Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

12. Dergâh Sohbeti — Sigara, Allah Sevgisinin Ölçüsü ve Hayrı Gizlemek

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 12. Dergâh Sohbeti — Sigara, Allah Sevgisinin Ölçüsü ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Benim bir yakınım hırsızlık yapıp eve bir dağ mağmurları geliyor, bu bir dağları ailesi yemesi doğru olur mu, yoksa çöpe atmalı mı, ama ziyan olması günah, yenmesi haram bu halin ne yapması gerekiyor? Hırsızlık kesin katli ise hırsızlıktan edinilen kazanç veya malzeme veya madde alınmaz, satılılmaz, kullanılmaz bile bile yenilmez, içilmez. Eğer birisinin eline böyle bir şey geçtiyse bir başkasına verecek ondan da hayır beklemeyecek. Benim dedem ile babamla vefat ettiği mirasçılar aralarında anlaşamıyorlar, kimi satmak istiyorum, kimi istemiyorum. Malı bırakan kişiler kabirlerinde azap görürler. Kabirlerindeki kişiler ne azap görsünler ki? Malı bırakmış arkasından insanlar kavga ediyorlarsa söyleyecek bir laf yok.

Bir rüya yazmışlar, rüyaların telefonda veyahut da yüz yüze inşâAllah konuşalım. Borçlu olan hacca gidebilir mi? İlk önce borcun ödemesi daha eftaldır. Peygamber efendimizin görürlüğünüzü sigara içmemiz engeller mi? Şimdi peygamber salunlu aleyhi ve sellem hazretlerinin görmek farklı bir şeydir, sigara içmek farklı bir şeydir. Bir kimse günah-i kebail işler içen dahi peygamber efendimizin salunlu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında görür. Bu gördüğü rüya tebliğ noktasında veyahut da ikaz noktasında, tebliğ noktasında olabilir. sigara içerken peygamber efendimizin salunlu aleyhi ve sellem hazretlerini göremez diyemeyiz. Ama Allâh yolcusu, Allâh yolcusu, sûfî, derviş bu noktada kendini kirlerden temizleyen insanlar.

Sigara en hafif ve mekruhtur, mekruhun devamı günah-i kebail olsun. Hz. Mevlânâ haram etmiştir. Ben de ona katılanlardanım. Sigaraya haram diyenlerdir. O yüzden sigara içmeyin. İçenler varsa derhal terk etsin, derhal. Allâh biliyor ya, ben içim kalkıyor sigara içen, sigara kokusunu duydum da. Allâh muhafaza eylesin. Allâh’a yaklaşmak nasıl olur, onun beni sevdiğini nasıl anlarım. Sen Allâh’ı seviyorsan, O seni sever. Ona yaklaşmak nafilelerle olur. Kul hadisi kutsal eder ki Cenâb-ı Hak, kul farzlarla benim evrimi yerine getirir. Nafilelerle bana yaklaşır ve beni sever. Ben de onu severim. Eğer siz Allâh’ı seviyorsanız, Allâh’ın size sevgisi vaciptir. Bu değişmeyen kaidedir. Siz neyi seviyorsanız sevin, sevdiğiniz şey sizi sevecektir.

Fakat böyle bir hesapla sevilmez. Sevin böyle bir hesaba girmez. Ben seni seviyorum, sen de beni seveceksin. Hayır. Ben seni seviyorum, sen de beni sevmenisin. Hayır. Ben seni seviyorum, şöyle olmalısın. Hayır. Ben seni seviyorum. Seni sevmeni beklemiyorum. Senden bir şey istemiyorum. Senden bir şey murad etmiyorum. Senden bir beklentim yok. Sadece düz ve yanın bir şekilde seni seviyorum. Allâh kendisini sevenler için kendi sevgisini vacip kılmış, kendisine kılmış. Allâh kendisine bir şey vacip kılar mı? Kılmaz. Ama sevgi noktasında kendisine vacip kılmış. Hadîs-i kutsi de der ki kim Allâh’ı severse Allâh’ın üzerine vaciptir onu sevmesi. O zaman kul Allâh’ı sever. Kul Allâh’ı sever, hadîs-i kutsi de devam ediyor.


2. Bölüm

Allâh da kulunu sever. Allâh’ın sizi sevmesini istiyorsanız bu sizin için bir şeyin karşılığı olarak sevmek olur. Siz sevin Allâh’ın sevginize Allâh’ın sevgi karşılığını beklemeden sevin. Çünkü kula düşen vazife farsını yerine getirmek, nafilelerle ona yaklaşmak ve Allâh’ı sevmek. Geri kalan Allâh hayır. O diyor ki Allâh da seni sever. Allâh da kulunu sever. Allâh kulunu severse gören gözü duyan kulağı tutan eli yürüyen ayağı olur. Allâh’ın senin üzerinde öyle olmasının yolu farzları yerine getirmek. Farzları yerine getirmek sadece ibadetler etmek değil. Haramlardan uzak durmak, haramlardan uzak durmak ve nafilelerle yaklaşmak. Allâh’ın seni ne kadar sevdiğini görmek istiyorsan senin onu ne kadar sevdiğine bak.

Yalnız kendi kendin de aldatma. Nasıl aldatma? Ben Allâh’ı çok seviyorum deyip de kendini aldatma. Allâh’ı çok seviyorsan o sevginin senin üzerinde tecelliyata olmamış. Allâh’ı çok seven haram işlemez göz göre göre. Allâh’ı çok seven farkları terk etmez göz göre göre. Allâh’ı çok seven Allâh’ın ahlakıyla ahlaklanır. Demiş Pazartesi Perşembe oruçlu olduğunu ne kadar gizlemelidir? Gizleyebildiği yere kadar gizleyecek. Hayırlarınızı, iyiliklerinizi, güzelliklerinizi, doğruluklarınızı gizleyin. Bu sizin tevazunuzu artırsın. Bu sizin şanlı şöhret saygı olmanızı engeller. Hayırlarınızı, yaptığınız iyiliklerinizi dile getirmeyin. Gizleyin. Biz her Pazartesi Perşembe oruç tutarız demektense orucu yemeniz daha hayırlı.

Birisine nafile oruç tuttuğunuzu söylemektense bununla eğer size bir ucu kendinizi beğenme olacaksa orucu yemeniz daha hayırlı. Allâh yolcusu kendisinin beğenileceğini ve kendisini beğenme noktasında tutmaz. Şanlı şöhretten kaçınır. Namaz kılarken gözlerimizi kapatarak kılmak zararı var mıdır? Hanevilerin bir kısmı gözlerini kapattığının mekruh olduğunu söylemiş. Eğer ki bir kimse bir arazide kılıyorsa çadırda orada burada başka yırtıcı hayvanların olduğu yerde ne bileyim kurduğun kuşun olduğu bir yerde kılıyorsa gözlerini kapatmasın. Evet evin içerisinde yılan sokmaz, akrep sokmaz, evin içerisinde aydınlık yada camide gözlerini kapatmasında bir mahsur görmüyorum. Namaz kılarken ve diğer ibadetlerinde çok korkuyorum nasıl bu korkularımı yenebilirim.

Korku şeytandan bir kul nasıl tefekkür etmelidir, tefekkür anlatmalı mısın anlatır mısınız demiş. Çocuğun istediği büyük bir günahtan dolayı anne babaya günah yazılır mı? çocuk eğer ki o günahı anne babadan öğrendilerse yazılır. Eğer o çocuğa o günahı istememe terbiyesi anne baba vermediyse yazılır. Çocuklarınızdan sorumlusunuz. Ellerinizin altından sorumlusunuz. Eşlerinizden çocuklarınızdan sorumlusunuz. Onların günahı kebaire girmelerinden sorumlusunuz. Çocuk tövbe eder kendini düzeltirse onlar da affedilir mi? Evet affedilir. Kılından namazlar anne babaya yazılır. Sevap verilir mi? Evet verilir. Kimlerin hesap defteri kapanmaz. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem adete diyor ki hayırlı evlat yetiştiren bir anne babanın öldükten sonra da hesap defteri kapanmaz.


3. Bölüm

Eğer sağ ise yine çocuğun yaptığı ibadetten anne babaya yazılır. Şu anda burada zikrullah yapacaksınız biraz sonra. Yapacağınız zikrullardan hepinizin de annesi babası dedeleri nineleri geçmişinize komple sevap gidecek. Komple sevap gidecek. Sağ olsun öyle olsun hiç önemli değil. Çok kaza namazı borcu olanlar nafile namaz kılabilir mi? Kılsın da nasıl namaz kılıyorsa kılsın. Her ne kadar şafi uleması kılamaz dese de hanefi uleması da nafile namazları bu noktada ikiye ayırılıp namazların arkasındaki ve önündeki farz namazların arkasında önünde kılınan sünnet namazları kenara bırakıp öbür nafile namazları kılamaz demiş olsa dahi ama namazını kılsın. Kılsın namazını. Kaza’ya niyet etsin kılsın.

Kaza’ya niyet etmese dahi eyvabim desin kılsın. Aman ki kılsın. Allâh için buz etmeyi örnekle açıklar mısınız? Gazete müslümanları katledenleri buz edin. İnsan zinadan uzak durmaya çalışıyor fakat eliyle kendini tatmin ediyor. Bu günah mıdır? Bunu yapan kıyamette eli hamile olarak mı gelir? Bu hanefilerce ayrılmış. Eğer bir kimsenin zinaya düşme korkusu var ise bu noktada bazı hanefiler demişler ki zinaya düşme korkusuyla böyle bir şey olursa mazlum karşılarını demiş ama bir kısmı da zina hükmünde demiş. O yüzden bundan kaçırmakta fayda var. Her ne kadar bazı hanefiler buna zinaya düşmemek için daha büyük günah düşmemek için mazlum karşılamışlar ise de arkadaşlar kardeşler boruş tutsunlar. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri çocukları evlenme yaşına gelenlerin evlendirmeyenlerin zulmetliğine hükmetmiş.

Din zulmetici olarak görmüş. Bir çocuk evlenme yaşına geldi de evlenmeyi istiyorsa velisi onları evlendirecek. Velisi onları evlendirmek zorunda. Ve eğer evlendirmezse günahı kebar işlemiş olur. Allâh muhafaza edesin inşâAllah. Doğduğumuz günden ölümümüze kadar her şey kaderimizde belli isteyen herhangi bir şekilde kaderimizi etkin olarak değiştirir diyor. Doğalarımız ve yalvarışlarımızın kadere nasıl bir etkisi var? Kader ikiye ayrılır. Bir mutlak kader. Değişken olmayan kader. Bu bizim doğumumuzdur. Bu bizim ölümümüzdür. Bu bizim ikisinin arasındaki nefesimizdir. Bu mutlak değişmeyen kaderdir. Doğarken bize kimse sormadı. Sen de olmak istiyor musun diye de olmadı. Ölmemiz zaman da sen ölmek istiyor musun diye soran olacak.

Bu mutlak kader. Rızkımız mutlak kader. Geri kalan kader ama mutlak cebri değil. Bu cebri olan kader. Bizim ihtiyarımız yok. Geri kalan cebri olmayan. Bizim kendi irademize bağlı olan bir şey. Allâh o kader kısmını o kısmı yazdı ama yazması cebri değil. Bizim ne yapacağımızı bildiğinden yazdı. Bu bizim kendi cüz’i irademizin ürünü. siz buraya gelirken kendi cüz’i iradenizle geldiniz. Hayır yolunu seçenler hayırda giderler. Allâh kapılarını açar. Şer yolda gidenler, şer yolda gitmek isteyenler şerre giderler. Allâh şerrinle kapılarını onlar açar. Eğer siz bir şer yaptıysanız bu sizin nefsinizin ürünüdür. Siz nefsinize uydunuz için şerri işlediniz. Eğer böyle düşünülmezse yarın öbür gün birisi bir yanlış yaptığında bu benim kaderimdeymiş.


4. Bölüm

Benim kaderimdeymiş ne yapayım ben içki içtim de. O zaman demez mi Allâh’a? Benim kaderime sen içki içmek yazmışsın ben de içtim. Beni ne dövüyorsun ki şimdi? Veyahut da ben şimdi diyeceğim ki bu bölgeye kalkın bu bölgeye sıkışın yığılın bu tarafa. Ondan sonra diyeceğim ki ne yığıldınız o tarafa? Demez misiniz ya sen emrettin yığıldık. Sen söyledin yığıldık. Ne kızıyor ki? Allâh’a muhafaza eylesin. O yüzden günlük işlemlerimiz sabah namazını kılıp kılmamanız sizinle alakalı. Öğlen namazını kılıp kılmamanız sizinle alakalı. Zikrullah yapıp yapmamanız sizinle alakalı. Bir haram işleyip işlememeniz sizinle alakalı. Bu sizin kendi iradenizle alakalı. Allâh’a öyle dost kullar vardır ki kendi iradelerini Allâh’a teslim ederler.

Bu sohbetten müstesna bir noktadır. Burası ayrı bir partidir. Bu normalde bütün herkese müdahalik bir şey değil. Eğer herkese müdahalik bir şey olmuş olsaydı o zaman herkes derdi ki ben iracımı Allâh’a bağladım. Ben Allâh’a irade ettim bu noktada derdi. Herkes sorumluluktan kurtulurdu. İradesini Allâh’ın iradesine teslim eden kimseler o teslim ettikleri anda sorumlu olmazlar. Ve Cenâb-ı Hak onların üzerinden tecelli eder. Ey Habibim sen atmadın Allâh at da olur. Onun iradesi Allâh’ın iradesidir o esnada. Allâh onun atan eli olmuştur. der ya Cenâb-ı Hak tutan eli olurum, gören göze olurum. O esnada Allâh onun atan elidir. Hazret-i Ali radıyallâhu anh hazretleriyle tebühe giderken Allâh Resulü yolda çok fazla istişare der.

Biraz böyle zaman uzar hastalığın içinden bazıları der ki Resûlullâh damadına kıyak mı yaptı çok görüştü filan deyince Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri der ki Ali ile Allâh konuştu. Konuşan dilidir Allâh o esnada ve Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinden konuşan Allâh’tır. Velileri, mürşid-i kamillerin öyle anları olur, öyle halleri olur. Onlardan konuşan Allâh’tır. Onlardan tutan Allâh’tır. Onlardan yürüyen Allâh’tır. Onlardan gören Allâh’tır. Ama o esnada. Bu ne zamandır? Hangi zamandır? Nasıldır? Bu Allâh’la onun arasında olan bir şeydir. Biz o mürşid-i kamillerin o halinde devamlı olarak görürsek bizim de ayağımız yerde durmaz o zaman. Bu konu yere basmaz.

Bu Allâh’ın ihtiyarıyla alakalıdır. Allâh ne zaman murad etti? O zamandır. Bu konunun dışında olan bir şeydir. Evet o zaman irade Allâh’ın eline geçer. O kimse Allâh’ın iradesine kendisini bırakır. Ondan konuşan da Allâh olur. Ondan duyan da Allâh olur. Ondan tutan da yürüyen de Allâh olur. Onun kalbinde de Allâh vardır. Divinde de Allâh vardır. O esnadadır. Ama bunu biz her noktada görürsek o zaman ayağımız yere basmaz. derler ya bizim üstadımız devamlı olarak olur. Bu şimdidir. Bizim üstadımızın divinde devamlı Allâh vardır. Gün 24 saat. Bu normal bir şey değildir. Adamın ayağı yere basmaz. Allâh muhafaza eylesin. Ama Allâh onları çeker çevirir. Allâh onları irade eder. Allâh onların üzerinde tasarruf sahibidir.


5. Bölüm

Onlar kendilerine Allâh’ın tasarrufunu açarlar. Kendilerini Allâh’ın önüne sınır koymazlar. Siz aklınızı kullanırsınız sınır koyarsınız. Siz kendi aklınızla oynarsınız sınır koyarsınız. Sizin aklınız her daim bir adım öndedir. Ama onların üzerinde öyle zamanlar vardır ki onların akılları yok olur gider. O zaman da sen ona deli dersin zaten. O zaman da sen ona uyulmayacak bir kimse olarak görürsün. O zaman da dışı Müslüman içi kafir olanlar onlara laf söylerler. O zaman da dışı Müslüman içi kafir olanlar onlarla alay ederler. O zaman da dışı Müslüman içi kafir olanlar kendilerini kafir görürler. Onları kafir görenler aslında kendi küfürlerini orta yere görürler. Kendilerini aynada görürler. Biz Müslüman olarak yaşıyoruz çünkü Müslüman bir devlette ve ailede doğmuş.

Müslüman bir devlette doğmadın. Bu söz yanlış. Sakın bir daha ben Müslüman bir devlette doğdum demeyin. Devletin düzenini layık düzenin dışına çıkarmaktan tarif etmekten içeri girersiniz. Bizim devletimiz Müslüman bir devlet değil. Bizim devletimiz dini bir devlet değil. Dünya üzerinde bir tek dini devlet var. Orası da İsrail. İsrail dini bir devlettir. Kendilerince Yahudi kurallarına göre tazim ve dizayn edilmiştir. Dünya üzerinde başka dini bir devlet yoktur. Sakın bu sözü söylemeyin bir daha. Öyleyse başka dinlerde ve ülkelerde doğan ve doğduğu ülkenin toplumu ve ailesinin dinini kabul eden insanlar mahşer günü neden bizim Müslüman yaratmadın demezler mi? Demez. O yaptıklarından sorumlu değildir.

Ruhları yarattığında eğer ki o bütün üç seyircedeki seydi merak etmeyin. O yine Müslüman olarak ölür. Allâh insanlara bir irade vermiş. İnsanın sahip olduğu iradenin Allâh’ın iradesi karşısında durumu yetkisi sanırları nelerdir? Bunu anlatmamı gerek yok herhalde değil mi? Tedavi olmamız emrediliyor. Tedavi bir çeşit dua mıdır? Bu konunun geleni açıklamaz. Evet tedavi hem dua. Tedavi iki türlüdür. Bir zahiri tedavidir, iki manevi tedavidir, duadır. Biz her iki tedaviyi de uygulayacağız. Evet bazı insanlar çıkmışlar. Bu onların kendi hayatları. Bu din değil. Birisi şunu kendince kendine ölç edebilir. Ben zahiri tedaviyi reddediyorum. Ben hap kullanmayacağım. Eyvallâh bu onun yolu. Ama bu din değil.

Din bize şeriat tarihinde tedavi olmamız emreder. Ben her mü’mine kendi nefsinden daha iyi vereyim. Kim bir borç bırakmışsa ödemesi bana aittir. Kim bir mal bırakmışsa o mal varisinindir. Evet. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bunu söylemiş. O yüzden de ölen bütün Müslümanların borçlarını bir şekilde ödemişler. Razı olmak nedir? Allâh senin başına ne verdiyse sen itiraz etmediysen razı oldun demektir. Fena’inin ne demek olduğunu anlatır mısınız? Fena’yı değil mi? Fena’yı. Fena olmam. Ooo. Bunu be kitap ya. Manevi tasarruf ne demektir? Kimlere verilir? Hazret-i Ömer efendimiz ordusunu iyi razı efendine gönderince Cenâb-ı Hak onun kalbindeki gözünü açmış. Gören gözü olmuş. Gören gözü olmuş.


6. Bölüm

Bakmış ki İslam orduları arkadan kuşatma altına alınıyor. O esnada hutbede. Ya sare cebere demiş. Bütün ordu vesare duymuş. Hepsini ta doğru çekilmişler. Allâh onun söyleyen cili olmuş. Dikkat edin. Karşıdaki insanların kulakları da Allâh’ın kulağı olmuş duymuş. Manevi tasarruf. evet söyleyen cili olacak. Söyleyen de kulak olursa duyar. Pardon duyan da kulak olursa duyar. Manevi tasarruf. Allâh. Hades-i Kıtsı Allâh’ın öyle kulları vardır ki bir şeye yemin etseler Allâh onu tecelli ettirir. Bir şeye yemin etseler. Başka bir Hades-i Kıtsı’da Allâh’ın öyle kulları vardır ki yağmur yağacağına yemin etseler Allâh yağmur yağdırır. Evet. Bu Allâh’ın dostlarıdır. Bunların bu tip manevi tasarrufları vardır.

Fakat bu tasarrufu sahibi Allâh’tır. Onun gönlüne yemin ettiren Allâh’tır. Onun gönlüne istettiren Allâh’tır. eğer gönlü o esnada Allâh’ın gönlü olduysa, o neye işaret etse, neye dua etse Cenâb-ı Hak bir izni laf verir. Bu nedir? Bu manevi tasarruf. Allâh cümlenizi onlardan eylesin. Her fazilete ermek, insanlar her fazilete eremezler. Mevcut zamanındaki fazilete erebilirler. Her fazilet denilinde ilim kıyamete kadar devam eder. İlim sonsuzdur. İlmin sonu yoktur. Allâh’ın sıfatıdır. Allâh’ın sıfatının sonu yoktur. Başlangıçı da yoktur. Her fazilete erdiğini söyleyen insanlar yanılırlar. Onlar kendi mevcut zamanlarının faziletlerini ermişlerdir. Allâh artırsın inşâAllah. Gizli riya ve gizli şirkü örneklerle anlatır mısınız?

Gizli riya, bir kimse kendi kendine kendi namazını bir başkasına gösteriş olsun diye kılıyor. Orucunu söylerken birisine takva olduğunu göstermek için söylüyor ki, tutuyor ki bu gizli riyadır. Gizli şirk de aslında namazın farfına inanmıyor. Ama orada kılmak zorunda ya, kılıyor. Aslında Allâh’a inanmıyor. Ama bunu açıkça söyleyemiyor. Orada inanıyormuş gibi davranıyor. Bu da gizli şiktir. Kadının kabir ziyaretinin şartları nedir? Hiçbir şart yok. Sadece kabristanın duvarlarından içeri girmesini peygamber sanallahu aleyhi ve sellem hadisleri uygun görmemiştir. Bir kabristan var. Dış sınırı belli mi belli. Dış sınırından içeri girmeyecek. Yasak ya. Allâh’a resulünü de uygun görmemiş ya. İllaki kabristanın içine gireceğim diye uğraşıyor kadınlar.

Ve kardeşim Allâh’ın dini bu. Yaklaş. Gel bu tarafa doğru. Kalk dizinin üstüne. Allâh genişletir. Üzmeyin kendinizi. Gelin bana doğru. Gelin. Gönlünüzü geniş tutun. Sakın cemaat şöyle düşünmesin. Burası dar yağ. Allâh muhafaza eylesin. Zarı yer yoktur. Zar gönül vardır. Gönlünüzü yüksek tutun. Gönlünüzü geniş tutun. Merak etmeyin burası daha bir bu kadar daha insan alır. Bir bu kadar daha insan alır burası. Allâh genişletir. Allâh genişletir. O yüzden sakın öyle düşünmeyin. Yağ olasın dar da. yetmiyor da. Sıyırmıyor da. Ben gitmeyeyim bari o masaya. İnsan hep söyledi. Sakın zikrullah yapılan yerden, zikrullah yapanlardan şikayet etmeyin. Sakın zikrullah yapılan yerden biz orada terliyiz. Yok orası kokuyor.


7. Bölüm

Yok ter kokuyor. Yok her türlü insan geliyor. fakirler de geliyor. Fakirlerle beraber mi ders yapacağız? Sakın ha şu kapıdan içeri giren parasını, malını, mümkünü, evladını, çoluğunu, çocuğunu, varlığını her şeyi unutacak. Kariyermiş, çiftlikmiş, müdürmüş, amirmiş, zenginmiş, kafası çok çalışıyormuş, az çalışıyormuş. Sakın ha. Gönlünüzden dahi geçirmeyin. Manen helak olursunuz. Manen. Nicelerini gördüm. Zikrullah yapanları ve yapılan yerleri küçük görürlerdi. Nicelerini gördüm. Şimdi zikrullah alakalarından uzak, Allâh’ın zikrinden uzak. Nicelerini gördüm. Yirmi yıl boyunca Allâh’ı zikredenlerle uğraşmış. Allâh’ın zikredenlere laf söylemiş. Allâh’ın zikredenleri küçük görmüş. Allâh dostlarını küçük görmüş.

Allâh için yola çıkanları küçük görmüş. Kerik görmüş, eksik görmüş. Onların eksikliklerini çıkarmış. Nicelerini gördüm. Nicelerini gördüm. Allâh muhafaza eylesin. Aman kardeşler. Hiç kimsenin şehriyle, dervişliyle, müminliğine, hiç kimsenin dinine, diyanetine karışmayın. Hiç kimsenin ibadetini edip etmediğine, hiç kimsenin neyi nasıl anlayıp anlamadığına karışmayın. Sakın ha. Sakın. Allâh kime nerede ne verdiği belli olmaz. Sizin beğenmediğiniz insan, sizin beğenmediğiniz, istemediğiniz kimse Allâh’a dost olmuştur, evliya olmuştur. Sizin beğenmediğiniz, dalga geçtiniz, alay ettiniz, küçük gördünüz kimse Allâh’la baş başadır. Bilemezsiniz. Sizin beğenmediğiniz kimse, Ya Rabbi der, çöker. Orası çöker.

Allâh’ı zikredenlerle çekişmeyin. Allâh’ı zikredenlerle atışmayın. Allâh’ı zikredenleri kerih görmeyin. Allâh’ı zikredenlere temeden bakmayın. Allâh’ı zikredenlerin ters duasını almayın. Allâh’ı zikredenlerin gönlünden düşmeyin. Allâh’ı zikredenlerin, Allâh muhafaza eylesin. Allâh muhafaza eylesin. Gönlünden, Ya Rabbi der, yolunu şaşırdığını görürsün. Yolunu şaşırdığını görürsün. Ve Allâh’ı zikredenlere kim tepeden bakıyorsa, kim kerih görüyorsa, kim onların eksiğini noksanın kurcalıyorsa, vurkalıyorsa, Wallahi Allâh onu mahşer gününde ayıplarını herkesin önünde silkeler. Allâh bu dünyadayken onun ayıplarını herkesin önünde silkeler. Onun ayıbını onun gözünün önüne kucağını bırakır. Ve o ayıbla ömür boyu yaşar.

Sakın! Yaptıysanız tövbe edin. Helallık isteyin. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden dağırdı. Yok terlediydik burada. Yok sıkış tepiş olduk. Yok dizlerimiz ağrıdıydı. Yok belimiz ağrıdıydı. Ama nimettir. Burada dizinin üstünde durup da dizinin ağrımasının nimettir. Burada diz üstü durup da belinin ağrımasının nimettir. Burada terlemeyi nimettir. Burada zikrullah yapmayı nimettir. Burada bulunmayı nimettir. Ahmak olma. Dünya üzerinde en kıymetli meclis Allâh’ın zikredilen meclislerdir. Cennet bahçesidir. Daha büyük bir meclis var mı? Cennet bahçesi. Cennet bahçesinde oturduğunu tefekkür et. Tefekkür sormuşlar az önce. Otur, tefekkür et. Cennet bahçesindeyim de. Otur, tefekkür et. Sohbeti dinle, zikrullahı yap, yürü git.


8. Bölüm

De ki Ya Rabbi sana hamd-ı sena olsun. Bugün bizi cennet bahçesinde buluşturduğun cennetliklerle beraber. Hamd-ı sena olsun. Bugün cennet meyvası yiyeceğiz cennettekilerle beraber. Hamd-ı sena olsun. Allâh kendisini zikredilen meclise tecelli eder. Otur, Allâh’ın tecelliyatını seyretmeye gayret et. Gönlünü Allâh’a ver. De ki Ya Rabbi hiçbir yere sığmadın mümin kulunun kalbine sığdın. Ben o müminlerden miyim? Ben o müminlerden miyim? Benim gönlüme sığar mıydın ki? Ben o müminlerden miyim? Benim gönlüme tecelli eder miydin ki? Ben o müminlerden miyim? Ben Ya Rabbi dedim de gönlümden buyur kulum der miydin ki? Ben Allâh dedim de sen de benimle beraber. Allâh der miydin ki? Tevekküret. Estağfirullah dedin de gönlümden acaba bir ses işitir miydim?

Affettim seni diye. Allâhumme salli ala ya Seyyidine muhabbet dedin de. Acaba gelir miydi karşıma? Dizimini bir de oturur muydu? Senin salatu selamını almaya geldim der miydi? Veya mezarından kalkar mıydı? Bir nur şak kadar yüreğine mi konardı senin? Lâ ilâhe illâllah derken sevda kuşu kalbine mi konardı? Başına mı konardı? Yoksa sen haramlarla onu ürkütür müydün? Yoksa sen onu sevgisizlikle kaçırır mıydın? Yoksa sen onu yanlışlıklarla uçurur muydun? Yoksa sen zalimliğinle yüreğini kan gönle çevirirdin? Ona konacak yer bırakmaz mıydın? Ah zalim! Gönül zalimi, aşkın zalimi, sevdanın zalimi! Tefekkür et, yüreğine bak! Yüreğinde ne var? Ona tefekkür et! Bırak dışarıdaki nuru, içini tefekkür et!

Kalbinde ne var? Ona tefekkür et! Kalbinde hayır mı var? Kalbinde şer mi var? Kalbinde dünya sevgisi mi var? Kalbinde mal sevgisi mi var? Kalbinde şöhret sevgisi mi var? Şan sevgisi mi var? Kalbinde neyin sevgisi ve niçin var? Otur ona bak! Otur onu dinle! Bir bak! Kalbin mi aklına uymuş? Aklın mı kalbine uymuş? Kalbin aklına uyduysa at o kalbi kenara! Hiçbir işe yaramaz Mustafa Özma! Hiçbir işe yaramaz! Ah! Yürek erintisi! Ah! Gecelerin sessizliği! Ah! Kimsesizlerin kimsesizliği! Ah! Yanıt gönüllerin sevdası! Nereler desin? Konar mıydın ki giden yüreğimize? Konar mıydın ki yine sabahın seherinde ağacın dağlarının? Konar mıydın iki kuş misali zik zik de öper miydin? Kendi nisanıyla o denizin uğruntusuna sen de mi katılırdın ki?

Deniz Allâh Allâh derken sen de iki kuş misali onu mu seyrederdin, onu mu dinlerdin? Ah! Gecelerin karanlık isyanı! Ah! Sabah zehmerli karanlık savunma! Ah! Sabah zehmerli karanlık savunma! Neredesin? İnsanlık soğundu! Neredesin? İnsanların gönülleri dondu! Kimisi bombalarının altında yürekler paramparça! Kimisi sevgisizlik bombalarının altında yürekler paramparça! Kimisi haramın çukuruna düşmüş! Kirlilik yüreğinde yürekler paramparça! Neredesin? Allâh’ı zikredin, Allâh’ı sevin! Yarın ölecekmişiniz gibi Allâh’ı sevin! Bir adım sonra ölecekmişiniz gibi sevdiklerinizi sevin! Bir nefes sonra gidecekmişiniz gibi yaşayın bu dünyayı! Zalimlerden olmayın, gönlünüze zulmetmeyin! Etrafınıza zulmetmeyin!


9. Bölüm

Zulmetmeyin! Sevenlerinizden zulmetmeyin! Sevdiklerinizden zulmetmeyin! Hayatınızdan zulmetmeyin! Ölüm diri iken gelen ölümdür! Diri iken yaşadığınız ölümdür! Yoksa ölüler çekerler giderler! O ölüm ölüm değildir! Gelin diri iken ölün! Gelin diri iken tefekkür edin, içinizde ölün! Bu dünyada ölüler gibi yaşamasınız o ölünün! Bu dünyada ölüler gibi yaşayamazsınız! Vallahi dirilemezsiniz, billahi dirilemezsiniz! Ölüler günah işlemezler! Ölüler zulmetmezler! Ölüler güzel ahlaklılardır! Ölüler yeryüzünde yaşayan ölüler! Sizin içinizde duran ölüler! Sizinle beraber yaşamaya çalışan ölüler! Sizinle beraber sizin aranızda duran ölüler! Onlar mahsuldurlar! Onlar mahsuldurlar! Onlar kederlidirler! Niye aldık ki?

Tefekkür edin! Kendinizi kalbinizin o sonsuz derinliğine ve uçsuz bucaksız deryasına atın! Bakın içinde ne göreceksiniz! Bakın içinde neler göreceksiniz! Dünyanın insanlığını unuttu! Dünya insanlığının çukurlara gömüldü! Dünya insanlığının bir avuç insanın ölümünü, çocuklarının ölümünü seyrederken! Kalbinize bakın! İçinize bakın! Ve tefekkür edin! Ve Allâh’la! Ve Allâh’la alışveriş etmeye gayret edin! Üçücük lasm-ı faatiha şerife! Bravo! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Âmîn! Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah tübdil Allâh ve le eytü galbi en basim Allâh. Estağfirullah tübdil Allâh ve le eytü galbi en basim Allâh.

Estağfirullah tübdil Allâh ve le eytü galbi en basim Allâh. Estağfirullah tübdil Allâh ve le eytü galbi en basim Allâh. Estağfirullah var ya Rabbi. Min köllü zembin tövbe ya Rabbi. Estağfirullah ya Rabbi. Min köllü zembin tövbe ya Rabbi. Estağfirullah ya Rabbi. Min köllü zembin tövbe ya Rabbi. Estağfirullah ya Rabbi. Min köllü zembin tövbe ya Rabbi. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Allâh Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Allâh Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Allâh Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Allâh Ya Malikü, Ya Kudüs, Ya Allâh Ya Malikü, Ya Kudüs, Ya Allâh Ya Malikü, Ya Kudüs, Ya Allâh Ya malumu, ya kudüs, ya Allâh.

Ya hennan, ya mennan, ya Allâh. Ya hennan, ya mennan, ya Allâh. Ya hennan, ya mennan, ya Allâh. Ya hennan, ya mennan, ya Allâh. Ya Deyyat, Ya Burhan, Ya Allâh. Ya Deyyat, Ya Burhan, Ya Allâh. Ya Deyyat, Ya Burhan, Ya Allâh. Ya Deyyat, Ya Burhan, Ya Allâh. Ya Kultan, Ya Subhan, Ya Allâh. Ya zultan, ya subhan, ya Allâh Ya kerim, ya vedud, ya Allâh Ya kerim, ya vedud, ya Allâh Ya seddar, ya gaffar, ya Allâh Ya seddar, ya gaffar, ya Allâh Allâhumme salli ala şeyhine Muhammedin nebi ümmi ve ala Adi ve sahbihî ve sellim Allâhumme salli ala şeyhine Muhammedin nebi ümmi ve ala Adi ve sahbihî ve sellim Allâhumme salli ala şeyhine Muhammedin nebi ümmi ve ala Adi ve sahbihî ve sellim Allâhumme salli ala şeyhine Muhammedin nebi ümmi ve ala Adi ve sahbihî ve sellim Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Lâ ilâhe illâllah Fatiha.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Kalb, Sünnet, Muhabbet, Aşk, Hamd, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı