1. Bölüm
Nasuh-Mesuh konusunda bildiğinizi sizden dinleyebilir miyiz? Bu Hz. Ali Adıllahu Han Hazretleri’nin bir sözü var. Kur’ân’da bu Nasuh ile Mesuh meselesini bilmeyen bir kimse ilim ehli değildir diye. normalde Mekke’de inen âyet-i kerimelerle, Mekke’de inen âyet-i kerimelerle, sonra Medine’de inen âyet-i kerimeler, bazı âyet-i kerimelerde birbirini neseliyor. Onun zamanla alakalı şeyi var, bir âyet-i kerime daha önce gelmiş, sonraki âyet-i kerime, ondan sonra gelen âyet-i kerimeler o âyet-i keriminin hükmünü kaldırmış, bunun gibi. Veyahut da din yavaş yavaş kendisini tamam ettiğinden dolayı böyle bir yol çizilmiş. Mesela içki ayetiyle alakalı, önce uzak durun demiş, ondan sonra namaza yaklaşmayınız o haldeyken demiş, ardından tamamiyetle içkiyi haram etmiş.
Bunun gibi, veyahut da kabir ziyaretiyle alakalı, önce Mekke’de yasaklanmış, sonra Medine’yi münevvere de serbest edilmiş. Bazı hükümlerin daha öncesinde serbest veya yasak olup sonradan onu nesledilmesi gibi. Mesela Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, Mekke döneminde sadece müşriklere benzememek için müşriklere muhalefet etmiş, Medine döneminde bir müddet sonra Hristiyanlara ve Yahudilere de muhalefet etmeye başlamış. Normalde Mekke ayetlerine baktığımızda Yahudilerle ve Hristiyanlarla alakalı bir herhangi bir mücadele yok. Ama Medine ayetlerine baktığımızda zaman içerisinde Hristiyanlar ve Yahudilerle ne olmuş? Onlarla mücadele ile alakalı âyet-i kerimeler inmiş. Bunun gibi, mesela Hz.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri örneğin, Şimdi aşure ayındayız ya, aşure orucuyla alakalı biz bu orucu tutmaya daha fazla hak sahibiyiz deyip, normalde Medine’deki Yahudilerin tutmuş olduğu orucu Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ona söylenince o da tutmuş. Ama bir müddet sonra oruç farz kılınınca, dikkat edin buraya, oruç farz kılınınca, bu aşure orucuyla alakalı, dileyen tutsun, dilemeyen tutmasın demiş. Sebep, çünkü Muhammedi noktasında din kendisini tamam ediyor, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine de oruç emredilince, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bu oruç dileyen tutsun, dilemeyen tutmasın diyor. Hatta bir rivayet daha var, bir dahaki seneye tutmayacağına dair.
Aşure orucu. O yüzden normalde bu tip İslam’ın içerisinde hem Kur’ân’da hem Sünnet’te bir hükmün bir müddet sonra o hükmün farklılaştığı görülmüş. İçki meselesinde olduğu gibi, oruç meselesinde olduğu gibi. Bunları normalde bir kimse bilmezse, mesela Âyet-i Kerime’nin izal sırası ve sebepin üzülü. Hadîs-i şeriflerin izal sırası ve sebepin üzülü. Normalde bunları bir kimse bilmezse ve bunu bir hüküm vereceği zaman bunları enine boyuna, en ince ayrıntısına kadar araştırıp öyle hükmetmezse işin içerisinde sıkıntı çıkar. Şimdi zaman zaman sohbetlerde bu yeni jenerasyon mealcileri kızıyorum ya biraz. oturmuş adam normalde Arapça dilinin özelliklerine, Arapça dilinin derinliğine, genişliğine, harflerin hangi manaya geldiğini, nasıl okunursa hangi manaya geleceğini, ne bileyim hangi kelime, hangi cümlenin içerisinde hangi kelimenin arkasına gelirse manasının değişeceğini, Bakın bunları bilmiyorum ben ama bu incelikleri bilmeyen bir kimsenin, bakın bu incelikleri bilmeyen bir kimsenin kalkıp da bilmediği konularda konuşması kadar abes bir şey yok.
2. Bölüm
Ve bir de çeviri yapacak, meal yapacak, hangi dile yapacak örneğin Türkçeye yapacak. o Arapça kelimenin Türkçe karşılığını bilmeyen bir kimse, Türkçe’de ona bir kelime bulamazsa, ne manaya geldiğini bilemezse karmın çorban çarpıp bir mana çıkıyor. Ama iki kelime bilen, üç kelime bilen oturuyor, meal yazıyor. O yüzden bu meallerin büyük bir çoğunluğu sıkıntılı. Artı bu tefsirlerin de büyük bir çoğunluğu sıkıntılı. Son dönem olarak. Sıkıntılı, bir kimse Türkçe iki kelimeyi bir araya getiremiyor, o kimse Türkçe meal yazıyor. Veyahut da Arap diline o kadar hakim değil, oturmuş adam meal yazıyor, tefsir yazıyor. Ne kadar cesaretliler, ne kadar cesaretliler. Ve bazı meallere bakıyorum, ben haydi dönüyorum, eski meallere bakıyorum, eski tefsirlere bakıyorum, onları kıyaslıyorum, işin içinden çıkılmaz. demişler ki, deveye boynun eğri nerem doğru demiş. bu da onun gibi bir şey, neresini düzelteceksin, doğrultacaksın.
Ama bu bizim insanımız şu anda din cahili. Din cahili olunca bunların inceliklerini bilmiyor. oturuyor mesela minnet taslamamı dinliyor ya, ileri geri konuşuyor. Hiç kimse taslamamı dur diyecek, ya taslamamı önüne getirsen, benim gibi Elif’i görsen Mertek zannetecek. Ya nasıl ben Arapca diline hakim değilsem, o da değil. Veyahut da bu konuşanların büyük bir çoğunluğu dilin bu inceline vakıf değiller. Artı âyet ve hadislerin iniş sırasına, geliş sırasına da vakıf değiller. E ilahiyattaki profesörler vakıf olmazsa, normalde bu işler böyle naiv ilmi, Arapca dil ilmi, Başta baştan ayrı bir ilim, bu böyle Allâh affetsin, bir meal yapacak olan, meal yazacak olan bir kimse, Mekke’deki müşrik diline bile hakim olması lazım.
Bakın Mekke’deki müşrik Arap diline, Medine’deki Arap dili ile Mekke’deki müşrik Arap dili aynı değil, Medine’deki Yahudi Arap dili ile, Yahudiler de Arapça konuşuyorlar Medine’de, Hristiyanlar oradaki İseviler de Arapça konuşuyorlar Medine’de, Medine’nin kendi içerisinde farklı farklı Arapça şiveler var, o gün içinde. Köylülerin Arapçası ayrı, şehirlerin Arapçası ayrı, okumuş olanların Arapçası ayrı, tüccar olanların Arapçası ayrı, ya normalde bir kimse Kur’ân’ın bu noktadaki inceliklerini bilmezse, Arapçanın inceliklerini bilmezse nasıl işin içinden çıkacak? Çıkması mümkün değil, bakın çıkması mümkün değil, ama şimdi herkes hadîs inkarcısı oldu, herkes fıkıh inkarcısı oldu, iştahat inkarcısı oldu, adam İmam-ı Azam kimmiş diyor, İmam Şafi kimmiş diyor, İmam Malik kimmiş diyor, havada uçuşuyor cehalet, bakın cehalet havada uçuşuyor, adam iki tane meal okuyor oradan, kendini âlim görüyor, adam iki rüya görüyor, kendini şeyh görüyor, birisi başka bir kimse iki rüya görüyor, adam kendisini şeyh görüyor, işin içinden çıkılacak gibi değil, böyle bir hengamenin içindeyiz, bu mesele Nasuh mesul meselesi nereden nereye geldi, kim çıkacak ki Nasuh mesul meselesinin içerisinden, kaç kişi çıkabilir? adam Mekke müşriklerine inen âyet-i kerimeyi Müslümanlara okuyor şimdi, ona diyorsun ya bu âyet-i kerime Mekke müşrikleri hakkında geldi, bununla bilgin var mı bakıyor, ya ne diyor, sen diyor Kur’ân’ı şimdi diyor, Mekke müşriklerine ayrı, Müslümanlara ayrı mı, evet, Kur’ân’ın hitabı var, ey kafirler diye kafirlere ayrı hitap ediyor Kur’ân, münafıklara ayrı hitap ediyor, Müslümanlara ayrı hitap ediyor, müminlere ayrı hitap ediyor, salihlere ayrı hitap ediyor, Kur’ân’ın hitabı ayrı, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine ayrı hitap ediyor, Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek eşlerine ayrı hitap ediyor, tüccarlara ayrı hitap ediyor, hatimlere, ulema’ya ayrı hitap ediyor, evet, Kur’ân’ın hitapları var, ee, yok, adam müşriklere okunan bir âyet-i kerimeyi Müslümanlara okuyor, Hristiyanlara gelmiş olan bir âyet-i kerimeyi Müslümanlara söylüyor, böyle bir enteresan çarpıklık var, İslam dünyasında var bu, kakıyor, bir âyet-i kerime buluyor oradan, meal okuyor ya, adam gidiyor, onun üzerinden gidiyor, yani, bizim gençlerden biri geldi, ben şimdi de dedi, normalde bakir bir kız da yoktu, normalde bakir bir kız da evlenemeyecek miyim dedi, ne oldu dedim ben, ee, diyor ya dedi, zinacıları zinacılarla evlen derim, oğlum sen zinaya devam mı ediyorsun dedim ben, hayır dedi, e tamam, tövbe etmiş dönmüşsün, nereden çıkardın sen bunu dedim ben, âyet-i kerime var dedi, e kim söyledi bunu sana, ben şimdi, bu durdu, filancı kimseler söyledi, oğlum ne alakası var, zina etmeye devam eden bir kimse, evet kesin zina eden bir kimseyle evlensin, sen dedim nereden çıkardın bunu, tövbe kapısını kapattınız mı, şimdi normalde o meal okumanın sıkıntıları var, veya bu böyle normalde yeni dönem böyle kitap yazanlar, yeni dönem böyle bir şeylerle uğraşan kimseler o âyet-i keriminin geldiğine, gittiğine, sebepin üzerine, nerede indirildiğine bakmadan adam alıyor, bir alıntı yapıyor, bir şey yapıyor, çıkıyor ya bir tane ne o, eli açık mı, eli kapalı mı, ne o, ihsan, o diyor ya, zekatla alakalı, sana sorarlar, onun sonu ne kadar vereceğiz, onun sonu tamamını diyor, zekatla alakalı, normalde ticaret mallarından kırttığı bir şubu, hepsi nattı, ee tamamını diyor, zekatla başka hiçbir âyet-i kerimeye bakmıyor, bakın hiçbir âyet-i kerimeye bakmıyor, o bir tane de öldü gitti ya, bir tane profesör vardı, Yaşar Nuri, o bizi gözet âyet-i kerimesini başka yöne çekti adam, Allâh’ım dedim ya, bu insanlar bile bile çarpıtıyorlar, bu insanlar bile bile çarpıtıyorlar, siyasi iktidara göre âyet-i kerime çarpıtma modası çıktı, siyasi iktidara karşı olanlar âyet-i kerimeleri farklı çarpıtıyor, siyasi iktidara şey olanlar, ne o, ee destekleyenler âyet-i kerimeleri farklı şey yapıyor, ne o, çarpıtıyor, ya bu kadar milimsizlik, bu kadar cehalet olur mu, din neyse o, Kur’ân Sünnet neyse o, ama yok, Allâh bizi affetsin, sıkıntılı.
Ben evde anneannelerim, babaannelerim ve dedelerimin niyetleri tevhid çektim, sizden ricam bu tevhidler dergâh duasına katılabilirmişsiniz, isimleri de var, Fethiye nenem, Fethiye kızı, hanımı, dervişk dedem, ediris dedem, Nazengül nenevi Nazengül oğlu Veysel’in hanım kızı, Nazengül’ün ruhaniyetlerine 80.000 tevhid. Bizde böyle bir usul yok, normalde biz burada zikrullahın arkasından dua ederiz, bu tip şeyler geliyor kardeşler, getiriyorlar, ben buraya geleni de her geleni okuyorum, biz inşâAllah duayı devşiren kardeş normalde 80.000 tevhidi tüm geçmişlere inşâAllah bağışlasın, böyle özel bir bağışı olacaksa bunu böyle evinizde kendiniz bağışlayın, burada böyle özel bir bağış yapma sistemimiz yok, hakkınızı helal edin.
3. Bölüm
Bir sıkıntımızın giderilmesi hal olması için bir kardeşimizden, hasta birisinden ya da bir yolcudan o sıkıntımızı anlatarak dua etmesini istemek doğru mudur? Evet hastanın duası tecelli ennon müstehaptır, yolcunun duası evet muhakkak geçerli. Neden sahibi varken sahibine dua etmiyorsunuz da? Evet olabilir birisini de bu noktada vesile edebilirsiniz. Bir kardeşin diğer bir kardeşine en güzel duası hangisidir, bir derviş kardeşine nasıl dua etmeliyiz? Ya Rabbi bizi dünyada da ahirete de afiyet ver. Âmîn. Hakkınızı helal edin, buradan rüya okumuyorum. Hocam dergahta kavga olur mu? Olur. Derviş olan birinden ağzı yakışmayan bağırma olur mu? Olur. Dervişlik nasıl bir makamdır? Derviş olamadıklarından doluyor oluyor.
Daha derviş olamamışlar. Derviş olunca bunlar olmaz. Ama bir dergahta herkes derviş değildir. Var mı içinizde derviş olan? Bak hiç kimse daha olamamış. O yüzden bizden her şey beklenir. Elhamdülillah Allâh razı olsun hepinizden de. Hamdolsun ki olamamışsınız. Abdülkadir Geylana Hazretleri’yle Ahmet’e Rıfaih Hazretleri dergahta sohbet ediyorlarmış. Bir heyet gelmiş. Selamun aleyküm aleyküm selâm demişler ki efendim hakkınızı helal edin buyurun. Demişler bize bir şeyh lazım. Bizim şeyhimiz vefat etti. Bize demiş emredin bir şeyh vazifelendirin. Aa olur demiş Geylana Hazretleri. Orada derganın çaycısı varmış. Alın götürün sizi şeyhiniz olsun. Allâh razı olsun demişler. Ellerini öpmüşler. Abdülkadir Geylana Hazretleri Ahmet’e Rıfaih Hazretleri’ne dönmüş.
İyi ki şeyh istediler demiş. Derviş isteseler diye sen gidecektin yaman gidecektin demiş. O yüzden bizim dergahta hepsi de olur. Biz kendisini tamamlamayı becerebilmiş olanlardan kurulu bir topluluk değiliz. Şimdi bazen böyle kadınlar, erkekler birbirlerini şikayet ederler bana. dergaha gelip gidiyor da şöyle yapıyor. O daha fazla yapar diyorum ben. Neden? E şeytan onunla uğraşır. Şeytan bir dervişle daha fazla uğraşır. Derviş adayıyla. Derviş yok ya içinde. Şeytan derviş adayıyla daha fazla uğraşır. Onun tepesine daha fazla biner. Ona daha şedid onunla ilgilenir. O yüzden normalde şimdi dışarıdan bakan kimse şöyle der. Ya derviş ya böyle yapar mı? Yapar kardeşim ya Allâh Allâh. Günah işlemek bize ait.
Biz normalde öyle kalem gibi bir derviş değiliz ki hiçbirimizde. Herkes kıl çıksız balık arıyor etrafında. E yok öyle bir hayat. herkes ıhlamur gibi olsun. Yok biz peygamber değiliz. Biz melek dediğimiz. Ya biz on numara derviş dediğimiz. Böyle bir iddiamımız yok zaten. Benim yok kendi nefsime ait. Ya baktım sizin de yok. MâşâAllah subhanallah. Biz böyle garip, fakir, fıkara, günahkar, eli kara, yüzü kara bir topluluğuz. Birazdan zikrullah yapacağız. Temizleneceğiz inşâAllah. Hatta bizim kusur bizim, günah bizim, suç bizim. Olmadı bir neşetten patlatarız biz. Bilemedim kıymetini, kadrini diye. Hatta benim suç benim. Yıkarız ortalığı. Böyle bizim ki. Yazıyorlar sonra bana böyle çok böyle hareketli mi zikrullah yapıyorsunuz?
4. Bölüm
Neden böyle yapıyorsunuz? Çok günahkarız biz dedim. Ondan sonra. Nasıl dedim yazıyorlar bana? E dedim bas be bizim arkadaşların hepsi dedim. Çok günahkar. O yüzden ver yansın çek uzansın yapıyorlar dedim. En günahkarlar da benim. O yüzden en fazla benim sesim çıkıyor dedim. Onlar da bana uyuyorlar dedim ben. Öyle biz inmeye inmeye. Sızlığa sızlığa bağıra çağıra. Biz dedim bu işi böyle getireceğiz. E biz de zaten meydandayız. Biz kendimizi de saklamıyoruz. Öyle sessiz sakin sıktım püklüm. Böyle bir şey yapacaksanız. Biz onlardan değiliz. Biz Fırat Nehri gibi çoşuyoruz. Ne önümüzde birisi var mı? Yok yanımızdaki kimsenin kendimizde değiliz. Kiminin ayağına basıyoruz kiminin kulağına. Öyle olunca da yapacak bir şey kalmıyor.
Ne yapalım böyle. O yüzden normalde hakkınızı helal edin. bizim kalbimizde bir şey yok. Ne yapalım böyle. O yüzden normalde hakkınızı helal edin. bizim kardeşlerden eksik kusur sudur eder. Hata günah sudur eder. Ben böyle söyledim diye hep beraber topluca günah işleyenlerden olmayın da. Lan nasıl olsa böylemişiz filan gibisinden. Öyle bir şey de yapmayın. Ama biz bu kadarız yani. Olacağız inşâAllah. Ümidimiz var, umudumuz var. Cenâb-ı Hak inşâAllah bizi iyi salih birer kul yapacak inşâAllah. Biz bu konuda gayret ediyoruz. E bazen ayağımız çukura düşüyor. Bazen elimiz karaltılara bulanıklık yerlere dalıyor. Oluyor. Biz hepimiz bu noktada dilimizin onun olsana ayarı kaçıyor. Bazen gözümüzün ayarı kaçıyor.
Kaçıyor. Şükür hamdolsun. Ne yapalım. Allâh bizi affetsin. Biz öyle çok on numara dört dörtlük bir derviş olamadık daha henüz. Ne yapalım. Allâh bizi affetsin. Dörtlük bir derviş olamadık daha henüz. İnşâAllah hep beraber olacağız. Âmîn. O yüzden derviş kardeşlere bütün bayanlara da erkeklere de tavsiyem. normalde şikayet ediyorlar eşlerini şikayet ediyorlar. Kadınlar da erkekler de. Onlar hiç olmasa desinler ki ya bizimkinler evet günah istiyorlar ama hiç olmasa zikrullah’a gidiyorlar orada tövbe ediyorlar. Cenâb-ı Hak onları affediyor. Zikrullah’a gitmeseler iyice zikrullah’a gelmeseler affolmayacaklar katmer katmer üstüne daha fazla zulme edecekler evde. Kadınlar, erkekler o yüzden zikrullah’a giden eşlerinizin kıymetini bilin.
Şikayet ettiğiniz kimseler Allâh’ı zikreden insanlar. Biz Allâh’ı zikreden insanların başında olduğumuzdan bütün büyüteşle bakıyoruz. Biz onların eksik kusur hatalarını büyütüyoruz gözümüzde. Toplumun bakış açısı bu ama. kime öyle bir büyüteşle baksan Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hariç herkes de hata kusur görürsün. Birisine büyüteci büyüt o senin hatanın kusurunu gören kimseye sen de döndür yüzünü gözünü kalbini ona büyütece al nelerini görürsün nelerini nelerini görürsün ama biz kardeşlerimize bunu öğütlemiyoruz. Biz diyoruz ki bırakın milletin hatasıyla kusuruyla yanlışıyla uğraşmayın. Onlar sizin yanlışınızla hatanızla kusurunuzla uğraşacaklar hakkınızda gıybet edecekler dedikodu edecekler.
5. Bölüm
Böylece temizleneceksiniz biz gece namazları şakır şakır kılan günde bilmem kaç bin tane tevhid çeken bilmem kaç bin tane lahsayı celal çekenlerden olamadık. Biz her ara görerek gidiyoruz boyuna. Öyle olunca bizim hakkımızda da dedikodu yapanlar gıybet edenler bizim de günahlarımızı temizliyorlar. O yüzden ehli zikrin bırak kusurundan hatasından uğraşmasa kim ehli zikrin hatasıyla kusuruyla uğraştı diline doladı dili koptu. Adamın dilini ensesinden çekseler iyi. Ters getirirler adamı. O yüzden ehli zikirle uğraşmamak onun hatasını kusurunu öne çıkarmak onun hatasını kusurunu öne sormak çok hoş şeyler değil. Allâh senin hatanın kusurunu hem dünyada hem ahirette insanların önüne çıkarıverir de şaşırır kalırsın.
Hatta Hazreti Pir’in deyimiyle apışır kalırsın. Söyleyecek bir lafın gidecek gelecek bir şeyin olmaz. Allâh muhafaza eylesin. Allâh korusun. Bu ehli zikirle uğraşırsın. Zikrullah alakasından bir dışarı çıkarsın da şeytanın midesinde lokma olursun. Ebediyen ebedi hayatını kaybedersin. Bırak. Uğraşma. Kadın erkek hiç önemli değil. Hele bilhassa ehli zikir ehli zikirle hiç uğraşmasın. Uğraşma. Seni aşar bu mesele. Haddini bil. Evet. Haddini bil kadın erkek. Uğraşma. Vay siz zikrullah gidiyorsunuz da orada bunu mu öğreniyorsunuz da sizi Mustafa abiye şikayet edeceğim de vay siz orada Allâh mı diyorsunuz ya Allâh mı diyorsunuz da. Küfür bu sözler. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Şeytanı basmış ezmiş nefsini ezmiş her şeyi ezmiş gelmiş Allâh’ı zikretmeye.
Her şeyi ezmiş. Her biri genç zıpkın gibi delikanlılar. Her yere yakışırlar. Zıpkın gibi. Her yere yakışırlar. Yakışıklıkları mı eksik? Gençlikleri mi eksik? Albenileri mi eksik? Ezmiş şeytanı. Ezmiş nefsini. Beş vakit namazını kılıp orucunu tutup Allâh’ı zikretmeye. Beş vakit namazını kılıp orucunu tutup Allâh’ı zikretmeye uğraşıyor. Kadın erkek. Herkes şimdi kafede, barda, sazda, cazda, sinemada, AVM’de dolaşıyor mu? Ne eksiği var herkesin? E her şeyi ezmiş gelmiş buraya. Sen de kalk ona eşarbını yan bağlamada. Yok sen de kakonun sarığını nasıl bağladın? O şimdi buraya mı geldi? Nerede be bizim makam sahibi? Görelim seni ya. Lazı mısın sen öyle? Karşında oturacaksın sen. Yok, Murtaza Mercan orada neden oturuyormuş?
O makam sahibiyse ben dergaha gelmem gelmemiş. E git. Allâh yoluna çıkarsın. Sen gittin adam oturuyor daha orada. Bak makam sahibi. Uğraşma. Sen gidersin. Senin hatalı, kusurlu gördüğün kalır orada. Senin eksik, yanlış gördüğün kalır orada. Sen böyle arabaların arkasında var ya böyle sallanıyor bay bay yapıyor. Sen bay bay yapar gidersin. Sen meleklerin kıptayla baktığı, peygamberlerin kıptayla baktığı, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin övünçle baktığı, Hz. Sahabenin bizatihi katıldığı, Hz. Pir Efendilerin bizatihi katıldığı, Peygamberlerin bizatihi katıldığı, meleklerin bizatihi katıldığı, zikrullah alakasını el sallar gidersin. Kör gözlü. Kulluğa sağır. Kalbim ürlenmiş.
6. Bölüm
Farkında değilsin. Küfre düşer gidersin en bir daha. Küfre düşer gidersin. Küfre düşer gidersin. Allâh muhafaza eylesin. Hata da olur, kusur da olur, eksik de olur, yanlış da olur. Her ki hangi kardeş, hangi kardeşe hata, kusur yaptıysa ben onlar adına özür diliyorum. Onlar adına ben özür diliyorum. Hepsi de benim kardeşim. Hatalarıyla, kusurlarıyla, yanlışlıklarıyla, eksiklikleriyle, bizde beraber yol giden bütün hepsi de benim kardeşim. Eksiğiyle, kusuruyla, tabirimi hoş görün. Yürüyeniyle, yürüyemeyeniyle, koşanıyla, koşmayanıyla. Kim ders aldıysa hepsi de benim kardeşim. Hepsinin hatalarından ve kusurlarından dolayı birbirlerine karşı ve dışarı karşıya. Hepsinden de özür diliyorum. Allâh hepsini de affetsin inşâAllah.
Âmîn. O yüzden kardeşlerime laf söylemeyin dedim. Lütfen. Hamdolsun. Bak makam sahibi öyle dedi. Hepsi doğruuz elhamdülillah dedi. O yüzden laf söylemeyin bizim kardeşlere. Bu tecrübeyle alakalı. Bunun uyarı açısından söylüyorum. Laf söyleyen, eleştiren el salladı gitti. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. O laf söyledikleri, eleştirdikleri burada duruyor. Allâh’ın zikre devam ediyor. Koşuşturmaya devam ediyor. Az çok herkes bir vazifenin ucundan tutmuş. Hepinizi ayrı ayrı simarlarınızı ayrı ayrı hepinizin de ezberinde. Bir yere gelemeyen öbür tarafa geliyor. Bir yere gidemeyen öbür tarafa gidiyor. Bir tarafta bir şey yapamayan öbür tarafta yapıyor. Kimsenin birbirinden fazla eksikliği, birbirinden fazla fazlalığı yok.
Hepimiz bir buradayız. Hep beraber kardeşiz. Kardeşiz kardeş. Şeytanın kol gezdiği, deccaliyetin kol gezdiği, nefsanetin kol gezdiği her türlü yanlışlığın eksikliğin, noksanlığın, küfrün, batının kol gezdiği bir coğrafyada ve bir zamanda birbirlerine nasihat edip birbirlerinin koluna girip zikrullah’a gelmişler. Benim nazarımda hepiniz de başımın tacısınız. Allâh hepinizden de razı olsun. Âmîn. Hanımların cuma dersi bitiminde dersi yaptıran hanım burası sessiz zikir yapılan dergâh, sessiz zikrullah yapmayan buraya gelmesin dedi. Bir çavuşun bu şekilde konuşması doğru mu? Siz birçok sohbetinizde dergahın herkese açık olduğunu söylemiştiniz. Burada bir çelişki var. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Bizim zikrullah alakalarımız herkese açıktır. Kardeş için de özür diliyoruz bunu söylemiş. O yüzden bu haddi aşan bir söz olmuş. Eğer böyle söylediyse normalde bütün ders yaptıran kardeşler oradaki zikrullah adabını erkanını absürt bir şekilde bozmadın müddetçe. Hiç kimseyi zikrullah alakasından sohbetten dışarı kovmayın. Bizden dersi olsun olmasın. Bir kimse zikrullah yapılan meclise gelse oraya köşeye otursa o da affolmuş olur gider. Bir kimse zikrullah meclisine gelse temaşa etse, seyretmeye gelse gelenler olur öyle. O da affolmuş olarak gider. Bir kimse zikrullah meclisine geldi oradaki zikrullah ve zikrullah yapanlarla alay ederse o da kalbimi öğrenir gider. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn.
7. Bölüm
O yüzden asla zikrullah meclislerinizden, sohbet meclislerinizden kimseyi dışarı çıkarmayın. Bu bizim dergamızın adabı erkanı değil. Bizim kapımız herkes açıktır. Sadece müslümanlara değil ateisti de olsa hristiyanı da olsa, muhsevisi de olsa budist de olsa bizim kapımız herkes açıktır. Herkes gelir zikrullah lakasına katılır, sohbetini dinleyecekse dinle. Buradan yürür gider. Hiç kimseyi kovmayız. Ben ders aldığım kimseleri dersini aldığım kimseleri dahi zikrullah lakasından kovmam. Ben derim ki dersini aldık. Aman sen derslere gel git yine. Çok böyle enderdir. Sen kardeş gelip gitme bize. Demem. Onu da onu korumak adınadır. Orada bütün cemaate yönelik bir şey yapmıştır. Birilerine yönelik bir şey yapmıştır.
Dedim ki gelme. Neden o adamın başını belaya katarsın, o adamın başına sıkıntı getirirsin. Bir şey olur. Allâh muhafaza eylesin. O sebepten dedim ki gelme. Bu ayrıdır. Öbür türlü adam bizi eleştirmiş, eleştirmemiş, sevmiş, sevmemiş hiç umrumumuzda değil. Biz Allâh için buradayız. Hep beraber Allâh için buradayız. Allâh’ı zikredeceğiz. Hangi dergahtan hangi cemaatten hangi tarikatten olursa olsun bizim kapımız açık. Hatta bilseniz ki başka bir cemaatten başka bir tarikattan başka bir topluluktan onu incitecek, onu üzecek, onu sıkıntıya getirecek bir söz dahi söylemeyin. Kim olursa olsun. Örnekliyorum bir kimse tamirci, tamirciler böyle dersen bütün tamircilere laf söylemiş olursun üzersin insanları.
Süleymancıların hepsi böyle dediğinde bütün hepsini de üzmüş olursun. nasıl biz üzülüyoruz şimdi tarikatçılar böyle deyince? Nasıl üzülüyoruz bu semazenler böyle denilince? Neden üzülüyoruz? Kendi kendimize diyoruz ya biz Allâh için buradayız. O yüzden buraya gelen kapıdan içeri girdi mi girdi? Allâh’ın emaneti size. İster vahşi olsun, ister katil olsun. Allâh’ın emaneti size. Kadınlar size Allâh’ın emaneti size. Kadın erkek Buradan birini kovmaya, birini çıkarmaya birine laf söylemeye hiç kimsenin hakkı yok. Bu konulara dikkat edecek herkes. Burada X cemaattanmış X tarikattanmış onun öyle olduğunu hissettin ona laf söylemek, ona böyle laf atmak ona çengel atmak, onu iğnelemek olmaz zikrullah alakasında olacak olan şeyler değil bu.
Bize yakışacak olan şeyler değil bu. Misafirimizdir. Ağırlarız. Çayını çorbasını neyse ikramımızı yaparız. Gönlünü hoş tutar, göndeririz. Hangi cemaat, hangi tarikat olursa olsun, hangi topluluk olursa olsun, hangi partiden olursa olsun, ya bu X partiden nasıl gelir? Gelir kardeşim herkes gelir zikrullah alakasına. Ya filanca tarikattan bunlar gelir kardeşim. Bizim meclisimiz, bizim sohbetimiz, bizim zikrullahımız herkese açık. Ha bir kimse sesli zikrullah yapmıyor onu birinci, ikinci, üçüncü alakaya almazsın. Bu konuda zaten arkadaşlar bu konuda şeyler ne olur? Bilgililer, bilinçliler neden beni arkaya attılar, neden beni öne koydular? Bu da olmaz. Neden ilahiciler ona göre olacak, zikrullah yapan talimliler ona göre olacak, sallanmayı bilecek, ortalık karıştığında ne yapacağını bilecek, zikrullah da karıştığında başka bir şey de karışmıyor da e o yüzden o normalde talimlilerin öne alakaya gelmeleri, gelmeleri eski dervişlerin böyle öne alakaya gelmeleri, talimlilerin, çavuşların ders yaptıranların o yüzden normalde bir derviş ben öne geçeceğim diye uğraşmaz.
Edebeder der ki abiler var, büyükler var bizden önce burada bu işin çilesini çekenler var ilahiciler belli hangi grupsa onlara gelin ilahiciler filan denmez onlar tak yerine geçer, ders yaptıranlar onlara filanca gel, fişmanca gel denmez yok dergahın adabında o kimse yavaşça halaka kurulurken gelir yerini alır bakın o kimse gelir yerini alır herkes haddini hududunu bilir benden önce mi benden sonra mı gelir ben ondan sonra ders aldım ben ondan sonra çavuş oldum ben ondan sonra bana bu vazifeyi verdiler haddini hududunu bilir her kafadan öyle ilahi söylenmez herkes kendi kafasına göre hareket etmez bir disiplin olur dervişlik yolunda herkes haddini hududunu bilir allah muhafaza eylesin paramızı bankaya yatırsak faizler yüksek olduğu için fakat faiz haram uygun olur mu faizle alakalı hanefiler darül İslâm ölçüsü koymuşlar o yüzden darül harpta harbiyle müslümanın arasında faiz yoktur diye şey yapmışlar ne o fetva vermişler gönlüm arzu eder ki hiç kimsenin bankayla işi olmasın çok kötü durumdayım duanızı istiyorum iyicene din imandan çıktım cinlerin musallatı altındayım kurtulmak istiyorum beni küfre götürüyorlar allah aşkı için yardım edin ancak sana ibadet eder ancak senden yardım dileriz rabbim tez zamanda kurtarsın inşâAllah yeni doğan erkek bebeklerin kaç aylıkken sünnet olması dinimizce uygundur 7 yaşına kadar uygundur dergahlar ve tarikatlar toplumsal grupların oluşturduğu dernekler stk’lar siyatlar ve siyasi parti teşkilatları gibi bu yapılar içerisinde yer tutma çabası içerisinde ünlü olan bireyler örnek alınarak belli bir kitle oluşturup bu kitleden hareketle kendisine hizmet ve hürmet edilmesi anlamında bir makam ya da mevki kazanımı sağlama amacı güden bireyler mi yetiştirir dergâh içerisindeki bazı yetkili görevli çavuş ağabeylerin bu bireyler gibi hareket etmeleri normal midir bunlar haddi aşan eleştirirler gelin bunu böyle söyleyen kimseyi ben çavuş yapayım o da hizmet etsin hürmet etsin görsün işin zorluğunu arkadaşlar hizmet eden kardeşlerin çavuş olsun zakir olsun hepsinde hepimizin hataları kusurları vardır hepimizin vardır biz hata yapa büyüyeceğiz ama bunu böyle bir tarikatı bir dergahı bir siyasi partiye benzetmek Allâh rızası için toplanmış bir topluluğu bilmem hangi STK’lara benzetmek bu haddi aşan şeyler bunlar bu topluluğun topluluğun adabını erkanını bilmeyen bu işin meşakkatinin zorluğunu bilmeyen insanların dışardan eleştirel olarak söylemiş oldukları sözler senden hürmet isterse bir şahıs kendine âyet yapma kim senden özel bir hürmet istiyor ki burada kardeşlerden birisi desin ki benim başımdaki çavuş amir zakir benim şahıs olarak kendisine hususi bir hürmet istiyor arkadaşlar eleştirmek hedef tahtası haline getirmek bir kimseyi kolay iştir bu kardeşlere ait değildir varsa birisiyle bir kimsenin derdi bana açsın söylesin ben buraya her gelen soruyu okurum sıkıntı değil benim için biz meydanda insanlarız birisinin birisiyle bir problemin varsa benim telefonum meydanda kendim meydandayım her şeyin meydanda birisi saklımız gizlimiz yok bizim herkesin bir problemi olabilir çavuş da olabilir zakirli olabilir birisiyle olabilir olabilir gelsin buradayız biz her perşembe zikrullahdan sonra da uykumuz geldi deyip gitmiyoruz burada oturuyoruz gelir burada kulağımıza fısıldar gerekirse öyle beraber yol gittiğimiz yol koştuğumuz insanları milletin önünde parçalatmam öyle yapacaksam kendim yaparım benim her zaman için tarzım tavrımdır bu bir kimsenin üzerine eşeleneceksem eşelerim eşelenirim tepinceksem üstünde tepinirim bir başkasına müsaade etmem önünüze düşmüş Allâh rızası için Allâh dedirttirmek için uğraşan kimselerle uğraşmayın yapmayın onların hatalarını kusurlarını örtmeye çalıştın varsın bir problem bu topluluğun hiyerarşisi belli bak geçenlerde semazenler bu hiyerarşisi belli bak geçenlerde semazen başlarıyla alakalı birisi birşey söyledi gelsin bana dedim ben kimse gelmedi e ne olacak şimdi o semazen başlarından hakkını kim ödeyecek şimdi o semazen başlarından hakkını kim ödeyecek şimdi kim şimdi bu hangi zakir hangi çavuş bu belli mi değil ee öbürkünlerin hakkını nasıl ödeyecek şimdi Allâh bizi muhafaza eylesin amin Allâh bize edep versin amin Allâh bize terbiye versin amin Allâh bize zikredenlerin kıyafetini amin zikredenlerin kıymetini bilmeyi nasip eylesin amin Allâh bizi zikrettirenlerin de kıymetini bilmeyi nasip eylesin amin Allâh bizi zikrullah alakasının ve cemaatinin kıymetini bilmeyi nasip eylesin amin cennet bahçesinde oturduğumuzun farkına varmayı Cenâb-ı Hak bize nasip eylesin amin cennet bahçesinde cennet nimetiyle nimetlendiğimizin farkına varmayı bize Cenâb-ı Hak ferasetimizi açarak farkındalığımızı artırarak bize nasip eylesin amin bizlere kardeşliğimizi tesis eden kardeşliğimizi kardeşliğimizi derinleştiren kardeşliğimizi genişleten birbirlerimizin hata ve kusurlarını örten bir idrak nasip eylesin amin böyle bir zamanda şeytanın kol gezdiği deccaliyetin kol gezdiği bir zamanda ehl-i zikrin hata ve kusurlarını diline dolayan Allâh muhafaza eylesin sonunda münafık olan kimselerden bizleri eylemesin amin çünkü ehl-i zikrullahın hata ve kusurlarını diline dolayan kimseler sonunda münafık olup çıkarlar Rabbimiz onlardan eylemesin amin ahirete düşenlerden eylemesin amin sapkınlığa düşenlerden eylemesin amin mümin kardeşlerinin ayıp ve kusurlarını araştıranlardan eylemesin amin bizleri salihlerle beraber eylesin amin zikrullah yapanlarla beraber eylesin amin ehl-i zikirle beraber eylesin amin bizleri peygamberlerle, velilerle, mürşidlerle, dervişlerle beraber eylesin amin peygamberlerle, velilerle, dervişlerle beraber eylesin amin fal emennahu lâ ilâhe illâllah la ilahe lâ ilâhe illâllah al fatihah Âmîn.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Sünnet, Şeyh, Aşk, Şükür. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı