Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

487. Dergâh Sohbeti — Kıskançlık, Nefis Terbiyesi, Talâk ve Hülle, Kadının Kocasına İtâati ve Karşılıklı Haklar

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 487. Dergâh Sohbeti — Kıskançlık, Nefis Terbiyesi, Talâk…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

As-salamu alaikum. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Kıskanç olmak şeytanın bir oyunu mudur? Makul kıskançlık Allâh’ın fıtratıdır. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki Allâh kıskançtır, ben de kıskancım. İçinizde en kıskanç olanı da benim dedi. O yüzden bir kimsenin sevdiğini kıskanması gayet makul bir şeyler. Eşini kıskanması makuldür. Buradaki kıskanmak, onu korumak Onu her türlü tehlikeden, her türlü sıkıntıdan, her türlü problemden her türlü yanlışlıktan, eksiklikten onu korumaya çalışmak onu muhafaza etmeye çalışmak buradaki o kıskançlığı böyle başkalarından kıskançlık, o bir kimsenin eşiyle alakalı.

Bir kimsenin eşini başkalarından kıskanır. Bu kıskanması evinin yıkılmasını veyahut da evliliğinin bozulmasını önlemek içindir. Yine koruma amaçlıdır. O yüzden tabi toplumdaki bu kıskançlık koruma amaçlı olmaktan çıkıyor. Allâh muhafaza eylesin. Allâh’ın kıskanç olması da Cenâb-ı Hak müminleri korur. Peygamberini korur. Ve onun başına bir şey gelmesinden, sıkıntı gelmesinden Cenâb-ı Hak koruma noktasında onu muhafazasına alır. İnsan rüyada nefse uyar mı? Rüya üç türlüdür, üç haldir. Birisi şeytanidir. Birisi bir şeyi çok düşünmekten dolayı görülen rüyalardır. Birisi de hakikatten bir penceredir, salihlerin gördüğü rüyalardır. Nefis terbiyesi tam anlamıyla nasıl olmalı? Nefis terbiyesi gün geçtikçe incelen, gün geçtikçe daha da latifleşen, tatlılaşan bir haldir.

Bunun başlangıcı o kimsenin farz ibadetleri yerine getirip günah kebalilerden uzak durması ile başlar. Bu mesele çok sulandırılıyor insanların arasında. böyle bu işin edebiyatına düştü herkes. Edebiyatını düşünce farz olan namazı kılmıyor ama nefis terbiye edecek. Pekmez yemiyor arkadaş. Farz olan orucu tutmuyor, nefis terbiye edecek. Yok avokadolu fırında az ıslanmış balık yemeği nefis terbiyesi olarak görüyor. Sen önce şu orucunu tut. İnsanlar farz ibadetlerini bırakmışlar. İnsanlar haramların içerisinde yaşarken öyle dam üstünde saksahan bir mesele bulmuş, nefis terbiyesi yapacağım diye kendi kendine nefis terbiyesi yaptığını düşünüyor. Değil, nefis terbiyesinin başlangıcı bu zamanda farz ibadetleri yerine getirmek.

Haram olan her şeyden eline yeterini çekmek. Bu size yeter. bir söz var ya siz bildiklerinizle amel ederseniz Allâh size bilmediklerinizi öğretir. Bildiklerinizle amel edelim biz. Bu ne? Farz ibadetleri yerine getirelim. Biz bildiklerimizle amel edelim. Bu ne? Haram olan bir şeyi terk edelim. Haram çünkü. Gıybet etmek, zina etmekten daha kötü, daha büyük haram diyorum. Dinlemiyor kimse. Namaz kılmamak, bu gıybet etmekten daha büyük haram. Namazı kasten terk etmek, bu gıybet etmekten daha büyük haram. gıybet etmek, zina etmekten daha büyük haram Dikkat edin. Ama namaz kılmamak gıybet etmekten daha büyük haram. Namazı terk etmiş ümmet. Nefis terbiyesi yapacak, üç ölümü yaşayacakmış. Birisi telefonda öyle diyor, hocam ben üç ölümü yaşamaya karar verdim.


2. Bölüm

Önce abdest al, namaz kıl dedim, kaldı. Üç ölüm yaşayacak ya arkadaş. Var ya televizyonlarda da veya sûfî yayınlarda. Yok beyazdı, yeşildi, kırmızıydı, siyahıydı. Minneti bir renk buluyor ki ya kendince. Üç ölüm yaşanacak ya, namaz kılmıyor adam ya. Ne ölümünden bahsediyorsun? Adam çatır çatır günahı kebar işliyor, nefis terbiyesi yapıyormuş. Neymiş de? Şimdi var ya evliya menkıbirlerinde. ben kırk yıldır pekmez yemedim diyor. Nefsim her gün bana pekmez yemeğimi emrediyor. Ben kırk yıldır pekmez yemedim. O da kendine bir şey seçmiş. Arkadaş kırk yıl onu yemeyecek, nefis terbiyesi edecek. Oğlum dedim helal-ı haram etme kendine. Nefis terbiyesi bu değil. Allâh’ın helal olarak rızık, verdiği rızıklardan siz rızıklanın.

Siz haram işlemeyin yeter. Nereden buldunuz helal-ı haram etmeyi kendine? Allâh pekmezi helal etmiş. Ölünceye kadar yeme. Ya filanca evliya pekmez yememiş. Oğlum filanca evliya pekmez yememiş. İyi. Böyle bir rivayet var. Hadîs var mı? Yok. Hadîs-i şeriflere uymak nefse ağır geliyor çünkü. Oradan uydurup pekmez yememek nefse tatlı geliyor. Allâh bize verir. Allâh bize selametlik versin. Benim arkadaşım eşinden ayrıldı. Boşandı fakat şu an tekrar birleşmek istiyorlar. Dine nasıl bir yol izlemeleri gerekir? Bazıları. Bazılarından duyuyorlarmış. Hülle yapmalarını söylemişler. Terak hakkında bilgi verebilir misiniz? Eşler resmi olarak boşanınca dinende boşanmış sayılır mı? Bir sefer resmiyette boşama denmiyor.

Evlilik aktini sonlandırıyor. O yüzden bizim devletimiz layık, demokratik. Nasıldı avukatlar? Layık, demokratik, sosyal hukuk devleti. Evet bizim devletimiz layık, demokratik, sosyal hukuk devleti. O yüzden normalde hukuki, dini bir hukuk değil. Dini bir hukuk olmayınca layık, demokratik, sosyal hukuk. Ben böyle dilim çevrilmiyor. Çok alışmamışım ya. Bu layık, demokratik, sosyal hukuk devletinin boşaması, dini boşama değildir. Birisi layık, demokratik hukuk devletinin boşaması, dini boşamadır derse, savcılığın önünde soluklanır. Anladınız mı? Layık, demokratik hukuk devleti de dini, nikah, akti yapamaz. Layık, demokratik hukuk devleti de dini, nikah, akti yapamaz. Layık, demokratik hukuk devleti de ben dini, akti yapıyorum derse birisi evlenme, nikahı kıyıyorum derse, yine cumhuriyet savcılığının önünde alır soluğu.

O yüzden devletin evlenme aktini sona erdirmesi, dini, talak, boşama değildir. Devletin nikah akti, evlenme akti, dini, nikah da değildir. Çünkü nikah ibadettir. İbadet. Bir kimse bir kadınla veya bir kadın bir erkekle nikahlanınca ibadet işlemiş olur. Hatta nikahlandığında bir hadislerde bütün o ana kadar olan günahları af olunur. Bakın o ana kadar olan günahları af olunur. Bunu bir yerli yerine koyalım. Devletin evlenme aktini sonlandırması veya devletin evlenme akti yapması dini hukuk yerine geçmez. Geçmeyince devletin boşaması da, evlenme aktini son buldurması din noktasında boşama değildir. Bu dini nikah değildir. Eğer bu arkadaşlar nasıl boşandılar bilmiyoruz. Birbirlerine ne söz söylediler onu da bilmiyoruz.


3. Bölüm

Birbirlerine hangi sözlerle boşadılar, kaç sefer söylediler bunu da bilmiyoruz. Ama normalde erkek bu kadını üç değişik zamanda boşadım dediyse, insanlar din cahili şu anda, bilmiyorlar çünkü o yüzden üç ayrı zamanda, bunlar sizin için geçerli değil, siz biliyorsunuz artık. Burayı anladınız mı? Tabii kendi kafanızdan böyle üç telak verdiniz mi ya bir telak yerine geçiyor demeyeceksiniz. Bu değil. Bu dini bilmeyenler için. Bu hüküm. Çünkü sahabenin bir kısmı üç telak bir seferde vermeyi bir telak saydı. Hanefiler böyle saymadılar. Hanefiler bunu kızgınlıkla, sinirlilikle böyle bir aklını böyle kaybetmekle ona bağladılar. Ama insanlar şu anda dinin hükümlerini bilmiyorlar. Dinin hükümlerini bilmediği için buradan o sahabelerin iştahadına ben insanların evliliklerini kurtarma noktasında o iştahadı kullanıyorum.

Diyorum ki insanlar dini bilmiyorlar, evliliklerini cahilliklerinden dolayı batırmasınlar. Bunu oradan kullanıyorum. Dervişler için geçerli değil bu. Dervişler bunu biliyorlar çünkü. Sohbetlerde anlatıyorum bunu. O yüzden dervişler kendilerine dikkat edecekler. O yüzden bu arkadaş şimdi eşini kaç telak boşadı bilmiyoruz. Bilmediğimizden dolayı hükmetmemiz mümkün değil. Ama eğer ayrı ayrı zamanlarda üç telak boşadıysa eşini tekrar geriye nikahlaması bu şartlarla mümkün değil. Ya hanefiye göre o kadın başka bir erkekle yine ne yapacak? Nikahlanacak. Nikahlandıktan sonra o erkek onunla cinsel ilişkiye girecek. Onunla evlilik hayatı yaşayacak. Yine geçinemedi. Boşanırsa o zaman tekrar birinci eşiyle ne yapacak?

Evlenebilir. Bunu normalde bazı hanefiler o kadının bir başka erkekle nikahlanıp cinsel ilişkiye girip ondan sonra o erkek onu boşarsa yine iddet bekledikten sonra tekrar geriye nikahlamasını uygun görmüşler. Ama bunu da tehdit eden hadîs-i şerif var. Bunu tehdit eden hadîs var. böyle damızlık aygırlar var ya ona benzetiyor. Onlara benzemeyiniz. kalkıp da böyle bir nikahı kabul etmeyiniz. Bu çünkü biraz şartlı nikaha giriyor. Sıkıntı var. kadın onunla nikahlandı. Adam onu boşacak ertesi gün. Öyle eskiler böyle yaparlarmış. 80’lik 90’lık bir adam bu. Ondan sonra 30 yaşındaki kadını ona nikahla. Ha su sesi geldi. Yok çanak sesi geldi. Yok tabak sesi geldi. E tamam. Ondan sonra ertesi gün boşadı.

Bu yok. Yok böyle bir şey. Allâh muhafaza eylesin. Evliya olan bir kişi direkt veya dolaylı yoldan evliya olduğunu cemaata söyler mi? Söyleyenler olmuş. Direkt veya dolaylı olarak. Direkt söyleyenler de olmuş. Dolaylı söyleyenler de olmuş. Bu herkesin kendi tarzı. Bu noktada o böyle söyledi diye, o öyledir diye de algılanma zorunda da değil. Ama bir kimse bunu söyleyebilir mi? Söyleyenler olmuş. İlk sufilerden de söyleyenler var. Az da olsa. Sonra doğru daha da söyleyenler olmuş. Bu söylemeyi yasaklayan bir olgu yok. Daha eski sohbetlerinizde Atatürk ile huratta görüştüğünüz ve bizlerin Atatürk’ü çok yanlış anladığımızı söylediniz. Öyle demedim. Atatürk’ün kendisini yanlış anladıklarını, kendisinin doğru anlamadıklarını söyledim.


4. Bölüm

Ben sizin Atatürk’ü çok yanlış anlıyorsunuz diye böyle bir söz söylemedim. Siz öyle algılamışsınız. Onu defalarca dinleyin. Atatürk’ün İsmet İnani’den olan şikayetlerini söyledim. Atatürk’ün Atatürkçülerden olan şikayetlerini söyledim. Atatürk’ün nutkunu dinleyenler sonuçta Atatürk’ün şikayetlerini de dinlesinler. Atatürk şikayet edemez mi? Atatürk hakkında çok güzel övgüler söylediniz. Hiç övmedim. Demedim hiç Atatürk takvadır, fazıldır. Bu kim bunu yazar? Erkeklerden mi bu bayanlardan mı? Aa. Bu soru buradan geldi. Neden çıkmıyorsunuz ya? Kim yazdıysa çıksın. Karşılıklı diyalektik yapacağım. Adamın boğazını sıkacak değilim. Benim konuştuklarımda eksiklik, noksanlık varsa özür dileriz. Helallaşırız.

Dönürüz gemi. Bizim için sıkıntı yok. Nefis yapacak değiliz. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden Atatürk’ün bu nokta o sohbeti Atatürk’ümden, Atatürkçülere olan serzenişlerini söyledim. Evet, gerçekten Atatürk, Atatürkçülerden çok şikayetçi. Beni hiç anlamadılar diyor. Ben onlara din düşmanlığı yapın demedim diyor. Onlar diyor, layıklığı din düşmanlığı olarak algıladılar diyor. Muzdarip, Muzdarip, İmenü’den çok şikayetçi. Atatürkçülerden hala da çok şikayetçi. Bitmiş değil şikayeti. Ben onları uçak fabrikası yapın dedim yapmadı. Ben onlara güzel yollar yapın dedim yapmadılar. Ben onlara güzel demir yollar yapın dedim yapmadılar. Ben ülkeyi kalkındırın, müreffeh bir hale getirin dedim dedim diyor.

Yapmadılar. Onlar vurdular rakıya şarabı, leblebiye. Şikayetçi çok şikayetçi. Çok pişman. Ne pişman, ne pişman. Ne pişman, ne pişman, ne pişman. Onu söyledim. Ne kadar pişman, ne kadar feryat ediyor. Ne kadar feryat ediyor hem. Ne kadar şikayetçi. Ben bir kısmını söyledim. Daha da konuşsam çünkü ben de gireceğim şeyin içerisinde anayasal suç içeceğim. Siz iyi dinleyin oraya. Kardeş iyi dinlememiş. Peki Üftade Hazretlerinin imamlık yaptığı yıldırım, beyazlık yaptırdığı Emir Sultan Hazretlerinin açılışına katıldığı caminin minaresinden Tanrı uludur diye Türkçe ezan okunması sebep olan kişi hakkında neden övgü dolu sözler ile bahsettiniz. Vallahi ihtira atmışım kardeşler bize. Bu konuda ben onu dini olarak övdüğümü hatırlamıyorum.

Yermedim de övmedim de onun Atatürkçülerle alakalı şikayetlerini dile getirdim. Onun bu noktada İsmet İnönü ile alakalı şikayetlerini dile getirdim. Tanrı uludur derken o zaman ki Müslümanlar neredeymiş acaba? Neden kazmalarını, küreklerini alıp da Tanrı uludur dedirtmeyiz deyip de o adamı oradan al aşağı etmemişler? Neden sokaklara dökülmemişler biz böyle bir şey istemiyoruz diye? Neden ezanlarını korumamışlar muhafaza etmemişler? Canları pahasına da olsa? Değil mi İstanbul’da 370 tane tekke varmış. Bunun dervişleri neden tekkelerini korumamışlar ki? Tekkeleri kapattı demek korumamışlar. Tekkeleri kapattı demek kolay. 370 tane dergahın şeyhi, 370 tane şeyh demek. Her şeyhin dört tane nakibini kabbası, dört tane nakibi vardır en az.


5. Bölüm

Çavuşları mamuşları sadece bir şeyhin yönetim kadrosunda kaç tane vardır? 370 tane şeyhi 50 ile çarparsanız 400 tane olsa yok canım 2000 kişi, 2000 karısı 4000, 2000 çocuğu 6000, ikişer tane çocuğu olsa 8000. İstanbul’da 10.000 kişilik bir grup oluştu. 10.000 kişi birleşip tekkelerimizi kapatmıyoruz ne dememişler? Arkadaşlar yıl dönümü geldi 28 Şubat. Öyle mangalda kül bırakmadan atmak kolay mı? Bunları da yazmak şimdi kolay mı? Bunları da şimdi söylemek kolay mı? 28 Şubat’ta bu Müslümanlar tekkelerini korudular mı? Derslerini korudular mı? Partilerini korudular mı? Hükümetlerini korudular mı? Korumadılar. O yüzden bu kardeş övgü dolu sözlerle bahsettiniz herhalde doğru dinlememiş. Ben hiç dinlemedim ne söylediğimi ne konuştuğumu.

Ama ben övdüğümü hatırlamıyorum. Ey yamubeyt aydınlık günler orucu nedir ne zaman tutulur açıklayabilir misiniz? Bu oruçlar belli 30 Ramazan orucu. Ardından pazartesi perşembe ardından başında ortasında sonunda ondan sonra 13 14 pardon 14 15 16’sında zil hicce normalde aydınlık günler orucu zil hiccede tutulan orucu altında bir daha var. Bebekle annenin isimleri aynı bebeye ikinci bir isim koyulabilir mi? Koyulur ne koyulmasın? İstediğiniz ismi koyun. Hacı Mehmet nerede bizim? Hacı Mehmet. Mehmet oğlu Mehmet. Bir iki üç dördüncü kuşak Mehmet. Beşin ismi belli mi? Dedenin dedesinin ismi belli mi biliyor musun? Mehmet biliyorum. O zaman beşinci Mehmet’sin sen. Çocuklardan birisinin ismini değiştirelim senin ya.

Gerçekten ya. Adnan Hoca büyüğünü mü değiştirdin küçüğünü mü ismini değiştirdin? Geri güzel yaptım. Hacı Murat Ağam Adalet’in ismini değiştirelim. Geri güzel yaptım. Hacı Murat Ağam Adalet’lik adamsın. Ya şu direklerin hepsini de şilt yapıştırsak senin adına seni tarif etmeye yetmez ya. Mahkemelerde başlasın diyorsun. Muhteşemsin ya. İksiri buldum Hacı Murat Ağam. Gidiyordu böyle elmani ismi oldu. Kesti makası attı. Allâh yiyesin inşâAllah. Allâh Müslümanları korur derken Müslümanların durumu ortada buraya açıklayabilir misiniz? Sizin baktığınız yerle bizim baktığımız yer farklı cancaz. Biz iman edenlerin Allâh katından korunduğuna inananlardamız. Bir kimse gerçekten iman ettiyse o Allâh’ın koruması altındadır.

Siz herhalde aynı zamanda siz herhalde âyet-i kerimelere tam olarak iman etmediniz galiba. İşin zahirine bakmayın. Kim duayı devşirirse üç tane hatim bağışlanacakmış inşâAllah. Devletin bireysel emeklilik diye teşvik ettiği yüzde 25 verdiği katkı payı faize giriyor mu? Girmez şartı 3 yıl. Parayı düzenli olarak yatırma. 3 yıl sonra kendi yatırdığımız ve devletin verdiğini tamamını alabiliriz. Devlet dolan işlerinizde faiz olmaz. Tüm mübarek insanlar bir şey sorun. Sormamışlar mektup yazmış kardeş. Bu evlilikle alakalı hadisler bayağı kırgılamış ortalığı. Gelen tepkiler çok olumlu. Ama düğünlerde bir artış yok. Böyle herkes işin edebiyatını yapıyor. vay böyle demek ki evlenmek bu kadar önemliymiş.


6. Bölüm

Evlenmek bu kadar kutsalmış deyip bu iki hafta içerisinde patır kütür evlenmesi lazım milletin ama. Herhangi bir kadın konuya devam ediyoruz. Karı kocanın karşılıklı hak ve vazifeleri ümmü seleme naklediyor. Herhangi bir kadın kocası kendisinden hoşnut olduğu halde ölürse cennete girer. Demek ki bir kadının kocası kendisinden hoşnut ise bir şikayet yok ise o adam cennete gidecek. Çünkü erkeklerin en hayırlısı kadınlarıyla iyi geçinen hoş geçinen insanlar. Erkeğin en hayırlısı en iyisi kadınlarıyla hoş geçinen kadınlarıyla tatlı geçinen kimse. Yine Ebu Hureyre Radıyallâhu Anh Hazretleri naklediyor. Kadın beş vakit namazını kılar namusunu korur ve kocasına itaat ederse cennetin dilediği kapısından girer.

Namaz şart bakın beş vakit namazı kılacak namusunu koracak ikinci şart, üçüncü şart kocasına itaat edecek. O zaman cennetin istediği kapısından girer. Böylece bu erkeğin hakkı oldu. Kadının namusunu koruması. Erkeğin hakkı oldu. Karısının Kur’ân ve Sünnet tarihinde tüm meselelerde kocasına itaat etmesi. Husayn bin Mihsan anlatıyor. Onun halası Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ona sen evli misin diye sordu. O da evet dedi. Onunla geçimin nasıl deyince gücümü yetmediği şeyler hariç ona itaati terk etmiyorum dedi. Ona itaati nasıl terk edebilirsin? O senin hem cennetin hem cehennemindir buyurdu. Demek ki kadınlar kocalarına itaatten geri adım atmayacaklar.

Kur’ân ve Sünnet tarihinde kocalarına itaat edecekler. Ayşe radıyallahu an hazretleri nakletti. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordu. Kadın üzerinde en büyük hak sahibi kimdir diye sordum. Kocasıdır buyurdu. Erkek üzerinde en büyük hak sahibi kimdir diye sordum da annesidir diye cevap verdi. O zaman bir kadın kocasına bağlı evli olan bir kadın babasına bağlı değil. Evli bir kadın kocasına bağlı. Kocasına itaat edecek. Babasına değil. Bugün için bu ne yazık ki insanların arasında sıkıntılı. Kadın evlenmiş hala da o evlilikte veya evin içerisinde kendi annesini babasını karıştırıyor. Hala da kendi ailesinin eli var evin içinde. Allâh muhafaza eylesin. Erkek üzerindeki en büyük hak sahibi kim?

Anne. Geliyor ya sahabeden birisi. Önce kime yardım edeyim? Annene. Kime? Annene. Kime? Annene. Dördüncüsünde diyor ki babana. O zaman bir erkek çocuğunun annesine bakması, yardım etmesi, merhamet etmesi, şefkat göstermesi birinci derecede erkek çocuğa ait. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem haddetlerine bir kadın geldi. Bunu da Hazreti Abbasın oğlu Abdullah naklediyor bize. Ya Resulallah ben kadınlar adına gelen bir elçiyim. Allâh cihadı erkeklere farz kıldı. Eğer cihada katılırlarsa sevap kazanırlar. Öldürürlerse Rableri katında rızıklandırılan birer diri olurlar. Biz kadınlar topluluğu ise onların yanında durup sebaat ediyoruz. Bu mükafatlar bize ne var diye sordu. Bunun üzerine Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem haddetleri şöyle buyurdu.


7. Bölüm

Gördüğün kadınlara haber ver ki kocasının hakkına riayetle itaat etmek Allâh yolunda cihâd etmek gibidir. Ama sizden kocasının hakkına riayet eden de azdır. Demek ki bir kadının kocasına riayet etmesi cihâd etmek gibi sevap. Kocasına riayet etmesi. Buradan bir şey daha çıkıyor. Demek ki Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine mümin kadınlar gelip sorularını sorarlarmış. Ve o Hazreti Peygamber de onların üzerinden diğer mümin kadınlara da mesajını gönderirmiş. Bir adam kızını Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve selleme getiremekten bunu da Ebu Said Hudri radıyallâhu anh Hazretleri naklediyor. Benim bu kızım evlenmek istemiyor dedi. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem kıza hitaben.

Babana itaat et buyurduğunda kız. Seni hak peygamberi olarak gönderen Allâh’a yemin ederim ki bana kocanın karısı üzerindeki haklarının ne olduğunu bildirmedin sürece Bakın sahâbe ne kadar dirayetli. Ne kadar bir işi yapacağı zaman o işin mahiyetini öğrenmekte dikkatli. Kocanın karısı üzerindeki hakkı şudur ki eğer kocasında kanayan bir yara olsa da onu yalasa veya burnundan kan yahut irin aksa ve onu yutsa yine de kocasının hakkını yerine getirmiş sayılmaz buyurdu. Kız seni hak peygamber olarak gönderen Allâh’a yemin ederim ki hiç evlenmeyeceğim dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri izni olmadıkça onu evlendirmeyin buyurdu. İzni olmadıkça onu evlendirmeyin. Buradan da bir hüküm çıktı.

Demek ki bir kızı hanefiler bu hükmü verirler. Velisi kızdan habersiz kızını evlendiremez. Şafiler evlendirirler hanefiler evlendiremez. Hanefilere göre bir kız istemediği müddetçe zorla evlendirilmesi caiz değildir. Ebu Hureyre anlatıyor. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve selleme bir kadın gelip ben filan kimsenin kızı filanım diyerekten kendisini tanıttı. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem seni tanıdım istediğin nedir diye sordu. Kadın isteyin amcamın oğlu filan abid hakkında görüşmek dedi. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem onu tanıyorum buyurdu. O beni istiyor. Kocanın karısı üzerindeki haklarının ne olduğunu bana bildir. Eğer gücümün yeteceği bir şey ise onunla evleneceğim dedi. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kocanın haklarından biri şudur.

Eğer burnundan kan ve erin aksa da kadın onu diliyle yalasa yine de kocasının hakkını yerine getirmiş sayılmaz. Şayet insanın insana secde etmesi gerekseydi yanına girdiğinde onun kocasına secde etmesini emrederdim. Çünkü Allâh erkeği kadından üstün kılmıştır buyurdu. âyet-i kerime var ya erkekler kadınların üzerinde hakimdirler diye. O yüzden Allâh kimi erkekleri kadınlardan üstün kılmıştır der âyet-i keriminin sonunda. Bunun üzerine kadın seni hak peygamber olarak gönderen Allâh’a yemin ederim ki dünya durdukça evlenmeyeceğim dedi. Ensardan bir ev halkının üzerine su çektikleri bir develeri vardı. Bu deve onlara zorluk çıkardı ve sırtına bindirmedi. Ensar Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek bizim üzerinde su çektiğimiz bir devemiz vardı.

Bize zorluk çıkardı ve bize sırtına bindirmedi. Hurmalar ve hekinler susuzluktan yandı dediler. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ashabına kalkınız gidelim dedi. Kalkıp gittiler. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Bostan’a girdi. Deve Bostan’ın bir tarafında duruyordu. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ona doğru yürüdü. Ensar ya Resulallah o köpek gibi oldu. Sana saldırmasından korkuyoruz dediler. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem ondan bana zarar gelmez buyurdu. Deve Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellemi görünce ona doğru yöneldi ve önünde secdeye kapandı. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem alnından tutarak ona boyun eğdirdi ve işe koştu. Bunun üzerine ashab-ı kiram ya Resulallah bu akılsız bir hayvan olduğu halde sana secde ediyor.

Biz ise akıllıyız dolayısıyla sana secde etmeye daha layıkız dediler. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem insanın insana secde etmesi doğru değildir. Eğer insanın insana secde etmesi uygun olsaydı üzerindeki hakkının büyüklüğünden dolayı kadının kocasına secde etmesini emrederdim. Eğer koca tepeden tırnağa kadar irin saçan bir yara ile kaplı olsa da kadın kocasına yönelerek onu yalasa yine de hakkını eda etmiş sayılmaz buyurdu. Tabi bu hadîs şeriflerinin üzerinden şunu da söyleyeyim. Bu hadislerin bir kısmını Türkiye’deki bazı profesörler reddediyorlar. Böyle bir şey olamaz diye. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Cenâb-ı Hak bu hadîs inkarcılarından bizleri uzak eylesin. Âmîn. Fatiha. Âmîn. Destûr.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Şeyh, Tekke, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı