Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 19/19
Ârif İbnü’l-Arabî’nin bu konuyla ilgili ne dediği?
Ârif İbnü’l-Arabî şöyle söylemektedir: "Bu kişi ebdâlden olan Mu’âz b. Eşrâs ‘tır. Bahsedilen dört esas, bu yüce yolun temeli, ve sütunlarıdır. Bu dört hususta mesafe kat etmeyen kişi bu yolda olgunluğa eremez, ve yolunu kaybeder. Konuyla ilgili olarak şöyle dedim:. Ey ebdâlin makâmına ulaşmak isteyen sen, amelleri işlemek olmadıkça niyet, Ehli olmadığından dolayı o makamlara tamah etme, Makamlarda yarışmadıkça kalbini sustur, ve seni doğruluk yolundan uzaklaştıran her şeyden sakın, Aç kalıp geceleri uykusuz geçirirsen onların makamına, ve sohbetine ulaşıp esrârı çözer, ve manevi makamlarda ilerlemeye başlarsın Velâyet evlerinin bazı rükünleri vardır ki ebdâlden olan sâdâtımız oradadır, Az konuşmak, daimi sakınma, açlık gece uykusuzluğu bunlar nezih özelliklerdir." (Resâil-i İbn Arabî, Sf: 389-393) (Bunu Şihâb el-Müneynî Şerhu Manzûmeti’l-Hasâis adlı kitabında da nakletmiştir).
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
Eş-Şerefü’l-Muhattem (El Öpme Şerefi) – İmâm Süyûtî nedir?
Nitekim belirlilik takısı olan «Elif, ve Lâm» harfleri yerine «Elif, ve Mîm» harflerini kullanarak, Himyer lehçesiyle, “Yolculukta esnâsında oruç tutmak iyi midir?” diye soru soran Himyerliye yine onların tarzıyla cevap vermesi mâlum, ve meşhûrdur. Dolayısıyla Rasûlullah (S.a.v.)’in Seyyîd Ahmed er-Rifâî (K.s.) Hazretlerine verdiği cevap da bu kabildendir. Bunu böylece anla!
Kasîdetü’l-Vesîle’ye göre velîlerin sığınağı kimde olur?
İşte bütün velîlerin sığınağı bu büyüklerdir. Zirâ etrafın mutlaka merkeze katılması gereklidir.
Kasîdetü’l-Vesîle’ye göre feyizlerin nasıl ulaştığı nedir?
Bu büyüklerin yaşadıkları asırlarda, hatta ebedî âleme irtihallerinden sonra da, kutuplardan, ve seçkin kullardan olsa da her kime bir feyiz, ve hidâyet ulaştıysa bunların tavassutu/aracılığı, ve onların haylûleti/araya girmesi ile ulaştı.
Bu merkez üzerinde, anlatılan imâmlarla, Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî arasında hiç kimse müşâhede olunmamakta mıdır?
Bu merkez üzerinde, anlatılan imâmlarla, Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî arasında hiç kimse müşâhede olunmamaktadır. Bundan da anlaşılmaktadır ki; nücebâdan (üçler, yediler, kırklar gibi seçkin evliyâdan) olsun, kutuplardan olsun her kime feyizler, ve bereketler ulaşmış ise, O’nun (Abdülkâdir-i Geylânî’nin) mübârek tavassutu/aracılığı ile ulaşmış, ve ulaşmaktadır. Çünkü bu merkez, ondan başkasına müyesser olmadı.
Kasîdetü’l-Vesîle’ye göre feyizlerin olmaması ne anlama gelir?
Burada geçen "Güneş" tâbirinden murad, hidâyet, ve irşâd feyizlerinin güneşidir. "Battı" tâbirinden maksad ise anlatılan feyzin olmayışıdır.
Kasîdetü’l-Vesîle’ye göre Tavassut (aracılık) ne anlama gelir?
Tavassut (Allah’ın feyizlerinin kullara ulaşması hususunda aracılık) muamelesi bâki kaldıkça, Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.) Hazretleri ‘nin üstte geçen şiirdeki kavli doğrudur!
Dürr-U Meknûn Kasîdesi’nin hangi kişi tarafından okunduğu?
Rüyâmda Ebû Hanîfe’nin bu kasîdeyi Peygamberimiz (S.a.v.)’in huzûrunda okuduğunu gördüm, ve bunu ezberledim.
İbn Abbâs (R.a.) bana bunları anlatmıştı ki, ben uyandım mıdır?
İbn Abbâs (R.a.) bana bunları anlatmıştı ki, ben uyandım.
Dürr-U Meknûn Kasîdesi’nin hangi kişi tarafından bulunulduğu?
O şeyh-i kâmil de duyulmamış diğer bazı özelliklerini bana nakletti.
Dürr-U Meknûn Kasîdesi’nin hangi kişi tarafından okunması önerildiği?
Ben de onu okumaya müdâvemet edeceğimi nezrettim (adadım).
"Elini, kolunu açtı, ve onu kucakladı mı?
Hz. Mevlânâ devamla şöyle buyurur:. "Elini, kolunu açtı, ve onu kucakladı. Ona aşk gibi kalbinde, ve rûhunda yer verdi." [19]. Merhûm Üstad Tâhirü’l-Mevlevî (Rh.a.) , bu beytin şerhinde diyor ki: "Padişah, "Mânevî doktor, ve kâmil şeyh" demek olan o hekîm-i ilâhîyi görünce, koşup elini sıkmak, ve boynuna sarılmak sûretiyle ihtiramda bulundu. Bunları yapmakla hem müridâne bir edep gösteriyor, hem de Rasûl-i Ekrem (S.a.v.) ’in iki sünnetini icra ediyordu." [20]
Kaynak: Semâ Etmek Câiz Midir? Kur’ân ve Sünnet’ten Delili Var Mıdır?
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin sözleri nelerdir?
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. (K.s.) buyurdu ki: "Ben yaşadığım sürece, Kur’ân’ın kulu, kölesiyim.O Muhammed Muhtâr’ın yolunun toprağıyım.Sözlerimden, bundan başka bir şey nakleden olursa, Hem onu söyleyenden hem o sözden şikâyetçiyim!"
Adem kelimesindeki ilâhî hikmet nedir?
Kitap Adem Faslı ile başlar; ilk bölümün konusu "Adem kelimesindeki ilâhî hikmettir."
Bir kimse eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resulü dedi mi?
İmam. Maturidi ve. Hanefi ekolünde bir kimsenin imanında eksiklik göremeyiz. Bir elma, bir bütün elma gibi iman. Bir kimse eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resulü dedi. İman etti. Elma bir bütün ama daha ham olgunlaşmadı.
Muhyiddin İbn Arabi Hazretlerinin çoban kıssası ne anlatır?
Muhyiddin İbn Arabi Hazretlerinin zamanında olan bir çoban kıssası bunu güzel bir şekilde anlatır. Çoban, dağda gördüğü güzel bir çiçeği kendisinin şeyhi olarak seçmiş ve her gün onun önünde çalışmaya başlamıştır. Sonbahar gelince rüzgar çiçeği uçurmuş ve çoban da çiçeğin ardından İbn Arabi Hazretlerinin Şam’daki dergahına kadar varmıştır.
Fususul Hikem Okumaları Hakkında ne söylenmektedir?
Hz. Muhyiddîn ibn Arabî hazretlerini her çağda anlamaya çalışanlar olmuştur; ama dünya var oldukça herkes onu yeniden şerh etmeye, yeniden anlamaya çalışacaktır. Belki de İslâm medeniyetinin içinde anlaşılması en güç eserlerden biri Füsûsü’l-Hikem’dir.
Er hışımla dediler: "Sen ne yaptın?
Ben sana demedim mi, bu renkleri ayrı ayrı boyaya?" Boyacı dedi: "Bütün boyalar bir renktir, bütün renkler bir renktir; sen de o zaman bir rengin içindesin." İşte şunu iyi anlayalım: hiçbir şey yoktur ki onu hamd ile tesbih etmesin. Kötü gördüğün şeyin de vücudu, fiziksel yapısıyla Allah’ı tesbih ediyor; ağaçlar, çiçekler, böcekler, taşlar, denizler — hepsi.
Yunus Aleyhisselâm’ın çocuğunu nasıl tedavi etti?
Hikmet ona peygamberine gösterecek ya o çocuğun gözlerini anında açmış çocuğun gözü açılır açılmaz. Yunus Aleyhisselâm’ı görüyor önünde yaprak. Ardında yaprak çıplak ya oradan bir tane yaprak koparmış bir rivayette hani böyle askıda büyük yapraklı kabaklar var ondan yaprak, çünkü içeride elbise erimiş balığın karnında çocuk onu görünce Aha demiş şeytan burada kaldırmış elini eline bir tane taş şeytan burada diye bağırınca. Yunus Aleyhisselâm Ya Rab Ben küstahlık ettim. Tövbe ettim demiş ben küstahlık ettim. Tövbe ettim çocuk açacak ya dönerken çocuklar bir bakmışlar ki hiç kimse yok orada çocuğa demişler Ya sen zaten gözün görmüyor şeytanı nereden göreceksin demişler. Hani kah almamışlar onu şimdi bir kimsenin normal vücut gözü kör olunca açmak kolay ne yaptı İsa. Aleyhisselâm kör olan. Sıvaz diyordu böyle Allahu âlem böyle parmağını. Tükürün sürüyordu gözüne sürme gibi. Tükürün sürüyordu okuyordu onu gözü açılıyordu. Hatta havarileri de yapıyordu havariler de gözü görmeyenlerin okuyorlardı tükürüklü lardı gözleri açılıyordu e. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem.
İsa Aleyhisselâm kör olanı nasıl tedavi etti?
Hazretleri daha ilerisini yaptı sahabenin birisinin gözü çıktı savaşta ok isabet etti gözüm Ya. Resulallah dedi gözü elinde geldi sahabe Allah resulü sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretleri oku çıkardı gözünden gözü. Bismillâhirrahmânirrahîm dedi yerine koydu tükürük. Arcı bunu da. İnkar edecek etsinler. Onlar ne yapayım, yani siz cahilleri görünce 100z çevirin demiş yz inkarcı demek cahil demek göz. Hatta sahabe diyor ki öbür. Gözüm görmez oldu, ama.
Peygamberlerin mucizeleri neden önemlidir?
Resûlullah diyor o tükürükleri sıvazladı gözünü yerine oturtur çıkmış göz öyle gözünü yerine oturtur derken burada ş öyle değil gözü çıkmıştı elinde geldi sahabe göz elinde geldi hadisin metninde öyle yazıyor. Bazı yerlerde işte altına demişler ki gözünden yaralanmıştı yapma akıl perestler Sen Müslüman edeceğim diye uğraşma akıl perest o o mucizeye inanmayacak inkarcı. Münkir bırak bozma mucize bu Peygamberim le Ben gurur duyuyorum Peygamberim le Ben. Kıvanç duyuyorum böyle bir Peygamber ümmet olduğu için mutluluk duyuyorum.
İnkarcılar mucizelere inanmazlar mı?
Evet gözü elinde geldi sahabe sıvazladı yerleştirdi yerine, yani normal gözün. Açılması değil hatta birisi daha geldiydi ya gözleri görmüyordu ne dedi Ona gel dedi dua et gözlerinin açılması için nasıl dua etti ya rabbi. Senin Allah olduğuna îmân ettim peygamberinin peygamberliğine de îmân ettim dua dua vesile etti Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem haz sahabe Peygamber öğretiyor bunu gözleri açıldı sahabenin. Hazret Muhammed. Mustafa’yı vesile etti vesile hadis de ayet de sabit, ama o inkarcılar olayı ayağa kalkıyor vesile yok diye var kardeş sen Peygamber Sallallahu. Aleyhi, ve.
Anadolu insanı nasıl bir ortak yaşam felsefesi kurmuştur?
Anadolu insanı, dini inançlar ve kültürel değerlerin birbirine karıştığı bir ortak yaşam felsefesi kurmuştur. Bu felsefe, Hristiyan’ın Hristiyanlığını, Yahudinin, Musevili’nin Musevili’ni rahatça yaşayabileceği bir ortak yaşam felsefesidir. Anadolu insanı, herkesin malı, canı, namusu, haysiyeti mukaddesti olarak kabul eder. Bu felsefe, insanların dini ne olursa olsun, onların malı, canı, namusu, dini kendi inanışı mukaddesti olarak kabul eder.
Ortak yaşam felsefesinin İslâmî temeli nedir?
Ortak yaşam felsefesinin İslâmî temeli, her insanın malı, canı, namusu, haysiyeti mukaddestir. Bu felsefe, kendi ülkemizin kendi vatandaşının malı, canı, namusu, şerefi, haysiyeti bizim olmalı olarak kabul eder. Bu felsefe, bizim hanımlarımız, kadınlarımız, çocuklarımız ne kadar kıymetliyse bir başkasının da hanımı, kadını, çocuğu kıymetli olmalı olarak kabul eder. Bu felsefe, bizim kendi inancımız ne kadar kıymetliyse bir başkasının da inancı kıymetli olmalı olarak kabul eder.
Ortak yaşam felsefesini şehirlerimizde nasıl kurmak gerekir?
Ortak yaşam felsefesini şehirlerimizde kurmak için, her şey yukarıdan beklenmemeli. Herkesin açık sohbetler, çalışmalar ve hizmetler yapılmalıdır. Kapılar açık dergahlar, ücretsiz hizmetler ve herkesin erişimine açık etkinlikler yapılmalıdır. Bursa’da dört yüz elli yıllık bir meyvevi tekkesi var ve her gece sema yapılmalıdır. Bu tür etkinlikler, herkesin ortak yaşam felsefesini yaşamasına olanak tanır.
Din satmak istemiyor musunuz?
Size din satmak istemiyorum ama bir müjde vermek istiyorum. Müjde şu, insanlar birbirlerine akraba olmadıklar halde. Bir birlerinden menfaatler olmadıklar halde. Birbirleriyle aynı kavimden olmadıklar halde Allah için severler, bir yere toplanırlar, orada Allah’ı zikrederlerse oradan af olmuş olarak kalkın bizden. Müjde bu. Akraba değilim. Aynı kavimden de değiliz. Mahsi bir menfaatimiz de yok. menfaattayken ücret alınırlar. Size de ücret vermeyeceğim. Böyle bir şey de beklemeyin ha.
Gazali’den Sorular 2 konusunu neden ele aldınız?
Gazali’den Sorular 2 Hakkında >> Cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. >> Hakkı hak bilip hakkı yaşayan, hakkı anlatan, tebliğ eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanlara haksız, hukuksuz, kanunsuz davranılıyorsa, nerede Müslümanların namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına, canlarına tecavüz ediliyorsa Cenabı Hak bunları yapanları kahrı perişan eylesin. >> İsrail ve destekçilerini dağıtsın.
Gazali’den Sorular 3 nedir?
Gazali’den Sorular 3 Hakkında >> Hakkı hak bilip hakkı yaşayan ve tebliğ eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanlara haksız, hukuksuz davranılıyorsa, nerede Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları ayakları altına alınıyorsa Cenabı Hak hepsini de kahre perişan eylesin. >> Bunları yapanlardan Müslümanların intikamlarını alsın. >> İsrail’i yerle eylesin. >> Destekçilerini de yerle ihsan eylesin. >> İslamı paydar eylesin. >> Müslümanları bir ve beraber eylesin. >> Günahlarımızı affeylesin. >> Hatalarımızı, kusurlarımızı affeylesin. >> Cümlemize hidayet nasip eylesin. >> Cümlemize afiyet nasip eylesin. Her türlü beladan, musibetten, sıkıntıdan, şerden bizleri muhafaza eylesin. >> Kötülük yapmak isteyenlere fırsat vermesin.
Hazreti Mevlana mesnevisine "dinle" diyerek ne vurgulamaktadır?
Hazreti Mevlana, mesnevisine dinle diyerekten, önemli bir şeyi vurguluyor, diyor ki dinle, arkasından önemli bir şey söyliycem, arkasından mühim bir şey diyecem. Arkasından muhakkak ve muhakkak çok kıymetli sözler söyleyeceğim.
Dinleyin! Ya? Bu neyin şikayeti var?
Bu neyin şikayeti var! Bir ney var şikâyetçi! Bu şikayeti, onun bir şeyi şikayet etmek değil. Allah u alem.Ya? Halini arzetmekten. Ve bu ayrılıktan şikâyet ediyor, şikâyeti de ayrılık.