Salı, 19 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Klasik Eserler ve Şerhler — Sayfa 8

Mustafa Özbağ Efendi - Tasavvuf Sohbetleri ve İslami İlimler

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Klasik Eserler ve Şerhler(1826) — Sayfa 8/19

Ruhlar aleminde tanışanlar dünyada nasıl bir ilişki kurarlar?

Ruhlar bir araya getirilmiş çeşitli topluluklar gibidir. Ruhlar aleminde birbirleriyle tanışanlar dünyada da birbirlerini tanırlar ve severler. Birbirlerini ruhlar aleminde tanımayanlar, sevmeyenler birbirlerini tanıyıp sevmezler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1971-1975. Beyitler Şerhi

Ruhlar aleminde nasibin ne demektir?

Ruhlar aleminde bu kadarmış nasibimiz. Ruhlar aleminin izdüşümü burası ise nasibimiz o kadarmış. O kadar bilmişsin, o kadar sevmişsin, o kadar tanımışsın. E? E bu kadarmış. Ya da önemli değil, ben seni o kadar sevmişim, o kadar tanımışım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1971-1975. Beyitler Şerhi

Mümin bir adam bin münafık arasında nasıl davranır?

Mümin bir adam bin münafık arasında, sadece bir müminin bulunduğu bir şehre girecek olsa, onun ruhu o bir tek müminin ruhunun kokusunu alır. Bunun aksi de böyledir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1971-1975. Beyitler Şerhi

Gıybetçiye ne tür bir kişi uygun mudur?

Gıybetçiye gıybetçi lazım, iftiracıya iftiracı lazım, boş muhabbetçiye boş muhabbetçi lazım. Dünyayı seven, ahireti seveni sevmez. Ona dünya lazım çünkü, kadını erkeği.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1971-1975. Beyitler Şerhi

Her evin kutbu nedir?

Bir evin kutbu o. Yani o kimse, o evde hakkı ve hakikati anlatan, hakkı ve hakikati tebliğ eden bir kimse var. Evin kutbu o. Kadın, erkek değişmez bunda. Genç, yaşlı değişmez.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1969-1970. Beyitler Şerhi

Ayağınızda diken var, o ayağınızda dikenle gözünüz açılmaz. Siz o gül bahçesini göremezsiniz. Görseniz dahi katılamazsınız. Neden?

Ayağınızda diken var. Sakın! Ayaktaki dikeni çıkarmak kolaydır. Ayaktaki dikeni çık, hiçbir şey bilmiyorsan ehline gidersin, dersin ki: ‘Benim ayağımdaki diken, nerde olduğunu da bilmiyorum, şu ayağımdaki dikeni çıkarıver’ dersin, o ayağındaki dikeni çıkarır senin. Gönül dikenini çıkarmak için bir gönül eri gerek, gönül dikenini çıkarmak için bir gönül dostu gerek. Eğer gönülde bir diken var ise yandı keten helva! Altı da üstü de yandı çünkü sen Allah’la savaş halindesin. Allah muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hak bir faizciler için böyle der, onları Allah düşmanı olarak tayin eder. Müslüman Müslümandan faiz alırsa, mümin müminden Müslüman Müslümandan faiz alırsa, Allah’a savaş açmıştır o. Kimdir başka? Bir de hani çok özür dilerim, erkekken kadınlığa özenen, kadınsa erkekliğe özenip amelyat mamelyat ettirenler, onlar Allah’la düşmandır. Lanetli kişidir onlar. Onlar Allah’la savaşırlar. Bir de velilere savaş açanlar, Allah’a savaş açmışlardır ve bunların mağlubiyetleri mutlaktır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Hasan-ı Basri güzel bir şey söylemiş: “Bir kimse gerçek anlamda Allah’a sığınır ve bunu kalp huzuruyla yerine getirirse, Allah onunla şeytan arasında üç yüz bin perde oluşturur, engel meydana getirir.” O zaman ihlasla kulluk edeceğiz. ihlasla hayatımıza devam edeceğiz ki Rabbim gönlümüzde bir diken oluşmasını önlesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1969-1970. Beyitler Şerhi

İslam dini dilenci dini midir?

İslam dini, dilenci dini değildir. Geçinemeyen insanlar dilenmeye cevaz vermişlerdir Hanefiler, Hanefiler darül harpte geçinemeyen kimseye, geçinemeyen kimseye, akşama yiyecek ekmeği olmayan bir kimsenin akşam yemeğini sadece akşam yemeğini dilenmesini caiz görmüşlerdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1965-1968. Beyitler Şerhi

Ruhlar nerede yaşıyor?

O cesetlerin üzerinde yaşıyorlar, o cesetlerde duruyorlar. Ne zaman? Uyuyuncaya kadar? Uyuduklarında oradan ayrılıyorlar. Bu normalde fiziki. Bir de Allah’la olan zikrullahları var. Sen zikrullah esnasında öyle bir eğer seyr-i sülûkun var ise ruhunun senden çıktığını görürsün, tecelliyat olarak. Ruh senden ayrılır vücut zikrullaha devam eder. Vücut zikrullaha devam ederken ruh senden ayrılır, seyr-i sülûkta olanlar yaşar bunu. O ruh ondan ayrılır, aynı uykudaki gibi ve Cenâb-ı Hak onu seyrillah dediği, seyrillah budur, ruhu o kimsenin seyir haline geçer. Seyr haline geçer, Cenâb-ı Hak onun manevi perdesini açar. Manevi perdesini açınca o ruhi olarak seyrillah yapar. Seyrillah yapar yani Allah’ta seyir, öyle diyelim ona ama normalde, normal şartlarda ruh bütün insanlardan uyuduğunda alınır, kendi katına götürülür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1965-1968. Beyitler Şerhi

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin kokusu nedir?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kokusu da ayrıdır. Hazreti Ebubekir’in ayrı, Hazreti Ömer, Osman, Ali radiyallahu anh hazretlerinin ayrı kokusu vardır. Hazreti Hasan Efendimiz ayrı kokar, Hüseyin Efendim, ayrı kokar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Aile kavramı nedir?

Aile kavramı kalmıyor, ailelerin içerisinde ortak noktada buluşmak kalmıyor. Bakın, en büyük oyun, en büyük oyun, dünya üzerinde aile kavramını yıkmak, aileleri dağıtmak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Müslüman ailelerinin nasıl davranması gerekir?

Erkekler, iş sizde. Bir ev dağılıyorsa sorumlusu erkektir. Eşini, ailesini, çocuğunu koruyacak. Kadınlar, kocalarınızı zorlamayın. Kocalarınızın yapamayacağı, güç getiremeyeceği işler istemeyin. Eşlerinizi utandırmayın. Makul bir geçim sağlayın ve geçinin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Müslüman ailelerinde ne tür bir davranış öngörülür?

Eşler birbirlerine daha hassas davranacak, daha hassas davranaraktan evliliklerini bozmayacaklar. Hassas davranacaklar bu tırnak içerisinde ‘deccaliyetin büyük oyunu’nu bozacak Müslümanlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Bir zahiren burnun tıkalıdır işte genzinde problem var mıdır?

Bir zahiren burnun tıkalıdır işte genzinde problem vardır, beyninde problem vardır, burun deliklerinde problem vardır, burun sinirlerinde problem vardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Burnun koku almaz neden?

Burnun koku almaz çünkü heva ve hevesine uymuş bir nefis taşıyorsun. Burnun koku almaz çünkü manevi olarak körleştin çünkü burun da göz gibidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Burnun koku almasının manevi boyutu nedir?

Burnun da kendine ait bir aklı vardır. Bakın, burnun da kendine ait bir aklı vardır. Koklarsın, çay koktu veya kokmadı, çay kokmadıysa, çay kokusunu yoksa bunda ya senin burnunda bir rahatsızlık var ya da çayı demlemekte rahatsızlık var ya da çayda rahatsızlık vardır. Çayın çay gibi kokması lazım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Çayın kokusunu alamama nedeni nedir?

Eğer burnun daha önce çay kokusunu aldıysa, o koku hangi çayı içtiysen, o koku sende oturur. Aklın onu hıfseder, çayın kokusunu hıfseder ve sen o çayın kokusunu ararsın. Eğer o çayda koku yoksa, ben içimden şöyle derim: “Çay çiğ kalmış, çay düzgün demlenseydi çiğ kalmazdı. Çiğ kalmayınca da çay, çay kokardı.”

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Çayın kokusunu alamama durumunda ne söylendi?

Hangi çay ama? Benim aldığım çay kokusuna kokardı. Benim aldığım çayın kokusu yoksa onda halbuki kendine ait bir çayın kokusu var mı? Var. Ama benim hıfsettiğim çay kokusu yoksa, dedim ki bu çay kokmuyor. Halbuki o çayın da kokusu var ama benim hıfsettiğim koku yok onda. O yüzden ben derim ki bu çay kokmuyor. Çay kokmuyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Burnun hassas olmamasının nedeni nedir?

Böyle olunca ne oldu? Benim burnum hassas değil, ezbere konuştu, ezberlediğini söylüyor. Bakın, ezbere konuştu benim burnum, e neden ezbere konuştu? Ben bir çay kokusu almışım, devamlı o çaydan, hep çaylardan o çay kokusunu bekliyorum. Burnum benim ezbere konuştu, hassas değil. Hassas olsaydı bu çayın kokusunu da alacaktı. Hassas olsaydı, kokusuz diye atfedilen suyun da kokusunu alacaktı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Suyun kokusunun varlığı nedir?

Su kokusuzdur, doğru mu? Değil. Suyun da kendine ait bir kokusu vardır. Her suyun kokusu ayrıdır. Her sözün kokusu kendine ait ayrıdır. Aynı çeşmeden doldursanız dahi her bardağın kokusu değişir. Ardı ardına bardakları doldurursanız dahi kokusu değişir. Ardı ardına doldurdun, bekletin bardakları orda, on dakika içerisinde onun da kokusunun değiştiğini göreceksiniz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Koku ile ilgili manevi örnekler nelerdir?

O yüzden Hazreti Pir der ki: “Burnun neden koku almıyor?” Burnun koku almıyor. Neden almıyor? Günah-ı kebire daldı, yanlışlıklara daldı, o yüzden koku almıyor ama o rahmanın kokusu her daim eser mi? Evet. Yemen tarafından Rahman’ın kokusu her daim var mıdır? Vardır. Seher vaktinin kokusu her daim kokusu var mıdır? Vardır. Zikrullah halakasının her daim kokusu var mıdır? Vardır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine aşık olan bir kimse peygamber kokar, var mıdır? Vardır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Yusuf’un gömleğinin kokusunu alması ne anlama gelir?

O kokuyla dirayetini kaybetmedi. O kokuyla ümidini kaybetmedi. Gözleri kör oldu, gözleri kör oldu ama hâlâ da Yusuf’un sağlığından emindi. Ve diğer oğulları diyordu ki: “Sen kafayı yedin,” tâbiri câizse, “sen akli dengeni kaybettin” ve ne yaptı Yusuf? Enteresan bir şey. Gömleğini verdi kardeşlerine, dedi ki: “Bunu götürün babanıza.” Bunu babanıza götürün dedi. Enteresan bir şeydir ve onlar Mısır’dan kardeşleri yola çıktığında Yakup, “Yusuf’un kokusunu alıyorum,” diye inliyordu ve diğer kardeşler, yanında kalan kardeşler diyordu ki: “Bu iyice dengeyi kaybetti” ama ne zaman ki kardeşler Yusuf’un gömleğini getirdiler, Yus,uf’un gömleğini getirince, Yusuf’un gömleğini kokladı, yüzüne gözüne sürdü ve gözlerindeki perde kalktı Yakup’ta. Gözü görür hale geldi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Koku ile ilgili Peygamber örnekleri nelerdir?

Bakın, koku deyip geçmeyin. Hani hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: “Üveys’den tövbe isteyin, Üveysin şefaatini ondan isteyin” demesi muhteşem bir şeydir. Aynı şekilde ne oldu mesela? Veysel Karani geldi kapıdan, döndü. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Veysel’in kokusunu kapıda buldu. Dedi ki: “Kim geldi” O zaman dediler ki: “Veysel Karani geldi.” Aynı şekilde ismail aleyhisselam, ibrahim’in kokusunu aldı. ibrahim aleyhisselam geldi oğlunun yanına. Birinci eşine, “Nerde ismail” dedi. Onu buyur etmedi. Ona insanca davranmadı, ona doğru davranmadı, ona tepeden baktı, ona kibirlilik yaptı, içeri dahi davet etmedi. Burnu koku almıyordu çünkü. Gözü kör, burnu koku almıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

İbrahim aleyhisselamın oğlu ismail aleyhisselamın kokusunu nereden aldı?

Onun kokusuna aşina çünkü. Dedi ki: “Kim geldi eve?” Hatta ben sufice söyleyeyim bunu. Dedi ki: “Bana benzeyen kim geldi eve.” Dedi ki: “Evet, sana benzeyen yaşlı birisi geldi. Seni sordu, ben de yok evde dedim”, “Ne dedi?” dedi, “Sana ne dedi” dedi. Dedi ki: “Dedi kapının eşiğini değiştirsin. Gelen benim babamdı. Senin davranışların onun hoşuna gitmemiş. Yolumuz buraya kadarmış. Ben seni üç talak boşadım” dedi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Koku ile ilgili derviş örnekleri nelerdir?

Sonra ismail aleyhisselam bir daha evlendi. Peygamberlerin soyu, ismail’den gelen peygamberlerin soyu, ikinci aldığı hanımdandır. Sonra geldi yine, ikinci hanımı aldığında da ibrahim aleyhisselam geldi. Hanımı baktı, ismail’e benziyor. Dedi nerde ismail. Dedi ava gitti, birazdan gelir. Hemen bir hasır serdi, bir yaygı yazdı, ağacın gölgesine otutturdu. Hemen ona ikram etti. Soğuk su, soğuk ayran, yemek falan bir şeyler verdi. “Dinlen burda,” dedi, “ismail gelir birazdan.” ibrahim aleyhisselam onları yedi içti, abdest tazeledi, namazını kıldı, ismail’e dua etti, zürriyyetiyle alakalı. Orda dua etti, zürriyyetiyle al,akalı orda ismail aleyhisselama dua etti. Dedi ki ismail’e söyle, kapının eşiğini iyi tutsun. Koku! ismail’in hanımı, ibrahim’in peygamberlik kokusunu almıştı. ismail’in hanımı, aynı zamanda ismail aleyhisselamın babasının da kokusunu almıştı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Koku ile ilgili manevi kavramlar nelerdir?

Önemli olan, o kokuyu üzerinde bulundurabilmektir. O kokuyu koklayabilmektir. Yakup aleyhisselam da Yusuf’un kokusundan bilirdi Yusuf’un yaşadığını ve yüzlerce mesafelik, binlerce, binlerce gün yürümesi lazımdı Mısır’a, bin kilometre değil, binlerce kilometre öteden o kokuyu alırdı. O zaman sufiler, Kur’an ve sünnet-i seniyyeye sımsıkı yapışaraktan ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti seniyyesini yerine getirerekten onun ayak izlerini takip ederlerse, üzerlerinde kendilerine has bir Kur’an ve sünnet kokusu, mümin kokusu olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Sohbetlerde neden biraz geç başlanıyor?

Bir kahve, çay içiyorum, böyle biraz daha kendimi toparlıyorum, öyle diyeyim. O yüzden buraya da böyle biraz geç kalıyorum.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Sohbetlerde gecikmeler oluyor mu?

Bursa dışına gittiğim sohbet yerlerinde de bazen böyle ufak tefek gecikmelerim oluyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Sohbetlerde neden gecikmeler oluyor?

Bir şey daha söylemek istiyorum, hem de internetten de herkes dinliyor, artık benden böyle çok fazla dakiklik beklemeyin. Böyle bir dakik olamama gibi bir halle hallendik. Böyle biraz da tâbiri câizse sanki böyle eşarilik yapıyormuşuz gibi oluyor ama böyle işte anca derleniyor, toparlanıyor bazı şeyler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Sohbetlerde neden özür dileme gereği var mı?

Gerçekten bu konuda böyle bilinçli kasıtlı bir durumum yok. işte, bir sürü üzerimizde etkenlerden oluşan böyle bir şey var, o yüzden Bursa dışına gittiğim sohbet yerlerinde de bazen böyle ufak tefek gecikmelerim oluyor, o yüzden kardeşler haklarını helal etsinler inşallah. Bizden yana da helal olsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1951-1954. Beyitler Şerhi

Müslümanların plajlarda nasıl davrandığı konusunda ne anlatılıyor?

Yaz geldi, kimse görmeyecek sizi. Hadi orda soyunun, dökünün. Hadi oralarda da çipildeyin biraz. Hadi götürün eşlerinizi, kızlarınızı, giydirin bikinileri dolaştırın orda, tabii! Herkes çıplak nasıl olsa orda, ne olacak ki? Üzüm üzüme baka baka kararır, çıplak çıplağa baka baka kafir olur gider, tabi! Meyledin dünyanın o tatlı, şatafatlı, gösterişli, tantanalı şantanalı hayata meyledin Şeytanın işi bu. Hadi biraz israf edin. Hadi biraz gösteriş yapın. Hadi biraz böyle yüksekten atın. Hadi gidin biraz marka budalası olun. Hadi gidin biraz marka ahmağı olun. Hadi gidin lüks restoranlarda, bilmem nerede kuşkonmaz, bilmem ne yiyin, gidin ismini bilmediğiniz yemekleri yiyeceğiz diye uğraşsın. Selfiler yapın ordan, yediklerinizi gösterin, dünya açlıktan kırılırken siz bunları yiyin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1932-1934. Beyitler Şerhi

Müslümanların lüks otellerde nasıl davrandığı konusunda ne anlatılıyor?

Ondan sonra da gelin, ahkam kesin, din ahkamı kesin, Müslüman ahkamı kesin, tabi! Lüks, şatahat, şatafat içerisinde yaşayıp ahkam kesin bir de. Şeytanın işi bu. Fakir fukaraya tepeden bakın, sufilere tepeden bakın. Siz entelektüelsiniz, fularınızı yandan çarklı takacaksınız, böyle çok süslü konuşacaksınız, belagatli konuşacaksınız, böyle yüksekten konuşacaksınız, bunlar derviş topluluğu, bunlar sufi. Bunlar cahil cühela, her biri de ter kokuyor bunların, bunların kılık kıyafetleri de çok gösterişli değil. Yani sizin beş boynuzlu otellerde böyle toplantılara gitmeniz lazım! Beş boynuzlu otellerde konferanslar olması lazım, orda ahkam kesilmesi lazım, sufilikten, mevlevilikten, tabi ahkamı bol olması lazım. Onun böyle, bilmem ne, bilmem ne, bilmem ne, araştırmacı yazar, bilmem ne, profesörü, osu, busu, tabi! Kulağına fısıldayıverecen, seyr-i sülûkun oldu mu, bir şeyhin oldu mu? Fısıldayıverecen ama bu dünya hayatı böyle, şeytan ve şeytanlaşmış insanlar. Aklını fikrini şeytana kiraya vermiş değil, satmış küçük bir bedele! Onun şatahatı, şatafatı…Dervişlerin içinde de var, bizde de var, ahkam kesiyor, kocaman derviş, o büyük derviş, tabi, Neler gördü o neler! Tabi! O da böyle bir ahkam kesmeli ortalığa, o da bir makam kesmeli ortalığa ya, o da bir şey demeli, o da anlaşılmaz bir söz söylemeli.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1932-1934. Beyitler Şerhi

Müslümanların kıyafetleri ve markaları konusunda ne anlatılıyor?

Kadınlar! Hastalık kaparsınız. Çantası ne marka? Çantasının markasına göre kariyer yapacak, örtüsünün markasına göre kariyer yapacak. Örtüsü ne en pahalı, en pahalı, ne? Söyleyin, yermeyeceğiz, utandırmayacağız sizi. Vakko mu, en pahalı, vakko mu? Afferin kız. Vakko, kaç paradır kızım bir örtü şimdi? Vakko’da şimdi 3.500 en ucuzu. Tabi ordan üfüttürmesi lazım Vakko diye, değil mi? Kenarında yazıyor değil mi onun? O yazılısını dışarı çıkarıyorlar! Tamam, tabii, onunla kariyer yapacak. Tabi, işte mantosu da Vakko’dan olacak o zaman artık değil mi? Mantosu da Vakko’dan olacak, ayakkabısı da Vakko’dan olacak. E böyle kariyer yapacak! Bunu almadın mı erkek olarak, yandım! Senin adamlığın da kalmaz ortalıkta. Fatih, o yüzden Allah’a hamd et, Vakko falan istemiyorlar yani değil mi, şükür, hamdolsun. Yandın, kariyer yapacak! Erkek de aynı. Şimdi gençlere onu alıştırdılar. Genç erkekler de genç kızlarda şimdi, ya marka olacak illaki ya! Alacak, ayakkabı alacak, ne ayakkabı? Neydi? Söyle, söyle, herhangi bir marka. Ooo, bak bilmediğim bir şey, kaç para bir ayakkabı? Bismillahirrahmanirrahim! Batırdın ya adamları! Kaç para? Otuz bin lira! Alexander diye bir marka var, 45 bin lira! Oğlum, burayı aşan bir şey o. Bizim burdakiler en fazla, en fazla alsa iki bin liralık ayakkabı alır, daha fazla alan olmaz herhalde. Yusuf kaç paraya alıyorsun ayakkabıyı? Üç bin, dört bin lira. Bak, en fazla Yusuf alıyor bizim. Başka alan yoktur üç bin liraya, dört bin liraya alan. Yusuf, çok fena açık verdin ama doğru konuştun, helalın var senin. Aferin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1932-1934. Beyitler Şerhi

Müslümanların kıyafetlerindeki marka ve pahalılık konusunda ne anlatılıyor?

Şimdi normalde, işte onunla, şey yapacak, kariyer yapacak. Bizim gençliğimizde, şeydi, ne o, yok, öyle kıyafet değil. Yani herkesin böyle bir şövalye yüzüğü olurdu, evlenenlere kayınpederi verirdi. Gençler, kimisi altın künye takmaya başladı. Bende de saat vardı, pahalı saat olacak. O pahalı saat bir yere rehin bırakmak için. Ama insanlar neyle? O dünyanın süsüyle, dünyanın aldatmasıyla. Ya biz otellere bornoz yapıyorduk, yani her sene kaç odası var adamın? Biz öyle büyük otellere yapamıyorduk da küçük otellere, ha Sait? Elli tane, yüz tane, iki yüz, üç yüz. Her sene adamlar şey yaptırıyorlar, ne o, bornoz yaptırıyorlar veya şey, o yazılı ya, onu alıp gidiyor adam odadan. Hırsız! Ama o şu yüzden, otel sahipleri de alınmasını istiyormuş. Neden? Reklam. Hırsızlığın üzerinden reklam ediyor adam.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1932-1934. Beyitler Şerhi

Müslümanların oteldeki davranışları ve kıyafetleri konusunda ne anlatılıyor?

Ama onu yaşayacak ya o kimse, yani gidecek, işte Antalya’da tatil yapacak on beş gün, yirmi gün. Bir de işin ilginç noktası bu, yani Müslümanın da bu hakkı! Sanki cihad etti. Sanki yıl 365 günün, 330 günü cihat etti, yani 30 gün de bir dinleneyim dedi. Ya ne hakkı ya? Ne yaptın? Ne yaptın da bunu hak olarak gördün? Bir de hak olarak gördüğün başka bir yer bilmiyor musun? Antalya, Alanya, deniz kenarından başka bir şey bilmiyor musun? Anlatıyorum ya, bir sefer gittim, bir daha gitmedim. Annemle alakalı bir şey oldu, bir pazar sabahı erkenden, hiç yatmadan yola çıktım, annemle görüştüm, konuştum, bitti işi. Gelibolu’da program var, Gelibolu’ya yetişeceğim, sahil şeridinden gidiyorum. Ordan da Gelibolu’ya başka bir yol yok zaten. Öğlen namazını kılacağım, bir yerlerde durdum, böyle deniz kenarındaki bir yer. Hemen cami de böyle hani denizden böyle, deniz sol tarafında, sağ tarafta cami var. Ya dedim, şurda öyleyi, ikindiyi cem edeyim. Ondan sonra yoluma devam edeyim. Caminin bahçesi çıplaklarla dolu, kadınlarla. Allah’ım bunlar ne yapıyor burda dedim ya içimden böyle. Ya kafamı yere gömeceğim, orda, caminin avlusundalar. Oraya, bir de caminin avlusuna duşlar koymuşlar. Caminin avlusu! Bildiğiniz duşlar koymuşlar! Şadırvan da var, kadınlar geliyorlar, duşun altına giriyor, şampuanlanıyor orda, ondan sonra havluya sarılıyor, caminin içerisine kadınlar için etek ve buluz koymuşlar, ayaklarına bir etek, üzerlerine bir şey geçiriyorlar, namaz kılıyorlar orda. Namaz bittikten sonra, tekrar fora her şey. Haydi denize. Ben böyle abdest beni mi aldı, ben abdesti mi aldım, namaz beni mi kıldı, ben nam, azımı kıldım…Şimdi önüme geçerlerse, benim namazım fasid oluyor ya, ben en öne geçtim, dedim hani hiç görmeyeyim. Bir tek sakallı, böyle, hilkat garibesi gibi geliyorum ben onlara, ben varım. Ben döndüm, ‘hocam, bize de dua et.’ Ulan papazım sanki ben! Öyle bir hocam dediler ki, hani filmlerdeki gibi, var ya. Allah’ım dedim, bunlar beni ne gördüler acaba. Dedim Cenâb-ı Hak tez zamanda size islam’ı yaşatsın, tez zamanda Kur’an ve sünnete tabi eylesin, tez zamanda dedim Cenâb-ı Hak size doğruyu, hakikati göstersin dedim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1932-1934. Beyitler Şerhi

Ashab-ı kehf ne anlama gelir?

Ashab-ı kehf var. Biz hemşehriyiz ya yani onlarda Anadolu’da. Tabii her yerin bir Ashab-ı kehfi var ama gerçekten onlar Anadolu’da yaşamışlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1927-1931. Beyitler Şerhi

İslam dünyasında ne tür bir sorun vardır?

Bir ehli tarikat kalkıp ortalığa zekat dilenmez, ortalığa düşüp de para dilenmez. Ehli tarikat, gerçek manada bir sufi, Allah’tan başka hiç kimseden hiçbir şey istemez. Dervişlerine de bunu öğretir. Dervişlerinin eline bir tane makbuz verip, kapı kapı onları dilendirmez, kapı kapı dilendirmez. Sufi yolu azamet ve meşakkat yoludur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1925-1926. Beyitler Şerhi

İslam toplumunda ne sorun vardır?

Yukarıda anlatılan islam ile insanların yaşadıkları islam aynı değildi veya kitaplardaki islam ile dini anlatanların islam’ı aynı değildi. Bu büyük bir handikaptı. Üzerinden 36 yıl geçti, 37 yıl geçti, ben aynı noktadayım. Diyorum ki ya anlatılan, hani anlatılan islam ile kitaplardaki islam aynı değil ve ne yazık ki dünya, bu sonradan devşirilmiş islam’ı istiyor; gerçek Kur’an ve sünneti istemiyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1925-1926. Beyitler Şerhi

İslam toplumunda kalbinde feraset nuru nedir?

Kalbindeki feraset nurunun olmadığından dolayı, o kimse iyiyi kötüyü ayırt edemiyor. Bakın burda Hazreti Allah haramı helalı demiyor, iyiyi kötüyü ayırt edemiyor. Yani siz karşınıza gelen bir fikrin iyi mi kötü mü olduğunu, karşınıza gelen bir insanın iyi mi kötü mü olduğunu, size propaganda yapan bir siyasetçinin iyi mi kötü mü olduğunu, size herhangi bir konuda brifing veren bürokratın iyi mi kötü mü olduğunu, annenizin babanızın size iyi mi kötü mü konuştuğunu, çocuklarınızın iyi mi kötü mü olduğunu, arkadaşlarınızın iyi mi kötü mü olduğunu, iş yaptığınız insanların iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyor islam toplumu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1925-1926. Beyitler Şerhi

Kurtuluş yolu ne demektir?

Cenâb-ı Hak size bir kurtuluş yolu gösterir. Kurtuluş yolu. Sen yeter ki bir konuda gayret et. Sen yeter ki bir konuda Allah’tan korkaraktan hareket et. Allah’ın sınırları içerisinde kalarak hareyap. Bu, hangi işin olursa olsun, evliliğin, eşin, çoluğun, çocuğun, malın, mülkün, iş hayatın hiç önemli değil. Sen bu konuda Kuran ve sünnet ölçüsünde durmaya gayret et. Kuran ve sünnet ölçüsünde hareket etmeye gayret et. Dergahında, işinde, sokağında, ilinde, ilçende, devletinde, hiç önemli değil. Sen halisane, muhlisane, samimi bir şekilde, Kur’an ve sünnet dairesinde duraraktan ben hayatımı idame ettireceğim dersen, Cenâb-ı Hak zorunu kolaya eriştirir, zorluğunu kolaylaştırır, çıkmazını çıkar yapar. Bir bakmışsın bir anda her şeyi değiştirir, bir anda değiştirir. Sen onu görmekten uzak olabilirsin, sen ihlasla, samimiyetle davran. Sen onu anlamayabilirsin. Neden? Kalbin çalışmadığından. Kalbinde feraset nuru olmadığından, kalbinde zikrullah nuru olmadığından, kalbinde muhabbetullah nuru olmadığından. Açık açık konuşuyorum. Bunun oluşması için Allah’ı seveceksin, Resulünü seveceksin, Kur’an’ı seveceksin, sünneti seniyyeyi seveceksin, islam’ı seveceksin. Bilmen yetmiyor, seveceksin ve çalışacaksın ve onu yaşayacaksın. Yaşayacaksın ve göreceksiniz. Hayatınız boyunca dama dediğiniz yerde, bu yolun sonu göründü dediğiniz yerde, Cenâb-ı Hak yeni bir yol açacak size. En tıkandığınız noktada Cenâb-ı Hak bir kapı aralayacak size. Bu fakirin öyle olmuştur hep. Hiç ümitsizliğe düşmeyin Allah var ümitsizlik yok. Allah var! Bedende nefes duruyor mu, ümid et. Allah sıra dağlar gibi senin arkanda ama sen Kur’an ve sünneti yaşamak için azmet, her meselede. Evinde, işinde, aşında, çoluğunda çocuğunda, dergâhında, sokağında, şehrinde, ilinde…Sen doğru olursan seni kimse yıkamaz. Sen yıkılmazsın. Sen Kur’an ve sünnete uygun davranmazsan o zaman kork. Allah bizleri affetsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1925-1926. Beyitler Şerhi

Siyasetin getirdiği çalkantılar ve iftiralar neden önemlidir?

Tabii, bu arada böyle bir öz eleştiri; siyasetin getirdiği çalkantılar, iftiralar, böyle dedikodular…Ramazan, üç aylar diye sustum, hiç seslenmedim. Cevap bile verme ihtiyacı duymadım. Dedim ki üç ayların ve Ramazan’ın bu maneviyatını bozmayacağım dedim kendimce. O yüzden hiç cevap verme ihtiyacı dahi duymadım. Hamdolsun bu fasarya da geçti. Ondan sonra ama o Ramazan’ın bereketini lütfunu, ikramını kendimce lekelemeyeceğim dedim, sustum. Hamdolsun Cenâb-ı Hak inşallah hayırlı yöne çevirecek. O suskunluğum, kabullenmişliğim değildi benim, Allah biliyor içindekini. Ramazan hürmetine konuşmayacağım dedim. Hiçbir şekilde de cevap vermeyeceğim dedim.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

İslam dünyasında meydana gelen eksiklikler nelerdir?

Son dönem islam toplumunun eksikliklerinden birisi de bu. Biz ‘Hikmet Çin’de de olsa gidip alınız, Müslüman’ın yitik malıdır’ hadis-i şerifini algılamada problem yaşadık. Yani bir yerde bir doğru var, biz o doğruyu kendimize adapte edemedik. Yani, batılılaşma uğruna bir kültür erozyonuna, batılılaşma uğruna bir ilim, bilgi erozyonuna uğradık biz. Biz oysa hani, batının hikmetini alsak, bunda bir sıkıntı çıkmazdı, teknolojisini alsak bir sıkıntı çıkmazdı belirli daireler içerisinde ama biz bunu beceremedik, başaramadık. Örneğin işte, biz batının kültürünü, sosyal hayatını, batının ekonomisini, o vahşi ekonomisini kendimize ölçü olarak aldık. Oysa hani nerden gelirse gelsin, biz doğruları almış olsaydık, doğruları kendimize adapte etmiş olsaydık, farklı bir noktada olurduk, islam dünyası olarak. Veyahut da biz kendi öz değerlerimize dönseydik, öz değerlerimizden yeniden içtihatlar çıkarıp yeniden meseleye ayrı bir açıdan baksaydık, o zaman farklı bir şey çıkacaktı yine önümüze ama biz tırnak içerisinde dini de kültürleştirdik, dini bu sefer bir kısmımız sapkınlaştırdı. Yani böyle çok özür dilerim, böyle benzetme gibi olacak ama ortodoks bir islam dini çıktı orta yere. Bunun farkına varmadık biz. Yani şekilci, ondan sonra, meselenin hikmetinden uzak bit dini anlayışımız çıktı bizim. Yani biz dine salt din gözüyle bakamadık. Bu, benim kendimce islam olduktan sonraki islam dünyasının içerisindeki problemler olarak tespit ettiğim şeyler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Toplum olarak İslam dünyası olarak neden Kur’an’ı duymuyoruz?

Kulağımız tıkalı. Neye? His kulağımız duymuyor. Bunun sebebi çok. Bu sebepleri topladığımızda his kulaklarımız bizim maneviyatı duymuyor. Gönlümüz açık değil maneviyata. Kalbimiz ilham almıyor. Gözümüz ilhama açık değil, kulağımız ilhama açık değil. ilhama açık olmuş olsa biz her varlığın üzerinde Hakkın sesinin tecelliyatını duyacağız. Gözümüzde perde olmamış olsa, Cenâb-ı Hakk’ın varlığın her perdesinde sıfatsal tecelliyatlarını görüyor olacağız.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Neden his kulağımız tıkandı?

Bizde o dil çalışmıyor. Biz yalnız kuş penceremize konarsa, biz onu çok büyük bir hikmet görüyoruz. Hemen yazıyor: ‘Selamunaleyküm sevgili efendim, sabah dersini çekerken pencereye bir kuş kondu. Hikmeti nedir?’ Ben de cevap yazıyorum: ‘Sana ne dedi?’ . Cevap yok. Ya herkesin penceresinde bir kuş konar. Sana ne dedi ama. Sen ne esması çekiyordun o esnada. ‘La ilahe illallah’ çekiyordun. Sen ‘La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah diye tutturdun ya, pencereye kuş geldi, o da başladı senle, la ilahe illallah, la ilahe illallah, duydun mu bunu? Hayır. His kulağın kapalı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Neden zikrullah etmeyeceksiniz?

Müslümanlık, Müslümanlığın içerisinde istenilen sufilik bu. Görmeyeceksiniz, duymayacaksınız, hissetmeyeceksiniz, kalbiniz çalışmayacak, zikrullah etmeyeceksiniz. Dinde ‘zikrullah’ diye böyle bir şey yok, böyle sizin yaptığınız ‘zikrullah’ gibi de yok, dinde ‘tasavvuf’ diye bir şey yok, bu yeni bir din oluşturdunuz siz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Neden Müslümanlar, islam dünyasının his kulağını kapattılar?

Bir eser okudun mu? Hayır. Bir kitap okudun mu? Hayır ama senden fazla biliyor. Bak, senden fazla biliyor. Bunu oturtturdular ve insanların, islam dünyasının his kulağını kapattılar. O yüzden bizim his kulaklarımız yaptığımız kötülüklerden ve o kötülükleri kabullenişimizden, toplumun geçmiş olduğu o düşük ahlak seviyesine göz yumulup, biz de onlara benzediğimizden kapandı his kulaklarımız, biz hikmeti duyamaz hale geldik, hikmeti göremez hale geldik. Biz doğruyu ne yazık ki tanımlayamaz, tanıyamaz hale geldik.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Neden peygamberlerin hikmeti ümmetlerine yayılmadı?

Oysa peygamberler, ilmi ledünden gelen o hikmeti, ilahi ilim hazinesinden gelen o hikmeti ümmetlerine ve bütün insanlığa yaydılar. Bazı peygamberler vardır, belli bölgeye gönderilmiştir, belli topluluğa gönderilmiştir ama Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.), bütün insanlığa ve cinlilere gönderilmiştir. Bakın bütün insanlığa ve cinlilere gönderilmiştir. Mesela beni israil peygamberi bir kimse Musa(a.s.)’a intisap edebilmesi için beni israil olması gerekirdi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Neden sarık ritüeli yok edildi?

Ne zaman? Bedir savaşında, Cebrail aleyhisselam ve melekler kafalarında sadıklarıyla geldiler. Allah Resulü dedi ki sallallahu aleyhi ve sellem hani bunu böyle görünce, ondan sonra bütün ashaba şey yaptı, tebliğ etti, emretti. Herkes dedi başına bu şekilde sarık sarsın. Ashab, elbiselerini yırttı, cübbelerini yırttı, üzerindeki kıyafetlerini yırttı, hepsi de sarık bağladılar. Ne zaman? Bedir’de. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hiç terk etmediği sünnetlerinden birisi sarık. Şimdi ne oldu içimizde? Gerici kıyafeti oldu. Ne oldu? irticacı oldu. Yani siz şimdi sarıkla sokakta dolaşamazsınız kendiniz, ben de dolaşamam. Bu ritüeli yok ettiler bizde. Bu ritüeli yok ettiler, Anadolu’da bu yok oldu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Bayram haftalarında ve bayramlarda derslerin durumu nedir?

Geri kalan hiçbir yerde genel olarak biz bayram haftalarında ve bayramlarda ders yapmıyoruz. inşallah bayramın birinci günü malum yine bayramlaşmamız, dün akşam kandil programı yaptığımız yerde inşallah devam edecek. Bayramlaşma da işte on bir, on iki gibi inşallah başlayacak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Bayramlaşma programları ne zaman başlayacak?

Bayramlaşma da işte on bir, on iki gibi inşallah başlayacak. Sonra son arkadaş gidinceye kadar devam edecek ama böyle daha geç kalmazsak memnun olurum.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Bayramdan sonra yapılacak programlar nelerdir?

Allah’tan bir şey gelmezse bayramdan sonra yine ben ne o, ne diyorlar, rut mu diyorlar Ömer Hoca, rut diyorlar değil mi yeni dilde? Ben bayramdan sonra inşallah Allah’tan bir şey gelmezse yine il, ilçe, köy, kasaba dolaşmaya başlayacağız inşallah. Bu üç aylarda, üç ayları böyle kendimizce geçirmek için kendimi tatile verdiydim. Benim tatil bitti, önümüzdeki cumartesiden sana mesai başlıyor inşallah. Cumartesiden sonra yine il ve ilçelere devam edeceğiz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1920-1921. Beyitler Şerhi

Davut’un adaleti neden sorgulanmıştır?

Hazreti Pir öyle dillendirir onu. Tabii adam feryat figan, Davut’a gidiyor, diyor ki benim ineğimi kesti. Davut’un huzuruna çağırıyorlar. Genç diyor ki, ‘Ey Davud, ben gece gündüz dua ederim.’ Ondan sonra diyor ki, ‘Ben Allah’tan böyle kolay rızık isterim, bunu da Cenâb-ı Hak bana gönderdi.’ Ben bunu kestim der. Hazreti Davut ona der ki ‘Sen nasıl böyle bir başkasının malını kesersin?’ Bu genç Davud’a der ki, ‘Ey Davut, sen bunu Rabbine bir danış, bunu Rabbine bir danış, bu benim hakkım mı, değil mi, bir Rabbine danış, Rabbine sor.’ ‘Peki’ der, huzurdan gönderir onları ama o adam bağırış çağırış, bütün halka seslenir, Davud’un hükmü bu mu, hukuku bu mu? Ertesi gün, herkes toplanır, tabii Davut’u sevenler de var, sevmeyenler de var. Millet modurdanmaya başlar, bayındır diliyle homurtular yükselir. insanoğlu böyle nankördür, peygambere bile homurdanır, peygambere dahi nankörlük eder.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1918-1919. Beyitler Şerhi

Davut’un adaleti nasıl açıklanmıştır?

Tabi Davud’a da feryat figan, ne kadar münafık varsa toplamış tabi o kimse. Halk toplanmış Davud’un sarayının önüne, bu nasıl bir hukuk bu nasıl adalet…Davut o kimseye demiş ki bak demiş yol yakınken bu davadan vazgeç, bu davadan vazgeç, bu inek de demiş hani bu çocuğa kalsın. Bu işten vazgeç demiş ona. O demiş senin adaletin bu mu, senin hukukun bu mu, sen nasıl bir peygambersin, nasıl adalet sahibisin, nasıl hüküm sahibisin deyince iki tane zaptiye veya o günün terimiyle zaptiye veya iki tane polis, iki tane asker, demiş gelin bunun ellerini arkadan bağlayın. O feryat figan tabii. Neyse halk da toplanmış ya Davud’un sarayının önüne, çıkmış tabii Davut dışarı. Demiş ey insanlar, ey vatandaşlar, demiş bu gördüğünüz şahıs var ya, evet, Cenâb-ı Hak demiş bana ilham etti, vahyetti. Bu gencin annesini babasını malı mülkü için katletti bu, babasını öldürdü filanca ağacın dibine gömdü. Gömerken de dedi kendi bıçağı, üzerinden ismi yazılı bıçağı mezarın içinde kaldı diyor delil olarak. Haydi, oraya toplanıyoruz şimdi. Bütün halk toplanıyor, ağacın dibine geliyorlar, kazıyorlar, gencin babasının cenazesi, cesedi orda, bıçağı da ordan çıkıyor. Diyor ki bu genç babasının yanında işçiydi orada, köleydi ama diyor babasını öldürdü, bütün malına mülküne kondu, bunun diyor bütün malı mülkü bu gencin aslında diyor. Tabii bu sefer o adamı orda öldürüyorlar, mezara onu da gömüyorlar oraya. Şimdi Hazreti Pir bunu mesnevide anlatırken çok güzel resmeder ve der ki Davut gece yarısı Rabbine yalvardı. Davut gece yarısı Rabbine yalvarınca kıble tarafından Davud’a diyor işin hakikati vahyedildi. Kıble tarafından, kıbleden. Dua ederken kıbleye dönün. Allah’ı zikrederken kıbleye dönün. Kıbleye yönelip ilticanızı, münacatınızı yapın. Ne tarafa dönerseniz dönün Allah’ın ’ın vechi oradadır ama biz kıbleye yöneliriz.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1918-1919. Beyitler Şerhi

Peygamberlerin hikmeti neden önemlidir?

Allah’ı zikretmek için kıble aramayız veya velhasıl Davud’a da ne vermişti? Hikmet olarak meseleleri ayırt etme vermişti. (Ben bu ayeti kerimeleri böyle peygamber sırasına koydum hakkınızı helal edin, böyle kendimce hani bu hikmet silsilesi devam ediyor.) Zuhruf, ayet 63: “isa kavmine apaçık delillerle geldiği zaman onlara şöyle demişti, ben size hikmet getirdim aynı zamanda ihtilaf ettiğimiz bazı dini hususları açıklamak için geldim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin.” Çünkü isa aleyhisselam, Musa’dan sonra yani Zebur’un üzerine geldi ve onlara diyor ki ben size hikmet getirdim. Hikmet getirdim ve aynı zamanda da ihtilaf ettiğiniz dini hususları da açıklamak için geldim. Demek ki peygamberin bir vazifesi de ne? Dini hususlara açıklamak. Yani isa aleyhisselam dini hususları açıklayacak. isa açıklayacak, Hazreti Muhammedi Mustafa(s.a.v.) açıklamayacak mı? O da açıklayacak ama dünya üzerinde hadislere karşı bir düşmanlık var ya, boy boy televizyonlarda boy boy böyle sosyal medyada dolaşıyorlar. ‘Ya hani işte bu hadis, böyle hadis mi olur, bu hadis olmaz Allah’ın kitabı var burada’ Süslü kelimeler bunlar! ‘Allah kitabını apaçık açıkladı, başka bir şeye gerek yok’Başka bir şeye gerek yok diyen 35 cilt tefsir yazıyor! Başka bir şeye gerek yok diyen dünyaca kitap yazıyor bir de kampanyalar yapıyorlar bunca kitap 175 lira diye, üç dört yıl önce. Nerde? Halk tv’de. Vardı ya, öldü gitti profesör, Yaşar Nuri. Yani Kur’an yeter diyen adamın tonlarca cilt kitapları var, upucuz bir de! Demek ki isa da kavmine ne için? Hikmet getirmiş ve dini hususları açıklamak için indirilmiş. Evet, yine bu hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için, Bakara, 129: ‘Nitekim size ayetlerimizi okuyan, günahlardan arınmanın yollarını gösteren kitabı, hikmeti ve ayrıca bilmediklerinizi size öğreten, aranızdan bir elçi gönderdik. Bakın, hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin özelliklerine bakın, ayetleri okuyan, günahlardan arınmanın yollarını öğreten, kitabı, yani Kur’an’ı, hikmeti, ayrıca bilmediklerinizi size öğreten aranızdan bir elçi seçtik. Siz şimdi böyle donanımlı gönderilen bir peygambere diyeceksiniz ki senin hadislerini kabul etmiyoruz! Şimdi sadece kitabı verdim deseydi biz diyecektik ki kitabı verdi mektup gibi tamam işi bitti. Kitapla beraber diyor ki günahlardan arınmanın yollarını öğretecek, ona aynı zamanda hikmet verdik ve bilmediklerinizi de size öğretecek. Hikmetin haricinde bilmediklerinizi de size öğretecek. iyi, neyle öğretecek bunu hadisler olmazsa? Hikmet ne hadisler olmazsa? O yüzden Hasan’ı Basri hikmet nedir dendiğinde ne diyor? Sünnettir. Yine Bakara, ayet 15: Kendi aralarından yine kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, günahlardan arınmanın yollarını gösteren, kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur, hâlbuki onlar daha önce yanlış bir yoldaydı ve bunları da göndermekle Allah müminlere büyük bir lütufta bulundu.’ Çünkü peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini göndermeseydi bize Allah’ın ayetlerini okuyacak bir kimse yok, hikmeti bize öğretecek kimse yok, günahlardan arınmanın yolunu bize öğretecek olan yok ve bize bu noktada kitabı, hikmeti, günahlardan arınmanın yolu bilmediklerimizi öğreten bir peygamber olmayacaktı. Bunun var olması, gönderilmesi Allah’ın bize büyük bir lütfu ve ikramı. Büyük bir lütfu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1918-1919. Beyitler Şerhi

Sura üflenmesi ve yeniden dirilme konusunda neler söylendi?

Hatta ikinci surda, canlı olan hiçbir şey kalmaz. Ölüm melekleri veya ölüm meleği, bütün herkesin nefesini alır, canlı olarak hiçbir şey kalmaz. Sonra, hadisi şerifte diyor ki, Allah sorar: ‘Bugün Kahhar olan kim?’ Kendisi cevap verir: ‘Allah’ der. Şimdi o zaman bu sur, ayetle sabit, surun üflenmesi de ayetle sabit. Bu konuda bir kimse hani üzerinde var mı yok mu diye şüphe edenler, yeniden dirilmeye inanmayan kâfirlerden. Bu konuda böyle bazen üniversitelerde bunun tartışması filan oluyor. Bu tartışılacak bir şey yok bunda, ayetle sabit. Zümer, ayet 68: “Sura üflenir, göklerde ve yerde olanlar düşüp bayılırlar veya ölürler ancak Allah’ın dilediği kalır. Sonra ona bir daha üflenir, birden onlar ayağa kalkarlar ve ne olacağına bakarlar. Demek ki sur üflenecek, sonra bir daha üflenecek. Yasin 51: ‘Sura üfürülünce bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkmışlar, Rablerine koşuyorlar.’ 52: “Vay halimize! Uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı derler. Onlara ‘bu Rahman olan Allah’ın vadettiği kıyamet günüdür. Peygamberler doğru söylemişlerdir’ denilir.” O zaman normalde, ayet-i kerimelere baktığımızda, sura iki sefer üflenecek. Birinci üfleyişte, bütün canlılar yok olacak. ikinci üfleyiş de de, Cenâb-ı Hak bütün ruhları yeniden bedenlerine, yeni bedenlerine, herkes topraktan yeniden dirilecek ve ruhları onlara yeniden verilecek, üflenecek ve ikinci surda, bütün herkes ne yapacak? Kıyamete doğru koşacak. Yine bu Yasin suresi 53-54’te de: ‘Sadece bir çığlık kopar, bir bakarsın ki hepsi hesap vermek üzere huzurumuzda toplanıvermişler.’ Yani bu sur, çığlık gibi olacak. Bir çığlık düşünün, bu nasıl bir çığlıksa bütün ölenlerin hepsi yeniden dirilip hesap yerine koşacak. 54.ayet: ‘Bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz, siz ancak yaptıklarınızın karşılığını görürsünüz.’ Demek ki normalde bu sur evlenecek ve israfil vazifesini yerine getirecek. Hadis-i şerifte: ‘Boynuzun sahibi israfil, elinde boynuz olduğu ve onu ağzına dayadığı halde başını eğmiş, kulaklarını gelecek emri işitmeye hazır bir vaziyette, dinleyip üfleme emrini beklerken, ben nasıl mutlu olup sevinebilirim’ diyor Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Ve dediler ki işte bu ifade, Hazreti Peygamber’in ashabına ağır geldi. Ağır gelince dediler ki: ‘Bize ne yapmamızı söylersiniz?’ Allah Resulü dedi ki: ‘Böyle bir durumda, Allah bize yeter, o ne güzel vekildir, biz Allah’a dayanıp güvendik deyin’ dedi. Tırmizi’de. Bu hadisi şerifi almamın sebebi şu: Yani surun üfleneceği ve surla alakalı ne olduğuna dair tarif var, boynuza benzer bir şey var ve o da israfil de ağzını o boynunuza benzerin ince tarafına koymuş, kulağı tâbiri câizse, emri bekliyor. Yani normalde her şeye hazır, kıyamet o kadar yakın. Bakın, her şeye hazır, emir geldiğinde üfle emri geldiğinde ne yapacak, şey olarak, ne o, israfil vazifesini yerine getirecek. Allah muhafaza eylesin cümlemizi. işte, Hazreti Pir, bu çengin nağmesini, sesini israfil’e benzetiyor. Diyor ki nasıl israfil suru üflediğinde, bütün her şey ayağa kalkacak, yeniden dirilecek, bu çeng de diyor öyle şarkı söyler, öyle türkü söyler, öyle bu konuda maharetlidir ki, tâbiri câizse hani böyle ölüyü diriltir, neşesiz bir kimseyi neşelendirir, kahırlı gamlı bir kimsenin kahrını, gamını kendisine unutturur. O babda, o manada söylüyor. Rabbim bizi affetsin inşallah. Bu Ramazan sohbetleri tabii bu kadar kısa olacak, yapacak bir şey yok, teravih kılınınca, teravihten sonra da daha fazla uzun bir konu var çünkü burda. Beyitte: ‘Peygamberlerin de içlerinde öyle nağmeler vardır ki o nağmelerde isteyenlere değer biçilmez bir hayat erişir.’ Normalde burdan devam edeceğiz önümüzdeki hafta. Ramazan ile alakalı olduğundan şimdi saat de on bir oldu, o yüzden daha fazla insanların vaktini almayayım ben. E daha sema da olacak inşallah. O yüzden önümüzdeki hafta Allah’tan bir şey gelmezse eğer biz burdan, kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah: “Peygamberlerin de içlerinde öyle nağmeler vardır ki o namelerde is- teyenlere değer biçilmez bir hayat erişir.” Burdan devam edeceğiz. Hikmetle alakalı bunu inşallah yorumlamaya çalıştık. inşallah hikmet nedir, lazım mıdır, peygamberlerin içinden dışına çıkan neymiş önümüzdeki hafta vaktimiz olursa inşallah burdan devam edeceğiz. El-Fatiha maassalavat. Amin. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Allah hepinizden razı olsun, Ramazanlarınız mübarek olsun. Cenâb-ı Hak oruçlarınızı makbul ve kabul eylesin. Rabbim inşallah tekrar tekrar Ramazanlara ulaşıp oruç tutup Allah’a yaklaşan kullarından eylesin inşallah. Biz malum her akşam teraviyi burda kılmaya gayret ediyoruz, ardından kısa bir zikrullah yapıyoruz, ders yapıyoruz. inşallah, Allah izin verirse, Ramazanın sonuna kadar burda buna devam edeceğiz inşallah. Geceniz hayır olsun.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1913-1917. Beyitler Şerhi

Hz. Pir’e göre isa nefesli olan büyük mürşitler veliler neden vardır?

Hz. Pir’e göre her dönem isa nefesli olan büyük mürşitler veliler vardır. Aslında, hani daha önceki derslerde işlediydik. Kırkların içerisinden bir kısmı peygamber kalbiyle, o hususiyetlerle hususilenmişti. Aslında ne kadar peygamber gelip geçtiyse, bu manada hepsinin peygamberlik makamı değil, hepsinin işini yapan veliler de vardır, evliyalar da var. Nasıl peygamberler, kimisi kimisinden üstün ise mesela dört büyük peygamber var ya, bu da onun gibi dört büyük mürşidi kâmil, veli, bunlar da böyle kendi kendine bir peygamberlik hiyerarşisi var. Velilerin mürşidi kamillerin de evliyaların da kendi içlerinde böyle bir hiyerarşi vardır. Yani zamanın kutbu ile işte sağındaki solundaki kutuplar, onların sağındakiler, onların solundakiler beşli oldu. Bir daha sağına soluna koy, yedi oldu, ondan sonra kırklar oldu. Bunların da kendilerine göre dereceleri var. Kendilerine göre bir halleri var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1910-1912. Beyitler Şerhi

Velilerin mürşidi kamillerin de evliyaların da kendi içlerinde bir hiyerarşi var mı?

Velilerin mürşidi kamillerin de evliyaların da kendi içlerinde böyle bir hiyerarşi vardır. Yani zamanın kutbu ile işte sağındaki solundaki kutuplar, onların sağındakiler, onların solundakiler beşli oldu. Bir daha sağına soluna koy, yedi oldu, ondan sonra kırklar oldu. Bunların da kendilerine göre dereceleri var. Kendilerine göre bir halleri var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1910-1912. Beyitler Şerhi

Koku alamama durumunda ne söylendi?

Burnu koku alanlar, o zikrullahın kokusunu alırlar, eğer o koku olmuyorsa ya sende sıkıntı var, ya orda sıkıntı var. Kokuyu alıyorsun, koku almamda problem yok ama orda bir sıkıntı var. O zaman zikirde sıkıntı var, çavuşta sıkıntı var dervişlerde sıkıntı var, sıkıntı var orda o zaman. Aaa neden? Ya dur bir bakayım ya, burda koku alamadım, Perşembe günü derse gidelim bakalım, gittik derse, a kokuyu alıyorsun, e bir gün önce derse gittin, koku yok orda. Orada sıkıntı var, oranın maneviyatında sıkıntı var, oturmamış yerleşmemiş. Bir problem var orda. Dervişlerin arasında bir problem var, bir sıkıntı var orda. O sıkıntının giderilmesi lazım. Birbirlerine buğuz etmişler, birbirlerine bir şey yapmışlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1900-1909. Beyitler Şerhi

Neden herkes zikrullahın kokusunu almalıdır?

Hani ben topluluk toplandığında herkes birbirine hakkını helal etsin diyorum ya. Neden? O kokuyu herkes alsın? Herkes hakkını birbirine helal etsin. Helal olsun. Bizden yana da helal olsun. O kokuyu burun almaz yoksa, o koku önemli. Ve o koku seni ne yapıyor? Seni kevser şarabına götürüyor. Seni nereye götürüyor? Seni cennete götürüyor o koku. Kokuyu takip et, koku önemli.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1900-1909. Beyitler Şerhi

Peygamberlerin ne gibi kokuları vardır?

Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri ne dedi? ‘Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel koku, güzel kadın, gözümün de nuru namazdır.’ Güzel koku, sen o güzel kokuyu gül kokusu, leylaktır, zambaktır, zannediyorsun. O işin zahir kısmı, başka bir hadisi şerifte ne dedi? Rahmanın dedi, kokusu Yemen’den geliyor. Sen o Rahmanın kokusunu almaya çalış, onun güzel koku dediği zahirde kalma. Sen mana kokusunu almaya çalış.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1900-1909. Beyitler Şerhi

Neden güzel kokular ilahi ilim ve hikmetle ilişkilidir?

Mesela, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, kendisine güzel koku ikram edenleri hiçbir zaman reddetmedi ve dedi ki: ‘Birisi güzel bir koku sana ikram ediyorsa onu dedi reddetme. Güzel bir koku ikram ediyorsa onu reddetme. Sebep? Çünkü o güzel koku hayırdır, hasenattır, iyiliktir, Kur’an’dır, sünnettir, ilmü ledünden gelen bir ilimdir, bir hikmettir o.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1900-1909. Beyitler Şerhi

Neden kötü kokular cehennem ve şeytanla ilişkilidir?

Yok, akl-ı külden, sen ilahi ilimden bir kelam konuşmayan kimsenin peşine düşme. Heva hevesini ilah etmiş, heva hevesini ilah etmiş, nefsini ilah etmiş. Sen onun peşinden gitme, o kötü kokuyor o. Onun kokusu kötü. Seni zikirden engelliyorsa seni Allah’ın sıfatlarının tecelliyatını fikretmekten engelliyorsa namazdan, abdestten, oruçtan, zikirden, fikirden, iyi arkadaşlardan, salihlerden seni ayırıyorsa o kötü bir koku. Ondan uzak dur. O seni cehenneme götürüyor. Onda şeytan kokusu var, onda cehennem kokusu var, onda ateş kokusu var.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1900-1909. Beyitler Şerhi

Neden şeytanın kokusu cehennemde yer alır?

Bunun burnu çalışmıyor ya çoğumuz da bizim, çalışmayınca o konuşan kimsenin konuşmaları bize tatlı geliyor. Canım kardeşim, o şeytanın suretine bürünmüş iki ayaklı şeytan. Seni manadan uzaklaştırıyor, seni Kur’an’dan seni sünnetten uzaklaştırıyor, seni salihlerden uzaklaştırıyor, seni zikir halakasından uzaklaştırıyor, seni zakirden, çavuştan uzaklaştırıyor, seni Allah yolunda koşuşturmaktan uzaklaştırıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1900-1909. Beyitler Şerhi

Neden kahve içmek şeytanın kokusuna götürür?

Sen demirci dükkanına gidersen, is kokarsın. Demirci dükkanına gittiğinde üzerine senin muhakkak diyor bir kıvılcım, bir ateş senin üstüne bulaşır. Hadisi şerifin metni uzun ama ben mana olarak aklımda kalanı söylüyorum ama diyor sen güzel misk satan bir kimseye gidersen, sen misk kokarsın, misk kokarsın. O zaman sen nereye gideceksin? Güzel kokuyu takip et. O zaman sana misk kokuları saçan, akl-ı külden gelen, ilmü ledünden gelen ilme tabi ol. Güzel koku o.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1900-1909. Beyitler Şerhi

Ruh nedir?

Ruh Rabbimin bileceği bir şeydir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1890-1899. Beyitler Şerhi

Ruhun bedenle ilişkisi nedir?

Ruhun bedenle ilişkisi var ama uyuduğunuzda bedenle ilişkisi en minimize noktaya kadar, en düşük seviyeye kadar geliyor. En düşük seviyede uyuduğunuzda.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1890-1899. Beyitler Şerhi

Ruhun tecelliyatı var mıdır?

Vardır, ama şu diyebiliyor muyuz? Hayır, diyemiyoruz ve düşünün, uyuduğumuzda aklımız da fikrimiz de düşüncemiz de hepsi de o deryaya, o denize battı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1890-1899. Beyitler Şerhi

Ruhların nerede bulunması sağlanır?

Yani ruh, normalde senden ayrıldı, ayrıldığı zaman arı peteği gibi bir alanı var, direk oraya gidiyor. Direk! Şaşırmaca yok. Gelecek olan yani daha dünyaya gelmemiş olan ruhlar, diyelim ki burada arı peteği gibi yaşayanların normalde burda arı peteği gibi işte normalde ölmüş olanların ayrı bir yerde arı peteği gibi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1890-1899. Beyitler Şerhi

Velilerin ruhları nerede bulunur?

Bir tarafta da velilerin, peygamberlerin, peygamberlerin velilerin ruhları var. O petek ayrı, özel. O özel o. O özel yer. E şimdi ordan da o gelecek olan velileri bilenler, o peteği görenler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1890-1899. Beyitler Şerhi

Ruhun tecelliyatı nasıl açıklanıyor?

Ruhun kendisi suret olarak görünür mü? Evet. Bunu da not alalım bir tarafa. Suret olarak görünür. Aslında onun ruhunu görüyorsunuz ama suret bugünkü onun vücut şekline bürünmüş oluyor. Bunun bir çıt ilerisi vücudu görmüyorsun, siluet halinde görüyorsun. işte onun ruhu oluyor, siluet halinde. Bakın, beden yok, siluet halinde görüyorsun ama onun hani yine yüzünü tanımlıyorsun. Yüzünü tanımıyorsun, yüzünü hafif siluetimsi görüyorsun. Siluetimsi gördüğünde onu tanımlamış oluyorsun. Bu kim? Onu biliyorsun. Öbür türlü, o peteklerde de gördüğünde onların siluetlerini görüyorsun. Bakın, onların siluetlerini görüyorsun. Rabbim cümleye göstersin inşallah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1890-1899. Beyitler Şerhi

Ruhlar gece olunca ne yaparlar?

Cenab-ı Pir diyor ki: “Gece olunca bütün uykuya gitti. Uyuyunca ruhlar bedenden ayrıldı, kendi katlarına gittiler.” Bakın, kendi katlarına gittiler. Emmare, emmare katına, levvame levvame katına, mülhime mülhimeye, radiye radiyeye, mardiye mardiyeye, safiye safiyeye. Onların da katları farklı yani orda bir kargaşa yok, herkes kendi nefis katına gitti. Kendi nefis katına. Bir çıt daha ilerisini söyleyeyim, kendi hakikatine gitti. Yani mesela bazıları da vardır aslında hani beşinci makamda değildir o esnada ama o kimsenin hakikati beşinci makamdır. Ruh yine beşinci makama gidiyor onun aşağı gitmiyor ama adam burda dünya üzerinde baktığında yani üçüncü makamda dolaşıyor ama o ruh gece ondan ayrıldığında kendi hakikatteki makamına gidiyor. Asıl zulüm bu zaten.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1890-1899. Beyitler Şerhi

Kabirde ruh ve ceset nasıl sorguya muhatap olur?

Tabi o ara ölen bir kimsenin üzerine işte böyle göbek deliğinin üstüne hardal tohumu koymuşlar, gömmüşler. Gece tabi olmuş, sorguya suale çekilince işte vücut da titreyecek, hardal tohumları dökülecek. Bir rivayette gece manada peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri geliyor, evladım yanımıza gelmek mi istemiyorsun, ne cedelleşiyorsun deyince manen bir yumruk vuruyor kabristana, neyse kabristan sallanıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1870-1879. Beyitler Şerhi

Disi lazım, değil mi?

Demirini, butonunu ayarlayacak. Elektrik mühendisi lazım. Nerden ne geçecek elektrikler? Başka? Pis su, temiz su, havalandırma, ısıtma, soğutma, bakın, ne kadar mühendis lazım ya, değil mi? Daha yolun başındayız, ardından binanın kabası bitti, bilmem nesi bitti. E, şuraya şu lazım, buraya bu lazım, iç mimar lazım. E, bir de bakın, burda süsleme sanatları da var, değil mi? Bir de o ne olacak? Süslenecek işte, boya lazım, süsleme sanatçısı lazım. Ne diyorlar? Ona, Cafer, ne diyorsunuz onlara? Bu süslemeleri yapanlara? Hattat yazıyor. Nakkaş. Nakkaş diyen kalmamıştır zaten şimdi, değil mi? Nakkaş, nakşeden. Neyi nakşediyor acaba, hayalini mi nakşediyor. Evet, bu süsleme sanatını yapacaksa, bir de hayal lazım ona. Bir de düzgün hayal kazım, süsleme yapacak çünkü. Bir de ne yaptırıyor tekstilciler? Desen çizdiriyorlar. Ünal, desen ne yaptırıyorsunuz? Model çizdiriyorsunuz, modelistlerin var, değil mi? Onlar kendi kendine hayal ediyorlar, değil mi modeli? Hayal ediyorlar, hayal satıyorlar. Evet. Allah razı olsun. Bak modelist var, hayal satıyor. Bir de, yani, o şeyin ne o, bir de böyle hayali kuvvetli, hayal satan birisi lazım. Boyalar lazım, malzemeler lazım, lazım da lazım, lazım da lazım…Oysa biz bunu yaparken belli bir ilimle yapıyoruz, öyle değil mi? Kendimizce yeteri kadar bir ilim var, o ilimle düşündük şimdi, bir de böyle dogmatik, hani işte, buraya bu lazım, buraya bu lazım, deyip ilimle bahsettik, yani normalde bir inşaatla ilgilenen veya bir mimara desek, ya böyle bir şey yapsa, bizim önümüzde o kadar çok şey koyar ki biz yapmaktan vazgeçeriz ya. Nerde mimar bizim? Böyle bir şeyin çalışması ne kadar sürer? Komplesi? Kağıdın üzerine dökeceğiz. Ya şurası iki tane yer, değil mi. Bir ay! iyi bir ekip olursa! iyi bir ekip kaç kişiden kuruluyor? Ya biz dinlerken yorulduk ha! Sıralama doğru mu benim? Evet ama Cenâb-ı Hak öyle değil, o yoktan var ediyor ya, bütün mühendislikleri kendi zatında toplamış, yokluktan varlığa çıkaracağı zaman, ilk önce takdir ediyor onu, bakın, bu sıralamada sıralama da önemli. Hani o yaratan, o yaratan, yoktan var eden, yarattıklarını şekillendiren Allah’tır. Göklerde ve yerde ne varsa, her şey onu tenzih eder.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1870-1879. Beyitler Şerhi

Müslümanlar neden aldanıyor?

Müslümanlar aldanıyor. Be kardeşim! Adamın Allah’a itaati yok, Allah’a tevazusu yok, sana neden itaat etsin, tevazu göstersin? Adamın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine itaati yok, ona tabi değil, sana neden merhametli davransın ki, o fırsatını bulduğu anda, vakti geldiği anda seni alaşağı edecek. Müslümanlar aldanıyorlar, Müslümanlar aldanıyor, yüzüne güleni dost zannediyor ve her işte Müslüman görüntüdeki kimseyi o kendinden zannediyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1867-1869. Beyitler Şerhi

Kınamak ve ayıplamak İslam dinine göre ne durumdadır?

Allah muhafaza eylesin ama ne yazık ki, hani böyle kınamak, ayıplamak, kusur bulmak, ondan sonra Müslümanları küçük düşürmek, küçük düşürmeye çalışmak, insanların şahsiyetini lekelemek, onların şahsiyetleri ile oynamak, ondan sonra onları toplum içerisinde rezil etmeye çalışmak, etrafına rezil etmeye çalışmak, insanların ayıplarını araştırmak, kusurlarını araştırmak, insanın sakladığını araştırmaya çalışmak, insanın böyle gizlediğini orta yere çıkarmaya çalışmak, bunların hepsi de islam dinine göre haramdır, siz onu yapamazsınız. Kınamak da, ayıplamak da, insanlarda kusur araştırmak, kusur bulmaya çalışmak ve normalde küçük düşürmeye çalışmak, insanların şahsiyetini karalamaya çalışmak, tâbiri câizse şahsiyet katilliği yapmak, bu islam’da büyük haramlardır. Büyük günahı kibairdir. Bir de bunlar hep insanların arkasından olur, arkasından yaptıkları için doğru olsa gıybet olur, doğru değilse iftira olur, bu daha büyük bir günahı kebairdir ve ne yazık ki Ümmeti Muhammed’in düştüğü çukurlardan birisidir bu, düştüğü çukurlardan birisidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1863-1866. Beyitler Şerhi

Müslümanlara eza vermek ne demektir?

Müslümanlara eza vermek, eliyle, diliyle, gözünle, uzuvlarınla Müslümanlara eza vermek. Müslümanları ezme, Müslümanlara eza verme. Eza neyle verilir? Bir kimse eliyle verir, diliyle verir, ekonomiyle verir. Müslümanlara zarar veriyor, bakın, bunu münafık olarak nitelendiriyor Allah Resulü, sallallahu aleyhi ve sellem . Onları kınamayın, bakın, demek ki kınayan da ne oldu? Münafıklık alameti oldu. Müslüman’a eziyet veren bir kimse, münafıklık alameti oldu. Kınadı, Müslüman’a, ikinci bir münafıklık alameti oldu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1863-1866. Beyitler Şerhi

Nasihat etmek ne demektir?

Nasihat et, söyle, bir daha anlat, bir daha anlat, bir daha anlat, bir daha anlat. Bıkma. Eşin olabilir, çocuğun olabilir, arkadaşın olabilir, kardeşin olabilir, derviş kardeşin olabilir, nasihat et. Nasihat ederken de onun yaptığı kusuru biliyorsun ya ona bakaraktan böyle gözünü dikerekten nasihat etme. Utandırma kimseyi. Nasihat edenler, kafalarınızı böyle döndürün yelpaze gibi. O kendi kendini kendi üzerine almasın. Bunu bana söyledi. Böyle düşünmesin. iç alemlerinde kendi kendisini analiz etsin, bulsun ama sen birisinin yüzüne bakaraktan şunu yapma dersen o derki ya bak gördün mü bana söyledi bunu. Yok, bu islam terbiyesi değil. Bu sufi terbiyesi değil. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1863-1866. Beyitler Şerhi

Kusur araştırmak ne durumdadır?

Birisinin kusurunu araştırıyorsa o bir kimse, onda da münafıklık alameti oldu. O zaman normalde üç şey oluştuğunda münafıklık tam oldu. Ne bu? Bir; Müslümanlara eza vermek iki; kusurlarını araştırmak üç; onları kınamak. Bu üçü oluştuğu zaman o kimse münafık oldu. Bir üçlü daha vardı, neydi? Söyleyince yalan söyler, emanete hıyanet eder, bir de söz verir, sözünü yerine getirmez. Bakın, bu da üçlü. Biz zannediyoruz ki, bu ikinci söylediğim, hani söz verdiğinde sözünü yerine getirmez, emanete ihanet eder, konuştuğunda yalan söyler, münafıklık alametli üçtür dediğimizde bu üçünü söylüyoruz biz. Bakın, neden? Çünkü ilim gizlendi, saklandı. Hadis-i şerifin metnini tam olarak imamlarımız işte müftülerimiz, Diyanettekiler filan, din anlatanlar, bu hadis-i şerifin son kısmını bize söylediler hep. ilk kısmını geçtiler. ilk kısmı vurucu tarafı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1863-1866. Beyitler Şerhi

Dünya lütfetmesi ve yaltaklanması ne ifade eder?

Dünyanın lütfetmesi ve yaltaklanması hoş bir lokmadır ama az ye. Çünkü ateşten bir lokmadır. Ateş gizlidir, zevki meydanda. Dumanı sonunda meydana çıkar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Dünya sevgisi neden bir kemale erme engelidir?

Dünya sevgisi öyle bir kötü sevgidir. Kardeşi kardeşten eder. Karı koca arasını bozar. iki ortak arasını bozar. Bozar! Anne, baba, çocuk ilişkisini bozar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Methedilmek neden tehlikelidir?

Methedilmek, o dünyanın sevgi noktasında sana dokunması, değmesi sende tesir bırakır. Bak sende tesir bırakır. Ne yapacaksın o zaman? Hemen eksiğini gediğini dökeceksin orta yere. Hemen zikrullaha döneceksin anında ki o dünyanın yaltaklanmasından, o etrafındaki riyakarların, menfaatperestlerin söylemlerinden sen uzak durasın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Methiye almanın ne gibi etkileri olabilir?

Benim şeyh efendiyle üçüncü, dördüncü görüşmem bu. Daha yeni ders almışım o zaman, üç aylık bir dervişim. Derviş de denilmez yani. Böyle durdu, bunlar da istiare kağıtları dedi. istiare kağıtları, eskiler bilir değil mi böyle basılı idi, değil mi Hüseyin aga. Böyle istiare kağıtları basılı idi, istihare nasıl yapılır böyle matbu evrak gibi. Bunlar da istiare kağıtları dedi. Ben böyle baktım, gayet masumane, efendim ben rüya yorumu bilmiyorum dedim. Rüya yorumu bilmiyorum. Beyaz görürse, yeşil görürse, mavi görürse, sarı görürse şunu şunu görürse hayırlıdır, şunu görürse hayırsızdır. Durdu. Sen bundan sonra bütün rüyaları tevil eden dedi ama öyle bi halde söyledi ki birisi kafasını kaldırsa kafa gidecek böyle sanki. Böyle bir kılıç dönüyor sanki ortalıkta. Herkes kaldı böyle. Orda bir tane daha zakir var, iki tane daha zak, bir de o benim zakirliğime karşı gelen hacı abimiz var, onu eskiler biliyor kimi kastettiğimi. Öyle kaldı. Aaa rüya yorumu da! Yani kimin neye vesile olduğu belli değil. Biri itiraz ediyor, ondan sonra, o benim zakirliğime itiraz edenin, bana zakirlik verdi, ardından dedi ki istediğinin dersini alan, istediğine dersini veren, istediğine şöyle yapan, istediğine böyle yapan. O itiraz ettikçe yığıyor benim üstüme. Bitti. Zaman geçti, çok bir zaman geçmedi o zakirlerden birisinde rüya ve hal yorumu yok. Benim yanımda şunu dedi. Efendim dedi bana da bir rüya yorumu verseniz dedi. Böyle bir baktı ona yandan hani bu nerden çıktı dercesine. Dedi efendim dedi dervişlerin dedi içinde dedi ikilik oluyor dedi. Kimisi gidiyor filanca kimseye anlatıyor dedi. Ondan sonra işte dedi böyle bir ikilik çıkıyor dervişlerinin arasında dedi, tek başlılık yok yani dedi. Verirlerse veririk oğlum dedi. Şimdi ben yanındayım ya, gençlik ya, öyle düşünüyor insan. Hani işte bu adam çömezdi, daha yeni gelmişti. Sen buna rüya yorumu, hal yorumu verdin. Bir de orda bir tane şey vardı, Allah rahmet eylesin bizim Ali ihsan vardı. Ali ihsan da hal görüyor böyle devamlı. Ali ihsan’a dedi ki hallerini Mustafa Efendiye anlatacaksın dedi. Yani çift başlı oluyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Methedilmekten sonra ne olur?

Allah muhafaza eylesin ama işte bu öyle olmazsa Allah muhafaza eylesin, o kimse etrafındaki o methiyeye kulak verir methiyeye kulağını tıkamazsa sonra o insanlar onun aleyhinde konuşmaya başladığında onu kınamaya başladığında negatif olarak ne yapar? Etkilenir. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Sema ederken vücudun nasıl değişir?

Sema eden kimse baştan başa saçından ayak tırnağına kadar değişir ve dönüşür sema esnasında. Değişmekle kalmaz, aynı zamanda dönüşür. Eğer onun kalbinde Allah’ın zikri var ise tâbiri câizse semazen baştan başa zikir kesilir. Bakın baştan başa zikir kesilir. Baştan başa zikir kesildiği anda o etrafı da onun baştan başa zikir kesilir. O bakın o değişme ve dönüşme onda kemale erer.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Sema ederken ne olur?

Sema ederken vücut anatomisi değişir. Sema edenin bütün dengesi değişir sema esnasında. Beyin algıları bile değişir semada. Beynin algısı, beynin çalışması değişir, kalbin çalışması değişir. Vücudun çalışma sistemi değişir semada. Hücrelerin çalışma sistemi değişir semada. Sema eden kimse baştan başa saçından ayak tırnağına kadar değişir ve dönüşür sema esnasında. Değişmekle kalmaz, aynı zamanda dönüşür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Sema ederken ne hissedilir?

O esnada ne mıtribi duyar ne neyi duyar ne neyzeni duyar ne de ilahiyi duyar. Hiçbir şey duymaz o esnada. Bakın, o esnada hiçbir şey duymaz. O esnada hiçbir şey görmez. Gözü açık görmez. Bakın gözü açık, görmez. Etrafındaki ne insanları görür ne ağacı görür ne direği görür. Görmez ve bir çıt daha yukarı doğru çıktığında daha önceki sema edenlerle sema etmeye başlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Sema ederken nerede olur?

Bir çıt daha yukarı artık üstadlarla sema etmeye başlar. Bir çıt daha yukarı, artık pir efendilerle sema etmeye başlar. Bir çıt daha yukarı, artık sahabe ile sema etmeye başlar. Bir çıt daha yukarı, geçmiş peygamberlerle beraber sema eder. Bir çıt daha yukarı, bakar ki postta Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri duruyor, Semazenin seyri sülûku bitti. Sema gösteri değildir. Artık postta oturan Hazreti Muhammed’i Mustafa’dır(s.a.v). Arkası komple peygamberlerle, sahabeler ile doludur. Artık o semahanede de değildir. Manevi hali nasılsa ama arşı âlâdadır ama arşı âlânın altındadır ama yedinci kat, yedinci kat göktedir. Daha aşağıdaysa Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin postta oturduğunu daim göremez sema müddetince, o daha aşağı düştü çünkü. Daha aşağı düştüğünde posta Hazreti Muhammed’i Mustafa( s.a.v.) oturmaz. Onu görebilir, posta oturmaz ama o zaman. Posta oturuyorsa o zaman o kimse ya arşı âlâdadır ya da arşı âlânın gölgesindedir, altındadır ya da yedinci kat göktedir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Methedilmekten kaçınmak neden önemlidir?

O yüzden övülmekten haz duymak, hoşlanmak ve o övülmekten hoşlanıyorsan methedilmekten hoşlanıyorsan sen bunlardan haksız bir şekilde nemalanıyorsun. Sen bunlardan haksız bir şekilde bir şeyler elde etmek istiyorsun. O yüzden buna kapı aralıyorsun. O yüzden kalbini, gönlünü methedilmeye çeviriyorsun. Bu sende tedavisi zor olan hastalıklara yol açar, manevi hastalıklara.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1855-1862. Beyitler Şerhi

Halkın bir kişiyi ululamasının ve halk tarafından parmakla gösterilmesinin kötülüğü nedir?

Meşhur olmayı isteyenler, ululanmayı isteyenler toplum içerisinde tribünlere oynarlar tâbiri câizse. onlar böyle herkesin kendisine rağbet etmesini, ondan sonra, herkesin kendisine böyle ihtimam göstermesini isterler. Aslında insanlardan rağbet beklemek, insanlardan methü sena edilmeyi beklemek, şöhret istemek, insana afet getirir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Şöhret istemek neden insana afet getirir?

Aslında insanlardan rağbet beklemek, insanlardan methü sena edilmeyi beklemek, şöhret istemek, insana afet getirir. Allah muhafaza eylesin. Bunlar insanı toplum içerisinde ve Allah nezdinde insanları felakete götüren şeylerdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Şöhret istemek neden dini ve dünyevi insanlara zarar verir?

Yani Müslümanların içerisinde genelde bu mal ve şöhret hırsı siyasilerde de olur, dini siyasete alet edenler, siyaseti dini alet edenler bunlarda da olur. Bunlar şöhrete düşerler, mal hırsına düşerler. E şimdi bir kimse yöneticiliğin zorluğunu bilmiş olsa yönetici olmak için sıraya girer mi?

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Bir kimsenin parmakla gösterilmesi neden zarar olarak kendisine yetişir?

Bir kimsenin parmakla gösterilmesi zarar olarak kendisine yetişir. Bu gerçekten normalde yaşanılacak bir şey değil, hani o parmakla gösterilmek.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Allahu Teâlâ’nın korudukları müstesna nedir?

Allahu Teâlâ’nın korudukları müstesna, insana zarar olarak din ve dünya işlerinde parmakla gösterilmesi yetişir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Vücudumuz ruh için kafes gibidir, can için kafes gibidir. Bu ifade ne anlama gelir?

Vücudumuz ruh için kafes gibidir, can için kafes gibidir. Vücut kafestir ve ruh, bu vücuda üflendiğinde aslında bir kafesten başka bir kafese gelmiştir. Bir kafeste neydi? Ruhlar aleminde ruhların yaratılmasıydı. Ruhlar aleminde ruhlar yaratıldı, bu bir başkasında başka türlü tecelli edebilir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Ruh, beden kafesinde nerde?

Beden kafesinde de nerde? Yine kafeste. E bu arada da o yolda yine kafeste.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Kafeste kalmayanlar kimlerdir?

Manen emmare, levvame, mülhime, mutmainneyi geçmiş olan kimselerde bu kafese girme, bir tık öyle değil.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Mutmainneye geçtiyse radiyeye, mardiyeye geldiyse ne olur?

Biraz daha özgür ruh dediğimiz özgür ruhlar sınıfına girdi ama o yine bir miktar da olsa az bir zaman da olsa o ruhlar alemindeki, o kafese tekrar girecek o.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Ruh, kafese tekrar girecek mi?

O, kafese muhakkak, muhakkak iki gün de uykusuz kalsa üç gün de uykusuz kalsa bir anlık da olsa bir anlık da olsa o kafese girecek yine ama o manevi yolla.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Ruh, manevi yolla kafese girecek mi?

O, kafese muhakkak, muhakkak iki gün de uykusuz kalsa üç gün de uykusuz kalsa bir anlık da olsa bir anlık da olsa o kafese girecek yine ama o manevlijk yolla.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Ruh, manevi kanal aracılığıyla nasıl hareket eder?

Yani ince değil de incecik bir kanal düşünün. O kanaldan gidip geliyor. işte o ruh yine bu vücuda girdi, kafeste. Orda da kafesteydi, kafesten kafese geldi, tekrar kafese geçti.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

Ruh, vücuda üflenince ne olur?

Şimdi ruhla, ruh vücuda üflendiğinde canla hemhal oldu, karıştı. Can, nefis, ruh, bakın hepsi de iç içe. Yani bu, suyun içerisinde şekerle zehri karıştırmak gibi. Hidrojenle oksijenin karışmasından su meydana geldi ya, bunun gibi. Ruh da var can da var nefis de var. Hepsi de karışık işin içerisinde ve nefis eğer terbiye olduysa o zaman berraklaştı, tadı geldi onun. Terbiye olmazsa sıkıntı.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1850-1854. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları