Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 13/19
Mesnevî-i Şerîf 888-894. Beyitler Şerhi nedir?
Mesnevî-i Şerîf 888-894. Beyitler Şerhi Hakkında başlıklı metin, Bu metin, Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye ait bir mesnevi sohbeti içermektedir. Metin, zevk, mutluluk, Allah’ın tecelliyatları, namaz, zikir, cemal ve cemalleşme gibi konuları ele alarak, müslümanların bu değerlerden tat alması ve onlara bağlı kalması üzerine durmaktadır.
Cami ve sosyal mesafe konusunda ne söylendi?
Yani camilerde cemaat mı kaldı? Bir de işin bu tarafı var. Yani ümmeti Muhammedin sanki böyle bir yasak bekliyorlarmış gibi, bir yasak olunca herkes camiyi de unuttu. Camiye gitmeyi de unuttu. Birkaç saf millet orada namaz kılıyor. Hatta vakit namazlarında onlar da yok, böyle işte camiler boşaldı desek yeri var daha da enteresan yani nasıl bir akıl nasıl bir fikirse yani camilerin suları da kesikti. Yani herhalde zannediyorum bu hafta açtılar galiba. Geçen haftaya kadar camilerin suları da kesik. Yani bir kimse camiye gelse, işte sözde camiler açıktı ama vakit namazlarında da hani cemaatle kılınmıyordu ama sular kesik. Yani böyle bir şey düşünülebilir mi? Bir müslüman mescidinde sular kesik. Yani bu kimse tuvalete gittiğinde nasıl taharetlenecek, bu kimse abdest alacaksa nasıl abdest alacak? Bunlar aklıma geldikçe böyle üzüntümden ne diyeceğimi bilemiyorum ve ne yazık ki biz bunları yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz böyle giderse.
Mesnevî-i Şerîf 888-894. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
Mesela hırsızlık yapan bir kimseyle, hırsızlık yapmayan bir kimsenin dost olması mümkün değildir veyahutta işte fuhuş yapan bir kimseyle fuhuş yapmayan bir kimsenin dost olması mümkün değildir veya beş vakit namaz kılan bir kimsenin, beş vakit namaz kılmayan bir kimsenin onunla dost olması mümkün değildir. Sebep? Onun canı sıkılır, o beş vakit namaz kılmıyor çünkü veyahut da zikre giden bir kimsenin zikre gitmeyen bir kimseyle dost olması çok zordur. Sebep?
Zalim bir hükümdarın Allah’a ne şekilde zulmettiği anlatılmaktadır?
Hadis i şerifte, Tirmizi de geçer bu. Kıyamet gününde Allah’ın en çok sevdiği ve kendine en yakın olan insan, adil imam, hükümdar olacaktır. insanlar içinde de en nefret ettiği ve kendinden en uzak olan kişi de zalim imam, hükümdar olacaktır. O zaman Allahın en sevdiği kim? Adil bir hükümdar. Allahın hiç sevmediği kim? Zalim bir hükümdar. O zaman Allah’a en yakın olacak olan kim? Adil bir Hükümdar. En uzak olacak olan kim? Zalim bir hükümdar.
Zalim vali, zalim vezir, zalim kadı, zalim fakih olursa, müminler ne yapmalıdır?
Onlara hizmet etmeyecekler. Onların yalakaları olmayacaklar. Onların etrafında olmayacaklar. Sebep? Onlar çünkü zalimler.
Haram işlerin etkisi nedir?
Haram işlemek o kadar rahatlamış, haram işlemek o kadar rahat, haram işlemek o kadar böyle kolay, haram işlemek o kadar böyle basit bir şey haline gelmiş. insanlar artık korkmadan, çekinmeden, utanmadan, arlanmadan, çok rahat haram işliyorlar. Bakın çok rahat haram işliyorlar ve hiçbirimizin nasihatları kâr etmiyor. Hiçbirimizin çalışmaları kâr etmiyor.
Haram işlerin toplumsal etkisi nedir?
Ne yazık ki eğitim sistemimiz, ne yazık ki hukuk sistemimiz, ne yazık ki bizim medyamız, ne yazık ki bizim sokaklarımız haram işlemeye elverişli. Haramı alkışlıyor, haramı destekliyor ve haramla iç içe. Haram artık böyle tabiri caizse pamuk şekeri gibi geliyor insanlara ve insanların elinde pamuk şekeri yemek ne kadar lezzet veriyorsa, tat veriyorsa, çocuklara, gençlere, haram işlemek de bütün insanlara öyle tatlı geliyor. O lezzeti veriyor.
Mesnevî-i Şerîf 870-887. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
Hani cehennemlik olanlar, cehennemlik ameller işiyorlar. Cennetlik olanlar da, cennetlik amel işliyorlar ama bunu böyle konuştuğumuzda sanki hiçbir şey yapmayacakmışız gibi hiç bir mücadele etmeyecekmişiz gibi algılanmasın. Bunu böyle söyleyen alimler var mı? Evet. Bunu böyle söyleyen kimseler var mı? Evet. Yani ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki tebliğciyi dinleyen kimseler olmayacak. Nasihatçiyi dinleyen kimseler olmayacak.
İslam topraklarında kıyafet konusunda ne söylendi?
Kimsenin kıyafetine karışmayalım. Be canım kardeşlerim, kimsenin kıyafetine karışmayacağız da ya ben çıplak kadın görmek zorunda mıyım dışarıda her gün? Yani karışmayalım, evet, iyi karışmayalım da erkekler de komple şortla dolaşmaya kalkarlarsa ki başladılar dolaşmaya, kimsenin kıyafetine karışmayalım. Ya kıyafetsizlik var orta yerde. Kıyafetine karışmamak değil. Hiç kimsenin kıyafetsizliğine karışılmıyor ülkede. Yani bizde bir algı var. Kimsenin kıyafetine karışma. Canım Kardeşim, kıyafete karışan yok. Kıyafetsizlik var ülkede, kıyafetsizlik. Biz bu ülkede hiç kimsenin kıyafetsizliğine karışamıyoruz. Ne kıyafeti, kıyafet yok ki ortada, kıyafetsizlik var ve buna üzüntüm şu ve bunlar müslüman. Bunların anneleri babaları müslüman. Bunların aileleri, dedeleri, nineleri müslüman ve müslüman çocukları bunlar ve bu müslüman çocukları ne yazık ki kıyafetsiz ve adım adım cehenneme doğru yol alıyorlar. Adım adım cehenneme doğru yol alıyor. Bir islam ülkesi olarak nitelendiriliyor ya halk olarak, Allah muhafaza eylesin. Yani ne yazık ki o havuzun suyu zaman içerisinde kuruyup gidecek. Zaman içerisinde herkes Allah muhafaza eylesin. Küfür deryasına dalacak gidecek. O tarafa doğru yaklaşıyor insanlar. Rabbim muhafaza eylesin.
Eşcinsellik ve onunla ilgili davranışlar hakkında ne söylendi?
Kıymetli dostlar! Dilinizi koruyun, gözünüzü koruyun, elinizi koruyun, ayağınızı haramlardan koruyun, cinsel uzuvlarınızı haramlardan koruyun. Sevgili gençler! Harama dönüp bakmayın, harama el uzatmayın, haram bir ilişkiye girmeyin, haram bir ilişkiye girmeyin. Yapmayın, haramlardan fersah fersah kaçın. Sevgili canım kızlarım benim. Sevgili yavrularım! Ne olursunuz tesettürünüze dikkat edin, soyunmayın erkeklerin önünde. Sevgili erkekler, genç erkekler, genç yavrularım benim. Ne olursunuz, zinaya koşmayın. Kadınları, kızları baştan çıkaracağım diye uğraşmayın. Sevgili gençler! Sapkınlıklara gitmeyin. Ne olursunuz, şu eşcinsellere, eşcinsellere benzemekten uzak durun. Eşcinselleri dinlemeyin. YouTube’da onları takip etmeyin. Onları havalara sıçratmayın. Onların normalde daha da meşhur olmasına, daha da tanınmasına vesile olmayın. Bir kötülüğe vesile olmak, kötülüğü işlemek gibidir. Siz onları youtubelarda izledikçe, youtubede onları izledikçe kötülüğe yardımcı oluyorsunuz. Siz onları dalga geçmek için, kafa yapmak için veya herhangi bir şey takip etmek için, siz zulmediyorsunuz. Siz bu ahlaksızlığa, Siz bu ahlaksızlara yardım etmiş oluyorsunuz ve onlarla beraber haşrolacaksınız. Onlarla beraber yürüyeceksiniz. Allah muhafaza eylesin. Gönlüm arzu etmez bunu. O yüzden ona tebessüm etmek, onu takip etmek, onu tıklamak dahi, onu tıklamak dahi, onu desteklemektir. Onu desteklemektir. Yani düşünebiliyor musunuz? Eşcinseli destekliyorsunuz. Eşcinseli dinliyorsunuz. Düşünebiliyor musunuz? Eşcinseli seviyorsunuz. Allah insanları sevdikleriyle beraber halk eder. Yapmayın. Peygamberinizi sevin, Allah’ı sevin, Allah dostlarını sevin, müminleri sevin, anne ve babalarınıza hürmet edin. Bakın gün geçtikte anne ve babaya hürmet, saygı sevgi azalıyor. Kardeşlerin arasındaki hukuk bozuluyor. Akrabaların arasındaki hukuk bozuluyor. Komşuların arasındaki hukuk bozuluyor. Artık komşular birbirlerini tanımıyorlar. Artık komşular birbirlerine yüzlerini çeviriyorlar. Artık komşular birbirlerine zulmediyor. Kimisi çocuğu ağladı diye şikayet ediyor. Kimisi çocuğu gürültü yaptı diye şikayet ediyor. Sokakta çocuklar oynuyor diye şikayet ediyorlar. Çocukları dövüyorlar. Çocuklara kalkıp haksızlık yapıyorlar. Biz bu hale gelecek bir ümmet miydik. Bu hale geldik! Bakın bu hale geldik!
Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
Sen harama bakarsan, sabahtan akşama kadar haram bakacağım diye uğraşırsan, yok internette, yok cep telefonunda, yok sokakta, orda burda, haramla iştigal eder, haramla bakarsan, senin gözüne binbir tane perde iner. Gözüne sayısız perde iner, sen hakikati göremezsin. Sen doğruyu yanlışı seçemezsin. Sen sabahtan akşama kadar münafıkları dinlersen, kâfirleri dinlersen, sen sabahtan akşama kadar lgbt artıları dinlersen, sabahtan akşama kadar dinsizleri dinlersen, onlarla haşır neşir olursan, kalp kalp ana merkezse, bilgi toplayan yerler, gözler, kulaklardır.
Tarih boyunca İslam toplumları neden helak olmuştur?
Tarih boyunca kavimler hep burdan helak oldular. Refaha ulaşınca saptılar, azgınlaştılar.
İslam toplumlarında refahın artması neden bir sorun olur?
Refah içerisinde şımarıp azgınlaşıyorlarmış. Refahı bulan, şımarıp azgınlaşıyor. ibadetini arttıracağına, tevazusunu arttıracağına, Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmayı arttıracağına, Kur’an ve sünnet yolunda yaşamayı, Kur’an ve sünnet yolunda mücadele etmeyi arttıracağına, refahı bulan, rahatı bulan, azıp şımarıyor, sapkınlaşıyor.
Müslüman toplumlar neden azgınlaşıp sapkınlaşmıştır?
Müslüman toplumlar azgınlıklarını ve sapkınlıklarını arttırmışlar. Devasa binalara paralar yatırıyorlar. Lüks ve sefahat içinde yaşıyorlar. Lüks ve sefahatlarını arttırıyorlar. Bütün herkesin altında devasa lüks arabalar, devasa lüks evler. Bunu kendine hak görüyorlar.
Müslüman toplumlar neden israf eder?
Müslümanlar azdı ve saptı. Müslümanlar şımardı. Evet, hep beraber şımardık. Namazlarımız gevşedi, oruçlarımız gevşedi, tesettürümüz gevşedi. Helal haram duygumuz gevşedi.
İslam toplumlarında neden helak olmamıştır?
Cenabı Hak helak etmiş. ‘Biz bir ülkeyi yok etmeyi dilediğimizde (dikkat edin) biz bir ülkeyi yok etmeyi dilediğimizde, oranın zevk düşkünlerine, hakka uymayanlarına emrederiz. Fakat onlar dinlemeyip yoldan çıkarlar.
Mesnevî-i Şerîf 865-869. Beyitler Şerhi nedir?
Bu sevabın daha hoş olması için edep, adap, erkana riayet ederekten, heva heves konuşmadan öyle yaşayacağız. Disiplin! Haftada bir günümüz disiplinli geçsin. Bir saatimiz disiplinli geçsin. iki saatimiz disiplinli geçsin. Konuşmayalım boş şeyler. iki dizimizin üzerine oturalım. Nefsimiz o acıyı çeksin, çekecek. Dizimiz ağrıyacak, ağrıyacak. Ayağımız ağrıyacak, ağrıyacak kardeşim! O ağrıyı, o acıyı, o sancıyı bir müddet sonra unutacaksın, alışacaksın ona. Bir müddet sonra ağrımayacak, bir müddet sonra ayağın acımayacak. Sonra başın ağrıdığında ilaca koşmayacaksın. Ayağının ağrısını çektin ya, o acıyı hissettin ya, acıyla mücadele etme alışkanlığı oluştu sende. Şimdi adamın başı ağrıyor, avuç dolusu ilaç atıyor. Bir tarafı ağrıyor, avuç dolusu ilaç atıyor. Hiç acıya alışmamış. Bir tarafı ağrıyor aman aman aman aman aman aman! Dünyanın sonu geldi sanki. Bırak, sabret kardeşim. De ki benim bu günahlarıma kefarettir. Deki kim bilir nerde ne bir hata yaptım böyle oldu. Ya Rabbi, tövbe ediyorum günahıma, hatama, kusuruma, yanlışıma, nerde ne varsa. Senin başına bir bela, bir musibet, bir sıkıntı, bir hastalık, bir ağrı, bir sızı geldiğinde, nimet bil bunu. Nimet bil, nimet! De ki günahlarıma kefaret oluyor. Koşma hastane hastane. Günahına kefaret olarak düşün. Allah’ın bir lütfu, bir ikramı, bir ihsanı olarak düşün. Bir tarafın ağrısın, bırak ağrısın. Ağrımı seviyorum de. Sızımı seviyorum de. Muhakkak bu benim bir eksikliğimden meydana gelmiştir de, tövbe et. Ufak tefek hastalıkların var, bırak. Tedavi etmek için uğraşma. Uğraşma, temeli daha büyük hastalıklara meydan çıkarma. Adam şimdi bir başı ağrıyor, yüz tane doktor dolaşıyor. Hasta, psikolojik hasta. Adam iki öksürüyor diyor ki herhalde ya kanser oldum ya verem oldum. Gitmediği doktor yok. Bir de inanmıyor doktorlara. Bir de doktorlara da inanmıyor. Bir de bana diyor ki doktorlar benden bıktı artık diyor ikide bir de gittiğimden. Gitme dedim. Birisi de ne dese iyi bana. Sen dedi şeker hastasıymışsın, sen gitmiyor musun dedi. Hayır dedim. Böyle kaldı. Dedim Murat’a gittim bir iki sefer, kan tahlili yaptı dedim. Dedi ki şeker hastasısın hocam. Şunu şunu şunu kullan, tamam. Ondan sonra kendi kafama göre gidiyorum. Ya herru ya merru. Ara sıra Abdullah’a danışıyorum. Abdullah bu ara şeker düşmedi yavrum diyorum ben. O da öğrenecek ya, kaç? E yüksek işte. Kaç? E yüksek işte. Ne yapacaksın kıçını. Ondan sonra bir ilave daha hap. Söylesem tomarla getirecek bana. Haklı, doktor. Desem ki şeker bu, diyecek ki yani sıkıntılı bir durum. Şunu da içeceksin, bunu da içeceksin. Yok, en başta şunu diyorlar, hemen insüline başlamamız lazım. Ha Abdullah? Abdullah beyin cerrahlığına gitti de biraz yakamızı paçamızı kurtardık. Şimdi nöbetten kafasını kaldıramıyor. Şimli insanlar o disipline, o mücadeleye, o böyle dirayete alışkın değil. Bir sıkıntı olduğunda dağılıyor. Aile dağılıyor, çocuklar dağılıyor, anne baba dağılıyor, herkes dağılıyor küçücük bir sıkıntıda. Olmaz! Sufi disiplinin sufi acıya, ağrıya, sızıya, sancıya dayanıklı. Soğuğa, sıcağa, sufi asker gibi. Bizim askerliğimiz öyleydi. Uyumaz, yatmaz, kalkmaz, yemez, içmez, üşümez. Asker değil ya. Bildiğin bir demirden bir kütle ama o demirden kütle aynı zamanda sürünür, yatar, kalkar, eğitim yapar. Dağları deler. Asker o. E sufinin de ondan farkı yok. O yüzden sohbetlere gittiğinizde nereye giderseniz gidin, zikrullaha gittiğinizde, iki dizinizin üstünde oturacaksınız. Yayılmak, kaykılmak yok, böyle şey yapmak yok. Çünkü sen yayılırsan, yanındaki de yayılır. Sen gevşersen yanındaki de gevşer. Sen dağıtırsan senin arkandakiler de dağıtır. Aile de aynıdır. Aile de erkek dağıtırsa, geri kalan da dağıtır. Ailede anne dağıtırsa herkes dağıtır. Baba dağıtırsa herkes dağıtır. Anne baba dirayetli duracak. O çocuklarına dirayet öğretecek, mücadele öğretecek, gayret öğretecek, dağılmamayı öğretecek, derleyip toparlamayı öğretecek. Dik durulacak yerde dik durmayı, eğilinecek yerde eğilmeyi bilecek. Anne, baba, aileyi, öyle istikametli götürecek. O bir topluluk istikametli gitmeli. Dik durmayı bilmeli. Eğilmeyi bilmeli. Disiplini bilmeli. Öyle yürüyecek. O yüzden böyle nerde laylaylom yaparsanız, orda batarsınız. Disiplini elden bırakmayacaksınız. Bak nasıl us pus oldu ortalık. Sufi topluluk böyledir. Orda edep, adap, disiplin, riayet, liyakat devam eder orda. Orda heva, heves, nefis, şeytan, orda geçit yoktur. Disiplinlidir. Sonra sohbet biter, zikrullah biter, herkes çayını içer, sohbet eder, birbiriyle tanışır. Nahoş şeyler olmadan herkes edep adap dairesinde ne yapar? Hayatına devam eder. işte kim Allah’ı zikretti, o boyuna ne oldu? O zikrullahla cennet bahçesinde habire meyva dikti. Siz şimdi oturduğunuz yerde zikrullaha devam etseniz, bu da edeptendir. Sohbet dinlerken o kimse uyanık olayım sohbetin manasını da göreyim dilerse, isterse kalbinde zikrullah devam edecek onun. La ilahe illallah içinden devam edecek. Gönülden rabıtasını kuracak. Nerden bahsediyoruz? Cennet bahçelerinden bahsediyoruz. O kimse cennet bahçesi dediğinde, onun kalbinde zikrullah var ise tak, bir perde açılacak, her la ilahe illallah deyişinde meleklerin onun adına cennette meyva ağacı diktiğini ve anında meyva verdiğini ve her meyvada kendi ismini okuyacak ordan. Şehadet budur. Şahit olma budur. Bu neyle olur? O sufi zikrullahı kalbinde hiç eksik etmez. O sohbeti dinler. O sohbette sohbet eden kimse örneğin Hz. Ebubekir radiyallahu anh hazretleri dediğinde bir olay anlatıyor, o olay onun kalbinin perdesine gelir. O olayı canlı görür. Sohbet eden orda ki onu sohbet ederken, dinleyen onu canlı seyreder. Dinleyen onu canlı seyredince, sohbet edenle sohbet edenin sözüyle, yaşananın aynı olup olmadığını görür. Asıl şehadet odur. Bakın asıl şehadet odur. O yüzden sufi bir toplulukta dikkatli olmak gerekir. Sufi bir topluluğa herkes sohbet edemez. Sufi bir topluluğa herkes orda ders veremez. Sufi bir topluluğa sen bir şey, imamı Azam’dan bahsettin, imamı Azam’ın böyle fetvası var dedin, orda kalbi çalışan, içi çalışan bir kimse varsa imamı Azamı görür, rabıtasını kurar imamı Azam’a. Bu fetva senin mi der. Sufi topluluğa kadar sohbet etmek kadar tehlikeli bir şey yoktur. Ancak bunu bilmeyen cahil cühela insan kalkıp da bir sufi topluluğa sohbet etmeye kalkar. Önceden sufi topluluklarda zakirler, nakipler, nükebbalar hiçbirisi de sohbet etmezlermiş. Sebep? Olur mu olur, bir taraftan bir yan kaçırırız olur mu olur ya bir taraftan yan batırırız, ordan kalbi çalışan bir derviş vardır. Kalbi çalışan derviş onun hakikatini görür, madara oluruz. Hakikatini görür, hakikatini görünce tersinden bir dua ederse, sohbet eden kimse lal olur, konuşamaz orda. Örneğin Abdülkadir Geylani Hazretleri’nden bahsetti. Olmayan bir şeyi söyledi. Rabıtasını kurdu Geylani hazretlerine dedi senin adına yalan söylüyor, şikayetçiyim. Bitti. Veleddalin amin olur orda. Orda sohbet dahi edemez kolay kolay bir kimse ama öyle kalbi çalışan bir derviş topluluğu ise orası ben de sizi ona sevk ediyorum. Diyorum ki sohbet esnasında tevhide devam edin. Zikrullaha devam edin. Boşa kürek çekmeyin. işin hakikatine varın. Bu dünya gelip geçici. Mustafa Özbağ da gelip geçici. Alın ne alacaksanız. Dükkan çalışıyorken alın. Dükkan canlıyken, dükkanda mal varken alın doldurun dolduracağınızı. Yarın ne olur bilinmez. Siz günü kârlı geçirmeye bakın. Anı kârlı geçirmeye bakın. Dükkan açık mı açık. istediğin envai çeşit var mı var. Doldur kardeşim sepetine sen, doldur. Bitmez o dükkanın hazinesi, doldur. Doldurmanın yolu ne? Oturduğun yerde tevhidi çek. Edebini adabını muhafaza eyle. Yandaki yanıyormuş, Allah söndürsün. Burası er meydanı. Bak işine sen. Her yerin bir sahibi vardır. Oranın da sahibi vardır. Allah bizi affetsin. “Tur dağı Musa nurundan raksa geldi, kamil bir sufi oldu, noksan- Hani Musa aleyhisselam Tur-i Sina’ya çıkmıştı. Tur-i Sina’da dua ediyordu, Allah’ı zikrediyordu ve Musa aleyhisselam Cenabı Hak ile görüşürken, bulutumsu bir böyle bir şeyin içerisinde Allah’la konuşuyordu. Bunu eski ahitde de yeni ahitte de bazı hadisi şeriflerde de böyledir. Bulutumsu bir şeyin içinde. Bulutumsu olarak tarif etmişler, bulut diyemeyiz. Hani bazı şeylerde ağacın arkasından konuştu, ateşin arkasından konuştu, bunu Turi Sina da işte bulutun arkasından konuştu. Hani Musa aleyhisselam o esnada böyle hani öyle bir an geldi, öyle bir aşka geldi, seni göremez miyim dedi. Seni göremez miyim deyince göremezsin demedi. Dayanamazsın dedi. Göremezsin ayrı, dayanamazsın ayrı. Dedi ki bu Tur’a tecelli edeceğim, buna dayanırsan dedi, Tur’a tecelli ettiğimde dayanırsan. Tabii Musa aleyhisselam normalde o Tur’a tecelli edince, nasıl bir tecelli ise Musa aleyhisselam bayıldı kaldı ama diyor Hz.Pir diyor Tur’dağı o Cenabı Hakkın nurundan raksa geldi. Bakın bakış açısı çok farklı. Bu hadiseye bakarken orda bir neşe, orda bir pür neşe var. Cenabı Hak dağa tecelli etmiş, diyor ki dağ raksa geldi. Kamil bir sufi oldu. Demek ki Tur’a tecelli ettiği gibi senin de gönlüne tecelli ederse, kamil bir sufi olursun. Dağa tecelli ettiği gibi sana tecelli ederse, kamil bir sufi olursun. Dağa tecelli ettiği gibi senin aklına tecelli ederse, kamil bir akıl sahibi olursun. Dağa tecelli ettiği gibi gönlüne tecelli ederse, gönlün hazinelerle dolar. Sen Cenabı Hakkın sana tecelli etmesini iste. Onun tecellisinin yolu ne? Kalbinde zikrullah olsun. ‘Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım’ hadisi kutsisi sende tecelli etsin. Allah’ı zikret. Allah’ı tesbih et. Allah’ı tenzih. Gönlün Turi Sina olsun. Allah’ı zikret, gönlün cennet bahçesi olsun. Sen Allah’ı zikret. Sen Allah’ı zikretettikçe, o senin gönlüne tecelli edecek. Ben şuna inanırım, her zikrullahta o gönle tecelli eder. Çünkü kimin gönlünde Allah’ın zikri varsa, gönlünde Allah vardır. Kimin dilinde Allah’ın kelamı varsa, onun gönlünde Allah vardır. Kim de Allah rızası, düşüncesi, aklı varsa, onun aklında Allah vardır. Akıl da Allah’la yoğrulmalı. Gönül de Allah’la yoğrulmalı. O zaman o kimsenin akıl ve gönül birliği olur. Akıl ve gönül birliği olunca barışır. Koşar ikisi beraber Allah’a doğru. O zaman biz Allah’ı zikirle hemhal olalım. Allah yolunda hemhal olalım ki kamil bir sufi olalım. Dağ, taş, kamil sufi olmuş. insan neden olmasın, sen neden olmayasın, ben neden olmayayım? Turi Sina kamil bir sufi olur da insan kamil bir sufi olmaz mı? Turi Sina’ya, dağa, taşa, toprağa tecelli eden, sana tecelli etmez mi? Sen halifesin, dağa tecelli eden insana mı tecelli etmez? Halifesin, sana da tecelli eder. Sen Allah’ı zikre devam et. “Daha bir aziz sufi olursa şaşılacak ne var? Musa’nın cismi de bir ke- mik parçasından ibaretti.” E dağ bir sufi olursa bunda şaşılacak ne var? Çünkü Allah ona tecelli etti. E Allah sana da tecelli ederse sen de kamil bir sufi olursun ve diyor ki Musa’nın cismi de bir kemik parçasıydı. Musa da da kemik var sende de var. Musa da da et var sende de et var. O da hava toprak su ateşten yaratıldı, sen de hava, toprak, su, hava ve ateşten yaratıldın, son dönem tahtayı da ilave ettiler biz de ama yani sonuçta anasırı erbaa dediğimiz bu maddelerden yaratıldı. O zaman sen de neden derviş olmayasın? Sende neden bir kamil sufi olmayasın? Sen de neden iyi bir mümin olmayasın? Bunun için seni durduracak bir şey yok ki! Allah bizi onlardan eylesin. Önümüzdeki cumartesi aşuremiz var inşallah. Önümüzdeki hafta herhalde aşureden sohbet ederiz. Konu başlığında kaldık. ‘Yahudi padişahının bu söze ehemmiyet vermeyip inkar etmesi. Kendisine nasihat edenlerin nasihatlerini kabul etmemesi’nden devam edeceğiz inşallah. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayırlı olsun. Selamünaleyküm. (12.
Mesnevî-i Şerîf 854-864. Beyitler Şerhi neden önemli bir konudur?
Mesnevî bir Kur’an tefsiridir. Mesnevi içinde dörtbinin üzerinde ayeti kerime bulunduran, altıbinin üzerinde hadisi şerif bulunduran, bir tefsirdir. Bunu normalde bir kimse herkes şimdi böyle hani elimizdeki biz değeri, elimizdeki kıymeti görmüyoruz. Sufiler için bu mükemmel bir tefsirdir.
Ad kavmi neden rüzgarla helak olmuştur?
Bütün her şey Allah’ın emrinde. Allah’ın takdiri ile hareket ediyor. Hiçbir şey onun emrinin dışında değil. Onun takdirinin dışında değil. Yine biz Hz.Pir den devam edelim bu beyiti açıklamak için Divanı Kebir’den: ‘Yarabbi, rüzgarları gösterdin yelpazeyi gizleme, yelpazeyi görmek temiz kişilerin gönüllerine ışıktır. Sebebi gören gerçekten de surette, şekilde kalır. Sebebi yaratanı gören, mânâ nurunu görür. Suret ehli bir boncuk arzusu ile can verirler. Mana denizinin ehli ise incileri bile değersiz görürler. Ne kadar sebep varsa hepsi de onun gölgesidir. Allah sebepsiz diye her şeye sebep kılmıştır. Sebebi yaratan ile sebep birbirinin aynasıdır.
Mesnevî-i Şerîf 854-864. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?
Cuma günü, namaz vakti, cuma namazına gidince, kurtlar süreye saldırmasın, yağmalamasınlar diye böyle yapardı. Hiç bir kurt çizgiden içeri girmezdi. Hiçbir koyun da çizgi dışına çıkmazdı.”
İmam Ahmet Hazretleri neden bayılmıştır?
Tabii o tecelliyatın altında eziliyor imam Ahmet, bayılıyor.
Allah erinin dairesine girmek neden önemlidir?
Bir Allah erinin dairesinin içine girmek lazım. Bir Allah dostunun çizgisinin içine girmek lazım ki kurtlar o kimseyi parçalamasın.
Din erbabı ne demektir?
Din erbabı dediği o sıddıklar, o müminler, onlar şehvetlerinin kulu kölesi olmazlar. Onlar şehvetlerini ilah edinmezler. Onlar şehvetlerinin peşinden gitmezler. Onlar Allah’ın haramlarına dikkat ederler.
Bu sebep kelimesinin Türkçesi nedir?
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû LÂ İLÂHE İLLALLÂH LÂ İLÂHE İLLALLÂH LÂ İLÂHE İLLALLÂH Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn Geçen haftadan, kaldığımız yerden, 845’i okumuştuk, 845’ten devam “Bu sebep kelimesinin Türkçesi nedir denirse iptir diye cevap ver. Bu ip, bu kuyuda ne işe yarar? Çıkrığın dönmesi, ipin sarılıp koyverilmesine sebeptir. Fakat çıkrığı döndüreni görmemek hatadır.”
Çıkrığın çevrilmesiyle ilgili ne söylenmektedir?
Çıkrığın çevrilmesi cebriye değil. Şimdi cebriyeden de aynı zamanda bahsetmiş olalım, bu çıkrığın çevrilmesi kaderiye de değil. Bu çıkrığın çevrilmesinde bir irade var. Bu irade ne? insanın kendi iradesi. insan kendi iradesiyle ne yaptı? O çıkrığı çevirdi. Cebriyeciler, burdaki insanın iradesini de Allah’a bağlarlar. Derler ki sen Allah bunu böyle istedi senin üzerinden, Allah bunu emretti. O yüzden sen o çıkrığı çevirdin. Bunda senin herhangi bir dahlin yok der. Kaderiyeciler de der ki Allah bunu emretmedi, başıboş bıraktı seni. Bu rüzgara savrulmuş yaprak gibi yani senin kaderinde vardı sen de ona böyle rüzgara bırakılmış yaprak gibi onu da çevirdin der. Burda ehli sünnet de der ki hayır. Burda Cenabı Hak sana bir kendi külli iradesinden bir irade verdi. O iradenle sen bu çıkrığın üzerinde işlem yaptın ve sen bu iradenden dolayı sorumlusun der. irade bizde imtihanın sebebi olmuş olur. O çıkrığı çevirecek olan bir irade lazım. O irade bir güç sarf edecek oraya, bunu söyler ehli sünnet.
Dünya ve sebep ipleriyle ilgili ne söylenmektedir?
Dünyada bu sebep iplerini sakın ha, sakın ha, bu başı dönmüş felekten bilme. Sakın ha bunu dünyanın kendi kendine oluşturduğunu görme. Öyle bir şey yok veyahut da bütün her şey başıboş dönen bu şeylerden olacak diye böyle bir şey de düşünme. Allah muhafaza eylesin. Cenabı Hak her şeyi bir hesap üzerine yarattı, her şeyi bir kitap üzerine yarattı. Hesapsız kitapsız yaratılan, hesapsız kitapsız dönen, hesapsız kitapsız olan bir şey yok. Her şey bir hesap üzerine.
Mesnevî-i Şerîf 843-845. Beyitler Şerhi konusunda ne söylenmektedir?
O yüzden diyor o su yolunu yapan, eden, getiren, götüren, sevap olan hepsi diyor cennetlik olmuş. O bölgenin insanı cömert insanlar diyor. O bölgenin insanı. Şimdi diyor onlar yeniden su yolunu tamir edecekler, küngleri tamir edecekler kırılanları, bu suyu düzeltecekler. O düzeltenler de diyor cennetin sekizinci katına çıkacaklar. Bunu da görmedin diyor. Sonra bu da şeyhimden seddar Allah diyor, tekrar kayboluyor göz önünden.
Mesnevî-i Şerîf 843-845. Beyitler Şerhi nedir?
Siz namazı ol bakın tekrar aynı konuya geldik, cumhuriyetin ilk yıllarında böyle bir şey tartışıldı mı tartışılmadı bilmiyoruz şimdi aynı noktaya geleceğiz. Yani namazın şeklini değiştirme kanun yoluyla mesela işte islâmın hukukla alakalı kaidelerini kanun yoluyla Kur’an’dan kaldırma, yeniden bir Kur’an yazılması ve bu yeniden yazılan Kur’an’ın içerisinde hukukla alakalı bütün ayetlerin yok edilmesi. Bu hala da Türkiye’de tartışılan bir mesele.
İslam dünyasında dini kavramlara karşı yapılan tartışmalar nelerdir?
Bu gavurcuklar diyorlar ki bunlar hala da namaz kılacağız diye uğraşıyorlar. Namazları değiştirelim. Hala da istanbul kurgu diye tutturuyorlar. Bunlar hukuku ellerinden alalım hala da bir mezhebe bağlı yaşayacağız diye uğraşıyorlar. Şunların bir mezhepsizlik önlerine koyalım. Hala da bunlar işte bir Mürşide gideceğiz, bir şeyhe gideceğiz, yok işte dinimizi öğreneceğiz yok orada işte mana mızı biz tekrar sahibi olacağız diye uğraşıyorlar. Bunları biz yok edelim diye uğraşıyorlar.
Türkiye’de tarikatlar ve dervişlerle ilgili mevcut sorunlar nelerdir?
Ya ne yapıyoruz kardeşim biz ya biz bu ülkede ne yapıyoruz ben otuz yıldan beri sufi topluluğun içindeyim. Bir tanesinden bıçak mı buldular. Onca basıldık, polisler bastı bizi jandarmalar bastı miti bastı bir basamağa Sana gelen gelene sorgulayan zorlama. Hala da devam ediyor, aranızda dolaşıyorlar. Hala da soruyorlar, soruşturuyorlar. Sorsunlar. Soruştursunlar, rahatsızlığımız yok. Bir tanesinden bir çakı bıçağı bulunmamıştır. Bir tanesinden silah bulunmamıştır. Bir tanesinden uyuşturucu bulunmamıştır. Bir tanesinin devletle işi olmaz. Bir tanesinin herhangi bir dergahı, tekkeyi kullanaraktan bir yerlerden bir şeyler aşırılığın bir yerlerden bir şey devşirelim yok.
Dindar görünümü altında yapılan faaliyetler nelerdir?
Bunlar dindar görünümü altında yapıyorlar. Dindar o kimse, sakalı var, medyatik, çıkıyor hadislere bir salvo bay atıyor herkes Profesör ya veya tüfeğin anca yazar veya filanca bürokrat veya filanca kimse önemli bir kimse ne varsa atıyor ortaya, bunun önüne geçemiyoruz ve heva ve hevesinden konuşmadı ayeti kerimesini inkar ediyorlar. Heva ve hevesinden davranmadı ayeti kerimesini dolaylı olarak inkar ediyorlar.
Heva ve hevesinden konuşmadı ayeti kerimesini inkar edenler neler yaparlar?
Dolaylı olarak deseler ki bu ayeti kerime biz inkar ediyor, sen kafirsin diyeceğiz. Dolaylı olarak inkar ederse bizdenmiş gibi görünüyor. Bir de ilim ehli oluyor. Biz bunun farkında değiliz. düz zehirin rengi yeşil çünkü zerrin rengi kırmızı olsa biz böyle diyeceğiz ki. Hayır biz bu şırıngayı kendimize vurdurma izleyeceğiz veya sarı olsa veya mavi olsa ama yeşil şırıngaya hazırız biz. Neden? Rengi yeşil çünkü. Rengi yeşil olunca bizden göründü.
Din örtüsü altında dinsizlikten en büyük tehlike nedir?
En büyük tehlike din örtüsü altında dinsizlikten, en büyük tehlike bu bunun farkında değil. Ümmeti Muhammed ya bir kimse herhangi bir mezhebin herhangi bir böyle zayıf noktasından tutuyor, bütün mezheplere laf söylüyor. Biz yani evet ya olur mu öyle bir şey ya. Şimdi işte kadının eli dokundu, abdest bozuldu. Bu zamanda bu olacak bir şey mi ya? Böyle söylediğinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşinin bize naklettiği olayı inkar etmiş oluyor. Bir mezhebi inkar ediyor öyle de sanki böyle bir içtihat var ama bir bu işte adın yeniden güncelleneceksin. Yeni bir içtihat getirmesi lazım.
İslam mezhepleri arasında farklılıklar nelerdir?
Kabul ederim ama sen tamamı niyetiyle reddedince bütün mezhepleri de aynı kefeye koyunca, din adı altında dinsizlik var. Sen hani Hz. Pire rehber olan o sebepler dediğin an, o hakikati sen reddetmiş oluyorsun. Oysa onda bir zenginlik var. Onda bir zenginlik var. Tabii başa gelen biliyor, bir kimseye eşini üç talak boşadım diyor, müşterek boşadım dediği zaman bir mezhebe göre boşamış kabul ediyor üçünü de. Bir tane ek olarak kabul ediyor. Öbür mezheb imamı diyor ki bu üçünü bir söylediğinde bir tane kabul edilir. işte şu şöyledir, bu böyledir. Sinirli midir değil midir, onlar evliliğini kurtaracak yer arıyor.
Mesnevî-i Şerîf 840-843. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
E, bu şimdi Kur’an kafamıza göre, Allah kafamıza göre, peygamber kafamıza göre, hadisler kafamıza göre, e bu şeyh de kafamıza göre olsun! Onlar kafana göre olduktan sonra, o da olması lazım. O zaman din kalmadı! Allah muhafaza eylesin.
Çıkrık döner, iple sarkıtınca içerden suyu çeker mi?
Çıkrık döner, iple sarkıtınca içerden suyu çeker. Çıkrık sebeptir ama o çıkrık tek başına kolunu döndüren bir güç olmadıkça suyu çeker mi? Çekmez. O zaman o çıkrığa kovayı daldırıp çıkrığı çevireni gör.
Çıkrığı kim döndürecek?
Oğlun. Oğlum git şu kuyudan bir kova su çek gel. Suyu çektin mi? Çektim baba. Aaa, ne ile çekti? Çıkrıkla. Der miyiz çıkrık suyu çıkardı diye? Demeyiz. Ne deriz? Kim, kız, oğlan önemli değil, işte hanım veya kim, çıkrığı aldı geldi deriz.
Mesnevî-i Şerîf 838-839. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?
Hücrelere dağılır gibi dağılıyorlardı ve rüzgar Hud aleyhisselamın şehrinde tabiri caizse, yılan gibi dolanıyor, nerde kafir var, anında dondurup, anında fırlatıyordu. Evlerinin içinden dahi, evin içerisinde yemek yiyor, yemek yiyor dikkat edin, ekmek donmuyor elindeki ama kafir donuveriyor ve kafir donduktan sonra bir rüzgar un ufak oluyor. Enteresan, müthiş bir şey, bu öylesine müthiş bir şey ki bunu görenin secdeden kafasını kaldırmaması gerekir. Öylesine müthiş bir şey bu, öylesine şehadet edilecek bir şey bu böyle işte rüzgarın böyle işler yaptığını gören o kafirler saklanacak yerler arıyorlar. Kimisi odalara saklanıyor, kimisi sandıklara saklanıyor, kimisi mağaralara saklanıyor, kimisi devasa villalarında hizmetçilerinin arkasında. Öyle enteresan bir şey ki rüzgar kapının deliğinden giriyor, anahtarın deliğinden giriyor, kapının altında küçük bir aralık var ya, rüzgar o aralıktan giriyor, süzülüyor rüzgar ve odanın içerisine girdiğinde vahşi bir aslan gibi oluyor anında böyle çoğalıp köpürüyor tabiri caizse, adam buz gibi oluyor ve vurduğu zaman duvara unufak oluyor. Bildiğiniz toz oluyor. Bildiğiniz toz bulutu oluyor. Bu insanın gece bir taraftan uykularını kaçıran bir şey. O Hud’un kavminin başına gelen helakı bir kimse görse şek şüphesi kalmaz, günlerce azab bekler. Öylesine muhteşem bir incelik var, öylesine muhteşem bir sanat var. Allah’ın kudretinden, kuvvetinden kurtulmak mümkün değil. O bir şeye ol dediğinde, alternatifi yok onun. O Salih Aleyhisselam’ın kavmine gelen o çığlık var ya seyretmek dahi büyük ürperti, seyretmek. O çığlığı sadece kafirler ve müşrikler duyuyor. Sadece mürtedler duyuyor o çığlığı ve bir Müslümanla bir kafir çarşıda yan yana giderken birisi donup kalıyor. Birisinin annesi kafir, oğlu mümin, annesi o çığlıkla donup kalıyor. Oğlan hayretle ona bakıyo hani buna ne oldu diye. Herşey Allah’ın emrinde. Sanki bir çip var, kodlanmış, o çığlık kodlanmış, kime gideceğini biliyor.
Türkmenlerin köpekleri nasıl davranır?
Türkmenlerin köpekleri, çadır kapısında misafire yaltaklanmış ama çadır yanına yabancı biri uğrayacak olursa köpeklerden aslancasına hamleler görür.
Ateşin Allah’ın kılıcı olarak ne anlatılmaktadır?
Ateş dile gelmişti? Kime? Yahudi’ye. O Yahudi padişah içine attığı Müslümanları ateş yakmayınca ateşe hitap etti. Dedi ki ne oldu senin dedi tabiatın mı değişti? Sen yakardın, yakmaz oldun. Garezin bize mi dedi. Niçin sen benim içine attığım insanları yakmıyorsun? Bu sefer de ateş dile gelmişti. Demiştiki ey şaman, ben yine o ateşim, ben yine yakarım. Hele bir gir içeri, harareti mi gör. Ben Allah’ın kılıcıyım, onun izniyle keserim dedi ve devam etti söze.
Mesnevî-i Şerîf 823-830. Beyitler Şerhi neden önemli?
Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah
Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn
ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn
“O Yahudi padişahının ateşe itâb eylemesi.”
İnsanoğlu tabiat kanunlarını değiştirebilir mi?
İnsanoğlu denize kaldırma kuvvetini veremez. insanoğlu denizin kaldırma kuvvetini keşfeder. insanoğlu denizin içindeki hücreleri yaratamaz. insanoğlu denizin içindeki hücreleri keşfeder. insanoğlu rüzgarlara yön veremez, rüzgara yön tayin edemez ama insanoğlu rüzgarın ne tarafından eseceğini hesaplar. insanoğlu ayın saatini ve dakikasını, dönme hızını değiştiremez. Ama ayın tespit eder kendi matematiğini, dünyaya göre ne zaman nasıl döner, ne zaman nerde olacağını matematiksel olarak insanoğlu hesaplar ve keşfeder. insanoğlu varlık aleminde bir şey yaratamaz. Yaratma gücü yoktur. Yaratan Allah’tır. Yaratan Allah’tır.
İsa (a.s.) ne yaptı?
Dedi ki Ya Rabbi! Bana inanan bu on kişi benden dedi gökten sofra istiyor. Sen küllü şeye kadirsin. Ya isa! Kaldır kafanı. Duan kabul edildi ama onlara söyle, onlar gökten inen bir sofrayı ertesi güne bırakmasınlar. Dağıtsınlar. Her gün sofraları iniyordu. isa(a.s.), onlara bir esma verdi. Dedi ki benli bensiz bu esmayı okuduğunuzda, size yetecek kadar rızık, her zaman için sofradan inecek dedi. Burayı tefsir kitaplarında okuyamazsınız. Her böyle olağanüstü bir mucizenin veyahut da velilerde görülen kerametlerin esması vardır. Onu bir derviş yaşarken bir hal zuhur ederse ama rüyasında üstadı ona söyler ama halinde söyler, ona bir esma söylenir. Bu halden bu esma ile geçeceksin diye. Halbuki biliyorsundur sen o esmayı, evet, ama o söyleyince esmanın şekli, şemali, hüviyeti ve işlevi değişir. Sen gidersin, başka bir şey de onu okursan, olmaz. Ya dersin ki halim de bana ‘Hay’de dedi, ben ‘Hay’ dedim, böyle oldu. Şimdi ‘Hay’ diyorum, hiçbir şey olmuyor. Olmaz, olmaz! O işin inceliği, sırrı o. isa(a.s.) da onlara bir esma verdi. Karnınız acıktığında dedi bu esma’yı okuyun. Nerde olursanız olun, Cenabı Hak sizi nimetlendirecek ama dedi gelen yemeklerden ertesi güne saklamayın, ayırmayın. Allah Gafur, Rahim’dir. Size hep size bir şekilde yemeğinizi indirilecek dedi. Ne yaptı havariler bir müddet sonra? Azgınlaştılar. Bir müddet sonra köreldiler. Bir müddet sonra ne yaptılar? Yemeği ertesi güne sakladılar ve gökten sofra kesildi.
Hz. Ömer’e mektupla ilgili ne söylendi?
Hani meşhurdur ya, her sene Nil, bir müddet kan akarmış, kırmızı görünürmüş. Mısır fetholunca mektup yazmışlar Hz. Ömer efendimize. Burda tuhaf bir durum var. Ey Emire’l Müminin, burda belirli zamanlarda kıptilerin bayramı var, dini ibadetleri var. Nil o gün kırmızı akıyormuş. Allah Allah! Mektup gelir Hz. Ömer efendimize. Yazar mektuba karşılık. Ey Nil! Ey Nil! Ya kendi fıtratında akarsın ya da ebediyen kurursun. Altına imza, Hz. Ömer. Ulağa der ki ne gün işte filanca ayda kırmızı akıyor. O kırmızı akacağı gün diyor bu mektubu Nil’e at, Nil’e at bu mektubu. Bütün Kıptiler toplanıyorlar. O gün onların dini ibadetleri günü ve Nil o gün kırmızı akacak. Kırmızı akarken o sahabe Bismillahirrahmanirrahim, Ey Nil Bu sana Hz. Emirel mü’minin olan Ömer’in mektubudur. Tak atıyor Nil’e. Nil dosdoğru kendi renginde akmaya başlıyor. Ondan sonra Kıptiler, Müslüman oluyor bir kısmı.
İnsanların kusurlarını araştırmak ne tür bir günahdır?
Kimsenin kusurunu araştırma. Bunu kendine distur et. Bunu kendine distur et. Derviş kardeşler, sufi kardeşler! Ümmeti Muhammed, insanların kusurlarını araştırmayın. Araştıran kimse, araştıran kimse, araştırmada durduğu müddetçe, günahı kebair işledi. Gözüne görünmeyen günahı kebairlerden birisi. Biz günahı kebairi, içki içmek, kumar oynamak olarak biliyoruz sadece. insanların kusurlarını araştırmak da günahı kebairdir. Hem de insanları ifsad eden, insanları bozan, toplulukları yıkan, aileleri yıkan, milleti dağıtan, devleti çökerten, islam ümmetini çökerten, en büyük günahı kebairlerden birisidir bu. insanların kusurlarını araştırmak ve insanların geçmişte yapmış oldukları hata ve kusurları onların önüne koymak ve ikidebir de o kimsenin o hatasını yüzüne vurmak, ikide bir de onun önüne koymak, ikide bir de onun önüne koymak, bunu çocuklarımız yapabilir. Bunu eşlerimiz yapabilir. Bunu normalde akrabalarımız yapabilir.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?
Kadınlar, erkekler birbirlerinin cep telefonlarını kurcalıyacaklar, karıştıracaklar, birisi birisiyle kadın isminde, erkek isminde, şunda bunda, merhaba demiş, selamlaşmış, öyle olmuş, böyle olmuş. Zina etti anında! Telefonu eline geçiren diyor ki eşi ile alakalı zina ediyor. Bu beni aldatıyor. Allah Allah, gördün mü, gördün mü kardeşim? Görmedin. E görmediğin bir şeyin üzerine nasıl hükmettin? Telefondaki mesajlaşmadan hükmettin. Başka bir şeyden değil. Sen nerden buna böyle gittin? Allah muhafaza eylesin.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Münafık bir kimse Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin aleyhine konuşur mu?
Ancak münafık bir kimse, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin aleyhine konuşur.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Münafık bir kimse Allah’ın velilerine, dostlarına, dostlar hakkında yanlış şeyler söyler mi?
Ancak münafık bir kimse Allah’ın velilerine, dostlarına, dostlar hakkında yanlış şeyler söyler, yanlış şeyler konuşur.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Münafık bir kimse müminlerin arkasından laf dolaştırır mı?
Ancak münafık bir kimse müminlerin arkasından laf dolaştırır. Onları dedikodu, gıybet eder.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 816. Beyit Şerhi
Hikmet nedir?
Hikmet, bir meselenin özüdür, ilmin özüdür, ilmin özü. Bir şey vardır, bir şeyin özü hikmettir. Siz bir kitap okursunuz, kitabın özü bir cümledir. Kur’an-ı Kerim, Kur’an-ı Kerim 6666 ayet-i kerimeden müştekildir ama Kur’an’ın özü fatihai şerifededir. Bakın bütün Kur’an’ın hikmeti, öyle söyleyelim, fatihada cem olmuştur. Fatihanın içerisinde ‘elhamdülillahirabbilalemin’de cem olmuştur, fatihada. Diyebiliriz ki Kur’an, ‘elham, elhamdülillahirabbilalemin’ de cem olmuştur.
Batı neden Müslümanları düşmanlar olarak yetiştiriyor?
Batı komple çocuklarını islam düşmanlığının, Müslüman düşmanlığının, Türk düşmanlığının üzerine yetiştiriyor. Biz bunu görmek istemiyoruz çünkü batının kuyruğu olmaya çalışıyoruz. Adım adım adım adım onlara benzemeye çalışıyoruz. Adım adım, kültürümüz, yememiz, içmemiz, oturmamız, kalkmamız, evlenmemiz, boşanmamız, hukukumuz, adaletimiz, kanunlarımız, sokaklarımız, evlerimiz, barklarımız, her şeyimizi batılılara benzetmeye çalışıyoruz. Kılık kıyafet dahil. Kılık kıyafet dahil. Bugün namazgahtan aşağı doğru iniyorum. 13 14 yaşında bir kız çocuğu her tarafı yırtık bir tane kot pantolon giymiş. Her tarafı yırtık, yırtık modası var ya, kendi kendime dedim ki ya bu insanlara dedim yırtık bir şey giydirmek mümkün mü ya çoluğa çocuğa ona buna. Mümkün değil ama birisi bir tane yırtık modası çıkarıyor Avrupa’dan, bütün herkes yırtık giyiyor. Allah’ım dedim kendi kendime ya hadisi şerif aklıma geldi. ‘Adım adım uymadıkça, kıyamet kopmaz.’ Adım adım uyuyoruz, yırtık modası var yırtıyoruz, sökük modası var, söküyoruz. Ordan düşük, düşük bel modası geliyor. Bütün beller düşüyor. Ardından bilmem hangi hatun poposunu gösteriyor, popo modası çıkıyor, haydi kotlar yukarı çıkıyor, popolar dışarı. Adım adım ya! Adım adım. Adım adım. Dünya Müslüman için zindan. Hadi iman ettim, yapma. Ne acı değil mi! iman ettim, yapma.
Mesnevî-i Şerîf 790-799. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
Her gün sivil katliamı, Afganistan’da, Pakistan’da! Sivilleri düğünü düğünü ya düğünü, düğünü bombalıyor Amerikalılar Afganistan’da. Bildiğiniz düğün. Millet toplanmış düğün yapıyor ya. Normal! Bosna’da Sırplar pazaryerini bombaladılar. En kalabalık nerde olur insan, pazar yerinde olur. Bir bomba ile fazlaca katliam yapalım diye Bosna’da pazar yerini bombaladılar. Bunlar için normal. Hiroşima’ya bomba atmış bir zihniyetten bahsediyoruz. iki tane şehri, iki tane atom bombası ile yerle yeksan eden bir zihniyetten bahsediyoruz. Kimle dost oluyorsun? Bir zihniyet düşünün, gidiyor atom bombasını atıyor. Biz atom bombası olarak biliyoruz. Atom bombası olup olmadığı da belli değil. Nasıl bir bomba geliştirdi ise nasıl bir bomba geliştirdi ise hala daha ot çıkmıyor oralardan. Bildiğimiz ot, bildiğimiz ot çıkmıyor. Hala da zihniyet bu. Bu zihniyetten ne bekleyeceksiniz? Ama Müslüman dünya bekliyor. istan dünya katiline aşık, islam dünyası. islam dünyası ne yazık ki zulmeden zalime aşık. islam dünyası böyle kendi kardeşine kendi arkadaşına değil, Müslüman bir kimseye değil, nerde gavurlarla işbirliği tutan var, ona aşık. Bizde de var böyle bir çarpıklık, var bizde. Gavur aşığıyız hepimiz, gavur aşığı! Gavurları Müslümanlardan fazla seviyoruz. Münafıkları Müslümanlardan fazla seviyoruz. Kâfirleri Müslümanlardan fazla seviyoruz. Günahı kebbair işleyenleri, harıl harıl açıktan günah işleyenleri Müslümanlardan fazla seviyoruz. Bir müslümanı eleştirmede, üstadız. Evet, bir mümini eleştirmekde, bir mümini yere batırmakta üstadız, üstad üstad! Bir mümin nasıl batırılır, gelip Müslümanlardan öğrenecekler? Allah bizi affetsin. ‘Halbuki senden doğunca havası hoş rengi güzel bir aleme gelip, dar bir zindandan kurtuldum.’ Önceden burdan kurtulmak, anne karnından kurtulmak, ölüm gibi geliyordu ama şu dünyaya geldim, bu dünyaya gelince harika bir yere gelmişim. Daracık, karanlık bir yerden aydınlık geniş bir yere gelmişim. “Şimdi şu ateş içindeki sükun ve rahatı bulunca dünyayı ana rahmi gibi görmeye başladım.” Şimdi bu mana alemini görünce, bu seyri sülüktaki manaları görünce, manadaki perdelerde yaşamaya başlayınca, sonsuz alemleri seyran etmeye başlayınca, sonsuz alemleri seyran etmeye başlayınca, dünya küçücük geldi bana. Dünya daracık geldi. Dünyaya sığmaz oldum. Dünya o kadar küçüldü çünkü. Ya o manevi alem? O Elhamdülillahi Rabbil Alemin diyen Allah’ın alemlerini seyran etmeye başlayınca, bu dünya bana küçücük bir şey geldi. Hani Hz. Ali radıyallahu anh hazretleri demiş ya ‘dünya benim tırnağım üzerindeki su misali’ diye. Abdülkadir Geylani hazretleri demiş ya, ‘dünya benim avucum kadar’ diye. Dünya onlara dar geldi. “Bu ateş içinde bir alem gördüm ki her zerresinde bir İsa nefesi var.” Bu dışardan ateş görünen bu manevi yolculukta bu dışardan ateş görünen, garip görülen, hiçlik gibi görünen, yokluk gibi görünen bu manevi yolculuğa başlayınca baktım ki buranın her adımında bir isa nefesi var. isa nefesinin özelliği neydi? isa(a.s.), ölüleri diriltirdi, nefes ederdi onlara. isa(a.s.), alaca hastalığını geçirirdi, nefes ederdi. isa(a.s.), kırılan dökülen kolu bacağı kırılmış, yanmış, yıkılmış olanları üfler, mest eder, onlar şifa bulurdu. isa nefesi bu. Ölüyü dirilten mânâsına gelir, hastalığa şifa veren mânâsına gelir. işte diyor ki sen bu mana alemine yürüyünce, bu manaya geçince, bütün hastalıklarına şifa bulursun ve isa nefesi. Bu hastalık zahir hastalıklar değildir. Bu hastalıklar manevi hastalıklardır. Bu manevi hastalıklarına şifa bulursun. Herkes sufilerin zahir hastalıklara şifa bulduğunu düşünür. Değil. Sufiler zahir hastalıklara dokunmazlar. Onlar için zahir hastalıklar sufiler için hamd kapısı, şükür kapısı, sufiler için zahiri hastalıklar Allah’a her dem, her dem, zikretme, anma, Allah’ı hatırlamak kapısı. Sufiler için zahiri hastalıklar bir lütuf, bir ikram. Sevgiliyle hediyeleşme, sevgiliyle aranı sıcak tutma işidir. O yüzden sufiler zahiri hastalıklarından şikayet edip onlara derman bulmak için fazla uğraşmazlar. Ta ki ölçü nedir? Etrafa zarar verinceye kadar. Etrafa zarar vermeye başlarsa, o zaman sıkıntıdır. Allah muhafaza eylesin. “Şekli yok, kendisi var bir cihan. O zahiren var olan dünya ise sebat- sız şekilden ibaret.” Bu mana aleminin şekli yok ama kendisi var. Bu mana aleminin tartısı, ölçüsü yok ama kendisi var. Bu mânâ aleminin köşesi yok ama kendisi var. Bu öyle bir mânâ âlemi ki bura giren dönmek istemez. Buraya giren dönmek istemez. Döndürüldüğünde de kendi kendine ahu efkan eder. Nerden gene düştüm bu ateşin içine der. “Ana, analık hakkı için gel gir. Bu ateşin ateşlik hassası yok. Ana gel gir. Tam talih ve devlet zamanı. Ana, gel gir, devleti elinden kaçırma.” Ana gel, analık hakkı için gel yani sen benim annemsin. Benden bir hakkın var. Bu hakkın için gel. Bu ateşin yakıcı özelliği yok. Bu ateşin yakma özelliği gitmiş. Görüntüde bu yakıcı ve yanıcı değil. Bu yakıcı ve yanıcı olmayan ateş seni aldatmasın. Seni kandırmasın. Tam talih ve devlet zamanı. insanlar öyle bir zamanda öyle bir imtihanla karşılaşırlar, o imtihanla ebedi hayatlarını kurtarırlar. Bir can verirsin, ebedi hayatı satın alırsın. Bir lira verirsin, ebedi hayatı satın alırsın. Bir nefes, Lailahe illallah dersin, ebedi hayatı satın alırsın. Bir kimseye umulmadık bir yerde, umulmadık bir zamandaelinden tutarsın, ebedi hayat kazanırsın. Ebedi hayat! insanların öyle bir imtihan, öyle bir cendere, öyle bir sıkıntı zamanları vardır ki o zaman da orda bulunan ebedi hayat kurtarır. Bedir gibi, bakın Bedir ashabı gibi. Bedir ashabının içinden içki içenler dahi oldu. Onlara hat vurulmadı. Çünkü onların hukuku özeldi. Dediler ki bu Bedir ashabı, Allah Resulü dedi ki Bedir ashabını bırak. Onlar bir savaştılar, ebedi hayatlarını kazandılar. Bir savaştılar, Bedir’de bulundular, Bedir’de bulunanlar ve bulunmayanlar diye ikiye ayrıldı ashap. Bedir’de bulunanlar ve bulunmayanlar diye ikiye ayrıldı. Bedir’de bulunanların hepsinin teker teker künyeleri belli. Onların isimlerini anmak dahi şifadır. Bedir ashabının ismini anmak dahi şifadır. Bedir ashabının isimlerini anarakdan birisine dua etseniz, hastalığına şifa bulur, sıkıntısı defolur onun. Neden? Onlar öyle bir ölüm kalım savaşına girdiler ki onlar öyle bir zor gün yaşadılar ki öyle bir zor anda orda durdular ki ebedi hayatlarını kurtardılar. Ebedi hayatlarını, bakın ebedi hayatlarını kurtardılar. işte insanın öyle zor anları vardır. Zor zamanları vardır. Zor bir yoldan geçer ama şahıs ama topluluk. O zor yoldan geçiş esnasında orda bulunmak, her babayiğidin harcı değildir. Herkesin işi değildir. Orda bulunan kimse hayatının kurtuluşunu, hayatının imtihanını, hayatın tabiri caizse altın vuruşunu yapar. Hayatın altın vuruşudur o. Onu parayla, pulla, bir şeyle elde etmek mümkün değildir. Aklın işi değildir o, aklın işi değildir. işte diyor ki gel, tam talih ve devlet zamanı. Ateşe, o esnada ateşe girmek, tam talih ve devlet zamanı. Ana gel gir, devleti elinden kaçırma. Hani bir kimse bir şey yapar. O bir şey yapmasıyla, ebedi hayatı kazanır derim ya, evet. O bir şey o o esnada. “O köpeğin kudretini gördün. Gel bir de Allah’ın lütuf ve kudretini gör.” Bu zalim Zünuas’ın kudretini gördün, bu zalim Zinuas’ın köpekliğini gördün, bu zalim Zinuas’ın nasıl adilik, nasıl şerefsizlik, nasıl kâfirlik, nasıl gavurluk yaptığını gördün. E, gel Allah’ın lütfunu ikramını da gör, ateşe gir. Gel gir ki Cenabı Hakkın lütfunu ikramını gör. “Ben sana acıdığımdan ayağını çekiyorum, yoksa neşemden zaten seni kayıracak halde değilim.” Peygamberler insanlara acıdıklarından dolayı onları davet eder. Veliler, mürşitler, insanları Allah ve Resulüne insanlara acıdıklarından dolayı davet ederler. Yoksa onlar gönüllerine arşı alayı kurmuşlar. Yoksa iman eden, imanını dolu dolu yaşayan, bir öteye, bir öteye sıçrayan, neylesin bu dünyayı. Bir öteden koku alan, bir öteden nefeslenen biröteye canını atıp da canını orda rahata erdiren bu dünyayla ne işi olsun? Ama bu dünyadakinlere acır, bu dünyadakinlere merhamet eder, şevkat gösterir. O yüzden der ki gel. Onların gel demeleri, onların çağırmaları, insanlara olan merhametlerinden dolayıdır. işte bu kızcağız da diyor ki anne gel, gel ki hayatı yeniden gör. Burdan devam edeceğiz inşallah. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz hayır olsun inşallah.
Mesnevî-i Şerîf 780. Beyit Şerhi nedir?
Biz gavur hayranıyız, biz gavur aşığıyız, biz bir Müslümanın dedikodusunu yaparız, gıybetini yaparız, iftirasını yaparız, namusuna, şerefine, haysiyetine, her şeyine laf söyleriz biz ama bir serkeş adama hiçbir şey diyemeyiz. Bir zalim adama hiçbir şey diyemeyiz. Bir küfürbaz adama hiçbir şey diyemeyiz. Sen kime küfrediyorsun lan diyemeyiz. Diyemeyiz! Müslümanlar birbirlerine gelince horozlar. Çıkın, en fazla gıybet Müslümanlar birbirlerinin gıybetini yapar. Serkeş bir adamın gıybetini yapamaz kimse. Ona iftira da atamaz. Aman şunun şerrinden Allah’a sığınırım der, hiçbir şey demez. Temiz adamın arkasından konuşur da konuşur millet. Gerçekten! Ben bunu islam olunca öğrendim. Hatta şeyh efendiye dedim, Efendim dedim dervişlerin arasında bu kadar gıybet olduğunu bilseydim ben derviş olmazdım dedim. Nasıl Mustafa Efendi dedi, dedim Efendim gıybet, dedikodu, laf, küf, hepsi de burda dedim ya. Dedim nerde dedim birisi benim hakkımda konuşacak dedim bir kafalık işi vardır dedim. Kim konuşacak benim hakkımda dedim önceden, gerçekten. Şimdi herkes konuşur. Ben şeyh efendinin hakkında birisi konuşmaya kalktı da ben böyle bir şey yaptım ona, şeyh efendi gel aslanım benim, guzum benim…Halbuki ben içim içime sığmıyor adamı dövmedim diye. Bir dövseydim adama bir kafa vursaydım diye. Dövmeye de tövbe ettim, en son Nuri’nin düğününde birini dövdüm, komalık oldu. Polisti, bizim polislerin de canları sıkılacak şimdi. Jübileyi polisle yaptım. Tövbe ettim sonra dedim vurmayacağım bundan sonra kimseye dedim. Dedim dövmeyeceğim bundan sonra kimseyi. Ben iyi adam döverim. Keyifli ve bütün ritüelleri işleye işleye. Adam oh ne güzel dayak yemişim ya der. Tabii iyi dövdüğüm adam geldi iş teklif etti bana. Bir de arkadaşı geldi. Recep abi yapma. Ben bu adamı evire çevire dedim göstere göstere dövdüm, adam şimdi beni kendi işyerine çağıracak. Bizim oğlan, vallahi seni istiyor, billahi seni istiyor, git şu adamın işlerini toparla, diyor. Onun yerine sen duracaksın orda diyor. Recep abi yapma, etme, nolursun diyorum ya. Ya ben bu adamı bir daha döverim diyorum ben. Lan oğlum söyledim diyor. Bir daha senin yanına yalnız gelmeyecek diyor. Zorla götürdü beni adamla görüşmeye. Adam hem benden bir araba sopa yemiş, dayak yemiş, sopaylahem bir de. Kafası böyle. Bizim oğlan oldu, bitti, geçti diyor. Baktım, dedim bir daha gelirsem, bir daha döverim ben seni. Gelirsem döv diyor adam. işe girdim ben. Dayak yemenin de güzelliği var, inceliği var. Güzel bir şeydir yani. Müslümanlar’ın zulmü kendilerine. Bakın etrafınıza, etrafınıza bakın. Ayet inkarcıları, hadis inkarcıları, mezhep inkarcıları…Müslümanlara olanca hakaretler, olanca yanlışlıklar, eksiklikler. Var mı savunan Müslümanları? Yok. Hiç Müslümanlardan bir ses var mı? Yok. Asla tasvip etmem. Bir sufi hayvanlara eziyet edilmesini ister mi? istemez. Adam köpeğe bir dokunuyor, köpeğe dokunduğu an bin türlü belasını buluyor. Köpeğe dokundu diye kıyamet kopuyor bu ülkede. Bir köpek yüzünden kıyamet kopuyor ülkede. Ayetlerle alay ediyorlar, Kur’an’la alay ediyorlar, Sünneti Resulullah ile alay ediyorlar, hadisleri inkar ediyorlar, Müslümanlarla alay ediyorlar, insanlarla alay ediyorlar, Müslüman insanlarla, mü’minlerle alay ediyorlar. Kimin gıkı çıkıyor? Kimsenin gıkı çıkmıyor. Bir köpek için ama kıyamet kopuyor. Bir köpek için kıyamet kopuyor. Seyr ediyorum ben de. Yeni şehit oldu haberi var mı ülkenin? Yok. Hainler sınırda duran on kişilik gruba roket atarla uzaktan ateş ettiler, çatışmaya girdiler, bir tane şehidimiz var, iki günlük. Hani nerde duydunuz? Yok, ülkenin gündemi o değil. Ülkenin gündemi ne? Sıla bir tokat yedi mi yemedi mi belli değil, ortalık kıyamet koptu. Kıyamet koptu ortalık. Tamam, kadına el kalkmaz, eyvallah. Kadın dövmek adamlık değil, eyvallah. Ülkenin başka gündemi mi yok ya? Dolar üç buçuk liradan beş buçuk liraya çıkmış, ülkede karışmıyor ama birisi bir tokat vuruyor birisine, ortalık karışıyor. O yüzden Müslümanların sahibi yok ve Müslümanlar birbirlerine zulmediyorlar, birbirlerine kaykılıyorlar, birbirlerine efeleniyorlar, birbirlerine. Cihat kime? La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyene değil. Cihad kime o zaman? Gavura karşı. O da sana saldırırsa. Sana saldırmazsa sen ona saldıramazsın. O sana saldırması lazım. Öbürkü ne? E öbürkü nefisle olan cihat. Öbürkü nefisle olan cihat. Sen La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen kimseye cihat edemezsin. Ona nasihat edersin. Bakın, La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyen bir kimseye sen cihat edemezsin ona nasihat edersin, ona tebliğ edersin, ona anlatırsın. ikincisi cihat ne? O kimsenin nefsine. O da ne? Kendi nefsine. ibadetlere devam etmek ve ahlakını düzeltmek, bu nefisle olan cihatta. ‘Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihat ediniz.’ (Tövbe, 41) O zaman sen malınla, canınla, nefsine olan mücadeleye devam edeceksin. Gavurla da. Normal zamanda nefsinle olan mücadeleye devam edeceksin. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. O yüzden cihat düşmana, şeytana ve nefsine. Bu üçünün haricinde cihat, kimseye yoktur. Bir müslümana cihat edilmez. Düşmana, şeytana ve nefsine karşı mücadele edeceksin. Cihadın yolu bu. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. O yüzden normalde meseleyi çok uzatmak istemiyorum, inşallah önümüzdeki hafta bu konuya tekrar devam edeyim. Çünkü bu mesele biraz uzun. Emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radiye, mardiye, safiye. Önümüzdeki hafta Allah izin verirse devam edelim hem de erken başlayalım inşallah. Hakkınızı helal edin. Burdan devam edeceğiz inşallah. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Destur.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 780. Beyit Şerhi
Din senin düşüncene görüşüne göre mi tanzim edilecek?
Din Kur’an sünnet, gelmiş bitmiş. Neden işin bencesi var ama heva heves bu, işin put tarafı bu. Yani onca öyle olmamalı. Onca öğle denmemeli yani Allah bunu böyle söylememeli. Ya böyle ayet mi olur veyahut da bu peygamber hadisleri doğru mu ki? Bence böyle olmamalı bu iş. Bence bence bence onca… Bunların hepsi de put.
Nefis kelimesi putlar hakkında nasıl kullanılır?
Nefis, putlar hakkında kullanılır. Hakkınızı helal edin, bu nefsi biraz uzun tuttuk ama anlaşılsın istedim. Sıkılmıyorsunuz değil mi? istiyorsanız sıkılıyoruz deyin. Ben askerde çavuştum. istikamet heykel derim bir koşarsınız, bir düdük yatarsınız, bir düdük kalkarsınız, tekrar istikamet, Karabaşı Veli Tekkesi, koşa koşa gelirsiniz, canınızın sıkıntı kalmaz! Nefsin putlar hakkında kullanımı, put. ‘Yoksa onlar için kendilerini azabımızdan koruyacak ilahlar var. Onlar kendi nefislerine bile yardım edemeyecekleri gibi onlara tarafımızdan sahip de çıkılmaz. (Enbiya, ayet 43) Yani normalde o putlar var ya, Evet, o putları da ne yapıyorsun? Onları da diyor kendi nefisleri dahi kurtaramazlar. Bakın, o putu ne yaptı? Cenabı Hak bir nefis olarak gösterdi. Tanımladı. Bu ne? Bu ne? Lat, Uzza, Menat. Kur’an’da bize isimleri zikredilen üç tane put. Lat, Menat, Uzza. Bunları unutmayın. Bunlar bizim içimizde. Menat ne? Para. Haram para, haksız kazanç, haksız para. Alavereli dalavereli işler, akçeli işler. Haram para. Bu menat. Lat ne? Makam mevki. Uzza güç. Bu üç şey de neymiş? Putmuş. Bunlar müşrikler için müşrikler zamanında Araplarda bunlar böyle şey halindeydi. Ne o, bildiğiniz insan figürü gibi.
Yahudi ırkı hakkında ne söylenmektedir?
Yeryüzünde bozgunculuk yapan, insanların kanını akıtan, insanların şehirlerini yağmalayan, namuslarını paçavraya çeviren, şereflerini ve haysiyetlerini paçavraya çeviren, tarih boyunca peygamberleri şehid eden, müminleri katleden, katil, vahşi, laf anlamaz, laf dinlemez bir ırktır.
Yahudi ırkı tarih boyunca ne yapmıştır?
Tarih boyunca etrafına kan kusturan, etrafına zulmeden, şehirleri yağmalayıp yıkan, diğer inanç sahiplerini küfürle itham edip, öldürüp, zulmeden bir kavimdir Yahudi kavmi ve zaman zaman bu Yahudi kavminin başına peygamber krallar gönderilmiştir. O peygamber krallar, onları dinleri tebliğ etmiştir.
Zünuas hakkında ne söylenmektedir?
Zünuas tabi "O köpek Yahudi, bak ne tedbirde bulundu? Ateşin yanına bir put dikti." O Yahudi ne yaptı? O Zünuas, bir tane put dikti. Büyük ateş yaktı. Büyük ateşin yanına da bir put dikti. Denilir ki bu kimse daha önce putperest idi. Sonradan Yahudi oldu. Yani Yahudi önceden kendisi. Yahudi ırk olarak ama putperestti. Irk olarak Yahudi, putperest.
Zünuas’ın Yahudi olup olmadığı hakkında ne söylenmektedir?
Zünuas’ın bir Yahudi mi yoksa bir Yahudi ailenin içerisine evlatlık mı verildi yoksa kendisi putperest mi bu konuda sağlam bir delil yok. Ama Buruc suresinde olan hadiseyi Cenabı Hak bize aktarıyor. Diyor ki o hendeklere ateş doldurdular. Hendeklere ateş doldurduktan sonra inananları oraya atmaya başladılar, diye bize bunu Hz. Allah ayeti kerime ile bize bunu beyan ediyor.
Buruc suresinde anlatılan hadiselerin delili nedir?
Kur’an-ı Kerim’de Buruc suresinde var olmuş oluyor. Peki ne yaptı bu adam? Ateş yaktı. Ateş yakaraktan ya Müslümanları dinlerinden, imanlarından o günkü Müslümanları vazgeçirmelerini ya da kendilerini ateşe atacağını söyledi. Bu zamandaki gibi. Dünya üzerinde de bütün inananların üzerinde oynanan oyun budur. Bir ateş yakarlar. Derler ki ya bu ateşe atarız sizi ya da bizim istediğimiz gibi iman edersiniz derler. ikisinden birisi.
Mesnevî-i Şerîf 769-770. Beyitler Şerhi nedir?
Bunları daha birkaç madde üzerinde daha yoğunlaştırabiliriz. Bu uluslararası dünya üzerinde şeytani deccalist sistem. Senin ne kadar namaz kıldığın önemli değil. Senin kilisede ne kadar zaman geçirdiğin önemli değil. Senin havrada ne kadar zaman geçirdiğin önemli değil. Senin Buda’nın önünde ne kadar zaman geçirdiğin önemli değil. Senin himalayalarda herhangi bir işte ibadethanede ne yaptığın onun için önemli değil. Dünyanın herhangi bir yerinde siz fuhuşu, zinayı, erkek erkeğe, erkek erkeğe eşcinselliği ve kadın kadına lezbiyenliği ve bunların alınıp satılmasını, bunları yasaklarsanız, sizin devletinizi yıkar. Siz asla fuhuşa yasaklayamazsınız. Hiçbir devlet fuhuşu yasaklayamaz. Fuhuşu yasaklayan devlet yıkılmaya mahkum edilir. Siz hiçbir zaman uyuşturucu ile tam bir mücadele edemezsiniz. Uyuşturucu ile tam bir mücadele eden devlet, yıkılmaya mahkumdur. Hiçbir devlet aklı yok eden içkiyi, aklı yok eden uyuşturucuyu, orta yerden kaldıramaz, hiçbir devlet! Hiçbir devlet, uluslararası kumarı yasaklayamaz, hiçbir devlet! Az önceki maddeleri sıralarken, kumarı esgeçmişim. Hiç bir devlet, uluslararası kumarı yasaklayamaz ve her devletin orasından burasından sömürmek istedikleri yerlere terör çıkarırlar ve sonra terörle sen mücadele etmek zorunda kalırsın ama onlar orda o terörü bitirmezler. Adı ne terörü olursa olsun. ister ırka dayalı, ister inanca dayalı, ister mezhepsel, ister meşrepsel terörü bitirmezler. Uluslararası bu. Bakın, uluslar arası. Uluslararasıdır bunlar, cehaleti bitiremezsiniz. Uluslararasıdır bu, siz okuma yazma oranını yükseltemezsiniz. Siz okumuş kaliteli, erdemli insanlar yetiştiremezsiniz. Bunu yetiştirmek için yola çıkanlar, yolda tökezlerler. Çünkü uluslararası arenada insanların cahil, yönlendirilebilir ve yönetilebilir olması gerekir. Yönlendirilebilir ve yönetilebilir olması gerekir. Yönlendirilebilir ve yönetilebilir olması lazım ki daeşler olsun. Yönlendirebilir ve yönetilebilir olsun ki Adnanlar olsun. Eğer gerçekten insanlar doğru dini öğrenmiş olsa, doğru dini yaşamaya çalışmış olsa, Türkiye’deki bazı oluşumların farkına varmaz mı insanlar? Farkına varırlar ama farkına varmamaları gerekir. Neden? Farkına varmayacaklar. insanlar sırf din öğrenmek için yanlış yunluş yerlere gidecekler ve canları istedikleri zaman onların foyalarını meydana çıkarıp, işte dindarlar böylesiniz siz deyip ensemizde boza pişirmeleri gerekir. Ondan sonra demeleri gerekir ki işte siz de fetö gibi olabilirsiniz deyip bizi taciz etmeleri lazım.Siz de Adnan gibi olabilirsiniz deyip bizi taciz etmeleri lazım. Siz de 28 Şubat’ta Müslüm gibi olursunuz deyip bizi taciz etmeleri lazım. 28 Şubat’taki filmi izliyorum. 28 Şubat’ta da bir Müslüm Gündüz çıkardılar, bir Fadime Şahin çıkardılar, bir bilmem kim çıkardılar. iki gözyaşı, iki bağırış çağırış, adam zikrullah yapılıyor orda, onun videosunu gösteriyor, zikrullahda adam telefonla konuşuyor. Biz sohbette telefonu ellemesin diyoruz hiç kimse, adam, zikrullah yaptıran adam, o şeyh denilen adam ne yaptırıyor? Zikrullah yaptırıyor. Ardından adamın foyasını çıkardılar. Adam hazırlanmış, paketlenmiş iş. iş işten geçti ki biz on yıl onu temizleyeceğiz diye uğraştık. Daha on yıl geçti, onbeş yıl geçti, bir daha çaktılar. Kim? Yezidiler çıktı, darbe yapmaya kalktı. Allah hepsine de lanet etsin. Müslümanlara en büyük zararı verdiler. En büyük zararı. En büyük zararı verdiler. Bu uluslararası bir şey bu. Bunların her biri Zünuas. Zünuas, bir şehri yakıp yıktı. Bir şehri değil Arap Yarımadası’ndaki şehirleri yıktı. Dediki ya bana biat edeceksiniz ya da şehirleri dedi başınıza yıkarım. Şehirleri başlarına yıktı, komple Arap Yarımadası’nda hüküm sürdü, Mısır’a kadar, Anadolu’ ya kadar. O Yahudi arkasından gelen Yahudi’ye, o gelen Yahudi’ye, o gelen Yahudi’ye, hep zulmü ne yaptılar? Birbirlerine miras bıraktılar zulmü. Anadolu’ya gittiğinizde neden Hristiyan kiliselerini dağın başında görüyorsunuz? Ulaşılması mümkün olmayan, ta bizim tabirimizle dingil tepeye kilise yapmışlar. Sebep? Zünuas’lar onları katlediyor çünkü. Bu pis Yahudiler gerçek iman eden her ne var ise hepsini de katlediyorlar. Hristiyanları tarih boyunca hep katlettiler. Ne zamana kadar? Roma imparatorluğu Hıristiyanlığı kendisine resmi din olarak açıklayınca kadar.Önceden hıristiyanlarla Roma imparatorluğu beraber hareket ediyorlar. Çünkü Roma imparatorluğu putperest. Onlar işte Artemisler var, ondan sonra gök tanrısı, yer tanrısı, güzellik tanrısı, bereket tanrısı bir sürü tanrı var ya helenistik çağdan kalma. Onlar putperest Yahudilerin en iyi anlaştığı putperestlerdir. Sebep? Çünkü inananlar putperestler için de düşman. Yahudiler, askeri teşkilat olarak hep Romalıları tuttular. Romalılar savaştı. Şimdi kim savaşıyor? Romalılar. Kim adına savaşıyor? israil adına savaşıyor. Ne diyor Amerika? israil’in güvenliği birinci önceliğimizdir. Şu anda Romanın yerinde kim oturuyor? Amerika oturuyor. Siz bir Amerikan başkanının Roma imparatorluğu olduğunu bilmezsiniz. Bir Amerikan askeri, bir Roma imparatoru gibi yetiştirilir. Bizim askeri okullarda okutulur mu okutulmaz mı öğretilir mi öğretilmez mi bilmem ama bütün Roma komutanlarının Ortadoğu’da, Anadolu’da savaşları nasıl kazanıldığı, bütün Amerikan subaylarına anlatılır. Bütün Amerikan kırmızı yakalısı, Adem’den itibaren Ortadoğu’daki bütün savaşları bilir. Avrupa’daki bütün savaşları bilir. Askeri yapılanmaları bilir. Hangi komutan hangi savaşta nasıl bir teşkilat kurup nasıl bir sistem kurdu bilir. Nasıl alt etti bilir ve her Amerikan subayı, bir Roma komutanı gibi yetiştirilir. Onlar Afrika’yı, onlar Anadolu’yu, onlar Orta Doğu’yu, onlar Orta Asya’yı, onlar Hindistan, Pakistan onlar Çin, Japonya, Afrika, tamamiyetle, Avrupa tamamiyetle, coğrafi, ekonomik, siyasi dini bütün farklılıkları ve özellikleri ezberlerindedir. Hepsinin de. Amerika’nın yirmi yıl sonraki Genelkurmay başkanı şu andan bellidir. Amerikanın yirmi yıl sonraki Kara Kuvvetleri Komutanı, şu andan bellidir. Kaç tane adam yetiştirilmesilazım, üçbin tane. Üçbin tane adam yetiştirirler, geri kalanı fasaryadır. içinden bir tanesi tevafuken çıkmıştır. Geri kalan hepsi de yetiştirilmiştir. Hangi bankanın başına hangisi müdür olacak, yirmi yıl sonra bellidir. IMF’nin yirmi yıl sonra başkanı şimdiden bellidir. Onun üzerine yetiştiriliyordur. Kaç tane aday var? Beş tane, on tane. On tane aday yetiştirilir, her yıl onlar elene, elene, elene, elene yükselir. En son noktada IMF başkanı, üç kişi kalır. Üç kişiden sonra bir kişi kalır. IMF nin başkanı değiştirileceğinde, o bir kişi geçirilir başına. Bu Zünuas’tan beri böyledir dünya sistemi. Zalim devletler böyledir. Teşkilatlı devletler böyledir. Bir de işin bu tarafı var. Teşkilatlı devletler de böyledir. Siz devletinizi uzun soluklu yapmak istiyorsanız, siz de aynı yirmi yıl sonra Genelkurmay Başkanınız olacak on tane adayımız olması gerekir ve o Genelkurmay başkanına Türkiye’de bir kimse Genelkurmay Başkanı olacaksa Hindistan’ı avucunun içi gibi bilmeli, Afrika’yı avucunun içi gibi bilmeli, Ortadoğuyu avucunun içi gibi bilmeli, Ortadoğu’da nerde bir tane kaya var, o kayayı bilmeli. Bilmem hangi tepede bilmem kaç metreküp kaya var, bilmem hangi tepede bilmem kaç metre derinliğinde kaya var, onu bilmeli Türkiye’de Genelkurmay başkanlığı yapacak olan kimse. Doğru olan budur. Anadolu’yu bırakın, Anadolu’yu zaten ezberinde gözünü kapattığınızda siz bırakın onu bilinmeyen bir yerde gözünü kapatacaksınız karanlıkta, o bilinmeyen bir yere bırakacaksınız. Ona hedef göstereceksiniz. Diyeceksiniz ki üş gün sonra örneğin atıyorum Bursa Uludağ’ın zirvesinde olman lazım dediğinizde, o gece Bursa Uludağ’ın zirvesini bulabilmeli. Genelkurmay başkanlığı yapacak olan kimse öyle yetiştirilmeli. Siz o zaman dünya üzerinde söz sahibi olursunuz. Siz beş yıl sonra doların ne kadar olacağını bilmelisiniz. Sizin Merkez Bankası’nın başına koyduğunuz adam, beş yıl sonra değil, beş ayı göremiyorsa, Merkez Bankası’nın başında değil, onu tutacaksın, vezneye bile koymayacaksın, fıydıracan atacaksın. O bu ülkenin menfaatlerini gözeten bir adam değil. Bırak beş ayı, üç ay sonrası, bırak üç ayı, otuz saat sonrasını adam bilmiyorsa, biliyor da susuyorsa halkı kandırıyorsa aynı meşrep, bilmiyorsa adamın ne işi var Merkez Bankası’nın başına oturmaya, başkasının adamı o zaman, tut kulağından at. Evet, konu konuyu açtı. işte bu uluslararası bir sistem var Zünuas’ın yerine şimdi. O diyor ki kilisede benim istediğim saatlerde ve benim dediğim kadar kalacaksın. Vatikan’a da diyor ki bana aykırı ordan hüküm çıkarma. Bana rağmen de hüküm çıkarma. Altını üstünü getiririm senin diyor. Vatikan bir şey yapacak olursa üç beş tane papazın eşcinsel olduğuna dair, bir haber, bir görüntü, bir video, Vatikan’ın sesi kesiliyor. O deccalist sisteme diyor ki ne istiyorsunuz şu diyor topladığım paraların bir kısmını şu bankaya repoya yatır. Evet, Vatikan bir gecede kodları giriyor. Papa, bütün dünya üzerindeki en büyük para sahiplerinden birisi Vatikanlar, evet. Bunu biliyor muydunuz? Bütün merkez bankalarından zengindir. isterse Vatikan bir ülkenin ekonomisini altüst edebilir, batırabilir. Topladıkları para hiç vergiye tâbi değildir. Sorguya, suale tâbi değildir. Avrupa Birliği’nin içindedir. Avrupa birliğine ait değildir. Vatikan özel bir devlettir. italya’nın içerisinde, hiçbir askeri harcaması yoktur. Çok güzel değil mi. Hiç çalışmazlar kiliseleri çalıştırırlar sadece, kiliseleri çalıştırırlar. Para satarlar, bağış toplarlar. Siyaseti ellerinin altında tutarlar. istedikleri bir kimse varsa, bir ülkenin başında lider olarak onun için harcama yaparlar ve finansı değişik bir şekilde kara parayı, kara paradır Vatikan’ın parası, dünyanın en büyük kara parası Vatikan’dadır. Dünyanın en büyük kara parası Vatikan’dadır. ikincisi CIA’dedir. Üçüncüsü Mossad’tadır, dördüncüsü M15’tedir, ingiltere. En büyük kara para bunlardadır. Hani diyorlar ya böyle bir ülkeye, sen kara paracısın. O ülkede hani böyle bir mahallede bir kabadayı sudur eder ya mahallede, orda bir kahve çalıştırır, kahvede bir iki kumar oynatır. Bir iki kumar oynatınca mahallede böyle hafiften palazlanır o. O hafiftenten palazlanırken, önceden böyleydi, şimdi nasıl bilmiyorum orayı, oranın ondan sonra şeyi, ne o, karakol komutanı, o ne yapıyorsun sen orda bizden habersiz der. Aman amirim ya biz senden habersiz bir şey yapar mıyız. Bu dün akşam arkadaşlar, kardeşler sana hediye olarak getirdiler der. Amir ona göz yumar. O biraz daha palazlanınca, mahallenin kabadayılığından, şehrin kabadayılığına soyunmaya başlar. O zaman mahalle karakolu ona bir şey demez. Ya? Şehrin büyük karakolu der, hop ne yapıyorsun sen orda der ya. Gel bakalım sen buraya bir. O gider, aman amirim der ya, bak, şurda filanca yerde müteahhit bir arkadaşımız var. Çok güzel daire yapıyor. Amirimize yakışmaz mı der. Olur, sen o zaman der yengenin teyzesinin damadının kız kardeşinin üzerine yap o daireyi der. O daire onun üzerine olur. Böyle gider bu işler. Bir devlette küçükten biraz bu kara paradan biz de nasiplenelim deyince öbürküler kalkarlar. Ne yapıyorsuuuun! Kara para mı aklıyorsun? Haydiii! Bir kıyamet kopar ortalıkta, o devleti boğarlar. Neden? Kara para onlara aittir. Uluslararası fuhuştan toplanan para bu Zünuas’a gider, yani deccala gider.
Mesnevî-i Şerîf 769-770. Beyitler Şerhi konusunda ne söylenmektedir?
Bağış olarak toplanır. Eğer Vatikan kalkar da Hristiyanlık adına bak siz Hristiyansınız, ondan sonra, kürtaj yaptıramazsınız deyince, o esnada onlar kürtaja karar vermişler. Bu deccalist güçler. Vatikan’a böyle bir gözlerini dikerler. Derler Vatikan pılısını pırtını topla, kürtaj yaptırabilirsiniz der. Vatikan kalkıp da zina haramdır diyemez. Neden? Derse yasaktır, derse fuhuştan para kazanamaz bu uluslar arası kan emiviler.
İman edenler Zinuasvari yapılanmada ne yaparlar?
Gerçekten iman edip, salih amel işleyip, Allah’ın huzuruna gözünü dikenler, Kur’an ve sünnetin dışında bir şeye meyletmezler. Siz bütün şehirlerin sokaklarını aleve çevirseniz, ateş çukuru yapsanız, bütün şehrin sokaklarında yangınlar çıkarsanız, onlar yine iman ettiklerinden geri dönmezler. Tarih boyunca imanını kemale erdirenlerin düşmanları hep olmuştur, hep olacaktır. Sebep? Bu imanın şahadetidir, delilidir.
İman eden bir kişi Zinuasvari yapılanmaya karşı nasıl davranır?
Gerçekten şahıs, birey, topluluk, aile, iman ettiyse, gerçekten iman ettiyse, onun dostu ancak Allah ve iman edenlerdir. Gerçekten iman ettiyse. Yok, imanı yüzeyselse, imanı gelip geçici ise o zaman Zünuasların emrine girip imanlarından taviz vereceklerdir.
Mesnevî-i Şerîf 762-763. Beyitler Şerhi nedir?
Televizyona inanır binlerce kilometre uzaklıktaki bir görüntü orda seçilip çekilen görüntü, vay canlı izliyoruz ya, canlı izliyor! E onu dervişler de canlı izliyor. Sen aynı anda, aynı anda oynanan futbol maçını izliyorsun. O da beş yıl öncesini iziyor. O da beşbin yıl öncesini izliyor. O canlı izledi. O da canlı izledi. Nasıl? Basbayağı. Sen uzaktaki spikerin anlattığına inanıyorsun, Abdülkadir Geylani hazretlerini görmüş o kimse, inanmıyor musun ona?
Akılcılık ve maddecilik nedir?
Akılcılık, maddecilik böyle bir şey. O önce karıncalaşma, bunu şimdi (özür dilerim), bunu yaşayanlar, bunu daha iyi anlarlar.
Mesnevî-i Şerîf 762-763. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
Ben de hep ayak ağrısı var, oldum olası, yalan da değil. Gittim. O konuşuyor çünkü boyna. Yanındakine de konuşuyor. Bu sefer o konuşuyor, o yanındakiyle konuşmaya başladı. Konuşuyorlar. Bir üstadın huzurunda, yanındaki kimseyle konuşmaz kimse. Aşıksa o, o dervişse yanındaki ölüyor, innalillah ve inna ileyhi raciun, der. O şeyhine bakar. Başladılar yanındakilerle konuşmaya. Aha dedim, şimdi top değil gülle gelecek şimdi dedim içimden. Evladım sizin böyle konuşacaklarınız varsa hani böyle işaret etmeyeyim, millet üzerine alınmasın, sizin konuşacaklarınız varsa dışarı çıkın konuşun yanımdan dedi. Bunlar kaldı. Bir bana baktılar, işaret ettim çıkın diye. Tık tık tık tık tık, çıktılar. Dedim Mustafa Özbağ, Allah seni korumuş. Sebep? Aşıksa bir kimse, onun ağzının içine bakar, gözünün içine bakar, yanındakini görmez. Aşıklıktan payı yok. Şeyhimin tabiriyle hele hele derviş. Şeyhi sohbet ediyor Ne yapıyorsun ya, iyi misin, okul nasıl gitti, dersler bitti mi, sınıfı geçtin mi. Abi, geçtim ya. Orda konuşan kim? Seviyorum dediği şeyhi. Ya ne alakası var! Bak burda şimdi çıt çıkmıyor. Dışarıda konuşuyor mu herkes, konuşuyor. Birbiriyle sohbet ediyor mu? Ediyor. Eleştirmek için söylemiyorum. Bu herkesin âşıklık derecesi aynı değildir. Herkes aşıktır. Akli olarak derecesi aynı değildir. Allah bizi aşıklardan eylesin. O yüzden iyiler, iyilerin yanına doğru koşar, kötüler kötülerin yanına koşar. Namaz kılanlar, namaz kılanları sever. Akşamcılar, akşamcıları sever. Beni hiç kimse davet etmiyor, gel bu akşam bir alem yapalım diye. Ama akşamcılar ne yapar? Akşamcıları sever. Kim, hangi amel üzerindeyse, o amel üzerinde olanlar birbirlerini sever. Kim, hangi inanç üzerindeyse, o inançta olanlar birbirlerini sever ve bir yerde toplanırlar. Şimdi tekkeye gelip sohbet dinleyecek olanlar, bakın cüzler nasıl küle doğru geldi. Ne yaptılar? Burda toplandılar. Cumartesi bizim bugün sohbet günümüz. Tekkeye gideceğiz, sohbet dinleyeceğim, üstadımı göreceğim. Üstadımızın sohbetini dinleyeceğim. Ne yaptı? Cüzler burda toplandı. Ya, yorgunum bugün ya. Ben evde kalayım, sohbet var ama ya ne yapayım, hadi bu akşam da gitmeyeyim ya, evde oturayım ben. Tamam, o ya işte ben de seviyorum! Seviyorsun ama bu kadar değil, derecesi düşük. Bakın, derecesi düşük. Efendim, hakkınızı helal edin, orda olmak isterdim ama olamadım. Burda olmak isteseydin burda olurdun. Çok iddialı bir söz ama her zaman olmak istediğim yerde olurum Allah’ın izniyle. Ben kendimden pay biçeceğim. Olmadı, elimde değil ise bu. Elimde değil. Cüzzi iradeden çıktı o.Buna söyleyecek laf yok. Sohbete gidiyorum, Eskişehir’de bir köpek, bir gitti tekrar geri döndü. Zaten hep orda radar cezası yiyorum diyor bağladım onu otomatiğe, gene vurdum köpeğe. Yapacak bir şey yok. Cevdet, Selamünaleyküm Aleykümselam. Filanca yerde köpeğe vurdum abiciğim, arabanın önünden dumanlar çıkıyor. Sabah saat 6.30 miydi 7 miydi, o civardaydı, değil mi? Dedim arabanın önünden dumanlar çıkıyor yalnız ona göre gel gelirken dedim ben, o koptu geldi. Ben de arabayı oraya kenara bıraktım. Bir tane yaygı yazdım, orda yüksek bir yere, yastığı da aldım, yan geldim kitap okuyorum. Ne yapayım, onunla mı uğraşacağım dedim kendi kendime. Trafik polisi geldi baktı, gördü beni orda. Ondan sonra arabayı da gördü, yürüdü gitti. Sonra Cevdet geldi. işte polise rapor tutturacak.işte polis diklik yaptı ona, bu da ona diklik yaptı. Polis ona dedi ki getir ehliyeti, ruhsatını, o da getirdi ehliyeti ruhsatı, arabanın vergisi yatmamış. O zaman için vergisi yatmayan arabaları bağlıyorlardı, değil mi Cevdet? O yatırmış, muhasebecisi yatırmamış. Bunun muhasebecisi uyanık, parayı inşaatta kullanmış Öyle yapıyor genelde muhasebeciler ya, bu tabii benim yanımda fazla da bağırıp çağırıyor. Ben biraz uzak gittim rahat bağırsın çağırsın diye. Onun arabasını da bağladı trafik. Ha dedim tamam. Bugün yol kapalı dedim içimden onun arabası da bağlanınca. Yoksa onun arabayı ben alacağım, o da kurtarıcıyla dönecek geriye. Arabayı kurtarıcıya yükleyecek gidecek. Onun arabada bağlanınca dedim tamam Mustafa Özbağ, yollar kapandı bugün. Bu sefer onun arabayı kurtarmak için uğraştık. Saat iki buçuk üçü buldu öyle değil mi? iki buçuk üçü buldu. O arabayı da kurtardık. Bizimkini de kurtarıcının üzerine koyduk, döndü. Bakın, bunda yapacak bir şey yok. Anlatabildim mi. Yani sohbet ikide çünkü, sohbetin saati geçti, bitti. Bakın, bundan sorumlu değil o kimse ama öbür türlü sorumlusun. Söz vermişsin, gideceksin. Sorumlusun, yükümlülüğü almışsın üstüne. Yürüyeceksin. Olmak zorunda olduğun yerde olacaksın. Disiplin lazım, disiplin! Yapmak zorunda olduğun şeyi yapacaksın. Disiplin lazım. Hele heleyse muhabbeti, e tabi o da hele hele olacak. Allah bizi affetsin inşallah. Aziz Allah celle celalühü Celle şanühu. Cenabı Hak Ezanı Muhammedimizden bu toprakları kestirmesin inşallah. Her daim Ezanı Muhammediyenin gölgesi altında gölgelenelim inşallah. Cenabı Hak Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. Rabbim vatanımızı ve milletimizi hayıra döndürüp hayırda sabit kılsın. Selamünaleyküm.
760-761. Beyitler Şerhi nedir?
Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû LÂ İLÂHE İLLALLÂH LÂ İLÂHE İLLALLÂH LÂ İLÂHE İLLALLÂH Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn "Devletliler onunla eteklerini doldurmuşlardır."
Bir önceki beyit neydi?
‘O nuru canlara hak saçtı’ yani Cenabı Hak, kendi nurunu ne yaptı? Saçtı. Kendi nurunu saçınca da ne yaptı? Devletliler onunla eteklerini doldurmuşlardır.
Cenabı Hak âlem-i berzahta ruhları yarattı. Ruhları yarattıktan sonra ne sordu?
Ben sizin Rabbiniz değil miyim diye sordu. Ben sizin Rabbiniz değil miyim deyince bütün ruhlar: ‘Bela, evet, sen bizim Rabbimizsin’ dediler ve Cenabı Hak, onlara secde emri verdi.
Nurun rengi nedir ve nasıl algılanır?
Aslında nurun rengi yoktur. Nur renksizlikten gelmiş renksizdir ama bu meselenin anlaşılabilmesi için, bu meselenin öğretilebilmesi için nur renge döner. Mesela Beytullah’a gittin, Beytullah kara bir taştır. Üzerinde kara da bir örtü vardır, kapkaradır. Aslında o nefis meratipleri olarak son renktir siyah. Siyah nur, nefis meratiplerinde son renktir kalpte tecelli eden.
Nefis meratibi nedir ve nasıl etkiler nurun rengini?
Nefis meratibi, her nefis meratibinin karşısında karşılığında kalpte ayrı bir nurani bir oluşum olur. Öyle söyleyeyim ve bu nurun rengi de farklıdır. Aslında nurun rengi yoktur. Nur renksizlikten gelmiş renksizdir ama bu meselenin anlaşılabilmesi için, bu meselenin öğretilebilmesi için nur renge döner.
Mesnevî-i Şerîf 757-759. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
Bir toplulukta kadınlar, herhangi bir işin olması için tabakların içerisinde erkeklere sunuluyorsa ve bir toplulukta kadınlar etlerini pazarlıyorlarsa ve o toplulukta kadınların etlerini pazarlamalarına hiç kimse ses çıkarmıyorsa ve kadınlar bu noktada insanların önünde peşkeş çekilecek bir nema haline geldiyse ve o toplulukta namus kavramı yok oluyorsa, zina serbesr olduysa ve herkes zinaya makul, malum, olabilir gözüyle bakıyorsa, o topluluk batmaya mahkumdur. Bunlar tarih boyunca toplulukları batıran en önemli meselelerdir.
Tarih boyunca islam ümmetinin ve diğer ümmetlerin handikapı olan üç şey nelerdir?
Tarih boyunca bozulmanın ana faktörleridir. Bir, kadın derken evdeki eşleriniz değil, kadın derken nikahlı eşleriniz değil, burdaki kadından kasıt, zina etmek. Burdaki kadından kasıt, rüşvet olarak verilen kadınlar. Burdaki kadından kasıt, bir işini göstermek için peşkeş çekilen kadınlar. Burdaki kadından kasıt heva ve heves nefsaniyet, burdaki kadından kasıt aman şu ihalemiz şöyle olsun aman buramız böyle olsun, aman şu işe girsin, aman bu işten çıksın, aman şu bürokratik olarak biz şu noktaya gelelim. Ne lazım, kadın lazım. Verelim paşam padişahım demek. Tarih boyunca bozulmanın ana faktörleridir. ikincisi menat, para. Helal kazanca hiç kimsenin söyleyecek bir lafı yoktur. islam, Müslümanlık, mü’minlik, helal kazanca düşmanlık değildir. Bir Müslüman helal bir kazanca düşman olamaz. Alın teriyle kazanılmış bir para kadar helal ve hak olan bir para yoktur. Bir kimse alın teri ile kazanmış, çalışmış, ticaret yapmış, helalinden kazanmış, buna söyleyecek hiç kimsenin bir sözü yoktur. Burdaki paradan kasıt, haram kazançtır. Haram paradır. Rüşvetten, kayırmacılıktan, üçkağıtçılıktan, beşkağıtçılıktan, çabuk köşeyi dönmekten, onu bunu kayırmaktan, ona buna peşkeş çekmekten kazanılan paradır. Tarih boyunca islam toplumlarını bozan, hatta islam’ın dışında bütün toplumları bozan en önemli nesnelerden birisidir. Bundan nefsini terbiye etmeyenler, bununla nefsini terbiye etmeyenler, devlet kademelerinde veyahut da sivil kademelerde nereye gelirlerse gelsinler, ne yazık ki harama bulaşırlar. Bir ülkenin batışıdır haram para. Bir ülkenin batışıdır zina. Bir ülkenin batışıdır ne halde, nasıl, ne şekilde olursa olsun, idarenin başına geçme, zulümle, zalimlikle, hainlikle, darbeyle, bir ülkenin idaresinin başına geçme ve o gücü, o gücü kendi zalimliğini, kendi zulmünü, kendi iktidarını götürmek için kullanma.
Yıldızlarla ilgili bilgilerin insan hayatına etkisi nedir?
Yıldızlar insanlık tarihi boyunca gökyüzü insanların ilgisini çekmiş, gökyüzü insanların ilgisini çektiği için yıldızların üzerinde insanlar yoğunlaşmaya çalışmışlar, yıld zincirlerin dünya üzerindeki etkilerini araştırmışlar, yıldızların insanların üzerindeki etkilerini araştırmış. Bu konuda değişik ilim sahibi olmaya çalışmışlar ama bunların bir kısmı batıl olmuş, bir kısmı hakikat olmuş. Sonuçta yıldızlarla alakalı insanoğlu, kendince hep bir şeylerle uğraşmış.
Sihir ilminin yıldızlarla ilişkisi nedir?
Bu yıldızlardan sihir ilmini çıkarmışlar örneğin. Bu sihir ilmi ile uğraşanlar, bu yıldızların üzerinde daha da uğraşmışlar. Şimdi de bu yıldızların üzerinden işte insanlar değişik böyle ilimler çıkarmaya çalışıyorlar. insanların üzerinde sihir yapmaya, büyü yapmaya çalışıyorlar. Kimisi bu yıldızların üzerinden kendince sihirleri, büyüleri bozmaya çalışıyor.
Yıldız ilminin sihir ilmindeki yeri nedir?
Yıldız ilmi arttıkça, sihir ilmi de artar. Allah’a yemin olsun ki (bu da hadis i şerif) Allah hiç kimsenin ne yaşamasını ne ölmesini ne de rızkını herhangi bir yıldıza bağlamıştır. Bunu söyleyenler Allah hakkında yalan düzüyorlar ve kendilerince bahaneler uydurup avunuyorlar.
Yıldıznameye bakmak ve yıldızlardan sihir yapmak ne anlama gelir?
Yıldıznameye bakmak yıldızlardan hisse çıkarmak, yıldızlardan büyü yapmak, yıldızlardan sihir yapmak, bunların hepsi de küfür. Kim böyle bir sihir ve büyü, böyle bir sihir, böyle bir yıldız ilminden insanların üzerinde gelecekle alakalı bir şeyler söyler, kahinlik yaparsa, küfre düşmüş olur. Nikahı düşer. Tecdidi iman, tecdidi nikah gerekli.
Sufilerin yıldızlarla ilgili bilgileri nasıl elde ederler?
Sufiler, ertesi günü rüyalarında görebilirler. Bir yıl sonrayı, üç yıl sonrayı, beş yıl sonrayı, on yıl sonrayı rüyalarında görebilirler, bu ayrı bir ilimdir veya o esnada birisiyle, biriyle alakalı bir rüya görebilir. Bu ayrı bir ilimdir. Bunun yıldızname ile, kahinlikle, özel dualarla, özel kürlerle alakalı değildir. Bu o kimsenin dervişliğiyle değil alakalıdır. O kimsenin sufiliğiyle alakalıdır.
Sufilerin geleceğe dair bilgileri nasıl elde ederler?
Sufiler görürler gelecekle alakalı bir şey. Eyvallah, kendi başına gelecek olan, bir başkasının başına gelecek olan, görür birileri. Buna susar. Zaten imtihanın sırrı bu. Ona teslim olacak mı olmayacak mı. Burası böyle bile bile lades gibi bir şeydir bu, aldanacağını bile bile gidersin. Asıl zor olan aldanmak budur. Bilmeden aldanır herkes. Zor olan aldanmak, bile bile aldanmaktır. Burası nefse acı gelir. Burası insana sıkıntılı gelir.
Sufilerin yıldızname, kahinlik ve büyü ile ilgili tutumları nedir?
Bizim çantacı Hacı Mehmet vardı, Abdurrahim’in babası. Allah rahmet eylesin, biz böyle onunla iyi dostluk yaptık, Cenabı Hak cennetinde makamını arttırsın inşallah. Demirtaş’ta ilk bizim zikrullah yapılacak olan evi tahsis eden kimsedir. Bak, zikrullah yapacağımız evi tahsis eden kimsedir. Bir gün Nevşehir’e gideceğiz. O da yeni bir araba aldı. Rüyamda arabayı vuruyor, kaza yapıyoruz. Allah hayırlısını versin dedim kendi içimden. Sabah, Demirtaş’lı ismail gelmemişti. idris’in babası vefat etti. Allah rahmet eylesin. Onunla mı ilgileniyor? ismail telefon açtı bana. Ha burda mısınız? Aradın beni, hatırlıyor musun? ismail de Demirtaş’ta, sabah aradı, beni. Selamünaleyküm, Aleykümselam. Abi dedi ya yola çıkacaksınız ama dedi yolda kaza yaptığımızı gördüm dedi. Öyle değil mi ismail? Öyleydi değil mi? Ben öyle hatırlıyorum. Öyle mi dedim, demedim mi ismail sus, aman sakın konuşma dedim. Öyle dedim değil mi, ismail sus sakın konuşma dedim.
Mesnevî-i Şerîf 750-754. Beyitler Şerhi nedir?
Bilmeden aldanır herkes. Zor olan aldanmak, bile bile aldanmaktır. Burası nefse acı gelir. Burası insana sıkıntılı gelir. Bunlar sufinin kendi hayatında olur ama bizim yıldıznameyle, kahinlikle, yok geleceği okumak, böyle şeylerimiz yoktur bizim. Biz bunlar için uğraşmayız. Biz Allah’ın rızasını kazanmaya çalışırız.
Güneş ve Hakikat i Muhammediye arasındaki ilişki nedir?
Sufi literatüründe güneş, Hakikati Muhammediyedir. Bu, başkasına başka bir şey ifade edebilir bu. Burda Hz.Pir, güneşi Hakikat i Muhammediye, evi de mümin kimsenin kalbi olarak tahayyül ettiğine inanıyorum. Böyle olunca, güneş her daim aleme rahmet saçar. Aleme mana olarak rahmet saçan da Hz. Muhammed i Mustafa’dır.
Mesnevî-i Şerîf 750-754. Beyitler Şerhi konusunda ne söylenmektedir?
. Doğrudur, bulamaz. Neden? Kalbi kararmış, mühürlenmiş. Kalbin mühürlenmiş senin? Git bir kendine şeyh bul. Ona dua ettir kendine. Rüyanda bir şeyh bulamıyorsan, göremiyorsan, o yıldızların ardındaki sönmeyen bulanmayan bir yıldız bulamıyorsan, yan derdine. Öyle işin kolayına, hevasına, nefsine gitme. Ya? E biz üveysi olduk veyahut da bu zamanda var mı? Ey bize nasip değilmiş! Sen nasip değilmiş dersen nasip olmaz sana. Demek var bir hatan, var bir kusurun, var bir yanlışlığın, var bir hainliğin. Bir hainliğin var senin. Maneviyata var, yola var, o yaşayan şeyhe var. Var, bir şey yapmışsın sen. Neden? Kapın kapanmış. Kapın kapanmış. Gidememişsin hiçbir yere. Allah muhafaza eylesin. E öyle olunca da diyorsun ki neymiş de bulamamış da yapamamış da edememiş de yokmuş da bu zamanda da…Zakirleri şeyh etmişler, zakirleri şeyh etmişler, çavuşları şeyh etmişler, sanbahleyin erken kalkan, şeyh efendi bana da zakirlik verdi, ben de zakirim. Allah Allah! Sağlığında vermediydi, öldükten sonra rüyasında vermiş. Kadının birisi de çıkmış Abdullah Baba bana zakirlik verdi. Ne? Ne zaman verdi? Bana soruyorlar eskiyim ya ben şimdi, filanca kadın işte, bir de şey filanca anne, bir de anne! Allah Allah! Dedim, şeyh efendinin nikahlı eşimiymiş ki o dedim anne olmuş. Nasıl yani? Dergahta dedim bir tek şeyh efendinin nikahlı eşi anne denir ona, başka kimseye anne denmez. Ya işte… Dedim ya adab bu benim bildiğim. Kim bu kadın? Filanca. Aaao. Ne olmuş? Rüyasında şeyh efendi ona vermiş. Ya dedim ya ona vermesine gerek yoktu. O zaten dedim bekliyordu o çok dedim bana bir kaç sefer salvo yaptı. Ben onu zakir etmedim diye dedim kızıyordu zaten bana. Aaa tamam, şeyh efendi öldü dedim. Kendi kendini zakir tayin etmiştir. Yol bu değil. Yol bu değil!
Dinlerini, imanlarını ingiliz Sarayı’na satmış kimseler kimlerdir?
Bunlar dinlerini, imanlarını ingiliz Sarayı’na satmış, ingiliz uşağı bunlar. Hadislerin orasını burasını kırpıp hadislerin üzerinde şüphe arz etmeye çalışanlar, Sünnet i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin orasını burasını kırpıp Sünnet i Resulullah’ın üzerine şüphe arz etmeye çalışan, bunlar direkt ingiliz gavurunun, Yahudi, israil gavurunun Amerikan cıa gavurunun yetiştirip islam ülkelerinin içerisini hususi, ama şeyh adı altında ama alim adı altında ama ne bileyim işte bilim adamı adı altında ama bilmem ne profesörü adı altında Müslüman ülkelerindeki islami uyanışı, islami direnişi ve dirilişi ifsad etmek için Müslümanların arasında birliğin, beraberliğin korunmasını, kurulmasını ifsad etmek için özel karanlık dehlizlerde ve mahfellerde hazırlanmış karanlık kimseler bunlar.
Mesnevî-i Şerîf 746-749. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatiliyor?
Geri çevirsin seni. Sen git, Reyhanlı’ya kadar git. Param yok başladım yayan gitmeye de çık yayan yola. Bir de niyetlen, ihramı da giy. Nereye gidiyorsun dediler, hacca yolculuğa çıktım de. Bisikletin varsa, bisikletinle. Televizyonda belgeselde izliyorum. Adam himalayalardaki yedi tane keşişlerin ibadet ettiği yedi tane ibadethaneye gittiğinde hacı oluyor. Nasıl gidiyor? Böyle çocuklar gibi emekleyerekten gidecek. Televizyonda gecenin saat üçünde belgesel izliyorum, bildiniz belgesel. Budist, budist kendince hac ibadeti yapıyor. Himalayalarda yedi tane işte ismine ne deniyor onların ibadethanelerine? Kültürümüz sınıfta kaldı! Neydi ibadethaneleri? Tapınak, yedi tane tapınak. Böyle bildiğiniz işte dinleniyorlar, işte yemek az miktarda yiyorlar, ondan sonra başlıyorlar ellerinin altına o kamyon lastiklerinden, kocaman lastiklerden böyle dizlerine yapmışlar, ellerine, böyle bildiğiniz emekleye emekleye gidiyor. Baktım, inanca bak dedim ya, Öyle hacca gidiyor, adam hac yapacak kendince. Yedi tane o tapınağı ziyaret etti adamlar, dört beş arkadaş, belgesel olarak da onları çekmişler, adam haccını yaptı, orda o tapınaklarda onlara diğer budistler, hizmet ediyorlar, hizmet ediyorlar, onları yediriyorlar, içiriyorlar, yollarına devam ediyorlar. Müslümanlar dedim, bunlar kadar cesaretli değil. Müslümanlar dedim bunlar kadar inançlı değil. Evet, evet! Hac geliyor şimdi, öyle değil mi? Bize demişler ki sıraya gireceksiniz. On yıl sonra sıra geliyor. On yıl sonra sıra geliyor. Ben şimdi biraz daha konuşsam, halkı isyana teşvik etmekten içeri gireceğim. Kamu düzenini bozmaktan, halkı isyana teşvik etmekten güldürt hadi yürü bakalım. Evet, hacca gitmek. Ondan sonra? Zekat vermek. Müslüman zekat verecek hale gelecek. Onun için de çalışması lazım. islam bu, buna iman etti, buna iman etti ama yaşamıyor. Bu kendi nefsine zulmedenlerden oldu. ikincisi ne? Orta yolu tuttu, iman etti. işte yaşamaya çalışıyor kendince, hani var ya bizde böyle, iman etti kendince dinini kendi kendine yaşıyor. Bu orta yolu tuttu. Kimi de Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçer. Sufiler, hayırlı işlerde öne geçmeye çalışan koşturan topluluklardır. Sen hayırlı işlerde öne geçmeye çalışan hayırlı topluluklardan ol, iyilerden ol. iyilerden ol ki arkana iyi bir miras bırak. Allah bizi muhafaza eylesin.
Mesnevî-i Şerîf 745-746. Beyitler Şerhi nedir?
Kalp ile tasdik, dil ile ikrar. O zaman bizim müslümanlığımız dilimizde. Kalbimizde, vücudumuzda, azalarımızda tecelli edecek. Hayatımıza tecelli edecek. Böyle mi olmalı bir Müslüman, demeyecekler.
Komşusu kötülüklerinden emin olmadıkça kişi tam Mümin olamaz. Bu ifadeyi nedir?
Devam ediyor: ‘Komşusu kötülüklerinden emin olmadıkça kişi tam Mümin olamaz.’ Komşunuz komşunuz! Komşunuz, sizin kötülüğünüzden emin olacak. Diyecek ki bu kötülük gelmez bundan. Önce evde eşlerimiz, bizim kötülüğümüzden emin olacak. Erkek kadın. Sadece erkeklere değil din. Sadece kadınlara da değil. Bir erkek, birinci derecede eşinin kötülüğünden emin olacak. Diyecek ki benim eşim bana köt, zulmetmez. Bir kadın diyecek ki benim kocam bana zulmetmez, bana kötülük yapmaz. Bir kadın şunu diyecek, benim kocam bana kötülük yapmaz. Benim anneme kötülük yapmaz. Benim babama kötülük yapmaz. Benim kardeşlerime kötülük yapmaz. Bir kadın, bir adam şunu düşünecek. Benim eşim bana kötülük yapmaz. Benim anneme, benim babama, benim etrafıma kötülük yapmaz. Emin olacak insanlar. Ahlaklarını, ince ahlak üzerine kuracaklar. ‘Din güzel ahlaktır.’ Hadisi şerif. Hz. Muhammed i Mustafa sallallahu ve sellem hazretleri diyor ki ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Eğer ahlakınız düzgün değilse ne orucunuz ne namazınız ne de zikriniz sizi kurtarmaz. O namazı, orucu, zikri, güzel ahlakla harika bir hale getirin. O yüzden insanın ilk önce evinin içi emin olacak, emin! Evinin içi emin olacak. O evden eminlik fışkıracak. Herkes o eve hayranlıkla bakacak, herkes. O kadının gözlerinden mutluluk fışkıracak. O çocukların gözünden mutluluk fışkıracak. O erkeğin gözünden mutluluk fışkıracak. Evden mutluluk fışkıracak. Mü’min evi, mutlu evdir. Mümin evi neşeli ve mutlu bir evdir. Bakın neşeli ve mutlu bir evdir. Mü’min evinde patırtı, kütürtü, bağırış, çağırış, mahkeme duvarı gibi insanların yüzü, konuşmuyor. Bir küçücük bir meseleyi de bağırış, çağırış kavgayla halletmeye çalışıyor. Bu mü’min evi değildir. Orda şeytan kol dolaşıyor. Orası mü’min evi değildir. Siz batılıların öğretisini almayın.. Kavga etmek de anlaşmak demekmiş! Bizim inancımız bu değil. Kavga etmek bir anlaşma aracı değildir. Öfke şeytandandır. Mümin kardeşine, eşine, çoluğuna, çocuğuna, kardeşlerine öfkeleniyorsan şeytandandır bu. Öfkeleneceksen, harama öfkelen; öfkeleneceksen gavura öfkelen. Hangi gavura? Sana zarar veren gavura öfkelen. Adam işine gücüne gidiyor. Bakmış işine, ne işin var onlan senin. Sizi yurdunuzdan etmeye çalışanlarla savaşmamız emrolundu. Sizinle savaşmayanla savaşmakla emrolunmadınız. O zaman öfkeniz sizi yurdunuzdan etmeye, sizi sömürmeye çalışan emperyalistlere olsun. Turist gelmiş. Ona öfkeleneceğim diye uğraşma, yanlış. O yüzden batı öğretisi, kavga etmek de bir iletişimdir. Hayır ya! Kavga etmemek varken neden kavga edelim? Allah muhafaza eylesin. Önce evlerimiz neşeli ve mutlu olacak. Sonra bu neşe ve mutluluk, komşularımıza aksedecek. Komşumuz diyecek ki bizim için emin insanlardır, ben çoluğumu, çocuğumu ona teslim ederim, emin insanlardır. Etrafınızda emin insanlar seçin. Kendiniz de emin olun. insanlar eşlerini, çoluğunu, çocuğunu, malını, mülkünü sana emanet edebilmeli. Emin olmalısınız. Emin olmalısınız. Müslüman, emin insandır. Mü’min emin insandır. Sufi emin insandır. Namusa emindir, mala mülke emindir, kardeşliğine emindir, arkadaşlığına emindir. Emin insandır mümin, mümin güvene dayalı yaşar. Güvene dayalı, güvensizliğe dayalı yaşamaz. Güvene dayalı yaşar.
Evinin içi emin olmamızın nedeni nedir?
O evden eminlik fışkıracak. Herkes o eve hayranlıkla bakacak, herkes. O kadının gözlerinden mutluluk fışkıracak. O çocukların gözünden mutluluk fışkıracak. O erkeğin gözünden mutluluk fışkıracak. Evden mutluluk fışkıracak. Mü’min evi, mutlu evdir. Mümin evi neşeli ve mutlu bir evdir. Bakın neşeli ve mutlu bir evdir. Mü’min evinde patırtı, kütürtü, bağırış, çağırış, mahkeme duvarı gibi insanların yüzü, konuşmuyor. Bir küçücük bir meseleyi de bağırış, çağırış kavgayla halletmeye çalışıyor. Bu mü’min evi değildir. Orda şeytan kol dolaşıyor. Orası mü’min evi değildir. Siz batılıların öğretisini almayın.. Kavga etmek de anlaşmak demekmiş! Bizim inancımız bu değil. Kavga etmek bir anlaşma aracı değildir. Öfke şeytandandır. Mümin kardeşine, eşine, çoluğuna, çocuğuna, kardeşlerine öfkeleniyorsan şeytandandır bu. Öfkeleneceksen, harama öfkelen; öfkeleneceksen gavura öfkelen. Hangi gavura? Sana zarar veren gavura öfkelen. Adam işine gücüne gidiyor. Bakmış işine, ne işin var onlan senin. Sizi yurdunuzdan etmeye çalışanlarla savaşmamız emrolundu. Sizinle savaşmayanla savaşmakla emrolunmadınız. O zaman öfkeniz sizi yurdunuzdan etmeye, sizi sömürmeye çalışan emperyalistlere olsun. Turist gelmiş. Ona öfkeleneceğim diye uğraşma, yanlış. O yüzden batı öğretisi, kavga etmek de bir iletişimdir. Hayır ya! Kavga etmemek varken neden kavga edelim? Allah muhafaza eylesin. Önce evlerimiz neşeli ve mutlu olacak. Sonra bu neşe ve mutluluk, komşularımıza aksedecek. Komşumuz diyecek ki bizim için emin insanlardır, ben çoluğumu, çocuğumu ona teslim ederim, emin insanlardır. Etrafınızda emin insanlar seçin. Kendiniz de emin olun. insanlar eşlerini, çoluğunu, çocuğunu, malını, mülkünü sana emanet edebilmeli. Emin olmalısınız. Emin olmalısınız. Müslüman, emin insandır. Mü’min emin insandır. Sufi emin insandır. Namusa emindir, mala mülke emindir, kardeşliğine emindir, arkadaşlığına emindir. Emin insandır mümin, mümin güvene dayalı yaşar. Güvene dayalı, güvensizliğe dayalı yaşamaz. Güvene dayalı yaşar.
Emin bir toplumun ne kadar önemli olduğu?
Bir toplum eminliğini kaybederse, dini ne olursa olsun, batmaya mahkumdur. Dinin bir ehemmiyeti yok orda. Bir toplumda eminlik kalktıysa ortadan, o toplum batmaya mahkumdur. Allah muhafaza eylesin.
Kıyamete kadar o kötülerin cinsinden kim vücuda gelse, yüzü kötülüğe midir?
Şule nereden çıkıyorsa, madeni neredeyse oraya gider. Kıyamete kadar o kötülerin cinsinden kim vücuda gelse, yüzü kötülüğedir. Kötülüğü de iyiliği de birer insana benzetin. Kötülüğü de iyiliği de birer insana benzetin ve o kötülüğün de çocukları oluyor o iyinliğin de çocukları oluyor.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 745. Beyit Şerhi
İblisin eşi olmak ister misiniz?
Bütün herkes der ki hayır ve iblisi iblis olarak rüyanızda görseniz, kırk gün yemek yiyemezsiniz. iblisi iblis olarak rüyanızda görseniz, kırk gün yemek yiyemezsiniz. iblisi son nefeste bir kimsenin başında görseniz, son nefeste imanınızı kaybetmemek için var gücünüzle gayret edersiniz. Var gücünüzle!
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 745. Beyit Şerhi
Kötülüklerin anası kim?
Biziz, insan oğlu. Kötülüklerin babası kim? Şeytan ve o kötülük bir insan şeklinde düşünün. Bir eli kadın, bir eli erkek olsun ve bir kimse kötülük yaptığı anda bilsin ki on tane kötü çocuk oluşturdu, habire o kötü çocuk üretiyor.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 745. Beyit Şerhi
Kıyamete kadar o kötülük ağacı, o kötülük evi var olacak mı?
Kıyamete kadar o kötülük ağacı, o kötülük evi var olacak orda ve o kötülük evini seçenler o kötülük ağacının meyvesinden yiyenler, o şeytana kendisini peşkeş çekenler, her daim kendisinden kötü çocuklar zuhur ettirecekler.
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 745. Beyit Şerhi
Bu ülkede onbeş yıl öncesine kadar Kur’an-ı Kerim kurslarını kapatan siz miydiniz?
Sizdiniz! Kur’anı yasaklayan, camiyi yasaklayan, tekkeyi yasaklayan, şeyhleri dervişleri yasaklayan, insanlara ahlakı öğretecek her türlü kurumu kuruluşu yasaklayan değil miydiniz? Öyle değil miydiniz? Meyhaneleri açan, genelevlerini açan, bu ülke insanları! irtica diye başını örtenleri kapılardan toplayan, üniversite kapılarından katmayan kimdi ya, bu ülke nerden geldi bunlar? Kim onları üniversite kapılarında engelledi. Geri gönderdi. Yunanlılar mı gönderdi, moskof mu gönderdi, CIA mi gönderdi, Yahudiler mi gönderdi, kim gönderdi ya bunları? Bunları yasaklayan kimin çocuklarıydı? Kimin çocuklarıydı bunlar?
Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 745. Beyit Şerhi
Tarih boyunca Yahudiler, kendilerine gönderilen peygamberleri katletmekle kalmadılar, kendilerinden sonra gelen peygyamberleri de katlettiler mi?
Konu başlığımız bugün bu. Tarih boyunca Yahudiler, kendilerine gönderilen peygamberleri katletmekle kalmadılar, kendilerinden sonra gelen peygyamberleri de katlettiler. En son isa Aleyhisselam’ı da katletmeye çalıştılar biliyorsunuz ve Yahudiler tarih boyunca kendi dinlerini ifade ettikleri gibi kendilerinden sonra gelen bütün peygamberlerin dinlerini ifsad etmeye çalıştılar. Bunda da başarıya ulaştılar. Mesela islam dininin içerisinde dahi israiliyat denilen bir olgu var. israiliyat olgusu yani dindenmiş gibi görünen, Kur’an ve sünnete dayanmayan ama Yahudilerin enjekte ettiği veyahut da işte bu tip içi dışı bozuk münafıkların enjekte ettiği olgular. Dindenmiş gibi kabul ettiler. Onlara sorduklarında onlar böyle bir şeyi kabul etmezler tabii de ama bu ne yazık ki tarihi bir vakıa.
Mesnevî-i Şerîf 740-744. Beyitler Şerhi neden anlatılıyor?
İsa kavmininin dinini mahv için aynı Yahudinin neslinden diğer bir padişah meydana çıktı. (Bu anlattığımız daha önce Yahudi’nin arkasından.) Bu diğer padişahın meydanı çıkışını haber almak istersen ‘vessemai zatül Buruc’ suresini oku. Yani Kur’an-ı Kerim’de Buruc suresi var. O Buruc suresinde bu sonradan çıkan o Yahudi’nin neslinden gelen o padişahı anlatıyor Buruc suresi.
Din algısını bozanlar kimlerdir?
Hadis-i şeriflerle alay eden kimse, kadere iman ile alakalı alay eden kimse, hadisi şerifleri inkar eden kimseler, vallahi de billahi de tillahi de gizli servislerin emrindedir. Gizli servis vardır onun arkasında. Ya MOSSAD vardır, ya CIA vardır, ya ingiliz ajanları vardır, ya Alman ajanları vardır. Başka bir şey yoktur. Çünkü din algısını bozanlarsa bu ülkeyi bozarlar. Din algısını bozmazlarsa bu ülkeyi bozamazlar. Neden 28 Şubat’ı yaptılar, bakın şimdi çıkıyor meydana. Neden 28 Şubat’ta kepenk indirdi bazı dergahlar, tarikatlar, şahıslar, şimdi çıkıyor meydana. Neden korku hummasına kapıldılar, şimdi çıkıyor meydana. Bunların hepsi de, hepsi de vatan millet Kur’an sünnet düşmanları tarafından yönlendirilen kimseler.
Mesnevî-i Şerîf 740-744. Beyitler Şerhi nedir?
Şubatçıların oyununa uyup, dergahın kapısına kilidini vurduysa, kepengi indirdiyse 15 Temmuz’da darbeye karşı çıkmadıysa, beklediyse sinsi bir şekilde, hareket etmediyse, o vallahi de billahi de Yunan bozmasıdır, Yahudi bozmasıdır, ingiliz bozmasıdır. Tekkesi de, dergahı da, cemaatı da. Açık net! Bizim sözümüz de, özümüz de, içimiz de, dışımız da bellidir. Biz, demirden korkan trene binmeyecek, bu. Aynı bakın, o Yahudi bozmaları o gün için Hristiyan dinini ifsad etmeye çalıştılar, bugün için de bugün için de bu ülkede bu memlekette, islam dünyasında, bu Yahudi bozmaları ne yapıyorlar? Dinimizi ifsad etmeye çalışıyorlar. Selefi vahabi takımı gibi, işid takımı gibi, daeş takımı gibi içimizde kurulmuş ingiliz tekkeleri gibi. Geçenlerde hatırlayın bir Perşembe dersinde ingilizlerin kurduğu tekkeler var dediğimde, bana sonra özelden yazdılar. işte kim bunlar da bilmen ne. Çok basit dedim. Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkan kim varsa, hepsi de ingiliz bozması. Araştırın tekkelerin geçmişini. Ben kendi dergahıma da ne dedim ben? Ben böyle bir dergahta bulunmaktan gurur duyuyorum. Kıvançlıyım. Sebep? Biz Kuvayi Milliye benim şeyhimin şeyhinin şeyhi Kuvayi Milliye’ye katılmış dervişleri ile beraber, dergahta duran bir teneke altınla beraber, bu ülke savunmasının ve kurtulmasını için mücadele etmiş, ona katılmış olan bir dergahız biz. Biz böyle bir dergahız. Bunu kenara yazın. Ben Bursa’daki kardeşler için söylüyorum bunu. O zaman için beni dinleyen, benimle beraber hareket eden, Bayındır’daki kardeşler için söylüyorum. Bursa ve çevresindeki bütün kardeşler için söylüyorum. 28 Şubat’ta dergahın içerisinde direnen bir tek biz varız. Geri kalan kepenk indirdi. indirmeyin dedim, indirdiler. Eski arkadaşlar bilirler. Kepenk indirenler, dolaylı olarak 28 Şubat’a destek oldular. Ben hepsini de, hepsini de sildim attım. Bunların hepsi de dedim 28 Şubatçı dedim. Hepsi de. Biz basılırken, onlar tekke kapattılar. Biz karakollarda dolaştırılırken, onlar dersleri iptal ettiler. O yüzden onlar 28 Şubatçı. Hiç tereddütüm yok. Hiç tereddütüm yok. O gün 28 Şubat’ta bizi satanlar, her zaman için bizi satarlar. işim olmaz. Aynı şekilde, ben çok mutluyum bu noktada. Elhamdülillah. Başım dik. 28 Şubat’ta o mücadele veren kardeşler yerine yenilerle beraber, yenilerle beraber 15 Temmuz’da darbeye hayır deyip mücadelesini verdiler. Evet! Biz böyle konuşmaktan elhamdülillah mutluluk duyuyorum. Biz cumhurbaşkanı sokaklara çıkın demeden, sokağa çıkmış tekkeyiz biz. Daha hiç kimse evinden dışarı çıkmazken, biz hamdolsun 15 Temmuz’da sokağa çıkmış insanız. Orta yere ilk çıkanız. Hesabımız yok bizim. Yarın öbür gün bu darbe başarıya kavuşursa biz ne yaparız diye düşünmedik. Hatta ben bazen latife yapıyorum. Bizden cesaretlendi bütün herkes diyorum. ilk önce biz çıktık meydana. Bursa’da da biz çıktık ilk önce, her yerde de biz çıktık hamdolsun. Biz çünkü Kur’an ve sünnet vatan millet mücadelesinin en önündeyiz. Bundan yılmayız da çekinmeyiz de. Bu Yahudi bozmalarına pabuç bırakacak noktada değiliz. Bu MOSSAD artıntısı, CIA artıntısı, dergah, tekke, cemaat, bunlara pabuç bırakacak değiliz. Ya kimi söylüyorsun? işte bak kimi söylediğimin bir kısmını, çok az bir kısmını, geçen gün sözcü gazetesi, neydi o, şey, Soner Yalçın yazmış. Çok hoşuma gitti. Paylaştım Twitter’da. ingiliz tekkesi Kim? Kıbrısi. Kim müridi? Adnan Oktar. Adnan Oktar’ın müridi kim? Taslaman. Öbürkü kim? Mehmet Okuyan. Öbürkü kim? Mustafa islamoğlu. Bakın zincir halakası. Bu gazetecinin söylediği. Gasteci değil o, gazeteci. Gastecilik ayrı, gazetecilik ayrıdır. Gazetecinin söylediği. Ne diyor Kıbrısi’nin müritleri için? Biz tarihçi diye alkışladığımız Kadir Mısırlıoğlu, bütün çoluğu çocuğu Kıbrısiye yani Nazım Kıbrısi’ye, kendisi de onun müridiymiş. Yalan doğru, gazetecinin söylediği şey. O da öyle boşa atacak bir adam değil. ingiliz tekkeleri var Türkiye’de. ingilizlerin yönlendirdi cemaatler var islam dünyasında ve Türkiye’de. CIA’nın yönlendirdiği cemaatler ve tekkeler var Türkiye’de ve islam dünyasında. Yani siz bunu şöyle bir şey düşünebilirsiniz. Yok koca cemaat. Evet, koca cemaat olması şart değil. içinden bir tane imam, bir tane zakir bir tane nakip alır, satın alır onu. Onlarla halleder halledeceğini. Bunları söylediğimizde biz ortalık ayağa kalkıyor. Dur kardeş, otur. Otur! Sen git kendi tekkeni kendi dergahını araştır. Nereye kadar? Kurtuluş Savaşı’na kadar. Nereye kadar? Kurtuluş Savaşı’ndan önce, Çanakkale’ye kadar. Nereye kadar? Geriye doğru git. Git gidebildiğin yere kadar, bir araştır. Biz söylüyoruz nerden geldiğimizi, söylüyorus ne yaptığımızı da. Sen ne yaptığını söyle bana. Bana 28 Şubat’ta ne yaptığınızı söyle. Bana onu söyle. Bana 15 Temmuz’da ne yaptığınızı söyle. Bana onu söyle. Başka bir şey değil. Bana geziye karşı gelip gelmediğini, gezide ne yaptığını söyle. Bana onu söyle. Ben senin adını soyadını söylerim sana, merak etmeyin. işte bu Yahudi padişah da daha önceki Yahudi padişah gibi kötü adete, o kötü yola, o kötü düşünceye, o kötü fikriyata, o kötülerin oturup dizayn ettiği plan programı kurdu. O kötü yola devam etti. “Bil ki o çeşit sitem ve zulümlerden bu, ne yaparsa Allah günahını ar- tıksız, eksiksiz, ilk zalimden sonra arar.” Bir zalim dini ifsad etmeye, Müslümanları ifsad etmeye, onları her fikri planda katletmeye, hem imani planda katletmeye, hem de zahiri noktada katletmek için plan ve programlar yapıyor. Bu biz katletmeyi sadece bir kimseyi öldürmek olarak biliyoruz. Siz bir kimsenin imanını bulandırırsanız, o kimseyi katlettiniz. Bir kimsenin salih amellerini bulandırsanız, onu katlettiniz. Bir kimsenin dosdoğru yolunu bulandırmaya kalktınız, katlettiniz. Bu bile bile katillik, bilebile. Siz bir kimseye adaletli davranmadınız, katlettiniz o kimseyi? Bir kimsenin hakkını, hukukunu korumadınız, katlettiniz onu. Bunların hepsi de katliamdır. Bir kimsenin dini inanışını bozmaya çalıştınız, katlettiniz onu. Bir topluluğun dini inanışını bozmaya çalıştınız, katlettiniz onu. Buruc suresi: ‘Burçlar sahibi gökyüzüne, vaad olunan o güne, şahitlik edene ve edilene andolsun ki kahroldu o hendeğin sahipleri, o çıralı ateşin.’ Ne yaptı bu Yahudi padişah, hendek kazdırdı. Bakın Yahudi padişahların ve Yahudi bozmalarının işidir. Bunlar hendek kazarlar. Bunlar hendeklerle uğraşırlar. Yahudi padişah hendek kazdırmış. Bu, bu padişah tarihte çok nam salmış. Ortadoğu’yu kasıp kavurmuş. Ortalığı yakmış yıkmış bir kimse ve enteresan, bu Padişah da ahlaksızın teki. Bununla alakalı o kadar çok şeyler var ki çok uzun tefsirlerde yazan. Kimisi diyor ki tarihi not bunlar, bu kafayı buldu, içkiyi içti. Kendi kız kardeşiyle zina etti. Kendi kız kardeşiyle zina edince ayıldı sabah olunca ne yapacağım ben şimdi dedi. E kendi kız kardeşiyle zinanın cevaz olduğuna dair, caiz olduğuna dair sarayın o günkü din adamlarını topladı. O din adamları da bunların bir kısmını kabul etti, bir kısmını kabul etmedi. Kabul etmeyen iman sahiplerini ateşte, hendeklere ateş doldurdu, oraya atmakla atfetti. Bununla alakalı o kadar çok şey var ki ama sonuçta yaptığı iş şuydu. Hendek kazdırıp içine odun, çalı, çırpı bütün yakacakları doldurup ateş yaktırıp oraya da bir tane put diktirdi. Put diktirdiklerinden dolayı, putperestlikten gelme olduğunu söyleyenler var. insanlara diyordu ki puta secde edin, kurtulun ama normalde hiç kimse de onu kabul etmek istemiyordu. Kabul etmek istemeyenlere de o pis Yahudi ne yapıyordu? Onları ateşe atıyordu. Allah da ayeti kerimede diyor ki o hani ateşin başına oturmuştu, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Bu müşrikler, bu pis Yahudiler ve avanesi, ateşin başına oturdular hendeğin başına, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Müminler, topluluk halinde ikişer, üçer beşer kişi getirilip ya secde edecekler puta, ya da ateşe atılıyorlardı. Müminlere kızmalarının sebebi de onların yalnız çok güçlü ve övgüye layık olan Allah’a iman etmeleriydi. ‘O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığı onundur ve Allah herşeye şahittir. inanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır.’ işte o hendek sahibi Yahudi ile alakalı inen ayeti kerimeler bunlar, Buruc suresinde. Hani derim ya Mesnevi bize Kur’an ve sünnet anlatır diye. Mesnevideki hikayeler, bize Kur’an ve sünnetin açılımıdır diye. Oysa Hz. Pir en baştan bakın surenin adını verdi bize sadece. Dedi ki ‘bu diğer padişahın meydana çıkışını haber almak istersen vessemai zatül Buruc suresini oku.’ Yani Kur’an’daki Buruc suresini oku. Kur’an’daki o Buruc suresi, bu pis Yahudi dönmesinin, Müslümanlara nasıl zulmettiği, Müslümanları nasıl katlettiği, Müslümanları ne ile karşı karşıya bıraktığını söyler. işte geçmiş dönemde yapılmış olan bunlar, şu anda da mevcut. Şu anda insanlar fikri planda, imani planda, itikadi planda ifsad ediliyorlar. Şimdiki katliam bu, ifsad ediliyorlar. O gün pis Yahudi’nin oyunuyla Müslümanlar katlediliyordu. Bugün de katlediliyor. Afganistan’da, Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da, Yemen’de, o pis Yahudiler bir yolunu bulup Müslümanları ne yapıyorlar, katlediyorlar, yerle yeksan ediyorlar. Birbirlerine düşürüyorlar. Siz şimdi Suriye’de güven içerisinde yaşayan bir müslüman var diyebilir misiniz? Siz şimdi Irak’da güven içerisinde yaşayan bir müslüman var diyebilir misiniz? Siz Afganistan’da güven içerisinde yaşayan bir müslüman var diyebilir misiniz? Siz Lübnan’da Yemen’de Ürdün’de Çin’de, Doğu Türkistan’da, Rusya’da, siz Avrupa’da müslümanlar huzur içerisinde, güven içerisinde yaşıyor diyebilir misiniz? islam dünyasına hem içerden hem dışardan hendekler kazılmış, içine ateşler doldurulmuş. Ya diyorlar bu emperyalistlere secde edeceksiniz ya da diyorlar ki sizi bu ateş çukurunda boğarız. Otuzbeş yıldır terörle mücadele ediyoruz biz. Ne ile? PKK adı, otuzbeş yıldır! Bitti mi, bakın bitmedi. Otuzbeş yıldır bu ülkede huzur yok. Nerde bomba patlayacağı, nerde bir şey olacağı belli değil. Otuzbeş yıl sonra içerde yuvalanamayan terör, dışarda yuvalandı. Kaç bin tırdı gelen silah? Dörtbin tır. Dört bin tır! Bir ülke düşünün, o ülkenin askeriyesi var, polisi var, bir terör örgütü oluştur, sal yakasını silahlandır. Ondan sonra o terör örgütünü kuvvetlendir, ardından bir terör örgütü daha oluştur, silahlandır. Ben şimdi bununla mücadele edeceğim de. Dörtbin tır! Dörtbin tır! Varın siz hesaplayın. Ne yapacaklardı? Güneydoğuyu cehenneme çevireceklerdi. Nereye kadar? Ankara’ya kadar. Sebep? Armegedon! Kıyamet savaşı, kendi inandıkları o. Ne yapacaklardı? Güneydoğuda sen Kürtsün sen Türksün diye ayıracaklar mıydı? Ayırdılar mı Suriye’de, Irak’ta. Ne yapacak, Bursa’yı bombalama kalksa şu mahallede bunlar oturuyor, bu mahallede bunlar oturuyor diye mi bombalayacak? Bombalayacak geçecek. işte bu Yahudi emperyalist güçler, Müslümanları, inananları, kanlı ateşli bir oyunun içerisine atıyorlar. Allah bizi muhafaza eylesin. Bu konuda uzun okursanız Buruc suresinin tefsirlerini, farklı farklı rivayetler göreceksiniz. Ayeti kerimenin sonu: ‘inanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. işte büyük kurtuluş odur. Kuşkusuz Rabb’inin yakalaması serttir.’ Buruc, ayet 1 ile 12’ydi okuduğum. Burası güzel, şu ayeti kerimeyi bir daha tekrar almak istiyorum: ‘inanan ve iyi amel işleyenler’, inanan ve salih ameller işleyenler, bakın, dikkat edin, Kur’an-ı Kerim hep inanan ve salih amel işleyenler der. inanan ve ibadet edenler demez sadece. Bunun altını çizin. inanan ve salih amel işleyenler. inanmak işin başı. ikincisi ne? Salih amel, iyi ameller, güzel ameller işlemek. Bu muhakkak haramlardan uzak durmak bunun içinde, farz ibadetleri yerine getirmek bunun içinde ama en önemlisi etrafına faydalı olmak da bunun içinde. Etrafına faydalı olmak. Bunu unutmayalım. Hiçbir zaman. “Kim fena bir adet koyarsa ona her an lanet gider durur.”
Mesnevî-i Şerîf 740-744. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
Bunun altını çizin. inanan ve salih amel işleyenler. inanmak işin başı. ikincisi ne? Salih amel, iyi ameller, güzel ameller işlemek. Bu muhakkak haramlardan uzak durmak bunun içinde, farz ibadetleri yerine getirmek bunun içinde ama en önemlisi etrafına faydalı olmak da bunun içinde. Etrafına faydalı olmak. Bunu unutmayalım. Hiçbir zaman.