Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Klasik Eserler ve Şerhler — Sayfa 11

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 11/19

Allah’ın nimetlerine nasıl yaklaşmalı?

Allah’ın sana vermiş olduğu, bahsetmiş olduğu nimetleri de hoş tut. Nimete nankörlük etme, hamd edenlere nimetlerini arttırır, hamd edenlere! Sen Allah’a hamd et. Elindekine elindekinden dolayı teşekkür et. Avamın işidir ama teşekkür et. Ne diyor Cenab-ı Resulullah? ‘Allah’ı size verdiği nimetlerden dolayı sevin’. Bu avamın işidir. Bak, hiç olmazsa avamın işini yap. Sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı onu sev. Sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı. Şurda oturuyorsun, buna dahi hamd et. Allah diyorsun buna hamd et, bakın o zikrullah halakasına oturmanın dahi karşılığını veremezsin. Hangi hamdi edersen et. O halakayı zikrullahta oturmanın karşılığı bu dünyada yok. Hamd et Allah’a. Hamd ettiğin için de ayrıca hamt et, hamd ettiğin için de ayrıca hamd et. Neden? Hamd edemezdin. iyilikler ondan. Hamd edebiliyorsan ayrıca hamd et. Hamd etmeyenler, Allah’ın nimetine nankörlük edenlerdir. Allah onlardan nimetini alır. Hamd etmeyenler, hep böyle yüzü asık olanlar, hep mutsuz, hep yüzü asık, hep yüzü mahkeme duvarı gibi, tebessüm etmiyor. Hep böyle bir şeye bu böyle bir tas çorba var, bir böyle bir tas çorba var, hamd etmiyor, küçük görüyor. Yüzü asık. Hep hart hurt ortalığa. Bunlar Allah muhafaza eylesin, son nefesleri tehlikededir. Hamd edin; halinize hamd edin, durumunuza hamd edin, isyan etmeyin, inkar etmeyin, sırtınızı dönmeyin. Allah’ın vermiş olduğu nimetleri yerli yerinde kullanın, israf etmeyin. Bir şeyi atmayın, dökmeyin, bozmayın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1491-1495. Beyitler Şerhi

Söz ve mananın aynı anda kavranması mümkün mü?

Söz söyleyen kimse, ya harfleri görür yahut manayı. Bir anda her ikisini birden nasıl görebilir? İnsan, konuşurken manayı düşünür, onu kast ederse harflerden gafildir. Hiçbir göz, bir anda hem önünü hem ardını göremez. Yani normalde söz söyleyen insanlar söze baktıklarında normalde harfleri görürler. Birisine söz söylemiş olsan ne yapar? O kimse harfleri görür, o başka bir şey görmez. Normalde işin manasını görmesi gerekir e ama normalde o manasını görmez ve bir söz söyleyecek olan bir kimse de önce aslında sözden önce manayı düşünür. Bu söz ne anlama gelecek diye onu düşünür hem sözü söylerken hem mana da aynı anda onda olmaz. Manaya göre o kimseden söz çıkar. O yüzden büyükler demişler ya kalp dükkansa dil tüccardır diye. O kalpteki o içteki manaya göre kelam çıkar. Onun her ikisini de aynı anda yapmak biraz zordur. Yani hem kelimeleri sıralayacaksınız hem de manayı sıralayacaksınız. Bu biraz herkesin yapabileceği bir şey değildir. Bu ancak ilhamla olursa veyahut da vahiyle olursa söz konusu olur. Öbür türlü söz konusu olmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1480-1490. Beyitler Şerhi

Toto kumar mıdır?

Toto kumar mı dedi. Hem de dik alası dedim. Ya, devlet yaptırıyor ama dedi. Devlet yaptırıyorsa helal yani! Dedim oğlum ya, bu nasıl bir düşünce.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1480-1490. Beyitler Şerhi

Devletin totoyu yaptırmasının hukuki durumu nedir?

Devlet yaptırıyorsa helal yani! Dedim oğlum ya, bu nasıl bir düşünce.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1480-1490. Beyitler Şerhi

Cebir nedir ve nasıl tanımlanır?

Evet, en son farklı bir cebirden bahsettiydik. ‘Cebir bile olsa herkesin bildiği cebir yalnız kendi menfaatini gözeten nefsi emmarenin cebri değildir.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Nefsi emmarenin cebri ne demektir?

O kimse kendince kendi namaz, oruç, ibadet ve ahlak eksikliğini Allah’a atfediyor. Diyor ki yani o emretmiş olsaydı, yazmış olsaydı biz bunları icra ederdik, bunları yerine getirirdik.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Kendini kusurunu Allah’a atfetmek ne anlama gelir?

Bunu bir sefer bir yerleştirin. Eğer ki bir kimse kendi hatasını, kusurunu, yanlışlığını, eksikliğini Allah’ın veya bir başkasının üzerine atfediyorsa o sapkındır, o sapıtmıştır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Cebriyecilerin ve kaderiyecilerin durumu nedir?

Normalde bu cebriyeciler veyahut da bir bunlar sufi toplulukların içerisinde de vardır, ya kaderiyecidir ya da cebriyecidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Haram işlerde hikmet aramak ne anlama gelir?

Yani bir haram işler, hikmet var der. Ya haramda hikmet olur mu? Haramda hikmet arıyor adam. Allah yasaklamış canım kardeşim, Allah yasakladıysa yasağına uy.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Din örtüsü altında kendi hatalarını gizlemek ne anlama gelir?

İnsanların kendi hata ve yanlışlıklarını, eksikliklerini din örtüsü altında yapmak, din örtüsü! Bu, en büyük sıkıntı bu zaten.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

İlmi ledün çalışırken uyku halindeki birinin durumu nasıl açıklanmaktadır?

Artık onun uyku halinde dahi ilmi ledün çalışır. Onun uykusu tam değildir. O tam böyle derinlemesine bir uyku uyuyamaz, çalışır çünkü orası. Bir bakar ki kendisi farklı yerlerde, farklı tecelliyatlarda, farklı işlerin üzerinde, hiç akla hayale gelmeyecek yerlerde bir eşya gibi veya bir makine gibi, öyle düşünün.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

İlmi ledün çalışırken uyuyan birinin ruhunun normalde uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunduğu nasıl açıklanmaktadır?

Bu normalde uyku ile uyanıklık arası gibi. Uyuyormuş gibi görünüyor ama uyumuyor, bakın uyuyormuş gibi görünüyor ama uyumuyor. Onun artık uykusu da çalışıyor, uyanık olduğu halde de çalışıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Neydi, herkesin bildiği cebir?

Yani bu haller, bu fena hali sana cebir gibi gelse herkesin bildiği cebir değil bu. insanların kendilerine has bir iradeye sahip olmadığını söyleyip kendince kendi nefsinin heva ve arzusunu cebriyete koymak. Arkadaş içki içiyor, Allah isteseydi beni içirmezdi! Namaz kılmıyor, Allah isteseydi ben namaz kılardım. Demiyor ben nefsime uydum, demiyor ben şeytana uydum. Demiyor ben delalete gittim. Öyle söylemiyor. Ne yapıyor? Suçu Allah’a atıyor. Diyor ki Allah isteseydi biz de namaz kılardık! Ha sen namaz kılmaya gittin, Allah senin ayağını mı kırdı! Sen namaz kılmaya gittin, Allah senin kalbini mi çıkardı! Sen namaz kılmaya gittin, ben senin namaz kılmanı istemiyorum deyip de aklını mı aldı senin! Ne yaptı Allah sana? Ama suçlayacak ya! Suçlayacak! içki içti, Allah içirdi ona! Allah ona yazmasaydı içmeyecekmiş arkadaş! Allah yazdığı için içmiş! Cebriye! Allah istemediği için o ibadet edemiyormuş! Cebriye veya Allah ona emretmiş, söylemiş, Allah ona namazı kıldırmış, arkadaşım bir bu konuda bir ihtiyarı yok, makine ya arkadaş. Allah muhafaza eylesin. Derdimiz bu, cebriye değil. O zaman burada Hz. Pirin bahsettiği cebriye bu bozuk fırkalar değil, bu biraz da bir de işin siyasi tarafı var. Oraya da dokunmadan geçmeyeyim, cebriye ile alakalı. Emeviler, Emeviler ehlibeyte yapmış oldukları zulmü, bir kısım Emeviler öyle ayırd edeyim, hepsini koymayayım şimdi, bir kısım Emevi siyasetçileri, bürokratları, devlet adamları, ehlibeyte yaptıkları zulmü halka anlatmak için Allah’ın takdiri dediler. Dediler ki Allah takdir etmeseydi biz onları katleder miydik, dediler ki Allah takdir etmemiş olsaydı biz onları sürgün yapar mıydık, sürgün eder miydik? Allah’ın takdiri bu, dediler. Bu cebriyenin kuvvetlenmesine sebep oldu bunlar. Bazen siyasiler konuşurlar ya, hani derler ki Allah’ın takdiri bu ya! Kötülükler ne zamandan beri Allah’ın üstüne suç olarak yüklendi. Cenabı Hak ayeti kerimede dedi ki kötülükler nefsinizdendir. O zaman bu bozuk fırkalar veya sufiler kendi yanlışlıklarını, kendi eksikliklerini, kendi hatalarını Allah’a atfettiler, onun takdiri böyle dediler. Kimse kendi suçunu görmedi, kendi hatasını görmedi, kendi yanlışını görmedi. işte o yüzden bu cebriye o cebriyeden değil bizim anlattığımız cebriye, Allah bizleri muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1461-1466. Beyitler Şerhi

Ayan-ı sabitede hangi elbiseyi giymek anlamına gelir?

Bir kimse ayan-ı sabitedeki bu dünyada ayan-ı sabitedeki hakikatine doğru yol alır. Ayan-ı sabitede hangi elbiseyi gidip kendisi seçip giydiyse bu dünyada o elbisenin hakikatini yaşar. Bakın bu dünyada o elbisenin hakikatini yaşar. O zaman ayanı sabitedesinde, kendi ayan-ı sabitedesinde, biz kendi ayan-ı sabitesi olarak düşünelim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Bir insanın kendi ayan-ı sabitesinin hakikati ne anlama gelir?

Bir insanın kendi ayan-ı sabitesinin hakikati, El-Hadi ismi şerifinin tecelliyatıysa o kimse El-Hadi ismi şerifinin terbiyesine girer. El-Hadi ismi şerifinin terbiyesiyle bu dünyasını tamamlar, haktır. Bir kimse El-Mudil ismi şerifini kendisine o elbiseyi kendi ayan-ı sabitesinde hakikatinde onu aldıysa El- Mudil ismi şerifi onu terbiye eder, El-Mud, ismi şerifi ile bu dünyadan kafir olarak göçer. Hak mıdır? Haktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Gazaba uğrayanların ve sapanlarınkine değil, delalet yani, gazaba uğrayanın Arapçası ne?

Veleddalin. Yani delalette olanların yoluna değil. El-Mudil ismi şerifinin terbiyesinde olan bu delalette olanlar. Delalette olanlar! Bunun her ikisi de hak mı? Her ikisi de hak ama Allah celle celalühu birinden razı, birinden razı değil. Birini mükafatlandırıyor, bir yolda gideni, öbür yol da benim yolum diyor ama öbür yolda gideni cezalandırıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Ruh ve can arasındaki fark nedir?

Can ne? Bu bedenin ayakta durmasını sağlayan fiziki oluşum. Ruh ne? Bizim asıl bizi biz eden nesne.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1435. Beyit Şerhi

Şeyh efendi’nin oda konusunda ne söylendi?

Şeyh efendi bir laf söylüyordu, bazıları vardı, öyle değildi efendi baba! Oğlum, böyle böyle olmuştu diyor, o diyor ki efendim öyle olmadıydı o. Ben de olaya şahidim, bana döndü, nasıl olduydu Mustafa efendi dedi, sizin dediğiniz gibi böyle böyle böyle böyle olmuştu efendim dedim. Olduğunda o adam da yoktu yanımızda. Ondan sonra baktı, bana öyle demediler dedi. Ben sustum. Şeyh efendinin yanında ne diyeceksin. Şeyh efendi kafasını salladı, sustu. Neyse ben bir fırsatını buldum, bırakır mıyım! Mustafa Özbağ’ın şanına yakışmaz. Dedim sen orda değilsin. Sen orda olmadığın halde, ne yapmaya böyle konuştun? O benim orda olduğumu bilmiyor tabii! Olayın olduğunda ben ordaydım dedim. Velev ki olmayayım! Velev ki orda ol dedim. Önemli değil. Ne biliyorsun dedim? Şeyh efendi zahirde öyle bir şey yaşarken gözünün önünde, batında başka bir şey yaşadı dedim. Batında yaşadığı şeyi söyledi, ne yapacaksın dedim. Batından haberin var mı dedim. Yok, dedi. Duyduğunu söylemek yalan olarak yeter demiyor mu hadisi şerifte dedim ben, sustu. Sen nasıl dervişsin dedim ya! Sen nasıl dervişsin dedim. O yüzden bir kimse üstadının önünde öyle değildi böyle…Sordular mı sana? Yok. Bırak, sana ne!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1433-1434. Beyitler Şerhi

Dünya üzerinde kaç tane saraydan yönetilen ülke var?

Bir tane. Neresi? ingiltere. Yeryüzünde devletler olarak saraydan yönetilen, saraydan yönetilen tek devlet var. O da ingiltere.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1398-1403. Beyitler Şerhi

Tavşan ve aslanın simgesel anlamları nedir?

Tavşan, akil, kâmil aklı simgeliyordu. Aslan da heva ve hevesine uymuş, nefsine uymuş bir kimseyi, yani nefs-i emmareyi simgeliyordu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1386-1396. Beyitler Şerhi

Haram kazanca hayır mıdır?

Haram para kazanmamaya, kazançlarına haram katmamaya çalışırlar. Öbürkü ne? Fuhuş! Fuhuştan uzak dururlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1386-1396. Beyitler Şerhi

Hz. Ömer efendimizin köşkü var mıydı?

Gerçi emir diye adı sanı duyulmuşsa da onun yoksullar gibi ancak bir kulübeciği var, kulübesi var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1386-1396. Beyitler Şerhi

Rüşvetin devlet üzerindeki etkisi nedir?

Bir devlet idaresinde rüşvetle iş görülüyorsa o devlet batmaya mahkûmdur. O devlet batmaya mahkûmdur. Devlet vatandaşından rüşvet alıyorsa o devlet batmaya mahk, o adalet mekanizması batmaya mahkûmdur. O devlet sistemi batmaya mahkûmdur, dağılmaya mahkûmdur. Sebep? Çünkü devlet kademelerinde rüşvet makul hale geldiyse, makul hale geldiyse, hayatın olağan akışının içerisinde olağan bir şey geldiyse o devlette, o belediyelerde, o toplumda, orası batmaya dağılmaya mahkûmdur. Bir adalet sisteminde eğer ki rüşvet kol geziyorsa ve adalet parayla dağıtılıyorsa adalette milyonlar, trilyonlar konuşuluyorsa o devlet batmaya, o adalet mekanizması batmaya mahkûmdur. Bu hangi devlet olursa olsun. Osmanlı’nın batış sebeplerinden birisi de budur. Osmanlı’da yeniçeri ocağının bozulmasının bir sebebi budur. Osmanlı’da maliyenin, hazinenin bozulmasının bir sebebi budur. Osmanlı’da bozukluğun sebebi rüşvettir, kayırmacılıktır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1355-1370. Beyitler Şerhi

Osmanlı’nın batış sebepleri nedir?

Osmanlı’nın batış sebeplerinden birisi de budur. Osmanlı’da yeniçeri ocağının bozulmasının bir sebebi budur. Osmanlı’da maliyenin, hazinenin bozulmasının bir sebebi budur. Osmanlı’da bozukluğun sebebi rüşvettir, kayırmacılıktır. Tarihten ders almayan insanlar buna devam ederler. O yüzden Osmanlı’da batışın sinyalleri burdandır. Osmanlı’da devşirmeler belirli ailelerden olurdu. Yeniçeri olacak olanlar, devlet kademesinde yetiştirilecek olanlar. Evet, gayrimüslim ama belirli ailelerdendir. Mesela hiçbir zaman ortodokslardan olmaz. Sırplardan olmaz. Bunlardan devşirme alınmaz. Bunlardan genç alınmaz ama ne zaman ki Osmanlı’da bu işe bakan ağalar rüşvet alıp artık başka yerlerden de devşirme alınca yeniçeri bozulmuştur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1355-1370. Beyitler Şerhi

Nöbet kavramı nedir?

Nöbet! Yani Allah topluluklara belirli zamanlarda belirli güçler verir veya belirli insanlara belirli güçler verir. Bu şirket olabilir, iş yapan. Bu bir cemaat olabilir, bir tarikat olabilir, bu bir parti olabilir, bu bir mezhep olabilir, bu bir meşrep olabilir, bu bir birey olabilir. Bu birey de olabilir, bu her şey olabilir, bu normalde o kudret ve kuvveti Allah verir ona. Kudret ve kuvveti Allah ona verince o nereye harcadı? Zulme mi harcadı zalimliğe mi koştu harama mı koştu yanlışlığa mı koştu eksikliğe mi koştu?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1355-1370. Beyitler Şerhi

Allah’ın yolunda mücadele edenlerin yollarını açar mı?

Allah’ın yolunda mücadele edenlerin yollarını açar. Allah, onların yollarını açar. Allah’a iman et ve inan. Allah’ın üzerine hüsn-ü zan besle. Kendi kendine şöyle düşünme, bana yardım etmez diye düşünme, benim işim ne olacak diye düşünme. Hüsn-ü zan besle, o sana yardım edecek. Hüsn-ü zan besle, o senin sıkıntını giderecek. Hüsn-ü zan besle, kimi meydanda bırakmış ki! Seni de bırakmayacak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1340-1355. Beyitler Şerhi

Nefsin emirlerine uymak ne demektir?

Nefsin neyi emrediyorsa sen onu yerine getireceksin. Haram tanımayacaksın, helal tanımayacaksın, farz tanımayacaksın, nafile tanımayacaksın, sünnet tanımayacaksın, Kur’an tanımayacaksın, peygamber tanımayacaksın, din tanımayacaksın, akaid tanımayacaksın, fıkıh tanımayacaksın… Ya ne nefsin sana emrediyorsa sen onu yerine getireceksin, icra edeceksin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1340-1355. Beyitler Şerhi

Nefis mücadelesi nedir?

Asıl, asıl nefisle mücadele elinde fırsat varken yapmamaktır. Hani diyor ya onlar arşı alanın gölgesinde gölgelenecek. Kim? Gecenin diyor yarısında çok böyle şanı, şöhreti, güzelliği yerinde bir kadın sana geldiydi de ben Allah’tan korkarım gelemem dediğinde diyor, arş-ı alanın gölgesinde gölgeleneceksin. Bunu yapmaya muktedir misin? Evet. Bunu yapabilir misin? Evet ama yapmıyorsun! Asıl nefis mücadelesi bu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1340-1355. Beyitler Şerhi

Mümin, Allah nuruyla bakmamış olaydı gaib mümine nasıl görünürdü?

Eğer mümin, Allah nuruyla bakmamış olaydı gaib mümine bütün çıp- laklığıyla nasıl görünürdü?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Zina ne demektir?

Zina haramdır. Yüzyılın hastalığı, yüzyılın hastalığı! Artıyor çünkü! Allah muhafaza eylesin. Bu yüzyılın daha büyük hastalığı eşcinsellik, bu yüzyılın daha büyük hastalığı, bakın, bu fakir bunu yıllar öncesinden beri hep dile getiriyor. Bu büyüyor kartopu gibi, bu daha da büyüyecek. Bu, Ümmeti Muhammed’in içinde de büyütüyorlar bunu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

Eşcinsellik ne demektir?

Bu yüzyılın daha büyük hastalığı eşcinsellik, bu yüzyılın daha büyük hastalığı, bakın, bu fakir bunu yıllar öncesinden beri hep dile getiriyor. Bu büyüyor kartopu gibi, bu daha da büyüyecek. Bu, Ümmeti Muhammed’in içinde de büyütüyorlar bunu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1330-1339. Beyitler Şerhi

İnsanın kendi kendine yaptığı zarar nedir?

Tabi en büyük zulüm de birinci derecede insanın kendisine yapmış olduğu zulüm.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1325-1329. Beyitler Şerhi

Allah’ın sınırlarını aşmak ne demektir?

Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin. Olur ki Allah sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1325-1329. Beyitler Şerhi

Siyasette ve toplumda zayıfı eziyenler neler yapar?

Bunlar siyasette var. Bunlar devlette var. Bunlar partilerin içerisinde var. Bunlar dergâhlarda var, tekkelerde var, dini toplulukların içerisinde var, var. Yani zayıfı eziyor. Bir dini topluluk düşün, aynı hatayı zengin de yapıyor, fukarası da yapıyor, zengine seslenmiyor, fukarayı görmüyor! Veya bir toplul ki zenginlerin oturduğu alan ayrı! Veya bir topluluk düşün zenginler ayrı sohbet ediyor, zulmediyorlar! Veya bir topluluk düşün yani orada sadece zenginlerin, parası olanların sözü geçiyor örneğin!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1325-1329. Beyitler Şerhi

Bireyin özgür hâk ve özgürlükleri neden önemlidir?

Bireyin temel hak ve özgürlükleri diyorlar ya birey tamamiyetle hür. Evet, kimse karışamaz! Bazen zaman zaman diyorum ya şuraya karşı, boşluk bir yerde burda erkek erkeğe cinsel ilişkiye girse karışamazsınız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1325-1329. Beyitler Şerhi

Din ve ahlakın korunması için ne önerilmiştir?

Köpeksiz köy bulmuşlar, değneksiz dolaşıyorlar! Kimse dur demiyor ki! Herkesin de hoşuna gidiyor. Evet! Haydin gelin islam dinini komple değiştirelim. Ne yapalım? Bu ayet tarihsel, atalım. Bu ayet bu anda yaşanmaz, atalım. Bu ayet şimdi olmaz, atalım. Bu ayet gelecekte yaşanacak, bu ayet geçmişte yaşanacak… Düdükleyecekler! Düdük kalacak bir tane orta yerde din. Düdük gibi bir din kalacak orta yerde! Kimse bir şey demeyecek ki. Bizim konuşacağımız asıl meseleler var. Dolar kaç para oldu, euro kaç para oldu, bunu kim yükseltti, bunu kim indirdi? Bizim konuşacağımız meseleler var. Asgari ücret ne kadar oldu? Ben böyle söylüyorum, haydiiii başka bir tartışma çıkıyor. Canım kardeşim, senin maaşın on trilyon olsa ne olacak, ahlakın elden gittikten sonra! Senin trilyonlarca paran olsa ne olacak, gözünün önünde eşin başka bir adamla fuhuş yapsa, on trilyonun olsa ne olacak senin? Senin kızın gece saat ikide, üçte zil zurna sarhoş gelse, yanında bir tane de adamla, senin yirmi trilyonun olsa ne olacak ya, ne olacak! Evet, asgari ücret de lazım, evet ekonomi de lazım. Lazım! Biz onlara bakarken dinimizi terk ettik ya! Evet! Allah bizi affetsin. O yüzden mümin müminin aynasıdır. O zaman nasihate açık olacağız, eleştiri, eleştiri değil, nasihate açık olacağız, birbirlerimize nasihat edeceğiz, birbirlerimizin üzerindeki hakkı. Doğruyu birbirimize tebliğ edeceğiz, yaşadığımızı. Birbirimizin hakkı. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1325-1329. Beyitler Şerhi

Tavşan neydi?

O da Nefs-i Kamile’ydi yani kemalâta ermiş, olgunluğa ulaşmış, doğru akla ulaşmış bir simgeydi tavşan bu manada.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Tavşan ne yaptı?

Dedi ki ben sana gelecektim ama yolda bir aslana rastladım. Yanında bir tane de dedi semirmiş, taze bir tavşan vardı. Onu da sana hediye olarak getiriyordum. Ama o yoldaki tavşan bizi engelledi. Ben canımı zor kurtardım dedi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Kötülüğün karşılığı nedir?

Kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülük. Yani bu demek değildir ki size birisi kötülük yaptığında siz de ona kötülük yapın, kötülüğe denk bir kötülük devletin verecek olduğu ceza. Ona denk olacak. Ona denk olmazsa o zaman ceza yerli yerini bulmadı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Affetme yetkisi kime ait?

Kötülük kime yapıldıysa ona ait. Bir başkasına ait değil bu. Birisi sizin paranızı çaldı, ancak siz affedersiniz. Birisi sizin namusunuza tasalluk etti, ancak namusuna tasalluk edilen kimse affedebilir. Onu devlet affedemez, onu krallar affedemez, onu hacısı hocası şeyhi, piri affedemez. Kim affedecek onu? O kötülüğe maruz kalan kimse. O kendi malına, canına, namusuna, şerefine, haysiyetine dokunulan kimse ancak affedecek. Başka türlü bir başkası onun adına affedemez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Saldırana karşı saldırmak hakkı var mı?

Birisi sizin sınırlarınızı ihlal ederse sizin de ona karşılık verme hakkınız doğar, birisi sizin malınıza, mülkünüze, canınıza kast etmeye kalkarsa saldırırsa sizin de kendinizi koruma hakkınız doğar. Hatta saldırma hakkı doğar çünkü bir kimse size elinde bıçakla veyahut da elinde tabanca ile saldırırsa siz ona bu sefer müdahalede bulunsanız onu öldürseniz islam hukukuna göre ölen insan iki günah işlemiş oldu. Neden? Silahı önce o çekti. Bıçağı önce o çekti, tabancayı önce o çekti. Tabancaya önce o davrandı. Bu sefer o, iki suç işlemiş oldu, iki katil oldu. Çünkü saldırana karşı saldırmak sizin hakkınız oldu, saldırana karşı saldırmak!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Ülkeye saldırıya karşı cevap verme hakkına ne denir?

Senin ülkene saldırıyorlarsa, senin cevap verme hakkın doğar senin. Senin ülkene terörle saldırıyorlarsa senin topraklarına fuhuşla saldırıyorlarsa uyuşturucu ile saldırıyorlarsa faizle saldırıyorlarsa senin ülkene haramlarla saldırıyorlarsa, ahlaksızlıklarla saldırıyorlarsa senin buna cevap verme hakkın doğar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Adaletin tecelli etmesi için ne gerekir?

Adalet tecelli etmez, tesis edilmezse siz bu saldırılara cevap veremezsiniz. Adam kendince düşünür ben on yıl yatar sonra çıkarım düşüncesiyle gidip birisini çatır çatır vuruyorsa siz adaleti tesis edemezsiniz. Adam, kadın benden boşanmasın diye boşanıyor diye nasıl benden boşanır diye gidip kadını canice öldürüyorsa katlediyorsa ve siz onu katletmiyorsanız adalet olarak, durduramazsınız ne kadın cinayetini, ne çocuk tecavüzünü ne de kadın tecavüzünü durduramazsınız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Adaletin önemini nereden anlayabiliriz?

Bakın namazdan önemlidir adalet, oruçtan önemlidir adalet, bütün ibadetlerden önemlidir adalet. Senin namazı rahat kılabilmen için adalet lazımdır. senin ibadeti rahat yapabilmen için adalet lazımdır. Senin canını, malını, çocuğunu, ırzını, namusunu, şerefini, evini koruyacak olan adalettir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Adaletin önemi nedir?

Adalet tecelli edecek! Adalet! Bakın namazdan önemlidir adalet, oruçtan önemlidir adalet, bütün ibadetlerden önemlidir adalet. Senin namazı rahat kılabilmen için adalet lazımdır. senin ibadeti rahat yapabilmen için adalet lazımdır. Senin canını, malını, çocuğunu, ırzını, namusunu, şerefini, evini koruyacak olan adalettir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1310-1324. Beyitler Şerhi

Tavşanın ayağını geri çekmesindeki sebebi nedir?

Aslanın ciddiyetle sorması: ‘Sen bu sebepleri bırak da şu geriye çekilmenin sebebinin söyle. Benim maksadım o.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1297-1310. Beyitler Şerhi

Aslanın maksadı nedir?

Aslanın maksadı, tavşanın geriye çekilmesinin sebebinin öğrenmek ve tavşanın bu konuda verdiği cevabı dinlemektedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1297-1310. Beyitler Şerhi

Çoğunluk neden sapkınlık içinde kalmıştır?

Cenabı Hak diyor yeryüzünün büyük bir, insanların büyük bir çoğunluğu sapkınlık içindedir, diye. Başka ayet-i kerimede de: ‘Andolsun ki onlardan önce geçenlerin de çoğu sapıtmıştı.’ Saffat 71. Demek ki bu çoğunluklar, bu çoğunluk güruh, hep sapkın olmuş tarih boyunca. Çünkü heva ve hevese hitap etmişler. Şeytani yola hitâb etmişler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1297-1310. Beyitler Şerhi

Çoğunluk neden Müslümanlara gerekli olan deneyle sağlamamaktadır?

Çoğunluğa baktığımızda çoğunluk bize gerekli olan doneyi sağlamıyor. Çoğunluğa baktığımızda çoğunluk bizi aldatabilir. Çoğunluk bizi yarı yolda bırakabilir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1297-1310. Beyitler Şerhi

Müslüman’ım diyenlerin Kur’an ve sünnetin hükmü ile hükmedilmesini istemiyorlar mı?

Müslüman’ım diyenlerin yüzde yetmişi, yüzde yetmişi, Kur’an ve sünnetin hükmü ile hükmedilmesini istemez. Şu anda Müslüman’ım diyenlerin yüzde yetmişi namazı kılmadıkları gibi! Müslüman’ım diyenlerin büyük bir çoğunluğunun içki içmesi gibi! Müslüman’ım diyenlerin büyük bir çoğunluğunun zinayı caiz görmesi gibi! Müslüman’ım diyenlerin büyük bir çoğunluğunun Kur’an ve Sünnet yaşantısından uzak olması gibi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1297-1310. Beyitler Şerhi

Kapitalist sistem neden İslam’ın dışına itmektedir?

Kapitalist sistem bizim önümüze bunu getirdi ve hepimiz buna doğru koşuyoruz. insanlar buna koşuyor, özeniyor. Dizilere bakıyorlar dizilerde villalar, kıyafetler, arabalar, dekolteler… insanlar oraya doğru özendiriliyor. O özentinin içerisinde oraya nasıl sahip olacağını düşünmüyor hiç kimse.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1297-1310. Beyitler Şerhi

Denizin halini nasıl anlayabiliriz?

Yani nasıl ateşi bir küçücük bir üfürme söndürüyorsa deniz de kendi ıstırabından dolayı halden hale giriyor, coşkunluktan coşkunluğa, bir dalgalanıyor, bir kabarıyor, bir kenara vuruyor, bir kıyıya vuruyor bir her şeyi içine alıyor, bir içindekileri dışına çıkarıyor. Deniz de ne? Kalıptan kalıba giriyor. Yani su olduğundan hangi kalıba sokarsanız su o kalıba girer. O yüzden hani derler ya su gibisin, her kalıba girdiğinde o kalıbın halini alıyorsun diye veyahut da su aynı zamanda da renksizdir, girmiş olduğu kabın rengini alır genel olarak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1286-1296. Beyitler Şerhi

Kuyuya yaklaşınca aslanın yanında tavşanın geri çekilmesi nedir?

Yani kuyuya yaklaşınca aslan, tavşan yavaş yavaş geriye durmaya başladı. Kuyu yanına gelince aslan, tavşanın geri kaldığını gördü. Dedi ki: ‘Niçin ayağını geri çektin? Ayağını geri çekme, ileri gel. Tavşan: ‘Ayağım nerede? Elim ayağım kesildi. Canım tir tir titriyor, yüreğim yerinden oynadı. Yüzümün rengini görmüyor musun? Altın sarısı gibi. Rengim, ne halde olduğumu bildiriyor. Allah yüze bildirici demiştir. Onun için ariflerin gözü, yüze dalmış, kalmıştır.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1263-1275. Beyitler Şerhi

Renk ve koku ne iş yapar?

Renk ve koku, bir şeyin rengi, bir şeyin kokusu insana haber verir. Yani ağzın kokuyorsa bir rahatsızlık var. Ya dişlerinde rahatsızlık var ya midende rahatsızlık var ya solunum yollarında bir rahatsızlık var. Renginde bir solgunluk var ise bir kızarıklık varsa bir kararma varsa sağlığında problem var. Demek ki. Renk ve koku ne yapıyormuş? Çan gibi haber verirmiş. Eski tıpçılar, eski tıpçılar, gerçek hekimler, gerçek hekimler, hastalık tespit etmede hastanın çok afedersiniz küçük abdestini içerlermiş. Küçük abdestini içerekten onun hastalığını teşhis ederlermiş. Çok özür dilerim, büyük abdestine bakarlar, ordan koklayaraktan hastalık tespit ederlermiş.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1263-1275. Beyitler Şerhi

Her şeyin sesi neden vardır?

Demek ki her şeyin bir sesi var. Herkesin de bir sesi var. Şimdi bir kimse konuşuyorsunuz, konuştuğunuz zaman onun sesini siz hafıza alıyor. Sen uğraşmıyorsun. Cenabı Hak öyle bir şey yaratmış ki o konuştukça sen onu hafızaya alıyorsun. Sesinin onun, tonunu, rengini, şeklini, şemalini, sinirli mi agresif mi yumuşak mı ses tonundan anlıyorsun onu. Demek ki ses tonunun da bir konuşma stili var. Veyahut da bir şeyin sesinden tanımlıyorsun onu. Çok af edersin, merkebi görmedin ama merkebin sesini biliyorsan sesi duyunca bu merkep sesi diyorsun. Bu at sesi diyorsun. Atın yavrusuysa bu diyorsun ki tayın sesi. Öbürkü ineğin sesi. Öbürkü öküzün sesi, örneğin. Öbürkü ne? insan sesi. Sesten tanımlıyor musun? Evet.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1263-1275. Beyitler Şerhi

Uyuşturucu kullanımının son on yılda nasıl gelişti?

Ülkede son on yılda, sadece tedavi olmak isteyenler %3600 artmış, %1800 kullananlar artmış, on yılda! Bu son bir de 3-4 yıldır bunlar açıklanmıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Hz. Adem Aleyhisselam’a nehiy ne demektir?

Nehiy ne, mesela yasaklanma. Örneğin işte fuhuşa yaklaşmayın veyahut da faize yaklaşmayın veyahut da harama yaklaşmayın. Bakın bunların hepsi de nehiy veya içkiye yaklaşmayın, nehiy. Haramlarla alakalı, yaklaşmayın vardır. Yaklaşmayın nedir? Yani sen ondan uzak dur. Yakın dahi durma ona. Bu ne? Yakınlaşırsan şüpheli, kayabilirsin, yaklaşma.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Hz. Adem Aleyhisselam nehiy nedeniyle ne yaptı?

Adem Aleyhisselam ağaca yaklaştı ya, yani burda ne var? Bir nehiy var. Nehiy ne, mesela yasaklanma. Örneğin işte fuhuşa yaklaşmayın veyahut da faize yaklaşmayın veyahut da harama yaklaşmayın. Bakın bunların hepsi de nehiy veya içkiye yaklaşmayın, nehiy. Haramlarla alakalı, yaklaşmayın vardır. Yaklaşmayın nedir? Yani sen ondan uzak dur. Yakın dahi durma ona. Bu ne? Yakınlaşırsan şüpheli, kayabilirsin, yaklaşma.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Hz. Adem Aleyhisselam’ın tevili ne anlama gelir?

Tevili üstün tutunca kendisi hayretteyken tabiatı, buğdaya doğru koştu. Bahçıvanın ayağına diken batınca hırsız fırsat buldu, esvabını çalıp kaçtı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Hz. Muhammed i Mustafa (s.a.v)’nın hata yapmadığına dair ne söylenmektedir?

Hz. Muhammed i Mustafa (s.a.v) ’de yok. O hiç hata ve günah işlemedi, hatasız. Bizim bu noktamızdan da rahatsızlar. Bakın şimdi çocuklarımıza imam hatiplerde, ilahiyat fakültelerinde, diyanet kürsülerinde, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hata yaptığını, bazıları günah işlediğini ve onun da tövbe edip Allah’ın onu affettiğini söylüyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Tövbe eden bir kişiye ne söylenmektedir?

Rabbim, ben nefsime zulmettim, sen beni bağışla. Sen bağışlayanların en iyisisin. Allah’ım, senden başka ilah yoktur. Seni tesbih eder ve sana hamd ederiz. Rabbim, ben nefsime zulmettim, bana merhamet et. Muhakkak ki sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Rabbim, senden başka ilah yoktur. Seni tesbih eder ve sana hamd ederim. Rabbim ben nefsime zulmettim. Bana tövbeyi nasip et. Muhakkak ki sen Tevvab ve Rahimsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Tövbe eden bir kişiye ne tür bir affetme sözü verilir?

Rabbim, ben nefsime zulmettim, sen beni bağışla. Sen bağışlayanların en iyisisin. Allah’ım, senden başka ilah yoktur. Seni tesbih eder ve sana hamd ederiz. Rabb, ben nefsime zulmettim, bana merhamet et. Muhakkak ki sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Rabbim, senden başka ilah yoktur. Seni tesbih eder ve sana hamd ederim. Rabbim ben nefsime zulmettim. Bana tövbeyi nasip et. Muhakkak ki sen Tevvab ve Rahimsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1250-1263. Beyitler Şerhi

Tevrat’ın Âdem yaratılmadan önce yazılmış olması hakkında ne söylenmektedir?

Bu nerenin kırk yılı belli değil yalnız ha. Bu dünyanın kırk yılı mı cennetin kırk yılı mı arş-ı alanın kırk yılı mı levh-i mahfuzun kırk yılı mı yoksa ruhların yaratıldığı perdenin kırk yılı mı yoksa ruhlar yaratılmazdan önceki hangi perdenin kırk yılı belli değil. Böyle kendi kendinize hemen dünyaya bağlamayın bunu, sakın ha! Evet, Dedi ki kırk yıl önce.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1231-1249. Beyitler Şerhi

Tevrat ve İncil’de Âdem’in yasaklanan meyve konusunda farklı anlatımlar var mı?

Demek ki bir şey Âdem’e takdir edilmiş. O yasaklanan alana, yasaklanan ağaca, yasaklanan meyveye, her neyse bu, işte Tevrat’ta farklı, incil’de farklı bu konuda söylemler var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1231-1249. Beyitler Şerhi

Hıristiyan geleneğinde Âdem’in yasaklanan meyve konusunda nasıl anlatılmaktadır?

Yani Hıristiyan mitolojisinde veya Hıristiyan geleneğinde, kültüründe biraz farklı, işte Musevi geleneğinde, Musevi mitolojisinde farklı böyle bu konuda ama Âdem bir ağaca mı yaklaştı meyveyi mi yedi ağaca yaklaştı da mı öyle oldu veya ne oldu, bununla alakalı değişik söylemler var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1231-1249. Beyitler Şerhi

Hüdhüd kuşunun en önemli özelliği nedir?

Hüdhüd kuşunun en önemli özelliği gerçekten toprağın altındaki suyu hissedebilmesi, görebilmesi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Hüdhüd kuşu hangi bölgelerde yaşamaktadır?

Hüdhüd kuşu en fazla Filistin’de, en fazla Mısır’da görülen ama zaman zaman Anadolu’da da Akdeniz kıyılarında bir müddet görülmüş olan kuşlardan.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Hüdhüd kuşu ile ilgili tarih boyunca ne tür görüşler vardır?

Tarih boyunca mitolojik olarak eski toplumlar, bu kuşa ehemmiyet vermişler. Bu kuşla alakalı değişik efsaneler oluşturmuşlar, iran edebiyatında var, Mısır’da var, Ortadoğu edebiyatında var, Afrika’da var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Hüdhüd kuşu ile ilgili Peygamber rivayetlerinde ne anlatılmaktadır?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yasakladığına dair rivayet var. Hz. Peygamber de bu üç hayvanı, uçan hayvanın öldürülmesini yasaklamış.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Dört tane kuşun hangileri olabilir?

Dört tane kuş denilince, değişik rivayetler var ama birisinin karga olduğu kesin, birisinin tavuskuşu olduğu kesin. Çünkü çok değişik rivayetler var. O yüzden normalde birisi işte kerkenez veyahut da akbaba diyenler var. Kimisi kerkenez diyenler var. Bir tanesi de horoz. Horoz, karga, tavus kuşu net bütün rivayetlerde. işte öbürküne güvercin diyenler var, işte normalde kartal diyenler var, akbaba diyenler var. Böyle et yiyen bir kuş dördüncü kuş.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

İlahiyat fakültelerindeki bazı profesörlerin etkisi nedir?

Bunların isimlerinin önünde Prof. yazıyor. Bunların isimlerinin önünde öğretim üyesi yazıyor. Bunların isimlerinin önünde filanca ilahiyat fakültesinde doçent, filanca ilah, fakültesinde öğretim üyesi, filanca ilahiyat fakültesinde profesör yazıyor ve bunlar ne yazık ki bizim çocuklarımızı ifsad ediyorlar. Bizim gençliğimizi bozuyorlar, çocuklarımızı bozuyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

İngiliz derin devleti ve Masonlar neden İslam dünyasında etki yaratıyor?

Bu sadece Türkiye’ye ait bir oyun değil, bu büyük bir ingiliz derin devleti oyunu. Bizim içimize Abdul’ları, bizim içimize Masonları koyaraktan, Ali Şeriatileri koyaraktan, bizim içine bunları yerleştirerekten bunu başarmaya çalışıyorlar. Yani bugün bakın, eski refahçıların hepsi de Ali Şeriati okur, bugün gidin AK Parti’nin büyük bir kısmı, yönetim kurulundaki yöneticiler, Ali Şeriati okur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Din, İslam hukukunun olmadığı yerde, kâfirle müminin arasında faiz yoktur mı?

Din, islam hukukunun olmadığı yerde, kâfirle müminin arasında faiz yoktur. Bunu söyleyin, cesaretiniz varsa, cesaretiniz varsa bunu söyleyin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Türkiye’de İslam Devleti mi?

Türkiye’de islam Devleti değildir. Lafı eveleyip geveleme.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Dinin hukukunu ve hükmünü konuşabilecek kadar cesaretiniz var mı?

Dinin hukukunu ve hükmünü konuşun eğer gerçekten iman ettiyseniz. iman ettiyseniz Allah’a, kalbinizde lebaleb iman varsa, zerrece şeytan oraya işemediyse, sen imanının gereğini konuş.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Dinde reform etmemiz gerekiyor mu?

Dinde reform etmemiz lazım, dinde reform ederekten belirli şeyleri değiştirmemiz lazım, bunlar tarihsel diyenler, nikâhı gider, cenaze namazları kılınmaz, kabristanı da Müslüman kabristanlığına gömülmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Hz. Pir’in 840 yıl önce ne söylediğini anlatır mı?

Hz. Pir 840 yıl önce, 850 yıl önce işaret ediyor. Diyor ki: ‘kaza hükmünü inkâr eden karga, binlerce aklı olsa yine kâfirdir.’ Kazanın hükmünü, kazanın iman meselesi olduğunu inkâr eden bir kimse, evet kâfirdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Kâfirlikten bir sıfat varsa kişi ne olur?

Sen de kâfirler sözünden bir kef harfi, küfür sıfatlarından bir sıfat bulunsa, kadının ferci gibi şehvet yerisin, pis pis kokarsın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1226-1230. Beyitler Şerhi

Tavşanın aslanı avladığını anlatan beyitlerin şerhi nedir?

Ben bu beyitleri kendimce yorumluyorum. Hakkınızı helal edin. O yüzden ben yine öyle kendimce yorumlamaya devam edeyim. Nefs-i emmaresine tâbi olanlar, nefs-i emmarede olanlar, bir üstada intisap etmemiş, bir yola girmemiş kimseler, böyle saman çöpü gibi zayıf insanlardır ve nasıl saman çöpü ister bir suyun üzerinde olsun, ister rüzgârın önünde olsun, ne tarafa eserse rüzgâr, saman çöpü o tarafa doğru gider veyahut da saman çöpü bir suyun üstünde olmuş olsa ne tarafa doğru su akarsa, saman çöpü de o tarafa doğru gider. işte bu saman çöpü gibi nefs-i emmaresine düşen insanlar, suyu da biz burda heva heves olarak görürsek, heva heveslerinin peşinden yürürler giderler. Nefislerinin peşinden yürürler giderler ve o heva ve hevesten kurtulamadıkları için bir üstada intisap etmiş ama üstadı da dinlemiyorsa intisap etmiş ama dinlemiyor. Üstadı ona diyor ki sağdan git, o illaki soldan gideceğim diye uğraşıyor veyahut da üstadı ona diyor ki bunu böyle böyle böyle yapacaksın, o illaki kendi kafasının doğrultusunda gidiyor. işte bunlar bu heva ve hevese kendisini bırakanlar saman çöpü gibi rüzgâr ne tarafa esti, o tarafa doğru giderler veyahut da kendi heva ve heveslerinin doğrultusunda yürürler ve bu heva ve hevesine zebun olanlar, nefsin ve şeytanın oyununa çabuk gelirler. Nefis ve şeytan hemencecik onları aldatır. Heva heves nedir? insanın kendi kendini bir şey zannetmesidir, bilmediğini bilmemesidir, kör cahilliktir. Bir meselede bilmiyordur, kendi kendisini biliyormuş hükmünde görür. Heva hevesine düşkün insan, cahil insandır. Doğruyu yanlışı ayırt edebilecek akli melekeye, dini melekeye sahip değildir, kalbi melekeye sahip değildir heva hevesine düşenler. O yüzden onlarda kâmil bir akıl yoktur. Karşında nefsine uymuş, heva hevesine düşmüş bir kimse varsa onda kâmil akıl yoktur, olgunlaşmış bir akıl yoktur onda. Onda kalbi akıl da çalışmaz. Şimdi aklı ben ikiye ayırayım size. Hatta üçe ayırayım. Nedir? Dünyevi akıl. Bir kimse işini gücünü, işindeki gücündeki akıldır. Bu dünyevi akıldır. Bir de manevi akıl vardır o kimsede. Manevi akıl nedir? Kalple alakalıdır. Kalbe ilham gelmesidir. Bir de normalde günlük işler için de akıl vardır. Normalde bu kimse günlük işlerdeki aklını da veya dünyevi aklı da birleştirebiliriz, ikisini birleştirebiliriz. Böylece o nefsine düşmüş olan insan, o kendince kendi aklını ilahlaştırır, kendi aklını ilahlaştırdığından dolayı, kendi heva ve hevesinin peşine gider. Kendi heva ve hevesi ne? Cahilliği. Ona bir şey anlatmaya çalışsanız, ona anlatamazsınız. Onu doğru yola götürmek çok zordur. Bu dervişlerin içerisinde de vardır, sufilerde de vardır bu. Sufi ders aldı, iki rüya gördü, iki hal gördü mü burnunun doğrultusuna gitmeye başlar veya sufi üstada biraz yakın olursa burnunun doğrultusunda gitmeye başlar. işte ona yakın bir iki hizmetinde bulunur, burnunun doğrultusunda gitmeye başlar ve o kendince her şeyi biliyordur. Dervişliği biliyordur, dergâhı biliyordur, yolu biliyordur. O kendi kafasından kendince yürümeye başlar. Heva hevestendir bu. Bu akıl, doğru akıl değildir. Sufilikte yürüyen iş, kalbi akılla gider. Kemale ermiş akıl odur. Kalbi akıl o kimsede çalışmaya başlarsa, o mevcut aklı da zapturapt altına alır. Mevcut aklı da o noktada yönlendirir. Eğer kalbi akıl bir kimse de çalışmıyorsa o zaman kalbi aklı çalışan bir kimseye intisap etme gereği burdan çıkar. Yani senin kalbi aklın çalışıyor mu? Çalışmıyor. O zaman bir üstada intisap edeceksin. O üstat ya senin için aktabdır, pirdir, mürşidi kâmildir. Onun kalbi aklına kendini teslim edersin ya da değildir, kendince, ya da değildir, dersini alıp yürür gidersin. Başka bir kimseye intisap edersin. Doğrusu budur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kalbi aklı kemale ermiş, seyri sülûkunu bitirmiş bir üstad, yeryüzünde Allah’ın halifesi hükmündedir kalbi akıl noktasında. O yüzden onlar heva ve heveslerine düşmediklerinden dolayı, nefis ve şeytana zebun olmazlar. Onlardan çıkan hikmetli sözlere tabi olmak gerekir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1185-1200. Beyitler Şerhi

Tavşanın aslanı avladığını anlatan beyitlerin şerhi neden önemli?

Tavşanın aslanı avladığını anlatan beyitlerin şerhi, heva ve hevese düşkün insanların nasıl nefislerine ve şeytana zebun olabileceğini, bu tür insanların kâmil bir akıl ve kalbi akıl sahibi olamadığını, kalbi akıl çalışmayan insanların bir üstadın yolunu izlemeye ihtiyaç duyduğunu, kalbi akıl kemale ermiş bir üstadın Allah’ın halifesi hükmünde olduğunu ve bu tür insanların hikmetli sözlere tabi olmaları gerektiğini açıklar. Bu şerh, heva ve hevese düşkün insanların kâmil bir akıl sahibi olamadığını, kalbi akıl çalışmayan insanların bir üstadın yolunu izlemeye ihtiyaç duyduğunu, kalbi akıl kemale ermiş bir üstadın Allah’ın halifesi hükmünde olduğunu ve bu tür insanların hikmetli sözlere tabi olmaları gerektiğini açıklar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1185-1200. Beyitler Şerhi

Aslanın kızgınlığı arttı, titizlendi. Bu durumu nedir?

Yani normalde o gelmeyince, tavşan aslanın önüne yem olmak için, aslan kızdı, titizlendi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Müteessir ve zebun bir halde gelişten, suçluluk anlaşılır ama cesurluk her türlü şüpheyi giderir mi?

Baktı ki tavşan uzaktan geliyor, korkusuz ve çalımlı bir tavırla, hiddetli, titiz, kızgın, suratı asık bir halde koşmakta. Çünkü müteessir ve zebun bir halde gelişten, suçluluk anlaşılır ama cesurluk her türlü şüpheyi giderir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Tavşanın aslanın önünde cesurca davrandığı durumu nedir?

Yani tavşan bir suçluluk psikolojisi ile aslanın yanına gelmiyor. Öyle bir psikolojiye kendini koymuş, cesur, hiddetli, kızgın ve aynı zamanda suratı asık bir şekilde geliyor. Yani bir kimse suçlu dahi olsa eğer bir ekâbirin huzuruna giderken böyle süklüm püklüm giderse, otomatikman kendini zayıflığa vermiş, otomat, eğer suçlu değilse bile kendisini suçluluğa satmış olur ve bir kimse özgüveni olur, başı dik olur, göğsü ilerde olur. O özgüvenle ekâbir kimsenin yanına gitmiş olsa, o süklümpüklümlükten kurtulur, eğer normalde hatalı ise bile o kimse onun hatasını ona söyleyemez. O cesur insanlar, o böyle yalnız cahil cesuru değil bu, haklılığının verdiği cesaretle, haklılığının verdiği özgüvenle eğer bir ekâbir takımının önüne giderse bir kimse, karşıya verdiği mesaj şudur, yani ben haklıyım, ben suçlu değilim, ben bu konuda bilgiliyim veya ben bu konuda daha elverişliyim. Bu konuda daha iyiyim diye bir mesaj vermiş olur. Tavşanın da vermiş olduğu mesaj buydu. Yani korkusuz ve çalımlı bir tavırla geliyordu, hiddetliydi, yani biraz bunun, bu işin içerisinde tabii heva heves var biraz. Heva ve hevese düşen insanlar, kimlere hiddetli davranıp kimlere böyle düzgün davranacaklarını bilemezler. Allah muhafaza eylesin inşallah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Aslanın tavşana verdiği cevabı nedir?

Aslanın hizasına yaklaşıp ilerleyince aslan bağırdı: ‘Bire adam evladı olmayan piç! Ben ki fiilleri parça parça etmişim, ben ki erkek aslanların kulağını burmuşum, bir tavşan parçası kim oluyor ki böyle benim emrimi ayakaltına atsın. Tavşan uykusunu ve gafletini bırak, ey eşek, bu aslanın kükreyişini dinle!’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Tavşanın uykusunu ve gafletini bırakması neden önemli?

Tavşan uykusunu ve gafletini bırak deyince, bu yeni nesil gençler tavşanın nasıl uyuduğunu bilmez. Şimdi neden bilmez? Çünkü etraflarında tavşan besleyen yoktur hiç. Tavşan böyle toprağı filan oyduğundan tavşanı çok beslemek istemezler. Çünkü tavşan toprağı oyar, duvarı oyar, ne bileyim işte bir kerpiç bir duvar varsa orayı deler. Tavşanın böyle bir özelliği var. Aynı zamanda tavşan gözü açık uyuyan hayvanlardan birisidir. Tavşan uykusu diye ona derler. Gözü açıktır, sen onu uyuyor zannetmezsin. Yani normal uyumuyor diye düşünürsün ama tavşan gözü açıktır uyur. Hz. Pir burda tavşanla aslanı konuştururken diyor ki ‘tavşan uykusunu bırak’ yani sen gözü açıktır uyuyorsun, gafletdesin. Dışardan bakanlar seni normalde uyuyor zanneder ama sen gaflet içindesin, gaflet içindesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Gaflet uykusunun anlamı nedir?

Hani böyle dünyalık işlere gözü açık olanlara da hakikatte gafildirler onlar ama hani hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri: ‘insanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar’ hadisi şerifine de burda bir sanki değinme gibi geldi bana ben burayı okuyunca, yani insanlar uykudadır öldüklerinde uyanırlar. insanlar yirmi dört saat uykuda değil. O zaman hadi gece uykusunu kabul ettik, gündüzde de uykudalar. Bu ne demek? Gaflettesin, heva hevesine uyuyorsun. O gaflet uykusuna yatmışsın. Gaflet uykusuna yattığın için senin ha gece uyumuş vücudun ha gündüz uyumamış, çok bir fark yok. Hatta gaflet uykusundaysan, gece senin uyuman daha hayırlı bir ibadet. Sebep? Gaflette olan günah işler. Gaflette olan hata kusur çok işler. Gaflette günü geçiyorsa bir kimsenin uyuması onun hayırlıdır. Neden? Bütün gününü gaflette geçiriyor. Yirmi dört saatini gaflette geçiren bir kimse, on iki saat uyusa, on iki saat kazandı. Orda çünkü neden? Gaflette olduğundan dolayı on iki saat uykuda günaha girmedi. Yani bir kimsenin günahsız zamanı ne zaman? Uyuduğunda. Öbür türlü dünyevi olarak uyanık durduğunda o kimse günah işliyor. Günah işleyince o uyanıklıktan değil. O gafletten dolayı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Gaflet uykusunun günah işlerine etkisi nedir?

Asıl uyanıklık ne? Hakkı görmek. Asıl uyanıklık ne? Hakkı bilmek. Eğer o kimse Hakkı tanır, Hakkı bilir, Hakka uyar ve Hakkı görürse uyanık olan o. ‘Ben bütün insanları ve cinleri bana ibadet etsinler, beni tanısınlar diye yarattım.’ Allah’ı zikreden uyanık, Allah’ı zikretmeyen uyanık değil, uykuda. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışan uyanık. Kur’an ve sünnete yapışmadıysa o uykuda. O zaman. Beş vakit namazı kılan kurtuluşta, kılmıyorsa o uykuda, gaflete düştü o. Kur’an ve sünnet dairesinde yaşayan kimse, gaflet uykusundan uyandı, öbür türlü gaflet uykusunda. Onun normalde gündüzü de önemli değil, gecesi de önemli değil. işte insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar. Sufiler bu hali kabullenmek istemezler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Ölmeden önce ölünüz hadis-i şerifinin anlamı nedir?

O yüzden sufiler bir diğer hadisi şerif olan ‘ölmeden önce ölünüz’ hadis-i şerifini yaşamak isterler. ‘Ölmeden önce ölünüz’ hadis-i şerifini yaşıyorsan, o zaman uykudan uyandın. Gafletten uyandın. Ölmeden önce ölme tecelliyatı sende oluşmadıysa, senin yürüyecek yolun çok daha. Dervişlik taslama, şeyhlik taslama. Ölmeden önce ölünüz hadisi şerifi, senin üzerinde tecelli etmediyse kendine bir makam addetme. Kendine bir mevki addetme. Kendini olmuş bitmiş olarak görme. Bu seni aldatır. Bu seni kandırır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin yolunu ve izini takip et. “insanlar gaflettedir, öldüklerinde uyanırlar” Uykudadır, o zaman bu uykudan ölmeden önce uyan. Yani ölmeden önce ölünüz. Hani ölünce uyanacak ya o zaman sen burda kendi iradenle öl, kendi iradenle öl ki sen ötede dirilesin, öte perdede dirilesin. Yoksa heva ve heves olarak devam edip gidecek. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Özür dilemek neden bir erdemliliktir?

Tavşan mazeretini söyledi. Dedi ki: ‘Eğer efendimiz affederlerse aman dileyeceğim, mazeretim var.’ Yani eğer aslan veyahut da bu manada büyük kimse veyahut da Allah Celle Celalühü veya özür dileyeceğimiz bir kimse diyor affederse, aman dileyeceğim mazeretin var. Özür dilemek bir erdemliliktir. Özür dilemeyenler kibirlidir. Hatasını kabul etmeyen, kibirli insandır. Eşinden, çocuklarından, arkadaşlarından, etrafından, herhangi bir hatadan, kusurdan, eksiklikten dolayı özür diliyorsa bir kimse o kimse erdemli insandır ama eşini önemsiz görüp çocuklarını önemsiz görüp arkadaşlarını önems ki, yanında çalışan iş arkadaşlarını önemsiz görüp hata yaptığı halde, kusur işlediği halde bir kimse özür dilemiyorsa o kibirlidir. O Hakka karşı kibirlidir. O peygambere karşı kibirlidir. O müminlere karşı kibirlidir. O eşine karşı kibirlidir. O çocuklarına karşı kibirlidir. O arkadaşlarına karşı kibirlidir. O üstadına karşı kibirlidir. O zakirine, nakibine, nükebbasına karşı kibirlidir. O abisine karşı kibirlidir. Ablasına, teyzesine, halasına kibirlidir. Kibirlidir. Hata yaptığı halde hatasından geri dönmeyen, geri dönse dahi özür dilemeyen bir kimse kibirli insandır. Kibirliler de asla cennete giremezler. Hadisi kutsi: ‘Gönlünde zerrece kibir bulunan, asla cennetime giremez.’ Başka bir hadisi şerif: ‘Gönlünde zerrece kibir bulunan, cennetin kokusunu 70000 yıllık yoldan alamaz.’ Yani cennet ona çok uzak. Kokusunu dahi alamaz. O zaman özür dilemek erdemliliktir. Özür dilemek güzel ahlak sahibi olmaktır. Hatasını kabul etmek, Âdem’in çocuğu olduğunu gösterir. Âdem’in yoludur. Hatasını kabul etmeyen şeytanın yolundadır kibir vardır onda. O şeytanın mürididir. O şeytanın dostudur. Hatasını kabul etmek erdemlilik ve bu erdemliliğe karşı bir kimse özür dilediğinde özrünü kabul etmek de erdemliliktir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Özür dilemekten sonra özrünü kabul etmek neden erdemliliktir?

Ben senin özrünü kabul etmiyorum demek, sizden özür dileyen bir kimseyi reddetmek, erdemlilik değildir. O da kibirliliktir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Hâkim bunu nakletmiş hadis-i şerifi: ‘Özür dilemek üzere gelen din kardeşiniz niyetinde samimi olmasa da özrünü kabul edin. Böyle yapmayan, kevser havuzunda yanıma gelemez.’ Bu bizim halk tabiriyle, dilinin ucuyla özür diledi. Aslında o gerçek inancı değildi ama işte öylesine özür diledi. Hadisi şerifte Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri buyuruyor ki: ‘Niyetinde samimi olmasa dahi onun özrünü kabul edin. Özrünü kabul etmezseniz kevser havuzundan su içemezsiniz.’ Cenab-ı Hak kendisine yapılan tövbeleri kabul eder. ‘Allah tövbeleri kabul edendir.’ (Ayeti kerime). ‘Allah tövbe edenleri sever.’ (Ayeti kerime). ‘Allah tövbe edenlerin tövbesini kabul eder. Onların günahlarını hayra çevirir. (Ayeti kerime) Allah bir kimsenin tövbesini kabul ederken ve onu affederken ve onun yapmış olduğu günahları hayra çevirirken bir kardeşiniz, bir arkadaşınız, eşiniz, dostunuz, çocuğunuz, evladınız, bu kim olursa olsun sizden birisi özür diliyor da siz onu kabul etmiyorsanız yandı keten helva. Kevser havuzundan uzaksınız. Kevser havuzundan uzak olan bir kimse demek, Hz. Muhammedi Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaatinden uzak kimse demek. Kevser havuzundan uzak bir kimse demek, cehennemlikler zümresinden olan demek. Kimler kevser havuzundan geri çevrilir? Bakın, Buhari, Babü’l Fiten’deki hadis-i şerifler: ‘Bir topluluk kevser havuzuna yaklaşır, bir arşın kalır ve benden hızla uzaklaştırılır. Ben derim ki bunlar benim ümmetimden değil miydi? Bunlar niçin benden uzaklaştırıldı? Bir münadi melek cevap verir, der ki ya Resulallah, bunlar sen öldükten sonra dinlerinden geri dönenler. Yine bir kısım kavim gelir. Bir arşın kalır, onlar da benden uzaklaştırılır. Ben derim ki bunlar benim ümmetim değil miydi? Niçin uzaklaştırıldı? Bir münadi melek cevap verir: ‘Ey Muhammed (sallallahü ve sellem ), bunlar senden sonra (dikkat edin), senden sonra dinde tebdil ettiler, değiştirdiler. Ne yaptılar? Farzı ortadan kaldırdılar. Haramı ortadan kaldırdılar. Haramı helal ettiler, helali haram ettiler. Tebdil ettiler, değiştirdiler bunlar. Dinin hükümlerini değiştirdiler.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Müslümanların dinlerini yaşamadığına dair ne söylendi?

Müslümanlar dinlerini yaşamıyorlar, yaşatamıyorlar, anlatamıyorlar, gaflet uykusunda! Nerde islam’ı anlatan, Müslümanlığı anlatan, Kur’an ve sünneti anlatan insanlar varsa, bir sürü alavere dalavere, başlarına, bir sürü çorap örülmeye çalışılıyor. Gaflet uykusunda herkes. Gaflet uykusunda! Eşcinseller ortalığı sarmış, gaflet uykusunda islam, Müslümanlar gaflet uykusunda. Rüşvet, adam kayırmacılık, adaletsizlik, namussuzluk, şerefsizlik, haysiyetsizlik her tarafımızı sarmış. Gaflet uykusundayız! Gaflet uykusundayız!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1150-1184. Beyitler Şerhi

Beyin nasıl düşünceleri hafızaya kaydeder?

Beyin, düşünceleri hafızaya kaydederken, her şeyin hafızada tutulduğunu ve bu bilgilerin milyonlarca, milyarlarca sayısında olduğunu belirtmektedir. Düşünceler, hafızaya alınmış bilgilerle birlikte tanımlanır ve bu bilgiler, bir insanın vücut hatlarını, seslerini, anlarını tanımlamak için kullanılır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1142-1149. Beyitler Şerhi

Düşüncelerin Allah’ın ilmi ilahisine döndüğü nasıl açıklanmaktadır?

Düşüncelerin Allah’ın ilmi ilahisine döndüğü, bir ok havada dururken sonra yere düşer ve Allah’ın ilmi ilahisine döner gibi bir benzetmeyle açıklanmaktadır. Ayrıca, bir ayet-i kerimeye göre, Allah, kalbinizden geçenlerden hesaba sorar ve bu düşüncelerin hesabını vermektedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1142-1149. Beyitler Şerhi

Cenab-ı Hak her şeyi nasıl yenileniyor?

Sen yenilenirken, yenilenirken nasıl yenileniyorsun? Senden giden sen, senin eski nasıl gitti ki? Haram üzerine mi gitti? Allah’ın ilmi ilahiyesine dönerken haram olarak, haram işlemiş olarak mı döndü, helal işlemiş olarak mı döndü. Senin görüntün, senin görüntün o esnada fiiliyat olarak, haram üzerine miydi helal üzerine miydi? Düşünebiliyor musunuz? Zamanın en küçük biriminde yeniliyor Cenab-ı Hak her şeyi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1142-1149. Beyitler Şerhi

Bu ömür uzunluğunu da Allah’ın tez tez halketmesinden midir?

Ateşli çöpü sallasan ateş gözüne upuzun görünür. Bu ömür uzunluğunu da Allah’ın tez tez halketmesindendir. Allah’ın yeniden yeniye ve süratle halketmesi, ömrü öyle uzun ve daimi gösterir. Bu sırrı bilmek isteyen pek büyük ve derin bir âlim bile olsa kendiliğinden bilemez. Ona de ki işte Hüsamettin buracıktadır. O yüce bir kitaptır, ondan öğren.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1142-1149. Beyitler Şerhi

Düşüncenin bilinmesi için ne gerekir?

Düşünce söze, sedaya, sese, fiiliyata zuhur etmedikçe, düşünceyi bilemezsin, gizlidir. O yüzden niyet önemlidir ya iç. Sen ne yaptığın değil, niyetindir birinci derecede önemli olan.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1130-1141. Beyitler Şerhi

Şeyh efendilerin öleceklerinin gününü söylemesi ne anlama gelir?

Bazı mürşit efendiler, bazı şeyh efendiler öleceklerinin gününü söylerler, o gün ölmezler. Mehdi’nin çıkacağını söylerler, o gün çıkmaz. Bir işin olacağını söylerler, o gün olmaz. Bir işin şöyle olacağını söylerler, o gün olmaz. Müritleri der ki aa şeyh efendi böyle dediydi, olmadı. Oysa o şeyhin perdesinde o şeyh efendi onu öyle gördü, o samimi, o samimi, o gördüğünü söyledi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1130-1141. Beyitler Şerhi

Can kelimesinin anlamı nedir?

Hz. Pir, can derken çok şey kasteder. Yani kelimenin kullanıldığı yere göre manası değişir. Mesela bir sufi için can diyebilir veyahut da bir kimse, kendisini komple bir can olarak nitelendirilebilir veyahut da nefsini can olarak nitelendirilebilir veya ruhunu can olarak nitelendirilebilir veya can dediğimizde o bütünsellik söz konusu olabilir ama genelde can denilince insanın bedeninde, bedene hayat veren, bedeni ayakta tutan bir olgu, bir oluşum olarak görürüz zaten.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1120-1129. Beyitler Şerhi

Ruhun ve canın farkı nedir?

Tabii ben, canla ruhu hep ayırt ederim ya, canı ayırt ederim. Çünkü neden? Anne karnında çocuk daha henüz yumurta döllenir döllenmez onda bir can oluşur ve aslında meni de canlıdır, yumurta da canlıdır. iki canlı birleşir tek can haline gelir. O bir canlıdır. Biz ona mesela bir ruhun tecelliyatı olacaksa ona bir mesela normal herhangi bir varlığın ruhu olarak da düşünebiliriz veya varlığın aklı olarak da düşünebiliriz ama sonuçta Cenab-ı Hak ona bir müddet sonra, kendi ruhumdan üfledim dediği ona ruh üfler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1120-1129. Beyitler Şerhi

Ruhun ve canın vücudumuzda nasıl tecelli ettiği?

Ruh nerde tecelli ediyor? Bizim vücudumuzdan. Bakın; akıl, ruh, can, nefis, hepsi de bunlar manevi oldular. Hepsi de bizim vücudumuzun içinde tecelli ediyor. içerde cümbüş var ya, ahenk var. Düşünsenize, kalp çalışıyor, böbrek çalışıyor, ciğerler çalışıyor, bağırsaklar çalışıyor, vücudun bütün iç organları, iç âlemi komple çalışıyor. Melekler her biri harıl harıl çalışıyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1120-1129. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları