Önce: Giriş
Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi, Allah’ın zât ve sıfat tecellîsini, tasavvufun mahiyetini, “ölmeden önce ölünüz” hadis-i şerifinin hakikatini, nefis merâtibi ile seyr-i sülûk ilişkisini, cennet bahçeleri olan zikrullah halkalarının sırrını ve üstadın kalbine girmek meselesini derinlemesine ele almaktadır.
Allah’ın Zât ve Sıfat Tecellîsi
Sahabeler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine “Hiçbir şey yok iken Allah neredeydi?” diye sordular. Resûlullah “Âmâ idi” buyurdu. Müfessirler bunu “bilinmez bir şey” olarak nitelendirmişlerdir. Allah mekânsızdır; O’nun bir mekânı yoktur. Bu, bizim aklımıza vurulmuş bir sınırdır. Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede “O idrâklerin üstündedir” buyurmuştur.
Allah mümin kulunun kalbine sıfatlarıyla tecellî eder. Zâtı sıfatından ayrı değildir; ancak biz O’nun sıfatlarıyla tecelliyâtını zâtından ayrı olarak görmeyiz. Sakın “zâtıyla tecellî etmiş” gibi algılanmasın. Çünkü Allah Celle Celâlühü herhangi bir şekilden, şemâlden, herhangi bir anlayıştan uzaktır. O’nun üzerine herhangi bir fikir üretmek dahi haramdır.
Tasavvuf Nedir — Farz, Nâfile ve Muhabbet
Tasavvuf ölmeden önce ölmektir bir boyutuyla. Ama tasavvufu sadece bununla nitelendirmek tam bir açıklama olmaz. Tasavvuf her şeyden önce birinci derecede Allah’ın emirlerine sımsıkı yapışmaktır — farzları yerine getirmektir. İkinci merhale nafilelerle Allah’a yaklaşmaktır. Üçüncü merhale ise Allah’ı sevmektir. İşte tasavvuf burada kilitlenir.
Ancak farzları yerine getirmeyen, nafilelerle Allah’a yaklaşmayan bir kimsenin “ölmeden önce ölünüz” hadis-i şerifinin tecelliyâtına mazhar olması mümkün değildir. Hiçbir yanlış insanı doğruya götürmez. Hiçbir haram insanı Allah’a vâsıl etmez. Hiçbir günâh-ı kebâir insanı Allah’la dost etmez.
Nefis Merâtibi ve Seyr-i Sülûk
Nefis merâtibi ile kalbin merâtibi aynı değildir. Bir kısım büyükler ikisini birbirinin içine katarak yürütmüşlerdir: Dördüncü makama gelen kimsenin seyr-i sülûkün birinci makamı başlatılmış, beşe geçtiğinde ikincisi, altıya geçtiğinde üçüncüsü, yediye geçtiğinde dördüncü hâli yaşatılmıştır.
Meselenin iyi anlaşılması için nefiste mücadelenin merâtiblériyle kalbin merâtiblerinin ayrı olduğunu izah etmek gerekir. Ama şunu unutmayın: Nefsi mutmainneye gelmeyen bir kimsenin seyr-i sülûkünün de başlaması mümkün değildir. Emmârede olan bir kimsenin seyr-i sülûkünün olabileceğine inanmayız ve olmaz da. Hidâyet yolu yanlışlarla girilmez, haramlarla gidilmez, sapıklıklarla örülmez.
“Ölmeden Önce Ölünüz” — Hakikatin Dört Boyutu
1. İnsanlara Zarar Vermemek
Ölmeden önce ölünüzün son hâli, insanların içerisinde yaşayıp sadece ve sadece Allah’ı gözetmektir. Ölü insanlara zarar verir mi? Ölü etrafına zarar verir mi? Ancak ne zaman zarar verir? Kokarsa zarar verir. Kabre gir, kokma. Kokarsan insanlar senden tiksinir. “Bana dünyanızdan güzel koku sevdirildi” buyuran Peygamber Efendimiz’in asıl kastettiği, güzel ahlâkın kokusudur.
2. Sahiplenmekten Vazgeçmek
Ölünün malı mülkü var mı? Tapusu, arabası, parası var mı? “Bu benim” diye sarıldığın şey, seyr-i sülûk yolunda gideceksen senin olmadığını göreceksin. Gel, şimdiden elinden uçup gitmeden “benim” olarak görme. Uyanık ol.
3. Kalbi Güzel Kokutmak
Asıl koku ağzından, gözünden, elinden, ayağından çıkar. Kalbin güzel kokması için farzların üzerinde titizlikle durmak, nafilelerle Allah’a yaklaşmak, zikrullahla kalbin pırılpak olması ve orada Allah’ın nurunun tecellîsi gerekir. Cennet miskler miski gibi kokar; kalbin cennet bahçesi olması zikrullahla mümkündür.
4. Nefse Uymamak
Ölünün nefsine uyması olmaz. Nefse uyduğun her an, o sırra ihanet ettin. Hırstan geri dur, insanların elindekine göz dikme. Kendi benliğini unut, kibrini bırak, kendini beğenmeyi bırak. Kendini savunmayı bile bırak. Allah var. Seni O koruyacak, O kollayacak.
Üstadın Kalbine Girmek — Seyr-i Sülûkün Başlangıcı
Zikrullahta, sohbette, semâda, ibadet hâlindeyken hiçbir şey düşünmemelisin. Bu öğretinin başlangıcı üstadın kalbinin içine girmektir; orası emin yerdir. İkinci merhale Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin kalbine rücû etmektir.
