Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Aile ve Evlilik(1545) — Sayfa 10/18
362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücadelesi konusunda ne söylendi?
İslam dünyasının bu mesele hakkında bir ittifakı yoktur. Hanefiler, bir kadının yanında mahremi olmaksızın seyahat etmesine müsaade etmemişlerdir. Hanefilerin kendi içerisinde bir ittifakları vardır ve bu ittifaka göre bir kadının yanında mahremi olmaksızın seksen kilometre ileriye gitmesi mümkün değildir. Şafi uleması ise yanında güvenlik söz konusu olursa buna müsaade etmiştir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu meselede doğrudan uygulaması mevcuttur. Bir kabilenin reisinin kızı Medine’ye getirilmiş, esir alınmıştır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu duruma üzülmüş ve o kadının güvenliğini sağlamak için yanına on kişilik bir askeri birlik vererek onu tekrar babasının yanına göndermiştir. Burada dikkat çeken husus, Hazrety Peygamber’in kadının yanına bir mahrem değil, güvenlik unsuru koymasıdır. Bu uygulamadan hareketle, güvenlik sağlanıyorsa bayanların şehirler arası yolculuk yapmasına zaruret söz konusu olursa müsaade edilebilir. Hanefiye göre düşünürseniz bu mümkün değildir, ancak din yaşanmak içindir. Kuran, Sünnet ve imamların içtihadı bir tek imamın değildir. Hanefiye bakarız, orada bir problemi çözemezsek diğer mezheplerden yaşanabilir bir çıkış noktası varsa uygulayabiliriz. Günümüzde üniversitede okuyan kızlar, bir yerde çalışan bayanlar veya seyahat etmesi gereken kadınların önünde Hanefi fıkıhçılığının ittifak halinde verdiği bir fetva durmaktadır. Ancak Şafi fıkıhçıları bu noktada müsaade etmişler ve bu müsaade ayağı yere basan, Hazreti Peygamber’in uygulamasına dayanan bir içtihattır. Bir hadis-i şerifte de bildirilmiştir ki, dünya öyle bir hale gelecektir ki bir kadın kendi bulunduğu yerden çıkıp Kabe’yi tek başına gidip gelecektir. Bu, güvenlik açısından dünyanın tamamının İslam ile huzura kavuşması ile alakalıdır. Ancak güvenli olmayan yerlerden -Suriye, Irak, Mısır, Lübnan gibi bölgelerden- hiç kimsenin seyahat etmemesi gerekir.
Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad
Kadınların seyahati konusunda Hanefi ve Şafi mezhepleri arasında nasıl bir fark vardır?
İslam dünyasının bu mesele hakkında bir ittifakı yoktur. Hanefiler, bir kadının yanında mahremi olmaksızın seyahat etmesine müsaade etmemişlerdir. Hanefilerin kendi içerisinde bir ittifakları vardır ve bu ittifaka göre bir kadının yanında mahremi olmaksızın seksen kilometre ileriye gitmesi mümkün değildir. Şafi uleması ise yanında güvenlik söz konusu olursa buna müsaade etmiştir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu meselede doğrudan uygulaması mevcuttur. Bir kabilenin reisinin kızı Medine’ye getirilmiş, esir alınmıştır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu duruma üzülmüş ve o kadının güvenliğini sağlamak için yanına on kişilik bir askeri birlik vererek onu tekrar babasının yanına göndermiştir. Burada dikkat çeken husus, Hazreti Peygamber’in kadının yanına bir mahrem değil, güvenlik unsuru koymasıdır. Bu uyg, Hanefiye göre düşünürseniz bu mümkün değildir, ancak din yaşanmak içindir. Kuran, Sünnet ve imamların içtihadı bir tek imamın değildir. Hanefiye bakarız, orada bir problemi çözemezsek diğer mezheplerden yaşanabilir bir çıkış noktası varsa uygulayabiliriz. Günümüzde üniversitede okuyan kızlar, bir yerde çalışan bayanlar veya seyahat etmesi gereken kadınların önünde Hanefi fıkıhçılığının ittifak halinde verdiği bir fetva durmaktadır. Ancak Şafi fıkıhçıları bu noktada müsaade etmişler ve bu müsaade ayağı yere basan, Hazreti Peygamber’in uygulamasına dayanan bir içtihattır.
Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad
Kadınların seyahati konusunda Hazreti Peygamber’in uygulaması nedir?
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu meselede doğrudan uygulaması mevcuttur. Bir kabilenin reisinin kızı Medine’ye getirilmiş, esir alınmıştır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu duruma üzülmüş ve o kadının güvenliğini sağlamak için yanına on kişilik bir askeri birlik vererek onu tekrar babasının yanına göndermiştir. Burada dikkat çeken husus, Hazreti Peygamber’in kadının yanına bir mahrem değil, güvenlik unsuru koymasıdır. Bu uygulamadan hareketle, güvenlik sağlanıyorsa bayanların şehirler arası yolculuk yapmasına zaruret söz konusu olursa müsaade edilebilir.
Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad
Kadınların seyahati ve liyakat meselesi neden önemli bir konudur?
Kadınların seyahati ve liyakat meselesi, İslam hukukunda emanetlerin doğru şekilde kullanılmaması ve bu durumun toplumsal adaletle ilişkisi nedeniyle önemli bir konudur. Ayet-i kerimede buyurulmuştur: ‘Allah emanetleri ehline vermenizden hoşnutluk duyar.’ Bu ayet Mekke’nin fethinde nazil olmuştur. Hazreti Ali Kabe’nin anahtarını almıştı, ancak Hazreti Peygamber anahtarı yüzyıllardır Kabe’ye hizmet eden o aileye iade ettirmiştir. O kimse de bu adaletten etkilenerek Müslüman olmuştur.
Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad
Evlilik ve nikah meselesi nasıl ele alınmalıdır?
Evlilik ve nikah meselesi, tarafların birbirlerini kolaylaştırmaları ve sünnete uyumaya çalışması gereken bir konudur. Bir adam evlenecek mi? Hazırdır. Bir kız evlenecek mi? Evlendir, hazırdır. Sünnet’e uyumaya çalışın. Batı’nın bizim içimize koyduğu popüler kültüre karşı dayanın. Evlenecek olan iki dakikada evlenir biter. Kuran ve Sünnete göre bir erkekle kadın evlilik için üç sefer konuşabilir, bu helaldir. Nikahsız dördüncü konuşma zina hükmünde haramdır. Bir kadın yüz sefer boşanıp yüz sefer evlense helaldir. Ama bir erkekle kadın nikahsız bir sefer ilişkiye girerse haramdır.
Kaynak: 362. Dergah Sohbeti — Kadınların Seyahati, Liyakat Meselesi, Faiz ve Nefis Mücad
Çocuk yetiştirmek, çocuk terbiye etmek dünyanın en kutsal görevidir mi?
Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ‘Cennet annelerin ayağının altındadır’ buyururken bunu sadece doğurmak olarak değerlendirmemiştir. O doğurduğu çocuğu Kur’an ve Sünnet dairesinde yetiştiren, dine, imana, vatana, millete hayırlı evlat haline getiren kimseyi kastetmiştir.
Kaynak: 363. Dergah Sohbeti — Çocuk Eğitimi, Dervişlik Edebi, Siyaset ve Kalp Temizliği
Anne ve babaların çocuklarının disiplinine yardımcı olmaları gereken nedenler nelerdir?
Zaman zaman anne ve babalar şefkat ve merhametlerinden kaynaklanan gevşeklikle çocuklarının disiplinine yardımcı olamıyorlar. Çocuk dergahta disipline edilirken anne ve babalar bu disipline ayak uydurmalı, eğitimin yolunu açmalıdır. Biz burada sosyal medya tehlikelerinden bahsediyoruz; ama eve gidip çocuğunun profilinde uygunsuz fotoğraflar duruyorsa, genç çocuklarının gayri meşru ilişkileri anne baba tarafından bilindiği halde bir şey yapılmıyorsa, o anne baba çocuğunu diri diri günah bataklığına gömüyor demektir.
Kaynak: 363. Dergah Sohbeti — Çocuk Eğitimi, Dervişlik Edebi, Siyaset ve Kalp Temizliği
Ümmet bu noktada ikiye bölünmüştür?
Bir kısmı Hz. Ayşe Validemizin ‘Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin eli mahrem olmayan bir kadına dokunmadı’ sözünü ölçü almıştır. Ancak başka hadis-i şerifler vardır; biat esnasında kadın-erkek el tutma konusunda farklı rivayetler mevcuttur. Hz. Ömer Efendimizin ensar kadınlarıyla biatleşme esnasında pencereden elini uzatması, Mekke fethinde Hind’in Hz. Peygamber’e elini uzatması gibi. Bizim tavsiyemiz şudur: Bayan kardeşler mecbur kalmadıkça hiç kimseye ellerini uzatmasınlar. Erkek kardeşler de mecbur kalmadıkça tokalaşmaktan uzak dursunlar. Ama işlerinin gereği, banka, devlet dairesi gibi yerlerde mecbur kalınırsa bunda bir sıkıntı görenlerden değiliz.
Kaynak: 364. Dergah Sohbeti — İhsan, Hizmetin Önemi, Bankacılık Meselesi ve Sufi Dostluğ
Evlenmek bir emir midir?
Sünnet-i Resulullah’a göre ‘Evleniniz’ bir emirdir. Emir ise o zaman bu meseleye bakış açımız farklı olmalıdır.
Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet
369. Dergâh Sohbeti — Şefaat, Taklitten Tahkike Geçiş ve Hal-Rüya Meselesi konusunu ele alan sohbetin içeriği nelerdir?
Bu sohbette şefaat meselesi, özür dilemenin erdemi, taklitten tahkike geçiş, hal-rüya-yakaza farkları, dergah adabı ve melamilik konuları ele alınmıştır. Cenab-ı Hak cümlemizi ihlas ehli eylesin. Amin.
Kaynak: 369. Dergâh Sohbeti — Şefaat, Taklitten Tahkike Geçiş ve Hal-Rüya Meselesi
Evlilik meselesi nasıl basitleştirilebilir?
Evlilik bir taraftan bakılırsa çok basit bir şeydir. İnsanlar zorlaştırıyorlar. Evlenecek olan kadın ve erkek birbirlerini talep ederler, evlenirler. İllaki erkek talep edecek diye bir kaide yoktur. Bir kız bir erkekle evlenmek istiyorsa babasına diyebilir: ‘Baba, git bu adamla evlendir, bir teklif et.’ Bir erkek bir kadınla evlenmek istiyorsa arada bir aracı gönderir, teklif eder. Bu kadar basittir.
Kaynak: 373. Dergâh Sohbeti — Feraset, Sevgide Suizan ve Ümmetin Fitne İmtihanı
Üç Talâk Süreci nedir?
Hanefîlere göre boşanmanın yolu bellidir. Bir erkek veya kadın kim kimi boşuyorsa bir talâk verir; kadın iddetini gördüğünde ikinci talâk verilir; üçüncü iddetten sonra üçüncü talâk verilir. Bu süre zarfında evleri ayırmak yoktur; kadın ve erkek aynı evi paylaşırlar. Maksat, rücû (geri dönme) kapısının açık kalmasıdır; ola ki birisi nefsine uymaktan geri döner, özür diler, affeder.
Kaynak: 376. Dergâh Sohbeti — Talâk Hükümleri, Hayalin Hakîkati ve Edep
Tek talâkla boşanmanın gerçekleşeceğini söylemek Hanefî mezhebine göre uygun mudur?
Hanefî mezhebine göre uygun değildir. Hazreti Ömer Efendimizin oğlu Abdullah, üç talâkı üst üste verdiğinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri onu geri döndürmüştür.
Kaynak: 376. Dergâh Sohbeti — Talâk Hükümleri, Hayalin Hakîkati ve Edep
Kadın kocasından haber alamazsa ne yapmalıdır?
Hanefîlere göre, evli bir kadın kocasından haber alamazsa kocasının yaşıtlarından birisi öldüğünde mahkemeye müracaat ederek kocasının ölü hükmüne verilmesini isteyebilir. Burada sadece boşanma değil, miras hukuku da devreye girer.
Kaynak: 376. Dergâh Sohbeti — Talâk Hükümleri, Hayalin Hakîkati ve Edep
Osmanlı ulemâsı, kayıp koca meselesini nasıl değerlendirmiştir?
Osmanlı ulemâsı bu meseleyi çok uzun bulduğundan Şâfiî ulemâsının görüşünü takdîr etmişlerdir. Şâfiî mezhebine göre bir erkek dört yıl boyunca sağlığıyla ilgili hiçbir haber alınmazsa, ölü hükmü verilebilir.
Kaynak: 376. Dergâh Sohbeti — Talâk Hükümleri, Hayalin Hakîkati ve Edep
Tecdîd-i iman ve tecdîd-i nikâh nedir?
Bir kimse küfre düştüğünü tespit ederse veya bir başkası ona küfre düştüğünü söylerse, hemen tecdîd-i iman (imanını tazeleme) getirmesi gerekir. Hanefîlerin büyük bir kısmına göre o kimse eve gidecek, eşine ‘Ben küfre düştüm, nikâhımda sıkıntı oldu, nikâhımı tazeliyorum’ diyecektir.
Kaynak: 376. Dergâh Sohbeti — Talâk Hükümleri, Hayalin Hakîkati ve Edep
Cuma namazı ve Dâr-ı Harp meselesi nedir?
İş yerinde çalışan birçok Müslüman cuma namazına gidemiyor. Hangi banka, hangi devlet dairesi, hangi AVM müsaade ediyor? Türkiye Dâr-ı İslâm’dır diyenler bunu açıklamalıdır. Bir kimse cumayı kılamıyorsa, iş yeri müsaade etmiyorsa, Dâr-ı Harp hukukunda o kimsenin üzerinden hüküm kaldırılır.
Kaynak: 376. Dergâh Sohbeti — Talâk Hükümleri, Hayalin Hakîkati ve Edep
Kadınlarla hoş geçinmek neden önemlidir?
Kadınlar Allah’ın bir emanetidir. Mümkün olduğunca onlarla hoş geçinmek, onları mutlu ve mesut etmek erkeklerin vazifesidir.
Kaynak: 378. Dergâh Sohbeti — Tevâzu, Ölmeden Önce Ölmek ve Allah Dostlarının Açıklığı
Dini nikahın gerekliliği neden önemlidir?
Dini nikah olmadan evlilik olmaz; resmî nikah tek başına yeterli değildir. Bir erkeğin bir kadına ‘Ben seni nikâhıma aldım’ demesi ve kadının da kabul etmesi veya sükût edip tebessüm etmesi ile nikâh gerçekleşir. Nerede olduğu önemli değildir; Dârü’l-Harp’te de Dârü’l-İslâm’da da geçerlidir.
Kaynak: 378. Dergâh Sohbeti — Tevâzu, Ölmeden Önce Ölmek ve Allah Dostlarının Açıklığı
Üç görüşme hakkı nedir?
Bir kimsenin evlenme kastıyla üç sefer görüşme hakkı vardır. Üç sefer görüştükten sonra evlenmeye karar verilirse nikâhlanılır. Nişanlılık döneminde nikâh kıyılmamışsa, görüşme ve başbaşa kalma olmayacaktır.
Kaynak: 378. Dergâh Sohbeti — Tevâzu, Ölmeden Önce Ölmek ve Allah Dostlarının Açıklığı
Dergâh Sohbeti ne anlama gelmektedir?
Bir dergâhta hizmet etmek, eşinizi kırmaya, çoluğunuzu çocuğunuzu üzmeye sebep değildir. Hiçbir yerin hiçbir hizmete ihtiyacı yoktur; Allah bugün boşaltır, yarın tekrar doldurur.
Kaynak: 379. Dergâh Sohbeti — Cibrîl Hadisi, Deizm Eleştirisi ve Nefis Muhâsebesi
Neden başkası beni yönlendirsin?
Mürşid: Siyaset ve Din Gözlüğü Benim hükümetimi bir başkası yıkmasın. Ben yıkayım, kendimi yıkacaksam. Ben değiştireyim, kendimi değiştireceksem. Neden başkası beni yönetsin? Benim isyanım bu: bir memlekete dışarıdan birisi operasyon yapmasın. Bizim memleketimiz bu dışarıdan operasyonlara seyirci kalmasın. Bir din gözlüğü, bir portre çizeyim mi? Beş tane adam var, birisi namaz kılıyor; hangisini seçeceksin? Namaz kılanı. Beş tane adam var, birisi Kur’an-ı Kerim okuyor; hangisini seçeceksin? Kur’an-ı Kerim okuyanı. Beş tane, birisi başörtüsüne isteyen örtsün isteyen örtmesin diyor, öbürü örtülmesin diyor; hangisini seçeceksin? Din gözlüğü girdi mi işin içerisine, dinî olarak tartışamazsın bunu. Oy Vermek Meselesi Siz doğruyu, iyiyi, güzeli seçmekle mükellefsiniz. Ayet-i kerimeler var. İyiyi desteklemekle mükellefsiniz. Hak ve hakikati desteklemekle mükellefsiniz. O yüzden oy atmama gibi bir şansımız yok. Bu dinî olarak da böyledir. Dindar olanı seçmek zorundasınız. Bir cemaatten bir kardeş dedi bana: ‘Şeyhülislam mı seçiyoruz?’ Şeyhülislam seçilmiyor zaten. Sen öyle bir seçim yapacaksın ki doğru şeyhülislamı bulacak o kimse. O yüzden dindar olanı desteklemek zorundasın. İyi, güzel, doğru olanı desteklemek zorundasın. Elif ve Vav Harfleri, Sakal Sünneti Elif ve vav harfleri ne anlama gelir ve bu harflerin yazılı olduğu yüzükler takılır mı? Harf harftir. Tek başına hiçbir mana ifade etmezler. Bir harfin başına, sonuna, önüne, arkasına bir harf daha gelirse o zaman mana teşkil eder. Siz kendinizce ona bir mana yükleyebilirsiniz. Bu sizin yüklediğiniz manadır, asla harfin yüklendiği mana değildir. Sakal sünnetinde eşten izin ve müsaade var mıdır? Hiçbir hadis-i şerifte ve fıkhî ölçüde yoktur. Bir insan sünnet olan bir şeyi yaparken eşinden izin almak zorunda değildir. Kadınlar nafile oruç tutacaklarsa eşlerinden izin alırlar; bu nafile oruçla alakalıdır. Erkekler namaz kılmak için, sünnet kılmak için, örtünmek için eşlerinden izin almazlar. Adamın sakal bırakmasına kadın karışacaksa adamın kıyafetine de çok rahat karışabilir o zaman. Babanın Evlat Üzerindeki Hakkı Bir babanın Kur’an ve Sünnet dairesinde evladının üzerindeki hakkı bitmez. Baba, erkek evladının parasını, malını, mülkünü dahi el koyabilir Hanefî mezhebine göre. Şafiî, Malikî, Hanbelî ulemasına göre eşini bile boşatabilir. Hatta oğlunun eşini, Şafiîye göre baba kendisi boşayabilir. Erkek evladı, babası ölünceye kadar babasının emrinde ve iznindedir. Kız evladının evleninceye kadar. Kız evladının evlendi mi hür olur, kocasına itaat etmeye başlar. Ayrıldıysa bir daha babaya itaat zorunluluğu yoktur. Ama bakarsa şehit sevabı vardır. Babası küfrediyorsa, günaha giriyorsa, yani fasık bir baba olsa bile yine ona itaat etmek zorundasınız Kur’an ve Sünnet dairesinde. Git içki isterse içmezsin, git kumar oyna derse oynamazsın. Kur’an ve Sünnet dairesinde yanlış bir şey yap derse yapmazsın. Ama gel burada başında dur derse duracaksın. Başında bekle sabaha kadar derse bekleyeceksin. Allah’tan sonra babaya gelir itaat. Bir mümin Allah’tan sonra babasına itaat eder. Beddua Meselesi Beddua etmeyin. Evladınıza beddua etmeyin. Anne babanın duası evlatların üzerine peygamberlerin duası gibidir. Bir kimse beddua etse, onun bedduası yerli yerine değilse, doğru değilse beddua döner kimsenin başına cebelleş olur. Beddua bulut gibidir, havada durur. Ama beddua edilenin başına cebelleş olur. Doğru değilse beddua edenin geri başına cebelleş olur. Kadınlar adamlara beddua eder: ‘Allah belanı versin senin.’ O bela gelince aynı evde yaşıyorsunuz, sana geliyor. De ki: ‘Ya Rabbi, şu adamı iyi et.’ Adam iyi olursa sana iyilik. Dua edin: ‘Ya Rabbi eşimi hayırlı eyle, çocuklarımı hayırlı eyle, anne babamı hayırlı eyle, komşularımı hayırlı eyle, çalıştığım yeri hayırlı eyle.’ Kişinin kendi bedduası da yanlıştır. ‘Allah bana lanet olsun’ demek günahı kebairdendir. Hep dua isteyeceksiniz: ‘Ya Rabbi beni hayırlı eyle.’ Bir bela, bir musibet geldiğinde de ‘innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn’ deyin. Ortada asla kahır yok. Kimseye bela, lanet etmeyin. Bunlar sufî ahlâkı değildir. Astral Seyahat Eleştirisi Astral seyahat edebilen birisiyle tanışmak, görüşmek isterdim. Bunu yaptığını iddia edenler duyu organlarıyla hiç bilmedikleri bir yerden bize haber verecekler. ‘Ben Kâbe’ye gittim dolaştım’ diyorsan onu herkes yapıyor. Bunu astral seyahat olarak bize satmasınlar. Kuantum fizikçileri bir kuantum teorisi ürettiler. Bu teoriyi İslam’ın mistisizminden alırlar. Metafizik hadiselerinden alırlar. Bunlar yeni bir şey değil ama bunları yeni kelimelerle süsleyip, toparlayıp satıyorlar bize. Astral seyahatçılar çıktı; büroları var, loş ışıklarla, tipik kıyafetli insanlar. Bunların hepsi astral seyahatçı. En ucuzu yarım milyon lira. Allah muhafaza eylesin. Kaza Namazı ve Farz İbadetler Kaza namazı yapılabilir mi? Evet, yapılabilir. Bir kimse daha önce kılamadığı namazlarını kaza eder. Tutamadığı oruçlarını kaza eder. Hz. Peygamber (s.a.v.) hem Hendek’te hem Uhud’ta namazı kazaya kaldı. Akşamına kıldı hepsini de toptan olarak. Bu da sonuçta kazadır. Sünnet olmadan sadece farzlarla namaz kılınabilir mi? Evet, kılınabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bir kimse birinci derecede farzlardan sorumludur. Sünnetleri kılmadan farz namazını kılabilir. Yani onu kılamaz hükmünü verecek olan hiç kimse yok. Farz ibadetler birinci derecede sorumluluktur. Biz farz ibadetlerimizi mümkün olduğunca yerine getirmeye gayret edelim. Diğer Dinlerdekiler Cennete Girer mi? Din ulaştığı yerdeki kimseler sorumlu tutulur. Din bir kavme ulaşmadıysa o kavim dinden sorumlu tutulmaz. Din bir kimseye ulaşmadıysa o kimse dinden sorumlu tutulmaz. O kimse öldüğünde cennetin birinci katına getirilir, hesapsız kitapsız. Orada onlara İbrahim aleyhisselam tarafından din tebliğ edilir. Ve din onlara tebliğ edildikten sonra onlar kendi istidatlarına göre cennetin içerisinde kalırlar. Dinsiz hiçbir kabile yoktur. Onlara bir din gelmiştir, onlar o dine devam ettiriyorlardır. Bir inançları vardır. Onlar Muhammedîlikten sorumlu değillerdir. Ama Hz. Peygamber’i (s.a.v.) duydular da, böyle yeni bir peygamberin olduğunu duydularsa ve kabul etmiyorlarsa, onlar cehenneme gidecektir. Ateistler ve Lâ İlâhe İllallah Ateistle anlaşmamız daha kolaydır. Şirki yıkmak daha zordur. Ateist ‘ben hiçbir şeye inanmıyorum’ deyince: ‘Harikasın, sen de inanmamaya inanmışsın. Sen daha iyisin. Neden? Nasıl olsa sen lâ demişsin zaten. Yolun yarısına gelmişsin. Lâ ilâhe demişsin. İlla Allah kalmış.’ Öbürü lâ ilâhe demiyor ki. Hz. Mevlânâ ‘ne zamana kadar altın gümüşe bağlı kalacaksın’ diyor. Aslında orada lâ ilâheyi kastetmektedir. Bir ateist mahalle baskısını atmış, aile baskısını atmış, çevre arkadaş baskısını atmış. Hepsini atmış. Kolay mı? ‘Ben hiçbir şeye inanmıyorum’ demek kolay değildir. Hiçbir şeye inanmıyorum diyen bir kimse inandım dediğinde ortalık kıyamet kopar. O yüzden ateistler daha çok favorimizdir. İnançsal Özgürlük ve Sınırları Hiçbir zaman hiçbir din, hiçbir inanış, inandığı Rab’la kul arasında olmamıştır. ‘Din Allah ile kul arasındadır’ boş bir yalandan, safsatadan, aldatmacadan başka bir şey değildir. İslam dini öyle değildir. Muhammedî din kullarla kullar arasındadır. İnsanlar toplu bir hayat yaşıyorlar. Toplu hayatın kendi içerisinde nasıl olması gerektiğine dair kurallar manzumesi vardır. ‘İnançsal özgürlük olmalı’ diyorlar. İnançsal özgürlükten kastın ne? ‘Kimse kimseye zarar vermediği müddetçe’ diyorlar. İyi, adamın hiç kimseye zararı yok; anadan doğma soyundu çimlerin üzerine yattı güneşleniyor. Kime zararı var? Yok. Ama sana görüntü geliyor. Her toplumun kendine göre koymuş olduğu, kurgulamış olduğu kanunlar manzumesi var. Bir edep var, terbiye var. İnternet Yasakları ve Devletin Görevi İnternetin komple kapatılması hoş bir şey değildir. Sahte hesaplar çok açılıyor, insanlar provoke ediliyor, doğru. Ama böyle yapacaklarına bir ekip sahte hesapları tespit eder, bunları kapattırır, olur biter. Komple yasaklamak uygun bir davranış değildir. Devletin işi yasaklamak değildir. Suçluyu bulup kanunun önüne getirmektir. Devlet beş kişi suçlanıyor diye bir yeri komple kapatamaz. Hz. Ali (r.a.) ile Muaviye arasındaki hukuk ihtilafının ayrılığı buradandır. Muaviye, Hz. Osman’ı katlettiler diye beş bin kişinin hepsini katlet dedi. Hz. Ali efendimiz ise ‘biz suçluları, katilleri bulacağız, onları yargılayacağız’ dedi. Devlet suçla mücadele eder; suçluyu tespit eder, cezasını verir. Bu ceza onu ıslah etmek içindir. Mürşid-Mürid İlişkisi: Kulun Gücü Yoktur Bulmaya Mürşidi Kulun gücü yoktur bulmaya mürşidi. Mürşid bulur daima müridi. Bir mürşidi bulmaya bir kulun mecali yetmez. Bilgi açısından, maneviyat açısından, tanımlama açısından yetmez. Asıl mürid, mürşiddir. Mürid olduğundan dolayı mürid toplayacağım diye uğraşır mürşidine. Çünkü gerçek mürşid Allah’tır. Mürşid görünen aslında müriddir Allah’a. Kul ölüdür. Mürşid ise diridir. Bütün kullar ölüdür. Diri olan Allah’tır. Allah’la dirilenler diri olurlar. Mürşide müridlik yapan gerçek manada dirilir. Cenab-ı Hakk’ın o kâmil Hay ismi, o mürşidlerin bütün Allah’ın isimlerini cem etmesi, hayat manasında tecelli etmesidir. Ben Derviş Seçmem Bir şeyhin derviş seçmesine karşıyım. Ben seçmem. Benim kapım hep açıktır. Herkes gelir bu kapıya. Ben bütün kardeşlere derim: Gelen kimseyi seçmeyin, ayırt etmeyin, itmeyin, incitmeyin. O Allah’ın bize göndermiş olduğu bir lütuf, bir ikram olarak görüyorum. Ben etrafımdaki arkadaşları da seçmem. Ben şunu seçeyim, bunu tutayım, bunu uzak tutayım gibi bir derdim yoktur. Kim selamünaleyküm dedi, bu kapıdan içeri giren Allah’ı sevmese girer mi? Girmez. Bitti. Herkes kendi sevgisinden geliyor. Bir kimse bir yere intisaplıysa ben ona ders vermek istemiyorum. Yol bulmuş o kendine. Sizin uğraşacağınız kimseler, camiyle, cemaatle hiçbir yere bağlantısı olmayan insanlardır. Onu sevgilinize götüreceğiniz koklanmamış çiçek gibi olsun. Allah’ı Tanıma: Tenzih ve Teşbih Allah’ın zatullahını hiçbir kimse göremez, tanımaz. Allah’ı rüyasında gören kimse, gördüğü şey zatından münezzehtir. Cenab-ı Hak tenzihi ve teşbihi ard arda getirir: ‘O hiçbir şeye benzemez’ tenzihtir. ‘İşiten ve gören’ teşbihtir. Bir kimse ‘Allah’ı gördüm’ dese, gördüğü o değildir. Gördüğü hak mıdır? Evet. Ama gördüğü o değildir. Cenab-ı Hak sıfatlarıyla tecelli eder. Sıfatlarını gören bir kimse Allah’ı tanımakta çok ileri bir yol gitmiştir. ‘Sanki görüyormuşçasına’ muhteşem bir noktadır; ama sanki tenzih eder ona. ‘Görüyormuşçasına’ olsa tenzih olmayacak. ‘Görüyor’ dese tenzih yok. ‘Sanki görüyormuşçasına’ tenzih var. Allah rüyada da görünür, halde de görünür, yakaza halinde de görünür. Ama gördüğün o değildir. Hemen arkadan tenzihi ve teşbihi gelir. Hayatın Tadını Çıkarmak Kendinizi cendereye sokmayın. Bizim dinî hayatımız, sufî hayatımız çekilmez cendere değildir. Biz yemekte yeriz. Eşlerimizle oturur sohbet ederiz. Çocuklarımızla vakit geçiririz. Hadis de okuruz, kendimize de zaman ayırırız. Soh, zikrullahımıza gideriz. Günler bereketli geçer. Cenab-ı Hak hepsini de yetiştirir. Gözünüzde büyütmeyin bir şeyi. Eşlerinize baskı yapmayın. Onlarla iyi geçinin, hoş geçinin, tatlı geçinin, gönüllü geçinin. Muhabbetinizi diri tutun. Hayatı güzel yaşayın, tatlı yaşayın. İşin biraz da zevkini çıkarın. Arkadaşlarınızla sohbetin tadını çıkarın, muhabbetin tadını çıkarın, beraber olmanın tadını çıkarın. Seven insan hep kıymetlidir. Asıl sevilen, o sevenini kaybetmek istemez hiç. Bir erkek kendisini seven kadını kaybetmek ister mi? Asla istemez. Bir kadın kendisini seven erkeği kaybetmek ister mi? Asla istemez. Seven o kadar kıymetlidir. O yüzden sevilmeyeceğinizi bilseniz dahi sevin. Hatta sevilmediğinizi bilseniz dahi sevin. Zarar etmezsiniz. Tadını çıkarın onun.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Erkek evladı, babası ölünceye kadar babasının emrinde ve izninde midir?
Bir babanın Kur’an ve Sünnet dairesinde evladının üzerindeki hakkı bitmez. Baba, erkek evladının parasını, malını, mülkünü dahi el koyabilir Hanefî mezhebine göre. Şafiî, Malikî, Hanbelî ulemasına göre eşini bile boşatabilir. Hatta oğlunun eşini, Şafiîye göre baba kendisi boşayabilir.
Erkek evladı, babası ölünceye kadar babasının emrinde ve iznindedir. Kız evladının evleninceye kadar. Kız evladının evlendi mi hür olur, kocasına itaat etmeye başlar. Ayrıldıysa bir daha babaya itaat zorunluluğu yoktur. Ama bakarsa şehit sevabı vardır.
Babası küfrediyorsa, günaha giriyorsa, yani fasık bir baba olsa bile yine ona itaat etmek zorundasınız Kur’an ve Sünnet dairesinde. Git içki isterse içmezsin, git kumar oyna derse oynamazsın. Kur’an ve Sünnet dairesinde yanlış bir şey yap derse yapmazsın. Ama gel burada başında dur derse duracaksın. Başında bekle sabaha kadar derse bekleyeceksin. Allah’tan sonra babaya gelir itaat. Bir mümin Allah’tan sonra babasına itaat eder.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Anne babanın duası evlatların üzerine peygamberlerin duası gibi midir?
Beddua etmeyin. Evladınıza beddua etmeyin. Anne babanın duası evlatların üzerine peygamberlerin duası gibidir. Bir kimse beddua etse, onun bedduası yerli yerine değilse, doğru değilse beddua döner kimsenin başına cebelleş olur. Beddua bulut gibidir, havada durur. Ama beddua edilenin başına cebelleş olur. Doğru değilse beddua edenin geri başına cebelleş olur.
Kadınlar adamlara beddua eder: ‘Allah belanı versin senin.’ O bela gelince aynı evde yaşıyorsunuz, sana geliyor. De ki: ‘Ya Rabbi, şu adamı iyi et.’ Adam iyi olursa sana iyilik. Dua edin: ‘Ya Rabbi eşimi hayırlı eyle, çocuklarımı hayırlı eyle, anne babamı hayırlı eyle, komşularımı hayırlı eyle, çalıştığım yeri hayırlı eyle.’
Kişinin kendi bedduası da yanlıştır. ‘Allah bana lanet olsun’ demek günahı kebairdendir. Hep dua isteyeceksiniz: ‘Ya Rabbi beni hayırlı eyle.’ Bir bela, bir musibet geldiğinde de ‘innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn’ deyin. Ortada asla kahır yok. Kimseye bela, lanet etmeyin. Bunlar sufî ahlâkı değildir.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Bunu yaptığını iddia edenler duyu organlarıyla hiç bilmedikleri bir yerden bize haber verecekler mi?
Astral seyahat edebilen birisiyle tanışmak, görüşmek isterdim. Bunu yaptığını iddia edenler duyu organlarıyla hiç bilmedikleri bir yerden bize haber verecekler. ‘Ben Kâbe’ye gittim dolaştım’ diyorsan onu herkes yapıyor. Bunu astral seyahat olarak bize satmasınlar.
Kuantum fizikçileri bir kuantum teorisi ürettiler. Bu teoriyi İslam’ın mistisizminden alırlar. Metafizik hadiselerinden alırlar. Bunlar yeni bir şey değil ama bunları yeni kelimelerle süsleyip, toparlayıp satıyorlar bize. Astral seyahatçılar çıktı; büroları var, loş ışıklarla, tipik kıyafetli insanlar. Bunların hepsi astral seyahatçı. En ucuzu yarım milyon lira. Allah muhafaza eylesin.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Kaza namazı yapılabilir mi?
Evet, yapılabilir. Bir kimse daha önce kılamadığı namazlarını kaza eder. Tutamadığı oruçlarını kaza eder. Hz. Peygamber (s.a.v.) hem Hendek’te hem Uhud’ta namazı kazaya kaldı. Akşamına kıldı hepsini de toptan olarak. Bu da sonuçta kazadır. Sünnet olmadan sadece farzlarla namaz kılınabilir mi? Evet, kılınabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bir kimse birinci derecede farzlardan sorumludur. Sünnetleri kılmadan farz namazını kılabilir. Yani onu kılamaz hükmünü verecek olan hiç kimse yok. Farz ibadetler birinci derecede sorumluluktur. Biz farz ibadetlerimizi mümkün olduğunca yerine getirmeye gayret edelim.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Diğer Dinlerdekiler Cennete Girer mi?
Din ulaştığı yerdeki kimseler sorumlu tutulur. Din bir kavme ulaşmadıysa o kavim dinden sorumlu tutulmaz. Din bir kimseye ulaşmadıysa o kimse dinden sorumlu tutulmaz. O kimse öldüğünde cennetin birinci katına getirilir, hesapsız kitapsız. Orada onlara İbrahim aleyhisselam tarafından din tebliğ edilir. Ve din onlara tebliğ edildikten sonra onlar kendi istidatlarına göre cennetin içerisinde kalırlar.
Dinsiz hiçbir kabile yoktur. Onlara bir din gelmiştir, onlar o dine devam ettiriyorlardır. Bir inançları vardır. Onlar Muhammedîlikten sorumlu değillerdir. Ama Hz. Peygamber’i (s.a.v.) duydular da, böyle yeni bir peygamberin olduğunu duydularsa ve kabul etmiyorlarsa, onlar cehenneme gidecektir.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Ateistle anlaşmamız daha kolay mıdır?
Ateistle anlaşmamız daha kolaydır. Şirki yıkmak daha zordur. Ateist ‘ben hiçbir şeye inanmıyorum’ deyince: ‘Harikasın, sen de inanmamaya inanmışsın. Sen daha iyisin. Neden? Nasıl olsa sen lâ demişsin zaten. Yolun yarısına gelmişsin. Lâ ilâhe demişsin. İlla Allah kalmış.’ Öbürü lâ ilâhe demiyor ki. Hz. Mevlânâ ‘ne zamana kadar altın gümüşe bağlı kalacaksın’ diyor. Aslında orada lâ ilâheyi kastetmektedir.
Bir ateist mahalle baskısını atmış, aile baskısını atmış, çevre arkadaş baskısını atmış. Hepsini atmış. Kolay mı? ‘Ben hiçbir şeye inanmıyorum’ demek kolay değildir. Hiçbir şeye inanmıyorum diyen bir kimse inandım dediğinde ortalık kıyamet kopar. O yüzden ateistler daha çok favorimizdir.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
İnançsal özgürlükten kastın ne?
Hiçbir zaman hiçbir din, hiçbir inanış, inandığı Rab’la kul arasında olmamıştır. ‘Din Allah ile kul arasındadır’ boş bir yalandan, safsatadan, aldatmacadan başka bir şey değildir. İslam dini öyle değildir. Muhammedî din kullarla kullar arasındadır. İnsanlar toplu bir hayat yaşıyorlar. Toplu hayatın kendi içerisinde nasıl olması gerektiğine dair kurallar manzumesi vardır. ‘İnançsal özgürlük olmalı’ diyorlar. ‘Kimse kimseye zarar vermediği müddetçe’ diyorlar. İyi, adamın hiç kimseye zararı yok; anadan doğma soyundu çimlerin üzerine yattı güneşleniyor. Kime zararı var? Yok. Ama sana görüntü geliyor. Her toplumun kendine göre koymuş olduğu, kurgulamış olduğu kanunlar manzumesi var. Bir edep var, terbiye var.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
İnternetin komple kapatılması hoş bir şey değil midir?
İnternetin komple kapatılması hoş bir şey değildir. Sahte hesaplar çok açılıyor, insanlar provoke ediliyor, doğru. Ama böyle yapacaklarına bir ekip sahte hesapları tespit eder, bunları kapattırır, olur biter. Komple yasaklamak uygun bir davranış değildir.
Devletin işi yasaklamak değildir. Suçluyu bulup kanunun önüne getirmektir. Devlet beş kişi suçlanıyor diye bir yeri komple kapatamaz. Hz. Ali (r.a.) ile Muaviye arasındaki hukuk ihtilafının ayrılığı buradandır. Muaviye, Hz. Osman’ı katlettiler diye beş bin kişinin hepsini katlet dedi. Hz. Ali efendimiz ise ‘biz suçluları, katilleri bulacağız, onları yargılayacağız’ dedi. Devlet suçla mücadele eder; suçluyu tespit eder, cezasını verir. Bu ceza onu ıslah etmek içindir.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Gerçek mürşid Allah’ mıdır?
Kulun gücü yoktur bulmaya mürşidi. Mürşid bulur daima müridi. Bir mürşidi bulmaya bir kulun mecali yetmez. Bilgi açısından, maneviyat açısından, tanımlama açısından yetmez. Asıl mürid, mürşiddir. Mürid olduğundan dolayı mürid toplayacağım diye uğraşır mürşidine. Çünkü gerçek mürşid Allah’tır. Mürşid görünen aslında müriddir Allah’a.
Kul ölüdür. Mürşid ise diridir. Bütün kullar ölüdür. Diri olan Allah’tır. Allah’la dirilenler diri olurlar. Mürşide müridlik yapan gerçek manada dirilir. Cenab-ı Hakk’ın o kâmil Hay ismi, o mürşidlerin bütün Allah’ın isimlerini cem etmesi, hayat manasında tecelli etmesidir.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Benim kapım hep açık mıdır?
Bir şeyhin derviş seçmesine karşıyım. Ben seçmem. Benim kapım hep açıktır. Herkes gelir bu kapıya. Ben bütün kardeşlere derim: Gelen kimseyi seçmeyin, ayırt etmeyin, itmeyin, incitmeyin. O Allah’ın bize göndermiş olduğu bir lütuf, bir ikram olarak görüyorum.
Ben etrafımdaki arkadaşları da seçmem. Ben şunu seçeyim, bunu tutayım, bunu uzak tutayım gibi bir derdim yoktur. Kim selamünaleyküm dedi, bu kapıdan içeri giren Allah’ı sevmese girer mi? Girmez. Bitti. Herkes kendi sevgisinden geliyor. Bir kimse bir yere intisaplıysa ben ona ders vermek istemiyorum. Yol bulmuş o kendine. Sizin uğraşacağınız kimseler, camiyle, cemaatle hiçbir yere bağlantısı olmayan insanlardır. Onu sevgilinize götüreceğiniz koklanmamış çiçek gibi olsun.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Gördüğü hak mıdır?
Allah’ın zatullahını hiçbir kimse göremez, tanımaz. Allah’ı rüyasında gören kimse, gördüğü şey zatından münezzehtir. Cenab-ı Hak tenzihi ve teşbihi ard arda getirir: ‘O hiçbir şeye benzemez’ tenzihtir. ‘İşiten ve gören’ teşbihtir. Bir kimse ‘Allah’ı gördüm’ dese, gördüğü o değildir. Gördüğü hak mıdır? Evet. Ama gördüğü o değildir.
Cenab-ı Hak sıfatlarıyla tecelli eder. Sıfatlarını gören bir kimse Allah’ı tanımakta çok ileri bir yol gitmiştir. ‘Sanki görüyormuşçasına’ muhteşem bir noktadır; ama sanki tenzih eder ona. ‘Görüyormuşçasına’ olsa tenzih olmayacak. ‘Görüyor’ dese tenzih yok. ‘Sanki görüyormuşçasına’ tenzih var. Allah rüyada da görünür, halde de görünür, yakaza halinde de görünür. Ama gördüğün o değildir. Hemen arkadan tenzihi ve teşbihi gelir.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Bizim dinî hayatımız, sufî hayatımız çekilmez cendere değil midir?
Kendinizi cendereye sokmayın. Bizim dinî hayatımız, sufî hayatımız çekilmez cendere değildir. Biz yemekte yeriz. Eşlerimizle oturur sohbet ederiz. Çocuklarımızla vakit geçiririz. Hadis de okuruz, kendimize de zaman ayırırız. Soh, zikrullahımıza gideriz. Günler bereketli geçer. Cenab-ı Hakk’ın hepsini de yetiştirir. Gözünüzde büyütmeyin bir şeyi.
Eşlerinize baskı yapmayın. Onlarla iyi geçinin, hoş geçinin, tatlı geçinin, gönüllü geçinin. Muhabbetinizi diri tutun. Hayatı güzel yaşayın, tatlı yaşayın. İşin biraz da zevkini çıkarın. Arkadaşlarınızla sohbetin tadını çıkarın, muhabbetin tadını çıkarın, beraber olmanın tadını çıkarın.
Seven insan hep kıymetlidir. Asıl sevilen, o sevenini kaybetmek istemez hiç. Bir erkek kendisini seven kadını kaybetmek ister mi? Asla istemez. Bir kadın kendisini seven erkeği kaybetmek , istemez. Seven o kadar kıymetlidir. O yüzden sevilmeyeceğinizi bilseniz dahi sevin. Hatta sevilmediğinizi bilseniz dahi sevin. Zarar etmezsiniz. Tadını çıkarın onun.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı nedir?
Seven insan hep kıymetlidir. Asıl sevilen, o sevenini kaybetmek istemez hiç. Bir erkek kendisini seven kadını kaybetmek ister mi? Asla istemez. Bir kadın kendisini seven erkeği kaybetmek ister mi? Asla istemez. Seven o kadar kıymetlidir. O yüzden sevilmeyeceğinizi bilseniz dahi sevin. Hatta sevilmediğinizi bilseniz dahi sevin. Zarar etmezsiniz. Tadını çıkarın onun.
Kaynak: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı
Dervişlikte boşanma meselesi neden tartışılmaktadır?
Dervişler boşanmaz diye bir kaide yoktur. Evlenmek ne kadar haksa boşanmak da o kadar haktır. Hz. Ömer efendimiz bile eşini boşamıştır. Sahabelerin içinden insanlar eşlerini boşamışlardır. Bizde katolik nikahı yoktur; bir kimse gayet normal nasıl evleniyorsa, gayet normal bir şekilde boşanabilir. Gönül arzu eder ki hiç kimse evini yıkmasın, eşinden ayrılmasın. Ama velakin bu hayatın sonu değildir. Bir kadın erkeğini istemeyebilir, bir erkek kadınını istemeyebilir; bu gayet normal bir şeydir. Derviş diye eşinin her şeyini kabullenmek zorunda değildir.
Kaynak: 386. Dergâh Sohbeti — Haram İşlememek, Gayret ve Dervişlikte Boşanma Meselesi
Evliliğin önemi nedir?
İslam diyor ki hanımınızla ilişkiye girmek namaz kılmak gibi sevap kazandırır. ‘Evleniniz, dininizin yarısını tamamlayın’ buyurulmuştur. Evlenmeyi kutsallaştırmak yok; evlenmemiş bir kimseyi kutsallaştırmak yanlıştır. Hazreti Ayşe validemizle Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ilişkisindeki inceliğe ve zerafete bakın: Cinsel ilişkiden sonra ‘Ya Ayşe, müsaade eder misin? İbadet edeyim’ diyor. Ben ibadet ediyorum deyip hanımı orada bırakmak yoktur. ‘Eşinizin sizde hakkı vardır, nefsinizin sizde hakkı vardır, çocuklarınızın sizde hakkı vardır.’
Kaynak: 389. Dergah Sohbeti — Sufinin Uyanıklık Hali ve Uzuvları Haramdan Koruma
Nişanlılık ve zina meselesi nedir?
Bir kızın nişanlısıyla cinsel ilişkiye girmesi caiz değildir. Nişanlı da olsa ortada nikah yoksa cinsel ilişki zinadır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, kızına ve hanımına dikkat etmeyen, onların namuslarına ve ahlaklarına dikkat etmeyen kimseyi deyyus olarak nitelendirmiştir. Bir baba kızının bir başka erkekle konuşmasına, çıkmasına müsaade edemez. Bir anne oğlunun bir başka kızla çıkmasına müsaade edemez. Bunu bile bile göz yummak deyyusluk hükmündedir.
Kaynak: 390. Dergah Sohbeti — Sufiliğin Adabları ve Günlük Hayatta İbadet
Evlenmek isteyen gençlerin ailelerine nasihat nedir?
Anne babalar, evlenmek isteyen çocuklarınızı evlendirin! Aileler bu noktada Kur’an ve Sünnet bilincinden uzak kalıyor. ‘Biraz para biriktirelim, eşyaları alalım, düğünü güzel yapalım’ diye uzatıyorlar. Ama din uzatıp geciktirmeyin diyor. Acele ediniz: Evlenmek isteyen çocuklarınızı evlendirmekte, ölüyü gömmekte, namazı kılmakta, hayır hasenat işlemekte, iyilik yapmakta, tövbe etmekte acele edin. Evlenecek olan dosdoğru evlensin. Hataya düşmeden, yanlışa düşmeden, eksikliğe düşmeden dosdoğru evlensin.
Kaynak: 390. Dergah Sohbeti — Sufiliğin Adabları ve Günlük Hayatta İbadet
Eşler arası ilişkilerin sınırları nelerdir?
Bir erkeğin eşiyle olan adab-ı muaşereti ile komşularıyla, arkadaşlarıyla, tanıdık veya tanımadık kadınlarla olan ilişkileri aynı değildir. Eşiyle olan muaşerette Kur’an ve Sünnet dairesinde kalıp birbirine hakaret etmeden, saygısız davranmadan; haram kelimeler ve haram davranışların haricinde eşiyle olan adab-ı muaşeretine sınır koymak mümkün değildir.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Cinsellikle alakalı kesin olarak haram olan üç ana unsur nedir?
Kadının hayız halinde cinsel ilişki, doğum halinde cinsel ilişki ve kadına arkadan cinsel ilişki. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bu konuda kesin bir dille lanetlemiştir. Bunların haricinde eşler arasında haram edilmemiş konularda birisinin haram etmesi dini açıdan sıkıntılıdır; çünkü haram etme yetkisi birinci derecede Allah’a, sonra Resulullah’a, sonra ümmetin icmasına aittir.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Tanıdık ve tanımadık kadınlarla ilişki konusunda ne söylendi?
Arkadaşlarıyla olan muaşerette ağır şakalar, küfürlü sözler, birbirini rencide edici hakaret edici davranışlar kesinlikle haram ve yanlıştır. Komşu hakkı bellidir; komşusunu tanımalı, bilmeli, selamlaşmalı ve adab-ı muaşeret dairesinde davranmalıdır. Tanımadık kadınlarla zaruret noktasında konuşulur. Bir erkek tanımadığı bir kadına gidip yanaşıp konuşamaz; bu kesinlikle haramdır. Ama dükkana gelen müşteri gibi zaruri bir durum varsa adab-ı muaşeret dairesinde konuşabilir. Kadınlar da erkeklerin kıskançlık damarlarını kabartıp sorgulamamalı; erkekler de kadınların normal alışverişini makul görüp kıskanılmayacak bir şeyi kıskanmamalıdır.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Zina hükmü ve cezaları nedir?
Nikah düşmeyen bir kadınla bir erkeğin şehvetle birbirlerinin ellerini tutması dahi zina hükmündedir. Nikah olmayan bir kadına şehvetle bakmak dahi zina hükmüne girer. Yabancı bir kadınla öpüşmek, sevişmek; bunların hepsi zina hükmündedir ve kesinlikle haramdır. Tam cinsel ilişkiye girenlerde her iki taraf da evliyse recm, her ikisi de bekarsa yüz değnek cezası verilir. Birisi evli birisi bekarsa evli olan recmedilir, bekar olana yüz değnek vurulur. Oral ilişki yoluyla tatmin olmak da zina günahına girer; ancak bu recm gerektirmez.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Erkek-erkek ve kadın-kadın ilişkisi konusunda ne söylendi?
Bir erkeğin bir erkekle cinsel ilişkisinde her ikisi de recmedilir. Hz. Ali Efendimizin fetvasına göre bu melaneti işledikleri yer yakılır. Bir kadının bir kadınla ilişkisi de zina hükmündedir; ancak tarihte böyle bir recm uygulamasına rastlanmamıştır. İki kadının aynı yatakta aynı yorganın altında yatması, birbirlerinin tenlerini değdirmeleri yasaktır.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Darü’l-Harp hukuku ve Türkiye’de İslam hukuku konusunda ne söylendi?
Darü’l-harp’te hiçbir İslam hukukunu icra edemezsiniz. Buna malların taksimi, ceza hukuku, evlilik hukuku dahildir. Hukuk icra edilemediğinden dolayı orası darü’l-harptır. Birisi size İslam hukukunu dayatsa, cumhuriyet savcısına şikayet etseniz o kimse teokratik düzene dönüştürmekten mahkemelik olur. Türkiye’de yaşamakla mevcut hukuku kabul etmiş olursunuz. Çek kanununa tabisiniz, nüfus hizmetine tabisiniz, icra iflas hukukuna tabisiniz, ticaret hukukuna tabisiniz. Bu hukuku kabul ettikten sonra birisi size İslam hukuku istiyorum diyemez. İki kişinin arasında, kendi şahsi dairelerinde yapabilecekleri yere kadar İslam hukuku uygulanabilir; devletin hukuku girdiği yerde İslam hukuku uygulanamaz.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
İslam hukuku istismarı konusunda ne söylendi?
İnsanların dini inançlarını sömürenler var. Keyfince sizi İslam hukukunun içine atacak; ama kendisi faiz alıyor. Bu çelişkiyi görmek lazım. Sakın kafanızı başka yere yaslamayın; nerede yaşadığınızı bilin.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Evlilik, çok eşlilik ve nikah meseleleri konusunda ne söylendi?
Nikahta süre tayini caiz değildir. Bir aylığına veya iki aylığına nikah kıyılırsa İmam Azam Hazretleri ‘Süre geçersizdir ama nikah geçerlidir’ buyurmuştur. Nikahı hiç kimse reddedemez. Dul bir kadın Hanefi mezhebine göre velisinin izni olmadan istediği kişiyle evlenebilir; Şafi mezhebine göre ise velinin izni gerekir. Çok eşlilik rütbe değildir. Bugünkü düzlemde, bugünkü hayat şartlarında, bugünkü insanların algısında bir erkeğin çok eşliliği Kur’an ve Sünnete uygun bir şekilde götürmesi çok zordur. Bunu yapacak olan kimse alim hükmünde, amir hükmünde, hakim hükmünde ve zengin hükmünde olmalıdır.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Hz. Hasan Efendimizin evlilikleri konusunda ne söylendi?
Hz. Hasan Efendimizin bazı rivayetlerde seksen beş, bazı rivayetlerde yetmiş ile seksen beş arasında eşi olduğu rivayet edilir. Bunlar aynı anda değildi; zaman içerisinde kadınlar onu terk etmiş veya o kadınları terk etmiş, boşanmış, ayrılmıştır. Bunun içerisinde nesep meselesi vardır; ehl-i beytle akraba olmak Müslümanlar için büyük bir meseledir.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Hayız döneminde eşler arası ilişki konusunda ne söylendi?
Kadına hayız döneminde cinsel ilişkinin haricinde istediğiniz yere kadar yaklaşabilirsiniz. Ancak ve ancak cinsel ilişki yasaktır. Eşlerin birbirleriyle sevişmesinde bir mahzur yoktur. Bazı fıkıh kitaplarında eğer bu cinsel ilişkiye götürecekse, kendini tutamayacaksa uzak durulması tavsiye edilmiştir; ama kesin haramiyet yerleştiyse bunda bir sıkıntı yoktur. Kadın ve koca birbirlerini elle tatmin edebilirler; bunu yasaklayan bir hüküm yoktur.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
İstimna (elle boşalma) meselesi konusunda ne söylendi?
Hanefiler bir kimsenin harama düşmesi kesinleşmişse, bu konuda kendisini durduramıyorsa, harama düşmektense böyle bir şey yapabileceğini söylemişlerdir. Ama bu alışkanlık haline gelmemelidir; alışkanlık haline gelirse fizyolojik bozukluk meydana gelir. Evlenmek temel çözümdür. Pornografik filmler seyretmek, fotoğraflara bakmak insanlarda zina meylini artırır; bu sebeple caiz değildir. Bütün erkekler evlenmeyi hedefleyecek.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Nefis terbiyesi ve edep konusunda ne söylendi?
Nefsini terbiye eden bir kimseden herkes edep ve terbiye öğrenir. Eğer bir kimse nefsini terbiye etmezse, edep ve adaba aykırı hareket etmeye başlarsa etrafındaki insanlar da yasakları çiğnemeye başlar ve yoldan çıkarlar. O yüzden edep ve erkanı iyi öğrenmek, nefisle mücadele etmek ve etrafına güzel örnek olmak sufilerin en önemli adablarındandır.
Kaynak: 392. Dergâh Sohbeti — Cinsel Hayat Hükümleri, Darü’l-Harp Hukuku ve Çok Eşlilik
Sevgi zorla olur mu?
Bir kimseye sevmeyen birine zorla sevdirebilir misiniz? Bu iş herkesin aynı derecede seveceği diye de bir kayıt yoktur. Seven zaten sevdiğini aklından çıkarmaz. Karnı aç olan yemeği sayıklar, uykusu olan uykuyu sayıklar, araba isteyen gelen geçen arabalara bakar. Bir kimse neye muhabbet besliyorsa ona karşı kendi kendisini yönlendirir. Bir kimse bir Şeyh Efendiye muhabbet besliyorsa zaten aklında, fikrindedir; patlatır ‘Aklımda fikrimde hep sen varsın’ diye. O kimsenin düşünmesine gerek yoktur. Bir kimseyi zorla sevdirmek, zorla evlendirmek gibidir: Hayat boyu o zorlanmanın acısıyla yaşar.
Kaynak: 395. Dergâh Sohbeti — Rabıta ve Gönül Muhabbeti, Evlilikte Sufi Ahlâkı ve Hac Ad
Sufi hayatında gönüllülük nasıl olmalıdır?
Ben sufi hayatı böyle yaşamak istiyorum: Gönlümü sere sere geleceğim. Yoksa burada durduğumdan tat almam. Konuşurken de anlatırken de tat alıp lezzet almalıyım. Manevi ilimler de kalbe böyle gelir. Bir kimse zorla hadis okumaya kalkarsa olmaz; gönlünü sere sere hadis oku, abdestini al, ‘Ya Rabbi bana öyle bir hadis okut ki sanki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin kalbinden geliyormuş gibi okuyayım’ de. Bir dergaha giriyorsanız gönlünüzü sere sere girin. Bir şeye intisap edecekseniz gönlünüzü sere sere intisap edin. Kafanızda şüphe kalmasın. Böyle yol gidilmez. İnana inana, güvene güvene gireceksiniz.
Kaynak: 395. Dergâh Sohbeti — Rabıta ve Gönül Muhabbeti, Evlilikte Sufi Ahlâkı ve Hac Ad
Evlilikte Sufi Ahlakı nedir?
Kadına Saygı ve Merhamet: Kadınlara karşı itici ve kırıcı davrananlar bilsinler ki Allah’ı sevmekten bahsedemezler. Kadının üzerinde Allah’ın El-Halık ismi şerifinin tecelliyatı vardır. Kadınsız bir beyin, kadınsız bir kalp asla Allah’a ulaşamaz. Cenab-ı Hakk’ın güzellik sıfatlarının büyük çoğunluğu kadınların üzerinde tecelli eder. Eşini sevemeyen bir kimse hiçbir şeyi sevemez, Allah’ı da sevemez. Bir kadını üzen, kıran Allah’ı da üzer kırar. Kadınla ilişkisi düzgün olmayan hiç kimseyle ilişkisi düzgün olmaz. Hz. Peygamber’in Eşine Bakışı: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki o erkeğe ne mutlu ki eşine baktığında gönlüne bir mutluluk, bir sürur, bir rahatlık oluşur. Kadınlar evde gayet güzel, gayet muntazam, yumuşak kalpli, tatlı, albenili olmalı; erkekler de şefkatli, merhametli, albenili davranmak zorunda. Eşler birbirlerine karşı itici, kırıcı, öteleyici, hakaret edici davranmamalıdır. Burada sufi, evde canavar olmaz; o sufilik değildir. Bizim için şefkatli olmak, merhametli olmak, sevgili olmak önemlidir. Erkeğin Eşine Karşı Sorumluluğu: Bir erkeğin eşine ‘hayır’ demesi konusunda şu bilinmelidir: Erkek hanımına hayır diyorsa ve bu sürekli bir hal aldıysa kadının boşanma hakkı doğar. Hz. Ali Efendimiz’in fetvası üzere bir kadının en az dört günde bir kocasıyla cinsel ilişkiye girme hakkı vardır. Bu fetva, ‘Dörde kadar nikâhlayınız’ ayet-i kerimesinden istinbat edilmiştir. Hanefi uleması, bir erkeğin eşiyle en az dört günde bir cinsel ilişkiye girmesinin eşi üzerine vazife olduğunu, kadının buna hakkı olduğunu, erkek bunu yerine getiremiyorsa tedavisi gerektiğini, tedavisi mümkün değilse kadının boşanma hakkının doğduğunu ifade etmiştir. Evlilikte Karşılıklı İlgi: Dini yaşamaya çalışan kadınlar kendilerine bakmıyorlar, evlendikten sonra ihmal ediyorlar. Bunlar önemsizmiş gibi görülüyor ama bir kimsenin evlilik hayatını, iş hayatını ve dini hayatını etkiler. O adamın evlilik hayatı mutlu geçecek, kadının evlilik hayatı mutlu geçecek. Birbirlerinden memnun olacaklar, birbirlerinden tat alacaklar, birbirlerine saygılı ve sevgili davranacaklar. Erkek eve bir geldiğinde evin hayatı, evin ruhu olmalı; eve hayat vermeli. Kadın da arkasından ‘Hayatımın neşesi, hayatımın baharı gitti’ diye dönüşünü beklemeli. Birbirlerinin bir nefes yokluğunu hissetmeliler.
Kaynak: 395. Dergâh Sohbeti — Rabıta ve Gönül Muhabbeti, Evlilikte Sufi Ahlâkı ve Hac Ad
Hac Adabı nedir?
Kabe’de İlk Dua: İlk haccımda 1992’de tam Beytullah ile karşı karşıya kaldığımda kalbime gelen şuydu: ‘Ya Rabbi, bundan sonra edeceğim bütün dualarımı kabul et.’ Tüccar zihniyetimizden kaynaklanan bir toptancı yaklaşımdı ama kalbime öyle gelmişti. O zamanlarda yoklukla hacca gittim. Dükkanımı devretmiştim, elimdeki toplu para sadece haccımıza yetti. Diyanet hocası herkese ‘Yatın dinlenin, ikindi namazında Beytullah’a gideceğiz’ dedi. Ben bekleyemedim, kendi başıma gittim. Haccın tavafını yaptık, sayını yaptık, namazlarımızı kıldık, ardından bir nafile tavaf daha yaptık. Tavafta Edep ve Adab: Tavaf namaz gibidir. Tavafın farzı dört şavttır, üç tanesi sünnettir. Tavafta ellerini, kollarını kullanmak yoktur; namazda nasıl duruyorsanız tavafta da ellerinizi öyle bağlarsınız. Kimseye dirsek vurmak, ayağına basmak, itirmek, kaktırmak yoktur. Eşiniz varsa onu önünüze alırsınız. Oradaki herkes Allah’a aşık olmuş da gelmiştir. Birini incitirseniz Allah’ın gönlünü incitirsiniz. Orası meleklerle yarışma yeridir. Cenab-ı Hak bir meleğini insan suretinde oraya koymuş olabilir; belki Cebrail, belki Mikail, belki İsrafil aleyhisselamdır. Nereden biliyorsunuz? Hac’da Sufi Ahlakı: Elinizi hiçbir şeye uzatmayın. Kamyondan muz atıyorlar, sakın kapmak için gitmeyin; sufi ahlakı değildir. Susuz kalın ama elinizi uzatmayın. Birisi önünüze ikram ederse kabul edin, o Allah’ın ikramıdır, lütfudur. Ama siz istemeyin. Hacca gidiyorsanız evden çıkmadan önce namazdaymış gibi olun; uçağa binmeden başlar imtihan.
Kaynak: 395. Dergâh Sohbeti — Rabıta ve Gönül Muhabbeti, Evlilikte Sufi Ahlâkı ve Hac Ad
Rabıta ve Gönül Muhabbeti, Evlilikte Sufi Ahlâkı ve Hac Adabı konusunda ne anlatılmaktadır?
Hızır aleyhisselam bir rivayette bir peygamber, bir rivayette Cenab-ı Hakk’ın veli kuludur. Hangi durumlarda bir kimseyle görüşür? Bunu anlamak güçtür. Belki o esnada o kimse ayrı bir manevi hal yaşayıp dünya hayatının boyutundan çıkıp Hızır aleyhisselamın yaşam boyutuna geçmiş olabilir, veya Hızır aleyhisselam dünya hayatının boyutuna geçmiş olabilir. Hediyeyi Hediye Etmek Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Hz. Ömer Efendimizin oğlu Abdullah’a hediye verir. Abdullah ‘İhtiyacım yok ya Resulallah’ deyince Peygamber Efendimiz ‘Ey Abdullah, sen istemeden sana gelen Allah’ın sana lütfudur. İhtiyacın varsa kullan, ihtiyacın yoksa sen de başkasına hediye et’ buyurmuştur. Size hediye edene siz de mümkünse misliyle, mümkün değilse aynıyla hediye edin; o da mümkün değilse ona dua edin. Dergahta Sarık Renkleri Bizde sarığın belirli bir rengi yoktur, herkes istediği renk sarık sarabilir. Genel olarak kardeşlerin büyük çoğunluğu yeşil veya siyah sarar. Bundan manevi bir makam çıkmaz. Bizde makam yoktur; bizim için en büyük manevi makam ve derece Allah’a kul olmaktır. Gıybetten Korunma Kişi dilini gıybetten devamlı zikir yapmak suretiyle korur. Farkında olmadan yapıyorsak tövbe etmeliyiz ve o esnada muhakkak Allah’ı zikretmeliyiz. O yüzden sufiler bir toplulukta bir araya geldiklerinde, oradan dağılırken muhakkak cehri zikrullah yaparlar ki orada bilerek bilmeyerek işlenen günahlar affolunsun.
Kaynak: 395. Dergâh Sohbeti — Rabıta ve Gönül Muhabbeti, Evlilikte Sufi Ahlâkı ve Hac Ad
Filistin Davası ve İslam Dünyasının Durumu hakkında ne söylendi?
Bir kimse birisini katlediyorsa ve o katledilen bir ceza almıyorsa, o katletmeye devam edecektir. Bu kaçınılmaz sondur. Her yerde aynıdır. Bir hukuksuzluğa ses çıkarmazsanız o hukuksuzluk devam eder. Bir eksikliğe, yanlışlığa karşı durmazsanız o devam eder. Kur’an-ı Kerim buyurur: ‘Siz müminlere karşı şefkatli, kafirlere karşı şiddetli olun.’ Allah’ın emri budur. Kişinin kendi şahsi hukuku vardır, bir de kamunun hukuku vardır. Kendi nefsimiz için affedici olabiliriz ama ümmetin kanı söz konusu olduğunda mesele farklıdır. Şu anda İslam dünyası haberleşmenin çağ atladığı zamanda, canlı yayında Müslümanların katledilmesini seyrediyor. 1950’de, 1960’ta, 1980’de bunu seyredemiyorduk. 2000’e geldiğinde bu mesele iyice yerleşti. Batı bu vahşetini medya yayınlarıyla gösterirken Müslümanları sindirmek, aşağılamak, pasifize etmek istiyordu ama geri tepti. Anti-semitizm yasaları çıkardılar, Yahudi düşmanlığını uluslararası hukuka bağladılar. Ama basın yayında kontrolsüz güç kullanan batının bu umarsızlığı geri tepiyor. İslam dünyasında Müslümanların hakkını savunacak bir mekanizma kurulsun, bir düzenli ordu kurulsun diyen bir fikir adamı yok, bir siyasetçi yok, bir bürokrat yok. Korkuyorlar. Uluslararası hukuka aykırı, denge politikalarına aykırı diyorlar. Oysa bir kimse bir kimseyi katlediyorsa acımasızca ve siz ona cevap vermiyorsanız, o katletmeye devam edecektir.
Kaynak: 399. Dergâh Sohbeti — Filistin Davası, İslam Barış Gücü, Nesep Temizliği ve Aşkı
İslam Barış Gücü fikri nedir?
Müslümanlar muhakkak ve muhakkak cihad edecektir. Müslümanların kanı akıtıldığında onun önünü alacak, intikamını alacak düzenli bir ordu kurmak zorundadır. Terörist örgüt değil, uluslararası hukuku uygulayacak düzenli bir ordu. Ve Türkiye’nin bunu kurması lazım. Hamas’a terörist diyen devlet başkanlarına diyeceksiniz ki: ‘Doğru söylüyorsun, Hamas terörist kabul edilebilir. Öyleyse gelin hep beraber ortak bir ordu kurun, Filistin davasında savaşsın.’ Bütün İslam ümmetine açık, gönüllülük esasına dayalı bir İslam barış gücü. İş adamları gönüllülük hesabına silah alsın: ‘On tane tank aldım, İslam barış gücüne’, ‘On tane atak helikopter aldım, İslam barış gücüne.’ Bunu dillendirecekler, bunu dillendirdikleri anda hizaya girecek her şey. Şu anda Müslümanlar Mekke dönemindeki gibiler. Savaşamıyorlar çünkü ellerinde silah yok. Ama şunu açıkça söylüyorum: Hanefi mezhebine göre, ehl-i sünnete göre bireysel olarak örgüt kurup savaşamazsınız. Bu anarşiye girer, İslam’da yeri yoktur. Ancak darülharp imamı bunun fetvasını verir. Darülharp imamı da yok Müslümanların başında, halifesi yok. Bu durumda Müslümanın kendi başına silahlı bir örgüt kurması mümkün değildir. Bu korkaklıktan değil, dinin hukukundan söyleniyor. Gazze’dekiler ise farklıdır. Memleketlerini koruyorlar, vatanlarını koruyorlar, namuslarını koruyacak, imanlarını koruyacak, çocuklarını koruyacak. Onlar elinden geldiğince cihad edecek. Türkiye’de ise bu caiz değildir.
Kaynak: 399. Dergâh Sohbeti — Filistin Davası, İslam Barış Gücü, Nesep Temizliği ve Aşkı
Nesep temizliği kavramı nedir?
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin nesebinin temiz olması demek, o soyda gayrimeşru bir ilişkiden doğmuş çocuk yoktur demektir. Nesep temizliği, o kadının ve erkeğin namuslarının tam olmasıdır. Evli bir kadın başında bir kocası varken gözü başka bir adama hiç bakmayacak; işte nesep temizliği budur. Din bu meseleyi peygamberlerde soyun başına kadar sürdürür, normal insanlarda ise evlendikten sonraki hayattan itibaren sorumlu tutar. Evli bir kadının başka bir erkeği hayal etmesi dahi haram sayılır. Evlenmiş, bitti; o andan itiban sonra sorumluluk başlar.
Kaynak: 399. Dergâh Sohbeti — Filistin Davası, İslam Barış Gücü, Nesep Temizliği ve Aşkı
Sohbet meclislerine devam ve çevrenin baskısı nedir?
‘Çevrenizdekiler sürekli bu gibi meclislerden uzak durmanızı söylüyorlar’ diye bir soru geldi. Doğru söylüyorlar! Bu gibi topluluklar insanı dindar eder, Allah’a aşık eder, Kur’an ve sünneti yaşamaya sevk eder. Bu gibi topluluklar Kur’an ve sünnet dairesinde durduğu için her nefse hoş gelmez, her aileye hoş gelmez, herkese hoş gelmez.
Kaynak: 400. Dergâh Sohbeti — Şevval Orucu, Vesvese, Gizlenen Hadis Yalanı ve Helal Nika
Üniversite nikahları ve helal yoldan evlenme nedir?
Bugünkü gençler arasında bir hastalık var. Bilhassa üniversite gençliği bu hastalığa düçar olmuş vaziyettedir. Gençler haram olmasın diye birbirleriyle nikahlanıyorlar. Bu nikahlardan ailelerin haberi yok. Hanefi mezhebine göre normalde bu nikah sahihtir. Ama bu insanlar güvenilir değildir. Bu nikahlar evlenmek için kıyılmış nikahlar değildir, bir ev paylaşmak için kıyılmış nikahlar değildir.
Kaynak: 400. Dergâh Sohbeti — Şevval Orucu, Vesvese, Gizlenen Hadis Yalanı ve Helal Nika
Çocuğa isim koyma sünneti neden önemlidir?
Çocuğa isim koyma sünneti önemlidir çünkü çocuğun ebeveyninden hakkı üçtür: birincisi hayırlı isim konması, ikincisi dininin öğretilmesi, üçüncüsü erkek çocuğu ise bir meslek sahibi edilmesi, kız çocuğu ise ev işinden el işinden öğretilmesidir. Çocuk doğduğunda mümkün ise ilk etapta ağzına çiğnenmiş hurma vermek sünnettendir. Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri, Medine’de ilk doğan erkek çocuğu olunca onun ağzına kendi ağzından hurma çiğneyerekten verdi. Yedi gün içerisinde çocuğun ismi konulması lazımdır. Hayırlı bir isim konur.
Kaynak: 405. Dergâh Sohbeti — Cüzi İrade, Külli İrade, Fıtrat ve Tövbenin Hakikati
Yeni taşındığımız şehirde kızımın arkadaşının doğum gününe gitmek istemesi, ben de geleyim desem kızıyor, göndermesem kızıyor — ne yapmalıyız?
Çocuklar sizin fidanlarınızdır. Çocuğunu düzgün yetiştiremediyse anne baba, o çocuktan gelecek olan da anne babaya.
Kaynak: 409. Dergâh Sohbeti — Aşk Teslimiyettir, Misal Âlemi ve Cemalullah Tecellîsi
Evlilikte acele etmek neden önemlidir?
Cocuklarinizi en kisa surede evlendirmek anne-babanin uzerine sarttir. Evlenme cagina gelmis erkek ve kiz cocuklarini evlendirmek anne-babanin en onemli vazifelerinden birisidir. Cocuklarinizi uzun nisanlilik donemlerne katmayin.
Kaynak: 410. Dergah Sohbeti: Ümmetin Ahlak Meselesi, Kaza Namazı ve Zikrullah
Kadının itaati evlendikten sonra kimin üzerine geçer?
Kizlarin babaya olan itaatleri evleninceye kadardir. Evlendi mi, evlenen kadinin itaati kocasina gecer. Artik kadin sadece ve sadece kocasina itaat eder. Babasina itaati kalkar.
Kaynak: 411. Dergah Sohbeti: Anne-Babaya İyilik, Dokuz Büyük Günah ve Savaştan Dönmemek
Anne ve baba çocuklara zulmetseler de çocuklar onlara iyilik yapmalı mıdır?
Anne ve baba cocuklarina zulmetseler de cocuklar anne-babalarına iyilik yapacaklar.
Kaynak: 411. Dergah Sohbeti: Anne-Babaya İyilik, Dokuz Büyük Günah ve Savaştan Dönmemek
Bir Musluman, sevabını Allah’tan bekleyerek anne-babasına iyi davranırsa ne olur?
Allah onun icin cennetten iki kapi acar. Sayet birine iyilik ederse bir kapi acar. Sayet ana-babasinin birisini kizdirirsa, bunun rizasini kazanincanaya kadar Allah ondan razi olmaz.
Kaynak: 411. Dergah Sohbeti: Anne-Babaya İyilik, Dokuz Büyük Günah ve Savaştan Dönmemek
Evlatlar arasında adalet nasıl sağlanmalıdır?
Gucu yerindeyken evlatlarin arasinda esitsizlik davranmayacaklar. Evlatlarina adil olacak. Birini kucagina oturtup obur gunu itmeyecek. Zulmetmek yok. Bu herkes icin gecerli: Bir zakir icin de gecerli, bir cogus icin de gecerli, bir ustad icin de gecerli. Kardesler arasinda adaletsiz davranmak, kardeslere zulmetmektir. Kim adaletsizlik yaparsa Cenab-i Hak onunla irtibatini keser.
Kaynak: 411. Dergah Sohbeti: Anne-Babaya İyilik, Dokuz Büyük Günah ve Savaştan Dönmemek
Evlilikte denklik (kufuv) meselesi nedir?
Bir erkek evlenmeye muktedir olmasi ne demektir? Fiziken, madden (ekonomik), fikir olarak, mana olarak, dini olarak yeterli olmasi demektir. Bu kime karsi? Evlenecek oldugun sahsa gore degisir. Senin maasin 1,5 liradir. Hayat standarti 5 lira olan kadini nikahlamaya kalkma.
Kaynak: 413. Dergah Sohbeti: Doğru Kavramı, İçtihat Kapısı ve Hadis Müdafaası
Anne-babaya hizmetin fazileti neden önemlidir?
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, anne-babaya karsi olan muameleyi, anne-babaya karsi olan vazifeyi, dusmanla yakapaca olmaktan daha onemli bir noktaya koymustur. Diyor ki: ‘Anne-babana karsi sen cihada devam et. Onlara hizmette, onlara itaatte, onlara tavir ve davranislarinda eksik davranma. Onlara karsi olan davranis olculerini Kur’an ve sunnet olcusunde devam ettir.’
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Anne-baba hizmetinde cennet kapısı var mı?
Ebu Hureyre radiyallahu anh Hazretleri, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin soyle buyurdugunu rivayet etmistir: ‘Burnu surtulsun, burnu surtulsun, burnu surtulsun.’ ‘Kimin burnu surtulsun ya Resulallah?’ diye sorulunca su aciklamada bulundu: ‘Kendi yaninda anne ve babasina veya sadece birine ihtiyarlik ulasip da onlara hizmet etmeyerek cenneti kazanamayan kimsenin burnu surtulsun.’
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Modern hayatta anne-baba hizmeti nasıl sağlanmalıdır?
Biz ne zaman dunya birleştik, dunyevilestik? Kendi hayat standartimizi, ev kulturumuzu, hayat kulturumuzu de dunya birleştirdik. Simdi hepimizde iki oda bir salonlar, uc oda bir salonlar, anne-babanin oturacagi bir oda yok. Onceden bir bahcenin icindeydi herkes. Simdi bir bahce kalmadi. Bunun sorumlulugu herkese ait. Anneler, babalar, cocuklar… Hepimiz sorumluyuz bunda.
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Yeni Müslümanlara ve aile bireylerine nasıl yaklaşılmalıdır?
Yuz elli yildan beri bu topraklarda Islam ogretilmiyor. Kur’an, sunnet ve onlarin desturlari anlatilmiyor. Yeni namaza baslayan, zikre giren, derse giren kardesler: Evlerinizdeki eslerinizi, cocuklarinizi, babalarinizi, akrabalarinizi hemen musriklikle, kafirlikle itham etmeyin!
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Tebliğ Adabı ve Tebliğcide Aranan Özellikler nelerdir?
Sufi, her haliyle insanlara dini sevdiren bir kimse olmalidir. Insanlar size baktiklarinda, Kur’an ve sunnet dairesindeki hayat tarzinizdan, hayati algilayisinizdan, dini yasayisinizdan ve dini anlatisınızdan dine karsi sempati duymali, sicaklik duymalidir. Her seyi tembih etmek zorunda degilsiniz insanlara. Yavaş yavaş, yumusak yumusak anlatın. Muslumanlarin dahi anlamakta gucluk cektigi mevzulara girmek zorunda degilsiniz. Bos tartismalara girmek zorunda degilsiniz. Anlamsiz savaslarla, anlamsiz demagojilerle insanlara bir sey soylemeye calismayın.
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Tebliğcide Bulunması Gereken Vasıflar nelerdir?
Konusmasi duzgun, kibar ve naif olacak Kaba sirt kullanmayacak Temiz, bakimli olacak; saci basi, ustu basi daginik olmayacak Derli toplu olacak, kotu kokulu olmayacak Insanlardan bir seyler almak isteyenlerden, her yer arayanlardan tebliyci olmaz Insanlara sert, kaba davrananlardan, baskinlik kuranlardan tebliyci olmaz Gittigi yerde gozune, kalbine sahip cikan bir kimse olacak
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Hazreti Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri’nin tespitini neden asla unutmayin?
Bir kimse bir topluluga kiyafetiyle girer, kiyafetiyle agirlanir, fikirleriyle ugurlanir. Zitlasaraktan, inatlasakraktan, kavga ederekten, sesinizi yukselterekten, dovuserekten din anlatilmaz. Boyle bir din anlatimi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin sunnetinde yoktur.
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Dergahta Hizmet Ahlakı nedir?
Dergahta hizmet edenler, kadinlar-erkekler: Gozler sizin uzerinizdedir. Sizin hata yapma sansiniz olmayacak. Kardeslerinize karsi ‘Burayi kaldirin, bunu buradan alin’ deme hakkina sahip degilsiniz. Alacaksiniz, kaldiracaksiniz. ‘Bu neden boyle oldu?’ deme hakkina sahip degilsiniz. Gidip kendiniz yapacaksiniz. Hizmet etmek icin dergaha geldik. Hukmetmek icin degil, ahkam kesmek icin degil. Insanlarin yaralarına merhem olmak icin, yara acmak icin degil. Insanlarin cubanlarını tedavi etmek icin, cubanlari cogatmak icin degil. Birisi gelmis bir derdini anlatmis, onu bir baskasina aktarma. Cubani cogatma, sivilceyi cuban etme.
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Mescid-i Aksa’nın durumu nedir?
Mescid-i Aksa Israel’in postallari altinda inliyor. Mescid-i Aksa basilip Kur’an-i Kerimler yere atilip cigeniyor. Bir Selahaddin Eyyubi gibi lazim. Bizans’i fetheden asker ‘Ne guzel asker’, orayi fetheden kumandan ‘Ne guzel kumandan’ denmistir. Buna mazhar olmak isteyenler kendilerini o hedefe yonlendirmisler, guclerini toplayanlar oraya odaklanmislardir. Selahaddin Eyyubi cok gulmezdi. Yanindakilere der ki: ‘Kudus kafirlerin elinde inlerken benim gulmemi nasil beklersin?’ Biz oradan buraya geldik. Muslumanlar kendi kıblegahina bugunkuler sahip degiller. Adam istedigini yapiyor, yapacagini yapiyor.
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin fitneleri anlatirken ne buyuruyor?
Sahabi soruyor, ‘Ya Resulallah, Muslumanlar o zaman kalabalik olmayacaklar mi?’ ‘Kalabaliklar, ama denizin uzerinde kopuk misali hicbir agirliktan olmayacak.’ Biz hala sac boyasi caiz mi degil mi, tirnak boyasi caiz mi degil mi diye tartisiyoruz. Disin anasini-danasini birakmisiz, yavru meselelerle ugrasiyoruz.
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Olumden once kendini hesaba cek hadisi nereden alinmistir?
Olumden once kendini hesaba cek – Tirmizi, Kiyamet 25 (Omer b. Hattab rivayeti)
Kaynak: 414. Dergah Sohbeti: Cihad-ı Ekber, Anne-Babaya Hizmet ve Tebliğ Adabı
Faydalı İlim ne demektir?
Bu sadece Kur’an ve sünnet dairesindeki dini ilimler değil, aynı zamanda insanlığın önünde yeni icatlar getiren pozitif ilimler de bu ilmin içerisindedir. Bunlara karşı çıkmak, bunları “heva ve heves” demek, insanların faydasına olacak bir şeyi reddetmek dinden değildir.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Salih Evlat ne demektir?
Her gün ders çektiğinizde anne babanıza bağışlayın. Anne babanıza dua edin, onların af ve mağfireti için Allah’a yalvarın. Muhakkak hayırlı bir evlat, salih bir evlat anne baba için bir kurtuluştur, bir müjdedir.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Babanın dostuna iyilik nedir?
Abdullah bin Ömer bir yolculuk esnasında bir Bedevi’ye uğradı. Bu Bedevi’nin babası Hazreti Ömer’in dostuymuş. İbn Ömer yanındaki ikinci merkebin ona verilmesi için emir verdi, başındaki sarığını da çıkarıp ona verdi. Yanındakilerden biri dedi ki: “İki dirhem ona yetmez miydi?” Bunun üzerine İbn Ömer dedi ki: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Babanın dostunu koru, onunla alakayı kesme. Aksi takdirde Allah senin nurunu söndürür.”
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Büyüklere saygı adabı nedir?
Ebu Hureyre (radiyallahu anh) iki erkek gördü, birine “Bu senin neyin?” diye sordu. Adam “Babamdır” diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebu Hureyre şöyle dedi: “Sakın onu adıyla çağırma, onun önünde yürüme ve ondan önce de oturma.”
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Madde ve hareketin Sufi perspektifi nedir?
Varlık aleminde durağan hiçbir şey yoktur. Madde bizim gözümüzde, duyu organlarımızın tembelliğinden dolayı bir halden bir hale geçer. Halden hale geçtiğini biz fark edemeyiz, bu yüzden onu durağan bir şey zannederiz. Bu bir zandır, duyu organlarımızın aldatmacasından başka bir şey değildir.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Sabitlik ve ezeli-ebedi varlık nedir?
Sabitlik, durağanlık değildir. Sabit olmak, var olmakla alakalıdır. Allah sabittir; ezeli ve ebedidir. Ezeli ve ebedi olan bir şey sabittir, her daim var olmuştur ve var olacaktır. Madde aleminde sabitlik aranmaz; varlıktaki sabitlik kendi içerisindeki algıyla, anlayışla, matematikle sabittir.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Evrim meselesi İslam’a göre ne demektir?
İslam evrime karşı değildir. Evrimle İslam çatışmaz. İslam’ın çatıştığı, insanın maymundan geldiğini söyleyen Darwin teorisidir. O da bir teoridir zaten. Darwin teorisini evrim teorisi olarak isimlendirdiklerinden dolayı biz yanılgıya düşüyoruz.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Tek Kitaba Bağlılık eleştirisi nedir?
Bazı cemaatler dar bir daireye sıkışmış durumdalar. Nakşibendilerin bir kısmı Mektubat’tan başka bir şey okumaz. Risale-i Nurcu kardeşler Risale-i Nur’dan başka bir şey okumaz. Her biri çevir sayfayı yapar. Böyle saplantı halinde bir kısım sohbetler ve dersler var.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Hadis-i Şeriflerin reddi nedir?
Bugün dikkat edilmesi gereken en önemli konu budur. Gizliden gizliden hadis-i şeriflerin altlarını oymaya çalışanlar var. Gizliden gizliden hadisleri inkar edenler var. Gizliden gizliden mezhepleri inkar edenler var. İnsanları Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazretleri’nin sünnetlerinden uzaklaştırmaya çalışanlar var.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
İçtihat kavramı nedir?
İçtihat; yeni çıkan bir meselede, yeni bir hadisede, o kimsenin Kur’an’a, sünnete, imamların içtihatlarına bakarak, bulamazsa kıyas bilerek hüküm vermesidir. İçtihatlar bölgesel olabilir, devletsel olabilir. Her tarafın rahatsızlığı, hastalığı aynı olmaz. Nasıl göz merhemi kola sürülmüyorsa, her rahatsızlığa göre bir ilaç, o rahatsızlığa göre bir içtihat edilir.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Evlilik hukuku ve boşanma meseleleri nedir?
Evlilik bir hukuktur. Bir kimse evleniyorsa ortada bir hukuk var ve bu hukuk konuşulmalıdır. Özel nikah olacaksa, özel nikahın hukuku da konuşulmalıdır. Bir erkek eşine çocuğuna bakmakla mükelleftir, onları her şeyle yetiştirmekle mükelleftir.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Aşk ve evlilik nedir?
Ben aşık olmak istiyorum, sevmek istiyorum, evlenmek istiyorum ama sonra içimden bir ses diyor ki: Hani yalnız beni seviyordun? Bir kalpte iki aşk olmaz diye hissedince İbrahim Ethem Hazretleri’ni hatırlıyorum.” O zaman Hazreti Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) tabi ol. Hazreti Peyyamber’den daha fazla Allah’ı seven var mıydı? Yoktu. İbrahim Ethem’e bakma sen, Hazreti Muhammed Mustafa’ya bak. O evlendi, evlenmeyi de emretti. Hazreti Ayşe annemizi de sevdi. “Beni nasıl seversin?” deyince “Kördüğüm gibi” dedi. Demek ki Allah’ı sevmek bir eşi sevmeye engel değil.
Kaynak: 417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlili
Hanefi mezhebine göre kadının nikahı nasıl olmalıdır?
Hanefi mezhebine göre bir kız hiç kimseye danışmadan evlilik kararı alabilir. İstişare eden yanılmaz kaidesi gereği büyükleriyle konuşan, görüşen kimsenin yanılma payı daha az olur.
Kaynak: 419. Dergah Sohbeti — Cennet-Cehennem, Cüzi İrade, Seyri Sülük ve Nefis Terbiyes
Çok eşlilik neden kabul edilmez?
Ayet-i kerimede dörde kadar nikahlanma izni vardır ancak ‘sizin için hayırlı olan tek eştir’ buyurulmaktadır. Çok eşlilik herkesin kaldırabileceği bir şey değildir. Bunu yapmaya çalışanlar ağızlarına, yüzlerine bulaştırıyor ve laf bütün Müslümanlara, bütün sufilere geliyor. Arkadaşlar kendilerini çok eşliğe doğru götürmesinler.
Kaynak: 420. Dergah Sohbeti — Darülharp, Dergah Disiplini, Cihat ve Müteşabih Meseleler
Erkeklerin aile sorumluluğu nedir?
Erkekler çocuklarına bakmakla mükeleftir, bu farzdır. Kadın ayrılsa dahi çocukların geçimi babaya aittir. Çocuğunu bırakıp giden, annesine teslim eden bir erkeğe ‘baba’ denilemez. Akıl-baliğ olana kadar çocuk annede kalabilir ama bütün bakım masrafı babaya aittir. Bir erkeğin önceliği mevcut çocuklarına ve ailesine bakmaktır.
Kaynak: 420. Dergah Sohbeti — Darülharp, Dergah Disiplini, Cihat ve Müteşabih Meseleler
Nikahta kadının ev hakkı var mı?
Kadın küçük bir evde oturuyorsa eşinden büyük bir ev talep etme hakkı var mıdır? Bu nikahta söz konusu olur. Kadın nikahlanırken eşi ona hangi evi standart olarak söylediyse, kadının onun haricinde bir şey istemeye dair hakkı yoktur kocasından.
Kaynak: 425. Dergah Sohbeti — Zikrullahta Mele-i A’la, Varlık-Zat Ayrımı, Halvet ve Celv
Evlilikte erkek sorumluluğu nedir?
Benim nazarımda erkeklerdir suçlu olan. Kadınları suçlamak kolay. Adam adam olsun. Erkek kendisini yetersiz gördükçe, kendi yetersizliğini başka alanlardan doldurmaya çalışır. Başka alanlara müsaade ederekten onu doldurmaya çalışır ki o zaman batar. Eğer erkek yeterliyse—kendince erkekliğine, bilgisine, becerisine, kendisine bu noktada güvene varsa tam ise—onun taviz verme gibi, başka alanları açma gibi bir şey olmaz. Bu erkeklerin yetersizliğinden kaynaklanır.
Kaynak: 425. Dergah Sohbeti — Zikrullahta Mele-i A’la, Varlık-Zat Ayrımı, Halvet ve Celv
Boşanma hukuku nedir?
İslam’da boşanma ciddi bir meseledir ve son noktada başvurulması gereken bir yoldur. Bir erkeğin boşayacağı haller bellidir: Namus söz konusu ise, eşi gitme dediği yere gidiyorsa, yapma dediğini yapıyorsa, serkeşlikle devam ediyorsa boşama hakkı doğar. Aynı şey erkek için de geçerlidir; kadın da serkeş bir adamı çekmek zorunda değildir. Adamlığını yerine getirmiyorsa, aile reisliğini yerine getirmiyorsa kadının da boşanma hakkı doğar.
Kaynak: 427. Dergah Sohbeti — Zikrullahın Faziletleri, Boşanma Hukuku ve Sufi Yolunda Ka
Sosyal medya şifreleri neden eşlerin bilgisi dahilinde olmalıdır?
Namusla alakalı meselelerde ise keskinlik esastır. Bir kadının kocasından başka ve mahremleri dışında erkeklerle iletişimi söz konusu olamaz. Sosyal medya şifreleri eşlerin bilgisi dahilinde olmalıdır. Bu konularda taviz yoktur.
Kaynak: 427. Dergah Sohbeti — Zikrullahın Faziletleri, Boşanma Hukuku ve Sufi Yolunda Ka