Misal: Giriş — Yeni Dergâh Yerimize Hoş Geldiniz
Selâmünaleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, nefesinizi hayırlı eylesin. Yeni yerimizi de hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hakk’a hamd ediyoruz; her ne kadar O’na lâyıkıyla hamd edemesek de, O’na hamd eden, O’na zikreden, nimetlerine şükreden kullarından eylesin.
Biz şimdi alıştık, bu kaçıncı yerde durduğumuzu saymıyoruz. Göçebeyiz; durduğumuz yerde duramıyoruz. Ya sürgüyüz, ya Hazreti Mevlâ’nın dediği gibi: ‘Her gün bir yere konmak ne güzel, her gün bir yerden göçmek ne güzel.’ Tasavvuf budur; biz bir yerden bir yere konup göçüyoruz.
Bursa’daki yolculuk ilk kaldırımda evde başlamıştı. Sonra orada bir bodrum yer bulduk, tamirat ettik arkadaşlar. İnsan demek ki dönüyor, dolaşıyor, yine bodruma giriyor. Yine biz yerin altıymış bizim yerimiz. Cenâb-ı Hakk’a hamd olsun. Allah razı olsun Adnan ve Cafer ilgilendiler, en fazla Adnan ilgilendi, arkadaşlar ilgilendiler. Gerçekten güzel bir yer olmuş.
Ben buraya daha önce gelmedim; çünkü gelsem ‘burası olmamış, burası bitmemiş, yıkılacak, yapılacak’ diye karışacağım. O yüzden bugün geldim, yine mutfağa karıştım. Allah bizi affetsin. Bütün arkadaşlara, çalışanlara, burada emek sarf edenlere Allah razı olsun, Cenâb-ı Hak emeklerini zâyi etmesin inşallah.
Dâbbetü’l-Arz ve Mehdî Alâmetleri
Dâbbetü’l-Arz nedir ve zuhur etmiş midir? Kıyamete yakın on büyük alâmetten birisi Dâbbetü’l-Arz’dır. Dâbbetü’l-Arz çıkar çıkmaz hemen Mehdî aleyhirrahme zuhur edecek. Bunlar birbirlerinin ardına tesbih tanesi gibi sıralı olan alâmetlerdir.
Bazı meselelerde insanlar Mehdî çıktı, şu oldu, bu oldu diye muhabbetler yapıyorlar. Mehdî’den önce Dâbbetü’l-Arz’ın çıkması lâzım. Tabiî kendisine göre Mehdî olan kimse, kendisine göre de bir Dâbbetü’l-Arz icat ediyor. Mehdî olunca Hazreti İsa aleyhisselâmın inmesi de lâzım. Son noktada İsa aleyhisselâmın İstanbul sokaklarında kendinden geçmiş bir şekilde dolaştığına dair haber verdiler; bunlar boş muhabbetlerdir.
Muhakkak Mehdî çıkacak, ama Mehdî’den önceki alâmetler de olacak. Dâbbetü’l-Arz çıktığında bütün herkes bilecek. Tesbih tanesi gibi ardı ardına çıkacak; millet Dâbbetü’l-Arz’ın şaşkınlığını daha atamadan Mehdî çıkacak. Onun şaşkınlığını atamadan Süfyan çıkacak, Mehdî ile savaşacak. O hengâmede Hazreti İsa aleyhisselâm zuhur edecek.
Kıyametin kopmasına yedi gün de kalsa Cenâb-ı Hak Mehdî’yi gönderir; buradaki yedi günden kasıt yedi yüz gün müdür, yedi yıl mıdır, gün nerenin günüdür — bu noktada Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri beyân etmemiştir. O yüzden herkes kendince bir şey söylemiştir.
Mehdî Çıktığında Ne Yapacaksın?
Bir lâf: Mehdî bugün çıktı, ne yapacaksın? Mehdî çıktığında ne yapacaksan bugün yap. Mehdî çıkınca senin kaşın gözün mü değişecek? İmanın mı değişecek? Dini anlayışın mı değişecek? Değiştireceksen bugün değiştir. Ne bekliyorsun ki Mehdî’nin çıkmasını? Yarın vefat edebilirsin. Allah bizi affetsin.
Kahvehane İşletmenin Hükmü
Kahvehane çalıştırmak çok hoş bir nokta değil; çünkü insanlar bir şekilde kumar oynarlar. Kumar oynayınca da o kumardan para kazanılmış olur. Gayrımüslim kimselerden kumardan para kazanmakta bir beis yoktur dair fetva vardır. Diyelim ki Almanya’da bir kimse Hristiyanlara yönelik kumar oynattı; bunda bir beis yok. Ama Müslüman kimseler kumar oynarlarsa, o kumarına sebep olmaktan dolayı günaha girilir.
Hayvan Beslemek ve Hadım Etmek
Hayvanları hadım etmek câiz değildir. Hangi hayvan olursa olsun, dişilerin doğurganlıklarını iptal ettirmek, erkeklerin erkekliğini iptal ettirmek haramdır.
Evde kedi besleyecek olan kimsenin evine farelerin basmış olması lâzımdır. Ebû Hüreyre radıyallâhu anh hazretlerinin üzerinden fetva vermişlerdir. Kedinin artığı, Hanefîlere göre necis değildir; ama köpeğin artığı Hanefîlerce necistir.
İnsanlar kedi beslemeyi kendilerine vird ettiler; bu normal fıtratın dışına çıktı. Câizdir, bunu haram edecek değilim. Ama o kediye, köpeğe harcadıkları zamanı Kur’ân-ı Kerîm’e ve sünnete harcasalar, o parayı bir fukaraya verseler, bir yetimi doyursalar, bir fukara kızın çeyizine düşseler, kedi köpek beslemekten daha hayırlı iş yapmış olurlar.
Eğer çobansanız, koyununuz var, tarla tarlak köpek beslersiniz. Evine fareler bastıysa eyvallah, kedi beslersin. Ama sırf süs niyetine, evde hayvan besleyeceğim diye uğraşanlar — Hazreti Enes radıyallâhu anh hazretleri küçükken kuşu varmış; Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de ona ‘Enescik’ diye sorarmış. Enescik olanlar evde köpek beslesinler, balık beslesinler. Kafaları Enescik çünkü onların.
Aşk Vazgeçmek Değil, Teslimiyettir
Aşk Sımsıkı Tutunmaktır
‘Aşk vazgeçmektir’ deniyor. Hayır, aşk sımsıkı tutunmaktır. Aklından vazgeçmekle sen âşık olamazsın; aklını Allah’a teslim ederek âşık olursun. Aklından vazgeçen kimse, ekmeği ağzının yerine burnuna götürür. Bir kimse eğer gerçekten âşık olacaksa, aklını sevgilisine teslim eder. Bu vazgeçmek değildir, bu teslim etmektir.
Aşk bu noktada teslimiyettir, vazgeçmek değildir. Vazgeçmek bir şeyi bırakmaktır; mücadeleyi terk etmektir. Savaş alanından geri dönmektir. Aşk ise ölümüne savaşmaktır. Vazgeçenler hep kaybedenlerdir. Sağlam gönüllüler vazgeçmezler, sağlam akıllılar vazgeçmezler, sağlam âşıklar vazgeçmezler.
Aklı sevgiliye teslim etmek, bir kimsenin ‘ben biliyorum’ demesini bırakıp vahye tâbi olmasıdır. Vahye tâbi olmak, vazgeçmek değildir, teslim olmaktır. Âşıklık vahye tâbi olmayı gerektirir. O kimse Allah’a âşıksa vahye tâbi olur.
Mecnûn Akılsız Değildir
Mecnûn akılsız değil, Mecnûn o günün en akıllısıdır. Eğer Mecnûn aklından vazgeçmiş olsaydı Leylâ’da kalırdı. Mecnûn Leylâ’da kalmadı; akılsız olanlar Leylâ’da kalır. Akıllı olanlar Mevlâ’yı bulur. Mevlâ bu mânâda akılla bulunuyor, vazgeçmekle değil.
O kimse vahye tâbi olur, Kur’ân ve sünnete tâbi olur. Şeytanın kulağını tıkar. Şeytandan vazgeçer. Bir kimse şeytandan vazgeçerse Allah’ı bulur, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kokusunu bulur. Eğer şeytandan vazgeçmezse, şeytan onun kulağına hep üfleyecek, kalbine hep vesvese verecektir.
Haramdan Vazgeçmek, Nefisten Vazgeçmek
Vazgeçmekse haramdan vazgeçmektir aşk. Şeytanın yolundan vazgeçmektir aşk. Nefsin hevâ ve hevesinden vazgeçmektir aşk. Nefsin hevâ ve hevesinden vazgeçmeyenler asla hiçbir şeyden vazgeçemezler.
Namazını geciktirdin mi? Önce ona bak. Orucunu geciktirdin mi? Önce ona bak. Dersini geciktirdin mi? Önce ona bak. Zikrullah halkasını geciktirdin mi? Önce ona bak. Neye sattın zikrullah halkasını? Kime sattın? Senin önüne hangi şeytan, hangi oyunla geldi ki sen dersini, zikrullahını bıraktın?
‘Senin için senden vazgeçmişim’ sözü — bunu bir kadın bir erkeğe veya bir erkek bir kadına söyleyebilir: ‘Ben sana lâyık değilim, seni günaha sürükleyebilirim, o yüzden senden vazgeçiyorum.’ Ama bu söz Allah’a söylenecek bir söz değildir. Bir kimse Allah’a âşıksa O’ndan vazgeçmek mümkün değildir.
Âyet-i kerîmede buyurulmuştur: ‘O müminler ki Allah’ı şedîd bir sevgi ile severler.’ Müminlerin vasfı Allah’ı şiddetli bir sevgiyle sevmektir. Allah’tan vazgeçemezsiniz. Her şeyden vazgeçersiniz ama Allah’tan vazgeçemezsiniz.
Beden Temizliği ve Derviş Âdâbı
Bedeninden vazgeçmek yok. Beden sana Allah’ın emanetidir. Allah’ın sana emanetiyse sen bedenini Allah yolunda cihad etmek için diri tut. Bedenini hevâ ve heves uğruna süsleme, ama bedenini Allah yolunda kullan.
Ailenin geçimini sağlaman için bedenin lâzım. Allah yolunda koşman için bedenin lâzım. Kâfirle cihad etmek için bedenin lâzım. Karşındaki münafıklarla, mürtedlerle mücadele etmek için bedenin lâzım.
Sakın dervişliği beden temizliğinden vazgeçmek sanmayın. Sünnet-i Resûlullah olan hem kıyafet temizliğini, hem beden temizliğini, hem ağız temizliğini, hem de kalp temizliğini terk edenler Sünnet-i Resûlullah’ı terk etmiş olurlar.
Hiçbir dervişin ağzı kokmayacak. Hiçbir dervişin bedeni kokmayacak. Hiçbir derviş tıraşsız dolaşmayacak; fıtrat olan tıraşını yapacak. Kadın erkek hepsi için geçerlidir. Hiçbir derviş iki gün üst üste yıkanmadan gününü geçirmeyecek. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bedeni de temizdi, kıyafeti de temizdi, içi de temizdi. Biz de içimizi de temiz tutacağız, kıyafetimizi de, bedenimizi de.
Kurban Hissesi Kuralları
Kurban kesiminde iki kişi ortak olup büyükbaş kesiyorlar. Hayvanı ikiye bölüyorlar. Hissenin birini ortak alıp gidiyor. Diğer hisseyi tekrar ikiye bölüp hisse olabilir mi? Olmaz. Bölünmüş hayvanı tekrar iki paya bölüp hisse olmaz.
Büyükbaş alınırken tanımadığınız, bilmediğiniz kimselerle ortağa girmeyin. Büyükbaş alınırken daha alınmazdan kaç hisse olduğu tespit edilip öyle alınacak. Beş hisse bu hayvanı alıyoruz diye niyetlenip öyle alınacak. Beş hisse alındı, ardından bir kişi daha geldi ‘bana da bir hisse verin’ dedi — bu olmaz. Her kurban bayramında yaşanan şeylerdir bunlar.
Bunu böyle satan bir kimse diğerinin de kurbanını bozuyor. Bir kimse geldi, üç hisse benim, üç hisse senin dedi. Kurbanı kestik. Ardından ortak kendi hissesini başka birine satmış, kurban alındıktan sonra. Benim kurbanımı da bozdu. Eğer kurban bana vâcip değilse, nafile ibadet ettiğimden, nafileyi bozduğundan kurban bana vâcip oldu.
Banka ve Faiz Meselesi
Ev almak istiyoruz, elimizdeki para yetmiyor, üzerine krediyle tamamlayıp alabilir miyiz? Dârü’l-Harp fıkhına göre, bir kimsenin dârü’l-harpta Müslüman ile harbînin arasında faiz yoktur diyen imamların içtihadı vardır. Bir kimse bu noktada fetva alıyorsa fetvası vardır.
Ama işin takvâ noktasını arıyorum derseniz, bankanın kapısından içeri girmeyin derim. Bu işin takvâ noktası azîmettir, zordur. Ama bankanın kapısından içeri girmeden Türkiye’de yaşamak çok güçtür; çünkü sistem insanları o hâle getirmiştir ki hepsi bankaya bağlıdır. Emekli maaşınızı dahi bankadan almak zorundasınız. Ticaret yapanlar faturalarını bankadan geçirmek zorundadırlar.
Devletin getirmiş olduğu zorunlulukları yerine getirmekle mükellefsiniz. Bu zorunluluk dışındaki şeylerden mükellef değilsiniz. Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: ‘Sultan size Kur’ân ve sünnet dairesinde davranmazsa yapabildiğiniz yere kadar yapın, onun verdiklerini alın, vermedikleri için Allah’tan dua edin ve sabredin.’
Altın Hesabı ve Gece Vardiyası
Bir hafta önce araba satışı yaptım, parasını bankaya altın hesabına yatırdım, bir ay sonra iki bin TL kazandırdı — bu para helâl midir? Helâldir.
Gece vardiyasında çalışmak dinimizce câiz midir? Câizdir.
Çocuk Terbiyesi ve Tövbe
Yeni taşındığımız şehirde kızımın arkadaşının doğum gününe gitmek istemesi, ben de geleyim desem kızıyor, göndermesem kızıyor — ne yapmalıyız? Çocuklar sizin fidanlarınızdır. Çocuğunu düzgün yetiştiremediyse anne baba, o çocuktan gelecek olan da anne babaya.
Çocuklarımızı Kur’ân ve sünnet ahlâkına göre sıfırdan itibaren yetiştirirsek, o çocukların iyi olacağına inanıyorum. Bunda kaybedilmiş bir şey yok. Tatlı tatlı, yumuşak yumuşak, çocuklarımızı Kur’ân ve sünnet dairesine yetiştirmeye gayret edeceğiz.
Meşhur bir söz vardır: Kul hata eder, hayat ve kader onun hatasını başka bir yerden ceza olarak geri öder. Bir yerde hata yapmışsınız, bir yerde Kur’ân ve sünnet dairesinde durmamışsınız; o yüzden başımıza muhallebi yerken dişimiz kırılabilir. Muhallebi yerken dişimiz kırılıyorsa muhallebinin içerisini karıştırmayın, dişinize bakın. Kendi hata ve kusurlarınıza dönün, tövbe edin.
Hazreti Ali radıyallâhu anh hazretleri; birisi gelir, şikâyetçi olur — tövbe et; birisi gelir belâ ve sıkıntılarından şikâyetçi olur — ona da tövbe et der. Eğer yağmur yağmıyorsa tövbe edilir; Cenâb-ı Hak rahmetini kestiyse tövbe edilir. Çocuklarımız için de tövbe edelim, kendimiz için de tövbe edelim.
Cemalullah, Misal Âlemi ve Rüya Tecelliyâtı
Cemalullah Aşkı ve Tenzih
Yunus Emre’nin şiirlerinde ve Hazreti Mevlânâ’nın eserlerinde büyük şahsiyetlerin en büyük arzusu Allah’ın cemâlini görmektir. Biz de bunları taklid ederek böyle bir istekte bulunuyoruz; ama içimizde onların yaşadığı o hasret ve acıyı bulamıyoruz. Bu nasıl bir şeydir ve nasıl bulunur?
Cemalullah’ın hakikati bir ütopyadır. Aşkın hakikati de ütopyadır. Cemalullah hakikat noktasında ütopyadır; çünkü siz cemâl noktasında hangi daireye geçerseniz geçin, geçmiş olduğunuz daireyi tenzih edeceksiniz: ‘O değildir’ diyeceksiniz.
Bu devamlı süregelen bir şeydir. Hangi cemâle yaklaşsanız onun ‘o’ olmadığını görürsünüz. ‘Bu değil’ diyen hep akıldır. O yüzden akıldan vazgeçemezsiniz; tenzih eden hep akıldır. Bütün ilâhî aşk derdiyle dertlenenler hep Cemalullah aşkıyla yanmışlar; ama onlar Cemalullah’tan uzak olduklarından değil, her cemâl tecelliyâtının ‘o’ olmadığını tenzih ede ede yürüdüklerinden dolayı Cemalullah aşkıyla yanıp tutuşmuşlardır.
Misal Âlemi ve Tecelliyât
Misal âleminin kendi içerisinde dereceleri vardır; misal âleminin tecelliyâtını seyredenin derecesi de önemlidir. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri miraca çıktığında misal âleminde seyrettiği her şey hakikattendir ve ona cennet hayatı hakikat penceresinden gösterildi.
Rüyalarımız misal âleminden açılır; gördüğümüz rüya misal âleminden bize haber verir. Bazen geleceği görürüz; o misal âleminden bize bir ilham gibidir, bir müjde gibidir. Rüya misal âleminden bu dünyaya açılmış bir kapı gibidir; hal de aynıdır, zikrullahta görülen hal de misal âleminden bize açılan bir penceredir.
Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyaları hakikattendir. Hazreti Âişe annemiz hadîs-i şerîfte diyor ki: ‘Peygamber’in rüyası güneş gibi parlak görülürdü.’ Üzerinde şek ve şüphe yoktu; rüyasında gördüğü gibi tecelli ederdi.
Misal Âleminde Suret ve Hakikat
Misal âleminde hakikatte farklı vücuda sahip olan bir şey, dünyaya tecelli ederken farklı bir surette tecelli edebilir. Siz bir meleği rüyanızda farklı surette görürsünüz ama yolda yürürken meleği farklı surette görebilirsiniz. Zikrullah esnasında burada gördüğünüz bir kimseyi misal âleminde daha farklı görebilirsiniz.
Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine Cebrâil aleyhisselâm toplumun içerisine Dıhye suretinde geldi. Hazreti Peygamber onun hakikatte Cebrâil aleyhisselâm olduğunu biliyordu; ama o tecelliyâtta Dıhye suretinde, insan suretinde geldi. İnsan suretinde gelmiş olması onun hakikatini değiştirmez.
Bir kimse Allah’ı rüyasında bir genç erkek gibi görebilir, bir şeyh gibi görebilir, bir velî suretinde görebilir. Bunlar misal âlemindeki şekil ve surettir. Allah genç bir erkek değildir, Allah bir velî değildir; ama o velînin suretinde tecelli edebilir. Bu onun ‘o’ olduğunu göstermez.
Hitap Makamı — Beşinci Makam
Dervişin seyr-i sülûkünde beşinci makam vardır, beşinci esmâ vardır. Derviş gerçek mânâda beşinci esmâya oturduğunda Allah ona hitap eder; bu visâl hâlidir. Derviş cennete girer; Allah Cenâb-ı Hak ona hitap edecekse o kimsenin cennete girmesi gerekir.
Nefis merâtibi olarak; emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râdıye makamına gelen cennetliktir, sorgusuz sualsiz. O yüzden eski sûfîler, râdıye makamına gelmiş bir kimsenin şeyhlik yapabileceğine hükmetmişlerdir; sebebi o kimsenin cennetlik olmasıdır.
Beşinci makamda, yani râdıye makamında gelen hitap yerini bulmuştur. O hitap gelirken, aynen peygamberlere geldiği gibi gelir; bir ağacın arkasından gelir — Mûsâ aleyhisselâma geldiği gibi. Cennette bir ağaçtan hitap geldiğinde o kimsenin bütün vücudu duyar onu, sadece kulağıyla değil. Bütün vücut duyunca vücut kendinden geçer, o kimse de kendinden geçer. Bu hitaptır, bu misal âlemindendir.
Allah ağaç değildir; ama Cenâb-ı Hak ağaçtan tecelli eder, ağaçtan hitap eder. Kuştan da hitap eder; siz bir seher vaktinde oturursunuz, pencerenize bir hitap gelir. Beytullah’a oturursunuz, tesbihatınızı çekersiniz, Beytullah tarafından hitap gelir. O hitaba şahit olan kimse, onun bir taraftan olduğunu bilmez; Allah Beytullah’ta mıdır, Beytullah’tan gayrı mıdır — ona da ‘hâin’ (yani bilinemez).
Kaynakça
Hadîs-i Şerîf Kaynakları
- Kıyâmet alâmetleri hadîsleri — Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Fiten ve Eşrâti’s-Sâa, Hadis No: 2901; Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’l-Fiten, Hadis No: 2230
- Kıyametin kopmasına yedi gün kalsa Mehdî gönderilir — Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbü’l-Mehdî, Hadis No: 4282
- Sultan/yönetici hakkında hadîs — Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-İmâre, Hadis No: 1846; ‘Verdiklerini alın, vermeyenlerini Allah’a havâle edin’
- Kedinin artığı hakkında — Sünen-i Ebî Dâvûd, Kitâbü’t-Tahâre, Hadis No: 75; Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’t-Tahâre, Hadis No: 92
- Hazreti Enes ve kuşu (Yâ Ebâ Umeyr) — Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’l-Edeb, Hadis No: 6129; Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Âdâb
- Rüyanın hakikati ve peygamberlerin rüyası — Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’t-Tabîr, Hadis No: 6982; Hazreti Âişe rivâyeti
- Rüya yorulduğu gibi tecelli eder — Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’r-Rüyâ, Hadis No: 2279; Sünen-i Ebî Dâvûd, Kitâbü’l-Edeb, Hadis No: 5020
- Cebrâil’in Dıhye suretinde gelmesi — Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Îmân, Hadis No: 8 (Cibrîl hadîsi)
Âyet-i Kerîme Kaynakları
- Bakara Sûresi 2/165 — ‘O müminler ki Allah’ı şedîd bir sevgi ile severler’
- Kehf Sûresi 18/9-26 — Ashâb-ı Kehf (Yedi Uyuyanlar) kıssası
- Kehf Sûresi 18/18 — ‘Onlara baksaydın, geri dönüp kaçardın ve seni bir korku sarardı’
- Tâhâ Sûresi 20/11-12 — Mûsâ aleyhisselâma ağaçtan hitap (Tûr-i Sînâ)
- Kasas Sûresi 28/30 — ‘Ateşin yanında bulunan yerden seslenildi: Ey Mûsâ!’
- Necm Sûresi 53/8-9 — Mirâc’ta Cebrâil’in yaklaşması: ‘İki yay aralığı kadar, yahut daha da yakın oldu’
Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları
- Dârü’l-Harp’te faiz meselesi — İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe ve İmâm Muhammed, el-Asl (el-Mebsût), Kitâbü’s-Siyer; İmâm Serahsî, el-Mebsût, c. 14
- Kurban hissesi ve ortaklık — el-Hidâye, Merginânî, Kitâbü’l-Udhiyye; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, c. 6
- Hayvan hadım etmenin hükmü — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Kitâbü’l-Hazr ve’l-İbâha
- Nefis merâtibi (emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râdıye, mardıyye, kâmile) — İmâm Kuşeyrî, er-Risâle, Nefis Bahsi; İmâm Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü Riyâzeti’n-Nefs
- Misal âlemi ve rüya hakikati — Muhyiddîn İbnü’l-Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, Bâbü’l-Hayâl; İmâm Gazzâlî, el-Munkız mine’d-Dalâl
- Seyr-i sülûk makamları — Abdülkâdir Geylânî, el-Gunye li-Tâlibî Tarîki’l-Hak; Necmeddîn-i Kübrâ, Fevâihu’l-Cemâl
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Vird, Zikir, Nefs, Sülûk, Sünnet, Şeyh, Aşk, Hamd. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı