Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Nefis Terbiyesi(499) — Sayfa 4/7
Bilgi ne demektir?
Bir üst, o ayne’l yakin noktasına bilgiye sahiptir. Bir üst, o hakke’l yakin noktasında bilgiye sahiptir. Bilgisiz âşıklık cehalettir, bilgisiz din cehalettir, bilgisiz bir insan hayvandan bir farkı yoktur, insanı insan eden o kimsenin bilincidir, bilgisidir. Bilgi o insanı Allah’a yaklaştırır, bilgi.
Kaynak: Nefes — 31 Mayıs 2014 Sohbeti
Kendini nasıl tefekkür etmeli?
Sen kendini önce rabıta et, kendini dizayn et, kendini seyret, kendine bir bak, neredesin? ne yapıyorsun? ne haldesin? sen kendi kendini tefekkür et önce, kendini imtihan et. Hazreti Ömer efendimiz gibi kendini hesaba çek. Kendini hesaba çekerekten kendini seyret.
Kaynak: Nefes — 1 Mayıs 2014 Sohbeti
O kıyamet kopacak, o kıyam,etin kopmamasıyla alakalı değil mi?
Tekvir suresi bütünüyle kıyameti anlatır bize. “Güneş dürüldüğü zaman, yıldızlar saçılıp döküldüğü zaman, dağlar yürütüldüğü zaman, kıyılmaz mallar bırakıldığı zaman, vahşi hayvanlar toplandığı zaman, denizler ateşlendiği zaman.” Denizler ateşlendiği zaman. Bunlar kıyamet alametleri, kıyametin oluş esnası. Bu mesele büyüyecek hakkınız helal edin. Bu Tekvir suresini herkesin anladığı yerden anlamıyorum hakkınızı helal edin. O kıyamet kopacak, o kıyam,etin kopmamasıyla alakalı değil.
Kaynak: Nefes — 26 Ocak 2013 Sohbeti
Manevi su içme anlatısı nedir?
Şimdi çeşmeden su içiyor, belediyenin çeşmesinden. Onun için o çeşme berrak bir su. Temiz bir su. Ama dağdan ayı çeşmesinden su içmiş olsa o suyla belediyenin arasındaki suyun farkını bilecek. Bak iki suyun arasındaki farkı bilecek. Ama o kimse belediyenin o normalde hani kirli, paslı böyle bataklık kokan suyunu içince o su ona temiz geliyor. Şimdi Bayındır’ın ovasında benim gençliğimde böyle arterzyjen basarlardı. O artezyyen suları böyle sanki içinde mazot varmış gibi, benzin varmış gibi böyle, böyle bizim oranın tabiriyle yapşak yapşak olurdu. Hafif bir koku olurdu. O suyu mecbur içerdi insanlar tarlada, bağda, bahçede. Neden? Temiz su yok veyahut da uzakta iki kilometre ötede, üç kilometre ötede orada bir temiz su var değil mi? Bir tane sucu ayarlarlardı. O iki üç kilometre, dört kilometre yürür, oradan su testisini doldurur getirir. insanlara o temiz suyu dağıtırdı. Onlar normalde çalışanların içerisinde onlara sucu denirdi.
Manevi yol arama ve temiz su içme arasındaki ilişkiyi nedir?
Şimdi o kimse manevi olarak bir yol yürüyecek ya yol arıyor. Hiç o temiz bir su içmemiş. O zaman ne yapıyor? Bir sofraya oturmamış. ilk gördüğü sofraya oturduğu ilk önüne gelen normalde sudan içti. Kendince o temiz su olarak görüyor. Adamı gördüm günlük bilmem kaç bin tane ya Allah bilmem kaç tane şundan bilmem kaç tane bundan çekiyor. Bizim Bayındır’ın dağ köyünde bir tane şeyh varmış, haberimiz yok. Rüyasını bana anlatacağım diye uğraşıyor. Mustafa Efendi diyorken mırıldanıyor hem de Zikrullah yapıyor şimdi. Diyorum bu ne? Yetiştiremiyorum diyor. Rüya anlatacaktım sana diyor. Git şeyhine anlat dedim. Mübareğe ne zaman rüya anlatsam dersimi yükseltiyor benim dedi. Hani ona bir rüya anlatıyor bin çekiyorsa iki bin tevhit çek diyor. Dedim kaç bin ya Allah çekiyorsun dedim ben. işte kırk küsür bin ya Allah çekiyor. Bilmem kaç tane şunu çekiyor. Yetiştiremiyorum dedi. Bu rüyamı o yüzden sana anlatıyorum dedi. Gideceğim mübareğe anlatacağım dedi. Gene benim dedi hani zikrimi çoğaltacak dedi. Allah’ına dinine imanına söyle dedim. Senden başka dervişi var mı onun dedim. Hiç görmedim dedi. Ben gidiyorum rüyamı anlatıyorum dedi. Benim virdi çoğaltıyor gidiyorum dedi. Şimdi ona gideceğim gene dedi. Önce rüyamı sana anlatayım. Ona anlatmayacağım dedi. Dedim edebe mugayyir, sen ona anlatacaksın. Ama adam onu şeyh olarak biliyor. Evet. Sen ona onun böyle hani ehil olmadığını söyleyemezsin. Adam üfürükçü, muskacı onu şeyh biliyor.
Kitapların ve okuma etkisinin insanlar üzerindeki etkisi nedir?
Yıllardır o kitaplar nerede bilmiyordum. En son Ayşe’ye dedim, “Kızım bak bu kitaplar nerede?” dedim. Bak bir gün gene dedim bir şey okursun, yaparsın. Seni bu sefer bak dedim kim kurtaracak seni dedim. Abi bende onlar dedi. Gönder onları dedim. Başına iş açma sen dedim. Kafan dedim değişir, bozulur. Gönder onları bana dedim. Gönderdi. Kitaplar bende ama cildleri miltleri bozulmuş dağılmış. Tabi içinden başka şeyler de çıktı benle alakalı. Annem onların içine koymuş. Annem muhteşem kadın ya. Öyle. Hasılı kelam neler koyduğunu ben söylemeyeyim. Şimdi kitaplar geldi tabi, içinde baktım o hani dualar var mı? Var. Daha kimseye okumadım. Kimseye de okumam. O işlerle işim yoktur. Allah beni affetsin ama hastalıklara karşı, mesela öncesinden biliyorum onları ben. Mesela hastalık veya işte cinniye tutulmuş veyahut da işte evlenemiyor, işi açılmamış, şu olmamış, bu olmamış hepsiyle alakalı var onlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu tip insanlar bunları da yapar. Bunları neden söylüyorum? Yani o derviş zannediyor ki, o kimse zannediyor ki bu sahih bir insan. Halbuki celbiye okuyor. Kendine okuyunca herkes ona muhabbet besliyor. Herkes onu seviyor. Arasından diyelim ki Salih’e okudu. Değil mi? Salih yandı. Salih onu görmeden hiçbir şey yapamıyor. Örnek. illaki gidecek görecek onu ve onun ne dediğini mota mot yerine getiriyor. O celbiye okumuş. Allah muhafaza eylesin.
Nefs terbiyesi için ne söylendi?
Yani onun bir şeyhi yok ise, bir mürşid-i kamile intisap etmediyse, doğru bir üstada intisap etmediyse o nefis terbiyesi görmez. Doğru bir alimin peşine gitmeyen bir kimse o nefis terbiyesi görmez. Doğru bir siyasetçinin peşine düşmeyen bir kimse doğru bir nefsini terbiye edemez. Doğru kimsenin arkasında değil. Doğru bir bürokratla yürümeyen bir kimse çünkü o bürokrat da bozar insanı. Nefsini terbiye etmemiş. Siyasetçi, nefsini terbiye etmemiş. Alim, nefsini terbiye etmemiş. Şeyh kisvesi altında ama nefsini terbiye etmemiş. O bir terbiyeye girmemiş. Terbiyeye girmeyince alim insanı saptırır. O şeyh insanı saptırır. O siyasetçi insanı saptırır. Ahir zaman siyasetçileri insanları saptırır. Ahir zaman alimleri insanları saptırır. Ahir zaman bürokratları.
Nefis, insanın iç dünyasında nasıl bir rol oynar?
O yüzden bu şikayet dili, şikayet dili genel olarak nefse aittir. Kadını, erkeği yoktur bunun. Bir kimse kendince şikayet diline sahip ise o kimse nefsine uymuştur. Ama bir kimse çalışma, hamdetme, daha fazla çalışma, daha fazla hamdetme ve bu noktada Allah’tan razı olma diline sahipse o manevidir. Burada yalnız hak ve hukuku gözetmemek yok. Burada zulme baş kaldırmamak değil. Burada hakkını aramamak değil. Böyle algılanmasın. islam hakkını arar. islam zulme karşı çıkar. islam haksızlığa, hukuksuzluğa karşı çıkar. islam sömürüye karşı çıkar. islam köleliğe karşı çıkar. Karşı çıkar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri köleliğe Mekke devrinde bile karşı çıktı. Mekke’de henüz daha islam’ın başlangıcında Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mücadele ettiği noktalardan birisi kölelik sistemiydi. Mücadele ettiği noktalardan birisi müşrik sistemdi. Deccaliyetti. Ona geldi. Kureyş kabilesinin reisleri, hangi kadını istiyorsan boşayalım, evliyse sen al. Eğer derdin paraysa gel hazinenin başına otur. Eğer yok derdin yönetimse gel bizi yönet ama şu dininden vazgeç dediler. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin cevabı evrensel, muhteşem: “Bir elime güneşi verseniz, bir elime de ayı verseniz vallahi la ilahe illallah muhammeden resulullah demekten vazgeçmem” dedi. O yüzden nefis şikayet eder. Nefis gözünü yukarı diker. Kim yatta geziniyor, benim bir yatım mı var der. Kimin yazlığı var, benim bir yazlığım mı var der. Nefis hep yazlık alsan ona der ki benim yalım mı var? Yalı alsan ona nefis der ki benim adam mı var! Ada ister. Ada alsan ülke ister. Nefis ister. Nefis hiçbir zaman, hiçbir zaman sükun etmez. Ne zamana kadar? Bir mürşid-i kamile intisap edinceye kadar. Ettiği de tabi olursa nefis çatır çatır çatlar. Bu sefer o üstada karşı seni düşman etmeye çalışır. O üstada seni düşman eder. Evet. “Bak söylediklerinin hepsi doğru mu? Gördün mü bak kendisini anlatıyor. Bak gördün mü nasıl koltukta yaşıyor? Altın yıldızlı koltuk. O şöyle yaşıyordur bir de ha! Bakma siz onların öyle konuştuklarına…” Yazıyor, “hocam senin de Audi on milyarlık mı?” Ben yok, “1,5 milyarlık benimki” diyorum. “Yok hocam inanılmaz ya. Bindiğin Audi’yi 7,5 milyara verir misin?” “Çabuk gel” diyorum ben. Delikanlıysan, yiğitsen, adamsan, sözünün eriysen gel yarın satışı vereceğim diyorum. Susuyor. Bir daha yok ortalıkta. Ulan gel bir para kazanalım işte. Gelmiyor. Gelse diyeceğim elhamdülillah. Cenab-ı Hak gönderdi, lütfetti, sattık diyeceğim bin beşyüz liraya. Yok, gelmiyor. Hatta birisine dedim, “Koltuğu satın alır mısın” dedim. Çok beğendin madem.” dedim, “Altın yaldızlı görüyorsun.” “Kaç para” dedi, “Kaç para verirsin” dedim. Gerçekten ciddi. “Kaç para verirsin” dedim. Sustu. Dedim. “Yavrum sordun ya.” Dedim. “Versene bir para koltuğa” dedim. “Hem koltuk benden kurtulsun hem ben koltuktan kurtulayım” dedim. O şimdi kendince pahalı bir şey zannediyor. Dedim bir fiyat ver, üstüne kalacak dedim. Veremedi. Bunlar sözünün eri de değil. Kemalist laik. Kemalistlerin, laiklerin sözüne güvenilir mi? Güvenilmez. Hiç bana sözüne güvenilir bir kemalist denk gelmedi. Allah bizi affetsin. O yüzden nefis hep böyle normalde dertten, yokluktan, ulaşamamaktan, şunu yapamamaktan, bunu yapamaktan hep yakınır. Onun işi hep yakınmaktır. Hep daha fazlasını istemektir. Hep daha fazlasını istemektir. Öyledir nefsin işi. Ve burdan isyan eder nefsin sahibi her şeye. Allah muhafaza eylesin.
Nefsin heva ve hevesine tabi kalmak ne anlama gelir?
Sen nefsini kendi heva ve hevesine tabi kılıyorsun. Heva ve hevesinin peşinden gidiyorsun. Oysa bu dünya hayatı olarak her canlı ölümü tadacak. Herkes burada ölümü tadacak. Mecburi istikamet. Sen o ölümü tadacaksın. Sufilik ise ölmeden önce ölümü tatmaktır. O zaman bu neyle mümkün? Bu nefsini terbiye etmekle mümkün.
Nefsin karanlıklarından kurtulmak ne ifade eder?
O yüzden o nefsin karanlıklarından kurtulup, nefsin karanlıklarından kurtulup kalbin aydınlık deryasına, denizine o kimsenin kendisini atması gerekir. Bu kibirle olmaz, bu gösterişle olmaz, bu heva hevesle olmaz, bu nemelazımla olmaz. Bu illaki illaki aşıklıkla olur, illaki zikirle olur, illaki gönül vermekle olur.
Nefsin boğumları neden önemlidir?
Nefsin boğumları o kimsede o hani ney gibi boğum boğum olursan dediği, neyin içerisini komple yakarlar, delerler yani. O boğumlarının içini normalde yakarlar güzelce çünkü orada böyle bir pürüz olursa neyden istediğin sesi alamazsın. Neyden istediğin sesi alabilmen için dışardan boğum görünenlerin içerisinde de böyle boğum vardır. Onları normalde kızgın demirle yakarlar ki orada bir pürüz kalmasın. Eğer orada pürüz kalırsa neyden güzel ses çıkmaz? Orada pürüzsüz olması lazım. Bir insanın da iç alemi pürüzsüz olması lazım. Eğer iç alemini pürüzsüz hale getiremezse o zaman neyden güzel ses çıkmaz?
Nefsin boğumlarını geçmek ne anlama gelir?
Nefsin boğumlarını geçmek, insan-ı kamildir. Yani o kimse insan-ı kamil olma yolunda giderken nefsin boğumlarını geçecek. Yani emmare, levvame, mülhüme, mutmaine, radiye, mardiye, safiye…Bunların hepsi de boğumdur. Bunların hepsi de ne olacak? Hepsi de pürüzsüz hale gelmesi lazım.
Nefis sarhoşu olmanın nedeni nedir?
Kendi nefsini önde tutan ancak dünya sarhoşu olur. Kendi nefsini önde tutan heva hevesinin sarhoşu olur.
Kendini terbiye etmek için ne yapılması gerekir?
Kendinize rabıta edin, kendi eksiğini, noksanını görsene! Kimin eksiği noksanı bitmiş? Kimin bitmiş ki senin bitecek? Kim hata yapmamış ki sen yapmamış olacaksın? Kim yanlış işlememiş ki sen yanlış işlememiş olacaksın? Kim haram işlememiş de sen işlememiş olacaksın? Yani bu, bu dönemde değil; Âdem’den itibaren hiç haram işlemeyen peygamberlerin haricinde insan mı var?
Nefis terbiyesiyle ilgili bir hadis-i şerif neler söyler?
Cenâb-ı Hak: “Hamd edenlere nimetlerimizi artırırız,” dedi. Allah şükredenleri sever, Allah hamd edenleri sever. Sen hamd et. Bu çalışma, burdan bunu anlama, gayret etme, koşma. Burdan bunu anlama, ham kafalılık yapma. Cenâb-ı Hakk’ın vermiş olduğu nimetlere hamd et, daha fazlasını iste ama Allah için iste, istiflemek için değil. “Vay ne güzel arabası varmış adamın!” Allah yolunda gitmeyen araba sana zulümdür. Onun hesabını veremezsin. içinde fakir fukaranın yemek yemediği ev, senden hesapçıdır, sana zulümdür o. içinde Allah’ın zikredilmediği ev sana hesap sorar, sen onun hesabını veremezsin. Cenâb-ı Hak sana kıyafet vermiş, örtünesin diye, çıplak gezinesin diye, hava atasın diye değil. Örtün, Allah’a hamd et. Ortalığa hava atmak için giyinme. Cenâb-ı Hak sana para pul vermiş, bahşetmiş. Git, elin Yahudisini, markaları zengin et diye değil. Bilmem nerden takım elbise alacağım deyip dünyanın parasını verme. Haline göre, durumuna göre. Kendine göre bir takım elbise mi alacaksın, pantolon gömlek mi alacaksın, manto mu alacaksın, örtü mü alacaksın, ne alacaksan al. Gidip bilmem nerenin örtüsüne elli bin lira, atmış bin lira, yüz bin lira verme. Sakın bana tarikattan, tasavvuftan, sufîlikten sakın bana böyle takvalıktan bahsetme.
Nefis terbiyesi ve temizlik hakkında ne söylendi?
” işte o temiz olan, o içi de dışı da temizlenmiş, o nefsi de can gibi pırıl pırıl olmuş olan o mürşid-i kâmiller, o veliler, onlara düşman olanlar ise hani o temizlere düşman olanlar ise aslında gerçekte Allah’a düşmanlar. Çünkü bir Müslümanın, bir sûfînin üzerindeki iyilikler, güzellikler, doğruluk, temizlik, iç ve dışının cam gibi parlaması, onun nûranî olması, onda feraset ilminin olması Allah’ın lütfu ikramı ve Allah’tan gelen bir iyilik. Yani, bir kimse bir evliyaya düşmansa, gerçekte Allah’a düşman; bir peygambere düşmansa, gerçekte Allah’a düşman. Çünkü peygamber kendiliğinden “Ben peygamberim.” diye orta yere çıkmadı. Allah onu orta yere çıkardı. O yüzden peygambere düşmanlık yapanlar gerçekte Allah’a düşmandır.
Nefha kelimesi ne şekilde bir etki yaratmaktadır?
O zaman öyle nefha, öyle bir söz vardır ki öyle nefes vardır, şifa olur; öyle bir nefes orda söze işarettir. O söz, ona nasihat olur. Veyahut da bir bakış; o nefha, yani rüzgar gibi veyahut da bir nefes gibi gelir. Bir bakış insanı kendinden geçirir. "Bir bakış baktın, kalbimi yaktın." Hani bir bakış baktı, kalbini yaktı ve komple hem bir bakış bakması aynı zamanda müteşabih, kalbini yakması da müteşabih. Kalp yanar mı, yanmaz ama bu noktada ne yaptı? Müteşabih; kalbi yandı. Yani o zaman nefha dediğimizde bir bakış nefha yerine geçer, bir söz nefha yerine geçer, bir kelime, bir cümle nefha yerine geçer. Bir nefes, bildiğin "hu" demek, nefha yerine geçer. O zaman nefha dediğimizde kelimenin kullanıldığı yere göre anlamı değişecek.
Nefsin hegemonyasından kurtulmak ne anlama gelir?
Yeter ki o ruh nefsin hegemonyasından çıksın. Nefsin hegemonyasında durduğu müddetçe, ruh tecelliyat noktasında, Allah’a yakınlaşmada. nefsin bastırmasından dolayı orda duruyor. Eğer nefsin zulmünden kurtulursa, hani dedi ya Hanzala: “Senin yanındayken dedi hiç dünyevi bir şey aklımıza gelmiyor. Sanki cennet bahçesindeyiz, ama senin yanından ayrıldıktan sonra şeytan bize galip geliyor, biz dünyaya dalıyoruz” dedi. Allah Resulü de sallallahu ve sellem hazretleri dedi ki: “Dışarda da benim yanımdaki gibi dursaydınız, meleklerin size selama durduğunu görürdünüz.”
İnsani ruhun hayvani ve nefsani ruhlardan kurtarma etkisi nedir?
Bunu normalde insanı diğer o hayvani noktadan kurtaran şey, insani ruhtur, insanı değerli kılan. Bu normalde hayvani ruhun veya nefsani ruhun öne çıktığı kimselerde, bakın nefsani ruh hayvani ruhla birleşir de bu böyle, insani ruhu baskı altında tutar, baskın olurlarsa, hayvani ruh, nefsani ruh, bitkisel ruh, insani ruhun üzerinde baskı yaptı, baskı yapınca o normalde medeniyetmiş, ahlakmış, kültürmüş hani utanmaymış, arlanmaymış, bunlardan kurtulur o kimse.
Hayvani ruhun baskın olduğu bir kişinin durumu nasıl açıklanmaktadır?
Bakın bunlardan kurtulur. Artık o duygulardan yoksun hale gelir. Artık o din, ahlak, medeniyet, kültür, bunların normalde hepsinin de dışına çıkar ve bu manada o kimseler hani ayeti kerimede “heva ve hevesini ilah edineni gördün mü?” noktasında o kimse, o nefsaniyetini, o hayvaniyetini artık ilah edinmiş olur. Ne tarafa o çekerse, o tarafa doğru gider. Çünkü nefsani ve hayvani ruh, onda baskıladı, onda baskın oldu. Bakarsın böyle o kimse hani bu haramdı, bu helaldi, bu ayıptı, bu edebe mugayyirdi, bu onun malıydı, bu bunun malıydı, bu onun eşiydi, bu onun çocuğuydu o muvazeneyi kurmaz. Artık o kimse hani deriz ya “hayvanlaşmış” diye, o hayvani ruh onda baskın oldu. Nefsaniyetle beraber birleşti, tabiri caizse şehri ele geçirdi. Şehri ele geçirince artık onda baskın olan şey nefsaniyet oldu, şeytaniyet oldu, onda baskın olan hayvaniyet oldu. O artık ölçü tanımaz oldu, Allah muhafaza eylesin.
Batı psikologları hayvani ruhu nasıl tanımlar?
Bunu genelde, hani bu manada hani batı düşünürleri, batı psikologları da bu hayvani ruhu tanımlarken genelde islami kaidelerden yola çıkaraktan tanımlarlar. Yani bunu normalde batı felsefesine gitseniz, batı felsefesi de böyle medeniyet tanımaz, kültür tanımaz, ahlak tanımaz. Bu kimseyi hayvani ruhun onda tecelli etmesi olarak tanımlar yani ayağı yere basan batı felsefecileri.
Freud’un hayvani ruhu nasıl tanımladığı?
Ama gidip de işte Freud okursanız, Freud o, hani çok özür dilerim ama o cinselliğe farklı bir açıdan bakar. Farklı bir açıdan bakınca da zaten karman çorman bir şey çıkıyor. Yani Hazreti Pirin dediği bu hani yemekle içmekle dediği, hayvani ruh yemekle içmekle kuvvetlenir. O bizdeki hayvani ruh yememiz, içmemiz hastalanmamız. Hastalanması da yemeyle içmeyledir.
Bitkisel, hayvani ve nefsani ruhların birleşmesi ne sonucu doğar?
Bitkisel ruh, hayvani ruh, nefsani ruh üçü bir yerde birleştiğinde, seni hem psikolojik olarak hem zahir hem batın olarak seni kesin rahatsız eder. Çünkü yemene içmene dikkat etmezsin, uyumana, kalkmana, oturmana dikkat etmezsin, gezdiğin gittiğin yerlere dikkat etmezsin, hasta olursun. Normalde dışardan baktığında sağlıklı gibi görünürsün.
Haramla beslenen bir kişinin durumu nasıl açıklanmaktadır?
Örneğin, işte Müslüman bir erkek çıplak kadınların arasına gider rahatsızlık duymaz. Rahatsızlık duymuyorsa o hastadır, rahatsızdır bildiğiniz veyahut da Müslüman bir kadın işte adamların çıplak dolaştığı bir yere gidersen rahatsızlık duymuyorsa hastadır o veya Müslüman bir ticaret erbabı, yine Müslümandan bir kimseden faiz alıyorsa hastadır o. Onun vücudu çünkü haramla beslendi. Vücudu haramla beslenince, harama doğru koştu. Onun kalbine haram yerleşti, kalbine haram yerleşince harama doğru koştu. Bu, normalde o kimsenin hayvani ruhunun, nefsani ruhunun baskın olduğunu gösterir.
Uyuduğunda günah işlenmesi olur mu?
Siz normalde uyuduğunuzda nasıl can devam ediyor, bitkisel ruh, hayvani ruh bedende çalışıyor, bedende onlar vazifelerini yerine getiriyor. insani ruh bedene gelir gelmez, nefsani ruh da çalışmaya başlıyor. Uyurken günah işleyemezsiniz. Hani Hz. Pir der ya; bazılarının uyuması uyanıklığından evladır der. Neden? Uyuduğunda günah işlemiyor, uyuduğunda günah işlemiyor. Uyanıksa günah işliyor ya adam, uyuduğu zaman kâr olmuş oldu.
Hayatı devam ettirmek için insani ruhun rolü nedir?
Mesela bir kimsenin “benim hayatımı devam ettirmem lazım” olgusu, dürtüsü, insani ruh iman değilse hayvani bir meseledir. Hayvan, hayatını devam ettirme üzerine idame eder. Bir hayvan, hayatını devam ettirecek içgüdüsel olarak bu onda vardır. Aynı şey insanda da vardır. Eğer insani ruh, o iman edip iyi amel işlemiyorsa, o hayatını devam ettirmek için devasa masraflar da yapar.
Zengin olmak için insani ruhun etkisi nedir?
Mesela şu anda Avrupa’da, Amerika’da öyle zenginler var ki hayatlarını devam ettirmek için muhteşem paralar harcıyorlar. Muhteşem paralar harcıyor. Doktorlarıyla beraber gidiyorlar her yere. Yedikleri içtikleri doktor kontrolünde. Yani bir şey içecek. Ne içecek? Su içecek değil mi? Doktor kontrolünde su içiyor. Ne yiyecek? Yemek yiyecek. Doktor kontrolünde yemek yiyor. Nereye gidecek? Bir yere gidecek. Oranın hava şartları, oranın normalde sıcaklığı, soğukluğu, yağmuru, karı, fırtınası bunların hepsi de hesaplanıyor. Ona göre gidiyor o kimse. Yoksa o doktorlar konseyi, sağlıkçılar konseyi diyor ki “Siz bu seyahate gidemezsiniz.” Gitmiyor o kimse çünkü hayatını yaşamanın üzerine kurmuş, insani ruh onda çalışmıyor.
Hayvani ve nefsani ruhun birleşmesi ne sonucu doğar?
Bakın, insani ruh çalışmıyor veya hayatını zengin olmanın üzerine kurmuş örneğin, onda nefsani ruh çalışıyor. Zengin olacak illaki, ve onda normalde nasıl zengin olduğu önemli değil.
Gönül dikenini çıkarmak için ne gerekir?
Gönül dikenini çıkarmak için bir gönül eri gerek, gönül dikenini çıkarmak için bir gönül dostu gerek. Eğer gönülde bir diken var ise yandı keten helva! Altı da üstü de yandı çünkü sen Allah’la savaş halindesin. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak bir faizciler için böyle der, onları Allah düşmanı olarak tayin eder. Müslüman Müslümandan faiz alırsa, mümin müminden Müslüman Müslümandan faiz alırsa, Allah’a savaş açmıştır o. Kimdir başka? Bir de hani çok özür dilerim, erkekken kadınlığa özenen, kadınsa erkekliğe özenip amelyat mamelyat ettirenler, onlar Allah’la düşmandır. Lanetli kişidir onlar. Onlar Allah’la savaşırlar. Bir de velilere savaş açanlar, Allah’a savaş açmışlardır ve bunların mağlubiyetleri mutlaktır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Hasan-ı Basri güzel bir şey söylemiş: “Bir kimse gerçek anlamda Allah’a sığınır ve bunu kalp huzuruyla yerine getirirse, Allah onunla şeytan arasında üç yüz bin perde oluşturur, engel meydana getirir.” O zaman ihlasla kulluk edeceğiz. ihlasla hayatımıza devam edeceğiz ki Rabbim gönlümüzde bir diken oluşmasını önlesin.
Nefse uyan bir kimse ne yapıyor?
O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin cilvesi var. O zaman nefse uyan bir kimse ne yapıyor? O vücut heva hevese, o vücut nefse dönük yaşıyor ama ne yazık ki şimdi bir de kaderin.
Nefis emirlerine uymak neden zararlıdır?
Nefis emirlerine uymak zararlıdır çünkü bu, heva ve hevese meyleden, gösterişe, şatafata koşturmaktan ibarettir. Nefis neyi emrediyorsa o tarafa koşturulur, nefis ne istiyorsa o tarafa koşturulur. Bu durum, kendi nefsine uygun bir yaşam tarzı benimsemek yerine, kendi nefsine uygun olmayan, heva ve hevese meyleden, gösterişe, şatayata koşturmak anlamına gelir. Bu durum, toplumda israf, gösteriş ve hâlâ da israf peşinde koşma gibi sorunlara neden olur.
Nefse karşı nasıl bir mücadele edilmelidir?
Heva heves çekti mi insanı, duramaz burda. O nefisle mücadele lazım. Nefisle mücadele ederekten o heva hevese kaptırmayacak kendini. Hatası olur, kusuru olur, yanlışı olur, eksiği olur ama o kimse heva hevesine düştü mü çeker gider Rabbim muhafaza eylesin. O yüzden, o zaman çeker giderse, heva hevesine uyarsa, nefsine uyarsa, o gül bahçesinde gül kokusu alamaz, o bahçenin kokusundan mahrum kalır. Rabbim bizi onlardan eylemesin inşallah. Amin.
Veliler deyince, biraz böyle, velilerle alakalı ve velilerin iç alemiyle alakalı kosa da olsa sohbet olmuş oldu mu?
Tabi veliler deyince, biraz böyle, velilerle alakalı ve velilerin iç alemiyle alakalı kosa da olsa sohbet olmuş oldu.
Nefislerini, nefsi emmareden daha aşağıda tutanlar ne yaparlar?
Furkan, ayet 44: “Yoksa sen, onların çoğunun dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanıyorsun? Başka değil, onlar, dört ayaklı hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar.”
Nefis ne yapar, ne eder, ne içer, ne giyer, nerde durur, nerde durmaz?
Bundan sonra nefisle mücadelenin yöntemlerini anlattığı nefis ne yapar, ne eder, ne içer, ne giyer, nerde durur, nerde durmaz, bunların hepsini anlattı, ama hidayet edecek olan, hidayet edecek olan Allah. Bunun dışında bir hidayet edecek bir güç kuvvet yok.
Nefis ile olan mücadele ne şekilde devam eder?
Nefis ile olan mücadele bitmeyen mücadeledir, bitmeyen! Mezara kadar devam eden mücadeledir. O yüzden Yusuf Suresi ayet 53 ne demiş? “Ben nefsimi temize çıkarmak istemem, çünkü nefis şüphesiz ki çok çok kötülüğü emreder.” Ayet devam ediyor: “Ancak Rabbimin merhamet ettiği müstesnadır. Şüphesiz ki Rabbim çok affeden, çok merhamet edendir.” O zaman nefis sana hep kötülüğü emredecek. Nefsin sana kötülüğü emretmeden bırakmayacak. Ölünceye kadar sana nefsin kötülük emredecek. Kimisine günahı kebairden emredecek, kimine küçük günahtan emredecek. Herkese günahı kebairden emredecek diye bir şey yok ama girecek o sana. Şimdi sana dese ki, “Gel kumar oyna,” sen dersin hadi “lan yürü git, kumar mı oynayacağım bu saatten sonra” dersin. Ama sana inceden böyle der ki, “Ya, şu ismail abinin sakalı da neden kısa ya, ya şuna bir söylesen de, ona bir anlatsan ya” der, işte orda kaybedersin. Sufiye nefis git içki iç, git kumar oyna demez der de hani çok enderdir o. Sufi gidip içki içmez.
Matematik çalışmak nefse ağır gelince o kendini tevhit ve salavatı şerife çekmeye yönlendiriyor mu?
Şimdi matematik çalışmak nefse ağır gelince o kendini tevhit ve salavatı şerife çekmeye yönlendiriyor.
Bu ara dedim ondan sonra beyitlerden dedim yazıyorum mudur?
Bu ara dedim ondan sonra beyitlerden dedim yazıyorum, beyit dedim önümde duruyor, bunu şimdi nasıl anlatayım, nasıl dile dökeyim deyince dedim öyle dedim geçiyor zaman dedim. O yüzden şimdi bu ara ayaklarımız geri geri gidiyor sohbetten önce.
Ruhun tecelli ettiği alan nedir?
Ruhun tecelli ettiği alan, bedenin varlığıdır. Beden olmazsa ruhun tecelli edeceği alan yoktur ve bütün tecelliyatlar bir bedene taalluk eder.
Nefsinle mücadele etmek ne anlama gelir?
Sen kendi tenini aydınlattın yani kendini aydınlattın, kalbini aydınlattın, düşünceni aydınlattın, aklını aydınlattın. Neyle? Nefsinle mücadele ederekten.
Nefsinle mücadele etmekle ne sonuç alınır?
Hazreti Pir de o yüzden bütün mesnevisinde diyor ki: ‘Ey oğul, bağı çöz, ne zamana kadar gümüş ve altın esiri olacaksın’ yani bağı çöz, nefsinle mücadele et, nefsinle mücadele ederekten bağını çöz, Allah’a yakın ol.
Neden manevi elbise temiz tutulmalıdır?
Bir kadın bir erkeğe şehvetle baksa, o erkeğin manevi elbisesini deler. Bir erkek bir kadına şehvetle baksa, kadının manevi elbisesini deler. O yüzden ayeti kerime der ki: ‘iman eden kadınlar ve iman eden erkekler, gözlerini haramdan sakınsınlar.’ Gözlerini haramdan sakınsınlar. Sadece bakan kendisi etkilenmez, baktığı da etkilenir ve bakan iki günah işlemiş olur. Şehvetle harama bakan iki günah işledi. Sebep? Bir kendisi için günah işledi, iki karşıdaki kimsenin manevi ar perdesini yırttı! Ar perdesini yırttı. Sadece kendi perdesini de yırtmadı, karşıdakinin de perdeyi yırttı. O yüzden Allah celle celalühu kadınlara da erkeklere de der ki: ‘Söyle o mümin erkeklere ve kadınlara gözlerini haramdan sakınsınlar.’ işte seli baştan önle. Bakma, harama gözünü çevirme. Harama kafanı çevirme. Harama aklını çevirme. Harama yönelme. Yönelme! Seli baştan önle. Seli, her hâl üzerinde bu, sağlık, seli baştan önle. Sağlığını koru. Muhafaza et. Abur cubur yeme, fazla yeme. Yanlış işlerin içerisine girme. Hasta olmazdan önce sağlığını koru. Hasta olmazdan önce! Yani dünyanın bu hâlinde artık kim ne kadar koruyabilecekse o kadar korumaya gayret edeceğiz. Ha birisi ordan yine bir hastalık bulaştıracak millete. Verecek hastalığı. Arkasından da verecek suları, herkes aşılanacak. Bilmem ne olacak, ıvır olacak, zıvır olacak, sonra herkes hasta. Aşı olan da hasta aşı olmayan da hasta. Yakalananların hepsi de hasta, yakalanmasa da hasta. Olmadı ver antidepresanı herkese, hasta olmayan da hasta. Evet, böyle bir ne yazık ki sömürü dünyasında yaşıyoruz. Allah muhafaza eylesin.
Manevi hastalıkların yayılması nasıl bir durumdadır?
Bir kimsenin kalbinde hastalık var ise o hastalık bütün vücuda sirayet eder. ‘Sizde bir uzuv vardır. Orası düzgünse bütün uzuvlar düzgündür. Orası bozuksa bütün uzuvlar bozuktur, o da kalptir’ der Hadis-i şerifte.
Manevi hastalıkların yayılması nasıl bir etki yaratır?
O zaman bir kimsenin kalbinde manevi hastalık var ise onun bütün uzuvları hastadır ve o kimse etrafa hastalık yayar. Bakın o kimse etrafa hastalık yayar. Siz gidin bir kimse mesela oturun yanına, o işte dindarlara adam sövüp sayıyorsa işte tarikatlara, cemaatlere, sufilere atıp tutuyorsa o kimse, hastalıklı. Onun yanında biraz daha dur, sen de başlarsın onlara atıp tutmaya çünkü kalbinde hastalık var onun.
Nefis ve kalbin meratipleri ne anlama gelir?
Nefis meratiplerini geçti, kalbi meratiplerde yürüdü, orayı da geçti artık o zehir de yese ona bal olur.
Nefse güven olmaz mı?
Nefse güven olmaz, nefis temize çıkarılmaz. işte hep o taliptir. O kimsenin talipliği bitmez. Ne zamana kadar? Ta ki fenafillaha, bekabillaha ulaşıncaya kadar o taliptir. O yüzden talipten murad, bu henüz kemale ermemiş olan sufi adayı.
Nefse uyan bir kimse nedir?
Nefse uyan bir kimse, gitmek istemez. Ramazan şimdi, uykusuz kaldın, yorgunsun, oruç tuttun, yat canım ya, ne işin var sohbette? Boş ver namazı, sonra kılarsın. Orucu sonra tutarsın. Yani ne yapmaya o şimdi bir adamı orda dinleyeceksin! Nefse ağır gelir. O yüzden bir mürşidi kamilin yolu nefse ağır gelir. Ne zaman ki nefis terbiye oldu, o zaman orda huzur buldu. Öbür türlü nefse ağır gelir.
Ruhun temizliği neden önemlidir?
Ruhu insanın kirlenmez hiç. Kirlenmediği için de ruh arındırmak diye bir şey yoktur. Bunu batılılar söylerler. Batı standlı eğitim yapanlar, ruhunu arındırmaya çalışırlar. Oysa ruh temizdir, latiftir.
Nefsiyle mücadele eden kişi ne yapar?
Nefsiyle mücadele ederekten Cenâb-ı Hakk’a yaklaşmaya bir yol bulmuş. Yoksa eğer kendisinden kurtulmamış olsaydı o heva ve hevese devam edecekti.
Nefisini yenen kişi ne olur?
O kimse diriye ulaştı yani bir mürşidi kamile ulaştı. Burda diriye ulaşması, Kur’an’a sünnete, aynı zamanda da bir mürşide ulaşması.
Temizlik ne anlama gelir?
Temiz şeyler temizler içindir. Bakın, bir temizliğin içinde iseniz bir güzel bir hareketin içindeyseniz, siz zikrullah halakasında duruyorsanız, evet, Allah’ın lütfu, ikramı, ihsanı başınızdan aşağı inmiş sizin. Ancak temizler halakayı zikrullahta durabilir çünkü. Ancak temizler ancak temiz olanlar mürşidi kamillerin dervişi olabilir. Ancak temiz olanlar o yolda yürüyebilir. Ancak temiz olanlar Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’i rüyalarında görürler, hallerinde görürler. Ancak temiz olanlar sahabeleri rüyalarında görürler, hallerinde görürler. Ancak temiz olanlar mürşidi kamilleri rüyalarında, hallerinde görürler. Ancak temiz olanlar halakayı zikrullahta ölünceye kadar dururlar. Bu temizlere aittir. Temiz olmayanların temizlerin yanında işi yoktur.
Temiz olmayanların durumu nedir?
Temiz olmayanların temizlerin yanında işi yoktur. ‘ihdinassıratal müstakim’, bize in’am ettiğin, ihsan ettiğin, lütfettiğin, ikram ettiğin, katından nimetlendirdiğin, katından lütuflandırdığın, katından rızıklandırdığın, katından affettiğin, katından dualarını kabul ettiğin, her şeyi katından direk hemhal olduğun o peygamberler, o veliler, o salihler var ya, evet, bizleri onlarla beraber eyle. Onların hepsi de temiz. Temiz olan o peygamberlere, o salihlere, o velilere, o şehitlere ancak temiz insanlar layık olur. O yüzden kendine dikkat et Mustafa Özbağ. O temizler topluluğundan atılmamak için o temizler topluluğundan uzaklaşmamak için kendini temiz tut. Tövbeni düzgün eyle, zikrullahını düzgün eyle, hal ve hareketlerini düzgün eyle. Çünkü temizlerin içerisine kirli girmez. Ya Allah onu temizler alır içine, çok kirlidir, kapıya gelir, boynunu büker girer içeri. Allah o anda temizler.
İsrafın zararı nedir?
Allah’ın sevmediği fiiliyatı işleyenle yemek yedim Mustafa Özbağ! Dedim neden bıraktın tabağında bu şeyi? Aaa, sen bilmiyor musun dedi. Yok bilmiyorum dedim. Yan taraftaki masalara baksana. Bilmiyor musun sen dedim, ben yandaki masalara bakmam hiç. Tabağındakini dedim yemeyen, bitirmeyen kimse Allah’a nankör insandır dedim. Ne yapacaksın, atacak mısın şimdi onu dedim, durdu. Yemek yiyoruz, yıllar öncesinin arkadaşı. Yıllardır görüşmemişiz, konuşmamışız, yalvar yakar oldu. Yalvar yakar oldu. Bir sefer görüşelim, gelemem gidemem ancak dedim oraya sohbete geldiğimde görüşebiliriz. iyi tamam. Gittik. Dedi kahvaltıya bekliyorum. iyi, geleyim, kahvaltıya geleyim. Bir alışveriş merkezinde. Dedim ya burası ne böyle? Alışveriş merkezi. Dedi girmiyor musun? Yok, girmiyorum dedim. Hiç mi girmiyorsun dedi. Vallahi bizim bir tane Özgür var dedim. Benim kılık kıyafet işleri ile o ilgileniyor dedim ben. Mecbur kalırsam dedim onun yanına gidiyorum dedim. Bir de Murat’ı anlattım bizim. Murat’la şeye gittiydik. Nereye gittiydik, o neydi o? Kent meydanına. Bir elbise vardı, değiştirecektik. Murat’a dedim, Mur, ya değişecek bir elbise var dedim ben. Ondan sonra, Murat’ın koluna girdim kent meydanına girince. Sanki böyle başka bir dünyaya girmişim gibi Murat’ın kolunda yürüdüm kent meydanında. Dedim ki yok ya burası ne olmuş böyle dedim kendi kendime. ilk defa girdik Muratla beraber. Onu anlattım, dedim ya ben dedim böyle yerlere girip çıkmıyorum. Bunlar dedim kapitalist sistemin mabetleri gibi, ben dedim mecbur kalmayınca girmiyorum buralara dedim. Ondan sonra e ne yapıyorsun dedi. Çarşıda bir sürü esnaf var dedim, küçük esnaf benim işim dedim. Ben giderim onlardan alırım hep dedim, ondan sonra ben dedim alışveriş merkezlerine girmem hiç dedim. Zaten dedim tanıdık bir sürü derviş kardeş de var. Giderim, ne lazımsa onlardan alırım. Kaç para? Şu para. Verir çıkarım dedim ben. Girmiyorum alışveriş merkezlerine dedim. Orda kahvaltı yapıyoruz, meşhur bir marka yerde. Günlerden de Pazar. Herkes geliyor böyle. Ben şimdi bakmıyorum ya hiçbir tarafa, işte geldi garson, ne istersiniz? işte açık büfe. Yok dedim ben, ben öyle şeyler istemiyorum. Bana dedim bir ayıp söylemesi zeytinyağlı dedim bir omlet yap bana, bu kadar dedim. Ondan sonra ben başka bir şey istemiyorum dedim. Ondan sonra işte peynir, zeytin, bu kadar dedim. iyi, a ben de aynısından yiyeyim. Tamam, sen de aynısından ye. Ben tabi ne olacak, iki yumurta benim gibi 178 boy kilo 90, iki yumurta ne olacak bana. Oturdum mu ben 12 yumurta yerim. Neyse iki yumurta, işte ekmeksiz yiyoruz zaten. ilaçları koyduk. Malum şeyler, şeker ilaçları, ondan sonra işte bir yudum ondan. bir tane ilaç, bir yudum ondan, bir tane daha ilaç, Bu sofrada şeyde tabakta yemek bırakıyor bu şimdi. Ben bitirdim iki yumurtayı, bakıyorum ne yapacak diye. Bu yemiyor. Ya Mustafa Özbağ’ın masasına oturacak bir kimse, heva hevesine uyacak, Mustafa Özbağ da susacak! Dedim ya bir dakika. Neden yemiyorsun dedim. Bir şey mi var, içinden kıl mı çıktı tüy mü çıktı? Ne oldu? Yani dilime kadar geldi, dese ki kıl çıktı, kıl senin gibi oluncaya kadar bir şey olmaz, kıllı da olsa ye diyeceğim. Şimdi millet tırıl ya, ayy içinden saç çıktı! Ne olmuş saç çıktıysa? Ye yemeğini. Saçı al, kenara koy, ye. Al saçı, koy kenara, ye. Ne olmuş saç çıktıysa, evde yiyorsun, ya eşinin saçıdır, ya kızının saçıdır, ya çocuğunun saçıdır. Yabancı mı ya? Ha erkeklerin tabağında çıkarsa dikkat etsinler. Kadın onu buldu mu başlar, bu kimin saçı? Kimin saçı olacak, senin saçın işte? Yok bu benim saçım değil! Bu biraz kahverengiye gitmiş, yok bu bordoya gitmiş…Sen burdan bir kavga çıkar. Efendim, biz senin yanına gelmek istiyoruz. Ne oldu? Bir saç meselesi var. Oğlum, ne saç meselesi var? Efendim, yemek yerken benim tabağımdan saç çıktı. Eee? Hanım burdan işi yürüttü dedi. Kaldım. Söyleyecek laf yok. Tebrik ediyorum onu dedim, al getir buraya. Saçla beraber gelmiş. Onu koymuş peçetenin içerisine saçı, büyük delil bu. Eşim beni aldatıyor, hüküm de bu.
Nefis terbiyesi ve kalp cilalama arasındaki fark nedir?
Nefis mücadelesi ile kalbi meratipler evet, birbirlerine yakın giderler ama kalbi meratipler sevgiyledir, sevmekle alakalıdır. Kalbi meratipler zikir, sevgi, muhabbetle oluşur. Nefisle mücadele ise haramlarla mücadele etme, haramlarla mücadele etme, haramlardan uzak durma, nefsin heva ve arzularına gem vurma, nefsin helal olmayan isteklerine, isteklerinin önüne duvar örme.
Kendini heva ve hevesine tabi kılan kişi ne olur?
Kendini heva ve hevesine tabi kılan kişi, Kur’an sünnet dairesinde olan bir yolda duramazsın. Sen heva hevesle sırat-ı müstakimde duramazsın. Sen heva hevesle o peygamberlerin, o velilerin, o in’am edilen yolda duramazsın. Heva hevesle Kur’an sünnet bir yerde durması mümkün değil ve böylece sen o kalp temizliği olmadığından dolayı o gönül arılığı olmadığından dolayı sen doğruyu göremezsin. Sen doğrunun içerisinde de olamazsın.
Heva hevesin sonucu nedir?
Heva hevesle sen Kur’an sünnet dairesinde olan bir yolda duramazsın. Sen heva hevesle sırat-ı müstakimde duramazsın. Sen heva hevesle o peygamberlerin, o velilerin, o in’am edilen yolda duramazsın. Heva hevesle Kur’an sünnet bir yerde durması mümkün değil ve böylece sen o kalp temizliği olmadığından dolayı o gönül arılığı olmadığından dolayı sen doğruyu göremezsin. Sen doğrunun içerisinde de olamazsın.
Heva hevesin insanı nereye getirdiği nedir?
Evet! Bakın heva ve heves insanı nereye getirdi? Küçücük bir heva heves der geçersiniz. Değil. Hani islam kadınla erkeğin birbirine şehvetle bakmasını dahi yasaklar. Kız diyor bana, hocam ne olmuş bakınca diyor! Kızım, anlatıyorum, kızım bak, fuhuş diyorum bakışmaktan başlar. islam, başlangıcını yasaklıyor. Kadınlar ve erkekler şehvetle birbirlerine yaklaşmayacaklar diyor. Bakın, fuhuşu durduruyor ve kadın ve erkek diyor kapalı odalarda nikâh düşüyorsa baş başa kalmayacak diyor. Fuhuşu önlüyor, dedikoduyu önlüyor diyorum anlatıyorum. Aynı yerde duruyor! Diyor ki ne var bunda!
Nefis terbiyesi yapmadan yaşamak ne gibi sonuçlara yol açar?
Nefsini terbiye etmiyor ise o kimse, o yolda değil ise, yok, kurtulamaz, Allah muhafaza eylesin! O yüzden diyor ki tavşan, biz küçük muharebeden döndük. Tebük Savaşı ile alakalı ya bu, küçük muharebeden döndük. Neye? iç savaş yani içini tenvir etme, içini düzeltme, nefsinle mücadele etme. Hz. Mevlana Celaleddinî Rumi hazretlerinin sözüne göre o âlemi ateşe verir diyor. Edepsiz âlemi ateşe verir diyor. Neden? O çünkü nefis terbiyesi yapmadı, yaşamadı. Sufiler için nefis terbiyesi o yüzden çok önemli. Müslüman için nefis terbi ki önemli bir şey yok.
Nefis terbiyesi eksikliği neden bir problemdir?
‘Hani savaş meydanına çıktı, işte birisi kalktı ‘La ilahe illallah Muhammeden Resulullah’ dedi müşriklerden birisi, sahabe doğradı onu. Bunu peygambere söylediklerinde dedi ki kalbini mi açtın yardın? Eğer o kimse nefsine hâkim olmuş olsaydı, o kimsenin kelime-i şahadet getirdiğini görüp onu katletmeyecekti ama nefis terbiyesinde eksiklik ve noksanlık olduğundan onu katletti ve bugün Müslümanların en büyük sıkıntılarından birisi bu, insanların nefis terbiyesi görmemeleri.’
Nefis nedir ve nasıl bir varlıktır?
Siz dışarıdaki insanların eliyle yaptıkları putları kırabilirsiniz, yıka bilirsiniz ama içinizdeki putları yıkmazsanız nefisle mücadele etmemiş olursunuz. 1375. Beyit: “Cehennem bu nefistir.” Bakın şimdi Hz. Pir bizim cehennem algımızı farklı bir noktaya götürüyor. “Cehennem bu nefistir; cehenn, bir ejderhadır ki harareti denizlerle eksilmez. Yedi denizi içer de yine kocakarıya benzeyen nefsin harareti ve coşkunluğu azalmaz.” O zaman o nefs-i emmarede duran insan, nefs-i emmarede yaşayan insan yani haramı tanımayan, helali tanımayan, Allah’tan korkmayan, kendince bütün haramları fütursuz bir şekilde işleyen ve o haramları da kendisine hak gören, helal dairede durmayan ibadetleri tınmayan, Allah’ı ve kanunlarını tanımayan, bilmeyen, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerine uymayan bu işin bir çıt daha içi, Allah’ı tanımaktan uzak olan çünkü insanların yaratılış sebebi cinnilerle beraber Allah’ın tanınması ve bilinmesi. Allah’ı tanımaktan ve bilmekten uzak olan kimseler cehennemi kendi içlerinde taşıyorlar. Cehennemi kendi içlerinde büyütüyorlar. Çünkü diyor Hz. Pir cehennem bu nefistir ve cehennem bir ejderhadır ve öyle bu cehennemde bir ejderhadır içinde türlü türlü oyunlar içinde türlü türlü ızdıraplar vardır ve normalde bu eğer ki sen Allah’ı tanımadan bilmeden uzak isen ve Allah’ın yolunu bilmekten uzak isen sen normalde bütün her şeye körsündür ve kendi kendine kendi odununu, kendi taşını, kendi cehennemini, kendin örüyorsundur yaptıklarınla. Nasıl Allah’ı zikreden ‘sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil azim’ diyen kimsenin adına cennette bir ağaç dikiliyorsa cennette bir ağaç dikiliyor. Kur’an ve sünnetten uzak bir haram işleyen kimse de cehennemde bir ağaç dikiyor kendisine. Nasıl burda Allah yolunda bir tuğla koyuyorsa, cennette Cenab-ı Hak ona köşk yapıyorsa o kimse Kur’an ve sünnetin dışında bir tuğla koyuyorsa cehenneme kendine bir tuğla yapıyor yani o kimse cehennemi kendi üzerinde kendi içinde taşıyor, başka bir yerde taşımıyor.