Bu kapının aralanması Allah’ı, Resûlü ve üstadını sevgiyle olacaktır. Allah’ın hukukuna saygı, Muhammed Mustafa’nın edebiyle edeblenme, O’nun sünnetiyle sünnetlenme ve üstadın çizgisinde gitmekle olacaktır. Bunu sadece zikrullaha değil, günlük hayata da yaymalıdır.
Cennet Bahçeleri = Zikrullah Halkaları
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur: “Siz dünyada iken cennet bahçelerine uğrayınız. Zikrullah halkalarıdır.” Zikir halkalarına uğramayan insanlar cehenneme uğrayacaklar. Münafıklar Allah’ı az zikreder diye Kur’ân-ı Kerim tehdit ederken, Allah bizi o az zikredenlerden eylemesin.
Allah cennet halkına tecellî eder, cehennem halkına gazabıyla tecellî eder. Dünyadayken cennet bahçelerine — zikrullah halkalarına — yürüyenler, orada Allah’ın tecelliyâtını seyrederler. Ama sakın gözünü elmaya dikme; gözünü elmaya dikersen cennetten kovulursun — Âdem gibi.
Nuru Nura Eklemek — Devamlılığın Sırrı
Allah’ın âdetullahı nuru nura eklemektir. Namazların beş vakit olup zamana yayılması, fazla ibadetlerin belli zamanlarda yapılması hep bu hikmettendir. Sen de kendine bir gün tespit et; o gün ne olursa olsun zikrullah halkasına git, otur. Allah’ın nurunu nuruna ekle. Beş vakit namazını kıl, hiçbir şey seni bundan alıkoymasın.
Ayın başında, ortasında, sonunda oruç tut. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’a “Gece namaz kılıp ağladığından haberim var. Ama ayın başında, ortasında, sonunda oruç tutabilirsin” buyurmuştur. Bu, zayıf ümmete verilen bir mesajdır: Nefsinize zor gelebilir ama en azından bunu yapın.
Kaynakça
Hadis-i Şerifler
- Allah âmâ idi hadisi: “Hiçbir şey yok iken Allah neredeydi?” sorusuna “Âmâ idi” cevabı — Tirmizî, Tefsir, 12; İbn Mâce, Mukaddime, 13
- Ölmeden önce ölünüz: Tasavvuf kaynaklarında yaygın — Beyhakî, Şuabü’l-Îmân; İmâm Gazâlî, İhyâ, IV. Cilt
- Cennet bahçeleri hadisi: “Dünyada cennet bahçelerine uğrayınız. Zikrullah halkalarıdır.” — Tirmizî, Daavât, 82; Ahmed bin Hanbel, Müsned, III/150
- Nafilelerle yakınlaşma hadisi (hadis-i kudsî): “Kulum bana nâfilelerle yaklaşmaya devam eder…” — Buhârî, Rikâk, 38
- Güzel koku hadisi: “Bana dünyanızdan güzel koku sevdirildi.” — Nesâî, Işretü’n-Nisâ, 1; Ahmed bin Hanbel, Müsned, III/128
- Münafıklar az zikreder: Nisâ Sûresi, 4/142 — “…Allah’ı az zikrederler.”
- Hz. Abdullah bin Ömer ve oruç: Peygamber Efendimiz’in ayın başında, ortasında, sonunda oruç tavsiyesi — Buhârî, Savm, 55; Müslim, Sıyâm, 181
Âyet-i Kerimeler
- İdrâklerin üstünde: En’âm Sûresi, 6/103 — “Gözler O’nu idrâk edemez, O bütün gözleri idrâk eder.”
- Mûsâ’nın tecellî talebi: A’râf Sûresi, 7/143 — “Rabbim, bana kendini göster…” Dağ paramparça olmuş, Mûsâ bayılmıştır.
- Cennet halkına tecellî: Kıyâme Sûresi, 75/22-23 — “O gün yüzler pırıl pırıl parlayacak, Rablerine bakacaklardır.”
- Bey’at âyeti: Fetih Sûresi, 48/10 — “Sana bey’at edenler ancak Allah’a bey’at etmişlerdir. Allah’ın eli onların ellerinin üstündedir.”
Tasavvufî Kaynaklar
- Nefis merâtibi ve seyr-i sülûk: İmâm Rabbânî, Mektûbât-ı Şerîf, I. Cilt — Nefis merâtibi ile kalp merâtibinin ilişkisi
- Ölmeden önce ölmek: İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, IV. Cilt, Kitâbü Zikri’l-Mevt
- Üstadın kalbine girmek: Abdülkâdir Geylânî, Fütûhu’l-Gayb, 11. Makale — Mürşidin kalbine teslîmiyet
- Allah’ın zât ve sıfat tecellîsi: İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye, Tecelliyât Bâbı
Sohbetin Özeti
Bu sohbette Allah’ın zât ve sıfat tecellîsinin akıl ve idrâkin ötesinde olduğu, tasavvufun farz-nâfile-muhabbet sıralamasıyla yürüdüğü, “ölmeden önce ölünüz” hadisinin hakikatinin insanlara zarar vermemek, sahiplenmekten vazgeçmek, kalbi güzel kokutmak ve nefse uymamak olduğu vurgulanmıştır. Zikrullah halkalarının cennet bahçeleri olduğu, üstadın kalbine girmenin seyr-i sülûkün başlangıcı olduğu ve Allah’ın nurunu nura ekleme âdetullahına uyulması gerektiği ifade edilmiştir.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Nefs, Sülûk, Kalb, Muhabbet, Tecellî. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı