Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Aile ve Evlilik — Sayfa 15

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Aile ve Evlilik(1545) — Sayfa 15/18

Kurban İbadeti ve "Pagan Geleneği" İddiası nedir?

Pagan geleneği diyenlere şunu söylemek istiyorum: Pagan geleneklerini terk etsinler. Kadınların çırıl çıplak dolaşması pagan geleneğidir. Eğer paganlıktan kurtulmak istiyorlarsa eşlerini, karılarını, kızlarını, çocuklarını örtsünler. Erkekler ortalıkta çıplak dolaşmasın.

Kaynak: 623. Dergah Sohbeti — Kurban İbadeti, Çifte Standart ve Ümmetin Hâli

Evlilik Problemleri ve Boşanma nedir?

Boşanmak her ne kadar Allah’ın sevmediği bir helâl olsa da bazen o sevmediği helâl rahmet olur insanlara. Evliliği yürütmek önemlidir; ancak taraflar artık birbirlerini çekemez hâle gelirse boşanmak selâmetli yol olur. Yarın öbür gün katil olacağına, ömür boyu cezaevinde çürüyeceğine bazen boşanmak bu noktada rahmettir. Eşlerinizle iyi geçinmenin yolunu bulun. Erkekler kadınlara söylüyorum: Eşlerinize zulmetmeyin, Kur’ân ve sünnet dairesinde davranın. Kadınlar kocalarına zulmetmeyin, sizler de Kur’ân ve sünnet dairesinde kalın. Herkes haddini, hududunu, hukukunu bilirse evliliklerde sıkıntı çıkmaz. Alın evinize bir Riyâzü’s-Sâlihîn; nerede nasıl davranacağınızı oradan okuyun.

Kaynak: 624. Dergah Sohbeti — Teşbih-Tenzîh, Borç Hukuku ve Sünnet-i Seniyye’nin Şifası

626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti nedir?

Bîat: Kişisel Gelişim Kitapları ve İslâmî Kaynak

Kişisel gelişim kitapları okunabilir ama ölçüsünü Kur’ân ve Sünnetten alıyorsa yarar sağlar. Batı’nın bugün bozuk kültüründen, çürümüş kültüründen, belirsiz bir bilgi kaynağından alırsa sıkıntı vardır. İslâm dünyasının en büyük sıkıntılarından birisi kendi inancıyla, kendi kültürüyle, kendi mâneviyatıyla, kendi geçmişiyle barışık olmamasıdır.

Onu okuyacağınıza Buhârî’nin edebini okuyun. Bir edeb kitabı okuyun, bir terbiye okuyun, bir ahlâk kitabı okuyun. İnsanlara iyi davranmanın yolu Kur’ân ve Sünnettedir. Hadîs-i şerîflerle, âyet-i kerîmelerle kendinizi eğitebilirsiniz.

Sûfîlerin Biatlaşması

Sûfîlerin şeyhiyle biatlaşması ile ashâbın Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile biyaatlaşmasının mânâ bakımından eş değer olduğunu söyleyen sûfîler çoğunluktadır. Bilhassa Akabe biatından sonra inen âyet-i kerîmede: "Senin elini tutanlar gerçekten Allah’ın elini tutmuştur." Sûfîler bu âyeti kendilerine bir ölçü edinirler.

Sahâbeler Hz. Peygamber’e biatlaştılar, sonra Hz. Ebûbekir’e, Hz. Ömer’e, Hz. Osmân’a, Hz. Ali’ye, Hz. Hasan’a biatlaştılar. Hz. Hasan efendimiz devlet başkanlığından çekildi ama çekilirken dedi ki: "Dîn işlerinizde imâmınız biziz." Dîn ve devlet işlerinin ayrı ayrı biatlaşması İslâm tarihinde ilk defa o zaman oldu.

Silsile

Cehrî zikir erbâbının silsilesi Hz. Ali radıyallâhu anh hazretlerinden Hz. Peygamber’e ulaşır. Hafî zikir erbâbının (Nakşibendî) yolu ise Hz. Ebûbekir efendimizden Hz. Peygamber’e ulaşır.

Dervişin birinci derecedeki biatlaşması zâhirîdir. O derviş rüyâsında biatlaştığını görürse, hâlinde biatlaştığını görürse iş mânevî olarak yürümeye başlamıştır.

İslâm Dünyasının En Büyük Problemi: Bilip Yaşamamak

Sûfîliğin en büyük handikaplarından birisi insanların sûfîliği mutasavvıf noktasında görmesidir — biliyor ama yaşamıyor. Bu hastalık bizi bitirir, perişan eder. Cömertliğin fazîletini biliyorsun, oturduğunda cömertliği öyle bir anlatırsın ki herkes yaşamak ister ama sen yaşamazsın.

İslâm dünyası dîni biliyor ama yaşamıyor: İçkinin haram olduğunu biliyor, rüşvetin haram olduğunu biliyor, fâizin haram olduğunu biliyor, eşine zulmetmenin haram olduğunu biliyor. İmam hatiplerde öğretiyorlar, televizyonlarda var, internette var. İnsanların dîn hakkında bilgilenmeme gibi bir dertleri yok. Dert şu: Öğrendiklerini ne kadar yaşıyorlar?

Bir iş yerine giriyor, oradaki statüye uymak zorunda kalıyor. Bu sefer inandıklarını çöp kutusuna atıyor, yaşadığı gibi inanmaya başlıyor. En büyük problem bu. Yunus’un dediği oluyor: ‘Ele geleni yersin, dile geleni dersin — böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın.’

Zekât Kimlere Verilir?

Fukarâlar: Hayat standardını kâh kazanan kâh kazanamayan, ucu ucuna yetiştiren kimseler. Aylık geliri yüksek olsa bile gideri fazlaysa o da fukaradır.

Miskinler: Evi barkı, çoluk çocuğu olmayan, nerede sabah orada akşam ne verilirse yiyen kimseler.

Allah yolunda koşturanlar: Hadîs-i şerîfte buyruluyor ki oda dolusu altınları olsa bunlar yine zekât alabilirler. Medresede âlim, dergâhta üstad, Kur’ân ve Sünnet dâiresinde sohbetten sohbete gidenler.

Borçlular: Ödemekte sıkıntı yaşayan, borcu çok olan kimseler.

Yolcular: Yolda kalmış kimse — zengin olabilir.

Güzel Ahlâk ve Âile

Birinci derecede ahlâk lâzımdır. Oğullarınız nerede? Kızlarınız nerede? Çocuğun elinden tutup getirmen, babanın elinden tutup getirmen veya bir babanın oğlunu getirmesi — evdeki hâl, hareket, tavır, davranış hepsini etkiler.

Eşleriniz sizden şikâyetçi olmasın — kadınlar da erkekler de. Demesinler bize zulmetti. Kur’ân ve Sünnet dâiresinde durun. Şikâyet edeceklerse Kur’ân ve Sünnete uyduğunuzdan dolayı şikâyet etsinler.

Anne-Baba Hakkı

Annesinin babasının yaşlılığına denk gelip de cenneti kazanmazsa Allah ona lânet etsin dedi Cebrâîl, ben de âmîn dedim dedi Hz. Peygamber. Genç bir sahâbe cihâda gideceğim dedi. ‘Arkada ne bıraktın?’ ‘Yaşlı annem babam var.’ ‘Sen dön, onlara hizmet et. Senin için cihâd odur.’

Hz. Peygamber’in Masûmiyeti ve Âyetlerin Tefsîri

Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini günahkâr görmek küfürdür. ‘O hevâ ve hevesinden hiçbir şey konuşmadı’ (en-Necm 53/3), ‘O ne yaptıysa benim emrimle yaptı’ — bu âyetler ortadayken Peygamberi günahkâr göstermeye çalışanlar Kur’ân’ı yalanlıyordur.

İmâm-ı Azam hazretlerinin akâidle alâkalı kitabında der ki: ‘Peygamberler İsmet sıfatıyla sıfatlanmıştır. Geçmiş peygamberlerde hatalar, kusurlar görülmüştür. Ama Muhammed Mustafa’da hiçbir şekilde hata ve kusur görülmemiştir.’ Biz böyle îmân ederiz.

Bizim nazarımızda eksiklikmiş gibi görünen şeyler ümmete ders niteliğindedir — onun günah işlediğinin göstergesi değildir. Bunu iddiâ edenler tövbe edip geri dönecekler, iddiâ ettikleri kitaplarını yakacaklar.

İbn Abbâs’ın Hadîd 17 Tefsîri

‘Bilin ki ölümünden sonra toprağı dirilten Allah’tır.’ (el-Hadîd 57/17) İbn Abbâs radıyallâhu anh bu âyeti şöyle tefsîr eder: ‘Allah katı olan kalpleri yumuşatır. Kalpleri huşûlu ve kendine yönelen bir hâle koyar. Kalpler ilim ve hikmetle dirilir. Ancak böylelikle yeryüzünün ihyâsının da bizzat yağmurla olduğu müşâhede edilir.’

İşte sûfîler meselenin mânâsına bakarlar. Kur’ân hem zâhire hükmeder hem bâtına hükmeder. Zâhirî ve bâtınî ilimlerin cem edildiği ilâhî bir kitaptır. Sûfîler bazı âyet-i kerîmeleri mânâ yönünden anlamışlardır — bu onların zâhirlerini bozmamış, abdest alma şeklini, namaz kılma şeklini, zekât verme şeklini değiştirmemiştir.

Somuncu Baba’nın Fâtiha Tefsîri

Somuncu Baba hazretleri Ulu Câmi’nin açılışında Fâtiha-i Şerîfe’yi yedi kez tefsîr eder: Birincisinde meâlen söyler — bunu herkes bilir. İkincisini biraz daha derinlemesine tefsîr eder. Üçüncüyü müminler anlar. Dördüncüyü melekler anlar. Beşincisini ârif olan evliyâlar anlar. Altıncısını Allah’ın sır olan velîleri anlar. Yedincisini mürşid-i kâmiller anlar. Ve buyurur ki: ‘Bunun üstü de vardır, o da peygamberlere âittir.’

Emperyalizmin İslâm’a Saldırı Aşamaları

Yıllardan beri bağırıyoruz: Önce sûfîleri susturdular — tekke ve zâviyeler kanunuyla tekke ve zâviyeleri kapattılar. Ardından tevhîd-i tedrîsatla medreseleri kapattılar. Ardından adım adım dille olan bağı kestiler — kütüphâneler kitap dolu ama anlayan yok, okumasını bilmiyoruz.

Sonra içimize fitneyi koydular mezheplerle alâkalı — İngiliz beslemesi Vahâbîler mezhepsizliği yaydılar. Ardından Sünnet-i Seniyye’nin üzerine geldiler — hadîs-i şerîfler sahteydi, sahîh değildi diyerek milletin gözünde hadislerin değerini kaybettirdiler.

Şimdi nereye geldi sıra? Hz. Muhammed Mustafa’yı günahkâr göstermeye geldiler. Bu kapı aralanırsa bundan sonra ‘Âyet-i kerîmeler şeytandan mıydı?’ diyecekler. Bu Mevdûdî ile başlayan tehlikeli yoldur. Allah bizi muhâfaza eylesin.

Kaynakça

Kur’ân-ı Kerîm

el-Fetih 48/10 — "Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar." (Akabe bîatı.)

el-Hadîd 57/17 — "Bilin ki Allah ölümden sonra toprağı diriltir." (İbn Abbâs’ın kalp tefsîri.)

en-Necm 53/3-4 — "O hevâ ve hevesinden konuşmaz. O ancak kendisine bildirilen bir vahiydir."

et-Tevbe 9/60 — Zekât verilecek sekiz sınıf.

Abese 80/1-2 — Yüzünü ekşitme meselesi.

Hadîs-i Şerîfler

"Annesinin babasının yaşlılığına denk gelip cenneti kazanmazsa…" — Cebrâîl’in lâneti: Müslim, Sahîh , Birr 9-10; Tirmizî, Sünen , Daavât 100.

"Arkada annen baban var, dön onlara hizmet et" — Buhârî, Sahîh , Cihâd 138, no 3004; Müslim, Sahîh , Birr 5.

"Sizin en hayırlınız etrafına faydası dokunandır." — Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat , no 5765; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân .

Akâid Kaynakları

İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe — el-Fıkhu’l-Ekber , Peygamberlerin ismet sıfatı bahsi.

Teftâzânî, Şerhu’l-Akâid , İsmet bâbı — Hz. Muhammed’in günahsızlığı.

Nesefî, el-Akâidü’n-Nesefiyye — Peygamberlerin masûmiyeti.

Tefsîr Kaynakları

İbn Abbâs’ın el-Hadîd 57/17 tefsîri (kalplerin ihyâsı) — İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm , Hadîd 57/17; Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr , c. 8.

Somuncu Baba’nın Fâtiha tefsîri (yedi mertebe) — Eflâkî, Menâkıbü’l-Ârifîn ; Osmanlı menâkıb edebiyâtı.

Tasavvuf Kaynakları

Bîat ve intisâb usûlü — Kuşeyrî, er-Risâle , Suhbe ve Bîat bâbı; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif , İntisâb bâbı.

Bilip yaşamamanın tehlikesi — Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn , c. 1, İlim Kitâbı (âfâtü’l-ilm).

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

Bilip yaşamamak ne demektir?

Bilip yaşamamak: Sûfîliğin en büyük handikaplarından birisi insanların sûfîliği mutasavvıf noktasında görmesidir — biliyor ama yaşamıyor. Bu hastalık bizi bitirir, perişan eder. Cömertliğin fazîletini biliyorsun, oturduğunda cömertliği öyle bir anlatırsın ki herkes yaşamak ister ama sen yaşamazsın.

İslâm dünyası dîni biliyor ama yaşamıyor: İçkinin haram olduğunu biliyor, rüşvetin haram olduğunu biliyor, fâizin haram olduğunu biliyor, eşine zulmetmenin haram olduğunu biliyor. İmam hatiplerde öğretiyorlar, televizyonlarda var, internette var. İnsanların dîn hakkında bilgilenmeme gibi bir dertleri yok. Dert şu: Öğrendiklerini ne kadar yaşıyorlar?

Bir iş yerine giriyor, oradaki statüye uymak zorunda kalıyor. Bu sefer inandıklarını çöp kutusuna atıyor, yaşadığı gibi inanmaya başlıyor. En büyük problem bu. Yunus’un dediği oluyor: ‘Ele geleni yersin, dile geleni dersin — böyle dervişlik dursun, sen dervy olamazsın.’

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

İslâm Dünyasının En Büyük Problemi nedir?

İslâm Dünyasının En Büyük Problemi: Bilip Yaşamamak

Sûfîliğin en büyük handikaplarından birisi insanların sûfîliği mutasavvıf noktasında görmesidir — biliyor ama yaşamıyor. Bu hastalık bizi bitirir, perişan eder. Cömertliğin fazîletini biliyorsun, oturduğunda cömertliği öyle bir anlatırsın ki herkes yaşamak ister ama sen yaşamazsın.

İslâm dünyası dîni biliyor ama yaşamıyor: İçkinin haram olduğunu biliyor, rüşvetin haram olduğunu biliyor, fâizin haram olduğunu biliyor, eşine zulmetmenin haram olduğunu biliyor. İmam hatiplerde öğretiyorlar, televizyonlarda var, internette var. İnsanların dîn hakkında bilgilenmeme gibi bir dertleri yok. Dert şu: Öğrendiklerini ne kadar yaşıyorlar?

Bir iş yerine giriyor, oradaki statüye uymak zorunda kalıyor. Bu sefer inandıklarını çöp kutusuna atıyor, yaşadığı gibi inanmaya başlıyor. En büyük problem bu. Yunus’un dediği oluyor: ‘Ele geleni yersin, dile geleni dersin — böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın.’

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

Zekât kimlere verilir?

Fukarâlar: Hayat standardını kâh kazanan kâh kazanamayan, ucu ucuna yetiştiren kimseler. Aylık geliri yüksek olsa bile gideri fazlaysa o da fukaradır. Miskinler: Evi barkı, çoluk çocuğu olmayan, nerede sabah orada akşam ne verilirse yiyen kimseler. Allah yolunda koşturanlar: Hadîs-i şerîfte buyruluyor ki oda dolusu altınları olsa bunlar yine zekât alabilirler. Medresede âlim, dergâhta üstad, Kur’ân ve Sünnet dâiresinde sohbetten sohbete gidenler. Borçlular: Ödemekte sıkıntı yaşayan, borcu çok olan kimseler. Yolcular: Yolda kalmış kimse — zengin olabilir.

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

Güzel Ahlâk ve Âile nedir?

Güzel Ahlâk ve Âile

Birinci derecede ahlâk lâzımdır. Oğullarınız nerede? Kızlarınız nerede? Çocuğun elinden tutup getirmen, babanın elinden tutup getirmen veya bir babanın oğlunu getirmesi — evdeki hâl, hareket, tavır, davranış hepsini etkiler.

Eşleriniz sizden şikâyetçi olmasın — kadınlar da erkekler de. Demesinler bize zulmetti. Kur’ân ve Sünnet dâiresinde durun. Şikâyet edeceklerse Kur’ân ve Sünnete uyduğunuzdan dolayı şikâyet etsinler.

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

Anne-Baba Hakkı nedir?

Anne-Baba Hakkı

Annesinin babasının yaşlılığına denk gelip de cenneti kazanmazsa Allah ona lânet etsin dedi Cebrâîl, ben de âmîn dedim dedi Hz. Peygamber. Genç bir sahâbe cihâda gideceğim dedi. ‘Arkada ne bıraktın?’ ‘Yaşlı annem babam var.’ ‘Sen dön, onlara hizmet et. Senin için cihâd odur.’

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

Hz. Peygamber’in Masûmiyeti ve Âyetlerin Tefsîri nedir?

Hz. Peygamber’in Masûmiyeti ve Âyetlerin Tefsîri

Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini günahkâr görmek küfürdür. ‘O hevâ ve hevesinden hiçbir şey konuşmadı’ (en-Necm 53/3), ‘O ne yaptıysa benim emrimle yaptı’ — bu âyetler ortadayken Peygamberi günahkâr göstermeye çalışanlar Kur’ân’ı yalanlıyordur.

İmâm-ı Azam hazretlerinin akâidle alâkalı kitabında der ki: ‘Peygamberler İsmet sıfatıyla sıfatlanmıştır. Geçmiş peygamberlerde hatalar, kusurlar görülmüştür. Ama Muhammed Mustafa’da hiçbir şekilde hata ve kusur görülmemiştir.’ Biz böyle îmân ederiz.

Bizim nazarımızda eksiklikmiş gibi görünen şeyler ümmete ders niteliğindedir — onun günah işlediğinin göstergesi değildir. Bunu iddiâ edenler tövbe edip geri dönecekler, iddiâ ettikleri kitaplarını yakacaklar.

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

İbn Abbâs’ın Hadîd 17 Tefsîri nedir?

İbn Abbâs’ın Hadîd 17 Tefsîri

‘Bilin ki ölümünden sonra toprağı dirilten Allah’tır.’ (el-Hadîd 57/17) İbn Abbâs radıyallâhu anh bu âyeti şöyle tefsîr eder: ‘Allah katı olan kalpleri yumuşatır. Kalpleri huşûlu ve kendine yönelen bir hâle koyar. Kalpler ilim ve hikmetle dirilir. Ancak böylelikle yeryüzünün ihyâsının da bizzat yağmurla olduğu müşâhede edilir.’

İşte sûfîler meselenin mânâsına bakarlar. Kur’ân hem zâhire hükmeder hem bâtına hükmeder. Zâhirî ve bâtınî ilimlerin cem edildiği ilâhî bir kitaptır. Sûfîler bazı âyet-i kerîmeleri mânâ yönünden anlamışlardır — bu onların zâhirlerini bozmamış, abdest alma şeklini, namaz kılma şeklini, zekât verme şeklini değiştirmemiştir.

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

Somuncu Baba’nın Fâtiha Tefsîri nedir?

Somuncu Baba’nın Fâtiha Tefsîri

Somuncu Baba hazretleri Ulu Câmi’nin açılışında Fâtiha-i Şerîfe’yi yedi kez tefsîr eder: Birincisinde meâlen söyler — bunu herkes bilir. İkincisini biraz daha derinlemesine tefsîr eder. Üçüncüyü müminler anlar. Dördüncüyü melekler anlar. Beşincisini ârif olan evliyâlar anlar. Altıncısını Allah’ın sır olan velîleri anlar. Yedincisini mürşid-i kâmiller anlar. Ve buyurur ki: ‘Bunun üstü de vardır, o da peygamberlere âittir.’

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

Emperyalizmin İslâm’a Saldırı Aşamaları nedir?

Emperyalizmin İslâm’a Saldırı Aşamaları

Yıllardan beri bağırıyoruz: Önce sûfîleri susturdular — tekke ve zâviyeler kanunuyla tekke ve zâviyeleri kapattılar. Ardından tevhîd-i tedrîsatla medreseleri kapattılar. Ardından adım adım dille olan bağı kestiler — kütüphâneler kitap dolu ama anlayan yok, okumasını bilmiyoruz.

Sonra içimize fitneyi koydular mezheplerle alâkalı — İngiliz beslemesi Vahâbîler mezhepsizliği yaydılar. Ardından Sünnet-i Seniyye’nin üzerine geldiler — hadîs-i şerîfler sahteydi, sahîh değildi diyerek milletin gözünde hadislerin değerini kaybettirdiler.

Şimdi nereye geldi sıra? Hz. Muhammed Mustafa’yı günahkâr göstermeye geldiler. Bu kapı aralanırsa bundan sonra ‘Âyet-i kerîmeler şeytandan mıydı?’ diyecekler. Bu Mevdûdî ile başlayan tehlikeli yoldur. Allah bizi muhâfaza eylesin.

Kaynak: 626. Dergah Sohbeti — Bîat, Bilip Yaşamamak ve Peygamber’in Masûmiyeti

Sevdiğine karşı böyle bir tevâzû, alçak gönüllülük içinde midir?

Mihnet: Sevgide Mihnet Duygusu

Bir kimse seven, eğer gerçekten seviyorsa sevdiğine karşı bir mihnet duygusu taşır. Sevdiğine karşı böyle bir tevâzû, alçak gönüllülük içindedir. Her daim ona yalvaran, her daim ona yakaran, her daim onu talep eden bir ortada olur. Bu tabi sevmek bizim için söz konusu olan şey Allah’a karşı böyledir.

O kimse mihnet duygusu içerisindeyse sırf sevdiğinin emrine, isteğine, görüngesine girer. Normalde insanlar birbirlerine mihnet etmezler. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ashâbın birbirlerinden bir şey istenmemesini, istemenin hoş olmadığını beyân etmiştir.

Hz. Abdullah b. Ömer Örneği

Hz. Ömer efendimiz oğlu Abdullah’a bir hediye gönderir. Abdullah der ki: "Benim ihtiyacım yok yâ Resûlallah." Geri gönderince Peygamber efendimiz buyurur: "Ey Abdullah, sen bir şey istemeden, herhangi bir şey söylemeden sana birisi bir şey verirse sen onu al, kabul et. Ama hiç kimseden bir şey isteme." Abdullah’ın oğlu babası için der ki: "Babam hayatı boyunca ölünceye kadar hiç kimseden hiçbir şey istemedi. Ama ona bir şey verdiklerinde de hiç reddetmedi."

Mihnet ve Mürid-Mürşid İlişkisi

Sûfîlikte mürid ne kadar severse sevsin, kendince kendi sevgisini görmemesi için der ki: "Üstadın beni sevdiğinden ben onu seviyorum." Öyle düşününce üstadına karşı bir mihnet duygusu taşır. O zaman o kimsenin üstadının sözünün dışına çıkması, üstadının emrinin dışına çıkması söz konusu olmaz.

Bu ilişki öyle bir şeydir ki sevenlerin arasında küçücük bir perde olmuş olsa, gerçekten seviyorsa o kimse o perdeyi hisseder hemen. Hemen toparlanır — "Ben nerede yanlış yaptım, ben nerede eksiklik yaptım?" der, kendisini toparlar.

Âdem’in Yolu ile Şeytan’ın Yolu

Âdem’in yolunu seç, hatanı gör. De ki: "Ben nefsime zulmettim." De ki: "Sen beni temizlemezsen ben asla temyizlenmem." Bu Âdem’in yoludur. Öbürünün yolu nedir? Kime perdelendiyse perdelendiği yere suçu atar, onun üzerine yükler. O kendi hatasını görmüyor — şeytanın yolunu takip etmiş. Şeyyatan kendi hatasını görmedi, kendi hatasını örttü. Cenâb-ı Hakk’a dedi: "Ne yaptıysan senin yüzünden oldu."

Hz. Peygamber’in Masûmiyeti ve Duâları

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin iki hâli vardır: Bir hâli ümmete yöneliktir, halka yöneliktir. Bir hâli kendi iç dünyasıyla alâkalıdır. Peygamberlerin halka yönelik anları, hâlleri hiçbir zaman eksilmez.

Hz. Peygamber efendimizin ‘Yâ Rabbi bilerek veya bilmeyerek işlediğim günahlarımı affeyle’ gibi duâları halka yöneliktir. O bir dîn öğreticisidir. Ümmetin nasıl duâ etmesi gerektiğini de öğretir. ‘Ben günde en az yetmiş kez tövbe ederim’ demesi onun günâhkârlığından değildir — ümmetine yol açmak içindir.

Peygamber’i Günâhkâr Görmek Küfürdür

Kim Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini günâhkâr görürse küfür ehlidir. O normalde namaz da kılsa küfür ehlidir. Biz de beraber otursa, lâ ilâhe illallah dese, Allah’ı zikretse de küfür ehlidir. Kafasını secdeden kaldırmasa da küfür ehlidir. Kim Muhammed Mustafa’yı sallallâhu aleyhi ve sellemi günâhkâr görürse küfrün tam ortasındadır.

Bu son iki yüz yıldan beri pişirilip önümüze konulan bir projedir. Bu global bir hastalıktır. Bu bütün dünya üzerinde projelenmiş bir şeydir. Hadis inkârından çıktı, artık Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin günah işlediğini iddiâ ediyorlar. Bunun arkası Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerini çöpe atmaktır.

İslâm’ın Hayatın Her Alanına Müdâhalesi

İslâm bizim evimize karışıyor, sokağımıza karışıyor, hukukumuza karışıyor — cezâ hukukumuza, evlilik hukukumuza karışıyor. İslâm ticâretimize karışıyor, yönetimimize karışıyor, hayatımızın her tarafına ve her alanına karışıyor. Bunlar eşcinselliği sürecekler — İslâm eşcinselliği lânetliyor. Her yeri fâiz yuvası yapacaklar — İslâm buna karışıyor.

İslâm bütün âilelerin cinsel hayatlarından tutun çocuk terbiyesine varıncaya kadar, ticâretten ölü gömünceye kadar, sabah kalkmaktan akşam yatmaya kadar hayatımızın her alanına karışıyor. İslâm her yere müdâhale eden bir dindir. O yüzden emperyalist güçler Müslümanları bozmak için canla başla çalışıyorlar.

Terör, Uyuşturucu ve Emperyalizm

Dünya üzerinde terörden para kazanıyor emperyalist güçler. Kendi kuruyor bir silahlı terör örgütü, kuvvetlendiriyor, sonra çevre ülkelere demode silahlarını milyon dolarlarla satıyor. İkinci geçim kaynakları uyuşturucu. Üçüncüsü her türlü sapkınlığı ve fuhuşu serbest kılmak.

İslâm’da terörün yeri yoktur. Savaşan kimse devletin askeridir. Devletin güvenlik güçlerinin hâricinde hiç kimse eline silah alıp savaşamaz — teröristtir, haramdır, bâğîdir, isyancıdır. Ne adına olursa olsun — İslâm adına dahi yapamaz. Senin devletinin sistemi ne olursa olsun, eline silah alıp onu değiştirmeye kalkamazsın.

Rızık Göklerden Gelir

‘Gökte rızkınız ve size vaadolunan şeyler vardır.’ (ez-Zâriyât 51/22) Bizim rızkımız göklerden gelir. Her yağmur tanesi bir rızıktır, her kar tanesi bir rızıktır. Bu işin zâhir tarafıdır. Her yağmur tanesini bir melek indirir — rızıktır çünkü. Cenâb-ı Hakk’ın er-Rezzâk ismi şerîfini taşırlar. Gökten toprağa, topraktan insanlara ve hayvanlara gelir.

Bir de mânâ tarafı vardır: Mânevî rızıktır. Cenâb-ı Hakk’ın el-Hâdî ismi şerîfidir. O da göklerden gelir.

Müftü Fetvası ve Kalbe Danışmak

‘Müftü sana kesin fetvâ verse de sen yine kalbine danış.’ Bu hadis herkes içindir. Fetvâ verecek olan kimseler zâhir noktadan bakarlar, zâhir noktadan hükmünü verirler — bu doğrudur. Bir kimse ruhsatla amel edecekse buna uyar. Ama sûfîler kendince şüpheliyse şüpheli şeyi bırakır. Sûfîler ruhsatla değil azîmetle amel etmeye gayret ederler.

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri yakın dâiresindeki büyük sahâbelere şüphelilerden uzak durmalarını tavsiye etmiştir. Helâl olması yetmez, bir de temiz olması lâzımdır. Sûfîler helâllıklarında ve temizliklerinde sahîhlik ararlar.

Hakkı Bilmek ve Kerâmet

‘Şâyet hakkı tam mânâsıyla bilseydiniz su üzerinde yürürdünüz, dağlar sizinle beraber kayardı.’ Hakkı bilen eşyânın hakîkatini de bilir. Öyle olunca o kimse üzerinde olağanüstü zuhûrâtlar olur. Bu peygamberlerde görüldüğünde mûcize, peygamberlerin hâricinde görüldüğünde kerâmet adını alır. Ama o kimse Kur’ân ve Sünnete tam anlamıyla tâbi ise kerâmettir. Kur’ân ve Sünnete tam anlamıyla tâbi değilse onun adına istidraç denir.

Hadîs-i kudsîde buyruluyor: ‘Kulun farzları yerine getirmesi Allah’ın en çok hoşuna gittiği, sevdiği bir şeydir. Nâfilelerle yaklaşır, Allah onu sever. Allah onu sevince gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olur.’

Son Nefeste Kelime-i Şehâdet

Bir kimse son nefesinde kelime-i şehâdet getirip ölürse Allah’ın izniyle o kimse cennetlik olur. Bir gayr-ı müslim son nefeste kelime-i şehâdet getirirse hiç cehenneme uğramadan direkt cennetlik olur.

Ama bunu genelleştirmeyin: Müslümanlar namaz kılmayacak, umursamayacak, ondan sonra son nefese ‘lâ ilâhe illallah’ diyecek — hayır öyle değil. Son nefese kelime-i şehâdet getirmek kolay bir şey değildir. Ama lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah diyen hiçbir kimse cehennemde ebedî kalmayacaktır.

Sadakanın Önemi ve Çeşitleri

Sûfîler üstadlarıyla görüşecekleri zaman tövbe edip sadaka verip öyle giderlermiş. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyâsında görenler ertesi sabah şükran için sadaka verirlermiş. Sadaka çok önemli bir sünnettir.

Ömre ile alâkalı hadîs-i şerîfte: ‘Ömre tavaf ve sadakadır.’ Ömre’de ne yapılır? Bol bol tavaf edilir, bol bol sadaka verilir.

Paran yoksa tebessüm et — tebessüm etmek de sadakadır. Bir kimseye nasîhat etmek de sadakadır. Bir yetimin başını okşamak da sadakadır. Ama cebinde para varsa önce parayı ver. Maddi tasaddukta bulun. Sahâbeler yardımlaşmakta yarışırlardı, Allah yolunda cihâd etmek için yarışırlardı, kimsesizlerin kimsesi olmak için yarışırlardı.

Hediyeleşme Adâbı

Sûfîlerin kendi içerisinde hediyeleşmeleri, birbirlerine harçlık vermeleri — göstermeksizin, andırmaksızın yapılır. Sûfî o kimseye yemek söyler, bir hediye verir, yolda giderken çantasına bir şey katıverir. Evine gider, o yokken bir tarafa sıkıştırır. Ama göze sokar gibi hediyeleşilmez. Herkesin içerisinde hediye verilmez. Gösteriş her tarafımızı alt üst etti.

Şeytan’a Mühlet ve Cin Tâifesi

A’râf sûresi 14-15: ‘Bana yeniden dirilecekleri güne kadar mühlet ver.’ ‘Haydi sen mühlet verilenlerdensin.’ Şeytana mühlet verildi. Yeniden dirilme gününe kadar o mühletle Allah’ın kullarını saptırmaya gayret edecek. Ama Cenâb-ı Hakk’ın da bu konuda vaadi var: ‘Sen benim dostlarımı, benim has kullarımı saptıramazsın.’

Yeryüzünde daha önce kâfir cinler yaşıyorlardı. Kavimler arasında birbirleriyle savaştılar — bitmez tükenmez bir şekilde dünyayı harâb ettiler. En son Cenâb-ı Hak şeytanı ve ordusunu görevlendirdi. Şeytan onları dünyadan sürdü. Bir kısmı denizlere çekildi, bir kısmı yeryüzünü terk etti, bir kısmı yerin dibine doğru indi — cinler dumansız ateşten yaratıldığı için toprağın altındaki ateşten rahatsız olmazlar.

Kaynakça

Kur’ân-ı Kerîm

ez-Zâriyât 51/22 — "Gökte rızkınız ve size vaadolunan şeyler vardır."

el-A’râf 7/14-15 — Şeytana mühlet verilmesi.

el-A’râf 7/23 — Hz. Âdem’in duâsı: "Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik…"

el-Hicr 15/39-40 — Şeytanın tehdidi ve Allah’ın has kulları istisnâsı.

Hadîs-i Şerîfler

"Sen bir şey istemeden sana birisi bir şey verirse onu al…" — Hz. Abdullah b. Ömer rivâyeti: Müslim, Sahîh , Zekât 110, no 1045; Buhârî, Sahîh , Zekât 51, no 1473.

"Ben günde en az yetmiş kez tövbe ederim." — Buhârî, Sahîh , Daavât 3, no 6307.

"Müftü sana fetvâ verse de sen yine kalbine danış." — Ahmed b. Hanbel, Müsned , c. 4, no 17545; Dârimî, Sünen , Büyû’ 2, no 2533.

Hadîs-i kudsî (velî kullar): "Kulum bana nâfilelerle yaklaşmaya devam eder…" — Buhârî, Sahîh , Rikâk 38, no 6502.

"Hakkı tam mânâsıyla bilseydiniz su üzerinde yürürdünüz…" — Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ , c. 1; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân .

"Son nefesinde lâ ilâhe illallah diyen cennete girer." — Ebû Dâvûd, Sünen , Cenâiz 20, no 3116; Ahmed b. Hanbel, Müsned , c. 5, no 22034.

"Tebessümün kardeşinin yüzüne sadakadır." — Tirmizî, Sünen , Birr 36, no 1956.

"Ömre tavaf ve sadakadır." — Ömre faziletleri: Buhârî, Sahîh , Ömre 1, no 1773; Müslim, Sahîh , Hac 437.

"Yünden elbise giyiniz, kalbinizde îmânın tadını duyarsınız." — Beyhakî, Şuabü’l-Îmân , no 6145; Ahmed b. Hanbel, ez-Zühd .

Fıkıh ve Kelâm Kaynakları

Peygamberlerin ismet sıfatı (masûmiyet) — Teftâzânî, Şerhu’l-Akâid , İsmet bâbı; Nesefî, el-Akâidü’n-Nesefiyye .

Bâğî (isyancı) hükmü — Merğînânî, el-Hidâye , Bâğîler Kitâbı; Serahsî, el-Mebsût , c. 10, Bâğîler bâbı.

Ruhsat ve azîmet farkı — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr , c. 1, Mukaddime; Gazâlî, el-Müstasfâ , c. 1.

Tasavvuf Kaynakları

Mürid-mürşid ilişkisinde mihnet ve muhabbet — Kuşeyrî, er-Risâle , Muhabbet ve Edeb bâbları.

Kerâmet ve istidraç farkı — Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb , Kerâmât faslı; Kuşeyrî, er-Risâle , Kerâmât bâbı.

Sûfîlerin hediyeleşme âdâbı ve gösterişten kaçınma — Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn , c. 2, Âdâbu’l-Uhuvve Kitâbı.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Mihnet nedir?

Bir kimse seven, eğer gerçekten seviyorsa sevdiğine karşı bir mihnet duygusu taşır. Sevdiğine karşı böyle bir tevâzû, alçak gönüllülük içindedir. Her daim ona yalvaran, her daim ona yakaran, her daim onu talep eden bir ortada olur. Bu tabi sevmek bizim için söz konusu olan şey Allah’a karşı böyledir.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Hz. Peygamber’in Masûmiyeti nedir?

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin iki hâli vardır: Bir hâli ümmete yöneliktir, halka yöneliktir. Bir hâli kendi iç dünyasıyla alâkalıdır. Peygamberlerin halka yönelik anları, hâlleri hiçbir zaman eksilmez.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Mürid-Mürşid İlişkisinde Mihnet Duygusu Nedir?

Sûfîlikte mürid ne kadar severse sevsin, kendince kendi sevgisini görmemesi için der ki: "Üstadın beni sevdiğinden ben onu seviyorum." Öyle düşününce üstadına karşı bir mihnet duygusu taşır. O zaman o kimsenin üstadının sözünün dışına çıkması, üstadının emrinin dışına çıkması söz konusu olmaz.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Hz. Peygamber’in Duâları Neden Önemlidir?

Hz. Peygamber efendimizin ‘Yâ Rabbi bilerek veya bilmeyerek işlediğim günahlarımı affeyle’ gibi duâları halka yöneliktir. O bir dîn öğreticisidir. Ümmetin nasıl duâ etmesi gerektiğini de öğretir. ‘Ben günde en az yetmiş kez tövbe ederim’ demesi onun günâhkârlığından değildir — ümmetine yol açmak içindir.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Peygamber’i Günâhkâr Görmek Neden Küfürdür?

Kim Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini günâhkâr görürse küfür ehlidir. O normalde namaz da kılsa küfür ehlidir. Biz de beraber otursa, lâ ilâhe illallah dese, Allah’ı zikretse de küfür ehlidir. Kafasını secdeden kaldırmasa da küfür ehlidir. Kim Muhammed Mustafa’yı sallallâhu aleyhi ve sellemi günâhkâr görürse küfrün tam ortasındadır.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

İslâm’ın Hayatın Her Alanına Müdâhalesi Nedir?

İslâm bizim evimize karışıyor, sokağımıza karışıyor, hukukumuza karışıyor — cezâ hukukumuza, evlilik hukukumuza karışıyor. İslâm ticâretimize karışıyor, yönetimimize karışıyor, hayatımızın her tarafına ve her alanına karışıyor. Bunlar eşcinselliği sürecekler — İslâm eşcinselliği lânetliyor. Her yeri fâiz yuvası yapacaklar — İslâm buna karışıyor.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Terör ve Emperyalizm İlişkisi Nedir?

Dünya üzerinde terörden para kazanıyor emperyalist güçler. Kendi kuruyor bir silahlı terör örgütü, kuvvetlendiriyor, sonra çevre ülkelere demode silahlarını milyon dolarlarla satıyor. İkinci geçim kaynakları uyuşturucu. Üçüncüsü her türlü sapkınlığı ve fuhuşu serbest kılmak.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Rızık Göklerden Gelir mi?

‘Gökte rızkınız ve size vaadolunan şeyler vardır.’ (ez-Zâriyât 51/22) Bizim rızkımız göklerden gelir. Her yağmur tanesi bir rızıktır, her kar tanesi bir rızıktır. Bu işin zâhir tarafıdır. Her yağmur tanesini bir melek indirir — rızıktır çünkü. Cenâb-ı Hakk’ın er-Rezzâk ismi şerîfini taşırlar. Gökten toprağa, topraktan insanlara ve hayvanlara gelir.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Müftü Fetvası ve Kalbe Danışmak Nedir?

‘Müftü sana kesin fetvâ verse de sen yine kalbine danış.’ Bu hadis herkes içindir. Fetvâ verecek olan kimseler zâhir noktadan bakarlar, zâhir noktadan hükmünü verirler — bu doğrudur. Bir kimse ruhsatla amel edecekse buna uyar. Ama sûfîler kendince şüpheliyse şüpheli şeyi bırakır. Sûfîler ruhsatla değil azîmetle amel etmeye gayret ederler.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Hakkı Bilmek ve Kerâmet Nedir?

‘Şâyet hakkı tam mânâsıyla bilseydiniz su üzerinde yürürdünüz, dağlar sizinle beraber kayardı.’ Hakkı bilen eşyânın hakîkatini de bilir. Öyle olunca o kimse üzerinde olağanüstü zuhûrâtlar olur. Bu peygamberlerde görüldüğünde mûcize, peygamberlerin hâricinde görüldüğünde kerâmet adını alır. Ama o kimse Kur’ân ve Sünnete tam anlamıyla tâbi ise kerâmettir. Kur’ân ve Sünnete tam anlamıyla tâbi değilse onun adına istidraç denir.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Son Nefeste Kelime-i Şehâdet Nedir?

Bir kimse son nefesinde kelime-i şehâdet getirip ölürse Allah’ın izniyle o kimse cennetlik olur. Bir gayr-ı müslim son nefeste kelime-i şehâdet getirirse hiç cehenneme uğramadan direkt cennetlik olur.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Sûfîlerin Hediyeleşme Adâbı Nedir?

Sûfîlerin kendi içerisinde hediyeleşmeleri, birbirlerine harçlık vermeleri — göstermeksizin, andırmaksızın yapılır. Sûfî o kimseye yemek söyler, bir hediye verir, yolda giderken çantasına bir şey katıverir. Evine gider, o yokken bir tarafa sıkıştırır. Ama göze sokar gibi hediyeleşilmez. Herkesin içerisinde hediye verilmez. Gösteriş her tarafımızı alt üst etti.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Şeytan’a Mühlet ve Cin Tâifesi Nedir?

A’râf sûresi 14-15: ‘Bana yeniden dirilecekleri güne kadar mühlet ver.’ ‘Haydi sen mühlet verilenlerdensin.’ Şeytana mühlet verildi. Yeniden dirilme gününe kadar o mühletle Allah’ın kullarını saptırmaya gayret edecek. Ama Cenâb-ı Hakk’ın da bu konuda vaadi var: ‘Sen benim dostlarımı, benim has kullarımı saptıramazsın.’

Yeryüzünde daha önce kâfir cinler yaşıyorlardı. Kavimler arasında birbirleriyle savaştılar — bitmez tükenmez bir şekilde dünyayı harâb ettiler. En son Cenâb-ı Hak şeytanı ve ordusunu görevlendirdi. Şeytan onları dünyadan sürdü. Bir kısmı denizlere çekildi, bir kısmı yeryüzünü terk etti, bir kısmı yerin dibine doğru indi — cinler dumansız ateşten yaratıldığı için toprağın altındaki ateşten rahatsız olmazlar.

Kaynak: 629. Dergah Sohbeti — Sevgide Mihnet, Peygamber’in Masûmiyeti ve Sadaka

Son savaşta onları da komple yıkmışlar dozerlerle; taş taş üstüne bırakmamışlar?

Bosna Seyahati: Sırbistan sınırından, Bosna’nın her şeyin içerisinde Sırp sınırında — Sırpların yoğun olduğu yerlerde sohbetler ve programlar oldu, güzel oldu, hamdolsun. En sıkıntılı program ilk üç programdı; üçü de Sırp bölgesindeydi. En önemlisi oradaki Müslümanlara bir nefes, bir destek oldu. Başımızda bir devlet olmanın, devletli olmanın nimet olduğunu bir daha gördüm orada. Oradaki Müslümanlar ağır bir baskı altında. Kırk küsur tane cami olan yerde — komünist sistemden önce seksen-doksan taneymiş — komünist sistem gelmiş, kırk bir cami kalmış. Son savaşta onları da komple yıkmışlar dozerlerle; taş taş üstüne bırakmamışlar. Üzerlerine beton döküp kimisini otopark, kimisini park yapmışlar. Oradaki Müslümanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin desteğiyle camileri ayaklandırmaya çalışıyorlar. Altmış küsur bin Müslüman olan Banjaluka’da altı bin Müslüman kalmış. Yirmi beş bin Müslüman olan yerde üç bin kalmış. Savaş görmemişler ama hepsi toplama kamplarına sürülmüş, orayı terk etmek zorunda kalmışlar. Üçüncü sınıf vatandaş olmuşlar.

Kaynak: 632. Dergah Sohbeti — Bosna Seyahati, Osmanlı’nın Mirası ve Aile Hukuku

"Orta Doğu" Batılıların bize verdiği isim; kime göre Orta Doğu’muş?

Osmanlı beklemediği bir şekilde kendi içinden vuruldu — satılmış kalemler, satılmış beyinler, satılmış komutanlar, milletvekilleri, tarikatlar, cemaatler. Osmanlı’yı içinden vurdular. O yıkıntının altında bütün herkes kaldı; Ümmet-i Muhammed kaldı. Osmanlı yıkıldığından beri Ümmet-i Muhammed gün yüzü görmüyor. Afrika komple gün yüzü görmüyor. Orta Doğu — bizim için Yemen bölgesi, Hicaz bölgesi, Şam bölgesi — gün yüzü görmüyor. Batılılara göre. Bize göre bizim yerimiz. Türk illeri, Diyarbakır bölgesi, sancak beyliği. Osmanlı yıkılınca sadece İstanbul yıkılmadı, İslam dünyası komple yıkıldı, komple dağıldı. İki yakası bir araya gelmiyor. O gündür bu gündür emperyalistlerin elinde her tarafı.

Kaynak: 632. Dergah Sohbeti — Bosna Seyahati, Osmanlı’nın Mirası ve Aile Hukuku

Devlet Olmanın Öne mi?

Oradan Türkiye’ye bakmak farklı bir şey. Oradaki Müslümanlar Türkiye’yi bir ağabey, bir baba gibi biliyorlar. Niyonlerini Türkiye’ye çevirmişler, her şeylerini Türkiye’ye bağlamışlar. Türkiye’nin desteğiyle, himmetiyle, duasıyla ayakta durmaya çalışıyorlar. Bir kısım Selefî-Vahâbîler devlete karşı hareket çekmeye çalışıyorlardı Türkiye’de; veyahut din adına mevcut devlete düşmanlık yapıp devleti yıkmaya çalışıyorlar — yani bir gidip oradan görmeleri lazım buralara. Oradakileri bir dinlemeleri lazım, neler yaşıyor insanlar bir görmeleri lazım. Banjaluka’da bir Müslüman avukat — İstanbul’da okumuş, hukuk fakültesini bitirmiş — camide imamlık yapıyor. Diyor ki: "Ben burada bir dükkân açsam zabıtası beni rahat bırakmaz, polisi beni rahat bırakmaz, Sırplar benden alışveriş etmezler. Bana iş vermezler ki — Müslümana kim iş verecek?"

Kaynak: 632. Dergah Sohbeti — Bosna Seyahati, Osmanlı’nın Mirası ve Aile Hukuku

Bu sadece dergâh terbiyesiyle olacak bir şey değil; anne-babaları muhakkak terbiyelerine katkıda bulunmuşlardır?

Otobüste beraber yolculuk ettiğimiz kardeşler Allah razı olsun. Çıt yok, bağırış çağırış yok, kaba sözler yok. Otel inerken binerken çok disiplinle hareket ettiler. Vakarlarıyla, davranış biçimleriyle, tâbi olmalarıyla, laf dinlemeleriyle hepsi de ayakta alkışlanmayı hak edecek davranış gösterdiler. Ekip genç, o kadar genç olmalarına rağmen hamdolsun. Bu sadece dergâh terbiyesiyle olacak bir şey değil; anne-babaları muhakkak terbiyelerine katkıda bulunmuşlardır.

Kaynak: 632. Dergah Sohbeti — Bosna Seyahati, Osmanlı’nın Mirası ve Aile Hukuku

Dindar ne demek?

Nikâhta Dindarlık Önceliği. Hadîs-i şerîf: "Nikâh dört şey için yapılır: dini için, malı için, güzelliği için, soyu sopu için. Siz dindar olanı seçiniz." Bir erkek için birincisi dindarlık. Dindar ne demek? İyi ahlâklı. Muhakkak namazını kılacak, farzları yerine getirecek — ama iyi ahlâklı olacak. Namaz-abdest yeterli değil; muamelesine bakınız — ahlâkına bakın, iyi ahlâklı olsun evlendiğiniz. Eşe Karşı Dervişlik Edebi. Bir erkek evinden sorumludur; eşinden ve çocuklarından sorumludur. Erkeklik dövmek, sövmek, hakaret etmek, tepeden bakmak demek değil. Erkeklik Kur’ân-Sünnet dairesinde evini yürütmek, ailesini yaşatmaktır. Derviş kardeşlerden eşini döven, eşine küfreden, eşine hakaret eden duymayın. Kimsenin böyle bir şeye hakkı yok. Dergâhımıza laf getirmeye kimsenin hakkı yok. Benim şeyhim dedi ki: "Oğlum, ben daha elimi kaldırmadım." Ben de ona söz verdim; ne eşime ne çocuklarıma elimi kaldırmış değilim. Eşiniz çocuklarınızın annesi. Git özür dile, hakkını helal et, böyle davranmamalıydım de. Eşine yardım et, sofra kursun birlikte kurun. Çocuklarınıza örnek olun. Biz babamın sağlığında evde bulaşık yıkıyorduk — kız yok bizde, bulaşık yıkıyorduk biz.

Kaynak: 632. Dergah Sohbeti — Bosna Seyahati, Osmanlı’nın Mirası ve Aile Hukuku

Bir geleneksel geleneği olmayan bir toplum olur mu?

Selefi-Vahâbîler içimize girdiğinden beri biz âdet, gelenek, görenek, örf — bunların hepsine din adına karşı çıkıyoruz. Doğru değil. Gelenek demek kültür demek. Örf demek o toplumun medeniyeti demek. Örf, Kur’ân-Sünnet dairesinde ise İslâm onu reddetmez. Örf bazen İslâm’ın serbest bıraktığı yerlerde hukuktur. Mesela bizim orada zeytin toplandıktan sonra "başağa çıkmak" vardır — örf. Veya meyve dalı yola eğilmiş; gelen geçen bir-iki tane yer — örf. Eskiler meyve dallarını tam sınıra dikerler ki gelen geçen yisin, ondan sevap alsınlar diye. Yemeğe büyük başlar — sonradan hadis olduğunu öğrendik; söze önce büyük başlar — sonradan hadis olduğunu öğrendik. Bunlar ailenin içerisinde örf, bir saygı. Ama dine karşı bir şeyse terk et; bayramda kız-erkek haram-helal dinlenmez herkes birbirine sarılır — yok kardeşim, bu dine mugayir, bunu koyma önüme.

Kaynak: 632. Dergah Sohbeti — Bosna Seyahati, Osmanlı’nın Mirası ve Aile Hukuku

Bir alışverişten sonra cayan kişi vermiş olduğu kaparayı kaybeder mi?

Alışverişte Cayma ve Kapara. Özel anlaşmaya bağlıdır. Eğer özel bir anlaşma yoksa bir kimse alışverişten üç gün içerisinde cayabilir — akar-kokar mal değilse. "Cayan kimse yüz lira ceza ödeyecek" denildiyse o cezayı ödeyecek. "Cayarsan kaparanı yakarım" denildiyse kaparasını yakacak. Adak Kurbanı. Çocuğunun sağlığa kavuşması hâlinde kurban adak adayan kişi — çocuk sağlığa kavuştuysa kesmes mecburdur. Adaktan kendisi yemeyecek; yediği kadarını tasadduk edecek. Hadis var: "Adamakla Allah’ın hükmü değişmez; ama cimrilerden para çıkar." Örtünme Meselesi. On iki yaşında arkadaşını özenerek kapanmış, on dört yaşında açılmak istiyor. Şeytan aldatır böyle: "Evlendiğinde çok iyi yaşarsın, yarın başlarsın, bir gün sonra başlarsın." Örtünmüşsün ne kadar güzel. Örtünüp tekrar açılan bir daha örtünmekte çok zorluk çekiyor. Dersi bırakan, zikrullahtan geri kalan — tekrar geri dönmek çok zor gelir. Nefsine ağır gelmesin; gel, otur zikrullaha. Şeytan aldatmasına kanma.

Kaynak: 632. Dergah Sohbeti — Bosna Seyahati, Osmanlı’nın Mirası ve Aile Hukuku

Allah cümlemizi korusun inşallah nedir?

Allah cümlemizi korusun inşallah. Haklarınızı helal edin; bizden yana da helal olsun inşallah. Cenâb-ı Hak birlik, beraberlik, muhabbet tesis etsin. Lâ ilâhe illallah. Fâtiha. Âmîn. Diğer dergah sohbetleri için Dergah Sohbetleri sayfasını ziyaret edin. Detaylı bilgi için TDV İslâm Ansiklopedisi ‘ne bakabilirsiniz.

Kaynak: 632. Dergah Sohbeti — Bosna Seyahati, Osmanlı’nın Mirası ve Aile Hukuku

Anne-babadan çocuklara mal taksimi nedir?

Hayatta olan bir kimsenin çocuklarından bazılarına mal verip diğerlerine vermemesi Hanefîlerce caiz görülmüş, ama caiz olsa da çok uygun görülmemiştir. Osmanlılar kız çocuklarına pozitif ayrımcılık yapmışlar: anne-babalar sağlıklarında kız çocuklarına mal taksim etmiş, öldükten sonra devlet bu taksimi reddetmemiş, kabul etmiş.

Kaynak: 636. Dergah Sohbeti — Vesvese, Silsile-İcâzet ve Kadir Gecesi

İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak konusunda ne söylendi?

Sütre konusunun ele alındığı bu dergah sohbetinde İslâm’da eşitlik ilkesi yoktur. Eşitlik ilkesi kapitalist sistemin bir aldatmacasıdır. Dünya üzerinde hiçbir zaman tam eşitlik olmaz. İslâm’da hâkim olan adalet ve hakkaniyettir. Kadınların hukuku ayrıdır, çocukların hukuku ayrıdır, erkeklerin hukuku ayrıdır, peygamberlerin hukuku ayrıdır. İnsanlar güçlerinin yettiklerinden sorumludur. Namaz kılmaya gücü yetmeyen kimseden namaz sorulmaz. Ömür boyu oruç tutamayan kimseden oruç sorulmaz. Savaş meydanında cihad etmeye gücü yetmeyen kimseden cihad sorulmaz. Eşitlik olsaydı bunların hepsinden sorgu sual sorulması gerekirdi.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

İslâm’da Sütre ne anlama gelir?

Sütre: İslâm’da Eşitlik Değil, Adalet ve Hakkâniyet Vardır. Sütre konusunun ele alındığı bu dergah sohbetinde İslâm’da eşitlik ilkesi yoktur. Eşitlik ilkesi kapitalist sistemin bir aldatmacasıdır. Dünya üzerinde hiçbir zaman tam eşitlik olmaz. İslâm’da hâkim olan adalet ve hakkaniyettir. Kadınların hukuku ayrıdır, çocukların hukuku ayrıdır, erkeklerin hukuku ayrıdır, peygamberlerin hukuku ayrıdır. İnsanlar güçlerinin yettiklerinden sorumludur. Namaz kılmaya gücü yetmeyen kimseden namaz sorulmaz. Ömür boyu oruç tutamayan kimseden oruç sorulmaz. Savaş meydanında cihad etmeye gücü yetmeyen kimseden cihad sorulmaz. Eşitlik olsaydı bunların hepsinden sorgu sual sorulması gerekirdi.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

Bebekler sorgusuz cennete gidiyorsa neden dünyada yaşıyoruz?

Ecel Allah’a aittir. Kimisinin bebekken Cenâb-ı Hak ecelini getirir, kimisine elli yaşında, kimisine yüz yaşında. Bebeğin ecelinin kısa tutulması annesine babasına rahmettir; anne baba buna sabrederse Cenâb-ı Hak onlara cennet nimeti verir. Biz buna "Sen böyle yaptın" diyemeyiz; teslim oluruz. Cennet dünyadan güzelse biz neden buradayız? Çünkü Cenâb-ı Hak bizi burada imtihan ediyor. Yaratılıp yaratılmamak bizim ihtiyarımızda değildir; bizi Allah yarattı.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

Kur’ân Meali Tehlikesi ve Mealcilerin Sorunu nedir?

Bir kimsenin Kur’ân-ı Kerîm’i meal olarak Türkçe’ye çevirmeye kalkması kadar zor bir şey yoktur. O kimsenin Kur’ân’ın dil yapısına, gramerine çok hâkim olması, aynı zamanda Türkçe’ye de çok hâkim olması gerekir. Kur’ân-ı Kerîm’de İbrânîce kelimeler dahi vardır. Kur’ân-ı Kerîm’in otomatik meal olarak Türkçe’ye çevrilmesi mümkün değildir. Mealciler kadar tehlikeli kimseler yoktur. İnsanları Kur’ân ve sünnetten uzaklaştırıyorlar, insanları kendi dinine yabancı ediyorlar. Meselâ "Siz Allah’a yardım edin ki Allah da size yardım etsin" âyetini "Allah’ın yoluna" diye çeviriyorlar. Âyet-i kerîmenin metninde "Allah’a yardım edin" buyuruluyor. Bu tür çarpıtmalar insanları sapkınlaştırıyor.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

İslâm hukukunda zina cezası nedir?

İslâm hukukunda bekâr bir kimsenin zina cezası yüz sopadır. Bir de üstüne sürgün cezası verilebilir. O kimse bulunduğu şehirden başka bir yere sürgün edilir. Bu caydırıcı bir ceza; böyle bir ceza alan kimse bir daha zina edemez. Ancak günümüzde zina Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suç değildir.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

Vatan savunması, şehitler ve fedakârlık konusunda ne söylendi?

Vatanı korumak, vatanın uğrunda mücadele etmek bedel ister. Bu topraklara Orta Asya’dan gelip bin yıldan beri tutunmaya çalışıyoruz; bin yıldan beri de bizi buradan sürmek için uğraşıyorlar. Bu yeni değildir. İçeriden satanlar var, dışarıdan saldıranlar var. Biz bu topraklar için cansa can, malsa mal, kansa kan fedâ etmeye devam edeceğiz. Rabbim şehitlerimizin ailelerine sabr-ı cemîl ihsan eylesin. Komutanlarımıza, siyasetçilerimize, bürokratlarımıza ferâset nasip eylesin. Askerlerimize uyanıklık ve ilham versin; tehlikeyi görüp sezip uzak dursunlar.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

Devletin mahremiyeti: yabancı şirketlere teslim edilmemeli konusunda ne söylendi?

Bir devletin kendi iç işleyişi kendisine kalmalıdır. Devletin mahremi yabancı bir şirkete teslim edilmemelidir. Nasıl karı koca mahrem meselelerini dışarıya anlatmamalıysa, bir ticarethanenin mahremi nasıl dışarıya çıkmamalıysa, devletin de mahremi yabancıların eline geçmemelidir. Bir yabancı şirket sizin açığınızı, gediğinizi, zayıf ve kuvvetli noktanızı, bilançolarınızı bilecekse bu doğru değildir. Âyet-i kerîmede "Siz Yahûdîleri ve Hristiyanları kendinize dost tutmayınız" buyurulmuştur. Türkiye’de uluslararası yetkinlikte kafa insanlar vardır. Devlet kendi danışmanlık şirketini kursun, yalaklardan ve salaklardan oluşmasın, ciddi ciddi fikir üretsinler. Devletin hesabını kitabını gavurcuklara teslim etmek kabul edilemez.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

Hz. Peygamber’in tüccarların ismini değiştirmesi ve lakap takma sünneti nedir?

Ebû Hureyre radıyallâhu anh naklediyor: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bize "simsar" adı veriliyordu. Resûlullah yanımıza uğradı ve şöyle buyurdu: "Ey tâcirler topluluğu! Alışverişlerde olmaması gerektiği hâlde çoğu kez boş söz ve yemin yapılır. Siz satışınıza sadaka karıştırın." Böylece Hz. Peygamber topluluğun ismini "simsar"dan "tâcir"e değiştirdi. Bir topluluğun ismini değiştirmek, bir kimseye lakap takmak sünnettir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Hz. Ali Efendimiz’e "Ebû Türâb" (Toprağın Oğlu) lakabını takmıştır. Sûfîlikte de şeyh efendi, gelen mürîdin hâline göre ismini değiştirebilir, ona incitmeyen, aşağılamayan bir lakap koyabilir. Bu sünnettir.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

Namaz kılarken sütre koymak nedir?

Ebû Hureyre radıyallâhu anh naklediyor: "Sizden biriniz namaz kıldığı zaman önüne bir şey koysun. Bir şey bulamazsa sopa diksin. Sopa da yoksa önüne bir çizgi çizsin. Bunları yaptıktan sonra önünden geçen şeyler ona zarar vermez." Arazide dahi namaz kılıyorsa, hiç kimse geçmeyeceğini düşünse dahi önüne ayakkabısını, kılıcını, bir taşı veya bir ağaç dalını sütre olarak koyacaktır. Evin içerisinde sehpa, sandalye veya bir engel koyacaktır. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in her sünnetinde sayısız hikmetler vardır. Sütre koymak, namaz kılan kimsenin dikkatini dağıtacak unsurlardan korunmasını sağlar. Sûfîler bu sünneti daha derin yorumlarlar: sütre dikkatini toplama, dış dünyayla ilişkiyi kesme ve ibadete tam odaklanma anlamına gelir.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

Odaklanmak: İbadette, İşte ve Evde konusunda ne söylendi?

Bir iş yaparken yapmış olduğunuz işe odaklanın. Namaz kılıyorsanız namaza odaklanın, alışverişi bırakın. Hadis okuyorsanız her şeyi bırakın, hadis okuyun. Allah’ı zikredecekseniz her şeyi bırakın, Allah’ı zikredin. Sohbet dinliyorsanız sohbete odaklanın, yanındakiyle fısıldaşmayın. Belki de ümmet-i Muhammed’in en büyük sıkıntılarından biri odaklanamamaktır. Bir iş yapacak, elinde telefon. Cumada hutbe okunuyor, adam telefonu çıkarıyor. Evde aile bir arada, herkesin elinde telefon veya tablet, birbirleriyle bir kelime dahi konuşmuyorlar. İbadette ibadete, işte işe, evde aileye odaklanın. Her yaptığınız işi tam yapın, hakkını verin.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

Hadis inkârcılarına karşı hukuki mücadele konusunda ne söylendi?

Hiç kimse kötü söz kullanmamalı, hakaret etmemeli, lâf dalaşına girmemelidir. Onlar küfreder, siz küfredemezsiniz; küfredince onlardan farkınız kalmaz. Yapılacak iş bellidir: kanunî olarak dilekçe hazırlanacak, kim hadisleri inkâr ettiyse ve hakaret ettiyse saat ve dakika olarak tespit edilecek, delilli bir şekilde savcılığa suç duyurusunda bulunulacaktır. Ceza hukukunda ve Anayasa’da bu haklar mevcuttur.

Kaynak: 641. Dergah Sohbeti — İslâm’da Adalet, Sütre ve Odaklanmak

Aile İçinde Şer konusunu ele aldığınız metnin nedir?

Evin içerisinde oğlan veya kız şerlik yapıyor, şerrinden dolayı her dediği yapılıyor; diğer çocuklara haksızlık yapılıyor. Anne baba şer olan evladın yanında durdu, masum ve mazlum evlatlarının hakkını yedi. Şer geldi bağırdı çağırdı, "verin bana para" dedi; anne baba parayı ona verdi, öbür evlatlarına vermedi. Şer kazandı. Kişi sevdiğiyle beraberdir; şerrin yanında durup masumu ve mazlumu kolların altına almazsan, şerrin şerrinden sorumlu olursun.

Kaynak: 647. Dergah Sohbeti — Şerle Mücadele, Nefis, 28 Şubat ve Zikir Meclisinin Fazile

Bu hüküm günümüzde de geçerli midir?

Kocası ölen bir kadın iddet beklerken dört ay on gün boyunca süslenmeyecek, albenili durmayacak. Hanefîlerin söylediği budur: Ona bir dünürcü gelmesin diye albenili durmayacak. Bu hüküm günümüzde de geçerlidir. Câhiliye döneminde kadın bir sene beklerdi, en kötü elbisesini giyerdi; İslâm bunu dört ay on güne indirmiştir.

Kaynak: 649. Dergah Sohbeti — Korona, Sünnet-i Seniyye ile Temizlik, Nankörlük ve Sufili

Ehlibeyt sevgisi ve Hz. Hüseyin Efendimiz meselesi hakkında ne söylendi?

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Size iki şey bıraktım; sımsıkı yapışırsanız sapıtmazsınız, dalâlete düşmezsiniz, kurtuluşa erersiniz. Birincisi Allah’ın kitabı Kur’ân, ikincisi ehlibeytimin yoludur." Bu hadîs-i şerîf, ehlibeyt sevgisinin İslâm’ın temel esaslarından olduğunu açıkça göstermektedir.

Hz. Hüseyin Hakkındaki İthamlar

Son dönemde Hz. Hüseyin Efendimiz’in de "hataları vardı" diye yayınlar yapılmaya başlandı. Bunların asıl söylemek istedikleri şudur: Hz. Hüseyin mevcut sisteme karşı geldi, yani bâğî statüsüne düştü. Bâğî olunca o kimsenin öldürülmesi hak olur. Aslında onu küfürle suçluyorlar fakat küfürle suçlamış olsalar oyun ve tezgâh meydana çıkacak. Oyun meydana çıkmasın diye haktanmış gibi görünüp "onun da hataları, kusurları vardı" diyorlar.

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

İşgal Gerçeği nedir?

Çocuk: Çürük: İşgal Gerçeği — Savaş Hiç Bitmedi

Çürük konusunun ele alındığı bu dergah sohbetinde Savaş devam ediyor, savaş çıkması diye bir şey yok. Hâbil ve Kâbil’den itibaren yeryüzünde hak ile bâtılın savaşı devam eder, hiç bitmez. Biz taviz verdiğimiz için bitmiş zannediyoruz. Kendi dinimizden, âdetimizden, kültürümüzden taviz verdiğimiz için bize savaş yokmuş gibi geliyor.

Kaynak: 651. Dergah Sohbeti — İşgal Gerçeği, Çocuk Yetiştirme, Aile Mirası ve Nesil Mese

Aile içi ilişkiler ve miras konusunda hangi hata yapılmaktadır?

Anne babalar en büyük hatayı yapıyor: kendi kinlerini, nefretlerini çocuklara aktarıyorlar. "Teyzeniz böyle, amcanız böyle, halanız şöyle" diyorlar. Çocuk anneannesini, babaannesini tanımadan düşman oluyor. Dayısını, halasını tanımadan düşman oluyor. Biz arkaya ne miras bıraktığımızı bilmiyoruz — iyilik mi bıraktık, kötülük mü?

Kaynak: 651. Dergah Sohbeti — İşgal Gerçeği, Çocuk Yetiştirme, Aile Mirası ve Nesil Mese

Mirasın gerçek değeri nedir?

"Paranızı namaz kılanlar yesin" buyuruyor Hadis-i şerif. Kime bıraktın mirası? Namazdan, abdestten haberi olmayan çocuklarına mı? Daha ileri: inkâr eden çocuklarına mı? Hz. Nuh’a ne dedi Cenâb-ı Hak? "O senin ehlin değildir, o senin evladın değildir. Arkana dönüp bakma."

Kaynak: 651. Dergah Sohbeti — İşgal Gerçeği, Çocuk Yetiştirme, Aile Mirası ve Nesil Mese

Aile içi meseleler ve dervişlik arasındaki ilişki nedir?

Dervişleri dinliyorum, diyorum ki: "Ya ben boşuna anlatıyorum bu insanlara." Kadına bakıyorsun serkeş — kocasını dinlemiyor. Adama bakıyorsun — karısına gayriiislâmî davranıyor. Çocuklarına bakıyorsun — anne babalarıyla kavgalı, küs, konuşmuyor. Bir de derviş bunlar.

Kaynak: 652. Dergah Sohbeti — Yaşayarak Tebliğ, Cemaatlerin Sınavı, Fitne Meselesi ve Mü

Şakadan da olsa bir kimseye "kâfir oldun" demek ne hükmü vardır?

Şakadan da olsa bir kimseye "kâfir oldun" demek Allah muhafaza eylesin insanı küfre götürür. Küfre gidince tecdîd-i iman ve tecdîd-i nikâh gereklidir o kimseye.

Kaynak: 656. Dergah Sohbeti — Dijital Çağ, Cihat ve Ticaret, Haramların Yayılması ve Diy

Masonluk atfetmenin hükmü nedir?

Bir konuda elimizde bilgi yoksa "bu Masondur" diyemeyiz. Mason olduğuna dair elimizde bir delil olması lazım. Delil yoksa Masonluk atfetmek — kafirlik atfetmek demektir. Allah muhafaza eylesin. Bunu elimizde delil olmadan yapamayız.

Kaynak: 660. Dergah Sohbeti — Mehdiyetle İlgili Uyarılar, Ekonomik Tedbirler ve Evlilik

Banka bünyesindeki müzede çalışmak ne demektir?

Türkiye’de herhangi bir kurum ve kuruluşu gösterin bana — komple helal olsun. Normalde vergisi, sigortası, muhtasarı — Diyanetin bile Anayasa Mahkemesi kararıyla laik bir kurum olduğu tescillidir. Diyanet dahi laik bir kurumsa Türkiye’deki hangi kurumu dinî göreceksiniz?

Kaynak: 660. Dergah Sohbeti — Mehdiyetle İlgili Uyarılar, Ekonomik Tedbirler ve Evlilik

Disiplin ve Çalışkanlık nedir?

Disiplin ve Çalışkanlık

Almanlar neden teknolojide ileri? Disiplinliler. Alman mühendis mesai saat 8’de başlıyordu, adam 7’de iş yerinde. Bütün resimleri açıyor, o gün ne yaptıracak plan program yapıyor, gelen kalfalara iş veriyordu. Türk mühendis 9.30’da iş başı yapıyordu, erken geldiği 9.30. Aşağıdan yukarı bakıyordu, merdivenine bile binmiyordu. Alman mühendisi attığın punta, yattığın kaynağı takip ediyordu, disiplinliydi.

Kaynak: 661. Dergah Sohbeti — Mücahede, İstihraç ve İslam Dünyasının Durumu

Anne babanın dervişlik ve İslâm’dan soğumasına ne kadar sorumludur?

Çocukların dervişlikten ve İslâm’dan soğumasının sorumlusu anne babadır. Anne babanın davranış biçimi yolunun aynasıdır. Sûfîler birer ışık, birer fener olmalı ve gittikleri yeri Kur’ân ve Sünnet’e teslimiyetleriyle aydınlatmalıdır.

Kaynak: 669. Dergah Sohbeti — Ahzâb 21: Hz. Peygamber En Güzel Örnek ve Sünnet-i Seniyye

Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti nedir?

Münâfikûn Sûresi 9: Mal ve Evlat Fitnesi

Bu sohbetin merkezinde Münâfikûn Sûresi’nin 9. âyet-i kerîmesi yer alır: "Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Münâfikûn Sûresi 9. âyet-i kerîmesi ne anlama gelmektedir?

Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Âyet-i kerîmenin beş ana bölümü nedir?

1) İman edenler, 2) Mallar, 3) Çocuklar, 4) Allah’ı zikir, 5) Hüsrana uğrayanlar.

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

İslâm zenginliğe karşı mıdır; dünya sevgisine karşı mıdır?

İslâm zenginliğe karşı değildir; dünya sevgisine karşıdır. Hz. Abdülkâdir Geylânî’nin ifadesiyle kumaş ölçmek, biçmek kerih görülmemiş; dünyayı sevmek, dünyaya âşık olmak kerih görülmüştür.

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Zararsız fitne nedir?

Mal ve evlat, Allah’ın zikrini engellemiyorsa sıkıntı yoktur. Zekât vereceksen mal edinmen, hayırlı evlat yetiştirmen gerekir.

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Zararlı fitne nedir?

Mal, çocuk veya eş seni namazdan, zikirden, oruçtan, cihattan alıkoyuyorsa fitne zararlı hâle gelmiştir.

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Evlat: Sadaka-i Câriye veya Günah Kapısı nedir?

Hayırlı bir evlat yetiştiren anne-babanın amel defteri kapanmaz; çocuğun yaptığı her ibadetten sevap alırlar. Ancak çocuğa günah kapısı aralarsan, onun düştüğü her günahtan sen de nasibini alırsın. Aynı kural eşler arasında da geçerlidir.

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Tarihî Devir Döngüsü: Devletlerin Yıkılma Sebebi nedir?

Emevîler, Abbâsîler, Memlükler, Selçuklular, Osmanlı — hepsi yıkılmıştır. Yıkılmalarının ortak sebebi: Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin hükümlerinden uzaklaşma, mal sevgisi, makama gelenlerin adaletsiz davranması, rüşvet ve kayırmacılığın yaygınlaşmasıdır.

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Siyasî İstismar ve Müslümanların İmtihanı nedir?

Bundan 20-30 yıl önce Müslümanlar mücadele hâlindeydi: Zikrullah yasak, sohbet yasak, başörtüsü yasak. Müslümanlar iktidarın bir ucundan tutunca mal sevgisi, makam sevgisi davalarını unutmalarına sebep oldu. ‘Biz de zengin olacağız, biz de köşeyi döneceğiz’ derken hakkı, hukuku, adaleti, fukarayı unuttular.

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Hüsrana Uğramak: Bireysel ve Toplumsal nedir?

Âyet-i kerîme açıktır: Malınız ve çocuklarınız Allah’ın zikrinden alıkoyuyorsa hüsrana uğrayanlardan olacaksınız. Bu bireysel olarak da, toplumsal olarak da geçerlidir.

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Bireysel hüsran nedir?

Eş, çocuk, mal seni zikirden, namazdan, Kur’ân’ı yaşamaktan alıkoyuyorsa

Kaynak: Mal ve Evlat Fitnesi, Hüsrana Uğramak — 673. Dergâh Sohbeti

Kadınların nafile orucu ve eşten izin meselesi nedir?

Kadınlar nâfile oruçlarını erkeklerine haber vermesi gerekir. Haber vermedi, kadın oruçtu — adam cinsel ilişkiye girmek isterse kadın "Ben oruçluyum" deme lüksüne sahip değildir. Eşine söylemediyse oruç tutacağını, oruçluyum bile demesin. Buradaki mesele cinsel ilişkiyle alakalıdır — adamın böyle bir derdi yoksa kadın, "Benden izin alacaksın" modunda değil bu. Nâfile orucu bu noktada bozulmuş olacak; ertesi gün vâcip olarak tutacaktır.

Kaynak: 683. Dergâh Sohbeti — Terör Örgütleri, Şeyhe Yakınlık, Zikrullah ve Namaz, Evlil

Evlilikte bakım, cazibe ve gerçek takva nedir?

Ey Müslüman kadınlar: kocalarınıza güzel görünmeniz, kokulanmanız, temiz olmanız, ilgi çekici olmanız, câzip olmanız takvâdır. Evin içerisinde râhibe terası gibi dolaşmanız takva değildir. Hz. Âişe annemiz buyurmuştur: "Biz her gece soyunur, Allah Resûlü’nün yatağına öyle yatardık." Bu hadis-i şerifi söyledim diye sosyal medya çalkalandı. Hâlbuki kadınlar sokakta zaten açık; Müslüman bir adam zinadan uzak evine geliyor — evde de paçoz eşofmanlarla mı karşılanacak? Erkekler de Dikkat Etsin. Erkekler de paçoz bir şekilde evde dolaşmasın. Saçına, sakalına, kıyafetine dikkat etsin. Diş temizliğine, vücut temizliğine dikkat etsin — bu sünnettir. Eşine güzel görünmek, güzel kokmak erkeğin de vazifesidir. Kocalarınıza karşı sevginizi, şefkatinizi, muhabbetinizi göstermeniz takvâdır. Kadın kıskanmalı seni — sen kendini fit tut; yürüdüğünde arkadan dünya yürüsün. Evdeki de "Kendime dikkat edeyim, bu elimden kaçabilir" desin.

Kaynak: 683. Dergâh Sohbeti — Terör Örgütleri, Şeyhe Yakınlık, Zikrullah ve Namaz, Evlil

Allah korkusu veya cehennem azabı değil; direkt Allah’la olan irtibatına sığınmış?

Devlet erkânının hanımı Yûsuf’a göz koymuştu. Onu odada sıkıştırdı. Yûsuf Aleyhisselâm bir an meyletti. O esnada başka bir âyet-i kerîmede "delilimizi gördü" buyruluyor: Ya’kûb Aleyhisselâm’ı gördü; Ya’kûb dişleriyle parmağını ısırıp "sen ne yapıyorsun?" manasında onu uyardı. İlk etapta Ya’kûb’un mânevî olarak — Cenâb-ı Hakk’ın izniyle — onu uyarması var. O uyarıyı aldıktan sonra Yûsuf Aleyhisselâm "Meâzallah — Allah’a sığınırım" dedi. Allah korkusu veya cehennem azabı değil; direkt Allah’la olan irtibatına sığınmış.

Kaynak: 689. Dergah Sohbeti | Haddini Bilmek, Evlilikte Denklik, Kur’an’ın Anlaşılması v

Bakara 284. âyet "İçindekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir" buyuruyor. Ama hadîs-i şerîfte "Ümmetimin içinden geçenlerden dolayı Allah onlara sorumluluk tutmaz" buyruluyor. Bu tenâkuz değil mi?

Avâma ve Havâssa Ait Hükümler "Allah sizin içinizden geçenlerden hesaba çekmez" — bu avâma aittir. Bir avam Müslümanın içinden geçenlerden hesaba çekilmeyecek, korkmasın. Fiiliyata dökmediği müddetçe. "Allah sizin içinizden geçenlerden hesaba çeker" — bu havâssa (seçkin kullara) aittir. Onlar içlerinden hiç kötülük geçirmeyecekler. Çünkü içinden geçirmesi kalbin amelidir. Kalbinden hiçbir kötülük geçmeyen kimsenin kalbi tenvîr olmuş, temizlenmiştir. Temizlenen kalp, vücut da temizlenir, akıl da temizlenir.

Kaynak: 689. Dergah Sohbeti | Haddini Bilmek, Evlilikte Denklik, Kur’an’ın Anlaşılması v

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hiçbir âyet-i kerîmeyi nesh etmemiştir?

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hiçbir âyet-i kerîmeyi nesh etmemiştir. Ama âyet-i kerîmelere açılım getirmiştir, tefsir etmiştir. Nesh etti dersek, Allah’la yarışmış olur — bu olmaz. Sahâbe "içinizden geçenlerden hesaba çekileceksiniz" âyeti gelince feveran etti, tedirgin oldu. Hz. Peygamber onların hâlini görünce hadîs-i şerîfleri buyurdu. Sonradan da "içinizden geçenlerden hesaba çekmez" âyeti geldi. İki âyet birbiriyle tenâkuz değildir; muhataplığı farklıdır.

Kaynak: 689. Dergah Sohbeti | Haddini Bilmek, Evlilikte Denklik, Kur’an’ın Anlaşılması v

Evlilikteki denklik ölçüsünü sosyal ilişkilerde de uygulayabilir miyiz?

Evlilikteki denklik hukukla alâkalıdır. Hanefîler bu konuda çok titizdir. Denklik: Ekonomik denklik, Eğitim denkliği, Kültürel denklik (aile kültürü dâhil), Dînî denklik (en önemlisi). Dînî denklik: Bir derviş haftanın üç-dört günü derse gidiyor. Eşi de bunu bilen, buna müsâmahakar davranan, dengi birisi olmalı. Yoksa "nerede kaldın, beni yalnız bıraktın" diye sıkıntı başlar. Aile Kültürü: Ailelerin kendilerine göre kültürleri var. Bu kültürlerin de denk gelmesi lâzım. Mesela kayınpeder damadın her işine karışıyorsa, damadın bu aile kültürünü kabullenecek bir yapıda olması gerekir — yoksa vukuat çıkar.

Kaynak: 689. Dergah Sohbeti | Haddini Bilmek, Evlilikte Denklik, Kur’an’ın Anlaşılması v

Kur’ân-ı Kerîm anlaşılmak ve yaşanmak için gönderilmiştir?

Ama ümmet henüz Kur’ân’ı tam anladık, tam yaşadık diyemez. Elif, Lâm, Mîm’i — hurûf-u mukattaayı — bile tam açıklayamıyoruz. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor: "Senden önce dinin yarısı yaşandı. Benim zamanımda %25’i yaşandı. Âhir zamanda da kalan %25’i yaşanacak." Ben inanıyorum ki kıyamet kopuncaya kadar dahi Kur’ân tam olarak anlaşılabilmiş olmayacak.

Kaynak: 689. Dergah Sohbeti | Haddini Bilmek, Evlilikte Denklik, Kur’an’ın Anlaşılması v

Peki: Ezan neyle amel ediliyor?

İlâhiyat ve Diyanet çevreleri "rüyayla amel olmaz" diye bağırıyorlar. Rüyayla. Abdullah b. Zeyd’in rüyası üzerine ezan kabul edildi. Bedir Savaşı: "Size kâfirleri az gösterdik, kafirlere de sizi az gösterdik" (Enfâl 8/43-44). Rüyayla amel ettiler. Yûsuf kıssası: Baştan sona rüyalar ve te’vîlleri üzerine kurulu. Hz. Peygamber: "Sahih rüya peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür." (Buhârî)

Kaynak: 689. Dergah Sohbeti | Haddini Bilmek, Evlilikte Denklik, Kur’an’ın Anlaşılması v

Amaç: dini akıl sallığına indirecekler, "akıl dışı" deyip âyet-i kerîmelerin büyük bir kısmını yok edecekler mi?

Amaç: dini akıl sallığına indirecekler, "akıl dışı" deyip âyet-i kerîmelerin büyük bir kısmını yok edecekler. Kabir azabını inkâr, hadisleri inkâr, Pavlosvârî bir İslâm getirmek istiyorlar. Kur’ân ve Sünnet denince sadece inanç çıkmıyor — bir ideoloji çıkıyor: ekonomisi, sosyal hayatı, askerî hayatı, devlet çalışma sistemi, komple hayatı içine alan bir ideoloji. İslâm dünyasındaki hükümetler, krallar, devlet başkanları İslâm’ın bu ideolojik yönünü görmek istemiyorlar.

Kaynak: 689. Dergah Sohbeti | Haddini Bilmek, Evlilikte Denklik, Kur’an’ın Anlaşılması v

Ana dilde ibadet ve ana dilde eğitimle ilgili görüşlerinizi lütfeder misiniz?

İmâm-ı Azam Hazretleri’nin Fetvası İmâm-ı Azam Hazretleri bu konuda en toleranslı, Müslümanların işini kolaylaştırıcı bir fetva vermiştir: Bir kimse Kur’ân-ı Kerîm öğreninceye kadar kendi ana diliyle Fâtiya-i Şerîfe’yi okuyabilir, bununla ibadet edebilir. İmâm-ı Azam’ın yaşadığı bölge çok uluslu ve çok dilli bir yerdi — Bağdat, Şam bölgesi. Mekke-Medîne gibi tek dilli değil. İmâm-ı Azam kendisi de Arap değildi; Emevîler ve Abbâsîler tarafından ikinci sınıf vatandaş hükmüne konulmuş genel olarak. Bu fetvayı o şartlarda vermiştir. Dikkat: Bu fetvayı alıp "bir kimse ömür boyu kendi ana diliyle ibadet edebilir" hükmünü çıkarmaya çalışıyorlar. Bu doğru değildir, bu İmâm-ı Azam’a atılmış bir iftira olur. İmâm-ı Azam "öğreninceye kadar" demiştir. Bununla alâkalı kaynak olarak el-Hidâye’de ve Dürerü’l-Hükkâm’da bu mesele bulunabilir.

Kaynak: 691. Dergah Sohbeti | Ana Dilde İbadet, Milliyetçilik Fitnesı ve Gusül Bilmeyen

Türkler hiçbir zaman hiçbir dili yasaklamamışlardır?

Osmanlı’da ve Türk Devletlerinde Dil Meselesi Ana dilde eğitimin yasaklanmaması lazım. Osmanlı’da yasak değildi, Selçuklu’da yasak değildi. Daha geriye gittiğimizde Müslüman Türk devletlerinde de yasak değildi. Türkler hiçbir zaman hiçbir dili yasaklamamışlardır. Orta Asya’dan itibaren çok uluslu, çok kavimli bir topluluk olmuşlardır. Mesela Malazgirt Savaşı’nda Alparslan Bizans’a karşı savaşırken sadece Türkler yoktu. Bölgede ne kadar Müslüman unsur varsa — Kürtler dâhil — hepsi Malazgirt Savaşı’na katıldı. Türkler İslâm olduktan sonra da İslâm öncesinde de aşırı derecede bir kavmiyetçilik göstermemişlerdir. Milliyetçiliğin Osmanlı’ya Sokulması Yahudi unsurlar, Sebataistler ve Siyonistlerdir. Milliyetçiliğin Osmanlı’ya sokulmasıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun bölünüp parçalanmasına sebep olmuşlardır. Bir Boşnak "ben Boşnağım", bir Arnavut "ben Arnavutum, özgürlük istiyorum" dedi. Bu ilk olarak Balkanlarda başladı. Osmanlı, Balkanlardan Müslüman kanı dökülmesin diye çekildi — orada bir mağlubiyet söz konusu değil. Osmanlı’nın içine milliyetçiliği koyan İngilizlerin Siyonistlerle beraber yapmış olduğu bir oyundu. İngiliz-Siyonist İttifakı İsrail’in kurulmasının sözünü veren İngiltere’dir. Siyonistler parayı elinde tutanlardır. Para İngiltere’de kraliyet ailesinin gözetiminin altındadır. İngiliz paracılarla Amerikan paracılar ayrıdır ama ikisi de Siyonisttir, birbirlerinin teyze çocuklarıdır. Tek noktada birleşirler: Müslümanlara karşı. Dergah sohbetinde vurgulanan, müminin günlük hayatında rehber edinmesi gereken önemli mesajlar içermektedir. Hindistan-Pakistan savaşının sebebi de İngilizlerdir: oradan çekilirken Hindistan’ın içerisinde bir Müslüman grup, Müslümanların içerisinde bir Hindu grup bıraktılar. Sınırları öyle ayarladılar. Bangladeş meselesi de bunun devamıdır.

Kaynak: 691. Dergah Sohbeti | Ana Dilde İbadet, Milliyetçilik Fitnesı ve Gusül Bilmeyen

"Millî Eğitim Bakanlığı" dediler ama hiçbirisi millî değil midir?

Millî Eğitim Sistemi Bizim içimize de milliyetçiliği koydular. "Millî Eğitim Bakanlığı" dediler ama hiçbirisi millî değildir. Tek dil, tek eğitim denildi ama sonuç itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gençleri câhil şu anda. Lâik demokratik devletin millî eğitiminin yetiştirmiş olduğu çocuklar: edep ve terbiyeden uzak, her türlü uyuşturucuya, içkiye, yanlışlığa girebilecek bir gençlik. Bu dergah sohbetinde Mustafa Özbağ Efendi, konuyu detaylı şekilde ele almaktadır. Özel Okullar ve Sınıf Farkı Eğitim sistemi başarısız olduğunu kendileri de görüyorlar. Özel okullara, özel eğitim sistemlerine müsaade ediyorlar. Böylece fakirin fukaranın çoluğu çocuğu okumasın diye bir sistem kurulmuş oluyor. Koç Üniversitesi’nin anaokulunun yıllık parası 1.7 milyon lira. Kim gönderecek? İyi üniversitelere belirli bir kesimin çocukları gidecek, diğerleri ırgat olacak, amele olacak. Din Eğitimi Felâketi İster imam hatibe gitsin ister ilâhiyata gitsin, bu çocuklar yüzeysel bir dinî eğitim alıyorlar. Diyanet’in içerisinde — çok affedersiniz — eşcinsel imamlar var, içki içen imamlar var, lâik imamlar var. "Ben memurum, beş vakit namazı kılıyorum ama ateistim" diyen imam var. İlâhiyata gönderdiğimiz çocuklara boyuna telkin ediyorum: Sakın hadis inkârcısı olmayın, sakın mezhep inkârcısı olmayın, sakın âyet inkârcısı olmayın. Çatışmayın, sizi okulda bırakırlar.

Kaynak: 691. Dergah Sohbeti | Ana Dilde İbadet, Milliyetçilik Fitnesı ve Gusül Bilmeyen

Sebebi: eşi gusül abdestini inkâr ediyor mu?

Ödemiş’ten Bir İbretlik Kıssa Yıllar önce, 1989’da, çok zengin bir ailenin kızı geldi. Yeni evlenmiş, bir haftalık. "Boşanmak istiyorum" dedi. Sebebi: eşi gusül abdestini inkâr ediyor. İlişkiden sonra "gusül abdesti diye bir şey yok" diyor. Bu küfür noktasındadır, o kimseyle evli kalınamaz. Kız hakkını bildi, boşandı. Günümüzde Durum Yıl 2025, gençler evleniyor, gusül abdestini bilmiyor. 35-36 yaşında, iki çocuk annesi bir kadın gusül abdestini bilmiyor. Fâtiha sûresini bilmiyor. Gecenin saat ikisinde telefon açıyor, banyoda gusül aldırdım ona. Kelime-i şehâdeti bile söyleyemiyor, dili dönmüyor. Gece saat üçe kadar kelime-i şehâdet getirmesini öğrettim. Bu bayan üniversite mezunu. Özel okullarda okumuş. İyi bir ailenin kızı. İyi bir maaşı var. Ama kelime-i şehâdeti bilmiyor. İşte eğitim sistemi bu. Bu devleti 100 yıldır idare edenler bunun altından kalkamaz. Bu milletin çocuklarını dinsiz yetiştirdiler.

Kaynak: 691. Dergah Sohbeti | Ana Dilde İbadet, Milliyetçilik Fitnesı ve Gusül Bilmeyen

Dünya üzerinde salt tertemiz, pâk — mezhep, meşrep, tarikat, şeyh öne koymadan — Kur’ân’ı, sünneti ve imamların ictihâdını konuşan topluluk çok az şu mudur?

Dünya üzerinde salt tertemiz, pâk — mezhep, meşrep, tarikat, şeyh öne koymadan — Kur’ân’ı, sünneti ve imamların ictihâdını konuşan topluluk çok az şu anda. Çok acı bir şey bu. Derviş ânından bir şey istemeyen, onları maaşa bağlamayan, sadece Kur’ân’ın sünneti, imamların ictihâdı, ilk sûfîlerin yolunu anlatan — kelaynak kuşu gibi kaldık. Bundan rahatsız değilim, mutluyum. "Çok azınız îmân eder." Bu noktada böyle kaldık. Rabbim son nefesimize kadar Kur’ân’a, sünnete, imamların ictihâdına, ilk sûfîlerin yoluna, edebine, âdâbına bu yollardan eylesin.

Kaynak: 691. Dergah Sohbeti | Ana Dilde İbadet, Milliyetçilik Fitnesı ve Gusül Bilmeyen

Hz. Âişe Annemiz’in evlilik yaşı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu dergah sohbetinin ana konusu, müminin günlük hayatında rehber edinmesi gereken önemli mesajlar içermektedir. Bununla alâkalı çalışmalar var. Bu çalışmalar netleşti sayılır. Hz. Âişe annemiz evlendiğinde yaklaşık 18 yaşında.

Kaynak: 692. Dergah Sohbeti | Kurban İbadeti, Lânetlik Fiiliyat ve Müslümanların Sorumlu

Bir baba çocuğuna bakmakla sorumlu mudur?

Sen davayı aç, içeri giriyorsa girsin. Bir baba çocuğuna bakmakla sorumlu.

Kaynak: 694. Dergah Sohbeti | Boykot Meselesi, Dervişlerin Hatalarını Örtmek ve Zikrullâ

Bak o adam şu anda eşine, çoluğuna, çocuğuna o sanattan yedirdiğinden, içirdiğinden hepsinden de şimdi bu adama sevap geliyor mu?

Bak o adam şu anda eşine, çoluğuna, çocuğuna o sanattan yedirdiğinden, içirdiğinden hepsinden de şimdi bu adama sevap geliyor. O usta olan dükkan açan da yetiştirdi birisini. O da diyelim ki bir dükkan açtı.

Aile içi meselelerin nasıl ele alındığı?

Aynı zamanda işin içerisine girilince mesela ailelerin kendi örfleri de girdi. Bunu böyle etraflıca alırsanız o zaman meseleyi Kur’an, sünnet, icma-i ümmet aynı zamanda aklın öngörüsü, aynı zamanda oradaki topluluğun kültürel yaklaşımı, oradaki küçük bir topluluğun bir aşiret de olabilir. Oradaki onların edebi, ahdabı bu meseleye anlayış biçimleri de cem edilerekten meselenin hakikate çıkar.

Kaynak: Hanefi-Maturidi çizgisi, sadece Kur’an’ın lafzına bakarak hüküm vermez

Kadınların toplumda nasıl davranmaları gerektiği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bikiniyle konsere çıkıyorlar ve bunu özgürlük diyorlar. Ve bu Müslüman halkın çocukları da ne yazık ki onlara gidiyor. Artık onlar da nasıl gidiyorsa bu son dönemlerde örtülü kadınlar da kızlar da gitmeye başladı. izlemeye gidiyor herkes ve hiç kimse de buna bir demiyor.

Kaynak: Her türlü melanetin yaşandığı bir toplumda dinini muhafaza edip yaşamaya çalışma

Okuyorsan okuluna sahip çıkmalı mısın?

Okuyorsan okuluna sahip çık. Birden bitir okulunu.

Kaynak: Gözünün gördüğünü sevmeyen Allah’ı da sevemez

İşine disiplinini yapmalı mısın?

İşine disiplinini yap. Kuş sabahtan akşama kadar yuvada durmuyor.

Kaynak: Gözünün gördüğünü sevmeyen Allah’ı da sevemez

Muhtar kaçta kalkıyorsun?

Ha onu dışarıdan baksan adam ah ne kadar ya adam tamam işte bahçesi var şusu var 6 bu5ta kalkıyor isterse kalkmasın evet siz kuşlar gibi olacaksınız müitviş kuşlar gibidir.

Kaynak: Gözünün gördüğünü sevmeyen Allah’ı da sevemez

Kibir devreye girdiğinde bu ölçü yararlı olmaktan çıkıp zararlı hale gelir mi?

Bu ölçü iş ilişkileri, sosyal çevre ve sufi dervişlik ilişkileri için de referans alınabilir; ancak kibirliliğe düşmeden uygulanması şartıyla. Kibir devreye girdiğinde bu ölçü yararlı olmaktan çıkıp zararlı hale gelir.

Kaynak: İnsanlar evlenirkerken denkliği gözardı etmemeli 15.05.25

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları