. Selam verilirken, Kur’an veya Peygamberin öğrettiği bir selam kullanmak gerekir. Selam verilirken, ziyaretçinin kendi kendine üç kişilik bir diyalog kurması gerekir: "Esselamu aleyküm ya ehli kubur" der, kabir ehli olarak kendi nefsini ziyaret eder, "Ve aleyküm selam ehli dün" diye kendi kendine cevap verir. Bu pratik, kabir halinin ziyaret anında fiilen yaşıldığı bir eğitimdir.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Kabir ehli gibi olmak ne demektir?

Kabir ehli gibi olmak, ölmekten korkmak değil, ölümden her an haberdar olmak ve her adımın hesap vermek anlamına gelir. Efendi Hazretleri, kabir ehli gibi olmayan kişilerin ne kadar Ceberrut konuştansa da boş konuştuklarını belirtir. Kabir ehli olan kişiler ise bir kez olsa bile o alemelere ulaşabilirler.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Sufi terimlerini anlamak için ne gerekir?

Sufi terimlerini anlamak için, kavramların yaşandığı halin önemine dikkat etmek gerekir. Efendi Hazretleri, kavramsal olarak konuşturan ama yolu tutmayan kimsenin durumu Antep baklavasına benzetilir. Sufi terimlerini anlamak, kavramların yaşandığı halin önemine dikkat etmek ve bu kavramları yaşayabilmek anlamına gelir.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Kavramsal bilgi ile tasavvufi hayat arasında fark nedir?

Kavramsal bilgi ile tasavvufi hayat arasında fark, kavramların yaşandığı halin önemine dikkat etmektedir. Efendi Hazretleri, kitaplar alemelerin isimlerini verebilir, sohbetler bu isimleri dile dökerek; ancak o alemeleri yaşayabilmek için kabirden öteye geçebilecek bir hal gerekir. Kavramsal bilgi, tasavvufi hayatın bir parçası olabilir, ancak kavramların yaşandığı halin önemine dikkat etmek gerekir.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Sufi edebi kritik ölçüleri nelerdir?

Sufi edebi kritik ölçüleri, ilim ve deneyimi sahip olan kişinin, onu anlamayacak olan herkese cevher gibi savurmamasıdır. Efendi Hazretleri, arif olan kişinin cevherlerini boş yerlere saçıp atmadığını belirtir. Hikmet ehli, kimin anlamaya hazırdığını bilir ve ona göre konuşturur. Bu, sohbet halkasında bulunan dervişleri hem uyarır hem yüreklendirir.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Bir insanın tek bir maşûsu olabilir mi?

Bir insanın yalnızca tek bir maşûsu olabilir, iki tane maşûk olamaz.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Açık maşûnun dili midir?

Açık maşûnun dilidir. Açıkmış maşûnun gözüdür. Maşûnun elidir, ayağıdır.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

İnsanın insana secde etmesi emredilmiyor mu?

İnsanın insana secde etmesi emredilmiştir olsaydı kadınlara erkeklere secde etmelerini emrederdi. Niçin? Menfaat. İnsanlar menfaatlerine secde ederler.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Açıkmış maşûka ibadet eder mi?

Bir kadını çok seviyorum diyen dönsün kadına namaz kılmasın. Bir erkeği çok seviyorum diyen dönsün o erkeğe namaz kılmasın. Namaz kılmasın. Açıkmış maşûka ibadet eder.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Gölge gece masada gibi uykunu getirir mi?

Gölge gece masada gibi uykunu getirir. Gölgenin bir de o hali vardir. Gölge uyku getirir. Sen gölgeye açık olursan uykum gelir senin, gaflet basar sın. Sen gölgenin peşine takılır ve gölgede kalırsan gaflet basar sın. Sen günün anında cayır cayır yanarken uyuyamazsın.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Gölge bir yandan güneşe delil olur, bir yandan da güneşten kaçıran sına olur mu?

Gölge bir yandan güneşe delil olur, bir yandan da güneşten kaçıran sına olur; gaflete dönenler gölgede yaşırlar.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Velinin gölgesi hukmunda olanlar kimlerdir?

Velileri ve onların halifelerini, zakirlerini, çavuşlarını, nakiplerini, hizmet edenlerini Efendi Hazretleri "velinin gölgesi hukmunda" olarak tanır: "Bir veli vardir bir de halifeleri vardir. Halifeler, zakirler çavuşta velinin gölge-si gibidir. O gölgeden veli bulunur. Bir dervişi velinin gölgesi hukmunda." Bir başkası dervişi teki edebi, adaba, fazilete, ondaki güzelliğe, nuraniyete, ulviyyete bakar ve der ki: "Bunu bu hale getiren var." Yani dervişi hali, velinin güneş gibi ışığın bir yansımalarıdır; gölgeden aslına ulaşılır.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Gölgenin tehlikeli yönü nedir?

"Şeyhin yanı yakar adamı. Şeyhin etrafı adamı yakar. İstim üzerinde duracagım. Her daim devamlı böyle harekette duracagım. E biraz susaklaşınca, insan gölgeye kanar. Hani şeyler vardir, dermişler: Ben de evimde dersimi çekiyorum efendim olur mu? Olur. Sen evinde çek. Gölge rahat." Sohbetten kaçınıp evinde zikir çektiğini söyleyen dervişi, aslında günün anındaki cayır cayır yanıştan kaçıp gölgenin serinliğine sınağımaktadır; orada dizi izleyip elinde tesbih sallar.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

28 Şubat baskını hikayesi nedir?

Efendi Hazretleri sohbeti 28 Şubat baskını hikayesi ile başlar. O gece çeşitli zakirler Efendi Hazretleri’ni arayarak derslerin iptalini sormuştur; korkunun bir virüs gibi yayıldığını ifade eder. Kendisi ise bütün dersleri yapmaya devam etmiştir. İki hafta önce kimlik kontrolü yapıldığında herkesin elinde kimlikle kamerayı geçirmiş olmasının anlatılır. O gün bir baskın gerçekleşir, ve Efendi Hazretleri önünde bir kardeşi ine "seni çarırıyorlar bak" der; o kimse kalkar, polisler onu "Mustafa Özbağı" sanıp götürürler. "Ben o zaman anladım Mustafa Özbağı tanmadıklarını. İçimden de üzdüm ama. Bu kadar meşhur değilim demektir" diye o anı kendi tavazülüyle aktarır.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Sana hakikat geldi mi, sahte putlar yıkılır sende midir?

Gün doğdu mu, ay yarılır gider. Gün doğdu mu, ay yarılır gider. Sana hakikat geldi mi, sahte putlar yıkılır sende. Sende hakiki irah tecelli etti mi, sahteleri gidiverir senden. Her şeyin hakikati geldiğinde sahtesi bırakır gider seni. Bir şeyin hakikatini gördün an sahtesini bırakır sın.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Dünyada güneş gibi eşi bulunmaz bir varlık var mı?

Zaten dünyada güneş gibi eşi bulunmaz bir varlık yoktur. Ölmüştür can güneşin ise gününüzü yoktur, bulunmaz hiç.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

Kulun iradesiyle kazanma kavramı nedir?

Efendi Hazretleri eşariyede kullanılan “kest/kesb” (kazanma) kavramını düzelterek daha hürriyetçi bir yoruma ulaşır: Kul kendi iradesiyle kazanır, Allah kazandığı şeyi yaratır. Bu eşariyenin kesb öğretisinden daha cesur bir ifadedir.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Kendini makine gibi görmemek nedir?

Efendi Hazretleri bu tarife "kendi felsefem" diyerek sahiplenir: "Benim natâlıklı hürriyetim var. Güzelliği reddedebilirim. Bu benim kendi felsefem. çirkinliği ve kötülüğü kendime alabilirim. Bu benim kendi felsefem. Kendi inancım. Kendimi makine gibi görmüyorum." Bu "kendimi makine gibi görmüyorum" ifadesi, cebriyeye karşı sufice bir başkaldırıştır. Kul bir otomaton değildir; sevmediği bir şeyi yapmayı seçebiliyorsa, bu seçim hürdir.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Doyuran ama yeğlemekten kaçınan hürriyet nedir?

Misaller somutlaşır: "Yiyebilen, Antep tatlısı var. Karnı tok ama. çok güzel bir Maraş dondurması var. Karnı tok ama. çok güzel bir Bayındır güveci var. Karnı tok ama. Nuri harika bir köfte yapmış. Karnı tok. Yemiyor." Efendi Hazretleri Nuri’nin ev içi sohbetlerde yaptığı köfteleri bile örnek olarak zikreder. Birisi aç değil; Antep tatlısı, Maraş dondurması, Bayındır güveci ve Nuri’nin köftesi önündedir; ama kağıt helvası olarak kabul eder, yemez. Bu bir hürriyettir: Doyuran ama yeğlemekten kaçınan bir hürriyet.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Oruçlu, iftar vakti yememek nedir?

Oruçlu, iftar vakti belli, yemiyor. Karnı aç, oruçlu da değil, yemiyor. Yemiyorsun. Reddedebiliyorsun." Efendi Hazretleri bu noktada dervişe dönüp sorar: Madem bunları reddedebiliyorsun, ve reddetmeyi henüz yapmadan karar olarak verebiliyorsun, peki bu kararı sana cebri bir şekilde ilahlar mı verdirdi? Yoksa sen mi ver bildin? "Bunu döndür şimdi de ki: Yedirmeme düşüncesini ve yedirmemeyi direkt Allah sana cebretti. Sen bunu düşünmedin. O zaman kâfir kâfirliğini düşünmedi. Ona Allah düşündürdü. Müminin müminliğini düşünmesi direkt ona Allah düşündürdü." Bu analoji, cebri anlayışı sıfıra indirger: Kimse yemek reddetmek için Allah’ın cebriyle hareket etmiyorsa, küfre veya iman kararı da cebri olmaz.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Cebriyeci anlayışın reddi nedir?

Figuran Tiyatrosu: Cebriyeci Anlayışın Reddi Cebriyecilere karşı Efendi Hazretleri çok etkili bir sağduyu itirazı kurar: "Buradaki bu düşünmeyi Allah’a mı atarsak insan makineleşti. O zaman yalancıktan bir tiyatro oynuyoruz biz. Sağ düşünmeyi yarattı, ne düşüneceğimizi bizim öngördü. Ama biz saf salak insanlarız. Allah bizim ne düşüneceğimizi öngördü. Ama biz perdenin arkasını göremediğimizden onu biz düşündük zannediyoruz, oyalanıyoruz. Birer tiyatrocuyuz biz." "Oyalandığımıza göre bizim elimize bu gecenin sahnelisi tutuşturuldu. Gerçek manada bizim elimizde bu gecenin sahnesi elimize tutuşturulduğundan biz bir tiyatrocu gibi tiyatromuzu oynuyoruz. Kötüler kötü figüranlık yapacaklar, iyiler iyi figüranlık yapacaklar. Ama her birisi de birer figüran, birer sinema şeridi gibi." Bu tasvir, cebriyenin gerçekten neye yol açtığını ortaya koyar: Eğer her düşünce ve eylem önceden Allah tarafından yazılıp oynatılıyorsa, insanın tamamı bir filmin figüranından ibarettir.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Cebriyeci anlayışın çelişkisi nedir?

Bu cebri sistem, Efendi Hazretleri’ne göre hem tasavvuf edebiyle hem de hesap günü mantığıyla çelişir: "Kötü, sonuçta kötülüğünü yaparaktan filmin sonunda kötü adam olacak. Îyi, figüranlığını iyi yaparaktan filmin sonunda iyi adam olacak. Onun bütün hayat geçmişini, bütün davranış biçimi Allah’ın takdir ettiği noktada gidecek. Ve kul sonunda iyi de olsa, kötü de olsa bu Allah’ın takdiridir diyecek. Îyiliğini kendinden görmeyecek hiç, kendi gayretinden görmeyecek. Kötülüğünü de kendi nefsinden görmeyecek." Bu cebri sistem, Efendi Hazretleri’ne göre hem tasavvuf edebiyle hem de hesap günü mantığıyla çelişir.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Düşünce hürriyetinin hukuki gerekçesi nedir?

Efendi Hazretleri düşünce hürriyetinin ehl-i sunnetteki hukuki gerekçesini ortaya koyar: "Yoksa deli dediğimiz aklı dengesini kaybetmiş olan kimse de sorumlu olacaktı. Yoksa birisinin kafasına silah dayandı zorla o kimseye bir şey yaptırıldı, ölüm korkusuyla o da sorumlu olacaktı. Bakın Hanefiler helsünle bunların üzerinden bütün sorumlulukları kaldırmışlar." "Siz uykuda da yaptıklarınızdan, dedlerinizden sorumlu olacaktınız. Siz unuttuklarınızdan da sorumlu olacaktınız. Eğer düşünce hürriyeti olmamış olsaydı. Şimdi katı kadercilere şunu derim: Delilerini atacaksınız. Adamı sorumlu tutup namaz kılmadığı için cehenneme mi atacaksınız?" Efendi Hazretleri katı cebriyeye bir diyagnostik sorusu yöneltir: Eğer her şey önceden yazılmışsa, o zaman deli’nin namaz kılmaması da önceden yazılmıştır ve hesap günü Allah onu cehenneme nasıl atır? Bir cebri adalet işleyemez.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Yerçekimi misali nedir?

Efendi Hazretleri, "Mutlak kader" ile "cüzî irade"nin nerede ayrıştığını somutlaştırmak için yerçekimi misalini kullanır: "Bizim düşünce hürriyetimiz var. Biz bu hürriyeti kullanarak üçüncü kata çıktık. Üçüncü kattan aşağı şimdi atlayacağız. Bu hürriyetimizde var. Ama akıbetinde bu mahale kadar dersek, atlayıp öleceğiz veya yaşayacağız. Bunu da biliyoruz." Îrade kullanımı üçüncü kata çıkmak ve atlamaya karar vermektir; bu hürdür. Ama atladıktan sonraki yerçekimi etkisi mutlak kaderdir.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Yerçekimi misaliyle kader ve irade arasındaki fark nedir?

Yere çarptığımız anki durum mutlak kader oluyor. Yere çarptığın an. Yukarı çarptığın an o hürriyetin birbirinin içerisine eklenmiş olan sonucu. Mutlak kader ölüm, ölüm mutlak kader. Ölüm değil orada. Düşme orada, düşmesi kimsenin, düşmesidir. Yüksek bir yerden atladığı zaman yerçekim kuvvetiyle o kimse düşecek. Kader." Efendi Hazretleri düşmeyi kaderin bir zaruri sonuç mekânizması olarak tanımlar; düşmenin ölümle sonuçlanması ise ayrı bir mutlak kader mekânizmasıdır.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Doğum ve ölümün mutlak kaderi nedir?

Bizim doğmamız mutlak kader. Bu dünyadan göçmemiz mutlak kader. Buna birimiz bizim onun üzerinde bir şeyimiz yoktur. Îradamiz yoktur." Efendi Hazretleri ölüm ve doğum üzerindeki kul iradesini sıfırlar: Kimse doğduğunu talep etmemiştir, kimse ölümünün zamanını seçmez. Bu iki uçta mutlak kader hakim. Aradaki alan ise düşünce ve irade hürriyetidir.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Modern determinizme karşı sufice cevap nedir?

Bu misal, modern determinizme karşı da sufice bir cevaptır: Doğa yasaları (yerçekimi, ölüm, bedenin biyolojisi) mutlak kaderin içindedir. Bu yasalar karşısında insan hürriyetini sıfırlamak yerine, Efendi Hazretleri insana çok net bir alan açar: Yasaların içerisinde hareket etmek ve karar vermek — üçüncü kata çıkmak, köfte yemek veya yememek, iftar vakti bekleyip aç kalmak. Îşte bu düzeyde hürriyet vardır ve teklif orada başlar.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Beyazıt Bestâmi’nin “Sübhanî” sözü nedir?

Sohbet panteizm tartışmasına geri döner: "Şimdi bu sözler sufi anlayışı yaşamayan insanların algılayamadığı şey. Beyazıt Bestâmî dedi ki bana şükürler olsun. Beyazıt güzelse Allah. Allah’lık olmadığı için yaratılmış nesle den sözlere tülemeliyiz. Hallaç da bu daireyi Beyazıt için alarak alevidir için alarak dedi ki Allah’tan başka varlık yok." Efendi Hazretleri Beyazệt Bestâmi’nin "Sübhanî" sözünün hakiki bir kat egoizmden değil, özel bir halin sarstırdığı bir dilden çıktığını savunur.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Beyazıt Bestâmi’nin “Sübhanî” sözünün anlamı nedir?

Hallâc’ın bu sözü söylediğini söylemiş olarak kabul ediyorum. Söyleyip söylemediğine bakmıyorum. Eğer bu sözü söylediğiyse ben eleştireceğim zaten." Efendi Hazretleri burada önemli bir ayrım yapar: Rivayetin doğruluğundan önce, ifadenin içeriğini tartışmaya açar. Hallâc, Beyazıt’ın dairesini takip ederek, "Allah’tan başka varlık yok" diyecek ise bu panteizme kayar ve Efendi Hazretleri bu kaymayı reddeder.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Beyazıt Bestâmi’nin “Sübhanî” sözünün yorumu nedir?

Efendi’nin kendi yorumu şöyledir: "Beyazıt bu hâlde, bu hâlde kim olursa olsun o sözü söylerdi. Bu nedir? ‘Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım.’ Kulumun öyle bir manevi hâli vardır ki, onun üzerinde tecelli etmiştir. Bu tecelli hususi bir tecelli. Bu Allah’ın hususi tecellisine mazhar olan kul, o esnada ‘Ben O’yum’ diye bağırır." Yani Beyazıt’ın sözü, aklı durdurmak-kalbi korumak şartlarının dışında, kulun üzerine Allah’ın "Subhan" sıfatının yansımasıdır. Allah’ın Subhan sıfatı Beyazıt’a yansıyor; Beyazıt kendi kendine Subhani (Şükürler olsun bana) diyor. Burada Beyazıt’ın "ben"i silinmiştir ve Allah’ın sıfatına dönüşmüştür.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Allah’ın "Subhan" sıfatı ne anlama gelir?

Yani Beyazıt’ın sözü, aklı durdurmak-kalbi korumak şartlarının dışında, kulun üzerine Allah’ın "Subhan" sıfatının yansımasıdır. Allah’ın Subhan sıfatı Beyazıt’a yansıyor; Beyaz, kendi kendine Subhani (Şükürler olsun bana) diyor. Burada Beyazıt’ın "ben"i silinmiştir ve Allah’ın sıfatına dönüşmüştür.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Vahdet-i vücut öğretisi nedir?

Tabii ne Füsus’unda ne Fütûhat’ında vahdet-i vücut lafını kullanmamışlar. Vahdet-i vücut lafını kullananlar Harabitilerdir. Vahdet-i vücut Füsus’ta da Fütûhat’ta da harabitidir. Hiçbir yerde vahdet-i vücutdan bahsettiğini göremezsin isim olarak da lafız olarak da. Sonradan gelen vahdet-i vücutçular, bu panteizlikten biraz özenerekten, panteizmden biraz bir şeyler kataraktan bütün varlığı Allah’ın varlığı olarak görmüşler.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Vahdet-i vücutçular ne anlama gelir?

Sonradan gelen vahdet-i vücutçular, bu panteizlikten biraz özenerekten, panteizmden biraz bir şeyler kataraktan bütün varlığı Allah’ın varlığı olarak görmüşler.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Vahdet-i vücutçuların yanlışları nelerdir?

Vahdet-i vücutçular bu alemleri Allah’ın zatının içine koyaraktan, zatının içine koyaraktan alemdeki her eşyayı ve tecelliyatı Allah’ın zatı hükmünde görmüş. Bu kalem de Allah’ın zatı. Bu kibrit de Allah’ın zatı. Necis de Allah’ın zatı. Haşa. Necis sözler de Allah’ın zatı.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Arabi’nin "Varlık Hayaldir" öğretisi nedir?

Teyze der. Varlığı kendi zatının içine koymaz. Ama kendi zatından dayırmaz. O yüzden bu varlığa hayal demiş. Sunmuş olan bu varlığa hayal alem, gölge alem demiş.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Arabi’nin "Varlık Hayaldir" öğretisinin felsefi dayanağı nedir?

O zaman biz bu varlık alemini uykuda görürsek veya bu varlık alemini rüyadaymış gibi hissedersek, rüyadaysak ve biz burada uyuyorsak, bakın burada Arabi, insandaki fikir ve düşünceyi farklı bir boyuta taşır.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Sultan Fatih’in Arabî tercihi neden önemlidir?

Sultan Mehmet Han Hazretleri’nin görüşleriyle Arabî’ye şerh yazanların görüşlerini bir kitapta toplatmış Fatih. Kitabın çevresini hiç vahdet-i vücutdan bahsetmemişler. Arabî’nin felsefesi, aleme, insanlara, velilere bakış açısı, Allah’a bakış açısı ve karşı tezlerini koymuşlar. Fatih kendi tebaasını Arabî felsefesine göre devam etmesini istemiş.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Anadolu’nun Îslam algılayışı nasıl şekillenmiştir?

Ve Anadolu’daki Îslam algılayışı ve anlayışı fıkıh açısından Hanefidir, sufilik açısından Arabi ve Besnevi’dir. Muhakkak Osmanlı Împaratorluğu geniş bir imparatorluk olduğundan her şey içinde alınmış.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Îslam sufiliğinde düşünce hürriyeti nasıl sınırlanmıştır?

Îslam sufiliğinde, Îslam felsefesinde, inancında, düşünceye gen vurulan, düşünceye set çekilen bir tek yer var: Allah’ın zatı. Başka bir gen vurulan yer yoktur.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Allah’ın zatını tefekkür etmek yasak mıdır?

Cenab-ı Hak Hadis-i Kudsi’de kendisinin kendi sınırını koyuyor. Demiş ki Allah’ın zatını tefekkür etmek, düşünmek yasaktır. Haramdır. ‘O insanlar düşündü mü ki?’ diye ayet-i kerimelerde sorumu vardır. Aklettiler mi ki? Sorumu vardır.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Hz. Adem’in cennette yasak meyveyi yemesi ne anlama gelir?

Hazreti Adem, Allah seni hepsinden yarattı. Sen kaptın, meyveyi yedin mi? Senin yüzünden insanlar buradan boğuldu, cennetten boğuldu. Hazreti Adem ne diyor? O da diyor ki, Allah’ın daha önce benim üzerime takdir ettiği şeyden dolayı mı beni sorguluyorsun? Hazreti Peygamber de diyor ki, Musa’nın ilmi, Adem’in ilmi Musa’yı yeniliyordu.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Sufi hal ve yaratma lafı arasındaki fark nedir?

Yaratma lafını vahdet-i vücutçular mı kullanıyor? Yok. Yaratma Allah’a attik. Bir de Mustafa’ya bak kendinin de bir dahilesi var. Oraya ait.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Cüzî irade ve vahdet-i vücut arasında nasıl bir ilişki vardır?

Ders son notta özetlenir: "Bu anlattığım şeyle bu anlattığım noktada bizim cüz iradamizi kabul etmemiz vahdet-i vücudu zaten bu manada reddettiğimizde bir sıkıntı yok." Yani cüzî iradeyi kabul etmek demek, vahdet-i vücut öğretisini doğrudan reddetmek demektir; çünkü vahdet-i vücut her şeyi Allah’ın zatına bağlar, kul iradesine yer bırakmaz.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Allah’ın sıfatlarının her varlıkta tecellisi nedir?

Allah ağacın üzerinden veli sıfatını tecelli etmez. Allah’ın sıfatları noktasında. Yani insanın üzerinden ederdi.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Allah’ın sıfatları her varlıkta tecelli eder mi?

Allah’ın sıfatlarının Her Varlıkta Tecellisi. Son bir soruya Efendi Hazretleri sıfat-tecelli öğretisini açık bir şekilde koyar: “Allah ağacın üzerinden veli sıfatını tecelli etmez. Allah’ın sıfatları noktasında. Yani insanın üzerinden ederdi. Ben de Allah’ın bütün sıfatlarının düşünce olarak bütün nesnelerin üzerinden bu sohbetten sonra ve önce bütün nesyelerin üzerinden tecelli edebileceğini düşünüyorum.”

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Allah’ın sıfatlarının tecelli edebilmesi her varlık için aynı yoğunlukta mıdır?

Allah’ın sıfatları bir bütün olarak tüm varlığı kapsar; ancak bu her varlık için aynı yoğunlukta tecelli olmaz. Yani Allah ağacın üstünden de veli sıfatını tecelli edebilir. Ama biz görüyor muyuz? O önemli değil mi? Allah’ın sıfatları bütün varlık alemini kapsamıştır. Her şeyin üzerinden her şeyi tecelli ettirir. Ama bu ağaç benim velimdir, gidin ona demezsin. Onun üzerinden velayet sıfatı muhakkak açıktır. Bütün sıfatları bütün her şeyin üzerinden tecelli eder.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Panteizmden nasıl ayrılabilir?

Însan velisini özel olarak tanımlanmış bir kul varlığı olarak arış. Bu tasnif, panteizmden ayrılmanın inceliğini gösterir: Sıfatlar bütün varlıkta tecelli eder ama her tecelli velayet değildir; bu yüzden insan ağaca veli diye gitmez.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

İnsanın sorumluluğu ne zaman başlar?

Însan, şu halde, büyüyen bir hayvan veya bir figürdan ziyade, açılan ve genişleyen bir düşünce-irade alanıdır. Bu alanın ortaya çıkması için önce akıl balığ olmalidir; ve akıl balığ olduktan sonra, bu alanın içinde kul kendi istemelerini, düşünmelerini, seçimlerini kendi eliyle oluşturur.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Kul-Allah ilişkisinin temel hukuku nedir?

Sohbetin sonu, kul-Allah ilişkisinin temel hukukunu özetler: Yaratan Allah, isteyen kul, düşünen kul, fiiliyatı yaratıp tecelli ettiren yine Allah. Ve bu yapının içinde kul, kendi düşüncesini bir kâfir veya mümin olma yolunda hürce kullanır; cennet veya cehennem kapısına ona göre gider.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Kaderin insan üzerindeki etkisi nedir?

Mutlak kader insanın boğazını sıkıp onu bir figüre çevirmez; aksine, cüzî irade ve düşünce hürriyeti, kulu Hz. Allah’ın halifesi kılar. “Kul, Allah’ın halifesi hükmündedir” ifadesi sohbetin bütün tezini tek cümleye sıkıştırır.

Kaynak: 5 Ocak 2013 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Mürşide bağlılık ne demektir?

Hiçbir mürşid-i kâmil peygamber değildir. Mürşide bağlılık sahâbenin Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ne olan bağlılığı gibi olmaz. Yüz binlerce mürşid-i kâmili üst üste koysanız Peygamber Efendim, 2023-04-05 14:30:00 Efendimiz’in asla yakının terinin tozu dahi olmazlar.

Kaynak: 40. Dergâh Sohbeti — Süt Kardeşliği, Mürşide Bağlılık ve Kıyaslama Hatası

Kıyaslama hatası nedir?

Sizi sahâbe ile kıyaslamak çizgi dışı bir şeydir. Siz kendi zamanınızın iyilerisiniz, kendi zamanınızın en uç insanları olabilirsiniz. Ama her şey kendi zamanına göre kıyaslanır.

Kaynak: 40. Dergâh Sohbeti — Süt Kardeşliği, Mürşide Bağlılık ve Kıyaslama Hatası

Mürşide bağlılık sahâbenin Peygamber’e bağlılığı gibi mıdır?

Hiçbir mürşid-i kâmil peygamber değildir. Mürşide bağlılık sahâbenin Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ne olan bağlılığı gibi olmaz. Yüz binlerce mürşid-i kâmili üst üste koysanız Peygamber Efendimiz’in asla yakının terinin tozu dahi olmazlar.

Kaynak: 40. Dergâh Sohbeti — Süt Kardeşliği, Mürşide Bağlılık ve Kıyaslama Hatası

İnsanları nasıl kıyaslamalıyız?

Her şey kendi zamanına göre kıyaslanır. Sizi sahâbe ile kıyaslamak çizgi dışı bir şeydir. Siz kendi zamanınızın iyilerisiniz, kendi zamanınızın en uç insanları olabilirsiniz.

Kaynak: 40. Dergâh Sohbeti — Süt Kardeşliği, Mürşide Bağlılık ve Kıyaslama Hatası

Mürşide bağlılık ne kadar olmalıdır?

Hiçbirimiz sahâbe olamayız. Biz gücümüzün yettiğince üstâdımıza bağlanalım, gücümüzün yettiğince Kur’ân ve sünnet çizgisinde yaşamaya çalışalım — bu kâfîdir.

Kaynak: 40. Dergâh Sohbeti — Süt Kardeşliği, Mürşide Bağlılık ve Kıyaslama Hatası

Kıyaslama hatası neden olur?

Kimse kimseyi eleştirmesin — herkes kendi gücü nispetinde bağlanmıştır. Bağlılığı hakîr görmek küstahlıktır. Dışarıdan birisi "Bu dervişler neden üstâdını dinlemiyor?" der. Ona "Sen ne kadar dinliyorsun, ne kadar bağlısın, ne kadar seviyorsun?" denmelidir.

Kaynak: 40. Dergâh Sohbeti — Süt Kardeşliği, Mürşide Bağlılık ve Kıyaslama Hatası

Sohbetin özeti neden önemli?

Bu sohbet, mümini küfürle ithâm etmenin küfür olduğunu, gıybetin sınırlarını, tevhîdin asla bırakılmaması gerektiğini, kulluğun en büyük makam olduğunu ve herkesin yıkılabileceğini ama yıkıldığı yerden kalkabileceğini ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: hangi makama gelirsen gel tevhîdden vazgeçme, kulluk en büyük şeref — esmâya değil tevhîde sarıl.

Kaynak: 10. Dergâh Sohbeti — Tevhîdi Bırakmamak, Kulluk ve Gıybet Sınırları

Insanin temel sorulari nelerdir?

Sufinin baslangicta sormasi gereken dort temel soru vardir:

Ben kimim? Bir tarafin yeryuzunde Allah’in halifesi, bir tarafin hayvandan daha asagi bir mahluk.

Kendimi nasil bulurum? Allah ve Resulune iman etmekle.

Nicin yaratildim? Allah’i tanimak ve bilmek icin.

Olum nedir, sonrasi nedir? Olum bu alemden baska bir aleme gecistir; sonrasinda yeni bir hayat vardir.

Kaynak: 29 Aralık 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Fiiliyatın uzerindeki iki kuvvet nelerdir?

Ibn Arabi’nin Fususul-Hikem’inde (Profesor Afifi serh ederek) gectigi gibi: Fiiliyatın uzerinde iki kuvvet vardir. Birincisi Allah’a ait olan yaratmadir ; ikincisi ise kula ait olan istemedir . Kul ister, Allah yaratir. Kulun yaratmada gucu ve kudreti yoktur — ama isteme, talep etme ona aittir.

Kaynak: 29 Aralık 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Iki Cesit Kader: Mutlak ve Cuzi Iradeye Acik nedir?

Islam ulemasi kaderin uzerinde cok konusmamis, kendisini temiz tutmustur. Ama varligina iman etmistir. Iki cesit kader vardir:

Mutlak kader: Hicbir seyle degismeyen, zerresi oynamayan, insanin cuzi iradesi disinda tecelli eden kainat hadiselerinin dizayni. Sizin yaratilmaniz, gunesin yaratilmasi, dunyanin yaratilmasi — bunlar mutlak kaderdir; soz gecirmek mumkun degildir.

Insan fiiliyatinin uzerindeki kader: Burada cuzi irade aktif rol oynar. Kul ister, Allah yaratir. Yapma talebi kula aittir; yaratma Allah’a aittir. Bu ikincide insan sorumlu tutulur.

Kaynak: 29 Aralık 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Cebriye Yanilgisi: ‘Kader Boyleydi’ Demek nedir?

Iki kisi birbirini sevdi, evlenmeye karar verdiler — evlenemediler. Soyledikleri: "Kader boyleydi." Kaderin boyle oldugunu nereden biliyorlar? Icki ictin, "Kader oyleymis." Bir kimseyi katlettin, "Kader boyleydi, suclu degilim." Bu cebriye yaklasimi insani sorumluluktan kacirir.

Eger kader cebriye olsaydi, biz katili katillikten yargilayamazdik, Allah da onu sorgulayamazdi. Insan gorinuste muhtar (irade sahibi), hakikatte mecbur degildir. Allah kendisinin yapma talebine asla zorlamaz — kul iradesini kullanir, secimini yapar, sonucu uzerine alir. Cuzi iradenin varligi, insan sorumlulugunun temelidir.

Kaynak: 29 Aralık 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Kader Bir Sirdir: Bilenler Soyleyemez nedir?

Kader Allah’in bir sirridir. Onun ne oldugunu ancak sirrini ifsa ettigi dostlari bilir. O dostlar dahi kapagini acip soyleyemezler. "Eger bir dostunun sirrini soyluyorsan, dunya uzerinde senden asagilik bir kimse yok demektir. Bu sir Allah’in sirri ise senin onun sirrinda konusmaya hakkin yoktur."

Birisi "Kader sudur" diyorsa yalan soylemistir. Kaderi bilen kimse onu soylemez — "Insanin kaderin gercek bilgisine sahip olmasi nasibinde varsa, bu onun dayanilmaz bir aciya maruz birakmasidir." Bilmek istesin mi? Esin yirmi sene sonra seni terk edecek; ogrenmek istiyor musun? Ogrenmek istedikten sonra ne yapardin?

Ic huzur bilmekten degil teslimiyetten gelir. "Bilen teslim olmaz; teslim olana bildirilir." Sufi teslim olur, ondan sonra Allah ona dilediği kadarini bildirir. Bilgi teslimiyet sebebi degil, teslimiyet bilgi sebebidir.

Kaynak: 29 Aralık 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Bes Duyunun Disinda Bir Alem: Kabir Hali nedir?

Hz. Peygamber kabir haline vakif olmustur — hadis-i serif vardir. Bunu sahabesine ogretmistir. Hz. Omer kabirde yatanin halini sormustur. "Benim ve temiz ashabimin yoluna uyun. Ashabim yildizlar gibidir, hangisine uyarsaniz benim olur." Tabiin de bunu ogrenmis, sonra Abdulkadir Geylani Hazretleri ve sonraki butun hakiki sufiler bu yola devam etmislerdir. Yol meydandadir.

Sahsi Bir Hatira: Efendi Hazretleri rahmetli seyhi ile Bolu’da bir kabristana gitmistir. Halifeler arkalarini taktirir, gozetler. Kabristanda 11 Ihlas, 1 Fatiha okurlar. Seyh Efendi tevhid cektikten sonra: "Surada yatan tevhide gelmedi, mezarindan kalkmadi, kustu" der ve onun basina giderler. Tekrar tevhid okurlar — "Size tesekkur etti." Sonra Mehmet Efendi’nin babasinin seyhi olan zatin nasil oldugunu sorar Seyh Efendi. Efendi Hazretleri tarif eder: "Sapkasi soyle, hirkasi boyle, sakali boyle, gozleri bu renk, vucudu bu renk." Yanlarinda halife titremeye baslar: "Ne zaman ruyada gordun?" — "Simdi gordum, zikir esnasinda." Halifesi: "Buna kabir hali derler."

Kaynak: 29 Aralık 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Allah Sifatlari Noktasinda Bilinir, Zati Bakimindan Bilinmez nedir?

"Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukati yarattim." (Hadis-i kudsi). Allah zat olarak bilinmez ama sifatlari ile bilinir. Sifat-i zatiyye, sifat-i subutiyye, esma-i husna — bunlar Allah’in tanitilma noktalaridir. Allah’i sifatlari noktasinda bilenler vardir. Zatin sifatlari zatin ayni gibidir.

"Insan gorunuste muhtar, hakikatte mecburdur" demek Islam degildir, dogudan gelen felsefelere aykiri olmasa da Islam itikadına aykiridir. Cebriye saliklerinin teori budur — biz cebriyeci degiliz. Insan hakikatte de muhtardir, irade sahibidir, sorumludur.

Kaynak: 29 Aralık 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Tebliğ ve ikna kavramları arasında ne fark vardır?

İslâm’da ikna etmek yoktur, tebliğ etmek vardır. "Ey Habîbim, sen hidâyet edici değilsin." Hidâyet Allah’tandır. Allah Resûlü mucize gösterdi — kuyudan adamı çıkardı, ayı ikiye böldü — ama Ebû Cehil yine iman etmedi. Eğer bizde ikna kabiliyeti olsaydı Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı ikna ederdik.

Kaynak: 11. Dergâh Sohbeti — Hafî Zikir, Tebliğ-İkna Farkı ve Cuma Orucu

Buraya gelen ders almak zorunda mıdır?

Hayır, hiç kimsenin ders almak zorunluluğu yoktur. Buraya gelen kardeşler ders almasalar da olur — hiçbir şey olmaz. Ders alanları devam ettirmek için de uğraşılmaz. İslâm’da zorlama yoktur. Bizim vazîfemiz tebliğdir, hidâyet Allah’tandır.

Kaynak: 11. Dergâh Sohbeti — Hafî Zikir, Tebliğ-İkna Farkı ve Cuma Orucu

Hidâyet neye aittir?

"Ey Habîbim, sakın yapmadıklarınızı söylemeyin." Önce nefsimize, sonra ailemize, çocuğumuza, etrafımıza tebliğ edeceğiz. Hidâyet Allah’tandır.

Kaynak: 11. Dergâh Sohbeti — Hafî Zikir, Tebliğ-İkna Farkı ve Cuma Orucu

Tebliğin amacı nedir?

Allah bizi tebliğle yükümlü kılmıştır — bildiklerimizi, yaşadıklarımızı tebliğ edeceğiz; yapmadıklarımızı değil. "Ey Habîbim, sakın yapmadıklarınızı söylemeyin."

Kaynak: 11. Dergâh Sohbeti — Hafî Zikir, Tebliğ-İkna Farkı ve Cuma Orucu

Sohbetin temel mesajı nedir?

Bu sohbet, Cuma orucu hükümlerini, hafî zikrin Kur’ân ve sünnetteki yerini, tebliğ ile iknanın farkını ve "buraya gelen ders almak zorunda değildir" prensibini ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: tebliğ et, ikna etmeye uğraşma — hidâyet Allah’tandır.

Kaynak: 11. Dergâh Sohbeti — Hafî Zikir, Tebliğ-İkna Farkı ve Cuma Orucu

Mürşid-i kâmillere her dem ihtiyaç mı vardır?

Bin yıl önceki kalp ilmiyle bugünkü tecellî aynı değildir. O yüzden mürşid-i kâmiller her dem için şarttır ve gereklidir. Eğer geçmişten gelen bilgi yetseydi yeni mürşid gerekmezdi. Ama Allah her dem dinin direklerini gönderir.

Kaynak: 17. Dergâh Sohbeti — Aşk Yaratılışı, Rüyâ Tâbiri ve Kalp İlmi

Meleklerin zikirle ilgili rolü nedir?

Melekler senin etrafında feveran ederler, dönerler. Sen her adım attığında sana duâ ederler. Dâimî zikir üzerine ol ki Allah meleklerden sana bir halaka kursun. Siz ‘Allah’ dediğinizde onlar da ‘Allah’ desin. Siz ‘Rahmân’ dediğinizde onlar da ‘Rahmân’ desin. Siz ‘Rahîm’ dediğinizde onlar da ‘Rahîm’ desin. Siz Allah’ı zikrettikçe sizin günâhlarınıza tövbe etsinler. Siz zikrettikçe onlar size duâ etsin. Siz zikrettikçe sizin zikrinizi arşına göğe çıkarsınlar.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Eylül 2011) — Akıl ve Gönül, Leylâ-Mecnûn ve

Ehl-i tasavvufun yanlış yolları nelerdir?

Ehl-i tasavvufun düştüğü hatâlardan biri şudur: Bir kısmı güzel ahlâkı kenara atıp sâdece çok ibâdet etmekle Allah’a vuslat olacağını zannetmişlerdir — ki bunlar yolda kalmışlardır. Bir kısım ehl-i tasavvuf ise ibâdetin önemsiz olduğunu hükmedip ibâdeti kenara atmışlardır: ‘Bizim namâzımız kılındı, orucumuz tutuldu, zikrimiz yapıldı’ gibi veya ‘Biz böyle zâhirî ibâdetlere ihtiyâcımız yok. Hadi siz gidin Beytullâh’ı tavaf edin, biz bir gönül tavaf ederiz — o hacdan daha makbul hacc-ı ekber yaparız’ gibi hatâlara-yanılgılara düşüp yolda kalmışlardır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Eylül 2011) — Akıl ve Gönül, Leylâ-Mecnûn ve

Ehl-i tasavvuf ibâdetsiz Allah’a vâsıl olabilir mi?

Hayır. Bu, bazı ehl-i tasavvufun düştüğü iki yanılgıdan biridir. Bir kısım güzel ahlâkı bırakıp sâdece çok ibâdetle vuslat aramıştır; bir kısım ibâdeti bırakıp "bizim namâzımız kılındı" demiştir. Her iki yol da yanlıştır. Bizim yolumuz nübüvvet yoludur — Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışmak.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (10 Eylül 2011) — Akıl ve Gönül, Leylâ-Mecnûn ve

Cunku der ki: "Geldi benim dostum, oturdu iki dizinin uzerine huzuruma cikti, beni tanidi, beni bildi, beni hatirladi — affettim." Ikinci tesbihte sufi mana alemine adimini atmistir?

Sufi "Subhanallahi ve bihamdihi, subhanallahil-azim ve bihamdihi estagfirullahil-azim" der. Daha birinciyi soylerken Allah’in gunahlarini sonbahar yapraklari gibi dokuverir. Cunku der ki: "Geldi benim dostum, oturdu iki dizinin uzerine huzuruma cikti, beni tanidi, beni bildi, beni hatirladi — affettim." Ikinci tesbihte sufi mana alemine adimini atmistir. Tovbe faslini bitirirken kendinden gecer; parmak calisiyor mu, dil calisiyor mu bilmez. Onun dilini soyleten, kalbini hissettiren, gozune gosteren, elini tutturan, ayagini yuruten Allah’tir.

Kaynak: 3 Kasım 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Sufi semazenin sag eli yukarida, sol eli asagida mıdır?

Sufi semazenin sag eli yukarida, sol eli asagidadir. Bunun manasi: El yukaridaki Allah’tan gelen ilahi feyzi alir; el asagidaki ise halka tasit eder. Ama Efendi Hazretleri ek bir mana daha verir: O el ayni zamanda Osmanli tokati gibi tetikte hazir kitadir. Kotuluk yapana, dinsize, imansiza, din saticilarina, uckagitcilara, vatana ihanet edenlere, teroristlere darbe vurmak icin hazirdir.

Kaynak: 3 Kasım 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Îmânın kemâle erdiğinin belirtisi nedir?

Kuş gelir omzuna konar, kuzu yanına yatar, ayı yanına yatar, ceylân ondan ürkmez, yunuslar gemiye selâm durur. "Mü’min odur ki insanlar canlarından emîn olur; havass-ı sûfî ise bütün yaratıklar ondan can emniyeti hissederler." Îmânı kemâle eren kişinin kalbi ceylânların otağı, keşişlerin manastırı, tavaf edenlerin Kâ’besi, Tevrât-İncîl-Zebûr-Kur’ân’ın cem olduğu yerdir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (17 Eylül 2011) — Lâiklik, Aşk Dini ve Üç Günlük

Biz perdeye mi, Allah’a mı ibâdet ediyoruz?

Çoğumuz perdeyi Allah zannediyoruz. "Allâhu Ekber" dediğimizde O büyük olan Allah’ı görmüyor, vesîleleri Allah belliyoruz. Namâza, oruca, Kâ’be’ye, şeyhe, annemize, malımıza, kocaya-kadına ibâdet ediyoruz — "Ya Allah’a ibâdet et.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (17 Eylül 2011) — Lâiklik, Aşk Dini ve Üç Günlük

Yolumuz muhabbetin üzerine kurulu mudur?

Yolumuz muhabbetin, sevmenin, güzel ahlâkın üzerine kuruludur. Yolumuz çok ibâdet etmenin üzerine kurulu değildir. Yolumuz dünyayı terk etmenin üzerine kurulu değildir — dünyayı sevmemenin üzerinedir. Ticâretlerinizi yapın, boş kalmayın, çalışın. Dilencilik yoktur, istemek yoktur, kendi nefsine fayet çıkarmak yoktur.

Kaynak: 22. Dergâh Sohbeti — Doğum Sancısı, Muhabbet Yolu ve Dilin Muhafazası

Ehl-i tasavvuf siyâsete karışır mı?

Ehl-i tasavvufun insanları sev ve idâre etmek gibi bir derdi yoktur. Devamlı kendini kusurlu, eksik görür; işi tövbe etmek ve Allah’a ustât olmaktır. Hiçbir zaman devlet görevine el uzatmamıştır. Eğer önüne getirirlerse üstâdına danışarak kabul eder ya da etmez. Ehl-i tasavvuf bir makamın peşinden koşmaz, dünyevîliğin peşinden koşmaz.

Kaynak: 24. Dergâh Sohbeti — Rüyanın Çeşitleri, Ehl-i Tasavvuf ve Gizli Riyâ

25. Dergâh Sohbeti — Kırklar, Sâlih Kimse ve Dervişliğin Her Yerde Olması nedir?

Bu sohbet, tasavvuftaki üçler, yediler, kırklar ve kutbu’l-aktâb hiyerarşisini Tirmizî’deki hadislerle ele almış; bu zâtların asıl vazîfesinin dini ayakta tutmak olduğunu, bir sâlih kimsenin bir evin, mahallenin, kavmin kurtuluşuna sebep olabileceğini ve dervişliğin sadece tekkede değil hayatın her alanında sürdürülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Sohbetin temel mesajı: dervişlik bir misyondur, sen hususî nazar altındasın — her yerde edebli, ahlâklı ol, dini kendi nefsinde ve etrafında yaşat.

Kaynak: 25. Dergâh Sohbeti — Kırklar, Sâlih Kimse ve Dervişliğin Her Yerde Olması

Üçler, Yediler, Kırklar nedir?

Tirmizî’de geçen yaklaşık on hadîs-i şerîf vardır. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurur: "Ümmetimden 40 tane abdâl vardır." Bir rivâyette bunların 30 tanesi Şam bölgesinde, 10 tanesi Medîne’dedir. Bunların içinden 7 tanesi "yediler", 3 tanesi "üçler", bir tanesi "kutbu’l-aktâb"tür. Kutbu’l-aktâb İbrâhim Aleyhisselâm kalbi üzeredir.

Kaynak: 25. Dergâh Sohbeti — Kırklar, Sâlih Kimse ve Dervişliğin Her Yerde Olması

Sâlih Kimse nedir?

Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurur: "Bir sâlih kimse bir evin kurtuluşuna sebep olur. Bir sâlih kimse bir mahallenin kurtuluşuna sebep olur. Bir sâlih kimse bir kavmin kurtuluşuna sebep olur."

Kaynak: 25. Dergâh Sohbeti — Kırklar, Sâlih Kimse ve Dervişliğin Her Yerde Olması

Dervişlik Her Yerdedir mi?

Dervişlik sadece tekkede değildir. Sokakta, evde, iş yerinde de dervişsin. Dervişlikten kasıt dervişin ahlâkıdır — Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin ahlâkı üzere olmaktır. Sadece burada edepli olmayın; evde, sokakta, iş yerinde de edepli olun.

Kaynak: 25. Dergâh Sohbeti — Kırklar, Sâlih Kimse ve Dervişliğin Her Yerde Olması

Velî Hususî Nazar Altındadır mı?

"İnsan boynunu parayla gider, insan insanın parasıyla gider" — diye derdi Şeyh Efendi. Evinizde, iş yerinizde, akrabalarınızda, etrafınızda herkes size bakar. Çünkü siz bir misyon üstlenmişsiniz. O topluluğun dikkati aslında Allah’ın dikkatidir. Allah o kimsenin üzerine hususî bir nazarla bakar. Hususî nazar altında hata yapma şansın azalır.

Kaynak: 25. Dergâh Sohbeti — Kırklar, Sâlih Kimse ve Dervişliğin Her Yerde Olması

İbâdette devamiyet ne demektir?

Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ibâdetlerini hiç inkıtâya uğratmazdı. Bir nafile ibâdete başladığında onu devam ettirirdi. Derviş zihniyeti, mümin zihniyeti devamiyet kesbetmektir.

Kaynak: 27. Dergâh Sohbeti — Şevval Orucu, Devamiyet ve Namazı Terk Etmemek

Tövbe olmazsa olmaz mıdır?

Cemâatler gelir geçer, şeyhler gelir geçer, her şey gelir geçer. Ama Kur’ân ve sünnetle sâbit olan olmazsa olmazlar vardır. Birincisi tövbe — nereye giderseniz gidin, her gün tövbe edin. “Bu adam battı, helâk oldu, kaydı” diyenler olabilir ama Allah’tır hükmeden, insanlar değil. Tövbe edin, mücâdeleye devam edin.

Kaynak: 27. Dergâh Sohbeti — Şevval Orucu, Devamiyet ve Namazı Terk Etmemek

Gecmis Sufilerin Hatasi nedir?

Efendi Hazretleri, gecmis donemlerde bazi sufilerin dunyayi terk edip bir koseye cekilip hicbir isle istigar etmemesini elestirir. Vakfiyelerden, dergahlardan gecilmis ama o sufiler tembellige, aymazliga, korluge batmislardir. "Sufi ‘sen lillah’ diyemez. Sufi o hal icinde yasasa bile ihtiyaci var demez — ‘mete’addisen’ (ihtiyacim var demeyenler) ayetiyle nitelenmis kimselerdir onlar.".

Kaynak: 20 Ekim 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Halvet ve Celvet arasindaki fark nedir?

Halvet, yalnizlik ve toplumdan uzaklasma anlami tasir. Tasavvufta yeme, icme, konusma gibi bedenle ilgili hususlar en aza indirilirken; zikir, ibadet, namaz, oruc, dua ve tefekkur en yuksek seviyeye cikarilir. Sulemi, Gazali, Ibn Arabi gibi buyukler "en buyuk afiyet halvettir, halktan ayri olmak afiyettir" demislerdir. Ancak iki tur halvet vardir: Muridlerin halveti bedeniyle halktan ayri olmaktir — maddidir. Hakikat ehlinin halveti ise kalptedir — kalpte Allah ve O’nunla ilgili bilgilerden baska bir seye yer vermemektir. Bu manevi halvettir ve asil olandir.

Kaynak: 20 Ekim 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Adem’in yaratilisi ve meleklerin korlugu konusuluyor mu?

Ibn Arabi Hazretleri, Fususul-Hikem’in Adem faslinda meleklerin halifenin yaratilisindaki sirra eremediklerini anlatir. Melekler kor degildir ama amadirlar — sadece kendilerine verilen kadar bilirler. Her melek grubunun tek bir gorev noktasi vardir ve Allah’i yalnizca o gorevden tanirlar. Bir boluk melek devaml "Subhan" ismiyle zikreder ve yalnizca o isme vakiftir.

Kaynak: 13 Ekim 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Sufilik ve muminlik etrafa zarar verir mi?

Sufilik etrafa hic zarar vermemektir. Muminlik etrafa hic zarar vermemektir. Elinden, dilinden, kulagından, ayagindan haram cikmasin — ahlakin birinci kategorisi budur.

Kaynak: 13 Ekim 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Mesnevi’nin ‘dunya hayal uzerine yurur’ öğretisi ne anlama gelir?

Mesnevi’nin yetmisinci beytinde Hz. Mevlana "Hatiritaki hayal de yoka bedel. Sen dunyayi bir hayalle yurup gider mi gor" buyurur. Efendi Hazretleri bu beyti kozmolojik bir derinlikte acar: Hz. Mevlana mecaz alemini komple hayal olarak gormustur.

Kaynak: 6 Ekim 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Sufi’nin iç ve dış dizaynı ne anlatılmaktadır?

Sufi, ic dunyasini kendisinin dizayn ettigini soyledigi an nefsin ve seytanin sesine kapilmistir. Her seyi dizayn eden Hz. Allah’tir — vahyi indiren, ilhami indiren, fiyati yaratan O’dur. Allah kah Yakup’un gozunun onunde Yusuf’u kuyularda dolastirir, kah Misir’dan Yakup’un kokusunu getirir. Yakup’un gozlerini kor ettikten sonra bir gomlek getirtir ve o kokunun gucuyle o kor olmus gozleri acar. Teslim olmus olan sufinin ic ve dis hareketleri Allah’a atılır. O, Hz. Peygamber’in dedigini soylediyse artik kendi ic ve dis dizayni kalmamistir — Allah dizayn eder. Bu teslimiyet, "Gorelim Mevla n’eyler" soznun gercek karsilikidir.

Kaynak: 29 Eylül 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Ibrahim Aleyhisselam’in uc nidasi nelerdir?

Hz. Allah, Ibrahim aleyhisselam’a Beytullah’i yaptirdiktan sonra "Nida et, kullarim gelsin, beytimi tavaf etsin" buyurdu. Ibrahim aleyhisselam "Ya Rabbi, benim sesim nasil duyulacak?" diye niyazda bulundu. Hz. Allah "Biz senin sesini duyuracagiz" dedi. O anda uc nida birden yukseldi: Ibrahim aleyhisselam’in nidasi: Haramini, helali iade eden, elini-dilini-gozunu muhafaza eden, helalindan kazanip helalindan yiyen, Kur’an ve Sunnet dairesinde yasayan Muslumanlar bu nidaya icabet eder. Imkan bulduklarinda giderler, Beytullah’i tavaf ederler. Cebrail aleyhisselam’in nidasi: Harama helale dikkat ettikleri gibi takvaya simsiki sarilip, maddi imkan bulamayan ama gonlu orasi icin tutusanlara seslenir. Onlar manen hacim olurlar — ruyalarinda veya tefekkur halinde ihrama girerler, Beytullah’i tavaf ederler. Seytanin nidasi: Harama helale dikkat etmeyenler, kimin parasiyla hacca gittiklerine aldirmayanlara seslenir. Oraya gittiklerinde de ayni ahlaklarini devam ettirirler — kavga, giybet, hirsilik, israf…

Kaynak: 22 Eylül 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Türk-İslâm Birliği kavramı nedir?

Muhakkak ki bir insanın kalbini sevmesi onun hakkıdır — kendi eşini, çocuğunu, âilesini, anne-babasını, akrabalarını, köyünü, ilini-ilçesini, yaşadığı toprakları sevmesi gibi. Eyvallâh. Ama ‘Türk-İslâm Birliği’ dendiğinde duruyor hayât.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (24 Eylül 2011) — Türk-İslâm Birliği Eleştirisi,

Türk-İslâm Birliği söylemiyle alâkalı konuşanlar neden ceza evinde çürüttürülmüş olabilir?

Bununla alâkalı şimdi çok konuşuyorlar. Geç kaldılar konuşanlar. Bununla alâkalı konuşanları ceza evinde çürüttük biz. Bununla alâkalı mücâdele verenleri helikopter kazasında düşürdük biz.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (24 Eylül 2011) — Türk-İslâm Birliği Eleştirisi,

Kader ve kısmet kavramları arasında nasıl bir ilişki vardır?

İnsanın kaderi ve kısmeti dünyaya gelmeden yazılmıştır — buna açıklık verilmiştir. Evet, insanın kaderi değil, bütün câhîlâtın olacak olan her şeyin kaderi yazılıdır. Jüpiter’in kaderi yazılı, Mars’ın kaderi yazılı, ayın kaderi yazılı; zerre bir toprağın, zerre bir maddenin, bir elektronun, hattâ bir hayâlin kaderi yazılıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (24 Eylül 2011) — Türk-İslâm Birliği Eleştirisi,

Kısmet deyip oturmak yanlış mı?

Şimdi bizde böyle bir kolaycılık var. Oturuyor adam ‘Kısmetimde varsa gelir’ diyor — kardeş, mücâdele edeceksin! Kısmetinde varsa namâz kılmasına uğraşmayacak, ‘Evlenemem’ diyecek. Oturma! Evlenemem, abisi söz getirememiş, onu ancak babası söz getirebilir, annesi söz getirebilir…

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (24 Eylül 2011) — Türk-İslâm Birliği Eleştirisi,

Tövbe etmek ve sâdık kalmak için ne yapılmalıdır?

Ben hatâ işliyorum. Sonra durup işlediğim hatâya tövbe ediyorum. Ama yine nefsime uyup tekrar ediyorum, yine tövbe ediyorum. Ben tövbemde sâdık olmak istiyorum. Bu hâllerim beni çok sıkıyor — işlediğim günâhtan bir türlü kurtulamıyorum. Tövbemde sâdık kalmak için ne yapayım?

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (24 Eylül 2011) — Türk-İslâm Birliği Eleştirisi,

Ruhlar âleminde tanıştıklarımız bu dünyada da karşımıza çıkar mı?

Evet. Hadîs-i şerîf: "Ruhlar âleminde görüşüp tanışanlar bu dünyada da görüşüp tanışırlar." Ruhlar âleminde görüşmemiş olanlar dünyada görüşüp tanışamazlar.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (24 Eylül 2011) — Türk-İslâm Birliği Eleştirisi,

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları