Salı, 19 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Klasik Eserler ve Şerhler — Sayfa 9

Mustafa Özbağ Efendi - Tasavvuf Sohbetleri ve İslami İlimler

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 9/19

Vücudumuza zarar geldiğinde ne olur?

Şimdi vücudumuza bir zarar geldiğinde, bir tarafımıza biz iğneyi batırsak, bütün vücut acıyı hissetti mi? Hissetti. Hazreti Pir diyor ki girenlerin, çıkanların, insanla dostluk edenlerin aldatmasıyla can bedende dikendir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Dostluk ve dostluk ilişkileri bedene nasıl zarar verir?

Şimdi o zaman bizim arkadaşlık kurduklarımız, dostluklarımız, düşmanlarımız, sevdiklerimiz, sevmediklerimiz, yakın olduklarımız, uzak olduklarımız, o zaman bizimle böyle bir ilişkisi var ise o zaman bedene diken oldu bunların hepsi de. Bu normalde ruh kendi halinde, bu iki kafeste durması hep ona ızdırap verir. Şimdi ruhlar aleminde yaratıldığı kafeste durmak, durduğunda orası ona ızdırap vermiyordu. Izdırap vücuda üflenince başladı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Ruh, iki kafeste durması neye yol açar?

Bu normalde ruh kendi halinde, bu iki kafeste durması hep ona ızdırap verir. Şimdi ruhlar aleminde yaratıldığı kafeste durmak, durduğunda orası ona ızdırap vermiyordu. Izdırap vücuda üflenince başladı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Ruh, Kur’an ve sünnetin dışına çıkmakla ne hissedebilir?

O kimsenin ruhu da ne yapar? Izdırap çeker. Ruhu da ızdırap çeker. Hazreti Pir Allahualem bunu söylüyor bize.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Dostlarımızın bizlere söylediği sözlerin etkisi nedir?

Bunlar dostlarımızın bizlere söylediği sözlerdir. Hazreti Pir bunları anlatıyor. Bir insanı etrafındaki insanlar böyle metheder, öyle değil mi? Derler ki ben senin sırdaşın olayım. Benden bir laf çıkmaz. Benden bir kötülük görmezsin. Öbürkü der ki ya bırak herkesi. Sen sadece benimle konuş, benimle sohbet et, senin akranın benim. Seni ancak ben anlarım. Sana ancak ben kıymet veririm. Ben senin değerini bilirim, bir başkası bilmez. Öbürkü der ki cömertlik bakımından, fazilet bakımından senden daha yücesi yok. Senden daha yükseği yok. Dervişlik açısından senden daha iyi bir derviş yok. Senden daha iyi bir zakir yok. Senden daha iyi bir halife yok. Senden daha iyi bir şeyh yok. Bütün şeyhler gelip senin elini öpmeli. Sen zamanın kutbunun aktabısın. En büyük kutupsun. O yüzden bütün değerli şeyhler gelip senin elini öpmeli. Ya sen varlık aleminin nadide bir çiçeğisin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Cevdet’e sordum, ne yapmışlar?

Açık açık konuşayım şimdi, adama telefon açıyor, bir de diyor ki abi bunun motor arızası var. Hani alacaksan ona göre al. Cevdet’e dedim Cevdet sen ne iş yapıyorsun dedim ben, motor ve mekanikçiyim dedi. Oğlum dedim, tam alınacak araba işte. Git al dedim arabayı. Sonra Cevdet’e sordum, ne yapmışlar. Dedi yazılımıyla uğraşmışlar, altını üstüne getirmişler dedi ama bulamamışlar dedi arızasını. Bulamamışlar, yapamamışlar yani.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Bir kimsenin üzerinde var olan bir özellik ne şekilde konuşulabilir?

Sende bende bir başkasında o arıza da meydana çıkmaz. Benim gibi çılgın bir adam da çıkar arıza. 225’e gelince gaz kesiyor. 225’te kesiyor gazı. Yani 225’e kadar basmazsan arıza meydana çıkmıyor. E, bende de Allah ne verdiyse basacağım ben ona. Tam 225’te gaz kesiyor. Cevdet 225’te gaz kesiyor, arızası belli, çıktı meydana, tamam. Ben tabii bu arada da dışarı gidip geliyorum. Ben dışarı gidip geliyorum, onun da bakacak fırsatı olmuyor. En sonunda buldu arızayı, yaptı. Şu anda 240 falan basıyor. Yani yanlış anlaşılmasın, denemek için basıyorum, 240, 245’i. Kesilecek mi kesilmeyecek mi gazı diye, kesilmiyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Bir kimse kendini nasıl yanlış algılayabilir?

Şimdi burda anlatmak istediğim şey şu. Bir kimsenin üzerinde var olan bir özellik vardır. O var olan o özelliği de onun üzerine söylemek de caiz değil. Onun arkasından onu böyle konuşmak caiz. Örnekleyeceğim şimdi, x bir kimse hayır hasenat sahibidir, caizdir bu, arkasından konuşuluyor. Senin yüzüne birisi geldi şimdi Cevdet’in yüzüne araba yaptıracak ya o, onun işi var Cevdet’le. Dedi ki duydum sen ne kadar meşhur bir sanatkarsın, ne kadar meşhur bir ondan sonra araba tamircisiymişsin, benim aramda problem var, on tane tamirciye gittim, bir türlü yaptıramadım. Sen tamircilerin pirisin, şıhısın. Bu çukurda, Marmara’da senden başka tamirci yok. Yüzüne söylerse bu caiz değil. O adam yalakalık yapıyor. işini görmek için işini göstermek için yapıyor bunu, bu doğru değil. Bakın bu doğru değil veyahut da geldi şimdi birisi Hüseyin’e dedi ki ya Hüseyin abi dedi ya Allah razı olsun, sen Bursa’da olmasan burda ne dervişlik kalır, ne zakirlik kalır, ne dersler olur, Hüseyin’i perişan ediyor adam. Bak Hüseyin’i perişan ediyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Mekanın önemini belirleyen nedir?

Demek ki mekan, mekana ehemmiyet içindekilerle alakalı. Toparlıyorum. O zaman methedilmenin sarhoşu olmayalım. Dervişlik adabı, birisi seni yüzüne methediyorsa dikkatli ol. Hatta ona de ki kardeş, benim yüzüme böle methetme. Ya ben senin üzerindeki özellikleri söylüyorum. Yine üzerime söyleme. Bakın, bir iyilik gördüğünüz bir kimseye teşekkür etmek farklı bir şeydir. Birisinden bir iyilik gördün, iyilik gördüğün kimseye teşekkür etmek Allah’a teşekkürdür. Ona başka bir hadisi şerifte ona diyor misliyle hani ona hediye ver, iyilik gördüğüne, veya bulamadın, aynıyla yap. Onu da yapamadın dua et veya onun diyor arkasından iyiliğini söyle. De ki ya Allah razı o, iyi bir arkadaştır, iyi bir kimsedir. Biz onun iyiliğini gördük, hayrını gördük. Bu diyor onun o sana karşı yapmış olduğu iyiliğin veya hediyenin karşılığı olur diyor. Burda diyor onun yaptığı iyiliği örtme. O iyiliği örtmek de hainlik. iyiliği örtmek yok. Birisinin iyiliğini örtmek birisinin yapmış olduğu iyilikleri saklamak, yapmış olduğu iyilikleri örtmek, arkasından örtmek yok. O hainlik insan. Bir kimse iyi bir insan, iyi bir insansa iyilik yapıyorsa arkasından iyi bir insan olduğunu, iyilik yaptığını söyle. Neden? iyiler methedilsin. Kötüyü methederseniz, kötüyü methedersiniz. Methederseniz zulmetmiş olursunuz ve Allah’a isyan etmiş olursunuz ve zalimlerden olursunuz. Kötüyü eğer methederseniz. Şerli bir kimseyi methedersiniz, kötü bir kimseyi methederseniz o zaman zalimlerden olursunuz. iyi bir kimsenin iyiliklerini örter iyiliklerini böyle saklamaya çalışır onu halkın indinde sevilen bir insan olmasını istemeyip iyiliklerini örterseniz de zalim olursunuz. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Nuh aleyhisselamın dua ettiği kimseler kimlerdi?

Bazen ben bu ara hani siyonistleri helak eyle, israil’i helak eyle, masonları helak eyle, onları destekleyenleri helak eyle, onlara yardımcı olanları helak eyle, onlarla beraber olanları helak eyle.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Mevlevi şeyhi Yahudilere lanet okur mu?

Bir Mevlevi şeyhi işte Yahudilere lanet olsun der mi? Ya peygamber diyor ki, Nuh aleyhisselam, yeryüzünde bir tane kafir kalmayıncaya kadar hepsini de helâk et diyor. Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri de müşriklere lanet okudu. Okudu!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Siyonistlerin ve Yahudilerin İslam’a zarar veriyor mu?

İslam’a zarar verenlere, Müslümanlara zarar verenlere, hemen yazıyorlar bana, bir Mevlevi şeyhi böyle lanet okur mu? Hani bir Mevlevi şeyhi işte Yahudilere lanet olsun der mi? Ya peygamber diyor ki, Nuh aleyhisselam, yeryüzünde bir tane kafir kalmayıncaya kadar hepsini de helâk et diyor. Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri de müşriklere lanet okudu. Okudu!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Gazze’deki şehitlerin sayısı ne kadar?

Yirmi iki bin şehit var Gazze’de, bunun on bini çocuk. On bini çocuk! Anneler, babalar kucağınıza alın iki yaşında, üç yaşında, beş aylık, altı aylık çocuğunuzu ve bir siyonist israil’in bombasının altında öldüğünü düşünün, şehit olduğunu düşünün.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Empati yapmak demek ne demektir?

Hani bu dilde empati mi diyorlar ona? Empati yapmak diyorlar, değil mi? Al kucağına çocuğunu, al çocuğunu kucağına al. Eve gidince, bir bak çocuğuna. Bir bomba attı gavurun birisi, çocuğun öldü. Eve gidince eşlerinizin yüzüne bakın. Bir bomba attı, eşiniz öldü, şehit oldu. En sevdiğinizin yüzüne bakın. Neyi seviyorsanız! Bir bomba attı, öldü o.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Bazı insanlar savaştan dolayı neden rahatsız oluyor?

Bunu anlamazlar. Allah lanetlemiş israillileri, Yahudileri, Allah lanetlemiş Kur’an’da. Neden bizim lanetlememiz, onlar batsın dememiz, onların canlarını acıtıyor? Demek ki onlar Siyonist tohumu. Onların köklerinde bir Yahudilik var demek ki. Yani kökünde Yahudilik olmamış olsa, kökünde siyonizm olmamış olsa mason olmamış olsa, lions, liones olmamış olsa, o kalkıp da bundan rahatsız olmaz. Bunlar rahatsız oluyor deyip de biz de duadan geri dönecek değiliz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Nemrut’un kavmi neden erkek çocuklarını öldürdü?

Nemrut bir kötü rüya gördüydü. O kötü rüya gördükten sonra bütün doğan erkek çocuklarını öldürttürüyordu. Azer de Nemrut’un en önemli bakanlarından birisiydi, devlet bakanı gibi yanı başındaydı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Dudu’nun tacir’e nasihatleri nelerdi?

Dudu ona hoşa giden bir iki nasihat verdi, sonra ‘Allahaısmarladık, artık ayrılık zamanı geldi’ dedi. Efendisi dedi ki: ‘Allah selamet versin, git. Sen bana yeni bir yol gösterdin.’ Neydi gösterdiği yol? Dudu ölü taklidi yapmıştı. Ölmüş gibi yapmıştı. Tacir de onu öldü zannedip ne yaptı? Salıverdi. Kafesten dışarı attı. Kafesten dışarı atınca o da gitti hızla bir ağacın dalına kondu. Tacir ona sormuştu. Hani bundaki hikmet ne? Bu ne, oyun ne? Sana ne öğretti Hindistan’daki senin akraban deyince o da dedi ki ölmeden önce bu kafesten kurtulmam mümkün değil. Bana bunu öğretti. Sen burda şen şakrak şakıdığın müddetçe sen kafeste durursun. Bana onu öğretti dedi. işte bu nasihatla tacir dedi ki benim Allah’a teslim olmam lazım. Ölmeden önce ölünüz sırrına ermem lazım. O yüzden Kur’an ve sünneti seniyyeye sımsıkı yapışmam lazım. Nefsimi, nefsimi terbiye etmem lazım ve bu dünyada, dünyalıklarla alakalı ölü gibi olmam lazım. Dünya sevgisinden kurtulmam lazım. Allah’ın sevmediği sevgilerden kurtulmam lazım. Allah’ın istemediği hal ve davranışlardan kurtulmam lazım. Ancak o zaman ben Allah’ın istediği gibi olur, ölmeden önce ölünüz sırrına nail olurum diye düşündü ve böyle düşünerekten nasihat aldı Allahu alem.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1840-1849. Beyitler Şerhi

Tacirin ölü duduyu kafesten dışarı attığı ve dudunun uçması hikayesi nedir?

Konu başlığı. Tacir, hani papağan yeni dilde, eski dilde dudu veya tuti ama şimdi bütün herkes tuti desek bilinicek, dudu desek bilinmeyecek, papağan ama eski dilde daha da eski dilde tuti. Bu normalde ölünce kafesten içerisinde, işte malum hikaye ya, önceden Hindistan’a gitti. Ordaki akrabalarına onu anlattı. Anlatınca akrabası öldü orda. Tacir çok üzüldü onun ölümüne. Ağlaya sızlaya geldi, çok üzgün. Bunu nasıl anlatacağım dedi. Anlattı dudusuna. Bu sefer dudu da kafesin içerisinde öldü. Tabi tacir feryat figan etti, ağladı sızladı, kendi kendine çırpındı. Ordan burdan deli dembelek konuştu. Sonuçta yapacak bir şey yok. Ölen papağanı veyahut da duduyu kafesten çıkardı, işte dışarı attı. “Tacir ondan sonra duduyu kaf, kafesten dışarı attı. Duducuk uçup bir yüksek ağacın dalına kondu. Güneş ufuktan nasıl süratle doğarsa o dudu da o çeşit uçtu.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Dudunun ölü olarak kafesten dışarı atılması ve uçması ne anlama gelir?

Yani ölüydü ya, ölü olan duduyu tacir dışarı attı. Kafesten dışarı çıkardı. Evden dışarı çıkardı, dükkandan dışarı çıkardı, neyse, bu sefer dudu hızla uçtu şimşek hızıyla gitti bir ağacın dalına kondu. Tabii bunu ağacın dalına konunca hani ölüydü ya tacir şaşkın. “Tacir hiçbir şeyden haberi yokken kuşun esrarını bu işe şaşırıp kaldı. Yüzünü yukarı çevirip: ‘Ey bülbül! Halini bildir, bu hususta bize de bir nasip var. Hindistan’daki dudu ne yaptı da sen öğrendin, bir oyun ettin, canımızı yaktın’ dedi.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Dudu’nun ölü olarak kafesten dışarı atılması ve uçması hikayesinde ne tür bir oyun vardır?

Çünkü dudu ölüydü. Dışarı çıkınca birden şimşek hızıyla uçtu, bir dala koldu. Bunda bir oyun var, bunda bir tezgah var. Bu sefer tacir uyanık ya, tüccar, dedi ki bunda nasıl bir oyun var. O Hindistan’daki dudu sana ne öğretti dedi ve tacir tabii böyle hani bir şey ummadığın bir şey olur ya böyle şaşkınlıkla hayret arasında çünkü hayret biraz böyle sufilere mahsus bir şeydir. Sufi olmayan avam şaşkınlık yaşar çünkü onun gözünün önünde harikulade bir şey yaşanır. Harikulade bir şey yaşanınca avam şaşırır. Şaşkın bir vaziyette donakalır ama sufi hayret perdesine geçer. O hayret perdesinden hayret perdesine geçer. Tabi şimdi herkes hayret ettim diyor da bu sufilere mahsus bir haldir. Öyle olunca hani ölü kuş dirildi yani bu tecelliyatta bir oyun var, bir sıkıntı var. Burda farklı bir şey tecelli ediyor. Tacir bunu öğrenmek için duduya soruyor. Burda nasıl bir şey var, sen ne oldu da birdenbire böyle bir hale gelişsin diye.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Dudu’nun ölü olarak kafesten dışarı atılması ve uçması hikayesinde ne tür bir nasihat vardır?

“Dudu dedi ki: ‘O, hareketiyle bana nasihat etti’; ‘Güzelliği, söz söylemeyi ve neşeyi bırak. Çünkü söz söylemen seni hapse tıktı’ dedi. Bu nasihati vermek için kendisini ölü gösterdi.” Güzelliği, söz söylemeyi ve neşeyi bırak. Üç şey; güzelliği, söz söylemeyi ve neşeyi bırak, ölü taklidi yap. Bu normalde nasihatı vermek için de ne yaptı? O Hindistan’daki dudu ölü taklidi yaptı kendince. Yani o normalde böyle bir şey yapması yani tatlı söz söylemek, güzel sesler çıkarmak ve o kafesten kurtulmanın yolu, kafesten kurtulmanın yolu ölmek olarak bana öğretti. O ölü olarak sen bir hareket edersen o zaman ancak kafesten kurtulursun dedi. Bana bunu fiiliyat olarak, fiili olarak bunu gösterdi. Dille bunu söylemedi. Hani en güzel nasihat fiille olandır. En güzel tebliğ, fiili olandır. Hani kalle değil, fiili olandır, en güzel nasihat odur. Yani tarif ediyor şimdi: “Yani ‘Ey avama karşı da havasa karşı da name ve terennümde bulunan! Benim gibi öl ki kurtulasın.’”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Dudu’nun ölü olarak kafesten dışarı atılması ve uçması hikayesinde nasihatin nasıl verildiği?

Yani ‘Ey avama karşı da havasa karşı da name ve terennümde bulunan! Benim gibi öl ki kurtulasın.’ Şimdi tabii burası biraz mevzuyu uzatacak. ‘Avama karşı da havasa karşı da name ve terennümde bulunan’, name biliyorsunuz güzel ses. Ali’ye desek ki şimdi Ali bir name yap bize, hani işte bir şarkının veya bir türkünün bir beyitinden farklı farklı namelerde söyler mi? Söyler. Name, yani aynı sözü söylüyorsunuz ama name katılıyorsunuz. Kat bakayım, Ali bir name: Aklımda, fikrimde hep sen varsın Hülyalı, rüyalı gözlerin var Görmemek mümkün mü güzelim seni Beni kahreden o sözlerin var. Eyvallah! Mesela name yaptı. Şimdi bunu müzik kulağı olan bir kimse, bunu kaç name yaptı, var mı bunu söyleyecek olan? Üç nağme yaptı. Doğru mu Ali? Dört mü, üç mü? Üç. Üç nağme yaptı. Bunun nameli, name dediği o. Hani normalde ama çıkma ama inme veyahut da aynı sözü söylerken makam ayrı, bakın makam ayrıdır. Bu neydi, hicaz mıydı? Uşak. Uşak ve uşak içinde karcigâr yapmış. Çok sever, dalı ya. Yani uşakla karcigâr arasında çok fazla bir fark yok. Ona da name lazım değil mi? Tamam, eyvallah. işte avam benimkisi! Biz uşağı da hicazı da aynı dinliyoruz demek ki ama normalde name bu. Diyor ki name ve terennüm. Terennüm ne? Güzel konuşma. Böyle belagatli konuşmak, terennüm. Bakın name ve terennüm. Şimdi hani birilerini etkilemek için birilerini etkilemek için konuşan alimlerin handikapıdır bu. Cemaati etkilemek için konuşan şeyhlerin handikapıdır bunlar. Vaizlerin handikapıdır buraları. Bakın vaizlerin, alimlerin, şeyhlerin, sohbet edenlerin handikapıdır bu. Hani böyle şey, nağmeli ve belagatli konuşaraktan etrafındaki insanları etki altına almak. Bunlar şimdi toplum bu hadisleri bilmediğinden Müslümanlar, böyle belagatli konuşana, nameli konuşana böyle gönlü kayar. Heva heves ehlinin, nefis ehlinin gönlü bunlara kayar. O çünkü konuşulanın hakikatine bakmaz. O belagatli konuşmaya bakar. O nameli konuşmaya bakar. Belagatli ve nameli konuşmaya bakaraktan aldanır. Bu hadisi şeriflerde zem edilmiştir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Tövbe 112 ne anlama gelir?

Bunlar günahlardan tövbe edenler, Allah’a ibadet edenler, ona hamd edenler, Allah yolunda seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları koruyanlardır. Müminleri müjdele.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Şöhret peşinde koşmak ne sonucu doğurur?

Yani mahşer yerinde alçalacaksın. Sen kibirlenirsen mahşer yerinde o kibrinin karşılığında olan alçaklığı göreceksin. O zaman sen normalde şöhret peşinde nezhep için mal için mülk için koşma. Allah katında senin neshebinin hani var ya şimdi, neshebi neden söyledim, ‘yani biz şöyle bir sülaleden geliyoruz’. Var ya şimdi işte, ‘ya onlara dil uzatmayalım, seyyit sülalesi onlar’. Ya kardeş, seyitse neden para toplamaya çıkmış? Hazreti Hüseyin efendimiz öyle mi yaptı. Kılıcını boynuna astı, beni seven arkamdan gelsin dedi. Nerden para topladı, nerden para istedi herkesten? Hazreti Hasan efendimiz ticaret yapıyordu, kimden para topladı? Ha demek ki sıkıntı var bir şeyde.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Neden korktun?

Kınanmaktan mı korktun, ticaretin sekteye uğrar diye mi korktun, cicili bicili kadınlar dükkanına gelmez diye mi korktun? Neden korktun? Kapalı çarşı esnafı vay lan bu derviş olmuş, sufi olmuş derler diye mi korktun? Neden korktun? Hangi kınayıcının kınamasından korktun da bu benim şeyhim diyemedin? Hangi kınayıcının kınamasından korktun da bu benim üstadım, manevi babam diyemedin? Sahtekarsın. için ayrı dışın ayrı. Hakiki aşık değilsin. Hakiki derviş de değilsin. Sen dervişin hakikisi olmuş olsaydın uzaktan gelen misafirimiz, hacı babamız demezdin. Ben de böyle söyleyince sen de muhalif olursun bana, umurunda değil. Tabii o zaman bir şeyhe intisap ettin, beyaz çember sakallı birisiyle kapalı çarşıda yürümek her babayiğidin harcı değil. Evet, değil. Bayındır’da da değildi. Ödemişte de değildi. Bayındır’da öyle çember sakal hiç kimse de yoktu. Hâlâ da yok zaten. Bana da soruyorlardı, bilader ya, yanında bembeyaz sakallı birini gördük ya, kim o? Şeyhim diyordum, üstadım benim. O zaman eski dervişler vardı Tire’de, ‘ya öyle demesen ya’, neden demeyeceğim, ümmet korkak mı, pısırık mı? Ümmet sevdiğini seviyorum diyemeyecek noktada çünkü. Bu benim şeyhim diyemiyorsan intisab etme, git nereye intisab ediyorsan et. Nereye bağlanıyorsun git bağlan.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Sabah oldu, ey sabahın penahı Allah! Bu beyit ne anlama gelmektedir?

Bize hizmet eden Hüsamettin’den sen özür dile. Hadi çıkın işin içinden! Hadi çıkın işin içinden! Yani diyor ki, kime diyor, sabahın sahibi olan Allah’a diyor. Sabahın sahibi olan Allah’a diyor ki sabahın sahibi sensin, eyvallah! Sabah oldu, sabah oldu ve sabah olunca da biz sabaha kadar burda durduk. Sabaha kadar yazdık. Bu Hüsamettin Çelebi uykusuz kaldı, yorgun kaldı. Bundan özür dile.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1800-1814. Beyitler Şerhi

Hüsamettin Çelebi’nin derviş yetiştirmekteki rolü nedir?

E tabii hazreti Hüsamettin Çelebi böyle bir zakir, bir halife, bir nakip, bir nükebba. Dervişleri yetiştirmekte, bir halife. Dervişleri yetiştirmekle sorumludur. Aslında bir mürşid, ilk etapta dervişlerle uğraşmaz. Derv, dervişleri eğitir, onları öğretir. Edep ve adabı bildirir. Her an için dervişlerin arasındadır o. Onlar dervişleri eğitirler. Bir zakir dervişleri eğitir. Bir nakip, bir nükebba, bir halife derviş eğitir, derviş yetiştirir ve o dervişleri yetiştiren onlardır. Hüsamettin Çelebi de halife. O zaman ordaki dergahın en üst makamında duran bir kimse. O hem dervişleri eğitiyor hem dergahı yönetiyor hem de gece olunca ne yapıyor? Mesnevî katipliği yapıyor. Gece olunca mesnevî katipliği yapıyor. Gecesi gündüzü yok. Hatta rivayet edilir. hazreti Mevlânâ Celalettini Rumi hazretleri, yine böyle coşkun bir anında Hüsameddin Çelebi’ye bakıyor, dergahta yok, evine gidiyor. Kar yağıyormuş. Evinin kapısının önüne kadar gidiyor. Edep ediyor, kapıya vuramıyor, seslenemiyor da. Kapıda boynunu büküyor, bekliyor. Ne zamana kadar? Sabah namazı vaktine kadar. Kar yağıyor, her tarafı kar oluyor, kımıldamıyor hiç. Bir adım dahi bir tarafa dönüp bakmıyor! Bir adım dahi atmıyor. Artık kaç saat orda durduysa kardan adam gibi olmuş. Sabah namazına kalkanlar görüyorlar ev halkından ve Hüsamettin Çelebi, utancından yerin dibine giriyor, bundan haberi olmadığı için. Demek ki halife de olsa mürşidin hallerinden haberleri olamıyor. Allah haber verirse haberleri olacak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1800-1814. Beyitler Şerhi

Aşıklık, hani ilahi aşk bir insan üzerinde tecelli edince bunda bütün hemfikirdir herkes, onlardan çıkan kelamdan o insanlar sorumlu olmazlar ama gerç midir?

Şimdi aşıklık, hani ilahi aşk bir insan üzerinde tecelli edince bunda bütün hemfikirdir herkes, onlardan çıkan kelamdan o insanlar sorumlu olmazlar ama gerçekten aşk vurduysa ona, o kendisinden sudûr eden o kelamdan mesul sayılmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

Hani bu şuna benzer mi?

Hani bu şuna benzer. Kul mizana çıkarıldı, mizana çıkarıldığında Cenâb-ı Hak kulunun kulağına eğildi, dedi ki ‘sen bu günahları, bunları, bunları işledin. Kul üzüldü, üzüldü, üzüldü. Allah bir daha onu kulağına bir daha eğildi. Dedi ki bunların hepsini de affettim. Kul derin bir nefes aldı, bir soluklandı, bir böyle sevindi, hoşuna gitti. Sonra Allah kulunun kulağına tekrar eğildi. Dedi ki onların hepsini de hayra çevirdim. Kul öyle sevindi, öyle sevindi ki dedi ki ben ne güzel Rabmişim, sen de ne güzel bir kulmuşsun. Şimdi bir kuldan beklenmeyecek kelam. Ben ne güzel Rabmişim, sen de ne güzel bir kulmuşsun. Bu diyor Allah’ın hoşuna gitti. Allah tebessüm etti buna.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

Aşıkların hali de bu hal mıdır?

Şimdi aşıkların hali de bu haldir. Bu konuda aşk ona vurunca o esnada ağzından çıkan o kelimelerden kendince sorumlu olmaz. Neden? Çünkü ilahi aşk noktasında ayık değildir. Ayık olmayınca o kimsenin normalde söylediklerinden onu sorumlu tutmamız mümkün değil. Hazret-i Mevlânâ’da ama mesnevîsini yazdırırken veyahut da kendi dilinden terennüm edilirken veya Divan-ı Kebir kendi dilinden terennüm edilirken yani söylenirken sorumlu değil. Sebep? Aşk vurmuş çünkü. Aşk vurunca o kimsenin dilinden dökülen kendisine ait olmaz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

Işte bu hani bir hikayemiz vardı, hikayeyi unuttunuz bile, öyle değil mi?

Hani dudu kuşunun hikayesi vardı. Bakın dudu kuşunun hikayesi kaldı. Araya o kadar çok meseleler, sufilik yolunun, tasavvuf yolunun ince, öyle ince meseleleri geldi, biz dudu kuşunu, duduyu unuttuk. Hazreti Pir’in böyle bir hali var ama sonradan tekrar dudu kuşuna dönüyor mu? Ondan sonra tekrar dönüyor. Bu da onun gibi bir şey.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

O ilahi nefeslerden birisi yine: “Ey güzel yüzlü müdür?

Güzel yüzünün zekatını ver. Yine pare pare olan canı şerh et, onu anlat.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

Bu cemalde, cemalullahta vuslat olmayan bir kimsenin anlayabileceği bir şey değil mi?

O zaman Hazreti Pir diyor ki işte o cemal makamının bize inceliklerini öğret. Onun tecelliyatını, bizim gönlümüze ver. Bu cemalde, cemalullahta vuslat olmayan bir kimsenin anlayabileceği bir şey değil. Hazreti Pir öyle sözler söylemiş, o sözlere karşılık da karşılık olarak değil, anlaşılması için bunu normalde bir yere bağlayaraktan anlaşılması zor olan bir mesele. Bunu aklî olarak da aklî olarak da yorumlamanız da zor bir mesele. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın cemal sıfatında o tecelliyata ram olmuş, orada fena olmuş bir kimsenin onu dile dökmesi kadar zor bir mesele yok. Belki de benim için zor, Allah bizi affetsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

Ben niyaz ederim Ey nazlı güzellik selvisi midir?

“Fettan gözünün ucuyla ve nazla bir baktı da gönlüme yeni bir dağ O sevgili kirpik kırparak, göz süzerek Karşımda naz ve göz ucu ile Gönlümü gıcıklayarak baksın Onun bu bakışı Gönlümün üzerine taze bir yara daha açsın Yine cilvelenmeye başlasın Yine naza girişsin Sevgili nazlanırsa Ah! Ben niyaz ederim Ey nazlı güzellik selvisi! Ne güzel naz ederek tecelli ediyorsun Aşıklar her an senin Bir nazına karşı Binlerce dua etmede Güzel cemalin kutlu olsun Naz elbiseni Ezelden kendine giydirmişsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

Gel de feryadımı, acımı gamımı unutturan ilacımı dudağıma sun mudur?

Yine Hazreti Pirden: ‘Madem ki topraktakilerin feryadından kaçmaktasın, kederlilerin yüreğine niye gam saçarsın!’ Allah aşıklarının bedenleri toprağa mensupturlar Aşıkların feryadından uzaklara gitme Aşkın gamdan başka ne hüneri var Ne zamana kadar gamımdan Ciğerimin kanını içip duracaksın Gözyaşlarımla isteğimin namesini yazdım. Gel, gel ki sensiz gamdan ölmek üzereyim dedikçe Sen uzaklara kaçtın Bu ne zamana kadar Dedin ki bana Bu yola öyle bir yolcu gerek ki iki alemi ateşe versin, yaksın, yandırsın Bu yola faydasız, ham ve gamsız kişi yakışmaz dedin Hem de feryadımdan fersah fersah uzak durursun. Gel!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

Nasıl her sabah güneş doğar ve ortalığı aydınlatır ısıtırsa Güneş ve tüm varlıklar seni bulur ve ancak senden nur alır.

Güneş doğmayı da coşmayı da senden alır Her an senin derdinden, gamından gönlümün kanı coşmakta Gel de gözümün ve gönlümün coşkunluğu artsın Sevinsin, kendinden geçsin! Bu akşamlık bu kadar. Ben bu beyitlerin içerisinden böyle çıktım. Siz nasıl çıkarsınız bilmiyorum. 1800. beyitten devam edeceğiz önümüzdeki hafta: ‘Ey şeker dudaklarına paha biçilmeyen güzel. Divanene ne bahaneler buluyorsun! Sen benim feryadımdan uzaklara gittikçe Bu divane aşıktan hep bir bahane buluyorsun Bu bahaneleri benim önüme ardı ardına sıralıyorsun Ve diyorsun ki Bir nefes sonra Bir nefy sonra Bir nefes sonra… Nereye kadar bir nefes sonra deyip de Bu divane aşığını aldatıp duracaksın Aldatmak sana yakışır mı?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

Varoluşun temelini oluşturan kavram nedir?

Ben, biz, ben ve bizim varlıkların varlığı ve yokluğu hulâsa söyledik- lerimin hepsi vardır, vâkıdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1788-1794. Beyitler Şerhi

Allah’ın varlığı ve yokluğu nasıl açıklanır?

Ben, biz, ben, bizim; ben, biz; ben ve bizim. Varlıkların varlığı yani bir varlık var onun varlığı ve yokluğu yani varlığı ve yokluğu. söylediklerimin hepsi vardır, vakidir. Yani ben, biz varsınız aynı zamanda da yoksunuz. Ben, biz, ben, bizim, her ne var ise varlık, bu konuda varlığa bürünmüş olan nesneler, eşyalar var, aynı zamanda da yokluğu da var. Yani yok. Bu söylediklerinin hepsi de vaki. Yani bu söylediklerimin hepsi de doğru.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1788-1794. Beyitler Şerhi

Şeyhlerin ve dervişlerin durumu hakkında ne söylendi?

Bir tanesi gelmedi! Gelemezlerdi çünkü, bakın gelemezlerdi. Sebep? Ne zahiri ilimleri yeterdi ne de manevi ilimleri yeterdi. Zahiri de manevi de ilimleri yok çünkü. Papağan gibi papağan gibi boyna tekrarlıyorlar. Papağanlar oturuyorlar, kendi ezberlerini konuşuyorlar. Kalbi ilimleri de yok. Birisi ne dediyse bu doğru mu değil mi diye bakmıyorlar. Onun özüne inmiyorlar. Onun hakikatine inmiyorlar. Türkiye’deki şeyhlerin büyük bir çoğunluğu da böyle, meselenin hakikatinden uzaklar, meselenin hakikatinden uzaklar çünkü kalbi ilimleri yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1788-1794. Beyitler Şerhi

Türkiye’deki tarikatlar ve masonik yapılar hakkında ne söylendi?

O yüzden tarikatlar kapatılsın terenennisi okununca hemen twittera yazıyorum. Diyorum ki evet, bütün tarikatlar kapatılsın, mossadın kurmuş olduğu tarikatlar da kapatılsın, mason tarikatları da kapatılsın, siyonist tarikatlar da kapatılsın, kabalacı tarikatlar da kapatılsın, kgb’nin kurduğu tarikatlar da kapatılsın. Evet, var, ingiliz kraliyet ailesinin tarikatları ve cemaatleri var, kapatılsın. Ben hepsinin de kapatılmasını istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli istihbarat teşkilatı var, eğer o milli istihbarat teşkilatı gerçekten milli ise içinde cıa yosmalarını, mossad bozmalarını, ingiliz fahişelerini içlerinde dolaştırmıyorlarsa incelesinler, ülkede ne kadar yabancı unsurlarla alakalı topluluklar varsa hepsini de kapatsınlar, hepsini de feshetsinler, buyursunlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1788-1794. Beyitler Şerhi

Erkek ve kadın kaydı kalkıp bir olunca ne olur?

‘Erkek kadın kaydı kalkıp bir olunca o bir, sensin. Birler de aradan kalkınca kalan yalnız sensin.’ Erkek kadın kaydı kalkıp kalkınca hepsini bir, yani insan veya erkekler, bir, erkek adı. Kadınlar bir, adı kadın. Erkek, kadın kaydı da kalktı, hepsini bir ettik, cem ettik, bir. Onları da kaldırınca ne kaldı ortada? Sen kaldın diyor ortada.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1783-1787. Beyitler Şerhi

Padişaha esvapçıbaşı olan kişinin, padişah hesabına ticarete girişmesi ziyankârlıktan ibarettir. ifadesinin anlamı nedir?

Padişah o zaman için dünyevi olarak en yüksek makam. Tabi burda bunu böyle anlatırken hazreti Mevlânâ, yani bir kimse Allah’a dost olmuş, bir kimse Allah’a bu manada dostluk sınıfına girmiş, o hem Allah’a dost olacak hem de onun Allah adına böyle dünyevi bir metaya girişmesi, onun dünyevi olarak dünyaya gönül vermesi, bu kabul edilebilir bir şey değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1766-1774. Beyitler Şerhi

Padişahla birlikte oturan kimsenin padişah kapısında oturması yazıktır. ifadesinin anlamı nedir?

Yani sen mahrem odaya girmişsin. Mahrem odaya giren bir kimsenin kapının eşiğinde oturması onun makamı düştüğüne, mak,amı kaybettiğine işarettir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1766-1774. Beyitler Şerhi

Bir kimseye padişaha elini öpmek fırsatı düşer de o, ayağını öperse bu suçtur. ifadesinin anlamı nedir?

Bu üç beyitle alakalı sabaha kadar konuşsam, örneklesem, islam dünyasında bunun çok örnekleri var. Sufi dünyada da örnekler var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1766-1774. Beyitler Şerhi

Padişahla berabersin, padişahla beraber olmanın hâlini yaşa. ifadesinin anlamı nedir?

Yok, sen eşikten içeri geçtiysen, has odadaysan o zaman has odadaki gibi davran. Eşikteki gibi davranırsan o zaman bu suç. Ya ahmaksın ki ahmak olanı has odaya almazlar ya da küstahsın o zaman küstah olanı da has odaya almazlar. O zaman sen aslında has odada değilsin çünkü her geriye dönüş her geriye dönüş ya senin çok büyük hatalar, yanlışlıklar yaptığına işarettir ya da senin nankör olduğuna işarettir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1766-1774. Beyitler Şerhi

Allah’ın nimetine, Allah’ın keremine, fazlına duçar olan bir kimse ona hainlik yapar, ona nankörlük yaparsa o da manada domuz suretine döner. ifadesinin anlamı nedir?

Demek ki bir Allah’ın nimetine, Allah’ın keremine, fazlına duçar olan bir kimse ona hainlik yapar, ona nankörlük yaparsa o da manada domuz suretine döner. Sen peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretlerinin yolunda yürürken hainlik eder nankörlük edersen senin de suretinin ne olacağı belli değil ve o kimseler böylece helak olup gidiyorlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1766-1774. Beyitler Şerhi

Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretlerine karşı nasıl bir tutum beklenir?

Hazreti peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri sana bir vazife verecek de sen ben layık değilim diyeceksin! Yani hazreti Peygamber haşa heva hevesinden mi konuştu? Kime ne verileceğini bilmedi mi? Senin layık olup olmayacağını bilmedi mi? Ayeti kerimede peyg, ne verdiyse alın derken senin yaptığın bu küstahlığın dik alâsı değil mi? Bu senin yaptığın kendince tevazuymuş gibi gösterirken Muhammedi Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin maddede de manada da sözünü havada bırakmak değil mi? Sana peygamber elini uzatmış, sen kimsin de ben layık değilim deyip de onun elini öpmeyecek veyahut da bir mürşidi kamil sana bir vazife vermiş, sen kimsin ki ben buna layık değilim deyip de vazifeyi reddedecek!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1766-1774. Beyitler Şerhi

Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammedî hakkı hak batılı batıl bilenlerden eylesin ifadesinin anlamı nedir?

Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammedî felaha erdirsin. Ümmeti Muhammed’i kurtuluşa erdirsin. Ümmeti Muhammedi zalimlerin elinden kurtarsın, kâfirlerin elinden kurtarsın. Zulmedenlerin zulümlerini kendi başlarına makus eylesin. Cenab-Hak islam alemini diriltsin. islam alemini yüceltsin. islam alemini inşallah yeniden uyandırıp şahlanışa geçersin. islam alemini kuvvetli eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1750-1752. Beyitler Şerhi

Beyitler Şerhi nedir?

Mesnevî-i Şerîf 1750-1752. Beyitler Şerhi, bu metnin konu başlığıdır ve bu metin bu başlık altında tartışılmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1750-1752. Beyitler Şerhi

Yokluk kavramı nedir?

Yokluğun anlaşılabilmesi için varlığın yani mevcudun olması gerekir. Tabii bu işin bir de matematik boyutu var. Yani matematik boyutuna da girdiğimiz zaman burda işin sufi boyutu kalkacak ortadan. Yani şimdi hocam da bakıyor ordan, matematik boyutu da var deyince, matematik boyutu da var değil mi hocam, yoklukla alakalı? Tabi bu böyle yokluk meselesi şey, mesela sıfır değersizmiş gibi görünüyor matematikte ama sıfırın değeri var değil mi hocam? Önüne veya arkasına koyarsan bir rakamın değer kazanıyor. O zaman sıfır değersiz değil. O zaman yokluk dediğimiz şey de aslında gerçek manada varlığın zıddıymış gibi görünüyor. Varlığın zıddı dahi Yani mesela bunu siyah beyaz gibi algılayamazsınız. Mesela siyahın zıttı beyaz, beyazın zıttı siyah dersin. Zıtlar birbirleriyle karşılaştıklarından dolayı birbiriyle anlaşılır zıtlıkları ile alakalı. Hani ona ne diyorlar, zıtlık teorisi mi diyorlar hocam ona? Evet, bunun gibi ama yokluk öyle bir şey değil. Yani bir şey yok ise onun üzerinde fikir yürütmeye gerek yok. Yok çünkü yoksa adı da yok onun. Bakın, yoksa adı da yok zaten, bilinmiyor. Yok çünkü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1735-1744. Beyitler Şerhi

Beyit numaraları farklı çevirilerde neden farklı olabilir?

Çünkü yazıyorlar işte 1725 dediniz ama bende 1725’te bu beyit çıkmıyor diye. Bu şeyle alakalı değişik çevirilerde mesneviyi çevirenler veya şerh edenler farklı defterler kullanıyorlar. Öyle olunca herkes kendince bir farklı beyit numarası oluyor, bu ordan kaynaklanıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1725-1730. Beyitler Şerhi

Ayrılık aslanı ne anlama gelir?

Bu ayrılık aslanı artık böyle kendinden geçince ortalığı kan revan haline getiriyor ve bir de onun sarhoş olduğunu düşünün. O sarhoş olunca artık gözüne hiçbir şey görünmüyor. Hani sarhoş bir kimse bir şey yapar kafam iyiydi yani farkında değildim der ya, sarhoş.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1725-1730. Beyitler Şerhi

Aşığın maşuğundan ayrılması ne anlama gelir?

Aşık için perdelenmek, yırtıcı vahşi aslan gibidir. Ayrılık aşık için kelimelerle anlatılabilecek bir şey değildir ama aşık için öyledir. Aşık değilse onun için hiçbir şey önemli değildir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1725-1730. Beyitler Şerhi

Ayrılık hicranı ne anlama gelir?

Ayrılık hicranı, ayrılık kederi hiçbir şeye benzemez. Bir insan normalde tâbiri câizse perdelenmeme adına, çocuk perdelense, perdelense çocuk, çocuğundan geçer.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1725-1730. Beyitler Şerhi

Perdelenmenin iki hali nelerdir?

Perdelenmenin iki hali vardır. Bir hali vardır, günahlarla alakalıdır, heva hevesle alakalıdır, şüphelilerle alakalıdır. Mesela perdelenme, sûfiliğe yeni başlayanlar için günahı kebairlerledir. Bir sufi günahı kebair işleyince perdelenir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1725-1730. Beyitler Şerhi

Perdelenmenin nedenleri nelerdir?

Perdelenmenin nedenleri günahlarla, heva hevesle, şüphelilerle alakalıdır. Mesela perdelenme, sûfiliğe yeni başlayanlar için günahı kebairlerledir. Bir sufi günahı kebair işleyince perdelenir. Bu perdelenmeyi önce şeyhinde yaşar. Şeyhinde yaşaması şöyledir. işte her gün böyle onu düşünürken, onu böyle rabıta evken, rabıtası bozulur, dengesi bozulur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1725-1730. Beyitler Şerhi

Perdelenmenin çözümü nedir?

O mesela hemen tövbe edip meseleyi halledip yoluna devam etmesi gerekir. Eğer bunu böyle çözümleyemezse Allah muhafaza etsin, bazen hani derviş kardeşler der ya, eskisi gibi zikrullah yapamıyorum, eskisi gibi tad alamıyorum. Bu perdelenmekle alakalı. Bu biraz yol yürüyünce derviş, artık günahı kebairden, küçük, kolay kolay düşmez ama bu sefer perdelenme onun kendi heva hevesinden, nefsaniyetinden başlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1725-1730. Beyitler Şerhi

Gölgeye yakalanmak ne anlama gelir?

Gölge ne? Dünya, heva heves, günahı kebairler, şeytan, nefsaniyet…Arkada kaldı. Allah rahmet eylesin onu söylemişti. işte o normalde ayrılık aşık için, aşık için sanki bin katilden daha böyle hüzünlü, bin katilden daha vahşi bir şeydir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1725-1730. Beyitler Şerhi

Ruhun kendi kafasına göre hareket etmesi mümkün mü?

Ruhun bu noktada kendi kafasına göre hareket etmesi, kendine göre hareket etmesi mümkün değil. Ruh Rabbinin emrinde.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1715-1724. Beyitler Şerhi

Ruhun kendi kafasına göre hareket etmesi neden mümkün değil?

Ruh Rabbinin emrinde. Ruh Rabbinin emrinde olunca Cenâb-ı Hak onu bedene üfleyince o bedende o kafeste hapis kaldı ve onun tâbiri câizse gıdası verilse de verilmese de Allah’ın emri gelinceye kadar yani ecel gelinceye kadar bedenle ilişkisi bitmeyecek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1715-1724. Beyitler Şerhi

Ruhun varlığı nasıl anlaşılır?

Ruh bedenin varlığıyla bilinir. Beden olmazsa ruhun varlığı bilinmez. Beden olmazsa ruhun tecelli edeceği alan yoktur ve bütün tecelliyatlar bir bedene taalluk eder.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1715-1724. Beyitler Şerhi

Ruhun varlığını kabul etmemiş bazı felsefeciler kimlerdir?

Bazı batılı felsefeciler ve teologların bir kısmı ruhun varlığını dahi kabul etmiyorlar. Bunlar materyalist düşüncede olanlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1715-1724. Beyitler Şerhi

Nefsine uymazsa ne olur?

Nefsine uymazsa o zaman da sen ötelerde neşelenirsin. Nefsine uymadığın zaman sana bu normalde adaletsizlikmiş gibi gelir ama adalettir. Nefsine uyduğun zaman da sana adaletmiş gibi gelir ama o nedir adaletsizliktir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1715-1724. Beyitler Şerhi

Nefsine uymak ne demektir?

Nefsine uymak, nefsine tabi olan kimse hem ruhunu hem cesedini hem sırrını her şeyini ateşe vermek demektir. Nefsine uymak, nefsine tabi olan kimse dünyayı ateşe verir ve ahretini de mahveder.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1715-1724. Beyitler Şerhi

Nefsine uymazsa Allah’a ulaşma isteği nasıl ortaya çıkar?

Nefsine uymazsa bir müddet sonra o hakkı ister, Allah’ı ister, Allah’a ulaşmayı, Allah’a yakın olmayı ister. Allah’a yakın olabilmek için nelerle uğraşması gerekirse onlarla uğraşmayı ister.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1715-1724. Beyitler Şerhi

Allah’ın hükmüne çare bulunmaz mı?

Hak’kın hükmüne çare bulunmaz. Nerede bir gönül ki Allah’ın hükmünden yüz parça olmamış olsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1712-1714. Beyitler Şerhi

Ölenlerin gerçek sahibi kimdir?

Bu ölenler, gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülürler. Haberiniz olsun ki hüküm ancak Allah’ındır ve hesap görenlerin en çabuğu da Allah’tır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1712-1714. Beyitler Şerhi

Ağlamak, Allah affetsin beni şatahat yapıyorsam ne anlama gelir?

Ağlamak, Allah affetsin beni şatahat yapıyorsam, Allah’ın kendi katından kuluna özel bir damar açmasıdır. Allah’ın kendi katından onu tâbiri câizse sulaması gibidir onu böyle kendi katından manevi rızıklandırması gibidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1712-1714. Beyitler Şerhi

Allah’ın korkusundan dolayı gözyaşı dökmek ne anlama gelir?

Allah korkusundan dolayı gözyaşı döken kişi sağılmış süt memeye dönmedikçe cehenneme girmez, yani bir kimse Allah için gözyaşı döktü, sağılan süt memeye tekrar girer mi? Girmez değil mi, mümkünatı olmayan bir şey. Allah Resulü tarif ediyor, diyor ki bir kimse Allah için gözyaşı dökerse o cehenneme girmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1712-1714. Beyitler Şerhi

Allah katında ne kadar sevimli şeyler vardır?

Allah katında hiçbir şey iki damla ve iki izden daha sevimli değildir. Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. iki iz ise Allah yolunda çarpışırken alınan yara izi ve Allah’ın emrettiği farzlardan birini yerine getirmekten kalan kulluk izi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1712-1714. Beyitler Şerhi

Kalbin ağlaması ne anlama gelir?

Kalbin ağlaması, kendisini böyle Allah yoluna adayanların, müridlerin ağlamasıdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1712-1714. Beyitler Şerhi

Özün ağlaması ne anlama gelir?

Özün ağlaması vardır. O artık marifet ehlinin ağlamasıdır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1712-1714. Beyitler Şerhi

Başka bir hadisi şerifte de der ki bütün insanların mıdır?

Tüccar diyor ki ey dil! Ya kusurunu itiraf et, otur, de ki ben hata yaptım, kusur ettim, yanlışlık yaptım, özür dile, helallik al. Çünkü o kusurunu söylemez, kus burunu itiraf etmezsen o da kibirliliğe giriyor. Çünkü hadisi şerifte Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki ‘Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir’ diye buyurdu. Başka bir hadisi şerifte de der ki bütün insanların, mümin, mümini ayırır, ‘Müslüman diğer insanların elinden, dilinden emin olduğu kimse, mümin ise canından da emin olduğu kimse.’ Ona can koyar. işte o ya sen dilsin, senden bir eminlik olsun ya benden özür dile, af dile, hatanı kusurunu kendince itiraf et ya da eskilerden beni mutlu edecek, beni mesut edecek, beni mesrur edecek bir şey söyle.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1705-1711. Beyitler Şerhi

Burda tüccar artık kendisinden uçup giden kuşa yanıyor mu?

Burda tüccar artık kendisinden uçup giden kuşa yanıyor. Eyvah beni karanlıklardan aydınlığa çıkaranım, eyvah beni nurlu sabahlara çıkaranım, vah benim var oluşun başlangıcından ebediyete koşanım. Çünkü bu şeyin Türkçesinde başlangıç ve sonuç ama kendi dilinde mebde ve mead olarak geçiyor. Yani bu ister varlığın başlangıcı olarak alın ister ruhların yaratılması, başlangıcı olarak alın ve o yüzden diyor ‘vah benim güzel uçanım’, ta sondan başlangıca uçanım. Yani sondan dediği bir şeyin sonu var, hayatın sonu var, sondan başlangıca uçanım diyor. Böylece öyle olunca şey yapıyor, ne o, başlangıçtan sona dönüş yapıyor, daireyi tamamlıyor. Hani, o normalde, onu sufiler şöyle tarif ederler, bir elinize bir ışık alsanız, fener alsanız veyahut da bir ateş alsanız, onu hızla çevirmiş olsanız, üçyüz atmış derece, o üç y0z atmış derece sanki komple bir daire olmuş gibi yanıyormuş gibi görünür bize. Ama o değil. O bir ateş parçasıdır o komple o daire yoktur. O zaman o ateş parçasını hızla döndüğümüzde, o dairenin sonu ve başı belli olmaz. işte hazreti Pir de hani bunu normalde ben duduyu ruha atfettiydim ya, tabii o dudu öldü, ölünce normalde, şey, tüccar, onun arkasından feryat ediyor artık. Diyor ki vah! Eyvah çekiyor. Diyor ki o benim güzel uçanım, sondan başa uçanım diye onun arkasından tâbiri câizse ağıt yakıyor. Çünkü elinden çıktı gitti artık o. Öyle olunca ağıt yak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1705-1711. Beyitler Şerhi

Hiçbir zaman özgürlüğünü elde edemez, hiçbir zaman hür bir şekilde hareket edemez çünkü o cahil midir?

Cahil insan, mihnete aşık olur. Hep mihnet duyar, herkese ve her şeye. Çünkü cahildir. O kendince karnını aç görür, açlığını geçirmek için işte lokantacıya mihnet, ekmeği elinde tutana mihnet, maaşı elinde tutana mihnet, hayatını mihnetin üzerinde geçirir. Hiçbir zaman özgürlüğünü elde edemez, hiçbir zaman hür bir şekilde hareket edemez çünkü o cahildir. Cahil olunca o kimse özgürlüğünü yitirir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1705-1711. Beyitler Şerhi

La Uksimu, malum, şey Beled suresi olması lazım mıdır?

La Uksimu, malum, şey Beled suresi olması lazım. O Beled suresini diyor la üksumudan şeye kadar oku. O hani ‘şüphesiz biz insanı zorluk ve sıkıntılar çeken bir varlık olarak yarattık’ diyor ya, senin için de önce yemin ediyor: ‘Senin içinde bulunduğun şehre, babaya ve ondan doğana yemin ederim ki biz insanı güçlüklere katlanacak şekilde yarattık.’ Yani normalde cahil insansın, sen kalkıp da etrafa minnet etme. Sen güçlüklere dayanabilecek bir şekilde yaratıldın. Başına nasıl bir güçlük gelirse gelsin senin yaradılışın, fıtratın güçlüklere dayanabilecek şekilde. Çünkü Kuran’ı Kerim’de de o Beled suresi birden dörde kadar diyor ki: ‘Biz insanı güçlüklere katlanacak şekilde yarattık. insanoğlu güçlüklere katlanabilir. Minnet etmeye, minnete düşmeye, mihnete düşmeye gerek yok. Sen o güçlüklerle mücadele edebilirsin. Onlara dayanıklı bir şekilde yaratıldın.’ Açlıktır, tokluktur, sıcaktır, soğuktur, işte ormanda, karda, kışta, ovada, denizde, bir insan hangi şartlarda olursa olsun, ne durumda olursa olsun, o zorluklara dayanabilecek, zorluklara katlanabilecek bir fıtratta yaratıldı insan. Hani ayeti kerimede, Tin suresinde olması lazım, ‘biz insanı ahseni takvim üzerine yarattık’ diyor ya, sonra başka bir ayeti kerimede de ‘onu aşağılardan aşağıya aldık’ diyor. Şimdi o zaman insan, ahseni takvim üzerine yarattı. Ahseni takvim üzerine yaratılınca güçlüklere, zorluklara katlanabilecek bir fıtratta yaratıldı ama insanlar ne yazık ki minnete düştüklerinden, minnete düştüğü için ufacık bir güçlükten kendisini dağıtıyorlar. Ufacık bir sıkıntıdan kendisini dağıtıyorlar. Böylece yaratılış fıtratlarının dışına çıkıyorlar. Oysa insan bütün zorluklara katlanabilecek bir şekilde yaratıldı. Hiçbir zorluk kolay kolay insanı yenmez. Hiçbir zorluk. Cenâb-ı Hak zaten kaldıramayacağınız yükle yük yüklemeyiz dedi. Öyle olunca herhangi bir zorluk seni yenmez, herhangi bir sıkıntı seni yenmez, herhangi bir problem seni yenmez, sen o sıkıntıyla, o problemle nasıl baş edebileceğinin matematiğini bulamamışsındır. Onun matematiğini bulamadığından dolayı bir sıkıntı seni sahip eder. Bir sıkıntı sana sahip olur, senin kralın olur. Bir hastalık senin kralın olur. Varlık senin kralın olur, yokluk senin kralın olur, bir dert, bir gam, bir kasavet senin kralın olur. Bakın bu senin zorluklara katlanma mücadelenin, senin kendinde fıtratını meydana çıkarmayışındandır. Bu fıtrat sende var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1705-1711. Beyitler Şerhi

O zorluklara katlandı ya zorluklara katlanınca nefis mücadelesi yap mıdır?

” işte o yine Hz. Pir tutinin üzerinden yürüyor. O zorluklara katlandı ya zorluklara katlanınca nefis mücadelesi yaptır. Nefsiyle aldı verdi, o zorluklara katlandı, sıkıntılara katlandı. Tabiri caizse seyri süluk çıkardı. Seyri süluk çıkarınca artık o gücü kuvveti yerinde oldu, maneviyatı yerinde oldu. Hatta ve hatta o ‘ölmeden önce ölünüz’ün yolunu buldu. O şiara mazhar oldu. O sırra mazhar oldu. Artık onun dünyayla işi, bağlantısı kalmadı. Çünkü o zorluklar, o sıkıntılar onu o hale getirdi. Devam ediyor, ‘senin yüzünü gördüm de mihnetten kurtuldum, senin ırmağında köpükten tortudan arındım.’ Yani diyor ki senin yüzünü gördüm. Kim yüzünü gördü ruh gördü. Kimin yüzünü gördü, onun yüzünü gördü.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1705-1711. Beyitler Şerhi

Allah gecenizi hayırlı eylesin ne anlama gelir?

Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1691-1704. Beyitler Şerhi

İşte o tacir de Hindistan’a giderken bütün hane halkına sordu. En son evde bir dudu kuşu var yani bugünkü tabiriyle papağanı var. Papağana dedi ki ben Hindistan’a gidiyorum, hani senin de bir isteğin var mı?

Papağan da dedi ki orda bizim dedi akrabalarım var benim orda, onlara uğradı mı dedi, benim halimi onlara arz et, onlara anlat. Tabii şey de gitti, o tacir, işlerini bitirdi, o papağanların bulunduğu, dudu kuşlarının bulunduğu bölgeye gitti, ordaki dudu kuşlarına dedi ki ben filanca yerden geliyorum. işte benim de dedi bir durum var. Ondan sonra işte kafesin içerisinde, biz ona şöyle bakıyoruz, böyle bakıyoruz, şöyle rahat ediyor, böyle rahat ediyor. Ondan sonra, onun hâlini ahvalini ordaki dualara anlattı. Dudunun birisi bunu dinleyince patdak öldü aniden. Çırpındı can verdi, şey öyle gördü tacir. Tacir döndü, sonra döndükten sonra herkese halini ahvalini hediyelerini anlattı. Anlattıktan sonra, söyledikten sonra sıra geldi duduya. Dedi ki dudu, sen benim akrabalarıma uğradın mı? Uğradım dedi. Söyleyip söylememek de imtina etti ama sonunda o söyledi. Dudunun içinden bir tanesinin öldüğünü söyledi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1691-1704. Beyitler Şerhi

Onu kolay buldu, hemen elinin altındaymış gibi onun kıymệtini bilmez o mudur?

‘Vah yazık, ucuz bulduğum kuştan ne çabuk ayrıldım’, vah yazık, bir insan böyle bir mürşidi kamili ucuz bulursa, kıymet bilmez. Onu kolay buldu, hemen elinin altındaymış gibi onun kıymệtini bilmez o.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1691-1704. Beyitler Şerhi

Görme, insanın nelerini etkiler?

İnsanın bütün sıfatlarından, bütün üzerindeki azalarını etkileyince bu sefer o insanın tâbiri câizse en mahrem yeri olmuş olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Neden göz bebeği, görmeyle ilgili bir kavramdır?

Gözün arkasında idrak, akıl, bir işin artık bilgisi, ilmi devam ediyor arkaya doğru. O yüzden normalde görme bu manada insanın göz bebeği hükmünde.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Neden bir şeyin ne olup ne olmadığını göz tayin eder?

Göz tabii kendi başına bir şey değil. Gözün arkasında idrak, akıl, bir işin artık bilgisi, ilmi devam ediyor arkaya doğru.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Neden bir insanın görmesi, manevi kemalatla ilgilidir?

Bunun maus olduğunu görüyorsun, bunun bardak olduğunu görüyorsun, bunun çay olduğunu görüyorsun, bunun gibi. O görme, insanın görmesi, göz bebeği hükmünde oluyor görmesi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Neden bir şeyin manevi tarafı, şeriatın görünen tarafından farklıdır?

Şeriat neye göre hükmeder? Gördüğüne göre, tespit ettiğine göre, elindeki delillere göre şeriat hükmeder ama işin bir de hakikat tarafı vardır, mana tarafı vardır. ordaki işleyiş farklı bir şeydir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Neden bir dini eğitim eksikliği, dünya çapında bir sorun olarak görülür?

Dini eğitim yok. gerçek bir dini eğitim yok islam dünyasında. Bu sadece islam dünyasındaki idarecilerle, siyasetçilerle alakalı değil. Bu uluslararası global bir mesele. Aynı şekilde bir Hıristiyan da din cahili. Aynı şekilde bir Yahudi de din cahili, aynı şekilde bir Hindu da din cahili, aynı şekilde bir Taocu da din cahili. Yani bütün dünya din cahili.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Neden okumadığı için insanlar, sevgisini ifade edemiyorlar?

Anlaması, anlatması mümkün değil. Anlatması mümkün değil. Cahil! kelime haznesi az. Bizim kendi kendimize okuduğumuz bir klasik bile yoktur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Neden mesnevî okumak, bir ülkenin kültürel seviyesini yansıtır?

Mesnevi okuyoruz mesela, mesnevî okuyoruz, mesne ki bu ülkede mesneviyi kimse okumuyordur. Ondan sonra bizim ülkenin insanı dışarıdan ama işte herhangi bir felsefeciyi bilmek, onun için böyle okumuşluk, erdemlilik.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Neden Hacı Bektaşi veli anma günleri, Alevi toplulukları tarafından farklı bir şekilde algılanır?

Bunlar Alevi! Dedim dedeler anlatmıyor mu kırk makam size? Bizim dedeler para yiyorlar dedi o da. Bizim dedelerimizin cebine para sok dedi, tamam bitiyor dedi. Bunlar da para hazırlamışlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Din cahili insanlar neden dinden uzaklaşıyorlar?

Bu da uluslararası emperyalistlerin işine geliyor. insanların cahil olması, din cahili olması, okumaması, kendini yetiştirmemesi, uluslararası emperyaliistler için harika bir şey.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Din cahili nedir?

Din cahili, dinin yanlış yorumlanması veya yanlış uygulanması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Metinde, bu cahiliyetin aileleri parçalayarak, toplumda fitne yaratan bir etken olduğu belirtilmektedir. Din cahili, toplumda dini değerlerin bozulmasına ve aile içi ilişkilerin çökmesine neden olmaktadır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Dinî değerlerin bozulması nasıl olur?

Dinî değerlerin bozulması, dinin yanlış yorumlanması veya yanlış uygulanması sonucu ortaya çıkar. Metinde, bu durumun aile içi ilişkilerin çökmesine ve toplumda fitne yaratan bir etken olduğu belirtilmektedir. Dinî değerlerin bozulması, toplumda dini inançların zayıflamasına ve ailelerin parçalanmasına neden olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Fitne nedir?

Fitne, dini değerlerin bozulması ve toplumda çatışmaların artması anlamına gelir. Metinde, fitnenin aileleri parçalayarak toplumda çatışmalara neden olduğu belirtilmektedir. Fitne, dini inançların zayıflamasına ve toplumda çatışmalara yol açar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Sunumun önemi neden vurgulanıyor?

Musa aleyhisselam da sunum önemli, demiş, veremeyiz! Çok önemli bir misafir gelecek. Gün tabii batmış, gece olmuş, gelen giden yok. Musa’nın kavmi zaten Yahudi, zihniyetleri bozuk. Demişler Rabbin sana yalan söyledi! Seni aldattı, kandırdı, bak gelmedi! Tabi Musa üzgün, ne yapsın! Ondan sonra dosdoğru Turu Sina’ya. Demiş bekledim gelmedin. O da diyor ben geldim. Dedi ki diyor ki Musa aleyhisselam yani nasıl geldin ya Rabbi? Diyor ki o hani vardı ya cübbenden asılan ekmek isteyen! Evet? O bendim ya Musa! Hani diyor sonra başka birisi geldi, yine senden diyor bir tabak yemek istedi. Evet? Vermedin. O bendim ya Musa! Hani diyor birisi geldi, bir yudum su istedi vermedin ya diyor. Evet? O bendim ya Musa diyor! Yandı keten helva, değil mi Gürcan! Neler geriye döndürdük diyorsun! Evet Şey de kendi kafasını sallıyor, diyor yandık biz! Evet, yandık, evet ama ne diyor? O bendim. işte yani demek ki Cenâb-ı Hak kullarının üzerinden tecelli ediyor. Burda en önemlisi, zamanın kutbunun üzerinden tecelli etmesi. Zamanın kutbunun üzerinden tecelli ediyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

İnsanlar arasında zulüm yapmak ne sonuçlara yol açar?

“Evvelki düşüncelerin hepsi Allah’ın hidayeti ile sahiplerini tanırlar.” Yani sen neyin varsa ne düşündün, ne ettin uykudan gitti, sabah olduğunda hepsi de geldi mi? Geldi. Adres şaşırdı mı? Hayır. Direkt sana geldi gene, adresi şaşırmadı. Başka bir yere gitmedi. Serdar’ın mekanik ustalığı gene Serdar’a geldi, Adem’e gitmedi. Adem, Serdar’la ev yakın mı sizin? Çok uzak değil. Kime? Serdar’a en yakın kim var burada? Kim? idris var, tamam. E şimdi normalde Serdar’ın mekanikçiliği idris’e gitmedi. Adreste şaşkınlık yok, tekrar Serdar’a geldi. Bu akşam da Serdar’dan göründük ha? Serdar boyun uzun ya, bir de güzel koca Arap oynuyorsun şimdi, Allah için, unutmak mümkün değil. inşallah burda bir koca Arap böyle bir yakışır bahçede inşallah. Böyle bir ağır ağır, böyle seni seyrederken diyorum ki ya diyorum, Bayındırlıyım ama böyle koca Arap Bayındırda bile oynayan yok diyorum, Yok şimdi Allah için!

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

İnsanlar arasında helalleşme ve menfaatlenme konusunda ne söylendi?

Yani koca Arap Aydın yöresinindir, Aydın’a gitsen derler ki ya bu nerden geldi böyle, bizim çukurda böyle koca Arap oynayan yoktur derler. Elhamdülillah güzel koca Arap oynuyor. Allah razı olsun inşallah ama o koca Arap oyun bilgisi de başkasına gitmiyor. idris’e gitmiyor bak, hiç adres şaşırmamış, gene onda kalıyor sabah olduğunda. ‘Uyanınca sanat ve hünerin sebepler kapısını açmak üzere yine sana gelir. Kuyumcunun hüneri demirciye gitmez; bu güzel huylunun huyu, öteki kötüye mal olmaz. Hünerler ve huylar kıyamet günü çeyiz gibi sahiplerine döner.’ Yani sabah oldu, sen iyiysen iyilik tekrar geldi; kötüysen kötülük tekrar sana geldi. Başka bir adrese gitmedi. iyi adama kötülük, kötü adama iyilik gelmedi. Hepsi de adrese teslim. Sanatı var. Ne? Ressam. Onun o ressamlığı gene ona geldi. O ne? Mekanikçi. Geldi gene ona çünkü sabah herkes o mesleğinden ne yapacak? Rızık kapısı olacak. Bakın onu da sebeplere bağladı. Rızkı veren Allah. Onu sebebe bağladı tekrar. Herkesin sanatına, herkesin normalde huyuna, ahlakına bağladı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

İnsanlar arasında zulüm yapmanın sonuçları nelerdir?

“Güzel olsun çirkin olsun, bütün huylar ve hünerler sabah çağında sahiplerine gelir. Nitekim posta güvercinleri, gönderilen mektupları yine uçtukları şehre getirirler.” Bu hiçbir şey hiç değişmez. Hadisi şerif, normalde nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz. Bunu normalde kıyamete atfederseniz, nasıl yaşadıysan öyle öleceksin, iyi yaşadın iyiliklerle yaşadın, iyi bir şekilde öleceksin. Kötülük yaptın, kötü bir şekilde öleceksin. Yarın mahşerde senin yaratılman da aynı olacak. Uyku yarı ölüm, yattın uyudun, iyiysen iyi uyudun, rüyalarında iyi şeyler göreceksin, rüyalarında iyi şeyler göreceksin. iyi bir şekilde yatacaksın, iyi bir şekilde uyanacaksın. Kötüsün, kötü bir şekilde uyuyacaksın. Rüyanda kötülükler göreceksin, kabuslar göreceksin, sıkıntılar göreceksin, daraltılır göreceksin. Korkacaksın, korkacaksın, titreyeceksin. Sen normal ölünce de öyle olacaksın. Kabirde inim inim inleyeceksin. Sen nasıl yaşarsan öyle öleceksin. Zulmettin, bağıra bağıra öleceksin. Haksızlık yaptın, zaten Allah senin geceni cehennem ediyor. Hele bu ahir zamanda zulmedenler, haksızlık edenler, akli dengelerini bozacaklar. Evet, alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste derdi Hasan babam. Çıkacak aheste aheste. Neden? Sen yaşarken zulmettin, masumların hakkına girdin, insanların gözyaşını akıttın, gece rahat uyku yok sana. Avuçla antidepresan, içeceksin sen, avuçla. Annenle aranı bozdun, babanla aranı bozdun, anne babaya itaatsizlik ettin, haram yedin, insanların arasını ayırdın, kayırdın, mazlumun ahını aldın, sana rahat uyku yok. Bekleme günahı kebairleri fütursuz bir şekilde işledin, sen ona dışardan bakınca oh ne rahat adam diyorsun, rahat değil. Geceleri kabus onun. Kabus, kabus geceleri, sonra saklı gizli gitmedikleri ne o falcılar, gitmedikleri ne o büyücüler, bir de şeyciler var ya, medyumlar, ne o, astrologlar, gitmedikleri yer yok. Sebep? Kendine bakmıyor. Kardeş sen anneye babaya haksızlık yapmışsın, uğursuzluk yapmışsın, anne babaya sen, ayeti kerimede, öf bile demeyiniz diyor. Sen kırmışsın, fatmışsın, senin psikolojin de bozulacak. Senin her şeyin bozulacak. Neden? Cebrail aleyhisselam öyle dua etti. Allah Resulü de amin dedi. Ramazan gününde ne dedi? Ey Muhammed, Ramazan ayı gelir geçer bir kimse affolmazsa Allah ona lanet etsin. Amin dedi. Anne babasının yaşlılığına denk gelir de cenneti kazanmazsa Allah ona lanet etsin dedi. Amin dedi. Bir toplulukta senin adın anılır da salatu selam getirmezlerse Allah onlara lanet etsin, dedi. Amin dedi Hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem . Kardeş, sen anneye, anneyle babayla iyi geçinme, anne babayı sen kır üz, harap et, ondan sonra akli denge ara öyle mi? Sen lanetlik bir insansın. Ortalıkta lanetlenmiş bir şekilde geziyorsun. Sen ramazan orucunu at taca, keyfiye tutma, lanetlik iş yapıyorsun sen. Sen namazı kasten terk et, lanetlik iş yapıyorsun. Dinde son yıkılan kale diyor. Sen neyin huzurunu arıyorsun ki? Sen sabahtan akşama kadar biradır, şenliktir, içkidir, odur, budur, iç, sen lanetlik iş yapıyorsun. Devamlı içki içenler, evet, hiçbir ibadetleri kabul olmaz. Tövbe edip bırakmadıkları müddetçe lanetli iş yapıyorsun. Ne huzur arıyorsun sen? Yok huzur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Bayanlara yer verilmesi neden önemli?

Yeter mi içerisi bayanlara? Zor mu biraz? Yetmez mi? Evet, bayanlara yetmezmiş. Ondan sonra ne yapalım biz bayanlar ne diyorsa onu yapıyoruz. Biz bu konuda derviş demek iyi kılıbık demek iyi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1679-1690. Beyitler Şerhi

Velilik olgusuna inanmama sonucu ne olur?

Ayeti kerimeyi inkâr edince küfre düşüyor. Çünkü o velilere, o Allah dostlarına korku yoktur. ‘Onlar mahzun da olmazlar, mahcup da olmazlar, hüzünlü de olmazlar. Onlara dünyada da ahirette de müjdeler vardır’ ayeti kerimesini inkar ediyor. Bu bir ayrı bir inkarcı grubu. Bundan normalde veliliği inkar ediyorlar çünkü. Veliliği inkar edince bu sefer o kimse küfre düşmüş oluyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1675-1678. Beyitler Şerhi

Bir kimse kendi iç aleminde şeyhi için nasıl düşünebilir?

Bir kimse kendi iç aleminde şeyhi için öyle düşünebilir, iç aleminde. Bunu dışarı konuşması doğru değil. Şeriaten uygun değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1675-1678. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları