Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Aile ve Evlilik(1545) — Sayfa 14/18
Dîn tamam oldu; ama dînin yaşanmasıyla alakalı şu anda Müslümanlar bu tamamı yaşayamıyorlar?
Kurban: Müslümanlar Mekke Devri Yaşıyor
İslâm’ın bölgelerde ve beldelerde bir Mekke devri var, bir de Medine devri var. Bu anlayışı biz şimdi terk ettik, unuttuk. Evet dîn tamam oldu; ama dînin yaşanmasıyla alakalı şu anda Müslümanlar bu tamamı yaşayamıyorlar. Tam bir İslâm yaşamak, dinî vecibeleri yerine getirmek şu anda dünyanın hiçbir yerinde Müslümanlar bunu başarmış değiller.
Bunu ister Müslümanların eksikliğine verelim, istersek Müslümanların üzerindeki baskı, terör, oynanan oyunlar, yapılan zulümler, Müslümanların kendi içlerinden satılmış devlet adamları, siyaset adamları, askeri ve ekonomik adamlarla beraber bunlar bir bütün düşündüğümüzde hepsinin etkileri vardır.
Müslümanlar şu anda bir Mekke devri yaşıyorlar; hattâ daha sıkıntılı bir devir. Mekke döneminde Müslümanlar azdılar ama bilinçliydiler, şuurluydular, mücadele ediyorlardı, direniyorlardı. Bu mücadele ve dirençlerini Medine’ye taşıdılar. Medine’de ilk devletlerini kurdular, İslâm’ı bir bütün olarak yaşamanın faziletine erdiler. Biz o döneme altın çağ olarak bakıyoruz.
Biz diyoruz ki neyi yapabiliyorsak şu anda yapalım. Yaşayamıyoruz deyip de yapabileceklerimizi terk etmeyelim. Bunun mücadelesini veriyoruz.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
Mekke-i Mükerreme’de bayram yok mudur?
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Medine-i Münevvere’ye hicret edince Kurban ve Ramazan bayramları Medine’de tesis oldu. Mekke-i Mükerreme’de bayram yoktur. Hz. Peygamber Müslümanlar için iki bayram tesis etti: Birisi oruçtan çıkınca Ramazan bayramı, ardından da hacla alakalı kurban bayramı. Bunlar kamerî aylarla tespit edildi.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
Bu Kurban ve Ramazan bayram günlerini değiştirmeyi düşünüyorlar mı?
Bu Kurban ve Ramazan bayram günlerini değiştirmeyi düşünüyorlar. Bunları milâdî takvime göre bir yere sabitlemek istiyorlar. Meselâ Ramazan orucunu kışa getirmeyi, ardından haccı da kışa getirmeyi planlıyorlar; "kolaylaştırınız" hadîs-i şerîfini istismar ederek yapmaya çalışıyorlar. Biz Hz. Peygamber neyi nasıl bize nasihat ettiyse, kendisi ümmete nasıl uyguladıysa o mücadeleyi vereceğiz.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
Kurban Kesmek Kimlere Vâciptir?
Hanefîlere göre kurban kesmek zekât veren kimselere vâciptir. Şâfiîlere göre ise nâfile bir ibadettir. Kime vâciptir? Kendisi zekâta mükellef olan kimseye; kadınsa kadın, erkekse erkek. Kadının altınları zekât miktarınca varsa kadın kurban kesmekle mükelleftir, erkeğin parası varsa erkek kesmekle mükelleftir. Eğer yapabiliyorlarsa, kadının parası olmasa dahi erkeğin eşinin niyetine de kurban kesmesi câizdir.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
(Hâkim, Müstedrek; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân) Kurban kesenlerin kurbanlarının başında durmaları sünnet midir?
Kurbanın Başında Bulunmak
Hz. Fâtıma radıyallâhu anhâ’ya buyurdu: "Ey Fâtıma, kurbanın için kalk ve yanında bulun. Onun kanının her damlasına karşılık senin geçmiş günahların bağışlanacaktır." Hz. Fâtıma sordu: "Bu sadece biz Ehl-i Beyt’e mi mahsustur, yoksa bütün Müslümanlara da dahil midir?" "Bilakis bize de ve tüm Müslümanlara da şâmildir" buyurdu. (Hâkim, Müstedrek; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Kurban kesenlerin kurbanlarının başında durmaları sünnettir. Kadın erkek kurban kesiliyorsa kadınların da erkeklerin de kurbanlarının başında bulunması, kurban kesimine bizzat dahil olmaları gerekir. Hz. Peygamber birkaç yıl kurbanını kendisi boğazladı, ondan sonra vekâleten sahâbe boğazlamaya başladı; ama hepsinin başında bulundu.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
"Kurban bayramı günü sıla-i rahim hariç midir?
"Kurban bayramı günü sıla-i rahim hariç, Âdemoğlu kurban kanı akıtmaktan daha üstün bir amelde bulunamaz." (Tirmizî, Edâhî, 1; İbn Mâce, Edâhî, 3) O hâlde kurban bayramında en üstün amel kurban kanı akıtmaktır.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
Her yıl her hâne halkına bir kurban ve bir de atîre kesmek gerekir." Atîre, Receb ayında kesilen kurban mıdır?
"Ey insanlar! Her yıl her hâne halkına bir kurban ve bir de atîre kesmek gerekir." Atîre, Receb ayında kesilen kurbandır. Önceden büyükler bunu arife günü keserlerdi; bir hayvan keserler, onu da nezir kurbanı derlerdi. Bir de kurban bayramının birinci günü kurban keserlerdi. (Ebû Dâvûd, Dahâyâ, 1; Tirmizî, Edâhî, 18)
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
"Anlamıyor musun?
İbn Ömer’e bir adam "kurban kesmek vâcip midir?" diye sordu. İbn Ömer şöyle cevap verdi: "Allah Resûlü ve Müslümanlar kurban kesmişlerdir." Adam soruyu tekrarladı. "Anlamıyor musun? Allah Resûlü ve Müslümanların kurban kestiklerini söylüyorum" dedi.
"Kimin imkânı olup da kurban kesmezse namazgâhlarımıza asla yanaşmasın." (İbn Mâce, Edâhî, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned) Kurban kesmeye muktedir olur da o kimse kurban kesmezse namazgâhlarımıza yaklaşmasın. Allah muhâfaza eylesin.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
Kurban Kesemeyen Ne Yapacak?
"Kurban gününü bayram yapmamla emrolundum. Allah onu bu ümmet için bayram kılmıştır." Bir adam Hz. Peygamber’e sordu: "Sütünden istifade ettikten sonra geriye verecek olduğum dişi bir hayvandan başka bir şey bulamazsam, onu kurban edeyim mi?" Hz. Peygamber: "Hayır. Kendi saçlarından biraz al, tırnaklarını kes, bıyıklarını kırp, etek tıraşı ol. Allah katında bunlar kesecek olduğun kurbanının yerine geçer" buyurdu. (Ebû Dâvûd, Dahâyâ, 1; Nesâî, Dahâyâ, 36)
Parası yok, hayvan bulamadı, kıtlık oldu; o kimse ne yapacak? Saçlarından kesecek, tırnaklarını kesecek, bıyıklarını kırpacak, etek tıraş olacak. Bu da kurbandan alacak olduğu sevâba karşılık olur. Demek ki muhakkak yine bir şeyler kesilecek.
Ayrıca sütünden ve doğurganlığından istifade edilen hayvanlardan mümkün olduğunca uzak durulması da ayrı bir sünnettir.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
Ev alırken müteahhide soruyorsunuz mu: Bu sitenin kurban kesimi nerede olacak?
Evde otur, marketin birisinden kurbanı al, paketlenmiş bir şekilde eve gelsin; evde otur, internetten bir yerlere vekâlet ver — bu Sünnet-i Seniyye’de yok. Sünnet olan kurbanının başında bizzat durman ve kurbanını kesmendir. Nerede keseceğiz diyenlere: Siz kesmeye devam edin, belediyeler size kesimhâneler yapsın. Her mahalleye kesimhâne yapsın. Dilekçe verin. Şehirleşmeleri İslâm’a göre yapsınlar. Madem ki bu ülkenin yüzde doksanı Müslüman, bu Müslümanlar kurban kesecek. Bu sitenin cenaze yıkama işi nerede olacak? İki bin daire yapmışsın, bunun câmisi nerede? Bakkalını düşünüyorsun, alışveriş merkezini düşünüyorsun, câmiyi düşünmüyorsun. Ecdât her mahalleye bir câmi yapmış. Bayramda Tatil Anlayışı Kapitalistleşiyoruz. Kurban bayramında, Ramazan bayramında tatil; nereye? Antalya’ya, otellere. Annesini bırakıyor, babasını bırakıyor, çoluğunu çocuğunu bırakıyor, akrabalarını bırakıyor bir yerlere gidiyor. Bayramda fırsat diye dokuz günlük tatile çıkılıyor. Vakıflar, cemaatler, adı vakıf, adı cemaat, adı tarîkat; vekâletle kurban kesme teranesiyle milletin parasını topluyorlar. Bu deccalleşmektir, başka bir şey değildir.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
"Şüphesiz namazım, kurbanım, ölümüm, diriliğim Allah içindir." (En’âm Sûresi, 6/162) O hâlde kurbanımız Allah için olacak mıdır?
"Şüphesiz namazım, kurbanım, ölümüm, diriliğim Allah içindir." (En’âm Sûresi, 6/162) O hâlde kurbanımız Allah için olacaktır. Et için değil, kurban ibadettir. Et için değil, Allah için. Kanını Allah için akıtacaksınız. Et bayramı değil, kurban Allah için olan bir ibadettir.
Kaynak: 575. Dergâh Sohbeti — Kurban İbâdeti, Kurbanın Başında Bulunmak, Vekâletle Kurba
Bir kadın bir erkeğe "kocamsın" dese, aynı erkek de "benim karımsın" dese İslâm olarak tam olarak nikâh olmuş olur mu?
Evet, tam olarak nikâh olmuş olur. Bir kadın adama "sen benim kocamsın" dese, adam da "evet sen de benim karımsın" dese nikâh nikâhtır. Bir adam bir kadına "benim karımsın" dese, kadın da kabul etse, sussa, tebessüm etse, evet der mânâsında nikâh nikâhtır.
Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu
Kadınlar, erkekler, dinî yaşamada birbirinize yardımcı olun mudur?
Çocuklarınızın dinî hayatlarına karışmayın. Çocuklarınızın tekkeye gelip gitmelerine karışmayın. Çocuklarınızın Kur’ân ve Sünnet’i yaşama şevklerine karışmayın. Eşlerinizin Kur’ân ve Sünnet’i yaşama şevklerine ve isteklerine gem vurmayın. Kadınlar, erkekler, dinî yaşamada birbirinize yardımcı olun. Babalar, çocuklarınızın dinî yaşantılarına yardımcı olun. Bu noktada onların dinî hayatlarını devam ettirmelerini kesinlikle inkıtâya uğratmayın.
Kaynak: 576. Dergâh Sohbeti — Sûfîlikte Orta Yol, Kur’ân ve Sünnet’in Üstünlüğü, Evliyâu
579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü konusunu ele alıyor mu?
Biyat: Giriş — Aşûre Günü Özel Sohbeti
Bugün Aşûre’nin onuncu günüdür. Bir tarafımız hüzün, bir tarafımız sevinç. Bu sohbetimizde Âdem aleyhisselâmdan Hazret-i Muhammed Mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar hak-bâtıl mücadelesini, Hulefâ-yi Râşidîn dönemini, Muâviye’nin saltanat stratejisini, Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in Kerbelâ yolculuğunu ve İslâm’da biat kültürünü detaylı şekilde ele alacağız.
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
Hulefâ-yi Râşidîn ve Hilâfet Meselesi nedir?
Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin vefâtından sonra Aşere-i Mübeşşere toplanıp kendi içlerinden Hazret-i Ebû Bekir radıyallâhu anh hazretlerini halîfe seçmişlerdir. Ardından Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali Efendimiz gelmiştir.
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
Muâviye’nin stratejisi nedir?
Muâviye, Mekke şirk devletinde vazîfe almış bir devlet adamıdır. Ümeyyeoğulları olarak isimlendirilen bu sülâle devlet idâre etme, vergi toplama, ganimet toplama konusunda çok maharetlidir. Şam vâliliği Medîne’deki devletten daha zengin ve daha dirâyetlidir: Medîne’de elli bin altın varsa Şam’da iki yüz elli bin altın, Medîne’de bin asker bakabiliyorsa Şam on bin asker bakıyordur.
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
Hazret-i Hasan Efendimiz’in hilâfeti ve barışı nedir?
Hazret-i Hasan Efendimiz’in altı aylık bir hilâfeti vardır. Muâviye biat etmeyince Hazret-i Hasan Efendimiz — savaştan yana olmayan, kendi hakkından ferâgat edebilecek mûnis bir kimse — biatını Muâviye’ye yönlendirmiştir. Böylece iki ordunun savaşmasını önlemiştir.
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in Kerbelâ yolculuğu nedir?
Muâviye kendi sağlığında oğlu Yezîd’i halîfe ilân ettirmiştir. Biat etmeyen vâliler görevden alınmış, komutanlar azledilmiştir. Biat etmeyenlerin bir şekilde ölü bulunduğu, katledildiği görülmüştür. Can korkusuyla veya dinar sevgisiyle herkes biat etmeye hazırlanmıştır.
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
Kûfelilerin ihâneti nedir?
Kûfeliler mektup göndererek ‘Size biat etmek istiyoruz’ demişlerdir. Hazret-i Hüseyin Efendimiz amcasının oğlunu Kûfe’ye göndermiş; yaklaşık on sekiz bin kişi biat etmiştir. Ancak Yezîd’in adamları gelip para dağıtınca komutanlar geri çekilmiş, askerler dağılmış, birkaç gün içinde muhâsarada hiç kimse kalmamıştır.
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
Hz. Hüseyin’in yola çıkma sebebi nedir?
Hazret-i Hüseyin radıyallâhu anh hazretlerinin yola çıkma sebebi Yezîd ile konuşmak ve ona meselenin hakîkatini tebliğ etmektir. Muâviye’nin ve Yezîd’in yaptığı hilâfet Ali Cengiz oyunu Kur’ân ve sünnete göre câiz değildir, doğru değildir. Bununla mücâdele edilmesi gerekir.
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
İslâm’da biat, seçim ve saltanat eleştirisi nedir?
Hazret-i Ebû Bekir radıyallâhu anh hazretleri atanmış değildir. Ensâr içinden iki aday çıkmış, bir kısım sahâbeler Hazret-i Ali’nin, bir kısmı Hazret-i Ömer’in, bir kısmı Hazret-i Ebû Bekir’in etrafında toplanmıştır. Hazret-i Ömer, Mescid-i Nebevî’de minbere çıkıp kendi adaylığından ferâgat ederek Hazret-i Ebû Bekir’e biat ettiğini ilân etmiştir.
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
Babadan oğula şeyhlik geleneğinin eleştirisi nedir?
Sûfîlikte de atanmış şeyhler, atanmış mürşidler ne zaman olmaya başlamış? Muâviye nasıl oğlunu halîfe ilân ettiyse, şeyhler de kendi oğullarını veya torunlarını şeyh olarak atayıp biat ettirmek istemişlerdir. Dergâhın içinde yıllarca hizmet etmiş, seyr ü sülûk etmiş insanları bir kenara bırakıp on sekiz yaşındaki torununa hilâfet veren tarîkatlar oluşmuştur.
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
Ehlibeyt sevgisi ve çekingenlik nedir?
Kendilerini sünnî olarak vasıflandıran kimseler Ehlibeyt’e muhabbetlerini göstermekten korkmuşlardır, hâlâ korkuyorlar. Ehlib, Ey Ehlibeyt! Allâh sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor’ (Ehlibeyt âyeti)
Kaynak: 579. Dergâh Sohbeti — Aşûre, Kerbelâ, Hz. Hüseyin ve İslâm’da Biat Kültürü
580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Herkese Açıklığı konusunu ele alıyor mu?
Herkese: Giriş
Bu sohbetimizde nâsih-mensûh meselesi, meâlcilik eleştirisi, Kur’ân’ın hitap çeşitleri, dergâh kapısının herkese açık olması, ehli zikrin kıymeti ve dergâhta hiyerarşi-edep konuları ele alınmaktadır.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Dergâhta kavga olur mu?
Olur. Dervişlik yolundayız diye herkes derviş değildir. Daha derviş olamamışlar. Derviş olunca bunlar olmaz; ama bir dergâhta herkes derviş değildir. Abdülkâdir Geylânî hazretleri ile Ahmed er-Rifâî hazretleri dergâhta sohbet ediyorlarmış. Bir heyet gelmiş, şeyh istemiş. Geylânî hazretleri dergâhın çaycısını vermiş. Sonra Rifâî hazretlerine dönüp ‘İyi ki şeyh istediler; derviş isteseler sen gidecektin’ demiş.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Eşlerin dervişleri şikâyet etmesi neden önemlidir?
Kadınlar da erkekler de eşlerini şikâyet ediyorlar. Hiç olmazsa desinler ki bizimkiler günah işliyorlar ama zikrullâha gidiyorlar, orada tövbe ediyorlar, Cenâb-ı Hak onları affediyor. Zikrullâha gitmeseler daha fazla zulmedecekler evde. O yüzden zikrullâha giden eşlerinizin kıymetini bilin.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Faiz ve banka meselesi nedir?
Faizle ilgili Hanefîler dârülislâm ölçüsü koymuşlardır; dârülharpte harbî ile Müslümanın arasında faiz yoktur diye fetvâ vermişlerdir. Gönlüm arzu eder ki hiç kimsenin bankayla işi olmasın.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Dergâh kapısı herkese açıktır mı?
Bizim zikrullâh halkalarımız herkese açıktır. Bir kimse zikrullâh yapılan meclise gelse, köşeye otursa, o da affolmuş olarak gider. Temaşa etmeye, seyretmeye gelse — o da affolmuş olarak gider. Ama zikrullâh yapanlarla alay ederse, o da kalbini öğrenir gider. Allâh muhâfaza eylesin. Asla zikrullâh meclislerinizden, sohbet meclislerinizden kimseyi dışarı çıkarmayın. Bu bizim dergâhımızın âdâb ve erkânı değildir. Bizim kapımız herkese açıktır: sadece Müslümanlara değil, ateisti de olsa, Hristiyanı da olsa, Budist’i de olsa. Herkes gelir, zikrullâh halkasına katılır, sohbetini dinler, yürür gider. Hiç kimseyi kovmayız.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Ehl-i zikrin kıymetini bilmek neden önemlidir?
Biz Allâh’ı zikreden insanların yanı başında olduğumuzdan büyüteçle bakıyoruz; onların eksik, kusur ve hatalarını gözümüzde büyütüyoruz. Ama kime büyüteçle baksan Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hariç herkeste hata-kusur görürsün. Ehl-i zikirle uğraşma; onun hatasını kusurunu öne çıkarma. Allâh senin hata ve kusurunu hem dünyada hem âhirette insanların önüne çıkarıverir. Hazret-i Pîr’in deyimiyle apışır kalırsın. Ehl-i zikrullâhın hata ve kusurlarını diline dolayan kimseler sonunda münâfık olup çıkarlar.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Dergâhta hiyerarşi, edep ve eleştiri neden önemlidir?
Bir derviş ‘Ben öne geçeceğim’ diye uğraşmaz. Edep eder, der ki abiler var, büyükler var, bizden önce bu işin çilesini çekenler var. Herkes haddini hududunu bilir: benden önce mi, benden sonra mı ders aldım; kim çavuş oldu, kim ne vazifeyle görevlendirildi. Hizmet eden kardeşlerin — çavuş olsun, zâkir olsun — hepsinin hataları, kusurları vardır. Biz hata yapa yapa büyüyeceğiz. Ama bunu böyle bir tarîkatı bir siyâsî partiye benzetmek, Allâh rızâsı için toplanmış bir topluluğu STK’lara benzetmek haddi aşan sözlerdir. Eleştirmek, hedef tahtası hâline getirmek kolay iştir; bu kardeşlere ait değildir. Varsa birisiyle bir probleminiz bana açın, söyleyin. Ben burada her gelen soruyu okurum. Herkesin önünde yol gösterilmeye çalışılır. Ama beraber yol gittiğimiz, koştuğumuz insanları milletin önünde parçalatmam; öyle yapacaksam kendim yaparım.
Kaynak: 580. Dergâh Sohbeti — Nâsih-Mensûh, Meâlcilik Eleştirisi ve Dergâh Kapısının Her
Evlilik ve eşler arası ilişki nedir?
Bir kimse yedi yabancıyla anlaşır da çocuklarının annesiyle veya babasıyla nasıl anlaşamaz? Ben evliliklere bakarken genel itibarıyla, namus söz konusu olmadığı müddetçe, evliliğin dağılmasına birinci sebep olarak erkekleri görürüm. Erkek bir şekilde evliliğini götürmeyi, yürütmeyi, ebediyete kadar götürmeyi düşünmeli. O evi geçindirme, eşini, çoluğunu çocuğunu ileri doğru götürme, o çocukların geleceğini düzgün bir şekilde kurma açısından birinci derecede sorumlu erkektir. Bir erkek bir evi, bir eşi, çoluğu çocuğu sevk ve idare edemeyecek noktadaysa evlenmeyecek. Hep kardeşlere, arkadaşlara derim: Kovan siz olmayın, döven siz olmayın, gönderen siz olmayın. Bir kadın bir adamı istemiyor ise ne yapabilir adam ona? Ne olursa olsun bir erkek mümkün olduğunca evliliğini yürütmeye, götürmeye çalışacak. Ama olmuyor, kadın ayrılmayı düşünüyor. O zaman adamın yapacak bir şeyi yok. Dil önemli. Bazen erkekler kadınlara öylesine ağır kelimeler kullanıyorlar ki o kadının o adama kadınlık yapması mümkün değil. Kadınlar da erkeklere öyle ağır laflar söylüyorlar ki erkeğin o evliliği götürebilirliği kalmıyor. Bu sûfî kardeşlerin içerisinde bunların yaşanması daha da acı. Otuz yıldır aynı evde yaşayıp birbirleriyle konuşmayan, birbirlerinin yemeğini yemeyen aile biliyorum. Çocuklar evlenmiş, torun torba sahibi olmuşlar. Adam çarşıdan ihtiyacı alıp getiriyor, mutfağa koyuyor. Adam ayrı yemek yapıyor, kadın ayrı yem, birbirlerinin yemeklerini yemiyorlar. Odaları da ayırmışlar. Otuz yıldır dokunma da yok birbirlerine. Eşler mümkün olduğunca birbirlerine saygı, sevgi, muhabbet noktasında duracaklar inşallah.
Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi
Çocuklarınızı dışarıda kötülükten, haramlardan, sapmalardan korumanız mümkün değil midir?
Çocuklarınızı dışarıda kötülükten, haramlardan, sapmalardan korumanız mümkün değildir. Kız ve erkek çocuklarınızı genç yaştayken, daha ufakken dergaha alıştırın. Erkek çocuklarınızı erkeklerin arasına, kız çocuklarını kadınların arasına verin.
Kaynak: 592. Dergâh Sohbeti — Din Özgürlüğü, Adalet ve Tokalaşma Meselesi
O çocuklara müşfik davranmak, onlarla ilgilenmek, alakadar olmak, onları iyi eğitmek çok önemli midir?
O çocuklara müşfik davranmak, onlarla ilgilenmek, alakadar olmak, onları iyi eğitmek çok önemlidir. Bir çocuğu kaybederlerse bir aileyi, bir sürü aileyi kaybedeceklerini düşünerek ve hissederek bu vazifelerini yerine getirmeleri lazımdır.
Kaynak: 592. Dergâh Sohbeti — Din Özgürlüğü, Adalet ve Tokalaşma Meselesi
Üvey evlat meselesi ve mahremlik hükmü nedir?
Üvey Evlat Meselesi ve Mahremlik Hükmü Elli-altmış yaşında bir kadın ikinci evliliğini yapmış ve kocasının aynı evde yaşayan 24 yaşındaki bekâr oğlu var. Bu durumda mahremlik hükmü şöyledir: Bir erkek bir kadını nikahladı ve onunla cinsel ilişkiye girdi ise; o erkeğin oğlu, oğlunun oğlu ve babası, babasının babası kadına nikah düşmez. Aynı şekilde kadının kızı, kızının kızı erkeğe haram olur, nikahlanamaz. Buradan hareketle bir kadın, nikahlı kocasının oğullarının yanında kendi oğlu hükmündeymiş gibi davranabilir; çünkü fıkhen üvey oğul mahremdir.
Kaynak: 593. Dergâh Sohbeti — Velilerin Günahsızlığı, Münafıklık ve Okumak ile Yaşamak
Küfür etme alışkanlığından kurtulmak nasıl sağlanır?
Küfür etmek çok bayağı bir şeydir; ancak bayağı ağızlara yakışır. Hadîs-i Şerîf’te buyurulmuştur: "Bir Müslümanın annesine küfür edersen bütün Müslümanların annelerine küfür etmiş gibisin." Buradan kıyas yapılabilir: bir kimsenin babasına, eşine küfür eden bütün Müslümanların babasına, eşine küfür etmiş olur. Müslüman odur ki dilinden diğer Müslümanlar emindirler. Dervişlerin ağzına küfür hiç yakışmaz. Dervyşler küfrü unutmalı; eşlerine, çocuklarına, etraflarına hiç kimseye küfür etmemelidir.
Kaynak: 593. Dergâh Sohbeti — Velilerin Günahsızlığı, Münafıklık ve Okumak ile Yaşamak
Evlilikte Bakım ve Temizlik Nedir?
Evlilik ince bir sanattır. "Ben evlendim, tamam bitti" diye bir şey yoktur. Uzun müddet yaşayacak insanlardır bunlar. Bir kimse annesinin babasının evinde 20-25 yıl durur; normalde 75 yaşında ölmüş olsa 50 yıl evli kalır. Bir kadın 20 yaşında evlenmiş olsa, annesinin babasının yanında 20 yıl yaşamıştır; 70 yaşında ölse 50 yıl evli kalmıştır. İnsanların evlilikleri anne babalarının yanında yaşadıklarından fazladır.
Kaynak: 594. Dergâh Sohbeti — Tasavvuf Nedir, Adil Hükümdar ve Tebberrük Sünneti
595. Dergâh Sohbeti — Tokalaşma, Pantolon Meselesi, Sarık, Vahyin Etkisi nedir?
Pantolon: Giriş
Selâmün aleyküm. Allah gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah.
Kadın-Erkek Tokalaşması: Tarihsel Perspektif
İslâm tarihi boyunca kadınla erkeklerin tokalaşması diye bir mesele olmamış. Bu son 200 yıllık bir mesele. Hiçbir yerde, hiçbir zaman kadınlar ve erkekler bir yerde değiller. Bir yerde olmadıkları için tokalaşmaları da söz konusu değil. Hiçbir kültürün içerisinde tokalaşma kültürü yok — Hristiyanlar dahil, Yahudiler dahil, Müslümanlar dahil, Hindular dahil, Budistler dahil.
Bu nerede başlıyor? Batı toplumunda modernleşme, çağdaşlaşma dedikleri şeyle: Kadının ekonomiye katılması, fabrikaların kurulması, kadınların aktif olarak fabrikalarda çalışmaya başlaması. Avrupa’da tokalaşanlar elit takımı değildir. Avrupa’nın elitleri asla tokalaşmazlar. Orada kadın elini uzatırsa erkek elini öper, nezaketle alnına götürür. Biz Avrupa’nın avam kültürünü, düşük takımının yaptıklarını alıyoruz.
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında da böyle bir şeyin olması mümkün değil. Hâlâ bugün bir kırsal kesime gitseniz, köye gitseniz, orada bir bayanla tokalaşmazsınız — tanıdığınız bir kimse dahi olsa.
El Öpme Meselesi ve Fetva
El öpme ile alakalı fetva var. Kimlerin eli öpülür? İnsanın annesinin, babasının, dayısının, amcasının, kayınvalidesinin, kayınpederinin eli öpülebilir. Âlim, üstat — bunların eli öpülebilir.
Bayan Dervişlerin Üstadın Elini Öpmesi
Hz. Âişe annemiz diyor ki: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin eli hiçbir mahrem kadının eline değmedi." Bu Hz. Âişe annemizin tespiti. Ama Hz. Peygamber’in ağzından çıkan böyle bir yasaklama yok.
Buna karşı başka hadisler de var: Medîne-i Münevvere’de kadınlar biat etmek için toplandığında Hz. Peygamber, Hz. Ömer efendimizi gönderiyor. Hz. Ömer elini pencereden aşağıya uzatıyor, Medîneli kadınlar anlatırken "Ömer elini pencereden uzattı, biz de biat ettik" diyorlar. Mekke fethedildiğinde Hind biatlaşmak için elini uzatıyor. Ağzını yüzünü sarıyor tanınmamak için. Hz. Peygamber "Bu kadın eli midir?" diyor. "Kadın elidir" diyor. "Kadın eline benzemiyor" diyor. Hind gidiyor ellerine kına yakıp geliyor tekrar elini uzatıyor.
Bu hadisler olduğundan dolayı bazı şeyh efendiler ellerini bayan dervişlerine öptürmüşler. Kimisi öptürmemiş. Öptürenler bu hadisleri kendilerine ölçü alarak öptürmüşler. Bir üstadın eli öpülür mü? Fetva var: Evet, öpülür.
Kadınların Pantolon Giymesi ve Lanetlik İddiası
"Kadın Gibi Giyinen Erkeğe, Erkek Gibi Giyinen Kadına Lanet" Hadisinin Doğru Anlaşılması
Bir kısım ehli tarîkat diyor ki: "Bayan kardeşlerin giydikleri kıyafetler pantolon adı altında olduğu için erkeklere benziyorsunuz, lanetlenmişsiniz." Bu çok ağır bir şey. Bunu namaz kılan bir kimseye söylemek gerçekten kara cahillik.
İslâm dini niyet dinidir. Namaz kılan bir kadın dışarı çıkarken tesettür maksadıyla, daha rahat ederim diye mantosunun altına bir pantolon giymiş. Erkeğe benzemek için mi yapıyor? Evinin içerisinde eşofmanla veya pantolonla namaz kılması erkeğe benzemek için mi?
Sahâbeden bir bayan omuzuna yay ve oku almış, Medîne’nin ortasında erkek gibi yürüyor. Allah Resûlü diyor ki: "Bu erkeklere benzemeye çalışan — Allah’ın laneti onun üzerine olsun." Neden? Erkek gibi yürüyor ve oku arkasına asmış erkek gibi gidiyor. Yoksa bayanın ok atmasından dolayı değil. Buradaki ölçü niyet ve kasıttır.
Asıl Meseleler Dururken Kıyafetle Uğraşmak
100 binin üzerinde kadın devlete müracaat etmiş "Biz fuhuş yapacağız, vesika almak istiyoruz" demiş. Biz namaz kılanın donuyla uğraşıyoruz. Okulların önünde 10,000 lira bir sigara uyuşturucu satılıyor. İslâm’ın evlilik hukuku yok, ticaret hukuku yok, ceza hukuku yok — hiçbir hukuku uygulanmıyor. İslâm’ın hiçbir hukukunun olmadığı yerde sen namaz kılanın kıyafetiyle uğraşıyorsan ya ahmaksın, ya cahilsin, ya satılıksın.
Sarık: İslâm’ın Alâmet-i Fârikası
Hz. Mevlânâ’ya birisi gelmiş: "Her şeyimi Hz. Peygamber’e benzettim. Kuşağını nasıl bağlardı?" demiş. Hz. Pîr bakmış: "Sen kuşağını da ona benzetirsen tam bir Ebû Cehil’e benzersin" demiş. Ebû Cehil’in kıyafetiyle Hz. Muhammed Mustafa’nın kıyafetinin arasında bir fark yok. Fark nerede? Bedir’de. Neyle? Sarıkla.
Sarık, İslâm’ın alâmet-i fârikasıdır. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Bedir’den sonra terk etmediği yegâne sünnettir. Melekler kafalarında sarıkla geliyorlar Bedir’e. Bir kimse sarıkla alay etse, sarıklıyı küçük görse — küfür ehlidir, tecdîd-i iman tecdîd-i nikâh gereklidir.
Çeşitli Sorular
Doğu Türkistan Meselesi
Neden Türkiye’nin bir Doğu Türkistan meselesi olmaz? Bir Filistin meselesi olur, ama Doğu Türkistan olmaz. Filistin’dekiler Müslüman da Doğu Türkistan’dakiler Müslüman değil mi? Milliyetçilikse, kendi ırktaşlarımız değil mi? Kendi kendimize düşünelim.
Ekonomi: Dolar ve Altın
Ticaret helâldir. Doları yasaklasınlar. Madem dolarla bu kadar manipüle oluyoruz, dolardan çıksınlar. İslâm’ın kendi para birimi altındır. Dönsün ülke ekonomisi altına — ne enflasyon kalır ne deflasyon kalır.
Doğum Kontrol Hapı
Yeni evli çiftlerin korunma amacıyla doğum kontrol hapı kullanması uygun mudur? Uygun ama sağlıkları bozulur. Hormonal dengeyi değiştirdiği için muhakkak etkisi olacaktır.
Hadîs-i Şerîf: Vahiy İndirilirken Hz. Peygamber’in Hâli
Ubâde bin Sâmit Rivâyeti (Müslim, Fedâil, 87)
Ubâde bin Sâmit’ten: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in üzerine vahiy indirilirken bundan dolayı sıkıntıya girer ve yüzünün rengi değişirdi.
Gaybî vahiy, ilham, tecelliyât gibi şeylere mazhar olanların fiziken üzerlerinde, yüzlerinde, gözlerinde değişiklikler olur. Bu mânevî vâridatların etkisiyle o kimsenin yüzünde, gözünde, vücudunda farklılıklar olabilir, normaliteden çıkar. Bu da onun hak olduğuna delildir.
O yüzden bazen sûfîlerin üzerinde de Allah’ı zikrederken, evde, herhangi bir yerde veya namazda ilhâma maruz kalma, herhangi bir sıfatın tecelliyâtına mazhar olma gibi bir şey olursa, onun da yüzünde, vücudunda değişiklikler söz konusu olabileceğine dair bir delildir.
Kaynak: 595. Dergâh Sohbeti — Tokalaşma, Pantolon Meselesi, Sarık, Vahyin Etkisi
Müslümanlar son iki yüz elli yıldan beri katliam görüyorlar, mecburî göçlere tâbi tutuluyorlar mı?
Ben bunu insanlık dramı olarak görüyorum. İnsanların bundan çok ders çıkarması lazım. Müslümanlar son iki yüz elli yıldan beri katliam görüyorlar, mecburî göçlere tâbi tutuluyorlar. Bu yeni bir şey değil. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında da her yerde aynı şekilde oldu. Müslümanlar katledildiler, öldürüldüler, sürgüne gönderildiler. Malları, canları, evleri, namusları, şerefleri, haysiyetleri yağmalandı.
Kaynak: 596. Dergâh Sohbeti — Suriye Meselesi, Evlilik Ölçüleri, Mürid-Mürşid, Tebliğ Em
Bize en uyanığını getirin — bu ülkede cumhurbaşkanı da "Kandırıldık, aldatıldık" dedikten sonra herkes kandırılır, aldatılır mı?
Müslümanlar aldanıyorlar. Ben aldanan Müslümanlara "Siz ne kadar safsınız" diye kızmıyorum. Karşımızdaki din satıyor, din konuşuyor. Bize en uyanığını getirin — bu ülkede cumhurbaşkanı da "Kandırıldık, aldatıldık" dedikten sonra herkes kandırılır, aldatılır. Devletin bütün gücünü, bütün kuvvetini, bütün istihbaratını elinde tutan kimse televizyona çıkıp rahat bir şekilde "Kandırıldık, aldatıldık" diyorsa, bu ülkenin bütün insanları kandırılıp aldatılmaya müsaittir.
Kaynak: 596. Dergâh Sohbeti — Suriye Meselesi, Evlilik Ölçüleri, Mürid-Mürşid, Tebliğ Em
Sığınanlara Kol Kanat Germek Şiarımızdır?
Şimdi herkes atıyor tutuyor: "Suriyeliler geldi de şöyle oldu da böyle oldu da." Hani düşküne el uzatmaktı bizim şiarımız? Hani fakire yardım etmekti bizim şiarımız? Hani sığınana kol kanat germekti bizim şiarımız? Suriye politikasında hatalar olmuştur, hâlâ da oluyor — biz devlet idaresini bilmiyoruz, devlet değiliz ki.
Kaynak: 596. Dergâh Sohbeti — Suriye Meselesi, Evlilik Ölçüleri, Mürid-Mürşid, Tebliğ Em
Bu konuda hem bayanlar hem erkekler olarak gayret edebilirler mi?
Evliliklerde araya birilerinin girmesi lazım. Bu konuda hem bayanlar hem erkekler olarak gayret edebilirler. Bir hayli bekârımız var, Allah hepsine hayırlı nasip eylesin. Ama gün geçtikçe insanlar hevâ ve heveslerine uyup farklı şeyler talep ediyorlar. Kimse hayırlı bir eş arama noktasında değil: "Yok kaşları böyle olacak, yok gözleri böyle olacak, yok boyuposu böyle olacak, yok mâlî durumu böyle olacak." Herkesin gözü zirvede. Kimse aynaya bakmıyor.
Kaynak: 596. Dergâh Sohbeti — Suriye Meselesi, Evlilik Ölçüleri, Mürid-Mürşid, Tebliğ Em
Adam bir eve bakamaz mı?
Özgüvenli olun ama kibirli olmayın. Özgüven şudur: Her şartlarda sen geçinirsin. Bir erkek özgüvenli olmalı, demeli ki: "Ben eşime bakarım, çoluğuma çocuğuma bakarım, hayatımı devam ettiririm." Bir kadın özgüvenli olmalı, demeli ki: "Ben bir adamı idare ederim, evini de idare ederim, namusumu da korurum." Bir sûfî özgüvenlidir. Limon satar bakar, maydanoz satar bakar. Kimseye muhtaç etmez evini.
Kaynak: 596. Dergâh Sohbeti — Suriye Meselesi, Evlilik Ölçüleri, Mürid-Mürşid, Tebliğ Em
Mürid-Mürşid İlişkisi: Günümüzde Nasıl Olmalı?
Bu her yerde sorarlar: "Şeyh-mürid ilişkisi nasıl olmalıdır?" Önceden bir dergâh varmış, bir tekke varmış. Herkes oraya toplanmış. Sabahtan akşama kadar iç içe yaşarlarmış. Şimdi öyle bir şey yok. Haftanın iki günü sohbete geliyorsunuz. Bunları geçin. Farzları yerine getirin. Ahlâkınızı güzelleştirin. Evlerinizde, eşlerinizde, çocuklarınızda sevgiyle, muhabbetle, merhametle, şefkatle bir hayat yaşayın. Kadınlar ve erkekler, eşleriniz sizlerden memnun olsun. Çocuklar, anne babalar birbirlerinden memnun olsunlar.
Kaynak: 596. Dergâh Sohbeti — Suriye Meselesi, Evlilik Ölçüleri, Mürid-Mürşid, Tebliğ Em
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Uzun müddet ailesinden ayrı kalan kimse evine gece yarısı gelmesin" buyurmuştur?
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Uzun müddet ailesinden ayrı kalan kimse evine gece yarısı gelmesin" buyurmuştur. Hz. Peygamber seyahatten döndüğünde Medine’nin dışında sabahlatırdı ama haberci gönderilirdi. Böylece aileleri hazırlık yaparlardı. Kadın evini temizler, kendini temizler, çoluğunu çocuğunu düzene koyar.
Kaynak: 596. Dergâh Sohbeti — Suriye Meselesi, Evlilik Ölçüleri, Mürid-Mürşid, Tebliğ Em
On yıldır düzenli namaz kılıyorsunuz, daha önceki kılmadığınız namazlarınızı kaza etmek gerekir mi?
Evet, şarttır. Vakit namazındaki sünnet nafile namazlar yerine kaza namazı kılsak, sünneti terk etmiş olur muyuz? Olmazsınız. Camilerde kılındığı gibi kılın.
Kaynak: 596. Dergâh Sohbeti — Suriye Meselesi, Evlilik Ölçüleri, Mürid-Mürşid, Tebliğ Em
Âişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin muhafızlar tarafından korunuyordu mu?
Âyet-i Kerîme ve Nüzûl Sebebi
Hz. Âişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin muhafızlar tarafından korunuyordu. "Allah seni insanlardan korur" (Mâide 5/67) âyetinin inmesinden sonra Resûlullah başını çadırdan dışarı çıkardı ve şöyle dedi: "Ey insanlar, gidin dağılın. Allah beni koruyor."
Kaynak: 596. Dergâh Sohbeti — Suriye Meselesi, Evlilik Ölçüleri, Mürid-Mürşid, Tebliğ Em
Bir şeyh de olsa, bir mürşid de olsa, bir hoca efendi de olsa, bir devlet başkanı da olsa — hiç kimsenin helâli haram etme, haramı helâl etme yetkisi midir?
Haram: Giriş
Selâmün aleyküm. Allah gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah.
Mâide 5/87: Helâli Kendine Haram Kılma Yasağı
İbn Abbas Rivâyeti ve Âyetin Nüzûl Sebebi
İbn Abbas radıyallâhu anh naklediyor: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve şöyle dedi: "Yâ Resûlallah, et yediğim zaman kadınlara karşı isteğim artıyor, şehvetim bana galip geliyor. Bundan dolayı et yemeği kendime haram kıldım." Bunun üzerine şu âyet indi: "Ey iman edenler, Allah’ın size helâl kıldığı temiz şeyleri kendinize haram kılmayın." (Mâide 5/87)
Zaman zaman kendisini zühd yoluna verenler, sonra sûfîlik yoluna girenler, Allah’a olan sevgilerinden, Allah’a yaklaşma iştiyaklarından dolayı bu tip hallere girebilirler. Değişik perhizler yapan, değişik oruçlar tutan, "Bunlar bize yasaklandı, bunlar bize haram kılındı" diye sözler işitiyoruz.
Temel Kaide: Helâli Haram Etme Yetkisi Kimsenin Yoktur
Cenâb-ı Hakk’ın haram kıldıklarını kimsenin helâl etmesi veya helâl kıldıklarını kimsenin haram etmesi söz konusu olmaz — zarûretler haricinde. Bir şeyh de olsa, bir mürşid de olsa, bir hoca efendi de olsa, bir devlet başkanı da olsa — hiç kimsenin helâli haram etme, haramı helâl etme yetkisi yoktur.
Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: "Haramlar bellidir, helâller de bellidir. İkisinin arasında şüpheliler vardır. Siz onlardan uzak durunuz." Biz bilmiyorsak, üzerinde hükmedebilecek ilmimiz yoksa uzak dururuz.
İslâm’da Helâl ve Temiz Ölçüsü
Yiyeceklerde Üç Şart
Bir şeyin helâl olması yetmez. Onun aynı zamanda temiz olması, güzel olması gerekir. Yiyeceklerde aranacak üç temel özellik: Bir — kesilen hayvanların üzerine besmele çekilerek, Allah’ın adı zikredilerek kesilmesi. İki — helâl olması. Üç — temiz olması. İçeceklerde ise iki şart: Helâl olması ve temiz olması.
Tavuk helâl mıdır? Evet. Ama o tavuğun helâl beslenmesi gerekir. Natürel, fıtrî olması gerekir. Kuzu eti helâl mi? Helâl. O kuzunun helâl beslenmesi gerekir. Her hayvanın helâl beslenmesi, usûlüne uygun kesilmesi gerekir.
Et Yiyen Hayvanların Hükmü
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadîsleriyle yasaklananlar: Et yiyen, leş yiyen tüm hayvanlar haramdır. Aslan, tilki, çakal, köpek, kedi gibi hayvanların etleri yenilmez. Karga, şahin, akbaba gibi yırtıcı kuşların etleri de haramdır.
Deniz Ürünleri: Hanefî ve Şâfiî Görüşleri
Hanefîler denizden ölü çıkan hayvanın yenilmesini uygun görmezler. Şâfiî’ye göre ise denizden hangi ürün çıkarsa çıksın — ölü de olsa, diri de olsa — câizdir. Hanefîler böcek türlerini uygun görmemişler, bir tek balık türlerini uygun görmüşler ama "Haram" lafı da koymamışlardır.
Sûfîlik Adına Eşlerden Ayrı Yatma Meselesi
Hz. Âişe Annemizin Rivâyeti
Zaman zaman dışarıdan böyle sorular geliyor: "Beyim filanca tarîkata müntesip, diyor ki benden ayrı yatması lazım." Bu tarîkatın usûl ve kaidesine uygun değildir, Sünnet-i Resûlullah’a uygun değildir. Hazreti Âişe annemiz diyor ki: "Tenimiz tenimize değerdi, öyle yatardık." Kendisine vahiy gelen bir peygamber eşinin yatağını terk etmiyorsa, bir sûfî eşinin yatağını nasıl terk eder?
Üç Sahâbe Kıssası
Üç sahâbe kendi kendilerine niyetlendiler: Birisi "Ben hiç cimâ etmeyeceğim" dedi, öbürü "Ben hiç iftar etmeyeceğim" dedi, diğeri "Ben hiç uyumayacağım" dedi. Hemen Cebrâil aleyhisselâm Resûlullah’a bu olayı nakletti. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin alnındaki damarlar kabardı: "Sizlere ne oluyor? Allah’tan en fazla korkanınız benim — yerim, uyurum, cimâ ederim" buyurdu.
İslâm dini orta bir dindir. Allah’a yakın olacağız düstûruyla hareket ederek hiç kimsenin helâli haram etmesi, haramı helâl etmesi uygun değildir. Nefis terbiyesi, helâlleri insanın kendisine yasaklaması değildir. Sofradan aç kalkarız — sünnet budur. Az yeriz ama herhangi bir şeyi kendimize yasaklamayız.
Perhiz ile Haram Etmenin Farkı
Bir hastalık söz konusu olduğunda perhiz vermek câizdir. Şeker hastasına "Dört kaşık bulgur yiyeceksin" demek haram etmek değil, perhizdir. Ülserli kimseye acıyı, turşuyu, ekşiyi yasaklamak — bu tedavi maksatlıdır, riyâzattır. Ama bir kimse "Ben Allah’a yakın olmak istiyorum, et yemeği kendime yasakladım, haram ettim" derse — bu uygun değildir.
Domuz Haramlığı: Kapsamlı Bir Hüküm
Domuz haram — âyetle sabit. Domuzun eti de câiz değil, yağı da câiz değil, tırnağı da, boynuzu da, derisi de, sütü de — hiçbir şeyi câiz değildir. Hanefîlerde fetva vardır: Domuzun derisi bile kullanılmaz. Ölen koyunun derisini yüzer, tabaklar, kullanırsın ama domuzun derisini tabaklanmış da olsa kullanamazsın.
Deri mont, deri ceket, deri ayakkabı — "yüzde yüz deri" diyorlar, 60 liraya ayakkabı. İçi dışı deri olan 60 liraya mümkün mü? Domuz derisi kullanıyorlar çünkü dünya üzerinde en ucuz hayvan artığı, en ucuz et, en ucuz kıyma, en ucuz yağ, en ucuz deri domuzdur.
İlaç sanayiinde çok kullanılıyor — câiz değil, haramdır. Ancak bir kimse açlıktan ölme veya bir uzvunun helâk olması söz konusuysa, başka hiçbir ilâç bulunamıyorsa ve o hastalığın artması hâlinde vücuda yayılması gibi elzem bir durum varsa — belki o zaman câiz olabilir. Haramdan şifa olmaz — hadîsle sabittir.
Paketlenmiş Gıdalar ve Katkı Maddeleri Tehlikesi
Paketlenmiş gıdalar helâl olabilir ama temizliği üzerinde şüphe var. Hepsinin içerisinde katkı maddesi var. Bu katkı maddeleri insanların hastalıklara karşı direncini düşürüyor.
Bir yoğurt dolapta 20-25 gün ekşimeden bekler mi? Bir tavuk yumurtadan çıktıktan sonra 40 günde kesime gelir mi? Bunlar mümkün değil. Kıymanın kilosu 45 lira — sucuk nasıl 30 lira olur? Mümkün değil.
GDO’lu, genetiğiyle oynanmış, kimyasal glikozlarla tatlandırılmış yiyecekler temiz yiyecekler değildir. O yüzden doymak bilmiyoruz. Ne kadar yersek yiyelim, vücudumuzda güç-kuvvet olarak durmuyor. Ufacık bir hastalık buluyor, yakalanıyoruz. Neden? Hazır yiyoruz. Her şey paketlenmiş.
Temiz Beslenme ve Zeytinyağı
Mevsiminde Yemek Sünnettir
Biz çocukluğumuzda kışın domates, patlıcan, salatalık mı bulurduk? Hadîs-i şerîf var: Yazın yazlık yiyeceksiniz, kışın kışlık. Sünnete uygun yaşayın.
Zeytinyağının Önemi
Zeytinyağı yemeyin dediler — kolesterol yapıyor dediler. Ne yiyeceksin? Amerika’nın çiçek yağını. Bu ısmarlama türküdür. Amerikalıların ısmarlama türküsüdür. Zeytin Kur’ân’da geçiyor. Şifa. Cennet nimeti.
Evlerinize zeytinyağından başka bir yağ katmayın. Beş kilo çiçek yağı yiyeceğine git iki kilo zeytinyağı ye. Vallâhi de billâhi de şifa — vücudun rahatlayacak, beynin rahatlayacak, kafan rahatlayacak, damarların rahatlayacak, adalelerin rahatlayacak.
En Temiz Et: Keçi Eti
Hayvanların içerisinde en temiz et keçi etidir. Keçi çamurun üstüne yatmaz bile. Keçi yerden bir tane ot yemez. Biz bunları kaybettik. Kadınlar, kızlar, çocuklar keçi eti deyince "Kokuyor ama!" — hiç yedin mi? Yemedin. Nereden koktuğunu biliyorsun?
Koyun koyuna kokar, inek ineğe kokar, deve deveye kokar. Bize böyle alıştırdılar. Sağlıklı olanı dışarı gönderiyorsunuz, sağlıksız olanı siz yiyorsunuz. Az ye, öz ye. Şişman olmak zorunda değilsin.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Tavuk helâl mıdır?
Yiyeceklerde Üç Şart
Bir şeyin helâl olması yetmez. Onun aynı zamanda temiz olması, güzel olması gerekir. Yiyeceklerde aranacak üç temel özellik: Bir — kesilen hayvanların üzerine besmele çekilerek, Allah’ın adı zikredilerek kesilmesi. İki — helâl olması. Üç — temiz olması. İçeceklerde ise iki şart: Helâl olması ve temiz olması.
Tavuk helâl mıdır? Evet. Ama o tavuğun helâl beslenmesi gerekir. Natürel, fıtrî olması gerekir. Kuzu eti helâl mi? Helâl. O kuzunun helâl beslenmesi gerekir. Her hayvanın helâl beslenmesi, usûlüne uygun kesilmesi gerekir.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Et Yiyen Hayvanların Hük mü?
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadîsleriyle yasaklananlar: Et yiyen, leş yiyen tüm hayvanlar haramdır. Aslan, tilki, çakal, köpek, kedi gibi hayvanların etleri yenilmez. Karga, şahin, akbaba gibi yırtıcı kuşların etleri de haramdır.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Şâfiî’ye göre ise denizden hangi ürün çıkarsa çıksın — ölü de olsa, diri de olsa — câiz midir?
Hanefîler denizden ölü çıkan hayvanın yenilmesini uygun görmezler. Şâfiî’ye göre ise denizden hangi ürün çıkarsa çıksın — ölü de olsa, diri de olsa — câizdir. Hanefîler böcek türlerini uygun görmemişler, bir tek balık türlerini uygun görmüşler ama "Haram" lafı da koymamışlardır.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Hazreti Âişe annemiz diyor ki: "Tenimiz tenimize değerdi, öyle yatardık." Kendisine vahiy gelen bir peygamber eşinin yatağını terk etmiyorsa, bir sûfî eşinin yatağını nasıl terk eder?
Zaman zaman dışarıdan böyle sorular geliyor: "Beyim filanca tarîkata müntesip, diyor ki benden ayrı yatması lazım." Bu tarîkatın usûl ve kaidesine uygun değildir, Sünnet-i Resûlullah’a uygun değildir.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin alnındaki damarlar kabardı: "Sizlere ne oluyor?
Üç sahâbe kendi kendilerine niyetlendiler: Birisi "Ben hiç cimâ etmeyeceğim" dedi, öbürü "Ben hiç iftar etmeyeceğim" dedi, diğeri "Ben hiç uyumayacağım" dedi. Hemen Cebrâil aleyhisselâm Resûlullah’a bu olayı nakletti. Hz. Allah’tan en fazla korkanınız benim — yerim, uyurum, cimâ ederim" buyurdu.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Bir hastalık söz konusu olduğunda perhiz vermek câiz midir?
Bir hastalık söz konusu olduğunda perhiz vermek câizdir. Şeker hastasına "Dört kaşık bulgur yiyeceksin" demek haram etmek değil, perhizdir. Ülserli kimseye acıyı, turşuyu, ekşiyi yasaklamak — bu tedavi maksatlıdır, riyâzattır. Ama bir kimse "Ben Allah’a yakın olmak istiyorum, et yemeği kendime yasakladım, haram ettim" derse — bu uygun değildir.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Domuzun eti de câiz değil, yağı da câiz değil, tırnağı da, boynuzu da, derisi de, sütü de — hiçbir şeyi câiz değil midir?
Domuz haram — âyetle sabit. Domuzun eti de câiz değil, yağı da câiz değil, tırnağı da, boynuzu da, derisi de, sütü de — hiçbir şeyi câiz değildir. Hanefîlerde fetva vardır: Domuzun derisi bile kullanılmaz. Ölen koyunun derisini yüzer, tabaklar, kullanırsın ama domuzun derisini tabaklanmış da olsa kullanamazsın.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
İçi dışı deri olan 60 liraya mümkün mü?
Deri mont, deri ceket, deri ayakkabı — "yüzde yüz deri" diyorlar, 60 liraya ayakkabı. Domuz derisi kullanıyorlar çünkü dünya üzerinde en ucuz hayvan artığı, en ucuz et, en ucuz kıyma, en ucuz yağ, en ucuz deri domuzdur. İlaç sanayiinde çok kullanılıyor — câiz değil, haramdır. Ancak bir kimse açlıktan ölme veya bir uzvunun helâk olması söz konusuysa, başka hiçbir ilâç bulunamıyorsa ve o hastalığın artması hâlinde vücuda yayılması gibi elzem bir durum varsa — belki o zaman câiz olabilir. Haramdan şifa olmaz — hadîsle sabittir.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Bir yoğurt dolapta 20-25 gün ekşimeden bekler mi?
Paketlenmiş gıdalar helâl olabilir ama temizliği üzerinde şüphe var. Hepsinin içerisinde katkı maddesi var. Bu katkı maddeleri insanların hastalıklara karşı direncini düşürüyor. Bir tavuk yumurtadan çıktıktan sonra 40 günde kesime gelir mi? Bunlar mümkün değil. Kıymanın kilosu 45 lira — sucuk nasıl 30 lira olur? Mümkün değil. GDO’lu, genetiğiyle oynanmış, kimyasal glikozlarla tatlandırılmış yiyecekler temiz yiyecekler değildir. O yüzden doymak bilmiyoruz. Ne kadar yersek yiyelim, vücudumuzda güç-kuvvet olarak durmuyor. Ufacık bir hastalık buluyor, yakalanıyoruz. Neden? Hazır yiyoruz. Her şey paketlenmiş.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Mevsiminde Yemek Sünnettir Biz çocukluğumuzda kışın domates, patlıcan, salatalık mı bulurduk?
Hadîs-i şerîf var: Yazın yazlık yiyeceksiniz, kışın kışlık. Sünnete uygun yaşayın. Zeytinyağının Önemi Zeytinyağı yemeyin dediler — kolesterol yapıyor dediler. Ne yiyeceksin? Amerika’nın çiçek yağını. Bu ısmarlama türküdür. Amerikalıların ısmarlama türküsüdür. Zeytin Kur’ân’da geçiyor. Şifa. Cennet nimeti. Evlerinize zeytinyağından başka bir yağ katmayın. Beş kilo çiçek yağı yiyeceğine git iki kilo zeytinyağı ye. Vallâhi de billâhi de şifa — vücudun rahatlayacak, beynin rahatlayacak, kafan rahatlayacak, damarların rahatlayacak, adalelerin rahatlayacak.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
Kadınlar, kızlar, çocuklar keçi eti deyince "Kokuyor ama!" — hiç yedin mi?
Hayvanların içerisinde en temiz et keçi etidir. Keçi çamurun üstüne yatmaz bile. Keçi yerden bir tane ot yemez. Biz bunları kaybettik. Yemedin. Nereden koktuğunu biliyorsun? Koyun koyuna kokar, inek ineğe kokar, deve deveye kokar. Bize böyle alıştırdılar. Sağlıklı olanı dışarı gönderiyorsunuz, sağlıksız olanı siz yiyorsunuz. Az ye, öz ye. Şişman olmak zorunda değilsin.
Kaynak: 597. Dergâh Sohbeti — Helâli Haram Kılma Yasağı, Domuz Haramlığı, Temiz Beslenme
599. Dergâh Sohbeti konusunda ne tartışılmaktadır?
Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, Hz. Ömer’in Perdeli Hâli
Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H
Vazifeli bir kişinin davranışları nasıl olmalıdır?
Bayanların kendi içlerindeki hallerini, kendi aralarındaki ortamlarını videoya çekmek doğru değildir. Orada bir kimse kendi cep telefonuyla onları kameraya alıyorsa, onları videoya çekiyorsa, bu hiç kimse için uygun bir davranış değildir.
Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H
Nüşûz Âyeti nedir ve ne ifade eder?
Kur’ân-ı Kerîm’de kadını dayak meselesi hakkında âyetler vardır. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hiç dövmemiştir. Bir müddet sahâbeyi eşlerini dövmeyi yasaklamıştır. Ama Hazreti Ömer hazretleri gelmiş, demiş: "Yeter ya Resûlallah, artık kadınları zapt u rapt altına alamıyoruz, onların serkeşliğinin önüne geçemiyoruz, bize müsaade et dövelim." Onun o haline tebessüm etmiş, yine müsaade etmemiştir.
Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H
Hz. Ömer’in Perdeli Hâli nedir ve ne ifade eder?
Hz. Ömer hazretleri gelmiş, demiş: "Yeter ya Resûlallah, artık kadınları zapt u rapt altına alamıyoruz, onların serkeşliğinin önüne geçemiyoruz, bize müsaade et dövelim." Onun o haline tebessüm etmiş, yine müsaade etmemiştir.
Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H
Kadın-erkek ilişkilerinde vazifeli bir kişinin rolü nedir?
Kadın-erkek hiç önemli değil. Herkes başındaki vazifeliye dergâhla alakalı meselelerde itaat edecek, bitti. Bunun altını çiziyorum: Kimsenin evlenmesi, boşanması, işi, aşı, eşi — vazifeli bunlardan sorumlu değildir. Ne zâkir ne çavuş. Bizi ilgilendirmez.
Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H
Serkeşlik kavramı nedir ve ne ifade eder?
Serkeşlik, "yemeğin tuzu eksik olmuş, salçası fazla olmuş" gibi şeylerle alakalı değildir. Buradaki serkeşlik, kadının gözünü başka erkeklere çevirmesi, meyletmesidir.
Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H
İmâm Şâfiî ve İmâm Ebû Hanîfe’nin serkeşlik meselesindeki görüşleri nedir?
Aynı noktada kadınla alakalı serkeşlik meselesinde diyor ki: "Onlara nasihat edin, olmadı yatağınızı ayırın, olmadı dövün." İmâm Şâfiî diyor ki: O esnada olması gerekiyorsa o olur, sıralamaya tâbi tutulmaz. İmâm Ebû Hanîfe sıralamaya tâbi tutmuş: Önce anlatılır, anlamazsa yatak ayrılır, yine anlamazsa dövülür.
Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H
14 Şubat Sevgi Anlayışı ve Mesnevî’den bir ölçü nedir?
Mesnevî: "İki Sevgiliyi Sevmek Kötüdür" buyurmuş. Dünya sevgisi ve Allah sevgisidir kasıt. Bir kimsenin kalbinde hem dünya sevgisi hem Allah sevgisi olmaz.
Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H
Batı’nın Sevgi Anlayışı nasıl eleştirilmiştir?
Sevgililer günü, 23 Nisan, doğum günleri… Batı kafası: Annesini yılda bir gün hatırlar, babasını yılda bir gün hatırlar, en çok sevdiğini yılda bir gün hatırlar, eşini yılda bir gün hatırlar. Biz kendi doğum günümüzü bilmiyoruz. Müslüman her gün sever, her gün hatırlar.
Kaynak: 599. Dergâh Sohbeti — Vazifeli Hiyerarşisi, Nüşûz Âyeti, Sosyal Medya Fitnesi, H
Müslüman erkek ehl-i kitap bir kadınla evlenebilir mi?
Evet. Müslüman bir erkek ehl-i kitap bir kadınla evlenebilir. Evliliğin hukuku aynen geçerli olur, Müslüman için haram olan her şey haramdır. Çocuklar İslâm hukukunda babaya ait olduğundan dolayı bir problem olmaz.
Kaynak: 600. Dergâh Sohbeti – Tebük Gazvesi, Kabız-Bast Hâli, Helallaşma ve Dergâhta Seb
Bir erkek eşinden ayrılmayı düşünüyorsa çocuklarına bakmayı göze alarak ayrılmaya tevessül edecek mi?
Bir kadının ve çocuklarının sorumluluğunu alamayacak olan kimseler evlilik için yola çıkmayacaklar. Bir erkek eşinden ayrılmayı düşünüyorsa çocuklarına bakmayı göze alarak ayrılmaya tevessül edecek. "Ben çocuklarımı alırım, bakarım" diyecek. Buna yapamayacaksa otursun oturduğu yerde.
Kaynak: 600. Dergâh Sohbeti – Tebük Gazvesi, Kabız-Bast Hâli, Helallaşma ve Dergâhta Seb
Müslüman erkek ehl-i kitap bir kadınla evlilik hukuku nedir?
Evliliğin hukuku aynen geçerli olur, Müslüman için haram olan her şey haramdır. Çocuklar İslâm hukukunda babaya ait olduğundan dolayı bir problem olmaz.
Kaynak: 600. Dergâh Sohbeti – Tebük Gazvesi, Kabız-Bast Hâli, Helallaşma ve Dergâhta Seb
Dergâh Ahlâkı ve Topluluk Namusu?
Biz bu topluluğu kıyâmete kadar paraya, makama, mevkiye, şeytânî olan şeylere bozulmadan götürmeye gayret edeceğiz inşallah. Bu topluluktan geçinmeyeceğiz, bu topluluk bizim geçim kapımız olmayacak. İçimizde para konuşulmayacak, makama öykü konuşulmayacak.
Kaynak: 602. Dergâh Sohbeti – Hûd Sûresi ve İhtiyarlama, Sevgi Dereceleri, Siyâsî Yozlaş
Müslüman ile mü’min arasındaki fark nedir?
Bir kimse "Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh" dedi; o kimse Müslümandır. "Ben Müslümanım" diyorsa o kimse Müslümandır. Dinini iyi bir şekilde yaşamaya çalışan, gayret eden kimse ise mü’mindir inşallah.
Kaynak: 603. Dergâh Sohbeti – Gizli Şehvet, Evlilik Teşviki, Gönül Yarası ve Sevgide Şik
Evlilik teşviki ve geç evlenmenin zararları nelerdir?
Evli olmayanlar hızla evlensinler. "Armudun sapı vardı, üzümün çöpü vardı; yok o şu kadar maaş almıyordu, arabası yoktu, katı yoktu" diye uçuk istekler insanları harama götürür. Makuliyette buluşmalı insanlar. Azla yetinmeyi, helâlle yetinmeyi öğrenmeli.
Kaynak: 603. Dergâh Sohbeti – Gizli Şehvet, Evlilik Teşviki, Gönül Yarası ve Sevgide Şik
Gönül yarası ve sevgide şikâyetsizlik nasıl açıklanmaktadır?
Bir arkadaşınızı sevdiyseniz, sevdin mi sevdin. O arkadaşın seni kapının önünde bir paraya satsa dahi ondan şikâyet etme. Bir kadını sevdin mi sevdin; seni terk etsin, çeksin gitsin isterse, ondan şikâyet etme. Bir adamı sevdin mi sevdin; seni bin bir sefer yaralasın, otur oturduğun yere ondan şikâyet etme. Bir şeyhi sevdin mi sevdin, bir zâkiri sevdin mi sevdin; otur ondan şikâyet etme.
Kaynak: 603. Dergâh Sohbeti – Gizli Şehvet, Evlilik Teşviki, Gönül Yarası ve Sevgide Şik
İslâm Dünyasının Durumu neden eleştirilmektedir?
Müslümanlar cihat ruhlarını kaybettiler, savaşma ruhlarını kaybettiler. Kendi içlerinde mücadele ediyorlar, birbirlerini vuruyorlar. Bütün enerjilerini, güçlerini birbirlerine saklamışlar. Aynı şey fikrî planda da, siyâsî planda da, askerî planda da, devletler planında da aynı.
Kaynak: 604. Dergâh Sohbeti – İslâm Dünyasının Durumu, Kardeşlik Hukuku, Evlilik Ölçüsü,
Evlilikte Hak, Hukuk ve Ölçü nedir?
Kur’ân-Sünnet Dâiresinde Evlilik Hukuku. Evlilikle alâkalı Kur’ân, Sünnet ve imamların içtihâd ölçüsü var; bu işin genel, geniş hukukudur. Bu geniş hukukun içerisinde insanların kendilerince özel hukukları olabilir. Taraflar kendi antlaşmalarına bağlı kalacaklar. Bir şey konuşulmadıysa Kur’ân-Sünnet dâiresinde âdet, gelenek, görenek ve örfe bakılır.
Kaynak: 604. Dergâh Sohbeti – İslâm Dünyasının Durumu, Kardeşlik Hukuku, Evlilik Ölçüsü,
Tövbe Tebliği nedir?
Bütün kardeşler Hz. Muhammed Mustafa’nın (sallallâhu aleyhi ve sellem) rûhâniyetini ve nûrâniyetini vesîle ederek tövbe edecekler ve tövbelerinde sâbit kalacaklar. Bu emri söylediklerinde şu âyet-i kerîme kalbime geldi: "Ey Habîbim, eğer sana gelip seni vesîle etselerdi, tövbe etselerdi, kendilerini affedecek olan bir Rab bulurlardı." (Nisâ 4/64) Günahlara dalma konusunda hassâsiyet gösterilecek. Tövbe ile alâkalı herkes kendisini disipline edecek.
Kaynak: 604. Dergâh Sohbeti – İslâm Dünyasının Durumu, Kardeşlik Hukuku, Evlilik Ölçüsü,
604. Dergâh Sohbeti – İslâm Dünyasının Durumu, Kardeşlik Hukuku, Evlilik Ölçüsü, Tövbe Tebliği konusunu ele alıyor mu?
Tövbe: Siyâsî Kutuplaşma ve Seçim Değerlendirmesi. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. İki Kutuplu Siyâset Meselesi. "Siyaset iki kutuplu hâle geldi, bu kutuplaşma çatışmaya neden olur mu yoksa memleketin hayrına mı olur?" Ben öyle çok keskin kutuplaşma görmüyorum. Elmayla armudu bir sepete koysanız elma elmadır, armut armuttur. Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri’nin dediği gibi onları eritir, ezer, hepsini un ufak eder, bir potaya katarsanız o zaman elmayla armudu ayırt edemezsiniz. Böyle bir şey olmadığına göre elma elmadır, armut armuttur.
Kaynak: 604. Dergâh Sohbeti – İslâm Dünyasının Durumu, Kardeşlik Hukuku, Evlilik Ölçüsü,
605. Dergâh Sohbeti – Mü’minin Feraseti, İş Yerinde Mesafe, Allah Korkusu ve Adâlet nedir?
Ferâset: Beytülmâl, Zekât ve İslâm Hukuku
Allah gecenizi hayır eylesin inşallah, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah.
Câmide İhtiyaçların Karşılanması
"Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde mescidde dua sonrası imam cemaate dönüp ‘Bir derdi, sıkıntısı, ihtiyacı olan var mı?’ diye sorar, cemaat arasında ihtiyaçlar karşılanırdı. Bu olay var mıdır?" O zaman için ihtiyaçlar Beytülmâl’den karşılanırdı. Müslümanların ihtiyaçları câmide sorulur, ihtiyacı olan varsa onlar da söylerler; devletin parasından, Beytülmâl’den ihtiyaçları görülürdü.
Şimdi İslâm hukuku ve İslâm devleti olmadığı için böyle bir şeyin yapılması mümkün değil. İnsanlar kendilerince zekâtlarını, sadakalarını, fitrelerini nereye istiyorlarsa oraya verirler. Zekâtı Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali (radıyallâhu anhüm) zamanında devlet toplardı. Bu aslında İslâm dünyasında tartışılması gereken önemli bir meseledir.
Din ve Hukuk İlişkisi
Din kendi dâiresinde hukuksuz yaşanması çok güçtür. Dinin tamamının yaşanabilmesi için dinin hukuksal kısmının da olması lâzım. Dinin hukuksal kısmı yoksa ne yazık ki sadece ibadet ve ahlâk kısmı kalıyor; ibadetin de tamamı değil.
Mustafa Çelik’in Dârülharp Hukuku var. 28 Şubat döneminde yasaktı. O Dârülharp fıkhını insanlar öğrenmiş olsalar çok farklı bir Türkiye’de, çok farklı bir dünyada yaşarlar.
İş Yerinde Kadın-Erkek İlişkileri ve Mesafe
Çalışma Ortamında Ölçü
"İş yerinde çalışanlar arasındaki muhabbetin ölçüsü ne olmalı? Mesai dışında konuşulması, hâl hatır sorulması doğru mudur? Eş buna razı değilse hakkı var mıdır?" Erkek çalışanlar da bayan çalışanlar da haddini, hududunu, hukukunu bilmeli. Bay-bayan noktasında birbirine haram olan, mahrem olanlarla fazla haşır neşir olunmamalı.
Evliliğinin saâdetini, huzurunu düşünen insan, eşini rahatsız edecek dışarıdaki karşılıklı konuşmalardan, arkadaşlıklardaki gevşeklikten kendini korumalı. Erkek de korumalı, kadın da korumalı. Bu gün geçtikçe gevşiyor; insanlar iş arkadaşlarıyla fazlasıyla rahat, lâubâli, sınırsız davranabiliyorlar.
Aynı şey dergâh içinde de geçerli. O ağabeymişmiş de, filancaymış da; evli barklı kadınsın, evli barklı adamsın. Evde şüphe uyandıracak, evin içerisine ateş düşürecek her şeyden uzak dur. Mesafeyi koruyun, mesafeyi muhafaza edin. Hele dergâhın içerisinde kendilerince büyük görünen kimseler; karşıdaki korumazsa siz koruyun.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Şüpheyi İzâle Etmesi
Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) eşiyle beraber gece karanlıkta giderken sahâbeler görüyorlar. Resûlullâh sesleniyor: "Bu Ebû Bekir’in kızıdır" diyor. Gece karanlıkta şüpheyi kaldırıyor. Karşı tarafın kalbine şeytanın fitne indirmesine müsaade etmemek için bunu söyleme gereği hissediyorsa; bizler de karşı tarafın kalbine şüphe düşürecek hâl ve hareketlerden uzak durmak zorundayız.
Telefon Bağımlılığı ve Aile Huzuru
Gece saat ikide evli bir bayana veya evli bir erkeğe iş arkadaşından ne mesajı gelir? Gece yarısı mesajlaşmalar, bitmek bilmeyen telefon bağımlılığı; aileler batıyor. Eve girdiğinizde bütün telefonları alın, koyun kitaplığa. Herkes çıplak meydanda kalmış gibi hissedecek kendini. Bağımlı insanlar.
Erkek de kadın da arkadaşlarıyla bir yere gidiyorsa eşini arasın, haber versin, davet etsin. İş çıkışı saati belliyse makul bir sürede evde olması lazım. Güven, şeffaflık ve saygı aile huzurunun temelidir.
Ehlinnâr Ameli ve Tevhid
"Ehlinnâr amellerinden bir amel işledin mi onun sonunu tevhid ile hatmet. Mühürle, çünkü tevhid kıyamet günü elinden tutar. Cezadan sonra bile olsa tevhid her amele üstün gelir." Yani bir günah işlediysen, küçük günah veya büyük günah, muhakkak arkasından Allah’ı zikret. Bu senin o günahına kefâret olur inşallah.
38. Hadîs-i Şerîf: Mü’minin Feraseti
"Mü’minin ferâsetinden sakının. Çünkü o baktığında Allah’ın nûru ile bakar." (Tirmizî)
Ferâset, Allah’ın mü’min kuluna vermiş olduğu bir lütuf, bir ikram, bir ferâset nûrudur. Bu mü’min kulu doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, hak ve hakikati hak ve hakikat olmayandan ayıran, insanın takvâyla ve zikrullahla ulaşabileceği, takvâ ve zikrullahın karşılığında Allah’ın bir lütfudur.
İlme’l-Yakîn Ferâseti
Bir usta mesleğinde çok ileri gittiyse, dikkatli olduysa, o mesleğiyle alâkalı ferâset sahibi olur. Bu ister kaportacı olsun, ister boyacı, ister motor ustası, ister marangoz, ister demirci; o konuda bilgi birikimi zirveye gidince ferâset nûru onda yerleşir. Bir bakışta nerede hatanın olduğunu görür.
Osmanlı’da ve Türklerde Orta Asya’dan itibaren iz sürme, kulak duyma, göz ezberlemede ferâset müthişti. Türkler gibi iz süren hiç kimse yoktur; üç kilometre öteden bir çıtırtıyı duyabilme imkânına sahiptiler. Çobanlar ferâset sahibidir; kayıp koyunun melemesinin nereden geldiğini görür, duyar.
Tarımla uğraşanlar hâlâ bunu biliyorlar: Bulutların hareketinden, çiçeklerin açmasından, kuşların ötmesinden, uçmasından, yerdeki solucanların durumundan bir senenin yağışlı mı kuraklık mı geçeceğini tahmin ederler. Bunlar da ferâsettir. Ne yazık ki biz şehirleştikçe bu ferâsetleri terk ettik; köyden şehirlere sürgün yedik, köleleştik, sağırlaştık, körleştik.
Ayne’l-Yakîn Ferâseti
Bir kimsenin yüzüne bakarak karakterini biçme ayne’l-yakîn ferâsettir. Gözlerine, kaşlarına, dudak hareketlerine bakıp o kimsenin karakterini analiz etmek; konuşurken gözlerinin işaretini, yüz ve mimiklerinin, ellerinin işaretlerinden söylediğinde samimi olup olmadığını görmek; tavır ve davranışlarından yalan söyleyip söylemediğine bakmak. Bu, ilmiyle âmil olan âlimlere lâzım olan bir ferâsettir.
Hakke’l-Yakîn Ferâseti: Kalbe Nûrun Tecellîsi
Ferâset ehli olma; o kimsenin kalbinde meselenin doğrusu yanlışı, eksiği fazlası kalbine tecellî etmesi. "Mü’minin ferâsetinden sakının çünkü Allah’ın nûruyla görür" denilen hâle gelmek.
"Ey îmân edenler! Allah’tan korkun ve Peygamber’ine inanın ki size rahmetini iki kat versin ve size ışığında yürüyeceğiniz nûr lütfetsin ve sizi bağışlasın. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir." (Hadîd 57/28)
"Ey îmân edenler! Allah’tan korkarsanız O size iyiyle kötüyü ayırt edecek güç verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir." (Enfâl 8/29) Demek ki Allah’tan korkarsanız Cenâb-ı Hak iyi ve kötüyü ayırt edecek size bir güç, bir nûr verir.
Allah Korkusu ve Adâlet
Allah’tan korkmanın tecelliyâtı: Haramlardan uzak durmak, namazı dosdoğru kılmak, tövbede samimi olmak, yalana ve hileye karışmamak, yetimin hakkını korumak, kamunun hakkını korumak, âdil davranmak. Bütün sistemler, bütün düzenler adâlet üzerine ayakta durur.
Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) Habeş Kralı Necâşî için "O âdil bir kraldır" buyurdu. Hristiyan ama âdil bir kraldır. Müşrikler Müslümanları kötülemek için gittiler; Necâşî âdilce dinledi hepsini de ve mü’minlere dokunmadı. Âdil davranmak Allah’tan korkmanın işaretidir.
Münâfıkların Ferâsetle Tanınması
"Sen onları sîmâlarından tanırsın." (Muhammed 47/30) Bu da ayne’l-yakîn ferâsete örnek âyet-i kerîme. Münâfıkların bir sîmâları var, birbirlerine benziyorlar. "Ve elbette sen onları konuşma tarzlarından da tanırsın." Münâfıkların konuşmaları da birbirine benziyor.
"Muhakkak Allah’ın öyle kulları vardır ki insanları ferâsetle tanırlar." (Taberânî) Ferâsetin kuvvetli olması o kimsenin îmân edip iyi ameller işlemesiyle alâkalıdır. Bir kimsenin ferâsetli olması o kimsenin kendi işinde titiz ve ince davranmasıyla alâkalıdır. Allah cümlemizi ferâset nûruyla nurlandırdığı kullarından eylesin inşallah.
Kaynakça
Tirmizî, Tefsîrü’l-Kur’ân, 15 (Hadis No: 3127) — "Mü’minin ferâsetinden sakının, çünkü o Allah’ın nûruyla bakar" hadîs-i şerîfi
Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr — "Allah’ın öyle kulları vardır ki insanları ferâsetle tanırlar" rivâyeti
Hadîd Sûresi 57/28 — "Ey îmân edenler! Allah’tan korkun ve Peygamber’ine inanın ki size rahmetini iki kat versin ve size nûr lütfetsin."
Enfâl Sûresi 8/29 — "Allah’tan korkarsanız O size furkan (iyiyle kötüyü ayırt edecek güç) verir."
Muhammed Sûresi 47/30 — "Sen onları sîmâlarından tanırsın ve elbette onları konuşma tarzlarından da tanırsın."
Hicr Sûresi 15/75 — "Bunda ferâset sahipleri için ibretler vardır."
Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr, 36 — Hz. Peygamber’in (s.a.v.) gece karanlıkta eşi hakkında sahâbeye "Bu Ebû Bekir’in kızıdır" buyurması
Mustafa Çelik, Dârülharp Fıkhı — İslâm hukukunun gayr-i müslim ülkelerdeki tatbikatı
İmâm Ebû Yûsuf (ö.
Kaynak: 605. Dergâh Sohbeti – Mü’minin Feraseti, İş Yerinde Mesafe, Allah Korkusu ve Adâ
607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru konusunu ele aldığımız bu sohbetin temel konuları nelerdir?
Bu sohbetimizde kırkıncı hadis-i şerif dersi kapsamında liân (lanetleşme) hükmünü detaylı olarak ele alıyoruz. Zina iftirası, günümüzde bu konunun nasıl ayağa düştüğü, telefonların aile huzurunu nasıl bozduğu ve tesettür-mürşid arama gibi meseleleri konuşuyoruz.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Tesettür farzdır mı?
Tesettür farzdır. Kim bir farzı gücünün yettiği hâlde yerine getirmezse günâh-ı kebâire girer. Bir bayan tesettüre girmezse günâh-ı kebâir işlemiş olur.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Mürşid aramanın belli bir yaşı var mı?
Kişinin mürşidini bulmasının belli bir yaşı yoktur. Bâliğ olduktan sonra bir üstada bağlanması tavsiye edilir. 40 yaşında dervişlik yolunda zorlanır mı? Hayır. Aramak herkese şarttır.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Boşanmış kadınla evlilik konusunda Hz. Hatice örneği ne anlatıyor?
"Seninle evlenmem için benim de boşanmış olmam gerekiyor" demek ya cehaletten ya da seviyesizliktendir. Hz. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem hazretlerinin ilk evliliği Hz. Hatice annemizledir; Hz. Hatice boşanmış bir kadındı. Denklik aranacaksa takvada aranır.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Şeytanın cennete girişi ve ruhlar âlemindeki durumu nasıl açıklanıyor?
Şeytan henüz cennetten kovulmamıştı; kovulmadığı için Hz. Âdem ve Hz. Havvâ annemize vesvese verebildi. Ruhlar âleminde "Ben sizin Rabbiniz miyim?" sorusuna "Evet" dedik; siz hatırlamıyorsunuz diye herkes hatırlamıyor değildir. Sizin bilmediğiniz şeyi bir başkası bilebilir.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Liân nedir ve nasıl gerçekleşir?
Liân, kocanın karısını zina ile suçlaması ve bunu dört şahitle ispat edememesi hâlinde hâkim huzurunda yeminleşme ve sonunda lanetleşme işidir. Erkek, dört kez Allah’ı şahit tutarak "Bu kadın zina etti, doğru söylüyorum" diye yemin eder. Beşincisinde "Yalan söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun" der. Kadın da dört kez Allah’ı şahit tutarak "Zina yapmadım" diye yemin eder. Beşincisinde "Kocam doğru söylüyorsa Allah’ın gazabı üzerime olsun" der. Böylece lanetleşme tamamlanır ve nikâh düşer.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Lanetleşmeden geri dönme durumunda ne gibi cezalar uygulanır?
Erkek lanetleşmeden geri dönerse ona iftira attığı için seksen değnek (had-i kazf) vurulur. Kadın lanetleşmeden geri dönerse hükmen zina yaptığı düşünülür ve boşanır; ancak zina haddi vurulmaz çünkü dört şahit yoktur.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Yalan yere lanetleşen bir kimse için ne gibi sonuçlar doğar?
Bir kimse yalan yere lanetleşirse tövbesi de imanı da kabul olmaz. Bu en ağır sonuçtur.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Günümüzde zina iftirası nasıl bir toplumsal hastalık olarak değerlendirilir?
Günümüz erkekleri çok rahat bir şekilde eşlerini ve başka kadınları zina suçuyla suçluyorlar. Kadınlar da erkeklere aynısını yapıyor. Bu o kadar baside indi ki insanların namus anlayışını yok etme noktasına gitti.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Telefonların aile huzuruna nasıl zarar verdiği eleştirilir?
Herkes birbirinin cep telefonundaki mesajın sesinde. Herkes birbirinin telefonunu dinleme, takip etme derdinde. Evlerin ve ailelerin huzuru bozuk. Eve girdiğinde insanlar telefonlarını kenara bırakmayı öğrenemiyor.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Sahabenin kerâmeti olarak duanın ayet olarak inmesi nasıl açıklanır?
O sahâbî, "Allah bu konuda beni temize çıkaracak bir ayet indirecektir" dedi ve gerçekten liân ayetleri indi. Bu, sahâbînin duasının kerâmet olarak zuhur etmesidir. Hz. Ömer radıyallâhü anh hazretlerinin içkinin haram olacağını rüyasında birkaç gün öncesinden görmesi gibi.
Kaynak: 607. Dergâh Sohbeti – Liân Hükmü, Zina İftirası Tehlikesi ve Aile Huzuru
Bu sohbetimizde Ramazan ayının bereketinde pek çok konuyu ele alıyoruz mudur?
Bu sohbetimizde Ramazan ayının bereketinde pek çok konuyu ele alıyoruz. Kadının boşanma hakkı, alkol kullanan insanlara bakış açımız, itikâf hükümleri, İslâm ekonomi hukukunun temel prensipleri ve kapitalist sistemin çarkları gibi geniş bir yelpazede konuşuyoruz.
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Kadının boşanma hakkı nedir?
Eşinden boşanmak isteyen bir hanım kardeşimiz soruyor: "Eşim boşanma isteğimi kabul etmiyor, beni bu evliliğe mecbur bırakıyor. Biz kadınların da boşanmaya hakkı yok mu? Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem bile kadınlara özgürlük hakkı verdiği hâlde neden biz bu haktan yararlanamıyoruz?"
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Evliliği yürütmek ne ifade eder?
Evliliği korumak, muhafaza etmek güzel bir şeydir. Ama evliliği yürütmek tek kişilik değildir; karşılıklı anlayışla, özveriyle, toleransla yürütülmesi gereken bir şeydir.
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Kur’ân ve Sünnet tarihçesinde boşanma hakkıyla ilgili ne söylenir?
Kur’ân ve Sünnet tarihçesinde önce haklılık-haksızlık aranır. Ama hiç haklı-haksız olmasa dahi bir kadın veya erkek boşanmayı istiyorsa bu onun hakkıdır, boşanabilir. Burada boşanma sürecinde ve sonrasında, hangisi boşanmayı istediyse farklı hukuk ve haklar girer işin içerisine.
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Ayet-i Kerime’de boşanma hakkı ile ilgili ne buyurulur?
Ayet-i Kerime’de "Anlaşmaya çalışınız, usulüne uygun anlaşarak boşanınız" buyurulur. Bu tavsiye kadınlara yapılır; neden? Kadın anlaşarak boşanacak ki hakkını alsın, hukukunu alsın. Kadın anlaşmadan adamdan zorla bir şey almaya kalksa alamaz, erkek zulmeder ona. O yüzden anlaşma yolu konulmuştur.
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Erkeğin kadını zorla nikâhında tutması ne ifade eder?
Bir kadın bir erkekten boşanmayı istiyorsa ve erkek buna yanaşmıyorsa, kadına zulmetmektedir. Demek ki kadın evliliğin kurtulabileceğine artık inanmıyor; bunun üzerine gidecek bir şey yok. Oturdun, konuştun, nasihat ettin; hâlâ boşanmak istiyorsa dakikada boşarsın onu.
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Kadının boşanma talep hakkı nedir?
Bir kadın bir erkekten boşanmayı istiyorsa, erkek usulüne uygun nasihat eder, anlatır, söyler; yine boşanmak istiyorsa hemen boşar. Bir erkek kadını boşanmak istiyorsa, kadın hakkını ister, anlaşılır, biter. Bu kadar basittir. Bunu insanların birbirlerine zulmetmeye götürmesi doğru değildir.
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Evlilikte erkeğin rolü ve sorumlulukları konusunda ne ifade edilmektedir?
Evde neşe, muhabbet, yürüyüş ve evlilik dizaynı birinci derecede erkeğe bağlıdır. Erkek bu konuda kapsayıcı, kavrayıcı, neşeli, muhabbetli ve insanların sevgisiyle sevk eden bir konumda olmalıdır. Ancak bu tek başına olmaz; kadınların da bu konuda erkeklere yardımcı olması gerekir. Karşılıklı konuşarak ve anlayarak evlilik yürütülür.
Kaynak: 616. Dergah Sohbeti – Bosna Seyahati İzlenimleri, Tarihimize Sahip Çıkmak ve Kur
Aynı durum eşler arasında da geçerli midir?
Aynı durum eşler arasında da geçerlidir. Duyguya dayalı evlilik, duygu kalmayınca çöker. Hakikate dayalı evliliğte ise kişi der ki: "Bu benim eşim, Allah’ın bana bir emanetidir. Ben evliliğimi Allah için sahip çıkmalıyım." O zaman evliliğe bakış açısı değişmez, sağlam durur. Yemek tuzlu oldu diye çanak kırmaz, eşi yüzüne bakmadı diye çekip gitmez.
Kaynak: 617. Dergah Sohbeti – Duygu ve Hakikat Ayrımı, Hadis İnkârcıları ve Kur’ân-Sünne
Çocukların dergâhta adabı neden önemlidir?
Çocukları dergâha ve tekkeye muhakkak getirin. Ama çocuklarınızı burada başıboş bırakmayın. Özellikle zikrullah esnasında çocukların halakanın ortasına getirilmesi çok uygun değildir. Küçük bir çocuk bir anda kendini bırakıverir, Allah’ı zikreder, o esnada perdesi açılır ve bir şey görüp korkar. O korkuyla çocuk vesveseye girebilir, dilinde bir sıkıntı olabilir. Birden aniden bir zât görür ve bu çocuk için ciddi bir sıkıntıya dönüşebilir. O yüzden akıl baliğ olmayan çocukları halakanın ortasına koymayın.
Kaynak: 620. Dergah Sohbeti – İki Kalp Ayeti, Namazda Huşu ve Tarikat Disiplini