Seyri: Cennet, Cehennem ve Müteşabih Meseleler
Cennet, cehennem, mahşer ve kabir gibi meseleler ayet-i kerimelerde müteşabih sınıfına alınmıştır. Zahir noktadan bakan ulemanın tamamı bunların var olduğunu ve mecaz olmadıklarını beyan etmişlerdir. Ehl-i sufinin büyük bir kısmı ise bunların birer mecaz olduklarını, hatta varlığın komple bir mecazdan ibaret olduğunu, yaşadığımız hayatın da bir hayalden ibaret olduğunu söylemişlerdir.
Ancak her şeyi mecaza indirgemek tehlikelidir. Eğer her şey mecazdan ibarettir denilirse İslam hukukunun hükmü kalmaz, şeriatın ölçüsü kaybolur. Birisi suç işlediğinde, hak ihlali olduğunda ‘mecazdan ibaret’ deyip cezalandıramaz hale geliriz. Ayet-i kerimede münafıkların müteşabihler üzerinde tartışma çıkararak dinden çıkacakları işaret edilmiştir.
Doğru yaklaşım: Cennetin varlığına iman ederiz, cehennemin varlığına iman ederiz, cehennemdeki azabın olduğuna iman ederiz. Hz. Peygamber (s.a.v.) Miraç’ta bu hakikatlere şehadet etmiştir. Seyri sülükte de müşahade eden kimseler cennet ve cehennemi görmüşlerdir. Bunların varlığı ayetle, hadisle ve müşahadeyle sabittir.
Cumhuriyet Dönemi Din Algısı Operasyonları
Cumhuriyetin ilk döneminde dini ifsat etmek isteyenler, müteşabih meseleleri kasıtlı olarak kaşımışlardır. Ehl-i tasavvufu kullanarak bazıları namazın gereksiz olduğunu, ‘asıl namaz onun huzurunda durmaktır’ diyerek beyan etmişlerdir. Bazıları orucu inkar ederek ‘oruç yalan söylememek, gıybet etmemektir’ demişlerdir. Her şeyi mecaza yönlendirip işin zahirini, kabuğu çıkarıp ‘avam olmayalım’ diyerek farklı bir noktaya götürmüşlerdir.
Şimdi de benzer operasyonlar devam etmektedir. İstanbul’da, İzmir’de mali durumu yerinde olanlar arasında namaz yok, oruç yok, abdest yok; ama ‘Allah’ı çok seviyoruz’ diyerek meşk alemleri yapan gruplar mevcuttur. Kadınlar erkekler bir arada, şarkılar söyleniyor, sufilik perdesi altında dinin zahir hükümleri bir kenara bırakılmaktadır.
İradenin Teslimi ve Cüzi İrade
Bir kimsenin iradesini Allah’a teslim etmesi kendi elindedir, kendi iradesiyledir. İradesini teslim etmek demek: her halinde, her fiiliyatında, her düşüncesinde Kur’an ve sünnete uymaya çalışmasıdır. Sabah uyandığından gece yatıncaya kadar bütün gününü Kur’an ve sünnete uydurmasıdır.
Sufiler bu meseleyi çok kullanırlar ve bazen hata yaparlar. Kendi iradesini Allah’ın iradesi gibi göstermek, bir haram işlediğinde Cenab-ı Hakk’ı o haram noktasına götürür ki bu küfürdür. Nefisleri bağırdığında nefislerinin bağırmasını da Hak’tan zannederler; burada bataklığa düşerler. Bazı şeyhler de böylece hata kapısını kapatır, kendilerinin muhafaza altında olduklarını, asla haram işlemeyeceklerini iddia ederler. Bu Kur’an ve sünnete uygun değildir.
Teslimiyet Dereceleri
Herkes iradesini teslim ettiği yere kadar kuldur. Allah’a inanan ama namaz kılmayan, oruç tutmayan kimse iradesini tam teslim etmemiştir. Mürşidine bağlı olduğunu söyleyen ama sözünü dinlemeyen de teslim ettiği yere kadardır. Herkes kalıbı kadar dervişlik yapar, herkes içinin aldığı kadar sever. Hiç kimseden on numara bir teslimiyet beklenmez.
Nefis Terbiyesi ve Kalbin Seyri Sülükü
Birinci Merhale: Nefsin Tezkiyesi
Hadis-i kutside buyurulur: ‘Kul farzını yerine getirmekle Allah’a en sevimli gelen işi yapar. Nafilelerle Allah’a yaklaşır.’ Farzları yerine getirmek, haramlardan uzak durmak, nafilelerle yaklaşmak ve Allah’ı sevmek — bu dört adım nefsin tezkiyesidir. Bu yoldan yürünmezse kalbin seyri sülükü başlamaz.
Haramlardan uzak durmak farzdır: içki içmemek, yalan söylememek, gıybet etmemek, dedikodu etmemek, iftira atmamak, kumar oynamamak, zina etmemek, zinaya giden yolları tıkamak, eşcinsellik yapmamak… Bunlar olmazsa olmazdır. Günah-ı kebairle kalbin seyri sülükü olmaz, mana aleminde adım atılmaz.
İkinci Merhale: Kalbin Seyri Sülükü
Hadis-i kutsiden yola çıkarak dört merhale belirlenir: Arayan bulur, bulan tanır, tanıyan sever, seven aşık olur. Bu merhalelerin hepsi kulun kendi cüzi iradesiyledir. Aradı, tanıdı, sevdi, aşık oldu — dört merhale ve dördü de kula aittir.
Önceki sevgi nefse bağlıydı: rızık verdiğinden seviyordu, evlendirdiğinden seviyordu, çoluk çocuk verdiğinden seviyordu. Bunlar denizin köpüğüydü, suyun görünen tarafıydı. Tanıyınca farklı bir sevgi başlar; bu sevgi aşka dönüşür. Aşık olunca Cenab-ı Hak o kulun canını alır — işte ölmeden önce ölmek budur. Bir cana karşılık binlerce can hediye eder; varlığın bütün perdelerinde sureti vardır onun.
Cennetlik ve Cehennemlik Önceden Belirlendi mi?
Cenab-ı Hak cennetlik ve cehennemlikleri önceden kendi iradesiyle belirlememiştir; kulların dünyada yapacak olduğu amellere göre belirlemiştir. Allah, bilgisinin yüceliğinde ezeli ve ebedi olarak bizim cennetlik veya cehennemlik amel işleyip işlemeyeceğimizi bildiğinden yazmıştır. Bildiğinden yazmıştır, cebriyetinden değil.
Ayet-i kerimede buyurulur: ‘İsteyen Allah’ın doğru yolunu seçer, istemeyen eğri yolu seçer.’ Bu, kulun kendi cüzi iradesine aittir. Aksi takdirde Allah haram yazmış, biz işlemişiz, suçumuz yok denir ki bu küfürdür.
Çeşitli Fıkhi Meseleler
- Müstahid makamında eyle demek: Küfre girmez ama mübalağalıdır; böyle mübalağalı ifadelerden uzak durmakta fayda vardır.
- Okullarda şiddet: Hafif de olsa dövmemek gerekir. Sufi olarak kötü ahlakı geri çevirenlerden olmak lazımdır.
- Kadınların özel günlerinde sinirsel değişimler: Evet olur, bu nefsidir. Erkekler sabırlı olacak, kadınlar dozu arttırmayacak.
- Öğle ve ikindi namazını cem etmek: Vakti yetiştirememe korkusu varsa cem etmek caizdir.
- Organ nakli (göz korniyası): Ölen kimsenin kadavrasından nakil yapmak dinen sakıncalı değildir ancak varislerinden izin alınması gerekir.
- Borsa: Oynanan kağıtlar üretime dayalı değildir; vahşi kapitalist sistemin bir oyunudur. Uluslararası sömürüye ortak olmayın, reel iş kurun.
- Tekrar tekrar hacca gitmek: Haram değildir, sünnete muhalif değildir. Hac yol bulabilene farzdır; yol bulduysan yürü.
Evlilik İstişaresi ve Cüzi İrade
Evlilikleri devam ettirip ettirmeme noktası tarafların kendilerine aittir. Biz mubah meselelerde birisine hükmetme selahiyetine sahip değiliz. Arkadaşlara istişare ettiklerinde Kur’an ve sünneti anlatmaya çalışırız, bildiklerimizi tavsiye ederiz. Ama hüküm vermek bize ait değildir.
Herkes kendi hür iradesiyle karar verecektir. Daha önce evlenip ayrılmamışlarsa aileleriyle istişare etmeleri tavsiye edilir. Hanefi mezhebine göre bir kız hiç kimseye danışmadan evlilik kararı alabilir. İstişare eden yanılmaz kaidesi gereği büyükleriyle konuşan, görüşen kimsenin yanılma payı daha az olur.
Kaynakça
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kutsi Referansları
- Kul farzını yerine getirmekle… hadis-i kutsisi: Buhari, Rikak, 38 (Hadis No: 6502) — ‘Kulum bana en sevimli gelen amellerle yaklaşır…’
- Arayan bulur, bulan tanır, tanıyan sever, seven aşık olur: Tasavvufi kaynaklarda hadis-i kutsi olarak nakledilir — İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Muhabbet bahsi
- Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Miraç’ta cennet ve cehennemi müşahedesi: Buhari, Salat, 1; Müslim, İman, 259 — İsra ve Miraç hadisleri
- Mehdi ile ilgili rivayetler: Ebu Davud, Mehdi, 1 (Hadis No: 4282); Tirmizi, Fiten, 52
Ayet-i Kerime Referansları
- Müteşabih ayetler: Al-i İmran Suresi, 3/7: ‘Kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve te’vilini aramak için müteşabih olanlara uyarlar.’
- Cennet ve cehennemin varlığı: Al-i İmran Suresi, 3/133 (cennet); Bakara Suresi, 2/24 (cehennem ateşi)
- Hidayet ve dalalet: İnsan Suresi, 76/3: ‘Biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.’
- Kur’an’ın indirilmesi: Kadir Suresi, 97/1: ‘Biz onu Kadir gecesinde indirdik.’
- El-Batın ve el-Zahir: Hadid Suresi, 57/3: ‘O evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır.’
- Farzların yerine getirilmesi: Bakara Suresi, 2/43: ‘Namazı kılın, zekatı verin.’
- Nisa Suresi, 4/3: Çok eşlilik ve tek eşin hayırlı olması
Fıkhi ve Tasavvufi Kaynaklar
- Müteşabih meseleler ve tevil: Gazali, İhyau Ulumi’d-Din — müteşabih ayetlerin tevili bahsi; İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim
- Nefis terbiyesi ve seyri sülük merhaleleri: Kuşeyri, er-Risale — nefsin makamları; Gazali, İhyau Ulumi’d-Din — riyazet ve mücahede
- Cennet ve cehennemin hakikati: Seyyid Şerif Cürcani, Şerhu’l-Mevakıf — cennet-cehennem bahsi; İbn Kayyim, Hadiu’l-Ervah
- Cumhuriyet dönemi tasavvuf operasyonları: Tarihsel süreç kaynaklarında belgelenmiştir
- Ölmeden önce ölmek: Tasavvufi kaynaklarda Hz. Peygamber’e (s.a.v.) nisbet edilen söz — Kuşeyri, er-Risale; Gazali, İhyau Ulumi’d-Din
- Kader ve cüzi irade meselesi: Ehl-i sünnet akaidinde Maturidi ve Eş’ari yaklaşımı — Taftazani, Şerhu’l-Akaid
- Namazları cem etmek: el-Kasani, Bedaiu’s-Sanai — cem-i tehir ve cem-i takdim şartları
- Organ nakli: Çağdaş fıkıh akademileri kararları — İslam Fıkıh Akademisi, organ nakli cevazı fetvası
- Hanefi mezhebinde kadının velisiz nikahı: İmam-ı Azam Ebu Hanife görüşü — Serahsi, el-Mebsut
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Muhabbet, Mîrâc, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı