Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Klasik Eserler ve Şerhler — Sayfa 14

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 14/19

Fena bir adet koyan kişiye ne denir?

“Kim fena bir adet koyarsa ona her an lanet gider durur.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 740-744. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 740-744. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?

Ardından gelenler hep gitti. Bu cemaate bir şey nasip oldu. Bu tekke, seksen yıl sonra tekrar nefes aldı burda. Şimdi kardeşler hizmet ediyorlar burda. Bir iyilik kapısı aralandı. Seksen yıl sonra sema edilip Allah denildi. Seksen yıl sonra. Hani Hızır’dan bir kıssa anlatıyorum ya, hani Hızır su künkünü kırmış ya, Musa demiş ki bu künkü neden kırıyorsun, kötülük yapıyorsun! Hızır Aleyhisselam sonunda demiş ya baktım demiş bu su künkünü Su yoluna getiren götüren tamir eden vesile olan cennetin 8. katına çıkmış. Şimdi künkü kırdım döktüm, arkadan gelen salih insanlar bu künkü tamir edecekler yeniden, yeniden bu suyu akıtacaklar, Allah onları da ehli cennet edecek dedi. Seksen yıllık paslanmış olan zincir kırılıyor burda. Seksen yıl sonra bir yol açılıyor. Seksen yıl sonra, su yolu açılıyor. Yeniden künk oluşuyor. Siz iyilik yapmaya devam edin. iyilik için savaşmaya devam edin ve arkanıza iyilik bırakın. Adet olarak iyi bir adetiniz kalsın. Yol olarak iyi bir yol bırakın arkaya. Bizler göçüp gideceğiz herkes gibi. Sizler de göçüp gideceksiniz ama düşünebiliyor musunuz, bu tekke dört yüz elli yıllık. Nice dört yüz elli yıllar daha bu tekke yaşayacak. O yüzden buraya iyi adet bırakın. Buraya iyi yol bırakın. Bir dörtyüz sene sonra, yüz sene sonra şunu demesinler. Ne kötü bir adet bırakmışlar. Elli yıl sonra şunu demesinler, ya bu ne alakası var bunun Kur’an’la sünnetle, ne kötü bir adet bırakmışlar. Bunu söylemesinler. O yüzden salih ameller işleyin. iyi ameller arkanızdan bırakın. iyi nefesler bırakın arkanızdan. Yirmi yıl sonra benim söylediğimi birisi gelir söyler size. Ben ne diyorum, 28 Şubat’ta kepenk kapattılar diyorum. Kötü bir adet bıraktılar. Zorluğu görünce kaçıp gitmeyi öğrettiler etraflarına, kötü bir adet bıraktılar. Bu ülkeyi ne üdüğü belirsiz insanlara peşkeş çekmeye çalıştılar, 15 Temmuz! Sizler iyiliğin savunucusu, iyiliğin bayraktarı olun. Biz 28 Şubat’ta bir avuç kaldık, yılmadık biz. Bin kusur kişi ders yapardık, bırakıp gittiler. Kendilerince çekleri vardı, senetleri vardı, sepetleri vardı, dükkanları vardı, eşleri vardı, çocukları vardı. Zalimlerin korkusu sardı herkesi. Bırakıp gittiler. Eleştirerekten, laf söyleyerekten, namusumuza, şerefimize, haysiyetimize, laf söyleyerek gittiler. Dedim ya, burayı bırakıp giden vahşileşir diye. Vahşileşerek gittiler. Ama bakın 28 şubat geliyor ya şimdi, damarım kabarıyor ya benim, yaşadığım şeyler aklıma geliyor ya, kendince filmi geri sarıyorum. Nefreti makamından değil. Filmi geri sardığımda da aklıma geliyor. Eliyle benim evimi gösterenler aklıma geliyor. Hususi karakola gidip kendince beni şikayet edenler. Aklıma geliyor. Eline hasbel kader borç demişim ben, borcum değildi de borç demişim, senet vermişim. Sorguda, sualde polisin elinde görüyorum onu. Bana fotokopisini gösteriyor. Bu imza senin değil mi diyor. Ben de benim diyorum. Borç senedi, yasak mı diyorum. Vergi dairesinin benim hakkımda tutmuş olduğu tutanak, bir arkadaş dükkanda gösteriyor fotokopisini, Mustafa abinizin diyor bu, benim elimde olmayan tutanak. Sarıyorum ya ben geriye doğru. Siz iyilik bırakın. Arkadaşlarınızı, dostlarınızı, yol kardeşlerinizi asla satmayın, hainlik yapmayın. Bir sofrada yemek yediğinize ihanet etmeyin. Beraber halakada zikrullah yapmışsın. O yapsın, sen yapma. Beraber aynı şeyhin elini tutmuşsun, o yapsın sen yapma. De ki benim şeyhimin elinden tuttu o. Sen içine göm. Sen kötülük yapma. Sen arkadaşını satma. Karanlık günler ebedi değildir, geçer. Zor günler ebedi değildir, geçer. Sıkıntılar ebedi değildir, geçer. Sen zaten bu yola girerken sıkıntı, bela, musibet, dert, hastalık, borç, harç, varlık, yokluk eşten imtihan, çocuktan, anneden, babadan, arkadaştan, dosttan, sevgiliden, herkesden imtihan olmayı göze alarak gelmişsin. Sen hançerlenmedik yerin kalmayacasına, öylesine çıkacaksın sevgilinin huzuruna. Senin vücudun delik deşik olacak. Her tarafında hançer yarası olacak. Her tarafın kan revan olacak. Sen sevgilinin huzuruna böyle çıkacaksın. Sana yakışan o zaten. Neden? Sen kutlu bir davanın kutlu bir yolcususun. Seni bırakırlar mı? Bırakmazlar. Sen bunun bilincinde yaşa ama sen, sende de hançer var. Sen hançerini kardeşine çevirme. Sende de silah var. Sen silahını kardeşine çevirme. Sende de dua var. O peygambere gelen melek sana da gelir. Sen peygamber değilsin ama vallaha gelir ama billaha gelir ama karanlık bir dehlizde gelir ama hançerin tam gırtlağına geldiği bir anda gelir. Söyle der. Ben dua edeyim. Seni bu hale getirenlerden hesabını Allah sorsun der. Sen o hesabında Muhammed-i Mustafa(s.a.v.)’yı aklına getirirsin. Gönlünde onu yeşertirsin. O helak et demedi. Neden? Onlar senin çünkü zikir kardeşin. Onlar çünkü senin aynı şeyh el bağlamış, aynı şeyhe el pençe durmuş ve sen kendi elinle o şeyhe götürmüşsün. Söyleyemezsin. Söylememen gerekir. Dilini tutmam gerekir, yüreğini tutmam gerekir. Demen gerekiyor ki hayır, o benim şeyhimin elinden tuttu. Onlarla biz aynı halakada zikrullah yaptık. Gözgöze durduk. Diz dize durduk. Yan yana durduk. Benim babamın evlatları, Yakup’un çocukları gibi görün. Yusuf’u kuyuya atan, Yakup’un diğer çocuklarıydı.Yakup’un kuyuya atılan Yusuf’u da var, kuyuya atanları da var. Bu böyle gelmiş. Sen göze al. Sen vücudunda hançerlenmemiş, hançer yarası kalmamış bir şekilde mahşere çıkmayı göze al. O yüzden savaş bitmeyecek. iyiler bir tarafta olacak, kötüler bir tarafta olacak. Hem gönül dünyanızda, hem gönül vatanınızda savaş bitmeyecek, hem de yaşadığımız topraklarda savaş bitmeyecek. Her iki savaşın da biteceğini söyleyenler, düşünenler benim nazarımda ya kördür ya ahmaktır. Allah bizi affetsin inşallah. Allah rızası için El- Fatiha meessalavat.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 740-744. Beyitler Şerhi

Hristiyanlardan Ahmet adını hor tutan diğer fırka nedir?

Bir fırka vardı. Ondan Hristiyanlardandı yine. Ahmet adını hor tutmuyorlardı.incili okudukları eserlerin, kitapların içerisinde Ahmet adını duyduklarında, gördüklerinde hemen gerekli olan hürmeti gösteriyor, böylece dc Cenab ı Hak onlara merhamet ediyordu. Şimdi konu başlığı ‘Hristiyanlardan Ahmet adını hor tutan diğer fırka’yı anlatıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi

Hani bir vezir vardı mı?

Biraz hatırlamanız için geriye doğru gideceğim. Hani bir vezir vardı. O vezirle padişah anlaşmışlardı. O padi, Hristiyanlara savaş açacaktı. Vezir dedi ki böyle nereye kadar öldüreceksin. Hepsini öldüremezsin. Bir oyun tezgahladılar. Ne yaptılar. Sanki vezir Hristiyan mış gibi o hale büründü ve işte padişahının elinden cezadan zor kurtulur gibi yaptı. Hristiyanların içine sığındı. Hristiyanların içine sığınaraktan Hristiyanmış gibi davranmaya başladı. Hristiyanların içerisinde öyle Hristiyan olduğuna, öyle takva olduğuna, öyle inandığına öylesine büyük inanç sahibi olduğunu inandırdı ki Hristiyanlar onu tabiri caizse bir aktap, bir kutup gibi gördüler. Öyle görünce o vezir başladı bütün o topluluğun içerisindeki kavim kavim insanlara farklı farklı din algısı oluşturmaya çalıştı. Farklı din algısı. Biri bir topluluğa gidince dedi ki muhakkak oruç tutun, nefsinizi tezkiye edin, öbür topluluğa gitti Allah’ın verdiği nimetleri neden yemiyorsunuz, yiyin için dedi. Öbür tarafa gitti Muhakkak bir usta bulun, bir üstadın dizinin dibinde oturun dedi, öbür tarafa gitti usta da sensin üstat da sensin çırak da sensin dedi. Öbür tarafa gitti muhakkak işte cömert olun dedi sahaveti onlar anlattı, öbür tarafa başka bir tomarada gitti, tomara yazdı dedi ki bu fakir fukara seninle beraber mi kazandı, bırak cömertlik yapma dedi. Bir topluluğa gitti, onlara da bir risale yazdı. O risalesinde muhakkak geceleri kalktın, ibadet edin, namaz kılın dedi, öbürkünlere dedi ki namaz kılmanızı gerek yok, kalbiniz temizse mesele yok dedi. Siz ihlaslı, samimi olun dedi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlana Celâleddîn-i Rûmî’nin anlattığı Yahudi ve vezir hikayesindeki veziri kim işaret ettiğini söylüyor?

Hz. Mevlana Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin bu anlattığı Yahudi ve vezir hikayesindeki veziri bir kısmı Pavlos’u işaret ettiğini söyler. Hristiyanlardan Pavlos’u işaret ettiğini söyler, der ki işte Hz. Pir burda Pavlos’u işaret etti der. Ben bunu kabul edenlerden değilim. Şöyle değilim, bu tip insanlar, bütün dini inanışların içerisinde çıkabilecek olan bütün dini inanışların içerisinde olabilecek olan hadiseler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi

Dini akıllaştırmanın sonucu ne olur?

Din, tabiri caizse tamamiyetle duygu ile alakalıdır. Şimdi Türkiye’de duygunun dışına çıkarmaya çalışıyorlar dini. Duygunun dışına çıkardıklarında asıl facia çıkacak zaten o zaman. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi

Duygunun dışına çıkarmaya çalışanlar ne yaparlar?

Tamamen duyguya bağlamak hukuku yok etmek, bu da tehlikeli. Yani dinin çünkü kendi içerisinde bir hukuku var. O hukuku yok hükmünde görmek, o hukuku bertaraf etmeye çalışmak, bu da büyük facia. O zaman hani çift kanatlı derler ya, bir tarafta hukuk, bir tarafta duygu, duygunun aslında sağlaması hukuktur. Hani duyguyu bir dairede tutan, duyguyu bu noktada serseri mayın gibi ortada bırakmayan şey hukuktur. Burda hukuk derken hani kesmek biçmek anlamında değil, ölçüdür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi

Fitnelere maruz kalmayanlar ne yaparlar?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem in ismi geçerken hürmet ettiler, kendilerini bozmadılar. Bu vezirin fitnelerine düşmediler. O zaman bu vezir gibi bu vezir anlayışında şahıslar, kurum kuruluşlar,islam dünyasının içerisinde de çıkması mümkün mü? Evet. Bunlar da dini farklı yorumluyoruz yeni yorum katıyoruz diyerekten Kur’an ve sünnetin dışındaki ölçüleri bize ölçü olarak önümüze koymaya çalışıyorlar mı? Evet. Ne yapıyor? Birisi kaderi inkar ediyor. Kadere imanı inkar ediyor. Ne yapıyor? Birisi kabir azabını inkar ediyor. Ne yapıyor? Birisi hadisleri inkar ediyor. Ne yapıyor? Bir kısmı hadislerin büyük bir kısmını inkar ediyor. Ne yapıyor? Bir kısmı tesettürü inkar ediyor. Ne yapıyor? Bir kısmı diyor ki bu yasaklar Kur’anın indiği döneme aittir. Bu dönemleri bağlamaz, o gün için insanların içerisinde böyle bir hadiseler varmış, o döneme ait bu yasaklar, bu dönemde bu yasakların olmaması lazım. Ne yapıyor, kimisi diyor ki bakın bunlar yumuşak yumuşak anlatıyorlar. Faiz haram. Eee? Ayeti kerimede kat kat olanı dendi? Eee? işte o yüzde yedi olursa faiz haram olmaz. Yok yüzde altı olursa olmaz! Hoş geldin 23 Nisan! Bu kat kat değilmiş. Bu kat kat olmadığından dolayı, bu faiz caizmiş. Örneğin neymiş? islamın hukuku indiği dönemde geçerliymiş! Şimdi islam hukukunu savunmak gericilik, yobazlıkmış. Tarihsel süreçte böyle bir şey yaşanmış. Şimdi evrensel süreçte böyle bir şey olması mümkün değil. Evrensel hukuk neyse geçerli hukuk o olmalıymış. Yani müftülerde de şimdi nikah kıyma salahiyeti var, iki eşcinsel gelince müftü efendi nikahını kıyacak! Neden? Evrensel hukuka göre bir kimse kendince, kendi cinsel yolunu seçebilir mi? Evet! Eşcinsel olabilir mi evrensel anlayışa göre? Evet. O zaman iki tane bayan geldi, birisi erkek rolünde, birisi bayan rolünde. Bizim nikahımızı kıy dediğinde nikahı kıyacak evrensel hukuka göre veya birisi erkek, iki erkek birisi kadın rolünde, birisi erkek. Onlar da geldiklerinde bizim nikahımızı kıy deyince onlar da nikahı kıyacaklar evrensel hukuka göre.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi

Medyumculuk ve tarot falı hukuki olarak ne durumdadır?

Medyumluk serbest. Adam tabela asmış oraya. Medyum bilmem kim, kahve falı bakılır, tarot falı bakılır, bilmem ne falı bakılır! Benim büronun arkasında oradan gördüm ben, adam kocaman tabela asmış oraya. Medyum bilmem kim. Ordaki komşulara sordum, ne yapıyor dedim. Sorma hocam dedi sorma! Ya sordum artık bir sefer dedim, ne oluyor? Ah hocam dedi! Ne kadınlar, kızlar geliyor. Namusları burda dedi perişan oluyor dedi. Bu şerefsiz, namussuz, bu devlet bunlara nasıl izin veriyor! Bir sor, bin ah işit. Ondan sonra hocam vuracağız biz onu dedi. Dedim sakın ha! Dedim cezaevini boylarsınız. Adam dedim oraya tabelayı asmış, vergiye kayıtlı. Tarot falı bakıyor, işte ne o, kahve falı bakıyor. Fal dinen haram mı? Haram. Hukuken bakılabilir mi? Adam vergi levhasını asmış mı oraya asmış, adam iş yeri açmış. Tarot falı, kahve falı, ne o, nasip açılır, evlenemeyenler gidecekler, nasip açtıracaklar! Adam iş yeri açmış. Falı islam yasaklamış. Kur’an-ı Kerim’de fal okları şeytanın işidir diyor. Onun peşinden gitmeyin diyor ama orda tabelası asılmış.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 734-739. Beyitler Şerhi

Ruhun varlığını kabul eden kişiler kimlerdir?

En ateist tıpçılar dahi sonuçta hastanelerde ruh ve sinir hastalıkları diye bölüm açarlar. Ruhun varlığını kabul ederler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 725-726. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 725-726. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Bu eşcinselliği önleyemedikleri, önlemedikleri için helake uğradılar. Halimizi siz düşünün şimdi! Türkiye’de eşcinsellik suç değil. Dinen suç, kanun önünde suç değil ve Lut’un kavmi eşcinsellik yüzünden helake uğradı ve Lut’un kavminin içerisindeki Müslümanlar, o eşcinsellerle ve eşcinsellikle mücadele etmedi. Onlara iyiliği emredip kötülükten nehyetmediler. Bütün toplumların dağılmasının sebebi, iyiliği emredip kötülükten nehyetmemektir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 725-726. Beyitler Şerhi

Müslümanların toplumda barış sağlayabilmesi için ne yapmaları gerekir?

Toplumun içerisinde barış sağlanacaksa ancak böyle barış sağlanacak. Uç bir şekilde böyle şataatlı şatafatlı yaşantıyla değil. Müslümanın hayatı, yaşantısı lüks, şatahat, şatafat içerisinde değildir. Bir müslüman gidip bir akşam yemeğine beşyüz bin lira vermez. Bir mümin, bir mümin, akşam yemeğini bir milyon vermez. Mümin ise onun içinin sızlaması lazım. Soğukta fakir fukara bunu bulamıyor deyip onu yememesi lazım. Onu yememesi lazım! Bir mümin çok lüks bir restorana gidip orda yemek yemez. Bir mümin gidip bilmem kaç boynuzlu otele gidip orda yemek yiyeceğim, orda bir şeyler yapacağım diye uğraşmaz. Mümin, mümince yaşar. Der ki Hz. Ömer efendimizin meşhur sözü, halife ona güzel bir yemek getiriyorlar. Çağırıyor ordaki bugünkü tabirle yaverini. Diyor ki benim tebaamın en fakiri bu yemeği yiyor mu? Hayır ya emirel müminin diyorlar, hayır. Kaldırın diyor o tabağı. Tebaasının en fakirinin yediği yemeği yemeyen, giydiğini giymeyen yalancı bir halifedir. Yalancı bir başkandır. Yalancı bir devlet başkanıdır diyor. Kaldırım bunu, bugünkü tabirle. En fakirinin yediğini yemeyen. Aynı şey patronlar için de geçerli. Sen fabrikada gideceksin kebabı yiyeceksin, yanındaki elemana beş liraya tabldot yedireceksin. Yediremezsin! Sen iş yerinde ne yiyorsan, senin elemanın da onu yiyecek. Eğer sen gidip de kebabı çevittiriyorsan, elemana da üç liraya, dört liraya, beş liraya tabldot yediriyorsan, sen de zalimsin. Evin içerisinde, evde baba kendine özel et yaptırıyor da çoluk çocuk çorbaya ota talim ediyorsa o baba da zalimdir. Evde anne evde hiç kimse yokken pirzolayı kızartıp öğlen yemeğinde götürüyor da akşamına bey geldiğinde tarhana çorbasını beyinin önüne koyuyorsa, o kadında zalimdir. Evde çocuk işte herkesin ortak yiyeceği bir eti aldı, gündüz kavurdu, yedi, kendi kendine aile ne yerse yesin, o çocuk da zalimdir. O çocuk da zalimdir. Mümin öyle yaşayamaz. O zaman ne yapıyor? Bu müslümanların önemli özelliklerinden birisi. Müminler ne yapıyorlar? Namazlarını kılıyorlar, zekatlarını da veriyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 725-726. Beyitler Şerhi

Cezbe nedir?

Asıl cezbe, Allah için gözyaşı dökmektir. Asıl cezbe Allah yolunda cenk etmektir. Asıl cezbe, hani var ya Hz. Ömer radıyallahu anh hazretlerinin zamanında oluyor, iran seferinde. Sahabenin birisinin ayağı kesiliyor. Ayağının kesildiğini farkında değil. Savaşın o dehşetinden, o debdebesinden, ayağının kesildiğinin farkında değil. Ne zaman ki namaz kılmak için namaz kılmak için geriye çekiliyor, namaz kılacak, attan kendisini indirirken, küt dek düşüyor, o zaman anlıyor ki ayağı kesilmiş. Cezbe budur. Gençler şimdi öğrensinler bunu. Mademki şimdi böyle bir tecelliyat oldu, cezbe odur. Cezbe nedir? Sahabeden birisi savaşta yaralanıyor. Önceden yarayı tedavi etmek için yakarlardı, dağlamak, ateşle dağlamak. Bir demiri kızdırırlar, kızdırırlar, kızdırırlar, yaranın üzerine basarlar. Böylece dağlayarakdan mikropları öldürürler yara azmasın diye. Yarayı açarlar böyle kapanmadıysa, birbirine dağlarlar. Ashap diyordu ki durun, bu yarımı benim namazda dağlayın. Abdest alırdı, kıbleye yönelir, namaz kılar, o esnada da o hekimler onun yarasını dağlarlardı. Selam verdikten sonra ashap derdi ki dağlamadınız mı yaramı. Onlar derlerdi ki dağladık elhamdülillah derdi, bakın namazda cezbe hali budur. O kimse kendinden geçer yarası dağlanır. Yarası dağlanır, o farkında değildir. Hani Hz. Ali radıyallahu anh hazretlerinin ayağına ok batıyor ya, ayağına ok batınca diyor ki durun, bunu diyor namazda çıkarın. Ne yapıyorlar? Namaza duruyor, namazda Hz. Ali radıyallahu anh hazretlerinin ayağından oku çıkarıyorlar. Hz Ali efendimiz selam veriyor, namazdan çıkıyor, neden sözümü dinlemediniz, neden namazda çıkarın dedim, oku neden çıkarmadınız deyince, ya emirel müminin diyorlar, biz oku çıkardık. Cezbe budur. Anladınız? Hani kur’an-ı kerim okur ya hafızlar, hafızlar kur’an-ı kerim okurken camiden birisi bağırır Allahhhhhh! O cezbe değildir. O nefsaniyettir. Önümüzde örnek Ashab ı Resulullah var. Örnek, önümüzde örnek Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri var. Ne diyor ayet-i kerimede? Allah’ı zikredenler için o peygamberde güzel örnekler vardır. Biz ona bakarız. Biz Ashabı Resullah’a bakarız. Bizim için örnek odur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 725-726. Beyitler Şerhi

Çanakkale’de cepheye semamız var mı?

Çanakkale’de cepheye semamız var. Aslında kardeşler farkında değil. Biz cepheye sema ederken, biz işin felsefesini otutturduk. O yüzden Temmuz darbesinde tek vücuttuk. Onun felsefesi bizde önceden oturmuştu. Biz hazırdık. Türkiye’nin içerisinde her türlü vatana, millete, kur’an’a, sünnete kasta, kastetmeye kalkarsa birileri, en hazır olanı biziz. En hazır olanı biziz. Öyle topla, tüfekle, tankla değil, yüreğimizle hazırız biz. Sevdamızla hazırız. Mücadele ruhumuzda hazırız biz. Bununla hazırız biz. O yüzden ümitsizlik yok. O yüzden karanlık yok. O yüzden umutsuzluk yok. O yüzden hımbıllık yok. O yüzden yenilmişlik psikolojisi yok. O yüzden pes etmek yok. Bakın pes etmek yok. Bakın, hiç sormadım daha benim etrafımda, böyle yanı başımda duran insanlar pes etmiş insanlar değildir hiç. Ben sevmem pes etmeyi, pes eden insanları da sevmem. Açık açık konuşurum ben. Mücadele edecek, pes etmeyecek adam, koşuşturacak. Canını dişine takacak. Mesleğinde işinde, aşında, eşinde mücadeleci olacak, mücadeleci olacak. Geri dönmeyecek. Geri dönmeyi bilmeyecek adam. Ben onun bir yerden geri döndüğünü görmeyeceğim, duymayacağım. Ben onun bir yerden geri döndüğünü, geri durduğunu duyar görürsem, soğurum ondan ben, açık açık. Ben o kimseden soğurum. Derim ki bu mücadele edemedi. Bu gayret edemedi. Bu koşmadı. Ben sordum birine, çocuklarına kim bakıyor, sustu. Yürü dedim yanımdan.Yürü! Benim yanımda durma. Bitti! Mücadele edeceksin kardeşim, koşacaksın. işin, koşacaksın, mücadele edeceksin. Bir iş mi yapıyorsun, koşacaksın, mücadele edeceksin. Olmadı. Laf! mücadele etmedin, koşturmadın, gayret etmedin, savaşmadın kardeşim. Savaşsaydın olurdu. Canını dişine takmadın. Canını dişine taksaydın, olurdu. Bitti! Lütfü usta, hiç yapamadığın araba oldu mu bugüne kadar? Cevdet usta, hiç tamir edemediğin araba oldu mu bugüne kadar? Haci Erkan, hiç geri döndüğün bir şey oldu mu bugüne kadar? Murat, geri döndüğün bir şey oldumu bugüne kadar? Bitti! Bu kadar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 723-724. Beyitler Şerhi

Katı taş ve mermer bile olsan, gönül sahibine erişirsen, cevher olursun. Temizlerin muhabbetini taaa canının içine dik. Gönlü hoş olanların muhabbetinden başka muhabbete gönül verme. Bu sözlerin anlamı nedir?

” insan eğer başıboş bırakılırsa, bir eğitim almazsa, bir terbiyeden geçmezse, hayvandan bir farkı kalmaz. Hayvandan farkı kalmayacağını bilen Cenab ı Hak varlık alemine ilk insan olarak Adem’i gönderirken, Adem’i de peygamber olarak gönderdi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Zararlı teorilerin İslam’a karşı etkileri nedir?

Öyle yontma taş devri, cilalı taş devri, yok işte ateş yakmasını bilmiyorlardı, yok odun kömür bilmiyorlardı, yok şempanzeden geldik, yok özel bir maymun türünden geldik, yok işte önce balıktın, sonra maymun oldun, sonra işte insan oldun, bu Darwin Teorisi teori zaten. Saçmadan safsatadan, insanları din olgusundan dışarı çıkarmaktan başka bir şey değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Batı ve komünist güçlerin İslam’a karşı taktikleri nedir?

Zaten dünya üzerindeki hegomonist güçler ayakta duran tek din her şeyle ayakta duran islam dinini yıkmak, dağıtmak için her türlü alavereyi, dalavereyi, her türlü hokkabazlık, her türlü hilebazlık, her türlü vahşiliği yapıyorlar. Bildiğiniz vahşilik yapıyorlar. Çünkü batı ve bu hey komünist güçler biliyorlar ki tarihsel olarak ve tarihi bir metin olarak ne Tevrat var ne incil var ne de Zebur var ne de daha önceki peygamberlere indirilmiş olan sayfalar ve emirler var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Cenab ı Hak, o velilerin, o velilere karşı müminlerin içerisine bir muhabbet koyuyor neden?

Çünkü Hadis-i Kutsi ile sabit: ‘Kul Allah’ı sever, Allah da kulunu sever. Allah kulunu sevince, Cebrail’e nida eder, emreder. Ey Cebrail. Allah filanca kulunu sevdi. Gök halkına nida et.’ Bakın, meleklere değil, gök halkına. Gök halkı deyince melekler var, cinni taifesi var, farklı varlıklar, yaratılmış olanlar var. Gök halkı, gök halkına nida et. Onlar da kulumu sevsinler. Melekler, mümin kulların kalbine ilham eder. Kimin kalbine ilham ediyormuş? Mümin kulların kalbine ilham eder. Allah filancayı sevdi, siz de sevin. Allah filancayı sevdi, siz de sevin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Neden hadisleri inkar edenlerin sufi düşmanlığı var?

O yüzden hadis düşmanlığı var. O yüzden sufi düşmanlığı var. Yaşayamıyor ya! Yaşayamıyor!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Neden sufiler sevilmemektedir?

Şimdi o yüzden normalde insanlar sevmiyorlar sufileri. Sebep? Çünkü sufilerdeki tertemiz iman hoşlarına gitmiyor. Sufilerdeki tertemiz peygambere bağlılık, hoşlarına gitmiyor. Farkında değil insanlar. islam dünyasını dizayn etmeye çalışıyorlar. islam dünyasını dizayn ederlerken, yine içinden paralı askerlerle dizayn etmeye çalışıyorlar. Bir tarafta selefi vahabi baskısı, bir tarafta milliyetçi iran Şia baskısı, içerdekiler kimisi kaderi inkar ediyor, kimisi ay halini inkar ediyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Neden kader imanı ile alakalı değil diyorlar?

Adam kaderi inkar ediyor, bir şey söyleyen var mı Türkiye’de? Hayır. Bir açıklamada bulunan var mı diyanetten? Hayır. ilahiyatçılardan bir ses var mı? Hayır. Gazeteci veya gastecilerden bir ses var mı? Hayır. Öyle değil mi? Basından, yayından, üniversiteden, diyanetten hiçbir yerden hıyanetten hiçbir yerden ses yok. Devlet kademelerinden ses yok. Kültür bakanlığından ses yok. Diyanet işleri başkanından ses yok. Diyanet işleri başkanlığından sorumlu devlet bakanından ses yok. ilahiyatçılardan ses yok. Gazetecilerden ses yok, gastecilerden ses yok. Televizyonculardan ses yok!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Neden kaderin imanı ile alakalı olduğunu düşünmüyorlar?

Neden biliyor musunuz kaderle alakalı imandan çıkarıyor. Bunu tefekkür ettiniz mi? insanın yaradılışı kaderdir çünkü. Senin gözünün önde olması kaderdir. Senin insan olarak yaratılman, kaderdir. Senin gözünün ensende çıkmaması kaderdir çünkü. Bu kadere iman etmeyen ahlaksızlar, kadere iman etmeyen vicdansızlar, kadere iman etmeyen, kökü dışarda satılmış vatan ve din hainleri, aslında, aslında onlar şeyci, şempanzeden geldiğine inananlar çünkü şempanzeden geldim derse, evrimi kabul edecek. insanın evrimini. Yani seni insan olarak yaratması kader değil. Sen şempanzeden oldun zaman içerisinde. Sen insan değildin, sen insan değildin, sen şempanzeden geldin. Yani senin insan olarak yaratılman bir kaderden değil. Oysa güneşin yaratılması kader. Güneşin dönmesi kader. Yıldızlar bir kader üzerine, bir hesap üzerine. Otun yaratılması kader, buğdayın yaratılması kader, buğdayın üzerindeki kromozomlar kader, meyvenin yaratılması kader, meyvenin üzerindeki kromozomlar kader. Senin dnan kader, senin kromozomların kader, bütün görmüş olduğun yaratılışın tamamı kaderden ibaret.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Hadisleri inkar edenlerin hukuki mücadelesi ne olacak?

Biz bu konuda vazifemiz var. Biz nerde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şeriflerini inkar ediyorlar, nerde hadisi şeriflere laf söylüyorlar, nerde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin koyduğu ilkelere hakaret ediyorlar, yok sayıyorlar. Bu yılbaşından sonra, yarın istişaremiz var, bunun hukuki mücadelesini başlatacağız, bütün arkadaşlar. Neyse hukuki zemini, bunu gideceğiz, şikayet edeceğiz Cumhuriyet savcılığına. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar etmek, hadislerine laf söylemek kolay olmayacak bundan sonra. Kolay olmayacak! Öyle bir şey yok! Herkes sessiz koyun gibi. Millet çıkıyor televizyona, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisleri ile alakalı, bilir bilmez, doğru, yanlış istediği şeyi söylüyor. Hani geçen gün öğretmenin birisi demiş ya eşofman giyen kızlar zina hükmünde demiş, adamı paaat şeytan aldılar, ne o, görevden aldılar. Ya bunu söyledi diye adamı görevden alıyorsun, adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar ediyor, bir sürü öğretmen var, onlar görevde duruyor. Hadisleri inkar eden müftüler var. Hadisleri inkar eden imamlar var. Hadisleri inkar eden imam hatip öğretmenleri var. Hadisleri inkar eden profesörler var, doçentler var, öğretim üyeleri var. Hadisleri inkar eden bakanlar var, bakan var bakan! Hadisleri inkar eden bakanlar var!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi konusunda ne söylenmektedir?

Allah ile oturup kalkmak isteyen kişi, veliler huzurunda otursun.’ Topluluğa dost ol, dersleri takip et, arkadaşlarının, kardeşlerinin yanında dur. Topluluğa dost ol. Zira kalabalık ve kervan halkının çokluğu, yol vurucuların belini kırar, onları kahreder. Derslerin kalabalık olması, derslerin düzgün olması, yol vurucu münafıkları, kâfirleri kahreder. Tekken de ders var, evinde oturma, derse git. Dergahında ders var, evinde oturma, dersine git. Mahallende ders var, evinde oturma, dersine git. Allah adamı ol, Allah adamı! O kalabalık ne yapar? Yol vurucuların belini kırar. Şeb i Arus varmış, herkesi götür. Deki meyhaneye giderken götürürdüm, bara pavyona giderken götürürdüm, heva hevese giderken götürürdüm yanımda. Götürürmüydün? Götürürdün! Hiç birimizde biz medreseden gelmedik. Var mı medreseden gelen burada? Elini kaldırsın.Yok! Biz hepimiz sokaktan gelmeyiz. Biz hepimiz sokaktan, bataklıktan gelmeyiz. Biz hepimiz de bataklık gülüyüz. Biz bataklıkta doğmuşuz. Biz bataklığın içinden çıkmışız. Biz kardelen çiçeği gibi her türlü zorluğa, her türlü meşakkate, her türlü sıkıntıya, her türlü baskıya göğüs gerip kafayı kaldırmışız, güneşi göreceğiz diye. Karmış.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Velilerin huzurundan ayrılmak ne ifade eder?

Velilerin huzurundan kesilirsen, helak oldun gittin! Velilerin huzurundan kesilirsen, helak oldun gittin. Yok bana yan git dedi, yok bana çeyrek git dedi, yok ben oraya gidiyorum filanca var, gene onu mu göreceğim orda, yok ben oraya gidiyorum da işte filanca gene orda da, onunla beraber mi zikrullah yapacağım! Ben derslere gitmiyorum artık. Velilerin huzurundan kesilirsen, helak oldun gittin. Onun halakasından ayrılman, Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in halakasından ayrılmandır. Onun halakasından ayrılman, Allah’ın halakasından ayrılmandır. Müminlerin halakasından ayrılanlar, tekrar söylüyorum, müminlerin yolundan ve halakasından ayrılan sapık ve kâfirdir. Sapık ve kâfirdir. Sono odur onun. Bakın, sonu odur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Topluluktan ayrılmak ne ifade eder?

Topluluktan bir an bile ayrılmak bil ki şeytanın hilesinden ibarettir. Topluluktan bir an bile ayrılmak, bil ki şeytanın hilesinden ibarettir. Rabbim bizi muhafaza eylesin. Cenab ı Hak bizleri korusun. Cenab ı Hak salihler zümresiyle her daim bizleri beraber eylesin inşallah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 722-723. Beyitler Şerhi

Laleye bakarsanız ne gibi bir durum gözlemlenir?

Laleyi dışarıda süslü ve güzel görürsünüz ama lale açıldığında, yaprakları açılınca, içinden simsiyah tohum olan hali çıkar. Bu insanlar vardır, içi dışı bir değildir. Dışı süslüdür, güzeldir ama içi süslü değildir, güzel değildir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Bir kimsenin kalbinde ne varsa dışarı sızar mı?

Bir kimsenin kalbinde ne var ise o dışarı sızar. Bu hiç değişmeyecek doğrudur. Bir kimsenin dili farklı farklı konuşabilir ama o kimseyi iyi izlerseniz, öyle bir an gelir ki kalbindeki gerçeği, kalbindeki hakikatı bir anda ağzından boşaltıverdiğini görürsünüz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 720-721. Beyitler Şerhi

Kibir ve nefret kalbinde nasıl etki yaratır?

Onun kalbinde inkar yer bulmuş, dinlemiyor. Onun kalbindeki kibir var, beğenmiyor kimseyi ama beğenmediğine sebepler oluşturuyor, kalbindeki kibri saklamak için. Onun kalbinde nefret var, kalbinle nefret olduğundan onun nefret diline vurmuş. Herkesten ve her şeyden nefret ediyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

Aşk ve sevgi kalbinde nasıl tecelli eder?

Bak herkes eşdeğerini buluyor, herkes. Sakın kendini çok kıymetli görüp ben kıymetsizlerin içindeyim deme. Sevdiğini söyle bana. En çok anlaştığın kimseyi söyle bana. Beraber gezdiğin, dolaştığın, yol yürüdüğün, kimseyi söyle bana. Senin neye layık olduğun o. Başka bir şey arama. Herkes bu manada birbirini bulur, birbirini!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnet kalbinde nasıl etki yaratır?

Bir kimsenin içinde ne varsa, dışına o sızar. Biz şimdi diyoruz ya birbirinize yorum yapmayın, konuşmayın diye. O kimsenin kalbinde itaat yok ise o konuşmaya devam eder. Durduramazsın onu. Bir dakika susar, iki dakika susar, üçüncü dakika yine konuşmaya başlar. Neden? Onun kalbinde doğruya, iyiye, güzele itaat etme yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

Nefis, bir velinin, bir Mürşid i Kamil’in, bir Allah dostunun, bir mü’minin yanında durmak istemez neden?

Nefis, bir velinin, bir Mürşid i Kamil’in, bir Allah dostunun, bir mü’minin yanında durmak istemez. Dursa dahi, onda eksiklik, noksanlık aramaya çalışır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

Allah dostlarının peşine düşenler az olur neden?

Ayet-i kerimede Cenab ı Hak dedi ki çok azınız iman eder. Demek ki Allah dostlarının peşinden gidenler az olurlar. Neden? Nefsi onu oraya göndermek istemez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

Kalbin haber alamamasının sebepleri nelerdir?

Eğer o kimsenin tevhidi yok ise, eğer o kimsenin farzlara yapışması yok ise, eğer o kimsenin nafilelerle işi yok ise, onun kalbi nerden haber alacak ki? Mümkün değil. O kalbi haber almayan kimse de ne yapacak? Dedikodu, iftira, laf üretecek. Sebep? Kalbi haber almıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

Lalenin içi neye benzer?

Lalenin içi karadır. Dışı yeşil türbe, içi estağfurullah tövbe gibi. E lalenin dışı kıpkırmızı, ne kadar güzel ama sen lalenin içine bir bak, lalenin tohum tutacak olan tam göbeği kapkaradır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

Mübarek olmayan gülme ne demektir?

Mübarek olmayan gülme lalenin gülmesidir. Ağzını açınca kalbinin karalığını gösterir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 718-720. Beyitler Şerhi

Tahtadan kılıç ne anlama gelir?

Nefsini terbiye etmeyenler, heva ve hevesine uymaya devam edenler, şeytanın hile ve desisesine kanmış olanlar, tahtadan kılıç gibidirler. Onların ruhlarının, onların nefislerinin, canlarının nefisden ince bir bütünlük arz ediyor. Biz nefis diyelim ona, bir kıymeti harbiyesi yoktur onların. Çünkü normalde tahta kılıçtır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Yoksa ben Türkiye’de bir tarikat olduğuna inandığımdan dolayı değil. Tarikat denilince çünkü farklı bir şey olması lazım ama biz tasavvuf diyelim, sufilik diyelim veya meselenin anlaşılması için tarikat diyelim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

Vahabilik ne şekilde İslam içine bomba attı?

Bunlar önce, kur’an ve sünneti icra ediyoruz, ve öğretiyoruz diyerekten ve işte bütün ona bidat, buna şirk, ona bidat buna şirk diyerekten, islam’ın, Ümmet i Muhammed’in içerisine bir bomba attılar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

Her mesleğin ve meşrebin aşırıları var mı?

Her dönemde her mesleğin ve her meşrebin aşırıları veya istismarcıları vardır. Hiç bir meslek, hiçbir meşrep hiçbir mezhep yoktur ki aşırıcısı ve istismarcısı olmasın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

Doktorlarda istismar nasıl ortaya çıkmaktadır?

Biz doktor deriz, istismar eder, organ kaçakçılığı yapar. Bütün doktorlar aynı mı? Değil ama içinden çıkar mı? Evet. Doktor deriz paranın peşine düşer. Aslında alakası olmayan tahliller ister. Neden? Ordaki özel hastane para kazansın. Adam başım ağrıyor der, mide filmi ister. Ya başı ağnadır adamın. Midesi ile ne alakası var? Absürt gelir size ama ister eğer sen seslenmezsen, sen ne lazım olacak olmayacak hiç önemli değil. Bir sürü tahliller ister. Bir sürü filmler ister. Neden? Çünkü o özel hastanede maaşı var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 715-717. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Gittiğin yol temiz ise sana ordan temizlik bulaşır. Temizliyi öğrenirsin. Sen kirlisin, kendini temizleyip tövbe edip o temizlerin yanında durmaya gayret et. Fatiha-i Şerife’de diyoruz ya Yarabbi bizi ihsan ettiğinin, in’am ettiğin o peygamberler, o veliler, o evliyalar, o şehitler var ya, o muttakiler var ya, evet, bizleri onun yanında eyle. Amin. Sen onlarla beraber oturup kalkacaksın. Bu işin suretinde kalmayacak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi

Muhafazakar olmak ne demektir?

Muhafazakar demek, ben muhafaza ediyorum demek. Putperestliğin de muhafazakarı vardır, hıristiyanın da muhafazakarı vardır, budistin de muhafazakarı, her şeyin muhafazakarı vardır. islamın muhafazakarı olmaz. islam her an yenidir, cennettir. içtihat kapısı açıktır. içtahad edilir. Yenidir. Her gün iştihad edilir, yenidir. islam’ın muhafazakarı olmaz. islam, inanç olarak yenidir. ‘Ey iman edenler, iman ediniz’, yenile, muhafazakar olma. Dünkü imanında kalma. Muhafazakar olma.Yenile kendini.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi

Nasihat etmek ne zaman doğru olur?

Ancak nasihat etmek için başkalarıyla otur kalk. Heva hevesini dünyaya taptırmış olanlarla oturup kalkma. Ya? Allah’ı zikreden, Allah’a kulluk yapanlarla. Dedikoducu, gıybetçi, iftiracı… Otur yanına habire dedikodu, otur yanına habire gıybet. Otur yanına, haabire filanca şunu yapmış, bunu yapmış. Otur yanına, o işte şu siyasi parti böyle dedi, bu başkan böyleydi de otur yanına şu şöyle yapmış da…. Abicim, bu ne ya! Duyduklarını söylemek sana yalan olarak yeter. Hadis i şerif. Gördün mü? Hayır. Ne? Duydum. Duyduğunu anlatma, yalan olarak yeter sana. Kim duydu, kim söyledi, ses yok. Fasıkların haberlerine inanmayın. Müşriklerin haberlerine inanmayın. Kâfirlerin haberlerine inanmayın. Gözünle göreceksin, kulağınla duyacaksın. Öbür türlü, din nasihattır. Nasihat et. Görmedik, görmediğin bir şeye hükmetme.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi

Gece virdi çekmekle ilgili ne söylendi?

Virdini, bir virdin mi var, günlük bir vird çekiyor büyük bir çoğunluk, bazıları iki tane çekiyor, sabah akşam ve iki tane çekmek serbest, çekebilecek olan çeksin, sıkıntı yok. Sorumlu olanlar var, sorumsuz olanlar var. Sabah akşam da çekebilir bir kimse günlük virdini ama sabah akşam virdi olanlar var. Onlar zaten çekecekler. Öbür türlü günlük bir virdi var. Kardeş, onu gece çekmeye gayret et. Onu el ayak çekilsin, ben gece vird çekeceğim deyip de hatunu da boşlama. Gece vird çekeceğim deyip de kocanı boşlama. Öyle bir şey yok. O da ibadet. Nafile ibadet insanın eşiyle ilişkiye girmesi, boşlama. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri isteğini yerine getirdi, ondan sonra guslünü alırdı, eşine derdi, müsaade eder misin, ben biraz Rabbimle başbaşa kalayım. Muhteşem bir şey! Müsaade eder misin, yani ben senin gönlünü aldım, senin gönlünü de yaptım, benim gönlümde oldu hamdolsun bir sıkıntı yok şimdi müsaade et, ben Rabbimle başbaşa kalayım. Onunla baş başa kalın. Virdinizi gece çekmeye gayret gösteren. Evinizin bir köşesi olsun oraya bir seccadeniz olsun. Bu misafir odası olursa daha iyi olur. Kilitli odayı açtıttır. Deki ya şu odada ben bir ibadet edeyim. Açtır kapısını. Şuraya bir seccade yayayım oraya. Ya? Ya en kıymetli, en güzel odada Allah’a en güzel ibadetler edeyeyim, zikrullah yapayım burda. Harika! Otur orda bir güzel, iki rekat bir Allah için namaz kıl. Bak, farz değil vacip değil hiç bir şey değil. Allah için. Hani fazla insan ya nefis işte zorladık, morladı. Bu öyle değil. Kılmak zorunda değilsin. Bu muhteşem bir şey. Bakın kılmak zorunda değilsin, muhteşem bir şey. Otur, iki rekat namaz kıl. Ondan sonra bir Allah’a yalvar bir Allah’a iltica et. Ondan sonra dersine bir başta, dersine bir başla, şöyle bir dersini bir çek ‘Allah Allah’. Şöyle, ‘sübhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdihi estağfirullah el Azim’ dediğinde meleklerin seninle beraber o tövbeyi yaptığını duy. Onu gör. O tövbe ağzından çıkarken daha semaları yırta yırta gittiğini bir gör. Nasıl gökleri yırta yırta gidiyor! Nasıl Allah’ın katına çıkıp da nasıl vuruyor onun duvarına duvarına. Nasıl güüüm güüüüm diye sesi duy! O sesle irkilsin arş, o sesle melekler irkilsin. Sen her ‘sübhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdihi estağfirullah el Azim, subhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdihi estağfirullah el Azim’ her dediğinde nurdan bir top haline gelsin. Kanatları sonsuz, tüyleri sonsuz o nurdan top yürüsün. Arkasından bir top daha, arkasından bir top daha, arkasından bir gulle daha. Kanatlı mı kanatlı, tüylü mü tüylü, hepsinden nur damlıyor, hepsinden nur akıyor. Hepsi de her tüyü ayrı bir sübhanallahi ve bihamdihi diyor. Her tüyünü dinlesen, sabahlara kadeh yetişmez. Allah’ın katını bombardumana tutmuş, haşa. Onu bir gör, onu bir duy ve o meleklerden işit onu. Rabbin duanı kabul etti. Rabbin tövbeni kabul etti. O nidayı al. Mana ehli ol. Öylesine tövbe. Allah temizlenip tövbe edenleri sever. Allah temizlenip tövbe edenleri sever. Allah temizlenip tövbe edenleri sever. Vaadetmiş, sever ve o sevdiğini bize beyan eder. Ne dedi? Sevdiyseniz, sevdiğini beyan edin, söyleyin. Kim söyledi? Hadis-i Kutsi: ‘Seven sevdiğini söylesin.’ O bize seven sevdiğini söylesin derken, o kendisi durur mu? O kendisi durmaz. O, sevdiğini söyler sana ama meleklerin vasıtasıyla söyler ama şeyhinin vasıtasıyla söyler ama peygamberinin vasıtasıyla söyler ama kalbine ilham gelir söyler ama önüne bir kuş otutturur kuştan dillendirir ama önüne bir çöp gelir çöpten dinlendirir ama bakarsın seccade dillendirir. Seccadeden dillendirir. Dillendirir o, o sevdiğini beyan eder. O sıkmaz. O Mahkum etmez. O boğazını sıkmaz. O kethum değil. O sevdiğini söyler. ilan eder. O sevdiğini ilan eder. O sevdiğimi ilan ettirir. Hz Muhammed i Mustafa(s.a.v.) buyurmadı mı: ‘Kul Allah’ı sever Allah da kulunu sever. Allah kulunu severse Cebrail’e nida eder. Ey Cebrail, Allah filanca kulunu sevdi, gök halkına nida eder. Cebrail bütün gök halkına nida eder. Gök halkına, gök halkına! Meleklere değil, gök halkına, dikkat edin çünkü Allah’ın sonsuz sayısız mahlukatı var. Sayısız sonsuz mahluku var, kavmi var. Allah yaratmış her gökte ayrı kavimler yaratmış. Her semada ayrı kavimler yaratmış. Her makamda ayrı ayrı kavimler yaratmış. Ayrı ayrı işleri var, ayrı ayrı halleri var. Onların hepsi de kıyamet gününde gelecek, hepsi de seyri sülukta tanıycak mana ehli, görecek tanıyacak, tanışacak onlarla. Şimdiden tanış. Ölmeden önce tanış, kıyametten önce tanış. Dervişsin! Seccadende tanış. Otur seccadende, otur. Kesil dünyadan ya! Kesil heva hevesten, geç. Bırak! O sevdiğini beyan edecek sana. Melekler, mümin kulların kalbine ilham eder. Allah filanca kulunu sevdi, sende sev der. Sen de sev. Hadis-i kutsi. Allah konuşur, Allah kullarıyla konuşur, Allah dostları ile konuşur. Allah dostlarına ilham eder ama melekleri ile ilham ettirir ama ateşten, ama böcekten, ama kuştan sizin için cansız varlık bu masa. Onun için canlı. Cenab ı Hak Musa’ya ateşten vahyetti. Cenab ı Hak Musaya çalılıktan vahyetti. Cenabı Hak Musa’ya ağaçtan vahyetti. Allah konuşur. Allah isterse bu ağaçtan konuşur. Sema ederken bu ağaçtan konuşturur. Burda ne kadar sema eden varsa, bu ağaçta var resmi. Bu ağaçtan, cansız dediğiniz bu ağaçtan seyredersiniz onu. Evet, Allah konuşur. Siz, insanlar, Allah’ın konuştuğuna inanmıyorlar. Allah El-Kelamdır. Kelam sahibidir Allah. Öyle tövbe edersin ki o seni sever. Seni sever. Peygamberi ile söyler. Sever. Düşünsenize, tövbe ediyorsunuz. Sübhanallahi ve bihamdihi subhanallahil az, ve bihamdihi estağfirullah el Azim. Taaak, Hazreti Ebubekir efendimiz gelmiş dizinin dibine. Daha ne istiyorsun, bu sevdiğine işaret değil mi? Şak, şeyhin gelmiş dizinin dibine, bu sevdiğine işaret değil mi sana? Daha ne işaret bekliyorsun! Bir bakmışsın, bir süliet gelmiş yanına, sana kelam ediyor, seninle beraber tövbe ediyor. Bu sevdiğine işaret değil mi? işaret. Salih rüya peygamberliğin kırkaltı cüzünden bir cüz, işaret. O işareti al kardeş! Daha bu dünyadayken al. O işaretin ardı arkası kesilmez. Yürü, mânâ ehliyle düş kalk ne olursun! Bu dünya gelip geçecek. Ben otuz yaşındayken bunu söylüyorlardı bana. insan böyle biraz böyle boş bulunuyor. Gel sen de benim gibi otuz yaşındayken boş bulunduğum gibi boş bulunma. Mânâ ehliyle düş kalk. Şeyhim vefat edince herkes dövündü. Baktım herkese dedim ki ne dövünüyorsunuz ki şimdi, sağdı ne peşine düşmediniz? Ayaktaydı, ne beraber olmadınız? Hatta yanındaki etrafında arkadaşlara dedim. Hadi şimdi beraber umreye gidin dedim. Hadi beraber yolculuk yapın şimdi. Hadi beraber zikrullah yapın şimdi. Hadi şeyhinle el ele tutuş, Beytullah’ı gez şimdi. Ancak mânen varsa yapacaksın, yoksa yapmayacaksın. Hadi yap! Hadi Abdullah Efendi ile dolaşın hadi! Hadi Abdullah Efendi ile seyahat edin hadi! Hadi beraber zikrullah yapın hadi! Hadi beraber yan yana Allah deyin, hadi! Yok, yok, yok! Zahiren yok! Mana ehliyle otur kalk, mana ehliyle! Aa, çok seviyorlar şimdi. Neredeydiniz sağlığında? Ben demedim, siz dediniz bizim başımıza bir şey gelirse dükkanlarımızı Mustafa Efendi mi çalıştıracak diye. Ben demedim, siz dediniz başımıza bir şey gelirse bizim çeklerimizi Mustafa Efendi mi ödeyecek diye. Ben demedim, siz dediniz başımıza bir şey gelirse memurluğumuz amirliğimiz gider diye. Hadi gidin beraber şimdi, dolaşın. Yok! Sufi vaktin çocuğudur, vakit o andır. O an geçer gider. Nimetin kadrini bilmek o andır, o an! Kırmızı kurdele paketlenmiş gelmiş, kadrini bildin bildin, bilmedin geçti gitti. O andır. Her şey, bu alemde nimet olarak görün. O andır. Mana ehli nimettir, o andır, o an. Geçti gitti. Sabah geçti, bakın öğlen geçti, ikindi geçti, akşam geçti, geçti, o andı. Sufi vaktin çocuğu, anını değerlendir. Anını değerlendir. An o an, senin elindeyken. Elinden geçip gider. Ah u efkan edersin. Paralarsın kendini sen o an o nimetin kadrini bilmediğinden dolayı. Cenab ı Hak aynı nimeti bir daha verir mi vermez mi bilinmez. Verdiğini görmedim, verdiğini görmedim ben. Nimet o esnadadır, o andadır. Ben bazen görürüm onlar çok özür dilerim ama derviş eskisidir. Kırık bir aşk hikayesi vardır onlarda, ah bizim şeyhimiz öyleydi. Şimdi nerde. Yok. Bir şeyh bulabildin mi? Hayır. Rüyanda görebildin mi? Hayır. Sen şeyhine nankörlük etmişsin. Sen manaya nankörlük etmişsin. Sen o mana ehline edeple riayet etmemişsin ki Allah o kapıyı sana kapatmış. Allah o nimeti senden almış. Neden? Nimete nankörlük edenleri nimetlerini alır. Nimete hamd edenlerin nimetlerini arttırır. Hamd edenlere nimeti artırır. Sen hamd edenlerden ol. Allah bizi muhafaza eylesin. ‘Rabb’inin yanında olanlar, büyüklük taslayıp, ona ibadet etmekten, kulluktan geri kalmazlar. Daima onu tesbih ederler ve ona secde ederler.’ Araf, 206. ‘Rabb’inin yanında olan’ dikkat edin, ‘Rabb’inin yanında olanlar, Allah’a ibadet etmekten geri durmazlar.’ ‘Allah’a ibadet etmeyenler, Allah’a karşı kibirlenenlerdir.’ Allah’ın haramlarını işleyenler, Allah’a kib, irlenenlerdir. Farz ibadetlerini yerine getirmeyenler, Allah’a karşı büyüklük taslayanlardır. Allah’a karşı büyüklük taslayanlara, Allah lanet eder. Kimin gönlünde zerrece kibir bulunursa, o cennetin kokusunu kırk bin yıllık yoldan dahi alamaz. Kibrin en büyüğü Allah’adır. Kibrin en büyüğü Allah’adır. Bu da farz ibadetleri yerine getirmemek, günah ı kebairleri Allah’ın gözünün içine baka baka işlemektir. Bunlar, yeryüzünde kibirle dolaşan ahmaklardır. Evet. Bunlar asla felaha ulaşmazlar. Ama kibirlenmeyip Allah’a ibadet edenler Rab’lerinin yanındadır. Yaşarken dahi, Rab’lerinin yanındadır. Onlar her daim kulluğu tespih tanesi gibi halden hale tespih tanesi gibi andan ana dizelerler. O, namaz bitti, kulluk bitti yok. Namazdan sonra da Allah’ı zikirle, tesbihle, tenzihle, iyilikle, nasihatla, her daim kulluğu gözetirler. Her daim. Daima onu tesbih ederler. Daima onu zikrederler. Zikri daim olmak, zikri daim olmak. Her dem onu zikretmek, her dem onu tesbih etmek, her dem o ihsan mertebesinde durmak. O beni görüyor ve ona secde ederler. Yani namaz kılarlar. Namazın haricinde de secde ederler. Secde etmek, ona itaat etmek, hem namaz olarak hem de ona haramlardan uzak durma, farzları yerine getirme olarak ne itaat etmek. Allah bizi o mana ehlinden eylesin. ‘Bu cisimde manasız can; hilafsız, kılıf içinde tahta kılıç gibidir.’ Eğer bu can manasızsa, yani bir manaya ulaşamadı, e mana ehliyle de oturup kalkamadı, manada uzak. Manadan uzak ise o kimse ne oldu? Kılıf içerisinde tahta kılıç. Kılıf ne? Kılıf beden. Bunun içerisinde tahta kılıç ne? Ruhumuz, canımız. Onu çelik haline getiremedik. Manaya ulaşamadık. Manaya ulaşamayınca, o bir tahta kılıç oldu. Tahta neye yarar? Yanmaya yarar. Ne dedi? Cehennemlikler odunlarını bu dünyadan taşırlar. Ne taşıyorlarmış cehennemlikler? Odun. Odunlarını nerden götürüyorlarmış? Bu dünyadan. Odun olma. Odun da taşıma. Odun yanmaya yarar. Mermer ol, razıyız. Taş ol, razıyız. Odun olma. Odun olarak bu dünyadan göçme. Odun olarak bu dünyadan göçme. Allah muhafaza eylesin. ‘Kılıfta bulundukça kıymetlidir, çıkınca yakmaya yarar bir alet olur.’ O, işe yaramaz. O bataklığa düşmüş, o içindeki normalde o için var ya senin, o nefsin var ya! Evet! Ancak ateş olur. Sen odun taşırsın bu dünyada. “ Tahta kılıcı muharebe götürme. Ah u figana düşmemek için önce bir kere kontrol et.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi

Kılıfta bulundukça kıymetlidir, çıkınca yakmaya yarar bir alet olur. Bu söz ne anlama gelir?

‘Kılıfta bulundukça kıymetlidir, çıkınca yakmaya yarar bir alet olur.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi

Tahta kılıcı muharebe götürmek ne anlama gelir?

“ Tahta kılıcı muharebe götürme. Ah u figana düşmemek için önce bir kere kontrol et.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi

Kılıçla muharebe yapmak ne zaman doğru olur?

Önce ne yap, bir kontrol et. Tahtakılıçla muharebeye girilir mi? Girilmez. Çakaralmaz bir tüfekle muharebeye girilir mi? Girilmez. Kendini vurdurursun. Tutukluk yapan tabanca çekilir mi? Çekilmez. Fıydır at onu. Sakın ha, korkutmak için bile çekme onu. iki katil olursun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi

Kılıç taşıyan kişi ne yaparsa iki katil olur?

Kimisi böyle şey taşıyor ya hani, ne tabancası onlar böyle şey patlatıyor, kurusıkı. Kurusıkı tabanca bile taşıma. Ahmaklık yapma. Birisi korkar. Belinde silahı var, kavga etmeye geldi benle der, dangadak vurur seni. Sen pisi pisine kendini vurdurmuş olursun. iki katil olursun. Hadis-i şerifte buyuruldu ki sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri silahını önce çeken, silahını önce birisi çekti, öbürkü de senden önce seni vurdu. Sen silahını eline attığın için iki katil oldun. Ahmak olma. Sakın bıçağına elini atma. Karşıdaki seni vurursa iki katil oldun. Öyle sahte tabanca taşıma. Karşındaki seni vurur, iki katil olursun. Ahmak olma.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 710-714. Beyitler Şerhi

Fitne kavramı nasıl bir günah olarak kabul edilir?

Bizi fitneye düşürme diyenlerin kendileri fitneye düşmüştür. Tevbe 49. Demek ki aynı zamanda da fitne günah mânâsına denk geldi. Günah manası aldı. Bozgunculuk, kavga, ihtilal hainlik, isyan, anarşi ve kargaşa, bölücülük, fesat manasında fitne.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 703-705. Beyitler Şerhi

Kör ve sağır olmanın nedenleri ve etkileri nelerdir?

Allah’ın hududunu çiğnediklerinden dolayı, kör ve sağır kesildiler. Allah’a isyan ettiklerinden dolayı, kör ve sağır kesildiler. Hazreti Muhammed i Mustafa’nın sallallahü ve sellem hazretlerinin izinden gitmediklerinden dolayı, kör ve sağır kesildiler. Allah’ın yap dediğini yapmayıp, yapma dediğini yaptıklarından dolayı, kör ve sağır kesildiler. Duymaz oldular. işitmez oldular. Aslında onlara baktığınızda, yanıbaşımızda kur’an’da okuyorlar onlar. Onlar konuşurken de bizdenmiş gibi konuşuyorlar. ‘Allah’ı zikretmek en büyük iştir’ deyince ne tarafa kaçacağız diye bakıyorlar. Ya bu manada mı? Bu manada kardeşim. Oturacaksın. Allah’ı sen zikredeceksin. Zikrin efdali de la ilahe illallah. En az günde beşbin sefer la ilahe illallah diyeceksin. Ashab günde yetmişbin kez la ilahe illallah diyordu. Ashabın içerisinde öyle kimseler vardı ki günlük yetmişbin tevhid çekmeden, evlerinden dışarı çıkmıyorlardı. O yüzden Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretleri hutbeye çıktığında, ‘Ya Sare Cebele’ dediğinde, bütün ordu duydu. Çünkü Cenab ı Hak vaad etmişti: ‘O benimle konuşur. Ben onun söyleyen dili olurum.’ Söyleyen dili olmuştu. iran seferine çıkan ordu ve komutanı Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretlerinin hutbede ‘Ya Sare Cebele’ sözünü hepsi de duymuşlardır. Çünkü o ashab da Cen, kın ‘duyan kulağı olurum’ ashabıydı. Duyan kulağı oldu. Benimle duyarlar. Onunla duymuşlardı çünkü onlar Allah’ı zikrediyorlardı çünkü onlar Allah yolunda deliler gibi koşuyorlardı çünkü onlar sizi dışardan görenler deli olmuş bunlar desinler. Allah’ı böyle zikredin diyen Hazreti Peygamber’e uyup öyle zikrediyorlardı. Ama birisi de çıkacak şimdi siz kafayı yemişsiniz diyecek. Yalan söylüyorsunuz. Neden? Ya peygamberle konuşulur mu bu zamanda? Öyle diyecek. Neden? Kör ve sağır kesildiler. Kör ve sağır kesildiler. Cenab ı Hak hadis-i kutside: ‘kul farzları yerine getirmekte bana en sevgili işi yapar, fiili yapar, nafilelerle bana yaklaşır. Beni sever. Bende onu severim. Ben onu sevince gören gözü olurum, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benimle görür, benimle işitir, benimle söyler, benimle yürür, benimle tutar’ hadis-i kutsisini attılar kenara. Atınca da ayet i kerime tecelli etti. Dedi ki onlar kör ve sağır olurlar. Allah bizleri kör ve sağır olmaktan muhafaza eyledin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 703-705. Beyitler Şerhi

Fitne nedir ve nasıl zarar verir?

Fitne, delalete, şaşkınlığa düşürmek anlamına gelir. ‘Fitneye, eziyet ve işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edip ardından da sabrederek cihad edenlerin yardımcısı, elbette Rabbimdir.’ Burda da fitne ne oldu? Eziyet, işkence oldu. Deli manasında. ‘Fitneye düşeni yakında sen de onlar da görecek.’ Kalem ayet 56. Hani müşrikler dediler ya bu deli oldu. Bakın, unutmayın. Eğer siz gerçekten kur’an ve sünneti yaşarsanız, müşrikler derler ki bunlar deli. Eğer sizin hayat standardınızı, kur’an ve sünnete olan bağlılığınızı, kur’an ve sünneti yaşamanızı gören bir kimse siz delisiniz diyorsa, kalbinizin bir köşesinden şunu söyleyeyin. Bu müşriklerden. Ancak müşrikler, müminleri deli zanneder. Bunlar deli der. Ancak müşrikler, mümine ancak müşrikler deli der. Mümini ancak müşrikler deli der, kötüler. Mümin’in dostu ancak müminlerdir. Müminin üzerinde imanından dolayı birisi bir laf söylüyorsa ya müşriktir, ya isevilir, ya Musevidir, ya ateisttir, ya deisttir, ya münafıktır. Zarar verme: ‘Seferdeyken kafirlerin sizi fitneye düşürmelerinden, yani zarar vermelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda bir vebal yoktur. Sapıklığa düşürme: ‘Siz ve taptıklarınız cehenneme girecek olanlardan başkasını fitneye düşüremez yani saptıramaz. Saffat, ayet 161- 163. Uydurma, mazeret: ‘Onların sadece vallahi biz müşrik değildik sözlerinden başka fitneleri olmayacaktır.’ Bu müşrikler de öyle diyecekler mahşerde vallahi biz müşrik değildik yani şirke düşmemiştik. Delalet manasında: ‘Allah birini fitneye yani delalete, şaşkınlığa düşürmek isterse, Allah’a karşı senin elinden bir şey gelmez. Maide, ayet 41. Yine insana sıkıntı zarar veren şey manasında, hani hadis-i şeriflerde geçiyor bu, işte amaz kıldıran imama diyor ki arkanızdaki ihtiyarları düşünün, ondan sonra küçük çocuk annelerini düşünün, hastaları düşünün, hamileleri düşünün diyor ya, onları fitneye düşürmeyin bu noktada. Allah bizi fitnelerden uzak eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Allah’a emanet olun inşallah. Selamünaleyküm.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 703-705. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi neden önemli?

Hani bu aslında Yahudi ama Hiristiyan görünümlü vezir vardı ya böyle bir hatırlama babından hikayeyi baştan alalım. Bunlar Yahudiydi kendileri ama Hıristiyan dini mensuplarıyla savaşmak için kendilerince bir oyun, bir tezgah kurdular ve o vezir, Hristiyan din alimi papaz gibi Hristiyanların içerisine girdi. Hristiyanların içine girerekten onlara farklı farklı öğretiler sundu. Farklı farklı risaleler yazdı. Tabi buna normalde mesnevi dilinde tomar diyor ama risale. Sakın Said i Nursi’nin risalelerine gitmesin, aklınız. Öyle bir şey değil. Böyle tomar, farklı farklı. Birinde bir şey haram dedi, öbürkünde helal dedi. Birinde bir şey doğru dedi, öbürkünde yanlış dedi ve bu her tomarı da birisini görevlendirdi. O tomarı ona verdi. Ona dedi ki ben öldükten sonra halife sensin. Bunu dedi ben öldükten bir müddet sonra bunu açıklayacaksın. Sana karşı çıkarlarsa, sen de onların dedi kafasına vur, öldür. Öldü o vezir. Vezir öldükten sonra artık her tomar sahibi kendisini halife görüyor. Her tomar sahibi kendisini halife görünce meydana çıkacak an, zaman bekliyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi nedir?

Bir yerde çalışıyor bir kimse, orda işçi, orda patronun malından sorumlu. Onun malına zarar gelmesin, onun malının tanesine zarar gelmesin. islam ahlakı, çalışan insanların üzerine böyle bir yük yükler. Sen bir tane tuğlayı kırığı ver, kırmayacaksın. O demir parçası atıver, atmayacaksın. Orda çalışıyorsan, titiz bir şekilde çalışacaksın. işyerinin malını, parasını, pulunu, heder etmeyeceksin, çalıştığın yerde zamandan hırsızlık yapmayacaksın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Allah bizi affetsin inşallah. Biz kur’an ve sünnete hizmet edelim, o bize yeter inşallah. Evet. Bir kimseye icazet verilirse, halife icazeti ve şeyhlik icazeti o kimse bir başkası vaya bir başkasına halife icazeti, şeyhlik icazeti verebilir. O kimse de ne yapar? Şeyhlik yapar. O kimse de ne yapar, yetişen kimselere icazet verebilir. O yüzden normalde asla ve asla bu o yoksa böyle bir şey verilmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Derviş olmanın yolu nedir?

Derviş olmanın yolu, ele geleni yemek, dile geleni demek değil, değil! Tevazu, gayret, Allah yolunda çalışma, sünneti seneyeye bağlılık Allah’ı ve Allah’ın hukukunu, kanununu her şeyden üstün tutma. Dervişlik bu, sufilik bu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Sufilik nasıl mümkündür?

Bu ne ile mümkündür? Bu Sünnet i Resulullah’a bağlılıkla mümkündür. Bu haramlardan uzak durmakla mümkündür. Bu insanların malından, parasından evinden, barkından eşinden, çoluğundan, çocuğundan gözünü çevirmenle mümkündür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Dervişlikte kıdem var mı?

Bizde dervişlik bir bir saat önce ders alsa ondan kıdemli olur. Sufilik böyle bir şeydir. Kıdem vardır sufilikte. Sen dün geldin, baş köşeye geçip oturmazsın, en ön halakaya geçmezsin, kıdem vardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 701-703. Beyitler Şerhi

Tekkelerin insanlık üzerindeki rolü nedir?

Bunlar, tekkeler, Bediüzzaman Saidi Nursi’nin tarifi ile insanlığın merkezi hükmündedir. Bediüzzaman Saidi Nursi hazretleri Mektubat 29. mektup 9. kısım 8. telvitte der ki: ‘Tekkeler, tekkeler insanlığın merkezi hükmündedir.’ insanın merkezi kalbidir. Bir insanın kendi merkezi kalbidir. Tekkeler de insanlığın kalbi hükmünde, merkezi hükmündedir. insanlığın kalbinde olduğunu bileceksin. Orası insanlığın kalbi. Orası insaniyetin kalbi. Orda bulunanlar dikkatli olacaklar. Orda dervişlik yapanlar ölçülü olacaklar. Adaletli olacaklar. Muhabbetli olacaklar. Orda dervişlik yapanlar ince ahlaka sahip olacak. Bilecek ki eğer o orda edepsizlik ederse, kendisinden edepsizlik sirayet ederse, bütün insanlık, o edepsizlikten nasibini alacak. Bilecek ki o derviş, o derviş şunu bilecek. Eğer ben burda edebe riayet etmezsem, herhangi bir dünyanın, herhangi bir yerindeki edepsizlikten ben de benim sebebimden dolayı olmuştur der.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Sufilerin bozulması ne gibi sonuçlara neden olur?

Eğer dünya karanlığa doğru koşuyorsa, bunun sebebi ilk önce sufilerdir. Sufiler kendilerini ince ahlak ve edebe tabii etmezlerse islam dünyası bozulur. islam dünyasının bozulmasının sebebi, sufilerin bozulmasındandır. Bakın tekke ve zaviyeler kendi işlevlerini yitirdiğinde dolayı Osmanlı battı. Benim Osmanlı’nın batış sebebi gördüğüm, batış sebeplerinden birisi de budur. Eğer tekkeler ve zaviyeler kur’an ve sünnetin özü, kur’an ve sünnetin kalbi, kur’an ve sünnetin manası oralarda yaşanmaya devam etseydi, islam dünyası bu zillete düşmezdi. islam dünyası bu zillete düşmezdi. Şimdi islam dünyası zillet altında. Zillet altında ve ardından işlevin işlevleri düzgün olmadığından kapatıldı, karanlık çöktü. Karanlık çöktü, yerine bir şey konmadı. Tekke ve zaviyeler kapatıldı, yerine bir şey konmadı. Yerine bir şey konmayınca ahlak çöktü, adalet çöktü, maneviyat çöktü, insanlık çöktü, merhamet çöktü, sevgi çöktü, akrabalık çöktü, aileler çöktü sülaleler çöktü, şehirler çöktü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Sufilerin kılıcının ne anlama gelir?

Evet, o zaman sufilik keskin kılıç gibidir. Sufiler, kınından çıkmış keskin elmas kılıç gibi olmalılar. Gerçek bir sufi, kınından çıkmış elmas kılıç gibidir. Onun yanına kalkansız gelme, onun yanına techizatsız gelme, onun yanına boş gelme, onun yanına kur’anla, sünnetle, edeple, terbiye ile gel. Dikkatli ol, onunla konuşurken dikkatli ol. O cemaatin içerisinde dikkatli ol. Oraya müntesip oldun mu dikkatli ol. Zulmetme, dikkatli ol. Adaletsiz davranma, dikkatli ol. Edepsiz davranma kimseye, manen tokadı yersin, sesini üç yıl sonra, beş yıl sonra, on yıl sonra duyarsın. Bu sözümü unutmayın. Bir yerde edebe mugayir davranırsınız, sesini üç yıl sonra duyarsınız. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Kılıcın kınına koyulmasının sebebi nedir?

‘Bu yüzden kılıcı kınına koydum ben. Eğri okuyan biri aykırı okumasın, ters anlamasın dedim.’ Ben diyor kılıcımı kınıma koydum. Bu hikmetli sözler, keskin kılıç gibidir. Ben sustum, hakikatin hakikatini konuşmadım. Hakikatin, hakikatini konuşursan inkar edersin. Hakikatin hakikatini konuşursan sana ağır gelir. Hakikatin hakikatini konuşursam anlamazsın. Anlamadığın için de cehaletini orta yere dökersin. O kılıç senin tabiri caizse flatonu çıkarır. O yüzden ben sustum, kılıcımı kınıma koydum.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Hikayenin anlatımının amacı nedir?

‘Biz gene hikayeyi tamamlamaya gerçekler topluluğunun vefasın anlatmaya geldik.’ Biz, bu hayat bir hikayeyse, biz bunu hayatın gerçeklerini anlatmaya geldik. Biz yine hikaye ile o gerçekleri anlatalım. Hikaye ile anlatalım ki insanlar o hikayeden çıkaracak oldukları derslerini kendi renkleriyle, kendi anlayışlarıyla çıkarsınlar. ‘O uydukları adamdan sonra kalktılar, onun yerine bir naip istemeye giriştiler’ diyelim onun yerine geçmek için, beylerin kavgalarından devam edelim inşallah. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 693-700. Beyitler Şerhi

Görünüşe bakarsa gözün iki ama bir görüyor neden?

Görünüşe bakarsan senin gözün de ikidir; fakat sen, gözden beliren göz ışığına bak. Bakarsan göz iki öyle değil mi? Ama sen iki mi görüyorsun. Bak Hz.Pir nerden nereye götürdü bizi. Görünüşe bakarsan gözün ikidir diyor ama sen iki mi görüyorsun? Yok. Ne zaman iki görüyorsun? Sarhoş olduğunda iki görüyorsun. Aa, kafan yerinde değilse iki görüyorsun. Aklın yerinde değilse ki görüyorsun şizofreni isen olmayanı da görüyorsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 673-692. Beyitler Şerhi

Vezirin halvette kendisini öldürmesiyle ilgili ne anlatılmaktadır?

Ondan sonra daha kırk gün kapısını kapattı; sonra kendisini öldürdü, varlığından kurtulup gitti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 654-672. Beyitler Şerhi

Kırk gün hiçbir şey yiyip içmemenin sonucu nedir?

Bir kimsenin susuzluğa dayanma günü kırk gündür. Bir kimse aç olarak kalır, susuz kalamaz. Allah yaşatırsa ayrı ama öbür türlü kırk gün bir kimse su içmezse, sıvı hiç bir şey olmazsa, ölür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 654-672. Beyitler Şerhi

İfsad etmek ne anlama gelmektedir?

Bir kimsenin pak imanın yolunu terk ederse, ondan her şey beklenir. Bir kimse kur’an sünnet, vatan millet çizgisinden çıkarsa, ondan her türlü şey beklenir. O vatanını da satar, milletini de satar, dinini de satar, imanını da satar. Satar da satar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 654-672. Beyitler Şerhi

Doğruyu kabul etmekle ilgili ne söylenmektedir?

O yüzden sufilerde bir kaide vardır. Doğru, nerden gelirse gelsin Hak’tandır, kabul edilir. Doğruyu kim söylerse söylesin Hak’tandır, kabul edilir. Sarhoş örneğin Allah bir deyince kabul etmeyecek misiniz sarhoş diye veyahut da namaz kılmayan bir kimse doğru bir şey söyleyince kabul etmeyecek misiniz? Doğru birine olan düşmanlığınız sizi adaletten alıkoymasın. Bir kimse bir şeyi doğru söylüyorsa al kabul et onu, o şahsı kabul etmek zorunda değilsin ama doğruyu kabul etmek zorundasın. Hikmeti kabul etmek zorundasın. Hikmet müminin yitik malıdır. Nerde bulursa almaya elhaktır. Hikmet, müminin yitik malıdır. Nerede bulursa almaya elhaktır. Yani hikmet doğru, doğrunun doğrusu, hakikatin hakikati. Nerde bulursan ister çöpün içinde bul, ister lağımın içinde bul, ister dağda bayırda bul, istersen en kötü bir kimseden çıksın o hikmet. Hikmet müminin yitik malıdır. Her yerden alır. O zaman doğruyu kim söylerse söylesin, alır kabul edilir. Bir kimse söyleyen kimseye düşmanlığından dolayı onun doğrusunu, onun doğrusunu reddederse aslında gerçekte Allah’ın yeryüzüne indirdiği doğruyu reddetmekte. Kur’an’dan bir hüküm söyledi bir kimse ama biz bu adam hoşumuza gitmiyor. O yüzden hükmü kabul etmeyeceğiz demek yoktur. Bu kin insanı küfre götürür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 654-672. Beyitler Şerhi

Bir şeyh efendi bir beldeye gitmiş ve orada ne görmüştür?

Bir beldeye gitmiş. O beldeye gidince bakmış ki hiç kimse yok yerinde. Lokantacı yok, meyhaneci yok, barcı yok, pavyoncu yok, kiliseci yok, havracı yok, cami yok, hiçbir şey yok! Ordan çocuğun birine sormuş, demiş ne oldu? Demişler ki filanca zaat vefat etti. Akşam olmuş, taziye evinde, herkes taziye de. Herkes o zatın iyiliğinden bahsederken işte birisi diyormuş şöyle iyiydi, böyle iyiydi. O gelen o garip hırpani elbiseli bir kimse duruyormuş, duruyormuş, ‘haza münafıkmış’ diyormuş. Herkes dönüyormuş, bakıyormuş şimdi ona. Böyle garip, derviş kılıklı, hırpani elbiseli bir kimse, meseleyi toparlıyorlarmış, yine başka birisi anlatıyormuş, anlatıyormuş, tam sözünü bitirince o yine hırpani elbiseli kimse, ‘haza münafıkmış’ diye gene sesleniyormuş, meczupca. Bir, iki, üç dayanamamış ölenin oğulları, demişler misafir, edebi aşıyorsun. Hani iki de bir de babamız vefat etti, yasımız var. Sen burda ikide bir de münafık diyorsun demiş. iyi demiş. Ey Cemaat! Beni dinler misiniz. Tabii dinleriz demiş.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 654-672. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Vezir ve padişah ve vezirin halvette kalması vezirin halvette durması: Vezirin halveti terketmede müritleri ümitsiz bırakması. (Konu başlığı): Vezir içerden seslendi: ‘Ey müritler, benden size şu malum olsun. İsa bana yakınlarından, arkadaşlarından ayrıl, tek ol dedi.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?

Siz beni annenizden, babanızdan, eşinizden, çocuklarınızdan, mallarınızdan ve canlarınızdan daha fazla sevmedikçe imanınız kemale ermez noktasına kendisini getirir ve bu noktada da artık şeyhinin direktifinin ve Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in çizgisinin dışına hiç çıkmaz, o kimse fenafirresul olur. O, Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin önünde kendi varlığından geçer, bakın kendi varlığından geçer.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

Fenafirresul olmak ne demektir?

O, Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin önünde kendi varlığından geçer, bakın kendi varlığından geçer.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in hadislerinin ve sünnetlerinin önünde kendi varlığımızdan geçmek ne anlama gelir?

Gelin hep beraber Hazreti Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in hadislerinin ve sünnetlerinin önünde kendi varlığımızdan geçelim, kendi bildiğimizden geçelim, kendi kibrimizden kendi böbürlenmemizden, kendi kendimizi bir şey zannetmemizden geçelim. Muhammed i Mustafa’nın sallallahü ve sellem hazretlerinin tedrisatının önünde oturalım. Dizdize verelim, gönül gönüle verelim, el ele verelim. Hz. Muhamyed i Mustafa(s.a.v.) ile el ele verelim onunla dizdize, onunla göz göze, onunla gönül gönüle olalım, varlığımızı Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in hadislerinin, sünnetlerinin halinin, ahval-i nin önünde varlığımızdan vazgeçelim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

Dünya kelamı konuşmak yasaktır mı?

Dünya kelamı konuşmak yok. On gün konuşmadan itikaf bitirirdik. On gün! Kelam yok. ilk üç gün yetmişerden iki yüz on bin. Dilin var mı yok mu unutursun. Dilin var mı yok mu unutursun. La ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah illallah illallah ikinci gün dilinin peltekleştiğini anlarsın. Peltekleşir dilin. Birisi sana adını söylese, Mustafa diyemeyecek hale geldiğini zannedersin kendi kendine.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

İtikaf sırasında ne gibi kısıtlamalar vardır?

Güneşe çıkmak yok. Abdest almaya çıktığımızda kafamdan aşağı ben bir eski battaniye gibi birşey örter, hem de tuvaletle benim aram beş adım değil, beş adım değil, güneş yüzü görmeyeceksin dedi. Halvet de var mıdır? Evet. Sufiler için hak mıdır? Evet. Dünya kelamı konuşulmaz, konuşulmaz. Hayvansal gıda yenmez, yenmez. Az yenir. Bana dediki şunu yemeyeceksin, bunu yemeyeceksin, bunu yemeyeceksin… Ankesörlü telefondayız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

Halvet eden kimse ne yapar?

Halvet eden kimse, halvet eden kimse, o ölümü yaşar. Kendi varlığından geçer. Hz. Muhammed i Mustafa’nın sallallahu ve sellem hazretlerinin önüne oturdu mu, onun bir varlığı kalmaz. itikafta da ilk üç gün içerisinde görür onu. Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’i biiznillah, Allah’ın izniyle görür, sesini duyar, geliyor derler, sarığını görür. Durumuna göre. Bir şekilde onla alakalı bir şey görür. Onun kalbi pır pır eder zaten ve itikafı bitamam düzgün çıkaran bir kimse dördüncü makama gelir. Eğer o kimse kendini muhafaza eder, düzgün tutarsa. Allah kulundan razı kul da Allah’tan razıdır. Raziyet makamı. dördüncü makam ve o raziyet makamına geldi mi artık o dördüncü göktedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

Dördüncü kat gök üstünde ne anlama gelir?

Dördüncü kat gök üstünde, İsa’nın yanında oturacağım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 644-653. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Hadisi şerif var, uykuda olan yaptıklarından, uykuda olandan akli dengesi yitirenden, unutandan, bu üç şey diyor. Bu üç halde olandan hesap kaldırılmıştır. Üç şey, unutmak, uyku ve aklı dengesizlik, bu üçünden diyor hesap kaldırılmıştır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Uyku, unutma ve aklı dengesizlik neden hesap kaldırılmıştır?

Hadis i Şerif, kafanızı bulandırırım. Başka bir hadis i şerif. insanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar. Hepimiz hepimiz uykudaysak, tamam, birisi hiç kimse uyandırmasın bizi. Bir hadisi şerif daha, uyuyanı uyandırmayın. Uyuyanı uyandırmayın. Ne oldu? Sorumluluk kalmadı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Neden borçlu olmak insanı etkiler?

Sakın başıma gelmez demeyin. Sakın kınamayın da, hiç başına gelmeyecek bir kimsenin başına gelir. burnu kısa burnunu nasıl kısmını da anlamaz hiçbir yüklenmeyin hiçten Gözde bakmayın borçluya. Hiç tepeden bakmayın. Hiç onu tahkir etmeyin. Hiç ona kötü söz söylemeyin. Hiç auxerre Allah’a inancı var. Allah’la alışverişte ise Allah’ın emanet ol. Allah’ın emanet olun da borçlu. O yüzden her daim eğer ödemek için niyeti varsa ve namuslu bir kimse ise Allah’la alışveriştedir. Hasta her daim Allah’la alışveriştedir. Afata uğramış bir kimse her an Allah’la alışveriş halindedir. Zalimin elindeki mazlumlar her an Allah’la alışveriş halindedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Neden zulüm altındaki mazlumlar Allah’la alışverişte olur?

Bir elinin altındakilere zulmeden bir zalimin elinin altında bulunanlar, her an Allah’la alışverişte drone’lar hiç de bir erkek eşine zulmediyor, eşine haksızlık ediyor. Lafı ile sözü ile hareketleri ile davranışlarıyla zulmediyor ona. Yapmadığı bir hal ile ona iftira atıyor. Yapmadığım bir şeyi söylüyor ona. Örneğin zulmediyor, elinin altında ya, kadının söyleyecek, gidecek, yapacak, edecek bir şey yok. Eğer kadın kuvvetli olsa, kadının parası olsa, kadının malı mülkü olsa, kadının arkasında annesi babası kuvvetli olmuş olsa, o zulmeden adam kediye dönecek. Evde adam zulmediyor ya, kediye dönecek ve hatta o kadın o adamı sevdiğinden her şeyine katlanıyor. Kadın onu sevmese ne yapacaksın? Yapmıyorsun dese kalacak o zalimin elinin altında bulunanlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Neden mazlumlar Allah’la alışverişte olur?

Allah’la alışveriş eder. inler, yalvarınr, dua eder. Allah’a yaslanın çünkü o, o başına gelen musibetlerden, sıkıntıdan, dertten, muzdariptir ve o kimse hep uyanık olur. Demek ki insanlar uykuda ama onları uyandıran hal ve davranışlar var. Ölmez’den önce de onları uyarıyor. Bir şey uyandırıyor. Nedir? Hastalıktır, beladır, musibettir, sıkıntıdır. O insanları ne yapıyor? Uyandırıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Neden Allah’a yönelmek gerekir?

Hasta oldun mu? Hasta oldun mu suçtan tövbe etme, bağışlanma dilemeye koyulursun. Has tövbe etmek, Hz. Ali radıyallahu anh Hazretleri’nin sözüdür. Birisi gelir, hastalığından bahsedersen, bolca tövbe eder. Hadis i şerif var hasta olduğunuzda tövbe ediniz diye. Bakın; işlerinizde sıkıntı varsa, vücudunuzda sıkıntı varsa, evlerinizde sıkıntı varsa, çocuklarınız da sıkıntı varsa, etrafl olan diyaloglarınızda sıkıntı varsa günahlarınıza tövbe edin. Eşinizle beraber oturun, helalleşin, günahlarınıza tövbe edin. Annenizle, babanızla sıkıntı yaşıyorsunuz oturun annenizle babanızla helalleşin, tövbe edin. işinizde sıkıntı var, oturun tövbe edin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Neden tövbe edilmelidir?

Ben kime haksızlık yaptım, ben kime yanlışlık yaptım, ben kime eksiklik yaptım diye oturup helallik edin, helallik alın. Tövbe edin, tövbe bütün sıkıntılarınızı giderecek bir zikirdir. Eftali neydi? Sübhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdihi estağfirullah el Azim. Kim bunu yüz sefer söylerse, deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder. Hadis i Şerif. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin ağzından çıkan her şey haktır, hakikattir. Suçun çirkinliği görünür sana. Sen tövbe edersen, sen Allah’a yaslanırsın. Sen Allah’tan temizlenmeyi dilersen, suçunun kirliliği, suçunun çirkinliği, suçunun kötülüğü görünür sana.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Neden tövbe eden bir kişi günahlarını görür?

Bakarsın, evet, ben bu kardeşimizin hakkını yedim, ben buna tepeden baktım, ben bunu tersledim, ben buna hakaret ettim, evet, ben eşime hakaret ettim, ben eşime tepeden davrandım, ben eşimle dalga geçtim. Yemek yapmış hasbelkader, ben aldım yere çarptım. Eşim hasbelkader evden, çarşıdan bir şey almış gelmiş, ben kadın olarak onu bir nimet olarak görüp şükür edeceğine, teşekkür edeceğime bunu mu aldın dedim, nankörlük ettim. Ben evimin kıymetini bilemedim. Ben eşimin kıymetini bilemedim. Ben kocamın kıymetini bilemedim. Ben karımın kıymetini bilemedim. Ben bu sıcak yuvanın dağılmasına sebep oldum. Neden? Benim olduğundan. Neden? Benim tembelliğimden. Neden? Benim nimet bilmeyişimden. Neden? Dedikoduya düşmemden. Neden? Elin adamına bakmaktan. Neden? Elin karısına bakmaktan. Neden? Elin çocuklarına bakmaktan. Neden? Onun koltuğuna ben özendim. Onun perdesine özendim. Onun arabasına özendim. Allah’ın bana vermiş olduğu nimetleri görmedim, unuttum, gaflete düştüm. Çirkinlikler görünür insana.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Neden tövbe eden bir kişi affedilir?

Bak şurda şunu dedin, bak burda bunu dedin, Kiram-en Katibin’ i mahşerden önce konuşturuyor. Dosyayı mahşerden önce temizliyor. Dervişler tövbe ederlerken günahlarını gözlerinin önünde görürler. Burunlarının ucunda görürler. Burnunun ucunda görünce yalvarır, Yarabbi beni bununla sigaya çekme. Yarabbi, beni bununla mahşer halkının önünde utandırma. Yarabbi günahlarımızla Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin önünde ve diğer peygamberlerin önünde bizi utandırma. Düşünebiliyor musunuz? Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri oturmuş, diğer peygamberler oturmuş, Resulullah oturmuş, cennetlik olan o Aşere-i Mübeşşere, o ahsap, o veliler oturmuşlar ve hesap yerine getirilen müslümanlar, hadis-i şerifte diyor ki o kimse öylesine utanır ki öylesine utanır ki mahşer yerinde der ki diyor ya Rabbi beni bir an önce şu cehennemine at da beni burda bu utanca çarpma. Bu utancı yaşatma? Neden? O peygamberin gözünün içine nasıl bakacaksın? Diğer peygamberler, bunlar Muhammed’in ümmeti mi? Bunlar Muhammed’in ümmeti mi? Zina yapanlar, köpekler gibi diyor çatışarak halkolunur. Zina yapan, zina yapmış. işte ben nefsime uydum, kahve duydum Allah senin tövbeni benim tövbemi kabul etsin. Hepimizin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi konusunda ne anlatılmaktadır?

Alt kat komşu, üst kat komşu, karşı kapı daire komşu, komşu geriye çıkıyor. Herkes birbirine bir şey beklemiyor. Mahalle mahalle senin. Mahalle kendi sokağın. Nasıl zina edersin orda? Nasıl yan gözle bakarsın? Sana namus teslim etmişler, nasıl yan gözle bakarsın? Nasıl mahşerde bakarsın insanların huzuruna? Adam sana kasasını teslim etmiş, işyerini teslim etmiş, iş yerinin anahtarını vermiş sana. Seni sağlam görmüş. Seni derviş görmüş, seni mümin görmüş. Hadi görmüş, demişsin ki de işe girerken bir daha biz sufice Karabaş-ı Veli Tekkesi’ne müntesibiz. Nasıl elini uzattın? Elin titremedi mi? Kalbin titremedi mi? için titremedi mi? Nasıl için titremedi? Nasıl için titremedi? Sen nasıl soruyorsun, kendi kendine sormadın mı? Ben bu büyük günah ı kebairi nasıl istiyorum diye? Ne olursa olsun, sen annene babana nasıl laf söyledin ya? Sen sufi kıyafetinle anne babana nasıl küfür ettin? Sen annene babana nasıl ters davrandın? Ya nasıl yaptın? O zikreden dilinle nasıl gıybet, zikreden dilinle nasıl iftira attın? Dilinle nasıl insanların namuslarını diline doladın? Hiç Allah’tan korkmadın, hiç aklına gelmedi mi? Hiç zikrettiğin aklına gelmedi mi? Hani bir kadın vardı, hani onun bir de halasının oğlu vardı, teyzesinin oğlu vardı, o kadına musallat oluyordu .O hani o kadın bir gün aç kaldı, sefil kaldı, çocuklarıyla perişan oldu, yokluk var, kıtlık var, ciddi. O halasının oğluna dedi ki bana bir teneke buğday. O da dedi ki sana bir teneke buğday veririm ama kendini bana teslim edeceksin. Kadıncağız ağladı, sızladı, yalvardı, yakardı. Çocuklar aç, ben perişan. Gitti halasının oğlunun yanına kendisini teslim etmeye. Ağlıyor, sızlanıyor, yüzünü çeviriyor, kafasını kaldıramıyor. Dedi ki halasının oğlu neden böyle yapıyorsun. O da dedi ki Allah’tan korkuyorum. Nikahsız sana kendimi teslim ediyorum ama çoluğum çocuğum aç, sefil. O yüzden dedi Allah’tan korkuyorum. Adam dedi ki kalk, kalk dedi. Kalk teneke dedi, istediğin kadar buğday al, sana dedi dokunmayacağım ben, istediğin kadar buğday al. Hani geçmiş ümmetlerde yaşanmıştı ya ve o hani bir kaya gelip mağaranın dibinde durduydu. Bir zelzeleyle üç kişi kalmıştı ya içerde. Birisi herkes bir dua ediyordu, Allah’a yakınlık bir şeyi vesile ediyordu. O Adam dedi ki Yarabbi, ben isteseydim o akrabamızın kızına, karısına dokunurdum. istediğimi de yapardım ama onun senden korkusunu gördüm. Senden korkusunu gördüm ve ben de korktum ve ona dokunmadım mağaranın önündeki Kaya gacı ortak açıldı. Öbürkü gene dua etmişti dedi ki benim yaşlı bir anne babam var. Ben her gün akşam ona süt sağardım koyundan keçiden ve her gün akşam onları içirir öylesi yatırırdım. Bir gün yine biraz geciktim. Sütü sağmıştım, geldim baktım ki uyuyorlar elimde süt bekledim diyor uyanıncaya kadar. Onlar sabaha karşı uyandılar. Ben sabahha kadar elimde süt bekledim onların başında ve onlar uyandıklarında dedim ki anne babacığım babacığım özür dilerim, sütünüz hazır ve onlara sütlerini içirdim ve gittim. Ya Rabbi, sen bu amelimden razıysan, bu ızdıraptan, bu müşkülattan bizi kurtar. Kaya biraz daha aralandı. Öbürkü açtı ya ellerini dedi ki Yarabbi! Sana malumdur. Benim yanımda çalışan bir işçi vardı. Bir gün çalıştı, çobanlık yaptı bir gün ama çekti gitti. Nereye gittiğini bilmiyoruz. Ben onun bir günlük yevmiyesi ile bir tane koyun aldım. O koyun doğurdu, onlar doğurdu, onlar doğuran doğurdu, doğuran doğurdu, doğuran doğurdu. Bir müddet sonra kocaman sürü oldu. Bir insan ol kimse geldi dedi ki bana patron senden bir günlük yevmiye alacağın var. Ben ona dedim ki kardeş aha şu sürü senindir. Ben dedi bir günlük alacağım vardır. Ben senin bir günlük alacağına bir tane koyun aldım. O koyun doğurdu, bir daha doğurdu, bir daha doğurdular, bir daha doğurdular. işte bu sürü senin. Hepsi de, al götür, al götür. Bu senin, senin! Dedi ki elini açtı Yarabbi, sen dedi bu amelimden razı olduysan, kabul ettiysen, bizi bu sıkıntıdan kurtar. Kaya gacırt açıldı. Bu üç kişi vesile etti. Bu meselelerden dervişan dedi nasıl gittin zina ettin, nasıl yaptın? Hiç mi aklına gelmedi? Bu hadisi defalarca anlattım. Hiç mi aklına gelmedi, hiç mi üzülmedin, hiç mi kulağında kalmadı? Diyemedin mi nikahsız dokunamam diye? Diyemedin mi bu kadar mı nefsine uydun, bu kadar mı aşağı düştün? işte tövbe, tövbe eden, burnunun ucuna geldikçe günahları ve her burnunun ucuna gelen günahı affettikçe tabii burnunun direği sızlamazsa o pis kokulardan, eğer burun koku alırsa, o işlemiş olduğu günahlar burnunun ucuna geldiğinde, burnunun direği kırılır. Burnunun direği kırılır, kokudan kalbine bir böyle bir koku iner. Allah cümlemizin günahlarını affetsin inşallah. Bizim burnumuzun önüne de getirmesin. Burnumuzun önüne gelirse gerçekten biz o hali kaldıracak halimizde kalmayabiliriz. Allah bizim burnumuzun önüne getirmeden, hatırımıza getirmeden lütfedip metcanen katında affetsin inşallah. işte böyle, insan tövbe edince suçların çirkinliği görülür her gün. Sufiler neden tövbe ederler? Hem Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sünnetidir, hem aynı zamanda her tövbe de işte günlük o suçların çirkinliğini görürsün. Sufiler o çirkinliğini görünce tövbesi nasıl kaybolur ertesi gün o günahı istemem ne kadar o günahın gör diye yeniden yeniden yaşadı ya onun o çirkinliğini gördü ya o günahı işlerken, şeytan anlaştığını gördü ya suretinin şeytana döndüğünü anladı ya tövbe ediyor. Çünkü gerçekten oturmuş ‘sübhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdihi estağfirullah el Azim’ derken, o kimsenin önünde o günahları yineden böyle film şeridi gibi geçiyor ya o film şeridi gibi geçerken günah işlediği anda suretinin işlediği günaha göre hayvana döndü. Ama köpeğe döndü ama ite döndü ama domuza döndü ama deveye döndü ama kediye döndü ama işte bilmem şuna tilkiye döndüğünü gördü ya onu gördükten sonra veyahut da direkt şeytan suretini gördü. Direk bu işin en acımasız tarafı şeytanın suretini görmek. O günahtan kendisinin şeytanla yattığını görmek. Öyle günahlar vardır ki o kimse o esnada şeytanılaşır, onun sureti şeytan suretine döner. Öylesine günahları vardır, insanların ve insan kendisinin şeytan suretine döndüğünde ertesi gün hala da o günahı işleyebilir mi? işte hemen işte tövbe ettikçe, tövbenin hakikatine erişmek, tövbe ettikçe o kimsenin o suretleri görmesi, o kimseyi o günahın çirkinliğini tamam yat da gösterir. O kimse artık o çirkinliği gördü ya oysa o günahı işlerken nefsi ve şeytan ona çok hoş şeyler gösterdiler. azaldı Has Neden günah işledi çünkü günah işlerken azaldı ve onu görünce Hz. Mevlana diyor ki yine yola geleyim der. Onu gördü ya o çirkinliğe der ki ben yola döneyim, yine ben yine dergah ama döneyim ben yine setrime döneyim, ben yine tövbeme döneyim, ben yine ibadetime döneyim, ben yine bu yanlışlıklardan kurtulup Hak ve hakikate döneyim der. Doğru yola yola gelmeyi kurarsın, o tövbeyle sen yeniden doğru yola dönmeye kendince niyet edersin. Azmedersin, kurgularsın. Eğer o günahların çirkinliğini görürsen, bundan böyle buyruklara uymaktan başka bir iş seçmiyim diye affedersin, söz verirsin ve bundan sonra da artık ben Yarabbi, ben bu günahlara bir daha dönmeyeyim, ben bu yanlışlıklara bir daha girmeyeyim, ben yaptım çamura toza toprağa bulandım, balçığa girdim, ben her türlü yanlışlıkları yaptım, eksiklikleri yaptım, dilime hakim olamadım, gözüme hakim olamadım, kulağıma hakim olamadım, elime hakim olamadım, cinsel uzvuma hakim olamadım, ayağıma hakim olam, gönlüme, kalbime, aklıma, nefsime hakim olamadım. Ben her türlü yanlışlıkları, eksiklikleri yaptım ama gözümün önüne göründü çirkinlikler. Beni affet. Söz, bir daha yanlışlık yapmamak için söz verdik. Bizi sözümüzde sabit eyle. Biz yeniden bir arkadaşlık, kardeşlik yaptık. islam yolunda yürümeye, kur’an ve sünneti yaşamaya, yaşatmaya ahdettik. O sözümüzde bizi duranlardan eyle. Ahdedersin, söz verirsin, demek iyiden iyiye anlaşıldı şu ki hastalık akıl fikir veriyorsun, uyanıklık bahşediyor. Demek ki hastalık bu manevi hastalıkla, bu maddi hastalıklar insana akıl fikir veriyor. insanı doğru yola sevk ediyor. insanı uyandırıyor. insanı uyandırıyor. Ey temeli arayan! Bu temeli bil. Kimde dert varsa, koku alan odur. Ey temel arayan! Kimde dert varsa koku ondadır. Sen Allah aşkıyla yanıp tutuştuğu insan. Derdin en büyüğüne tutuldun. Koku sendedir. Sen Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izinden gideceğim diyorsan, onun için yanıp tutuşuyorsan, dert de sendedir derman da sendedir, güzel koku da sendedir. Kim daha uyanıksa, daha dertlidir. Kim daha uyanıksa, o daha dertlidir. Uyanık olan, hep dertlidir. O yüzden uyanmayı istemezler. Kör gözler uyanırsa dert sahibi olacak. Uyanırsa Allah ve Resulü yoluna düşsek. O yüzden sufiler çok dertlidirler. Dertleri onların Allah’a yakınlaşmaktır. Dertleri Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in yolundan, izinden gitmektir. En büyük dert odur. O kim gerçeği daha iyi anlamışsa, beti benzi daha sarıdır onun. Kim bu gerçeği anlarsa, kim Allah yolunun, vatan yolunun, millet yolunun, din yolunun derdi ile dertlendiyse, onun benzi herkesten fazla sarıdır manevi olarak onun gabrini ağlamışsın, anlayıp dinlemeden nerede onun cepbarlık zincirini görürsen hani madem ki cebirdi, mademki zorla yaptırıyordu bu ağlaman, iinlemen niye? Ağlayıp inliyorsan, onun derdinden yanıp tutuştu insan. Bil ki sen bu yolu kendi idrakinle, kendin istedin. Zincire bağlanmış adam nasıl sevinir, hapiste tutsak olan nasıl hürlük satar? Madem ki cebriyet var, madem ki kaderiyecilik var, nasıl olur? Mümkün mü? Sen hangi hapiste duran kimsenin davul zurna çaldırıp eğlenti kurduğunu düşündün zahir olarak. Sen zincire bağlanan bir kimse nasıl sevinir? Zahir olarak mümkün değil ama asıl hapishane bu varlık aleminde durmaktır. Zincir kendini Allah ve Resulüne bağlamaktır. Kendini kopmaz zincirlerle Allah ve Resulüne bağlayanlar ancak sevinirler. Kendini bu dünya hapishanesinde olduğunu bilenler ancak üzülürler. Derler ki sana koştuğumuzda, hürriyetimizi daha elimize alacağız. Ayağını bağladıklarının başına padişahtır. Avuçlarını diktiklerini görüyorsun ayağına bağlıyorlar başına da padişah çavuşu dikiyorlar. Sen de acizlere karşı çavuşluk etmeye kalkışma. Sen acizlere karşı çavuşluk etme. Sen yapacaksan git padişaha dedi çavuşluk et. Sen acizleri bulmuşsun, kuvvetsizleri bulmuşsun, onlara çavuşluk yapıyorsun. Onlara cebriyecilik yapıyorsun. Çünkü bu acizlerin huyu olmaz. Acizler bu işi yapamaz. Acizler sana çavuşluk yapamaz. Acizler sana sen yanlış yapıyorsun diyemez ama sen acizlerin başına bunu kalkar söylersin. Sana itiraz edecek kimse yok çünkü madem konunca birini görmüyorsun. Cebirden söz açma yok görüyorsan, görüş belirtisi hani hangi işe gönlün akıyorsa, o işi yapma da kendi gücüne yapacak görür durursun. Bir işi yapmaya gönlünde o işe karşı bir şey, o işe karşı bir iştiyak görürsen, o işi yapmaya kendinde güç kuvvet görüyorsun ama bir iş yapmak istemeyince de Allah nasip etmedi diyorsun. Neden yapmak istemedin? Yapmak isteyince var gücünle mücadele ediyorsun. O işi icra etmek için demek ki cebri değil. Gönlün hangi işe akmazsa, neyi istemezsen o işte kendini cebri yapar da bu Allah’tan dersin bir şey yapmak istemiyor deyince, bir şeye gitmek istemeyince, bir şeyi icra etmek istemeyince, tembellik yapınca diyorsun ki bu Allah’tan, Allah bana nasip etmedi. Biz hocam sohbete gelecektik ama bir türlü nasip olmadı. Olur, nice düğünler nasip oldu, nice nefsani şeyler, şeytani şeyler, hayvani şeyler nasip oldu ama zikrullah nasip olmadı. Bana öyle diyorlar. Geleceğiz ama bir türlü nasip olmadı. Neden? Ben şimdi soruyorum, neden? Bakıyorum şimdi beklemiyor, neden sorusunu soracağım ama neden, neden? Allah’ı zikir en büyük iştir. Bu en büyük işe seni göndermeyen şeytan diyormuş. 100 lira nefsin şeytan seni göndermiyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Dervişlerin evlilik konusunda ne dedi?

Bana evlenirken derviş diye evlendi bu kadın senle, bu kadın bekarken her perşembe derse giderdi, her cumartesi derse giderdi, evlendi sen göndermiyorsun, hem dervişle evlendi, hem de dervişi göndermiyorsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 630-640. Beyitler Şerhi

Vahdet-i vücut kelimesi ne zaman doktrinler haline gelmeye başlamıştır?

Vahdet-i vücut kelimesi, Muhyiddin ibni Arabi hazretleri aslında çok yerde geçmez, vahdet-i vücut kelimesi ama vahdet i vücut anlayışı ve düşüncesi, Arabi’den sonra doktrinler haline gelmeye başlamıştır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 602-609. Beyitler Şerhi

Vahdet-i şuhut düşüncesinin gelişmeye başladığı zaman ne olmuştur?

Vahdet-i şuhut düşüncesinin gelişmeye başladığı zaman, vahdet-i vücut ile vahdet-i şuhudu cem etme, ikisini birleştirme telaşı, ikisini birleştirme anlayışına çıkmıştır. Bediüzzaman Said-i Nursi, bunun kendince ortasına atmış, iki görüşü de cem edip birleştirmeye çalışmış.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 602-609. Beyitler Şerhi

Halvetten çıkmak neden zorlanmaktadır?

Bu halvetten çıkmayacağım ben. Çünkü gönül ahvali ile meşgulüm ben.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 595-600. Beyitler Şerhi

Sözlerin inkar edilmesi neden olur?

Hepsi de a vezir dediler. Sözlerimiz inkar değil, bizim sözlerimiz ya- nancıların sözlerine benzemez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 595-600. Beyitler Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 589-595. Beyitler Şerhi konusunda ne söylendi?

Dağınık şimdi, insanlar. Önceden on kişi toplandığında, ortak bir karar çıkıp bütün şehri bir noktaya yönlendirebilirdi. Şimdi on kişi bir şehri yönlendiremez. Maazallah ir düşman istilasına uğramış olsak, şehirlerdeki akil insanların sevk ettiği yöne hiç kimse gitmez. Neden? Hiçbir protesto yerini bulmuyor? Diyorlar ki işte yahudi mallarını protesto edelim. Neden? tutmuyor? Çünkü lider karizmasındaki kimselerin karizmalarını alaşağı ettiler bir, ikincisi gerçek bir liderlik yapmıyorlar. Şeyhler, alimler, hocalar, hepsi de dahil buna. Parti il başkanları dahil buna. Siz hiç sivrilmiş parti il başkanı görüyor musunuz? Siz hiç sivrilmiş böyle üfüttüren bir belediye başkanı görüyor musunuz? Amaç buydu zaten. Toplulukları öndersiz bırakmak. Toplulukları sevk ve idare edecek, kimliklerin oluşmamasını sağlamak. Güçlü liderliklerin oluşmamasını sağlamak. Bunun son kalesi sufiler. Son kalesi, son kale tarikatlar. Neden saldırıyorlar? işte orda şeyhlik sultası var da şeyh ne diyorsa öyle oluyor da bütün herkes aklını şeyhe satmış da…Ya sana mı satacak? Daha taharetlenmesini bilmiyorsun, sana mı satacak aklını ama laf çok yaldızlı. Çok yaldızlı! Bana söyleneni söylüyorum ben. Yani Mustafa Bey sizi tenzih ederim ama siz hep aklınızı herkes şeyhe satıyor. Sen kime sattın? Dedim sana mı satayım aklımı? Baktı, ben aklımı sana mı satayım? Onu söyle bana. Ses yok. Ben öyle demek istemedim. Ya ben aklımı şeyhime sattım. Sen kime sattın? Ben aklımı bir Allah dostuna sattım, sen kime sattın? Şeytana sattın, nefsine sattın, heva hevesine sattın. Senin heva hevesin mi kıymetli, senin şeytaniyetin mi kıymetli, benim şeyhim mi kıymetli dedim. Bunu söylediğim kimse, üç üniversite bitirmiş arkadaşım benim. Bana diyor ki seni böyle görmek istemezdim. Sustum, güldim. Dedim boşver, yollar öyle oldu falan fişman böyle hani, a baktım ya dedim yok ya, bu kadar tevazu yeter. Dedim kardeş, ben aklımı şeyhime sattım, sen kime sattın dedim. Bu durdu. Sen kime sattın? Marksa mı sattın Engel’se mi sattın, Platon’a mı sattın? Kime sattın. Daha amiyane şeyler söyledim de şimdi burdan söylemem abes olacak. Ben buna bir döküldüm, bu kaldı. Ya hiç böyle düşünmemiştim ya Mustafacığım dedi. Sen yine bende dedi çığır açtın dedi. Oğlum dedim sana tükürsem dedim tükürüğüme yazık ya dedim. Sen kime sattın aklını, bana onu söyler misin dedim ya, aklını sattığını söyle bana. Çıkın topluma şimdi kime sattı aklını? Şimdi bir Hz. Ebubekir radiyallahu anh hazretleri gibi bir liderlik var mı dünya üzerinde? Yok. Hz. Ömer gibi var mı? Hz. Osman gibi var mı? Hz. Ali radıyallahu anh hazretleri gibi var mı? Yok. Fatih gibi bir liderlik var mı? Yok. Osmanlı’yı bize kötülediler, kötülediler, kötülediler, kötülediler. Bizi başsız bıraktılar. Deccaliyetin amacı bu. Şeytaniyetin amacı bu. Bir Kanuni gibi liderimiz var mı bizim şimdi? Yok. Bize uyduruktan demokrasiyi getirdiler? Kim? Bu ülkeyi sırtlanacak, ülkeyi peşine takacak bir tane kuvvetli lider? iyi kötü. Şimdi bana diyecekler ki gene Ak partilisin. Alakası yok. Çıksın bir tane lider, bu ülkeyi arkasında sürüklesin. islam dünyasını arkasında sürüklesin. Öylesine güçlü bir lider olsun, nefesi isa nefesli olsun, bileği Davut bileği olsun. Kalbi Muhammedi kalbi olsun. Bu noktada böyle bir kimse arkasından yürüyelim, koşalım. Onu istemiyorlar. Millet bir şeyhe intisap etmiş, onun karizmasını çizmek için uğraşıyor bütün herkes. Ya bırak! iyi kötü adam bir şeyhe intisab etmiş. Başıboş danalar gibi dolaşacağına bağlamış kendini bir yere. Sen ne yaptın? Baharı görmüş delibaş danalar gibi koşturuyor ortalıkta. O hiç olmazsa terbiye oluyor orda. Şu iki dizinin üzerinde oturmak dahi, insan nefsini terbiye eder. iki dizinin üzerine oturmak dahi, nefsi terbiye eder. Nefsi disipline eder. Nefsi disipline eder. Susmak dahi o kimseyi terbiye eder. Susmak, bir saat susacak, iki saat susacak, üç saat susacak. Büyük mesele bu! Bugünkü zamanda büyük mesele. Şeyhinin yanına gittiğinde ben bilmiyorum diyecek, büyük mesele bu zamanda. Çünkü nefisler kabarmış, kudurmuş, şeytaniyet olmuş. Nefisler birer deccaliyet olmuş. Adam ne demek ya bilmemek, her şeyi biliyor. Bir tek bilmediğini bilmiyor. Her şeyi biliyor ama. Bir tek bilmediğini bilmiyor. Hiçbir şey bilmediğini bilmiyor her şeyi bilen insan. Böyle olmuş, bu hale geldik. Bakın şimdi siz, partilere bakın, güçlü lider var mı? Yok. Neden? Altediyorlar, istemiyorlar öyle bir şey. Bakın dünya üzerine, dünyayı asıl yönetmek isteyenler güçlü bir lider istemiyorlar devletlerin başında, hükümetlerin başında. Dört yılda bir değiştiriyorlar. Dört yılda bir değiştiriyorlar. Her yer aynı. Nereye gidersen git. Bir başbakan görüyor musunuz on yıl duran? Şart koşmuşlar oraya. iki dönem dörderden sekiz seçilirse. Kim? Obama. Lan adam zaten koca Amerika’yı iki yılda öğrenemiyor zaten. Adam Beyaz Saray’da hangi odadan hangi odaya geçeceğini öğrenemiyor. Yanında, etrafında bir sürü avane, hepsinin elinde yazılı şeyler var. Obama’yı özgür zannetmeyin orda. Obama esir. Atacağı adım dahi yazılı. Kalkacağı saat bile yazılı. Hangi saatte ne kahvaltısı yapacak, kahvaltısında ne yiyecek, ne yemeyecek yazılı. Saat kaçta kiminle görüşecek, kiminle görüşmeyecek yazılı. Ne devlet başkanı, esir! Millet de onu devlet başkanı zannediyor. Esirden başka bir şey değil. Herkes zannediyor ki Amerika’yı Obama yönetiyor. Lan ne alakası var. Resimden, kartondan aslan, o. Bir karton, üzerine de bir aslan figürü çizin, kartondan aslan figürü. Birisi üflüyor ona, üfleyince aa, Obama hareket etti diyoruz biz. Dünya liderlerinin yüzde doksansekizi böyle. Dünya devletlerinin başındaki liderlerin yüzde doksansekizi böyle. Hükümetlerin başındakilerin yüzde doksansekizi böyle. Hükümetlerin, bakanlarının yüzde doksansekizi böyle. Kartonun üzerine bir aslan resmi, koy oraya. Herkes aslanın resmini aslan hareket ediyor zannediyor. Bir rüzgar veya kumaşını Hazreti Mevlana’nın o aklıma geldi. Var ya, Hazreti Mevlana’nın kumaşı, biz hepimiz de diyor kumaşın üzerinde aslan resimleri gibiyiz. Muhteşem! Herkes o bu var ya, devlet başkanları, başbakanlar, bakanlar, böyle koca koca adamlar, hepsi de kumaşın üzerine çizilmiş aslan resmi gibi. Bir rüzgar üflüyor, herkes zannediyor ki aslanlar oynadı. Aslan hareket etti değil, değil. O yüzden şeyhlere canları sıkılıyor. O yüzden velilere canları sıkılıyor. Neden? Onları istedikleri gibi evirip çeviremiyorlar. istedikleri noktaya getiremiyorlar. Telefonları dinliyorlar. Onu yapıyorlar, bunu yapıyorlar, ordan bir şey yapıyorlar, burdan bir şey yapıyorlar… Yok! Bir türlü algı operasyonu tutmuyor onlara. Eğer gerçekten veli ise o yüzden diyorlar ki yok, siz kula kulluk yapıyorsunuz. Ne arıyorsunuz bu şeyhin peşinde! Birisi öyle demişti bana, ya dedi dinledim senin şeyhini dedi, Abdullah Efendiyi, sen ondan daha zekisin dedi, daha akıllısın, ne arıyorsun sen onda dedi. Döndüm ben, sen şeytanın hangi kolundansın dedim. Bu durdu şimdi. Nasıl yani dedi. Ancak bunu şeytan söyler çünkü dedim. Sen söyle bakayım dedim, hangi kolundansın sen onun? Dedi onun kolu da mı var? Tabii dedim. Bir sürü kolu var onun dedim. O dedim bir kol kol oda dedim. Böyle elimi omuzuna koydum, mübarek olsun dedim. Ne dedi? Şeytanın kolluk vazifesi dedi. Şeytanın kolluk vazifesi. Ne diyor? Sen çok akıllısın. Ne diyor? Sen çok zekisin. Ne bekliyor benden? Ben diyeceğim ki evet ya ben ondan zekiyim, ondan akıllıyım. Eeee? Ne işin var bu adamın arkasında? Söz bu. Ebu Cehil de aynısını demedi mi? Bak nereye gidiyor muhabbet. Ne dedi Ebu Cehil? Ebul Hikemdi ismi. Dedi ki hikmetin babası benim. Bu kavimde, burda benden başka bilen yok. Benden başka zeki olan yok. Benden başka akıllı yok. Benden başka zengin yok. Benim soyum, sülalem de zaten aynı soydan, aynı, sülaleden. E benim soyum, sülalem de bu noktada şey, asil. E benim sülalemden gelecek zaten peygamber bekleniyor ya. Kureyş’ten gelecek. Bütün herkes biliyor Kureyş’ten peygamberliğin geleceğini. Kureyş’ten bir peygamber geleceğini bütün herkes biliyor. O yüzden Ebu Cehil diyor ki olsa olsa ben olmalıyım bu peygamber. Kureyşten gelecek ya, her şeyiyle tam tekmil, peygamberlik tam ona göre. Kendi kafasına göre! Sözü geçiyor,nazı geçiyor, cömert. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri doğduğunda, kardeşimin oğlu doğdu deyip bin tane deve, bin tane koyunu hemen kurban ettirdi, fakire fukaraya dağıttırdı, yemekler yaptırdı. Cömert, zengin, akıllı, zeki. E sülalede tamam, tam cuk diye oturuyor şimdi. Ben i Kureyş’ten, çok akıllı, çok zeki, çok cömert, saygın bir kimse. Peygamberlik ona gelmeliydi ama kime geldi? Kardeşinin yetimine. Kardeşinin yetimine! Bildiğiniz yetim! E annesi de çok zengin değil. Babasını sülalesi tamam, eyvallah. Ama o çok hani Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin babası da çok zengin değildi. Kardeşlerin içerisinde hemen hemen fukaralarından birisiydi. E ne dedi Ebu Cehil? Benim peygamber olmam lazım! E, Ebu Cehilin bu manada manevi atası kim? Manada atası şeytan. Demedi mi Adem’e Cenab-ı Hak için ben ondan daha faziletliyim? Aynı şey. Ben ona bunu anlattım. Dedim sen bana şimdi dedim bak böyle dedin ya, bu sözün dedim arkasında bunlar, bunlar, bunlar, bunlar var. Kaldı bu şimdi? Sen o yüzden dedim şeytanın bir kolusun. Sen diyorsun ki sen şeyhinden daha zekisin bana, daha akıllısın. Dedim şeytanın kolu bunu söylüyor. Şeytanın kolu! Bizi bununla aldattılar işte. Dediler ki ya ne yapmaya gidiyorsunuz ki! Şeyh efendi için de aynı şeyi söylüyorlardı bize. Ya Mustafa abi ya, bizi davet etme ya. Neden? Ya geldiğinde hep aynı sohbeti söylüyor ya, aynı sohbeti anlatıyor. Tebessüm ediyorduk biz. Diyorduk kardeş, sen aynı şeyi anlatıyormuş gibi görüyorsun. Bu bir algı. O her seferinde başka konuşur. Yok! Onlar çok zeki. Allah muhafaza eylesin. Mevzu dağıldı. Toparlıyorum. işte velilerin, mürşid i kamillerin huzurunda, mesele çok konuşulmaz. Bir cümle ile meseleni halledersin. Bir cümle ile mesleni halledersin. Bir cümle ile! O da dedi ki ‘delilinizi kısa kesin. Öğüdümü canla, gönülle dinleyin.’ Yani siz çok konuşmayın. Siz buraya gelmişsiniz, nasihati dinleyin. ‘Din nasihattır, din nasihattir, din nasihattir’ buyurdu Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem. Ya? O zaman canla başla sen öğüdü dinle. Ne diyor? Canla, gönülle dinle. Hem canla dediği normal aklınla hem de gönülle, kalbinle dinle, dinle! Hz. Pir, mesnevinin başında da diyor ki dinle. Dinlemezsen olmaz. Dinlemezsen yol yürüyemezsin. Dinle, anla, idrak et. Dinlediğini uygula. Yoksa sadece dinlemekten geçersen, eşekler de dinliyor. Dinlemekten geçersen, kuşlar da dinliyor. Sadece dinlersen dağdaki çam ağacı da dinliyor. Dinliyordu beni. Ben oturuyordum bakacakda onun önüne, ben anlatıyordum, ağlıyordum, oda dinliyordu beni. Ben ağlıyordum o ağlıyordu, ben ağlıyordum o ağlıyordu. Dinliyor, hiç bir sıkıntı yok. Bir sabah baktım bööööyle gözyaşı gibi, böyle göz, herhalde ben dedim psikolojiyi kaybediyorum. iki tane göz, ağlıyor çam ağacı. Dinliyor, insanlardan daha iyi dinliyor hem! Bildiğiniz çam ağacı, insanlardan iyi dinliyor. Öyle bir dinliyor ki hem, dert ortaklığı yapıyor sana. Onun gözyaşını görünce zaten hurma kütüğünü anladım. Hani başladı ya ağlamaya hurma kütüğü. Hurma kütüğü de demeyeyim çünkü cennetlik oldu o da. “Eminsem, emin olan kişi töhmet altına alınmaz; gökyüzüne yer de- sem bile böyledir bu.” Eğer ben eminsem yani bir veliyi emin diye sen kabul ettiysen, ona teslim olduysan, o güvenilirse, o bu manada manevi olarak vazifeli ise sen onu töhmet altına alma. Bunu neden böyle yaptın, bunu neden böyle söyledin, bunu neden böyle yapıyorsun, bunu nasıl böyle yaparsın…Töhmet altında alma.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 589-595. Beyitler Şerhi

Dervişlere su vermekle ilgili ne söylenmektedir?

Sen dervişe normalde vanayı açmak maharet değildir. Onu karşıdaki dervişin kaldırıp kaldıramayacağını bilmek maharettir. O kimseye fazla ders verirsin, arığı açarsın. O kimse eşinden, işinden aşından olur. Ondan sonra da dersin ki kaldıramadı o. Sen neydin onun başında? Sen neydin onun başında? Sen neydin, onu meczup hale getirinceye kadar ona ders vermek? Sen neydin başında o halde olmayan bir kimseye kalkıp da rabıta vermek? Sen neydin başında o kimsenin kaldıramayacağı bir enerjiyi ona yükledin? O isteyecek. Derv, ister ki her gün bulutların arkasından Allah’la konuşsun. Derviş ister ki her gece hal görsün, rüya görsün, oooo duvarın arkasını görsün, kalbinden geçenleri görsün. ister bunu bütün dervişler, var mı istemeyen? Yok ama ona hazır mı değil mi onu bilen yok. O derviş kendince ben buna hazır mıyım diye bilmez ki! Bazen tarif ederim yanında kulağının ucunda hüüü diye bir ıslık, bitti! Yorganın altında yatacak yer arar. Onu görmez ki derviş kendince. Bir korku girer içerisine, bir korku girdi mi ders çekmez bir daha. Şişşt yaparlar, biter gecenin yarısında. Bir tıkırtı mutfaktan, bitti, gece bitti! Sen ona kalk, kaldıramayacağı bir ders ver. iyi yolda yürürken gözünün önüne tak bir cinni taifesinden birini gördü. Ne yapacak o? Ah yattı böyle uzattı ayaklarını da ay ne kadar güzel, birisi geldi güüm ayağına vurdu. Sen nasıl edepsizsin, böyle ayaklarını uzataraktan yatıyorsun dedi. Hadi uyusun sabaha kadar uyuyacaksa. Ondan sonra sabah dört arıyor güldür güldür, ayağımın altında çürük hala daha duruyor, benim ayağımın altına vurdular. E vururlar! Uzatma, sen cennette mi yaşıyorsun, ayaklarını uzatıyorsun! Bu işler edeb ister edep ister! O zaman arığın kaldıracağı kadar su vereceksin. Bahçeyi sulayan bahçıvan ne yapar? Arığın ne kadar su kaldıracağını bilir, ona göre suyu açar. Neden? Bendleri yıkmasın. Bendi yıkar giderse, sulamanın bir anlamı kalmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 583-589. Beyitler Şerhi

Her kuşun yemi kendi miktarıncadır. Her kuş, bir inciri bütün ola- rak yutabilir mi?

Her kuşun yemi kendi fiziki büyüklüğüne göredir. Sen bülbüle götür kocaman bir yem koy, bakalım yiyecek mi? Boğulur gider boğazında kalır. Bülbülün yemi ile karganın yemi aynı mı? Bülbülün yemi ile kartalın yemi aynı mı? Bülbülün yemi ile akbabanın yemi aynı mı? O zaman feraset sahibi ol. Bülbüle bülbül yemi ver, kartala kartal yemi ver, şahine şahin yemi ver. E kuş sürüsü ya, akbabası da olacak, akbabaya da leş lazım. Onun da salacaksın yakasını, gidecek leşi bulacak o. Bir dergahın içerisinde hepsi de vardır. Bülbül gibi şakıyanı da vardır karga gibi öteni de vardır. Kartal olduğu gibi akbabası da vardır. Vardır hepsi de. O zaman sen feraset sahibi ol, herkesin yemini ona göre hazırla. Sen şahine leş yedirebilir misin? Yemez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 583-589. Beyitler Şerhi

Zikrullah sırasında ne gibi davranışlar olmamalıdır?

Zikrullah, adabında erkanında olacak. Zikrullahda sayha atmak olmayacak. Zikrullahda zakir nasıl nefes verdiyse, o nefese devam edilecek. Sesi, onun sesi senin sesini geçmeyecek. Cezbeye geldi Allah Allah Allah… Ne oldu? Ne cezbesi! Sen şeytana uydun. Nefsine uydun. O zikrullahın bir adabı, erkanı va. O adaba, o erkana uy.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 583-589. Beyitler Şerhi

Dergah adabına ve erkanına tabi olmak neden önemlidir?

Başında zikrullah yaptıran var, ona tabi ol. Dergah adabına, erkanına tabi ol. O da dergah adabını çıkıyorsa, ona da tatlı bir şekilde söyle, abi, abla dergah adabında bu yok ya. Abi, buna dikkat edelim, abla buna dikkat edelim. Birisi orda sayha atıyor. Hemen ders yaptıran kim, filanca abi. Abi arkada filanca sayha atıyor. Dersin adabını bozuyor. Arkada bir abla var abla var, abla herkes Allah, Allah, Allah, zikrullahın temposu bu. Allahhhhhhhh, bağırıyor arkada. Abla, buna dikkat et. Bu adabı bozdu burda. Bu erkanı bozdu. Bu cezbe değil. Bu maneviyat değil. Bu, şeytanın o kimsenin üzerinde tecelli etmesi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 583-589. Beyitler Şerhi

Zikrullah sırasında ne gibi sorunlar yaşanabilir?

Eee sohbetlerde de olur. Birisi böyle aşka gelir, bağırır ordan. Bu doğru değil! Otur ağla. Milletin gözünden yaş inmiyor, bağırış çağırış çok fazla. Hiç olmazsa ağlıyormuş gibi yap. Yok! Bağıracak arkadaş. Cezbe geçiriyor ya, titreyecek. Kafası kesilmiş kuş gibi titreyecek ortalıkta, çırpınacak ortalıkta. Sudan çıkmış balık gibi zarar verecek etrafa, çarpınacak. Ne? Cezbe geçirdi! Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 583-589. Beyitler Şerhi

Manevi yol alırken ne gibi dikkatler gerekmektedir?

O yüzden bir kimse manevi olarak yol alıyorsa, merak etmeyin, ona ekmek yedirirler. Merak etmeyin, ona et yedirirler. Merak etmeyin, ona tatlı yedirirler. Cenab ı Hak buyurdu ki zerrece hayır işleyenin hayrı karşılıksız kalmaz, zerrece şer işleyenin de şerri cezasız kalmaz. Senin manevi hakkınsa dünya ayağa kalksa, kimse bunu engelleyemez. Allah sana bir şey verdiyse, kim engelleyecek sana? Sen Allah yolunda koşturduysan, Allah için Allah yolunda koşturuyorsan, senin önünde engel yok ki. Sen Allah dedin de diline pranga vuran mı oldu? Sen dersi çektin de elinden tutan mı oldu senin, parmağını kıran mı oldu. O zaman yürü, yol yürümeye çalış. Yol yürümeye çalış. Sen edebini, adabını muhafaza etmeye çalış. Farzları yerine getirmeye çalış. Haramlardan uzak durmaya çalış. Haramla alakanı kes. Haramla irtibatını kes. Nafilelerle yaklaştıkça yaklaşma, dervişin güzel ahlakı, zikri, fikri, şükrüdür. Allah bizi onlardan eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 583-589. Beyitler Şerhi

Şeyh Efendi ile Mustafa Efendi arasındaki ilişki nasıl açıklanmaktadır?

Dedim benim? Baba seni bekliyor dediler. Bindim arabaya. Bir arabayla birisi gelmiş. Tam dergahtan içeri girdim, şeyh efendi de karşıda oturuyor. Şimdi çok eski arkadaşlar bilir. Şeyh Efe’nin evinin yanındaki dergahı, Ali Sen yetiştin değil mi oraya, bayağı eskisin demek. Maşallah Sübhanallah. Kendini eski görmek de bahadır ha!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 569-582. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları