Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Aile ve Evlilik(1545) — Sayfa 13/18
Pazarcılar maddî miras bekledikleri için, mescitteki mânevî mirası göremediler mi?
Ebû Hüreyre burada kinâye yapıyor — sûfî dili ile örtülü konuşuyor. Bir şeyi söylerken arkasındaki hakikati aratıyor. Pazarcılar maddî miras bekledikleri için, mescitteki mânevî mirası göremediler. Çünkü gözlerinde mâneviyat yoktu, gözlerinde dünya vardı. Sûfîler bir şeyi örtülü konuşurlar ki dinleyen hakikati arasın, alacağını alsın.
Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası
‘Derece nedir?’ diye sorulduğunda Peygamber Efendimiz: ‘Uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz bir dereceye ulaşamazsınız’ buyurmuştur?
Ensârdan bir zât, evi mescide en uzak olmasına rağmen Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile kığılmak hiçbir namazı kaçırmazdı. Ubey bin Ka’b ona ‘Bir eşek satın al, rahat gel git’ dediğinde, o zât şöyle cevap verdi: ‘Evimin Hz. Peygamber’in çadır ipine bağlı olmasını istemem.’ Ubey bunu ağır bulup Hz. Peygamber’e haber verdi. Peygamber Efendimiz o zâtı çağırdı ve buyurdu: ‘Gerçekten senin için hesap ettiğin ecir vardır’ (Müslim, Mesâcid 277).
Mescide namaz için yürüyen kimsenin her adımına on sevap, on derece yazılır ve on günahı affolunur. ‘Derece nedir?’ diye sorulduğunda Peygamber Efendimiz: ‘Uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz bir dereceye ulaşamazsınız’ buyurmuştur. Uzaktan ibâdete, zikre, sohbete giden kimsenin sevabı katmerlenir. Bir sohbet veya zikir için seyahat etmek cihad hükmündedir.
Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası
Devletin almış olduğu vergiler ile İslâm’ın emrettiği zekât ibadeti birbirinden tamamen farklı mükellefiyetler midir?
Peygamber: Zekât Hesaplama ve Nisab Miktarı
Devletin aldığı vergi zekât yerine geçmez. Devletin almış olduğu vergiler ile İslâm’ın emrettiği zekât ibadeti birbirinden tamamen farklı mükellefiyetlerdir. Vergi ödediğini düşünerek zekâtını vermemek doğru bir yaklaşım değildir.
Ticaret amacıyla alınmış, ekili olmayan tarlaların zekâtı alış fiyatı üzerinden hesaplanır. Nisab miktarı seksen gram altındır. Eğer tarlaların toplam değeri seksen gram altının karşılığını aşıyorsa, bu değerin kırkta biri zekât olarak verilmelidir. Kişinin elinde nakit parası yoksa, tarlaları sattığında birikmiş zekâtını ödeyecektir.
Ticaret için kullanılmayan, bizzat iş yapmak amacıyla alınan makine ve araçların kendisine zekât düşmez. Zekât yalnızca ticaret mallarına, nakit paraya, altın ve gümüşe düşer.
Vacibin Önemi
Vacibin terki günahtır. Abdestin vacipleri gibi farz ibadetlerin zorunlu unsurları terk edilemez. Vacip, farzdan bir derece aşağıda olmakla birlikte bağlayıcı bir hükümdür ve yerine getirilmesi her Müslüman üzerine gereklidir.
Peygamber Filmleri Hakkında İslâmî Hüküm
Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in çocukluğunu anlatan film dahil olmak üzere, Hz. Âdem aleyhisselâm’dan bugüne kadar gelmiş geçmiş hiçbir peygamberin sûretini gösteren filmler izlenemez. Peygamberleri sûreten gösteren hiçbir sinema eseri câiz değildir.
Bu konudaki en büyük tehlike, sûret tahayyülüdür. Bir kimse herhangi bir peygamberin filmini izlediğinde, o aktörün yüzü zihnine yerleşir. Bundan sonra o peygamberi düşündüğünde, salavât getirdiğinde veya dua ettiğinde hep o filmde gördüğü sûret aklına gelir. Bu durum ibadetin safiyetini bozar.
Nitekim Hristiyan dünyasında Hz. Îsâ aleyhisselâm denildiğinde herkesin aklına çarmıha gerilmiş figür gelir. Hâlbuki o figürün Hz. Îsâ aleyhisselâm ile hiçbir ilgisi yoktur. Aynı durum Nûh aleyhisselâm hakkında çekilen filmler için de geçerlidir.
Sûfilerin Rüya Müşâhedesi Açısından Değerlendirme
Sûfîler rüyalarında Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördüklerinde, her seferinde farklı bir sûretle müşâhede ederler. Kişinin mâneviyâtına, hâline ve o günkü rûhî durumuna göre müşâhede değişir. Bu sebeple birkaç kez gören bir kimse bile ‘Peygamber’in sûreti kesinlikle şudur’ diyemez. Birden fazla sûret aklında kalır ve zamanla bu durum rahmet etmesini zorlaştırabilir. Filmler ise sabit tek bir imaj bırakır ve bu çok daha tehlikelidir.
Gelecekte Ortaya Çıkabilecek Tehlikeler
Müslümanlar peygamber filmlerine kapı açmamalıdır. Bugün saygılı bir niyetle çekilen film, yarın kötü niyetli yapımlara zemin hazırlar. Avrupalılar geçmişte karikatür kriziyle Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e hakaret girişiminde bulundular. İslâm dünyası buna kınamaktan öteye geçemedi. Yarın terörist bir peygamber filmi çekerlerse buna dur diyecek bir güç şu anda mevcut değildir. Bu kapıyı hiç açmamak en doğrusudur.
Âile Hayatında Mahremiyetin Korunması ve Pornografi Meselesi
Pornografi günümüzün en yaygın ve en yıkıcı âile hastalıklarından biridir. Bu bela 9-10 yaş grubuna kadar inmiştir. Toplumun her kesimini etkileyen bu musibetten korunmanın yolu, eşlerin birbirlerinin ihtiyaçlarını helâl dairede karşılamasıdır.
Hz. Âişe Annemizin Rivâyeti ve Eşler Arası Mahremiyet
Hz. Âişe radıyallâhu anhâ annemiz buyuruyor ki: ‘Biz soyunur, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yatağına öyle yatardık.’ Bu hadîs-i şerîf Sahîh-i Buhârî’de geçmektedir. Eşler arasındaki mahremiyetin sınırları bizzat Peygamber Efendimiz’in sünnetiyle belirlenmiştir. Toplum, bu hadisleri duyunca rahatsız oluyor, çünkü din olarak kendilerine din dışı kalıpları öğretmişler.
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, Hz. Âişe annemize vahiy geleceği için gündüzleri tesettürlü dolaşmasını isterdi. Çünkü Cebrâil aleyhisselâm bir kadın dekolte hâldeyken gelmezdi. Bu, gündüzle ilgili özel bir sebeptir. Gece ise eşler arasındaki mahremiyet farklıdır.
Kadın ve Erkeğin Karşılıklı Sorumlulukları
Kadınlar, kocalarını haramdan korumakla vazifelidir. Bunun yolu, haram günler hâriç her zaman bu noktada hazır olması ve kendisini çekici, câzibeli hâlde tutmasıdır. Aynı şekilde erkekler de eşlerini hem fiziken hem gönül olarak hem de göz olarak doyurmakla mükelleftir.
Erkekler ağız temizliği, vücut temizliği, kasık ve koltuk altı temizliğine dikkat edecek. Akşam olunca yemek yiyip hemen yatmayacak, ‘yorgunum’ deyip sırtını dönmeyecek. Bir erkeğin eşiyle dört günde bir cinsel ilişkiye girmesi İslâm hukukuna göre gereklidir. Girmezse kadının alacağı hak doğar, hatta boşanma hakkı bile ortaya çıkabilir.
Her iki taraf da vücut bakımına dikkat edecek. Kocaman göbekli, hantal bir hâlde olmayacak. Kaç yaşında olursa olsun erkek de kadın da kendine bakacak. İslâmî kesimlerde bu noktada ciddi bir gevşeklik vardır. Evlenir evlenmez kendine dikkat etmeyi bırakıyorlar. Sûfîlerde bu bir adım daha ileri gidiyor: ‘Benim eşim derviş, harama gitmez’ düşüncesiyle birbirlerine çekici olmayı ihmal ediyorlar. Hâlbuki cazip bir eş olmak, karşı tarafın hakkıdır.
Karı-Koca Küslüğü ve Üç Gün Kuralı
Müminin mümine üç günden fazla küs durması câiz değildir. Bu hadîs-i şerîf (Buhârî, Edeb 57; Müslim, Birr 23) ev içi karı-koca ilişkisi için de geçerlidir. On gün, yirmi gün küs duran, birbirleriyle konuşmayan çiftler büyük bir hata içindedir.
Otuz yıla yakın aynı evde yaşayıp birbirleriyle hiç konuşmayan, birbirlerinin pişirdiğini bile yemeyen çiftler vardır. Adam mutfağa geçip kendi yemeğini yapıyor, kadın ayrı yapıyor. Bu hayat değildir. Karı-koca küslüğü, on günlük ayrılık gibi durumlar ciddi günah kapısı açar. Çünkü bu süre içinde her iki tarafın cinsel ihtiyaçları karşılanmaz ve harama düşme riski artar.
Sahâbenin Oruçla İlgili Kıssası
Bir sahâbî Ramazan’da orucunu bozmuş, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelmiş: ‘Yâ Resûlallah, orucumu bozdum.’ Peygamber Efendimiz altmış bir gün oruç tutmasını söylemiş. Sahâbî ‘Başıma gelen bu oruç yüzünden geldi, ben nasıl altmış bir gün tutarım?’ demiş. Bunun üzerine bir fakir doyurması emredilmiş. Sahâbî ‘Bu Medine ovasında benden fakiri yok’ deyince, Peygamber Efendimiz bir tas hurma vererek ‘Bunu ehline götür, Allah’a tövbe et’ buyurmuştur (Buhârî, Savm 30; Müslim, Sıyâm 81). Bu kıssa, sahâbenin bir gün bile dayanamayıp orucunu bozmasını anlatır; bugünkü Müslümanlar ise günlerce eşlerinden uzak durabilmektedir.
Çeşitli Sorular ve Cevaplar
İmam Hatip Mezunu Kız İçin Meslek Seçimi
Polislik sınavlarına hazırlanan imam hatip mezunu bir kız için bu meslek uygundur. Özellikle bayanlara hizmet eden bir polis memuru olarak görev yapması tavsiye edilir. Allah yolunu açık etsin.
Çocuk Sahibi Olamamak ve Dua
Dokuz yıllık evli olup tıbbî tüm imkânlar denendiği hâlde çocuk sahibi olamayan çiftlere dua edilir. Rabbim hayırlı evlâtlar nasip etsin. Sabır ve duaya devam edilmelidir.
İmamın Para Karşılığı Kur’ân Okuması
Emekli bir câmi imamının düğün, cemiyet gibi yerlerde para karşılığı Kur’ân-ı Kerîm okuması doğru değildir. Parayı kendisi istemese bile, bilerek böyle meclislere gidip ücret alması câiz olmaz. Ancak ilim öğretmek farklıdır: Kur’ân öğretmek, fıkıh öğretmek, hadis öğretmek gibi herhangi bir ilim dalında eğitim veren kişinin ücret alması câizdir. Bir mecliste Kur’ân-ı Kerîm tilâveti için para almakla, Kur’ân eğitimi vermek için ücret almak birbirinden ayrılmalıdır. Mevlid okuması ve ilâhî için ücret alınabilir, ancak Kur’ân tilâveti için alınamaz.
Şeyhi Vefât Eden Dervişin Yeni İntisâbı
Şeyhi vefât eden bir kimse istihâre yapar, istişâre eder ve yeni bir şeyhe intisâp eder. Sürecin samimiyetle ve araştırarak yürütülmesi esastır.
Mezhep Değiştirmek
Şâfiî mezhebinden Hanefî mezhebine geçmenin hiçbir sakıncası yoktur. Mezhep değiştirmek isteyen kişi iki rekât namaz kılar, ‘Bundan sonra Hanefî mezhebine göre ibâdet edeceğim’ diye niyet eder ve mesele biter.
Vakıf Kesintileri, Bireysel Emeklilik ve Faiz Meselesi
İş yerinin kurduğu vakfa çalışanlardan aylık kesinti yapılması ve ayrılırken fazlasıyla geri verilmesi durumunda, bu fazlalığın faiz kapsamına girip girmediği önemli bir sorudur. Vakıfla birey arasındaki ilişki ile devletle birey arasındaki ilişki farklıdır. Devletin bireysel emeklilik sistemi gibi uygulamalarından yararlanılabilir; devletle birey arasında faiz hükmü işlemez. Ancak özel bir vakfın fazladan ödediği miktar konusunda dikkatli olunmalıdır.
Rüyada ‘Baba’ Denmesi ve Mânevî Babalık
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: ‘Ben hepinizin babası mesâbesindeyim. Borcu olan, derdi olan, sıkıntısı olan bana gelsin’ (Ebû Dâvûd, Tahâret 4; Nesâî, Tahâret 35). Sûfîler bu hadîsi kendilerine ölçü edinmiş, üstâtlarını mânevî baba olarak görmüşlerdir. Ancak bu mesele Türkiye’de suistimâle açık hâle gelmiştir. Sanki ayrı bir makam, ayrı bir mevki gibi algılanmaya başlamıştır. Bu sebeple sadece rüyasında gören söylesin kaidesi konulmuştur. Bu hukukun gerektirdiği sorumluluk çok ağırdır ve bilinmeden bu yola tevessül edilmemelidir.
Ruhlar Âlemi ve Tanışma
Ruhlar âleminde birbirleriyle tanışanlar vardır. Ruhlar âleminde birbirlerini tanıyan ve seven ruhlar, bu dünyada da birbirlerini tanır ve severler. Bu konuda hadîs-i şerîf mevcuttur. Ruhlar âleminde bir hayat yaşadığını düşünen kimseye doğrudan bir şey söylenemez; kendi tecrübesidir.
Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden: Vehim ve Hayal Denizi
‘Nice dağ gibi akıllar, derin vehim ve hayal denizine gark oldu. Bu tufandan dağlara bile rüsvârlık vardır. Meğer ki Nûh’un gemisinden başkasına aman yoktur. Bu vehim ve hayal, yakîn yolunun yol kesicisi olmuştur. Bu yüzden din ehli yetmiş iki millete ayrıldı. Yakîn erine bu vehim ve hayalden kurtulmuştur. Kaşının kılını o hilâl sanmaz. Her kim Hz. Ömer’in nuruyla aydınlanmamışsa, eğri kaşının kılı onun yolunu keser.’ (Mevlânâ, Mesnevî)
Kur’ân ve sünnetin dışındaki her şey vehim ve hayal denizindedir. Bu vehim insanları yıkar. Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapışan, maddî ve mânevî olarak ona teslim olan kimse bu vehimden kurtulur. Kur’ân ve sünnetin zâhirine yapışan kimse dahi vehme düşmez. İhsân noktasına ulaşan, yani Allah’ı görüyormuşçasına yaşayan kimse ise asla vehme düşmez.
Sağlık, İlâç ve Natural Beslenme
D Vitamini ve İlâç Hassâsiyeti
Endüstriyel ilâçlara karşı dikkatli olmak gerekir. İlâçlar ne kadar iyi olursa olsun endüstriyel olduğu için bir tarafı yaparken bir tarafı bozabilir. Ancak herkese ‘ilâç kullanmayın’ deme noktasında değiliz. Doktorların tavsiyeleri dinlenmeli, gerekli ilâçlar kullanılmalıdır. Gönül arzu eder ki fazla ilâç kullanılmasın, vücudun kendi direncine güvenilsin.
Natural Beslenmenin Temel İlkeleri
Vücudun dirençli olmasını istiyorsanız natural beslenin. Üç yağdan başka yağ kullanmayın: zeytinyağı, tereyağı ve hayvanın üzerindeki doğal yağ. Ekmek için en doğal olanı tercih edin; evde hazır maya bile kullanmadan, hamuru yoğurup fırına verin. Hazır içecek içmeyin, en fazla soda için. Hazır yoğurt yemeyin. Ketçap, konserve, mayalanmış hazır ürünler gibi endüstriyel gıdalardan uzak durun. Az yiyin, çeşit az olsun ama doğal olsun.
Vücuda antibiyotik ve çeşitli ilâçları alıştırdığınızda, doğal olmayan gıdaları dayadığınızda vücut bozulur. Natural beslendiğinizde vücut kendi direncini artırır ve hastalıklarla baş eder.
Hamilelikte Safra Taşı Sorunu
On beş haftalık hamile olup aşırı bulantı ve kusma yaşayan, safra taşından kaynaklanan bu durumda hiçbir şey yiyemeyen kardeşimize: doktorların verdiği mamayı kullanın, yapacak bir şey yok. Ayrıca sabahları aç karnına zeytinyağı içmek safra kesesindeki taşlar için faydalıdır.
Kaynak: 517. Dergah Sohbeti — Zekât Hesaplama, Peygamber Filmleri, Âile Hayatı ve Müşâhe
518. Dergâh Sohbeti – Fıkhî Sorular, Orta Yol Prensibi ve Aile-Dergâh Dengesi nedir?
Orta: Fıkhî Sorular ve Cevaplar
Borç Verme Hukuku
Soru: "Bir arkadaşa bin TL’nin altında kredi kartından para çektim verdim. Bir yılda en ufak bir ödeme yapmadı."
Birisine borç verdiysen ve gün konulmadıysa, İslâm fıkıh hukuku açısından o kimse eline geçtiğinde ödeyecek. Gün koymadıysan istemeye dahi hakkın yok. Gün koyduysan gününde ödeyecek. "Ahitlerinizde durun." Gün konulmadı mı? Borcu hatırlatırsın; "vallahi elime geçtiğinde vereceğim" derse bitti.
Gayrimüslimle Evlenme
Eğer gayrimüslim bir bayan ise mümin bir erkek onun nikâhını alabilir. Eski fıkıh kitaplarında böyle geçer. Ama karşıdaki kimsenin tevhid inancına sahip olması gerekir: Allah’ı Allah olarak, İsa’yı veya Musa’yı peygamber olarak, İncil’i veya Tevrat’ı kitap olarak tanımlayacak. Eğer Allah’ın oğlu olarak bir peygamberi görüyorsa bu inançta sıkıntı vardır.
Mezarlık Taşı ve Gusül Abdesti
Mezarlıklara mermer taş yaptırmak, ismi belirlemek için taş yaptırmakta bir beis yok. Ama mezarlıkları süslemek hoş değildir. Gusül boy abdestiyle vakit namazı kılınır. Tekrar abdest almanın da bir sakıncası yok.
Kadınların Muayyen Günlerinde Vird Çekmesi
Kadınlar muayyen günlerinde günlük virdlerini çekerken bağışlama yapılmasında bir sakınca yoktur. Kur’an ile alakalı virdlerin yerine tehlil çekilecek: "Lâ ilâhe illallah." İmam Mâlik’in görüşüne göre Kur’an okutturulması caiz görülmüştür.
Gavurdan Medet Ummak: Amerikan Seçimleri Eleştirisi
Soru: "Amerikan seçimler oldu, Batı’nın istemediği Trump başkan oldu. Türkiye’nin geleceği ne şekil şekillenir?"
Biz kendi işimize bakalım, memleketimize bakalım. Kim seçilirse seçilsin. Kâfirler birbirinden farklı mıdır? Gavur gavurdur. Amerikan sistemi var; başına kim gelirse gelsin sistemi değiştirecek değiller. Obama da seçildiğinde bir telaş bir telaş… Ne oldu? Adam Amerikan sistemini değiştirebildi mi? Fukaralarla alakalı bir yasa geçirmeye kalktı, geçiremedi.
Ümmeti Muhammed o kadar aciz, o kadar kimliksiz kişiliksiz bir noktaya gelmiş ki Amerikan başkanından medet umuyor. Zalimden medet umarak hale gelmişiz. Müminler birbirlerinin velileri ve yardımcılarıdır. Müminleri destekleyecek olan Allah ve müminlerdir. İslâm dünyası kendi değerlerine dönmek zorunda, kendini kuvvetlendirip güçlendirmek zorunda. Gavurdan medet umarsa bir İslâm devleti asla iki yakası bir araya gelmez.
Bir zeytinyağı fabrikası düşünün: sen oraya gökyüzünden zeytin dağıtsan sıkacak atacak onu, yağını çıkaracak, posasını koyacak. Sistem bu. Amerikan sistemi bu. Oraya başkan göstermelik geliyor.
Biat Etmek ve Mürşide Bağlanmak
Soru: "Biat etmek nasıl olur? Biat edilen kişinin özellikleri nasıl olmalıdır? Günümüzde biat etmek tehlikeli midir?"
Biat etmek hem âyetle hem hadisle mevcuttur. O yüzden biat etmeyi tehlikeli görmek mümkün değildir. Biat edilecek kişinin özellikleri, biat edilecek konuyla alakalıdır. Bir kimse demirci ustasıdır, demircilik hakkında biat edersin. Bir kimse felsefeci, felsefe öğrenmek için biat edersin. Bir devlet başkanına devlet başkanlığı için biat edilir. Bir kimse fıkıh âlimidir, ondan fıkıh öğrenmek için biat edilir. O neyin üstadı ise onda hangi ilim varsa o ilmi öğrenmek için biat edilir.
Kanser Hastalığı ve Şehitlik
Soru: "Annem tiroit kanseri. Sizden ve derviş kardeşlerden dua istiyorum."
Mübarek olsun. Kanser hastalığı güzel bir hastalıktır. Tedavisi mümkün olmadığında şehit olarak gidiyor. Hadis-i şerifte: devasız hastalıktan vefat eden bir kimse şehit hükmündedir. Bir kimse kanser hastalığına yakalanınca kendi kendine mücadele edecek tabii hastalıkla. Ama içinden ince ince sevinecek: "Ya Rabbi, sana hamd ederim. Devasız bir hastalık verdin. Bu hastalıkla vefat edersem ümit ediyorum şehit olacağım."
Zeynep Hadisi: Yorgunken İbadet Etmemek
Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mescide girdi. Mescitte iki direk arasında gerilmiş bir ip gördü. "Bu ne?" diye sordu. Ashab: "Zeynep’indir. Burada namaz kılar. Yorulduğu veya gevşeklik hissettiği zaman buna tutunur" dediler. Resulullah: "Çözün onu. Sizden biriniz zinde olduğu müddetçe namazını kılsın. Yorulduğu veya gevşediği zaman otursun" buyurdu. (Buhârî)
Buradan şu çıkar: Bir kimse ibadetlerini severek, isteyerek yapmalı. Secdeye gidiyor "Sübhâne Rabbiye’l-A’lâ" demek aklına gelmiyor uykusuzluktan. Rüya görüyor secdede. O zaman o namazı kılma. Kendini helak edecek kadar ibadet etme, sülûk terbiyesi o kimsenin kendisini hasta etmesi değil.
Orta Yol ve Herkesin Kendi Durumuna Göre İbadet Programı
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: üç kişi vardı, birisi "hiç yemeyeceğim" dedi, birisi "hiç uyumayacağım" dedi, birisi de "hiç cima etmeyeceğim" dedi. Allah Resulü üçünü de menettti: "Allah’tan en fazla korkanınız benim. İftar ederim, uyurum, cima ederim" buyurdu.
Herkes yaptığı işe göre yemeğini yiyecek, uykusunu alacak, durumuna göre hareket edecek. Az yiyeceğim deyip güçten kuvvetten düşmeyecek. Az uyuyacağım deyip ertesi gün mesaide uyuklamayacak. Abdülhalim sabahtan akşama kadar çekiç sallıyor; sen ona "üç lokma ye" diyemezsin.
Aile ve Dergâh Dengesi
Haftanın yedi gecesi de derse gitme. Eşine zaman ayır, çocuklarına zaman ayır, akrabalarına zaman ayır. Derviş oldum diye akrabalarla bağını kesme, koparma. Derviş oldum diye eşinin akrabalarıyla ilgi alakanı kesme. Sûfî hem eşiyle, hem çocuklarıyla, hem anne babalarıyla, hem kayınvalide kayınpeder, komşu, arkadaş ilişkilerini orta yolda götürür.
Kayınpederine kayınvalidene git söyle: "Benim pazartesi perşembe dersimiz var. Bunu başka bir güne alın, ben o güne riayet edeyim, geleyim." Tatlı tatlı, yumuşak yumuşak. Orta yol bul.
Eşlerin Birbirine Yardımcı Olması
Eşiniz oruçta zorlanıyorsa ona deyin ki: "Sen bak iki-üç çocuğa bakıyorsun, bana da bakıyorsun. Eveye bakıyorsun, yoruluyorsun. Bir de oruç tutmak istiyorsun. Seni takdir ediyorum, seni tebrik ediyorum. Muhteşem bir kadınsın sen." Ver ona 10-20 lira, bir yere sadaka versin, onun sevabı olsun. Desin ki: "Ne kadar anlayışlı bir adamım var benim." Onun halini gözet, durumunu gözet.
Bir gece 100 rekat namaz kıl, ertesi gün hiç kılma — böyle değil. Her gece iki rekat kıl nafile ama devamlı kıl. Her gün oruç değil; pazartesi-perşembe tut. Eşine de alıştır: "Hadi pazartesi oruç tutalım." Tatlı tatlı, yumuşak yumuşak. Birisine dervişlik anlatırken orta yolu tutun. Yaşamadığınız bir dervişliği anlatmayın.
Kaynak: 518. Dergâh Sohbeti – Fıkhî Sorular, Orta Yol Prensibi ve Aile-Dergâh Dengesi
Kader: Cezaevi Dönüşü ve Derviş Kardeşlere Hitap Selamun aleyküm müdür?
Kader: Cezaevi Dönüşü ve Derviş Kardeşlere Hitap
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak nefesinizi, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenabadır. Cenab-ı Hak dilinizi, kalbinizi, vücudunuzu, yolunuzu nur eylesin. Son nefesinizi nur eylesin. Kabrinizi nur eylesin. Mahşerinizi nur eylesin. Hesabınızı, kitabınızı nur eylesin inşallah.
Söze nereden başlayayım bilmiyorum. 56 yaşındayım. 30 yıldan beri dervişlerin içindeyim. Hasbel kadar Allah diyenlerin içindeyim. Kendime bir paye vermek, bir şey benzetmek istemiyorum. 30 yılın sonunda herhalde böyle bir şey olması gerekiyormuş. Herhalde ben kendimce sizlere layık bir arkadaş, bir kardeş olamadım.
İnsanın zikir halkasından uzaklığı kadar, derviş kardeşlerinden uzaklığı kadar daha acı bir şey herhalde yok sanırım. Çünkü kendi nefsimce, benim eşimden, çocuklarımdan, işimden, kendi nefesimden, kendi hayatımdan; benim yolum, benim kardeşlerim daha kıymetliydi. Hiçbirinizin bir saçının teline, bir tüyüne zarar gelmesini istemezdim, hiç istemedim. İnşallah Cenab-ı Hak bu duyguyla, bu düşünceyle nefesimi alır benim inşallah.
Yine sizlerle beraber olmak, yine aynı halkada buluşmak, sizinle Allah deyip coşu vuruş içerisinde nice senelere yaşamak ümidimiz, umudumuz olacak inşallah. Bu arada sizin birlik ve beraberliğiniz, kardeşliğinize devam etmeniz, derslerinize, zikirlerinize devam etmeniz muhakkak ki benim için büyük bir mutluluk, büyük bir tat.
Kader ve Fıtrat Mücadelesi
İnsanın her şeyi aklına gelir de benim kendimce böyle bir hayırlık aklımıza gelmezdi. Ama böyleymiş. Benim meşhur kendimce replim vardır ya: "Bir insan bir kaderiyle, iki fıtratıyla savaşta yenilmesi mutlaktır." Bir kimse kaderi aşamaz. Takdir edildiyse ta ötelerin ötelerin ötesinden o takdiri bozacak olan Allah’tan başka bir kimse değildir. Bir kimse fıtratıyla mücadele ne kadar ederse etsin fıtratını değiştirmesi mümkün değildir.
Buna da örnek gösteririm ya: bin bir tane ameliyat geçirse bir erkek doğuramaz. Bin bir tane ameliyat geçirse bir kadın ne olursa olsun erkek olamaz. Dağların yerinden oynayacağına inanın, fıtratın değişeceğine inanmayın derim. Fıtrat değişmez çünkü. O yüzden bilmiyoruz bu noktada kendimizce de Cenab-ı Hak’ın küllî iradesinin neyi takdir ettiğini.
Mücadele Azmi ve Pes Etmemek
Ben mücadeleci bir insanımdır. Kendimce derim: "Nefes varsa ümit vardır." Mücadeleye devam ederim. Benim işim odur. Biz ne kadar olumsuzluk gördüysek de yaşadıysak da hiçbir zaman eğilip bükülmeden, pes etmeden mücadeleye devam ettik. Gene mücadeleye devam edeceğiz. Gene itiraz edeceğiz. Gene haklılığımızı beyan etmek için koşturacağız.
O yüzden kendi aranızda "o öyle olsaydı, bu böyle olsaydı" diye düşünmeyin. Geçen gün takip edenler bilir bununla alakalı hem ayet, hem hadis, hem de Hazreti Mevlânâ’dan nakiller yaptık. O yüzden "öyle olsaydı, böyle olsaydı" sûfîlerin işi değildir. Biz mücadele ederiz, biz gayret ederiz, biz koşuştururuz. Biz önümüze bir menzil koyarız veya Cenab-ı Hakk’ın işaret ettiği menzile doğru koşarız.
Biz yerle yeksan olsak dahi toprağın altına da girsek mücadele azmimizden bir şey kaybetmeden mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu da böyleymiş: bizim ciğerimizi yakan, dağlayan şey zikir halkasından uzak olmak, derviş kardeşlerden bu noktada uzak olmak. Onların dertleriyle, sıkıntılarıyla, problemleriyle ilgilenememek bana acı geliyor, başka bir şey değil.
Cezaevinde İçerideki Hikâyeler ve Adalet Sistemi
Cezaevinde güzel arkadaşlıklar kurduk, kardeşlikler kurduk. Orada da samimi dostluklarımız oldu, iyi kardeşliklerimiz oldu. Herhalde böyle giderse bir bölükte ceza eden diyeceğiz ki bunlar da ceza eder bir şeymiş. Onlar da biraz tabii farklı; kimisi diyor "baba emret, nereye ateş edilecekse ateş edelim." Diyoruz: "Yok, bizim dövmekle sövmekle ateş etmekle işimiz yok. Biz güzellikle, neşeyle, mutlulukla, sevgiyle bu işleri halledeceğiz."
Adalet Mekanizmasının Çarpıklığı
İçeride hikâyeler dinliyorum ki adalet sistemi Kur’an ve Sünnet’in emrettiği şekilde olmazsa bilin ki hiçbir zaman gerçek adalet sistemi olmayacaktır. Bir örnek: birisi hırsızlık yapmış, hırsızlık yapan kimse bir başkasını aramış. Telefonuna bakmışlar, kimi aramış en son — işte Mustafa Özbağ’ı. "Gel, Mustafa Özbağ sen de buna ortaksın!" Siz şimdi buna inanmayacaksınız mesela; ben deyince inanacaksınız da ama normalde dışarıda bunu bir kimseye söylesen "olur mu ya" der. Oluyor.
Veyahut da adamın yeğeni Diyarbakır’a gitmiş, amcasını arıyor. Amcası ona diyor ki: "Oğlum anneannene gittin mi? Giderken simit al, anneannen simidi sever." O çocuk da uyuşturucuyla ilgileniyormuş. "Gel bakalım sen de ortaksın! Simit demek uyuşturucu demek, anneanne demek şu manaya geliyor…" Yedi yıl. Adamın evinde uyuşturucu yok, elinde uyuşturucu yok, sigara dahi içmiyor adam. Adam bildiğiniz teleferiğin katında minibüs şoförü.
Bir başka hikâye: bir İngilizce öğretmeni, kayınçosuna 28 milyar kefil olmuş. Kayınçosu ödeyememiş, icra gelmiş, taahhüt imzalamış, ödeyememiş. Taahhüt imzaladığı için üç ay içeride yatıyor. Çocuk soruyor: "Hocam, ben bu 28 milyarı hırsızlık yapıp ödeseydim içeri girerdim, iki gün sonra çıkardım. Ben namuslu vatandaş olarak borcumu ödeyeceğimi taahhüt ettim, ödeyemedim, şimdi üç ay yatacağım. İzine çıktığımda hırsızlık yapsam, bu parayı ödesem caiz mi?" Adalet mekanizmasındaki çarpıklık bu düzeyde.
Erkekler sakın eşlerinize bir tokat dahi vurmayın. Sakın ha. Adam beş yaşını geçmişti, hanımına tokat da vurmamış. Ağlıyor, "tokat vursaydım keşke" diyor. Hanımı şikâyet etmiş, içeride yatıyor. Memur itekmiş eşini, kadının kafası masaya vurmuş, yarılmış, dört dikiş atmışlar. Hâlâ da içeride. Kadınlar sakın kocalarınızı şikâyet etmeyin, geri dönülmez bir yol. Çocuklarınıza sakın bir tokat vurayım demeyin. Cenab-ı Hak hiç kimseyi nefsine uydurmasın.
Kader Meselesi: Cüzzi İrade ve Küllî İrade
Soru: "Allah kaderleri, mekadir, halkı yaratmazdan şu kadar sene önce belirtmiştir. Kalem olacak olan şeyleri yazıp kurumuştur. Dört iş bitirilmiştir: Ömür, rızık, yaratma ve ahlak (Tirmizî). Duanın ve gayret etmenin yeri nerededir? Ahlakımız değiştirilemez mi?"
Tirmizî’de ve değişik hadis eserlerinde bununla alakalı "kalem kurumuştur" sözü vardır. Ama bir hadis-i şerif daha var: Mi’rac’da söylenir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mi’rac’a çıktığında bakar ki bir cızırtı var, der ki Cebrail aleyhisselâma: "Bu nedir?" O da der ki: "Bu kalemin cızırtısıdır. Cenab-ı Hak kalem hâlâ da yazıp bozmaya devam eder." Bir mutlak olan kader noktası vardır, biz onu bilemeyiz. O mutlak kader değişecek, değiştirilecek bir kader değildir.
Ehli Sünnet’in Kader Anlayışı
Cenab-ı Hak’ın kader dediği ve değişmez dediği nokta, kendi zat-ı ulûhiyetinde olan şeydir. Bu bilinmezlikle alakalı kader olarak bunu görün. Bir de bunu kader olarak insanların değişmez fıtratı olarak görün. Bir kimsenin fıtratı kaderdir. Kedinin aslan olması mümkün değildir; fıtratını değiştiremezsiniz.
Ama bizim cüzzi irademize bağlı olan amel ve fiillerimiz bu manada bizim için bize emredilmiş yerlerdir, cebredilmiş bir şey değildir. Cenab-ı Hak bizim elimizden, gözümüzden, kulağımızdan sudur eden her şeyden ya cezalandıracak ya mükâfatlandıracaktır. Bize insan olarak cüzzi irade noktasında bu irademizden sorumluyuz.
Bu irademizi küllî kader noktasında görürsek, yapmış olduğumuz günahları cebrî noktada küllî iradeye tabi tutarız. O zaman deriz ki: "Küllî irade istedi, zina yaptık, bunda bizim sorumluluğumuz kalmadı." Bu ehli sünnet düşüncesi değildir. Cenab-ı Hak âyet-i kerimede: "Zerrece hayır işleyenin hayrı karşılıksız kalmaz, zerrece şer işleyenin şerri cezasız kalmaz" der (Zilzâl Sûresi, 99/7-8). Hayır işlemekte de şer işlemekte de bu noktada serbestiz.
Referandum, Demokrasi ve İslâm’da Seçim
"Referandum var, bütün Avrupa koro halinde hayır diyor. Bizler Avrupa’ya yaranmak için hayır mı demeliyiz? Yoksa vatan için evet mi demeliyiz?"
İslâm Tarihinde Seçim Geleneği
Cumhurbakanı’nı halk seçsin referandumunun devamı olan bu oylama bizim için çok önemli bir adımdı. Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh hazretleri seçimle geldi. Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali radıyallahu anh hazretleri seçimle devletin başına geldi. Hazreti Ali radıyallahu anh hazretlerinden sonra Muaviye ile beraber babadan oğula saltanat devam etti. Bu İslâm mıydı? İlk Müslümanların ve ilk halifelerin yolu değildi.
Hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki: "Siz ashabımın yolundan gidiniz." Emir Kur’an’da yoksa, Sünnet-i Resulullah’da bir şey yoksa ashabın yolundan gidilir. Bize lazım olan değerler manzumesi Kur’an ve Sünnet’te mevcuttur.
Hazreti Hüseyin’in Yezid’e Karşı Duruşu
Hazreti Hüseyin Efendimiz’in Yezid’le savaşma sebebi, Muaviye’nin ölmezden önce Yezid’e halifeliği bırakmasından dolayıdır. Der ki: "Bu yapılan halifelik Kur’an ve Sünnet’e uygun değildir. Seçimle, istişareyle, şûra ile olması gerekir." Yapılan sisteme, yapılan atamaya karşı çıkmıştır. Bununla bu meseleden dolayı mücadele çıkmıştır.
Ben bugünkü manada Batılıların anladığı manada demokrat değilim. Ben Kur’an ve Sünnet’e iman etmiş Müslüman bir kimseyim. İslâm’ın kendi içerisindeki düsturlarını kabul etmiş, ona iman etmiş bir kimseyim. Bu noktada cumhurbaşkanının seçimle iş başına gelmesi doğru mudur? Doğrudur. Çünkü ilk dört halife seçimle geldi.
Daha ileri şeyler düşünüyorum ben. Valiyi de halk seçsin. Belediye başkanını seçtiği gibi valileri de seçsin. Emniyet müdürlerini de seçsin. Seçimle olsun, hizmet etsinler, koşsunlar. Atanmış valilerle, atanmış memurlarla idare olunuyoruz.
Türkiye ve Avrupa İlişkileri: 300 Yıllık Süreç
Türkiye-Avrupa ilişkileri nereye gidiyor? Nereye gidecek? Bir yere gittiği yok. Yıllardan beri durduğu yerde duruyor. 300 yıldan beri biz Avrupa’nın kapısında bekletiliyoruz. Avrupa’ya da beyan ediyoruz: "Biz Avrupyadaki değerlerini ülkemize getireceğiz" diye çırpınıyoruz. Mesela İngiltere referandum yaptı Avrupa’ya hayır çıktı. Bize referandum yaptılar mı Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye? Yapmadılar. Yapsalar evet çıkar mı? Çıkmaz.
Kuruluş ve Derin Devlet
Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulurken bir batının piyonu olarak kuruldu. Batı geldi, Osmanlı’nın içerisindeki batılılarla işli dışlı olan bir ekiple Ankara denilen köyde Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdu. Ama bu öyle kurulurken Türklerin 5000 yıllık geleneği olan derin devlet bunu uygun gördü. Bunun normalde ölüm kalım mücadelesiydi, yaşaması için bu nefese ihtiyacı vardı.
Derin devlet, o ak sakallılar, bunun böyle kurulmasına müsaade ettiler. Dedirttirdiler ki öndeki batıcı şahsiyetleri öne koyup: "Gidin ne taviz istiyorlarsa verin." O esnada bir devletin olması gerekiyordu. Devletsiz olmaktansa batının piyonu statüsünde görünen bir devletin kurulması kötünün iyisiydi. İki tane kötü var, bunun ehven olanını seçmek dinen caizdir.
Zaman içerisinde yavaş yavaş bu değişmeye başladı. Çünkü o ak sakallılar bu değişimi istiyorlar. Ve bu değişim devam edecek. Yine bu topraklar Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arnavutuyla, Boşnağıyla, Arabıyla kardeşliğini tesis ederek büyüyecek. Dönüşüme ve değişime devam edecek.
30 Yıllık Dergâh Mücadelesi
Benim İslâm’la ve dergâhla tanışmam 30 yıl. Oktay orada duruyor. Biz dedemin köşedeki evde gaz lambası bile yoktu bazıları. İkimiz zikrederdik biz. İki kişi. Yasaktır. Biz 302 otobüsün içerisinde zikir yapıp otobüste dolaşıp, otobüs milleti dağıttığı zamanlardan geliyoruz. Mezarlıkların, mezarlıkların musallasında zikir yaparak gelmiş bir kimseyiz.
Basılıyoruz. Götürülüyoruz. Yanlış anlaşılıyoruz. Herkes bizde ilgi ve alakayı kesiyor. Millet sanki bizde kolera varmış gibi kaçıyor. Biz böyle saklı gizli zikir yapacağız diyerek büyüdük, geldik. Basıla basıla, dövüle dövüle, ötelene ötelene, itelene itelene geldik.
Kaynak: 522. Dergâh Sohbeti – Cezaevi Dönüşü, Kader ve İrade, Demokrasi ve 30 Yıllık Müc
O kadının namusu adama aittir; evli bir kadının namusu kocasına ait midir?
Eşim alkolikti, dersime izin vermiyordu, beni dövüp kapıya attı diye bir soru geldi. Bir erkek eşini dövüp kapıya bırakma hakkına sahip değil; bu erkeklikte de değil zaten. O kadının namusu adama aittir; evli bir kadının namusu kocasına aittir. Adam geçinemeyecekse, istemiyorsa aldığı yere götürür bırakır; aldığı yer kabul etmezse anne babanın böyle bir hakkı var. O zaman adam yine onun iddeti bitinceye kadar kendi evinde her şeyiyle bakmakla mükelleftir.
Kaynak: 525. Dergâh Sohbeti — Eşe Saygı, Oruç Hükümleri ve Dervişlik Ahlâkı
Ben bunu sûfî kardeşlere söylüyorum: eşlerinizin üzerine kredi almayın, eşlerinizin üzerine borç yapmayın, eşlerinizi kredinin borcun altına sokmayın mıdır?
Ben bunu sûfî kardeşlere söylüyorum: eşlerinizin üzerine kredi almayın, eşlerinizin üzerine borç yapmayın, eşlerinizi kredinin borcun altına sokmayın. Eşinizin babasından kalma malı, mülkü, parası, pulu; dokunmayın. Eşinizin kendi çalıştığı paraya dokunmayın. Gücünüzün yettiğinden sorumlusunuz; gücünüzün yettiğince yaşayın. Aldatmayın evlenirken de; ben aylık gelirim şu kadar, herkes evlenirken bile bile evlensin.
Kaynak: 525. Dergâh Sohbeti — Eşe Saygı, Oruç Hükümleri ve Dervişlik Ahlâkı
Bunlar şomaağızlı, kuzuya kurt getiren, ne dediğini bilmeyen, söylediği sözün nereye gideceğini bilmeyen gaflete düşmüş insanlar mı?
Dergâhta erkekler arasında ikinci eş konusu çok rahat bir şekilde konuşuluyor, eşlerin yanında sözde espri yapıyorlar diye bir şikâyet geldi. Bunlar şomaağızlı, kuzuya kurt getiren, ne dediğini bilmeyen, söylediği sözün nereye gideceğini bilmeyen gaflete düşmüş insanlar. Bu da kendi kendine erkeklik yaptığını zannediyor.
Kaynak: 525. Dergâh Sohbeti — Eşe Saygı, Oruç Hükümleri ve Dervişlik Ahlâkı
Adamlık Tanı mı?
Bir erkek erkekliğinde, adamlığında, aile babalığında, kocalığında eksikliği varsa karısını ve çocuklarını tehditle yönetmeye kalkar. Onda eksiklik vardır; o eksikliğini tehdit ederek örtmeye çalışıyordur. "Seni bırakırım ha, seni boşarım ha, bir daha evlenirim bak ha" — adamlık buysa, benim bildiğim adamlık bu değil. Benim bildiğim adamlık: eşini mutlu eden kimse adamdır. Çocuğunu düzgün yetiştirmeye çalışan adamdır. Çoluğuna, çocuğuna, eşine, akrabalarına, etrafına mutluluk vermeye çalışan adamdır. Adam eve girerken o kadın heyecan duymalı, adam geliyor diye. O çocuklar "baba geliyor" diye heyecan duymalı. Evde çoluk çocuk seni yemeğe bekliyor, sen dışarıda yemek yediğini dahi eve söylemiyorsun. Evinizde yiyin; akşam sizi bekleyen kadın var, çoluk çocuk var. Madem serkeş bir hayat yaşayacaktın evlenmeseydin.
Kaynak: 525. Dergâh Sohbeti — Eşe Saygı, Oruç Hükümleri ve Dervişlik Ahlâkı
O kadının namusu adama aittir; evli bir kadının nam, kocasına ait midir?
Oruç: Kadın Hakları ve Boşanma Hukuku Eşim alkolikti, dersime izin vermiyordu, beni dövüp kapıya attı diye bir soru geldi. Bir erkek eşini dövüp kapıya bırakma hakkına sahip değil; bu erkeklikte de değil zaten. O kadının namusu adama aittir; evli bir kadının nam, kocasına aittir. Adam geçinemeyecekse, istemiyorsa aldığı yere götürür bırakır; aldığı yer kabul etmezse anne babanın böyle bir hakkı var. O zaman adam yine onun iddeti bitinceye kadar kendi evinde her şeyiyle bakmakla mükelleftir. İddet boşanma ise üç ay, ölümse dört aydır. Üç ay içerisinde hem resmî olarak hem dînî olarak kadını boşar. Kadın alır çantasını, özel eşyalarını, mehrini; varsa gelirken çeyiz olarak ne getirdiyse onları da alır. Başının çaresine bakar. Eşlerin Üzerine Borç Yapmayın Ben bunu sûfî kardeşlere söylüyorum: eşlerinizin üzerine kredi almayın, eşlerinizin üzerine borç yapmayın, eşlerinizi kredinin borcun altına sokmayın. Eşinizin babasından kalma malı, mülkü, parası, pulu; dokunmayın. Eşinizin kendi çalıştığı paraya dokunmayın. Gücünüzün yettiğinden sorumlusunuz; gücünüzün yettiğince yaşayın. Aldatmayın evlenirken de; ben aylık gelirim şu kadar, herkes evlenirken bile bile evlensin. İkinci Eş Meselesi ve Eşe Saygı Dergâhta erkekler arasında ikinci eş konusu çok rahat bir şekilde konuşuluyor, eşlerin yanında sözde espri yapıyorlar diye bir şikâyet geldi. Bunlar şomaağızlı, kuzuya kurt getiren, ne dediğini bilmeyen, söylediği sözün nereye gideceğini bilmeyen gaflete düşmüş insanlar. Bu da kendi kendine erkeklik yaptığını zannediyor. Adamlık Tanımı Bir erkek erkekliğinde, adamlığında, aile babalığında, kocalığında eksikliği varsa karısını ve çocuklarını tehditle yönetmeye kalkar. Onda eksiklik vardır; o eksikliğini tehdit ederek örtmeye çalışıyordur. "Seni bırakırım ha, seni boşarım ha, bir daha evlenirim bak ha" — adamlık buysa, benim bildiğim adamlık bu değil. Benim bildiğim adamlık: eşini mutlu eden kimse adamdır. Çocuğunu düzgün yetiştirmeye çalışan adamdır. Çoluğuna, çocuğuna, eşine, akrabalarına, etrafına mutluluk vermeye çalışan adamdır. Adam eve girerken o kadın heyecan duymalı, adam geliyor diye. O çocuklar "baba geliyor" diye heyecan duymalı. Evde çoluk çocuk seni yemeğe bekliyor, sen dışarıda yemek yediğini dahi eve söylemiyorsun. Evinizde yiyin; akşam sizi bekleyen kadın var, çoluk çocuk var. Madem serkeş bir hayat yaşayacaktın evlenmeseydin. Dervişlerle Ticaret ve Pazarlık Ahlâkı Dervişlere iş yaptırır mısınız, dervişlerden alışveriş yapar mısınız diye soruldu. İş de yaptırırım, alışveriş de yaparım ama genel olarak dervişlerden mal almamaya gayret ederim; büyük ticaretle alakalı. Dervişlerden mal alırken pazarlık yapmam. Kaç para? Beş lira. Verin beş lirasını. Bir iş yaptırsam da pazarlık yapmam. Bu benim konumumla alakalı; bir dervişin benimle karşı karşıya kalıp pazarlık yapması zor. Edeb eder, adam pazarlık yapmaz benimle. Benle pazarlık yapmayınca da benim pazarlığa tutuşmam doğru değil. Derviş kardeşler de birbirleriyle olan işlerinde, ticaretlerinde, ilişkilerinde titiz davransınlar; kılı kırk yarsınlar. Çeşitli Fıkhî Meseleler Toplu Zikir ve Günlük Vird Perşembe zikrine katıldığımız günlerde günlük virdimizi çekmediğimizden sorumlu olur muyuz? Hayır. Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi Hazretleri söylerdi: toplu zikir yapılırsa o kimsenin günlük virdi sâkıt olur onun üzerinden. Ama yaparsa nûrun alâ nûr. Esirlik ve İntihar Can, mal ve din güvenliği hakkında çok önemli bilgilere sahip bir kimse esir düşse, bu bilgileri vermemek için intihar edebilir mi? Hayır. Hanefîlerce bu câiz değildir. Bir kimse esir düşse sonuna kadar mücadele eder; hiçbir şey konuşmamak için her türlü işkenceye göğüs gerer. İşkence altında ölürse şehit olur, yaralanır hastalanırsa gazi olur. Ama asla bir kimsenin kendi kendini öldürmesi söz konusu değildir. Hiçbir şekilde intihar câiz değildir. Orucu Bozan ve Bozmayan Durumlar Akıl hastası Ramazan ayının bir kısmında aklî melekesine kavuşursa geçen günleri kaza eder. Ama komple aklı gidip bir daha gelmezse mükellef değildir. Kadın âdet gördüğünde oruç tutmaz, daha sonra kaza eder. Muâyen günlerinde namaz kılmaz, Beytullah’ı tavaf etmez, camilerin içerisine gitmez, Kur’ân-ı Kerim’i çıplak eline alıp okumaz. Ancak İmâm Mâlik Hazretleri’nin fetvâsına göre öğretmen ve öğrenen kızlar muâyen günlerinde öğrenmeye ve öğretmeye devam ederler. Fecrin doğmadığını sanarak sahur yaptıktan sonra fecrin doğduğu anlaşılsa veya güneşin battığını düşünerek orucunu açtıktan sonra güneşin henüz batmadığı anlaşılsa; o günü kaza eder ama kefaret gerekmez. Bayram Hilâli ve Cemaatten Ayrılmama Bayram hilâlini tek başına gören kimse orucu terk etmez. Toplum orucu devam ediyor, oruca devam edecek o da. Cemaatten ayrılmak yok. Bulunduğunuz yere tâbi olun; burada herkes orucunu bozuyorsa biz de bozarız, herkesle beraber başlarız, herkesle beraber bozarız, herkesle beraber bayram yaparız. Hilâlin görülmesi konusunda ancak iki erkeğin veya bir erkek iki kadının şahitliği kabul edilir. Bir kimsenin tek başına hilâli gördüm demesi kabul değil. Ayrıca o şahitlerin doğru sözlü olması da aranır. Hadîs-i Şerîfler: Oruç ve Sadaka "Sizden birinin savaşta korunduğu kalkan gibi oruç da cehennemden korur. Her ayda üç gün oruç tutmak güzeldir." Ayın on dördü, on beşi, on altısı veya ayın başında, ortasında, sonunda tutulabilir. Muâz bin Cebel radıyallahu anh hazretlerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: "Sana hayır kapılarını haber vereyim mi?" buyurdu. "Evet yâ Resulallah" dedi. "Oruç kalkandır. Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka günahları yok eder" buyurdu. O yüzden mümkün olduğunca oruçluyken sadaka verin; az da olsa günlük sadaka verin. Zekât vermeye muktedir olanlar Ramazan’da zekâtlarını versinler. Böylece hem orucun kalkanlığından hem de sadakanın cehennem ateşine engel olmasından, günahların affından hepimiz faydalanalım inşallah.
Kaynak: 525. Dergâh Sohbeti — Eşe Saygı, Oruç Hükümleri ve Dervişlik Ahlâkı
528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı nedir?
528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı, dergâhın işleyişi, darbe meselesindeki durum ve Sufi aile ahlâkı gibi konuları ele alan bir sohbet metnidir. Metin, dergâhın nasıl işlediğini, darbe risklerini ve aile içi ilişkilerde Sufi ahlâkını tartışmaktadır.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Çocukları geleceğe göre yetiştirmek için ne yapmak gerekir?
"Çocuklarınızı onların yaşayacağı zamana göre yetiştirin" — bu konuda nasıl bir yol izlemeliyiz? Biz onlara doğru Kur’ân ve Sünneti temel olarak verelim. Cenâb-ı Hak inşallah onları hayırlı bir yöne çevirecek.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Dergâhta saplantı halinde kalmamak için ne yapılmalıdır?
Bir kısmı klasik eski öğretide kalıyor, kendini güncelleyemiyor, tıkanıyor. Mesela ben dergâha girdiğimde evlerde toplanılıyordu — beş kişi, on kişi, yirmi kişi. Camiye çıkmıyorlardı, atılım yapmıyorlardı. Ben beş-altı ay izledim, sonra değişiklik yaptım. Dergâhta da insanların geldiği noktayı analiz etmek, etrafı analiz etmek, nasıl hizmet edebiliriz diye istişare yapmak ve hizmeti daha ileriye götürmek lazım.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Zâkirlerdeki hegemonist yapı nedir?
Zâkirlerde kendiliğinden bir hegemonist yapı oluşur. Zâkir bunu kendi üzerinde göremez: "Benim elimde olsun, benim istediğim gibi olsun, benim istediğim dairede olsun." Adım atacaksın onun izniyle atacaksın, nefes alsan onun haberi olacak — böyle bir yapı. Bu düşünerek yapılmış bir şey değil, içgüdüseldir.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Dergâhın mekân gelişimi nasıl olmuştur?
İlk Bayındır’da dik kaldırımda bir yer tuttuk. Mahzende, rutubetli bir yerde zikrullah yapıyorduk. Tahtanın üzerinde eski çaputlardan bir kilim var, ne diz kalıyor ne ayak. Sonra Adnan’ın babası — Allah ondan razı olsun — "Benim çarşıda Reyhan’da bir boş daire var, alın kullanın" dedi. Yeni, sıfır bir yer. Ben gecelerce oturdum ağladım: "Ya Rabbi, senin böyle günlerin de varmış" dedim. Mahzenden, rutubetten kurtulduk.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Türkiye’de darbe meselesi nasıl değerlendirilmelidir?
Türkiye’de her zaman darbe olma riski vardır. Darbeden anladığınız illaki askerî darbe olması şart değil. Bizim sistemimiz, devletimiz darbeye açık — ta Osmanlı’dan itibaren süregelen bir şey. Belki devamlı darbe bile oluyordur, farkına varmıyoruzdur. Bir şey yapılırken bunu organize edenler bir taşla çok kuş vururlar. 28 Şubat bir darbe miydi? Evet, bir taşla çok kuş vurdular. 15 Temmuz’da da bir darbe oldu; artçı darbeler şeklinde devam etti ve devam ediyor.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Cemaatler ve tarikatlar darbe meselesinde nasıl etkilenmiştir?
Asıl darbe yiyen, Türkiye’deki bütün cemaatler ve tarikatlardır. Sebep: Türk halkı, yani İslâm darbe yedi. Devletin ve hükümetin bir kanadı da dâhil — bütün cemaatleri ve tarikatları "bu yeni FETÖ olabilir" deyip öteleleme argümanı var. Bir sepet elmanın içerisinde iki-üç tane çürükten dolayı bütün elmaları çürük hükmüne koymak hukuk değildir. Cemaatın birisi yanlışlık yaptı diye bütün cemaatler yanlışlık yapabilme adayı denilmesi — İslâm hukukunda böyle bir şey yok.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Muâviye hukuku nasıl eleştirilmiştir?
Muâviye, Hz. Osman radıyallahu anh hazretleri şehit edildikten sonra Hz. Ali efendimize dedi ki: "Hepsini kılıçtan geçireceksin." Hz. Ali efendimiz: "İçindeki suçluyu cezalandıracağız" dedi. Şimdi hem Muâviye saltanatına karşı çıkacak, hem de Muâviye hukukunu isteyeceksin — bu çelişki.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Aile içi meselelerde Sufi ahlâkı nedir?
Anne-Baba ve Kayınvalide ile Kavga Etmemek. Bu dergâhın çatısında olanlar asla ve asla anneleriyle, babalarıyla, kayınvalideleriyle, kayınpederleriyle ağız dalaşı yapmayacaklar. Kavga etmeyecekler, tartışmayacaklar. Haklı olsanız dahi on dakika, on beş dakika, yarım saat, bir saat sabredin orada, susun. Müsaade isteyip çıkın oradan. Annen-baban, kayınvaliden-kayınpederin haksızken susmak, kavga etmemek erdemliliktir. Eşinin karşısında haklıyken susmak erdemliliktir. Sen güçlüyken gücünü göstermemek erdemliliktir. Erdemlilik budur.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Sakal meselesi nasıl eleştirilmiştir?
Sakal güzel bir sünnet. İnsanı korur, muhafaza eder — gerçekten onu bir peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin önemli bir sünneti gibi görüyorsa. Muhteşem bir şey. Ama sakalla sigara içeceksen, yalan söyleyeceksen, gıybet edeceksen, küfür edeceksen, eşini döveceksen, çocuğuna zulüm edeceksen — bırakma kardeşim sakalı. Laf hazır çünkü: "Bu sakallılar böyle yapıyor, bu namaz kılanlar böyle yapıyor." Sünnet-i Resulullahı o hale düşürmeyelim.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Dergâhta bayan-erkek işleyişi nasıl olmalıdır?
Genel meselelerde dergâhın anayapısı şudur: Bayanlar ve erkekler ayrıdır. Birbirlerine karışmak, bağlantı kurmak yoktur. Bayanların kendi içlerinde kendilerine ait sorumluları vardır. Bu erkek zâkire karşı sorumlu değillerdir — bu erkek zâkir eşleri dahi olsa. Bayanlar bir yere gidecekler, zâkirden izin almak zorunda değiller. Kurs açacaklar, yaparlar programlarını açarlar. Kapatacaklar, yaparlar programlarını kapatırlar. Erkek zâkirlerin "Ben burayı kapatıyorum" deme hakkı yoktur. Erkek kardeşler oradaki bayanların bir eksiği gediği varsa oraya hizmet edecekler: halı lazım, kilim lazım, çay lazım, otobüs tutulacak — hizmet edecekler. İşleyiş böyledir; benim dergâha girdiğimden beri böyledir.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Aile içi taciz nedir ve nasıl eleştirilmiştir?
Kendi evladına tecavüz eden bir kimse — bunun psikolojik bir yapıdan incelenmesi gerekir. Büyük çoğunluğunun psikolojik rahatsız olduğuna inanıyorum. Ama bir kimse tecavüz ettiyse öldürülmesi hak oluyor; büyük günahı işlemiş oluyor.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Boşanmış eşle görüşmeme şartı nedir?
Bir bayan, boşanmış bir erkekle evlenirken "ilk eşinle görüşmeni asla istemiyorum" derse ve erkek buna rağmen görüşmeye devam ederse — nikâhta problem olmaz ama "görüşürsen boşanırım" dediyse boşanma hakkı doğar.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Banka promosyonu nedir ve nasıl değerlendirilmelidir?
Dârülharp’te caizdir. Alacaksınız, bankada bırakmayacaksınız. Bankada bırakarak faiz imparatorluğunu kuvvetlendirmeyeceksiniz. Alın, ondan bir sevap beklemeyin; gidin bir fukaranın odununu kömürünü alın.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
İmam Gazâlî’nin dönüşümü nasıl olmuştur?
İmam Gazâlî uzun zaman zâhirî ilimlerle iştigal ettikten sonra Emevî Camii’nin minaresine kapanıp riyazat yaptı. Çıktığında "bugüne kadar yazdıklarımı reddediyorum" dedi. İhyâu Ulûmi’d-Dîn’i ondan sonra yazdı. Ve ortaya sufi bir Gazâlî çıktı.
Kaynak: 528. Dergâh Sohbeti — Dergâh İşleyişi, Darbe İçinde Darbe ve Sufi Aile Ahlâkı
Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri konuları tartışılmakta mıdır?
Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri konuları tartışılmaktadır. Metinde beklememek, empati duygusu, kadının çalışması ve halka zikirin önemi vurgulanmaktadır. Beklenti hastalığı büyük bir rahatsızlıktır ve bu durum insanı olgunlaştırmada önüne engel olur. Empati, kendini karşındaki kimsenin yerine koymak anlamına gelir. Kadının çalışması haram değildir ve hemşirelik gibi mesleklerde çalışmak caizdir. Halka zikir, zikrullah halkasına oturmak tüm dertlere devadır ve her şeye ilaçtır.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Bir kimse bu noktada İslâm hukuku açısından onu nikâhlayabilir mi?
Normalde evlenilmesinde dinen, İslâm hukuku açısından bir sakınca yok. Evet. Ama bu ileride sıkıntı olur mu? Evet. Problem haline gelir mi? Evet. Kur’ân-Sünnet tarihinden bakarız: bir adamın bununla nikâhlanmasında bir beysi var mı? Yok. Ama problem yaşar mı bu kimseler? Evet. Allah muhafaza eylesin.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Beklenti büyük bir hastalık mıdır?
Beklenti büyük bir hastalıktır. İnsanların içerisinde öyle bir rahatsızlıktır ki bu, o kimseyi olgunlaştırmada önüne çok engel olur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde bu noktada çok keskin ölçüler var: "Hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğine bana söz ver, ben de sana cenneti söz vereyim." Hz. Ebû Zer el-Gıfârî radıyallahu anh’a hitaben: "Bineğinin üzerindeyken yere kırbacın düşse dahi kimseden isteme."
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Burada şu devreye giriyor: o kimsenin ahlâkı ne derecede, ilmi ne derecede, hikmeti ne derecede, doğruluğu ne derecede?
Empati, kendini karşındaki kimsenin yerine koymak. Harika. Bu hadisle sabit: "Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına da yapma." Kötülük manasında, yanlışlık manasında, eksiklik manasında. Ama Eğer o kimsede Kur’ân-Sünnet ahlâkı yoksa, Kur’ân-Sünnet duygusu yoksa bu ölçü tam yerli yerine oturacak bir şey değil.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Vazifeli Tayin Ederken Dikkat: Vazifeli arkadaşlar, zâkir arkadaşlar vazife verirken dikkat edecekler mi?
Arkadaşlık sürdüremeyen kimseler: paylaşımsız, egoist, bencil, cimri, her şeyi ben biliyorum diyen kibirli takımı. Sert tabiatlı, tebessümü olmayan, etrafa devamlı sert konuşan, tepeden bakan bir kimse iletişim kuramaz. Vazifeli Tayin Ederken Dikkat: Vazifeli arkadaşlar, zâkir arkadaşlar vazife verirken dikkat edecekler. Böyle etrafına tahakküm kesen, baş kesen, "astım astık, kestim kestik" diyen kimseleri vazifelendirmeyecekler. Disiplin böyle sağlanmaz; disiplin sevgiyle sağlanır, hizmetle sağlanır.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
İnsanlar iftira atmayı seviyorlar, gıybet etmeyi seviyorlar, dedikodu yapmayı seviyorlar mı?
Dışarıdan hep derler: "Aman dikkat et, paranı dikkat et, evine çoluğuna çocuğuna dikkat et. Bak orada paranı yerler, şöyle yaparlar, böyle yaparlar." Biz yıllardan beri dinleriz bunu. Ben dergâha girdiğimden beri dinlerim, hâlâ da dinlerim. Hep şüpheyle bakarlar. Hâlâ da bizim derviş kardeşler dahi şüpheyle bakarlar: "Acaba duymadığımız bir şey var mı, bilmediğimiz bir şey var mı?" Ben gözlerinden anlarım, hareketlerinden anlarım. İnsanlar iftira atmayı seviyorlar, gıybet etmeyi seviyorlar, dedikodu yapmayı seviyorlar.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
O esnada bir yerden üç araba birden geldiler mi?
Hiç unutmuyorum: bir gün Şeyh Efendi’nin evindeyiz, seyahate çıkacağız. O esnada bir yerden üç araba birden geldiler. Şeyh Efendi kendilerine seyahate çıkacağını söylemiş olmasına rağmen geldiler — çok sevdiklerinden söz dinlemiyorlar. Bu her yerde vardır böyle tipler. İçeri girdiler, birisi beyaz poşetin içerisinde tatlı getirmiş. Şeyh Efendi döndü, o dervişe dedi ki: "Sen şu tatlıyı al, şu misafirleri de al, götür eve. Ondan sonra hepsini ağırla, gönder." Sonra dervişe döndü: "Oğlum bak, misafir rızkıyla geliyor. Rızıklarını da yanında getirmişler."
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Bir insan kendi eksik ve noksanlıklarını neden görmez?
Bu bir bilgisizliğindendir. Bütün cehaletin sebebi bilgisizliktir. Bir kimse kendi bildiğini doğru görür. O bildiğini bir şeyle kıyaslamazsa, kendi bildiğini hep doğru görecektir. Kendimizi kıyaslayacağımız yer Kur’ân ve Sünnettir. İslâm’da haramlar belli, helâller belli. Eğer biz kendi nefsimizde haramları öğrenip onları yapmazsak, eksik ve kusurumuzu göreceğiz. Ama haramları bilmezsek ve okumaya gayret etmiyorsak, eksik ve kusurumuzu bilmemiz mümkün değil.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Yirmi yıldan beri dervişsin, hâlâ eşini dövüyorsun?
Çoluğuna çocuğuna küfür ediyorsun evde? Kimden öğrendin kardeş? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç vurmamış, hiç küfür etmemiş. Sufilik neydi? Hz. Peygamber’in haliyle hallenmek, onun izine basmak. Şeyhim Abdullah Efendi hazretleri: "Oğlum, hacı annene git sor. Hiç dövmüşüm ben, hiç küfür etmişim, hiç kötü bir söz söylemişim — evlendiğimden beri. Çocuklara sor, onlara hiç küfür etmişim." Bunu söylediğinde bekârdım, yeni derviştim. İçimden dedim ki: "Asla vurmayacağım ve asla küfür etmeyeceğim." Cenâb-ı Hak sabr-ı cemil ihsan eyledi; hamdolsun bugüne kadar sözümüzde durduk.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Davranış bozukluğu olan biri müzikle mi zikirle mi kurtulabilir?
Zikirle kurtulsun! Gelsin burada bizim zikrimizde müzik de var, her şey var. Zikrullah halkasına oturmak tüm dertlere devadır, her şeye ilaçtır. Yeter ki o kimse niyet etsin, yeter ki üzerinde uygulasın inşallah.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Bir kimsenin alın teri hiçbir zaman haram değil midir?
Bir kimsenin alın teri hiçbir zaman haram değildir. Bir kimsenin çalıştığının karşılığını alması hiçbir zaman haram değildir. Devletle bir anlaşma olmuş, devlet senin emeğinin karşılığını şu kadar vereceksin demiş — bu para haram değildir. Kadınların tesettürü Hanefîye göre bellidir: içi görünmeyecek, vücut hatları belli olmayacak. Kadınların erkeklerle işle alakalı, alışverişle alakalı ciddi bir manada muhatap olmalarında bir problem yoktur. İşveli, nahoş konuşma haram kabul edilmiştir. Yoksa normalde sahâbeden de, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden de kadınlarla erkeklerin gerektiğinde konuştukları sabittir.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Eğer anne öldü veya boşandı, sonradan başka bir erkekle evlendi ve çocuk küçükken o üvey babanın yanında yetişti — o erkek evlenince kendi hanımı o ad mıdır?
Eğer anne öldü veya boşandı, sonradan başka bir erkekle evlendi ve çocuk küçükken o üvey babanın yanında yetişti — o erkek evlenince kendi hanımı o adama normal kayınpederi gibi olmaz. Yanına tesettürlü girecek, başını açarak giremez.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Dârülharp’te Hükümler Değişir mi?
İslâm hukukuna göre sahipsiz bir toprak varsa, kim işlerse o toprak onundur. Ama toprağın sahibi var, tapusu var, birilerine aitse — oraya bir kimsenin çöküp tasarruf etmesi, Dârülharp’te de olsa Dârülislâm’da da olsa caiz değildir. Bir kimsenin mülküne dokunamazsınız. İçki içmek Dârülharp’te de haramdır, Dârülislâm’da da haramdır. Ancak canına, malına zarar vereceklerse, Müslüman olduğun anlaşılıp sana zulüm edilecekse — o zaman zaruret hali devreye girer; bu farklı bir meseledir. Müminle kâfirin arasında faiz yoktur (Dârülharp hükmü); ama müminle müminin arasında yine faiz haramdır. Bazı cemaatlerin Türkiye’de "Dârülharp" deyip kendi aralarındaki alışverişlerinde faizi caiz gördükleri söylentileri vardır — Dârülharp’te de olsa mümin müminden faiz alıp veremez.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Sahâbe ve Allah’ı zikretme konusunda bir hadis var mıdır?
Sahâbe ve Allah’ı zikretme konusunda bir hadis vardır. Bu hadis, halka halinde zikirin önemini vurgular. Zikir, Allah’ı anmak ve ona yaklaşmak için yapılan bir ibadettir. Halka halinde zikir, topluluk içinde yapılan zikirin etkisini ve önemini anlatır.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Büyüden Kurtulma Meselesi — Gömleğe Okunması Soru olarak soruldu: "Kişinin büyüden kurtulması için bir gömleğe Felâk, Nâs ve Âyetü’l-Kürsî okuyup giydiği gömleği üç gün hiç çıkarmaması mı gerekiyor?
Mücadele: Giriş — Dua ve Selamlama Allah gecenize hayır etsin, gündüzünüze hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hakk’ın kulluklarınıza nail eylesin, korktuklarınıza karşı sizi muhafaza eylesin inşallah. Sadece dışarıya çıkarken gömleği giyse yeterli olur mu?" Bu işlere bizim Halit Hoca bakıyor. Halit Hoca geçen hafta enteresan bir şey söyledi; beyaz poşetin içine beyaz taş koymuştu. Bu da bir Karacabey’le değerli güzel kardeşimize ait bir reçeteydi. O yüzden kim bu gömleği giyip böyle bir şey yaparsa nefsinden yapmış olur; üstadından gelip kendine göre reçeteyi alması icap eder. Sabrın Ehemmiyeti — İbadette Sabır, Zulme Değil Sabırın Hakikati Sabır, dinin yarısıdır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem "Sabır dinin yarısıdır" buyurmuştur. Buradaki benim anladığım sabır şudur: Namazda sabır, ibadette sabır, ihlâsta sabır, samimiyette sabır, Kur’ân ve Sünnete sımsıkı bağlı durmakta sabır, haramlardan uzak durmakta sabır, helâlleri işlemekte sabır, iyilikleri işlemekte sabır. Benim anladığım sabır, zulme rıza göstermek değildir. Benim anladığım sabır, Kur’ân ve Sünnetin dışındaki bir şeye rıza göstermek değildir. Bana sabırdan sorarlarsa ben diyorum ki: Ölünceye kadar ibadete devam edeceksiniz. Ölünceye kadar iyilik yapmaya devam edeceksiniz. Ölünceye kadar Allah’ı zikre devam edeceksiniz. Ölünceye kadar Kur’ân ve Sünnete sımsıkı yapışıp onun mücadelesini vermeye devam edeceksiniz. Ölünceye kadar sufi bir hayat, sufi bir fikir bunun içerisinde olmaya gayret edeceksiniz. Ölünceye kadar sâlihlerle beraber olma, sâlihlerin izini, kokusunu, yolunu devam ettirmeye devam edeceksiniz. Bunlarda sabır. Eyvallah. Zulme Rıza Göstermek Zulümdür Ama bir sistem var zulmediyor, bir insan var zulmediyor, bir kadın zulmediyor, bir erkek zulmediyor, bir patron zulmediyor. Zulümle, zalimle strateji belirlenerek mücadele edilir. Zulme rıza, zulümdür. Haksızlığa rıza, haksızlıktır. Yanlışlığa rıza, yanlışlıktır. Yolsuzluğa, uğursuzluğa, hırsızlığa — her türlü Kur’ân ve Sünnet dışı, her türlü ahlak ve edep dışı bir şeye razı olmak, rıza göstermek zulümdür. Nerede olursa olsun. Sufilik, kenara çekilip sadece Allah’ı zikretmek değildir. Biz geceleri kenara çekilir Allah’ı zikrederiz; gündüzleri de haksızlıkla, zulümle, Allahsızlıkla, kitapsızlıkla, yanlışlıklarla, eksikliklerle mücadele ederiz. Biz toplanırız, kendi kendimize dinimizi öğrenmeye çalışırız. Bir hoca buluruz, bir üstad buluruz, bir âlim buluruz. Otururuz dizinin dibine, kendimizce dini öğrenmeye çalışırız ama gündüz de o dini yaşamaya çalışırız. Sabredemeyeceğimiz Şeyler Fuhuşa sabredemeyiz. Eşcinselliğe sabredemeyiz. İçkinin, uyuşturucunun, kumarın insanların içerisinde elini kolunu sallaya sallaya dolaşmasına sabredemeyiz. Haksızlıkların, kayırmaların, devlet kaynaklarının peşkeş çekilmesine sabredemeyiz. Adaletsizlik, hukuksuzluk, yanlışlık, eksiklik — biz bunlara sabredemeyiz. Eğer devlet olarak, hükümet olarak hadîs-i şeriflere savaş açtıysanız karşısında bizi bulursunuz. Eğer siz Kur’ân ve Sünneti lîke’laştırmaya, yumuşatmaya, üzerinde oyunlar oynamaya çalışıyorsanız biz buna dimdik dururuz. Eşcinsel evliliklere müsaade edecekseniz, fuhuşa göz yumacaksanız biz göz yummayız kardeşim. Buna sabretmeyiz biz. Bir kadın, evli kadın dört kişiyle cinsel ilişkisini beyan edecek, Diyanet’e telefon açacak — Diyan, et ona "seni nikâhındırıyor" diyorsa biz buna sabretmeyiz kardeşim. Bu açıkça da dile getirilir, açıkça da söylenir. Böyle bir Diyanet olmaz olsun deriz. Mücadelede Sabır Sabırdan anladığım; mücadelede sabretmek, yenilmemek, gayret etmek, yamulmamak, gevşememek. Bir direğe evinin köşesine gidip oturmamak. "Benim çeklerimi Mustafa abim ödeyecek, benim dükkânımı Mustafa abim açacak" deyip de hanımının koynuna yatıp mücâhitlik taslamak, dervişlik taslamak değil sabırdan anladığım. Benim sabırdan anladığım: namaza devam etmek, oruca devam etmek, zikrullaha devam etmek. Benim sabırdan anladığım: polisin kapıda beklediğini gördüğün halde, bildiğin halde, oraya geleceğini rüyanda gördüğün halde gidip orada zikrullaha devam etmek. Biz bunları yaşadık sabır olarak. Sabır ile Boşanma Meselesi Birisi zulmediyor; "Ya sabredelim." Ben ona sabretmiyorum kardeşim. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zulümle mücadele etti. Ben mücadele ederim. Adam kadına zulmediyor; kadına "sabret" demiyorum: "Bu adam bu zulmü yapamaz kızım sana. Boşan adamdan" diyorum. Kadın adama zulmediyor; adama diyorum ki: "Bu kadın sana zulmediyor. Boşa bu kadını" ya da "Çözümünü bul." Herkes haddini bilecek. Sabır, haddini bilmek ve hakkına razı olmak. Sabır budur benim bildiğim. Yoksa insanlar bir yerde bir zulüm var, "Sabredelim" — niye sabredeceksin kardeşim? Allah ondan seninle mücadele et demiş. Din Allah’ın oluncaya kadar yeryüzünde mücadele etmekle emrolunmuş bir Peygamberin ümmetisin. Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede buyuruyor ki: "Din Allah’ın oluncaya kadar savaşın." (Bakara, 2/193) Zikir ve Sohbet Meclislerinde Siyaset Konuşulur mu? İslâm, hayatı başıboş bırakmaz. Siyaseti de başıboş bırakmaz. Biz Kur’ân ve Sünneti söylüyoruz. Bu siyasetse, siyasette de söyleriz. Siyasetçiye de söyleriz. Neden diyor: "En büyük cihat, zalim bir hükümrâna nasihat etmektir" diye? Siyasette yapacağız, siyasette konuşacağız. Türkiye’nin de siyasetini konuşacağız, dünyanın da siyasetini konuşacağız, yerel siyaseti de konuşacağız. Neden konuşmayayım? Ben bir partiye angaje olmam. Kardeşlerimi de herhangi bir partiye angaje etmem. Bu hangi parti olursa olsun. Ama bir yerde Kur’ân mücadelesi, sünnet mücadelesi, vatan mücadelesi, millet mücadelesi varsa biz onun ortasındayız. Yanında kenarında değil, ortasında. Biz böyleyiz. Çizgimiz belli bizim. Bundan rahatsız olan kardeşler varsa derslerini iade ederler, giderler. Ben hiç bundan geri durmadım. Ben Washington’un da siyasetini, Moskova’nın da siyasetini etkileyebilirsem buradan etkilemeye çalışırım. Sohbetimle, zikrimle, duamla, dilimle, kalbimle, ruhumla — neyim varsa. Siyaset İçin Konulan Çizgiler Biz günlük siyasetle ilgilenmeyiz, partici değiliz. Ben zaten yıllar öncesinden şunu koydum: Bir gün sizin huzurunuza milletvekili adayı olarak gelmeyeceğim, belediye başkan adayı olarak gelmeyeceğim, meclis adayı olarak gelmeyeceğim. Ben bir gün gelip de "ben şeyh oldum, ben uçuyorum" demeyeceğim. Bir günden bir güne sizden bir ücret istemeyeceğim. Bunları beyan ettim. Ben o sözlerime sadığım. Kısa Sorular ve Cevaplar Kabir Azabında Zaman Nasıl Bir Faktördür? Zamanı bilemeyiz. Cenâb-ı Hak az zamanda çok büyük kabir azabı çektirebilir. Burası müteşâbih bir meseledir. Emitasyon Ürün Satmak Caiz midir? Emitasyonu deri gibi "deri" diye satarsa caiz olmaz. Ama "emitasyon" olduğunu söyleyerek satarsa bunda bir beis yoktur. Aldatmak yoktur İslâm’da. Rabbim aldatanlardan ve aldananlardan eylemesin inşallah. Müslüman ne aldatacak ne aldanacak. Zekât Maldan mı Verilir, Kârdan mı? Zekâtın nelerden ne kadar verileceği bellidir. Ticaret malları kırkta birdir. Parası pulu nisap miktarına geldiyse evindeki paranın kırkta birini zekât olarak verir. Başkasının İzinsiz Wi-Fi’sini Kullanmak Umuma açık bir Wi-Fi eyvallah, herkes kullanır. Ama birisinin şahsi Wi-Fi’sini izinsiz kullanmak sıkıntılıdır. Dikkat edin: birisinin Wi-Fi’si üzerinden başkası hakaret etse, bir şey yapmış olsa, o Wi-Fi’den devlet sizi çıkarır, "Gel buraya" der. Birine cep telefonunuzu verdiniz, o kişi hakaret etti — hat kimin? Siz içeridesiniz. Sakın birisine cep telefonunuzu vermeyin, hat almayın, Wi-Fi şifrenizi verirken dikkatli olun. Hacızlı Araç İhaleleri Hacizli araç ihalelerine girip bu işin ticaretini yapmanın dinen hiçbir sıkıntısı ve sakıncası yoktur. Banka Promosyonu "Emekliyim, banka promosyonu aldım, bu parayı kendim harcayabilir miyim?" — Harcayamazsan getir bana, harcayanı bulurum ben. Sağlam ve Güçlü Bir Karakter İçin Tavsiyeler Bu konuda bol bol hadis okuyun, ahlâkla alakalı hadisler okuyun ve onları kendi üzerinizde uygulayın. Verdiğini Geri İsteme Sahabeden bir kimse geldi, dedi ki: "Ya Resulallah, filanca kimse bana bir şeyler vermişti, tasadduk etti. Şimdi de benden onu geri istiyor." Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, isteyen sahabeye dedi: "Gel buraya." Geldi. "Tükür" dedi, tükürdü. "Al tükürüğünü geri" dedi. "Alınmaz ki ya Resulallah" dedi. O da: "Tasadduk ettiğin bir şey geri istenmez. Kim tasadduk ettiği bir şeyi geri isterse, kusmuğunu yeniden yalayan köpeğe benzer" buyurdu. Hadisi okudun mu? Okudun. Birine bir hediye mi verdin? Birine bir tasadduk mu ettin? Evet. Unut bunu. Sağlam karakterli olmak istiyorsan — hediye verdin, unut. Yardım ettin, unut. Birine bir şey yaptın, unut. Ona bakarken dahi aklına gelmesin senin. Hiç Kimseden Hiçbir Şey İstememe "Hiç kimseden hiçbir şey istememeye söz verene ben cenneti söz veririm" — Hadîs-i şerif. Ne kadar sağlam karakter! O zaman mümkün olduğunca hiç kimseden hiçbir şey istememeye gayret et. Birine bir şey ısmarladın, ücretini ver. Mesela Cemil kardeşe dedin ki: "Adapazarı’nın bal kabağı meşhurdur, gelirken bir tane getir." Bunu andırma! Sağlam karakterli ol. İstemişsen, "Zahmet olacak ama gelir geçerken bir tane getir" de ve ücret almayacak olsa bile ücreti ver. Andırma, sağlam karakterli ol. Misafirlikte hafif ol. Millet kendi kendine düşünmesin: "Gelecek, kebap da ister, şuraya da gitmek ister, buraya da gitmek ister." Hayır — hafif ol, milleti kaçırma, kendinden uzaklaştırma. Arakan Zulmü ve Kudüs Meselesi Müslümanlar bir ve beraber olmadıkça; siyasette, askeriyede, ekonomide geri oldukları müddetçe; cihat ruhu olmadıkları müddetçe ne yazık ki Müslümanların kanı dökülecek hep. Arakan’da dökülecek, Filistin’de dökülecek, Kudüs’te dökülecek. Malum kimseler bizim ilk kıblegâhımızda istediklerini yapıyorlar; göstermelik hiçbir şey olduğu yok. Neden Irak’ı karıştırdılar? Neden Suriye’yi berbat ettiler? Neden Yemen karışık, Lübnan karışık? Ürdün karışacak, Türkiye karışacak — neden? O kargaşanın içerisinde adamlar Kudüs’ü tam işgal edecekler ve bunu teyitleştirecekler. Ayasofya Önceliği Merak etmeyin: Ayasofya tam ibadete açıldığında, gümbür gümbür Cumalar orada kılındığında Kudüs’ün de kurtuluşu, Mekke’nin de kurtuluşu, Medine’nin de kurtuluşu yakındır. Önce Ayasofya kurtulacak, ondan sonra Kudüs kurtulacak, ondan sonra Medine kurtulacak, ondan sonra Mekke kurtulacak inşallah. Ama biz bunu görmüyoruz. Kendi ülkemizde atalarımızın bize yadigâr bıraktığı Ayasofya Camii Müslümanların ibadetine kapalı — bunu görün önce. Bu STK’lar toplansalar, bir Cuma’yı Ayasofya’da tanzim etseler, bütün herkes Ayasofya’ya Cuma’ya gitse… Ulu Cami’de Vav Harfine Dokunma Meselesi Bursa Ulu Cami’de bazı bayanların Vav harfine dokunup elini yüzüne sürmesi, kendince bir hikmet görmesi — dışarıdan baktığımızda bize tuhaf geliyor. Ama normalde insanların oluk oluk dinsizleştiği bir yerde, bir kimse kendisinin İslâm dinine ait olduğunu göstermek için bir ritüel yapıyor, bir aidiyet kespediyor. Hadîs-i şerifte geçer: "Bir kimse ‘Benim ceddimin ceddinin ceddi Muhammediymiş’ derse, benim şefaatim ona vacip olur." Kendisini Muhammed ümmetine atfediyor, aidiyet kespediyor. O Vav harfi Kur’ân’dan bir harf — Kur’ân’a olan saygı Allah’a saygı. Çok hoş bir görüntü değil belki; ama herkesin dinsizleştiği bir zamanda birisi İslâm dinine olan aidiyetini gösteriyorsa, biz onu çok aşağı etmeyelim. İnsanlar İslâm’dan hızla uzaklaşıyorlar — bırakın onlar kendilerini Muhammedi ümmete aidiyet kesbedici hareketler yapsınlar.
Kaynak: 532. Dergâh Sohbeti — Sabrın Hakikati, Siyasetle Mücadele ve Evlilik Adabı
Evlilik görüşmesinde değerlerlendirilecek özellikler nelerdir?
Kur’ân ve Sünnet Ölçüsü. Evlilikle alakalı meselelerde muhakkak Kur’ân ve Sünnet tarihinde durulması gereken olmazsa olmaz noktalar vardır. İki, ailenin kendince ölçüleri vardır. Üç, şahsın kendince ölçüleri vardır.
Kaynak: 532. Dergâh Sohbeti — Sabrın Hakikati, Siyasetle Mücadele ve Evlilik Adabı
Dindar olanı nasıl seçmeliyiz?
Hadîs-i Şerif: Dindar Olanı Seçiniz. Hadîs-i şerifte buyurulmuştur: "Nikâh dört şey içindir: Dini için, güzelliği için, malı mülkü için, nesebi soyu için. Siz dindar olanı seçiniz." Buradaki dindarlıktan kasıt: edep, terbiye, güzel ahlâk.
Kaynak: 532. Dergâh Sohbeti — Sabrın Hakikati, Siyasetle Mücadele ve Evlilik Adabı
Bir derviş kardeşin gidip bir bayan kardeşe direkt kendisinin konuşması dergâhın adabına, erkânına aykırı mıdır?
Bir derviş kardeşin gidip bir bayan kardeşe direkt kendisinin konuşması dergâhın adabına, erkânına aykırıdır. "Abi, ben filancayla evlenmeyi düşünüyorum, bu konuda nasıl davranılması gerekiyorsa davranalım" diyeceksin. Biz ona düngürcü olacağız, annesine babasına göndereceğiz.
Kaynak: 532. Dergâh Sohbeti — Sabrın Hakikati, Siyasetle Mücadele ve Evlilik Adabı
Dergâhta bay-bayan iletişim kuralları nelerdir?
Dergâhtaki bayan kardeşlerin bay kardeşlerle dergâh meseleleri, başka meseleler, ıvır zıvır konuşmaları caiz değil, uygun değil. Konuşmayacaklar, sormayacaklar, mesaj atmayacaklar. Uygun değil. Bu bütün dergâhla alakalı, bir bölgeye ait değil. Bursa da dâhil buna, her yer dâhil buna.
Kaynak: 532. Dergâh Sohbeti — Sabrın Hakikati, Siyasetle Mücadele ve Evlilik Adabı
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah azze ve celle kıyamet gününde mahşer halkına ‘Lütuf ve ihsana kimin layık olduğunu bi midir?
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah azze ve celle kıyamet gününde mahşer halkına ‘Lütuf ve ihsana kimin layık olduğunu bileceksiniz’ der." Sahâbeler "Lüt,uf ve ihsana layık olanlar kimlerdir ya Resulallah?" denilince: "Zikir meclislerine devam edenlerdir" buyurdu.
Kaynak: 532. Dergâh Sohbeti — Sabrın Hakikati, Siyasetle Mücadele ve Evlilik Adabı
Anneler ne yazık ki kızlarıyla arkadaş olamıyorlar?
Bu kültüre sahip değiller. Çatışan anneler çatışma kültüründen gelmiş ailelerden. Ahlâklarını Muhammedî ahlâka devşirememişler. Çatışma kültürlerini devam ettirdikleri müddetçe ergen çocuklarını kaybediyorlar. Anneler, eğer kızlarınızla çatışmaya devam ederseniz sizin kızınıza bir genç bir erkek gelir, "seni çok seviyorum" der, o kız peşinden gider. Onu dinler, onun fikirlerini kabul eder. Sonra saçını başını yolarsın.
Kaynak: 533. Dergâh Sohbeti — Türkiye Ekonomisi, 15 Temmuz Değerlendirmesi ve Ordunun Gü
Eşler arasında telefonla mesajla boşama hükmü nedir?
Eşler arasında telefonla mesaj da üç kez "boş ol" dese boşamış mı oluyor? Evet. Bir erkek ayrı ayrı zamanlarda eşine üç kez "boş ol" dese boşamış olur.
Kaynak: 536. Dergâh Sohbeti — Dergâhların Tarihî Seyri, Atatürk Tartışmaları ve Zikir Me
Aile Sorumluluğu nedir?
Aile de olan sıkıntıdan dolayı eşimle ayrı evlerde yaşıyoruz. Boşanmadık. Birbirimize gidip geliyoruz. Ailemi bir türlü aynı çatı altında toplayamıyorum. Sıkıntım nedir acaba? Bir ailede dağınıklık varsa birinci derecede erkekler sorumludur. Erkekler evin, ailenin reisidir. O dağınıklığın birinci sebebi erkektir. O yüzden normalde erkek kendince Kur’ân’a, Sünnet’e, imamların içtihatlarına uygun bir aile reisi yaparsa bundan sorumluluğu gider. Ama herkes kendince bizim toplumumuzda her şeyde Kur’ân ve Sünnet’e uygun hareket ediyor noktasında duruyor kendi kendine. En büyük problem bu. Bir evde problem varsa problemi birinci derecede aşmak, birinci derecede halletmek, birinci derecede sıkıntıyı gidermek erkeğe aittir. Bir dağınıklık yaşanıyorsa o birinci derecede erkektir. Ama normalde gerçekten Kur’ân ve Sünnet’e doğru o kimse yapacağını yapıyor, yapacağını yapıyor, hâlâ da olmuyorsa ve bu konuda erkek gerçekten meselelere hâkim bir kimse tarafından dinlenmiş, iki taraf da dinlenip "bu erkek yapacağını yapmış ama kadın bunu anlamamış" deniyorsa — o zaman erkeğin kendince evliliğine, durumuna, vaziyetine bakması kalıyor işin.
Kaynak: 537. Dergâh Sohbeti — Aile Sorumluluğu, Rüya Adabı ve Hatme Erkânı
Kadına Zulüm ve Boşanma nedir?
Erkek kadını zorlamayacak. İllaki "evli kalacağız, devam edeceğiz" diye. Son dönem insanlar bir tuhaf. Kadına zulmediyor. Kadın boşanmaya kalkınca kadını öldürmeye kalkıyor. Zulüm etmek sadece tokat vurmak değil. Önceden insanlar bu kadar sapkın değildi. Şimdi evli erkekler — bunları söylemekten utanıyorum — eşlerini arkadan kullanmak için ısrar ediyorlar. Dövüyorlar, bayılanı var, ilaç içireni var. Kadına illaki livâta edecek. Zorla. Zulmediyor, sonra kadın boşanmaya çalışıyor, vurmaya kalkıyor, öldürmeye kalkıyor onu. Kızların anne babalarında da hata var. Kızı gelmiş derdini anlatıyor, "sen kocana git" diyor. Kızı gelmiş annesine açık açık anlatıyor, annesi "ne var bunda, git kocana" diyor. Toplum bu hâle geldi. Allah muhafaza eylesin.
Kaynak: 537. Dergâh Sohbeti — Aile Sorumluluğu, Rüya Adabı ve Hatme Erkânı
Derviş Kardeşlere Nasihat nedir?
O yüzden herkes ailesini iyi geçindirmenin yoluna bakacak. Derviş kardeşler eşleriyle, çocuklarıyla ailelerini iyi geçindirmenin yolunu arayacaklar. Herkes eşine, çocuğuna, işine sahip çıkacak. Ailenin reisisiniz erkekler. Eşlerinize ve çocuklarınıza bakmakla mükellefsiniz. Hiçbir derviş kardeş eşinin kazandığı paraya, eşinin annesinden babasından gelen malına veya annesinden babasından gelen gelire gözünü dikmeyecek. Hiçbir derv’î kardeş başka bir kimsenin kazancına, malına, mülküne, gelirine gözünü dikmeyecek. Çalışacak, Cenâb-ı Hakk’ın bereketini isteyecek. Koşturacak, gayret edecek, mücadele edecek. Gücünün yettiğince eşine, çoluğuna, çocuğuna bakacak inşallah.
Kaynak: 537. Dergâh Sohbeti — Aile Sorumluluğu, Rüya Adabı ve Hatme Erkânı
Ümmetin Birliği nasıl sağlanabilir?
Ve bu cahil, ehliyetsiz, rahatına düşkün, keyfine düşkün, lükse sefaya düşkün siyasetçi-âlim-şeyh üçgeninden ne çıkacak ki? Bunun içerisine lüks ve sefaya düşmüş iş adamlarını, ekonomiyi elinde tutan Müslümanları da eklerseniz başka bir şey beklenmez. Âlimler ya medresede, medreseden dışarı çıkmıyorlar. Üç tane beş tane öğrenci edinmişler, orada onları öğreteceğiz diye uğraşıyorlar. Dışarıda halk ne halde onların farkında değiller, onlar da yemelerine içmelerine rahatlarına bakıyorlar. Cahil şeyhler de öyle — onlar da şatafat yapacağız diye uğraşıyorlar. Tebliğ için dolaşmıyorlar. Dolaşmaya kalkarlarsa dünyanın parasını topluyorlar. Her gittikleri yerde kendilerine han hamam yaptırıyorlar. Yılda dört beş sefer tatile çıkıyorlar. Bir yere gidecekler, on tane araba, korumalar ayrı, zırhlı araçlar ayrı, gittikleri yerlerde beş yıldızlı otellerde kalıyorlar.
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Hangi siyasetçiler Müslümanları birleştirebilir?
Hangi siyasetçiler birleştirecek Müslümanları? Suudi Arabistan’ın başındaki yönetim mi? Katar’ın, Yemen’in, Sudan’ın, Mısır’ın, İran’ın başındaki yönetim mi? Bahreyn’in, Dubai’nin başındaki yöneticiler mi? Bu küçük kralcıklar, küçük tanrıcıklar mı birleştirecek Müslümanları?
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Hangi âlim Müslümanları birleştirebilir?
Hangi âlim birleştirecek? Kendisinden olmayanı küfürle itham eden, birbirini öldürmeye fetva veren, birbirlerini katletmeye fetva veren âlimler mi ümmeti birleştirecek?
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Hangi şeyhler Müslümanları birleştirebilir?
Hangi şeyhler birleştirecek ki? Kendi dergâhının dışındaki dergâhları küfürle itham eden, kendisini sadece kutup görüp başka şeyhleri parya gören, hepsine dil uzatan, lâf söyleten, sefaya düşmüş, rahata düşmüş, uykuya düşmüş şeyhler mi birleştirecek Ümmet-i Muhammed’i?
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Nafaka sistemi ve erkeklerin sorumluluğu nedir?
Dînimize göre mihir ile nikâh olurken bu nafaka sistemini bugünkü düzen mi getirdi? Normalde nafaka sistemini evet bu düzen getirdi de, biz çok düzgün Müslümanız da biz çocuklarımızın bakımını kendi üzerimize mi aldık ki? Erkekler çok düzgün Müslümanlar mı? Boşadıkları eşlerinin yanına bırakmıyorlar mı çocuklarını? Çocukları orada bırakıp eşini zor durumda bırakmıyor mu Müslüman erkekler? Soruyorum, "çocukları ne yapacaksınız?" diyorum. "Anlaştık, annesi götürecek." Ben diyorum ki, "annesi neyle bakacak bu çocuklara?" Bir tane, iki tane, üç tane çocuğu annesine bıraktı. Neyle bakacak? Bunu düşünen kaç tane Müslüman erkek var?
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Kâbe imamı Südeysî Hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kâbe imamı Südeysî’nin "Allah’a hamd olsun ki Amerika’yla birlikte dünyayı yönetiyoruz" açıklaması hakkında görüşleriniz nelerdir? Hayaller yaşayan müziksiz dans eder, ay ışığında olursa daha romantik olur.
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Halkın içinde eziyetlere katlanmak nedir?
Halkın içinde eziyetlere katlanmak durumuna insanların içinde kıymetsizleşmekle dâhil midir? Evet.
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Zikir meclisinde meleklerin hazır bulunması nedir?
Biliniz ki sizin bu toplumunuz zikir için oturursa, meleklerden bir topluluk da onlarla beraber oturur. Onlar Allah’ı tesbih ederlerse melekler de tesbih ederler. Onlar Allah’a hamd ederlerse melekler de O’na hamd ederler. Onlar tekbir getirip Allah’ı yüceltirlerse melekler de tekbir getirirler.
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Kehf Sûresi 28. Âyet ve Nüzûl Sebebi nedir?
"Sabah akşam tevazu içinde yalvararak, ürpererek ve sesini yükseltmeden Rabbini an, sakın gafillerden olma." Bu âyetin nüzûl sebebi nedir? İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: Peygamber Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Hazretleri arkadaşlarına vaaz ediyordu. Hz. Peygamber onlara buyurdu: "Siz Allah’ım, bana sizinle sabretmemi emretti kimselersiniz." Sonra şu âyeti okudu: "Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini onlardan ayırma. Bizi zikretmesini unutturduğumuz, heva ve hevesine uymuş, haddi aşmış kimselere boyun eğme." (Kehf Sûresi, 28)
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Zikir Meclisinin Fazîleti Hadîsi nedir?
"Sonra Allah’ın yüce katına çıkıp — o kulların hâlini en iyi bildiği hâlde — ‘Ey Rabbimiz, kulların Seni tesbih ve tenzih ettiler, biz de tenzih ettik. Onlar Sana tekbir getirdiler, bu sebeple biz de tekbir getirdik. Onlar Sana hamd ettiler, biz de hamd ettik’ derler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, ‘Ey meleklerim, sizi şâhit tutuyorum ki ben onları bağışladım’ buyurur. Melekler ‘İçlerinde çok günahkâr filan ve filan var’ derler. Allah Teâlâ da ‘Onlar öyle iyi kimselerdir ki kendileriyle arkadaşlık yapan kötü olmaz’ buyurdu."
Kaynak: 538. Dergâh Sohbeti — Mürşid-Mürid İlişkisi, Üç Talak Boşanma Hükümleri ve Ümmet
Emaneti ehline vermek ne demektir?
Emaneti ehline vermek; bir vazifeyi ehil olan kimseye vermek. Ehil olmayan kimseye verirseniz batar. O kendisini batırmakla kalmaz, o vazifeyi vereni de batırır.
Kaynak: 544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve E
İbadet konusunda erkeğin eşine şart koşma hakkı var mı?
Hayırlı bir adammış bu ya. Gerçekten adam Kur’ân ve Sünnet’e bağlı bir kimseymiş. Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Bir erkek Müslüman bir kadını kendine nikâhladıysa, o erkek emri altındakinden sorumlu. Bu noktada onu sohbete, zikre, ibadete yönlendirmek için çaba sarf edecek. Sevdirerek yaptırsa daha güzel.
Kaynak: 544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve E
Evlilikte cinsellik ve İslâm’ın bakışı nedir?
Bizim ülkemizde cinselliği konuşmak bir tabudur. İnsanlar konuşmazlar, bunu konuşmayı ayıp addederler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hadislerini okumazlar. Kur’ân ve Sünnet’in bu konudaki hükümlerini okumazlar, bilmezler. Kulaktan dolma şeylerle öğrenirler. Böyle olunca kadınlar da erkekler de birbirlerinden istedikleri murada eremezler.
Kaynak: 544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve E
Erkeklerin ve kadınların sorumlulukları nedir?
Erkekler ağız temizliğine, vücut temizliğine, kılık kıyafetlerine, tatlı diline, güler yüzüne dikkat etmiyorlar. Kadınla olan ilişkisinde nasıl olması gerektiği hakkında yeterli bilgi ve tecrübeye sahip değiller. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hadislerini okumuyorlar. Aynı şey kadınlar için de geçerli.
Kaynak: 544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve E
Kadınlar ve erkeklerin evlerinde nasıl davranmaları gerekir?
Kadınlar evlerine sahip çıkacaklar; konuşmalarıyla, temizlikleriyle, kıyafetleriyle eşlerinin ilgisini çekmeliler. Erkekler de temizlikleriyle, ahlaklarıyla, tavır ve davranışlarıyla eşlerinin ilgilerini çekmeliler. İslâm topluluğu bu noktada kendisini Kur’ân ve Sünnet’e bağlamalı. Kur’ân ve Sünnet’in müsaade ettiği alanları kullanmalı.
Kaynak: 544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve E
Erkekler evlerine ve eşlerine sahip çıkmalı mı?
Erkek eşini, çocuklarını ve evini korumakla mükelleftir. Eğer ailesini kayınvalide bozuyorsa, annesi bozuyorsa, kayınpederi veya babası bozuyorsa — evini korumakla mükelleftir. "Elinizin altındakinlerden sorumlusunuz."
Kaynak: 546. Dergah Sohbeti — Bühtan, Karı-Koca Arasını Bozmak ve İblis’in En Sevdiği Fi
Zina nedir ve İslam hukukuna göre nasıl değerlendirilir?
Zina — en büyük günâh-ı kebâirlerden biri. İslâm çok eşliliğe müsaade ediyor; boşanmak helâl, nikâhlanmak helâl ama zina haram. Evli iken zina yapmak büyük günâh-ı kebâirdir.
Kaynak: 547. Dergah Sohbeti — Günâh-ı Kebâirlerin Tasnifi, Hizmet Ahlâkı ve Zina Fetvası
Diyanet’in zina fetvası eleştirisi neden yapılmıştır?
Diyanet’in "evli kadın veya erkek zina etse nikâhı düşmez" fetvası insanları rahatlatıyor. İslâm hukukuna göre itiraf eden evli zinakâra recm cezası sabit; recmedilen kimsenin nikâhı kalmaz zaten. Zâhiren dirisin ama mânen ölüsün.
Kaynak: 547. Dergah Sohbeti — Günâh-ı Kebâirlerin Tasnifi, Hizmet Ahlâkı ve Zina Fetvası
Dinde zorlama var mı ve neden?
Dinde zorlama yoktur; bir kimse Müslüman olur veya olmaz, zorlama yoktur. Tebliğ edilir, nasihat edilir ama zorla ibadet ettirmek yoktur İslâm’da. Ben bu noktada İmam Mâtürîdî ve İmam Âzam hazretlerinin açmış olduğu çizgideyim; onlar bu noktada çok hassas durmuşlardır.
Kaynak: 547. Dergah Sohbeti — Günâh-ı Kebâirlerin Tasnifi, Hizmet Ahlâkı ve Zina Fetvası
Hizmet ahlâkı nedir ve nasıl uygulanmalıdır?
Bu yolda herkes görevlidir; görev beklemek diye bir şey yok. Koşmak istiyorsan apartmandaki insanları topla, birer tevhîd çektir. Arkadaşlarını davet et — sünnet zaten. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kavmini topladı, onlara yemek verdi, peygamberliğini tebliğ etti.
Kaynak: 547. Dergah Sohbeti — Günâh-ı Kebâirlerin Tasnifi, Hizmet Ahlâkı ve Zina Fetvası
Günâh-ı kebâirlerin tasnifi nedir ve nasıl sınıflandırılır?
Günâh-ı kebâirlerin tasnifi: kalp (4), dil (4), mide (3), edep yeri (2), el (2). Kalpteki Dört Günâh-ı Kebâir: Allah’a şirk koşmak, isyana devam etmeye niyetli olmak, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmek, Allah’ın mekrinden emin olmak. Dildeki Dört Günâh-ı Kebâir: iftira etmek, yalan şahitliği yapmak, sihir, Hakkı iptal eden veya bâtılı yerleştiren yalan yemin etmek. Midedeki Üç Günâh-ı Kebâir: yetim malı yemek, ribâ yani faiz yemek, sarhoşluk veren şeyleri yemek ve içmek. Edep Yerindeki İki Günâh-ı Kebâir: zina, livâta. Eldeki İki Günâh-ı Kebâir: haksız yere adam öldürmek, hırsızlık yapmak.
Kaynak: 547. Dergah Sohbeti — Günâh-ı Kebâirlerin Tasnifi, Hizmet Ahlâkı ve Zina Fetvası
Zina fetvası eleştirisi neden yapılmıştır?
Diyanet’in "evli kadın veya erkek zina etse nikâhı düşmez" fetvası insanları rahatlatıyor. İslâm hukukuna göre itiraf eden evli zinakâra recm cezası sabit; recmedilen kimsenin nikâhı kalmaz zaten. Zâhiren dirisin ama mânen ölüsün. Evlenin, nikâhlanın; hoşunuza gitmediyse boşanın, bir daha evlenin — hepsi helâl. Ama evli iken zina yapmak büyük günâh-ı kebâirdir. Kadınlar, kocalarınız hoşunuza gitmiyorsa boşanın; erkekler, kadın boşanmak istiyorsa boşayın. Zina yapmayın.
Kaynak: 547. Dergah Sohbeti — Günâh-ı Kebâirlerin Tasnifi, Hizmet Ahlâkı ve Zina Fetvası
Zina: Zina Eden Kimsenin Nikâhı Düşer mi?
Selamun aleyküm. Allah gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşaAllah. Geçen hafta Diyanet’i arayın demiştik. Birçok kardeş aramış, sormuş: evli kadın veya erkek zina ederse nikâhı düşer mi? Diyanet nikâhlarının düşmeyeceğine dair fetva vermiş. Yaklaşık on kardeş sormuş; biri sesini kayda bile almış.
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
Üveysîlik nedir, çekilen virtlerle yol alınır mı, üveysîlerin baş parmağında işaret oluşurmuş — doğru mudur?
Vallahi baş parmağında mı serçe parmağında mı bilmiyorum; böyle bir şeyin ne kadar doğru olduğunu da bilmiyorum, buna katılmıyorum.
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
Musab bin Ümeyr — Mekke’nin en zengin ailelerinden birinin çocuğu, yakışıklı, genç, belâgatıyla meşhur mu?
Musab bin Ümeyr — Mekke’nin en zengin ailelerinden birinin çocuğu, yakışıklı, genç, belâgatıyla meşhur. Annesi ölüm orucu tutuyor bugünkü tabirle; diyor ki "şu Muhammed’i bırak." Musab’ın muhteşem cevabı: "Anneciğim, bin tane canın olsa ve gözümün önünde hepsini teker teker senden alıyor olsalar, ben yine Muhammed Mustafa’yı bırakmam."
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
Hz. Ali ile Veysel Karanî Kıyaslanabilir mi?
Biz Hz. Ali efendimizin yolundan gidiyoruz. Hz. Ali radıyallahu anh ile Veysel Karanî hazretlerini yan yana koyun — tartılmaz, teraziye bile konmaz. Karşılaştırmaya kalkmak Hz. Ali efendimize, Hz. Hasan’a, Hz. Hüseyin’e, Hz. Fâtıma’ya hakaret olur.
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
Her latifenin arkasında bir gerçeklik var mıdır?
Her latifenin arkasında bir gerçeklik vardır. O gerçeklikleri kadınlar da erkekler de görsünler; birbirlerini fazla sıkıştırmasınlar. Herkes sorumluluğunu bilsin, haddini bilsin, hukukunu bilsin.
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
Bir kimse günâh-ı kebâirlere devam ederse ve Allah’ın gözünün içine bakarak işlemeye devam ettiği müddetçe midir?
"Onlar bizi gazaplandırınca kendilerinden intikam aldık." (Zuhruf Sûresi, Âyet 55). Bir kimse günâh-ı kebâirlere devam ederse ve Allah’ın gözünün içine bakarak işlemeye devam ettiği müddetçe, Cenâb-ı Hakk’ın Cebbâr ve Kahhâr isimlerinin tecellîsine zemin hazırlamış olur.
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir gazâ esnasında sahâbe aç kalınca belirli bir cins kertenkele topladılar mı?
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir gazâ esnasında sahâbe aç kalınca belirli bir cins kertenkele topladılar, toprak tencerelerle pişirmek istediler. Hz. Peygamber asâsıyla bütün tencereleri devirdi ve buyurdu ki: "Bir kavim var, kertenkeleye benzetilen; ben onlardan olma düşüncesiyle tencereleri devirdim."
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
Bunlar müminlerin yolundan ayrılıyorlar; bu en büyük günâh-ı kebâirdir, şirktir, küfür müdür?
"Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber’e muhalefet eder, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız; âhirette kendisini cehenneme koyarız." (Nisâ Sûresi, Âyet 115). Bütün ümmet kadere iman etmiş — Mustafa İslamoğlu çıkmış "kadere iman şart değildir" diyor. Bütün ümmet hadislerle amel ediyor — bazıları hadis-i şerifleri inkâr ediyor. Bunlar müminlerin yolundan ayrılıyorlar; bu en büyük günâh-ı kebâirdir, şirktir, küfürdür.
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
"Mümin bir günah işlediği vakit kalbine siyah bir nokta vurulur mu?
"Mümin bir günah işlediği vakit kalbine siyah bir nokta vurulur. Tövbe ederse kalbi cilalanır ve yeniden parlar. Tövbe etmez, isyana devam ederse siyah lekeler kalbini kaplayıncaya kadar artar." (İbn Mâce; Tergîb ve Terhîb) "Allah’ın bilâkis onların kazanmakta oldukları kalplerini yemiş, paslanmıştır" (Mutaffifîn Sûresi, Âyet 14). Demek ki tövbe kalbi cilalar; sûfîler bunun için hadis-i şerifteki gibi günde en az yüz sefer Allah’a tövbe ederler.
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
"Günahlardan uzaklaş; zira en makbul hicret günahlardan uzaklaşmak mıdır?
"Günahlardan uzaklaş; zira en makbul hicret günahlardan uzaklaşmaktır. Farzlara devam et; zira en üstün cihad farzları edâ etmektir. Allah’ı çok zikret; zira Allah katında zikirden daha sevimli bir ibadet yoktur." (Buhârî) Cenâb-ı Hak günahlardan tövbe eden, farzları yerine getiren, nâfilelerle Allah’a yaklaşıp zikrullah ile hemhâl olan kullarından eylesin inşaAllah.
Kaynak: 548. Dergah Sohbeti — Zina ve Nikâh, Üveysîlik Eleştirisi ve Günâh-ı Kebâirlerin
Eski dengeleri bozunca denge sahipleri intikam almaya çalışır; bu kaçınılmaz bir sonuç mudur?
Türkiye zaten uzun müddetten beri zorluğun içinde. Bu zorluk daha da ağırlaşarak devam edecek; çünkü bazı şeyleri uygulamak, bir şeyler yapmak eski dengeleri bozar. Eski dengeleri bozunca denge sahipleri intikam almaya çalışır; bu kaçınılmaz bir sonuçtur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke’de peygamberliğini ilân edince Mekke’de süregelen bir denge, bir hiyerarşi, bir sistem vardı. Hz. Peygamber o sisteme "olmaz böyle" deyince sistem sahipleri mücadele ettiler. Mekke ve Medine’deki mücadeleyi biz hep sadece bir din mücadelesi olarak görürüz; bu dinin siyasî, askerî, toplumsal ve ekonomik tarafını görmeyiz.
Kaynak: 550. Dergah Sohbeti — Kudüs Meselesi, Sûfî Adâbı ve Aile Hukuku
Hanefîlere göre bir erkek eşine, çoluğuna, çocuğuna bakmakla mükelleftir; onların kendi hayat standartlarında onlara hayat kurmakla yükümlü müdür?
Hanefîlere göre bir erkek eşine, çoluğuna, çocuğuna bakmakla mükelleftir; onların kendi hayat standartlarında onlara hayat kurmakla yükümlüdür. Kadının babasından, annesinden veya kendi adına bir geliri varsa erkeğin o gelire göz dikme hakkı yoktur. Kadın kendi gelirini kenara koyabilir; erkekten kendi standardında harçlık alabilir.
Kaynak: 550. Dergah Sohbeti — Kudüs Meselesi, Sûfî Adâbı ve Aile Hukuku
Bizde genel usul: cenaze sahibi yemek yapmaz; etraf, komşu ve akrabalar gelenleri yedirir, içirir mi?
Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Biz Resulullah zamanında cenaze sahibinin evinde toplanıp yemek yapmalarını, yasaklanan matemden bir parça bilirdik." (İbn Mâce) Cenaze evinde cenaze sahibinin yemek yapması matem noktasında oluyor. Bizde genel usul: cenaze sahibi yemek yapmaz; etraf, komşu ve akrabalar gelenleri yedirir, içirir.
Kaynak: 550. Dergah Sohbeti — Kudüs Meselesi, Sûfî Adâbı ve Aile Hukuku
Bir bayanın makyajlı bir şekilde dışarı çıkması da Hanefî’ye göre caiz değil midir?
Hanefî’ye göre bir kadının yüzü, elleri ve ayakları müstesna geri kalan her yeri örtülü olacak. İçi görünmeyecek, vücut hatları belli olmayacak. Bir bayanın makyajlı bir şekilde dışarı çıkması da Hanefî’ye göre caiz değildir. Moda denilen illet ne yazık ki Müslüman bayanları daha fazla vurdu; ama erkekler de darıcık ve dükalı pantolonlarla dolaşıyor, onlar için de sıkıntılı.
Kaynak: 550. Dergah Sohbeti — Kudüs Meselesi, Sûfî Adâbı ve Aile Hukuku
Anne ve babalar çocuklarını nasıl doğru şekilde yetiştirmelidir?
Bildiğin bir tek doğru var, ikinci bir doğru yok. Evladın var mı? Sen neredesin onu doğru götüreceksin, yanında taşıyacaksın. Hayırlı evlat olmasını istiyorsan yanında taşıyacaksın; seninle beraber o yolda pişecek o da. Daha anne karnına girmezden önce alıştır; anne karnında alıştır.
Kaynak: 557. Dergah Sohbeti — Riyâ: Gösterişin Tehlikesi ve Allah İçin Yaşamak
Erkek çocukları nasıl yetiştirmelidir?
Erkekler de aynı. Hanımını derse getirmek istemiyor; ağırlık geliyor ona. "Ya sen bu hafta gelme, hava soğuk, çocuk üşür" diyor. Yarın öbür gün meyhanede üşüttüreceksin ona!
Kaynak: 557. Dergah Sohbeti — Riyâ: Gösterişin Tehlikesi ve Allah İçin Yaşamak
Çocuk: Dergâhı Bırakıp Gidenin Hük mü?
Tuncay İstanbul’dan gelmiş, ders almak istiyor. Otuz küsur yıldan beri benim değişmeyen kaidemdir: Bir kimse dergâhı bırakır giderse ben ona tekrar ders vermem. Bunu herkes bilir. Ancak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bana söylerse, geçmiş peygamberler söylerse, ashâb-ı Resûlullah söylerse, pîr efendiler söylerse o zaman ders veririm. Öbür türlü ders vermem. Bu herkes için geçerlidir; bayanlar da dahil, erkekler de dahil.
Kaynak: 563. Dergah Sohbeti — Büyük Günahlar ve Hukuk, Çocuk Yetiştirme, Riyâ Hadisleri
Çocuklara Nasıl Yaklaşılmalı?
Çocuklarınızı aynı yaş ortamındaki veya büyük yaş ortamındaki yerlere gönderirken dikkat edin. Mümkünse on yaş üstü edepli, terbiyeli abilerle çocuklarla arkadaşlık kurmasını önerin. Erkek çocuklarınızı da kız çocukları gibi koruyun. Çocuklarınıza pornografi, cinsellikle alakalı şeyler izlettirmeyin. Sonra o çocuk bir ömür boyu travma yaşamak zorunda kalır. Babalar, çocukları yanınızda taşıyın. Erkek çocuk en iyi babasının yanında yetişir. Kız çocuk en iyi annesinin yanında yetişir. Erkek çocuk; baba ve babasının arkadaşlarının, amcası, dayısı veya babasının samimi arkadaşlarının yanında yetişir. Çocukları sokağa, mahalleye, tek başına oraya buraya göndermek uygun değil.
Kaynak: 563. Dergah Sohbeti — Büyük Günahlar ve Hukuk, Çocuk Yetiştirme, Riyâ Hadisleri
Adamın küskeni olur mu?
Erkek küsmez hanımına; böyle bir şey yok. Sen evden sorumlusun, hanımdan sorumlusun, çocuklardan sorumlusun — nereye küsüyorsun? Sakın eşlerinizle küsmeyin. Yeni evliyim, kocam her gün kendi ailesine gitmemizi istiyor sorusuna: Adam ne yapmaya evlenmiş ki? Evlenen bir kimse evinde yaşayacak, eşini evine alıştıracak, kendisi de evine alışacak. Erkek her gün anasının babasının evine gidecekse evlenmesin. Aynı şey kadın için de geçerli. Aynı şehirde evlenenler haftada bir gün hanımlarını anne-babalarına götürmekle mükelleftir; kadının hakkı budur. Erkek kendi annesine babasına bakmakla mükelleftir; git elini öp, duasını al, yürü git. Ama hanımını her gün oraya götürmek yok.
Kaynak: 563. Dergah Sohbeti — Büyük Günahlar ve Hukuk, Çocuk Yetiştirme, Riyâ Hadisleri
Riyâ ve gösteriş meselesi, vaktin çocuğu olmak ve anne-babaya bakma konuları tartışılmakta mıdır?
Riyâ ve gösteriş meselesi, vaktin çocuğu olmak ve anne-babaya bakma konuları tartışılmaktadır. Metinde riyâ (gösteriş) yapmanın cehennemde ceza olarak kabul edildiği, vaktin çocuklarının ibadetlerin zamanına uygun olmaması gerektiği ve anne-babaya bakmanın farz olduğu vurgulanmaktadır.
Kaynak: 564. Dergah Sohbeti — Riyâ ve Gösteriş Meselesi, Vaktin Çocuğu Olmak, Anne-Babay
Anne-babaya bakma meselesi nedir?
Annene babana bakmakla mükellefsin. Annenin babanın bakımına ihtiyacı var mı? Evet. Erkek evlat mısın? Evet. Annene babana bakmakla mükellefsin. Annen baban vefat etti; senin yaşlılığına rastladığı halde onların bakımıyla ilgilenmediysen, helâlliğini almadıysan yandı çikketen evlat. ‘Lanet olsun’ diyor; Allah’ın lanetiyle dolaşıyor ortalıkta.
Kaynak: 564. Dergah Sohbeti — Riyâ ve Gösteriş Meselesi, Vaktin Çocuğu Olmak, Anne-Babay
Son nefesini veremeyen sahâbî kıssası nedir?
Ashâbtan birisi son nefesini veremiyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine söylerler. Koşa koşa gider, bakar son nefeste. ‘Annesi nerede?’ derler: ‘Medine’nin dışında kenar mahallede yaşıyor.’ Gider annesini bulur, der ki: ‘Oğluna hakkını helâl et.’ O da der ki: ‘Etmem. Eşinin sözüne bakarak benimle hiç ilgilenmedi. Eşinden korktu, eşinden çekindi, eşinin ağzına baktı. Benimle hiç ilgilenmedi. O yüzden hakkımı helâl etmem.’
Kaynak: 564. Dergah Sohbeti — Riyâ ve Gösteriş Meselesi, Vaktin Çocuğu Olmak, Anne-Babay
Kadınların Evdeki Meseleleri Anne ve Babalarına Anlatmamak Neden Gerekir?
Kadınların en büyük hatalarından birisi, evlerindeki olan biten bir şeyi kendi anne ve babalarına anlatmalarıdır. Ufak tefek meseleleri: ‘Kız, anne, adam, baba ne oldu biliyor musun?’ Bu kadınların en büyük handikaplarıdır. Kadınların anne babaları da dört gözle bekliyorlarsa — ‘vay, damat ne yapmış, damadın annesi babası ne yapmış, bana anlatsın’ diye — onlar da çocuklarının iyiliğini düşünmüyorlar.
Kaynak: 570. Dergâh Sohbeti — Zikrullâha Engel Olmanın Hükmü, Zikir Âdâbı ve Sûfî Ahlâkı
Dergâhta Evlilik Meselesi Nasıl Yaklaşılmalıdır?
Dergâhta evlilik meselesi hassas bir konudur. Şeyhten kimseyle evlilik yönlendirmesi istemek doğru değildir. Bu tür talepler hem şeyhi zor durumda bırakır hem de taraflar arasında sıkıntılar doğurur. Evlilik kararı, tarafların kendi irâdeleri ve ailelerinin rızâsıyla verilmesi gereken bir karardır.
Kaynak: 570. Dergâh Sohbeti — Zikrullâha Engel Olmanın Hükmü, Zikir Âdâbı ve Sûfî Ahlâkı
Çocukların eğitiminde baba sorumluluğu nedir?
Çocuklar birinci derecede babaya aittir. Çocuğun eğitimi, sevgi, idaresi birinci derecede babanın sorumluluğundadır. İslâm kadına da sorumluluk verir; "ellerinizin altındakilerden sorumlusunuz" derken hem erkeklere hem kadınlara hitap eder. Ama birinci derecede erkekler çocuklarından sorumludur.
Kaynak: 572. Dergâh Sohbeti — Az Ama Devamlı İbadet, Cumâ Şartları, Çocuk Eğitiminde Bab
Hz. Ömer’in çocuk velâyeti kıssası nedir?
Hz. Ömer radıyallâhu anh boşadığı eşinden küçük çocuğunu terkisine alıp götürüyordu. Kadın koşarak Hz. Ebû Bekir’e gitti: "Çocuğumu alıp gidiyor" dedi. Hz. Ebû Bekir — o zaman halife — "Ya Ömer, bırak çocuğu annesine; çocuk küçük, annesi bakacak" dedi. Çocuk küçükken bakım anneye ait; ama velâyet erkeğe aittir.
Kaynak: 572. Dergâh Sohbeti — Az Ama Devamlı İbadet, Cumâ Şartları, Çocuk Eğitiminde Bab
Çocukları dergâhta yetiştirmek neden önemlidir?
Çocuğunu dergâhta yetiştirmek kadar büyük bir lütuf, büyük bir ikrâm yoktur. Bunu altını çizerek söylüyorum. Dört yaşındaki, beş yaşındaki çocuk dergâhta uyusun; dergâha getirilmesin demeyin. Çocuklarını derse giderken yanlarında götürsünler, bu onlara ağırlık gibi gelmesin.
Kaynak: 572. Dergâh Sohbeti — Az Ama Devamlı İbadet, Cumâ Şartları, Çocuk Eğitiminde Bab
Çocuklarınızı dergâha getirmenin nedeni nedir?
Çocuk olmayan bir cemaat, çocuk olmayan bir topluluk, geleceği olmayan bir topluluktur.
Kaynak: 573. Dergâh Sohbeti — Hanzala Hadîsi, Evliyâ Düşmanlığı, İhsan Mertebesi ve Hayd