Zikrullah: Zikrullâh Esnâsında Göz Kapatma Meselesi
Zikrullah yaparken gözlerimizi açarsak günâh olur mu? Olmaz. Günâh olur diyemez hiç kimse zikrullâh yaparken gözleri açmaya. Ama Hazret-i Mevlânâ Hazretleri der ki: ‘Sen can gözünü açmak istersen vücut gözünü kapat.’ Can gözünü açmak istemekten kast, mânevî gözdür, kalp gözüdür. Eğer sen kalp gözünü açmak istersen normal gözünü kapat.
Bir kimse zikrullâh esnâsında mimikleri değişir. Karşındaki kimsenin mimikleri değişir. Mimikleri değişince sen onun mimiklerini seyretmekten kendini zikrullah’a veremezsin. Onun mimiklerine bakmaktan sen kendinle olan hesâbı bitiremezsin. O yüzden ehli sûfî zikrullâh esnâsında gözlerini kapatır. Vücut gözünü kapatır, can gözünü açmaktır.
Doğru Kavramı: İlimde Şüphecilik ve Din
Pozitif Bilimlerde Doğru Değişkendir
Doğru nedir dediğimizde, doğru doğrudur. Ama hangi noktada doğru nedir dediğimizde durum değişir. Eğer söz konusu olan tıp ilmi ise tıbbın kendi içerisinde doğruları vardır. Eğer söz konusu matematikse, fizikse, kimyaysa kendi dalında, kendi konumuna göre doğruları vardır.
Biz bu doğruları kabûl etmeme hakkına da sahibiz, kabûl etme hakkına da sahibiz. Eleştirel olarak ilim yapan insanlar bunları sorguluyor. Bu ilimde şüpheciliktir. İlimde şüphecilik olmazsa biz yeni ilimlere doğru kanat açamayız.
Meselâ atomu buldular, ‘Atom parçalanmaz’ dediler. İlimde şüphe ettiler, atomun parçalanabileceğini gördüler. Bir daha şüphe ettiler, parçalanmış atomların arkasında ne var diye. Notronların ve protonların arkasında başka şeylerin olduğunu gösterdi. Bu ilimde şüpheciliktir. İlimde şüphecilik olmazsa ilim ilerlemez kendi dalında.
Dinde Doğru: Vahiy Kesindir, Çıkarılan Mânâlar Değişir
Dînî kaynak açısından baktığımızda bizim için dînin kaynağı Kur’ân ve sünnettir. Vahyin üzerinde tereddüt etmek küfürdür, şirktir. Vahyin üzerinde biz tereddüt edemeyiz. Vahiy mutlak doğrudur. Ama vahiyden çıkardığımız sonuçlar kesin doğru değildir.
Bugün İslâm dünyâsındaki en büyük tembellik, en büyük handikap, en büyük kolaycılık bu olmuştur. Ve Osmanlı’nın yıkılmasına sebeplerden birisi budur: Vahiyden çıkarılan sonuçların beş yüz yıl önceki doğrularını bugüne taşımaktır. Burada vahyi eleştirmiyorum. Vahiyden çıkan sonuçları eleştiriyorum.
İmâm Âzam Hazretleri bir kapı açmıştır. Der ki: ‘Biz bir meselede Kur’ân’a bakarız. Bulamadık, sünnete bakarız. Bulamadık. Biz deriz.’ ‘Ahmet şunu demiş, Mehmet böyle demiş’ demeyiz. ‘Biz deriz’ der. Bakın bu en büyük handikaplardan birisi şu anda. İslâm dünyâsının en büyük handikapı bu.
Hadîsleri İnkâr Stratejisi: Uluslararası Bir Oyun
Uluslararası bir oyun oynanıyor. Vahşî, deccânî, kapitalist sisteminin karşısında ayakta durabilen tek bir inanç kaldı: İslâm. Müslümanlar değil, İslâm. Var güçlüleriyle saldırdıkları yer burası. İslâm’ın temel felsefesini yerinden kaldırmak, oynatmak.
Sizin önünüze gelse birisi Kur’ân’a saldırırsa, siz aslan gibi vurursunuz onu, indirirsiniz aşağı. Ama sizin önünüzde hadîslere saldırıyorlar. Kur’ân’ın dayandığı en önemli noktadır hadîsler. Çünkü hadîslerin altını oyarsa Kur’ân dayanaksız kalacak.
Sünnetsiz bir Kur’ân yaşanmaya mahkûmdur. Kur’ân yıkılmaz ama Müslümanlar yıkılırlar. Orada rafta durur, yaşanmaz o. Kur’ân-ı Kerîm diyor ki ‘Namaz kılın.’ Sünnetleri attın kenara, hadi namaz kıl, nasıl kılacaksın? Sünnetsiz, hadîssiz kim namâzı târif edecek? Sünnetsiz, hadîssiz orucu târif edin. Farz ibâdetleri söylüyorum. Sünnetsiz, hadîssiz haccı târif edin, zekâtı târif edin.
Ekonomik Boyut
Ey Müslümanlar, siz ekonomiye sahip olmaya başladınız, biraz cebiniz para gördü. Bu parayla cemaatlere, tarîkatlara finanse etmeye başladınız. Ekonomiyle berâber siyâseti de finanse ederek ellerine aldılar. Şimdi din adına bütün paranızı, pulunuzu dağıtın, yine fukara olun diyor bize. Bunu nasıl söyleyebilir? Hadîsleri inkâr ederek. Başka bir şey değil.
Taassup Meselesi ve Algı Darlığı
Algıyı derinleştirmek, algıyı genişletmek kişinin kendi elindedir. Bu neyle mümkündür? Bir meselede üç tane hadîsi bilmekle mümkündür. Bir meselede dört tane, beş tane, altı tane fetvâyı bilmekle mümkündür. Algınız genişler. O zaman bu meselede beş tane fetvâ varsa altıncısı da olabilir.
Bizdeki algı darlığının sebebi taassuptur. Bizde mezhepsel taassuplar var. Bizde meşrepsel taassuplar var. Bizde siyâsî taassuplar var. Bizde mesleksel taassuplar var. Biz bunları aşamıyoruz. Hazret-i Mevlânâ’nın sözü: ‘Ey ol, hür ol! Ne zamana kadar altına ve gümüşe bağlı kalacaksın?’
Kadının Seyahati Meselesi: İçtihat Gerekliliği
Türkiye’de bir milyon kız öğrenci vardır. Bir milyon kız öğrenci okullara gidip geliyor şehirler arası. Hanefîye göre 80 kilometreden öteye bir bayanın yanında mahremi olmaksızın seyahat etmesi haramdır. Şâfiîye göre 40 tane yanında ehli Müslim insan olursa câizdir. Hanbelî ve Mâlikîye göre yol güvenliği esastır.
Gelin bunu ortadan kaldırın. Bütün ilâhiyatçıların fıkhî profesörleri toplansın. Bir fetvâ yayınlasın: ‘Yol güvenliği olduğu müddetçe bir kadının seyahat etmesinde mahzur yoktur.’ Bu kadar. Ölçüsü var: O esir edilen kralın kızı. Ama yapamazlar. Bir mezhebe saplanıp kalıp orada durup dîni yaşamaktır handikap. Bizim dinimizin temeli Kur’ân ve Sünnet. Akıllı bir adam çıksın da bunun fetvâsını yazsın.
Semâ’nın Hakikati ve Zikrullâh
Semâ sadece semâ etmek değildir. İlâhî söylemektir aynı zamanda. Zikrullâh esnâsında ilâhî söylemek, ilâhî ezberleyip söylemek değildir. Tarîkatlaşmış bir tasavvufta olan budur. Yûnus ilâhîleri kendince ezberleyip mi söyledi? Zikrullâh esnâsında bir naat okudu. Naati yazdı yanındakiler.
Hazreti Mevlânâ oturup da bir şey yazmadı. Eline kalem almadı on sekiz beyti târih içinde. Oturduğu yerden sohbet esnâsında, zikrullâh esnâsında Hüsâmettin Çelebi hep etrafında. Sır kâtibi gibi, hadîs kâtibi gibi. Ne zaman başladı söylemeye, hemen Hüsâmettin başladı yazmaya. Etrafındaki öğrenciler başladılar yazmaya.
Asıl beyit odur, deyiş odur. Sohbet esnâsında söylenen, zikrullâh esnâsında söylenendir. Sûfî, zikrullâh esnâsında kalbine gelen ilhâmâtı atar elini kulağına, söyler. İlâhî budur. Bunun adı aynı zamanda semâdır. Cüneyd-i Bağdâdî’nin semâ ile alakalı risâlesi budur. Gazâlî’nin semâ ile alakalı risâlesi budur.
Evlilikte Denklik (Küfüv) Meselesi
Bir erkek evlenmeye muktedir olması ne demektir? Fiziken, madden (ekonomik), fikir olarak, mânâ olarak, dînî olarak yeterli olması demektir. Bu kime karşı? Evlenecek olduğun şahsa göre değişir. Senin maaşın 1,5 liradır. Hayat standardı 5 lira olan kadını nikâhlamaya kalkma.
Hanefîler bu konuda çok titiz davranmışlar. Demişler ki evlilikte denklik aranır. Bir kız kendi denginden aşağıda evlenebilir mi? El cevap evlenebilir. Evlenecek olduğun kimseye göre standart değişir, yeterlilik değişir. O zaman önce şahsı bulacak erkek. O kimsenin hayat standardı ne? Annesi babası onu nasıl yetiştirmiş? Bunları bilmeli.
Tebliğ Yöntemi: Karşıdaki Kişiyi Analiz Et
Karşınızdaki kimseyi analiz ederek ona göre din aktarın. Dinle, diyanetle hiç alakası olmayan birine namaz aktarırsanız, örtünme aktarırsanız sizinle çatışacak. Ona önce ‘Allâh’a îmân et’ deyin. Mekke devrindeki âyetlere bakın neler yapılmış. Mekke devrindeki gibi davranın.
Kalpler ancak zikrullâh ile mutmain olur. Her ne ibâdet ederseniz edin, her ne kadar koşturursanız koşturun, kalbimizdeki boşluğu dolduracak olan, açlığı doyuracak olan ancak zikrullahtır. Başka bir şey değil.
Kaynakça
Hadîs-i Şerîf Referansları
- Kalpler ancak zikrullâh ile mutmain olur – Ra’d Sûresi 13/28 tefsîri bağlamında; Buhârî, Daavât; Müslim, Zikir
- Allâh’a itâat edin, Resûlüne itâat edin, sizden olan emir sahiplerine itâat edin – Nisâ Sûresi 4/59 hadîs-i şerîf bağlamında
- Hicret hadîsi (Dünyâ için hicret eden…) – Buhârî, Bed’ul-Vahy 1; Müslim, İmâre 155
- Münâfıklık alâmetleri hadîsi – Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107-108
- Âhir zaman fitneleri ve deniz köpüğü hadîsi – Ebû Dâvûd, Melâhim 5, Hadîs No: 4297
Âyet-i Kerîme Referansları
- Nisâ Sûresi, 4/59 – Allâh’a, Resûlüne ve emir sahiplerine itâat emri
- Ra’d Sûresi, 13/28 – Kalpler ancak zikrullâh ile mutmain olur
- Bakara Sûresi, 2/219 – İçkinin haram kılınması (Sa’d ibn Vakkâs bağlamında)
Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları
- İmâm Âzam Ebû Hanîfe – İctihâd metodu: Kur’ân, Sünnet, sonra ‘Biz deriz’ prensibi (İbn Abdilberr, el-İntiqâ)
- Hanefî fıkhında kadının seyahati – 80 km mahramsız seyahat yasağı (Serahsî, el-Mebsût; Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâî)
- Şâfiî fıkhında kadının seyahati – 40 güvenilir Müslüman eşliğinde câiz (Nevevî, el-Mecmû)
- Hanbelî-Mâlikî görüşü – Yol güvenliği esas alınır (İbn Kudâme, el-Muğnî; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid)
- Evlilikte denklik (küfüv) – Hanefî fıkhında denklik şartları (Merginânî, el-Hidâye)
- Cüneyd-i Bağdâdî – Semâ risâlesi (Kuşeyrî, er-Risâle)
- İmâm Gazâlî – Semâ ve Vecd bahsi (İhyâu Ulûmiddîn, Kitâbu’s-Semâ ve’l-Vecd)
- Mevlânâ Celâleddîn Rûmî – Can gözü-vücut gözü sözü; Hüsâmettin Çelebi kâtipliği (Eflâkî, Menâkıbu’l-Ârifîn)
- Mevlânâ – ‘Ey ol, hür ol! Ne zamana kadar altına ve gümüşe bağlı kalacaksın?’ (Mesnevî)
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
Ek kaynaklar:
- Kur’ân-ı Kerîm, Bakara 2/42; İsrâ 17/81; Yûnus 10/32: hak-batıl, doğruluk ve hakikatin ölçüsü.
- Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ 4/59, 4/83; Nahl 16/43: ilim ehline başvurma, hüküm çıkarma ve ihtilaflarda usul.
- Kur’ân-ı Kerîm, Ahzâb 33/21; Haşr 59/7: sünnetin otoritesi ve Hz. Peygamber’in örnekliği.
- Kur’ân-ı Kerîm, Hucurât 49/6: haberin tahkiki ve rivayetlerin doğrulanması ilkesi.
- Buhârî, “İlim”, 10; Müslim, “Mukaddime”, 1: ilim, rivayet sorumluluğu ve güvenilir nakil ölçüleri.
- Buhârî, “İ‘tisâm”, 2; Müslim, “Akdiye”, 15: içtihat, hüküm verme ve isabet/hata durumunda ecir rivayetleri.
- Şâfiî, er-Risâle: sünnetin hüccet oluşu, haber-i vâhid, icmâ ve kıyas bahisleri.
- Gazzâlî, el-Mustasfâ min İlmi’l-Usûl: içtihat, kıyas, delil hiyerarşisi ve müctehid şartları.
- Âmidî, el-İhkâm fî Usûli’l-Ahkâm: içtihat, taklit, nas-delalet ve usul tartışmaları.
- İbn Abdilberr, Câmi‘u Beyâni’l-İlm ve Fadlih: ilim, âlim, taklit ve rivayet adabı.
- Hatîb el-Bağdâdî, el-Kifâye fî İlmi’r-Rivâye: hadis rivayeti, râvi güvenilirliği ve isnad usulü.
- İbn Hacer el-Askalânî, Nüzhetü’n-Nazar: hadis usulünde sahih, hasen, zayıf ve haber türleri.
- Süyûtî, Tedrîbü’r-Râvî: hadis usulü, rivayet tenkidi ve muhaddislerin yöntemleri.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “İctihad”, “Taklid”, “Sünnet”, “Hadis”, “Haber-i Vâhid”, “Usûl-i Fıkıh” maddeleri.
- Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ḥ-ḳ-ḳ”, “ṣ-d-ḳ”, “j-h-d” kökleri: hak, doğruluk ve içtihat kavramlarının dil temeli.
- Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye, “İlim” ve “Edeb” bahisleri: sûfî yolda ilim, edep ve sahih ölçüye bağlılık.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı