Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Klasik Eserler ve Şerhler — Sayfa 15

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 15/19

Mustafa Efendi, şeyh efendiyi nasıl bir şekilde seviyor?

Efendim ben işte böyle dediydim de böyle olması lazım değil mi? Ha ben şeyh efendiyi çok methetmişim, suç bu! Kalbinde maraz var adamın Sivaslılar da bir kısım Sivaslılar hepsi değil, Ahmet Turan abiyi şikayet ediyorlar. Orda istişare yapıyoruz, şeyh efendiye şikayet ediyorlar. Diyorlar ki efendim Ahmet Turan abi sohbet esnasında benim şeyhim bir tanedir, diyor. Şimdi şeyh efendi dönüyor ona. Ahmet Duran Neden öyle dedin yavrum, diyor tamam mı! O da kendini savunacak, ben içimden yalvarıyorum, Duran abi, sus. Susmak da bir edep. Kendini savunacağım diye uğraşma. Adam kendi kendinin açığını verdi. Kendi kendisini şikayet ediyor. Mürşidi Kamil’in kerameti. Derviş, aslında kendimi şikayet ediyor. Diyor ki efendim bu adam seni çok seviyor. Ben seni bu kadar sevmiyorum. Bu adam sana candan bağlı. Ben de kalden bağlıyım. Bunu söylüyor. Diyor ki bu adam kendince diyor ki ben Yyal dervişiyim. Ya bu hal dervişi. Bunun gözü senden başka bir şey görmüyor. Ben içimden diyorum ki Duran abi sus ne olursun, Allah rahmet eylesin! Duran abi kendini savuna cağım diye uğraşıyor. Sonra dedim mübarek ne yapmaya kendini savunuyorsun! Adam dedim kendi kendini şikayet ediyor. Ne diyor? Efendim Ahmet Duran abi sizi çok methediyor. insan sevdiğini meth eder. Bir kimse sevdiğinin gözüne anlatsa bin bir gün bitiremez. Bir kim, sevdiğinin bakışını anlatsa, binbir gün bitiremez. Bir kimse sevdiğinin bir şeyini anlatsa binbir gün yetmez, yetmez! Seven için sevdiğini tarif etmek, sevdiğini anlatmanın sonu yoktur, yoktur sonu! Anlat, anlat, anlat, anlat, bitmez ki! Sevmeyen kimse usanır. Sevmeyen kimse dinlemekten bile usanır. içinden der ki ulan ya sapıtmış bu. Şizofrenik bir durum, şeyhini bu sapkın ya, şeyhini ilahlaştırmış bu. Bu böyle şey ya siz Hazreti Peygamber ile kafayı bozmuşsunuz. Birisi öyle dedi bana. Sen dedi Hazreti Peygamber ile kafayı bozmuşsun ya dedi, he biz onunla bozduk kafayı dedim. Böyle durdu. Dedim doğru söylüyorsun. Biz kafayı onunla bozduk. Bizim yolumuz o. Bizim yolumuz Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri. Sen bozma kafanı onla. Allah bizi muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 569-582. Beyitler Şerhi

Itikaf sırasında ne tür bir disiplin uygulanır?

Adam bir gün içerisinde günlük virdini çeker. Ardından yetmiş bin tevhid bitirir. Normal şartlarda yetmiş bin tevhid, onaltı-onyedi saatte biter. Birinci gün onaltı-onyedi saatte biter. ikinci gün onsekiz saate çıkar, ondokuz saate çıkar. Neden? Yorar insanı içersi. Üçüncü gün yetmişbin tevhid yirmi saatte çıkar. Eğer bir derviş disiplinliyse, uykusunu da disiplin etti, boş boş oturmadı, zikrullahını bitamam disiplin etti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 553-560. Beyitler Şerhi

Itikaf sırasında tevhid çekme usulü nedir?

Bak birinci gün onaltı-onyedi saatte, ikinci günü onsekiz saatte, üçüncü günü de yirmi saatte anca bitirir dersini ama bir sufi ile karşılaşmıştım. işte bilmem kaç bin tane işte Allah ismi çekiyor. Dedim nasıl çekiyorsun bunu? Nasıl yani dedi. Dedim basbayağı. Yani her gün bunu dedim çekmen mümkün değil. Dedim itikafa hani girmemiş bir kimse olmuş olsam, belki diyeceğim ki çekecek. insanın ikinci günü dili ağırlaşır. Dilini hareket ettirmekte zorlanırsın. Üçüncü gün dilin var mı yok mu diye bakarsın. Bir kontrol edersin. Üçüncü gün dilini kontrol edersin var mı yok mu diye ama bu arkadaş bana dedi ki ya biz dedi tesbihi alıyorlarmış imamiyetinden Allah, yarısı gitti. Allah, bir yarısı daha gitti, yüz tane çekilmiş olurmuş.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 553-560. Beyitler Şerhi

Tevhid çekme sırasında dilin durumu nasıl olur?

Dedim kim kimi kandırıyor ya! Öyle bir şey mi olur! Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri Sübhanallah Elhamdülillah Allahuekber derdi tesbihi bitirirdi. Saydı otuzüç tane. Otuziki değil, otuzdört de değil, otuzüç tane. Tek tek. Dedim tek tek çekilir. Oturacaksın, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah….. Aynı zamanda da kalbini çalıştırmak istiyorsan, kalbe oturmasını istiyorsan, nakşibendilerin adabını da yapacaksın. Ne yapacaksın? Bir nefes alacaksın, dil oynamayacak nefes aldığında. Başlayacaksın kalben la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah…Yirmibir sefer kalp la ilahe illallah diyecek, tek nefeste.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 553-560. Beyitler Şerhi

Itikaf sırasında dervişlerin gece zikri nedir?

Dediğimi yap. Şimdi bile deneyin. Kim yirmibir sefer la ilahe illallah diyecek oturduğunuz yerden ve böylece o kimse içerde dünya kelamı konuşmaz. Dünya kelamı konuşmaz. Üç gün beşeryüz çekerken üç gün içerisinde Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini görürse, sesini işletirse, geliyor derlerse, onunla alakalı bir işaret olursa, dördüncü gün onbin salavatı şerife çekecek. Beşinci gün yüzbin Lafza-i Celal, Ya Allah. Tesbihi alacak Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah….. Eğer üstadı ona icazet verdiyse, evladım sana gelir birisi vird verirse, o virdi çek derse, bir daha artı virdler gelir. O ne? Abdülkadir Geylani hazretleri gelir, bin tane bundan çek arada, bunlar ekstra.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 553-560. Beyitler Şerhi

Itikaf sırasında dervişlerin gece zikri nasıl yapılır?

Ne dedi işte Hayyul Kayyum Allah çek derse, bin tane başlar Hayyul Kayyum Allah, Hayyul Kayyum Allah, Hayyul Kayyum Allah, Hayyul Kayyum Allah… Birisi geldi mi arkası sökülür. Tak, başka bir pir efendi daha gelir. Der ki ben de sana bin tane örneğin işte Ya Hay verdim. Bin tane Ya Hay,Ya Hay, Ya Hay, Ya Hay… arkası kesilmez zaten onun artık. Yandı çıra gibi oğlanın başı. Gelen giden ona bir şey yapıştırır gider artık. Benden şunu çek, o der ki benden bunu çek.. Uçan kaçan… Ne kadar varsa toplanır, bütün pir efendiler de gelebilir. Bir gün biri gelir, bir gün biri gelir, bir gün biri gelir. Bir bakmışsın bir enstantane, savaştasın. Bir bakmışın farklı bir enstantane farklı bir yerdesin. Kalır elin böyle senin. Taşlar önünde bir bakarsın ki kaç beşbinde kalmışım! Ne kadar kaldığın belli değil. Saat tutmuyorsun, vakit tutmuyorsun, ne olduğunu bilmiyorsun, ders yetiştireceğim.. Başlıyorsun yine la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah… gitti gene! Haydi, başka yerdesin! Allah hepinize nasip etsin ama boş durmakla olmaz. Koşacaksınız, aka caksınız, Allah için kendinizi disiplin edeceksiniz. Gecenizi boş geçirmeyeceksiniz. Televizyonla geçirmeyecektiniz. Telefonla, tabletle, bilmem onunla bununla geçirmeyeceksiniz. Geceyi zikrullahla geçireceksiniz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 553-560. Beyitler Şerhi

Sofestai nedir?

Yunan felsefesinde Sofestai şüphe. Aslında Yunan felsefesinde bir kısmı şüphe olarak bakmış, bir kimse aklı reddetme olarak bakmış, bir kısmı ise gördüğü her şeyi bir hayal olarak görmüş. Her şey hayal ve her şey hayal ise ve aklımız da hayal. Aynı Sofestai düşüncesinde olanlar, aklımızla biz bunu algılayamayacaksak, anlayamayacaksak ve aklımızın aklımızca anlamaya ve algılamaya çalıştığımızda aklımızın dayandığı sebepleri yakıyorsa ve aklımızı padişahlaştıracak, ilahlaştıracaksak bütün sebepleri orta yerden kaldırıyorsa işte bu sufilerin tenzihidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 550-552. Beyitler Şerhi

Sofestai yaşamak nedir?

İster kesrette vehdet de sen, ister vahdette kesret de, ister Hazreti Pir gibi ben onun hayallerinin Sofestaisi gibiyim de, istersen onu hayallerinin içerisinde bir zerre gibi gör kendini. Eğer onun hayalinde hayal isen sen, onun hayalinden tat al, lezzet al hayalinin içinde kal, aman hayalinden dışarı çıkma dersin. Oysa hayalinden dışarı çıksan da onun hayalidir amma velakin hayalden hayale geçilir. işte bu tam bir Sofastai olmaktır. Bu tam bir akılsızlıktır. Bu tam aklın çürümesidir. Bu tam bir aklın bu noktada çiğnenmesidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 550-552. Beyitler Şerhi

Neden toprak, öküz gibi varlıkların maskarası olmak yanlış?

Öküz kim oluyor ki sen ona maskara olasın. Toprak da nedir ki onun otu olacakmışsın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 535-543. Beyitler Şerhi

Cihadın ne anlama geldiğini anlatan bir metin var mı?

Cihat derken, devletin polisine, askerine kurşun sıkmak değil, cihad derken sivil insanların gelip gittiği yerlerde terörist faaliyetler düzenleyip orda bomba patlatmak değil. Masum, Ankara’daki gardaki insanların ne suçu vardı veya Cizre’deki insanların ne suçu vardı veya Diyarbakır’daki insanların ne suçu vardı? Topluluğun içerisinde bomba patlatmak veyahut da gece uykusundan uyandırılıp ellerini arkadan bağlayıp ensesine kurşun sıkıp şehit etmek nereye koyacağız? Görev yapan polislere, askerlere, teröristçe faaliyetlerde bulunup caddelere, sokaklara, belediye araçlarıyla kazıp içine tonlarca bomba koyup orda asker veya polis araçları geçerken patlatmanın nesi insani? Vazifesini yapan dal gibi yirmi yaşındaki, çocuk yaştaki genç askerleri şehit etmenin, onlara tuzak kurmanın nesi insani? Bunun nesi hak mücadelesi?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 535-543. Beyitler Şerhi

Harut ve Marut hikayesiyle ilgili bir açıklama var mı?

Hani meşhurdur ya Harutla Marut iki tane yani melek diye isimlendirilir bunlar, ben bunların melek olmadıklarına inanırım. Allah’ın çok varlıkları var. Değişik gezegenlerde, değişik hayat standartları var. O hayat standardında yaşayan iki varlık, iki mahluk. Bunlar insanların yeryüzünde kan dökücü olduklarını görünce, zulmedici görünce, haramlara girdiklerini görünce, kendi kendilerine diyorlar ki biz yeryüzünde yaşasaydık bunları işlemezdik. Cenab ı Hak da onları imtihan için yeryüzüne gönderiyor. Bunlardaki ilim de bir başkalarında yok. insanlarda yok. Simya ilmi de denilebilir buna. Değişik zikirlerle, değişik formüllerle, değişik olağanüstü haller tecelli ettiriyorlar ve insanlara bunlar her gün şey yapıyorlar ve her gün de Cenab-ı Hak bunları akşam namazından sonra tekrar yaşadıkları alana çekiyor, her sabah gönderiyor, her akşam bunlar tekrar geriye gidiyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 535-543. Beyitler Şerhi

Yediveren üzümü nedir ve ne anlama gelir?

Yediveren üzümü derler. Taa, sonbaharın sonuna kadar ondan üzüm bitmez. Her yerde üzüm biter onda üzüm bitmez. Ona yediveren üzümü derler bizim o tarafta, izmir tarafında. Bilmiyorum buralarda var mı? Var mı buralarda öyle bir üzüm? Yok. Bizim oralarda böyle enteresandır o, yediveren üzümü derler ona. Hiç üzerinden üzüm eksik olmaz onun. ilk üzüm veren de odur. Yediveren derler ona. O böyle ilk erer onun önceden ermezden önce ona koruk derler ona. Biz koruk deriz olmayana. Olmayanı koparırlar. Ondan ekşi yaparlar. Ondan sonra işte böyle kendince bizim oraya has bir koruk suyu derler bizde, üzüm suyu da demezler. Koruk suyu yaparlar, çok lezzetli olur. Yazın böyle serinletir insanı. Hem c vitamini vardır, hem böyle vitaminlidir. Öyle bir koruk suyu yaparlar Bayındır’da, herkes içer böyle sever bir de. Bizim Bayındır’ın koruk suyu biraz daha farklı olur, başka yerlere benzemez. Övünmek gibi olmasın, daha lezzetlidir. Başka yerlerde de içiyorum ben, öyle güzel değil. Bizimkiler nasıl tutturmuşlarsa güzel tutturmuşlar. Daha da benim herhalde belki de alışkanlığımdan. Yediveren üzümüdür o. Üzümü bitmez. Derviş, yediveren üzümü gibi olacak, mümin yediveren üzümü gibi olacak. iyilikte, güzellikte, doğrulukta, hoşgörüde, tatlılıkta, yediveren üzümü gibi devamlı verecek. Ona birisi bir iyilik yaparsa, o yedi iyilik yapacak. Yediveren üzümü gibi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi

Cenab ı Hak cansız bir varlığa can bahşetmesinin nedeni nedir?

Cansız bir varlığı, lütfu her şeyden haberdar etmiştir de kahrı akılları kör etmiş gitmiştir. Cenab ı Hak o bu alem cansızdı, Cenab ı Hak bu aleme can bahşetti. Her şey cansızdı. Cansız olan bütün varlığa can bahşetti. Hayat bahşetti. Hayatın sahibi Allah toprağa bakıyorsunuz cansız ama burda ekiyorsunuz. Bire yedi veriyor, bire yediyüz veriyor. Toprağa bakıyorsunuz, cansız. Bir tohum ekiyorsunuz, koca çınar oluyor. Koca meyve ağacı oluyor. Cenab ı Hak lütfedince, lütfedince bire yediyüz verir ama onun kahrı dokunursa gören görmez olur. Kör olur, anlayamaz. idrak edemez. Onun kahrını celb etmemeye gayret etmek lazım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Sen işinin bozulmasına sebep olacak yanlışlıklar yaparsın. Allah, kimsenin evliliğini bozmaz. Sen eşine, evine, çoluğuna, çocuğuna dikkat etmemişindir. Allah kimseyi alıp da cehenneme atmaz. Sen cehennemlik amel işlemekte ısrar edip devam etmişsindir. Sen yapmışsındır onu. Sen öyle yaptığın için harama devam ettiğin için haramı helal gördüğün için helalı da haram gördüğün için Cenab ı Hak senin gözünü mühürler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi

Din ve imanın gerçeğini görmek istemiyoruz neden?

Körüz, sağırırız komple. Gerçeği görmek istemiyoruz. Hiçbir şeyin dinin de gerçeğini görmek istemiyoruz. Günde yüz sefer tövbe etmek istemiyoruz. Beş vakit namaz kılmak istemiyoruz. Allah’ı zikretmek istemiyoruz. Ramazan’da otuz gün oruç tutmak istemiyoruz. Yazın göbeğinde ramazan mı olur canım. Yok, yirmi saat tutuluyor, yok yirmiiki saat tutuluyor, yok onsekiz saat tutuluyor, yok fazla oruç tutuluyor, orucun içerisinde giriyorlar. Yok kadınlar ay halinde, o zamanda da oruç tutabilir, yok kadınlar ay hali olduğunda namaz da kılabilir, kur’an-ı kerim de okuyabilir…Hallaç pamuğu gibi atıyorlar herşeyimizi. Körleşiyoruz. Her noktada aynileşiyoruz. Her noktada! Kendimizi diriltemiyoruz. Kalbimizi diriltemiyoruz. Gözümüzü, kulağımızı, elimizi, dilimizi diriltemiyoruz. Zikrullahtan uzağız. Namaz yalam yavşak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi nedir?

Sufilere laf söyleyen, sufilerle dalga geçen, gerçek sufiler söylediklerim, Allah’ın zikrine, Allah’ın zikri ile iştigal edenlere karşı çıkanlar, bunlarla dalga geçenler, uzak tutmaya çalışanlar, vallahi de billahi de tillahi de kalplerine şeytanın oturup Allah’ın gözlerini, kulaklarını, kalplerini, mühürledikleri, şeytanlaşmış kimseler. Bunlardan uzak durun. Bunlar, insanların kalplerini şeytanlaştırıyorlar. Şeytanlaşıyor kalbi o kimsenin. Kalbi şeytanlaşınca, aklı da şeytanlaşıyor. O kur’an ve sünnetin hukuku ile kendini dizayn edeceksin. Kalbinde Allah’ın zikri olacak. Kalbinde Allah’ın zikri olunca, merak etme, içeride Cenab ı Hakkın nuru inkişaf edecek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 505-509. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Yiyeceklerle insanların kadınlık ve erkeklik hormonlarını sistem altında, düzen altında tutmak. Evet! işe göre, hayatın akışına göre, siz hafta ortası tam bir cinsellik yaşayamazsınız. Ertesi gün sabah işe gideceksiniz çünkü. Böyle giderse filler gibi, onaltı ayda bir olacak o. Uluslararası sistemle alakalı bu. Evet, sömürü sistemi bu. Sizin her şeyinizi zapturapt altına alıyor. Siz özgür düşünemiyorsunuz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 505-509. Beyitler Şerhi

Sufi topluluklar neden ritüellerin içine boğulmuşlar?

Sufi topluluklar, ne zaman ki bu ritüellerin içerisinde boğulup kaldılar, renklerini kaybettiler. Tek renk sarık bağlayacaksın, kaybettiler. Tek renk haydari giyeceksin, kaybettiler. Hepinizin kadiri olduğu belli olacak, hepiniz yeşil sarık saracaksınız. Sizin rufai olduğunuz belli olacak, hepiniz de siyah sarık saracaksınız. Sizin nakşibendi tarikatı dergahına bağlı olduğumuz belli olacak, hepiniz beyaz saracaksınız. Siz işte mevlevi olduğunuz belli olacak, hepin, havai mavisi bağlayacalacaksınız. Sarıklarınız belli olacak. Biz çok renkliliğimizi kaybettik. Kendi rengimizi kaybettik ve sufilik o kimsenin kendi rengini parlatmak olması gerekirken, onu tek renge bağlamaya çalıştık. Onun rengini tek renge bağlamaya başladık.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 505-509. Beyitler Şerhi

Sufi toplulukları neden çok renkliliği kaybettiler?

Biz çok renkliliğimizi kaybettik. Kendi rengimizi kaybettik ve sufilik o kimsenin kendi rengini parlatmak olması gerekirken, onu tek renge bağlamaya çalıştık. Onun rengini tek renge bağlamaya başladık.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 505-509. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlana’nın teşhisi nedir?

Hz. Mevlana, müthiş bir teşhis koydu. Dedi ki bu mecaz alemi gördün, bu alem ne ki? Bu varlığı gördün, bu varlık ne ki? Bizi önce varlığın içine attı. Önce tefekküre attı bizi. Dedi ki denize bak. Denize baktınız, denizin içerisinde rengarenk balıkları gördünüz. Kocaman derya, karaya baktırdı bizi. Bir de karaya bak dedi. Bir de karalara baktınız siz, rengarenk. Yeşilin bütün tonları, kahverenginin bütün tonları, karanın hangi parçasına giderseniz gidin, bütün tonları var. Hz. Mevlana Celaleddin Rumi hazretleri buradan aldı sıçrattı hepimizi, varlıktan geçirdi. Dedi ki örnek olarak söylediğimiz balık da kimdir. Denizde ne ki? Bu üstünler üstünü bu ulular ulusu, padişaha benzesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 505-509. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 504. Beyit Şerhi nedir?

Mesnevî-i Şerîf 504. Beyit Şerhi Hakkında • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

"O İsa’nın tek renkli oluşundan bir koku almamıştı, İsa küpünün hu-yuyla huylanmamıştı."

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 504. Beyit Şerhi

İsa Aleyhisselam’ın küpüne dair ne söylendi?

Bu isa küpünü anlattım heralde öyle. Burda mı anlattım başka yerde mi anlattım bilmiyorum ama isa Aleyhisselam ondört onbeş yaşlarına gelince annesi onu Mısır’a götürür. Dedikodu, laf, küf, bir sürü olaylar Mısır’a giderler. Mısır’a gidince onu bir kumaş boyacısının yanında çalışmaya verir. O boyahanenin sahibi, küpleri gösterir, beş altı ana renk var, boyaları da gösterir. Der ki bunları siyah, bunları kırmızı, işte bunları yeşil, bunları mavi boyayacaksın der, gider. Akşam olduğunda elbise sahipleri ile boya sahibi gelir. Bir bakarlar ki isa Aleyhisselam bütün elbiseleri bir küpün içerisine koymuş. Herkes böyle ah, vah, veryansın çek uzansın. isa Aleyhisselam gider küpün başına, müşteriye sorar. Seninki ne renk olacaktı? Siyah. Onun elbisesini çıkarır verir küpten, simsiyah. Seninki ne olacaktı der, mavi. Onun elbiskini çıkarır masmavi, ona verir. Seninki ne olacaktı? Beyaz. Çıkarır, onunkini de beyaz verir aynı küpten. Burası biraz böyle derinlemeye nüfuz edilmesi gereken bir yerdir. Bütün gördüğünüz renklerin anası renksizliktir. Bütün aldığınız kokuların anası kokusuzluktandır. Bütün gördüğünüz varlık, yokluktandır. Var olarak gördüğünüz her şey, yokluktan gelir. Renkli gördüğünüz her şey renksizlikten gelir. Çok gördünüz her şey, birlikten gelir. Bir sürü adem öyle değil mi? Hepsi de Adem’den gelmedir. Hepsi de melek, bir tek melekten gelir ve biz hepsine de ne deriz. Melekler deriz. Bütün var gördüğünüz her şey bu noktada yokluktan gelmektedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 504. Beyit Şerhi

İslam dünyasında dinlerin birbirine karşı çıkmasının nedeni nedir?

Bunlar, dini istismar ederekten kendilerine bir makam mevki oluştururlar. Dini istismar ederekten, kendilerine siyasi bir mevki, makam oluştururlar. Dini istismar ederekten kendilerine ticari bir mekan, ticari bir makam, ticari bir mevki oluştururlar. Dinle dindarları ve dini istismar ederekten ne yazık ki ne yazık ki kendilerini düşürmüşlerdir ve insanlık tarihi boyunca ne çektilerse bunlardan çekmişlerdir. Toplumları savaştıran bunlardır. Toplumların birbirlerinin kanını akıtanlar bunlardır. Toplumları birbirlerine öldüttüren bunlardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 504. Beyit Şerhi

İslam dünyasında dinlerin birbirine karşı çıkmasının sonuçları nelerdir?

Kaç tane haçlı seferi oldu, başlarında kimler vardı? Papazlar vardı. insanların gayet makul ve masum dini duygularını istismar ederekten savaşlara götürüp insanları katlettiler. Aynı şey bakın islam dünyasında oluyor. ikiyüz yıldan beri kan akıtılıyor islam dünyasında. Gayrimüslimler cesaret edip tek başına gelip müslümanlarla savaşamıyorlar. Müslümanları parakende ettiler, böldüler. Bir sürü siyasi ve hizbe böldüler. Bir sürü itikadi hizbe bölündüler. Şiası sünnisine, sünnisi şiasına.Yetmedi, sünniler kendi içlerinde bölündüler. Yetmedi, şialar kendi içlerinde bölündüler. Şia, kendi içerisinde on ikiye bölünme. Onikiler kendi içerisinde bir de üçer beşer daha koy, kırka bölünme. Bir gün bir inceledim, kırk tane ayrı hizip var şianın içerisinde. Hepsi de birbirini küfürle itham ediyor. Sünnilerin içerisinde var bir sürü şimdi. itikat olarak da sıkıntılı. Bu tip sıkıntılar var ve bu sıkıntılarla insanlar birbirlerini katlediyorlar. Bakın Ortadoğu’da insanlar din adına birbirlerini katlediyorlar. Yetiştiriyorlar, büyütüyorlar, besliyorlar, ellerine de silah veriyorlar. Kimi vuruyor? Müslümanı vuruyor. Diline sahip çık. Dilinle kimi eleştiriyorsun? Dilinle eleştirdiğin eğer ki La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimse ise diline sahip çık. Kurşunun önünde kim var? Namlunun önünde kim var? Senin namlunun önündeki kimseye bak. Namlının önünde bir müslüman var ise sen gerçekten şeytana uydun, saptın. Namluların önünde müslümanlar var, başka bir şey yok. Namluların önünde Müslümanlar var, bakın bütün islam dünyası ders almamış. Bosna-Hersek’te yapılan katliamın yıldönümü. Ders almamış insan, ders almamış! Üçyüzbinin üzerinde şehit var Bosna’da. Ders almamış islam dünyası, birbirini yiyor Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 504. Beyit Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 504. Beyit Şerhi nedir?

Metnin konusu: "Mesnevî-i Şerîf 504. Beyit Şerhi".

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 504. Beyit Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 490-503. Beyitler Şerhi neden önemli?

Oniki tomar! Hıristiyanlıkta oniki tane tarikat vardır, kendi içlerinde. Musevilikte oniki tane tarikat vardır. Mesela Muhammedi tarikatlar da kendilerini böyle anlamsız bir şekilde oniki hak tarikat söylemi üzerine otutturmaya kalkarlar. Bu oniki tarikat, bazılarında ondört derler, oniki derler filan, bu taaa Musa Aleyhisselam’ın kavminden itibaren süregelen bir kadim bir gelenek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 490-503. Beyitler Şerhi

İşin sonunu görüş elle dokunmuş değil midir?

Bir tomarda da bir usta ara. İşin sonunu görmeyi soy sop sahibinde bulamazsın. Her çeşit dine uyanlar kendilerine göre işin sonunu gördüler. Gördüler ama sonunda suçlara tutsak olup gittiler. İşin sonunu görüş elle dokunmuş değildir. Böyle olsaydı dünyada aykırılık mı olurdu demişti. Öbür tomar da da usta da sensin çünkü ustayı da sen tanırsın. Adam ol adamlara maskara olma. Yürü başının çaresini gör, semleşme demişti. Öbür tomarda ise bunların hepsi de birdir demişti. Kim iki görürse, şaşı bir adamcağızdır o. Bir başkasında ise yüz demişti. Nasıl bir olur. Bunu kim düşünebilir! Meğer ki insan deli olsun. Bir söz var ki öbürünün tam zıttı. Şekerle zehir nasıl bir olabilir? Zehirle şekerden geçmedikçe birlik gül bahçesinden nasıl koku alabilirsin? O isa dininin düşmanı, oniki tomara bu çeşit yazılar yazmıştı işte.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 490-503. Beyitler Şerhi

İki gören nedir?

Şaşıdır. Öyle söylüyor. ‘Kim iki görürse, şaşı bir adamcağızdır o. Bir başkasında ise yüz demişti. Nasıl bir olur! Bunu kim düşünebilir. Meğer ki insan deli olsun.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 490-503. Beyitler Şerhi

Herkesi bir gör, öbür topluluğu da gitti dediki ya, yüzü nasıl bir edeceksin?

Kesreti, çokluğu nasıl teke indireceksin! Nasıl zıtlıkları birlikte toplayacaksın. Nasıl çokluğu birlikte toplayacaksın, kafan çalışmıyor. Yüz kişiyi ardıardına ekle, onu bir gör. Bu olacak bir şey mi dedi. ifsad ediyor, fesada boğuyor ortalığı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 490-503. Beyitler Şerhi

Bir söz var ki öbürünün tam zıttı, şekerle zehir nasıl bir olabilir?

Hani şekeri de zehiri de bir göreceksin ya. E zehiri yutuyorsun, başlıyorsun titremeye. Şekeri yuyutuyorsun, tat alıyorsun. ikisini de bir gör diyor ona başka bir yerde. Öbür yerde de diyor ya zehirle şeker bir görülür mü? Aklın yok mu senin! Zehir öldürür, şeker diriltir diyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 490-503. Beyitler Şerhi

Zehirle şekerden geçmedikçe birlik gül bahçesinden nasıl koku alabilirsin?

Ya? Bundan, zehirle şekerden de geç. Bütün her şeyden geç. Her şeyden geçmedikçe ne olur? Birlik kokusunu alamazsın. Önceden her şeyde birlik kokusu vardı, şimdi her şeyden geçerek ten birlik kokusu alacaksın. Hep tenakus. Hep zıtlıktan söylüyor her tomarda.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 490-503. Beyitler Şerhi

O isa dininin düşmanı ne yaptı?

Halkın dinini bozdu. Aynı şey bizde de var şimdi. Bunu Hz. Mevlana o gün için burdan örneklemiş ama bizde de şimdi var. Biz doğruyu, gerçeği, hakikati görmekten uzağız. Ne için? Bizim ellerimizde de tomar tomar yazılar var. Biz direk kur’an ve sünnetin kaynağına inemiyoruz, direk kur’an ve sünnete bakamıyoruz. Öyle olunca bizim elimizde de tomar tomar yazılar oldu ve dinin bu noktada Allah muhafaza eylesin özünden sapanlar oldu. Hakkınızı helal edin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 490-503. Beyitler Şerhi

Din anlatımı nasıl yapılır?

Bu vezir bütün herkese farklı farklı din algısı, din anlatmaya devam ediyordu. Son kaldığımız konu burası. Aynı konudan devam ediyoruz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 480-489. Beyitler Şerhi

Hani normalde bir kimse kendince bir meseleye, kendi bakış açısı vardır, kendi rengi vardır, kendince kendi tefekkürü var mıdır?

Bakıştan, görüşten, hayalden geçtin mi; gece yarısında buluşma, kavuşma mumunu söndürmüş olursun. Hani normalde bir kimse kendince bir meseleye, kendi bakış açısı vardır, kendi rengi vardır, kendince kendi tefekkürü vardır. Kendi tefekkürü! Herkesin kendi yolunda, kendince gittiği bir yol vardır. Bu, kur’an ve sünnet dairesinin içerisinde nasıl bir kimsenin kendince bir mezhebi, bir meşrebi var ise bu noktada da sufiliğin içerisinde her sufinin kendince bir meşrebi vardır. Bu kendi rengidir, kendince bir görüşü vardır. Bu o kimsenin kendi algısıdır, kendi anlayışıdır. Normalde bunlar o kimsenin kendi kimliğidir, kendi kişiliğidir. Bu kimlik, bu kişilik, o kimsenin mührü gibidir. Bütün hayatı algılamasında, bütün sufiliği algılamasında, bütün yolu algılamasında, bütün her şeyde o kimse o kimliği, o kişiliği üzerinde taşır gider. Hayal bir kimsenin kendince, kendi hayatının içerisinde, kendisinin üzerine kurguladığı bir şeydir. Bir kimse kendince sufiliği yaşarken, dini yaşarken, kendine bir hayal kurgular. Bu hayal, o kimseyi o yolda koştutturur. O hayal, o kimseyi, o ticarette koştutturur. O hayal, o kimseyi bir evde koştutturur, bir mahallede koştutturur. O kimse neyi hayallediyse kendince ve hedeflediyse oraya doğru koşar. Bu dinin içinde de aynıdır. Bu insanların meşrepleri de mezhepleri de bakış açıları da bunun içindedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 480-489. Beyitler Şerhi

Bu ne demek?

Öbürkünde de diyor ki ‘gücünü, kuvvetini, görüş mumunu söndürürsen, can mumunun ışığını artar, sabır yüzünden Leyla, Mecnun kesilir.’ Senin bir görüşün, düşüncen var ya, sen bu görüş ve düşünceni terket. Kendi görüş ve düşünceni terkederekten, kendi rengini terkederekten sen içindeki can mumunu yakarsın. Bu ne demek? Zahiri bırak, zahiri görüş ve düşünceyi bırak. Ya? içindeki can mumunu yakmaya çalış ve sabret bekle, o can mumu yanacak ve sabredersen bu noktada doğru sabır gösterirsen, sen Leyla Mecnun kesilir. Ama bu noktada sen ne yapacaksın? Kendince kendinden geçip kendince kendi doğrularından geçmen gerekiyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 480-489. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 480-489. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?

Yaşayamazsınız! Bu mümkün değil. Buranın halkının yüzde seksenbeşi, doksanı müslüman, burda yaşayamıyorsun dosdoğru, orda mı yaşayacaksın? Burda inancını tam yaşayamıyorsun, orda mı yaşayacaksın? Burda da düzeltemiyorsan, orda mı düzelteceksin, mümkün değil! Evet, ertesi gün halk toplandı. Herkes kararı bekliyor. O fitneci bütün şehri ayağa kaldırdı, bütün şehirde modurtular, bu nasıl adalettir!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 480-489. Beyitler Şerhi

Davut’un adaleti neden sorgulanmaktadır?

Adamın öküzünü almış, kesmiş. Davut nasıl böyle adaletsizlik yapar! Oysa Davut, onları onca zalimlerin elinden kurtarmıştı. O Davut, onca zulüm altından kurtulmasına vesile olmuştu. Orda müşrik bir padişah vardı. Müşrik bir devlet başkanı vardı. Her şey müşrikti, müşriklerin elinde savaşaraktan, Callut’u öldürerekten Davud padişah olmuştu. Küfür hakimdi. inananlar başsızlığı kaldırmıyorlardı. Her türlü zulüm vardı. Kendi kitaplarını okuyamıyorlardı. Kendi dinlerinin ibadetlerini yapamıyorlardı ama gel gör ki sonradan bunlar unutuldu. Bunlar unutulunca o Davut’un, o Davut’un hükmüne, o Davut’un adaletine, o Davut’un peygamberliğine ve padişahlığına laf söylemeye başladılar. Unuttular çünkü. Hani diyor ya insanoğlu unutkandır, cahildir ve zalimdir de diyor. Böyle zulmediyor insan.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 480-489. Beyitler Şerhi

Vezirin incil buyruklarını karıştırması ne anlama gelir?

Vezir her beyin adına bir tomar hazırladı. Her tomar da yazılan yazılar bir başka yoldaydı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 467-479. Beyitler Şerhi

Sonunda isteğinin ele geçmesi, Hristiyanların toprağını yere vermesi ne anlama gelir?

Yani normalde bu istek yere gelecek ve hıristiyanları yele vermek, hani böyle ağırlığı olmayan bir şey, rüzgarda savutturursunuz, o uçurur götürür onu. Buğdayı samandan ayırmak gibi buğdayı samandan ayıracak olanlar buğdayı normalde yele verirler, buğday yere düşer, saman uçar gider.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 458-467. Beyitler Şerhi

Hristiyanlığın oniki bölüğü nedir?

(Hristiyanlığın oniki bölüğü): O hükümet devrinde İsa’ya uyanlara buyruk yürüten oniki bey vardı. isa’nın tabilerinin içerisinde oniki tane bey var. Oniki tane kavim düşünün. Oniki kavmin başında oniki bey var. Bakın bu oniki, isevilikte oniki tarikat vardır. Musevilikte ondört tarikat vardır. Hani bazıları da Hz. Muhammedilikte, yani bugünkü islamda tarikatları sıralamaya kalkarlar ya, oniki tarikat, ondört tarikat diye, tehlikelidir. Neden? Bunda isevilik, musevilik kokusu vardır. Öyle ‘oniki hak tarikat var’ deme. ‘Ondört hak tarikat var’, deme. Ya dört hak mezhep var, değil mi? Dört mezhebin tabileri fazla, otuzun üstünde mezhep var ve otuzun üzerinde mezhep de sünni olarak adlandırılan mezhepler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 458-467. Beyitler Şerhi

Dini ifsad etmeye çalışan gruplar hakkında ne söylendi?

Biz içtihad edene de şimdi böyle bakıyoruz önce. Neden? Çünkü dinimizi ifsad etmeye çalışan gruplar var. Dinimizi ifsad etmeye çalışan alim, ulema gibi görünen takım var. Sünnetleri reddeden, hadisleri inkar eden bir güruh var Türkiye’de. Böyle olunca onların vermiş olduğu fetvalara da biz şüphe ile bakıyoruz. Onların yapmış oldukları içtihatlara şüphe ile bakıyoruz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 458-467. Beyitler Şerhi

Pavlosvari din adamları ne demektir?

Bu pavlos vari din adamları, bu pavlosvari dindarlar, bu dini kendisine geçim kapısı yapanlar, bunu böyle dini geçim kapısı yapanlar deyince rahatsız oluyorlar. Kimisi mail atıyor bana, kimisi twitterdan yazıyor, kimisi hususi bana mesaj atıyor. işte siz ne iş yapıyorsunuz? Hani dinden siz geçiniyor musunuz gibi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 449-457. Beyitler Şerhi

Vezir padişahtan altı ay ayrı kalmıştı. Altı ay İsa’ya uyanlara sığınak kesilmişti?

Vezir o yahudi padişahtan ayrıldı, altı ay boyunca ne yaptı? O isevilerin içerisinde dolaştı. Onların sığınağı gibi oldu. Herkes onu din bilgini zannetti, peşine düştü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 449-457. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnetin hükümlerini göz göre göre çiğneyen bir adamın peşinden nereye gidiyorsun?

Kimse bakmıyor dün olmuş, bugün de var. Böyle giderse yarın da olacak. Olacak! Dün olmuş, bugün de varsa, artık yarın olmaz diye düşünmüyorum. Yarın da olacak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 449-457. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 447-448. Beyitler Şerhi nedir?

O dinden geçiniyorsa, o Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin halifesi ve alimi değildir. Bir mürşid i kamilin geçimi dervişlerden değildir. Eğer dervişlerinin eline bakıyorsa, o Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin varisi değildir. Onu da yedirecek, içerecek olan Allah’tır. Ona dervişler yedirip içiremez. O kadar! O şey’enlillah demez dervişlere. Yol kesici bunların hepsi de. iki kelime ezberleyip şeyhlik yapanlar, yol kesici. Yol kesici!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 447-448. Beyitler Şerhi

Yol kesicilerin etkisi nedir?

Nerede olursa olsun, kur’an ve sünnetin dışında bir kimse bir şey konuşuyorsa, bunu tavsiye ediyorsa, var olan bir şeyi bozmaya çalışıyorsa yol kesici! Hem de küfür ehli. Dinde var olan bir şeyi tebdil etmek, değiştirmek küfürdür. Var olanı yok saymak, küfürdür. Olmayanı varsaymak, o da küfürdür. Yol kesici hepsi de. Yol kesici! Bunu ister fıkıhi anlamda olsun, ister sufilik anlamında olsun, hangi anlamda olursa olsun dinde yol kesicilik yapmayacak kimse. Allah bizi affetsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 447-448. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 447-448. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatiliyor?

Söyleyen olmadı dedim ben ondan sonra. Yok yok söyleyecekler dedi. Sonra gittik şeyh efendiye söyledi bir de! Başımı yakacak benim. Şeyh efendi dedi seni istiyor Mustafa’nın dedi. Estağfurullah Efendim dedim ben. Biz dedim bir şey olmaya gelmedik bu yola dedim. O da aynı!Bunlar yol kesici, yol kesici. Yedir, içir, yatır, uyut, altlarına özel arabayı ver, bir tane de şoför ver, hizmet edecek adamlar da ver!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 447-448. Beyitler Şerhi

Şeyh Efendi’nin hizmetçilerinin davranışları neden eleştiriliyor?

Yok, çıkamadım işin içinden. Daha önce de çıkamamıştır zaten yirmisekiz şubat döneminde de. Şeyh efendiden müsaade istemiştim. Çıkamadım çünkü! Hiç unutmuyorum dağa çıkardık biz bunları, şimdi o zaman için dağda hizmet edecek olan arkadaşları ben seçtim. Sen sen sen sen sen sen sen sen sen… Yirmisekiz şubatın hemen böyle yeni yeni kaynamaya başladığı zamanlar. Dedim sizler. O arkadaşlardan bir tanesi, yanına birisini daha almış. Allah’ım diyorum, bu çocuğu kim davet etti şimdi kendi içimden boyna. Neyse o arkadaş da sen kalk, o yine bir Ankara’dan bir şeyh vardı. O Ankara’dan şeyh, abdest alırken baktım bizim o çocuk, onun ayağını yıkıyor. Böyle içim içime sığmadı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 447-448. Beyitler Şerhi

Hizmetçilerin hizmet anlayışı nasıl eleştiriliyor?

Yaklaştım biraz, ne diyor. Böyle elini de onun omuzuna koymuş, ona yaslanıyor. O da onunla ayağını yıkıyor, abdest alırken su döküyor. Diyeceksin ki diyor mahşerde diyor ben, ismini söylüyor, filanca efendinin ayağını yıkadım. Çocuk da yıkıyor. Genç bizim dervişlerden. Yıkadı. Tabii ayrıldılar, seni kim çağırdı buraya dedim. Filanca abi dedi. Çağır gel bakayım onu da dedim ben. Çağırdı geldi onu da. Ben sana ne dedim dedim. Abi şeyh efendi dedi bu arkadaşı seviyordu da ben o yüzden getirdiydim. Sana ne dedim. Öyle durdu. Al yalakayı da defolun gidin burdan dedim. Gidiş o gidiş. Şimdi muhalefet ediyorlar bana. O günden sonra muhalefet ediyorlar bana. Böyle baktı. Ben asla yalaka bir adam istemiyorum etrafımda dedim. Al bunu götür. Adamın dediği, bu yol kesici bunlar! Bir şeyhin ayağını yıkamak değildir hizmet etmek. Şeyhin çorabını giydirmek değildir hizmet etmek. Bırak ayağını yıkasın kendisi. Bırak çorabını giyer o. Giyemiyorsa, çıkmasın evden, otursun evinde. Yatacak yer arayan şeyh efendi, çıkmasın evinden. Yemek yiyecek yer arayan şeyh efendi, çıkmasın evinden. Otursu evinde. Yol kesici bunlar! Cebinde parası yoksa şeyh efendinin, otursun evinde, çıkmışsın. Ona dilencilik yapmak, emredilmedi. Eğer ona bir vazife verildiyse, Allah onunla. Kula ihtiyacı yok. Eğer o, Allah yolundaysa, Allah onunla. Kullarına ihtiyaç yok, yok! Allah onunlaysa, kullarına şey’enlillah deme noktası yok. Yol kesici hepsi de. Yol kesici. Allah bizi affetsin. işte onlar badem helvasına sarımsak katanlar. Mahşerde iki yakalrı bir araya gelmeyecek. Allah bizi affetsin inşallah. Önümüzdeki hafta buradan devam edeceğiz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 447-448. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 440-447. Beyitler Şerhi nedir?

O şimdi bir sigara içer kendi kendine Yani! O şunu bekler. Sen neden sigara içtin. Öyle denmedi ya, aman ya Allah beni korudu veyahut da bunların hiçbir şeyden haberi yok ya, patlatır cigarayı. Ya? Başka şeyler de yapmaya başlar. Gider dervişliği, haberi yoktur. Bunun gibi. Kör, herkesi kör zanneder. Sağır, herkesi sağır zanneder. Burnu koku almayan, yani vahiden,vahyin derecelerinden haberi olmayan herkesi öyle zanneder.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 440-447. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 440-447. Beyitler Şerhi nedir?

Nasıl böyle bir dini ayet olabilir. Böyle bir kur’an’ı kabul edemiyorum. Ya dinden çıkıyorsun diyorsun, anlatıyorsun ona, bundan dinden çıkacaksam çıkayım, ne var ki bunda! Duvar örüyor. Bunlar da, bizim içimizde müslümanız diye dolaşıyorlar. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah dedikleri için siz kafirsiniz deme hakkımız ve selahiyetimiz yok. Ancak dinden çıkma noktalarını anlatmakla mükellefiz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 440-447. Beyitler Şerhi

Gölgeden çık, gölge yüzünden bir güneş bul; padişah Tebrizli Şems’tir, onun eteğine sarıl. Bu sözün anlamı nedir?

Her şeyin gölgesi vardır. Şeyhin de gölgeleri vardır, peygamberin de gölgeleri vardır. Her şeyin bir gölgesi vardır. Hz. Mevlana da burada gölgeden çık, gölge yüzünden bir güneş bul, padişah Tebrizli Şems’tir, onun eteğine sarıl diyor. Demek ki şeyhin de gölgeleri var etrafında. Bu şeyhin gölgeleri kimdir? Zakirlerdir, çavuşlardır, nakiplerdir, nükebbalardır, baba dervişlerdir. Kendilerini entellektüel gören dervişlerdir. Etrafındaki böyle oluşan, kendi kendisini bir şey zannedenler vardır. Bunların hepsi de gölgedir yalnız bunlar seni şeyhe ulaştırır. Nasıl şeyhe ulaştırır? O der ki gel, burda bir üstat var. Ona intisab et. Ondan ders al. Onun vazifesi o kadardır ama bazen gaflete uğrayan, gaflete düşen dervişler ve zakirler, dervişler ve zakirler ikisi de dervişler nasıl? Gölgede kalırlar. O zakiri, çavuşu onlar gibi aktab kabul ederler. Böylece dervişten, onda kalır. Güneşe, yani Tebrizli Şems’e, ulaşamazlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 430-434. Beyitler Şerhi

Şeyhinizden başka bir aktap kabul ediyorsanız ne demektir?

Şeyhiniz odur sizin. Şeyhinizden başka bir kimseye, bir kimseye, gönlünüz kaydıysa, şeyhiniz odur sizin. Bu kim olursa olsun. Eski yaşadığım dergahta ayakları kayan kardeşlerin ayakları buradan kaydı. Hataya buradan düştüler. Beni sevmeniz lazım diyenleri gördüm. Perişan oldular! Bu sözüm dergahtaki bütün zakir, çavuş, nakip, nükebbaya. Bizde yok bunlar da isim olarak söylüyorum. Bizde hiçbir şey yok. Bizde ders yaptıran kardeşler var. Sözüm bu, ders yaptıran kardeşlere, ha nefsinize uyarsanız, perişan olursunuz. insanları kendi gölgenizde bekletmeyin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 430-434. Beyitler Şerhi

Bu doyurmadı sizi öyle değil mi?

Bunu zahiri olarak düşünürsek eğer biz beyitleri anlatıldığı gibi düşünürsek, bir kuş düşünün havada uçuşuyor gölgeside yere vuruyor. Bir kimse de o gölgeyi kuşun aslı zannedip gölgenin onu yakalamak için onun peşinden koşuyor. Evet! Gölge, dünya gölgedir. Bir başka veçheden bakalım. Dünyaya sahip olmak için dünyayı elde etmek için koş Allah koş. Bitmek tükenmek bilmeyen bir şekilde koş. Yine diyor ki hadis-i şerifte o kimse o dünyayı tam olarak yakalayamaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 420-429. Beyitler Şerhi

Bu alem, gölge alem midir?

Biraz daha gidelim, gölge, Arabi komple varlığın bir boyutunu, bir derecesini, gölge alem olarak nitelendirir. Bu alem, gölge alemdir. Bu alem asıl alem değildir. Hakikat değildir. insanlar bu gölge alemin içerisinde, bu alemi hakikatmış gibi zannedip bu alemin içerisinde, bu alemi hakikat görürler. Bunu da geçelim, büyük sufiler demişler ki Allah’tan gayrı her ne var ise hepsi de gölgedir demişler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 420-429. Beyitler Şerhi

Hayalin üzerinde varlık, cisim, yürüyebilir mi?

Bunu da bir yere koyun. Hep bugün bir yerlere koyun bunları. istediğiniz yere koyun bunları, istediniz yere koyun alırsınız sonra, bir yere koyun sonra lazım olur size, alırsınız. Hz. Mevlana mesnevisinde der ki: ‘Ey oğul! Sen bu alemi hayal üzerinde yürür gör. Hayal var, hayalin üzerine bir varlık olabilir mi? Acaba Hazreti Mevlana’ya göre bu alem hayalin üzerine bir gölge mi? Hayalin üzerine bir hayal mi ki? Yoksa Arabi’nin bu varlık, hayalden ibarettir dediği şeyi mi temsil ediyor, yoksa daha derinlemesine mi söylüyor?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 420-429. Beyitler Şerhi

Arabi varlık, hayalden ibarettir dediği şeyi mi temsil ediyor, yoksa daha derinlemesine mi söylüyor?

Arabi orta yere bir taş attı da o Arabi’nin o taşını daha mı ileri attı? Sen bu alemi hayal üzerinde yürür gör. Bu alem dediği kocaman o kozmos dediğimiz alemse, hayal ve üzerinde yürüyor. Bu alem dediği, bu alem dediği alemden kasıt, alemin nüvesi, çekirdeği hükmünde Adem ise Adem de mi hayal üzerine yürüyor? Adem’i kendi suretinde yarattığına göre, hangi varlığın boyutunda kendi suretine göre yarattı da o zaman vücudun öyle bir varlığın, öyle bir makamı var da orası da hayal üzerine mi acaba.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 420-429. Beyitler Şerhi

Takım komutanı ne demektir?

Takım komutanı demek, takımı kurtaracak adam demektir. O, iradeyi eline alır. O, karar verir. O, dirayet gösterir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 420-429. Beyitler Şerhi

Leyla ile Mecnun’un hikayesi nerede geçmektedir?

Bu hikaye mitolojik bir hikayedir ya sümerlerde bile bir Leyla Mecnun hikayesi vardır. Siz dünya üzerinde eski kadim toplulukların, kavimlerin hangisine giderseniz gidin, bir Leyla Mecnun hikayesi vardır. Eğer topluluk böyle, kadim geniş, ondan sonra, derinlemesine bir topluluksa, onlarda hep böyle bir Leyla Mecnun vardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Leyla ile Mecnun’un hikayesi neden mesnevi halinde yazılmıştır?

Böyle bir kimse yaşadı mı yaşamadı mı bu ne kadar gerçek bu da farklı bir tartışma konusudur ama malum Leyla Mecnun hikayesi mesnevi halinde yazılmış muhteşem bir eserdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Harun Reşit ile Fuat’ın babası arasında nasıl bir ilişki vardır?

Harun Reşit, işte Fuat’ın babası, yani Mecnun’un asıl adı Fuat’tır, Fuat’ın babasıyla Harun Reşit dosttur, arkadaştır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Leyla’nın babası kimdir ve ne yapar?

Leyla’nın babası da beydir, o da bey kızıdır, Harun Reşit Leyla’yı çağıttırır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Leyla ile Mecnun’un hikayesi mesnevinin başında nasıl geçmektedir?

Hatta mesnevinin başında bir hikaye vardır. Yine Leyla’dan Mecnun’dan bahseder. Onu çağıttırdıktan sonra bakar ki Leyla o kadar ahım şahım bir kadın değil. Acaba sarayın içerisi karanlık, o yüzden mi ben böyle görüyorum deyip perdeleri açtırır. Perdeleri açtırır, bakar, değişen bir şey yok. Leyla anlar kendisinin beğenilmediğini.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Leyla ile Mecnun’un hikayesinde ne tür bir ilgi vardır?

Ardından hatta bu mesnevi şeklindeki lirik şiir halinde ki o Leyla Mecnun hikayesi devam eder ve der ki acaba çok mu güzel konuşuyor. Kelamı mı mükemmel diye der ki ona Leyla sen misin? Hani sesini duyacak, konuşmasını dinleyecek. O der ki Ley, benim ama sen Mecnun değilsin der. Der ki başka güzellerden bir farkı yok. Leyla dedi ki sus, sen Mecnun değilsin ki.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Sevenin sevdiğine karşı nasıl bir bakış vardır?

Demek ki sevenin sevdiği sevenin gözünde hep güzeldir. Gerçek sevmek de budur. Bütün başka gözler ona başka gözle bakar ama seven sevdiğine başka gözle bakar. O yüzden bazı hadisçiler bu hadis i şerifi zayıf hadis olarak nitelendirmişler. Sevenin gözü kördür, kulağı sağırdır. Sevenin sevdiğine karşı gözü kör, kulağı sağırdır. Sevdiğinden kötü söz hiç duymamıştır o ve sevdiğini de eksik, nakıs, çirkin hiç görmemiştir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Dergaha gidenlerin dikkat etmesi gerekenler nelerdir?

Ben böyle dergaha yeni girdiğimde bütün herkes canhıraş gitme diyordu bana. Kafayı üşütürsün. Bunlar senin paranı yer. Bunlar senin paranı yemek için seni çağırıyorlar. Bunlar sen orda gençliğini kaybedersin, paranı yersin, iflas edersin, zarar edersin. Herşeyini orda kaybedersin. Hep bunları benim etrafımda söylemişlerdi, bilmiyorum sizin de etrafınızda muhakkak söylüyorlardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Kar zarar hesabının insan üzerindeki etkisi nedir?

Arkadaşları da söyler insanın. Hep böyle insana normalde bu noktada hep kar zarar hesabı yaptırırlar. Bir yere gideceksin, kar zarar hesabı yaparsın. Ne kadar para harcayacağım, ne kadar işimden olacağım, ne kadar eşimden olacağım, ne kadar şundan şunu olacağım. Ne olacak. Hep böyle kar zarar hesabı, hep kar zarar hesabı. O kar zarar hesabı sana hiçbir şey yaptırmaz. Sen dışarı çıkacaksın, kar-zarar hesabı. Hava sıcak terlersem, üşütürüm hasta olurum. Ben şimdi, zikrullaha gideceğim, orda çok terleniyor, ordan çıkınca hasta olurum. Gitmeyeyim. Şimdi çok soğuk, gidersem hasta olacağım. Sen gitme zikrullaha. Neden? Bebek hasta olur. Çocuk hasta olur. Ondan sonra da telefon açar bana. Hocam, selamünaleyküm, aleykümselam. işte bir yaşında çocukla tekkeye gidilmesi uygun mu. Tabii! Kar zarar hesabı bu. Çocuk zikrullaha giderse hasta olur o çocuk. veyahut da işte hanımı hamile, gitmeyelim. Neden? Hamilesin, orda hasta olursun. Ya bu kadını alırken dergahta değil miydi bu kız?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatiliyor?

Sen gitme zikrullaha. Neden? Bebek hasta olur. Çocuk hasta olur. Ondan sonra da telefon açar bana. Hocam, selamünaleyküm, aleykümselam. işte bir yaşında çocukla tekkeye gidilmesi uygun mu. Tabii! Kar zarar hesabı bu. Çocuk zikrullaha giderse hasta olur o çocuk. veyahut da işte hanımı hamile, gitmeyelim. Neden? Hamilesin, orda hasta olursun. Ya bu kadını alırken dergahta değil miydi bu kız? Sen bu kızın dergahta olduğunu bile bile evlenmedin mi bununla? Evet, hem hatta demedin mi, derviş olsun, dergahtan olsun, ben onunla evleneyim, kafam rahat olsun? Evet. E şimdi? Evlendikten sonra başlıyor. Sen dışarı çıkma. Neden? Hasta olursun. Bu kadar da dergaha gidilmez canım. Ya çocuğu götürme, hamilelikte de başlıyor, hamile olduğunu anladı, gitmeyelim. Neden? Çocuğun başına bir şey gelir. Çocuk doğuyor, hala devam ediyor. Çocuk hasta olur! Çocuk iki yaşında, üç yaşında, dört yaşında hala daha çocuk hasta olacak! Çocuk hasta olabilir. Beş yaşında, çocuk hasta olabilir. Çocuk ondan sonra okula başlıyor. Başlıyor, çocuk okula başladı ya! Çocuk okula başladı. Çocuk askere gidinceye kadar bile o kadının bir daha dergaha gelme şansı yok, yok! Bitti. Neden? Kar zarar hesabından. Evleniyor derviş bir bayanla, harika, her şey çok güzel. O işte evlenmezden önce kızcağız her perşembe, her cumartesi derse gelmiş gitmiş. Mahallesindeki derse gitmiş. O da evlenirken ya rahat edeceğim diyor. Derviş yani, yapmamazlık, göndermemezlik olur mu. Olmaz. Evlenirken de o da öyle evleniyor. Derviş ya. Kızlığındaki hürriyeti arıyor bu sefer. Ondan sonra da kafasını döndürüyor. Ben neden evlendim ki diyor. Ben neden evlendim dedi mi evde her şey tersine dönmeye başlıyor. Neden? Kendisini oraya ait hissetmiyor artık kız. Kendisini o adama ait hissetmiyor. O eve ait hissetmiyor. Ben babamın evindeyken devamlı tekkeye gider gelirdim. Babamın evindeyken devamlı dergaha gider gelirdim. Babamın evindeyken devamlı şunu yapardım. Bitti! O adam da nerde ben yanlış yaptım diye dönüp bakmıyor. Kendince şöyle diyor. Evin kirasını ödüyorum işte eve bakıyorum, şunu yapıyorum, bunu yapıyorum, daha ne yapacağım. Ee otursun evinde.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Kalbin arılığı ve temizliği neden önemlidir?

O kimse kalbindeki huzuru kaybederse, kalbindeki temizliği kaybederse, kalbindeki arılığı kaybederse, o kimse güzelliği de kaybeder. Kalbi cıfıt çarşısı olanın, yüzü de cıfıt çarşısıdır. Kalbinde bir kimsenin kötülük akıyorsa, yüzünde de kötülük akar onun. O bakarsınız ona işte normalde, bebek yüzlü ama hani var ya arabeskte bebek yüzlü, ne diyor? Bebek yüzlü, bebek yüzlü şeytan diyor. Değil mi? o bir tane var değil mi bir arabeskçi var. Bazen ben dinliyorum onu, radyoda denk geliyor. Bebek yüzlü şeytan. Bazıları öyledir gerçekten. Öyle olmasının sebebi, o kimsenin kötülüklerin içerisinde dolaşması, içinde kötülüğün hakim olması. Kötülük hakim içinde. O yüzden bir kimsenin içinde kötülük hakimse dışında da kötülük vardır. Kalbinizde şehvet varsa, gözünüzde de şehvet vardır. Siz bir bayana bakarken şehvetle bakarsınız. Kalbinizde hırsızlık varsa, hep çalınacak yer bakarsınız. Gözünüz hırsızlık arar. Kalbinizde dolandırıcılık varsa dolandıracak yer, dolandırılacak insan ararsanız. Bunların hepsi de kalbin içindeki temizlikle veya kirlilike alakalıdır. Bir kimsenin kalbi bozulduysa, o kimsenin bütün uzuvları bozulur. O kimsenin bütün uzuvları hep o kalbindeki o kötülüğe doğru akar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden o kimsenin güzelliği kalmaz. O kimsenin manevi gücü kuvveti de kalmaz. Bakın kalbinde kötülük varsa, o kimsenin manevi gücü de kalmaz. Manevi gücü kalmamasının sebebi ne? Duası kabul olmaz. ibadet eder. ibadet yükselmez. Dua eder, dua yükselmez. Zikrullah yapar, zikrullah böyle şeyin üzerinde taşın üstünde toz gibi olur onda.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Kalbinin pasıyla senin duanın yüceler yücesine ulaşması da mümkün değil. Kalbin pasıyla sen kendi kendine güç kuvvet arama. Kalbinde zikrullahın haricinde bir şeyler var ise sen kendi imanını tazeleme noktasına git. Daha henüz imanın kemale ermemiş, kalbine bir bak, en sevdiğini gör. Kalbinde neyin sevgisi varsa ona kulluk yapıyorsun. Kalbinde kimin korkusu varsa, ona kulluk yapıyorsun. Kalbinde neye iştiyak varsa onun kulusun. Kalbine nazar et.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Kaldırılamayan bir hayal ne demektir?

Uyumuş o kişidir ki her hayalden bir şey umar; onunla konuşmaya Uyumuş kimse de odur. Kendi kendine boş hayal kurar. O boş hayaliyle kendi kendisine konuşur. Realiteye dönmez, hayalinde dükkan çalıştırıyor adam. Git kardeş, bir dükkan kirala, işine bak. Hayalinde zengin oluyor. Çalışmıyorsun, nerden zengin olacaksın. Hayalinde evleniyor, çoluğu çocuğu oluyor. Nerde? Yok! Bunun için gayret yok. Bunun için çalışma yok. Bir şeyin hayalini kuruyorsan, o kuru bir hayal değilse, düş peşine. Reelini de gerçekleştir. Onun peşine düş. Hayal odur ki peşine düşülür. Hayal odur ki onun gerçekleşmesi için çaba sarf edersin. Ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaya çalışırsın. Otur, sabahtan akşama kadar ben cerrah olacağım de. Ooo, harika! Senin cerrah olman için liseyi bitirecen, üniversiteye hazırlanacan iyi hazırlanman lazım. Tıbbı kazanacaksın, tutturduktan sonra tekrar birdaha okuyacan, bir daha cerrahlığı kazanacan, okuyacan, iyi cerrah öyle olacan. Oturduğun yerden cerrah olunmuyor. Hayalini kurduğun şeyin peşine düşeceksin. Yoksa sabahtan akşama kadar oturup hayal peşinde koşmak, gafletten başka bir şey değil. Ne yaptın hayalin için? Ne yaptın! Hayal güzel, harika ama ne yaptın? Bakın, hayale bakın, bir ütopya, bir ülkü. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri diyor ki yeryüzü ‘la ilahe illallah’ deyinceye kadar savaşmakla emrolunmuş bir peygamberim. O zaman Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin savaşı devam ediyor. O, onunla emrolunmuş. Sen ona asker misin? Sen Alah’ın dinine yardımcı mısın? Bak, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri senin önüne bir ülkü koymuş. Senin önüne bir hedef koymuş. Senin önüne yapman gereken bir ölçü koymuş. Ey müslümanlar! Yeryüzü La ilahe illallah Muhammeden Resulullah deyinceye kadar koşturmakla mükellefsiniz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Boş hayal kurmanın sonucu nedir?

” işte bu tip insanlar o boş hayalleri kurarlar, uyandıklarında da hiç bir şeyin olmadığını görürler. Bir bakarlar ki eyvah, hayat bitmiş! Eyvah, gençlik bitmiş! Eyvah, tam koşması gereken, tam böyle çalışması gereken zamanı bitmiş! Hani güller solmuş, bahçe bozulmuş. Artık senin orda bir yerin yurdun yok. Orda yapacak hiçbir şeyin yok. Bitmiş artık, bu da onun gibi bir şey.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Hayal ile gerçek arasında nasıl bir ilişki vardır?

Soysop tohumunu çorak bir yere dökünce de kendine gelir, uyanır. Hayal de ondan gider.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi nedir?

Metin, Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi konusunu ele almakta ve bu beyitlerin şerhi (yorumu) sunulmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Metinde bahsedilen hayal kavramı nedir?

“O hayal yüzünden sersemleşir, bedeni pislenir. Ah o hem görünen, hem görünmeyen hayalden ah!” Bu cümle, hayalin insan üzerinde olumsuz etkilerini ve hem görünen hem de görünmeyen hayallerin insanı nasıl derinden etkilediğini anlatmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Metindeki son vuruş nedir?

“Bu da son vuruş. Görünen ve görünmeyen hayal.” Bu cümle, son vuruşun görünen ve görünmeyen hayallerle ilgili olduğunu ve bu hayallerin insan üzerindeki derin etkisini vurgulamaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 410-419. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 400-405. Beyitler Şerhi nedir?

Metnin konusu: "Mesnevî-i Şerîf 400-405. Beyitler Şerhi".

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 400-405. Beyitler Şerhi

Tuzakların neden etkisiz hale gelir?

Bütün insanlar tuzaklarını kursalar, sen bize yardım ettiğin müddetçe o tuzakların hiçbir anlamı kalmaz. Bütün büyücüler, büyülerini gösterseler, ve sen bizim elimize bir asa versen, o asayı sen at desen meydana, o bütün büyücülerin asalarının yaptığı büyülerin hepsini de o asa yutup atıverir kenara.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Ruhun sahibine döndüğü zaman ne olur?

O sahibine gitti. O ilk kendisini var edene, kendisini üfleyene gitti. O senden emaneti aldı. Alıp götürünce sizin ona söyleyecek bir şey yok. Ona dur diyecek noktada değilsiniz. Onu engelleyecek noktada değilsiniz. O sizin değil çünkü. Vakti saati geldiğinde gidecek. Kim olursa olsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?

Fabrika batar diye düşünüyor, birisini gönderiyor. Öldün, öldün ne olacak. Bunun gibi. Allah muhafaza eylesin.Aldatan şarlatan çok. Millet ruhları toplayıp sohbet ediyormuş. Ya kardeş! Kendine gel! Kim kimin ruhuna söz geçirecek. Kim kimin nefsine söz geçirecek. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Ne kâr, ziyan gamı vardır, ne böylesine bir düşünce; ne filanın hayali vardır, ne feşmanın hayali. Bu beyitlerin anlatımı nedir?

Bitti. Gece yattı uyudu mu o kimse, kar zarar yok. Şunun hayali, bunun hayali yok. Bitti. Neden? Hepsi de geçti gitti. Emanet sendeydi. Eman, alındı gitti senden. Emanet senden alınıp gidince, senle bağlantısı kalmadı. Senin gündüzkü velvelen, gündüzki heyecanın, gündüzki korkun, gündüzkü üzüntün uyumazdan önce her ne yaşadıysan, hepsi de bitti gitti. Senlen hiç bağlantısı kalmadı. Sen gece yattığın yerde ruh senden çekildikten sonra senin senin yaşadıklarınla alakalı hiçbir şey kalmadı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Arif’in uyanıkken de hali budur. Allah: ‘Onlar uykudadır’ demiştir. Bu ifade ne anlama gelmektedir?

Ooooo! Demek ki arif için uyanmış, uyanmamış önemli değil. Senin uykudaki halin, arifler için uyanıkken hali. Sen kar-zarar endişesini uykuda atıyorsun ama arif olmak uyanıkken atmak onu. Sen falanın hayalini filanın hayalini kuruyorsun. Uyudun gitti sende, arif uyanıkken felanın fişmanın hayali kurmuyor. Felanın feşmanın hayali ne? Bir erkeğin kadını hayal etmesi, bir kadının erkeği hayal etmesi, şehveti noktada. Bu helal dairede ise bu böyle şehveti ayak da tutmak ibadet. Bir kadının eşini sabahtan akşama kadar şehvetle hayalinde tutması ibadet. Bir erkeğin hanımını öyle şehvetle normalde ayakta tutması şehvetini hayal noktasında ibadet. Bunda bir sıkıntı yok. Öyle hayallemesi de ibadet. Adamın hanımını düşünmesi ala bir şey. Kadının kocasını düşünmesi ala bişey. Düşünsün, başka adamı düşünceneğine, kocasını düşünsün. Başka kadını düşüncenin eşini, karısını düşünsün. Bu ibadet hükmünde. Bunu biz böyle ibadet hükmünde görmezler insanlar. Bir insanın bu noktada eşini hayallemesi, kadın-erkek hiç önemli değil. ibadet hükmünde. Birbirine olan iştiyakını artırır. Birbirine olan muhabbetini arttırır. Birbirine olan rabıtasını arttırır. Birbirine olan muhabbetini arttırır. Bu lazım. Eksik insanlar da bu, eksik. Biz de sanki burası yanlışmış gibi insanları buradan uzaklaştırıyorlar. Burası yanlış değil. Utanılacak bir şey de değil bu. Bu böyle kerih görülecek bir şey değil. Bir kadının kocasını düşünmesi ve onu istemesi gayet normal ve doğal, ibadet hükmünde. Bir erkek için de böyle ibadet hükmünde. Nafile namaz kılmış gibi. Nafile gece ibadeti etmiş gibi. Bunu normalde bunu söylemiyor ama bunun haricindeki hayallemeleri söylüyor Hz. Mevlana. Felanın hayalini kurmak, fişmancanın hayalini kurmak diyor bunlar uyuduğunda biter. Adam fabrika hayali kurar ya uyuduğunda biter. Adam işte çok zengin olma hayali kurar uyuduğunda biter bunlar. Hz. Mevlana bunları normalde Allah muhafaza eylesin diyor ki bu böylesine bir diyor felanın hayali, ne, feşmancanın hayali. Bunlar diyor sende uyuduğunda bitecek ama diyor ariflerde bu zaten bitmiştir diyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Ariflerin dünya hallerine karşı uykuya dalmış olmaları ne anlama gelmektedir?

Onlar, gece gündüz dünya hallerine karşı uykuya dalmışlardır. Onlar, gece gündüz önemli deği, o Allah’ın dostları, o veliler, o peygamberler, o Allah yolunda koşanlar, Allah’ın isminin yücelmesi için mücadele edenler, onlar dünyayı, dünyalık meseleler için uykuya dalmışlardır. Onlar dünyaya aşık değillerdir. Dünyanın peşinde koşmazlar. Dünya onların peşinden koşturur. Onlar da dünyayı ahiretlerine binek ederler. O yüzden onlar dünyaya karşı uykuya dalmışlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Onlar Rabbin elinde evirip çevirdiği kalem kesilmişlerdir. Bu ifade ne anlama gelmektedir?

Onlar, Cenab ı Hakkın elinde kalem mesabesindedir. Bir şeyi yazar ya o kimse yazdığında Ahmet yazdı denir. Kalemi görmezler. Var mı cebinizde kalem kendi kendisine yazacak olan? Yok. Kalemi bir tutan var. O zaman bir kimse kalem yanlış yazarsa, kalem yanlış yazdı diyeni duydunuz mu? Kim diyor? Mustafa yanlış yazmış. Mustafa Özbağ olarak söylüyorum demiyor hiç kimse? Kalem yanlış yazdı. Neden? Kalem Mustafa Özbağ ın elinde. Onlar, öyle kimselerdir ki Allah’ın elinde alet gibidir onlar. Hızır Aleyhisselam’ın kıssasını hatırla. Hani Musa aleyhisselama bir sohbetinde sordular ben-i israilliler. Dediler ki bu zamanda senden daha alim kimse var mı? Musa aleyhisselam dedi ki yok zannediyorum. Yok zannediyorum deyince, bu Cenab-ı Hakkın gücüne gitti. Dedi ki Yarabbi tur-i sina’da, bana karşı uzaksın biraz, bana karşı mesafelisin. Ben ne yaptım da bana karşı böyle bir mesafe koydun? Cenab ı Hak dedi ki ya Musa, sen hani falanca yerde sohbet ederken birisi sordu. Senden daha alim bir zat var mı? Sen de yok dedin ya. Evet? Ona üzüldüm dedi. Ona gücendim sana dedi. Var mı ki Yarabbi dedi. Var dedi. Filanca yerde bir Hızır kulum var. Bir kul! Musa aleyhisselam yanına yardımcısını aldı. Bir de tuzlanmış balık aldı yanına. Dedi ki balığı yanına al. Balık dedi ne zaman denize kendisi koştu, o zaman dedi ordaki zaat benim kulumdur. Onda sende olmayan ilim vardır. Hani gitti ya, siz bilirsiniz Hızır kıssasını. Gitti de ona işte ona dedi ki ben sana talebe olacağım. Sendeki bu ilmi öğrenmek istiyorum. O da dedi ki bizim yolumuz acıdır. Bizim yolumuz normal değildir. Böyle gülerek ahenkli bir şekilde yol değildir bizim yolumuz. Ya? Bizim yolumuzda acı vardır. Bizim yolumuzda sıkıntı vardır. Bizim yolumuzda senin ayağına basarlar, koluna basarlar, başına basarlar. Kolunu kırabilirler, ayağını kırabilirler. Yol bu. Sen dedi bak işine, bizim ilmimizi öğrenmek için uğraşma. Yok dedi. Ben illa ki bu ilme vakıf olmak istiyorum. Dayanamazsın. Dayanırım. Söz verdi. Hani o esnada işte bir çocuğa bir tokat vurdu Hızır Aleyhisselam, çocuğu öldürdü. Dedi ki ha sen katil oldun. Sen bu çocuğu nasıl öldürürsün. Dedi ki Ya Musa, burda yolumuz senle bitti. Anında. Dakka bir gol bir! Dedi ki ben sabredenlerden olacağım. Orada Musa aleyhisselam çocuğu öldürdü. Bütün herkesin kafasını oynattığı yer burası. Aklın canavarlaşıp, bütün tefsircilerin burayı nasıl tefsir edelim, nasıl burayı halledelim diye kalemleri kırıp, yuttukları yer burası. Bunu bir türlü sindiremiyorlar. Musa aleyhisselam çocuğu öldürdü, bir tokatla. Çünkü o öldürme Hızıra ait değildi. Hızır, Allah’ın elinde kalem mesabesindeydi. Kalem mesabesinde!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Kalem mesabesinde ne anlama gelmektedir?

Sakın, birisini öldürmeyin ha! Bu Allah’ın elinde kalem olanlara ait. Kendi kendine de kalemle görenlerden görme. O yüzden sen kur’an ve sünnete sımsıkı yapış ama birisi senin aklının almayacağı bir şey yapıyorsa bekle, sus dinle. Bekle! Sus dinle! O Allah’ın elinde kalem olabilir. Hani bir hadis-i kutsi var: ‘Kim farzlarla Allah’ın emrini yerine getirir, en güzel şekilde Allah’ın çok hoşuna gider, nafilelerle Allah’a yaklaşır, Allah’ı sever, Allah da onu sever. Allah onu sevince gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olur. Allah onunla görür, onunla duyar, onunla tutar, on, onunla yürür. Bu onun işi. Bu bizim gibi aciz kulların işi değil. Bu Allah’a yakınlık noktasında, Hakke’l yakîn noktasına gelmiş kimseler. Onlar Allah’ın kalemi gibidir, elinde. Allah’ın aleti gibidir onlar. Cenab ı Hak, dinini onlarla mukim tutar. Cenab ı Hak dinini onlarla ayakta tutar. Cenab ı Hak dinini onlarla anlatır. Onlar Cenab ı Hakkın namuslarıdır yeryüzünde. Cenab ı Hak’kın sırrını taşırlar. Cenab ı Hak’kın ilmini taşırlar. Cenab ı Hak’kın emanetini taşırlar yeryüzünde. Onlar Allah’ın bu noktada Hz. Mevlana diyor ki kalemi gibidir. Harika bir teşbih. Al eline kalemi, yaz. Kim yazdı, Ahmet yazdı, Mehmet yazdı. Parmağınla mı yazdın? Hayır. Kalemle yazdın. Yazan ne? Orta yerde. Alet, kalem. Cevdet Usta, arabayı tamir etti. Elinde cır cır cır cır ne o, şey var, anahtar. Cevdet’in lakabı neydi? Cevdet, kerpeten. Cevdeti öyle tanıyorlar piyasada, kerpeten, yani kerpeten gibi elleri kuvvetli. Maaşallah. Eller böyle zaten. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir koysa bazen insan kendi kendine düşünüyor. Adam herhalde tuzla buz olacak. Bazen kirikoya ihtiyaç duymuyor zaten. Birkaç sefer şahit oldum. Öyle yükleniyor, arabanın bir tarafını kaldırıveriyor kiriko git, gir altına, uğraş, cırt cırt cırt kaldır böyle fazla, bazen kendinde mi o esnada, değil mi bilmiyorum. Ben öyle seyrediyorum. Böyle tutup kaldırıveriyor bir tarafından, hani hangisi olduğu önemli değil. Kaportalarını sağlam yapsalar aldıracak fiydiriverecek böyle. Kaporta elinde kalacak birgün, öyle, şey, ne o, söyleyiver şunu, o lastiğin üstündeki ne diyorlar, çamurluk. Çamurluk, mamurluk, tampon falan, elinde kalacak bir gün zaten. Araba ağırsa eğer, parça kopacak bu kaldıramayacağım diye bir şey yok. Bir de kerpeten, bir şeyi sıkıyor ya elinle, kuvvetli. Ama sıkıyor şimdi, elinde ne var? Kerpeten var veya elinde bir alet var. Aletle yapıyor ama ne oldu Cevdet yaptı oluyor. Cama bir taş attı kırdı. Ne oldu? Mustafa camı kırdı. Taşı söyleyen var mı? Yok. Sizi bir yerlere taşımaya çalışıyorum. Kim kırdı camı? Mustafa. Ama Mustafa’nın elinde ne vardı? Taş vardı. Taşı suçlayan var mı hiç? Mustafa da diyor mu taş kırdı, ben kırmadım diye? Süklüm püklüm geliyor. Dedem Allah rahmet eylesin, ne yaptın be! Bende ses yok. O böyle camı kırılan bir şey, sus be, ona, al parasını, git camını taktır. Dedeme kim laf söyleyecek! Allah rahmet eylesin. Camı kırdı yalnız biri. Camı kıran taş değil. Taş mı, Mustafa mı? Hacı Mehmet kim kırdı ya! Güzeldi!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Kalem mesabesindeki kimselerin Allah’a yakınlığı nasıl ifade edilmektedir?

Allah kalemi yarattı. Kaleme dedi ki yaz. Hadis-i kutsi bakın bu. Kalem dedi ki ne yazayım? Kıyamete kadar olacak olanları yaz. Kalem kendi ilmini mi yazdı, kendi kafasından geçeni mi yazdı? Hayır. Ne yazdı? Allah’ın emrini yazdı. Öyle değil mi? Kalemin suçu ne bunda? Biz kalem böyle yazmış, kahrolsun, kalem diyoruz mu? Demiyoruz. Biz şimdi taşa diyor muyuz, ey taş, sen ne yapmaya benim camımı kırdın. Yok, diyoruz ki sen attın. Ne? Sen attın. Oooo! Taşı atan var. Kim atmış taşı? Taşı atan sorumlu. Şimdi ayeti kerime oturdu. Cenab ı Hakt da Hz. Peygamberine diyor ki, sen atmadın, ben attım. O taşı diyor sen atmadın. Gerçekte ben attım ama kim attıydı? Görüntüde Hz. Peygamber var. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin fiiliyatını, Cenab ı Hak üzerine aldı. Dedi ki ben attım. Sen öldürmedin, ben öldürdüm dedi bir de. Hızır’ın öldürmesi kimmiş? Allah Allah! Allah dediler, bak. Allah demek ki isterse öldürüyor. Öyle mi? Bir çocuğu da öldürüyor. O zaman kimse bir çocuğu birisi öldürdü diye hesaba çekmeyecek şimdi. Amma keyifli oluyor. Nereye geldiniz. Hoş geldiniz. Siz mi geldiniz? Nasıl geldiniz? Ben şimdi nasıl düşüneyim. Hacı Mehmet kalktı, Bayındır’dan geldi mi diyeyim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Kalem kendi kendine yazıyor diye düşünmek neden yanlış?

Kalem kendi kendine yazıyor diye düşünmek yanlış çünkü kalemdeki elin varlığını görmedikten bile elin var olduğunu kabul etmek gerekir. Bu elin Allah’ın eli olduğu düşünülürse, kalemdeki yazıların Allah’ın elinden geldiğini anlayabiliriz. Bu durumda, kalem kendi kendine yazdığını düşünmek yerine, Allah’ın elinden geldiğini kabul etmek daha doğru olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Allah’ın eli neden görünmüyor?

Allah’ın eli görünmüyor çünkü bazen göz tembelliğimizden dolayı eli göremiyoruz. Ayrıca, bazı durumlarda eli görmememiz, bir aldatmaca ile ilgilidir. Bu elin var olduğunu kabul etmek gerekir çünkü Allah’ın eli, kalemdeki yazıların kaynağıdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 389-399. Beyitler Şerhi

Karanlıkta gizlenmiş hırsız kimdir?

‘Fakat karanlıkta gizlenmiş bir hırsız var ki o kıvılcımlara parmak bas- O gönlünde yanan o anlık kıvılcımlara bir karanlıkta birisi var, o daha kıvılcım çıkarken parmağını basıyor, söndürüyor, aydınlanmıyor gönlün. Ya diyorsun ki ya ben de namaz kılıyorum, daha namaz kılarken, kıvılcım çakarken kalbindeki fareler, o kıvılcıma parmak basıyor. Ya benim neden kalbim ilham almıyor? Kıvılcıma rağmen senin kalbine parmak basan birisi var. Kin var, kibir var, tevazu yok. Büyüklenme var, kendini beğenme var, başkalarını hor hakir görmek var. Cimrilik var, edepsizlik var, hayasızlık var, ona buna laf uzatmak var, ona buna dil uzatmak var. Suizan var, bühtan var, haram var. Sen kıvılcım çakıyor ama, o kıvılcımın arkası yok. Bir gönül aydınlanacak, ama içerde karanlık, paralel bir güç var. Oturmuş yerleşmiş paralel güç. Daha kıvılcım çıkarken, parmak basıyorlar. Aydınlanmıyor kalbi, gönlü aydınlanmıyor. içerde karanlık. Bu ne? insanın kötü nefsi. Bu insanın kötü nefsi. Haramlardan uzak olmamak. Edebe riayet etmemek. ince eleyip sık dokumamak. Diline geleni söylemek. Hani Yunus der ya, ‘ele geleni yersin, dile geleni dersin, böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın.’ Bana söylemiş. Tevazu etmiyorum ha, bana söylemiş. Eline geleni ye, diline geleni de. Ha o bırak canım, o öyledir. Ha o mu, ya onun neleri var bir bilsen. Neleri var? Gel bir anlatayım,oooo. Gitti! Karanlık güç devrede, nefis devrede.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 381-389. Beyitler Şerhi

Karanlıkta gizlenmiş hırsızın etkisi nedir?

Orası aydınlanırsa, hırsız görülecek çünkü. Hırsız tanınmak istemiyor. Bir yerde odanın içerisinde birisi dolaşıyor, bir tıkırtı var. Ev sahibi gördü. Işığı yakarsa hırsızın kim olduğunu görecek. Işığı yakmazsa hırsızı görebilecek mi? Hayır. Hırsız ne yapar önce? Görünmemek için şalteri kapatır. Hırsız görünmeyecek çünkü. Şalteri kapatır ki görünmesin kendisi. Ev sahibi tanıyacağım diye uğraşır hemen illaki. Neden? Karanlıkta körsün. Karanlıkta körsün. Hırsız? O kör değil. imtihan bu! Gönlünün aydınlanması lazım. Kalbinin aydınlanması lazım. Bu ne ile mümkün? iman, ondan sonra farzları yerine getirme, ibadet. Haramlardan uzak durma. Nafilelerle Allah’a yaklaşma ve Allah’ı sevme. Bunlar senin üzerinde bulunacak. Bunlar senin üzerinde bulunursa, gönlün aydınlanacak o zaman. Öbür türlü gönlün karanlıkta. Karanlıkta olunca, habire hırsız senin kazandığını götürecek. Kazandığını götürecek. Yok bir şey. Allah bizi affetsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 381-389. Beyitler Şerhi

Karanlıkta gizlenmiş hırsızın kurtarılması nasıl sağlanır?

“Gökyüzünde bir ışık bile parlamasın diye o kıvılcımları bir bir sön- Demek ki bir ışık parlamasın diye ne yapıyor? Bir bir söndürüyor. Gökyüzü bir kimsenin bu noktada kalbidir, aklıdır. Kalbidir, aklıdır! Nefis hep bunları köreltmeyi ister. “Yardımların bizimle oldukça, o aşağılık hırsızdan korkar mıyız hiç?” Allah’ın yardımı olunca ne olur? O hırsızdan kurtulunur, korkulmaz. “Bir adımla binlerce tuzak bile olsa, sen bizimle olduktan sonra, hiç Demek ki Allah’la yakın olursa insan ne yapacak? O hırsızların tuzağından kurtulmuş olacak. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenab ı Hak umduklarımıza nail eylesin. Korktuklarımızdan hıfz-ı muhafaza eylesin, âlem-i islâma birlik beraberlik nasip eylesin. Cenabı Hak inşallah memleketimize de yardım etsin, memleketimize dirlik birlik nasip eylesin, memleketimizi idare edenleri hayırlı eylesin, idare edenlere de hayırla idare etmeyi nasip eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 381-389. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?

Bu yahudi padişahla onun veziri hikayesine devam ediyoruz: "Görünüşte hükümleri söylüyordu." Yani bu padişahın gizli yahudi isevisi, aslında musevi ama görüntüde ne hale geldi? isevi oldu. Hani padişaha dedi bana ceza ver, beni yurdumdan kov. Bu da ne yaptı, gitti o memleketten, başka bir yere gitti. Başka bir yere giderekten dedi ki ben dininden dolayı zulüm gördüm. Ya şu Mesnevi ne kerametvari bir kitap ya! Ya kerameten de böyle tam zamanına geliyor yani. Ne yaptı? O yahudi padişahla, o yahudi vezir anlaştılar. Dediki o vezir padişaha sen dedi yalandan bana dedi eziyet ver, sanki zorluk çekiyormuşum gibi bana çok ceza vermişsin gibi yap. Ben de dedi buradan bir gideyim başka yerlere. Öyle yaptılar, o kimse de dini bir baskı görüyormuş, dini bir zulüm görüyormuş, sanki orada dinini yaşıyamıyormuş gibi gitti. Başka beldeye gitti. Başka beldeye gidince, başladı orada din anlatmaya.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi

Taklid ehli ne demektir?

Avam! Taklid eder. Taklid ederken taklidi bir iman sahibidir, tahkiki olmadığından onun bir gücü yoktur. Avamın imanı ve islamı, suyun üstündeki köpük gibidir. Taklid i bir iman, suyun üstündeki köpük gibidir. Onun bir kıymeti harbiyesi yoktur. O yüzden taklidi iman sahiplerine dersin. Şu partiye oyunu at, giderler oraya atarlar. Onlar derler ki biz bilmeyiz o bilir. Taklidi iman sahiplerine dersiniz şunu şöyle yapın, onu öyle yaparlar. Niçin neden yaptıklarını bilmezler. Bu taklidi iman sahibidir. Haydiii getirin pamuk eller cebe, herkes güldür güldür getirir, neden getirdiğini bilmez, nereye getirdini de bilmez. Adam hep böyle götürmeye, vermeye alışmış ya, biz almıyoruz kardeşim, biz istemiyoruz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi

Kutubun kendi yazdığı kitaptan haberi olmaması neden önemlidir?

Aa! Bir daha bir şey daha öğrendim ben geçenlerde, anlatıyorum ya size. Bu yoktu mesela, bilmiyordum. Uluslararası bir komisyon var komite var. Bu uluslararası komisyon, Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sevgisini, muhabbetini, hadislerini, sünnetlerini, yok etmeye çalışıyorlar. Bu uluslararası komite; profesörlerden, hocalardan, şeyhlerden, böyle bu tip insanlardan, isimlerini alıyor. Diyor ki siz Muhammed i Mustafa sallallahu ve sellem hazretlerinin ismini geçirmeyin fazla sohbetlerinizde. Bana söyledikleri şu. Dediler ki hocam senin takipçin çok. Seni tanıyan da çok. Sen dediler baya tanınan bir kimsesin. Eee? Dediler ki biz uluslararası dinin de çok iyi tanıtılmasını istiyoruz ama işte birisi Muhammed’i, birisi isevi, bu sıkıntılı oluyor. Yine müslümanlar (böyle tatlı tatlı konuşuyorlar) yine müslümanlar diyor böyle şey yapsınlar hani devam ettirirsinler. Siz sohbet lerinizde fazla Muhammed i Mustafa (s.a.v) ’in ismini kullanmayın. Bakın, dikkat edin. Kullanmayanları tespit edin şimdi. Neymiş fazla hadis i şeflerden bahsetmeyecek. Hatta o hadis sahih mi değil mi bakmam lazım. O hadis sahih değil galiba. Zaten hadislerde sahih olup olmama tartışması var. Laflar bunlar, lafızlar. Şimdi ben bunlar bana geldiğinden beri ben böyle televizyona cin kesiliyorum. Bakıyorum, profesörün biri hadislerle alakalı şöyle böyle… Eyvah diyorum, bu kayığa binmiş. Onlar aylık bana aylık ben ucuz adamım ya, bana on milyar teklif ettiler. Bir de kitap yazacaklar benim, o işin bir de bu tarafı şu. Dediler ki sohbetlerinizden kitaplar derleriz, sana kitaplar yazarız. Bunu basımevleriyle görüşürüz, bastırırız ve dediler ki sattırırız, dağıtırız. Türkiye’de hit olursun. Karşılığında Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hadislerinin üzerinde şüphe yayıcılardan olacağım! Karşılığında sohbetlerde Muhammed i Mustafa sallallahu ve sellem hazretleri demeyeceğim fazla. Karşılığı bu. Her ay on milyar lira, bir de kitaplardan gelir. Bu!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi nedir?

Dediler ki sohbetlerinizden kitaplar derleriz, sana kitaplar yazarız. Bunu basımevleriyle görüşürüz, bastırırız ve dediler ki sattırırız, dağıtırız. Türkiye’de hit olursun. Karşılığında Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hadislerinin üzerinde şüphe yayıcılardan olacağım! Karşılığında sohbetlerde Muhammed i Mustafa sallallahu ve sellem hazretleri demeyeceğim fazla. Karşılığı bu. Her ay on milyar lira, bir de kitaplardan gelir. Bu!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi

Tuzak kurma nedir?

Yüzbinlerce tuzak var, resim var biz de yemsiz yiyeceksiz kalmış, haris kuşlara benziyoruz. Bir sürü tuzak kurmuşlar. Hani bir kimse bir kuşu yakalayacaksa onun sevdiği yemi koyar orta yere. Siz bir köpeği yakalacaksanız onu etle yakalarsınız. Onu etle tuzağa düşürürsünüz. Siz bir balığı yakalayacaksanız, oltanın önüne balığın sevdiği bir yem koyarsınız. Solucana gelen balık vardır, solucana gelmeyen balığa gelen balık vardır gibi. Siz bir doğan yakalayacaksanız doğan taklidi yaparsınız, siz bir ördek vuracaksanız geçenlerde televizyonda izledim, sahte ördekler koymuşlar gölün üstüne renkli. Ördek avcıları koymuşlar sahte ördekleri, ördekler daha oraya

gelirken vuruyorlar onu. Ördeği ördekle avlıyorlar. Her avcı hilecidir. Her avcı hilecid, hile. Avcılık hile ile alakalıdır. Bir kimse ava çıktıysa tuzak kurar. hile kurar. islam ise tuzak kurmayı, bir tek düşmana karşı helal kılar. Harp hutadır, harp hutadır, harp hudadır. Düşmana karşıdır. Siz müminlere tuzak kuramazsınız. Siz müslümanlara tuzak kuramazsınız. Siz La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyenlere tuzak kuramazsınız. Kim tuzak kurarsa, Allah o tuzakta onu batırır. Çünkü tuzak kuranların tuzağını Allah bozar. Bu manada tuzak kuranların tuzağını boşa çıkaracak olan, Cenab ı Haktır ayeti kerime var. işte insanları din tuzağına düşürürler. O kimse çıkar çok iyi dindar tuzağı kurar. O kimse çıkar sizden dini harika anlatır size. Müthiş belagatlıdır, müthiş harfler ve cümleler kurar size, aldatır sizi. Neyle? Dinle. Neyaptı o yahudi, gerçekte yahudi olan o vezir? Kendisini hristiyan gösterdi. Hristiyanların içerisine oturdu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi

Din ile ilgili tuzak kurma örnekleri nedir?

Dinleriyle kandırılmışlar, dinleriyle sömürülmüşler, dinleriyle vahşete götürülmülşer, dinleriyle aldatılmışlar, dinleriyle kaybetmişler. insanlar bir şey yapacakları zaman toplumlara bir şey yaptıracaklarında önlerine onların din koymuş ama koydukları din Allah’ın dini olmamış hiç. Hep endi inançlarını koymuşlar orta yere. Din adına katliamlar yapıyorlar ya şimdi, bomba patlatıyor, kimin dini o. Birisi gelecek şimdi buraya bir bomba patlatacak kimin dini o? Bir camide bomba patlatanın dini ne ki? Bir şia camii içinde bomba patlatanın dini ne ki? Bir sünni camide bomba patlatanın dini ne ki? Bir tarikat ehline kafir diyenin dini ne ki? Bir başka din kardeşine tuzak kuranın dini ne ki? Bir mezhebe, bir meşrebe, bir tarikata, bir cemaata, bir müslümana, bir lailahe illallah muhammeden resulullah diyen bir kimseye tuzak kuranın dini ne ki? Bir müslümana kafir diyenin dinine ki, dini ne? Namaz kılmayana kafir diyenin dini ne ki oruç tutamayana, ona kafir diyenin dini ne ki? Başını örtmedi diye bir kadına kafirsin diyenin dini ne ki? Sakal bırakmadı diye bir gence kafir diyenin dini ne ki? Şalvar giymedi diye ona kafir diyenin dini ne ki? Çarşaf giymeyen bir kadına sen mantolu da olsan çıplak hükmündesin, çıplak hükmünde dolaştığından sen kafirsin diyenin dini ne ki? Dini ne? Benim şeyhimden değilsin deyip de onu küfür batağına batmış olarak görenin dini ne ki? Benim mezhebimden değilsin, benim meşrebimden değilsin, benim tarikatımdan değilsin, benim cemaatinden değilsin. O yüzden tukakasın diyenin dini ne ki?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi

Din ile ilgili tuzak kurma sonucu ne olur?

Din adına batırmışlar. Din adına aldanmışlar. Kur’an bize diyor ki sizden ücret istemeyenlerin peşine gidiniz. Kur’an bize diyor ki Allah’a teslim olanların peşinden gidiniz. Allah’a teslim olun işte tarih boyunca insanlığı vahşetten vahşete sokan insanlar, hep insanların önüne din koymuşlar Hristiyanlar neden geldiler bilmem kaç sefer Haçlı Seferi yaptılar, getirilirken ne diye toplandılar? Din adına toplandılar, din adına! Hala da din adına katliam yapılmıyor mu? Ara sıra Bosna’dan bahsediyorum en son gördüğüm yer orası, din adına katl etmediler mi? Camileri bombalamış lar, mescitleri bombalamışlar, şehitlikleri bombalamılar, tekkeleri bombalamışlar, yakmışlar din adına! Huzurevini yakıp yıkmışlar bir kişi sağ çıkmamış ordan. Bildiğiniz huzurevi, yaşlıların, ihtiyarların durduğu yer. Hiçbir dinde yaşlıları ve ihtiyarları, çocukları, kadınları silahsız insanları katletmek yoktur. Siz islam adına da katledemezsiniz. Gidin imam Muhammed Hazretlerinin, imam Muhammed’in ‘islam’da Devlet Hukuku’nu okuyun. Size ayetlerle, hadislerle, sivil insanların katledilemeyeceğini anlatır savaşta. Size ayetlerle, hadislerle; yiyeceklerin, içeceklerin, hayvanların, kuşların, ormanların, yeşilliklerin, insanların, evlerinin yakılıp yıkılamayacağını anlatır size ayet ve hadislerle. islam budur. Siz hiçbir sivili katledemezsiniz, öldüremezsiniz, yapamazsınız bunu. Siz kılına dahi zarar veremezsiniz ama tarih insanların din adına aldatmacaları ile doludur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi

Din ile ilgili tuzak kurma örnekleri ve sonuçları nelerdir?

Ben bazen işte hani Afganistan vardı ya bundan işte yirmi yıl önce falan Afganistan cihadı önde böyle, ben diyordum ki arkadaşlara aldanmayın. Nasıl? Bu zamanda hiç kimse böyle bir cihat yapamaz. Arkasında süper bir devlet olmadıkça. Kullanır sizi süper devletler. Ne oldu Afganistan cihadı, nerde o mücahitler? Nerde kaldılar? En sonunda birbirlerini vurdular. Evet! Rusya’nın dağılıp parçalanma projesiydi Afganistan projesi. Evet Çeçenistan ne projesiydi acaba? Ne oldu Çeçenistan’da, nerde mücahitler, kim kimin adına savaşmışlardı? En son bir Çeçen komutanının nereye sığındığını söyleyeyim mi size? ingiltere’den oturum aldı, ingiltere’de yaşıyor şu anda. Irak Savaşı’nda Basra’da neden bir tane ingiliz askeri ölmedi ki? Şia vardı Basra’da,

Sistani nerden geldi Basra’ya? ingiltere’den geldi. ingiltere’den geldi! ingiltere’de yaşıyordu zaten. Hiçbir ingiliz hükümeti kendi amaçlarının dışında yaşayan, kendi amaçlarına hizmet etmeyen bir müslüman alimi, kendi topraklarında hür bir şekilde yaşamasına müsaade eder, ona pasaport verir mi zannediyorsunuz? Sonra lazım oldu ordaki şialar böyle kendi kafalarından ingilizlerle savaşma temayülüne girdiler. Apar topar Sistani geldi oraya, savaşı durdurdu. Barış yaptırdı. Özgür şimdi gene, gitti gene, ingiltere’ye gidiyor, iran’a gidiyor. Ondan sonra Irak’a geliyor, çok rahat.

Neyle adandı insanlar kendi memleketlerini, kendi vatanlarını kime karşı savunmadılar? ingilizlere karşı savunmadılar. Onlara ingilizlere karşı savunmama öğüdünü veren kim? Sistani! israil içerisinde filistinliler yaşıyorlar. Onların da orda hocaları var, alimleri var. Ne yapıyorlar onlar? israil ile barış içinde yaşıyorlar değil mi? Kendi topraklarını işgal etmiş, kendi atalarını, ecdatlarını katletmiş bir sistemle, bir devletlerle barış halinde yaşıyorlar. Ne kadar barışıklar! Mücadele ediyormuş gibi görünenlerin bir kısmı, öldükten sonra mossad ajanı olduğu çıktı. Ne acı değil mi mslümanlar için! Evet, bunlar acı şeyler. Neyle bunlar olur? Din ile. Ben sizi din ile aldatabilirim, ben sizi din ile kandırabilirim. Eğer niçin gerçek dini anlatanlar hiç meşhur değiller? Ben televizyonda müslüman müslümandan faiz alırsa annesiyle Kabe duvarının dibinde annediyle zina etmiş gibidir diye hadis-i şerifi söyledim, kalbime gelen şu oldu. Bu son programın Mustafa Özbağ dedim içimden. Seni burda otutturmazlar şimdi dedim. Televizyona, televyionun sahibi geldi arada. Hocam bir tanışayım dedim dedi. Hoş geldin, hoş bulduk, tanıştık. Program bitti, dedim ki ben televizyonu bırakıyorum. iki program kaldı dedim sözümde, iki program sonra son dedim. Hiç devam edelim demediler. Bir yerlerden bulmuşlar. Nerden istanbul’dan bir kanaldan arıyorlar, geçmiş gün şimdi, işte programa gelir misiniz dediler. Dedim ki kardeş, benim dilimin tavanı yok. Benim vavım bozuk dedim. Bana birisi dedim bir şey sorar, ben kitabın ortasından cevap veririm. Sizin televizyonunuz kapanır dedim. Hocam biz bir daha istişare edelim, seni arayalım dediler. inşallah dedim. Hala da istişare ediyorlar, istişareye devam ediyorlar. Evet! Neden? Allah’ın dini rahatsız eder! Kimleri? Dinden geçinen insanları.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 367-373. Beyitler Şerhi

Hani vezir padişahla anlaştı ya padişah ona ceza verecek ve ondan sonra cezadan birisi gelecek onu kurtaracak mıdır?

Hani vezir padişahla anlaştı ya padişah ona ceza verecek ve ondan sonra cezadan birisi gelecek onu kurtaracak. Böylece o hristiyanların içine girecek, hristiyanmış gibi davranacak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 350-367. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları