Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

518. Dergâh Sohbeti – Fıkhî Sorular, Orta Yol Prensibi ve Aile-Dergâh Dengesi

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 518. Dergâh Sohbeti – Fıkhî Sorular, Orta Yol Prensibi ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Allâh herkese ana eylesin, baba eylesin, dede eylesin, nene eylesin. Gecenizi hayır eylesin. Cenâb-ı Hak nefesinizi her daim kendi yolunda harcadıklarından, harcadıklarından eylesin. Ümmeti Muhammed’e dirlik, birlik beraberlik eylesin inşâAllah. Memleketimize gayret, kuvvet versin. Memleketimize içeriden dışarıdan düşmanlara fırsat vermesin inşâAllah. Yezidilere Cenâb-ı Hak gerekli dersini verdirsin inşâAllah. Mezarlıklara mermer taşı yaptırmak caiz midir? Böyle ismi belirlenmesi için taş yaptırmakta bir beis yok. Ama böyle mezarlıkları süslemek hoş değil. Gusül boy abdestle vakit namazı kılınır mı? Tekrar abdest alıyorum, bir sakıncası var mı? Tekrar abdest almanın da bir sakıncı yok. Ama namaz kılınır öyle gusül abdeste.

Perşembe geceleri bayanların tarafında kendi aralarında konuşmalarının çıkardığı görüntü yüzünden sohbeti duyamadığımızı, bu yüzden de gelmediğini söyleyen arkadaşlar var. Özellikle zikrullah bittikten sonra aşırı derecede görüntü oluyor. Bu duruma bir çözüm bulunabilir mi? Zikrullah’tan sonra arkadaşların birbirleriyle sohbet etmeleri, kaynaşmaları, ner sohbet devam etmiyorsa sohbet etmeleri kaynaşmalarında bir beis yok. Ama bazen burada zikrullah’tan sonra sorular kalıyor. Sorulara cevap veriliyorsa o zaman görüntü yapmanın daha doğrusu birbirleriyle tanışma ve kaynaşmayı sonra ötelemekte fayda var. Bir yıl önce bir arkadaşa bin TL’nin altında kredi kartından para çektim verdim. Bir yılda en ufak bir ödeme yapmadı.

Faiziyle beraber geri ödediğim para bin TL’yi geçmiştir. Bir hadîs-i şeriften rivayete borç verip de yazmayan kişinin de duası kabul olmuyormuş. Ne tavsiye eder, neler söylersiniz bu konuda? Birisine borç vardıysan ki bu borç ise günü de konmadıysa o kimse eline geçtiğinde ödeyecek. Bir kimse sizden borç para istedi. Eğer ona gün koyulmadıysa, şu gün denmediyse, İstanbul hukuk açısından söylüyorum, gün söylenmedi. O kimse eline geçtiğinde ödeyecek onu. Elim kolum heyecanlı hareketli. Eline geçtiğinde ödeyecek. Birisi dedi ki burada soru bu kadar. Çünkü normalde o kimse bir yıl önce bir arkadaşa bin TL’nin altında kredi kartından para çektim verdim demiş. Verebilirsin, borç vermişsin, eyvallâh.

Ona da cebinde yokmuş faiz ödüyorsun, eyvallâh. Senin kendi tercihin bu. O adam ne zaman eline geçti o zaman ödeyecek. İslam fıkıhı, hanefiye göre. Gün koyduysa o günde ödeyecek. Ahitlerinizde dur. Gün koymamış. İstemeye dahi hakkın yok. Gün koymadıysa. Birine dedi ki ya kardeş bana bin TL verir misin? Veririm kardeşim. Al sana bin TL. Gün konulmadı. Ondan o borcu hatırlatırsın. bin TL, vallahi elime geçtiğinde vereceğim. Bitti. Veremiyorum şu anda. Bitti. Gün yok. Gün koyduysa gününde ister. Konya Selimiye Camii eski imamlarından Hüseyin Sıtkı Baba, Metli Baba, Hüseyin Fikri Özer, Musa Çiftçi. Bu silsiliği tanıyor musunuz? Alakanız var mı? Hiçbirini de tanımıyorum. Bir alakamız olduğunu da düşünmüyorum.


2. Bölüm

Peygamber Efendimiz sonuna mı yatardı? Sağına mı? Hatırladığınız, bildiğiniz kadar söyler misiniz? Sağına yatardı. Dizlerinde, karnına doğru hafiften çekerdi. Yılanı öldürmek sevap deniyor. Allâh’ın yarattığı bir canlı olarak görsek de, öldürmesek olur mu? O seni sokunca sorarım ben sana bunu. Gelir ısırır zehirini akıtırsa sana, o zaman sorarım. Sana git yılan avcılığı yap diyen yok. Evinin içerisinde yılan var, zehirli yılan. Ne yapacaksın? Eğer güzel bir Sûfî olduysan, hoş geldin diyeceksin. Önüne biraz süt koyacaksın, karnını doyuracaksın, göndereceksin. Ama senin çoluk çocuk da Sûfî’se, söyleyecek bir laf yok. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, sünnet yatmazdan önce yorganını silkelerdi, şiltesini silkelerdi.

Orada böyle zehirli börtü böcek bir şey varsa, o kaçsın gitsin diye. O yüzden insanlara zarar veriyorsa, bir şey sana saldırıyorsa, yırtıcı hayvanlar, onlar öldürülmesinde bir beis yok. Mevlam razı olduğu işleri size ve tüm kardeşlerimize severek yapmayı nasip etsin. Âmîn. Bir işle uğraşırken virt çekebilir miyiz? Harika olur. MâşâAllah subhanallah. Birkaç tasavvuf kitabında zikirden sonra su, çay içilmez. O aşkı söndürmek, söndürmemek lazım gibi ifadeler geçiyor. Bizim zikirden sonra bunları içmemizdeki adab nedir? Biz içiyoruz. Zikrullahın aşkı, muhabbeti suyla, çayla sönmez. Bu ateş, bildiğiniz odun ateşi değil ki, üstüne su atınca sönsün. Bizim zikirden sonra bunları içmemizdeki adab nedir?

Biz içeriz çayı, çekeriz hayı. Soruyu sormamdaki amaç, dışarıdan tasavvufî yaklaşım ve yaşayış tarzının eleştirilmesinden kaynaklanıyor. Kitaplarda büyük alimlerin yazdıklarını şimdiki mürşidden duymak istiyorlar, eski olmalarını istiyorlar. Bu tarz yaklaşımları nasıl cevap vermeliyiz? Bizim tasavvuf anlayışımız, sünnet-i resulullahla sınırlı. O yüzden biz tasavvufu genel manada, sünnet-i resûlullâh çerçevesinde alıyoruz. Böyle olunca, sünnet-i resûlullâh da zikirden sonra su içilmez, çay içilmez diye bir ibarı yok. Biz o yüzden içiyoruz. Bir mürşidi kamille tanışmanın, ders almanın ardında onun başkasıyla tanıştırmak olabilir mi? Olabilir. Sadece bir vasıta olabilir miyiz? Olabilirsiniz. Tasavvuf ilmi Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine sonra da mı verildi?

Hain, o peygamberdi. Bütün ilimler onda mevcuttu. Efendimiz bunu az kişiye mi aktardı? O normalde bütün ashabı aktardı. Ama bazı şeyleri, belli kimseler aktardı. Bu yolun zorluğu zorluğundan mı? Bu yol zor değil, kim dedi bu yol zor diye? Her insanın tasavvufu yaşama, anlama çekirdeği mevcut mu? Evet. Yoksa bu sonradan mı kişinin ruhuna verilir? Mevcut herkesin çipinde. Tasavvuf’tan başka yol ve yolların mürşidleri var mı? Ben bilmiyorum. Yoksa mürşid-i kamiller sadece tasavvufu immin değil mi? Ben öyle biliyorum. Çoğalalım diye bir amacımız olmalı mı? Amaç çoğalmak değil. Daha fazla insanlara hidayeti ve hikmeti tanıştırmak. Bir kişiye Allâh’ın zikrine vesile olmak mı doğru olan? Eyvallâh. Davet etmemek nefisten mi?


3. Bölüm

Evet. Alevilikte Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’in miraçtan sonra Hz. Ali Efendimiz’den Kırtlar Meclisi hadisesini yaşadıklarından bahsederler. Gerçekten yaşanmış mıdır yoksa bir efsane midir? Miraç hadislerinde okumadım. Kadınların saçlarını siyaha boyamasıyla ilgili dinen bir sakınca var mı? Bununla alakalı kadınlar saçlarını boyamasın diye bir hadîs okumadım. Zikirdeki esmaları çıkarttığımız dar bir nefes donan sesleri nasıl çıkartacağımız ve neden çıkarttığımızı anlatabilir misiniz? Biz de öyle öğrendik. Bir kimse Allâh’a kitaba söylese başka birisi de küfüründen dolayı onu uyarsa ve dövse sonuç olarak söven kimse ölse öldüren kişi katil midir? Normalde kim kimi öldürse katil olur.

Ceza vermek insanların kendinde değil. Biz nasihat ederiz. Efendim Ümre’ye gidecek birine oradakilere ve oraya hediye edilmek üzere salavat ve tevhid çekip gönderilir mi? Geçmişte de bu uygulama var mıydı? İnsanlar gidemiyorlardı böyle bir şey yapıyorlardı. sonuçta Ümre’ye gidecek olan kimseye gitsin gitmesin. Önemli değil. Buradan siz ne çekiyorsanız çekin. Hediye edin. İllaki birini vesile edeceklerdi. Beş tane Kur’ân admi var. Orada bunu siz şey yapın. Bağışlayın. Ya kendin bağışla buradan. Yok. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem gece yattığında hangi ayetleri okurdu? Biraz hadîs kitablarını açıp okuyon neler okuduğunu. Âyet-ül Kürsi okurdu. Felak nasıl okulurdu? İhlas okurdu. Yine söyleyeyim.

Efendim gusül abdesti alınırken namaz abdesti de alınır diyenler var. Sünnet seneye de var mı böyle bir şey? Evet. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri gusül alacağı zaman namaz abdesti gibi başlardı. Ellerini yıkar, ağzına su verir, burnuna su verir, yüzünü yıkar, başını mest eder, kollarını yıkar, ondan sonra bütün vücudunu yıkar. Benim nasip ederse pazar günü ilk kez Ümre’ye gideceğim. Orada ve onun huzurunda neler yapmamızı tavsiye edersiniz, nasihat eder misiniz? Kimsenin işine karışma, kimseyle kavga etme. Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazreti mescidinde bol bol namaz kıl, bol bol salatu selam getir. Beytullah’ta da bol bol tavaf et ve Allâh’ı zikret.

Allâh’ım kalbimi genişlet, duasındaki kalbi genişleme ne manadadır? Sen öyle dua etmeye devam et. Ayeti kerimede Allâh yolunda infak ediniz buyruluyor. İnfak nedir? Allâh yolunda bir şeyi harcamak. Allâh yolunda neleri infak etmeliyiz. Neyiniz varsa infak edilecek, kendi dairenizde infak edebilirsiniz. Kiminde para, kiminde maldır, kiminde yiyecektir, kiminde giyecektir, kiminde tebessümdür, kiminde ilimdir. Malum Amerikan seçimler oldu, Batı’nın istemediği Trump başkanı oldu. Tersten bakıldığında Türkiye’nin istediği mi oldu? Türkiye’nin ve Orta Doğu’nun ve Dünya’nın geleceği ne şekil şekillenir? Değerli bilgi ve görüşlerinizi lütfedersiniz. Biz kendi işimize bakalım, memleketimize bakalım.


4. Bölüm

Kim seçiliyorsun seçilsin. Kafirler birbirinden farklı mıdır? Gavur gavurdur. Ya bütün insanlar oturmuşlar, gavurdan iyilik bekliyorlar. Gavurun, gavurun gavurluğunu unutmuş herkes. İnan, küfür tek millettir. Ne farkı var? Hangi süt süs seçilirse seçilsin. Süt süs. Ya bütün herkes böyle bunu şey almış. Ne o? Sıkıntısı telaş almış. Biz şeyleri yorum yapmak için uğraşıyorlar. Bırakın. değişecek mi yani? Amerikan sistemi var. Amerikan sisteminin başına kim gelirse gelsin. Sistemi mi değiştirecekler? Bu Obama’da seçildiğinde bir telaş, bir telaş. Herkes vay Hüseyin Obama diye. İran’ın o eski Cumhurbaşkanı bile neredeyse bayram yapacaktı. Neydi onun adı? Ahmet Nejat. Ahmet Nejat. Ne? Ahmet Nejat mı?

Ahmet Nejat. Hatta neredeyse Mehdi’nin işareti filan dediydi. O bir ara öyle bir şeyler söyledi. Değişmez bir şey. Ne oldu? Adam Amerikan sistemini değiştirebildi mi? Adam Amerika’daki fukaralarla alakalı bir yasa geçirmeye kalktı. Geçiremedi. Değişmez. Oradaki sistem belli. Oraya kim gelirse gelsin. Gelecek kim seçilirse seçilsin. İster demokraslar seçilsin, ister cumhuriyetçilerden seçilsin. Yok şu politika değişecek, yok bu politika değişecek. Hiçbir şey değişmez. Ne oldu? Hüseyin Obama’da bir şey mi değişti? Bir de işin en enteresan noktası şu. Ümmeti Muhammed o kadar eclimiş, o kadar böyle kendi kendine zayıf, o kadar kimliksiz, kişiliksiz bir noktaya gelmiş ki Amerikan başkanından medet umuyor. zalimden medet umarak hale gelmişiz.

Bakın zalimden medet umuyoruz. bize de zalimi allayıp pılıyorlar, çok affedersiniz bize kakalıyorlar. Zalim ya. Hiç kimse durmuyor. Hiç kimse oturup ya kardeşim zalim, zalim bir devlet var, zalim bir sistem var. Zalim sistemi, zalim devletin başına kim gelirse gelsin o da zalimliğine devam ediyor. Ne oldu? Orta Doğu politikasında bir değişiklik mi oldu? Şimdi bu bir iki bir laf söyletiler buna şeyler. Ne o? Etrafındaki danışmanlar bütün İslam ülkesi böyle gözünü açar onlardan. Onlara doğru ümit ederler. Vay ya ne dedi gördünüz mü ne dedi? Bir iki tanesi de çıkar o zaten müslümandı der. Hatta der ki biz onu Müslüman ettik. Başladılar mıdır efendim? Ya bu böyle birisi de kalktı ya. Prens Charles’ı biz onu Müslüman ettik, İslâm ettik dedi.

Öldü gitti. İslam dünyası bu zayıflıktan kurtulamıyor bir türlü. Bir türlü kurtulamıyor. Bir türlü. Bırakalım kendimiz olalım. Gavur gavurdur bitti. Kim seçiliyorsa seçesin. Bir sistem var. Sanki seçilen şey bir derviş seçildi sanki. Sûfî seçildi de sistemin başına medet umacak millet. Bırakın. İslam dünyası kendi değerlerine dönmek zorunda. Kendini kuvvetlendirip güçlendirmek zorunda. Gavurdan medet umarsa bir İslâm devleti asla ve asla iki yakası bir araya gelmez. Müslümanlar gavurdan medet, medet bekledikleri anda Allâh onlara yardım etmez. Allâh’ın yardımı onlara ulaşmaz. Bir kimse zalimden, fasıktan, kafirden, mürtetten, müşrikten yardım bekler halde durursa kendi kendine Allâh’ın yardımı ona dokunmaz.


5. Bölüm

Allâh’ın yardımı ona ulaşmaz. Müminler birbirlerinin velileri ve yardımcılarıdır. Müminler birbirlerine yardım etmek zorundadır. Müminlerin yardımcıları Allâh’tır. Müminleri destekleyecek olan Allâh ve müminlerdir. Değişen bir şey olmaz. Değişen bir şey olmaz. Ya bir zeytinyağı fabrikası düşünün. Sen oraya gök zeytin dağıtsan, ergin zeytin dağıtsan sıkacak atacak onu. Yağını çıkaracak bir tarafı posasını koyacak. Sistem bu. Amerikan sistemi bu. Oraya başkan göstermelik geliyor. Geliver ayvazım, gidivar o tingozum. Filanca padişah gelecek, onu karşılan filanca devlet başkanı gelecek. Bunu uğurla. Orada yemek yedir, şurada fotoğraf çektir. Bununla karşılıklı görün, onunla görünme. Orada bacak bacak üstüne at, öbür tarafta bacak bacak üstüne atma.

Onların bacak bacak üstüne atıp atmayacağını da etrafındaki danışmanlar söylüyor. Bir sistem var orada. Hangi devlet başkanının yanında, nerede bacak bacak üstüne atacak? Nerede? Atmayacak. Kime? Ne ki konuşacak? Danışmanlar bütün konuşacaklarına varınca kadar ellerine veriyor onları. Kim başkan seçilirse seçilsin. Annem triyot kanseri. Sizden derviş abilerinden, ablalarımdan dua istiyorum. Mübarek olsun. Ne güzel. Kanser hastalığı güzel bir hastalık. Tedavisi mümkün olmadığına şehit olarak gidiyor. Ben böyle biri diyeyim. Tedavisi mümkün olmadığına şehit olarak gidiyor. Ben böyle birisi kanser oldu deyince, böyle samimi bir kimse ise mübarek olsun diyorum yüzüne. Sabret Allâh’ın izniyle tertemiz olarak bu dünyadan göç.

Bizim öyle kalkıp da savaş meclamda şehit mehit olabileceğimiz yok. Allâh bilir gene. Öyle bir cihâd filan da ilan edilmiyor. Bir 15 Temmuz’da meydanlara çıktık ama onda normalde Bursa’da ne tank yürüdü ne top yürüdü. Nasibimiz yok bizim. Öyle dedik tank top yürür mü dedik. Tank top da yürümedi. Bir tankın tepesine çıkamadan öleceğim gideceğim herhalde bu alemden. Yoksa bir darbe olursa diyordum ya tankın tepesinde beni görürsünüz diye olmadı. Bursa’da tank top yürümedi. E onda Sakarya’da varmış tanklar toplar tüfekler ama. Onda biz buraya geldik paldır küldür Bursa’ya. Sakarya’da da zaten bir vali çıktı mâşâAllah adam vali değil şey. Evinde kocaman bir tüfekle. Tüfekle çıktı adam boy boy poz verdi.

O da bize bırakmadı orayı. Yok olmadı. O yüzden bir kimse kanser hastalığına yürümedi. O da bize bırakmadı orayı. O da bize bırakmadı orayı. Yok olmadı. O yüzden bir kimse kanser hastalığına yakalanınca kendi kendine mücadele edecek tabi hastalıkla. Ama velakin içinden ince ince sevinecek yarabbim diyecek yarabbim. Sana hamd ederim. Devasız bir hastalık verdin. Ben bu hastalıkla vefat edersem ümit ediyorum şehit olacağım. Çünkü hadîs-i şerif var. Ne oldu bir şey mi oldu? Devasız hastalıktan vefat eden bir kimse şehid hükmünden. Bir hastalığın devası yok şehid hükmünden. O yüzden hastalık biraz şeydir böyle insanı olgunlaştırır. Allâh’ım hayırlı şifa versin inşâAllah. Ben caminin kuran kursuna gidiyorum.


6. Bölüm

Oradaki bayan hoca muayyen günlerimizde bize kuran okutturuyor. Ama evde okumayın diyor hoca. İman malikim görüşünü benimseyerek kuran okutturuyoruz ve kuranda geri kalmamız için bunu yapıyoruz dedi. Hocanın bu davranışı doğru mu malikeye göre evet. Kadınlar muayyen günlerinde günlük verdiğini çekerken bağışlama yapılmasında bir sakınca var mı? Ve muayyen günlerimizde günlük verdiğimizi nasıl çekmeliyiz? Kur’ân ile alakalı üretilerin yerine tehdit çekilecek lâ ilâhe illâllah. Kur’ân öğrenmek için üzerine kalemle tecidleri yazıyorum uygun mu bir sıkıntı yok. Gayrimüslim biriyle Müslüman olan birinin evlenmesi caiz mi? Gayrimüslim bayan mı erkek mi? Soru bayanlardan mı erkeklerden mi? Eğer gayrimüslim bir kimse bayan ise müslüm bir erkek onun nikahını alabilir.

Ama bu normalde fıkıh hitaplarında böyle geçer. Eski fıkıh hitaplarında böyle geçer. Bu normalde fıkıh hitaplarında böyle geçer. Eski fıkıh hitaplarında böyle geçer. Ama gayrimüslim dediğimiz kimse eğer testis inancına sahib ise o zaman onun gayrimüslimliği de tartışılır. Çünkü bizdeki gayrimüslim dendiğinde o kimse Allâh’ı Allâh İsa’yı peygamber olarak tanımlayacak. İncili de kitap olarak tanımlayacak. Eyvallâh. Gayrimüslim dediğimizde o kimse Musa’yı peygamber, Tevrat’ı kitap, Allâh’ı da Allâh olarak tanımlayacak. Onlar yine mesela Yahya’yı, Yakub’u Allâh’ın oğlu olarak görüyorlarsa yine sıkıntı var. Allâh’ın oğlu olarak bir peygamberi gören bir inanç gayrimüslim inanç olmamış oluyor. Tabi bunun fıkıhta bu inceliği yok.

Normalde eski fıkıh hitaplarında diyor ki bir mümin erkek gayrimüslim bir kadının nikahını alabilir mi el cevap alabilir. Fıkıh hitaplarında bu ama karşıdaki kimsenin biz gayrimüslim olup hangi testis inancında mı değil mi, Yahudi mi değil mi onu bilmediğimizden bir şey diyemiyoruz. Allâh ıslah etsin ve Allâh ihya etsin ne demek İslami açıdan. Sen Allâh ihya etsin de iyiliklerle alakalı ıslah etsin deyince kötülükleri cezayla eğitsin demek. Zinan suçunun affolunup olunmayacak kesin değil dediniz Cumartesi sohbetinde. Ben İslam olmadan önce ve bekarken bu günaha bulaştım çok tövbe ettim gerçekten çok pişmanım bir daha da yapmadım. Tövbenin kabul olması için ne yapabilirim öbür, tövbenin kabul olduğunu kul anlayabilir mi?

Bununla alakalı bir kimse tövbe ettiyse hiç günah işlememiş gibidir. Eğer o günaha bir daha dönmediyse tövbesi kabul olmuştur diye inanırız. Ben dua ederken ağaçları çiçekleri kendimden daha temiz günahsız gördüğüm için onlardan kalben dua istiyorum. Hep zikir halindeler ya onun için yanlış mı yapıyorum? Bununla alakalı ben doktor Abdullah’a sorarsam doktor Abdullah buna şimdi fetva verir der ki bu meselede şizofrenik bir şey var. Abdullah bir kimse çiçeklerden yapraklardan dua isteyebilir mi? Olmadı isteyemezsin. Aferin isteyemez mi şimdi? Ya Resulallah sen bizi tebliğe gönderiyorsun ve biz bazı insanların yanında konaklıyoruz ama onlar bize ikramda bulunmuyorlar. Bu hususta ne buyurursunuz dedim Resulallah buyurdu ki bir kavmin yanında konaklar onlar da size misafire yapılması gereken ikramları yaparlarsa kabul ediniz.


7. Bölüm

Eğer bunu yapmazlarsa onların vermesi gereken misafir hakkını onlardan alırız bu hali müslüm. Bu hadîs-i şerifi anlayamadık buradaki edep, adab nasıl olmalı? Eğer bu hadîs-i şerif var, bu hadîs-i şerifte bir kimse bir beldeye gittiğinde orada misafir kaldığında eğer oradaki insanlar onlar aç olduklarını halde yedirmezlerse şeriatan o kimsenin açım demesi istemesi bu hadîs-i şeriften dolayı haktır. Sufiler için söylüyorum onu. Sufiler istemeyecekler. Onlara korku yoktur onlar üzülmeyecek ve endişe de duymayacaklardır. Ayetindeki hitap hangi kesemedir Allâh’ın velilerine? Biat etmek nasıl olur? Biat edilen kişinin özellikleri nasıl olmalıdır? Günümüzde yaşanan olarlardan sonra biat etmek tehlikeli midir?

Biat etmek hem ayetle hem hadisle mevcuttur. O yüzden biat etmeyi tehlikeli görmek mümkün değildir. Biat edilecek kişinin özellikleri nasıl olmalıdır? Biat edilecek konuyla alakalıdır. Bir kimse demirci ustasıdır. Demirci ustası olduğuna inanıyorsan demir öğreticiliği hakkında ona biat edersin. Bir kimse felsefecidir, felsefeciye felsefe öğrenmekle alakalı biat edersin. Bir devlet başkanıdır. Devlet başkanına zaten biat edilir. Veyahut da bir kimse bir fıkıh alimidir. Ondan fıkıh öğrenmek için biat edilir. Bir kimse bir şeyin üstadıdır. O neyin üstadı ise onda hangi ilim varsa o ilmi öğrenmek için ona biat edilir. Sohbetlerden öğrendiğim şeyleri bir süre çok sıkı yapıyorum. Zamanla azalıyor ve sonra yapmamaya başlıyorum.

Kalıcı davranış değişikliği sağlayamıyorum. Bunu nasıl kalıcılastırabilirim? İstikamet ve disiplin. İstikametimizi ve disiplinimizi hiç terk etmeyeceksiniz. Bir şeye başladıysanız başladığınız şeye devam edeceksiniz. Bir şeye başladığınız. Kendi kendinize öyle disiplin edin. Deyin ki ben bunu devam ettirebilir miyim? Ettiremez miyim? Ettiririm. Ona devam edin. Başlayın ona. O yüzden gücünüzün üstünde olan şeylere girip çıkmayın. Götüremeyeceksin bir şey. Yürütemeyeceksin. Hiç bulaşma. Devamiyet kesmedecek bir şeyse onlara devam et. hadîs-i şerif var ya Allâh az ama devamlı olan ibadetinizden hoşnut kalır. Allâh az ama devamlı olan ibadetinizden hoşnut kalır. Birine kızdığım zaman yüzüne bir şey demiyorum ama içimden kötü şeyler söylüyorum.

Bunda bir sakınca var mı? Keşke içinden de söylemesen. Keşke içinden de söylemesen. Ruh zikri, hak zikri, kalp ve nefes zikirlerimiz nasıl oluşmuştur? Günümüzde nasıl ulaştı? Zikir sırasında neyi rahata, neyi rabut etmeliyiz? Benim genelde siz aklıma geliyorsunuz. Bu cuma size anlattığınız sohbete biraz ters düşüyor. Şeyhi rabut etmek doğru mudur? Darbe olduktan sonra FETÖ’nün ibadet kısmında olup da hala da FETÖ’yi savunan insanlarla diyaloğumuz, alışverişimiz, onlara olan davranışımız nasıl olmalıdır? Vallahi ibadet kısmında oluyorsa, hala da savunuyorsa o kimse, Allâh ona hidayet eylesin. Rabbi muhafaza eylesin onları. Böyle bir kimseyle nasıl bir diyalog kurulur bilmiyorum. Bilmediğim yerden hiç etrafımda öyle bir kimse yok.


8. Bölüm

Onlarla da bir diyalogum da yok. Bilmediğim yer. Ya Allâh’ım. Bir gün Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem mescide girdi. Mescitte iki direk arasında gerilmiş bir ip gördü. Bu ne diye sordu? Ashab Zeynep’indir. Burada namaz kılar. Yorulduğu veya şekillik hissettiği zaman buna tutunur dediler. Bunun üzerine Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem çözün onu. Sizden biriniz zinde olduğu müddetçe namazını kılsın. Yorulduğu veya gevşediği zaman otursun buyurdu. Bu hadisevden çok mana çıkar ama hemen kalbime geleni söyleyeyim. Demek ki Hazreti Zeynep annemiz mescitte bir iki direğin arasında gerili bir ipi var. Mescitte. Mescitte. Ve iki direğin arasında ve orada namaz kılıyor orada ibadet ediyor.

Mescitte. Anladınız değil mi burayı? Mescitte. Bu bir. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Zeynep validemize zinde olduğu zaman siz diyor eğer ibadet edeceğinizde zinde olduğunuz zaman namaz böyle buradan imanlar fıkıh çıkarmışlar. Mesela bir kimsenin namazda okuduklarını okuduklarını anlamıyorsa ya anlamıyorsa derken uykusuzluktan dolayı yorgunluktan dolayı ne okuduğunu bilmiyor. Fatiha’yı mı okudu? İhlası mı okudu? Fatiha’nın neresini okudu? Bunu bilmeyecek kadar yorgun, uykusuz. O zaman diyor ki o namazı kılma. O ibadeti yerine getirme. Bir kimse ibadetlerini severek yapmalı. İbadetlerini isteyerek yapmalı. Derse severek gelmeli. Derse isteyerek gelmeli. Ama ola ki nefsimiz vurdu evet nefsimizi kıra kıra zorluya zorluya gelmeliyiz ama o derse doğru koşmalıyız.

O ibadeti aşk ile yapmalıyız. Tümümüzün mesleği yorucu bir meslektir. Çok yorgun. O zaman dinlen ondan sonra yap ibadetini. Veya gece ibadeti yapacak o kimse. Sallanıyor. Ya bırak sallana sallana illa ki böyle düşercesine kafan gidercesine namaz kılacağım diye uğraşma. Aynı şeyi Ramazan ömresinde yaşardık biz teraviden. Mekke’de son rekatlarda artık uyurdu herkes. Büyük bir çoğunluğumuz uyurdu. Uyurduk. Ama o böyle teravi orada kılınacak tabi. Normalde son rekatlarda hatta anlatırlardı sonra kimisi secdede kalırdı. Uyukluyor o çünkü. Güç yetiremiyor insan normalde şey fazla geliyor hareket. Öyle olunca gündüz koşuşturma gece koşuşturma artık teravinin sonuna doğru herkes kayıyordu. Kaçsa kaçamayacak Şeyh Efendi orada.

Bir tarafı da gidemiyor hiç kimse. Şeyh Efendi döner bakar kim eksik. X kimse filanca nerede der. Ben de burda duruyordum. Kim eksik X kimse filanca nerede der. Ben de bursalılardan hiç kimse böyle filanca nerede dediğinde ona verilecek bir de cevap var. Ben de kimse eksik olmasın diye arkadaşları ben derler toparlarım. Hiç umumadığı zaman da sorar çünkü veya birisini görmezse sorar. X kimse nerede ya onun bir vazifesi vardır ya da ona bir vazife söylenmiştir bir türlü sıkıntı var. Onu sorar şimdi öyle olunca da arkadaşlar yoruluyorlar uykuları geliyor sallanıyor kimisi namazda. Herkes birbiriyle iyice sıkılaştırıyor biz huriküya secdeye giderken birbirini uyandırsın diye. Öyle değil mi ortadan?


9. Bölüm

Herkes öyle çünkü birbirini sıkıştırıyor. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki böyle bir zamanda kılmayın namaz. Veya hatta gece namazı kılacak ya o kimse kendince. işte secdeye gidiyor subhane rabbial ala demek aklına gelmiyor uykusuzluktan. Veya subhane rabbial ala kaldı. Rüya görüyor secdede. Hayal görüyor. Ben Ramazan ömresinde secdede horlayanı gördüm. Secdede horluyor. Hatta selam verdi imam ellemeye dedim ben. Adam ne güzel namaz duyuyor en güzel uyku o. En mübarek uyku o. Ondan daha mübarek bir uyku yok ondan daha güzel bir uyku yok. Namazda uyuyor adam. Secdede uyuyor. sûfî terbiyesidir bu. Sûfî terbiyesinde bir kimsenin kendisini helak edince kadar ibadet etmesi.

Servi sülükte sağlığını bozuncaya kadar o kimsenin servi sülüğünde halvette itikafta sağlığını bozacak hale kadar o kimsenin böyle kendi kendine sülük terbiyesi yapmasına gerek yok. Sülük terbiyesi o kimsenin kendisini hasta etmesi değil. İtikafta kendini hasta edinceye kadar uğraşmayacak. Veyahut da kendince bir ibadet var orta yolu seçecek. meşhur ya hadîs-i şerif üç kişi vardı birisi hiç yemeyeceğim dedi iftar etmeyeceğim birisi hiç uyumayacağım dedi birisi de hiç cima etmeyeceğim dedi. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri üçünde men etti Allâh’tan en fazla korkanınız benim iftar ederim. Uyurum cima ederim dedi. O yüzden bir kimse kendince kendi dairesinde bir kimsenin işi çok ağır.

O üç saat uyuyacak diye bir kaydı yok adam ağır iş yapıyor yorgun. O kimseye üç saat uyku yetmez sağlığı bozulur. Ağır iş yapıyor adam sabahtan akşama kadar ağır çalışıyor sen ona de ki üç lokma ye. Olacak iş mi? Abdülhalim sabahtan akşama kadar çekiş sallıyor doğru mu? Sen şimdi Abdülhalim’e kalk de ki üç lokma ye o adam çekiş sallayamaz. Adam duvar kırıyor beton kırıyor. Çekiş sallıyor nokmak kaplan deliyor yok hiltiyle öyle değil mi işiniz öyle değil mi? Hilti elinden kaçar iter adamı. O adam yiyecek. Asiye’de bir dilim ekmek var. Bir dilim ekmeği adam iki lokma da yer onu. Nereye adama bir dilim ekmek vereceksin? Benim gibi adamım bir dilim ekmek de fazla. Neden? İş yok hiç yok sabahtan akşama kadar oturuyor.

Ben şimdi kalkacağım ben kendim sabahtan akşama kadar oturuyorum diye bir başkasını diyeceğim ki sen üç lokma ekmek ye. Yok öyle bir şey. Herkes yaptığı işe göre yemeğini yiyecek. Herkes yaptığı işe göre uykusunu alacak. Herkes yaptığı işe göre durumuna konumuna göre hareket edecek. Orta yolu takip edecek. Az yiyeceğim deyip de güçten kuvvetten kudretten düşmeyecek o kimse. Az uyuyacağım deyip de ertesi gün mesaide uykulamayacak. Bir başkasının işinde çalışıyor veya kendi işinde çalışıyor. Adam ben az uyumam lazım deyip de iş yerinde yarı uykulu dolaşmayacak. Böyle bir şey yok. Sen sabah namazına kalk kardeşim. Gece de erken yatmaya çalış. Gündüz uyuyacak zamanın yoksa gece erken yatmaya çalış.


10. Bölüm

Ya ben üç saat uyuyacağım nerede filanca kitapta okudum. bir kimseye birisi geçen gün yazmış bir ay önce filan bana da böyle bir soru o yüzden diyorum. Filanca kitapta okudum dervişe günlük iki saat uyku yetermiş diye bana yazmış. Dedim yok bize yetmez. Siz dedim kitaplara bakmayın. Nereden buluyorlarsa öyle kitapları? Az uyumak o kimsenin kendisine göre. Yaptığı işe göre. sahabeden bir kadın geldi kocasını şikayet ediyor. Diyor ki ya Resulallah bir bana nafile oruç tutturmuyor. İki sabah namazlarına kalkmıyor. Üç gündüz deri uyuyor diyor bu evde. Çağır diyor çağırıyorlar. Diyor ki böyle böyle sen sabah namazlarına kalkmıyormuşsun. Diyor ki ya Resulallah benim işim gece diyor. Ben gece geç vakte kadar çalışıyorum.

Allahu alem müfessirler şerh düşmüşler fırıncı diye. Ben diyor gece geç vakte kadar çalışıyorum. Sabah namazı vakti geldiğinde uykum geliyor. Yorgun düşüyorum uyuyorum diyor. Ve kalktığımda kılıyorum diyor. Uyandığımda kılıyorum. Kalktığımda kılıyor musun evet diyor. Tamam. Ama diyor sen nafile oruç tutturmuyormuşsun eşine. Diyor ki ya Resulallah ben gece çalıştım da gündüz uyanıyor. Gündüz uyanınca diyor kadın olan ihtiyacımı görüyorum. Kocana tabi ol diyor kadına. sen oruç tutup tutmamakta adama tabi ol. Adamın gece çalışıyor gündüz boş. Demek ki orta yol. Bakın o kimsenin konumuna durumuna. O kimsenin şahsın kendisine göre fetva çıktı. Şahsın durumuna göre bir vakaya fetva çıktı. Buradan sakın ha.

Kendi kendinize şimdi pay çıkarıp sabah namazında ben de gece işçiyim deyip. Ondan sonra vurup kafayı yapmayın. Böyle bir şey yok. Ama bir kimse yorgun. Kalkamadı. Uyanamadı. Hoş bizim dervişlerin bir kısmı gece işçisi. normalde Sema’ya gidiyorlar. Derse gidiyorlar. Gece geç vakitte geliyorlar. 4’te 5’te geliyorlar. Kimisi sabah namazını bekleyemiyor. Bekle Sertüs’ün işi var. Okulu var bir şey var. Yetiyor. O da burada. Onların durumu da bu gece mesaisi yapan fırıncı gibi. O kalktığında namazını kılacak. Böyle adamlar gece dersten geldi. Zikirden geldi. Yoldan geldi. Sabah geç kalktılar. Bayanlar da onların normalde hallerine ne yapacaklar? Makul görecekler. Orta yolu tutmak. Herkesin kendi haline, durumuna güç yetirebilmesine göre kendine bir yol çizmesi.

Güç yetirdiğine göre. Güç yetirmesine göre. Yaşına, konumuna, durumuna, hayat standardına göre. Kendine bir yol izlemesi. Ve o kendine olan o yolu kendisinin dizayn etmesi. Onu dışarıdan birisi dizayn etmeyecek. Benim hayat standardım bu. Ben memur adamım. Akşam beş buçukta çıkıyorum. Altı buçukta evdeyim. Evdesin. Senin bitti. Sen günlük memursun. Memur hayatı kuracaksın kendine. Bakın o kendine memur hayatı kuracak. Standardını ona göre belirleyecek. Uykusunu, ibadetini, gelme saatini, gitme saatini yapacağı işleri o standarda göre dizayn edecek. Öbür kül bir yerde çalışıyor. İşçi. O da öyle o standarda göre dizayn edecek. Öbür kül satış elemanı, satışlara çıkıyor. Ona göre standardını dizayn edecek.


11. Bölüm

Öbür kül esnafı. Dükkanı var. Küçük esnaf, büyük esnaf. Herkes konumunu, durumunu kendisine analiz edecek. Ailesini, çoluğunu, çocuğunu, etrafını analiz edecek. Kendine bir orta yol bulacak. Ve kendisine oluşturmuş olduğu bu orta yolda yürüyecek disiplinli bir şekilde. O kendisine kurmuş ve yürüyecek disiplinli bir şekilde. O kendisine kurmuş olduğu o orta yoldan asla vazgeçmeyecek. Bakın o kimsenin kendisine göre o yol çizildi. Ailesine göre, durumuna göre, vaziyetine göre. örnekliyorum şimdi. Eşinin ailesi ayda bir pazartesi günü yemeğe alıyor onların hepsini topluyor. Ben gitmem o yemeğe, böyle bir şey yok. İşini ona göre dizayn edeceksin. Aile efratını da, aileni de memnun edeceksin. Üzmeyeceksin.

Annen, baban bir kendilerince özel bir şeyleri var. Bir şey mi tutturmuşlar, bir şey yerleştirmişler. Git onu analiz et, söyle şu gün olmasın, bugün olsun. Ya bizim bak her Perşembe dersimiz var. Bunu başka bir güne alın. Ne güne? Ya ben Perşembenin haricinde bir güne uyarım. Veya Cumartesi Perşembe hariç başka bir gün koyun, ben ona uyayım. Tatlı tatlı. Kayınpederine, kayınvalidene git söyle. De ki ya benim pazartesi Perşembe örneğin. Örnekliyorum öyle. Dersimiz var bizim. Bunu başka bir güne alın. Ben o güne riayet edeyim, geleyim ben de. Ben de katılayım orada. Eyvallâh, bak orta yolda. Orta yol bul. Benim dersim var, ben o gün gelmem. Ya ben gelmem. Ya öyle diyeceğine. Ya orta yol bul. De ki ya başka bir gün olsun ben geleyim.

Başka bir gün olsun. Harika. Orta yol bulmak. Bütün ibadetlerde, bütün davranışlarınızda, bütün hal ve hareketlerinizde orta yolu bulmak. Haftanın yedi gecesi var, yedi gecesi de derste gitme. Eşine zaman ayır. Çocuklarına zaman ayır. Akrabalarına, ailene zaman ayır. Etrafına zaman ayır. Bu doğru değil. Altını çizerek söylüyorum. Bu doğru değil. Derviş oldum diye akrabalarla bağını kesme, koparma, bu doğru değil. Derviş oldum diye kalkıp da eşinin akrabalarıyla ilgi alakanı kesme, bu doğru değil. Derviş oldum diye komşularla ilgi ve alakanı kesme, bu doğru değil. Sûfî hem eşiyle, hem çocuklarıyla, hem anne babalarıyla, hem kayınvalide kayınpeder, komşu, arkadaş, eş dost ilişkilerini orta yolda götürür.

Derviş kardeşleriyle ilişkilerini orta yolda götürür. Kimseyi incitmeden, kimseyi kırmadan, kimseyi üzmeden, ibadetlerini orta yolda götürür. Bir gece 100 rekat namaz kıl, ertesi gün hiç kılma. Böyle değil. Her gece 2 rekat kıl nafile ama devamlı kıl. Bakın 2 rekat kıl ama devamlı kıl. Yılda 100 rekat, yılda bir gece 100 rekat kıl başka bir şey yok. Hayır, az ama devamlı. Bıktırma, kendini bıktırma. Tatlı tatlı, yumuşak yumuşak. Her gün oruç, hayır. Pazartesi persenbe tut. Pazartesi persenbe tut. Başında ortasında sonunda tut. Ailene de alıştır. Her gün tutarsan ailene alıştıramazsın. De ki eşine, bay bayan hiç önemli değil. Eşine de ki hadi ben güzel bir sahur hazırlayayım. Pazartesi persenbe oruç tutalım.

Hadi pazartesi tutalım, persenbeyi söyleme. Persenbeyi çarşamba söylersin. Tatlı tatlı, yumuşak yumuşak. E erkekler bakın eşiniz böyle oruçta zorlanıyor. Ona de ki sen olmazsa tutma. Al bu 10 lirayı, birine ver senin oruç sevabın olsun. Nasıl basmaya? Sen bak 2 tane 3 tane çocuğa bakıyorsun, bana da bakıyorsun. eve bakıyorsun, yoruyorsun. Bak bir de oruç tutmak istiyorsun. Seni takdir ediyorum, seni tebrik ediyorum. Muhteşem bir kadınsın sen. Sen başa tac edilecek, gönülle sultan edilecek. Evinde biblio gibi kenara asılacak bir kadınsın. Bakma ben senin kıymetini bilemedim. Yavrum ne gülüyorsun öyle? Tasvir ettim çok mu hoşuna gitti? Arkada kız sana demiyorum, senin önündeki ne diyorum? Ha sana demiyorum, yok sen öyle gevrek gevrek gülmüyorsun.

Senin önündeki gülüyor. Ver ona 10 lira. Ver ona 20 lira. Onun sevabı olsun, o da bir yere bir heyecan verir. Onun sevabı olsun, o da bir yere bir hediye olarak versin. Mutlu olsun o da. Desin ki ne kadar anlayışlı bir adamım var benim. Benim halimde ne kadar anlayışlı. Allâh razı olsun ondan desin. Onun halini gözet. Onun durumunu gözet. Veya kadınlar. Bakın adam yoruluyor, ne bileyim stresi var. O bir de oruç tutacak. Ona güzel sofra hazırla. Adam kendi kendine sandviç yapacağım da oruç yapacağım. Oruç tutacağım diye uğraşıyor. Dedim nasıl, ben ona dedi soğuk sandviç hazırlıyorum, koyuyorum mutfağı. İstediği zaman yesin. La havle ve la kuvvete illah billah illallah illallah. Dedim mâşâAllah ya ne iyi kadınsın dedim hazırlayıp koymuşsun.

Bir de hazırlayıp koymayanlar var. Bir de hazırlayıp koymayanlar var. Allâh muhafaza eylesin. Orta yolu tutmak. Eşlerin birbirine yardımcı olması. Çocukların anne babalarına yardımcı olması. Anne babalarının çocuklarına yardımcı olması dini meselelerde. Orta yolu tutarak da. Herkesin birbirine yardımcı olması. Orta yolu tutarak da. Birisine dervişlik anlatırken orta yolu tutun. Yaşamadığınız bir dervişliği anlatmayın. Veya yaşanmayacak bir dervişliği anlatmayın. O dervişliği yaşanması mümkün değil. Onu dervişlik olarak anlatıyor. Anlatma. Orta yolu anlat. Ortasını anlat. Ve herkesin gönlü hoş olsun inşâAllah. Fala minnahu Lâ ilâhe illâllah Fatiha. Fatiha. Âmîn. Destûr ya.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı