Salı, 30 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

22 Eylül 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 22 Eylül 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Hac İbâdeti, Üç Nidâ ve Yolumuzu Nasıl Saptırdık

Mustafa Özbağ Efendi bu sohbetinde, hac ibâdetinin hakîkatini İbrâhim aleyhisselâm’ın üç nidâsıyla açıklamakta, hacca gidecek kimselerin dikkat etmesi gereken edep ve ahlâk ölçülerini sıralamakta ve Müslümanların nasıl yollarını saptırdıklarını sarsıcı bir muhâsebe ile ortaya koymaktadır. Sohbet, emîn insanın sıfatları ve Allâh dostlarının özel ilâcı ile nihâyetlenmektedir.


İbrâhim Aleyhisselâm’ın Üç Nidâsı

Hz. Allâh, İbrâhim aleyhisselâm’a Beytullâh’ı yaptırdıktan sonra “Nidâ et, kullarım gelsin, beytimi tavâf etsin” buyurdu. İbrâhim aleyhisselâm “Yâ Rabbi, benim sesim nasıl duyulacak?” diye niyâzda bulundu. Hz. Allâh “Biz senin sesini duyuracağız” dedi. O anda üç nidâ birden yükseldi:

  • İbrâhim aleyhisselâm’ın nidâsı: Harâmını, helâli iâde eden, elini-dilini-gözünü muhâfaza eden, helâlinden kazanıp helâlinden yiyen, Kur’ân ve Sünnet dâiresinde yaşayan Müslümanlar bu nidâya icâbet eder. İmkân bulduklarında giderler, Beytullâh’ı tavâf ederler.
  • Cebrâil aleyhisselâm’ın nidâsı: Harâma helâle dikkat ettikleri gibi takvâya sımsıkı sarılıp, maddî imkân bulamayan ama gönlü orası için tutuşanlara seslenir. Onlar mânen hâcı olurlar — rüyâlarında veya tefekkür hâlinde ihrâma girerler, Beytullâh’ı tavâf ederler.
  • Şeytânın nidâsı: Harâma helâle dikkat etmeyenler, kimin parasıyla hacca gittiklerine aldırmayanlara seslenir. Oraya gittiklerinde de aynı ahlâklarını devâm ettirirler — kavga, gıybet, hırsızlık, isrâf…

Üç grup da döndüğünde “hâcı” diye anılır. Ama hakîkatte hâcı, Kur’ân ve Sünnet dâiresinde yaşayıp, helâlleşmiş, edep ve ahlâk üzere gidip dönen kimsedir. Günlük hayatında Kur’ân ve Sünneti tâkip etmeyen, kötü ahlâklı davranan kişi ister hacca gitsin, ister secdeden kafasını kaldırmasın — yine taştadır.

Biz Yolumuzu Saptırdık: Sarsıcı Bir Muhâsebe

Sohbetin en etkileyici bölümünde Efendi Hazretleri, Müslümanların nasıl yollarını saptırdıklarını tek tek sıralar:

  • Hz. Resûlullâh “Eşinizi dövmeyin” dedi — biz gözünü patlattık.
  • “Kimsesizlerin kimsesi olun” dedi — biz kimsesizlere bir tekme daha vurduk.
  • “Çıplakları giydirin” dedi — biz çıplaklara tecâvüz etmeye kalktık.
  • “Açları doyurun” dedi — biz “bunlar tembel o yüzden aç” dedik.
  • “Fitne çıkartmayın” dedi — biz fitne çıkarttık.
  • “Fâiz alanın da verenin de lâneti vardır” dedi — biz “bu zamanda fâizsiz olmaz” deyip kendimize fetvâ verdik.
  • “Zinâ etmeyin” dedi — biz zinâya değişik yollar aradık.
  • “Tartınızı ölçünüzü dikkat edin” dedi — biz buğdayı, pirinci nasıl sulayıp ağırlaşılır diye baktık.

“Biz yolumuzu saptırdık, biz saptırdık. Bizi kimse saptırmadı. Bize şeytân gel dedi, gittik peşinden. Bize Allâh gel dedi, gitmedik peşinden.” Bu satır, toplumsal bir tövbe dâvetinin en sert ve en yalçın ifâdesidir.

Hacca Gidecek Olanın Edepleri

Efendi Hazretleri, hacca gidecek kimsenin dikkat etmesi gereken husûsları sıralar: Her şeyden önce herkesle helâlleşmek. Helâlleşilecek hiç kimse kalmamalıdır. Yolculuk esnâsında kimseyi kırmamak, üzmemek. Devâmlı zikretmek, tövbe etmek. Eğer kişi önceden kavgacı bir kimliğe sâhipse ve nefsini terbiye etmediyse, o yolda da aynı davranışını sürdürür — Allâh muhâfaza eylesin.

Emîn İnsân ve Allâh Dostlarının İlâcı

Sohbetin sonunda Efendi Hazretleri, emîn insân kavramını anlatır. Emîn insân, zenginliğine-fakirliğine bakmaz, erkek-kadın ayırmaz, az bilgisine takılmaz. Ona bir kuruş teslîm et, iki kuruş al — onun yanında kazan doğurur. O, kimsenin parasına, puluna, malına mülküne tamah etmeyen güvenilir insândır.

Allâh dostlarının ilâcı ise hiçbir bağla bağlanamayandır. O, bakarsın herkese bir hap içirirken sana su içinde şifâ verir. Sana zehir verir panzehir olur, panzehir verir zehir olur. Onun ilâcının akıl ve hayalle kavranacak bir hukuku yoktur — Allâh ona kendi gücünden güç vermiştir. Onu aklınla bir yere bağlamaya çalışırsan iflâs edersin; onda Allâh’ın gücünü seyret yeter.


Kaynakça

Âyet-i Kerîmeler

  • Hac Sûresi 27 — “İnsanlar arasında haccı ilân et; yaya olarak ve uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.”
  • Âl-i İmrân Sûresi 97 — “Oraya yol bulabilenlerin Beytullâh’ı haccetmesi Allâh’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.”
  • Bakara Sûresi 275 — “Allâh alım-satımı helâl, fâizi harâm kılmıştır.”
  • Fâtır Sûresi 6 — “Şeytân sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman bilin.”
  • İsrâ Sûresi 32 — “Zinâya yaklaşmayın; çünkü o, açık bir hayâsızlıktır.”

Hadîs-i Şerîfler

  • “Kim Allâh için hacceder de kötü söz söylemez ve günâh işlemezse, annesinin onu doğurduğu gün gibi döner.” (Buhârî, Hac, 4; Müslim, Hac, 438)
  • “Fâiz yiyene, yedirene, şâhitlerine ve yazana lânet olunmuştur.” (Müslim, Müsâkât, 106)
  • “İnsanlara akıllarının aldığı ölçüde konuşun.” (Ebû Dâvûd, Edeb)
  • “Nasıl yaşarsanız öyle olursunuz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr)

Tasavvufî Kaynaklar

  • Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî — Mesnevî-i Şerîf (Hac rumûzu ve kalbin tavâfı)
  • İmâm Gazâlî — İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü Esrâri’l-Hac (Haccın zâhirî ve bâtınî edepleri)
  • Abdülkâdir Geylânî — Fütûhu’l-Gayb (Emîn insânın sıfatları ve velâyet)

Fıkhî ve Târîhî Kaynaklar

  • İbn Hişâm — es-Sîretü’n-Nebeviyye (İbrâhim aleyhisselâm’ın nidâsı)
  • Taberî — Târîhü’l-Ümem ve’l-Mülûk (Beytullâh’ın inşâsı ve hac farzı)

Sohbetin Özü

Hac ibâdeti üç nidâ ile başlar: İbrâhim aleyhisselâm’ın, Cebrâil aleyhisselâm’ın ve şeytânın nidâsı. Hangisine icâbet ettiğin, nasıl bir hâcı döneceğini belirler. Dönüşte hepsi hâcı diye anılır ama hakîkat bundan çok farklıdır. Biz yolumuzu saptırdık — Resûlullâh’ın her emrinin tam tersini yaparak, şeytânın gel demesine icâbet edip Allâh’ın gel demesine icâbet etmeyerek saptırdık. Hac öncesi helâlleşmek, yolda edep, dönüşte devâm… Bunlar olmadan yapılan hac sûretidir, hakîkati değildir. Emîn insân ise kimsenin malına tamah etmeyen, güvenilir, Allâh’ın kendi gücünden güç verdiği özel insândır — onu aklınla kavramaya çalışma, onda Allâh’ın gücünü seyret.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Nefs. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı