Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Aile ve Evlilik — Sayfa 12

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Aile ve Evlilik(1545) — Sayfa 12/18

Birini dinden çıkmaya sebep olmak meselesi nedir?

Birini Dinden Çıkarmaya Sebep Olmak

Bir kimsenin dinden çıkmasına vesile olmak gerçekten büyük günahı kebâirlerden birisidir. Çünkü kim şerden bir kapı aralarsa o şerden kaç kişi geçerse ondan nasibini alır. Kim hayırdan bir kapı aralarsa oradan da kaç kişi geçerse ondan nasibini alır. Bir kimsenin imanına vesile olan, yerdeki insanların ve göktekilerin, meleklerin ve cinlerin yapmış olduğu ibadetten daha evlâ bir ibadet etmiş sayılır. Birisinin imanının zâil olmasına sebep olan da bunun karşıtlığı olarak büyük bir sıkıntı içerisindedir.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Kadınlar hakkında hadis-i şerîfler neler söylenmiştir?

Kadınlar Hakkında Hadis-i Şerîfler

‘Benden sonra erkeklere bıraktığım en büyük fitne kadınlarınızdır’ ve ‘Sizin kadınlarınız azıttığı zaman sizin hâliniz nice olur?’ diye hadis-i şerif var mı diye sorulmuş. ‘Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel koku, güzel kadın, gözümün nûru da namaz’ diyen bir Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini tanıyorsunuz. O yüzden bu hadislerin yoktur deme noktasında değilim.

Kadınlarınız size Allah’tan bir emanettir (âyet-i kerîme). Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Onlara iyi davranın. Bir erkek vefat ederken hanımı ondan memnun ise cennet ona vâcip olur. Bir kadın ölürken kocası ondan memnun ise o kadına cennet vâcip olur.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Cennet ehli ve imrenme meselesi nedir?

Cennet Ehli ve İmrenme Meselesi

Cennet ehli, zikirsiz geçirdikleri günler için pişman olacaklar deniyor. Cennetin alt mertebelerinde olanlar üst mertebeye imrenir mi, bu huzurunu kaçırmaz mı diye sorulmuş. İnsanoğlu haristir; hep her şeyin daha iyisini, daha güzelini ister. Cennette muhakkak ki insanlar bir üst kattaki insanlara imrenirler. Cennet halkına cumadan cumaya tecelli edecek; ama bir kısmı her gün müşahade ederken, bir kısmı her an müşahade edecek. Cumadan cumaya cemalullahhı müşahade eden, her gün onu müşahade etmek için bir iştiyak duymaz mı? Duyar.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Ticaret ahlâkı ve borcun geciktirilmesi meselesi nedir?

Ticaret Ahlâkı ve Borcun Geciktirilmesi

İslam hukukunda bir kimsenin parayı bile bile geciktirmesi haramdır. Geciktirdiği her gün için ayrı yeten af dilemesi gerekiyor. Bugünkü ticaret sisteminde ne yazık ki geciktiren kimseler karşı tarafa zarar vermiş oluyor. Bunu kasıtlı bir şekilde yapıyorsa o kimse büyük günahı kebâire eriştiriyor. Kasıtlı yapmıyorsa, gerçekten yok ise yine de o kimsenin hakkına girmiş oluyor.

Bu sistemin içerisinde İslam hukukuna göre bir ticaret sistemi kurmak güçleşiyor. İnsanlar faiz almayan kimselere ödemiyorlar. Gerçekten bunu ayakta tutmak önemli bir meseledir.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

İstidrac meselesi nedir?

İstidrac Meselesi

İstidrac, bir kimsenin İslam’ı yaşamadığı hâlde onun üzerinden harikûlâde hâller zuhur etmesidir. O kimse dini yaşamıyor tam anlamıyla, Kur’an ve Sünnet’ten çok eksiklikleri var ama harikûlâde hâller zuhur ediyor. Eğer bir kimse Kur’an ve Sünnet’i işliyorsa ve üzerinde harikûlâde hâller tecelli ediyorsa o bir evliya kerametidir.

Bunu böyle genişletip Hıristiyan dünya dini yaşamadığı hâlde çok rahat yaşıyor, bu istidractır demek bizi tembellikle götürür. Onlar yapması gerekeni yapıyorlar: İlim olarak, bilgi olarak, fen olarak, çalışma olarak. Allah da çalışana veriyor.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Çalışkanlık, kapitalist sistem ve tatil eleştirisi meselesi nedir?

Çalışkanlık, Kapitalist Sistem ve Tatil Eleştirisi

Biz İslam dünyası olarak çalışkanlığımızı kaybettik. Biz Anadolu Müslümanları olarak gayretimizi, mücadelemizi kaybettik. Hâlâ Avrupa’ya gözümüzü dikip tatil yapmaya çalışıyoruz. Tatil istemiyoruz, çalışmamız lazım deyip yürüyüş yapanı gördünüz mü?

Bu ülkeye gelen bütün makineler yurtdışından ithal edilmiş, bütün ham maddesine dolar vermişiz, enerjisine dolar vermişiz. Bu ülke borçlanmış komple. Bir fabrika düşünün, adam bir milyon dolar yatırmış; o fabrikanın on gün çalışmadığını düşünebiliyor musunuz?

İslam’da tatil yoktur. Cenab-ı Hak âyet-i kerîmede çalışın diyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bir yazılğa gittiği var mı? Yok. Cuma günü tatil mi? Değil. Cumartesi tatil mi? Değil. Pazar günü tatil mi? Değil.

Kapitalist sistem ne yapıyor? Bir vezneden veriyor, öbür vezneden alıyor. Para cebinize girmiyor. Maaşınızı ay sonunda bankaya yatırıyor, elinize kredi kartı veriyor. Plastik çekiyorsunuz çırt çırt diye. Şimdi cep telefonunu göstereceksin, bitti. Para bankadan hiç dışarı çıkmayacak. Siz hiç parayı da görmeyeceksiniz.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Alman mühendis tecrübesi ve çalışma disiplini meselesi nedir?

Alman Mühendis Tecrübesi ve Çalışma Disiplini

Yaşım 17-18’di. Kütahya’da azot fabrikasında Alman bir mühendisle çalıştım. Bütün çalışanlar 8 buçukta geliyordu. Alman mühendis 7 buçukta geliyordu. O gün yapılacak işlerin hepsini düzene katardı, resimleri hazırlardı. Bizim Türk mühendis 9’da geliyordu. Ona muhatap olmıyordu Alman; ‘bu mühendis değil’ diyordu.

Beni görünce ‘Mustafa’ diye bağırıyordu; adımı bile ezberlemişti. Yaklaşık 22 metre yüksekliğinde bir filtre yaptık. Türk mühendis merdivenlerden çıktığını görmezdim. Alman mühendis her yapılan kaynak işini gelip kontrol ediyordu. Öyle çalışıyorlar. Biz kar yağdı yatarız, yağmur yağdı yatarız.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Boşanma, evlilik ve arı-bal metaforu meselesi nedir?

Boşanma, Evlilik ve Arı-Bal Metaforu

Dört ay önce karımla boşanma kararı aldık, çok pişman oldum, barışmak istedim ama o istemedi diye sorulmuş. Bu meselede sözüm acı gelebilir: Bir adam çok iyiyse kadın onu neden terk etsin? Bir kadın çok iyiyse adam onu neden bıraksın?

Arı baldan kaçar mı? Saldırır daha çok. Arı kovanın önüne bir çanak bal bıraksan arılar anında bitirir. Başka kovanlardan da gelir, beş kilometre ileriden gelir. Sen bal ol, beş kilometre öteden gelsinler seni yalamaya. Sen bal değilsen, zehirsen; zehire balarısı konar mı? Arı pis su bile içmiyor. Nerede temiz su varsa arı onu içiyor.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Muta nikâhı ve dört eş meselesi nedir?

Muta Nikâhı ve Dört Eş Meselesi

Muta Nikâhı

Ehl-i Sünnet, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin önceden buna müsaade ettiğini, sonra yasakladığını söyler. Muta nikâhını Ehl-i Sünnet kabul etmemiştir. Şîa genellikle hep Şîa söylenir ama başka mezhepler de var Şîanın dışında bunu kabul etmişler. Burada tartışma olan şey: Süresi belli olan nikâh. İki aylığına, üç günlüğüne, otuz yıllığına. Nikâh akti yapılırken gün koyarsa bütün Ehl-i Sünnet buna câiz değil demiştir.

Dört Eş ve Tek Eşlilik

Âyet-i kerîme ile sabit dörde kadar nikâhlanabilir. Ama ‘sizin için bir eş daha hayırlıdır’ diye sonradan gelen bir âyet-i kerîme var. O dönemde 30-40 tane eşi olan bir toplumun içerisinde Kur’ân-ı Kerîm önce dörde indirmiş, ardından tek eşliliği daha hayırlı olarak göstermiştir.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kendi sağlığında ve Hz. Fatıma annemizin sağlığında Hz. Ali efendimizi evlenmesini men etti. Kur’an ile dört eş sabitken bunu men etti. ‘Kur’an bize yeter’ diyene bunu söyledim: Kur’an’a göre dört eş, ne diyeceksiniz? Hadis-i şerifler bunu aşağıya doğru indiriyor. Hz. Resûlullah’ın uygulamasına ihtiyacımız vardır.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Dolar/Euro biriktirme ve mal edinme meselesi nedir?

Dolar/Euro Biriktirme ve Mal Edinme

Bir Müslüman dolar veya euro alıp bankaya ve yastık altını biriktirmesi uygun mudur diye sorulmuş. Hanefilerce bir sıkıntı yoktur. İslam hukuku içerisinde bir sıkıntı yoktur. Bir kimse kendince dolar da alır, euro da alır, bekletebilir de; zekâtını verdiği müddetçe hiç kimse neden böyle yapıyorsun diyemez.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Cennet ve yakınları için üzüntü meselesi nedir?

Cennet ve Yakınları İçin Üzüntü

Bir insan cennete girerse ve en yakınları giremezse onlar için üzülür mü diye sorulmuş. İman bir kimsede oturur, kemale ererse, o kemale eren kimse ancak iman ehli olanları kendine dost ve kardeş görür. İman etmeyenler için bir üzüntü yaşamamaya başlar. Ancak üzüntüsü şu olur: ‘Keşke onlar da iman etselerdi.’ İman edenlerin çoğalması açısından.

‘Onlar derler ki: Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzü aydınlatacak insanlar ihsan et.’ (Furkān, 25/74)

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

İyiliği anlatmak ve teberük meselesi nedir?

İyiliği Anlatmak ve Teberük Meselesi

İyilik Yapanı Anlatmak

Bir kimsenin iyiliğinden bahsetmek övmek midir? Bir kimse iyilik gördüğü kimseye iyilikle mukabele etmeli; edemezse ona dua etmeli. İyi insanların çoğalması, iyiliğin artması için o iyilikten bahsetmesi gerekir. Şimdi öyle bir zamana geldik ki iyi insanlar çok az, iyilikler de çok az. O zaman iyi insanları ve iyilikleri gündemde tutmak bu zaman için daha uygundur.

Teberük: Üstadın Eşyasını Saklamak

Sahabeler içerisinde zaman zaman görünen şeylerdir bunlar. Haram değildir. Ama ifrat ve tefritten uzak durmak lazımdır. ‘Müminin mümine artığı câizdir’ hadisi vardır. Dervişler de birbirlerinin artığını şifa niyetine içerler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri etrafına kendi yediğinden içtiğinden ikram edermiş, sahabeler de kendilerince paylaşırlarmış.

Sevdiği bir kimsenin üzerinde bir eşyasını taşımak câizdir, haram değildir. Bir kimse annesinden kalma bir şeyi yıllar içinde saklıyor; bir kimse de şeyhinin fotoğrafını cüzdanında taşıyor. ‘Siz putperestsiniz’ diyorlar. Aslında ifrattan da tefritten de uzak durmak lazımdır.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Kutlu doğum ve şeb-i arûs programı meselesi nedir?

Kutlu Doğum ve Şeb-i Arûs Programı

Şeb-i Arûs’u salonlarda kutluyoruz. Peygamberimizin doğum gecesi mevlidi niye 15 gün önce salonlarda kutlamadık diye sorulmuş. Biz kutlu doğumu Nisan ayının 10 ile 30’u arasında salonlarda yapıyoruz. Yaklaşık 6-7 yıldır kutlu doğumları salonda kutluyoruz. Sadece Bursa’da değil, çevre il ve ilçelerde de yapabildiğimiz yerlerde kutlu doğum yapıyoruz.

Mevlid kandilini ise tekkenin o mistik havasını terk etmek istemediğimiz için tekkede yapmaya devam ediyoruz.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı konusunu ele alan sohbetin içeriği nelerdir?

Peygamberimizin doğum gecesi mevlidi niye 15 gün önce salonlarda kutlamadık diye sorulmuş. Biz kutlu doğumu Nisan ayının 10 ile 30’u arasında salonlarda yapıyoruz. Yaklaşık 6-7 yıldır kutlu doğumları salonda kutluyoruz. Sadece Bursa’da değil, çevre il ve ilçelerde de yapabildiğimiz yerlerde kutlu doğum yapıyoruz. Mevlid kandilini ise tekkenin o mistik havasını terk etmek istemediğimiz için tekkede yapmaya devam ediyoruz.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Kutlu doğumu nasıl kutluyorlar?

Biz kutlu doğumu Nisan ayının 10 ile 30’u arasında salonlarda yapıyoruz. Yaklaşık 6-7 yıldır kutlu doğumları salonda kutluyoruz. Sadece Bursa’da değil, çevre il ve ilçelerde de yapabildiğimiz yerlerde kutlu doğum yapıyoruz.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Mevlid kandilini nerede yapıyorlar?

Mevlid kandilini ise tekkenin o mistik havasını terk etmek istemediğimiz için tekkede yapmaya devam ediyoruz.

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Hz. Ali’nin Hz. Fatıma üzerine evlenmesi men edilmiştir mi?

Hadis-i Şerîf: Hz. Ali’nin Hz. Fatıma üzerine evlenmesinin men edilmesi — Buhârî, Nikâh 109 (No: 5230); Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe 93

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Furkān 25/74 âyeti ne anlama gelir?

Furkān 25/74: ‘Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı olacak insanlar ihsan et.’

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Nisâ 4/3 âyeti ne anlama gelir?

Nisâ 4/3: ‘Size helâl olan kadınlardan ikiser, üçer, dörder alın; eğer adaleti gözetemezseniz bir tane ile yetinin.’

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Nisâ 4/129 âyeti ne anlama gelir?

Nisâ 4/129: ‘Kadınlarınız arasında adaleti sağlamaya ne kadar özen gösterseniz de buna güç yetiremezsiniz.’

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Tevbe 9/23 âyeti ne anlama gelir?

Tevbe 9/23: ‘Eğer küfrü imana tercih ederlerse babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin.’

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Cum’a 62/10 âyeti ne anlama gelir?

Cum’a 62/10: ‘Namaz kılındığında yeryüzüne dağılın ve Allah’ın fazlından isteyin.’

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Bakara 2/286 âyeti ne anlama gelir?

Bakura 2/286: ‘Hiçbir nefis başka bir nefsin günahını yüklenecek değildir.’ (aslı: En’âm 6/164, İsrâ 17/15)

Kaynak: 478. Dergah Sohbeti — İstidrac, Çalışkanlık, Evlilik Tavsiyeleri ve Muta Nikâhı

Türkiye’nin Kıskacı ve Terörle Mücadele konusunda ne söylendi?

Türkiye’yi bir kıskaç içerisine almak istiyorlar. Uluslararası arenada Türkiye’nin üzerine kurdukları planlar kendi istedikleri gibi yürümüyor. Kendi istedikleri gibi yürümeyince Türkiye’nin içini karıştıracak değişik unsurları harekete geçiriyorlar, Gezi’den itibaren. Ben iki darbe gördüm: 12 Eylül’ü canlı gördüm, o zaman Ülkü Ocakları Derneği’nde muhasiptim. 28 Şubat’ı da gördüm. Üç aşağı beş yukarı darbe kokusunu alabilecek kadar burnum var. Din kokusunu alan kimse darbe kokusunu da alır; şeytan kokusunu da alır. Gezi’den itibaren Türkiye’nin içini de, dışından da karıştırmak istiyorlar. Türkiye bölgede yükselen güç; yüseldikçe iki tarafa salça olacağını biliyorlar. Yurt içerisinde dönmeler var; kökenlerine gittiğinizde gayrimüslimlere, Osmanlı’ya arkadan vuranlara ulaşırsınız.

Kaynak: 482. Dergâh Sohbeti — Nikâh Hakları, Türkiye’nin Kıskacı, İman-İbadet-Ahlâk-Huku

Türkiye’nin Dış Hamleleri konusunda ne söylendi?

Türkiye ne yapıyor? Birincisi: Başı kattan çıkmıyor. Hiçbir Amerikan Başkanı’nın Cumhurbaşkanı’na bir şey deyip de reddedildiği bir dönem yaşadınız mı? İkincisi: Kerkük ve Musul petrolleri özel boru hattıyla Türkiye üzerinden satılıyor, parası Halkbank’a yatıyor. Üçüncüsü: Fırat’ın batısı kırmızı çizgi, geçeni vuruyor. Dördüncüsü: Katar’a askerî üst kuruyor, Hürmüz Boğazı’ndaki dengeyi değiştiriyor. Beşincisi: Somali’ye askerî üst kuruyor, bütün ticaret ve petrol gemilerinin geçtiği yere.

Kaynak: 482. Dergâh Sohbeti — Nikâh Hakları, Türkiye’nin Kıskacı, İman-İbadet-Ahlâk-Huku

Türkiye’nin kıskacı çözdü mi?

Türkiye’nin kıskacı çözdü. Bunun sancıları yaşanıyor. Ya kabullenecekler ya da kabullenecekler. Buradan geri dönüş olursa Türkiye’de kaos var demektir. Türkiye bu arada dört darbe atlattı. O yüzden çatırtı var; darbecilerin de şimdi hesabı soruluyor.

Kaynak: 482. Dergâh Sohbeti — Nikâh Hakları, Türkiye’nin Kıskacı, İman-İbadet-Ahlâk-Huku

İman, İbadet, Ahlâk ve Hukuk Dörtgeni konusunda ne söylendi?

“İnsanlar kendi aralarında din ve devlet işlerinin birliğini bozdular.” (Enbiyâ, 21/93-94) Normalde Kur’ân ve Sünnet bir bütündür. O bütüncülüğü bozarlarsa insanlar fesâda uğruyorlar. Din dört ana direk üzerine kuruludur: îman, ibâdet, güzel ahlâk ve hukuk. Bu dörtgenden biri eksik olursa din tamamlanmış olmaz. İnsanlar hukukunu bıraktılar. Bir kısmı ahlâkını, bir kısmı ibâdetini de bıraktı. Bir tek îman kaldı. Birliktelik bozuldu. Hukuk bozulunca ahlâk bozuluyor, ahlâk bozulunca ibâdet bozuluyor, ibâdet bozulunca da îman bozuluyor.

Kaynak: 482. Dergâh Sohbeti — Nikâh Hakları, Türkiye’nin Kıskacı, İman-İbadet-Ahlâk-Huku

Ergenlik Dönemi ve Çocuk Yetiştirme konusunda ne söylendi?

Psikolog Sıdkı Aslanhan’ın iddiasına göre ergenlik dönemi Batı’nın bir uydurmasıdır. Ben de bu ergenlik dönemi safsatalarına hiç inanmıyorum. Anne babalar çocuklarını disiplin edecekler. Kendi işlerinde veya bir yerde çalıştıracaklar. Çocuklarla olan diyalogla alâkalı bu. Hacı Mehmet’in iki oğlanı var, dükkânda çatır çatır çalışıyorlar. Adnan Hoca oğlunu askerden gelir gelmez evlendiriyor, hemen Tahsin’in yanına işe veriyor. Tembellik yok. Bir baba oğlu harâma düşmesin diye gözyaşı döküyor; Cenâb-ı Hak bu ihlâs ve samimiyete işini kolaylaştırır.

Kaynak: 482. Dergâh Sohbeti — Nikâh Hakları, Türkiye’nin Kıskacı, İman-İbadet-Ahlâk-Huku

Vefâ ve İlim-Amel İlişkisi konusunda ne söylendi?

Allah’a karşı vefâ: şirke düşmemek ve farzları yerine getirmek. Peygamber’e vefâ: sünnet-i Resûlullah’a tam tâbî olmak. Üstada vefâ: sûfîlik ve dervişlik ilkelerine tabi olmak. Ümmete vefâ: etrafına en azından zarar vermemek, ümmete duâ etmek. İlim amelin içindedir; ilimle iştigâl etmek de iyi amellerden birisidir. Ama sûfîler böyle düşünmez: Sûfî duyar, hemen îman eder, hemen amel eder, beklemez. İlim ehli ise bekler; namazın farzlarını, vâciplerini, sünnetlerini, müstehaplarını öğrenir, ondan sonra kılar. Sûfî ise “neyle kılayım?” der; “Allah-u Ekber de kıl” dersin, kalkar kılar.

Kaynak: 482. Dergâh Sohbeti — Nikâh Hakları, Türkiye’nin Kıskacı, İman-İbadet-Ahlâk-Huku

Ehl-i Beyt, Muska ve Dârülharp Meseleleri konusunda ne söylendi?

“Ehl-i beytim Nûh’un gemisi gibidir; tutunan kurtulur, tutunmayan boğulur.” (Taberânî) Kim Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışırsa o benim ehl-i beytimdir. Muska meselesine gelince: Benim hiç işim olmaz. “İyyâke na’büdü ve iyyâke nesta’în” (Fâtiha, 1/5) benim düstûrumdur. “Bütün insanlar sana zarar vermek için toplansa, Allah izin vermedikçe hiçbir kimse sana zarar veremez.” Ben dersimi çekerim, sırf Allah için. Şu işim olsun bu işim olmasın diye değil. Başıma ne gelecekse gelir, yoluma yürürüm. Harbî ile mü’min arasında fâiz yoktur. Bu benim sözüm değil; İmâm-ı A’zam, İmâm Muhammed ve İmâm Yûsuf’un sözüdür. Bankaya fâiz amaçlı para koydunuz, bin TL bin yüz TL oldu; bu yüz TL fazlalık Hanefî’ye göre fâiz olmaz.

Kaynak: 482. Dergâh Sohbeti — Nikâh Hakları, Türkiye’nin Kıskacı, İman-İbadet-Ahlâk-Huku

Nikâh Hakları konusunda ne söylendi?

Bir karı koca ne kadar zaman bir araya gelmezse nikâh düşer? Bir kadının 4 günde bir kocasıyla cinsel ilişkiye girme hakkı vardır. Eğer bir erkek buna muktedir değilse eşine “ben buna muktedir değilim, istersen kendini boşayabilirsin” der. Öbür türlü nikâh düşmez. Hanefîler, haber alınamayan bir kimsenin yaşıtları öldüğünde veya 40 yıl geçtikten sonra o kimsenin öldüğüne hükmedirler. Ancak Osmanlı’da bunu böyle uygulamak sakıncalar doğurduğundan, Osmanlı ulemâsı Şâfiî fıkhından faydalanarak bunu 4 yıla indirdi. Şâfiîlerde bir kadın 4 yıl adamdan haber alamazsa, öldüğüne hükmedilir; nikâhı düşer, malı da mirâsçıları arasında paylaştırılır. Ama bunu devlet yapar, hukuk yapar. Bu fetva Hz. Ali (r.a.)’ın fetvâsıdır. “Ey emîru’l-mü’minîn, bir kadın kaç günde bir en az cinsel ilişkiye girmesi gerekir?” diye sorulduğunda, âyet-i kerîmeyi okudu: “1’den 4’e kadar eşlerinizi nikâhlayınız” (Nisâ, 4/3) ve buradan “4 günde bir kadının hakkıdır” dedi.

Kaynak: 482. Dergâh Sohbeti — Nikâh Hakları, Türkiye’nin Kıskacı, İman-İbadet-Ahlâk-Huku

Sûfînin balık tutacak kadar boş vakti olur mu?

Kadın: Giriş Selâmün aleyküm. Allah gecenizi gündüzünüzü hayırlı eylesin inşaAllah. Sûfîler avlanma peşinde gitmezler; balık tutma, güvercin besleme, köpek besleme gibi meşgûliyetlerle uğraşmazlar. O vakitte eşiyle ilgilensin, çocuklarıyla ilgilensin, eviyle ilgilensin. Sûfînin hedefi vardır: Önce kendisini yetiştirme, sonra etrâfını yetiştirme, etrâfına ışık olma, Kur’ân ve Sünneti öğrenme ve öğretme derdidir. Sûfî çoluğuyla çocuğuyla, âilesiyle, işiyle, aşıyla, eşiyle her şeyiyle Kur’ân, Sünnet, vatan, millet sevdâsındadır; geri kalan onun için gaflettir. Tekfîr Hastalığı Soru: Atatürk’e kâfir diyen birisinin arkasında namaz kılınabilir mi? Bir kimse lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullah diyorsa, kendisini Müslüman olarak atıf ediyorsa, bu kim olursa olsun, o kimsenin karşısına geçip tekil şahıs olarak "kâfir" demeniz hoş bir şey değildir. Bu tekfîr hastalığı Müslümanların içerisine girdiğinden beri herkes bunu çok rahat kullanıyor. Bir kimsenin küfrüne fetvâ verdiğiniz anda onun canı, malı, karısı, her şeyi size helâl olur. Kim verecek onun küfrüne fetvâsını? Sahâbelerden birisi, bir kimsenin "îmân ettim" demesini kabul etmemişti de koyunlarına el koymuştu; Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri alnından damarları fırlayıncaya kadar çatladı ve onları bundan men etti. Firavûn bile "Mûsâ’nın Rabbine îmân ettim" dedi. İslâm dünyası kendi içerisinde ikiye ayrılmış; Firavun’un îmân ehli olduğuna dâir ve olmadığına dâir tartışıyorlar. Ama biz kalkıp herhangi bir kimsenin küfrüne fetvâ verelim? Allah muhâfaza eylesin. Kimseye tekil şahıs olarak, topluluk olarak "kafirdir" demeyiniz. Çeşitli Sorular Rüyâda Peygamber Efendimizi Görmek Soru: Rüyâsında Peygamber Efendimizi görüp vücudunda bir farklılık fark eden kimsenin rüyâsı şeytânî midir? Bir kimse Hz. Peygamber’i görüyorsa şeytânî değildir. Üzerindeki eksiklik, noksanlık o kimsenin kendi eksikliğinden, noksanlığından kaynaklanır. Kerâmet ve İstidrac Soru: Bir dervişte veya hâl gören birinde istidrac olur mu? Herkeste olur. Bir kimse Kur’ân ve Sünnet dâiresinde yaşıyorsa, Kur’ân ve Sünnete ince ince tatlı tatlı uyuyorsa, onun üzerinde görülen hâriku’l-âde hâller kerâmettir, istidrac değildir. Hastane Borcu ve Fâiz Soru: Hastaneye kaldırıldım, sigortam olmadığı için ödenecek miktarı ödeyemedim; bir ay sonra 425 TL olarak çıktı. Bu parayı ödeyince fâiz ödemiş oluyor muyum? Normalde fâiz ödemiş oluyorsun; ama fâiz ödediğin hâlde zorunluluk olduğundan günâha girmiyorsun. İş Saatleri ve Hak Arama Soru: Çalıştığım iş yeri 8 saatten 12 saate çıkarıp Cuma tatili verecek. Sözlü itiraz ve resmî yollardan hak aramak doğru mudur? Doğrudur, resmî yollardan hakkını ara. Evlenme Emri ve Fazîleti "Ey gençler, evlenmeye gücü yeteniz evlensin; çünkü evlenmek gözü haramdan korur ve insanı zinâya düşmekten muhâfaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyenler ise oruç tutsunlar; çünkü oruç şehveti kırar." Evlenmeye güç yetiren erkek ve kadınlar evlenecekler. "Her kim Allah’a tertemiz kavuşmak isterse hür kadınlarla evlensin." Evlilik hayâtı devâm ettiği müddetçe ibâdet hükmündedir. "Evleniniz, çoğalınız." Bu manâda evliliğe gücü yeten için evlenmek farzdır. "Dört şey vardır ki bunlar peygamberlerin sünnetlerindendir: Hayâ, güzel koku kullanmak, misvâk kullanmak ve evlenmektir." Hayâ: insanın iç âlemini temiz tutması, haramlardan uzak durması. Güzel koku: vücudunu kokulaması. Misvâk: ağız temizliği, konuşurken kötü sözler çıkmaması. Evlenmek: iffeti koruma. Sâliha Kadınla Evlenmek "Dünya bir metâdır ve onun en hayırlı metâı sâliha bir kadındır." Bir kimse için sâlih bir ev, sâlih bir binek, sâlih bir eş varsa dünyalık bu üç şey yeter. "Mümin, Azîz ve Celîl olan Allah’a takvâdan sonra kendisi için sâlih bir kadından daha hayırlı bir şey elde edememiştir. Eğer ona bir şey emrederse kendisine itâat eder; ona bakarsa sevinç verir; üzerinde yemin ederse yeminini yerine getirir; ondan uzakta bulunursa nefsini ve kocasının malını korur." Kadın Kocasına İtâat Edecek Feminist düşünce, dinsiz düşünce ne yazık ki âilelerin köküne kibrit suyu döküyor. Kadınlar kendi kendilerine erkeklere isyân etmeyi, evliliğin olâğan hâllerini reddedip feminist düşünceyle bir şey yapacağını zannediyor; âile kurumu batıyor, âileler dağılıyor. Bölünmüş, parçalanmış çocuklar bir tarafta; adam bir tarafta, kadın bir tarafta. O çocukların psikolojisini düşünen yok. Dört Şey Mutluluktandır Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu: "Şu dört şey kime verilirse dünya ve âhiretin hayrı ona verilmiştir: Şükreden bir kalp, zikreden bir dil, belâ ve musîbetlere karşı sabreden bir vücut, kocasının malı ve kendi nefsi hakkında günâh istemeyen bir eş." Sûfî ayakta ölür. Hasta oluşlu bahanelerle ders, zikrullâh, sohbet kaçırmak sûfî işi değildir. Vücudunuzu dirençli tutun; soğuktu, sıcaktı, hastalıktı demeden ayakta durun. Allah’tan güç isteyin, kudret isteyin, kuvvet isteyin, sağlık isteyin, direnç isteyin; yürüyün. "Evlenmeyen insanlar miskin insanlardır. Miskinler evlenmez, çalışmaz, iş bulamaz." Üç Şey Mutluluktandır, Üç Şey Talihsizliktir Üç şey mutluluktandır: Sâlih bir kadın (yüzüne baktığında ferahlatır, yanında olmadığın zaman malını ve ırzını korur), süratli bir binek (seni arkadaşlarına, zikrullâha, sıla-i rahme kavuşturur) ve geniş müştemilâtlı bir ev (misâfirlerin ağırlanabildiği ev). Üç şey talihsizliktir: Göründüğünde sana kötülüğü dokunan, dil uzatan, yanında olmadığın zaman ırzı ve malın hakkında güvenemediğin bir kadın; ağır ayaklı bir binek; dar ve müştemilâtı az bir ev. Evlerimizi küçültüyorlar günden güne. Artı bir, artı sıfır; tek başına kalınan rezidanslar çıktı. Âilenin köküne kibrit suyu döküldü. Kadına da adam lâzım değil, adama da kadın lâzım değil. Nerede kaldı İslâm, nerede kaldı âile, nerede kaldı anne baba? Evlilikte Dindârlığı Tercih Etmek "Kadın şu özelliklerinden biri için nikâhlanır: güzelliği, malı, ahlâkı ve dindârlığı. İki elin bereketle dolası; sen dindâr olanını seç." "Her kim bir kadınla şerefinden dolayı evlenirse Allah ona zelillikten başka bir şey vermez. Her kim malı için evlenirse Allah ona fakirlikten başka bir şey vermez. Her kim soyu sopu için evlenirse Allah ona alçaklıktan başka bir şey artırmaz." "Her kim de bir kadınla ancak gözünü haramdan korumak, ırzını muhâfaza etmek ve akrabalarına iyilik hususunda yardım etmek için evlenirse Allah onun için o kadına hayır ve bereket, o kadın için de kendisine hayır ve bereket verir." Tecrübeyle sabittir; malı için evlenen zelîl bir hayat yaşar, güzelliği için evlenen fitneye düçâr olur. Allah’ın Mutlakâ Yardım Ettiği Üç Kişi "Allah şu üç kimseye mutlakâ yardım eder: Allah yolunda cihât eden (mücâdele eden, koşan), borcunu ödemek isteyen kimse ve iffetli olmayı isteyerek evlenen kimse." "Evlenmeye gücü yettiği hâlde evlenmeyen kimse benden değildir." "Sevimli ve çocuk doğurabilecek kadınlarla evleniniz; çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övünüyorum." Allah bizi bu sünnete uyan kullarından eylesin inşaAllah. Önümüzdeki hafta karı kocanın karşılıklı hak ve vazifelerini işleyeceğiz inşaAllah. Lâ ilâhe illallâh. el-Fâtiha. Âmîn. Kaynakça Hadîs-i Şerîf Kaynakları: "Ey gençler, evlenmeye gücü yeteniz evlensin…" — Buhârî, Nikâh, 2 (Hadis No: 5065); Müslim, Nikâh, 1 (Hadis No: 1400) "Her kim Allah’a tertemiz kavuşmak isterse hür kadınlarla evlensin" — İbn Mâce, Nikâh, 8 (Hadis No: 1862) "Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Hayâ, güzel koku, misvâk ve evlenmek" — Tirmizî, Nikâh, 1 (Hadis No: 1080); Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/421 "Dünya bir metâdır ve onun en hayırlı metâı sâliha bir kadındır" — Müslim, Radâ, 64 (Hadis No: 1467) "Mümin, takvâdan sonra sâlih bir kadından daha hayırlı bir şey elde edememiştir" — İbn Mâce, Nikâh, 5 (Hadis No: 1857) "Şu dört şey kime verilirse dünya ve âhiretin hayrı ona verilmiştir…" — Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, XX/35; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, IV/273 "Üç şey mutluluktandır…" (sâlih kadın, süratli binek, geniş ev) — Hâkim, Müstedrek, II/162; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/168 "Kadın dört şeyden dolayı nikâhlanır… dindâr olanını seç" — Buhârî, Nikâh, 15 (Hadis No: 5090); Müslim, Radâ, 53 (Hadis No: 1466) "Her kim bir kadınla şerefinden dolayı evlenirse…" — Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, I/162 "Allah şu üç kimseye mutlaka yardım eder…" — Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 20 (Hadis No: 1655); Nesâî, Nikâh, 5 "Evlenmeye gücü yettiği hâlde evlenmeyen benden değildir" — Beyhakî, Sünenü’l-Kübrâ, VII/78 "Sevimli ve çocuk doğurabilecek kadınlarla evleniniz…" — Ebû Dâvûd, Nikâh, 3 (Hadis No: 2050); Nesâî, Nikâh, 11 "Aldatan bizden değildir" — Müslim, Îmân, 164 (Hadis No: 101) "Hepiniz birer çoban gibisiniz…" — Buhârî, Cum’a, 11 (Hadis No: 893) Tekfîr hastalığı ve koyunlara el koyma hadîsi — Müslim, Îmân, 158; Buhârî, Meğâzî, 58 Âyet-i Kerîme Kaynakları: "Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanlar…"

Kaynak: 485. Dergâh Sohbeti — Sûfînin Boş Vakti Yoktur, Tekfîr Hastalığı, Evlenme Emri,

486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla Güzel Geçinme ve Fuhuş Tehlikesi nedir?

Mehir Hakkı ve Aldatmanın Günâhı, Çoban Hadîsi ve Âile Reisliği, Çocukların Hakları ve Dînî Eğitim, Müminlerin En Mükemmeli Ahlâken En İyisidir, Elinden ve Dilinden Emin Olmanın Ölçüsü, Kocanın Eşi Üzerindeki Hakkı, Kadınlarla Güzel Geçinin, Açıktan Kötülük İşlemek ve Gizli Hâller, Fuhuş Tehlikesi ve Âilelerin Sorumluluğu, Kadınların ve Erkeklerin Karşılıklı Hakları konularını içermektedir.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Mehir Hakkı nedir?

Herhangi bir kimse hakkını ödemeye niyeti olmadığı hâlde az veya çok bir mehirle herhangi bir kadınla evlenirse onu aldatıp ihânet etmiş olur. Hakkını ödemeden ölürse kıyâmet günü Allah’a günâhkâr olarak kavuşur.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Aldatmanın günâhı nedir?

Eğer erkek gerçekten amacı mehri ödememek ve kadını aldatmaksa bu büyük günâh-ı kebâirdendir. "Aldatan bizden değildir" buyurdu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Müfessirler bunu "Bizim sünnetimizden uzaktır" manâsında almışlar; eyvallah böyle de alınabilir ama bir tehdit var. Hangi noktada olursa olsun bir kimse, mümin bir kimseyi aldatmayı düşünmeyecek.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Çoban Hadîsi ve Âile Reisliği nedir?

"Hepiniz birer çoban gibisiniz ve idarenizin altındakilerden sorumlusunuz. Millet başkanı bir çobandır ve idâresi altındakilerden sorumludur. Bir kimse kendi âilesi içerisinde bir çobandır. Kadın kocasının evinde bir çobandır. Hizmetçi efendisinin malı hususunda bir çobandır." Âyet-i Kerîme erkeği âilenin reisi hükmünde görmüştür. İslâm’da âile reisi erkektir. Ne yazık ki bize batıdan gelen feminist hastalığı bulaştı; bu hastalığa erkekler de karıştı. Âile yıkılırsa bilin ki millet yıkılır, devlet yıkılır.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Çocukların hakları nelerdir?

Çocuğun anne babasından hakkı üçtür: Birincisi doğduğunda hayırlı bir isim konması. İkincisi ona dîninin öğretilmesi; anne babalar çocuklarını dindâr yetiştirmekle mükelleftir. Üçüncüsü iâşesini sağlayabilecek sanat, zirâat, ticâret veya bir meslek sâhibi etmektir.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Müminlerin en mükemmel olanları nelerdir?

"Müminlerin îmân yönünden en mükemmel olanları ahlâk bakımından en iyi olanlarıdır. Sizin en hayırlınız kadınlarına karşı en iyi davrananlardır." "Sizin en hayırlınız elinden dilinden Müslümanların emin olduğu kimsedir."

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Elinden ve Dilinden Emin Olmanın Ölçüsü nedir?

Erkek: Eşine küfretmez, hakâret etmez, incitmez, ikinci sınıf vatândaş gibi tutmaz. Herkesin içinde rezil etmez, misâfirlerin yanında kötülemez, çocukların önünde âşâğılamaz. Yemeği kötü olsa dâhi milletin içinde "bu yemek kötü" demez. Kadın: Kocasının dedikodusunu dışarıda yapmaz, evin sırlarını dışarı çıkarmaz. Çocukların yanında babayı kötülemez, kayınvâlideyi kayınpederi kötülemez. Misâfirliğe gidince "bizim adam şöyle eksik, böyle eksik" demez. Çocuklara gıybet, iftirâ öğretmez. Erkek de kadın da: Evin parasını çarçur etmez, isrâf etmez. "Çocuklar dışarıda kebap yiyelim" dediğinde anne atlayacak: "Evlâdım evimizdeki yemek hiçbir yerde yok, evimizde yiyelim." Hemen atlamayacak, "Babanız götürmez ki" demeyecek.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Kocanın eşi üzerindeki hakkı nedir?

"Bir sahâbî geldi, dedi ki: Yâ Resûlallah, zevcelerimizin üzerimizdeki hakkı nedir? Yediğinden yedirip giydiğinden giydirmen, yüzüne vurmaman, ona kötü söylememen ve evden dışarıda onu terk etmemendir." buyurdu.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Kadınlarla güzel geçinmenin önemi nedir?

"Dikkat ediniz, kadınlarla güzel geçininiz. Çünkü onlar sizin yanınızda birer esir gibidirler. Açıkça bir kötülük işlemedikçe onlar hakkında bundan başka bir şey yapamazsınız." Açıkça kötülük işliyorsa nasihat et, konuş; ama aleyhine davranma.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Açıktan kötülük işlemek ve gizli hâller nedir?

Açıktan kötülük işlemek: meyhâne çalıştırmak, bar-pavyon işletmek, herkesin bildiği fâizcilik, rüşvetçilik, kadın pazarlama gibi şeylerdir. Bir kimse açıktan kötülük işliyorsa Müslümanın yapacağı nasihat etmektir. "Kötülüğü gördüğünüzde elinizle önleyin (devlete âit); mümkün değilse dilinizle (nasihat); o da mümkün değilse kalben buğz ederek önlemeye çalışın. Bu da îmânın en zayıf noktasıdır." Bir kimsenin buna maruz kalması için açıktan kötülük işlemesi lâzımdır. Müslümanların arkasından gıybet etmek, özel hâllerini araştırmak, evlerini gözetlemek haramdır.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Fuhuş tehlikesi ve ailelerin sorumluluğu nedir?

Tehlike büyüyor gün geçtikçe. Ne yazık ki âilelerde fuhuş var. Kadının kızının sevgilisi var; anne bundan tedirgin değil, önlemek için uğraşmıyor. Baba kızının sevgilisinden haberdar; önlem almak için çabâ sarf etmiyor. "Evlenecekler hocam" diyor. "Evlenecekse şimdi evlensin; al götür nikâhla" diyorum; yok, bir sürü âdet çıkarmışız. İslâm dîninde bir kız bir erkekle evlenmek istiyorsa anne baba onu evlendirmekle mükelleftir. Bir kız evlenmek istemiyorsa anne baba onu zorla evlendiremez. Evlenecek olanlar oturup evliliğin hukukunu konuşacaklar.

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Kadınların ve erkeklerin karşılıklı hakları nedir?

"Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız vardır; kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız yatağınızı istemediğiniz kimselere çiğnetmemeleridir ve hoşlanmadığınız kimselerin evine girmesine izin vermemeleridir. Onların sizin üzerinizde hakları ise yemelerine ve giyinmelerine özen göstermenizdir."

Kaynak: 486. Dergâh Sohbeti — Mehir Hakkı, Âile Reisliği, Eşler Arası Ahlâk, Kadınlarla

Mâkul kıskançlık Allah’ın fıtratı mıdır?

Mâkul kıskançlık Allah’ın fıtratıdır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: "Allah kıskançtır, ben de kıskancım. İçinizde en kıskanç olanı da benim." O yüzden bir kimsenin sevdiğini kıskanması gâyet mâkul bir şeydir. Eşini kıskanması mâkuldür. Buradaki kıskanmak onu korumak, her türlü tehlikeden muhâfaza etmeye çalışmaktır. Bir kimsenin eşini başkalarından kıskanması, evinin yıkılmasını veya evliliğinin bozulmasını önlemek içindir. Tabi toplumdaki kıskançlık koruma amaçlı olmaktan çıkarsa Allah muhâfaza eylesin.

Kaynak: 487. Dergâh Sohbeti — Kıskançlık, Nefis Terbiyesi, Talâk ve Hülle, Kadının Kocas

Rüyâ Üç Türlüdür Soru: İnsan rüyâda nefse uyar mı?

Rüyâ üç türlüdür, üç hâldir: Birisi şeytânîdir. Birisi bir şeyi çok düşünmekten dolayı görülen rüyâlardır. Birisi de hakîkatten bir penceredir; sâlihlerin gördüğü rüyâlardır. Nefis Terbiyesinin Başlangıcı Soru: Nefis terbiyesi tam anlamıyla nasıl olmalıdır? Nefis terbiyesi gün geçtikçe incelen, gün geçtikçe daha da latîfleşen, tatlılaşan bir hâldir. Bunun başlangıcı o kimsenin farz ibâdetleri yerine getirip günâh-ı kebâirden uzak durmasıyla başlar. Bu mesele çok sulandırılıyor insanların arasında. Edebiyâtına düşünce farz olan namazı kılmıyor ama nefis terbiye edecek; farz olan orucu tutmuyor, nefis terbiye edecek.

Kaynak: 487. Dergâh Sohbeti — Kıskançlık, Nefis Terbiyesi, Talâk ve Hülle, Kadının Kocas

Dînen nasıl bir yol izlemeleri gerekir?

Arkadaşım eşinden ayrıldı, boşandı; fakat şimdi tekrar birleşmek istiyorlar. Eşler resmî olarak boşanınca dînen de boşanmış sayılır mı? Devletin evlenme aktini sonlandırması dînî talâk, boşama değildir. Çünkü devletimiz lâik, demokratik, sosyal hukuk devletidir; dînî hukuk uygulamaz. Lâik hukuk devleti dînî nikâh akdi yapamaz, dînî boşama da yapamaz. Nikâh ibâdettir; bir kimse nikâhlandığında ibâdet işlemiş olur. Hattâ nikahlandığında bir hadiste o ana kadar olan günahları af olunur. Eğer erkek bu kadını üç değişik zamanda "boşadım" dediyse, tekrar geri dönüş ancak kadının başka bir erkekle nikâhlanıp evlilik hayatı yaşayıp, o erkek onu boşayıp iddet bekledikten sonra mümkündür. Bunu bâzı Hanefîler uygun görmüşler; ancak bunu tehdit eden hadîs-i şerîf var: "Damızlık aygırlar gibi olmayınız." Bu şartlı nikâha giriyor; sıkıntılıdır. Sahâbenin bir kısmı üç talâkı bir seferde vermeyi bir talâk saymıştır. Hanefîler böyle saymadılar; bunu kızgınlıkla, sinirlilikle, aklını kaybetmekle bağladılar. Ama insanlar şu anda dînin hükümlerini bilmedikleri için, sahâbelerin ictihâdını insanların evliliklerini kurtarma noktasında kullanıyorum. Dervişler için geçerli değildir bu; dervyşler bunu biliyorlar.

Kaynak: 487. Dergâh Sohbeti — Kıskançlık, Nefis Terbiyesi, Talâk ve Hülle, Kadının Kocas

Evliyâ Olduğunu Söylemek Soru: Evliyâ olan bir kişi direkt veya dolaylı yoldan evliyâ olduğunu cemaate söyler mi?

Söyleyenler olmuş. Direkt söyleyenler de olmuş, dolaylı söyleyenler de olmuş. İlk sûfîlerden de söyleyenler var. Bu söylemeyi yasaklayan bir olgu yok. Herkesin kendi tarzıdır; ama söyledi diye öyledir diye algılanma mecbûriyeti de yok. Atatürk ile Alâkalı Açıklama Soru: Daha eski sohbetlerinizde Atatürk ile huratta görüştüğünüzü ve bizlerin Atatürk’ü çok yanlış anladığımızı söylediniz. Öyle demedim. Atatürk’ün kendisini yanlış anladıklarını, kendisinin doğru anlaşılmadığını söyledim. Atatürk’ün İsmet İnönü’den olan şikâyetlerini, Atatürkçülerden olan şikâyetlerini söyledim. Gerçekten Atatürk, Atatürkçülerden çok şikâyetçi: "Beni hiç anlamadılar. Ben onlara dîn düşmanlığı yapın demedim. Onlar lâikliği dîn düşmanlığı olarak algıladılar. Ben onlara uçak fabrikası yapın dedim, yapmadılar. Güzel yollar yapın dedim, yapmadılar. Ülkeyi kalkındırın, müreffeh bir hâle getirin dedim; yapmadılar."

Kaynak: 487. Dergâh Sohbeti — Kıskançlık, Nefis Terbiyesi, Talâk ve Hülle, Kadının Kocas

Aydınlık Günler Orucu Soru: Eyyâm-ı bîz (aydınlık günler) orucu nedir, ne zaman tutulur?

30 Ramazan orucu; ardından pazartesi-perşembe oruçları; ardından her ayın 14, 15, 16’sında tutulan oruçlar. Zilhicce’de tutulan oruç ayrıca vardır. Bebekle annenin isimleri aynı; bebeğe ikinci bir isim koyulabilir mi? Koyulur, ne olacak; istediğiniz ismi koyun. Bireysel Emeklilik Soru: Devletin bireysel emeklilik diye teşvik ettiği %25 katkı payı fâize giriyor mu? Girmez. Şartı 3 yıl düzenli olarak parayı yatırmaktır. 3 yıl sonra kendi yatırdığınızı ve devletin verdiğini tamâmını alabilirsiniz. Devlet olan işlerinizde fâiz olmaz.

Kaynak: 487. Dergâh Sohbeti — Kıskançlık, Nefis Terbiyesi, Talâk ve Hülle, Kadının Kocas

"Ona itâati nasıl terk edebilirsin?

Ümmü Seleme naklediyor: "Herhangi bir kadın kocası kendisinden hoşnut olduğu hâlde ölürse cennete girer." Erkeklerin en hayırlısı kadınlarıyla iyi geçinen, hoş geçinen insanlardır. Ebû Hüreyre radıyallahu anh hazretleri naklediyor: "Kadın beş vakit namazını kılar, nâmusunu korur ve kocasına itâat ederse cennetin dilediği kapısından girer." Namaz birinci şart, nâmusu korumak ikinci şart, kocasına itâat etmek üçüncü şart. Husayn bin Mihsan anlatıyor: Halası Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi. Resûlullah "Sen evli misin?" diye sordu. "Evet" dedi. "Onunla geçimin nasıl?" deyince "Gücümün yetmediği şeyler hâriç ona itâati terk etmiyorum" dedi. O senin hem cennetin hem cehennemindir" buyurdu. Erkek Üzerindeki En Büyük Hak Sâhibi Âişe radıyallahu anhâ hazretleri nakletti: Resûlullah’a sordum: "Kadın üzerinde en büyük hak sâhibi kimdir?" "Kocasıdır" buyurdu. "Erkek üzerinde en büyük hak sâhibi kimdir?" "Annesidir" diye cevap verdi. Evli bir kadın kocasına bağlıdır; babasına değil. Erkek çocuğunun annesine bakması, yardım etmesi, merhamet etmesi birinci derecede erkek çocuğa âittir. Kadının Kocasına İtâati Cihât Gibidir Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bir kadın geldi: "Yâ Resûlallah, ben kadınlar adına gelen bir elçiyim. Allah cihâdı erkeklere farz kıldı; biz kadınlar topluluğu ise onların yanında duruyoruz. Bu mükâfâtlardan bize ne var?" Resûlullah buyurdu: "Gördüğün kadınlara haber ver ki kocasının hakkına riâyetle itâat etmek Allah yolunda cihât etmek gibidir. Ama sizden kocasının hakkına riâyet eden de azdır."

Kaynak: 487. Dergâh Sohbeti — Kıskançlık, Nefis Terbiyesi, Talâk ve Hülle, Kadının Kocas

Kadının kocasının evine birini almaması neden önemlidir?

Birincisi: Kadın, kocası istemezse birisinin evine girmesine müsâade etmeyecek. Bu kim olursa olsun; kadının ister annesi olsun, ister babası olsun, ister adamın kendi annesi babası olsun, ister bir komşu olsun. Evli bir erkek hanımına "Filancayı eve almayacaksın" dediğinde almayacak. Hanefîler, kadın bunu yapması hâlinde boşanma sebebi olarak görmüşlerdir.

Kaynak: 488. Dergâh Sohbeti — Kadının Kocasına Karşı Vazifeleri, İtâat Sırası, Kocanın H

Kadının kocasından izinsiz dışarı çıkmaması neden önemlidir?

İkincisi: Kocası istemediği hâlde kadın dışarı çıkmayacak. Kocası "Şuraya gitmeyeceksin, evden çıkmayacaksın" derse kadın çıkmayacak. Hanefîler burada bir parantez açmışlar: Ölüm söz konusu olursa, ağır bir hastalık söz konusu olursa, acil çok önemli bir ihtiyâç olursa ve eşine de ulaşamıyorsa, o zaman kadın çıkabilir. Erkek "Bakkala git, markete git, bir şey lâzım olduğunda benden izin almana gerek yok, yap yapacağını, gör işini" dediyse o zaman söylenecek lâf yok. Ama böyle bir şey dememiş erkek; kadın ondan izin alıp çıkmak zorundadır. Gittiği yeri söylemek zorundadır. Söylemez de giderse boşanma sebebidir ve büyük günâh, kebâirdendir.

Kaynak: 488. Dergâh Sohbeti — Kadının Kocasına Karşı Vazifeleri, İtâat Sırası, Kocanın H

Evli kadının itâat sırası nedir?

Üçüncüsü: Başka birine itâat etmesi. Evli bir kadının itâati Allah’a, Resûlüne, ondan sonra kocasınadır. Evli bir kadın "Abim böyle istedi, annem bunu istedi, babam geldi böyle dedi" diyemez. Kocasından başka itâat edeceği ikinci bir merci yoktur. "Allah’a itâat edin, Resûlüne itâat edin, sizden olan emir sâhiplerine itâat edin." Bu işin siyâsî tarafı da mânevî tarafı da var. Ama burada "şeyhine itâat eder" diye yazmıyor. Bir kadın kocasına itâat eder; Kur’ân ve Sünnet dâiresinde kocasına itâat eder. Öyle annesi, dayısı, babası, şeyhi değil. Biz Kur’ân ve Sünnetin izinden gideceğiz. Allah muhâfaza eylesin.

Kaynak: 488. Dergâh Sohbeti — Kadının Kocasına Karşı Vazifeleri, İtâat Sırası, Kocanın H

Kadının yatağını terk etmemesi neden önemlidir?

Dördüncüsü: Yatağından ayrılması helâl değildir. Kadın yatağı terk edeceği zaman kocasından izin alacak. "Ben rahatsızım, şuraya yatabilir miyim? Çocuk rahatsız, müsâade edersen ben çocuğun yanında kalayım." Adam izin verirse kadın yatağı terk edecek. Adam izin vermezse kadının yatağı terk etmesi haramdır, büyük günâh kebâirdendir. Adamdan izinsiz yatağı terk ederse Hanefî’ye göre boşanma sebebidir.

Kaynak: 488. Dergâh Sohbeti — Kadının Kocasına Karşı Vazifeleri, İtâat Sırası, Kocanın H

Kadının kocasını dövmemesi neden önemlidir?

Beşincisi: Kadın adamı dövmeyecek. Bu tuhaf gelmesin size; kocalarını döven kadınlar var. Şimdi erkek sığınma evleri açılıyor. Allah muhâfaza eylesin.

Kaynak: 488. Dergâh Sohbeti — Kadının Kocasına Karşı Vazifeleri, İtâat Sırası, Kocanın H

Kocanın haksızlığı durumunda kadının tutumu nedir?

Kocası haksızlık yapıyorsa kadın onu râzî etmeye çalışsın. Diyecek ki: "Bak burada bir rahatsızlık var, burada bir haksızlık var, burada bir yanlışlık var." Onu anlatacak. Eğer kabul ederse ne âlâ; Allah da o kadının özrünü kabul eder, delîlini kuvvetlendirmiş olur, bir günâha da girmez. Kocası râzı olmasa artık kadın Allah katında mâzur sayılır. Kocası o haksızlığa devâm ediyorsa o kadın Allah katında haklıdır; susuyor ama Allah’ın himâyesine girdi.

Kaynak: 488. Dergâh Sohbeti — Kadının Kocasına Karşı Vazifeleri, İtâat Sırası, Kocanın H

Kocanın karısı üzerindeki hakları nelerdir?

Kocasının karısı üzerindeki hakları: Birincisi: Kocanın karısı üzerinde hakkı, bir deve üzerinde bile olsa kendisiyle cimâ etmek istediğinde ona karşı koymamasıdır. Kadın "Başım ağrıyor, migrenim tuttu, kendimi kötü hissediyorum" demeyecek. Adam gel dediğinde ve hattâ gel demesine gerek yok, o tarafa doğru meyletttiğinde kadının hayır kelimesi olmayacak. Erkeklere de bu konuda eşinin konumunu, durumunu gözetin; onun da istekli olduğu zamanları gözetin denmiştir. İkincisi: Kocasının izni olmadan nâfile oruç tutmamasıdır. Kadın kendi kafasından "Ben oruçluyum" deyip cimâya kapı kapatmayacak. Eğer izinsiz tutacak olursa aç ve susuz kalmış olur, sevap elde edemez. Üçüncüsü: Kocasının izni olmadan evinden dışarı çıkamaz. Eğer çıkarsa gökteki melekler, rahmet ve azap melekleri, geri dönünceye kadar kendisine lânet ederler.

Kaynak: 488. Dergâh Sohbeti — Kadının Kocasına Karşı Vazifeleri, İtâat Sırası, Kocanın H

Namazı kabûl olmayan üç kişi kimlerdir?

Namazı kabûl olmayan üç kişi: İstemedikleri hâlde bir topluma imâm olan kişi — darbe yaparaktan toplumun başına geçenler, değişik ayak oyunlarıyla iktidârı ele geçirenler gibi. Bir kimse atamayla şeyh olmayacak; mecbûr o şeyhe inkısâb edecek diye bir şey olmayacak. Kocası kendisine kızgın olduğu hâlde geceyi geçiren kadın — bu kızgınlık cimâ ile alâkalıdır. Birbirinden alâkayı kesen iki kardeş — hem dergâh kardeşliği mânevî olarak hem de zâhir kardeşlik.

Kaynak: 488. Dergâh Sohbeti — Kadının Kocasına Karşı Vazifeleri, İtâat Sırası, Kocanın H

Hiçbir iyiliği semâya yükselmeyen üç kişi kimlerdir?

Hiçbir İyiliği Semâya Yükselmeyen Üç Kişi: Efendisinden kaçan bir köle — sâhiplerine dönüp onların hizmetine girinceye kadar. Kocası kendisine kızgın olan kadın — kocası râzı oluncaya kadar. Sarhoş olan kimse — ayılıncaya kadar.

Kaynak: 488. Dergâh Sohbeti — Kadının Kocasına Karşı Vazifeleri, İtâat Sırası, Kocanın H

Müslümanların durumu ve belâların hikmeti konusunda ne söylendi?

Allah Müslümanları koruyup kolladığını söylediniz. İnandık, îmân ettik; fakat Müslümanların durumu ortada. Allah Celle Celâlühû sevdiğini tokatlar cinsinden mi korur, muhâfaza eder? Müslümanların canı, ırzı, nâmusu, malının bir değeri yokken ve yeni dünyanın köleleri olarak Müslümanlar gösterilirken Allah Celle Celâlühûnun koruması bunun neresindedir? Biz bu konuyla ilgili zâhirî gördüğümüz budur. Ama işin hak ve hakîkatini, mânevî durumunu bilmiyoruz. Müslümanlar Müslümanlıklarını yerine getiremezlerse, yerine getiremediklerinden dolayı başlarına belâ, musîbet ve sıkıntı gelirse Cenâb-ı Hakk’ın onları temizlediğine işârettir. Eğer Müslümanlar Müslümanlıklarını yerine getiremeden bu dünyadan göçer giderlerse ötede işleri çok zordur. Bir hastalık Müslümana temizliktir. Maddî sıkıntı Müslümana temizliktir. Başına gelen belâlar, musîbetler, sıkıntılar inananlar için bir temizliktir. Yolda giderken ayağınıza taş olsa sizin günâhınıza kefârettir. Bir hastalığa bulaşsanız, bir öksürseniz, grip olsanız günahınıza kefârettir. Bir hastalıktan vefât ederseniz, sizi şehit hükmünde karşısına almak istiyor. Bir zâlimin zulmü altında canınızı verirseniz şehit hükmünde sizi karşısına alıyor. Perdenin gerisinde Cenâb-ı Hakk’ın korumasıdır bu; kulunu tertemiz, huzuruna almak istiyor.

Kaynak: 489. Dergâh Sohbeti — Müslümanların Başına Gelen Belâların Hikmeti, Âileye İnfâk

Ümmetin kendi içindeki kusurları nelerdir?

Neden silahlanmadınız kâfirler gibi? Neden bir ve beraber olmadınız? Neden ayrılığa düştünüz, parçalandınız? Neden "benim cemaatim, senin cemaatin" oldunuz? Neden bir tarîkatın şeyhi öbür tarîkatın şeyhinin arkasından konuştu? Neden insanların "zekât topluyoruz" deyip paralarını iç ettiniz? Neden belediyelerde peşkeş çektiniz? Neden vazîfeleri ehline vermediniz? Neden zekâtlarınızı düzgün hesaplayıp yerli yerine vermediniz? Neden geceleri oturup televizyon izleyip Allah’ı zikretmediniz? Neden hevâ ve hevesinize göre dîninizi yorumladınız? Neden Kur’ân ve Sünnete tâbi olmadınız? Neden kalkıp da Osmanlı’ya arkadan vurdunuz, son İslâm devletini? Neden Osmanlı askerlerini Yemen’de, Bağdat’ta, Şam’da, Arnavutluk’ta, Balkanlar’da, Bosna’da, Kırım’da arkadan vurdunuz? Neden ümmet kendi içerisinde mâsonuyla, ocusuyla, bucusuyla parça parça oldu?

Kaynak: 489. Dergâh Sohbeti — Müslümanların Başına Gelen Belâların Hikmeti, Âileye İnfâk

Osmanlı’nın yıkılması ve 28 Şubat sorumluluğu konusunda ne söylendi?

O günün âlim-i ulemâsı, şeyhi, "şerîat istiyorum" diye Osmanlı’yı yıktı. Osmanlı yıkıldıktan sonra yıkıntının altında kendileri de kaldılar. Sonra pişmanlık risâleleri yazdılar; ne anlamı kaldı? Yıkıldı mı yıkıldı. Yıkılırken bir tuğla da sen çektin mi? Çektin. Bin bir tane tuğla koysan şimdi, o bir tuğlanın karşılığı değil. Yüz yıl gitti ümmet için. Ümmet yüz yıldır kan ağlıyor, kanı dökülüyor, peşkeş çekiliyor. Kim bir kötülük yaparsa geçen bütün köt,ülüklerden nasîbini alır. Osmanlı’nın yıkılmasına fetvâ veren, sebep olan ne kadar âlimi, şeyhi varsa hepsi de sorumlu. Ümmetin içerisindeki meyhanelerden, barlardan, akılan kanlardan, yapılan zinâlardan, katlîamlardan Osmanlı’nın yıkılmasına sebep olanların hepsi de sorumlu. 28 Şubat’tan da sorumlular. Desteklediniz mi? Desteklediniz. Tekkelerinizi kapattınız mı? Kapattınız. Mücâdele ettiniz mi? Hayır. İmam-Hatiplerin kapanmasından, Kur’ân kurslarının kapanmasından sorumlular. Türkiye’deki İslâmî gelişmeyi yirmi yıl geriye itti. Başınıza bir hastalık gelirse temizleyecek Allah sizi.

Kaynak: 489. Dergâh Sohbeti — Müslümanların Başına Gelen Belâların Hikmeti, Âileye İnfâk

Aile fertlerine infâk etmenin fazîleti nedir?

"Allah yolunda harcadığın para, köle âzâd etme husûsunda harcadığın para, miskînlere tasadduk ettiğin para ve âilene harcadığın paradan sevâbı en büyük olan, âile fertlerine harcadığındır." Demek ki birinci derecede bir kimse önce âilesine, eşine, çocuklarına, sonra etrâfındaki akrabalarına harcayacak. "Kişinin harcadığı en hayırlı para âilesine harcadığı paradır. İkincisi Allah yolunda cihât etmek üzere atına harcadığı paradır. Üçüncüsü Allah yolunda arkadaşlarına harcadığı paradır." Birinci derecede âileye, ikinci derecede sohbete, zikrullâha, Allah yolunda koşuşturmaya harcanan para, üçüncü derecede Allah yolunda arkadaşlara harcanan para önemlidir.

Kaynak: 489. Dergâh Sohbeti — Müslümanların Başına Gelen Belâların Hikmeti, Âileye İnfâk

Âileye yapılan her harcama sadakadır mı?

"Karının ağzına koyduğuna varıncaya kadar, Allah rızâsını gözeterek harcadığın her masraf için ecir ve sevap kazanırsın." Eşinin ağzına bir lokma koydun, bir hurma koydun; o dâhi senin sadakandır. Ama bunu eşinin ve çocuklarının yüzüne kalkmayacaksın; "Ben size bakmak için neler çekiyorum" demeyeceksin. Allah muhâfaza eylesin. "Bir adamın mükâfâtını Allah’tan bekleyerek âilesine harcadığı her masraf kendisi için sadaka olur." Kendi nefsine yedirdiğin sadakadır, çocuğuna yedirdiğin sadakadır, eşine yedirdiğin sad,akadır, hizmetçine yedirdiğin sadakadır. Yemek, kıyâfet gibi aslî ihtiyâçlar dâhil hepsi sadakadır. "Veren el, alan elden daha hayırlıdır." İnfâka, geçimini üzerine aldığın kimselerden başla: annen, baban, kız kardeşin, erkek kardeşin ve yakın akrabalarından. Bir kimsenin kendisini başkalarına muhtaç olmamak üzere harcadığı masraf da sadakadır; karısına, çocuklarına ve âile fertlerine harcadığı da sadakadır.

Kaynak: 489. Dergâh Sohbeti — Müslümanların Başına Gelen Belâların Hikmeti, Âileye İnfâk

Tasadduk etmek, fî sebîlillâh vermek midir?

Kerâhat: Giriş

Selamünaleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşaAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşaAllah. Kaldığımız yerden devam edeceğiz inşaAllah: Eşe ve aile fertlerine infak etmenin faziletleri.

Tasaddukta Öncelik Sırası

Ebû Hüreyre radıyallahu anh hazretlerinden şöyle rivâyet edildi: Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbına hitâb edip "Tasadduk ediniz!" buyurdu. Tasadduk etmek, fî sebîlillâh vermektir. Bir kimsenin etrâfına fî sebîlillâh vermesi; ne veriyorsa versin, tasadduktur.

Bir sahâbî dedi ki: "Yâ Resûlallah, benim yanımda bir dinar var." Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona "Onu kendine harca" buyurdu. Adam "Bir daha var" dedi. "Onu zevcene harca" dedi. "Bir daha var" dedi. "Onu da çocuğuna harca" dedi. "Bir daha var" dedi. "Onu da hizmetçine harca" dedi. "Bir daha var" dedi. Ona da cevap olarak dedi ki: "Onu kime harcaman gerektiğini sen daha iyi bilirsin."

O zaman normalde ilk tasadduk kiminedir? Bir kimsenin kendisine, kendi nefsine tasadduk eder. Bir kimsenin kendi iâşesini karşılaması, yemesi, içmesi, kıyâfeti… Ardından eşine harcayacak. Tasaddukun ikincisi eşinedir: eşinin yemesine, içmesine, giymesine, barınmasına. Üçüncü tasadduk çocuklarınadır. Dördüncüsünde ise o kimse kendisi daha iyi bilir; etrâfında kime ihtiyâç varsa, kime daha fazla lâzımsa onadır.

Çocukları ve Ailesi İçin Çalışmak Allah Yolundadır

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam uğradı. Resûlullah’ın ashâbı onu çok güçlü ve kuvvetli gördüler. Dediler ki: "Yâ Resûlallah, bu adam Allah yolunda olsaydı keşke!" Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: "Eğer küçük çocukları için çalışmaya çıkmış ise Allah yolundadır."

Ama bunu Türkiye’deki belirli bir kesimin anladığı mânâda değil. "Çalışmak da ibâdettir" deyip namazları, oruçları, zikirleri terk eden, dînî hayâtı öğrenmesini ve yaşamasını terk eden bir kesim var; onlardan aklımıza gelmesin. Bir kimsenin farzları yerine getirmesi Allah’a en sevgili gelen şeydir. Sabah namazını kılacak, öğlen nam,azının vaktine kadar eşinin ve çocuklarının iâşesi için mücâdele edecek, çalışacak. Öğlen namazını kılacak, sonra yine iâşesini sağlamak için gayret edecek. Namazları terk etmek, es geçmek değil.

"Eğer küçük çocukları için çalışmaya çıkmış ise Allah yolundadır. İhtiyar yaşlı anne ve babası için çalışmaya çıkmış ise Allah yolundadır. Kendi ihtiyâcını karşılamak için çalışmaya çıkmış ise yine Allah yolundadır. Ama gösteriş ve övünmek için çıkmış ise şeytanın yolundadır."

Anne Babaya Bakma Farziyeti

Bir erkek evlâdın anne babasına bakması farzdır. İhtiyaçlarını gidermekle mükelleftir. Kadınlar, kocalarını bu noktada aslâ rahatsız etmeyecekler: "Neden annene bakıyorsun? Neden babana bakıyorsun?" demeyecekler. Namazdan men etmek gibi bir şeydir bu. Allah muhâfaza eylesin.

Anne babalar da "Çocuklar bize bakmakla mükellef" deyip çocuklarına zulmetmeyecekler. Çocukların arasında adâletsiz davranmayacaklar. Erkek çocuk anne babasına bakmakla mükelleftir; kız kardeşine, damada veya diğer akrabalarına değil. Anneler ve babalar, erkek evlâttan alıp diğer evlatlara yedirmeye çalışmamalı; bu da zulümdür. Allah muhâfaza eylesin.

Başka bir hadîs-i şerîfte sahâbeden bir kimse cihâda katılmak istiyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri soruyor: "Geride ne bıraktın?" "Gözü yaşlı anne ve babamı bıraktım" diyor. "Onların senden başka birileri var mı?" "Yok yâ Resûlallah." "Sen git annene babana itâat et. Onların bakımını gözet. Annene babana bakman, onlara itâat etmen cihattır." Öyle "Anne babayı bırak, tarîkatta hizmet et, dergâhta hizmet et" diye nefis aldatmasına kapılmayın. Bu noktada bir erkek çocuğun anne babasına bakması, hizmet etmesi farzdır ve cihât etmek gibidir.

Dilencilik ve Din Adına Dilenme Eleştirisi

Bir kimse kendi iâşesini kendisi sağlayacak. Çalışacak, gayret edecek, mücâdele edecek, koşacak. "Olmuyor" demeyecek, mücâdele edecek. Tembellik yok, dilenmek yok. Alan el olmak yok.

Bugüne kadar uygulamada olmayan, Kur’ân ve Sünnet dâiresinde sahâbenin, tâbiînin, tebau’t-tâbiînin uygulamadığı uygulamalar çıkıyor. Adam çalışmıyor; "Dergâh bakıyor, cemaat bakıyor, tarîkat bakıyor" deniliyor. Yok böyle bir şey. Dilenciliği dîn yapmışlar. Dîn adına dileniyorlar: Kurban dileniyor, et dileniyor, para dileniyor, deri dileniyor… İki deri almak için çırpınıyor. Mü’min vakarlıdır. Dilene dilene okul yaptırıyorlar, kurs yaptırıyorlar; ömürleri dilenmekle geçiyor. Hiç kimse de demiyor "Biz neden dileniyoruz?" Allah muhâfaza eylesin.

Harcamada Ölçü ve İsrâf

Gösteriş İçin Değil, İhtiyâca Göre Harcamak

"Ama gösteriş ve övünmek için çıkmış ise şeytanın yolundadır." Burada nefis terbiyesi var. Gösteriş için yapma, övünmek için yapma. "Aman ne kadar büyük işi var" desinler diye yapma. Kendinizi analiz edin: Benim kazancım ne kadar? Nasıl bir evde oturuyorum? Ev eşyam nasıl?

Koltuklar dökülüyor, gitmiş kocaman bir televizyon almış eve. Yapma. Evin büyüklüğüne, küçüklüğüne göre kendi hâlinde bir televizyon al. Sanki her gece lüks servislerle yemek yeniyormuş gibi 9 milyar liralık yemek takımı alma. Vitrinde dursun diye paketli yığılacak. Sene sonunda bir gün bile kullanmayacak. Bir de 118 taksitle alıyor. Hâline ahvâline bak, git bir tane tabak geç.

Kredi Kartı ve Borçlanma Tuzağı

Cebinde varsa al, yoksa alma. Bu kadar basit. Bizi perişan ediyorlar; herkes borçlu kredi kartından. Adam 6-7 tane kredi kartı açmış, sanki kocaman iş adamı. Ondan ona evirip çevirip uğraşıyor. Allah muhâfaza eylesin.

Geçen Cevdet’le gidiyoruz. Bir bankadan hesap açmak zorunda kalmış. Bankamatik kartı getirmişler, demişler "İstediğin zaman hesaptan çekersin." Eee "Şuraya imza atacaksın" demişler. "Ben bankayla alâkalı hiçbir yere imza atmıyorum" demiş adamcağız. Yalvarmışlar; "Bu senin için kolaylık." "İstemiyorum" demiş. Cebinde varsa al, yoksa alma.

Her İyilik Sadakadır

"Her iyilik bir sadakadır." Birisine yol târîf etmek sadakadır. Tebessüm etmek dâhil sadakadır. Bir kimseye yardımcı olmak, yol göstermek, hayrı tavsiye etmek, sabrı tavsiye etmek, hep sadakadır.

İyi düşünmek dâhil kendinize sadakadır. İyi düşündükçe, iyilik düşündükçe siz iyi olacaksınız. Kötü düşündükçe kötülük hâkim olacak; kendi kendinize zulmediyorsunuz. "Îmân edenler, kendi ellerinizle kendi nefislerinize zulmetmeyiniz." Düşünceni berraklaştır, iyileştir, güzelleştir. Düşünceyi güzelleştirdikçe hem akla hem kalbe hep iyilik yayılacak, iyilik frekansları kuvvetlenecek.

İyi düşünmek zikrullâh’tır aynı zamanda. O zaman biz her dâim iyilik düşünenlerden olacağız. Kendimizi iyiliğe vakfedecek, kötülüğe değil. Kendimizi Kur’ân ve Sünnet dâiresinde yaşatacağız. Kendimizi disiplin edeceğiz. Allah bizi onlardan eylesin. Âmîn.

Âileye Harcama Sadaka Yazılır

"Kişinin âilesi için harcadığı şey kendisi için bir sadaka yazılır." Eve giderken bir tane ekmek aldınız gittiniz; size sadaka yazıldı. Çocukların ihtiyâcı için eve beş kuruş on kuruş gücün kadar bir şey bıraktınız; sadaka yazıldı. Eşinin ihtiyaçlarını görmek için eşine belli bir harçlık verdin; sadaka yazıldı.

"Hanım, ben sana haydi yüz lira verebilirim. Al yüz lira sana." Sadaka yazıldı. Allah onu bereketlendirir. Küçük görme; Allah’a bereket vermesi için duâ et, yalvar. Cenâb-ı Hak hepinizin azına çok bereket versin. Evlerinize, eşlerinize, çoluğunuza çocuğunuza, işinize gücünüze, kazançlarınıza bereket ihsân eylesin.

Bereket ve İsrâf

Hadîs-i şerîfte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: "Bereket tabağın içerisinde kalan bir pirinçte mi, yoksa tabaktan aşağı düşen bir pirin,çte mi?" buyurdu. O bir tek pirinçte bereket olabilir. Kadınlar isrâf etmeyin; bu Hz. Peygamber’in husûsî bir ikazıdır. Bir şeyi atmayın, kokutmayın, eksiltmeyin, dökmeyin. Çöplerinizden insanlar doyar. Yemeklerinizi açıkta bırakmayın; kalmışsa toplayın, dolabına koyun. İsterse iki lokma kalsın; dökme, atma.

Pakette bir şey aldığın anda paketini bozduğun anda bitirmen lâzım. Bitiremedin, koktu. Alma kardeşim. Kışın göbeğinde marketten türlü almak yerine iki tane patates, iki tane et yemeği yapamıyor musun? İsrâf diz boyu. Allah muhâfaza eylesin.

İnfak Ölçüsüne Göre Allah’ın Yardımı

"Kişinin âilesi için harcadığı her şey kendisi için sadaka yazılır. Kendisiyle ırzını koruduğu şey de yine onun için bir sadaka yazılır." Burada "ırz" olarak sakın sadece nâmus olarak düşünmeyin; bir kimsenin kendi haysiyetini, şerefini koruması, muhâfaza etmesi için kendisine harcaması da sadakadır.

"Müminin infak ettiği şeyin karşılığını vermek Allah’a âittir. Allah yüksek binâlar ve günah işlerde harcananların dışındakilerin karşılığını vermeye üzerine almıştır." Allah’ın yardımı yapılan infak ölçüsüne göre gelir. Kim daha fazla infak ederse, Cenâb-ı Hak da ona daha fazla verir.

Yine Allah tarafından sabır, belâ ve musîbetler ölçüsüne göre gelir. Belâ ve musîbet küçükse sana sabır da küçük veriliyor; büyükse sabır da büyük veriliyor. Başınızdaki belâ ve musîbetin büyüklüğüne göre Cenâb-ı Hakk’ın size ihsân ve lütfunun büyüklüğü vardır. Belâ ve musîbet Allah’tan dileme, isteme; ama başına gelirse bil ki Allah lütfedecek, ikrâm edecek, ihsân edecek sana.

"Kulun mîzânına ilk önce konulacak olan şey âilesine yaptığı infâkın sevâbıdır." Allah bizi ellerinin altındakilere infak edip onlara iyi muâmelede bulunan kullarından eylesin inşaAllah.

Soru-Cevap Bölümü

Kerâhat Vaktinde Namaz

Soru: Kerâhat vaktinde yetiştiğim namazımı kılmalı mıyım, bir dahaki vakit kazâ mı etmeliyim?

Cevap: Akşam kerâhat vaktine denk gelirse kılınır, çünkü akşam kerâhat vaktinde ikindinin farzı kılınır. Hattâ müezzinin minâreye çıktığını görseniz de ikindinin farzını kılın. Müezzin akşam namazının ezânını okumaya başlasa dâhi ikindinin farzını kıl. Sabah kerâhat vakti için güneş bir mızrak boyu yükseldiği zaman kılınacak. Ama memuru var, amiri var, vardiyalı çalışanı var; eğer bir daha kılamayacaksanız, Allah affetsin, o kerâhat vaktinde de o namazı kılın.

Teheccüd Namazı Vakti

Soru: Teheccüd namazı saat kaçta kılınmalıdır?

Cevap: Gece yarısından sonra kılınabilir. Teheccüd olması için uyuyup uyanmak gerekir. Hiç uyumadan kılarsanız gece namazı olur; o da sünnettir.

Namazda Kötü Anıların Gelmesi

Soru: Namazdayken nefsim aklıma geride bıraktığım kötü anılarımı getiriyor. Ne yapmam gerekir?

Cevap: Hiçbir şey yapman gerekmez. Bunlar son çırpınışlardır. Bir kimse namaz kılarken geçmişten yapmış olduğu kötülükler, yanlışlıklar nefis tarafından önüne getiriliyorsa, şeytan seni tekrar alıkoymak istiyor. Son çırpınışlarını yapıyor; kurtuluş yakın. Sakın kendini aldatma, şeytana teslim olma; devam et Allah’ın izniyle.

Parfüm, Kolonya ve Abdest Hükmü

Soru: Koku yerine parfüm kullansak olur mu?

Cevap: Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem "Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: güzel koku, iyi kadın, gözümün nûru da namazdır" buyurdu. Erkeklerin güzel kokulanması sünnettir. Kadınların da evlerinin içinde eşlerine kokulanmaları sünnettir. Bazı kokuların içerisinde kalıcı alkol varsa ve insan vücudunda üç dirhemden (yaklaşık 10 gram) fazla kalırsa, o kimsenin üzerinde necâset bulunduğu için namaz kılamaz. Ancak parfümden üç dirhem çıkmaz. Kalıcı alkol değilse söylenecek bir söz yoktur.

Kolonya meselesine gelince: "Kolonya abdesti bozar mı?" sorusu doğru bile değildir. Abdestin bozulması için vücudunuzdan bir şey çıkması lâzım; sanki vücudunuz kolonya üretiyor da değil. "Kolonyalı bir elbiseyle namaz kılınır mı?" diye sorulsa ayrı hükmedilecektir; ama kolonyanın abdesti bozması söz konusu değildir.

Televizyonun Hükmü

Soru: Televizyonun hükmü nedir?

Cevap: Hiçbir eşyânın bu noktada harâmiyeti söz konusu olmaz. Bıçakla adam öldürülüyor diye evde bıçak bulundurmayacak mıyız? Televizyonun kumandası senin elindedir. Eğer kumandaya hâkim olamıyorsan o zaman söylenecek lâf yok.

Kaynak: 490. Dergâh Sohbeti — Eşe ve Âileye İnfak Etmenin Faziletleri, Harcamada Ölçü ve

Televizyonun hükmü nedir?

Hiçbir eşyânın bu noktada harâmiyeti söz konusu olmaz. Bıçakla adam öldürülüyor diye evde bıçak bulundurmayacak mıyız? Televizyonun kumandası senin elindedir. Eğer kumandaya hâkim olamıyorsan o zaman söylenecek lâf yok.

Kaynak: 490. Dergâh Sohbeti — Eşe ve Âileye İnfak Etmenin Faziletleri, Harcamada Ölçü ve

Kullanılmayan eşyâları ne yapmalıyız?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem atmayı yasaklamıştır. "Kullanabiliyorsanız kullanın; kullanamıyorsanız kullanabilecek bir kimseye infak ediniz" buyurmuştur. Atmak yoktur. Rengi kaçmıştır, deform olmuştur; etrâfınızda kullanabilecek bir kimseye hediye edin.

Kaynak: 490. Dergâh Sohbeti — Eşe ve Âileye İnfak Etmenin Faziletleri, Harcamada Ölçü ve

Bankadaki paranın fâizini bir kadın annesine verebilir mi? Fâiz herhangi bir Müslümana da verilir mi?

Verebilir; annesi ihtiyâç sâhibiyse muhtâçsa verilebilir. Erkek zâten annesine bakmakla mükelleftir. Fâiz parası ihtiyâcı olan bir kimseye tasadduk edilebilir; ancak sevap beklenmez. Bu mesele Dâru’l-Harp ile alâkalıdır; Dâru’l-İslâm’da zâten böyle bir durum söz konusu olmaz.

Kaynak: 490. Dergâh Sohbeti — Eşe ve Âileye İnfak Etmenin Faziletleri, Harcamada Ölçü ve

Aldığımız altın borcunu üstüne altın tamamlamak uygun olur mu?

Altını altınla ödeyeceksiniz. Meselâ 32,5 gram bilezik aldıysanız, 32,5 gram bilezik götüreceksiniz. 33 grama tamamlarsanız kendiniz gönüllü olarak yaptığınız için hediye olmuş olur; bunda bir beis yoktur. Ancak alacaklı kimse 32,5 gram yerine 33 gram isterse, aradaki fark fâiz olur. Borçlu bir kimse ise iyilik olarak, hediye olarak fazlasını verebilir.

Kaynak: 490. Dergâh Sohbeti — Eşe ve Âileye İnfak Etmenin Faziletleri, Harcamada Ölçü ve

Baba-evlat ilişkisi nasıl olmalıdır?

Bir kimsenin babasıdır; babası ile görüşmeyi dilediği müddetçe çocuk da babasıyla görüşecektir. Anne-baba arasındaki ilişki bozukluğu çocuklara etkilememeli. Erkek çocuk annesine ve babasına bakmakla mükelleftir.

Kaynak: 493. Dergâh Sohbeti — Rüya Tevili, Nafileleri Gizlemek, İtaat ve Hayır-Şer Mesel

Kız çocuğu yetiştirmenin fazîleti nedir?

Her kim bu kızların yetiştirilmesiyle imtihan edilir de onlara ihsanda bulunursa, güzel bir İslâm terbiyesiyle yetiştirirse, onlar kendisi için cehennem ateşine karşı bir perde olur. Tirmizî rivayetinde: "Her kim kızları hakkında bir şeyle imtihan edilir de onlara karşı sabrederse, kendisi için cehennem ateşine karşı bir perde olurlar." Yine: "Her kim iki kız çocuğuna bakar, yetiştirirse kıyamet günü ben ve o böyle geliriz" buyurarak parmaklarını birleştirdi. "Her kim üç kız çocuğuna bakar, yetiştirirse ona geceleri namaz kılararak, gündüzleri oruç tutarak, Allah yolunda cihad eden mücâhid sevabı verilir." Bir kadın "İki kızı olursa da aynı mıdır?" diye sordu; Rasûl-i Ekrem "İki kızı da olursa aynıdır" buyurdu.

Kaynak: 495. Dergâh Sohbeti — Sevginin Kontrolü, İsraf Ölçüsü ve Kız Çocuğu Yetiştirmeni

Kız çocuğu yetiştirmenin fazîleti nerede belirtilmiştir?

Hazreti Âişe annemiz anlatıyor: "Yanında iki kızıyla birlikte bir şeyler istemek üzere huzuruma bir kadın girdi. Yanımda bir tek hurmadan başka bir şey yoktu. O hurmayı gelen kadına verdim. O da iki kızına taksim etti, kendisi ağzına koymadı, sonra kalkıp çıktı." Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem gelince durumu anlattım; O da buyurdu: "Her kim bu kızların yetiştirilmesiyle imt’han edilir de onlara ihsanda bulunursa, güzel bir İslâm terbiyesiyle yetiştirirse, onlar kendisi için cehennem ateşine karşı bir perde olur."

Kaynak: 495. Dergâh Sohbeti — Sevginin Kontrolü, İsraf Ölçüsü ve Kız Çocuğu Yetiştirmeni

Akîka kurbanı nasıl dağıtılmalıdır?

Kesilen akîka kurbanından kişi kendisi yiyebilir. Yediği miktar kadar parasını tasadduk eder. Akîka kurbanı tamamıyla infak edilecektir; ister gelen misafirlere yedirin ister dağıtın, bu noktada bir sıkıntı yoktur.

Kaynak: 495. Dergâh Sohbeti — Sevginin Kontrolü, İsraf Ölçüsü ve Kız Çocuğu Yetiştirmeni

İş ve dergâh dengesi nasıl sağlanmalıdır?

Perşembe akşamları sohbete geldiği için iş yerinden baskı gören kardeşe şunu söyleriz: Karar size aittir, biz kardeşlerin işlerine karışmak istemeyiz. Haram-helâl noktasında deriz ama diğer konular herkesin kendi iradesiyle vereceği bir karardır. Dergâh için işsiz kalmayın; öyle söyleyeyim. Bu hataları bir kısmı ehli tarîkat yapıyor: minneti işinden yapıyor, işinden olan aşından oluyor, aşından olan eşinden oluyor, çocuklarından oluyor. Herkesin bir hayat standardı var, onu korumaya gayret etmeli. Şimdi hiç kimse köyde yaşamıyor; büyük şehirlerde işsizlik kolay bir şey değil. O yüzden kardeşler işlerine dikkat etsinler, ehemmiyet göstersinler, titiz davransınlar. Kimseye muhtaç olmadan bu dünyadan göçüp gitmeye Allah cümlemize nasip eylesin.

Kaynak: 495. Dergâh Sohbeti — Sevginin Kontrolü, İsraf Ölçüsü ve Kız Çocuğu Yetiştirmeni

Kadının çalışması konusunda ne söylenmektedir?

Bir erkek evlenirken belli bir hayat standardını eşinin önüne koymuş ve eşi de kabul etmişse, kadının "Ben de çalışıp destek olmak istiyorum" demesi erkeğin müsaadesine bağlıdır. Kadın, İslâm’a uygun bir iş bulmuşsa "Müsaade eder misin?" diye sormalıdır.

Kaynak: 496. Dergâh Sohbeti — Rüya Tevili, Oruçta Krem Meselesi, Vesvese ve Beklemek

Öğretmenler kız çocuklarına bunun haram olduğunu defalarca söyleyecekler, bir daha anlatacaklar mı?

Öğretmenler kız çocuklarına bunun haram olduğunu defalarca söyleyecekler, bir daha anlatacaklar. Ailelerinden de yardım isteyecekler. Böyle bir şey varsa ailelerle ortak bir şekilde bu haramdan uzaklaştırmaya gayret edecekler inşallah.

Kaynak: 499. Dergâh Sohbeti — Genç Dervişlerin Edebi, Din Tebliğinde Kolaylaştırma ve Ma

Mübarek gün ve gecelerde veya mübarek yerlerde ölenler kabir azabı çeker mi?

Perşembe gecesi ölenler, Kadir gecesi ölenler, Arife günü ölenler — bunlarla alakalı hadîs-i şerifler vardır. Perşembe günü vefat eden bir kimseye cumaya bağlayan gün, cuma bitinceye kadar kabir azabı yoktur. Arife günü mübarek günde vefat eden kimse için de o gün geçerlidir.

Kaynak: 500. Dergâh Sohbeti — Eşek Sütü Hükmü, Hadîs İnkârcıları ve Evlilik Fıkhı

Sünnet-i Resûlullah’ta evlenecek olan kimselerin üç sefer görüşme hakları var mıdır?

Sünnet-i Resûlullah’ta evlenecek olan kimselerin üç sefer görüşme hakları vardır. Hadîs-i şerifin metninde ailelerin haberi olma şartı yoktur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki evlenecek olan insanların üç sefer birbirleriyle görüşme hakları var. Ailenin bunu reddetmesi veya itiraz etmesi mümkün değildir. Aileler evlenecek olan erkek ve kız hakkında bilgi, fikir toplayabilir, şüphesi varsa çocuğunun önüne eksileri ve artıları koyabilir. Karar verirken çocuklarına yardımcı olma noktasında destek olurlar. Ama ailelerin onların üzerinde bir yaptırım uygulamaları Sünnet-i Resûlullah’a göre Hanefîye göre mümkün değildir. Üç sefer görüştükten sonra taraflar birbirleriyle olumlu bir yol koyarlarsa anında o esnada dahi evlenmeye hakları vardır. Kız babası o gece nikâhlayabilir. Aileler çocuklarını nikâhlamak ve evlendirmekle mükelleftir güçlerinin yettiğince. Üç görüşme sonrası nişanlanınca artık görüşemezler.

Kaynak: 500. Dergâh Sohbeti — Eşek Sütü Hükmü, Hadîs İnkârcıları ve Evlilik Fıkhı

En geç sekizde arkadaşlar toplansınlar mı?

Hadîs: Umre Hazırlıkları ve Pratik Bilgiler

İnşallah pazartesi günü sabah saat dokuzda hareket edeceğiz. Saat on iki kırk beşte uçak. En geç sekizde arkadaşlar toplansınlar. Oda numaralarıyla alakalı yarın sabahleyin bir gözden geçirme zorunluluğu çıktı; bazı odalar tam kat değil, birkaç oda bir katı aşmış. Yarın cumadan sonra resmi siteden herkes baksın, tekrar otel oda numaralarını öğrensin.

Herkes adının, soyadının, kat ve oda numarasını valizlerinin üzerine yazacak. Bu Mekke için geçerli. Mekke’deki planıma göre valizleri komple otelin lobisine koyup Ramazan olduğu için otel görevlilerine odalara taşıttırmayı düşünüyorum. Oruçlu herkes; böyle çok uğraşsın istemedim. Biz hemen gidip tavaf yapıp say yapıp dönünceye kadar onlar da odalara valizleri taşırlar diye düşündüm.

Bagaj ve Zemzem

Kilo ile ilgili otuz kilo olacak kişi başına. Giderken çok bakmıyorlar ama gelirken bir hayli problem yaşanıyor. Herkes ya anlaşarak üç beş kişi dengeleyecek ya da hiç kimse otuz kilonun üzerine geçmeyecek. Zemzemleri firma beşer kiloluk doldurup getirecek, kendisi kargoya verecek. Zemzemden biz sorumlu değiliz.

Sofra Âdâbı ve Günlük Hayat Soruları

Sofrada Konuşmak

Soru: İslâm’da sofra âdâbı nasıl olmalıdır? Sofrada yemek yerken konuşmak uygun mudur?

Tamamıyla susmak yok ama tamamıyla konuşmak da yok. Yemek yerken misafir varsa hiç konuşmadan yenecek diye bir kaide yok. Bu bizim geleneğimizde var ama İslâm hukukunda ve kültüründe böyle bir şey yoktur. Uygun bir şekilde konuşulabilir.

Akıl Fıtrî midir?

Soru: Akıl fıtrî mi? Her insanın aklı aynı mıdır?

Akıl fıtrîdir. Her insanın aklı o kimsenin bilgilenmesine, kendisini yetiştirmesine bağlıdır. Aklımızı hayırlı yönde kullanmak için önce hayrı öğrenmek gerekir. Hayrı öğrenmeyen hayır nedir bilemez. Ama bir kimse hayır ve hikmeti ararsa dışarıdan bilgilenmeden de kalbine ilham gelebilir.

Ev İçinde Hayvan Beslemek

Soru: Ev içerisinde kedi veya köpek beslemek günah mıdır?

Evinizde fare varsa evde kedi besleyebilirsiniz, bunda bir beis yoktur. Evinizde koyun, inek gibi hayvanlarınız varsa onları koruma amacıyla köpek besleyebilirsiniz.

Esnerken Gözyaşı ve Abdest

Soru: Esnerken gözyaşı dökülürse abdest bozulur mu?

Hanefîlerin bir kısmı gözyaşının abdesti bozacağına hükmetmişlerdir. Bir kısmı ise Allah adına akıtılan gözyaşından abdest bozulmaz demiştir. Esneme şeytandandır, hadîs-i şerif mucibince gaflete dalmışsınızdır. Abdest almak faydalı olur.

Çocuk Terbiyesi: Sevdirerek Öğretmek

Soru: On altı yaşında oğlum iki yıldır oruç tutmuyor, on dört yaşındaki oğlum tutuyor. Nasihat ediyorum ama olmuyor, ne yapabilirim?

Çocuklarınıza orucu, ibadetleri küçük yaştan itibaren sevdirerek yaptırın. Daha bâliğ olmamış çocuklar sorumlu değildir; onları zorlayarak bir şey öğretmeye çalışmayın. Sonra o çocuk büyüdüğünde severek yapmadıysa dönüp intikam oluyor. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz; kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.

Hele kız çocukları tatlı tatlı, erkek çocukları tatlı tatlı. Bütün arkadaşları etrafında farklı bir hayat yaşıyor. Sen o çocuğun içerisinde o hayatın içerisinde çocuğunu çekmeye bak. Okula gidiyor, farklı bir terbiye var okulda. Sen o okuldaki yanlış terbiye içerisinde çocuğunu çekmeye bak ama bunu yumuşaklıkla, tatlılıkla yap.

Bir Şeyhin Kızının İbretlik Sözü

Bir şeyhin kızı söyledi bana bunu. Babası şeyh. Bana dedi ki: ‘Babamız bizi dinden nefret ettirdi.’ Kaldım, ne diyeceğimi bilemedim. ‘Ağır bir söz’ dedim. Ama dedi: ‘Babamız öyle sert davranışlarda bulundu ki biz dinden nefret eder hâle geldik.’ Ve dedi: ‘Ben bakıyorum sizin öğretilerinize, sizin davranış biçiminize. Keşke babamız da böyle şeyh olsaydı. Kız kardeşlerimi çağırdım, sizi dinlettim. Babamızın şeyh olmadığına inandık şimdi.’

Yarın öbür gün çocuklarınız sizden nefret etmesin, sizin üzerinizden dinden nefret etmesin. Çocuklarınızı zikrullaha zorla getirmeyin. Yumuşak yumuşak, tatlı tatlı, sevdire sevdire. ‘Hadi derse gidelim, dönüşte dondurma yeriz seninle.’ Çocuk derse karşı alışsın.

Ramazan’da Misafir ve Umre’de İtikâf

Ramazan’da Misafir Ağırlama

Soru: Ramazan’da evimize iftara misafir almak istiyoruz ama eşim misafir konusunda çok titiz, her seferinde problem yaşıyoruz.

Bu çok titiz insanlar sıkıntılı olur. Eşlerinize fırça atarak laf söyleyerek yardımcı olunmaz. İnsanlar yavaş yavaş öğrenecekler, yavaş yavaş her şeye alışacaklar.

Umre’de İtikâf

Soru: Umre’de saatlik de olsa itikâfa girebilir miyiz? Girersek nasıl niyet edelim?

Evet girebilirsiniz. ‘Niyet ettim yâ Rabbi, Beytullah’tan dışarı çıkıncaya kadar itikâfıma’ diye niyet edersiniz. Medine-i Münevvere’de de ‘Mescitten dışarı çıkıncaya kadar itikâfa’ diye niyet edersiniz. İtikâfta olduğunuz müddetçe Allah’ı zikredin, tevhid çekin, dua edin, Kur’ân-ı Kerîm okuyun.

Hadîs İnkârcılarına Karşı Mücadele

Süleymancılarda Kadınların Hacca Gitmesi Meselesi

Soru: Almanya’da Süleymancıların cemaatinde kadınların hacca gitmesi yasak. Allah’ın farz kıldığını başkası yasak edebilir mi?

Allah bizi affetsin. Bunu böyle yapıyorlarsa saçmalıktan başka bir şey değildir. İman eden kadınlara ve erkeklere farz edilen şeyler âyetle sabittir. Cenâb-ı Hakk’ın farz kıldığın bir şeyi bir kimsenin yasaklaması mümkün değildir.

Mustafa İslamoğlu ve Hadîs İnkârı

Mustafa İslamoğlu hiçbir hadîs-i şerifi sahih görmüyor, inkâr ediyor. İşlerine geldiğinde inkâr ediyorlar, işlerine geldiğinde etmiyorlar. Hadislere sahih değil diyor, kime göre sahih diyor, o hadisleri toplayana göre sahih diyor, herkesin bir sahihi var diyor. Muhtemel bir hadis kitabı yoktur diyor. Kadere iman da yoktur diyor. Kabir azabı da yoktur diyor.

Seferilik Hükmü ve Hadîs İnkârının Sonuçları

Âyet-i kerimede ‘Siz sefere çıktığınızda namazlarınızı kısaltınız’ buyruluyor. İyi de kısaltmak ne kadar? Hadisleri inkâr ettikten sonra bir kimse bir mahalleden bir mahalleye gidip ‘Ben seferîyim’ derse ona ‘Hayır değilsin’ kim diyecek? Bir kimse öğlen namazını bir rekât olarak kılıp ‘benim namazım bitti’ dese, hadisleri inkâr ettikten sonra kim ona bir şey diyecek?

Hadisleri inkâr eden bir kimseye soracaksın: Senin eşin başka bir adamla zina ederse ne olacak? Âyet-i kerimede zinâ eden kadına ve erkeğe yüz değnek vurmak var. Ama recm cezası hadîs-i şeriflerdedir. Hadisleri inkâr edersen yüz değnek vurulup iş bitecek; kadın ertesi gün başka canını çektiğine gidecek. Bu kadar basit mi olmalı?

Eşcinselliğin âyet-i kerimede doğrudan cezası yoktur. Lût kavmini helâk etmiş, o Lût kavmiymiş. Peki şimdikine nereden hükmedeceksin? Hükmeden Hz. Ali radıyallahu anh hazretleridir. Eşcinselliğe ölüm cezasını, recm cezasını Hz. Ali Efendimiz Lût kavmine verilen cezadan istinbât ederek hükmetti. Hadisleri inkâr ederek insanların ahlâklarını ve namuslarını paçavraya çevirecekler.

İmâm-ı Âzam’ın Büyüklüğü

İmâm-ı Âzam kırk yıl yatsı namazının abdestiyle sabah namazını kılmış mübarek bir zattır. Tuvaletteki taharetlendiği testi kırıldı diye oturup hüngür hüngür ağlıyor. ‘Neden ağlıyorsun yâ İmam?’ diye soruyorlar. ‘İkinci bir testi benim edep yerimi görecek, ona üzülüyorum’ diyor. Böyle bir edebe sahip. Bırak testiyi, şimdi milletin her tarafı görünüyor, hiç kimsenin umurunda değil. Erkekler dahi streç pantolon giyiyor.

Türkmen Dağı ve Dış Politika

Soru: Rusya’nın Türkmenler üzerine yüzlerce bomba attığı bir zamanda Cumhurbaşkanımızın barışmaya gayret etmesi ne kadar doğru?

Bunlar devlet idaresidir. Devlet aklı ve mantığı farklıdır. Ben kalkıp da devlet idare edecek bir kimse değilim. Devletin içerisinde çalışan mekanizmayı bilemeyiz. Şu anda barışması gerekiyordur, barışır; yarın savaşması gerekiyordur, savaşır. Oturduğumuz yerden analiz etmek doğru değildir.

Türkiye’nin önünde PKK, DHKP-C, PYD, KCK gibi terör örgütleriyle içeride bir uğraşısı var. İçeride bunlarla uğraşırken Türkiye’nin nüfuz alanına giren dış ülkelerde nüfuz alanını kesmek istiyorlar. Halep’e kadar olan bölgede bağı kesmek istiyorlar. Aynı zamanda PYD hatını çevrelemek istiyorlar. Sur içerisinde Diyarbakır’da kadim bin yıllık medreseler vardı; kitaplarıyla beraber yıkılmış, yakılmış. Kürtçe ilmihâl, hadis, fıkıh, tefsir kitabı bırakmamışlar.

Diğer Soru-Cevaplar

Seferilik ve Oruç

Soru: Doksan kilometre ileriye giden seferîyim deyip oruç tutmuyor. Bu konuda görüşünüz nedir?

Doksan kilometre ileri gidiyorsa oruç tutmayabilir. Seferîlik konforla alakalı bir şey değildir. İsterseniz uçakla gidebilirsiniz; seferîlik seferîliktir, İslâm’ın hukuku budur.

Bankada Güvenlik Görevlisi Olarak Çalışmak

Soru: Bankada güvenlik görevlisi olarak çalışmak günah mı?

Faizin çok döndüğü yer derseniz, faizin dönmediği bir yer var mı? Türkiye’de bir kurum gösterin faizin dönmediği.

Padişahlığın Babadan Oğula Geçmesi

Soru: Osmanlı Devletinde padişahlığın babadan oğula geçmesinin dinen bir mahzuru var mıdır?

Yoktur. Devlet idaresidir bu. Din böyle emrediyor diye bir şey yoktur.

Kaynak: 501. Dergâh Sohbeti — Hadîs İnkârcıları, Çocuk Terbiyesi ve Umre Hazırlıkları

Hayırlı bir eş için Ya Latîf Ya Muhîn çekmemizi söylemiştiniz, belli bir sayısı var mı?

Yok, belli bir sayısı yok. Bayanlar da erkekler de evlenme ile alakalı Kur’ân ve Sünnet’e uygun hareket etmiyorlar. O yüzden evlenmelerinde problem çıkıyor. Geç evleniyorlar, evlenemiyorlar. Herkesin kendince hevâ ve hevesinden koymuş olduğu kriterleri var. O kriteri kendisine uygun değil hâlbuki ama sımsıkı yapışmış.

Kaynak: 502. Dergâh Sohbeti — Hayırlı Eş, Türkçe İbadet, Akâid ve Aile Meseleleri

Dil olarak ‘hayırlı bir eş’ diyorlar ama erkekler de kadınlar da bu noktada Sünnet-i Resûlullah’a uygun davranmıyorlar?

Hayırlı bir eş diyen bir bayana bir erkek gönderiyorsunuz, bir sürü şartname çıkıyor ortaya. Veya bir erkeğe bayan gönderiyorsunuz, arkasından başka şeyler çıkıyor.

Kaynak: 502. Dergâh Sohbeti — Hayırlı Eş, Türkçe İbadet, Akâid ve Aile Meseleleri

Benim bildiğim hayırlı eş bu mudur?

Erkek ise eşini dövmeyen, sövmeyen, hakaret etmeyen, çocuklarına kötü davranmayan, evde kötü davranmayan. Kadın ise kocasına itaat eden, kocasını seven, sahâbeye muhabbet besleyen, çoluğuyla çocuğuyla ilgilenen, eviyle ilgilenen. Benim bildiğim hayırlı eş budur.

Kaynak: 502. Dergâh Sohbeti — Hayırlı Eş, Türkçe İbadet, Akâid ve Aile Meseleleri

Eşim sürekli her konuda annesine danışıp birlikte aldığımız kararları değiştiriyor. Bana değer vermiyor, evliliğimi bitirirsem günaha girer miyim?

Evet günaha girersin. Çünkü bir erkek illaki eşine bu konuda danışmak mecburiyetinde değildir.

Kaynak: 502. Dergâh Sohbeti — Hayırlı Eş, Türkçe İbadet, Akâid ve Aile Meseleleri

Düğünlerde bayan ve erkeklerin beraber oynaması doğru mu?

Oynamaları yanlıştır. Oturmakta bir beis yok, herkes oturabilir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Hz. Âişe annemize dedi ki: ‘Def vurdunuz mu? Defsiz nikâh nikâh değildir. Ensâr defi severdi, def vursaydınız.’ Evlilik düğününde eğlencenin olması câizdir. Kadınlar kadınlarla, erkekler erkeklerle eğlenebilir. Hanefîler bunu câiz görmüştür.

Kaynak: 502. Dergâh Sohbeti — Hayırlı Eş, Türkçe İbadet, Akâid ve Aile Meseleleri

Zaman gazetesinin Hollanda şubesi ‘Peygamber Efendimiz yaşasaydı eşcinsel evliliğe izin verirdi’ dedi. Ne dersiniz?

Bir kimse bunu söylerse tecdîd-i iman, tecdîd-i nikâh gereklidir o kimseye. Çünkü eşcinsellik âyetle, hadisle çok büyük günah-ı kebâirdir, yasaktır ve haramdır.

Kaynak: 502. Dergâh Sohbeti — Hayırlı Eş, Türkçe İbadet, Akâid ve Aile Meseleleri

Darbe gerçekleşseydi herkes darbeci olur muydu?

Darbe: 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü ve Toplumsal Tepki Darbe gerçekleşemediği için şu anda herkes AKP’li oldu. Ben bunu AKP’yi kötülemek için söylemiyorum, ben kendim de AKP’liyim. Ama Yani TSK yönetimi ele alsaydı çoğu insan onlardan yana olur muydu? Belli olmaz bunlar. Normalde bu böyle olurdu, şu şöyle olurdu deyip analiz etmek mümkün değil. Muhakkak ki bir yerde bir sıkıntı olunca bir kısmı o sıkıntıdan dolayı dökülür. Bu insanoğlunun gerçeğidir; bir yerde bir problem varsa, baskı varsa, insanlardan bir kısmı orada sıkıntı yaşayabilir. Baskıcı, sıkıntı veren tarafa yönelebilir ya da kendi bulunduğu yolu terk edebilir. Bunlar tarih boyunca görülmüş şeylerdir. 28 Şubat Tecrübesi ve Dersler Aynı şey 28 Şubat’ta bizim kardeşlerimizin üzerinde de görüldü. Yani şunda görülür bunda görülmez diye bir kaydı yok. Bir sufi dairede bunlar yaşandıysa, bir partide de yaşanması gayet normal ve doğaldır. 28 Şubat’ta bizim bazı arkadaşlar bizi terk ettiler. Şeyh Efendi’nin söylediği şey şuydu: ‘Oğlum, diyorlar ki çeklerimizi ödeyemezsek Mustafa abim ödeyecek, dükkanlarımızı Mustyabim açacak. O yüzden biz ayrılıp ayrı ders yapmak istiyoruz.’ Şeyh Efendi de onlara demiş ki tamam, siz derslere gitmeyin, kendi kendinize evde toplanın. Bir kısmı memurluğunu söylemiş, bir kısmı çeklerini söylemiş, bir kısmı dükkanını. O kardeşler bizden ayrıldılar o zaman için, ayrı ayrı dersler yaptılar. Şeyh Efendi’nin zamanında 28 Şubat’taki sıkıntıları bahane ederek dersleri iptal etti arkadaşlar, kendi bulundukları illerde, ilçelerde, bölgelerde. Dersleri iptal ederken Şeyh Efendi’ye demişler: ‘Baskı var, polis geliyor.’ Bize de geliyordu o zaman. Biz de basıldık, değişik birkaç yerde basıldık. Umre’deki Telefon Görüşmeleri Şeyh Efendi bana soruyordu. Hatta hiç unutmuyorum, Umre’deydik. Telefon açıyorlar tek tek, korku hummasına kapılmışlar gibi. ‘Efendim burada problem var, dersleri iptal edebilir miyiz?’ diye soruyorlar. Şeyh Efendi de ‘edin’ diyor. Ben yanı başındayım. Ama bir şeyhle aynı hizaya oturmak edebe aykırıdır; biraz geriden durmak, biraz arkadan takip etmek edeptir. O yüzden biraz gerisinde duruyorum. Her telefonu açanda kafasını çeviriyor bana: ‘Oğlum filanca yerde sıkıntı varmış, sende var mı?’ Bizde yok efendim diyorum. Bu Bursa’ya yansıtılırken arkadaşlara ‘Şeyh Efendi bütün dersleri iptal etmiş’ diye söylemişler. Bursa’dan beni arıyorlar: ‘Şeyh Efendi dersleri iptal etmiş.’ Ben diyorum ki yanındayım, iptal etme dedi. Her arayan da bana soruyor: ‘Oğlum Bursa’da bir sıkıntı var mı?’ Yok efendim diyorum. O polis gelir, basar, götürür seni; bunlar sıkıntı değil, ama onlar sıkıntı olarak görüyorlar. Derslere Devam ve Ayrışma O Umre’deki mesele atlatıldı, biz derslere devam ettik. Sonradan bizim bazı arkadaşlar, biz dersleri iptal etmeyince, devam edince ayrıldılar. Şimdi Bursa’da farklı gruplar var, Şeyh Efendi’den kalma birkaç tane. Onlarla bizim ayrışmamız 28 Şubat’tadır. Ben de dedim ki: Siz bir yerde bir problem varsa ona susarsanız ondan olursunuz. Fıkıhta bir hüküm var: Bir yerde kumar oynanıyorsa sen de o masaya oturup seyrediyorsan oynamış gibi günah-ı kebâire girersin. Bir yerde zina yapılıyor, sen de oradaysan seslenmiyorsan, zina yapmış gibi günah-ı kebâire girersin. Bir yerde içki içiliyor, sen de oturuyorsan onlara bir şey demiyorsan, içmiş gibi günah-ı kebâire giriyorsun. Darbe var, susuyorsan, sen de yapmış gibi günah-ı kebâire giriyorsun. Darbenin Arkasındaki Güçler ve FETÖ Meselesi Ortalığı kan gölüne çeviriyor, darbe yapılıyor. Ne yapıldığı belli değil, arkasında kimin olduğu belli değil, kimin adına yapıldığı belli değil. Düşünebiliyor musunuz? Bir darbe yapılıyor, kimin adına yapıldığı belli değil. Cumhurbaşkanı kim olacaktı acaba? Cumhurbaşkanını öldürmeye gidenler yerine kimi Cumhurbaşkanı ilan edeceklerdi? Başbakanın konvoyunu tarayanlar, ona mermi sıkanlar, onu öldürmek için takip edenler, yerine kimi başbakan yapacaktı acaba? Çünkü darbeci olunca muhakkak senin bir Cumhurbaşkanın, bir başbakanın vardır. Onunla gidip görüşmüşsündür, konuşmuşsundur, anlaşmışsınızdır. Ya da birileri Amerika’dan paketlenip getirilip başımıza Humeyni’miz olacaktı. Bunların hepsi muamma mesela. Şu anda devlet de çerçeveyle uğraşıyor: nerede savcı var, nerede hâkim var, nerede öğretmen var, onları almakla meşgul. Asıl Bataklığa Yönelmek Eyvallah, alacak alacağını. Asıl bataklığa doğru yönelecek. Bu darbenin stratejik planını çıkaracak ortaya. Arkadaki uluslararası desteği çıkaracak. Uluslararası siyasi destek, stratejik destek, askerî destek, ekonomik destek — kim bunlar? Bunların ülke içindeki yapılanmaları kim? Ülke içerisindeki siyasi, askerî, stratejik, ekonomik yapılanmaları kimlere ait? Bu önemli. Bunun açığa çıkması lazım asıl. Git oradan öğretmenin işine son ver, o işin kolay tarafı. Ben on günden beri şunu duymuyorum: Bu darbe yapmak isteyenlerin uluslararası güç olarak şunlar şunlar var demelerini. Bunların Türkiye’deki siyasi yapılanması bu, iktisadi-ekonomik yapılanması bu, sosyal yapılanması bu denmesini bekliyorum. Hedefte bir tane FETÖ’yü koydular önümüze, gelen geçen FETÖ’ye ateş ediyor. Tek başına mı bu? Eğer sadece o bu işi organize ettiyse, devlet bunun pırtısını toplasın, kendi kendine laf etsin. Yeniden sıfırdan devlet kursunlar. Eğer söz konusu cemaat bugün tek başına bu darbeyi yapıyorsa, Türkiye’de yapmaya çalışıyorsa, devlet ve devleti idare edenler pırtılarını toplasınlar. Bu daha büyük bir ayıptır, daha büyük bir handikaptır. Bir tane adam ve onun kurmuş olduğu cemaat, bu ülkede 200-300 tane bilinen kanlı bir darbeye kalkışıyorsa ve devletin kendi içerisindeki güçler ilk etapta buna bastırmaya yönelik bir şey yapamıyorsa, bunu önleyen bunu bastıran sivil halk ise, işin daha büyük garibi budur. Neden vergi veriyoruz? Neden polis besliyoruz? Neden hukuk, hâkim, savcı besliyoruz? Neden askeriye besliyoruz? Olağanüstü Hal, Hukuk ve Adalet İdam Tartışması ve Darbeci Zihniyeti Aynı şey 28 Şubat’ta bizim kardeşlerimizin üzerinde de görüldü. Ben üçüncü darbeyi yaşadım. Üçüncüsünde galip geldi halk. İkincisinde de yenildiğimizi düşünmüyorum. Cenâb-ı Hakk’a hamdolsun, hiç dersleri iptal etmedik. İki tevhid okuduk, on tevhid okuduk, zikrullah yaptık, basıldık, biz devam ettik. Azaldık ama azaldık; herkes bir bahaneyle yanımızdan ayrıldı. İdam yasak mı Türkiye’de? Evet. İşte şimdi idamı yerine geri getirip de darbecileri asarsanız hukuksuzluk yapmış olursunuz. Siz de darbeci kafası olursunuz. Adamı mevcut yasaya göre yargılayacaksın. Adama bakacaksın darbeye karışmış mı? Darbeye karışmadıysa, eline silah almadıysa, desteklemediyse onu darbeden yargılayamazsın. Onu darbeden yargılarsan sen de darbeci kafalı olursun. Hamasi lâfla, garezle olmaz. İslâm böyle davranmaz. Tecavüzcüleri astın mı? Katilleri astın mı? PKK teröristlerini astın mı? Öcalan’ı astın mı? Bakıyorsun orada yıllardan beri. Onca askeri şehit eden, şehirlerin yıkılmasına yakılmasına sebep olan teröristleri astın mı? 28 Şubatçıları astın mı? 28 Şubat’ın hesabını bile göremediniz. Olağanüstü Halin Hukuki Çerçevesi Neden olağanüstü hal uyguladılar? Bütün herkesi alıyorlar çünkü. Normal şartlarda üç gün içerisinde bırakman lazım hukuken. Olağanüstü hal hukuku farklı. Şimdi üç gün içerisinde bırakmak zorunda değil. Soruşturmayı derinleştirene kadar, tamamlayana kadar içeride tutacak. Doksan gün tutacak içeride. Doksan günde suçsuz olduğu anlaşılanları gönderecek. Böylece o zamana kadar da ortalığı düzeltirse düzeltecek. Ama geriye yönelik hukuksuzluk yapamazsın. Bu da darbe zihniyeti olur. O zaman bu da halkın arkasında durmasını etkiler. Bizim insanımızın kalbinde böyle bir hassas nokta var. Kim zulmediyorsa Cenâb-ı Hak onun gönlünden o sevgiyi alıyor. Hz. Ali’nin Adaleti ve Muaviye Kafası 28 Şubat’a destek verenler tasfiye olacaklar hep dedim, tasfiye oldu. Şimdi en son tasfiyeyi yaşıyoruz. 28 Şubat’ı destekleyen cemaat tasfiye oluyor şu anda. 28 Şubat’ta Müslümanlara zulmedilirken onlar seyrettiler. Hz. Osman Efendimiz’i bâğiler sarmışlar, su dahi vermiyorlar. Tek başına o muhasarayı yarıp geçen Hz. Ali radıyallahu anh hazretleri. Eline su, ekmek, iftarlık bir şeyler alıyor. Her gün o muhasara altındayken ona yemek ve su götüren Hz. Ali Efendimiz. Ve o muhasara altındayken Muaviye’nin beş bin teçhizatlı askeri Medine’nin dışında ordugâh kurmuş. Öbür taraftan Mısır’dan askerler geliyor. Mısır’da kim var? Amr bin Âs. Kim atadı? Hz. Osman radıyallahu anh hazretleri. Ama en samimi arkadaşı kim? Muaviye. Paralel devlet yapılanmasının temeli budur İslâm tarihinde. Kur’ân-ı Kerim’in sayfalarını mızrakların ucuna asma aklını veren kim Muaviye’nin yanında? Amr bin Âs yine. Sahâbenin yaşadığı hayatı iyi okuyacaksınız, olayları iyi analiz edip bugüne taşıyacaksınız. Hz. Osman’ı bunların içinden birileri katletti dedi Muaviye, sanki kendisi o katliama seyirci kalmadı. ‘Hepsini de katlet bunların’ dedi. Hz. Ali Efendimiz ise dedi ki: ‘Suçluları bulup suçluları cezalandıracağız.’ Devletin vazifesi suçluları bulup suçlaramı cezalandırmaktır. Topyekûn cezalandırmak Muaviye kafası olur, Yezid kafası olur. Masum İnsanların Korunması Bu arada korkum şu: Hani derler ya kurunun yanında yaş da yanar diye, kurunun yanında yaşın yanmasından korkarım. Darbeye de darbecilere de karşıyız, hukuksuzluğa da karşıyız, adaletsizliğe de karşıyız. Bir masumu savunmak en büyük cihattır. En zor zamanda, en sıkıntılı zamanda bir masumu savunmak en büyük cihattır. Şimdi darbecilere karşı galibiyet var. Darbecilere karşı galibiyet varken masum insanların ezilmesine karşı çıkacak sağduyulu, adalet sahibi, hukuk sahibi seslere de ihtiyaç var. Masum insanlara dokunulmaması gerekir. Önlem açısından devlet önlem alır, gözaltına alır; ama masum insanların burnu dahi kanamamalı. Devletin görevi bunları ayırt etmektir. Toptan pazarlık olmaz. Vatandaş olarak öğrenmek istiyorum: Bu 15-16 Temmuz darbesinin arkasındaki uluslararası güçlerin kim olduğunu, bu uluslararası güçlerin Türkiye’deki işbirlikçilerinin kim olduğunu, bunların hangi örgütler altında toplandığını, ekonomik yapılanmalarının ne olduğunu, hangi vakıf ve dernek çatıları altında olduğunu öğrenmek istiyorum. Soru-Cevap Bölümü Adak ve Kurban Meselesi Soru: Kişinin anne babasının bilerek veya bilmeyerek adadığı kurbanlar unutulup kesilmediği zaman çocuklarına sıkıntı olur mu? Anne babanın yapmış olduğu hata ve kusurlar çocukların üzerine sirayet etmez. Çünkü günahlar, hatalar, kusurlar, unutmalar bireyin kendisini ilgilendirir. Bu konuda âyet açıktır: Herkes kendi günahını yüklenir. Bir kimse adak adayıp da unuttuysa, hatırladığında gidip kesmesi lazımdır. Peygamberimize Salavât Soru: Peygamberimize nasıl salavât getireceğiz? En kısası: Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed. Bu en kısa ve özlü salavât formülüdür. Sarık ve Haydari Olmadan Zikir Soru: Haydari ve sarık sarmadan, giymeden zikre girilse kabul olur mu? Hadîs-i şerifte buyrulmuştur: ‘Allah sizin suretlerinize, dışınıza bakmaz; içinize, kalplerinize bakar.’ Sarık sarmak sünnettir, haydari de Hz. Ali’nin kıyafetidir. Ama Cenâb-ı Hak sizin iç dünyanıza, kalbinize bakar. O yüzden zikir her hâlükârda kabuldür. Çocuk Yetiştirme ve Aile İlişkileri Çocuklara Karşı Aşırı Sevgi Problemi Soru: Beş aylık bebeğim var, herkes kafasına göre davranıyor. Hırpalayarak, ısırarak seviyorlar. Çocuğuma kendi kurallarıma göre davranamıyorum. İlk çocuğum çok arsız oldu, bu çocuğum da öyle olmasından korkuyorum. Ne yazık ki bizim insanımız öyle seviyor. Bizim orada çok kullanırlar: ‘Ayı eniğini severken öldürürmüş.’ Bizim insanımız da çocukları severken perişan ediyorlar. Yanağını sıkacağım diye uğraşıyor, öperken ısıracağım diye uğraşıyor, kolundan ısıracağım diye uğraşıyor. Çocukları mıncıklamaktan, kesme almaktan, öpüp ısırmaktan ne anlıyorlar bilmiyorum.

Kaynak: 503. Dergâh Sohbeti — 15 Temmuz Darbe Analizi, Adalet ve Aile Hukuku

Dervişin önünde bir şeyh vardır, şeyh onun için prototip midir?

Dervişin önünde bir şeyh vardır, şeyh onun için prototiptir. İlk gördüğü odur. Şeyhin edebini, âdâbını, erkânını örnek alır kendisine. Bu tasavvuf yolunun en düşük mertebesidir. Bunun asıl bir adım ilerisi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini prototip alıp onun hâliyle hallenmektir.

Kaynak: 503. Dergâh Sohbeti — 15 Temmuz Darbe Analizi, Adalet ve Aile Hukuku

Iyi derviş odur mu?

İşte iyi derviş odur. İyi derviş burada derste zikrullah yapıp bitmek değildir.

Kaynak: 503. Dergâh Sohbeti — 15 Temmuz Darbe Analizi, Adalet ve Aile Hukuku

Bir kadının annesi, damadıyla alakalı onu yetiştiren üstada teşekkür ediyorsa mesele bitmiştir?

Çünkü bir kızın annesi asla kolay kolay kızının üzerinde duran erkeğin şeyhine ya da anne babasına kolay kolay teşekkür etmez.

Kaynak: 503. Dergâh Sohbeti — 15 Temmuz Darbe Analizi, Adalet ve Aile Hukuku

Aynı şekilde yüzde yetmiş-seksen gelinlerden de razı değil midir?

Aynı şekilde yüzde yetmiş-seksen gelinlerden de razı değildir. Eğer bir kayınvalide ciğerinden döküle döküle ‘Gelinimden Allah razı olsun’ diyorsa, vallahi o gelin cennetliktir.

Kaynak: 503. Dergâh Sohbeti — 15 Temmuz Darbe Analizi, Adalet ve Aile Hukuku

Mîrâs hukuku ve çifte standart nedir?

Zinâda İslâm hukuku aramayan, içkide İslâm hukuku aramayan, kumarda, fâizde, haramlarda İslâm hukuku aramayan Müslümanlar, mirasa gelince herkesten fazla mümin kesiliyor — bilhassa erkekler. Daha babaları ölmüş, yatıyor orada; saat üçte telefon açıp ‘Erkek iki mi alır, bir mi alır?’ diye soruyorlar.

Kaynak: 513. Dergah Sohbeti — Biatlaşma, İhsân Hedefi ve Helâl Ticâret

Peygamber: Kadının Rahmi ve Erkeğin Menisi: İslâm Hukukunda Karşılıklı Haklar İslâm hukukunun dikkat çekici noktalarından biri midir?

Peygamber: Kadının Rahmi ve Erkeğin Menisi: İslâm Hukukunda Karşılıklı Haklar

İslâm hukukunun dikkat çekici noktalarından biri, eşler arasındaki bedensel hakların karşılıklılığıdır. Cinsel ilişki esnasında erkeğin menisi kadına âittir; kadından izinsiz dışarı boşanması câiz değildir. Kadının rahmi ise erkeğe âittir; kadın da rahminde herhangi bir operasyonu erkekten izinsiz yaptıramaz.

Bu sebeple bir kadının, erkeğinden habersiz çocuğunu aldırması haramdır ve birden fazla günâh-ı kebâir işlenmiş olur: hem erkekten izinsiz tasarruf, hem de çocuğun aldırılması. Ancak erkeğin de kadına tam anlamıyla maddî-mânevî kocalık vazifesini yerine getirip getirmediği sorgulanmalıdır. Eğer erkek muktedir değilse, kadının farklı davranma hakkı doğar; ama bunu adama söylemesi ve gerekirse ayrılması gerekir, habersiz işlem yapması değil.

Kadınlar bu tip İslâm hukukuna uygun işlenmeyen birlikteliklerden kaçınsınlar. İslâm’ın müsaade ettiği çerçevede bile — normal bir evlilikte bile — kadınların hukuku çoğu zaman korunmuyor. Evlenirken isabetli seçim yapmak çok önemlidir. Dergâh içerisinde de evlilik yapacak olanlar dikkatli olsunlar; sadece dervişlik, iyi olmak yetmiyor. İyi ahlâklı olmak, sahip çıkmak, mücadele etmek de lâzım.

Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

Sahâbeden bir kimse son nefesine yakın, annesi hakkını helâl etmiyor?

Hz. Ebû Bekir gönderiliyor, anlaşamıyor. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bizzat gidiyor ve soruyor: ‘Neden hakkını helâl etmiyorsun?’ Kadın diyor: ‘Beni Medîne’nin dışında bıraktı. Benimle ilgilenmedi. O kadına uydu. Ben fakr-ı zarûret içindeyim. Oğlumu dahi göremedim.’

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem oğlunu toplatıyor, ateş yaktırıyor, bir çarşafa sardırıyor: ‘Ümmetimin mahşerde cehennemde yanmasına gönlüm râzı değil; orada yanacağına burada yansın.’ Üç dediğimde ateşe atacaksınız dediğinde, kadın dayanamayıp koşarak gidiyor: ‘Her ne kadar bana zulmettiyse hakkımı helâl ediyorum.’ Adam da o esnâda kelime-i şehâdet getirerek vefât ediyor.

Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem anne babaya bakmayı cihattan evlâ görmüştür: ‘Senin yaşlı annen baban yok mu?

Erkek çocuklar anne babalarına bakmakla vazîfelidir; bu farzdır. Hz. Onların bakıma ihtiyacı yok mu? Senden başka bakacak yok mu? Dön, annene babana bak’ (Buhârî, Cihâd 138; Müslim, Birr 5). Şirkten sonra en büyük günâh-ı kebâir anne babaya âsi olmaktır (Buhârî, Edeb 6; Müslim, Îmân 143). Kadınlar, kocalarının anne babalarına olan hizmetini, saygısını, muhabbetini sakın engellemeye kalkmasınlar; günâh-ı kebâir işlemiş olurlar. Anne babalar da çocuklarını yokuşa vurmasınlar; iyi gelen çocuğa yüklenip, sözünü dinlemeyene para yedirmesinler.

Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

Dervişler anne babalarının, eşlerinin, çocuklarının, iş arkadaşlarının, devletin önünde kıymetsiz midir?

Dervişler anne babalarının, eşlerinin, çocuklarının, iş arkadaşlarının, devletin önünde kıymetsizdir. Bu dünya bizim kıymet bulacağımız bir dünya değildir. Ne kadar iyi olursanız olun, yakın çevrenizde kıymet göreceğinizi beklemeyin. Beklerseniz hâlet-i rûhiyeniz bozulur.

Kayınpederler en mükemmel damatlardan bile şikâyetçidir: ‘Derslere gidiyormuş.’ Bir kız, madde bağımlılığından kurtulmuş, örtünmüş, namaz kılıyor; annesi babası gelip ‘Kızımızın peşini bırak’ diyor — çünkü evde zikir yapıyor, sohbet dinliyor. Uyuşturucu kullanırken ses çıkarmayan anne baba, kızı Allah’ı zikretmeye başlayınca rahatsız oluyor.

Anne babalar, eşler, herkes: karşınızda dervişlik yapan bir kimse var, kıymet bilin. Hiç olmazsa rampa vurmayın onlara. Allah’ı zikrediyorlar, hürmet ediyorlar, hizmet ediyorlar. İçki içmiyorlar, kumar oynamıyorlar, hovardalık yapmıyorlar. İşlerinden evlerine, evlerinden dergâha, dergâhtan eve, evden işe — üçgenin dışında bir yerleri yok. Buna hamd edin, şükredin.

Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

Bir kadının başka bir erkeğe mail etmesi serkeşlik midir?

Bir kadının başka bir erkeğe mail etmesi serkeşliktir. Henüz ortada zinâ yokken bile, bu durum erkeğe evliliğini kurtarmak adına tedbirler alma hakkı verir. Sûfîler dövmezler; nasihat ederler. Ama mail devam ediyorsa, tövbe edip geri dönmüyorsa boşarlar.

Kendini bilen bir erkek evli bir kadına bakmaz, mail etmez. Evli bir kadın mail etse bile cevap vermez; nasihat eder: ‘Evine, barkına, adamına, çoluğuna çocuğuna sahip çık.’ Evli bir kadına bakan adam — ister evli olsun ister bekâr — adam görünümünde süprüntüdür. Evli bir kadınla zinâ etmenin cezâsının recm olmasının sebebi, bunun insanlıktan ve hayvanlıktan aşağı bir davranış olmasıdır.

Birinci derecede suçlu erkektir. Kadının başında dosdoğru adamlık yap: hem maddî, hem mânevî, hem cinsel olarak adamlık yap. Adamlık yaptığı hâlde kadın hâlâ başkalarına yöneliyorsa, o zaman cibilliyeti bozuktur; katil olmaktansa boşa.

Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

İsmâil aleyhisselâm’ın yerine gönderilen koçun kınalı — hatta boynundan kınalı — olduğuna dâir rivâyetler var mıdır?

Kına Yakmanın Menşei

Hz. İsmâil aleyhisselâm’ın yerine gönderilen koçun kınalı — hatta boynundan kınalı — olduğuna dâir rivâyetler vardır. Türk toplumunda Orta Asya’dan beri savaşa giderken, askere gönderilirken, düğün gecesinde ve sünnet olurken erkeklerin şehâdet parmaklarına kına yakılır — vatana millete kurban verdik anlamında. Kadınlar da nikâhlanırken kına yakarlar; kınalı el, elin görünmesi câiz olduğundan dolayı gösterilebilir.

Kadınlarla Biatlaşma Âdâbı

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in kadınlarla biatlaşmasında, Hind binti Utbe yüzünü gözünü örtmüş hâlde elini uzatmıştır. Eli nasırlaşmış, erkek eli gibi görüldüğünden, Peyg. Efendimiz ‘Bu kadın eli mi, erkek eli mi?’ diye sormuştur. Hind gidip eline kına yakmış, tekrar elini uzatmıştır. Bu, kadınların kınalı ellerini göstermelerinin câiz olduğuna delildir.

Bizim dergâhımızın kadınlarla biatlaşma usûlü: kadınların biatını kadın zâkirler alır. Üstâda da biat ederler ama musâfaha etmeden. El ele, diz dize biatlaşma yapılmaz. Bazı yerlerde sarık uzatılıp kadınlar o sarığı tutarak biat edermiş; Şeyh Efendi bunu da yapmıyordu.

Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşlerinin tesettürü özel hukuk mudur?

İslâm’da kadının tesettürü üç hâlde farklıdır: evin dışındaki tesettür (vücut hatları belli olmayacak, ince olmayacak, el-yüz-ayak müstesnâ örtünecek — Hanefî ölçüsü), evin içindeki kıyâfet (kendi kültürüne göre, İslâm ev içini fıkıhsal olarak fazla dizayn etmez) ve evde ibâdet ederken tesettür (örtünme yeterli; pantolon, pijama, eşofman — gönül arzu eder ki rahat ve bol kıyafetler tercih edilsin).

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşlerinin tesettürü özel hukuktur. Onlar peygamber eşidir; her an Cebrâil aleyhisselâm vahiy getirebileceğinden, evlerinin içinde de tesettüre riâyet etmeleri gerekir. Bu hüküm diğer kadınları bağlamaz; hatta tersinden bakılırsa ‘Sen peygamber eşi misin?’ denilir.

Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

İstiğfar (bağışlanma dilemek) ise, o güne kadar işlenmiş günahlardan affını istemek midir?

Tövbe etmek, bir günahtan geri dönmektir; bir hatadan, bir yanlıştan geri dönmek. İstiğfar (bağışlanma dilemek) ise, o güne kadar işlenmiş günahlardan affını istemektir. İkisi farklıdır: tövbe geleceğe, istiğfar geçmişe bakar. Allah bizi bağışlananlardan ve tövbesinde sâdık kalanlardan eylesin.

Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

Bir üstâdın, bir sûfînin geriye bırakacağı miras da Kur’ân, sünnet ve sûfîlerin hâlleri olmalı mıdır?

Ebû Hüreyre radıyallâhu anh bir gün Medîne çarşısına girdi ve seslendi: ‘Ey pazarcılar, ne kadar âcizsiniz! Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in mirası taksim ediliyor, siz hâlâ buradasınız. Gidip nasibinizi almayacak mısınız?’ Pazarcılar koşarak mescide gittiler; döndüklerinde ‘Hiçbir şey taksim edildiğini görmedik’ dediler.

Ebû Hüreyre sordu: ‘Mescitte hiç kimseyi görmediniz mi?’ Dediler: ‘Evet, bir kısmı namaz kılıyor, bir kısmı Kur’ân okuyor, bir kısmı da helâl ve haramları müzâkere ediyordu.’ Ebû Hüreyre buyurdu: ‘Yazıklar olsun size, işte Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in mirası budur!’

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in mirası Kur’ân ve sünnettir: ‘Size iki şey bırakıyorum; kim sımsıkı yapışırsa asla dalâlete düşmez: biri Allah’ın kitabı Kur’ân, diğeri sünnetim’ (Mâlik, Muvatta, Kader 3). Bazı rivâyetlerde ehli beytim de eklenir. Bir üstâdın, bir sûfînin geriye bırakacağı miras da Kur’ân, sünnet ve sûfîlerin hâlleri olmalıdır.

Kaynak: 514. Dergah Sohbeti — Eşler Arası Hukuk, Anne Babaya İtaat ve Peygamber Mirası

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları