1. Bölüm
Oruç tutmaya cumadan önce başlanırsan cuma gün oruç tutulur. Cuma gün tek gün oruç tutulmaz. Perşembe cuma tutulur, cuma cuma gün tutulur. Cuma gün tek gün tutulmaz. O caiz değildir. Kurban bayramının birincisi günü, Ramazan bayramının birincisi günü oruç tutulmaz. Bu büyük baş hayvanın kurbanında ne çıkan ete göre kurban parası ödeyebilir? Ya normalde bir kimse kurbanını satın alırken, kurbanını satın alırken et parasını satın almaz ki. Kurbanlık alıyor. Normalde keserim, etinden ne kadar çıkarsın o kadar ödersin. Bu çok şey değil, mağfur bir şey değil. Can öyle alır, onda bir şey olmaz. O onda bir şey olmaz, oldu olur. Canlı hayvan kibarıyla tatil ile satılır. Bir kimse kurbanı keserken, kurbanın kendisinin olası lazım.
Ama vakit aldı, ama boş kaldı. Kaça aldığını biliyorum. Sarık anlamı, sarık şu ne? Evet bazı rivayetler var. Sarık da kılınan namazın daha evla olduğuna dair. 33 derece daha üstün. Üzerinde tartışmalar var. Biz girmiyoruz, bizi ilgilendirmiyor. Burada kadın ve erkek bir arada zikir yapmasının doğru mu demiş. Burada kadın ve erkek bir arada zikirler yapılmıyor. Kadınlar başka bir yerde giriş kapıları ayrı, çıkış kapıları ayrı. Seslerini duymuyorsunuz. Duyuyor musunuz? Zikirlerde sesler. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadretlerinin zamanında mescidin arkasında kadınlar saf tutarlardı. Hemen, erkeklerin arkasında. Böyle paravanın arkasında filan değillerdi. Tekrar söylüyorum, paravanın arkasında değillerdi.
Erkeklerin hemen arkasındaydı. Değil mi? Peygamberimizin zamanında böyle bir şey olmuş mu? Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadretleriyle beraber namaz kıldılar. Sessiz zikrin Kur’ân’daki yeri varsa önce Arapça sonra Türkçe, Türkçe tercüme eder misiniz? Çok güzel. Sessiz zikrin Kur’ân’da olmadığına dair bize bir şey getirsinler. Bakın, bunu normalde cevaplayıp cevaplamamakla alakalı değil. Dinde haramlar bellidir. Kur’ân’da namaz vakitleri belli değil. Hadi çıkın içine. Kur’ân’da zekat miktarı belli değil. Hadi çıkın içine. Kur’ân’da namazı nasıl kılınacağına dair bir şey yok. Hadi çıkın içine. Sessiz zikrinle alakalı çok ayetli yerine bak. Siz haç hadiselerinin yerini getirdikten hemen sonra geçmişte atalarınızı aklınızdan da haç edip bir şekilde Allâh’ı aklıma gelir hemen.
Hac suresi. Bununla alakalı yaklaşık kırkın yüzlerinde hadîs-i şerif var. Sessiz zikrinin yapıldığına dair ve yaptırıldığına dair ve yapıldığına dair. Hala da müslümanlar hala da ehli tarikat 1300 yıldan beri 1400 yıldan beri yapılan bir şey ve toplulukla yapılan bir şey hala da var mı yok mu diye tartışması kadar cahilli olmaz. Bunun tartışması kadar cahilli olmaz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında yapılırmış. Hazret-i Abbasın oğlu Abdullah diyor ki biz namazın bittiğini sahabenin namazından sonra Allâh’ı zikretmesinler. Sessiz zikrinin namazından sonra Allâh’ı zikretmesinler. Sessiz zikrinin namazından sonra Allâh’ı zikretmesinler. Sessiz zikrinin namazından sonra Allâh’ı zikretmesinler.
2. Bölüm
Sessiz zikrinin namazından sonra Allâh’ı zikretmesinler. Sessiz zikrinden anlıyorlarmış dışarıda namazın bittiğini. O yüzden öğrenmek için sorduysa kardeş söyleyecek bir lafım yok. Ama bunu böyle tartışma konusu yapılıyorsa hala da hizmete yazılır. Verdiğiniz derslerin anlamını, önemini söyler misiniz? Buraya gelen insan ders almasa da olur mu? Ne olur demiş. Hiçbir şey olmaz. Tarikat hayatın boyunca hiç kimseye ders vermek için uğraşma ve koşturma. Anlattım, söyledim. Ders zikir demek. Verdiğimiz derslerin hepsi de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin hadisleriyle sabitler. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin tavsiyesine uyarak denemiyoruz. Buraya gelen insan ders almasa da olur mu?
Hiçbir şey olmaz. İllaki de buraya gelen kardeşler ders almak için bir kaydı yok. Hiç kimseye böyle bir kaydı yok. Ders alanlarını da almalarını devam ettirecek bir kaydı da yok. Buraya getirmek istedim. Çok insan var. Onları ikna edemiyorum. Bana yardımcı olur musunuz? Hakkınızı helal et. İkna etmek için uğraşmayın. İkna etmek için uğraşmayın. Allâh için tebliğ edin. Önce nefsinize, Allâh için tebliğ edin. Önce ailenize, Allâh için tebliğ edin. Önce çocuğunuza, çocuğunuza, etrafınıza, Allâh için tebliğ edin. Arkadaşlarımıza, komşularımıza. İkna yok. Tebliğ etmek yok. İslam’da ikna etmek yok. Biz bir şeyi tebliğ ederiz Allâh için. Tebliğ ederiz. Biz ona kalbimizin döndüğünce anlatırız. Biz ona kalbimizin el verdiği müddetçe aktarmaya çalışırız.
İkna etmek yok. Yanılırsınız. Ey Habib’im sen hidayet edici neyisin? Hidayet edici Allâh’tır. İkna etmek bize ait bir şey değil. Allâh muhafaza eylesin. Allâh ikna edecek bir insanı bir şey. Siz, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Ebu Cehil’de, Ebu Cehil dedi ki bu ayı ikiye bölersen sana inanacağım. Önce dedi ki, beni buradan kuyudan çıkaracak olan ancak Muhammed’dir. Çağrı’nın haberi. Haberi verdiler, geldi Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Mekke’den etrafını ne kadar ip, urgan, merze varsa kuyuya saldılar, çıkaramadılar. Sestendi yukarıdan, seni buradan çıkarsam dedi Allâh’ım var ve bir olduğuna, benim de Peygamber olduğuma iman eder misin? Evet ya Muhammed dedi.
Allâh Resulü iki reket namaz kıldı, kalktı, uzat elini dedi, uzattı o elini. İple urganla değil, Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm dedi, kuyudan çıkardı. Dedi ki bu yaptığının sihir olmadığına inanmam için ayı gördüm böyle, karanlık yağdı. Şu ayı dedi ikiye böl dedi, o zaman inanacağım sana dedi. Allâh Resulü iki rekat daha namaz kıldı. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm dedi, ay ikiye bölündü. şimdi senin bir sihir var olduğun tasdikler dedi. şimdi senin sihir var olduğun tasdikler dedi. Dimi ikna ediyorsunuz? İkna hep devri var. Biz o üniversitelerde ikna olduları kuranlardan değiliz. bizler başavucuların arslanına diye ikna odaları kurmuşlardı ya, meşhur olmuştu ya. Hayır. Biz ikna etmek için uğraşmayız, biz tebliğ ederiz.
3. Bölüm
Hidayet Allâh’tan. Hidayet Allâh’tan. Eğer öyle bir ikna yeteneğimiz olmuş olsa, ne uğraşacağız ki? Gider Cumhurbaşkanı’nı ikna ederiz, gider Başbakanı’nı ikna ederiz. Gider Genel Cumhurbaşkanı’nı ikna ederiz. Gider Anayasa Mahkebesi’nin bütün kurumunu topladık. İkna ederiz onlara. Öyle bir şey yok. Tebliğ var. Gideriz en şedid kafir kim? Gider onu tebliğ, ikna ederiz. Böyle bir şey yok. Tebliğ, tebliğ. Allâh bizi tebliğle yükümlendirmiş. Neyi? Bildiklerimizi. Neyi? Yaşadığımızı. Yapmadıklarımızı da değil. Yap, yaptıklarımızı. Yaptığımızı. Ey Habibim, sakın ha yapmadıklarınızı tavsiye edin düzlerden olma. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Yap, yaptığımızı, yaşadığımızı, bildiğimizi tebliğ edeceğiz.
Allâh bizi affetsin. İşlerin olayısıyla buraya ayda bir defa gelebilirim. Bu konuda önceden ayda üç defa geliyordum. Kalbimin kötülüklere yöneliyor. Zikullah. Kim terk ederse cemaat, zikullah cemaatini onun kalbinde şeytan eşeleriz. Bu bütün herkes için geçerlidir bu. Kim zikrullahı az yaptı, kalbi onun şeytan çöplüyor olur. Kim zikrullahı terk etti, kim cemaatı terk etti, kim cemiyeti terk etti, kim Allâh ve Resulün yolunu terk etti, onun kalbi şeytan çöplüyor olur. Kalbi şeytan çöplüyor olur. Haftanın dört günü zikrullah yapmayan bir kimse, üç gün zikrullah yapsın halinde düşüş olur. Dört gün cehri zikrullah’a, böyle cemaata katılan bir kimse üç gün katılsın halinde düşüş olur. Üç gün, üç gün.
Her gün dersini çeken bir kimse, bir gün çekmesin halinde düşüş olur. Öyle iki derse, üç derse gelmeyecek, şeytan onun parmağında oynatır. Şeytan onun parmağında oynatır. Şeytanı görmüş olsanız, buraya gelirken ne kadar kahrediyor, ne kadar üzülüyor, ne kadar patinaş çekiyor siz buraya gelinceye kadar. Bütün yavrularını, evlatlarını, askerlerini topluyor, her buraya gelenin başına bin bir türlü gayle çıkarıyor. Niye oyunlar oynuyor? Hiç kimse buraya elini kolunu sallaya sallaya gelemez. Hiçbir kimse buraya gelmez. Hiçbir kimse buraya gelmez. Buraya adam fitne çıkarmaya gelse daha şeytan onu buraya getirtmek istemez. Adam fitne çıkartacak, demek gideyim oradan düzeltelim, şeytan der ki gitme.
Neden? Burada gelir Allâh derse affolacak çünkü. Öyle bir derse iki derse gelmezse muhakkak, bak tekrar çok ağır bir laf bu. Kalbi şeytanın çöplüğü olur. Kalbi şeytanın çöplüğü olur. Çünkü şeytanın sarayı çöplüktür. Gelir çöplüğünü yerleştirir, yıkar oraya. Yıkar. Eşelenmeye başlar. Çoluk, çocuk, çombalak, encek ne varsa toparlar oraya. Cirit atarlar içinde. Bir de işin enen tarasını enen biliyor musun? Oradan da karşıdan sana güler. Biri derse gelmez, o oradan bana güler. Anladınız mı? Mücadeledir bu çünkü. Siz zannedersiniz sadece sizden mücadele ediyor. O oradan güler. Peygamber efendimiz’e güler, salallahu aleyhi ve sellem, piranlara güler. Üstade güler. Allâh muhafaza eylesin. Hangi zikrullah halakasına tabi olursanız olun.
4. Bölüm
Hiç önemli değil. Muhakkak ki halakaya zikrullah’a katılın. En az haftada bir sefer, en az. Allâh’a yakın olmak istiyor musunuz? Allâh’a yakın mı olmak istiyorsunuz? Onunla dostluk mu kurmak istiyorsunuz? Bir yerde halakaya zikir var da siz evde oturuyorsanız uzaksınız dostluktan. Allâh’ın zikrinden, halakaya zikirden sizi hiçbir şalık koymasın. Maç oluyor, cemaatın adete düşüyor mu? Düşüyor. Yok böyle herhangi bir şey oluyor, cemaatın adete düşüyor mu? Düşüyor. Aldatıyor, oynatıyor sizi şeytan. Kandırıyor. Şimdi bayram ya, esnafların işi var değil mi? Tüccarların işi var. Çalışacaklar, çok mu asaracaklar? Yanımlara derim, hak veriyorum herkese. İşi var adamın. Allâh’ın zikrinden hiçbir şey sizi halıkoymasın.
Ya her hafta gidiyoruz, bu haftada gitmiyorlar herhalde. Peygamber Efendimiz sema yapmış mı? Peygamber Efendimiz arabaya bindi mi? Enteresan bir şey değil mi? Sema yapmış mı diye soranları soruyorum. Hasreti Ali Efendimiz etrafında yapmış, bir şey dememiş. Hasreti Cafer yapmış, etrafında da durmuş, ona da bir şey dememiş. Peygamber Efendimiz hiç gudümü alıp da elinde vurmamış. Ama kadınlar vurmuş orada, kına gecesi yapmışlar, seslenmemiş. Peygamber Efendimiz hiç oynamamış. Hiç bir halk oyunu oynamamış. Ama Hazreti Ayşe’yi omuzuna almış, seyrettirmiş. Mescidin içerisinde de, şeyin içerisinde almış, cübbesinin içine seyrettirmiş. Sorunları sorarken dikkatli sorun. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri, bir kabilenin halk oyunlarını mescidin içinde, Hazreti Ayşe validemiz, kendi cübbesinin altında seyrettirdi.
Hadi yaptı, gidin onu camide yapın hadi. Hadi onu camide bayram sabahı kılınç kalkan ekibini getirin, onu camide bayram namazından sonra kılınç kalkan oynatın orada. Allâh Resulü’nün zamanı olmuş mu? Bunu men etmiş mi? Hayır. Bir de daha teşrik etmiş, ha güzel oynayın, ha demiş onlara. Kendi oynamış mı? Hayır. Evet, bir kimse bunu ne zaman araştırır biliyor musunuz? Kendince söylüyorum. Her hal ve hareketi Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerinin bastığı yere adımını basıyordur, o bunu araştıracak. Bir şeyin haram olup olmadığı, daha doğrusu bu haram mı diye de sorgulanmaz. Haramlar bellidir. Demek ki asaptan yapanlar vardı ki Sema, Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri Tabi’nin imamı, Sema hakkında Risale yazdı.
Kim Cüneyd-i Bağdadi? Tabi’nin imamı. Otobuş Sema hakkında Risale yazmış. asabın terbiyesinden geçen kimse. Demek ki o gün için Sema edenler varmış ki, Sema hakkında Risale yazmış. Allâh bizi affetsin. Sema sünneti uygun mu demişler de, bir de üstüne. Sünneti uygun mu demişler de, bir de üstüne. Güzel. Bizce sünneti uygun. Allâh rızası için kardeşler o yaptık. Sakalı bir tutam olan yok içimizde. Sakalı bir tutam olan yok içimizde. İçimizde bir tutam sakalı olan yok. Bir anlatalım şimdi size. Hepiniz kendinizden nefret edersiniz. Bugün içinizde yalan söylemeyen var mı dediğimde, kim elini kaldırsa? Bugün hasta ziyareti yapan kaç kişilerin de, kim elini kaldırsa? Bugün bir tane yetimi sevindiren var mı dediğimde, kim elini kaldırsa?
5. Bölüm
Bugün bir iki tane aç kimseye doyuran var mı dediğimde, kim elini kaldırsa? Eşine bir tane tokat atmayan elini kaldırsın dediğimde, kim elini kaldırsa? Küfre etmeyen, küfre etmeyen desem kim elini kaldırsa? Yıl boyunca pazar sipersen ve uğurslu geçiren kim var dediğimde, kim elini kaldırsa? Gelin sünnete bağladığınızı gösterin. Gelin Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem adetin ahlakıyla ahlak olun. Birisi hiç yalan söylememiş olsa, veyahut da birisi kalksa şimdi dışarıda kılıç kalkanı gibi oynasa, bir şey olacak sizinle. Gelin ahlakınızı Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem adetinin ahlakını benzetmeye çalışın. Gelin Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetinin gerçekten bastığın yere basmaya çalışın.
Muhakkak ki insanların içine hep fitne atmışlardır. Tarih boyunca. Cehri zikrullah muhabbi yok mu diye. Tarih boyunca insanlar, ben bunu neye benzetiyorum biliyor musunuz? Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri İstanbul’u fethetmek için gelmiş. Bizaz’daki papazların tartışması şuymuş. Melekler erkek bir kadın mı? Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede beni zikredin demiş. O münafıklar var ya onlar az zikrederler demiş. Hadîs-i Şerif’te Allâh Resulü kim? Zikrullah’ı bıraktı. Şeytan onun kalbine hakim olur demiş. Biz oturmuşuz. Cehri zikrullah var mı yok mu diye birileri kalkmış atmış orta yere. Milaf. Onun üzerine bina ediyorlar insanlar. Demek ki bütün cehri zikrullah silsilesinin kafası çalışmıyormuş. Geri zekalıymış her birisi de.
İçlerindeki imamlar da imam değilmiş. Bir de eski kitapları araştırıyorum. Oturmuş insanlar bir de cehri zikrullahın caiz olduğuna bir de fetva vermek zorunda kalmışlar. Din bununla mu uğraşacak? oturmuş koca koca imamlar cehri zikrullahın var olduğuna dair ve caiz olduğuna dair ayetlerle hadislerle risale yazmışlar. Bir de fetva vermişler. Neden kaynaklanıyor biliyor musunuz? Bu o anlayıştan kaynaklanıyor. Oturuyor insanlar boş ya. Birisi orada Allâh rızası için bir şey yapıyor, bir sünneti işliyor. Bir Allâh’ın emrini işlemeye çalışıyor. Ona caiz mi değil mi diye biz soruyoruz. Bu meselenin özüne bakmadan sırf laf söylemek için bu soruları sana kardeş için söylemiyorum bunları ha. muhakkak onu dışarıdan soruyorlardı.
Muhakkak size de söylüyorlardır dışarıdan. Ve hatta ben beni küfürle itham eden oldu ya cehri zikrullah yapıyoruz diye. Şu Sema yapıyoruz diye beni küfürle itham eden oldu. Elhamdülillah. Elhamdülillah. Insanlar Kur’ân ve sünnet mücadelesi vermek, bu noktada insanları tebliğ etmek, bu noktada insanları bir şey anlatmak, bir kısmına zor geldiği için oturdukları yerden eleştirirler. Bir kısmı da birisi bir yol bulmuştur, kendini düzeltmeye çalışıyordur, onun gittiği yoldan gitmiyordur. O yüzden eleştirir. Bir kısmı da kendince yolda yürümek zor gelir, kendisi eleştirir. Ve dışarıdan muhakkak insanlara taş atarlar. Gül atacak değiller ya. Ama yılların birikimi olunca on dokuz yıldan beri yirmi yıldan beri aynı sorulara aynı şeylerle karşılaşınca insan duruyor.
6. Bölüm
Ve diyorsun ki yirmi yıl boyunca aynı şeyleri hep terennüm ettik. Yirmi yıldan beri biz insanlara Kur’ân ve sünnet noktasında bir şeyler anlatmaya çalışırken, uyarmaya çalışırken, bu noktada bir uğraş verirken onlar oturdular kenarda, cehenni zikrular yoktur dediler. Allâh affetsin kimisi. Kimisi kim cehenni zikrular yaparsın kıvır ehlidir dedi. Onların da başı Mustafa Özman’dır dedi burada da. Herkes bir şeye bir laf söylemeye çalıştı. Allâh’ı zikredin. Cehenni zikrullah ayetle, hadisle, sahabenin yapmasıyla, imamların iştahatıyla ve bugüne kadar alimlerin iştahatıyla cahildir, doğrudur. Olmazsa bu noktada bayramdan sonra bir tane ders yapayım bari. Olmaz mı? Olur. Ben de size ders olarak kalsın inşâAllah etrafınızı, arkadaşlarınızı anlatırsınız.
Sema sadece peygamber salallahu aleyhi ve selam hadretlerinin zamanında olan bir şey değildir. Kün lafı başladığından beri vardır. Kün lafı başladığından beri sema vardır. Peygamber salallahu aleyhi ve selam hadretlerinin zamanında da hem Hazret-i Ali Efendimiz yapmıştır. Senin kanın benim kanımdandır, senin ruhun benim ruhumdan, senin canın benim canımdandır deyince hicrette Hazret-i Ali Efendimiz hem kendi etrafında sema etmiş hem onun etrafında dönmüş. Arap toplumunda sema sema sevincin üst noktasıdır. Geç halidir. Çok sevincinden kendinden geçer, dönerler. Onların şu an da kendi halk oyunlarında dahi vardır sema. Kendi halk oyunlarında oynarken bazı televizyonlarda izliyorum ben, bakıyorum onlar dönüyorlar.
Arap toplumunun kendi içerisinde şeydir bu. Bir geleneği gibi bir şeydir. Sevinçlerini öyle gösterirler. Bu noktada işin enteresan noktası Türkiye’deki İslami uyanış ve diriliş gerçekleştikçe İslami diriliş ve uyanışı gerçekleştiren topluluklara, cemaatlere, tarikatlara hep böyle bir fitne atıyorlar orta yere. Bu dinde var mı? Bu sünnette var mı? Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle yaptı mı? Bunu soranlar, sorgulayanlar keşke peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yaptıklarına, ettiklerine, Kur’ân’a ve sünnette uygun olsalar. Sözüm cemaattan dışarı soru soranından dışarı, üzerinde alınmasın. muhakkak ki insan dinini öğrenecek, muhakkak dinini öğrenecek. Ama birisi dinini yaşıyorsa bırak kardeşim o da yaşasın ya.
Öğreniyorsa bir yerden bırak öğrensin. O yanlış öğrense dahi doğruyu bulur o merak etme. birisi gitmiş ya Hazret-i Ali Efendimiz’e demiş ki ya Bak keraat vaktinde filanca kimse namaz kılıyor. Sahabeden birisi küf eder. Hazret-i Ali Efendimiz’in sözü çok güzel. Ona namaz kılma mı diyeyim diyor. O kimse dayanamıyor. Çok bülüyor ya. Fıkır namusuna vuruyor. Diyor ki keraat vakti namaz kılınmaz. O kimse de ona dönüyor. Vallahi bu vakitte Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Medine’de namaz kıldığını gördüm diyor. Karışma kardeşim. Karışma. Yüz bin tane adı şerif var. Yüz bin tane. Yüz bin tane adı şerif var. Bunları bunun otuz binini kayıt altına almış. Otuz binin içerisinden altı yedi bin tanesiyle sahihini yazmış.
7. Bölüm
Elinde otuz üç otuz dört tane hadîs kitabı var. Otuz dört tane ayrı ayrı Biz hadîs kitabı olarak bu hanım müslümitimiz de İbn-i Vaci İmam Hanbel olarak biliyoruz. Öyle değil mi? Otuz dört tane hadîs kitabı var elimde. Bu hiçbirimiz bundan sonra bu değilsin. Gayrı bir sefer. Allâh’ım bizi affetsin inşâAllah. Ve yolda gidene muhakkak da muhakkak o yolda gitmeyenler taş atacaklar. Gidemeyenler taş atacaklar. Yürüyemeyenler taş atacaklar, eleştirecekler. Bunlar bizim şevkimizi arttıracak. Bunlar bizim çalışmalarımızı arttıracak. Merak etmeyin bu soru önemli değil. Bana telefon açıp telefonla da soruyorlar. bu insanda biraz Allâh affetsin. Bana telefonda soranlar için söylüyorum. Gelmeden, görmeden, bilmeden insanda biraz şeref, biraz haysiyet, biraz böyle İslam ahlaki olacak.
Bir kimse görmediğine, bilmediğine, duymadığına hükmetmeyecek. Üst katı bayanları açarken taşları hazır olarak açtım. Merak etmeyin. Üst katı bayan kardeşleri açarken ne kadar taş geleceğini iyi hesapladım. Ve kendimce dedim ki ne kadar taş gelirse gelsin. Kim ne söylerse söylesin. Mustafa Özbah doğru bildiğin yoldan ayrılma. Taviz verme dedim, yürüdüm. Yukarıdaki tekkeyi alırken de aynı şekilde düşündüm. Bazı arkadaşlar terk ettiler beni. Tekkeyi aldım diye. Kimisi para isteyeceğim zannetti, terk etti. Kimisi de dine uygun değil diye terk etti. Dinlerini bilmeyen etrafındaki sosyal çevreyi yaşadığı ülkeyi ve insanların dini duruşlarını ve düşüncelerini, fikir yapılanı bilmeyen insanlar ileri göremezler.
Hiç gocunmuyorum eleştirilerden. Çok mutluyum. Allâh’a hamd ediyorum. Cenâb-ı Hak hamdü sena olsun. Öyle bir tekkeyi bize lütfetti, ikram etti. Orada hizmet imkanı bulduk. Elhamdülillah. Bunu anlayamayanlar, algılayamayanlar yirmi yıl sonra bizim ne yaptığımızı anlayacaklar. Hatta otuz yıl sonra, bundan yirmi yıl sonra, otuz yıl sonra bizim orayı nasıl ayaklandırdığımızı ve hangi şartlar içerisinde ayaklandırdığımızı, hangi şartlar içerisinde bu hizmetin gittiğini belki de doktora tezi olarak araştıracaklar. Doktora tezi yapacaklar. Bunu kendimi methetmek için söylemiyorum. Benimle beraber yol giden erkek kadın, yaşlı, genç, orta yaşlı. Hepsi için söylüyorum. On beş yaşındaki erkek semazenlerin üzerindeki yükü bilmiş olsa embesil kafalılar onlar yorganlarının altından başlarını dahi çıkarmazlar.
Onlarda on üç yaşındaki on beş yaşındaki sema yapan, orada çarp vuran, o tazecik çocukların gönlü kadar gönlü yok. Evet. Mangal gibi yürek lazım. On beş yaşında, on altı yaşında, on sekiz yaşında, yirmi yaşındaki bir çocuğu orada sema ettirip kendini bilmeyen, kadınların, kızların önüne, yeğen gibi koyup onu muhafaza etmek, onu koruma, onu o noktada tutabilmek, onu şana, şöhrete, şehvete düşürmeden dervişliğini devam ettiren Allâh’a hamd ediyorum. Allâh’a hamd ediyorum. Evet. O on dört yaşındaki, on sekiz yaşındaki, yirmi yaşındaki, yirmi iki yaşındaki o genç delikanlı kardeş hem vallahi de hem billahi de doktorat ettik. O kimseye bana telefon açıp da orada burada benim adımda sorgulayan kimseye diyeceğiz ki gel kendi muhafaza et hadi.
8. Bölüm
Evet. O herkesin işi değil. O Allâh’ın işi. Onu Allâh koruyor, Allâh istihdam ediyor. Bu cemaat insanların hayallerinin yetmediği yere saray kurmuş cemaat. Ben insanların hayal kurduğu yerde dolaşmam. Biraz şatahat yapayım. Birisinin hayal kurduğu yerde dolaşmam. Birisinin hayal kuramadığı yere ben şato kurarım. Saray kurarım oraya. Evet. Hiç kimsenin hayalinde değil tekke. Dekte böyle olunca herkes ağ yaptı. Vicdanı olanlar alkışladı. Vicdanını körekmiş, şeytanın çöplüğü olmuş, şeytanın dolaştığı pislik olanlar eleştirdi. Neyi eleştiriyorsun? Neyi batırmaya çalışıyorsun? Ahmak geri zekalı embesi. Evet. Yapamadın, alkışla. Yetişemiyorsun, alkışla. De ki helal olsun o adamlara de. Hiç kimseden para istemeden, hiç kimseden pul istemeden, hiç kimseye eğilmeden, yamulmadan, yıkılmadan evet bir hizmet gidiyor.
Burada da var mı sizden para pul isteyen? Gelir birisi sizden benim adıma, cemaat adına para isterse vermeyin. Vermeyin. Gelir birisi size sizden tekke için para isterse vermeyin. Hiç kimse vermesin ha. Merak etmeyin. Biz insanların parasından, pulundan yola çıkmadık. Hiç kimse merak etmesin. Allâh var, Allâh. Allâh’ı unutmuş insanlar. Allâh’ı unutmuşlar. Işteri para olmuş. Herkes gözümün içine bakıyor. Yeni bir yere gidiyorum. Bu acı bir şey. Yeni bir yere gidiyorum. Allâh sizi inandırsın. Gözümün içine bakıyorlar. Ne zaman para isteyecek diye. Var mı böyle bir şey? İlk gittiğim yerde şunu beyan etmek zorunda kalıyor. Kıymetli kardeşlerim. Benim adım Mustafa Özba. Ben İzmir Bayındırlıyım. Merak etmeyin.
İlk sohbetimde bu söylenir. İslam dünyası bu hale gelmiş. Eylül Tasavvuf bu hale gelmiş. Merak etmeyin. Bugüne kadar kimseden para istemedim. Bundan sonra da para istemeyeceğim. Merak etmeyin. Bugüne kadar kimseden bir lokma ekmek yemeye çalışmadın. Bundan sonra da çalışmayacağım. Merak etmeyin. Buraya aç geldiysen aç döneceğim. Karnımı doyurmadan gideceğim diye. Böyle düşünenlere üzülmüyorum. Bu yolu bu hale getirenlere üzülüyorum. Bakın onun öyle düşündüğüne üzülmüyorum. Ve kendi kendime diyoruz ki Mustafa Özba hayatın boyunca bu bakışın altında yaşadın. Yirmi yıl bu bakışın altında yaşadın. Yirmi yıl. Ayağıma don almaya kalkarken düşündü. Millet der ki dedim bu donu şimdi cemaat almıştır diye düşünür.
Gittim donun kötüsünü aldım. Insan kendi kazandığını yiyemez mi? Yiyemez. Cemaate laf geliyor diye. Benim altımda hiçbir araba görsem millet der ki cemaatın parasını toplayıp gidiyorum. Evinin ambasını değiştiremezsin. Hepiniz değiştirirseniz. Evinizin anasını değiştiremezsiniz. Hepiniz değiştirirseniz. Evinizin kardeşini değiştiremezsiniz. Hepiniz değiştirirseniz. Şikayet etmiyorum ha. Sakın yanlış anlaşılmasın. Öyle şikayetim yok. Insanların geldiği noktaya üzülüyorum. Ve Türkiye’deki cemaatler İslam topluluğu veya namaz kılanlar veya insanlar en kolay şeyi eleştirmektir. Bir şeye eleştiririz biz. Içine girelim bakalım bu nasıl bir şeymiş? Ne yapıyorlar? Ne ediyorlar diye düşünmezler. Hemen şu laf şudur.
9. Bölüm
Bir arabanın para suyu şeyden geliyordu. İran’dan. Ondan sonra Suudi Arabistan’a döndük. Birkaç ömreye gittik Şeyh Efendi’yle beraber. Dediler ki Suud’dan para geliyor. Ömreye gidemedik. Dediler ki cemaattan parayı topluyor. Şu paranın kökünün bir lafıdır merda. Allâh’ı unutmuş insana. Var mı böyle bir şey ya? bir yardım şeyi var ya. Bizde bir bayanlardan kurulu bir yardım kuruluşu var. Para toplamıyorsun ya insanlardan. Tam oradan da yardım gidiyor ya. Telefonu açtı birisi. Bu değirmenin suyu nereden geliyor dedi. Senden dedim ben de. Ben vermedim ki dedi bana. E vermedin de ne soruyorsun ki dedim ben de. Vermedin ne soruyorsun kardeşim dedim. Kimsin sen bir dedin. Kimliğini söylemekten uzak insanlar.
Kimliğini söylemekten uzak. Takılmıyorum hiç. İzmeyin kendinizi. It yürür, kervan yürür. It’in yüremesi birinci yüremesi değil bizim. Ben ilk dönüp derviş olduğumda bayındırdı diyorlardı ki sıra müftünün kızına mı geldi? Alışkınım. İlk karşılaştım ki tepki bu oldu. Ben Müslüman olunca. Merak etmeyin bunlar bitmeyecek. Mustafa Ebu Han ne zaman toprağa girdi? Ondan sonra da devam edecek daha. Ha ben toprağa girdikten sonra da duyacaksınız benim hakkımdaki efsane bir şeyleri. Dedikodum edecekler, toprağa girdikten sonra gıybetime edecekler, toprağa girdikten sonra kimisi meth edecek, kimisi yermeye devam edecek, evet edecek. Bitmeyecek bu, biteceğini zannetmeyin. Bitirmek için uğraşmıyor mu? Sizin de uğraşmayın.
Evet. Biraz kendime payet içeyim. Güzelim ya dedi, konum çok oluyor. Seviyor mu? Hayatımda da renkli yaşamak da hoşuma gidiyor. Evet, Sema olsa da olmasa da yapacağız. Zikrullah, cd zikrullah olsa da olmasa da yapacağız. Seviyoruz kardeşim. Bu toplanmaktan seviyoruz. Toplanmayı seviyoruz. Birbirimize sürtünmeyi seviyoruz. Zor işleri seviyoruz. Virajlı yolları seviyoruz. Ben seviyorum. Hayatı canlı yaşamayı seviyor. Hayatın kaynama noktasında olmasını seviyorum. Uykusuz kalmayı seviyorum. Derveder yaşamayı seviyorum. Banklarda oturmayı seviyorum. Banklarda gecelemeyi seviyorum. Banklarda yaşamayı seviyorum. Karanjlarda yaşamayı seviyorum. Bu kararlarla beraber olmayı seviyorum. Kimsesizlerin kimsesi olmayı seviyorum.
Dulların, yetimlerin peşine düşmeyi seviyorum. Insan iki kişi de bulsam, üç kişi de bulsam, beş kişi de bulsam, onlara Allâh’ı zikrettirmeyi seviyorum. Nerede olursam olayım. Beş kişi buldum, bu toparlanın zikretleri. Nerede olursam olayım. Seviyorum. Var ya seviyorum ulan diyor ya. Seviyorum ya. Kim eleştirecekse eleştirsin. Kim laf söyleyecekse söylesin. Gücü yeter. Taş değil, kaya atsın. Neden attın diye sormayacağım. Yolumdan da dönmeyeceğim. Devam edeceğim. Gücümün yettiği yere kadar. Gönlümün yettiği yere kadar. Gözümün yettiği yere kadar. Ayağımın, elimin kolumunu yettiği yere kadar koşturacağım Allâh’ın izniyle. Gerçek niyet bu. Koşutturan Allâh, sevdiren Allâh, götüttüren Allâh, yürüttüren Allâh, gönlüne koyan Allâh.
10. Bölüm
Hiç kimseye para dağıtmıyorum beni sevin diye. Hiç kimseye gülücük de dağıtmıyorum beni sevin diye. Allâh için sevin. Beni sevin diye ağzından bugüne kadar hiç kimseye sözüm çıkmamıştır. Hiçbir zaman sevginin dilendikleri olmadım. bir başkası beni sevsin diye bakmadım. Yüreğimin yettiği yere kadar seveceksem severim. Yüreğimin yettiği yere kadar. Gücümün yettiği yere kadar. Size de tavsiyem o. Gücünüzün yettiği yere kadar sevin. Yüreğinizin yettiği yere kadar sevin. Eşinizi sevin, çocuğunuzu sevin, arkadaşlarınızı sevin, sevgilinizi sevin, ekmeğinizi sevin, aşınızı sevin, toprağınızı sevin, derdanınızı sevin. Sevin kardeşim. Sevememek büyük züldür. Sevememek utanç verici bir şeydir. Gönlünde sevgiden nasibi olmayanlar çok affedersiniz eşşektir.
Eşekler sevmesini bilmezler ve sevemezler. Önüne ot açsan dayı arkadan tekmeği basarlar sana. Bu bana ot verdi diye düşünmezler. Sevin kardeşler sevmekten korkmayın. Zarar görseniz dayı sevin. Yerde bir olsanız dayı sevin. Haince arkadan vurursanız dayı sevin. Hunharca katledirseniz dayı sevin. Sevmekten geri durmayın. Bütün dünya bir yere toplansa sevgi bir yerde olsa sevgi galip gelir merak etme. Sevgi galip gelir. Sevin. Arkadaşınızı sevin. Sizi aldatsa dayı sevin. Sizi aldatıyor. Sev kardeşim. Hazreti Mevlânâ’nın hareketini unutma. Demişler ki ya Mevlânâ, şems-i temmizinin selamı var. E cebine bakmış, bana yok kaftanını çıkarmış vermiş. Demişler ey kötü hünkar. Affet yalan söyledin. Biliyorsun demiş.
Ya ama beni sevdiğimle aldattın demiş. Aklı senin olsun. Helal hoş olsun. Yalan olduğunu bittiğim için demiş. O selamın cübbümü verdin. Eğer gerçekten bana selam göndersen de vallahi heyecanımı verirdim demiş. Öyle sevmeyin, sevecekseniz. Kıytelik sevdalarının peşine düşmeyin. Sevdanız sevda olsun, kocaman sevda olsun. Öyle yol kenarındaki tıklara takılmayın. Ya kıytelik şeylerle uğraşmayın. Hayatınızda kıytelik bir şey olmasın. Hayatınızda küçük şeyler olmasın. Büyük olsun yaşadığınız şey. Arkadaşlıktanız büyük olsun, derin olsun. Kardeşiniz büyük olsun, derin olsun. Sağlamlığınız büyük olsun, derin olsun. Kale gibi durun. Hayata kale gibi durun. Arkadaşlarınızın yanında kale gibi durun. Arkadaşın desin ki ya bu adam kale gibi.
Bak bununla beraber olayım. Evet. Topal tilki olmayın. Aslan olun. Yürekli olun, yiğit olun. Herkes gelsin sizin çemşeğinizin altına girmek için çaba sarf etsin. Sizinle beraber olmak için çaba sarf etsin. Öyle olur. Pısırık yaşamayın hiçbir şeyi. Zikrederken böyle Allâh dediğinizde melekler dönüşün bu Allâh sesi nereden geliyor desin? Yüreğiniz de ciğeriniz de hücreleriniz de değil. Severken de öyle sevin. Hayata bakarken de öyle bakın. Hayatı da pısırık yaşamayın. Pısırık kardeş istemiyor. Dolu dolu, canlı, yiğitçe, longur longur akan Fırat nefri gibi. Evet. Hata yapacaksınız, yapacaksınız, kusur işleyeceksiniz, işleyeceksiniz. Hedefinizde okuyunuz olsun. Küçük göllerde durmayın. Küçük su birekintilere bakmayın.
11. Bölüm
Su birekintisinin suyu içilmez, kokar olur. Akar sulara dalın. Yürüyen sulara dalın. Göllere dalın. Okyanusa dalın. Mahalle köşelerinde küçük yerlerde küçük laflara bakmayın. Ev köşelerinde kadınların küçük laflarına bakmayın. Dükkan köşelerinde küçük laflara bakmayın. Oturmuş iki kişi üç kişi dedikodu yapıyor. O cahil değil mi? O önemli müvelim. Hükümet kur, hükümet yıkıyorlar. Geç kardeşim, geç. Sizin en hayırlığınız etrafına hiç zarar vermeniz, hiç zaman vermemeyi hedefle. Sizin en hayırlığınız etrafınıza en fazla faydası dokunanındır. Etrafınıza faydalı olur. Dilinizle, gözünüzle, kulağınızla, elinizle, ayağınızla, yüreğinizle faydalı olur. Hiçbir şey yapamıyorsanız dua edin. Hiçbir şey yapamıyorsanız dua edin.
Kıytırık bir hayat yaşamayın. Kıytırık bir dünyada yaşamayın. Hayatınızı yükseltin. Düşüncenizi yükseltin. Evet yükseltin. Sağlam olun. Yere sağlam basın. Üç kuruş borçla, beş kuruş parayla bozulmayın. Tekrar söylüyorum üç kuruş borçla beş kuruş parayla bozulmayın. Yürü. Borcu da ödersiniz, o para da sizi bozmaz. Yürü kardeşim. Borç da ödenir, parası harcanır. Yürü. Durma. Küçük hesap yapma. Küçük hareket etme. Küçük davranma. Yiğit ol. Ana ol. Yiğit ol. Ana ol. Arkadaşını topla. Çocuklarını topla. Eşini topla. Etrafını topla. Dağılma. Baba ol, topla. Dağılma. Evli bekar önemli değil. Ananız sadece evlilere değil, babalık sadece evli adamlara değil. Yüreğiniz de ağlı olun. Yüreğiniz de baba olun.
Yüreğiniz de kardeş olun. Yüreğiniz de veli olun veli. Gözünüzü veliliğe dikin. Allâh’a dost olmaya dikin gözünüzü. Ne kıytır bir şeylerle uğraşıyorsunuz? Allâh sizi kendine dost etmek için yarattı. Allâh sizi kendine dost etmek için yarattı. Dost olun ona. Allâh sizi çüprüntü diye mi yarattı? Allâh sizi hadi bugün işim yoktu bunları yaratayım diye mi yarattı? Allâh hadi ay insancıkları yaratıvereyim diye mi yarattı? Iş olsun diye mi yarattı? Laf olsun diye mi yarattı? Allâh sizi kendine dost olsun diye yarattı. Dost olun ona. Evet. Gözünüzün önündeymiş gibi dua edin işteyin. Kolunuzun yanındaymış gibi tutun onun elinden. Yüreğinizin başındaymış, içindeymiş gibi yüreğinizden konuşun onunla. Uğraşmayın kımır şeylerle.
Uğraşmayın. Davanız büyük. Neden? Dava Allâh’ın davası. Onunla dostluk davası. Geri kalanın hepsi de fasafesi o. Geri kalan hepsi de fasafesi o. Hedefinizi oraya diki. O yüzden gözünüz orada, gönlünüz orada, kulağınız orada olsun. Onun dostluğu için dostluk yapın her şeyle. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Bayramınız şeriden mübarek olsun. Bayramın bayram gibi yaşayın. Birbirinize gelin gidin. Annenize babanıza, etrafınıza, akrabalarınıza, dolu dolu yaşayın. Dolu dolu yaşayın. Gençler, evde oturmayacaksınız. Böyle boş geçmek yok. Ne kadar teyze, hala, dayı, emmi varsa dolaşacaksınız. Bayramın bayramı gibi yaşayacaksınız. Kurban kesecek olanlar kurbanlarıyla kendileri ilgilenecekler diyor ya sünnette var mı diyor.
12. Bölüm
Sünnette olan bu. Yatır bir bak var. Otur evde. Yok öyle sünnette. Ceza kesiyor lan. Trafikte cezayı ödüyorsun ya. Ona bakmıyorsun da yüz seksenden gidiyorsun ya yolda. Ceza kesiyormuş. Kaçak inşaat yapıyorsun ya. Cezayı düşünmüyorsun ya. Nefsine uygun olan her şeyi yapıyorsun ya. Eee kurban keserken cezayı düşüneceksin öyle mi? Bizim insanımız bu zaten. Her türlü yasağı derler. Her türlü yasağı da yapar. Ibadetle alakalı bir şey olur mu? Yasak. Bunların vürkü nerede yasak? Yapıyon ya. Kurban kesenler, kurbanlarınızı kendiniz keseceksiniz. Evet. Derlerinizi getireceksiniz. Toplayacaksınız. Ceva pişeceksiniz. Etlerinizi dağıtacaksınız. Dağıtanlar etlerinizi dağıtacaksınız. Yalnız yağlı yenmeyecek olan yerlere değil, kemikli yerlere değil.
Dostları dağıtacaksınız. Gittim ben bir yere ziyarete. Et getirmişler oraya eve. Üç dört paket et var. Allâh sizin andasın tencere koyacak et yok. Dolayısıyla böyle gidip bakmamış. O kadar da gönlünü topluyorlar. Gayri ihtiyar et. Böyle baktım dedim. Bunların hepsini toparlayıvereyim ben bir yere dedim. Olmaz mı? Olur dedim. Ben böyle açtım, toparladım poşetler orada. Bir baktım ki yiyenecek et yok içinde ya. Utanır insan. Utanır utanır. git iç yağını ver, et veriyorum diye. Ucunda bize esnaflık yapmış, kara et var az bir şey. Üstün üst taraf poşetin üstüne vurulmuş, aldı yağ. Ya hayır işlerken bari yapmayın ya. Yapmayın ya. Vermeyiver onu ya. Onu vermeyiver. Allâh, Allâh kötü bir şey vermez.
Allâh’ın ahlakıyla ahlaklan. Sen git iyisini ver. Allâh’ın ahlakı odur. Allâh, Allâh çirkin bir şey vermez. Sen en güzelini vermeye çalış. En iyisini vermeye çalış. De ki benim elim Allâh’ın elim. Senin elin Allâh’ın eli olacaksa en iyisini ve en güzelini vereceksin. Senin elin Allâh’ın eli olacaksa en güzelini yapacak o el. Senin gözün Allâh’ın gözü olacaksa en güzelini görecek. Senin dilin Allâh’ın dili ise en güzeli konuşar. Dirin, leheniz Allâh’ın eli olsun. Güzel şeyler versin, güzel şeyler yapsın. Diriniz Allâh’ın dili olsun. Güzel şeyler konuşsun. O yüzden bayramı güzel yaşayın. Doya doya, gönlünüzü sere sere. Gidin, gelin, yürüyün, koşun. Birbirlerinizle bayramlaşın. Çocuklara harçlık verin.
Çocuklar bayram olduğunu sevsinler. Evet harçlık toplamak için dolaşıyorlar. Dolaşsınlar. Sen çocuğunu öyle dolaştırmayan mısın? Başkası dolaşıyormuş. Onu eleştirme. Sen çocuğunu dilenci etme. Sen çocuğunu para için dolaştırma. Sen çocuğunu sabahaneye yakasını sarıp apartman apartman dolaştırma. Çocuğunu dilenci etmesen. Sana gelmişler mi? Sen ver. Sana gelmiş. Niye ki cumartesi sen ver. Bir şeker dolsana. Ama sen çocuklarını kapı kapı dolaştırma. Allâh rahmet eyle. Bayramınız bayram olsun inşâAllah. Arife günü oruç tutun. Arife günü oruç tutun. Ya bugün kurbanlık gelecekti de gidecekti de işimiz vardı da o yüze dayanamam demeyin. Işlerinizi önden bitirin. Arife günü oruçlu geçirin. Arife günü tekbirlerle, tehlillerle, tevhidlerle geçirin.
Dua ile, ibadetle geçirin, zikruda ile geçirin. Kadınlar, Arife gününü temizliğe ayırmayın. Ibadete ayırın kendinizi. Bayram sabahı ortalık toparlayacağım diye uğraşmayın. Evinizi toparlayın, çorbanızı hazırlayın, yemeğinizi hazırlayın. Evinizi hazırlayın, kendinizi hazırlayın. Bayram sabahı her şeyiniz hazır olsun. Arife gününden her şeyiniz hazır olsun. Bir telaş, bir heyecan yaşayın. Ne? Bayram. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Allâh size iki bayram verdi dedi. Hediye et size dedi. O Allâh’ın hediye etti bayramı. Bayram gibi yaşayalım inşâAllah. Kalklarınızı helal edin. Bayramdan sonraki Pazar günü bayramın hemen artesindeki Pazar günü. Burada net bir şekilde söyleyeyim böyle anlayacağınız şekilde.
Kız orta kul ve lise öğrencilerine kız yalnız. Kız orta kul ve lise öğrencilerine burada Cumartesi Pazar günleri inşâAllah haftanın iki günü veya haftanın bir günü nasıl ayarlanacaksa İngilizce matematik ve Kur’ân kursu açılacak burada. Sadece kız, orta kul ve lise öğrencilerine haberiniz olsun. Ona göre o bayan kardeşlere inşâAllah veya Cumartesi günün önümüzdeki veya Pazar günü ona göre bilgi alınsın inşâAllah herhalde Cumartesi olması lazım. Buraya gelsinler burada inşâAllah kayıt ettirsinler kendilerini. Tekrar söylüyorum. İngilizce matematik ve Kur’ân kursu olarak burada kurs olacak. Ücretsiz. Bir ücret yok karşılığında. Inşallah burada öyle bir kurs olacak. Burada tekrar söylüyorum. Yukarıda tek yedide değil.
Cevaver söyleyeceğini söyle şimdi ben. Bayramın dördüncü Perşembe akşamına geliyor. Dertli. Yapalım demiştik. Yapacağız. Bir de kardeşler kapı çıkışında her mahallenin sorumlularının telefon numaraları da açık arkadaşlar. Görevli olanlar. Her arkadaşın nasıl olursa inşâAllah böyle kağıt açır. Hangi bölgeye yakınsa burada telefon numaraları var. Bu telefon numaralarını arayacaklar. Birisi oradan git alacağız inşâAllah. Bunları kapat.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Hamd, Dervîş, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı