Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 18/19
Devlet mutlak güç olabilir mi?
Ama zaman içerisinde hani maverdi, dem, ve gazarliden uzaklaşınca devletler özemem, devlet mutlak güç haline geliyor, devlet mutlak güç gelince o mutlak gücün yapmış olduğu yanlışlıkları siz muhalefede derseniz siz fitnece oluyorsunuz, ve o mutlak gücün yaptıklarında kuram, ve sünnete şurada aykırılıklar var, deyince böyle bir eleştirigetilince siz düzen bozucu oluyorsunuz. Senizde bozapıştırılıyor, diliniz sevgili olmuş oluyor. Bu bozguncu oluyor. Ne şey ya bozguncunun teki o. Fitnecinin başı o. Fitnenin başın. Neden mutlak gücün keyifirliğini bozacak Kur’ânsünnet daresinde bir hukuk. Koyarsanız o zaman siz tu kaka ilan ediliyorsunuz. Ve bu hundikaplardan birisi itaat itaat anlayışının bozulması hani şimdi İslâm’da siyaset atıp tabulnayım itaat ne edin? Mahrufta edin. Itaat ne edin? Kuram, ve sünnetteydi. Mahrufta edin. Yani iyilik de itaat vardı. Ama normalde yanlışa itaat etmek bozulunca tersine dönünce yanlışa itaat etmek dinerden niliksa uyuluyor. Acı olan bu zaten. Hani bir yanlış diyorsun buna ona o yanlışa itaat etmeyeceğim siz bozguncu oluyoruzsınız. Yalnızca itaat eden de hani böyle koyun gibi olmak. Neden lar sevallaha paşam güzelim demek o zaman da o itaat ne yazık ki dinerden nilik gibi görünmüyor.
Kaynak: Gazali’den Sorular 2 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 20.12.2025
Din ve devletin birleşmesi toplum üzerinde nasıl bir etki yaratır?
Yani bu söylediğim o hani fikneci görülmek bozguncu görülmek yanlış itaat ediyeni erden nilik gibi görülmek bu üç benim tesbid ettim bu anan. un sur. Davunu 45 altı yedi yapmak mühükün sıralamak mühükün. Hani benim böyle kendimce acıyla olarak tesbid ettim şeyler. Bunlar acı şeyler işin bir de işin olgiyi Starafu şu bunlar benim konuşamadıklarım. Bunlar benim içinde taşıdığım şeyler. İçimi yıkan içimi yakan içimi tırmalayan şeyler bunlar. Ülkem adına milletim adına bu topraklar adına gelecek zürretlerimiz adına çocuklarımız torunlarımız adına. Bunun acısını yaşayan insanım. Nasıl bir çocuklarımıza ülke bırakacağız. Nasıl çocuklarımıza bir toplum bırakacağız. Nasıl bir aile sistemi kuracağız. Nasıl bir aile Bırakacağız çocuklarımıza. Paramız olabilir arabamız olabilir katımız yatımıza olabilir. Biz gelecek zürretlerimizin ne bırakacağız. Bu devlet bu millet bu toprakları gelecekten ne bekliyor. Benim her iki de de vatanın millet için canını feda eden insanlar. Biz vatan millet sakar edeyim. On dört yaşından bir sokaklarda yürüyen insanız. Vatanın kurtarmak için dualları yazıyağız maktendi. Yazı yazdı. Vatanın kurtarmak için yolları yazıyağız maktendi. Yazıyağız kominizden kominizimden, ve kominizlerden kurtaracağız diye taş taşa başbaşa yaralanmaya göz aldık. Kimimizin, çenesi yarıldık. Kimimizin gözükürlürdık. Kimisi. Öldüğü, kimisi kurucunlandı, kimisi cezavelerinde asıldı. Kimisi hanımının çolunun çocuğunun önünde işgence et abitutuldu. İşgence et abitutuldu. Tavitutuldu, tansana hanımının yüzüne bakamada bir daha. Annesinin babasının yüzüne bakamada nereye gitti belli değil. Genceycik delikanların gencecik çocuklarının hans olacak hans sadece, hankır kucun ne derseniz değil. Vatanı koruma vatanı muhafaza etme. Adına candan geçtiği zamanlardan geçtik. Evet benim bir tarafım acı. Bu ne yıldan sonra baktığımda? Evet, yani Allah beni affesin. Ekonomik yarar şey sorgulandığında siz düzenin bozucu oluyoruz. Sarı Mayan’ın. belirli ellerde toplanmasını sorgulayınca bula eleştirik oyunca senin neşe helyin kalıyor ne derbişsin kalıyor ne insanlığın kalıyor. Hakaret edilmedik bir kavmıyor senin. Siz bu topraklarda makul bir hukukus avunuca sizin hiçbir şeyiniz kalmıyor. Kardeş devlet mutlaktı üst değil. Devlet benim alacağı olan çeklerime ceza yasasını kaldırınca bir tane çek öden mi de benim derdim para değil. Devlet benim adım anası çeklerin ceza asını kaldırır da benim param ortaya da yok olur. Bunu sorgulayınca bu eleştiril bir konuşunca sizin elinizden tekkeyi dalıyorlar medrese dalıyorlar her şey alıyorlar. Diliniz seviyor. Çiz, itaati, yanlış o olan itaati dini arda münik gibi avgulacaksınız. Siz de fettva vermişler. Ne fettva veriyor? Diyor ki, tokinin satışları soruyorlar ya derbişler. Diyorlar ki tokinin satışları cahilme. Ben de diyorum ki alışları için cahilme olması için bu ürün ürünün meydan da olacak. Evet, adedi belli olacak. Evet, fiatı belli olacak. Fiatı belli değil. Adışları çay zili. Buyurun ki benim tapusunarda tapusun bende o ürün senetek. Ya bunun cahil değil, değil, değil, cahil. Seni tefek o yolar. Seni hiç kimse sevmiyor. Sebeb sen ekonomik yarşı yerarşı, karşı geldin. Yani sen bunu o untana işir kettim vergilerine affedince, beni ki ne de ne ne affetmiyorsun? Ben ikinde affet. Topluğumum kunda affet. Herkes ikinde affet. Neden o untana işir kettim vergisene affetti? Neden o untana yirmi tane işir kete sen aric alıklıktan adın? Bunları konuşunca o şey. Her türlü hakarete hak ediyor. Burada İslâm dünyasında en büyükhandi kapbu yanlışa itaat, dini Erdem lilik gibi görünüyor. Yalnız haytaten siz tabede, tabede. Allah’ın evi denilen yerde siz Filistine dua edemezseniz orada. Edemezseniz. Siz Filistin. Pusüsüyle, Pusüs Bes. Tabeygiremezsiniz. Siz yanlışa itaat dinliye erden dili çünkü. Evet, o yüzden siz hani bu din devlet kardeştir, ama bu din devlet kardeştir devletin mutlak güç olarak. Devleti daredenlerinin mutlak güç olarak kendilerini tanımlaması. Mahvarde gazali çizgisinden dışarı çıkması bu sefer devlet, ve devleti idaredeleriz alim noktasına getiriyor. Sen tebhanın hakkına okukunar hayat etmeyin ki. Rüşet aldık. ödürdük kendini kayırmajılık aldık ödürdük kendini o partiden onları da ona sekiz kat şey veriyor. Rusat öbürkün olur sağlam 4 kat ya yana oradan sekiz kat bu neden 4 kat onun partiden tanıdı var o geçmiş özel bir şey çıkarmış sekiz kat 10 sekiz kat olmuş öbürkü bir şey çıkarmamış. Garibim o 4 kat takılmış öbürkü bir kocamam fabrik ayabmış.
Kaynak: Gazali’den Sorular 2 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 20.12.2025
Dini devletin temelik olmalı mı?
Dini devletin temelik ol. Kim sana muhalefet ederse o senin devletinin düşmanıdır. Hangi devlet başkanı? Devletini dinle hizmetçiklarsa o devlet başkanlığını dahal ayaktır. Hangi devlet başkanı dahal? Dini dinle devletine hizmetçik yaparsa devlet onun için ahfettir. Dini korumak için, iktidarı devleti, yani kullan. Dini korumak için devleti, iktidarı kullan. Ancak iktidarı korumak için, diini kullanma.
Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025
Dini devletin temelini oluşturan nedir?
Dünya üzerinde hiç bir devlet yoktur ki temeli din olmasın. İstemlemiyorum bakın. Dünya üzerinde hiç bir dev, ki temelinde din olmasın. Bütün devletleri temellerinde din vardır. O dinle devlet içi çedir. Ama derseniz ki devletler dinlik kullanırlar kabul edelim. Bütün devletler dinlik kullanırlar. Devlet başkanları da dinlik kendilerini basama kadar.
Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025
İlmi çoğulculuk nedir?
Bir şey de gerçekten ilim noktasında bir şey getiriyorlar ortaya da. Bunun bunda biz şu anda da İslâm dünyası bu noktada çok tısır. Şu anda da çok tısır. Mesela dedim ya, gazali ortodokslaçtı biraz gazaliden sonra dedim. Evet şu anda ortodoksun tam göbeğinde izmileyiz.
Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025
Kadınların seyahat etme konusunda neden bir sorun var?
Nüresi de konferin hastaim. Kızlara sordum kızlar hanginiz buraya dedim babanız getirdi. Yani yaklaşık ol, ol salon bin kişilik var derhalde değil mi? O sebebe de gelen var mı eski yere gelen var mı? Var mıydı bin kişilik? Daha mı fazlaydı? Evet, koca man bir salonlu, çünkü iki tane kız kaldırdığı bizim babamız getirdi diye. Geri kalan kızlar nefsi de bin de otobü segeldi. Şimdi karda bayan kardeşler var. Burası dışından gelen bin diler otobü segelirler. Hanefiye göre harâm işlediler.
Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025
Sıkı yönetimlerin amacı nedir?
Hani onu keylülden eminde böyle atı sıkı yönetim olarak konulmuş. Ama sıkı yönetim derilen şeyin. Hani sıkı yönetimler devleti korumak için vardır. Sıkı yönetimler halkı korumak için değildir. Devlet otomatik mankenin koruma ki için sıkı yönetim ilan eder. Halkı koruma ki için değil. Ve sonra sıkı yönetim narkasından bir ihtilal olur.
Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025
Gazali’nin en önemli hizmetlerinden biri nedir?
E, ama gazalinin bence en önemli, hizmetlerinden birisi hizmet olarak nintelendiriyor bunu. Tasavufu sufili, meşru ulaştırmış. Ve meşru ulaştırırken, onun da Kur’ân, ve sünnete bağlamış. Devleti ahlâkıleştirmiş, devleti ahlâkıleştirmiş. Yani, devlet ahlâk sızlıktan kurtulmuş. Şimdi devlet ahlâklı olursa toplum ahlâklı olur. Devlet ahlâk sız olursa toplum da siz ahlâkı otuturamazsınız.
Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025
Zorboluk devletlerin ne gibi sorunlar yaşar?
Mesela o, abbasiler de zorboluk var kırılganlık yaşıyorlar. Memnüklerde zorboluk var kırılganlık yaşıyorlar. Mesela demevilerin sonkısımında ezitten sonra zorboluk var. Kırılganlık yaşıyorlar. Eğer devlet zorba olunca, çünkü kırılganlıklar fazl olur. Zorba bir devlet var. Devlet, kendi fesefesini kendi inancını, ve kendi durumunu halka zorla kabul ettirirse kırılganlık olur. Yani bir tahtan devlet çatırdamaya başlar. En önemli zorbolu devletlerin çektiği sıkıntı budur. Eskiden de yeni yeniden de.
Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025
Gazali’nin zamanında devletin rolü nedir?
Gazâlîye bazı meselelerde, engelleyecek gibi değil, dengelleyecek gibi durur. Kendi zamanında. Devlet de fert ilişkisini dengelleyen devletes unur çizden. Devletes unur çizden. Fert de de unur çizden bir olgiyasayetdir. Böyle. Olunca daha böyle kendi zamanında devlet de milleti barıştıran. Ailem devletçi topluma faydalı son dönemde suvi bir kimsedır. Son dönemde suvi bir kimse de. Kendi zamanında kendine o gün küşatlarda ihtiyacı bina.
Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025
O hud be topluma faydalı mı değil mi?
O hud be yok. O hud be topluma faydalı mı değil mi? Ne de kadar faydalı. Ne de kadar faydası. Siziyle eğlendirip. Bu gün sistem bu. Normalde çarşının içerisinde cami var. Çarşının içerisindeki cami. Hani örnek diyorum beraber gittiği bir kya seninle cümaya. Bursa gazın fettvansını okuyordu cami. Bir hafta önce de ne o organ bağlayışıyla alakalı okuyordu. Ben oturdum yerden bağırdım. Dedim öldüğüne kim yok mediyor. Îmân böyle gözünü ne oldu? Mustafa Özva. Döndü cami at. Cemaat bize veriyorlar. Biz dokuyoruz. Derverdik değil mi sen de? Davufu dediyor ki sen burada bari rahat durdur. Bir daha senin cümaya gelmeyeceğim diyor. İyi haftasına gene aynı cami ettik. Îmân ne okuyor? Bursa gazı. Lodos gerçekmiş. Lodos gerçekçi bacalarınızı temizleyim. Ben tam gene müdahale edeceğim. Bir şey diyeceğim. Oradan baktı. Sevgili cami atlayacaksınız ki dedim. Biz bursa gazı alakalı ne okuyuz burada? Biz evlendiriyorlar. Biz yokuyordu yani. Şimdi bundan kıyasladınız da baktığınızda ortaya ramam başka bir şey çıkıyor. Gazı aliyede baktığımıza devletin elamanın. Akçeli elemanı. Yani devletin bir okradı. Ha doğru yaptıkları var. Eri yaptıkları var. Kısa yaptıkları var. Uzun yantıkları vardır. Ama buranın altını çizelim. Devletin elemanı. Ha devlet kötü dır, iyi dır doğru dır. Orasına bakmıyorum. O ayrı mümerser. Rabbimizin biz affeylesin. Allah izin verisin. Allah önümüzde kafa az önce okuduğum bölümden devam edeceğiz.
Kaynak: Gazali’den Sorular 3 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.12.2025
Selçuklu devleti nasıl bir devlettir?
Selçuklu bu manada, yani Müslüman veya gayr Müslüman un surlar tarafından sevilen bir devlettir. O yüzden sadçuklu, sultanım, ve fahdettiğinde herkes üzülür. Ve normalde, nizamül müthbunun ortada, hende aynı zamanda, nizamül müthb, dini olarak da, dini olarak da. Bizim batın elikdir, ismaliyedir, fatimidir işte. Cahferi olmayan şia, cahferi olmayan altının özellik çeşiciyorum. Bakın herkesin yanında bir yer var, cahferirlik ayrıdır şia ayrıdır. İmamı cahfer bizim de imamımızdır, imam azamın dofacasıdır. Bugün ki.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Şia ile cahferirlik arasındaki fark nedir?
Şia ile cahferirliği veya imamın cahferi karıştırmayın. Özellik altını çeşiciyorum. İmamı cahfer ehli veiktir. Onun inancı kuramaşın nektir. Kendisi suvidir, aynı zamanda, aynı zamanda suvidir. O yüzden bugün ki şia ile cahferirli ayrı. Ben özellikle, yani cahferirleri, ve cahf imamın cahferi ayrı Cenâb-ı Hak benim dilimi onan laf söylemekten sakındırsın. Sizde de sakındırsın. Ehli veiktir. O yüzden bizim dilimiz ona uzammaz Allah muhafaza elesin.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Nizamü müthbunun rolü nedir?
Normalde, nizam mülkle beraber. Alpastan, ana dolu da, ana dolu da, Türk İslâm’sen tesini oturtturmaya. Başla. Bu şimdi böyle bir kısım, işte eme veci, arapçı, canları, nusikar, bu Türk İslâm’sen tesi deyince hani ne oluyor sülandarlar. Benim analizim bu. Bu ne karşı çıkanlar karşı çıkabilirler. Ama karşı çıkanlarken, benim önüme belge koyacaklar. Belgesiz konuşmayacaklar. Ve normalde işte o zaman için, Selçuklu devlet. Yani askeri yapılanması, hangi normalde siyasi yapılanma, hem normalde, bu çok her alan da savaşların kazanılması, isyanların bastırılması, normalde o zaman ortaca da, deline bilin, bölgenin en güçlü devleti haline gelir. Ve, nizam.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Müslümanların tekfir edilmesi ne anlama gelir?
Mi? Bütün Müslümanları, tekfir ederler. Bakın bir Müslümanı, tekfir ediyorsa, kendisine, Müslüman diye, bir kimsen, o tehlikelidir, ona dikkat edin. Onun, kökü dışarıdadır. Şimdi, o zaman içinde, normalde, salçuklunun, içerdeki, bunu, düşmanı, ismeyle, kaşhaşilik, ondan sonra, batınilik, bunlara karşı da, fikri, savunma, yapması gerekir, devletin. Uzumanki devlet anlayışı. Böyle olunca, Gazâlî, bu konuda, büyük görev düşer. Bu, bu, büyük görev nedir? Bunlara karşı, fikri, fikri, felsefi, cevaplar verilmesi lazım. Dini, fikri, felsefi, cevaplar verilmesi lazım. Gazâl, bu, parantesi içerisinde, parada, .
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Fıkıh ve ahlakın siyasette nasıl bir rol oynadığı?
Fıqı, ve bu ahlâk, ve kendini design etmesi gerekir. Siyaset kendini böyle design edince bir okrasi de kendini böyle design eder. Yani siz bir devletin, ve milletin kokuşmuşsuktan kurtulabilmesi için Fıqı ahlâk siyaset bir okrasi. Bu dört unsurun dört unsurun ortak noktada buluşması gerekir. Yani siyaset dediğimiz devletin başındaki bugün işinin siz Cumhurbaşkanı dersiniz o zaman için Sultan Fıqı atabiyoca, hem ahlâklı olacak. Ahlâkı önde tutacak. Eğer Sultan’da fıqı, ve ahlâk yok ise Sultan’da fıqı, ve ahlâk yok ise o.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazâlî’nin siyasetteki rolü nedir?
Zaman hani siyaset de yok o zaman bir okrasi de de bozulma oluyor. O zaman bir okrasi de adalet yok. Fıqı yok ahlâk yok. Bir okrasi de. Bir okrasi dedin ne sadçuklu Sultan’ın onu o sana, ve zırlar onu o sana varliler onu o sana askeri komutanlar kadınlar, yani mahkemenlerde hükmeden kimseler. İşte sadçuklu bu noktada daha doğrusu Gazâlî aslında burada çok büyük bir görevi fayda. Nasıl çok büyük bir görevi fayda siyaset bir çevreler, yani devleti çevreler devletesin örkoya.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazâlî’nin devleti çevrelerine nasıl etki ettiği?
Ve normalde öyle bir haline hale getiril ki Gazâlî, mesela Gazâlî abbasiler gibi Sultan’ın kutsallaştırmak yoktur. Gazâlî de emeviler gibi Sultan’ın kutsallaştırmak yoktur. Gazâlî de Gazâlî de fahatimiler gibi devlet başkanı aynı zamanda Allah’ın alife soları görmek yoktur. Gazâlî de şia gibi normalde oradaki ayetunlaha Allah’ın haleife soları görmek yoktur. Siyaset mekanizması olarak Gazâlî’nin aslında bunu noktada getirmiş olduğu ölçü, o gün kücaraf ya da, ve o gün kü devletler düzeninde muhteşem bir şeyler. Ve normalde Gazâlî hem haltla devleti.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazâlî’nin siyaset mekanizması nasıl bir yapıya sahiptir?
Siyaseti bir okrasıyı alimleri hepsini bir çöpe çevre çövreleyecek bir sistem kurab. Bu sistemi kurarken de onun yazdığı iyi ya bu kondam muhteşem bir eser aline gelir. Bakın o zaman için. Düzcesiniz ki sen iyi ya yokudun muhair. Ama iyi ya o zaman için vazifesini yerine getirir. Vazifeyi yapar, yani iyi ya. Ve normalde bu müfıkıttedim şey hukuktur ha aynı zamanda. Yani normalde Gazâlî bu noktada komple bu yaşam tarzı yaşam ahlâkı devletin hukuk, ve siyaseti çevrelenmiş olur. Yani en.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazâlî’nin devletin hukuk ve siyasetiyle ilgili yaklaşımı nedir?
Büyük vazifelerinden birisi bu atin iliye, ve diye yazmasıdır. Yani bu atin iliktene vardır gizli bir imam vardır. Temen fesifik olarak gizli bilgi vardır bu atin ilikte, ve bu atin iler o zaman için devlet düşüvi sadakat örne gösterirler. Yani devlete değildir sadakatları. Bağıl bunundukları sultanı değildir sadakatları. Kendilerci bir gizli bir imamları vardır. Böylece hukuklar da gizli. Dır tefsirler de gizli. Dır her şeyleri gizli dır. Bu serç yoklu devleti için bir tehditdir. Büyük bir tehditdir. Aynı zamanda. Çünkü.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazâlî’nin gizli imam kavramı nedir?
Bunlar o zaman için işte değişik. Böyle şu ikastler düzenli olarak devlete devlet adamlarına karşı, ve zırlada karşı alimlara karşı. Yani bir yerin vali sivar suyu. Kastüzenini bir yerde alim, bir kimse var. Onu suyu kastüzenini bu. Batin neler öyle durdu yerde durmuyorlar yani. İçerde bir pek haka gibi düşünün. Bir işit gibi düşünün. Batin ele. Bugün nasıl devlet için iki büyük tehlikeyse batin ilikte o zaman için devlet için tehlike. Ama üçünü tesbid ettim kendimce. Gazâlî batinili tekür etmemiş.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Anadolu İslâm’ı nasıl bir anlayıştır?
Çok kullanır. Sen var bir de. Ben de onun kullandığı terimden devam ediyorum. Anadolu İslâm’ı halkın kabul etti. Tasavvuf su fili. Artı Sünni Fıkı Artı Devlet Meşruğu’yu yetiyor üzerinden kurulur. Sen çökülüza. Gazâlî de. Çıklının içerisinde gazalıyla beraber meşruğumlaşırsın. Yani bir ehli sufi meşru dur, serçı kuru da. Abbas ede veya emevler de meşru değildir. Şimdi meşru olmadığı gibi. Ama anadolu İslâm anlayışında bir sufi mekanizma meşru dur. Bu gazalıyla kendine yer bulmuştur, yol bulmuştur.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Anadolu’da sufi yollarının etkisi nedir?
Ahmet ye seviden gelen kanaldır o. Ama sordan bu kanan yanına hali diliği alır. Ve asım hali di kanal şu anda baskındır nakşi bendilin üzerinde bu kanal, yani bu hali di kanal aşağımıza potam ya İslamunu dayatır insanlara. Şimdi yine tartışma büyücektürkiyede büyüsün bu kanal Cumhuriyetten önce bir kısım şehleri, ve ahalimleri ingilizlerle dırsak temazındadır. Ve bu benim kendimce analizin bu dırsak temazı hala da devam eder. Bakın hala da devam eder. Anadolu sufi, ve İslâm anlayışında tek fircili koptur.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Anadolu İslâm’ı nedir?
Anadolu İslâm’ı dediğimizde bu saatçokullardan Osmanlılara geçerken de bu devam eder. Bu saatçokullarda gazaleyi konuşuyoruz. O zaman için normalde Anadolu İslâm’ında gazaleyi Anad, Anadolu’da yaşamamış olmasına ramen etkisi büyüttür. Nereden etkisi büyüttür? Sufi kanaldan dolayı etkisi büyüttür.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazale nedir?
Gazale, bir tarîkat farklı bir tarîkat farklı tarîkatlar bile birbirlerini ötekileştiriyor zamanlar birbirlerini ötekileştiriyor, ama ana dolu da İslâm kurulurken, mesela bir mevlevi bir bekta işi ötekileştirmiyor bir bektaşı bir hani kadir iyi rufayı ötekileştirmiyor bir bayramı ötekileştirmiyor ana.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazali’nin devletin alimi olup olmadığı?
Saray alimi değildir. Yani nasıl saray alimi değildir? Yani devletin akıldanışmanıdır. Devlet ona akıldanışır. Ama o devlet için düşünür. Bakın devlet için düşünür. O devletin emrinde değildir. Buranın altını defa alarca çizerem. Devletin alimi devletin emrinde devlet için düşünem bir kimse. Yani gazale’nin bütün kitaplarına araştırsanız Allah beni affesin. Ben de ana akın kitabları şey olarak. Ne o? Bilgisayarda yüklenmiş vaziyette. Hani altı yedi tane ihya dahil buna. Kütüpü hanem de var benim ama. Yani ihya var. İşte bir üç.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazali’nin devletin hukukuna yaklaşımı nedir?
Gazale. Kur’an sünnet çizgisinde durur. Akkayet noktasında da Kur’an sünnet çizgisinde durur. İbadet noktasında da Kur’an sünnet çizgisinde durur. Sultanım, ve devleti de Kur’an, ve sünnet çizgisine getirir. Devlet. Meşru olacaksa Kur’an sünnet hukukunu İmmak zorunda. Adaletde olmak zorunda. Devletin Meşru yedi. Adaletten geçer. Ve gazale de sultanın Meşru yedi. Kur’an sünnetten, ve adaletten geçer. O yüzden hani bunları böyle net bir çizgi şeklinde koyunca ben onu saraya alim olarak görmüyorum. Ben onun boğudurumu akim olarak da görmüyorum. Ve adeyişik. Menfeslerin eleman olarak da görmüyorum.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazali’nin devletin elemanı olarak görülmesinin nedeni nedir?
Şimdi boğudur oldu. Din adamı dediğimizde teknik olarak evet. Maaş alıyordu. Bunu reddetmiyoruz. Devleti görelim değil mi? Bugün ki diyanet işleri başkanı gibi. Ama buradaki meselesi ben bu fakir. Maaş bağımlılık derecesine veya balımlılık noktasına mu bakacağız? Balımlılık derecesine veya balımlılık noktasına mu bakacağız. Ben maaş bağımlılı olarak görmüyorum. Ama gazale devletin, ve devleti yönetenlerin yanlışlıklarına evet diyecek bir şahsi etti. Bu, mesela devleti mesurolaştırmak için dini en yük yükseydi. Devlet adamlarını, ve ota devret yokrasını mesurolaştırmak için dini. Hükümleri hükoku büyükseydi. O zaman derdim ki devletin, ve siyasetine emrinde bir maaş odrosu. Maaşını kaybetmemek için gelene amgiden paşam demiş. Ama öyle değil. Devletin bir sınır çizdiyse dini o gün devletin hükoku aslında saatçıklılar tam bir dini hükoku yoktur. Devletin değişik, çünkü tabaların vardır. Değişik hükkuklar vardır. Ama bütün taba devlet önünde hükkuk sal olarak eşit düzeyde hükkuk sal sistem önünde devletin tabası hakkını alabiliyorsa o zaman biz ona normalde, yani devletin elemanı gözüyle bakamıyorum ben onu. Çünkü.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Gazali’nin devletin yanlışlıklarına karşı tutumu nedir?
Iyi ayabaktığımızda, mesela iyi ya da örnekliyorum bunu. Zulmeden sultanlara karşı çok ağırı tamlardır. Mesela gerçekten bir şey olmadı halde şeylik yapanlara karşı çok böyle ağır sözler vardır. Hani bugün ki dille söylencek olursa din cüccarlarını Gazâlî gömer. Dini kendisine sütre edip arkasından her türlü namussuzlu yapan birokratları siyasetçileri sultanları gömer Gazâlî. Böyle bakın ben buradan bakınca Gazâlî hani devletin elemanı ilmiş gibi gelmiyor bana. bu böyle hani bordrol mahkumların yapabileceği bir şeyler değilim de. Bordrol mahkumu olanlır alim. Hani devletin işlediği fethay verir. Hani ne diyorlar şimdi? Bordrol mahkumu alimler. Diyorlar ki bordrol mah, mahkumu modrol mahkumu boldrol mahkumlar ne diyorlar, mesela evveasyon miktarekadar faiz cahiz der diyorlar. Bordrol mahkumu boldrol mahkumu ne diyor? Bir kadın resim olarak kimle evli ise evli on tane adamada dola sen niqahtı kıyımla iç kimseyle kadınlar gece başka bir adamla biliyor musun??????????????????? ??? Yani o batın ile karşı reddiyeyi incelemenizi isterim, incelediğinizle, mesela böyle solona nekteyilir hiç ilmedir, batın ilin, meşru, yet sandalesini altından çeker. O fakirin tesbite. Yani ben batın ilin, bu böyle incelemiş bir kimse değilim, soru gelince gazalin edemiş batın iliklerler kalu o zaman baktım. Ben kendimce tesbite mi o? Dedim ki oturdukları sandalaya koltuğu atından çekmiştirim. Yani reddi etmiyor seni, ama oturduk koltuğu çekiyor, devriliyorsun. Mützize kahv. O yüzden, mesela gazale batın içilir, teklir bile etmemiş. Entera sanmayca teklirciliği yoktur gazalinin. Ama devletin emrinde olmuş olsa teklirelerdir. Ama belirlişim de devletin emrinde olanlar var ne var? Selefi vahabenim var, herkesi teklireliyom ediyor Türkiye’de meşhur bir tarîkat var. Mütleri teklire ediyor mu ediyor? Türkiye’de partiler kuruldu. Kendilerini o ay atılmazsa teklirebilir. Bakın bunlar aynı menfesden beslenen insanlar. Aynı menfesden. Yani ahalimleri var. Yani tarîkatlarım var. Siyasetleri var. Şimdi ahalimler aynı çizgi de değilseniz teklire diyorlar. Sizin teklire yönlendiriyorlar. Çekleri var. Onlar da teklire diyorlar. Siyasetçiler var. Onlar. Da teklire diyorlar. Bakın bir teklire oturu oluştu ülkede. Ve bu teklireciler aynı merkezden beslenen kimseler. Ama gazalinin batınilere karşı, isme aileye karşı. Ve o tatimilere karşı teklire yok. Enterasan bir şey değil mi? Hatta gazalife sefecileri bile tekliretmiyor. Gazâlînin yönlendiriyor muhteşem. Oturduğu sandalaya çekiyor. Yani felsefecilere cevap olarak Türkçeleştirilen teklâfülü. Teklâfülü de felsefecilerin oturduğu doktorini çogurucuyor. Sandalaya çekiyor altlarından. Batimilere de aynı şekilde yapmış. İsmaleye de aynı şekilde yapmış. Dailerisi o gün kişi aile de aynı şekilde yapmış. Bu. Böyle o yüzden gazalayı çok taşlarlar zaten. Mesela gazalayı taşlayan belli ekollar vardı. Mesela şeyi ateşler gazalayı. Modernist düşünce gazalayı taşlar. Hani İbmi Rüştmü gazalemi dedi, evet bunun tartışması vardır, mesela taşlarla gazalayı. Oysa gazalayı kendi zamanında kendi zamanında. Gerçekten, ve gerçekten muhteşemiş yapmıştır. Bugün eleştirebiliriz. Ve Selçuklu. Yani Alpastan Alpastan’dan öncesi amcası. Turul. Bakın bunlar tarihi gerçekten. Bunlar tarihi gerçekten. Eğer turlun, cihat, ve savaşma aşkı, cesareti, direyeti, turlun, alpastanın, alpastanın, İslâm’ı savunma, vatanı savunma, devleti savunma, ve devleti. Kuvvetlendirme, ve bununla alakalı Nizam yemedere sellersi, ve gazalayı olmamış. Olsaydı siz bugün olmazınız. Çok ciddi söylüyorum bunu. O gün küdüzden de erki bu türkler bu türkler. Bu ölümü gözünü kırmadan ölümle oyun oynaya. Tabiricayız ile ölümle devlet geçen. O türkler olmamış, oysa de bunu ırçılık olarak söyleyene hiç umurumda değil. O türkler olmamış, oysa değil. Şuanda İslâm dünyası bizansın önünde köleysi. Yazın bunu kenara. Köleydi. Bütün İstanbul’un yasıl köleydi. Bütün İstanbul’un yasıl. Bizans her şeylerini haştı seferleri. Ile yok eder. Şimdi her şeyimiz yok ettiği gibi, evet bu tarihi bir tesbi bunun ırçını olarak da görmeyin. Bak tekrar söylüyorum. Turun hangar hane, turun hangar, evet, ve yeni alpastlan. Ve dizahın bir mütve Gazâlî bu ır bu hani devlet millet, ve ulamak kaynaşması olmamış olsaydı, evet haştı seferlerin önünde yok olmuştuk. Haştı seferlerine girmeyin. Girersem şimdi siz herkese düşmanı olursun. Haştı seferlerine yardım eden şey hazır. Günün şey hazırdır. O gün için. Haştı seferlerine yardım eden batınilerdir. Haşt, Seferlerine içeriden yardım eden ismâliyedir. Haştı seferlerine yardım eden fatimilardır. Haştı seferlerine yardım eden abbasik alıntılardır. Haştı seferlerine yardım eden eme bir kalıntı vardır. Haştı seferlerine yardım eden oradan ne kadar unsur var ise çelçuklunun içinde vedişinde her sede haştın seferlerinin çok afedersiniz. Yalakasıdır bozmazıdır, evet. Tarihilgar Çektir bu Allah’ın bunu istedinizler de paylaşın umrunda değil. Umrunda değil bakın o gün ki bu mekanizma, o gün kümekanizma İslâm’ın yasını ayahtı tutmuştur İslâm’ın yasını ayahtı tutmuştur. Gazâlînin felsefesi eksikleri. Gazâlînin bu. Noktada mecebi olarak katı dur durur. Daha da evet. Bugün baktığımızda öyledır. Gazâlîyin mecep çizgisini eşari şafi çizgisini veya sünnü çizgisini çok keskin bir şekilde koyan. Lazımdır o gün için. Siz oyuna oyna şah zamanınız yoktur. Çünkü düşman sarmıştır etrafınızı. Sünüşman etrafınızı sarmıştır. Siz devleti, ve milleti ayakta tutmakla mükellefsiniz. Bugün düşman ülkenin etrafını içerden, ve dışarıdan sarmıştır. Bugün da aynıdır. Bugün da aynıdır. Bugün de içerden selepesi vahabisi içerden satılmış İngilizacanları dışarıdan nahtı o şemişe saltında Amerikanın yapılanması ülkeyi. Işgali hazırdır. Ekonomik olarak ülkeyi işgali hazırdır. Silasi olarak ülkeyi işgali hazırdır. Külpür olarak zaten işgal edilmişiz. Diyin olarak işgali hazırdır. Siz cihat ayetlerini unutacaksınız. Ülke savunmasını unutacaksınız. Ekonomiyonutacaksınız. Fahiz’i unutacaksınız. Fuhuişi unutacaksınız. Uyuşturucuyla içkıyla, içkıyla, uyuşturucuyla çıplaklıkla beniniz doncak sizi, evet ülkede uyuşturucu yaşı ona anayınmıştır. Fuhuiş yaşı onu çayınmıştır, evet, insanlar geçim derdinde dır, evet, işgali hazırdır. O gün içinde selçıklı işgali hazırdır. İçeride karışıklıklar vardır. O yüzden roman diye hocam komutasında bizans gelir. Bir yetmiş bir aşılmış. Olsaydı bugün siz olmazdınız. O yüzden gazale çipariş adam değildir. O günün zir, ve o günün zir, ve aklıdır. O günün ben insanlar o gün vazifelerine yaparlar nasıl bir vazife yaptığı soradan meydana çıkar. Eleştirirler. Sonra ki nire, ve teleştirirler Haklarıdır herkesin. Buna bir şey demem. O yüzden pişmanlı, ve itirafı gazalinin devlete hizmet etmiş olmaklığından değildir nefsindendir. Ben onu su filiye vahlıyorum. Hani Hazret-i bir derdi. Dindinde kaldı cancazın. Bu yeni şeyler söylemek lazım. Sufiler öyle derler. Düğüne pişman. Olurla. Darki daha fazla sevseydim. Daha fazla yaşasaydım. Daha fazla derinle sevdim. Bu hani bir de gazalinin ben ona inanıyorum. Niye çok saftır. Saafidir. Ama o niyetinin saafili, ve saflığını sorradan gelenler bulunıklaştırır. Hani bir Hazret-i Mevlan’a vardır. Bir de Mevlan’a cilat vardır ya. Hani bir arabi vardır. Bir de arabi cilar vardır ya. Bunun gibi bir imamazam vardır. Bir de imamazam cilar vardır. Ne? Anetik. Ne nire nefisinin? İmamazam evini evini ikılmaz için mücadele ettin. Nire nefisinin? Bu onun.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
Hani bir Hazret-i Mevlan’a var mıdır?
Hani bir Hazret-i Mevlan’a vardır. Bir de Mevlan’a cilat vardır ya. Hani bir arabi vardır. Bir de arabi cilar vardır ya. Bunun gibi bir imamazam vardır. Bir de imamazam cilar vardır. Ne? Anetik. Ne nire nefisinin? İmamazam evini evini ikılmaz için mücadele ettin. Nire nefisinin? Bu onun. Gibi de o yüzden bu muannada. Yani gazalim esela son iki yılını bağlatı bırakır gazalim. Şama geçer.
Kaynak: Gazali’den Sorular 4 – Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 03.01.2026
751. Vuslat Yılında Hz. Mevlânâ’yı Anma Programı nedir?
Aydın’da var. Denizli’de arkadaşlar, var. Hepsine de selam olsun ortadan yürüdüğümüzde. Ankara atlı Konya. Yunak. Akşehir. Antalya ileri doğru gittiğimizde. Urfa. Diyarbakır kapatırsak. Eğer ki hilali oradan kapatmak istemiyorum ama. Van. Erzincan. Erzurum. Samsun. Trabzon. Rize, ve ileri doğru gittiğimizde. Moskova’da, ve aynı zamanda. Türki cumhuriyetlerinde. Kazakistan’da. Türkmenistan’da olan bütün ders almış devam eden kardeşlere selam olsun. Tabii. Urfa’da. Diyarbakır’da bırakmayalım şu anda. Özgür. Suriye ordusunda vazife yapan orada mücahitlik yapan savaşan, ve yine orada memleket adına. Kur’an sünnet adına. Mücadele eden askerlerimize de selam olsun. Orada bırakmayayım. Normalde. Afrika’daki, ve bilhassa. Sudan’da. Fas’ta. Tunus’ta ve. Orta. Afrika’da ders almış, ama dil bilmedikleri halde rüyalarında görmüşler, ve yola revan olmuşlar, ama sonuç itibariyle ulaşıp ders almış olan kardeşler, var. Onlara da selam olsun. Almanya. Hollanda. Belçika. İsviçre. İngiltere. Amerika. Kanada oralardan da rüyalarında görüp ders alan kardeşlere selam olsun unuttuklarım varsa Allah beni affetsin özellikle pas geçmek değildi derdim böyle bir selamlama istedim, ve bu zaman zarfında yaklaşık benim yola. Başlangıcım 38 yıl 38 yıldan beri benimle beraber yol. Koşan benimle beraber kar demeden buz demeden yağmur demeden iş demeden eş demeden aş demeden yol yürüyen bütün. Kardeşlerime selam olsun annesinin babasının kocasının karısının muhalif sözlerine bakmaksızın her şeyini feda edip yol yürüyen, ve yolda devam. Eden kardeşlerime gerçekten selam olsun yanında geceler boyunca benim yolumu bekleyen ne babalığı tam olarak tadabilir ne de kocalı tam olarak tadabilir eş, ve çocuklarıma da selam olsun onlara da ayrı bir sayfa açmak. Zorundayım, çünkü bir selamım daha var ne sevdiklerime doyabilir ne beni sevenler. Onlara da selam olsun bu selamlama. Faslı da nereden çıktı diyeceksiniz. Ne yapayım Allah beni affetsin bir türlü yazdıklarıma uyamıyorum bir türlü hiçbir şeye uyamıyorum aykırılık içimde var içimdeki aykırılığa da selam olsun. Dost doğru kardeşlik yapamadığım abilik yapamadığım kardeşlerime onların eş, ve çocuklarına da buradan selam olsun. Velhasıl kim elimden tuttuysa kim halak amıı oturdu İsa. Kim bize gönlünü teslim ettiyse. Hepsine de selam olsun. Bir selam. Da. Hazret-i Muhammed. Mustafa’dan bütün peygamberlere. Aslında başlangıç oradan olmasaydı, ama her sondan başa doğru gider ya. O yüzden sonumuz güzel olsun başta bu yolda durmama bu yolla tanışm bu yolda yürümeme vesile gayret sahibi olan Allah’a selam olsun, ve onun. Habibi onun Peygamberi Muhammed. Mustafa’ya selam olsun, ve geçmiş Peygamberlere, ve bilhassa Adem. Aleyhisselâm’a, ve bilhassa İbrahim. Aleyhisselâm’a, ve bilhassa İsa. Aleyhisselâm’a selam olsun. Yolun. Başında üç tane manevi rızık tutup da ağzıma bizatihi kendi elleriyle besleyen hazet Ebubekir. Efendimize selam olsun, ve pirim. Haz Ali radıyallahu an. Hazretlerine bizatihi özel olarak selam olsun haz Ömer haz Osman bütün ashab-ı Resûlullah’a selam olsun bütün zevce hatı Resûlullah’a selam olsun en dar zamanda cemalini göstermese dahi peçesi le zuhur eden haz fatımatü. Zehra anneme selam olsun. Sıkıntılı dönemlerimde himmetini esirgemeyen üzerimde duasını esirgemeyen pirim Abdülkadir. Geylan. Hazretlerine. Ahmed. El. Rufai. Hazretlerine. Ahmed. El bedeviye İbrahim dusuki. Şeyh. Ebul Hasan Ali şazeliye bilhassa. Hazret-i Mevlânâ Celaleddin rumiye. Hacı. Bektaş. Veli Bayram. Veliye. Veysel karani’ye. Yolumun ışığı. Ahmet. El. Yesevi’ye. Muhyiddin. İbn arabi’ye selam olsun bu fakir bir bilmezdi dergahın kurucusu. Hacı Ebubekir babaa. Hacı alihaydar. Efendi’ye yine ilk itikafda canım. Bayındır’ın dolapta. Durmuş yoğurtlu kızartmasını istediğinde istediğin bu muydu deyip kızartmayı kendi elleriyle yediren. Çorumlu. Hacı. Mustafa Efendi. Hazretlerine selam olsun. Yolun ortasında. Çorumlu. Hacı. Mustafa Efendi. Hazretlerinin. Bence halifesi, ama kendince nakib nü abbası olan. Ankaralı. Yakup efendiye selam olsun kulağıma eğip bizi de. Duadan unutma diyen. Yakup efendiye ve. Kardeşi. Karabüklü. Mustafa efendiye abime. Kardeşine. Söyle kulağına söyle dergahın başına geçsin arkadaşların bir adlarını alsın diyen. Karabüklü. Mustafa efendiye de selam olsun, evet yolda üzerimde çokça emeği olan herkesin hakkında, ama olumlu, ama olumsuz bir şeyler söyleyen, ve benim üzerimde duasını himmetini sevgisini esirgemeyen. Nevşehirli. Abdullah. Gürbüz efendiye de hususi manada selam olsun. Kıymetli. Dostlar herhalde yaş geçtikçe de insan duygusallığı artıyor belki de böyle bir Cenâb-ı Hak tecelliyat yaptı herkese bir selam verelim dedik. Siz kıymetli. Dostlar uzaktan. Yakından gelen bütün. Kardeşler, gözleri çakmak çakmak yanan muhabbette. Sevgiyle bakan kalpleri Allah sevgisiyle Muhammed yoğrulan buradaki hazine de selam olsun herhangi bir sebepten dolayı gelemeye gönlü burada olan kalbi burada olan, ama zahiren vücudu başka yerlerde olan kardeşlerimize de selam olsun bu girişten sonra bugün. Konu haz Mevlânâ celaletdin. Rumi. Hazretlerinin Muhammed. Mustafa’ya sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerine sevgisini konu etmek istedim hazre Mevlânâ celalin ruma. Hazretlerinin üzerinde. Herkes bir şeyler söyler. Herkes bir şeyler der. Hazret-i Pir’in deyimiyle. Herkes zannınca onu görür zannınca, ama bir kimseyi tanımak için ya onun sözlerini dinlemek lazım bakmak lazım ya da onun yazdıklarına bakmak lazım sözlerini dinlemeden. Yazdıklarını okumadan. Onun hakkında konuşmak aleyhine konuşmak en küçük tabirle iftira olur ama. Ümmi Muhammed ne yazık ki bu iftira fırtınasına tutulmuş vaziyette tanımadıkları bilmedikleri inceleyip araştırmadaki hakkında kendilerince bilgi sahibiymiş gibi gösterip onun üzerinden olumsuzla ştırma çabasında, ve ne yazık ki ümmeti muhammed ehl sufiye bu yakıştırmaları. Bu çirkin iftiraları yapa geliyor, ve zamanlar. Değişiyor bölgeler değişiyor insanlar değişiyor ümmetti Muhammed’in içerisindeki. Bu hastalık değişmiyor, ve ümmeti muhammed tanımadığı bilmediği okumadığı kimseler hakkında gıybete dedikoduya iftiraya devam ediyor. Sizler cümlemiz benim üzerimden buna daha iyi şahitsiniz üzerime atılmadık iftira üzerime atılmadık suç söylenmedik laf kalmadı derken bir bakıyorum başka bir yerden bir daha çıkmış, ama yol bu ne konuşulursa konuşulsun ne yapılırsa yapılsın yol orada durduğu müddetçe yolcular yola devam ediyor. Hazret-i Piree de. Kimisi peygamberlik ilan etti diyor. Kimisi yeni bir din kurdu. Diyor. Kimisi diyor ki işte kendince moğul ajanıydı. Herkes bir laf söylüyor. Ben bu seneki. Şeb aruz için haz Mevlânâ’da. Celalettin. Rumi hazretlerinde Peygamber sevgisini işlemek istedim. Bu arada bu sohbet hazırlarken telefonlara bakmadım mesajlara dönmedim. Bu yüzden de arkadaşlardan helâllik istiyorum. Rabbim cümlesinden razı olsun Hakkınızı helâl edin haz. Pir peygambere ve Allah’a bağlılık yine kendi dilinden divan-ı kebirinde şöyle diyor. Ben sağ olduğum müddetçe. Kur’an’ın kölesiyim ben muhammed-i muhtarın yolunun tozuyum benim sözümden bundan başkasına kim nakleder. Ben. Ondan da bizarım o sözlerden de bizarım birisi böyle bir. Kur’an, ve sünnetin dışında bir konuşursa beni üzerimden. Ben ondan bizarım ondan ayrıyım. Onun sözünden de ayrıyım diyerekten hazre. Pir kendisini. Kur’an, ve sünnet-i seniyye bağlı bir kimse olduğunu beyan ediyor. Hazret-i Muhammedi. Mustafa hariç herkesin eksiği kusuru vardır geçmiş peygamberlerde küçük zeler görülmüştür geçmiş peygamberlerde, ama diğer bütün insanlarda günah kapısı açıktır hiç kimsede gün, kapısı kapalı değildir. Ancak peygamberler masumdur diğer geri kalan herkeste günah kapısı açıktır hiç. Kimse de kapalı değildir, ve haz. Pir. Ben. Kur’an’ı ın kölesiyim diyerekten. Hazret Muhammedi. Mustafa’nın yolunun tozuyum deyince artık onun üzerine yok peygamberlik ilan etti. Yok allahlık ilan etti. Yok yeni bir din kurdu diyenler apaçık ona iftira atmışlardır, ve mesnevide divan-ı kebir’de biraz ince bir şekilde baksalar okusalar incelesin yapmadan iftira atmak, ve o iftirayı dilden dile dolamak. Ümmeti Muhammed için gerçekten. Yüz kızartıcı bir. Ve yine mesnevide aklı. Mustafa’nın. Yol kurban et Allah’a dayandım de. Zira Allah her. Şeye yeter der aklını. Mustafa’nın. Yoluna kurban et derken aklını Muhammedi. Mustafa’nın yoluna ver o ne dediyse kendince fikir üretme hakkında ayet, ve hadis olan bir şeyde kendi kendine yeni bir ayet hadis yürütmeye çalışma. Din. Kur’an ve Sünnet hadisler. Sen bir. Hadise göre amel et. Sen. Kur’an’a göre amel et kendinden bir yol çıkarma. Hazret-i Pir diyor ki aklı. Mustafa’nın. Yoluna kurban et böyle demesine rağmen birileri onun peygamberliğini ilan etti o yeni bir din kurdu demek en büyük. Iftiralardan birisi ne yazık ki günümüzde kendisini Peygamber yerine koyan bir kısım heva, ve hevesini ilah edinen. Ahmaklar hadisleri. Redd ederekten ne büyük gaflette olduklarının bilincinde bile değil ve. Hazret-i Pir aklını Muhammedi. Mustafa’nın yoluna feda et derken birileri hadisleri inkar ederekten. Hazret-i Mevlânâ’ya, ve onun yoluna laf söylemeleri düpedüz onların gaflette olduklarını gösterir. Hazret-i Mevlânâ Peygamber. Efendimiz sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerini sevgisini eserlerinde bilhassa. Mesnevî’de divan-ı kebir’de, ve ona olan ona olan bağlılığını o kadar çok dile getirmiş. Ve hazet Muhammedi Muhammedi. Mustafa’ya derinlemesine. Olan aşıklı tekrar ediyorum altını çizerek derinlemesine olan aşıklı o kadar ishar etmiş ki ve. Hazret-i Mevlânâ’nın. Kur’an, ve sünnete bağlılığını şüpheyle bakmak dahi büyük bir iftiradır, ve onun Peygamber olarak rehberliğine inanması, ve onun ayak izlerini takip etmesi o kadar muhteşem ki, ve o kadar ince bir fikre o kadar ince bir ahlâka, ve o kadar ince bir bilgiye. Maddi manevi sahip ki mesnevîsinde mesnevîsinde 4 bin’in üzerinde ayet-i. Kerime mesnevîsinde 6.000 üzerinde. Hadîs-i Şerifi şerh etmiş bakın. Biz. Mesnevî bir tefsir kitabı olarak görmesek. Mesnevî düpedüz bir tefsir kitabıdır ama. Hazret-i Pir. Mesnevî avama yazmamış avama yazmış olsaydı herkes anlayacaktı. Mesnevî has olan müminlik derinleşmiş kimselere yazmış, ama ne yazık ki mesnevinin üzerinde veya divan-ı kebirin üzerinde hiçbir. Okumadan kendince bilgi sahibi olduklarını ilan eden çok özür dilerim, ama bilgisiz ilimsiz cahil. Ahmaklar onu anlamaktan uzaklar anlamaktan uzak oldukları için aynı. Avrupa’da. Avrupa’da kiliselerdeki papazlar gibi önlerine geleni din dışı görüp küfürlerine.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
Hz. Mevlânâ’yı anma programında neler yapılmaktadır?
Vuslat Yılında Hz. Mevlânâ’yı Anma Programı Hakkında Mehmet. Reşber. Seyit taş, ve nice Bursa’dan gönül vermiş beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlara selam olsun ettikten sonra da inanan. Gönül veren ders alan Bursa’dan başlayarak tekrar sonra İstanbul sonra. İzmit. Ondan sonra. Sakarya sonra İstanbul. İstanbul’dan sonra. Keşan. Tekirdağ. Edirne. Gelibolu. Çanakkale aşağı doğru indiğimizde. Burhaniye’den. Ders alan var. Karacabey’den ders alan var. Kemalpaşa’dan ders alan var. Balıkesir’de var. Bandırma’da var aşağı doğru indiğimizde. İzmir’in içerisinde var. Gaziemir’de var yürüdüğümüzde. Ödemişte var tide var ileri doğru gittiğimizde nazili de var. Aydın’da var. Denizli’de arkadaşlar, var. Hepsine de selam olsun ortadan yürüdüğümüzde. Ankara atlı Konya. Yunak. Akşehir. Antalya ileri doğru gittiğimizde. Urfa. Diyarbakır kapatırsak. Eğer ki hilali oradan kapatmak istemiyorum ama. Van. Erzincan. Erzurum. Samsun. Trabzon. Rize, ve ileri doğru gittiğimizde. Moskova’da, ve aynı zamanda. Türki cumhuriyetlerinde. Kazakistan’da. Türkmenistan’da olan bütün ders almış devam eden kardeşlere selam olsun. Tabii. Urfa’da. Diyarbakır’da bırakmayalım şu anda. Özgür. Suriye ordusunda vazife yapan orada mücahitlik yapan savaşan, ve yine orada memleket adına. Kur’an sünnet adına. Mücadele eden askerlerimize de selam olsun. Orada bırakmayayım. Normalde. Afrika’daki, ve bilhassa. Sudan’da. Fas’ta. Tunus’ta ve. Orta. Afrika’da ders almış, ama dil bilmedikleri halde rüyalarında görmüşler, ve yola revan olmuşlar, ama sonuç itibariyle ulaşıp ders almış olan kardeşler, var. Onlara da selam olsun. Almanya. Hollanda. Belçika. İsviçre. İngiltere. Amerika. Kanada oralardan da rüyalarında görüp ders alan kardeşlere selam olsun unuttuklarım varsa Allah beni affetsin özellikle pas geçmek değildi derdim böyle bir selamlama istedim, ve bu zaman zarfında yaklaşık benim yola. Başlangıcım 38 yıl 38 yıldan beri benimle beraber yol. Koşan benimle beraber kar demeden buz demeden yağmur demeden iş demeden eş demeden aş demeden yol yürüyen bütün. Kardeşlerime selam olsun annesinin babasının kocasının karısının muhalif sözlerine bakmaksızın her şeyini feda edip yol yürüyen, ve yolda devam. Eden kardeşlerime gerçekten selam olsun yanında geceler boyunca benim yolumu bekleyen ne babalığı tam olarak tadabilir ne de kocalı tam olarak tadabilir eş, ve çocuklarıma da selam olsun onlara da ayrı bir sayfa açmak. Zorundayım, çünkü bir selamım daha var ne sevdiklerime doyabilir ne beni sevenler. Onlara da selam olsun bu selamlama. Faslı da nereden çıktı diyeceksiniz. Ne yapayım Allah beni affetsin bir türlü yazdıklarıma uyamıyorum bir türlü hiçbir şeye uyamıyorum aykırılık içimde var içimdeki aykırılığa da selam olsun. Dost doğru kardeşlik yapamadığım abilik yapamadığım kardeşlerime onların eş, ve çocuklarına da buradan selam olsun. Velhasıl kim elimden tuttuysa kim halak amıı oturdu İsa. Kim bize gönlünü teslim ettiyse. Hepsine de selam olsun. Bir selam. Da. Hazret-i Muhammed. Mustafa’dan bütün peygamberlere. Aslında başlangıç oradan olmasaydı, ama her sondan başa doğru gider ya. O yüzden sonumuz güzel olsun başta bu yolda durmama bu yolla tanışm bu yolda yürümeme vesile gayret sahibi olan Allah’a selam olsun, ve onun. Habibi onun Peygamberi Muhammed. Mustafa’ya selam olsun, ve geçmiş Peygamberlere, ve bilhassa Adem. Aleyhisselâm’a, ve bilhassa İbrahim. Aleyhisselâm’a, ve bilhassa İsa. Aleyhisselâm’a selam olsun. Yolun. Başında üç tane manevi rızık tutup da ağzıma bizatihi kendi elleriyle besleyen hazet Ebubekir. Efendimize selam olsun, ve pirim. Haz Ali radıyallahu an. Hazretlerine bizatihi özel olarak selam olsun haz Ömer haz Osman bütün ashab-ı Resûlullah’a selam olsun bütün zevce hatı Resûlullah’a selam olsun en dar zamanda cemalini göstermese dahi peçesi le zuhur eden haz fatımatü. Zehra anneme selam olsun. Sıkıntılı dönemlerimde himmetini esirgemeyen üzerimde duasını esirgemeyen pirim Abdülkadir. Geylan. Hazretlerine. Ahmed. El. Rufai. Hazretlerine. Ahmed. El bedeviye İbrahim dusuki. Şeyh. Ebul Hasan Ali şazeliye bilhassa. Hazret-i Mevlânâ Celaleddin rumiye. Hacı. Bektaş. Veli Bayram. Veliye. Veysel karani’ye. Yolumun ışığı. Ahmet. El. Yesevi’ye. Muhyiddin. İbn arabi’ye selam olsun bu fakir bir bilmezdi dergahın kurucusu. Hacı Ebubekir babaa. Hacı alihaydar. Efendi’ye yine ilk itikafda canım. Bayındır’ın dolapta. Durmuş yoğurtlu kızartmasını istediğinde istediğin bu muydu deyip kızartmayı kendi elleriyle yediren. Çorumlu. Hacı. Mustafa Efendi. Hazretlerine selam olsun. Yolun ortasında. Çorumlu. Hacı. Mustafa Efendi. Hazretlerinin. Bence halifesi, ama kendince nakib nü abbası olan. Ankaralı. Yakup efendiye selam olsun kulağıma eğip bizi de. Duadan unutma diyen. Yakup efendiye ve. Kardeşi. Karabüklü. Mustafa efendiye abime. Kardeşine. Söyle kulağına söyle dergahın başına geçsin arkadaşların bir adlarını alsın diyen. Karabüklü. Mustafa efendiye de selam olsun, evet yolda üzerimde çokça emeği olan herkesin hakkında, ama olumlu, ama olumsuz bir şeyler söyleyen, ve benim üzerimde duasını himmetini sevgisini esirgemeyen. Nevşehirli. Abdullah. Gürbüz efendiye de hususi manada selam olsun. Kıymetli. Dostlar herhalde yaş geçtikçe de insan duygusallığı artıyor belki de böyle bir Cenâb-ı Hak tecelliyat yaptı herkese bir selam verelim dedik. Siz kıymetli. Dostlar uzaktan. Yakından gelen bütün. Kardeşler, gözleri çakmak çakmak yanan muhabbette. Sevgiyle bakan kalpleri Allah sevgisiyle Muhammed yoğrulan buradaki hazine de selam olsun herhangi bir sebepten dolayı gelemeye gönlü burada olan kalbi burada olan, ama zahiren vücudu başka yerlerde olan kardeşlerimize de selam olsun bu girişten sonra bugün. Konu haz Mevlânâ celaletdin. Rumi. Hazretlerinin Muhammed. Mustafa’ya sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerine sevgisini konu etmek istedim hazre Mevlânâ celalin ruma. Hazretlerinin üzerinde. Herkes bir şeyler söyler. Herkes bir şeyler der. Hazret-i Pir’in deyimiyle. Herkes zannınca onu görür zannınca, ama bir kimseyi tanımak için ya onun sözlerini dinlemek lazım bakmak lazım ya da onun yazdıklarına bakmak lazım sözlerini dinlemeden. Yazdıklarını okumadan. Onun hakkında konuşmak aleyhine konuşmak en küçük tabirle iftira olur ama. Ümmi Muhammed ne yazık ki bu iftira fırtınasına tutulmuş vaziyette tanımadıkları bilmedikleri inceleyip araştırmadaki hakkında kendilerince bilgi sahibiymiş gibi gösterip onun üzerinden olumsuzla ştırma çabasında, ve ne yazık ki ümmeti muhammed ehl sufiye bu yakıştırmaları. Bu çirkin iftiraları yapa geliyor, ve zamanlar. Değişiyor bölgeler değişiyor insanlar değişiyor ümmetti Muhammed’in içerisindeki. Bu hastalık değişmiyor, ve ümmeti muhammed tanımadığı bilmediği okumadığı kimseler hakkında gıybete dedikoduya iftiraya devam ediyor. Sizler cümlemiz benim üzerimden buna daha iyi şahitsiniz üzerime atılmadık iftira üzerime atılmadık suç söylenmedik laf kalmadı derken bir bakıyorum başka bir yerden bir daha çıkmış, ama yol bu ne konuşulursa konuşulsun ne yapılırsa yapılsın yol orada durduğu müddetçe yolcular yola devam ediyor. Hazret-i Piree de. Kimisi peygamberlik ilan etti diyor. Kimisi yeni bir din kurdu. Diyor. Kimisi diyor ki işte kendince moğul ajanıydı. Herkes bir laf söylüyor. Ben bu seneki. Şeb aruz için haz Mevlânâ’da. Celalettin. Rumi hazretlerinde Peygamber sevgisini işlemek istedim. Bu arada bu sohbet hazırlarken telefonlara bakmadım mesajlara dönmedim. Bu yüzden de arkadaşlardan helâllik istiyorum. Rabbim cümlesinden razı olsun Hakkınızı helâl edin haz. Pir peygambere ve Allah’a bağlılık yine kendi dilinden divan-ı kebirinde şöyle diyor. Ben sağ olduğum müddetçe. Kur’an’ın kölesiyim ben muhammed-i muhtarın yolunun tozuyum benim sözümden bundan başkasına kim nakleder. Ben. Ondan da bizarım o sözlerden de bizarım birisi böyle bir. Kur’an, ve sünnetin dışında bir konuşursa beni üzerimden. Ben ondan bizarım ondan ayrıyım. Onun sözünden de ayrıyım diyerekten hazre. Pir kendisini. Kur’an, ve sünnet-i seniyye bağlı bir kimse olduğunu beyan ediyor. Hazret-i Muhammedi. Mustafa hariç herkesin eksiği kusuru vardır geçmiş peygamberlerde küçük zeler görülmüştür geçmiş peygamberlerde, ama diğer bütün insanlarda günah kapısı açıktır hiç kimsede günah kapısı kapalı değildir. Ancak peygamberler masumdur diğer geri kalan herkeste günah kapısı açıktır hiç. Kimse de kapalı değildir, ve haz. Pir. Ben. Kur’an’ı ın kölesiyim diyerekten. Hazret Muhammedi. Mustafa’nın yolunun tozuyum deyince artık onun üzerine yok peygamberlik ilan etti. Yok allahlık ilan etti. Yok yeni bir din kurdu diyenler apaçık ona iftira atmışlardır, ve mesnevide divan-ı kebir’de biraz ince bir şekilde baksalar okusalar incelesin yapmadan iftira atmak, ve o iftirayı dilden dile dolamak. Ümmeti Muhammed için gerçekten. Yüz kızartıcı bir. Ve yine mesnevide aklı. Mustafa’nın. Yol kurban et Allah’a dayandım de. Zira Allah her. Şeye yeter der aklını. Mustafa’nın. Yoluna kurban et derken aklını Muhammedi. Must,afa’nın yoluna ver o ne dediyse kendince fikir üretme hakkında ayet, ve hadis olan bir şeyde kendi kendine yeni bir ayet hadis yürütmeye çalışma. Din. Kur’an ve Sünnet hadisler. Sen bir. Hadise göre amel et. Sen. Kur’an’a göre amel et kendinden bir yol çıkarma. Hazret-i Pir diyor ki aklı. Mustafa’nın. Yoluna kurban et böyle demesine rağmen birileri onun peygamberliğini ilan etti o yeni bir din kurdu demek en büyük. Iftiralardan birisi ne yazık ki günümüzde kendisini Peygamber yerine koyan bir kısım heva, ve hevesini ilah edinen. Ahmaklar hadisleri. Redd ederekten ne büyük gaflette olduklarının bilincinde bile değil ve. Hazret-i Pir aklını Muhammedi. Mustafa’nın yoluna feda et derken birileri hadisleri inkar ederekten. Hazret-i Mevlânâ’ya, ve onun yoluna laf söylemeleri düpedüz onların gaflette olduklarını gösterir. Hazret-i Mevlânâ Peygamber. Efendimiz sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerini sevgisini eserlerinde bilhassa. Mesnevî’de divan-ı kebir’de, ve ona olan ona olan bağlılığını o kadar çok dile getirmiş. Ve hazet Muhammedi Muhammedi. Mustafa’ya derinlemesine. Olan aşıklı tekrar ediyorum altını çizerek derinlemesine olan aşıklı o kadar ishar etmiş ki ve. Hazret-i Mevlânâ’nın. Kur’an, ve sünnete bağlılığını şüpheyle bakmak dahi büyük bir iftiradır, ve onun Peygamber olarak rehberliğine inanması, ve onun ayak izlerini takip etmesi o kadar muhteşem ki, ve o kadar ince bir fikre o kadar ince bir ahlâka, ve o kadar ince bir bilgiye. Maddi manevi sahip ki mesnevîsinde mesnevîsinde 4 bin’in üzerinde ayet-i. Kerime mesnevîsinde 6.000 üzerinde. Hadîs-i Şerifi şerh etmiş bakın. Biz. Mesnevî bir tefsir kitabı olarak görmesek. Mesnevî düpedüz bir tefsir kitabıdır ama. Hazret-i Pir. Mesnevî avama yazmamış avama yazmış olsaydı herkes anlayacaktı. Mesnevî has olan müminlik derinleşmiş kimselere yazmış, ama ne yazık ki mesnevinin üzerinde veya divan-ı kebirin üzerinde hiçbir. Okumadan kendince bilgi sahibi olduklarını ilan eden çok özür dilerim, ama bilgisiz ilimsiz cahil. Ahmaklar onu anlamaktan uzaklar anlamaktan uzak oldukları için aynı. Avrupa’da. Avrupa’da kiliselerdeki papazlar gibi önlerine geleni din dışı görüp küfürlerine.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
751. Vuslat Yılında Hz. Mevlânâ’yı Anma Programı ne anlama gelir?
Sema, zikir ve dua 21.12.2024 tarihinde yapılan bir programdır. Bu program, Hz. Mevlânâ’nın 751. vuslat yılını kutlamak amacıyla düzenlenmiştir.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
751. Vuslat Yılında Hz. Mevlânâ’ya özel anma programı nedir?
751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.
Kaynak: 751. VUSLAT YILINDA HZ. MEVLANA’YI ANMA PROGRAMI SEMA, ZİKİR ve DUA 21.12.2024
295. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri nedir?
Mustafa Özbağ Efendi’nin “295. Bu metin, dâvetçilerin sınıfları, Allah’a dâvet edenlerin yolu, namazın ve abdestin batınî mânâsı, nefisle mücâdele yolu, çalışmayan derviş olmayacak, Allah’a koşun gibi konuları ele almaktadır.
Birliğe yönelmek ve yönetmek ne anlama gelir?
İnşallah geceniz hayır olsun. Selâmün aleyküm abone ol 14. Kapı hakîkat kapısının 16. Makamı birliğe yönelmek, ve yönetmek ama. Ama bu yine böyle bir başlık atayım oraya da bu. Hoca. Ahmet. Yesevi de ise altıncı makam fakirliği inkâr etmemek var, ama biz. Bu akşam birliğe yönelmek, ve yönetmekle alakalı sohbet yapacağız inşallah bu birliğe yönelmek. Tevhid iş birliği yönetmekte. Bütün herkesi bütün etrafını o. Tevhide yönetmek manası devam et. Tevhid de bir şeyin tek hiç birşeyin bir olduğunu tek olduğunu.
Settârlık neden önemlidir?
Peygamber Efendimiz buyurmuştur: “Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyâmet gününde onun ayıbını örter.” Settârlık, yani ayıp örtücülük, Allah’ın sıfatlarındandır; es-Settâr — ayıpları örten, kusurları gizleyen.
Kaynak: 10. Başkalarının aypılarını görmemek 4 kapı 40 Makam
Metnin nedir?
Metin, “Biz her insanı severiz” böyle bir şey yok konulu Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Muhyiddîn-i Arabî’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1 nedir?
Yapman Gereken: 1. Metinde bir konu tartışıldığında veya açıklanıyorsa, o konuyu bir soru olarak formule et ve metindeki açıklamayı cevap olarak al. Ornek: metin “Takva, farzlari yerine getirmektir…” derse SORU: “Takva nedir?”, CEVAP: metindeki açıklama.
32. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi nedir?
32. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi, Hz. Muhammed Mustafa’nın günah işlediğini iddia edenlerin bu iddianın Allah’ın ayetlerine aykırı olduğunu ve bu iddiayı inkâr etmekin küfür olduğunu belirtir. Bu tür bir inkâr, tecdit-i iman ve tecdit-i nikâh gerektirir. Ayrıca, Hz. Peygamber’in kalpten geçenlerden sorumlu olacaklarını zannettiler, yıkıldılar. Hz. Peygamber “Hayır, bu mânâ değil” diye açıkladı.
Hz. Peygamber’in kalpten geçenlerden sorumlu olacaklarını zannettiler, yıkıldılar. Hz. Peygamber “Hayır, bu mânâ değil” diye açıkladı. Bu durum nasıl açıklanır?
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bu ayeti okuyunca sahabe çok etkilendi: kalpten geçenlerden de sorumlu olacaklarını zannettiler, yıkıldılar. Birbirlerine sormaya başladılar. Hz. Peygamber “Hayır, bu mânâ değil” diye açıkladı. Hz. Pir diyor ki: kalbime gelen, nefsin en kötü duygularından biri bile olsa, “Ya Rabbi, beni affet; bu Muhammed ümmetine indirilmiş olan kelimeyle beni mağfiret et” diyorum. Kalbe gelen her şeyi O’na havale etmek budur.
Mevlânâ’nın eserlerini Japonca’ya ve Çince’ye çeviren iş adamı Mustafa Özbağ Efendi mi?
Hoş geldiniz. Tasavvuf Topluluğu’nun bu programında akademik danışmanımız, Öğr. Dr. öğretim üyemizi sahneye davet ediyoruz. Mevlânâ’nın eserlerini Japonca’ya ve Çince’ye çeviren iş adamı Mustafa Özbağ Efendi , kendisine takdim edilen Türkçe Mesnevî’yi almak üzere kürsüye davet edilmektedir. Kutlu hocamız sizlere birkaç kelam etsin; Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz hakkında da birkaç söz söylesin. Selamünaleyküm, İstanbul’dan, Türkiye’den bu toplantıya katıldım. Japonya’da on beş kişilik bir grupla Mevlânâ hakkında bir toplantı yaptık. Japonya’da Mevlânâ hakkındaki bu toplantılar uzun süre devam etti; ardından üstazımızın rehberliğiyle daha kapsamlı çalışmalara geçtik. Daha sonra Mevlânâ hakkında bir kitap yayımladım. Bir arkadaşım bana ilk kez Yûnus Emre’nin divanını vermişti; ben de Orta Asya Türkleri için daha kolay okunur bir biçimde hazırladım. Kur’ân-ı Kerîm, edebiyat, Türk tarihi, İslâm tarihi — bunlar çocuklarımıza bilgi veriyor. Ama şimdi Doğu Türkistan’da büyük zorluklar var; milyonlarca Doğu Türkistanlı kamplarda ve zindanlarda yatıyor, camiler kapatılmış.
Kitap kavramı nasıl anlaşılmaktadır?
Burada olduğum için çok mutluyum. Hepinizden Doğu Türkistan Türkleri için ve Orta Asya Türkleri için dua etmenizi istiyorum. Hocamıza konuşmaları için teşekkür ederiz. Şimdi Füsûs okumalarını gerçekleştirmek üzere üstadımızı davet ediyoruz. Bu seferki izleyiciler soru sormak için buraya değil, mail adresime yazıyorlar; ama oraya da yeterince zaman ayıramıyorum. Sohbetin kendi mecrasında, sıcaklığı içinde sorulan sorular çok daha verimli olur. Lütfen burada, sohbet sırasında sorun. Kaldığımız yerden devam ediyoruz. En son Nuh’un kavminden birçoğunun delalete düştüğünü, tek olan ilahın çeşitli yönlerini ve nispetlerini sayarak halkın şaşırıp şaştığını okumuştuk. Şimdi “kitaba mirasçı ve arınmış olanlar ile nefislerine zulmedenler” bölümüne geçiyoruz. Buradaki “kitap” kavramını hem mukaddes kitaplar hem de bütün varlık âlemi olarak anlayabiliriz. Hz. Muhyiddîn ibn Arabî hazretlerinin burada bütün varlığı kastettiğine inanıyorum; çünkü varlığın tamamı ilâhî bilginin bir yansımasıdır.
Fusûs’u daha iyi anlayabilmek için Mesnevî’ye müracaat edilmesinin nedeni nedir?
Fusûs’u daha iyi anlayabilmek için Mesnevî’ye müracaat ediyoruz. Her ikisini birden incelemek güç olsa da bu yöntem daha doyurucu oluyor; çünkü Mesnevı’nın dili ve örnekleri, İbn Arabî’nin girift ve kilitli ifadelerini çözmeye yardımcı oluyor.
Müslümanlar kendilerini geliştirip yetiştirmek yerine ne yapıyorlar?
Müslümanlar kendilerini geliştirip yetiştirmek yerine Amerika’yı, Rusya’yı, İngiltere’yi suçluyorlar. Peki biz ne yaptık? Siz bana İslâm toplumunu yeniden inşa edecek bir tefsir gösterebilir misiniz?
Yûsuf’a âşık olan kadın ne yaptı?
Yûsuf’a âşık olan kadın bunu yaptı; çünkü öylesine seviyordu ve aynı zamanda sevdiği çok güzeldi. O güzelliği görmeden o aşkı kınamak mümkün değil. İman eden kimse Allah’ın güzelliğini gördüğü için O’nun uğrunda her şeye göğüs gerer.
Astral seyahat kavramı ile tasavvuf arasında ne fark vardır?
Astral seyahat diye bir kavram çıkarmışlar. Bu konuda itiraz etmiyorum; ama epifiz bezi ve tasavvuf arasında kurulmaya çalışılan bağlantı, tasavvufu nörobilime indirgemek olur. İki kaşın arasında önemli bir merkez olduğu sûfî geleneğinde bilinir; ama bu fizyoloji ile özdeşleştirilemez.
İbadet ettiğimiz Allah algısı kimin Allah algısıdır?
Bu sorular basit görünse de kalın bir duvarın arkasında yaşıyoruz; bu soruları kendimize sormaya cesaret edemiyoruz.
Dinlerin anlayışları arasında fark var mı?
Hangi devletin din algısı bu? Şia’nın mı, Selefî-Vehhâbî anlayışın mı, Vatikan Katolik din algısı mı, Anglikan mı, Protestan mı, Ortodoks mı? Din adına konuşanların hangi çerçeveden konuştuğunu anlamadan o konuşmayı değerlendirmek mümkün değildir.
