Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 16/19
Dedi ki: Senin sözlerin, içinde iğne olan ekmeğe benziyor mu?
Dedi ki: Senin sözlerin, içinde iğne olan ekmeğe benziyor. Gönlümden gönlüne bir pencere var. O pencereden halini gördüm. Halini gördüm ya artık sözlerine kanmam senin. İsa’nın himmeti bir çare bulmasaydı bana, o çıfıtça paramparça ettirirdi beni. İsa’ya canımı feda ederim başımı veririm hem de bunu yüzbinlerce minnet bilirim canıma. İsa’dan canımı esirgemem. Yalnız onun dinini iyiden iyiye bilirim. O tertemiz dinin bilgisizlerin elinde yok olup gitmesine acıklanmadayım. Allah’a da, İsa’ya da şükürler olsun ki o hak dine klavuz olmuşum ben.
Beylimizde zünnar kuşalı yahudiden de kurtulduk, yahudilikten de dedi mi?
Ey insanlar, çağ İsa’nın çağı, onun dininin sırlarını canla başla duyun. Padişah vezir ne dediyse yaptı ona. Halk o gizli düzene şaştı kaldı. Onu hristiyanların bulunduğu bir yere sürdü. O da bundan sonra onları davete koyuldu.”
Nerden haberi olmadını öğrendim?
Orhan hoca var, izmir’deki. O Konya’ya gitmiş. Orda bir konferansı varmış, anne karnındaki ceninle alakalı. Bana telefon açtı dedi ya böyle böyle, anne karnındaki ceninle alakalı böyle bir sıkıntı var. Dedim, hocam yüzde kaç dedim sence geri dönüşü? Binde sıfır dedi. Bin tane deney yapmış.Sıfır. Hocam dedim ailenin bu noktada görüşü alınaraktan veya devlet dedim bu noktada kendisi içtihat edebilir, dört aylığa kadar çocuklar alınabilir. Dedim ibn i Abidin’de bunun fetvası var. Hanefilerde. Var mı dedi, var dedim ben. Ya biz burda konferanstayız burda dedi, biz birbirimize gireceğiz. Yok hocam dedim, sen benim telefonumu verebilirsin. ibn i Abidin’de bu fetva var dedim. Hemen hoca gitti ordaki doçente. Anında oluyor bu, konferansta, telefon açık, soruyor. Diyor ki hocam böyle böyle, bak diyor Bursa’dan ben Karabaşı Veli Tekkesi’nin dedesi var. Onu aradım. O diyor ki diyor hocam bu meselelere eski fıkıh kitaplarında bile var. ibn i Abidin’den açıp bakabilirler ama onlar ben öyle dedim, onlar ibn i Abidin’i okumamıştır ki hocam dedim. Anında söyledi, okumadık dedi. El Hidaye’yi okumuşlar mı sorun? Okumamışlar. Fıkıh okuyor bunlar. Fıkıh okuyor! Yarın bunlar televizyona çıkacaklar, ders verecekler bize. Ondan sonra çıkıyor. Bayraktar Bayraktar gibi bir kimse. Kaza namazı yoktur diyor. Evet, bunların arkaları boş, parayla doçentlik, parayla profesörlük yapıyorlar. Yetiştirmiyorlar kendilerini. Yetirmiyorlar. Ondan kaynaklanıyor.
Din ifsad edenlerin nasıl davranması gerektiği?
Dikkat edin. işte böyle sahtekarların etrafına insanlar azar, azar, azar toplanıyor. Geçmişini bilmiyorlar. Şehrini sormuyor. Senin şeyhinin şeyhi kim, onun şeyhi kim, böyle bir şey yok. Bir arkasında bir tane filanca şeyh efendi vardı. Nerdeydi? X yerde. Yok.
Din ifsad edenlerin etrafında toplanan insanlar nasıl davranırlar?
Bir edepli duruyorlar etraflarında. Bir edepli duruyorlar, bir terbiyeliler, laf dahi söylemiyorlar. Birisi ona laf söylesin. Carrtdak söküyorlar o laf söyleyeni. Şeytan onları kıymetlendiriyor. Şeytan kendine dost olanı kıymetlendirir. Şeytan Allah’a dost olanı da kıymetsizleştirmeye, öyle göstermeye çalışır. Bu işin çilesi de bu.
Din ifsad edenlerin tuzak kurma yöntemi nedir?
“Görünüşte hükümleri söylüyordu. Öğüt veriyordu fakat iç yüzünde ıslık çalmadaydı. Tuzak kurmadaydı.” Demek ki bu dini ifsad edeecek olanlar ne yaparlar? Görünüşte size din aldatırlar. Görünüşte size hakikatı söylüyormuş gibi söylerler. Derler ki biz Allah yolunda çalışıyoruz. Sohbet ederler. Zekatlarınızı bize getirin, biz Allah yolunda çalışıyoruz, koşturuyoruz, paralarınızı bize getirin. Biz Allah yolundayız. Derilerinizi bize getirin. Biz Allah yolundayız. Etlerinizi bize getirin. Biz Allah yolundayız. Bize aman ha, herşeyinizi bize taşıyın. içleri ıslık çalar. ifsad ederler.
Din ifsad edenlerin para ile ilişkisi nedir?
Şuraya bir tane gişe koysam, sohbete giriş on lira desem, daha kıymetli olurum ben. On lira verince ip gibi dinler herkes. ip, ip, sıraya dizilir tespih tanesi gibi herkes dinler. On lira verdi mi vallahi yanındakini konuşturmaz bile . Para verdi ya, kıymetli olur. Neden? Parasız olunca kıymetsiz oluyor. Paralı olunca kıymetli. Çanakkale valisi söylemişti. istanbul’dan bir semazen ekibi getirmişler. Otuzyedi milyar vermişler. Yeme, içme, yatma, barınma hariç. Bir de tavırları, tafraları da çekmişler. Diyor hocam bayağı tavır, tafra çektik. içimden dedim ki ya biz bedava geliyoruz, o yüzden kıymetimiz yok. Sonra tabi lafı dolaştırdım. Biz dedim fisebilillah geliyoruz ya, kıymetimiz yok sayın valim dedim. Ama yine işte gitmezden önce oraya bir ekip daha getirdi. Bir de kendisi yine itiraf ediyor. Gemiye bindik, diyor ki iyi oldu ama getirdiğimiz. Tabii vali bey dedim. iyi oldu dedim. Aranızdaki fark anlaşıldı dedi. Evet dedim, Allah razı olsun. Fark anlaşıldı. Bana çünkü bir madalya taktılar. Allah bizi affetsin.
Din ifsad edenlerin sahte dini ifşa etme yöntemleri nelerdir?
“Görünüşte hükümleri söylüyordu, öğüt veriyordu fakat iç yüzünden ıslık çalmadaydı, tuzak kurmaktaydı. İşte bunun için kime sahabe peygamberden gulyabaniye benzeyen, adamın yolunu şaşırtan, azgın nefsin düzenlerini öğrenmek isterdi.” diyelim, burdan devam edelim önümüzde haftaya. Selamünaleyküm.
Padişah ne tür bir düzen kurmaya karar vermiştir?
Padişah peki dedi ne yapalım? Nasıl bir düzen düzelim ki dünyada, ne meydanda, ne gizli bir tek Hristiyan bile kalmasın. Vezir, sözde bana gazab etmiş gibi emret, kulağımı, elimi kestir, burnumu, dudağımı yardır. Sonra da beni darağacına, çarmıha gerdirmeye yolla; derken birisi sana yalvarsın, bağışla desin. Bunu tellal pazarında, dörtyolağzı olan bir yerde yaptır. Sonra da beni uzak bir şehre sür de ben onların arasında yüzlerce kötülük sokayım, yüzlerce aykırı işler ettireyim onlara dedi.
Vezirin hıristiyanlığı bozma planı ne şekildedir?
Vezir hıristiyanlığı bozacak ya hıristiyanlığı bozmak için düzen kuruyor. Padişaha diyor ki herkesin içerisinde bana öyle bir eziyet et ki ben böyle o eziyete duçar kalmış bir kimse gibi olayım. Sen benim elimi kulağımı yardır, bir güzel dövdür milletin içerisinde beni bir hor hakir et, ondan sonra da beni tam astıracağın zaman birisi bir şeyfaatçi olsun gelsin, beni senden yalvarsın, beni senden kurtarsın ve beni diyor uzun bir yere senin bulunduğun yerden daha geniş, dışarda bir yere beni sür. Ben uzakta olayım senin bulunduğun yerden. Senin bu memleketten uzağa gideyim. O memleketten uzağa giderekten, o insanlara yapacağını yapacak vezir. Allah muhafaza eylesin inşallah. Evet.
Padişahın emri sonucunda ne tür bir durum beklenmektedir?
Ondan sonra onlara diyeyim ki dedi; ben Hristiyanım; gizli din taşıyorum; a gizlileri bilen Allah, sen bilirsin beni.
Hristiyanlara ne tür bir mesaj verilmektedir?
Ondan sonra diyor o hristiyanlara diyeyim ki dedi ey hristiyanlar, ben aslında hristiyandım, gizli bir şekilde. Ben yahudi değildim. Ben gizli bir şekilde hristiyandım. Yahudi cemaatine nediycek? Yahudi çünkü padişah. Diyecek ki ben gizli hristiyandım. Kime diyecek? Hristiyanlara. Ne yasak? Hristiyanlık yasak. Kendisi ne? Yahudi. Demek ki din yasak olunca bakın şunu unutmayın. Din bir yerde yasaklanırsa, dinin içersinden o dindarların içerisinden, o dindarları ifsad edecek, yasaklıyanların kendi insanları olur. O insanlar yasaklayanlar bir şeyh üretirler, bir hoca üretirler, bir imam üretirler, bir müftü üretirler, Bir şey üretirler. O ürettikleri adamla ne yaparlar? O ümmeti ifsad ederler.
Padişahın kudreti ve kuvveti nasıl tecelli eder?
Padişah kudretini ve kuvvetini vezirinin üzerinden tecilli ettirir. Öyle bir vezir koyar ki akıllı padişah, vezirin arkasından kendisini saklar. Bütün işlerini vezirle yapar ve herkes veziri görür, padişahı görmez.
Vezirin rolü nedir?
Vezir, padişahın yapmak istediği bütün her şeyi tecelli ettirirler. Şaşı bakanlar, padişahı değil veziri görürler. Bakarlar, vezire düşman olurlar. Oysa vezirin bütün yaptıkları ve ettikleri padişahtandır. O şaşılar, körler vezire düşman olurlar ama o padişah vezirine kim düşman olursa arkasından o da onlara düşman olur.
Vezirin padişahla olan ilişkisi nasıl açıklanır?
Vezir her ne yaptıysa padişahın hükmüyle yapmıştır. Aslında gerçekte yapan kimdir? Padişahtır. Aslında vezir orta yerde padişahın tecelligahı gibi bir şeydir. Veziri orta yerden kaldırıracaksın padişah çıkacak orta yere ama padişah hiç vezirin orta yerden kaldırılmasını istemez.
Padişahın kendi veziri nasıl bir rol oynar?
Her padişahın kendine göre iyi bir veziri vardır. Her peygamberin iyi bir halifesi vardır. Musa’nın kardeşi gibi Hz. Peygamber(s.a.v) Efendimizin Alisi gibi her cumhurbaşkanının başbakanı gibi her başbakanın bir başbakan yardımcısı gibi her şeyhin işini gören bir halifesi vardır. Her şeyhin işini gören her beldede birer naipleri vardır. Bu Allah’ın adetullahhıdır.
Kötü padişahların veziri nasıl işler?
Zahiri manada kötü padişahın da veziri vardır. Şeytanın da veziri vardır. Şeytanın da bu manada yapılanması vardır. Bu devletler sisteminde de aynıdır. Kötü devletlerin önünde vezirleri vardır. Kötülüğü onların üzerinden yaparlar. Onların da naipleri vardır, naipler üzerinden yaparlar.
Vücudun padişahı ve veziri nasıl açıklanır?
Vücudun da padişahı vardır. O vücudun padişahı da önüne vezir koyar. Sen vezire bakarsan aldanırsın. Onun arkasında vardır, vücudun o vezirinin arkasında bir şey vardır. O arkasındakine bakmak gerekir.
Kainatın padişahı ve veziri nasıl açıklanır?
İşte bütün kainata bu gözle bakabilirsiniz. Bu kainatın da bir padişahı vardır. O padişah bu kâinatın başına da bir vezir tayin etmiştir. işlerini o vezir ile yönetir. Devlet askeriyenin başına bir genelkurmay başkanı tayin etmiştir. Askeriye askeriye ile alakalı bütün her şey genelkurmay başkanı üzerinden gider.
Devletin hiyerarşik yapısı nasıl açıklanır?
Genelkurmay başkanı da kendine dört tane ordu kurmuştur. Dört tane ordunun başına birer tane de ne yapar? Ordu komutanları koyar. Kara Kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Jandarma Genel Komutanı gibi. Onların da üzerinde ordu komutanları vardır. Öbürkünün üzerinde gemi filo komutanları vardır. Öbürkünün üzerinde Jandarma Genel komutanları vardır. işte havacıların hava filo komutanları vardır. O komutan da o işleri ne yapar? Onların da başına birer tane vezir koyar.
Padişahın ve vezirin vechesi nasıl açıklanır?
Herkes bir vechesi ile vezirdir, bir vechesi ile padişahtır. O zaman bütün o padişahların bir vechesinde ne vardır? Vezirleri olduğundan vezirlik vardır. Bir vecheleri nedir? Padişahtır. Bir vecheleri nedir? Padişahtır. Aslında padişahın da bir vechesi vezir, bir vechesi padişahtır. Çünkü padişah bütün vezirliklerin ve padişahlıkların toplandığı yerdir.
Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin sohbetlerinden ne anlatılmaktadır?
Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmış bir metin yer almaktadır. Bu metin, yahudilerin tarihsel olarak hristiyanları nasıl zulmedikleri ve bu durumun Kur’an-ı Kerim ve tarihsel kaynaklarla sabit olduğu konusunda açıklamalar içerir. Ayrıca, manevi şaşılık, öfke, kin, garez gibi ruhsal hastalıkların insanı nasıl batırdığına dair örnekler ve uyarılar da yer almaktadır.
Perde ne demektir?
Perde, manevi yük! Manevi yük! Yüklenmiş üstüne gıybetlerin, dedikoduların, iftiraların! Manevi yük! Atamamışın üstünden. Kin, nefret, bühtan! O bana şöyle yaptıydı, bu bana böyle yaptıydı. At, helallaş. Helal etmezsen yük sana. Deyi verirse sana benim ümmetimden mi şikayetçisin diye, ne cevap vereceksin? Derse sana o la ilahe illallah Muhammeden Resulullah dedi. Onun Muhammeden Resulullah demesi önemli değil mi sence? Onun Muhammeden Resulullah demesi, neler feda edilmez ki? Nasıl kin beslersin, Muhammedun Resulullah diyenden nasıl nefret edersin! Muhammedun Resulullah diyene nasıl yük vurursun üstüne. Muhammedun Resulullah diyene nasıl yardım etmezsin, nasıl! Bu büyük bir handikap. Bu kalpte büyük bir perde. Bunlar zulüm perdesi.
Zulüm perdesi ne demektir?
Biz kendimiz çağırıyoruz bunları. Biz kendimiz topluyoruz. Diyoruz ki gelin, perdeleyin bizi, ondan sonra da inanmıyoruz perdelenmemiş olanlara. Diyoruz ki bunlar yalan söylüyor. Peygamber görülür mü bu zamanda. Diyoruz ki bunlar yalan söylüyor. Zikrullahta gelen giden varmış. Alay ediyoruz biz bir de onlarla. Salih insanlar, salih rüyalar görür haa, hadis i şerif. Biz inanmıyor ona, ancak Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri diyor ki beni rüyasında gören, gerçekte görmüştür. Biz bu hadis i şerife de inanmıyoruz sonra. Neden? Perdeliyiz. Bizim hiç böyle derdimiz olmadı ki geceleri. Bizim hiç geceleri öyle bir yangınlığımız olmadı ki. Biz hiç onun kokusunu duymayı özlemedik ki! Bilmiyoruz çünkü. Acaba nasıl kokardı Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi Ve sellem . Acaba elini nasıl öperdik biz, onun eli nasıldı acaba. Kim onun elini tutarsa, benim elimi tutmuş gibi olur dedi. Biz onun o mübarek elini tuttuk mu acaba. Bize elini verdi mi? Biz onun elini dudağımıza götürebildik mi? O dudağa, onun elini o dudağa götüren dudağı binlerce feda dudak edilmez mi ki?
Perdeleyenlerin durumu nedir?
Bir kez başımızı okşasaydı, öyle değil mi? Bir kez sarığımızı düzeltiverseydi bizim. Neler feda etmezdik! Gecemizi aydınlatıverseydi, güneş gibi. Böyle Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellim. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellim. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellim derken uzaklardan böyle bir hayal de olsa, görünüverseydi. Etrafında ashabı, bir velvele kopuverseydi gecenin bir yarısında. Geliyor deselerdi. O sözü dahi duysaydık biz, böyle o Muhammed i Mustafa’nın mescidine gittiğimizde, bize bir hoş geldin deseydi. Öyle değil mi? Bir salatü selam çektiğimizde daha uçağa binerken, öyle ya ona misafir gidiyoruz. Bir gülüverseydik. Ahhh bu hicap perdeleri! Ahhh bu hicap, ahh bu zulüm perdeleri! Ahh bu perdenin arkasındakiler! Ahh bu bulutların arkasındakiler! Ahh o perdenin arkasındaki perdeler!
Kadı’nın durumu nedir?
Bir sefer kalkıverseydi, “Kadı, gönülden rüşvet almayı kurdumu; zalimi mazlumdan nasıl ayırt edebilir.” Bir kimsenin kalbinde haram olunca, nasıl onu ayıracak? Haram mı helal mi nerden ayıracak. Ayıramaz o kimse. Onun kalbi mühürlenmiş. Kalbi örtülmüş. Helali haramı nerden bilecek. Kalbi örtülmüş artık onun. Ona hicap perdeleri, zulüm perdeleri gelmiş. Yalanmış, yeminmiş, gıybetmiş… Onun umurunda değil artık. O başlayacak, bir kadehten de haram olmaz diyecek. O başlayacak, beş liradan da haram olmaz diyecek. O başlayacak, on liradan da haram olmaz diyecek. Gelin Ey ümmeti Muhammed. Biz burda din adına yaşıyoruz, din adına çalışıyoruz. Paralarınızı getirin diyecek. Gelin ey ümmeti Muhammed. Bunlar başka türlü olmaz diyecek, getiren kazandıklarınızı bana diyecek. Haramı helalın önemi yok ki artık. Onun kalbi mühürlenmiş bu noktada. O yutacak. Ele geleni yutacak o. O bırakmış her şeyi. Allah bize selamet versin.
Padişahın kalbinin durumu nedir?
“Padişah cıfıtça kin güttüğünden, öylesine şaşı olmuştu ki, aman ya- Padişah öylesine kindi ki. Kalbi onun fitne fücur ile dolu. Kalbi hani çıfıt çarşısı derler ya. Her türlü melanetlik var onda. Kalbinde tek bir şey yok, dolu melametlik var. Onun kalbinde Allah yok. Onun kalbind Allah sevgisi yok. Onun kalbinde Muhammed i Mustafa(s.a.v.) sevgisi yok. Onun kalbinde Peygambere uyma yok. Onun kalbinde Peygambere itaat etmek yok. Onun kalbinde islam yok. Onun kalbinde Kur’an yok. Onun kalbi çıfıt çarşısı. Onun içi çıfıt olmuş. Nerde bozukluk var onun içinde, nerde yanlışlık var onun içinde, nerde eksiklik var onun içinde, nerde Allah’ın haram ettiği şeyler var onun içinde, nerde Muhammed i Mustafa(s.a.v.) hazretlerinin sünnetinin dışında bir şey var onun içinde. Onun kalbi çıfıt çarşısı olmuş.
Sudan’da kuyu açma konusunda ne söylendi?
Aaa, sana gel kuyu açacağız. Nerde? Yemen’de, sana gel kuyu açacağız. Ne kuyusu? Su kuyusu. Nerde? Sudan’da. Adamın bir sürü kuyusu var onun. Ona soruyorsun. Benim diyor dört beş tane kuyum var. Nerde? Sudanda. Öbürküne soruyorum. Sudan’da ne kadar çok kuyu var Sudan’da bu kadar kuyu olmuş olsa vallahi sudan sudan geçilmeyecek. Sudan suyun içerisinde yüzmesi lazım. Sudan hala daha aç. Habire su kuyusu çıkarıyorlar.Afrika’da. Diyorlar kuyu çıkaracağız. Tamam, ne kadar? Şu kadar. Ne kadar verirsen, ne verirsen, seninle o gider elinle. Ne verirsen elinle, o gidecek seninle, ver parayı sen. Ver parayı, onlar böyle yumuşacık.
Mesnevî-i Şerîf 319-324. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatiliyor?
Beş tane adam var, dört tane adam var. Bakacaksın, hangisi namaz kılıyor, hangisi namaz kılıyor? Hangisi oruç tutuyor, hangisi kur’an-ı kerim okuyor, hangisi dine sahip. Bakacaksın. Aa aa. Bu hem namaz kılıyor, hem oruç tutuyor, hem kur’an-ı kerim okuyor, hem imam hatip mezunu. Aaa, dur! Seçmezsen onu Allah da seni seçmez. Sen Allah’ın emirlerini yerine getiren kimsenin yanında duracaksın, farz, farz! Salihlerle beraber olun, farz. Ayet i kerime, salih olanı seçeceksin. Evin salihini seçeceksin, kadının salihini seçeceksin, adamın salihini seçeceksin, arabanın salihini seçeceksin, yiyeceğin salihini seçeceksin, meyvenin salihini seçeceksin, sebzenin salihini seçeceksin. Salih, mükemmele yakın, her şeyi tam, salih. Siz salihlerle beraber olun. Arkadaşlıkta, dostlukta, kardeşlikte, yemede, içmede, eşyada, evde, hanımda, erkekte, salih olanı seçeceksin ve salihin yanında duracaksın. Dünyalık üç şey size yeter: Salih bir kadın, salih bir ev, salih bir binek. Kime diyor Cenab ı Hak, dünyada bu üç şeyi verirse, dünyalık nimeti tamamdır onun. Salih bir kadın, kocasının emirlerini dinleyen ve kocasının akrabalarına ve misafirlere hizmet eden kadın, salih araba menziline hızla ve güvenle götüren araç, salih ev evde misafirlerin rahat edebileceği, eşinin ve çocuklarının rahat edebileceği bir ev. Bu üçü diyor bir insanın üzerinde varsa, dünyalık olarak nimeti tamamdır onun.
Salih olanı seçmek neden önemlidir?
Seçmezsen onu Allah da seni seçmez. Sen Allah’ın emirlerini yerine getiren kimsenin yanında duracaksın, farz, farz! Salihlerle beraber olun, farz. Ayet i kerime, salih olanı seçeceksin. Evin salihini seçeceksin, kadının salihini seçeceksin, adamın salihini seçeceksin, arabanın salihini seçeceksin, yiyeceğin salihini seçeceksin, meyvenin salihini seçeceksin, sebzenin salihini seçeceksin. Salih, mükemmele yakın, her şeyi tam, salih. Siz salihlerle beraber olun. Arkadaşlıkta, dostlukta, kardeşlikte, yemede, içmede, eşyada, evde, hanımda, erkekte, salih olanı seçeceksin ve salihin yanında duracaksın.
Mesnevî-i Şerîf 319-324. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
Cafer daha iyi biliyor, demiş ki evladım dergahın içerisinde bir tek demiş Mustafa abinizin seyr i süluku var, o da durduruldu ama Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri açacak demiş onun durumunu. Herkes demiş, herkes istihare yapsın. Durum bu. Geldiler bunlar, ne dedi dedim. Böyle böyle dedi.
Vefat ettikten sonra şeyh efendiyi konuşturanlar ne yaparlar?
Vefat ettikten sonra herkes konuşturuyor şeyh efendiyi bizim. Neyle aldatırlar sizi? Şeyhinizle aldatırlar.
Beytullah ile ilgili ne söylendi?
Beytullah karşımızda böyle, Mustafa Efendi, ben vefat ettikten sonra sakın oğlum dedi ben oldum diye çıkma, sakın böyle bir ilan etme.
Mustafa Efendi’nin emirleri nelerdi?
Herkese istihare etmelerini söyle. Emredersiniz efendim. istiharelerinde kimi rüyalarında görürlerse ona intisab etsinler. Emredersiniz efendim. Mustafa efendi, Beytullah şahit olsun. Şahit olsun efendim. Bunu bütün dergaha söyle Mustafa efendi. Emredersiniz efendim.
Hz. Mevlana’yı nasıl tanımladı?
Ey Hz. Mevlana’y ıResul görenler. Hz. Mevlana’yı peygamberden üstün görenler, Hz. Mevlana’yı dinler üstü gören ahmaklar, Hazreti Mevlana’yı peygamberler üstü gören ahmaklar.
Adi şarap ne anlama gelir?
Adi şarap ne? Kafirler, kur’an ve sünnetin dışındaki düşünceler, yalancı peygamberler, yalancı veliler, yalancı dervişler, derviş görünümündeki dilenciler, şeyh görünümündeki dilenciler, hoca görünümündeki dilenciler, cemaat görünümündeki dilenciler. Adını ne dersen de.
Kur’an ve sünnetin dışındaki düşünceler nelerdir?
Kafirler, kur’an ve sünnetin dışındaki düşünceler, yalancı peygamberler, yalancı veliler, yalancı dervişler, derviş görünümündeki dilenciler, şeyh görünümündeki dilenciler, hoca görünümündeki dilenciler, cemaat görünümündeki dilenciler. Adını ne dersen de.
Ümmet-i Muhammed’in birliği ve beraberliği nasıl korunmalıdır?
Bizi salihlerden eylesin. Bizi salihlerin yolunda eylesin. Bizleri Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ile beraber eylesin. Bizleri Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sünnetine tabi olanlardan eylesin. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin. Ümmeti Muhammed’e birlik beraberlik nasip eylesin. Memleketimizdeki müslümanların tek çatı altında toplasın, müslümanları tek yerde toplasın. Ümmet i Muhammedi, inananları tek yolda toplasın. Ümmeti Muhammed’e inananları tek bir yerde dizayn etsin Cenabı Hak.
Kur’an ve sünnetin yaşandığı zamanlar nasıl olmalıdır?
Kur’an’ın, islamın, dinin, oluk oluk yaşandığı bu zamanları Cenab ı Hak daha da iyi zamanlara tevdi etsin. Daha güzel zamanlara tevdi etsin. Ümmetinin içerisinde birliği bozucu, birliği dağıtıcı, birliği muhafaza etmeyen her türlü unsuru Cenab ı Hak hilelerini kendi başlarına makus eylesin. Ümmet i Muhammed’e yardım etsin. Ümmeti Muhammed’i hıfz ı muhafaza eylesin. Memleketimizde bolluk bereket ihsan eylesin.
İçimizdeki günahkarlar ve ahmaklar nasıl eleştirilmelidir?
İçimizdeki ahmaklardan, içimizdeki zalimlerden, içimizdeki hırsızlardan, içimizdeki düzen bozuculardan, içimizdeki müşriklerden, içimizdeki kâfirlerden, içimizdeki bozup parçalayacak olanlardan dolayı bizleri kuraklıkla imtihan etmesin. Cenabı Hak onları da islamla hidayet eylesin. Bizlere de hidayet eylesin. Bizleri de kuranında sünnetinde dimdik yolunda eylesin. Ve varsa günahlarımız bizleri affeylesin ve günahkarlar yüzünden başımızda bu belalar bu musibetler, bu sıkıntılar varsa bu içimizdeki günahkarları da affeylesin. içimizde ahmaklar varsa ki var, müminlerin arasında ahmaklar varsa ki var, o ahmaklara da Cenab ı Hak akıl selameti versin. Hidayet eylesin. Doğruyu göstersin. Doğruyu bildirsin. Onları da gittikleri yanlışlıklardan geri çevirmeyi nasib eylesin.
Mesnevî-i Şerîf 310-319. Beyitler Şerhi konusunda neler anlatılmaktadır?
Mesnevî-i Şerîf 310-319. Beyitler Şerhi Hakkında, Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin bir sohbetinden yazıya aktarılmıştır. Bu metin, Allah’ın kudreti ve tecellileri, imanın ve ibadetlerin önemini, zikirin ruhun temizlenmesindeki rolünü, kalbin tenvir edilmesi ve temizlenmesi, sevgi ve aşkın ruhun yenilenmesindeki etkisini, kaderin ve Allah’ın kudretinin anlatıldığı bir dizi beyitlerin şerhini içerir. Bu metin, Allah’ın kudretinin sınırsızlığını, insanın ona yönelmesiyle kalbinin temizlenmesini, zikirin ve ibadetlerin ruhun yenilenmesindeki rolünü, sevgi ve aşkın Allah’ın tecellisiyle ilişkisini anlatır.
Eee, senin de şeyhin yokmuş?
Eee, adam geçmiş, oturmuş kürsüye. Kim senin, şeyhin ?Yok. Aaaa, sen de bendensin! Benim de şeyhim yok, senin de şeyhin yok. Hadi ikimiz beraber bir şeyh bulalım. Neden? Bir de daha enteresanı var. Şimdi laf gidecek diye şimdi herkes şey yapacak. Bir de daha enteresanı ne? Abdullah Efendi’den. Yaaa! Görmedim seni onun yanında hiç ben? Benim şeyhimdi o. Seninde mi şeyhindi. Haa evet. Eee benim haberim yok? Haa, öldükten sonra olmuş. Nasıl olsa mezardan kalkıp söyleyemeyecek ya. Öyle düşünüyor. Söylüyor! Siz onlara ölü demeyiniz. Ölü değil, söylüyor!
Mezarlıklara yeşil ağaç dikmenin sebebi nedir?
Mezarlıklara yeşil ağaç dikmenizin sebebi budur. Sünnettir. Siz Medine-i Münevvere’ye gittiğinizde o vahabilerin orada, o Medine-i Münevveredeki kabristanlıkları böyle dümdüz yaptığına bakmayın. Sünnet i Resulullah da kabristanlıkların başına yeşil ağaç dikmek vardır. Sünnettir ağaç dikmek. Sünnettir meyve ağacı dikmek. Bir tek kabristanlıklara meyve ağacı dikilmez. insanlar ola ki orada meyve ağaçlarından yemesinler diye, kabristanlığın hiç birisinde para kazanılmaz. Kabristanlıklar para ile satılmaz. Kabristanlıklardan ot çöp toplanıp yenilmez. Kabristanlıklara meyve ağacı dikilip, parası satılmaz. Kabristanlıkların araçları para ile satılmaz. Bunlar islam’da yok. insanın bir uzvu para ile satılmaz. Saçı, sakalı, bıyığı para ile satılmaz tırnağı para ile satılmaz. insanın normalde organlarının para ile alınıp satılması caiz değil. Organ kaçakçılığı yok islamda. Satmak caiz değil. Satmak caiz değil. insanın bir tek saçının telini dahi satmak caiz değil. O ticaretten alınan kar haram. O ticaret haram. Almak satmak haram.
Duygu ne demektir?
Duygu ise anka kuşu gibidir. O mitolojiktir. Seni hep ötelere götürmek ister. Habire kanat çırpar. Daha ötedeye der. Habire kanat çırpar. Daha öteye der. O simurg gibidir. O seni bu dünyada bırakmak istemez. O seni buralarda bırakmak istemez. Derki iyi tutun bana. Sen iyi tutunursun, o kanat çırptıkça yükseklere gidersin. Okanat çırptıkça, ileriye doğru gidersin. O kanat çırptıkça bakarsın ki seni bambaşka dünyalara götürüyor. Bir bakarsın ki seni hayretten hayrete taşıyor. Bir bakarsın ki seni alemden aleme taşıyor. Bir bakarsın ki kanatların rengi değişmiş. Bir bakarsın ki ışıltısı değişmiş. Bir bakarsın ki ötüşü değişmiş. Bir bakarsın ki zikri değişmiş. Sen onun zikriyle zikredersin. O ‘huuuuu’ diye diye götürür seni, sende ‘huuuuu’ diye diye gidersin. Bir bakarsın ki ayrı alemdesin. Bir bakarsın ki dünya ile bağlantın yok. Bir bakarsın ki ahiretin ile bağlantın yok. Bir bakarsın ki binlerce anka kuşu var. Bir bakarsın binlerce anka kuşu toplanmış tek kuş olmuş. Kanadında binlerce uçan var. Dersin ki ben de kanadının bir tarafından düşmeyeyim. Ben de dersin tüyünden düşmeyeyim. Sımsıkı yapışırsın. Bir bakarsın ki tüğünün rengini alırsın. Sanki tüyü oldun onun kanadında. Yoksa tüy sen mi oldun sen tüy mü oldun karıştırırsın ama seni götürür anka kuşu. Seher vaktinde gelir o. Kapını seher vaktinde çalar. Herkes yattığında gelir o. Herkes yattığında konar senin dalına. Sen eğer uykudaysan, bırakır gider seni. Velev ki yarın da uykudasın diye gelmeyebilir sana. Ondan sonra yalvarır yakarır pişman olursun. Dersin ki günlerce ağlarsın, uykuda değilim! Nerden yattım bir gece! Nerden uyudum bir gece! Keşke uyumaz olsaydım, keşke yatmaz olsaydım! Gözüme, kirpiklerime iğneler taksaydım da o anka kuşunu kaçırmasaydım. Ben nasıl gaflete düştüm dersin. Sufilik budur.
Herkesin bir durağı var mıdır?
Her şey kuştur birbirine benzer, herkes insandır birbirine benzer. Bu noktada birbirinin zıttı veya birbirinin benzeri bir sürü şey vardır ama her biri kendi durağına gider. Herkesin bir durağı vardır. Cennetlik olanlar cennete gider, cehennemlik olanlar cehenneme gider.
Herkes ve her şey kendi adına yol alır mı?
Herkes kendi adına uygun yol alır. Herkes ama! Herkes ve her şey kendi adına yol alır. Kendine layık olanı yapar. Kendine yakışanı yapar. Kendine ne yakışıyorsa onu giyer insanlar. Hiç kendine yakışmadığı bir şey giyer mi, giymez. Ben bazen giyip çıkarırken bu olmadı Mustafa Özbağ diyorum, canım sıkılıyor giyip çıkıyorum, bütün gün halet i ruhiyem bozuk oluyor benim. Herkes kendine yakışanı giyer. Herkes kendine yak,ışanı yapar. Zannetme yani kendisine kötülük yakışan iyilik yapmaz, kendisine iyilik yakışan da kötülük yapmaz. Herkes kendi yoluna doğru yol alır.
O mümin çünkü, sen imanına nasıl laf söyletirsin midir?
Mümin kendisine kafir denilince şedidleşir, kızar, öfkelenir. Neden? O mümin çünkü, sen imanına nasıl laf söyletirsin. Allah muhafaza eylesin. Mümin kendisine kafir denilince şedidleşir, kızar, öfkelenir.
Müminin sözü ancak özü tarif için konmuştur?
Harflerin bir anlamı yoktur. O sıfatı, onları icra ettiği, onları yerine ge- tirdiği için ona mümin denmiştir.
İki çeşit ceylan da ot otladı. Bu beyitlerin şerhi ne anlatmaktadır?
İnsan! insan bu dünyadan nimetlendi, o bu dünyadan yedi içti, o bu dünyadan ne varsa hepsi de yedi. ikisi de ekmek yedi. ikisi de su içti. Birisi hep necasete doğru yol aldı, koruk oldu. Birisi üzüm oldu, hakikate doğru yol oldu.
İki çeşit kamış da bir sudan kandı. Bu beyitlerin şerhi ne anlatmaktadır?
Aynı Kur’an okursun, aynı hadislere bakarsın, birisi sapar. Hariciyeci olur, kaderiyeci olur birisi sapar, cebriyeci olur. Aynı Kur’an’a, aynı ayete bakarlar, aynı hadislere bakarlar. Birisi farklı mülahazalar peşinde koşar. Aynı ayet i kerimeleri tilavet ederler halbuki ama birinden ne olur? Pislik akar, öbürkünden ise Allah nuru akseder.
Aynı nimetlerle nimetlenir, aynı evde dahi olabilirsin, aynı tarikatta dahi olabilirsin. Bu beyitlerin şerhi ne anlatmaktadır?
Aynı yemeği yediğin halde birisi hasislik yapar, birisi kıskançlık yapar. Aynı yemekten yiyodur iki kardeş. Aynı aileden, aynı anneden babadandır. Birisi bakarsın hasis olur gider. Birisi ne yapar, selamette olur. Birisi Yusuf olur kuyuya atılır, öbürkünler aynı babanın evlatlarıdır. Öbürküler de Yus,uf’u kuyuya atar. Birisi kurt olur, birisi kuzu. Aynı yemeği yemişlerdi. Aynı anneden babadan doğdular Adem’in çocukları. Birisi katil oldu! Aynı sütü emmişlerdi. Aynı yemeği yemişlerdi. Aynı eğitimi almışlardı ama birisi katil oldu, birisi necis oldu birisi, diyor: " Burası tertemiz bir yerdir; orası çorak, kötü bir yer. Bu tertemiz melektir; oysa şeytandır, canavardır."
İki şey birbirine benzeyebilir; acı su da berraktır, tatlı su da. Tatma duygusu olan anlar ancak. Bu beyitlerin şerhi ne anlatmaktadır?
Suya bakarsınız acısı da ordadır tatlısı da, tadan bilir arasındaki farkı. iki insan görürsünüz, bakarsınız, ikisi de insan. Tat bakalım, birisi kötü huylu, birisi iyi huylu. Tatmak ne demek? Onunla bir ilişkinin olması, onunla bir selamın sabahın olması, onunla bir alışverişin olması, onunla bir yol yürümen, onunla bir şeyler paylaşman. Bu senin onlara karşı ne olduğunu gösterecek. ikisi de insan!
Mesnevî-i Şerîf 230-240. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?
Hakka ve hakikate riayet etmek! insanların içerisinde edeplice, terbiyelice, takvalıca durmaya çalışmak! Herkesin her şeyi, her şey fütursuzca işlerken, o riyazatları çekmek! Boşuna değil. Has ile kalb ayrılacak. Güzel ile çirkin ayrılacak. Edebliyle edepsiz ayrılacak. Mümin ile münafık ayrılacak. Halis kullar ile kafirler ayrılacak. Şeytanın peşinden gidenlerle, Allah’ın peşinden gidenler ayrılacak.
Riyazat ne demektir?
Gıybet edilen bir yerde susun diyebilmektir riyazat. iftira eden bir kimseye; sus kardeş, gözünle gördün mü görmedin, kulağınla duydun mu duymadın, iftira attın, lütfen susar mısın diyebilmektir riyazat.
Riyazatın ne gibi yararları vardır?
Riyazat! Yol yürü, mücadele boşuna değil. Neden? Altınla gümüş ayrılacak? Neden? Altınla bakır ayrılacak? Neden? Posası ayrılacak? Neden? Demir ayrılacak? Neden? Kim neymiş meydana çıkacak. Cenab ı Hak Adem’i yarattı. Adem’i yaratınca şeytanın, şeytanın melek olmadığı ve şeytanın alim olmadığı çıktı meydana. Cenabı Hak dedi ki Adem’e secde edin. Adem’e secde edin emri gelinceye kadar şeytan şeytandı ve bütün herkes onu meleklerin hocası olarak biliyordu. Ve o meleklerin hocası olarak ahkam kesiyordu, baş köşede oturuyordu. Kürsüde oturuyordu. Ne zaman Adem’e secde edin dedi, gerçeği çıktı meydana. Ne zaman namaz kılın dendi, gerçeği çıktı meydana. Namaz farz mı? Evet. Namazı kılıp kılmadıysan, Adem gibi Adem’e secde edin. Etmem. Niçin? Çünkü o benden daha kötü bir yaradılışla yaratıldı. Benim cevherim ondan daha iyi. Secde et kardeş Allah’a. Neden secde etmedin? Sen Allah’tan daha mı kıymetli gördün kendini? Hayır ama kıym,etli gördün nefsinde o var, nefsinde kibirlilik var. Aldatma!
Mesnevî-i Şerîf 230-240. Beyitler Şerhi nedir?
Yapılan metin, Mesnevî-i Şerîf 230-240. Beyitler Şerhi konusunu ele alarak, zeytinyağın üretimi, temizliği ve değerlerini anlatmaktadır. Ayrıca, şehvet, hırs, tamah gibi kelimelerin zararlarını ve bu kelimelerden arınmanın önemini, velilerin ve Peygamberlerin işlerinin değerlendirilmesini, gözün ve kulağın perde bürülmesinin etkilerini, Hızır ile ilgili bir hadis ve bu hadiste geçen gemi delme olayının anlatımını içermektedir.
Zeytinyağın üretimi nasıl yapılır?
Zeytinyağın üretimi, zeytinlerin sıkılmasıyla başlar. Zeytinlerin sıkılması sırasında, zeytinyağı en üstte çıkar. Bu yağ, ilk ağız yağ olarak bilinir ve en değerli yağdır. Daha sonra ikinci ve üçüncü yağlar elde edilir. Üçüncü yağ, genellikle pahalı olmayan ve kalitesiz bir yağdır. Bu yağlar, sıcak suyla temizlenir ve birer birer basılır. İlk yağ, en iyi kalitede olup, yemek için kullanılırken, diğer yağlar ise daha düşük kalitededir.
Velilerin ve Peygamberlerin işleri nasıl değerlendirilmelidir?
Velilerin ve Peygamberlerin işleri, gözün ve kulağın perde bürülmeden değerlendirilmelidir. Bazı kişiler, bu işleri yanlış yorumlayabilir ve kötü görür. Ancak, bu işlerin özünde iyi olduğu için, onları anlayamayanlar da olabilir. Bu yüzden, ilim ve dini bilgi ışığında değerlendirmek gerekir. Hata yapmış olmaları durumunda, onlar da hata yapmış olabilirler.
Gözün ve kulağın perde bürülmesi ne demektir?
Gözün ve kulağın perde bürülmesi, kişinin doğruyu ve iyiyi görememesi ve duymaması anlamına gelir. Bu durum, kişinin kör ve sağır olmasına neden olur. Perde bürülmesi, kişinin bilgisini, idrakini ve kalbini kapatır. Bu yüzden, tövbe etmek ve Allah’a yönelmek gerekir.
Pagan dinlerinde ne tür bir uygulama vardı?
Pagan dinlerinin büyük bir çoğunluğunda bu vardı. Velevki dinler tarihi açısından ibrahim Aleyhisselam’ın zamanında da böyle bir paganist düşüncenin var olduğunu kabul edebiliriz. Hani bize böyle filmler aktarırlar ya genelde Amerikan filmleri vardır, böyle işte kız kurban ederler, kadın kurban ederler, genelde kızları kurban ederler.
Paganist düşünceye göre kadınlar ne şekilde kurban edilir?
Bir kadın hediye ediyor ona ve o paganist düşüncede o kadınlar işte şaraplarla, içkilerle yıkanır hatta paganist düşüncede o kadınlar, o kızlar sarhoş edilir ve öylece kurban edilir. Çünkü o sarhoş edilmezse can gidecek. Ağlar sızlar, kötü bir hal, çırpınır, kötü bir şey olur. Ona inandıracaklar. O Tanrıya hediyedir çünkü.
Kurban edilen kadınlar neden sarhoş edilir?
Sarhoş edilmezse can gidecek. Ağlar sızlar, kötü bir hal, çırpınır, kötü bir şey olur. Ona inandıracaklar. O Tanrıya hediyedir çünkü.
Müslümanlar ne yapamazlar?
Biz müslümanız. Biz masum insanları öldüremeyiz. Burada bir bomba atamayız. Bir yerde bomba patlatamayız. Bir bomba yüklü aracı sivillerin içerisine gönderemeyiz. Biz müslümanız. Savaşacaksa askerler savaşır. Biz müslümanız. Biz kendi kafamızdan elimize silah alıp savaşamayız. Savaşamazsınız. Biz müslümanız. Hiroşima’ya bomba attıkları gibi biz bomba atamayız bir yere. Biz müslümanız. Biz Japonya’ya iki tane atom bombası atıldığı gibi biz hiçbir yere atom bombası atamayız. Bize atsalar da atamayız. Biz müslümanlardanız. Biz kimyasal silahlar kullanamayız. Biz sivillere kimyasal silah kullanamayız. Müslümanız. Biz hiçbir sivile kıyamayız. Müslümanız.
Irak’ın savaş tazminatı borcu nasıl ödenmiştir?
Irak’ı yıktılar, Irak’a da savaş tazminatı koydular. Irak da savaş tazminatı koyduktan sonra, Irakta birileri gitti o savaş tazminatının altına imza attı. Bugünkü hükümet.
Irak’ta bombaların patlamasıyla ilgili bir durum var mı?
Onca bombalar patlıyor, onca Irak’ta ortalık toz duman. Hükümete bir laf söylüyor mu hiç batılılar, yabancı güçler?
Türkiye’deki korku ve ümit ile yönetilen sistemi nedir?
Korkuyla yönetiyorlar. Sen korkarsan, yönetilirsin. Sen korkmazsan yönetirsin. Bakın, korkarsan yönetilirsin. Korkmazsan, yönetirsin. Neymiş sistem? Korkarsan yönetilirsin. Yalnız kalmaktan korkarsın, hanımsız kalmaktan korkarsın, çocuksuz kalmaktan korkarsın, işsiz kalmaktan korkarsın, arabasız kalmaktan korkarsın, evsiz kalmaktan korkarsın, arkadaşsız kalmaktan korkarsın, et rafsız kalmaktan korkarsın, herkesin elinde oyuncak olursun. Karısız kalmaktan korkarsın; kadın otur der oturur, kalk derse kalkar. Çocuksuz kalmaktan korkarsın, çocuğun yanlış işleri vardır, göz yumarsın. Evet. Sana istediği gibi hakaret eder, göz yumarsın sen. Çocuksuz kalmaktan korkuyorsun, kadınsız kalmaktan korkuyorsun, arabasız kalmaktan korkarsın. Lan dün araban mı vardı, yürürüm burda dersen, arabasız kalmaktan korkmazsın. Dün param yoktu, bugün de yok dersen, parasız kalmaktan korkmazsın. Öbür türlü, korktuğun her şey seni yönetir. Ümit ettiğin her şeyin esiri olursun. Kadını ümit edersin, esiri olursun. Gece yatacağın ya onunla, ümit ediyorsun, gözünün içine bakarsın, uyumasın, yan yatmasın, çamura batmasın. Aman kızdırmayayım. Aman üzmeyeyim. Aman keyfini bozmayayım. Ümidin var çünkü. Korkarsın, ümidin peşine gidersin. Yok çay der, tamam seslenmiyim, aman çay içmeyivereyim bu gece dersin. Her gün yemek mi yapacağım sana, ne bu derse ya derse, ah tamam, bugün yemek ah aşkım, canım benim, nereden köfte getittireyim, söyle sen bana! Ümit ediyorsun ya, ümit ediyorsun, bekliyorsun. Korkarsın!
Mesnevî-i Şerîf 223-227. Beyitler Şerhi konusunda ne söylenmektedir?
Sen insanları idare etmek istiyorsan ve insanların senden hesap sormasını istemiyorsan, insanların seni rahatsız etmesini istemiyorsan, insanları böyle heva ve hevesine bırakırsın, herkes heva ve hevesi devam ettiği müddetçe, dünya üzerinde ne olup bittiğine bakan olmaz. Senin şehvetini doyururlar, senin karnını doyururlar, seni de geçinecek kadar para, makam, mevki verirler. Sen hiçbir şeyi sorgulamazsın. Sahte cennette yaşarsın. Hayatını öyle devam ettirirsin ve bunları kaybetmekten dolayı korkarsın, korktuğun için yönetilirsin. Bunlara sahip olmak için susarsın ve böylece yönetilirsin. Dünya üzerinde bütün insanlığı böyle yönetirler, sizi de yönetiyorlar. Bunların içinden istemedikleri sufiler. Bütün yönetimler sufilere savaş açar. islami yönetimler de. Dindar gibi görünenler de sufilere savaş açarlar. Git cemaatlere bakın, cemaatler sufilere savaş açarlar. Gidin herhangi bir devlet adamına, sufilere savaş açarlar. Gidin hristiyanlara, hristiyanların sufilerine savaş açar hristiyanlar. Gidin musevilere, musevilerin sufilerine savaş açar museviler. Çünkü sufilerin bir hedefi vardır. Bu hedef hürriyettir. iman hürriyettir. iman hür olmaktır. iman hürriyettir hürriyet. Gerçek iman sahibini hiç kimse istemez. Şimdi diyeceksiniz ki biz isteriz. Hayır! Nefisleriniz kabul etmez onu. Gerçek iman ehlinin nefisleri kabul etmez insanı. Dağdan daha kaçırır. Yurttan yurda kaçırır. Gerçek iman sahibini öldürmek, ister insan nefsi! Ebu Cehiller, Utbeler, Şeybeler; Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in akrabalarıydı. Ebu Cehil’in yeğeni, yeğeniydi. Kendi yeğenine katliam yapmak istedi, kendi yeğenine. Çünkü sufiler hürriyet aşığıdır. Onlara, onlar Allah’ı sevdikleri için ibadet ederler. Allah’ı sevdikleri için oruç tutarlar. Allah’ı sevdikleri için namaz kılarlar. Allah’ı sevdikleri için zikir yaparlar. Bilseler ki ebediyen cehennem yanacak orada, ve ebediyyen cennetin kapıları kapalı olacak. Yine de onlar ibadete devam ederler. Allah’ı tanımaya ve tanıtmaya ibadet ederler. Binlerce böylece evliya menkıbesi vardır. Ancak bir mürşidi kamile bağlı olanlar, hürriyetin tadını alırlar. Çünkü nefis terbiyesini yaptıracak olan, o nefse acı gelecek ilaçları verecek olan, o nefse acı gelecek olan yolu anlatacak olan, o mürşid i kamillerdir. Onların haricindekiler bu yolu bilmezler. Bu yolda duramazlar ve gerçek mürşid i kamillerin de dervişleri az olur o yüzden. Çok olmaz.
Mesnevî-i Şerîf 223-227. Beyitler Şerhi konusunu tartışıyor mu?
Yeter ki o desin ki ben ne soruyorsam Allah benim cevabımı veriyor. Harika. Bana soruyorlar, nereyi bitirdin? Ben diyorum meslek lisesi ikiden terkim. Bakıyor. Birisi öyle dedi, hocam hangi ilahiyatı bitirdiniz? Yok dedim. Ben ilahiyat okumadım. Hangi medresede okudunuz? Ben medresede de okumadım dedim. Böyle baktı. Hocam tevazu gösteriyorsunuz. Hayır, doğruyu söylüyorum dedim. Çok rahatım ya ben böyle. Hocam yurtdışında okudunuz herhalde dedi. Dedim yok kardeşim. Tire Endüstri Meslek Lisesi ikinci sınıftan terkim. Hatta atıldım dedim siyasetten dolayı. Seni okulda istemiyoruz dediler dedim. Anneme dedim ben okuldan atıldım diyemedim. Anne okul hayatım bitti, ondan sonra, olmuyor ben çalışacağım işte estekdi köstekdi dedim dedim ben. Ben okuldan atıldım dedim .Arkamda bir tane ayak izi var dedim. Bitiremedim dedim. inanmıyor. Kimisi doğru ya da inanmıyor. Kardeşim doğru söylüyorum diyorum, dinlemiyor adam beni. Gülüyor, tevazu ediyor ya. Şimdi de öyle zannetmeyin. Doğruyu söylüyorum. Birisi gelir derse ki bize, ya ben Allah’a ne soruyorsam cevap veriyor. Oooo, harika! Teslim oluruz. Teslüm oluruz. Hiç şek şüphe yok. Bak bir sürü herkes benle beraber teslim olacak, değil mi? Harika bak, video tanıdı çıkıyor şimdi, bütün her yere yayın gidiyor. Her yere ses seda da gider. Merak etmeyin.
Mesnevî-i Şerîf 216-222. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?
Rüyanızda bir şeyh gördünüz, gidin. Rüyanızda kimi gördünüz oraya gidin. Rüyanızda kim gösterildi size gidin, özgür olun, hür olun. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, size bir yer göstermiş, gidin. Şeyhiniz size bir yer göstermiş, gidin. Piri piran hazretleri bir yer göstermiş, gidin. Özgürsünüz, hürsünüz. Sevdiğiniz yere koşun. Sevdiğiniz yere. Sufilik böyle birşeydir. Hürriyettir sufilik.
Tavus kuşunun düşmanı nedir?
Tavus kuşunun düşmanı ayaklarıdır. Tavus kuşu ayaklarına düşman, öbür taraftn devam ediyor. Nice padişah vardır ki gücü kuvveti öldürmüştür onu. Öyle padi,şahlar da vardır ki güç kuvvet onun ölümüne sebep olmuştur.
Tavus kuşu ve yılan hikayesi nerede geçmektedir?
Tavus kuşu ve yılan hikayesi vardır. Tavus kuşu ve yılan, eski ahitte, yani Musevilerin kitabında ve yeni ahitte isevilerin kitabında cennet bekçileridir. Bunların her ikisi de cennet bekçisi ve cennetteyken, yılan ve tavuskuşu aslında asıl olarak şeytandır.
Adem Aleyhisselam’ın kandırıldığı hikaye nerede geçmektedir?
Adem Aleyhisselam’ı kandırıp, o eski ahitten söylüyorum, Adem Aleyhisselam ve Havva annemizi kandırıp Hz. Allah’ın o ağaca yaklaşmayın, o meyveye yaklaşmayın, o buğdaya yaklaşmayın, o elmaya yaklaşmayın, hep bunlar tevil ya onların hepsini birden söylüyorum dediği meyvaya sebzeye, buğdaya, ağaca yaklaştırır ve cennetten kovulmasına sebep olur ya.
Tavus kuşunun ayakları neden onun düşmanıdır?
Tavus kuşunun düşmanıdır ayakları. Tavus kuşu bakar ayaklarına. O rengarenk kanatlarının, rengarenk kuyruğunun, bahar bahçesi gibi, cennet bahçesi gibi tüylerinin içerisinde tavuskuşu çıplak ayaklıdır. Bir tek ayaklarında tüy yoktur, ayakları çırılçıplaktır. Ayaklarına bakar, kahrolur tavuskuşu. Mana buya, böylece ayaklarına düşman olur tavus kuşu çünkü o etrafındaki güzellik o ayaklarına düşman olmasına sebep olur.
Güzelliğin insanlar üzerindeki etkisi neden olmaktadır?
Güzelliği, fitnesi olur insanın. Güzelliği düşmanı olur insanın, yakışıklılığı düşmanı olur insanın. Hz. Hasan efendimizi eşi zehirlemiştir. Hz. Hasan efendimizin bir rivayette seksenin üzerinde, bir rivayette yetmişin üzerinde eşi olmuştur. Eşlerinden birisi benden sonra bir başkasına yar olmasın diye zehirler. Bazen kıymetli olmak, o kıymetin düşmanları veya o kıymete sahip olmak isteyenler tarafından o kıymet onun başında fitne olur.
Güç ve kuvvetin insanlar üzerindeki etkisi neden olmaktadır?
Gücünü elinde tutanlar, kuvveti elinde tutanlar güç ve kuvvetin, kudretin kendilerinden münhasır olduğunu düşünenler, batarlar. Zenginliği adam kendinden görür, zengini görmez. ilmi o kimse kendinden görür, El- Alim’i görmez. Kudreti kendinden görür, asıl kudretliyi görmez. Kuvveti kendinden görür, asıl kuvvetliyi görmez. Gücü kuvveti elinde tuttuğunu zanneden insan batar.
Hangi padişahlar güç ve kuvvetlerine rağmen batmıştır?
Nice padişah görünümünde insanlar vardır ki güç ve kuvvetleri onları batırmıştır. Nice güçlüyüm diyenler vardır ki o güç ve kuvveti Allah yolunda kullanmadıkları için batmışlardır. Tarih sahnesi, o güç ve kudreti elinde tutan padişahların baktıklarını anlatır bize. Başlarsak biz, Hun imparatorluğu batmıştır, Göktürk imparatorluğu batmıştır. Orta Asya’da, Karahanlılar imparatorluğu batmıştır, Mete’nin imparatorluğu batmıştır, Atilla’nın imparatorluğu batmıştır, Müslüman olan Türk Karahanlılar imparatorluğu batmıştır, Karahanlılardan sonra Büyük Selçuklu imparatorluğu batmıştır. Ondan sonra Selçuklu imparatorluğu da batmıştır. Ondan sonra Osmanlı imparatorluğu kurulmuş, Osmanlı imparatorluğu da batmıştır.
Türklerin ‘Kızıl Elma’ ülküsü nedir?
Türklerin Orta Asya’dan beri ‘Kızıl Elma’ ülküsü vardır. ‘Kızıl Elma’ şudur: Bütün dünya Türk olmalı, Türk’ün töresi çalışmalıdır. Türkler islam öncesi bu ülkü ile savaşmışlardır. Bütün dünya Türk ili olmalı ve bütün dünyada Türk Töresi hakim olmalı. Ülkü budur Türklerin Orta Asya’da. O yüzden Viyana’ya kadar gelmişlerdir. O yüzden Anadolu’dan geçip ta italya’yı geçip ispanya’yı geçip bir rivayette ingiltere’ye kadar gitmişlerdir. Evet! Bir rivayette Amerika’ya kadar gitmişlerdir. Bütün dünyada Türk’ün töresi çalışsın diye.
Türklerin inancı ve töreleri nelerdir?
Türkler, gök tanrısına inanırlar. Bir tanrı vardır, gökte yaşar. Türkler putperest değildir tarihleri boyunca. Türkler tarihleri boyunca iki tanrılı değildir. Türklerin bir tanrıları vardır, gökte yaşar, yeri de hakimiyet altında tutar. Gökteki tanrı yer ile alakasız değildir, yerle de alakalıdır ve gökteki tanrı, içindeki kamlarla, halkın içerisindeki kam, bugünün velisi veya peygamberi, içindeki şamanlarla, kam veya şaman, bugünün peygamberi, bugünün velisi mana olarak. Tanrı bunlarla irtibatlıdır ve kaan ondan aldığı emirleri etrafına söyler, ondan aldığı emirleri kaana, hakana, hükümdara tebliğ eder. Her kaanın, hükümdarın etrafında kamlar vardır, şamanlar vardır. Şimdi siz ona şaman diyorsunuz, eski dilde onlar kam ve onlar kötü ruhları kovarlar, iyiliği anlatırlar ve aldıkları emirleri naklederler hakanlara. Hakanların etrafında en iyi kamlar vardır. Ülkenin en eski, en dirayetli, en görüşü açık kamlar alimler, şamanlar vardır. Kamlar töreyi bilir, kamlar ibadeti bilir, kamlar halkı bilir, kamlar neye ihtiyaç olduğunu görürler. Kaanlar kamlara tabidirler ve kamlar kaanlara dua ederler. Töre budur Türklerde ve onlar bütün cihanı Türk etmek, Türk ili etmek ve Türk töresini hakim kılmak için savaşırlar.
Türklerin islam’a geçişinin sebepleri nelerdir?
Türkler, islam olurlar. Yıl 350- 400- 450’ lerdir. Yavaş yavaş islam olmaya başlarlar. 600’’ lerde bölük bölük, kavim kavim, kabile kabile bütün Türk kavimleri, islam olmaya başlarlar. Türkler, gök tanrısına inanırlar. Bir tanrı vardır, gökte yaşar. Türkler putperest değildir tarihleri boyunca. Türkler tarihleri boyunca iki tanrılı değildir. Türklerin bir tanrıları vardır, gökte yaşar, yeri de hakimiyet altında tutar. Gökteki tanrı yer ile alakasız değildir, yerle de alakalıdır ve gökteki tanrı, içindeki kamlarla, halkın içerisindeki kam, bugünün velisi veya peygamberi, içindeki şamanlarla, kam veya şaman, bugünün peygamberi, bugünün velisi mana olarak. Tanrı bunlarla irtibatlıdır ve kaan ondan aldığı emirleri etrafına söyler, ondan aldığı emirleri kaana, hakana, hükümdara tebliğ eder. Her kaanın, hükümdarın etrafında kamlar vardır, şamanlar vardır. Şimdi siz ona şaman diyorsunuz, eski dilde onlar kam ve onlar kötü ruhları kovarlar, iyiliği anlatırlar ve aldıkları emirleri naklederler hakanlara. Hakanların etrafında en iyi kamlar vardır. Ülkenin en eski, en dirayetli, en görüşü açık kamlar alimler, şamanlar vardır. Kamlar töreyi bilir, kamlar ibadeti bilir, kamlar halkı bilir, kamlar neye ihtiyaç olduğunu görürler. Kaanlar kamlara tabidirler ve kamlar kaanlara dua ederler. Töre budur Türklerde ve onlar bütün cihanı Türk etmek, Türk ili et, ve Türk töresini hakim kılmak için savaşırlar.
Hayal, iyiye doğruya güzeleyse ne yapar?
O kimseyi iyiye doğruya doğru götürür. Hayal hayır ise o kimseyi hayra doğru götürür. Hayal, Kur’an’a sünnete tatlılıklara, güzelliklereyse, o kimseyi oraya doğru götürür ve o hayal o kimseye hep ümit ettirir.
Haram işlerde neşe ile yapılan durumu nedir?
Harama giderken insanlarda pür neşe vardır. insanlar camiye giderken neşeleneceğine, harama giderken neşelenirler. Camiye giderken davul dümbek yapacaklarına, harama giderken davul dümbek yaparlar. Siz hiç sabah namazında camiye gidiyoruz deyip de davul çalanı gördünüz mü? Siz hiç zikre giderken, oh ne kadar güzel, zikre gidiyoruz deyip de.
Herkes her şeye ehil midir?
Herkes her şeye ehil değildir. Herkes her şeye kendine ehil görür yalnız. Haddini bilecek insan. Her şeye kendisinin ehil olduğunu zannetme. Herkes her şeye ehil değildir. Ben ne anlarım motor tamir etmekten. Arabayla alakalı bir şey olacaksa, o zaman Cevdet Usta gidecek. Cevdet Usta bak ya, bu motorda bir şey varmış. Motordan o anlıyor, arabadan o anlıyor. Bilgisayardan bizim Salim anlıyor. Onunla alakalı bir görüşme olacaksa Sal,im gidecek.
Nefs-i emmare nasıl bir durumdadır?
Nefs-i emmare kol geziyor ortalıkta. Allah bizi affetsin. Nefs-i emmare bilgeliğinde usta, hünerli herkes. Birine kibirlenmekte öyle hünerliyiz ki. Birine kızmakta öyle hünerliyiz ki. Birinin eksikliklerini ortaya dökmekte öyle hünerliyiz ki. Birinin noksanlıklarını yüzüne vurmakta öyle hünerliyiz ki. Birine bir şey yaptığımızda onun yüzüne karşı iyiliklerimizi anlatmakta öyle hünerliyiz ki.
Şöhret afat getirir mi?
Şöhret afad. Tanınmışlık afat. Sen bir gün emir sultan hazretlerinin karşında, çay ocağında çay içiyorum. Böyle Emir Sultan Hazretleri’ne doğru da döndüm. Dün gibi hatırlıyorum. Yeni Bursa’ya geldiğim zamanlar. Allah affetsin kendimce dertleşiyorum onunla. Bir derviş bir arkadaş var, onun oğlan kardeşi, görmüş beni. Ertes, i gün dükkanda, yakaladım seni dedi ya. Hayırdır dedim ben. Dün dedi Emir Sultan’ın önünde oturmuşum, kadınlara öyle baygın baygın bakıyordun ki dedi. Beni dahi görmedim dedi. Ne zaman dedim ya. Filanca saatte dedi. Saat bile tutmuş. Düşündüm, tamam, doğru söylüyorsun dedim ya, dedim seni dahi görmemişim ya dedim. Elhamdülillah dedim ben de. Nasıl yani dedi. Ya seni görseydim, kendimden şüphe edecektim dedim, seni görseydim kendimden şüphe ederdim zaten dedim. Bakmıyor muydun dedi. Sen diyorsun ya dedim, bakmışım işte. Şöhret, afat getirir. Senin neye baktığını, nereye baktığını, senin hangi yolda olduğunu bilmez o. Ya? Der ki sen böyle bakıyordun. Bir başkası dönse baksa o tarafa, kimsenin umurunda olmaz. Bir sufi, öyle değildir. Herkesin umurundadır o, sen bir söz söylerken kırk sefer tartman lazım. Bir yere bakacağın zaman kırk sefer düşünmen lazım. Bir iş yapacağın zaman, elli sefer düşünmen lazım. Niçin? Allah muhafaza eylesin. Herkesin sınıfından değilsindir sen. Allah nefsimize düşenlerden eylemesin. Hakkınızı helal edin.
Kuşun rengini hatırlayamadığında ne söylendi?
Kaldı. Ne yapmalıyım dedi? Rengini hatırladığında Allah denk getirirse tekrar bakarız dedim.
İnancın temelini ne oluşturur?
Zenginliğin ve barbarlığın üzerinde değil. Sizler çok zengin olabilirsiniz. Fabrikalar kurabilirsiniz çok güzel lüks villalar yapabilirsiniz. Ama eğer ki ordaki insanlar eğitilmediyse ve oradaki insanlar emin ve güven içerisinde yaşamıyorlarsa ve oradaki insanlarla sizin diyaloğunuz yoksa ve onlar barbar bir şekilde duruyorlarsa sizin zenginliğinizin bir faydası yok.
Zenginliğin etrafında hangi sorunlar mevcut?
Dünya zenginliğe koşuyor. Ahlakı maneviyatı bırakmış o zenginliğe koşarken, o zenginliğinin arkasından gelen fukara barbarların, o zenginliğin arkasından gelen eğitimsiz barbarların, o zenginlikleri helak edip o zenginlikleri aşağı çökerteceğini görmüyorlar. Dünya cehenneme koşuyor. Kendi cehennemini oluşturuyor. Toplumlar kendi cehennemleri oluşturuyorlar.
Zenginliğin sonucu ne olabilir?
Siz çok katlı plazalar yapıyorsunuz. Siz çok katlı devasa fabrikalar yapıyorsunuz. Siz çok katlı devasa teknolojiler üretiyorsunuz. Bunları üretirken, bunları yaparken ahlakı ve maneviyatı, paylaşmayı, bölüşmeyi unutuyorsunuz. Hep kazanmayı, hep gütmeyi, hep sömürmeyi düşünüyorsunuz. Bir gün o sömürdüğünüz kitlelerin, o devasa plazaları sizin başınızda yıkacağını düşünmüyorsunuz. Bir gün sizin o devasa fabrikalarınızı, fabrikaların işçilerinin yerle yeksan edeceğini düşünmüyorsunuz.
Zenginliğin arkasından gelenlerin etkisi nedir?
Siz devasa villalarınızın, devasa köşklerinizin boğazdaki, yerle yeksan olacağını, altüst olmayacağını düşünüyorsunuz. Mal sahibi, mülk sahibi hani bunun ilk sahibi! On bin yıldan beri boğazın kenarında villalar var. Bundan bin yıl önceki villayı gösterebilir mi insanlar bize? Arkadan gelen eğitimsiz insanlar, sizin zorbalıkla ve zulümle yaptıklarınız yerle yeksan ederler. Siz muhakkak o değerler eğitimini vermek zorundasınız. Siz muhakkak Peygamberi bir ahlak eğitimini vermek zorundasınız.
Müslüman iş adamlarının sorumluluğu nedir?
Müslüman iş adamları! Öyle ya ismi onun. Açılımı müslüman iş adamları. Eğer siz dininizi tam anlamıyla yaşamaz, oradaki teşekkülleri dinin gereklerini, yerine getirmezseniz siz de aldatıyorsunuz insanları. Mümin işadamları, kendinize gelin! Siz de safahata düşmeyin, siz de hemen üç beş kuruşunuz olduğunda lüks villalara konmayın, siz de beş on kuruşunuz olduğunuzda mahallenizi değiştirmeyin. Aynı mahallede kalın.
Müslüman iş adamlarının nasıl davranması gerekir?
Arabanızı varsın çizsin orada çocuklar. Güzel arabanız çizilsin. Almayıverin o kadar çok lüks araba o mahallede otururken. Tedbirli olun, temkinli olun. Deyin ki ben bu mahallede doğdum, bu mahallede öleceğim. O mahallede ölün. Evinizi değiştirin orada, evinizi güzelleştirin, ihtiyacınıza göre cevap versin. Evinizde elli kişilik yemek verin, yüz kişilik yemek verin. Evinizde yüz kişilik sohbetler yapın. Aynı evde yüz kişilik zikirler yapın. Aynı evde bütün mahalleyi toplayıp, orada mahalle iftarları verin. Evinizde verin.
Müslüman iş adamlarının toplum içindeki rolü nedir?
Bakın, o zaman mahallenizdeki çocuklar sizin arabanızı çizmeyecekler. O zaman mahallenizdeki çocuklarınıza, çocuklara harçlık verirseniz siz sabahleyin, o çocuklar sizin arabanızı muhafaza edecek. Annelerine babalarına yoksulluk çekenlere, mahallelerde görür göz etirseniz, anne babalar, çocuklar diyecekler ki ne kadar iyi bir aile, ne kadar hayırhah bir aile, ne kadar cömert bir aile, aman evladım ha, aman onlara dokunma, saygısızlık yapma, aman ona karşı terbiyeni bozma. Bu medeniyet islam medeniyeti.
Müslümanların toplumda nasıl davranmaları gerekir?
Sen on kuruş bulur Bademli’ye göçersen, on kuruş bulur bilmem ne evlerine geçersen, on kuruş bulur bilmem ne villalarına göçersen, sen bana islamdan bahsetme Allah rızası için. Sen bahsetme bana, sen bana dini tedrisattan, dini ahkamdan bahsetme. Sen bulunduğun yerde olacaktın. Sen doğduğun mahallede büyüyecektin. Evini genişlet orada, villanı o mahalleye yap. Villanı o mahalleye yap. Güven ver o mahalleye. O mahallenin dinamiği ol. O mahallenin hayırhahı ol. O mahallenin hizmetçisi ol. O mahallenin sen görünen yüzü ol.
Hacı Erkan’a ne gibi bir durumla karşılaşıldı?
Hacı Erkan, en zor zamanımda en sıkıntılı zamanımda bir kutu para getirdi bana, ilk defa söylüyorum. Ayakkabı kutusunun içerisinde para var. Ben ne kadar olduğunu bilmiyorum. Bana getirdi. Abi ne olursun buradan ihtiyacın kadarını al dedi. Helali hoş olsun abi dedi. Bir paraya baktım, kutuya. Bunu konuşmak istemezdim, yıllardan beri içimde duruyor. Bir Hacı Erkan’a baktım, dedim ki Hacı Erkan, Allah senden razı olsun. Teşekkür ederim. Cenab ı Hak sana sayısız, sonsuz versin dedim. Sen almayacaksın. Sen almayacaksın!
Velilerin söz verişleri ne anlama gelir?
Büyüklerin söz verişleri ise yürüyüp giden definedir. Yürüyüp giden define nedir bilir misiniz? Karun’un definesidir. Yeryüzünde en büyük define, Karun hazinesidir. Karun, hazinesi ile definesi ile beraber yere batırılmıştır ve o günden itibaren mitolojik bir hikaye vardır. Mitolojik hikaye şudur. Karunun definesi, cinni taifesi tarafından yeryüzünde yer değiştirir boyna. Mitolojik hikaye şudur. Karun’un definesi melekler tarafından yer değiştirir ve Karun’un definesi, Mehdi Ala Resul zamanında, Mehdi zuhur ettiğinde bulacaktır onu. Daha doğrusu, Karun’un definesi Mehti Ala Resul’e getirilecektir lütuf ve ikram olarak. O defineyi yeryüzüne harcayayıp, yeryüzünün ihya olup islam medeniyetinin kurulması için harcayacaktır.
Aşık ve maşuk arasındaki ilişki nasıl açıklanır?
Aşık uyanık değildir. Aşık süper zeka değildir. Aşık fitne fücur düşünmez çünkü. Aşık masumdur. Aşık masum olduğundan dolayı, onu da maşuğuyla kandırırsın. Onun yanında iki Allah de, seni başında tac eder o. Onun yanında deki ya şeyhiniz ne mükemmel insanmış de, uçurur seni o. Öbürkü de onu kandırdım der aman şeyhini iki övdüm, iki de Allah dedim yanında. Benim her istediğimi yapıyor der. O da ondan kanar. Doğru mu, elcevap doğru.
Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri mesnevisinde neler yapar?
Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, mesnevisinde zaman zaman bir ayeti kerimeden iki kelime, üç kelime alıp oraya atıfta bulunur. Zaman zaman bir hadis i şerife atıfta bulunur. Konuyla alakalı bir kelime, iki kelime, üç kelimesini hadisi şerifin içerisinden cımbızda çeker, ayeti kerimenin içerisinden cımbızla çeker. O hakikat ilmine vakıftır çünkü. Hakikat ilmine vakıf olduğunda, ehli sufînin kendince tarzıdır, ayet i kerimenin içerisinden bir kelimeyi, iki kelimeyi cımbızla çekerler.
Sır tutmanın önemi nedir?
Sır tutmak içindir. ifşa edilmek için değil. Sır içte tutmak içindir, anlatılmak için değil. Anlatan, ifşa eden, kaybeder. Allah imtihan eder insanı. Şeyhin dilinden küçücük bir şey sana gelir. Allah’ın imtihanıdır o. Bazen şeyh dahi, bunu neden söyledim der. imtihandır o. Hem şeyhin imtihanıdır, hem dervişin imtihanıdır. Sırrı saklamak gerekir. Saklamayan kaybeder, ifşa eden kaybeder, laf dolaştıran kaybeder.
Sırrı saklamak neden önemlidir?
Sır saklanmak içindir. ifşa edilmek için değil. Sır içte tutmak içindir, anlatılmak için değil. Anlatan, ifşa eden, kaybeder. Allah imtihan eder insanı. Şeyhin dilinden küçücük bir şey sana gelir. Allah’ın imtihanıdır o. Bazen şeyh dahi, bunu neden söyledim der. imtihandır o. Hem şeyhin imtihanıdır, hem dervişin imtihanıdır. Sırrı saklamak gerekir. Saklamayan kaybeder, ifşa eden kaybeder, laf dolaştıran kaybeder.
Hekimin söz verişlerinin etkisi nedir?
İşte o hekimin söz verişleri, lütfedişleri o hastayı korkudan emin etti. O hekim, öyle konuşacak. Öyle söz verecek. Öyle anlatacak. Hasta ehil ise kalbi mutmain olacak, gönlü hoş olacak. Diyecek ki tamam, şimdi aradığımı buldum. Burası! Şimdi beni iyi edecek olan hekimi buldum, burası diyecek. Teslim olacak, kalacak. Her söz veren kimsenin sözüne güvenilmez. Ama öyle söz verişler vardır. O, sözün canı gibidir. O sözün ruhu gibidir. Öyle bir söz veriş olunca, insan orada kalır.