Allah’ın dalâl ve hayret cihetinden üstün kılınmasının anlamı nedir?
Bunları Allah, “dalâl” ve “hayret” cihetinden üstün kıldı inşallah; oradan devam edeceğiz. Sorularınızı alabilirim, anlaşılmayan bir yer varsa geri dönebilirim. Muhyiddin ibn Arabî’nin Fusûsü’l-Hikem’i anlaşılması güç eserlerden biridir; bu zorluğu küçümsemek için değil, farkında olmak için söylüyorum.
Din anlayışının kalıplarını sorgulamak gerekir mi?
Bağırarak, tepeden bakarak çağırmak tam olmaz. “Bize öğrettiğiniz din algısının içinden öğreniyoruz” diyorsunuz. Bu de bizim için bir kalıp mıdır? Evet, bir kalıptır. Her gün o kalıbı da sorgulamak gerekmez mi? Ben isterim ki siz kendi anlayışınızın da sınırlarını göresiniz.
Din anlayışının donuklaşması ne demektir?
Bir toplum kendi din anlayışını yenileyemiyorsa, taklitçi bir toplum olarak kalır. Vazifesini tamamlayan her elbise eskir, yenisi dikilir. Toplumun din algısı da böyledir; yenilenmeyen bir anlayış zamanla donuklaşır ve toplumu geçmişe hapsetmiş olur.
Devletler dindarları taklitçi anlayışlara nasıl yönlendirir?
Güç elinde tutan devletler, vatandaşlarını ve inanışlarını kontrol altında tutmak için dindarları taklitçi bir din anlayışında tutmaya çalışırlar. Allah’ın dostları olan ârifler bu taklitçi anlayışla mücadele ettikleri için reddedilir ve yaftalanırlar.
Mezarın başında anlatılan ince sözlerin zamanla değişmesi nedeni nedir?
Mezarın başında anlatılan o ince söz yıllar sonra da aynı şekilde anlatılır mı? Muhyiddin ibn Arabî taşlandı, çünkü zamanının taklitçi anlayışı ona katlanamadı. Ama peygamberin öğretisini reddetmek için değil, onu daha derinden anlamak için yeni bakış açıları gereklidir.
Din anlayışının donuklaşmış kalıbına sarılmış olmak ne demektir?
Dine sıkıca sarılmışlar diyoruz ama aslında Kur’an ve Sünnet’e değil, o anlayışın donuklaşmış kalıbına sarılmışlar. Peygamberler cennet anlatırlar — doğrudur; cehennem anlatırlar — doğrudur; kıyameti anlatırlar — doğrudur. Ama bu imgeler her çağda yeniden anlaşılmak ister.
Din kalıplarını değiştirmek için mücadele edenlerin ilerleme neden yavaş olur?
Günümüzde bu kalıpları değiştirmek için mücadele ediyorsunuz ama ilerleme yavaş oluyor, sürekli başa dönüyorsunuz. Doğru tavır ve yaklaşım nasıl olmalıdır? Bu tabu ve kalıplar nasıl kırılabilir?
Sembolik dilde köprü ve denizin anlamı nedir?
Büyük bir köprü, altında simsiyah ama pırıl pırıl parlayan sonsuz bir deniz; atılmıyor insan, direkt düşmüyor, bırakılıyor aşağıya — bu bir rüyadan parçalar. Sembolik dil bu; deniz mâneviyattır, görünmez âlemdir; köprü ise bu âlem ile öte âlem arasındaki geçiştir.
29. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi nedir?
Siyah nur bu mânâda sonsuzluğu simgeler. Nefs mertebelerine bakıldığında: emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râdıye, mardıyye ve sâfiye — bu yolculuk içsel bir geçiştir.
28. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunu nasıl tanımlarsınız?
28. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi, İbnü’l-Arabî’nin eserinin okunmasıyla ilgili şartları ve bu eserin derin yorumlar içermesinden dolayı kolay bir okuma değil, sağlam bir Kur’ân-sünnet bilgisi ve tasavvuf geleneğiyle ilgili temel bilgiye sahip olanlar için kaleme alınmış bir eserdir.
Vücudun ispatı nedir?
İbn Arabî’ye göre bir şeyin vücudunu ispat etmeden o şeyden bir şeyin tecellî ettiğini söylemek mümkün değildir. Cenâb-ı Hak önce Adem’in vücudunu ispat etti: bütün meleklere, cinlere ve şeytana ‘Ben Adem’i yarattım’ diyerek onu var kıldı; onu herkese tanıttı. Ardından Havva Adem’den yaratıldı, Adem’in vücudunu kabul eden ondan doğan çocukları da kabul etmek zorunda kaldı. Bu felsefî tespiti günümüze taşırsak: Allah önce kendi varlığını ispat eder, sonra sıfatlarının tecelliyatını bildirir.
24. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi nedir?
24. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi, Âlemden Hak’kın Ayrılmasının İmkânsızlığı, Kâinatın Her Zerresinde Zikrullah, Vücudun İspatı: Adem’in Misali, Vahdet-i Vücûd Meselesi: Tenzih ve Teşbih Arasında Durmak, Zikrullah: En Kestirme Yol, Allah’ı Tanıma ve Bilmede Sonsuz Yol gibi konuları ele alır.
23. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi nedir?
Metin, İbn Arabî’nin 23. fasılında Hak’kın âleme nisbeti, suretlerin hudûdu ve Hak’kın tarif edilemezliği, insanın tarifi, Mevlânâ’nın metaforları, tenzih-teşbih-tesbih dengesi ve Ârif-i Billâh olmak, nefsini bilen Rabbini bilir gibi konuları ele alır. Bu fasıl, Allah’ın varlığı, tevhid, tenzih ve teşbih kavramlarını derinlemesine inceler.
Mevlânâ’nın metaforları nedir?
Hz. Mevlânâ Celâleddin Rûmî, Mesnevî’de duvara çizilmiş insan resmi örneğini verir: suret bakımından hiçbir eksiği yoktur, ama canı yoktur; işte o nadir bulunan cevheri aramak gerekir. Aynı şekilde bayrak üstüne resmedilmiş aslan, rüzgâr esince hareket eder; bu hareketin sahibi aslan değil rüzgârdır. Yani suret kendi başına hiçbir şey değildir; onu zuhura kavuşturan Hak’kın nefhası ve tecellîsidir.
21. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi nedir?
21. Fususul Hikem Okumaları Hakkında başlığı altında İstidat Kavramı, Allah’ın Sıfatlarının İstidadı ve Tenzih-Teşbih Dengesi, Hakîkat-i Muhammediyye ve Sıfat Tecellîsinin Zirvesi, İmkân İspatı ve Tahkîk Ehlinin Yolu, Hatemü’l-Evliyâ, Şît Silsilesi ve Kıyamet Senaryosu, İnsanlığın Hayvânîleşmesi ve Şeytanın Projesi, Hadis Külliyatına Bütüncül Bağlılık gibi konular ele alınmaktadır.
Yeni akımların hadisleri reddetmesi ne anlama gelir?
Bugün dini kapitalist ve bireyselci bir perspektiften sunan yeni akımlar ile hadisleri parça parça reddeden eğilimler, şeytanın borazanı işlevini görmektedir.
10. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi nedir?
Metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 10. Fusûsü’l-Hikem Sohbeti kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video: https://www.youtube.com/watch?
Hâbil ve Kâbil kıssası nedir?
Fusûsü’l-Hikem sohbetlerine Hz. Âdem’in iki oğlu Hâbil ve Kâbil kıssasından devam edilmektedir. Bu kıssa yalnızca İslâm geleneğine özgü değildir; Eski Ahit, Yeni Ahit ve Doğu inanç geleneklerinde de benzer anlatılar mevcuttur.
Vahiy, İlhâm ve Vasıtalı-Vasıtasız İlim nedir?
Vahyin çeşitleri arasında Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem’in kalbine doğrudan inen vahiy ayrı bir yere sahiptir. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem’in ‘Benim öyle bir ânım vardır ki oraya ne bir melek ne de mukarreb bir nebi girebilir’ buyurduğu rivayet edilmektedir. Bu, Hatemü’l-enbiyâ’nın muazzam yakınlığını ifade etmektedir.
9. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunu ele alan metnin nedir?
Metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 9. Fusûsü’l-Hikem Sohbeti kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video: https://www.youtube.com/watch?
Fusûsü’l-Hikem’e Giriş ve Peygamber Fasıllarının Sıralaması konusunu ele alan metnin nedir?
Mustafa Özbağ Efendi’nin Fusûsü’l-Hikem okumalarının bu bölümünde, İbnü’l-Arabî’nin eserde peygamberlere ait fasılları nasıl sıraladığı ele alınmaktadır. Fasılların dizilişi kronolojik olmayıp, her peygamberin İlâhî isimler ve sıfatlarla kurduğu özel ilişkiye göre belirlenmiştir.
Fasılların İsimleri ve Tecellî Eden Hikmetler konusunu ele alan metnin nedir?
Eserin ilk bölümlerinde yer alan fasıllar şöyle sıralanmaktadır: Hz. Âdem’e ait fasılda ‘İlâhî hikmet’, Hz. Şît’e ait fasılda ‘Nefesî hikmet’, Hz. Nûh’a ait fasılda ‘Subbûhî hikmet’, Hz. İdrîs’e ait fasılda ‘Kuddûsî hikmet’ tecellî etmiştir.
Hz. İdrîs Aleyhisselâm: Çok Kitap Okuyan Hakîm konusunu ele alan metnin nedir?
Hz. İdrîs Aleyhisselâm’a bu lakabın verilmesi, çok kitap okumasından ve derin ilminden kaynaklanmaktadır. Kendisine otuz sayfalık suhuf indirilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de Meryem ve Enbiyâ sûrelerinde adı geçmektedir.
8. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi nedir?
Metin, Hz. Mevlânâ’nın mesnevîsinden geçen kazan metaforuyla konuya girilerek, herkesin kendi renginde Âlemin Allah’tan müstağnî olmadığını, Adem’in insan nev’inin çekirdeği olduğunu, Allah’ın bilgisinin Adem’e verildiğini ve ilâhî aşkın tadının akıl ile değil aşka bağlı olduğunu anlatır. Ayrıca kaza anında bilginin yok olup yok olmaması, takdir, kader ve irade gibi konular da ele alınır.
7. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunu anlatır mı?
Metin, 7. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunu ele alarak, İnsan-ı Kâmil ve Halifelik Makamı, Adem’in Sûreti Meselesi, Vücûdun İki Suretinin Adem’de Toplanması, İblîsin İtirazı ve Halifeliğin Hakikati, Âlem-i Kebîr Olarak İnsan ve İnsan-ı Kâmilin Vazifesi, Velîlik, Peygamberlik ve Bilginin Sınırları gibi alt konuları kapsar.
Vücûdun İki Suretinin Adem’de Toplanması nedir?
İbn Arabî şunu açıklar: Cenâb-ı Hak, hem âlemin hakikatinin sûretini hem de kendi bâtın çehresini Adem’in üzerinde inşa etmiştir. Bu sebeple onun hakkında ‘Ben onun işitme duygusu olurum, görme duygusu olurum’ buyurulmuştur. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: ‘Onun gözü ve kulağı olurum’ değil, ‘işitme ve görme duygusu olurum’ buyurulmuştur. Bu iki suretin arasındaki ayrım burada ortaya çıkmaktadır.
5. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunu neden tartışıyoruz?
Metin, 5. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi konusunu tartışıyor ve bu konuda İbn Arabî’nin görüşlerini açıklıyor.
Mesnevi’deki Çinli-Türk ressamlar kıssası neyi anlatır?
Çinliler rengarenk boyalarla güzel tablolar yaparken, Türkler duvarlarını defalarca zımpara ve cila atarak pırıl pırıl parlattılar. Yarışma günü aralarındaki perde kalktığında Türklerin cilalı duvarı Çinlilerin bütün tablolarını üzerinde yansıttı. Ayna işlevi böyle anlam kazanır: boyamak değil, cilalanmak.
Hoca Ahmet Yesevi’nin en güvenilir bilgileri nereden gelmektedir?
Hoca Ahmet Yesevi’nin hayatına dair en güvenilir bilgiler menkıbe geleneği ve Divan-ı Hikmet aracılığıyla sonraki nesillere ulaşmıştır.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Hoca Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet adlı eseri nedir?
Hoca Ahmet Yesevi’nin en kalıcı eseri, Divan-ı Hikmet adıyla bilinen şiir mecmuasıdır. Bu eser, Türk İslam edebiyatının ilk büyük teliflerinden biri olma özelliğini taşımaktadır.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Yesevî geleneğinin teolojik temeli nedir?
Yesevî geleneğinin teolojik temeli, Hz. Peygamber’e duyulan derin sevgi ve özlem üzerine kuruludur. Divan-ı Hikmet’te peygambere duyulan hasret tüm şiirlerin ortak paydası olarak karşımıza çıkar.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Yesevî geleneğinin etkisi günümüzde nerede görülmektedir?
Yesevi geleneğinin etkisi bugün de devam etmektedir. Orta Asya’da Kazakistan, Özbekistan ve Azerbaycan’daki tasavvuf pratiklerinde Yesevî izleri net biçimde görülmektedir. Türkiye’de ise Yûnus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Hacı Bayram Veli gibi büyüklerin mânevî soyu takip edildiğinde Yesevi geleneğiyle buluşulmaktadır.
Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi
Gazali’den Sorular 1 konusunu neden başlattınız?
Ecz. Bugün yeni bir sohbet konusu başlayacak. bizim Hakan kardeş neydi konu? İçtihat mıydı? İmâm Gazâlî. Eyvallah. Konu. İmâm Gazâlî. Daha önce içtihatla alakalı bir çalışma yapacağım dediydin. O.
Kaynak: Gazali’den Sorular 1
Gazali’nin zamanında en büyük tartışmaların biri nedir?
Gazali’nin zamanında en büyük tartışmalardan birisi. Kur’an mahluk mudur. Değil midir? Örnek. En büyük tartışma budur.
Kaynak: Gazali’den Sorular 1
Gazali’nin zamanında hadislerle alakalı şüpheye düşerken ne yapılır?
Mesela hadislerle alakalı şüpheye düşer. Bununla alakalı araştırmaya başlar. Bu tırnak içerisinde dini şüphecilik. Bu da normalde o kimsenin kendince.
Kaynak: Gazali’den Sorular 1
Gazali’nin zamanında bir üniversite kurulması istendiğinde neden?
Gazâlî o zaman için devlet onu bir üniversite kurulmasını, ve başına da geçirilmesini ister. Neye karşı devlet ona bir üniversite kurup onun başına geçittirdi? O zaman.
Kaynak: Gazali’den Sorular 1
Gazali’nin zamanında siyasi durumu nasıl değerlendirilmelidir?
Devletin mevcut devleti tartışmamız lazım. O zaman onun bağlı bulunduğu devleti tartışmamız lazım. Bağlı bulunduğu devlet ne kadar, İslâm ne kadar değil İslâm’ın hangi noktasında duruyor? Fıkıhi, kelamı, fıkıh. Ve kelam olarak, siyaset olarak nerede duruyor? Buna da bakmamız lazım.
Kaynak: Gazali’den Sorular 1
Gazali’nin İhya-i Ülümüdü eserindeki değişim neden ortaya çıkmıştır?
İnsan bu değişkenlik gösterir. İnsan bu değişim gösterir. İnsan bu kemale ermeye muktedirdir. İnsan buna uygun yaratılmıştır. Bugün için kemal noktası farklı. 20 yıl sonra kemal noktası farklıdır o kimsenin. Eğer. Ki o sünnet-i seniye üzerine gidiyorsa, çünkü günü gününü müsavi olan zarardadır. Hadis-i şerif mucibince insan kemalata doğru yol yürürse o kimse olgunlaştıkça olgunlaşır. İnsanın fıtratı buna uygun. Bunun için yaratılmış. Çünkü o kemal noktasında yürüme, olgunlaşma noktasında yürüme, o. Yaratılışın fıtratı bu.
Kaynak: Gazali’den Sorular 1
Normalde bunu böyle gören insanlar var mı İslâm dünyasında?
Gazâlî’ye baktığımızda İslâm’da aklın üzerine beton örten, döken bir kimse olarak görmüyorum. Ama Evet. Bunu biraz kıskançlık olarak görüyorum. Gazâlî’yi. Anlayamamak olarak görüyorum. Mesela, evet bütün İslâm uleması hemfikirdir. Bu konuda vahiy aklın önünde tutarlar. Dikkat edin. Vahyi aklın önünde tutarlar. Bu noktada siz hangi İslâm alimine, sufisine giderseniz gidin vahiyi önde tutacaktır. Yalnız bu vahyi önde tutmak bir kısmında çok özür dilerim bunu parantez içerisinde bunu başka türlü kelime bulamıyorum. Bağnazca vahiy önde tutar. Bağnazca vahyi önde tutanlara örnek Allah’ın insan gibi eli olduğunu düşünenler vardır. Örnek bu bağnazca vahyi önde tutmaktır. Bunun gibi bu. O yüzden ben normalde. Vahiy her zaman için aklın önündedir. O esnada senin aklın vahiyi anlamakta, analiz etmekte, onu böyle çözümlemekte, onun normalde ne manaya geldiğini anlamakta zorluk çekebilirsin. Çünkü vahiy. Kur’an e sizin bildiğiniz noktada değildir hiçbir zaman. Kur’an’ın, çünkü bir görünen ayetlerin bir görünen yüzü vardır. Hadisle sabittir bu. Bir de görünmeyen batini yüzü vardır. O yüzden bir kimse. Kur’an ayetlerinin batini yüzünü göremez ise, batini tefsirini bilmiyor ise o kimse. Kur’an ayetlerine bakarken zahirde kalır. Zahirde de kalınca tabirimi tekrar hoş. Görün. Bağınazca kalır. Orada bir bağnazlık görürsünüz orada. Bunda hemfikirim ama. Kur’an’ın bir zahiri bir batını olduğunu, Kur’an ayetlerinin farklı cihetlerinin, farklı derinliklerinin, farklı yüksekliklerinin, bakın farklı yüksekliklerinin bir kelimenin çok farklı manalar içeridi içerdiğini bilmeyen bir kimse, bilmeyen bir kimse evet. Kur’an ayetlerine sadece zahiri noktadan bakar. Bu bazı noktalarda bağnazlık çıkar ortaya. Ve o bağnazlığı gören akıl sahibi der ki işte bunlar der işte böyleler haklılar mı? Haklılar. Ama hiçbir zaman gerçek. Kur’an ehli gerçek. Kur’an ehli aklının. Üzerine beton dökmez. Bu. Mümkün değil. Çünkü siz herhangi bir ayet-i kerimenin batıni veçesine baksanız o yine onun üzerinde bu derinleşmek ister. Artık bu şüpheicilikten çıkar. Derinleştikçe derinleşmek, yüksek yükseldikçe yükseltmek ister. O zaman o derinleşmeyi, o yükselmeyi, o genişlemeyi algılayacak olan, idrak edecek olan kalbi akıldan sonra mevcut akıldır. Çünkü kalbi akıl almış olduğu bütün bilgiyi, bütün bilgiyi ilham da dahil buna mevcut akla hıfsettirir, ve mevicut akla onu tahlim ettirir. Öyle olunca bir kimsenin normalde bu aklı reddetmesi. Mümkün değildir. Hatta o akıl o süzgeçleri. O vahiyin tecelliyatlarını. İlhamın tecelliyatlarını. Kocaman bir resim çizer. O resmi çizerken de aklıyla çizer. Analiz eder. Analiz ettikten sonra tekrar bir soru işareti koyar. Acaba mı der? Acaba dedikçe yeni bilgiler gelir. Çünkü o kimse bu. Sufi aklıdır. Bunu da kenara not edeyim. Bu sufi aklıdır. Çünkü bütün hal geçicidir. Halin de içinde derinliği vardır. Sen o halde takılı kalamazsın. Bütün ilhamlar geçicidir. İlhamın da bir derinliği vardır. Gelen her ilhamı sen. Alır kabul edersin, ama seni o başka bir perdeye götürür. Sen onu başka bir perdede başka bir şekilde tekrar tecelliyatına ram olursun. Bu sufi aklıdır. Bu sufi kalbidir. O zaman sufi kalbi, ve sufi aklı her daim çalışmadadır. Her daim o işlemektedir. Her daim çalışmada işlemekte olduğu için birbirlerini de kalbi akıl normal aklı beslediği için her daim çalışırlar. Her daim yeni resimler çizerler, bozarlar. Böyle olunca normalde İslâm’da sufice bu meseleye bakıldığında İslâm’da aklın üzerine dökülmüş bir beton veya. Beton döken bir kimse. Olarak göremiyorum. Gazâlî’yi. İkincisi, özgür düşünceyi bitiren. Özgür düşünceden anlayacağımız nedir? Biz özgür düşünce olarak anlayacağımız şeye bakmamız lazım. Özgür düşünceden ne anlamalıyız? Mesela ben özgür düşüncenin sınırlandığı yeri bir tek Allah’ın zatını tefekkür olarak görürüm. Bizim sınırımız Allah’ın zatını tefekkür etmekte kalır. Öbür türlü biz normalde özgür düşünce noktasında kendimce başka bir sınır tanımam. Ben istediğim gibi düşüncemi çalıştırabilirim bilgim. Ama. Gazâlî’ye baktığımızda, Gazâlî’ye baktığımızda normalde ben oturup ihyayı komple okumuş bir kimse değilim. Ihyanın. İçerisinde baktıysam 3 be meseleye bakmışımdır. Ama hani diyeceksiniz ki sen bir. Gazâlî uzmanı mısın? Değilim, ama veelakin ben bildiğim kadarıyla. Gazâlî’nin özgür düşünceye kilit vurduğuna dair bir ibare rastlamadım. Belki de gelecek sayfalarda onunla alakalı böyle bir şeye tespit edildiyse onu da üzerinde. Analiz edeceğiz. Felsefeye neredeyse düşman olan. Ben. Gazâlî’yi felsefe düşmanı olarak da görmüyorum. Neden görmüyorum? Felsefeye düşman olmuş olsa oturup da tehafetül felasifeyi yazmaz. Felsefecilere cevap olarak. Gazâlî’nin meşhur. Tehafetül felasifesi vardır Türkiye’deki felsefecilerin dahi zor. Anlayacağını zannediyorum onu. Benim diyen felsefeçi. Tehafetül felsefenin içerisinden çıkması zordur. Hani felsefecilere cevap diye. Sonradan bir eser daha duydum. Geçenlerde bir kardeş yazmış bana. Felsefecilere cevaba cevap diye bir eser. Bakmadım ona hiç, ama gün o günlerde. Gazâlî’nin zamanında sonuç olarak eski. Yunan aristokrasisinin felsefesini çöpe atmıştır. Gazâlî. Belki de. Gazâlî, belki de dedim buna normalde o zaman için. Yunan felsefecilerine cevap verirken çok sert üsluplar kullandı. Felsefe düşmanı olarak görülebilinir, ama düşman olmuş olsa kökten reddederdi. Cevap yazmazdı. Cevap yazmış aslında bakarsan. O da selefini takip etmiş. Selefi kim? Kendi sonuç itibariyle bir kimse bir şeye cevap verecekse ona düşman hissiyle yaklaşıp kinle ona cevap veremez. Onunla iletişim kurması lazım. İletişim kuraraktan anlayıp ona öyle cevap vermesi lazım. Nakilciliği hediye eden biri mi? Ona bakacak olursanız bütün dinler naklin üzerine kuruludur. Nakli reddetmeniz mümkün değildir. Nakli reddederseniz dinin özü mözü kalmaz. Hepsini de reddetmeniz gerekir. Çünkü bütün dinler nakilden ibarettir. Ilahi kitap olarak nitelendirdiğimiz. Kur’an, İncil, Tevrat, Zebur. Veya diğer peygamberlere gelen sahifelerin hepsi de nakilden ibarettir. Nakilden Allah gökyüzünden bir kitap indirmemiştir veya filanca mağaraya bir kitap koydum gidin oradan alın ona tabi olun dememiştir Peygamberlerin kalbine vahiy gelmiştir Cebrail. Aleyhisselâm tarafından, ve peygamberler de gelen vahyi nakletmişlerdir inananlara. O yüzden. Bütün dinlerin özüdür nakilcilik. Siz. Kur’an dahi bir nakildir. Bakın. Kur’an dahi nakildir. Siz o yüzden söz konusu olan din ise nakli inkar edemezsiniz. Hatta söz konusu olan felsefe ise siz yine nakli inkar edemezsiniz. Bakın. Felsefeyse yine nakli inkar edemezsiniz. Ve geriye doğru döndüğümüzde yazının ne zaman bulunduğunu bilmiyoruz. Hani tarihsel olarak. Çünkü Adem. Aleyhisselâm yeryüzüne indirildiğinde yazmayı, okumayı biliyordu. Cahil değildi. Ve elinde 10 emirle indirildi. Sayfayla. O yüzden Adem. Aleyhisselâm okuması yazması olmayan cahil bir insan değildi. Eşyanın hakikatine vakıftı. Varlığın. Öyle olunca o da naklden ibarettir. Bütün dinler nakleden ibarettir. Nakli inkar etmemiz mümkün değil. Yoksa. Sünni İslâm dünyasının düşüncesinin en büyük mimarları. Mimarları mı? Öyle değil mi? Mimarları mı? E normalde. Şimdi, evet İslâm dünyasında. Bu tip hani yüksek kapasiteli insanlar zaman çıkmıştır. Aslında bu açıdan bakarsan bu da hadis-i şerifte mevcuttur. Her 100 yılda bir ne efendim? Müceddit gelir. Müceddit nedir? Dini anlayışı yenileyen, bu İslâm’ın fıtratında, doğasında var olan bir şeydir. O yüzden gaza hazı dönem böyle daha yüksek kapasiteli insanlar çıkar, alimler çıkar, üstatlar çıkar. Bunlar dinin yeniden anlaşılması veya yeniden idrak edilmesi veyahut da kendi zamanlarındaki hastalıklara, hastalıklara cevap verme açısından önemli bir şeydir. Gazâlî de bu. Şahsiyetlerden birisidir. O yüzden en büyük mimarlarından birisi olarak tanımlayabiliriz. Ama en büyük mimarı dersek o öyle değil. Çünkü her şahıs kendi zamanında değerli değerlidir. Kendi zamanında. Sebep, çünkü insanların algısı değişir. İnsanların kemal derecesi değişir. İnsanların bilgi derecesi değişir. Böyle olunca geçmişteki bir. Kimsenin bilgisi bugünün insanına göre köhneleşmiş, değerini yitirmiş olarak görebiliriz. Çünkü İslâm’da değişmeyen bir tek hukuktur. Hukuk İslâm’da hukuk değişmez. Diğer müteşabih ayetlerde algı, anlayış hepsi değişmeye hazırdır. Aslında da değişmesi gerekir. Mesela içtihatların da değişmesi. Gerekir. İçtihatların da yeniden içtihada ihtiyacı vardır. Bunun altını çizerekten söylüyorum. Ama hani müteşabih algıların da değişmesi gerekir ki İslâm bu konuda kendisini yenileyen bir dindir. Neyle yeniler? İşte yüksek kapasiteli alimlerle, sufilerle ne yapar? İslami düşünce kendisini yeniler İslâm’a dair tüm kitaplar yok olsa, geriye bir ihya kalsa yeterlidir dedirtecek kadar alim birimi. Bu da normalde zaman evet bu ibare değişik yerlerde okuyorum bunu. Hani böyle bir gazaliciler takımı vardır İslâm dünyasında. Bunlar böyle zaman bunu söylerler. Hani bütün.
Kaynak: Gazali’den Sorular 1
Kime karşı?
Tevanın dinini korumam lazım. Kime karşı? Hurufçulara karşı. Batınicılara karşı. Kime karşı? Fatımacılara karşı. Kime karşı? Zerdüşlere karşı. Kime karşı? Bu yukarı. Mezopotamya. Yahudileri vardır. Bu yukarı. Mezopotamya. Yahudileri toplumun içerisinde kendilerini saklarlar. Toplumun içerisinde kendilerini göstermezler.
Kaynak: Gazali’den Sorular 1
Gazali’den Sorular 1 konulu sohbetin nedir?
Gazâlî tipik bir Türktür. Gazâlî aynı zamanda da bu kronik hastalık olarak değil genetik gelen bir devletçidir. Aslında hepinizin damarlarında devletçilik vardır. Benim de vardır. Devlet bizim.
Kaynak: Gazali’den Sorular 1
4 Kapı 40 Makam — Mustafa Özbağ Efendi eseri ne anlatmaktadır?
İrfan meclislerinde dile gelen hakikatleri; şerîat–tarîkat–ma’rifet–hakîkat… Her kapı on makamla açılıyor; îmân, ve ibadetten hizmet ahlâkına, edep, sabır, ve kanaatten tevazu, ve birlik şuuruna uzanan bir yol ile nefis terbiyesini öneriyor.
4 Kapı 40 Makam — Mustafa Özbağ Efendi eseri hangi konuları işler?
Kitapta İşlenen Konular şerîat Kapısı — îmân, ibadet, ve İslâm’ın temel esasları üzerine on makam tarîkat Kapısı — Manevi yolculuğun başlangıcı, mürşide bağlanma, ve seyr-i sülûk hakîkat Kapısı — İlahi hakikatlerin keşfi, ve manevi olgunluk makamları ma’rifet Kapısı — Allah’ı bilme, ve tanıma makamı, irfan, ve hikmet 📖
4 Kapı 40 Makam — Mustafa Özbağ Efendi eseri okura ne sunar?
Her bölüm, okura kısa bir nefes, kısa bir muhasebe, ve kısa bir pratik sunuyor.
Divanı Kebir Okumaları hakkında ne söylendi?
Bu Hey Gönül işlediğin suçlara kusurlara karşılık khak Tan özür dilemek için neler düşünüyorsun ondan sayılamayacak kadar YouTube lar iyilikler ihsanlar Vefa lar gelmedi senden de bunca hatalar kusurlar Cefalar görünmede onun tarafından bunca keremler senden ise manasız aykırı işte Ondan pek çok nimetler senden ise sayılamayacak kadar çok hatalar suçlar günahlar Selam bugün hı senden bunca hazır bunca kötü düşünce bunca dedikodu ondan ise bunca İhsan bunca lütuf bunca iyilikler yaptığın kötülüklerden İşlediğim günahlardan pişman olup da da Candan Allah dediğin zaman seni belalardan kurtarmak için senin imdadına yetişen sana o duyguyu veren kendini hissettiler odur İşlediğim günah yüzünden korkuyorsun kurtulmaya çağreler arıyorsun Bir daha işlememeye karar veriyorsun İşte o anda bu duygulanma için karıştı kendinden utandığın Kendini bu iştahı zaman düşünmüyor musun bu duyguları sana veren bu pişmanlığı seni düşüren senin içindedir sana çok yakındır onu Sen ne diye kendin de kendi içinde göremiyor hissedemiyorsun o seni bazen yaratılışına kötü tabiatına bırakır seni gümüş altın kadın Sevdasına düşünürüz bazen de canına Hz Mustafa’yı hayâl etmenin nurunu verir de içine aydınlatır seni Bazen bu tarafa çeker iyi adamlara Katar bazen de o tarafa çeker seni Kötülere ulaştırır bu Kurtuluş K Misi o kuş dalgalarla hırpalar onu Kral parçalar areyiz zamanda insan bu düşlerden bu hallerden sakın yese kapılma gizli gizli o kadar çok dua et geceleri o kadar allahin ne ki sonunda yedi kat gökten kulağına Kurtuluş sesleri gelsin sevgilim belki vefa, ve merhametin Coşar da da kapıyı açarsınız orada ne bekliyorsun kalk içeri gir diye seslenirsin ümidiyle Ben Senin Kapında oturmuş bekliyorum Ey pek O belli olan yüzünde her zaman yüzlerce lütuf yüzlerce Merhamet nuru parlayan Sevgili canım kapında sen dengelenmiş kokularına andır kokularına karşı olmuştur Biz mest olmuşuz başımız dönme de başkalarının yaptıklarının işlerle bizim bilgimiz yok dünya altüst olsa yakılsa yıkılsa umrumuzda değil Yeter ki senin aşkını kaybetmeyelim Yeter ki senin aşkın Eve değil olsun bu içimizde senin aşkın el çık mı daha, ve yüzlerce başka âlemler yaratmada da göklerden de dışarıda Ötelerde yepyeni yüzlerce asırlar meydana gelmedi Selam Bugün biz senin Misafiriniz o güler yüzün Messi olduğumuz için seni bırakıp başka yere gidemiyoruz, ama sen öyle eşsiz bir güzelsin ki Allah’a yemin ederim ki yüzünün güzelliğini düşünce hayal edince Şu Gönlüm beni bırakıp gidiyor bu kurtulmam için gönlü uyanık bir can bulursam onun eteğine yapışacağım Himmet isteyeceğim Keşke de uyuya bilseydim de rüyada yüzünü gösterseydin bütün Canlar Can denizinden geldikleri Can denizi’ni tanıdıkları bildikleri için oraya doğru sel gibi akıp gidiyor larda başka tanıdıklardan başka sevgililerden yüz çevirmişlerdir Evet şu an denizine doğru koşan sellersde çeşit çeşit Birsel var mı yüksek dağlardan kaynağına alarak hayran hayran Başını taşlara çarparak köpürerek ağlayarak heyecanla feryat ederek Aslı olan Can denizine doğru koşuyor koşuyor Birsel de var ki yolunu kaybetmiş birincisi Allah’a hamd olsun deme de de ikincisi la havle okumada bu Hey güneş gibi doğup Müflis lere yoksul kişilere Sevgi iş arabasına Lütfen bir ihsanda bulun O şaraptan bize de Sun ın Biz de yoksunuz bizde şaşırdık yolumuzu kaybettik hiç Nasıl olmuşsa Gül ansızın seni görmüş şaşırıp kalmış Daha da elbisesini yitirmiş Cenk senin çenginin sesini duymuş var ya da başlamış utanıp başını önüne eğmiş Zühre yıldızının burcunda en tahlili olan kimdir neydir, çünkü ney dudağını senin dudağına koymuş senden ne O da öreniyor çeken sessiz kalınca fenalaşıyor un un hasta kötü bir varlık oluyor nerede sen olmayınca hüzünlere doluyor inlemeye ağlamaya başlıyor Çengi kucağına al al onu iyileştir bir Neyi de öp okşa bir deste sana yalvarıyor Ne olur diyor beni eline al yüzüme vur vur da senin vuruşlarına yüzün değerlensin ahenk yolunda meclise parlaklık gelsin, ve bu parça parça olan canı al al onun her parçasını Aşk şarabı içeriz ben onu güzelce sarhoş et de de dün gece de elden kaçan fırsat şimdi yeniden gelsin Hey Yüce padişah doğrusu bizim için bundan sonra ayık olmak Ayıptır yazıktır Allah’ın Sana yemin ederim ki artık bundan sonra ben ayık olarak senin büyüklüğünü gücünü kuvvetini anlatamam senden bahsede Mem, ancak senin Ak şarabına mest olunca dilim çözülür Hey bir yerde duramayan dinlenme nedir bilmeyen Rüzgarı mız o bile bizden haber götür de de gül bahçesinden kaçıp şekerle dost olan gül nasıl oldu da yurdundan anandan babandan kardeşlerinden arkadaşlarından, ve sana gönül veren senin için feryat dedim Duran Bülbül’den ayrıldın geldim şekere karıştın gülbeşeker tatlısı oldun eygül neden şekere karıştın Aslında sen kendin şekersin Şeker gibi tatlısın hoşsun şeker olduğun için herkesten çok sen şekere layıksın, ama neden bir bahçesine karşı vefasızlık ta bulundum bu şeker de gülde hoş, fakat vefalı olmak her ikisinden de koş koş her ikisinden de tatlı ey gül gül Mademki Bahçeden ayrıldın gittin sana bir iki sözüm var o güzel yanını şekerin yanağına koy da şekerden tatal Şeker gibi ol Şekeri de Bahçeden alıp götürdün hoş kokunu var o da gül gibi olsun ayrılığın göze aldın, ama bu ayrılıyın kazancında var sen şekerin içine girdiğin için gül olarak oradan oraya götürmekten yolculuğun cefasından soluk Görüşmekten yerlere atılmaktan çiğnenmek ten kurtulduk Bu şimdi güneşin gülbeşeker tatlısı oldun ya seviyen l bu oyunu nasılsın göz nurusun Bu yüzden artık yüzden gönderecek onlara da nerede bahçelerde dikenle beraber oturuyorsun akıl gibi cana yakın değil insana karıştık şekerle beraber iken şimdi insanla beraber oldu doğru oldu oldu Haydi şimdi şu günahlara kirlenmiş yeryüzünden gökyüzüne Menzil Menzil konak-konak fazla onunla bağlı buluşma yerine kadar yürü Eylül Ben şimdi dünyaya yukarıdan bakıyorsun da dünyada kal acayip halleri gördüğün için dünyaya gülüyorsun o yüzden elbiseni yapıyorsunuz bu kızıl kaptanlığı Mıştım kuvvetli Yiğiter Ben senin hayranınım senin varlığın Hakk’a ulaşmak için merdiven istersen Bela’nın Rıza Zarrab’ın Bir merdiven olduğunu bilsin de başına gelenlerden şikayet etmesin belalardan Korkmasın canını belaları atsın diye naralar atarak buçuk saçı larak gökyüzünden Gül bahçelerine yağmada kendine gel de şu Kaptan Bir sürü çıkarlar Usta’nın testisinden bir yolunu bulup gibi siz o hapsedilmiş Kaptan bir ruh gibi kaç kurtulup olmuyor benzin izgül gibi kırmızı O sizin gibiydik ruh oldu kurtulduk Haydi siz de ruhum bu yerli yeryüzünden kurtulun o gül, ve şekerden maksadımız Hakk’ın lütfuyla bizim varlığımızdır varlığımı sanki Demir Kırıntısı bu hakkın Lütfi ise mıknatıs akılda aynıdır demirden aynaya bana Aynacı onu parlatma kaynağı haline getirmek için ona çok eziyet etmektedir de o İşte bu yüzden olacak Aynı Bizi istemiyor bize gelmiyor hep biz onu elinize alıyor ona bakıyoruz O bize şunları söylüyor, ama bu Kulaklarımız gaflet pamuğu ile tıkalı olduğu için duyamıyoruz Ey insanlar ben sizi sessiz isterim Ey Yusuf gözleri görmüyor Yakup’a Gel Ey gözlerdeki istenmiş olan Nisa Sen de Şükrü Akın üstünde bir görün şu an ötürü gündüz karardı Gece gibi oldu mu Gönlüm ya gibiydi inceldi ok gibi oldu dertli Yakup ihtiyarladı Hey genç Yusuf artık Gel Ey İmran Oğlumuza senin Hakk’a yalvarmak için ne turu synalar var İsrailoğulları buzağıya tapıyor Lan lan artık turisina dan dön bizi kurtarmaya gel benzinl Safran gibi sarardı boynum büküldü kene düştü beden mezarına sıkıştım kaldım Ey ruhu darlıktan kurtar an rahata kavuşturan var ya Gel gel beni benden beni bedenden kurtar Allah Hz Muhammed’i gözden gözüm gamınla sana Müştak Imm diyor Biz sene ne alacak Alemlere rahmet olarak gönderdik ayetinin Sırrı geldi o dağınık saçlar arasında yüzünü göster Sen öyle büyüsün öyle mi yumurta kaynasın ki şu Güneş Seni zurna karşı Sanki akşam kızıllı Ey bütün dünya padişahlarına geride bırakan Aziz varlık ey hak ile gören göz Ey Herşeyi bilen gönül yazılım dünyada mevcut Bütün canlılar sana karşı canlılık Bu Yollar beden oluyorlar, Halbuki Sen cansın Canlar Canısı cansız beden ne işe yarar Ben çok eskiden Sana Gönül vermiştim geldi Ey sevgili gel de şimdi sana canımı da vereyim Ey sevgili İlacım da sensin çağırın de sensin 100 parça olmuş Gönlümün nuru da sensin çaresiz gönlünde senden başka ne varsa hepsi yok oldu Beni kimsesiz bırakma kent o o o bu Eyvallah İllallah Muhammeden Resûlullah destur ya Hz Allahu.
Kaynak: 1. Divanı Kebir Okumaları
Akıl ve Din: Fıtrat Üzerine | Gazâlî Sohbetleri 13 nedir?
Metin, Gazâlî’ye dair bir sohbet serisidir. Bu sohbetler, İslâm’da aklın konumunu, vahiyin aklın önünde tutulması gerektiğini, vahiyin ve aklın dengesini, fıtratın önemi ve bu konulara dair Gazâlî’nin düşüncelerini ele alır.
İmâm Ebû İshâk el-Kelâbâzî (rh.a.) ’nin nakli nedir?
İmâm Ebû İshâk el-Kelâbâzî (rh.a.) ’nin şu naklidir: “Atiyye el-Avfî (r.a.)’dan rivâyet edildiği üzere Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün Ashâb-ı Suffe’nin yanına gidip oturdu, ve şöyle buyurdu: ‘Bizlere beyit okuyacak kimse var mı?’ Birisi kalktı, ve şu beyitleri okudu: Hevâ yılanı ciğerimi soktu, Tedavi edecek doktor yoktur. Ancak bir sevgili iyileştirebilir ki ben ona aşığım, Kurtuluşum da panzehirim de ondadır. Beyitleri dinleyen Hz. Peygamber (s.a.v.) vecde gelerek ayağa kalktı. Hatta vecd hâli sebebiyle mübarek ridası omuzlarından yere düştü. Ashâb-ı Suffe onu aldı, ve dört yüz parçaya ayırarak bölüştüler.”
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
«Avârif» isimli eserde anlatılan bir olay nedir?
Bir adam Hz. Peygamber (s.a.v.) ’in yanına girdi. Peygamberim izin yanında Kur’ân-ı Kerîm ve şiir okuyan bir grup insan vardı. O kimse “Ey Allah’ın Rasûlü! Aynı mecliste Kur’ân, ve şiir nasıl birlikte olur?” diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.v.) ise “Bir bundan bir de bundan” buyurdu. (Sühreverdî, Avârifü’l-Ma’ârif , Sf: 229; Nesâî, Sehv , 99) Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm ile okunduğunda şiir bile caiz oluyorsa zikir hayli hayli caiz olur.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
«Mesnevî» ’den bir alıntı nedir?
«Mesnevî» ’den: Şu hakikati bil ki; bu görüşlerin hepsi doğru değildir. Fakat bu insanların tümü de yollarını kaybetmiş sayılmaz.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
«Mesnevî» ’den başka bir alıntı nedir?
«Mesnevî» ’den: Halkı sana saldırtır, sana karşı cefakâr, ve kötü bir hâle getirir de seni çaresiz bırakır, böylece senin yüzünü o tarafa çevirtir.
Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş
Ârif İbnü’l-Arabî’nin Hilyetü’l-Ebdâl adlı kitabında ne dediği?
Ârif İbnü’l-Arabî (k.s.) , «Hilyetü’l-Ebdâl» adlı kitabında şöyle der: “Bir bir arkadaşım bana şöyle dedi: Bir gece virdimi tamamlamış, namaz kıldığım yerde oturuyordum. Başımı dizlerimin arasına alıp Allah’ı zikretmeye başladım. O sırada bir şahsın seccademi altımdan çekip silkelediğini hissettim. Sonra o şahıs yere bir hasır serdi ve: ‘Bunun üzerinde namaz kıl’ dedi. Evimin kapısının kapalı olmasına rağmen, bu zatın içeriye girmiş olmasından dolayı bana bir korku geldi. O şahıs şöyle dedi: ‘Kim Allah’tan ümidini keserse o kişi (manevi olarak) mesafe kat edemez.’ Sonra bana bir ses ilhâm olundu, ve şöyle dedim: ‘Efendim! Ebdâl olan kullar nasıl bu mertebeye erişmişlerdir?’ O da bana şöyle cevap verdi. ‘Onlar Ebû Tâlib el-Mekkî’nin «Kûtu’l-Kulûb» adlı eserinde zikrettiği şu dört şey ile bu mertebeye ulaşmışlardır. Bunlar; az konuşmak, uzlet, açlık, ve geceleri uykusuz geçirmektir.’ dedi, ve sonra kayboldu. Kapımın kapalı olmasına rağmen bu zatın evime nasıl girdiğini, ve nasıl çıktığını anlayabilmiş değilim.”.
Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn
